Orijinalini görmek için tıklayınız : İncil'deki çeviri hataları!!!
<<Tanrı Yanılgısı>> Sayfa 96 Dipnot.
A.N. Wilson, İsa biyografisinde, daha en başında Yusuf'un bir marangoz olduğu hikayesi üzerine şüphelerini aktarır.
Yunanca sözcük tekton sahidende marangoz demektir ancak aramca sözcük naggardan çevrilmiştir ki; bu sanatkar ya da bilge anlamına gelir. Bu bazı yapısal yanlış çevirilerden biridir, İncil'i bozan, en ünlü yanlış çeviri İsaiah'ın ibranicesi genç kadının (almah) Yunanca'ya bakire (parthenos) olarak çevrilmesidir. Basit bir hata! (nasıl olduğunu anlamak için İngilizce sözcükler 'maid' temizlikçi kadın, kız) ve 'maiden' ı [bakire el değmemiş] akla getirin.)
Bu çevirmen hatası çılgınca şişirilmiş ve İsa'nın annesinin bir bakire olduğunu söyleyen akıl almaz bir efsanenin doğmasına yol açmıştır. Tüm zamanların yanlış yapısal çeviri şampiyonu ünvanının tek sahibi ayrıca bakireleride etkilemiştir. Ibn Warraq şamatacı bir üslupla şu ünlü "Her müslüman şehide 72 bakire" sözünün "kristal kadar berrak beyaz üzümlerin yanlış bir çevirisi bildirmiştir. Şimdi eğer bu yanlış geniş ölçüde bilinseydi, intihar eden masum kurbanların kimbilir kaç tanesi bugün yaşıyor olurdu? (Ibn Warraq 'Bakireler? Hangi bakireler?', Free inquiry 26: 1, 2006, 45-6.
Buna bakarak başından beridir İsa'nın Tanrının oğlu olmadığını söyleyebilirmiyiz?
Akhenaton
13-05-2009, 16:53
Bu yazıyı dawkins amca yazmışsa zerre kadar bu konularda bilgili değil demekki.
Sayın uv9
Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir. Örnegin Remus/Romulus efsanesi şöyledir :
Troya’dan Aenas ve oglu Procas, Latinium sahillerine gelirler. Aenas bu ülkelerin kralı Latinus ile anlaşır ve onun kızı Lavinia ile evlenir. Oglu Procas ise yukarılarda Alba kentini kurar. Procas ölünce taht onun oglu Numitor ve Amulius’a kalır. Amulis agabeyi Numitos’u tahttan atar, tek başına kalır. Agabeyinin kızı Rhea Slyvia’yı Vesta tapınagına rahibe yapar. Alınan tüm önlemlere ragmen bu kızın savaş tanrısı Mars’tan iki oglan çocugu olur. Remus ve Romulus. Amulius bunu anlar. Çocukları bir sepete koydurur ve Tiber nehrine attırır. Çocukları bir dişi kurt emzirir, besler. Sonra bir çoban büyütür. Delikanlı olunca bu çocuklar Alba kentine gidip Amulius’u öldürürler. Numitor’u yeniden krallıga getirirler. Numitor’dan Tiber nehrinde kıyıya sürüklendikleri yerde bir kent kurma izni alırlar. İşe başladıklarında anlaşmazlık çıkar. Romulus, Remus’u öldürür. Romulus savaşçıdır, şahinlerle savaşır. Sonra şahin kralı Tatius ile anlaşır. Şahin kavmi ve kendi kavmi üzerinde birlikte kral olurlar. Tatius ölünce Romulus tek başına kalır. Halkı tam hukuk sahipleri ve yarı hukuk sahipleri olarak ikiye ayırır. Daha sonra bir fırtınada kaybolur. Halk onu tanrı yapar. Adı da Quirinius olur.
Türk, Mogol, Altay mitolojik ögelerinde de bunu buluruz. Aslında olayın temeli erkegin dogumdaki fizyolojik rolünün bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Eski kültürdr Ay dölleyen ögedir ve kadınları dölleyen Ay tanrıdır. Bu yüzden de bizim şimdi bakire dogum olarak adlandırdıgımız mit eski toplumun temel anlayış biçimiydir.
Örnegin Malinowski'nin Trobriad adaları araştırmasında kadınlar suda hamile kalırlar. Erkegin burada dogumda rolü bilinmemektedir. Suda köpükler üzerinde gezen blomalar (ölülerin ruhu) kadın vajinasının içine girerler ve hamilelik gerçekleşir.
Şİmdi dogumda erkegin rolünün bilinmedigi şartlarda bir kutsalın bir tanrıdan hamile kalması son derece anlaşılır bir şey olmalıdır.
Dünya çapında hemen her kültürde yer alan bakire-dogum ögesini salt bir çeviri hatasına baglamanın dogru olamayacagını düşünüyorum. Asırlardı süre gelen bir kültürün yeni dönemlere bir uyarlanışıdır sadece.
saygılarımla
Felsefeci 87
13-05-2009, 18:40
Sayın uv9
Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir. Örnegin Remus/Romulus efsanesi şöyledir :
Troya’dan Aenas ve oglu Procas, Latinium sahillerine gelirler. Aenas bu ülkelerin kralı Latinus ile anlaşır ve onun kızı Lavinia ile evlenir. Oglu Procas ise yukarılarda Alba kentini kurar. Procas ölünce taht onun oglu Numitor ve Amulius’a kalır. Amulis agabeyi Numitos’u tahttan atar, tek başına kalır. Agabeyinin kızı Rhea Slyvia’yı Vesta tapınagına rahibe yapar. Alınan tüm önlemlere ragmen bu kızın savaş tanrısı Mars’tan iki oglan çocugu olur. Remus ve Romulus. Amulius bunu anlar. Çocukları bir sepete koydurur ve Tiber nehrine attırır. Çocukları bir dişi kurt emzirir, besler. Sonra bir çoban büyütür. Delikanlı olunca bu çocuklar Alba kentine gidip Amulius’u öldürürler. Numitor’u yeniden krallıga getirirler. Numitor’dan Tiber nehrinde kıyıya sürüklendikleri yerde bir kent kurma izni alırlar. İşe başladıklarında anlaşmazlık çıkar. Romulus, Remus’u öldürür. Romulus savaşçıdır, şahinlerle savaşır. Sonra şahin kralı Tatius ile anlaşır. Şahin kavmi ve kendi kavmi üzerinde birlikte kral olurlar. Tatius ölünce Romulus tek başına kalır. Halkı tam hukuk sahipleri ve yarı hukuk sahipleri olarak ikiye ayırır. Daha sonra bir fırtınada kaybolur. Halk onu tanrı yapar. Adı da Quirinius olur.
Türk, Mogol, Altay mitolojik ögelerinde de bunu buluruz. Aslında olayın temeli erkegin dogumdaki fizyolojik rolünün bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Eski kültürdr Ay dölleyen ögedir ve kadınları dölleyen Ay tanrıdır. Bu yüzden de bizim şimdi bakire dogum olarak adlandırdıgımız mit eski toplumun temel anlayış biçimiydir.
Örnegin Malinowski'nin Trobriad adaları araştırmasında kadınlar suda hamile kalırlar. Erkegin burada dogumda rolü bilinmemektedir. Suda köpükler üzerinde gezen blomalar (ölülerin ruhu) kadın vajinasının içine girerler ve hamilelik gerçekleşir.
Şİmdi dogumda erkegin rolünün bilinmedigi şartlarda bir kutsalın bir tanrıdan hamile kalması son derece anlaşılır bir şey olmalıdır.
Dünya çapında hemen her kültürde yer alan bakire-dogum ögesini salt bir çeviri hatasına baglamanın dogru olamayacagını düşünüyorum. Asırlardı süre gelen bir kültürün yeni dönemlere bir uyarlanışıdır sadece.
saygılarımla
Sevgili Dilaver abim.. Birçok hristiyan arkadaşım, İsa Mesih'in mitolojilerden değil de, mitolojilerin İsa Mesih'Den alıntı yaptığını söylemişlerdir. Ben de bir zamanlar onların arasındayken, bu mitolojik olayların sırıttığını görünce, kendilerine bu soruyu sormuş ve yukardaki yanıtı almıştım.. Artık bunlara hiçbir şekilde inanmıyorum.. Yani, Kutsal Kitap'ta yer alan, Adem Havva olayından, Nuh tufanına kadar, son olarak da İsa'nın doğumu, ölümü ve dirilişinin mitoloji olmadığını ve bu mitolojileri uyduranların da, Kutsal Kitap'ta gerçekten(!) yaşanmış olan bu olayları örnek aldıklarını söylemektedirler.. Bunun tam olarak, aslı nedir?
Sevgilerimle..
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.
Felsefeci 87
13-05-2009, 22:58
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.
En iyi çeviri yapılıyor dediğin Kutsal Kitap'ta bir sürü hatalı yerler mevcuttur. Bu sadece benim değil, yıllarını kilise hizmetine adamış olan bir vaizin şu yazısı, gerçekçi bir şekilde herşeyi gözler önüne sermektedir. Şimdi bu yazıyı yazan insanın, imanlı biri olmadığını da düşünebilirsin.:) Ama şunu tüm samimiyetimle söylüyorum ki; bu yazının sahibi yıllarını Tanrı'ya hizmetle (kendisine göre) geçirmiş olan birisidir. Aranızdaki tek fark; bu insan olaylara sizin gibi at gözlüğüyle bakmamakta, gerçek acı da olsa bunu açıklamaktan esirgememiştir. Neyse, yazıyı aynen aktarıyorum.
Ağustos 2001 tarihli Kutsal Kitabın sözüm ona “modern” tercümesinde, Teolojik bir çok bozukluklar olduğu halde; bunu doruk noktasına ulaştıran Sül. Özdeyişleri 8:22 ayetinin tercümesi olmuştur. Bu ayetin tercümesi, korkusuzca cüret ederek hem Tanrıyı aşağılamakta, hem de Kutsal Kitaba saldırmaktadır. Ayet şöyle çevrilmiştir: “Rab yaratmaya başladığında İLK BENİ YARATTI.” İşte Kutsal Kitaba saldırmanın ve Tanrıya hakaret etmenin veya aşağılamanın GÜNÜMÜZDEKİ KANITI!
Bildiğiniz gibi Sül. Özdeyişleri tüm 8. bölümünde, “Tanrının BİLGELİĞİ” konuşmaktadır. Bu tercümeye göre, Tanrı hiçbir şeyi yaratmadan, İLK YARATTIĞI ŞEY, “BİLGELİĞİ” olmaktadır. Bu tercümeye göre, bilgeliğini yaratmadan önceki zamanlarda, Tanrı BİLGELİKTEN YOKSUN, BİR ZOMBİ gibi bulunmaktadır!!! Bilgeliksiz “zombi” gibi bir tanrı nasıl kendine bilgelik yaratabilir? Bu da ayrı bir sorun! Diğer bir sorun, bu ayet aynı zamanda Rab İsa Mesih’e işaret (referans) ettiğinden, Rab İsa Mesih’i de bir “yaratık” durumuna indirgeyerek, kutsal üçlüğü de yıkmaktadır.
Oysa bendeki iki yüz, yüz elli, seksen, elli... yıl önceki eski Kutsal Kitap tercümeleri, bu ayetin GERÇEĞİNİ şöyle verirler:
“Rab yaratmağa başladığında, BANA MALİK İDİ” VEYA, “Rab yaratmaya başladığında BANA SAHİP İDİ.” Doğru olan da bu değil mi? Tanrının BİLGELİĞİ, Tanrısal bir özellik olarak, başlangıçsız vakitlerden önce, yani ezelden Tanrıda olması gerekmez mi? Tanrının bir özelliği, hele “bilgeliği” hiç yok olabilir ve yoktan yaratılabilir mi? Bu ne korkunç bir hakaret ve bu ne dehşet bir saldırı!
Bu uydurma tercümeye asla karşı çıkmadınız! Buradaki Kutsal Kitaba saldıranları ve Tanrıyı (haşa) bir zombiye benzetip aşağılayanları hiçbir zaman kınamadınız! Ama bu gibi kirli çamaşırları ortaya döken beni suçladınız! Bu yüzden yukarıda dedim ki, “öküzün yerine gıcırdayan tekerlekli kağnı arabasını ağlattınız! Şimdi sorarım size, sizin tanrınız, kendine bilgelik yaratmadan önce bir zombi gibi miydi? Kendine bilgelik yarattı mı?
Bu Kanıtla Da, Maalesef, Kutsal Kitap Tercümelerinin, Tanrısal Koruma Altında Olmadığının Canlı Örneğinin Kanıtını Görmüş Oldunuz!
Haberin asparagas olmadığı ne malum?Kaynak istiyorum.Vaizin ismini istiyorum.Nereli?Nerde yapılmış bu konuşma?Asparagas haber o kadar çok var ki.
Akhenaton
14-05-2009, 01:16
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.
Sen bırak ateistleride Eski ve yeni ahite hakimmisin onu söyle. Hakimsen sıfırdan karşılıklı tartışalım.Fakat tamamen hakimsen, yoksa yoruluyorum.:)
Yeni Ahit için diyebilirim.Ama Eski Ahit için tam o seviyede sayılmam.Orta sayılır.Sizde önce iftira atmamayı öğrenin.
Akhenaton
14-05-2009, 02:17
Yeni Ahit için diyebilirim.Ama Eski Ahit için tam o seviyede sayılmam.Orta sayılır.Sizde önce iftira atmamayı öğrenin.
Ben iftira atmam.
Yenisi eskisi benim için fark etmez.
İsterseniz başlarız tartışmaya.
Yenisinide eskisinide tarihin tozlu raflarına gönderirim.:)
Genel olarak dedim.O kişiler kendisi biliyor zaten.Rabbin izniyle elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım.
Felsefeci 87
14-05-2009, 20:54
Haberin asparagas olmadığı ne malum?Kaynak istiyorum.Vaizin ismini istiyorum.Nereli?Nerde yapılmış bu konuşma?Asparagas haber o kadar çok var ki.
O vaizi çok yakından tanıyorum. Ama onun ismini vererek, kendi çevresinden de büyük bir tepki almasını istemiyorum. Zaten o da, isminin bu konuda geçmesini istemiyor.. Ama takma adını söyleyeyim istersen; Murat Arman.:)
Onun dediği ne malum peki?Belki başkası demiştir.Onun ismine uydurmuştur dediklerine.Bu kanıt sayılmaz.
Konu sapmaya baslamıs , baslık bir süre sonra kendiliğinden :) temizlenecektir ..
Çeviri hatalarını alalım..
Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir. Örnegin Remus/Romulus efsanesi şöyledir :
Yaşar Nuri Öztürk'ün peygamber kızı Fatma'yı konu alan bir kitabını okumuştum aradan yaklaşık 15 yıl geçmiştir şu anda kitaplıkta duruyor mu emin değilim. Orda da aynı kutsiyet sanırım eşlere pek uyarlanamadığından peygamber kızına atfedilmişti. Fatma'nın kadınlara ceza olarak öngörülen ay halinden muaf tutulduğu, bunun artı bir özellik olduğunu ve Allah tarafından temiz doğum gerçekleştirme özelliği ile ödüllendirildiğini kaynaklı bir şekilde anlatıyordu. Bunları anlatırken de hiç aklına gelmiyordu sanırım peygamberin annesinin böyle bir özellikten neden mahrum bırakıldığını. Doğumu ile ilgili o kadar hikayenin yanında bu temizlik peygamber annesine çok görülmüş olmalıydı.:rolleyes:
Not: Süpermodım temizlikten bahsedince çağrışım yaptı herhalde:)
digeri_1
17-05-2009, 17:08
Ağustos 2001 tarihli Kutsal Kitabın sözüm ona “modern” tercümesinde, Teolojik bir çok bozukluklar olduğu halde; bunu doruk noktasına ulaştıran Sül. Özdeyişleri 8:22 ayetinin tercümesi olmuştur. Bu ayetin tercümesi, korkusuzca cüret ederek hem Tanrıyı aşağılamakta, hem de Kutsal Kitaba saldırmaktadır. Ayet şöyle çevrilmiştir: “Rab yaratmaya başladığında İLK BENİ YARATTI.” İşte Kutsal Kitaba saldırmanın ve Tanrıya hakaret etmenin veya aşağılamanın GÜNÜMÜZDEKİ KANITI!
orda metaforik anlamlar var.
söz konusu İSA olmalı. bilgelik değil. bilgelik kişileştirilmiş olabilir.
Deist Bedo
17-05-2009, 21:48
Bir gün köprüde yürüyordum ve köprünün kenarında kendisini aşağı atmak üzere olan bir adam gördüm. Yanına gidip bağırdım: "Dur! Yapma! "Neden yapmayayım?" dedi "Çünkü yaşanacak çok şey var". "Mesela ne?" dedi. "Peki, sen ateist misin yoksa inançlı mısın?" "İnançlıyım" dedi. "Ben de" dedim. "Hristiyan mısın, Müslüman mısın, Musevi misin, Budist misin, Hindu musun?" "Hristiyanım" dedi. "Ben de" dedim. "Katolik misin Protestan mısın?" "Protestanım dedi. "Ben de" dedim. "Anglikan mısın, Baptist misin?" "Baptistim" dedi. "Woow ben de" dedim. "Tanrının Baptist Kilisesine mi yoksa Efendimizin Baptist Kilisesine mi üyesin?" "Tanrının Baptist Kilisesine üyeyim" dedi. "Ben de" dedim. "Orijinal Tanrının Baptist Kilisesine mi yoksa Reformcu Tanrının Baptist Kilisesine mi üyesin?". "Reformcu Tanrının Baptist Kilisesine üyeyim" dedi. "Ben de" dedim. "Reformcu Baptist Kilisesi, 1879 Reformuna mı yoksa Reformcu Baptist Kilisesi, 1915 Reformuna mı üyesin?" "Reformcu Baptist Kilisesi, 1915 Reformuna üyeyim" dedi. "O zaman geber, seni dinsiz kafir" dedim ve onu aşağı ittim! Emo Philips
Bir dinin bu halde kendi için parçalara ayrılması bile o dinin hurafe olduğuna delil değilmidir?
İsevilik din değildir.RABBİ izlemek ve ONUN gibi olmaktır.İsevilikte kötü birşey yok.Kötü olan insanların hatasıdır.
Sayın uv9
Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir.
Şİmdi dogumda erkegin rolünün bilinmedigi şartlarda bir kutsalın bir tanrıdan hamile kalması son derece anlaşılır bir şey olmalıdır.
Dünya çapında hemen her kültürde yer alan bakire-dogum ögesini salt bir çeviri hatasına baglamanın dogru olamayacagını düşünüyorum. Asırlardı süre gelen bir kültürün yeni dönemlere bir uyarlanışıdır sadece.
saygılarımla
Yani.......
Sayın uv9
Öncelikle altını çizmek istiyorum ki, insanlık tarihi boyunca toplumların gelişmişlik derecesine uygun olmayan kiç bir kültürel biçim başarılı olamamış ve yok olup gitmiştir. Kutsal kitap dediklerimiz, içlerinden çıktıkları toplumların o anki kültürlerinin ifadelerinden başka bir şey degildirler.
Erkegin dogumdaki fiziksel rolünün ögrenilmesi ile tarımda ilkel çapacılıktan çift sürmeye geçişin bulunması kabaca aynı döneme denk düşer. Nasıl ki toprak dölleniyorsa kadın da döllenmelidir. Çİft sürmek ile çiftleşmek deyimlerini karşılaştırarak düşünmenizi öneririm.
Şİmdi dogumda erkegin rolü bilinmiyorsa dogum elbette bakire dogum olacaktır, yani bir kutsal tarafından döllenme gerçekleştirilecektir. İlkel düşüncede ölüm ve yaşam birdi. Ölüm yaşamdı, yaşam ise ölüm. Ölen kişi yaşamını farklı bir mekanda sürdürmeye giderdi. Bizim kavradıgımız şekide bir yok olma yoktu. Var olsa bile defalarca sonra olurdu bu. Ki bu defalarca kısmının da kültürün daha ileriki evrelerine tekabül etmesi gerekiyor.
Ölülerin öte dünyadaki yaşamları belli bir süre sonra tekrar dirilerin dünyasına geri dönmeyle sonuçlanırdı. Bu da genellikle suyun etkisiyle olurdu. Yaşama dönecek ölülerin figürlerini kadın vajinasından içeri girmesini saglayan, onları taşıyan ana etmen su idi. Deniz, akarsu vb.
Bu anlayış ilerleyen ekonomi ile birlikte bir tanrının dogumu gerçekleştirdigine ve tüm kadınların dölleyicisi olduguna dogru evrildi. Bu yüzden ay tanrısı tüm kadınların dölleyicisi idi. Rahme çocugu o düşürüyordu. Nitekim bunu İslam anlayışında daha da evrilmiş halini buluruz. Ana rahminde çocugun cinsiyetini belirleyen, onun yaşamını tayin eden gene Allah'tır.
Toplumların içinde bulundukları evreden daha ileri bir söylem zaten yaşama şansı bulamazdı. Bu yüzden Akhenaton'un tek tanrıcı güneş kursu tapımı o öldükten sonra taraftar bulamadı ve rahiplerin darbesiyle tüm tapım yok edildi ve toplum gene alışık inançlarıyla yaşamaya devam etti.
Şimdi bu şekilde inanmaya şartlanmış ya da inanan bir topluluga kendi inançlarından başka bir söylemle giderseniz zaten şansınız da kalmaz va ögretiyi oturtamazsınız. O halde ögreti toplumun yaşadıkları ile bire bir örtüşecek bir şekil almalıdır.
Bakire dogum tüm dünyada ortak bir mittir. Toplumlar bu şekilde düşünüyor ve inanıyorlardı. İsa nın kutsallıgı ise ancak böyle sunularak desteklenebilirdi.
saygılarımla
MESİH İSSAAAAAAA her zaman kutsaldır.Bakireden dünyaya gelmesinin nedeni günahlı insanda gelmemek için böyle bir plan yapmıştır.Asırlar öncesinden
Sn Paolo ;
Büyük harf kullanımı için son uyarıdır.Anlayısla karsılayacağını umuyorum..
Madde 49.
Sayın Dilaver ,
Bakire dogum tüm dünyada ortak bir mittir
(Ama genede Nazareth'teki iSA'nın Meryem'in rahmine düştüğü yeri görseniz eminim böyle demezdiniz.Mitlerden uzaklaşıp)
İsa gerçekten bakire bir anneden doğduysa,Yusuf'un soyuyla,Mesih'in Davut'un
soyundan gelmesi gerektiğini belirten eski ahit'teki kehanetle uyumlu olmaz değil mi?
Sayın uv9
Burada bir noktanın altını çizmek durumundayım. İbrani şeraiti ataerkildir ve göçebe hayvancıların anaerki üzerindeki egemenliginin ideolojisidir. Anaerki başlıgında astaroh ile ilgili bilgiler vermiştim.
Yeni dinler ise bir halk hareketi olarak dogarlar ve devrimci özellikleri vardır. Dionysos tapımı toprak soylularına karşı mücadele içinde şekillenmiştir ve sonraPesistratos tarafından içi boşaltılarak devlet dini haline gelmiştir.
İsevi haareket bir paylaşımcı Esseni hareket olarak gelişmiştir ve 4 yüzyıl boyunca gerçekten paylaşımın sembolü olmuştur. İçinde çok fazla komünal özellik taşır.
İslam'daki mülk Allah'ındır söylemleri vb bu temelde ele alınmalıdır. Tüm bu dinler de devlet dini olduktan sonra farklılaşmış ve devrimci özleri boşaltılmıştır.
Halk dini ile devlet dini ayrımını iyi yapmak gerekiyor. Bu yüzden İsa hareketini ele alırken Tevrat'ın ne dediginden çok halkın ne düşündügünü izlemek daha dogru olacaktır. Evet bu şerait vardı ama halk hala astorte denilen putlarla ilgileniyordu. (ana tanrıça tapımı ve bakire dogum). Tevratta bu konuda çok fazla anlatım vardır.
İsa ile aynı dönemlerde Roma, Yunan dininde herşeyi yaratan Gaia bakire dogumla Uranos'u yaratır. Halkın düşündükleri dinin esas yönünü oluşturur. Bu yüzden Davut ve mesih motifini temel almak dogru olmaz diye düşünürüm. Kaldı ki mesih inancı yahudi şeriatında da geç dönemde ortaya çıkan bir olgudur.
Elbetteki tüm bu yazımlar birer abartmadır. O halde gerçekten bakire dogum diye bir şey olamaz. Ama gel bunu o zamanki anlayışlara izah etmeye çalış. :eek:
saygılarımla
MESİH İSA Eski Ahitteki kehanetlerin tamamını yerine getirmiştir.RAB için herşey mümkündür.Bakireden bebek olmasıda.Önce o idda ettiğiniz sözde tanrıların yaşadığını ispat edinde sonra konuşuruz))))))))
Önce o idda ettiğiniz sözde tanrıların yaşadığını ispat edinde sonra konuşuruz
Paolo
Sen ispat ettin mi ki. Bence sen buradan uzak dur, sen farkında degilsin ama biz farklı şeylerden konuşuyoruz ve bu konular seni aşacaktır.
saygılarımla
Ettim.Ne o zoruna mı geldi gerçekler?Yok uzak dur falan?Şuna çamur atıyorum ispat edemiyorum de en azından.Yalan söylemeye gerek yok!
Ettim.Ne o zoruna mı geldi gerçekler?Yok uzak dur falan?Şuna çamur atıyorum ispat edemiyorum de en azından.Yalan söylemeye gerek yok!
babacan
bize inancındaki erdem ahlak ve güzellikleri anlatmayı neden denemiyorsunki
kendi inancından %100 emin isen tartışmalara dahil olmana gerek yokkii
ol bir sevgi insanı pozitiflik saç ışık saç
iyilik güzellik ve fenalıklar arasında olan ince çizgileri kendi inancının
sevgisel anlayışı dogrultusunda yaz çiz
ne işin var tartışmalarda başkalarını yalancılıkla suçlamakta ,
şimdilik kolay gelsin isa mesih seni bol ve bereketlesin
Buraya geliş amacımın nedeni tartışmak değil.İnsanların Mesih İsaya inanmalarına yardımcı olabilmektir.Rab Müjdeyi bütün dünyaya yayın demiştir.
Buraya geliş amacımın nedeni tartışmak değil.İnsanların Mesih İsaya inanmalarına yardımcı olabilmektir.Rab Müjdeyi bütün dünyaya yayın demiştir.
o zaman sevgi dolu bir hristiyan olarak sevgi dininizi yaymanın en mantıklı
yolunun neler olabilecegi konusunda bir önceki mesajımın hala geçerliliğini
korudugunu zatialinize arz ederim
dininizi yaymak istiyorsanız aydınlatmalıdsınız
kutsal kitabın tanak bölümünü lütfen gözden geçirip bize ışık saçınız
kalp gözü açık olanlar ile akıl gözü açık olanlar arasındaki temel fark
onlara rasyonel ikna doneleri sunmanızdır ,
beni ikna ederseniz vaftizi sizin kilisede olacagıma söz veriyorum
Bizim için önce Yeni Ahit sonra Eski Ahite gelir.Genellikle Yeni Ahiti örnek alırız.Eski Ahiti önemsemediğimiz anlamına gelmez tabi.Onuda alırız.Ama daha çok Yeni Ahitten faydalanırız.Matta 5'i okumanızı tavsiye ederim.
sheyhzade
20-05-2009, 00:33
Kiymetli Paola
Yeni Ahit Okunmadan once abdest benzeri birsey gerekli mi,yada uzanarak okunabilir mi,yada bacaklarimi uzatip okuyabilir miyim..Saygi olmali mi?Hatim etmek gerekiyor mu..Hristiyanlarda Cuz lere bolup ortaklasa okuyor mu,yada hastalara sifa olsun diye Kuran gibi,2-3 ayet okunur uflenir mi ?
Papaz ,Mattadan ornegin cevsen-muska yaziyormu?
Yada okurken duygu veriyor mu,okunurken aglayanlar oluyor mu?
Karsilasmadigim durumlar.Merak..
milomanara
20-05-2009, 00:52
İlahi sayın paola, bana lisedeki amerikalı ingilizce öğretmenimi hatırlattınız. Adam benim müslümanlıkla alakam olmadığını görünce hemen kendini eve davet ettirmişti. Valide hanımda öğretmenim geliyo diye pasta börek falan. Bizimki elinde incil mincil bi sürü benim zaten okuduğum safsatayla geldi, çay kahve falan. Sonra günahkar doğma mevzusunu açtı, çocukların bile birbiriyle kavga ettiğini örnek verdi, bende "yıkayınca geçiyo mu?" dedim. Sanırım o saniye bittim adamın gözünde :)
Yani demek istediğim, ateist sitesi misyoner faliyet için pek verimli bir yer değlldir. :)
Kiymetli Paola
Yeni Ahit Okunmadan once abdest benzeri birsey gerekli mi,yada uzanarak okunabilir mi,yada bacaklarimi uzatip okuyabilir miyim..Saygi olmali mi?Hatim etmek gerekiyor mu..Hristiyanlarda Cuz lere bolup ortaklasa okuyor mu,yada hastalara sifa olsun diye Kuran gibi,2-3 ayet okunur uflenir mi ?
Papaz ,Mattadan ornegin cevsen-muska yaziyormu?
Yada okurken duygu veriyor mu,okunurken aglayanlar oluyor mu?
Karsilasmadigim durumlar.Merak..
zatıaliniz dinlerden özgürlük üyesi olunca dinlerin tabularından kurtulmuş
oluyormu olmuyormu ? bu 1
----
zatıaliniz hala etksinden kurtulamadıgı dinler ve allah kavramına karşı
varolan son saygısını kendi kendisine nefret kıvılcımları saçarak
bi şekilde kafayı yememek için inançlı insanlara alay lı yaklaşınca ;
alay ettiği kişiler üzerinde nasıl bir etki oluşturuyordur? bu 2
-----
zatıaliniz aydınlık ve akılcılık adına bu tutumlarla yaklaşırken
muhattablarını sıradan bir inançlı insan iken yobaz olmaya sevk edecek
dirençlerini arttıracak sonuçların mumkun olabilecegini tahmin edebiliyormu buda 3
--------
ateistliğinizin temel özeleştirisini yapmanız istenseydi neler demek isterdiniz? buda 4
----
eminimki bu sorduklarım site tüzüğünüzün içinde mevcut olan herşeyden
üstün kavram insan kavramıdır şeklindeki denk anlamlı bir yasa hukmuyle çatışmaz
lütfen cevaplarmısınız
Sheyhzade bizde dediğiniz şeyler yoktur.Cüz okuma,abdest alma vs.Bunların hepsi gereksiz.Önemli olan önce insanın için temiz olması.Rab Mesih'te insanı kirletenin küfür,iftira yani yüreği olduğunu söylemiştir.Saygı elbette duyulması lazım Kelam okunurken.Milomanara hadi banyo yaptın.İçini nasıl temizleyeceğin peki?Küfür,Hakaret kötü düşünce hep yürekten çıkar.Bunun banyosunu nasıl yapacağın peki?Bunun tek çözümü İsa Mesihe iman etmek ve Yüce ruhuyla yıkanmak.
sheyhzade
20-05-2009, 02:59
zatıaliniz dinlerden özgürlük üyesi olunca dinlerin tabularından kurtulmuş
oluyormu olmuyormu ? bu 1
----
zatıaliniz hala etksinden kurtulamadıgı dinler ve allah kavramına karşı
varolan son saygısını kendi kendisine nefret kıvılcımları saçarak
bi şekilde kafayı yememek için inançlı insanlara alay lı yaklaşınca ;
alay ettiği kişiler üzerinde nasıl bir etki oluşturuyordur? bu 2
-----
zatıaliniz aydınlık ve akılcılık adına bu tutumlarla yaklaşırken
muhattablarını sıradan bir inançlı insan iken yobaz olmaya sevk edecek
dirençlerini arttıracak sonuçların mumkun olabilecegini tahmin edebiliyormu buda 3
--------
ateistliğinizin temel özeleştirisini yapmanız istenseydi neler demek isterdiniz? buda 4
----
eminimki bu sorduklarım site tüzüğünüzün içinde mevcut olan herşeyden
üstün kavram insan kavramıdır şeklindeki denk anlamlı bir yasa hukmuyle çatışmaz
lütfen cevaplarmısınız
Sevgili One
Ister tabularin etkisinden kurtulmus olsun bu ''sifat'' ister kurtulmamis olsun,
onu bana degil yonetime sor.Kabul sartlarini daha iyi biliyorlar.Yanlis birsey yapmislarsa geri alirlar.
Makarnayi sevmiyorum,anlatirken ballandira ballandira mi anlatayim,
hakkinda soru sorayim?Inancli insanlara saygisizligim yok,ama inanclara ''saygi duyma'' zorunlulugumda yok.Tam tersine Asil saygisizlik genelde inananlardan geliyor..Ornegin Ilimbiim islam adina ne ozel mesajlar atti biliyormusun,ben ateistim var mi bir kisiye dolayli dolaysiz satasmam?Sevmiyorum ne yapiim,ah cici Islam,ah sevimli Hristiyan mi diyeyim zorlaya zorlaya?Hem nefret kivilcimlarini nerden aldin.
Nefret kivilcimi bende degil inananlarda var,Sitenin ismi ornek buna.
Ben birseyi aydinlik ve akilcilik namina yapiyorum demedim.Altinada yazdim bak,merak.Sitede tek Hristiyan o,ona sordum.Karadenizliye mi sorsaydim?
Kimisi Ateizmin tanimini guzel ,etkileyici-yumusak bir tavirda
anlatmaya,kendi gerceklerini gostermeye calisir,kimisi onlar kadar
hosgorulu-anlayisli degildir.Bireysel bir durum.
Sevgili Paolo,gercekten tesekkur ederim.
Birşey değil.Görevimi yaptım sadece.Yardımcı olabildimse ne mutlu bana.
milomanara
20-05-2009, 14:28
Dipnot'un ne olduğunu bilmeyenler olduğunu görüyorum. Dawkins iki yazarın görüşlerini dile getirmiştir.
1. A.N. WILSON'ın - JESUS : A LIFE (http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0449908070/) adlı kitabı.
2. Ibn Warraq adlı pakistanlı laik humanist yazarın, The Guardian ve Free Inquiry'deki makalesi (http://www.guardian.co.uk/books/2002/jan/12/books.guardianreview5)
Daha fazla ayrıntıya girebilmek için A.N. wilson'un isa kitabını aradım ama bulamadım. Onun dipnotlarından belki daha sağlam temelli birşeyler çıkabilirdi. Her neyse, hizmetçinin bakire olması beni pek şaşırtmaz zaten :)
Felsefeci 87
21-05-2009, 17:12
Buraya geliş amacımın nedeni tartışmak değil.İnsanların Mesih İsaya inanmalarına yardımcı olabilmektir.Rab Müjdeyi bütün dünyaya yayın demiştir.
Tanrı madem bütün insanların kurtulmasını istiyor da, neden bu müjdenin duyurulmasını kendisinden aciz yaratıklar olan insandan istiyor ve bekliyor?
Tanrı denen varlık herşeyi gücü yeten biriyse, neden kendisi müjdeyi tüm uluslara duyurmuyor. Duyurmayı bırak, o insanların yüreklerini,fikirlerini değiştirip kendisine iman etmesini sağlayamaz mı? Yine beni güldürdün sevgili paolo. Sen beni güldürdün İsa'da seni güldürsün..:)
İsevilikte üç kuruşa beş köfte yoktur.Ben kurtuldum diğerleri ne halleri varsa görsün demek değildir!Elbette Müjdeyi paylaşmak vardır.Ona hizmet etmektir.Ve Onun sözünü paylaşmaktır.Rab tabiki sağlar.Ama böyle olmasını daha uygun görüyor demektir.
Felsefeci 87
22-05-2009, 18:42
İsevilikte üç kuruşa beş köfte yoktur.Ben kurtuldum diğerleri ne halleri varsa görsün demek değildir!Elbette Müjdeyi paylaşmak vardır.Ona hizmet etmektir.Ve Onun sözünü paylaşmaktır.Rab tabiki sağlar.Ama böyle olmasını daha uygun görüyor demektir.
Senin İncil'deki Tanrın, ''ölen ölür kalan sağlar (yani kurtulanlar) bizimdir.'' mantığıyla hareket etmiyor mu? :) Hristiyanlık'ta seçilmişlik yok mu? Seçilenler, Tanrı'nın inayetiyle kurtulmuyor mu? (incil'e göre)
Yuhanna 15:16'da İsa; ''Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim'' demiyor mu? Bütün dinlerde olduğu gibi, Tanrı kendi kafasına, keyfine göre birilerini seçiyor, kurtarıyor. Diğer kurtulmayanları ise; cehenneme atacağını söylüyor. Peki bu tanrı sadist mi? Tanrı seçmediği birisine yardım etmiyor ve onun kurtuluşunu sağlamıyorsa, bunda Tanrı'nın mı yoksa, insanın mı suçu var?? Seçilmeyen ve dolayısıyla Kurtulamayan bir insan, hangi hakla cehenneme gidebilir?
sevgilerimle.
Rab hakedenleri seçiyor.Rab kimseyi cehenneme göndermek istemez.İnsanların kendileri gider.Ona inanmayarak ve karşı çıkarak.
Felsefeci 87
22-05-2009, 23:53
Rab hakedenleri seçiyor.Rab kimseyi cehenneme göndermek istemez.İnsanların kendileri gider.Ona inanmayarak ve karşı çıkarak.
Hep kısa yanıtlar veriyorsun farkında mısın? Ben bunu yanıt olarak bile kabul etmiyorum.. Rab şöyle yapar, böyle yapar insan kendi cehenneme gider falan.. Bir bardağın yere düşüp kırılmasında o bardağın mı, yoksa onu kırılgan bir yapıda oluşturan üreticinin mi suçu vardır?
Ne ekersen onu biçersin.İnsanda ektiğini biçer.Rabbe inanmazsa karşı gelirsen elbette hakettiğini alırsın yani cehennemi.Sorduğun soruyla konumuzun alakası yoktur!İnsan kendi kendini bozdu.
Felsefeci 87
23-05-2009, 00:38
Ne ekersen onu biçersin.İnsanda ektiğini biçer.Rabbe inanmazsa karşı gelirsen elbette hakettiğini alırsın yani cehennemi.Sorduğun soruyla konumuzun alakası yoktur!İnsan kendi kendini bozdu.
Hep böyle laflar söylüyorsun.. Hemen kestirip atıyorsun. Mantıklı ve açıklayıcı bir tavır sergileyemiyorsun. Çünkü sende bu kapasite yok.. Dönen bir plak gibi sürekli aynı sözleri söyleyip duruyorsun.. Bir papağandan farksızsın..
Şuna işim gelmiyor desene.Tabi benlik insanın daha çok hoşuna gider.Benliğe kölelik etmek.Sendede Akıl yok!Üzüm üzüme baka baka kararır)))))Birde bilgiçlik taslarsın insanlara)))))))))Akıl olsa Rabbe inanırsın zaten!Buda benim sorum alkollü araç kullanma kaza yaparsın desem ama beni dinlemeyip alkollü halde araç kullanıp kaza yaparsın suç kimde olur?Hadi bunu cevaplada görelim
Felsefeci 87
23-05-2009, 00:49
Sen benim soruma yanıt verdin mi?
Daha doğrusu bütün sorularıma??
Dikkate almıyorum artık seni..
Ne o zoruna mı gitti?Bende seni kale almıyorum.Böyle susarsın işye.Bilmediğin konularda konuşmamayı öğrenmişsindir umarım.Yoksa rezil rüsva olursun)))))))
Konuyu toparlayacak olursak çeviri hataları nelerdir ?
Sayın Prozac Kelamda çeviri hatası yoktur.Bazı art niyetli insanların çıkardığı bir iftiradır çeviri hatası iddası.
Felsefeci 87
23-05-2009, 01:30
Sayın Prozac Kelamda çeviri hatası yoktur.Bazı art niyetli insanların çıkardığı bir iftiradır çeviri hatası iddası.
Çeviri hataları her kitapta olduğu gibi senin kelamında da mevcuttur.. Bunun isbatını defalarca yaptım.. Süleyman'ın meselelerinde bunu gösterdik, isbat ettik. O yüzden bu konuda itiraz etmeye hakkın yok. Herşey apaçık ortada.
Sn paolo size göre çeviri hatası yok,o halde iddiaları bekleyelim..
Sen öyle san.Kutsal Kitabın k'sini bile bilmezsin.Gelmiş çeviri hatalarından bahsedersin!Benim kitabımda hata yokturrrrr.Bazı insanların işine gelmediği için gerçeğe çamur atıyorlar tabi.
Felsefeci 87
23-05-2009, 01:38
Hep aynı mantık, hep aynı hareket.. İncil'i, Kutsal Kitabı ve teolojiyi çok iyi bildiğimi söyleyebilirim. Bunu marifet olsun diye söylemiyorum. Ama bildiğim şeyler için, cahil muamelesi görmek bence çok saçma. Ayrıca yazdıklarımızdan kimin neyi bilip, bilmediği anlaşılıyor..
Sheyhzade bizde dediğiniz şeyler yoktur.Cüz okuma,abdest alma vs.Bunların hepsi gereksiz.Önemli olan önce insanın için temiz olması.Rab Mesih'te insanı kirletenin küfür,iftira yani yüreği olduğunu söylemiştir.Saygı elbette duyulması lazım Kelam okunurken.Milomanara hadi banyo yaptın.İçini nasıl temizleyeceğin peki?Küfür,Hakaret kötü düşünce hep yürekten çıkar.Bunun banyosunu nasıl yapacağın peki?Bunun tek çözümü İsa Mesihe iman etmek ve Yüce ruhuyla yıkanmak.
hımm. ama sayın paulo; benim inanç sistemimdeki şeyleri kötüleyerek buradaki bir dünya ataist adamı hiristiyan edemezsinki.
cüz okuma diye bir kanunumuz yok, ben hiç cüz okumadım.
abdestalma; bunun gerekli olduğuna inanıyorum, sebeb; ibadet edeceksen temiz olmak mantıklı degılmi? el yuz yıkamak falan? hemde gunde 5 defa!
vs; lütfen vs derken?
her neyse evet insanın içinin temiz olması! mantıklı, ama bilinçli ataistlerin çoğu ideolojik olarak şarj olmuş idealist insanlardır. genelinden zarar gelmez, hatta muhabbetleri boldur, konuşulur çay çorba içilir, ama din iman konularına girmicen bu adamlarla, adam yıllar geçmiş ataist olmuş bulaşma be garibanlara. daha şu güne kadar onlarca ateist arkadaşım oldu daha bırıne gel musluman old emedım, hatta bır tanesı ıle sabah akşam çay çorba içer her şeyi konuşuır tartışabiliriz. her neyse din iman dışında bu adamlarda muhabbet boldur. onca insanın arasında ataist olmak zor hele hele bir çok şey yozlaşmışken.
her neyse ateist arkadaşlar, paulonun fikirlerini içtenlikle dinlemeniz iyi olacaktır, çünki o size kendi açısından yardım etmeye çalışıyor, bu bağlamda o da görevini icra ediyor.
dünya ne garip, kuşlar filan!!!
Söyle bakalım biliyorsan Eski Ahitte Mesih İsaya tanıklık eden en önemli üç kehanet söyle!Haklısın kimin bilmediği ortaya çıkıyor.
Cycytez2 benim kimsenin inancını kötülediğim yok.İnancıma göre konuştum.Bizde abdest alma,cüz okuma vs yoktur gereksizdir.Burda hakaret etmedim.
Felsefeci 87
23-05-2009, 01:54
Söyle bakalım biliyorsan Eski Ahitte Mesih İsaya tanıklık eden en önemli üç kehanet söyle!Haklısın kimin bilmediği ortaya çıkıyor.
Konuyu saptırma istersen.. :) Daha sorulara yanıt vermeden, soru soruyorsun.. Bu birinci basamaktan birden bire onuncu basamağa çıkmak gibi birşey.. Madem sordun o halde yanıtlayayım.. En önemli üç kehanet diye belirli birşey yoktur.. Bunların önemi kişiye göre değişir.. Ama İsa'nın Davut'un soyundan gelmesi,bir bakireden doğması, doğacağı yer, adının İmmanuel yani; Tanrı bizimle olması, onunla beraber tüm ulusların kutsanacağı, çekeceği acılar, ölümü ve dirilişi hakkında birçok kehanet eski ahit'te mevcuttur.. Aldın mı cevabını..
Cycytez2 benim kimsenin inancını kötülediğim yok.İnancıma göre konuştum.Bizde abdest alma,cüz okuma vs yoktur gereksizdir.Burda hakaret etmedim.
yo hakaret ettiniz demedim. her neyse sizi anlayışla karşılıyorum. öyle veya böyle inandığı değerlerin arkasında duran herkesi severim. bu hiristiyanda olur, ataistte olur, ne bilim her şey olabilir, ama esas olan saygıdır.
ama şunda ısrarcıyım; hayat ne garip, kuşlar filan:=)
Felsefeci 87
23-05-2009, 02:09
İncil ne diyor;
Düşmanını bile seveceksin.
Sana bir tokat atana sen öbür yanağını çevirceksin.
Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver böyle yapmakla ona ateş korları yığarsın. yani; utanca boğarsın.. (Bu ayet eski ahit'te de mevcut)
Ama sen ise; bunların tam tersini yapıyorsun.. Bana ahlaksız diyorsun, küstah kafir diyorsun.. Bir yobazdan farkın ne? İsa gibi neden sevgi ve barış insanı olmuyorsun?
Senin bu dediklerini İsa diğer insanlara söyledi mi?:) Bence incil'deki çelişkilerden çok, sen kendi inancınla çelişiyorsun. Bilmem anlatabildim mi?:)
Elbette domuzların önüne İncilerimi atacak değilim))))))))DomuZların önüne incilerimizi atmak uygun değildir.Sen sahtekar,Papağn derken iyi oluyordu dimi?Gerçeği söyledim.Niye kızıyorsun ki?Öyle olmasa hakaret etmez saldırmazdın.Kelamımda çelişki yokki..Bazı DomuZ'ların iftirası sadece.Beni kendin sandın sanırım.Kendi inancınla çelişmek falan.Aynaya bak görürsün dediğimi)))))
Felsefeci 87
23-05-2009, 02:17
Kutsal olanı köpeklere..
İncilerinizi de domuzların önüne atmayın.. :)
Yapabileceğim birşey yok.. hesap makinesinde belli bir kapasite vardır.. Daha büyük bir sonuç elde etmek istersen; ''error'' yani hata verir.. Bu durum senin içinde geçerli.. Ama bu sende büyük bir rakamda değil, ufacık bir sayıda bile bir hata veriyor.. :)
Evet haklısın.Herkesin belli kapasitesi vardır.Nasırlaşmışa ne kadar Gerçeğide anlatsan boş)))))))Çünkü kördür sağırdır anlayamaz Gerçekleri.
Felsefeci 87
23-05-2009, 02:34
İncîl’in çeşitli dillerdeki çevirilerinin hepsine bakarsak, küçük çeviri hataları hariç, bunların hepsi asıl Grekçe İncîl’den farksızdır. Bu durum İncîl’in esas öğretilerine daha büyük bir güven sağlıyor. Çoğu çeviriler, M.S. 3. ile 7. yüzyıl arasındaki döneme aittir. Toplam olarak yaklaşık 19.000 tane Yeni Ahit çevirisi mevcuttur. Bu çevirilerden 10.000 tanesi Latince, diğer 9.300 tanesi çeşitli dillerdedir.1
Bu sözler bana ait değil.. Dünyaca ünlü misyoner yazarlardan Josh Mcdowell'ın sözleri.. Linki de vereyim istersen.. http://www.hristiyan.net/kutsalkitabindegismezligi/tahrif16.htm Sana göre bir tane bile çeviri hatası yok. Ama ünlü vaiz ve yazar olan Mcdowell, bunun aksini isbat ediyor.. :) Artık sus ve konuşma istersen..
Tipik bir ateist mantığı.Josh Mcdowell Kutsal Kitabın Sağlamlığı değiştirilmediği hakkında yazısı var.Ama Felsefeci aklı sıra düzenbazlık yaparak değiştirmeye kalkmış.Kelamda hata yoktur.Ok?Hata varsa senin düşüncelerindir.
Felsefeci 87
23-05-2009, 08:35
Sen gerçekten ilginç bir insansın. Ben sitedeki yazıyı nasıl değiştirebilirim? Ben düzenbazlık yapmıyorum.. Konu kutsal kitabın sağlamlığı evet. Ama Mcdowell bile çeviri hataları olduğunu söylüyor.. Ama bunu sen kabul etmiyorsun.. Yazı orda. Linki tıkla, aynı şeyleri göreceksin. Bütün kitaplarda olduğu gibi; senin Kutsal Kitabında da deforme olmuştur.. Çeviri hataları da bir hayli mevcuttur.
Elbetteki tüm bu yazımlar birer abartmadır. O halde gerçekten bakire dogum diye bir şey olamaz. Ama gel bunu o zamanki anlayışlara izah etmeye çalış. :eek:
Bu zaten bilinen.
Konunun tercüme yanlışlarında ilerleyerek;
Tanrı masum,bakire bir genç kız seçip onu hamile bırakıyor.Kadıncağız zorluklar içerisinde çocuğunu doğurup büyütüyor.Bu çocuk(İsa) Adem’in kalıtsal günahının (ilk günah ve geçmişteki olduğu kadar gelecekteki günahlar içinde) kefareti için çarmıha gerilerek işkence görerek öldürülüyor.
Herşeyi bilen,geleceği gören Tanrı’nın insanların çıplakken yaptıkları şey yüzünden (zaten olacağını bildiği şeyler)bu kadar acıya kötülüğe izin vermesi olası mıdır? ın vb. üzerinde yoğunlaşırız umuyordum.
Saygılar
Herşeyi bilen,geleceği gören Tanrı’nın insanların çıplakken yaptıkları şey yüzünden (zaten olacağını bildiği şeyler)bu kadar acıya kötülüğe izin vermesi olası mıdır? ın vb. üzerinde yoğunlaşırız umuyordum.
Sayın uv9
Şayet bir tanrı olasılıgından yola çıkarsak yapılanlara ve İsa'ya bir anlam verebilmek mümkün degildir. İşin içinden çıkılamaz ve sonsuz kısr döngü içinde dönülür durulur. Hıristiyanlıkta ki mezheplerin durumuna düşülür.
Ancak olayın geçmiş toplum boyutları ele alındıgında açıklayabilmek imkanı dogar. İsa bir günah keçisinden başka bir şey degildir. Eski toplumlarda günahlar bir kişi üzerine kovalanıyor ve bu kişi de çöle, denize, daga vs dürülüyor ve çogunlukla da öldürülüyordu.
Bu aslında toplu bir linçti. Toplu linç ve günah keçisi kavramlarını hemen hemen her toplumda görürüz. Okyanus adalarında bu işi bir tekneye konulan bir hayvan/insan vasıtasıyla da yaparlar. Kötülükleri kovmanın yolu buydu.
Romulus örnegini verdigimi hatırlarsınız. Romulus da aynı şekilde bir toplu cinnet eylemi sırasında yok edilmişti. Ve daha sonra tanrı oldu, ismi Quirinius oldu ve Roma panteonun 3 büyük tanrısından biri oldu. Jupiter, Mars ve Quirinius.
Burada dikkat edilmesi gereken şey; kurbanın toplumun günahları adına öldürülmesi ve toplu olarak öldürülmesidir. Ancak bu eylem artık nedeninin unutulmaya başlandıgı çaglarda bir tanrının işi olarak kabullenildi ve başlangıçta neden ortaya çıktıgı hatırlanamadı. O zaman bir gerekçe uydurmak gerekti. Ve ceza eylemini tanrının kararlaştırıldıgı ögretildi.
saygılarımla
Nobel ödüllü Amerikan fizikçi StevenWeinberg’in dediği gibi,”Din insanoğlunun yüceliğinin alçaltılmasıdır.Din olsa da olmasa da her zaman iyi şeyler yapan iyi insanlar ve kötülükler yapan kötü insanlar olacaktır.Ancak iyi insanların kötülük yapabilmesi için din gereklidir.”
“İnsanlar dinsel inanç yoluyla yaptıkları kötülükleri başka bir yolla asla bu kadar eksiksiz ve neşeyle yapmazlar.” Blaise Pascal
Din kimseyi kötü yapmasın özellikle de bu site de..
Saygıdeğer sayın Josh Mcdowell çeviri hatasından kastı apokrif kitaplara ve kelimelerin eksikliğine dikkat çekmiştir.Bir yazıyı başka dile 4/4'lük çevirmek çok zor.O dildeki kelime karşı dilde olmayabiliyor.Kelamı çevirisinde bunlar olmuş olabilir.Diğer kastedilen ise apokrif yani sahte incillerdir.Bunlarda birçok hata vardır.RAB imanımızın artması için bazen sınanmamıza izin verebilir.Sözü aracılığıyla orda hamile kalıyor Meryem Ana.
Romalılar 3. bölümü okuyordum ve dikkatimi çeken bir nokta oldu. Onu sizinle paylaşmak istedim. Bu ayet Rom.3. bölüm 25-26 ile ilgili olup asıl dikkatinizi çekmek istediğim yer 25. ayettiir.
Tanrı Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu.
Burada "Günahları bağışlatan kurban" olarak çevrilmiş. Asıl sözcük, "ἱλαστήριον" yani "hilastērion"dur. Bu 'hilasterion' sözcüğü "gazap yatıştırmak" anlamına gelir. Elbette çok farklı çeviriler mevcuttur. Bu, şu anlama geliyor: Birisinin öfkesinin yatıştırılması! Bu öfke normal bir öfke de değildir. Ayette geçen kavram büyük bir gazabı işaret ediyor. Buradan da şu sonuç çıkıyor:
1-Tanrı'nın öfkelendiği, kızdığı ve
2-Bu kızgınlığının teskin edilmeye ihtiyaç duyması.
İsa'nın kurban olarak sunulduğu eylem aslında TANRI'NIN ÖFKESİNİ DİNDİRME İHTİYACINDAN kaynaklanıyor sonucuna çıkıyor ayet. Birincisi Tanrı, neden öfkelenir? İkincisi, öfkesini neden yatıştırma ihtiyacı hisseder?Herşeye kadir Tanrı'nın böyle bir şeye ihtiyacı mı vardır?
Zaten bu sözcük Grekçede yaygın olarak "hilaskomai" olarak geçerdi. İster Koine dilinde ister grek antik toplumsal dilde "yatıştırmak, sakinleştirmek" fiili anlamına geliyor.
Yukarıdaki iki soru hakkında ne düşünüyorsunuz?
___________________
Konu açılmışken Hristiyan Tanrı Biliminde doktrinsel çerçevede tartışılan bir konu vardır: İsa herkes için mi yoksa belirli bir grup ( sadece Tanrı halkı) için mi kefaret sunusu olarak kurban edilmiştir? Bu sorunun cevabı, Hristiyanlıktaki Protestan akımlarının ayrılmasında da önemli etkenlerden biridir.
Karizmatik yada benzeri akımlar, İsa'nın "herkes" için öldüğü yada bu kefaret bedelinin "herkesin yararlanacağı bir araç" olduğu fikrini taşırken, özellikle Kalvinist/ Reform İlahiyatına mensup Kiliseler, İsa'nın kefaretinin sadece sayı ve kitle olarak belirli ve önceden seçilmiş kişiler için geçerli olduğuna inanır. Bu tartışmaların kaynak ayetlerinden buraya örnekler dizebiliriz. Fakat ben bunu yapmayacağım. Benim vurgulamak istediğim, teoloji farkları değil, başlık konusunda keçen çeviri hatalarıdır. Hata olarak değil de belirsizlik kamsamında değerlendirmek de mümkündür tabii.
"bir doğruluk eylemi de bütün insanlara yaşam veren aklanmayı sağladı." (Rom. 5:18)
imdi burada Grekçe yazılışta "POLLOİ" olarak geçer. Bu sözcüğün anlamı ise, "tek özel" dir. İster incil metninde, ister İbrani ve Grek edebiyatında bu kavram "belirli sınırlar dahilinde bulunan" anlamına gelir. "Çok büyük sayıda" ifadesi de çıkarılabilirse de, hiç bir şekilde "herkes" anlamına gelmez.
Burada yanlış çevrildiğini düşünmekteyim.
"bütün insanlar" değil, "pek çokları" olacaktı.
Saygılarımla
İncil sahiplerine sesleniyorum:
Biyerlerinizden element uydurmayın.
"Buluttan gelen bir ses, “Bu benim Oğlum'dur, seçilmiş Olan'dır. O'nu dinleyin!” dedi." Luk. 9:35
İngilizcesinde, Grekçesinde, bilmem hangi orjinalinde " seçilmiş olan" sözcüğü geçiyor? Bu kelime ve kavramları kimler nerelerinden uydurmakta ve bize "incil'e ekleme çıkarma yok" PALAVRAsını atmakta?
Açıklayın.
Öğrenelim.
Thelogical Facts
08-09-2014, 15:53
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.
Sanırım 150.000 farklı Yeni Ahit kopyası var.Çok farklılar.Ayrıca bugün bir Yeni Ahit okuduğunuzda alttaki Dipnotlar bile farklılığın ne derece olabileceğinin göstergesi.
Eğer Tanrı Yeni Ahit'i esin ve vahiy yoluyla bildirmişse insanları 150.000 farklı Yeni Ahit kopyasıyla şüphede bırakmaz acaba hangisi gerçek diye.Elinizde değerli bir elmas varsa ve o elmasın binlerce sahte kopyası varsa hangisinin gerçek olduğunu anlayamazsınız.
Ayrıca bir ilahi olduğu iddaa edilen kitap ktap mükemmel olsa,harika öğütlerle dolu olsa ama %99 doğru olsa yine de ilahi değildir.Çünkü Tanrı kusursuz ve hata yapmaz teizme göre.Mesajında da küçük hataların dahi olması ilahi olmadığını kanıtlar.Tekrar ediyorum her yeri müthiş bile olsa ufacık bir hata kusursuz olmadığını ve ilahi olmadığını gösterir.