Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Evrim (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=20)
-   -   İnsanın Evriminde Top 10 İşaret (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=10041)

Sapiens 17-05-2009 19:47

İnsanın Evriminde Top 10 İşaret
 
Tarih boyunca, doğal seçilim modern insanın gelişimindeki rolünü oynadıkça, insan vücudundaki kısımların ve faydalı fonksiyonların bir çoğu gereksiz hale geldi. Enteresan bir şekilde bu kısımların çoğu bir şekilde vücutta kaldı ve böylelikle evrimin ilerleyişini görebilmekteyiz. Bu liste, geride iz bırakan en belirgin 10 evrimsel değişimi göstermektedir.


10 Goose Bumps (Cutis Anserina) – Tüylerin Ürpermesi

İnsanlar üşüdüklerinde, korktuklarında, kızdıklarında veya utandıklarında tüyleri ürperir. Birçok canlı türünün de aynı sebeplerle tüyleri ürperir. Mesela, kedi veya köpek tüylerinin dikilmesi, kirpi dikenlerinin ortaya çıkması bu sebeptendir. Üşüme durumunda, dikilen tüyler havayı deri ve tüyler arasında sıkıştırır ve böylelikle yalıtım ve sıcaklık sağlar. Korkma durumunda, hayvanın daha iri görünmesini, düşmanın korkup kaçmasını sağlar. İnsanların artık tüylerin ürpermesine ihtiyacı yoktur ve giysilerimizin olmadığı, doğal düşmanlarımızı korkutmaya ihtiyacımız olduğu geçmişimizden miras kalmıştır. Doğal seçilim yoğun kıl tabakamızı ortadan kaldırmış fakat bunları kontrol etmemize yarayan mekanizmayı geride bırakmıştır.

9 Jacobson’s Organ (Vomeronasal organ) – Jacobsen Organı

http://img8.imageshack.us/img8/9345/gray51g.jpg

Jacobson organı hayvan anatomisinin enteresan bir parçasıdır ve cinsel geçmişimiz hakkında bize birçok şey anlatır. Bu organ burunda bulunmaktadır ve pheromones adı verilen, cinsel istek, tehlike işareti veya yiyecek izlerine ilişkin bilgileri tetikleyen kimyasalları tespit eden özel bir koklama organıdır. Bazı hayvanların sex için karşı cinsleri takip etmesini ve potansiyel tehlikeleri bilmesini sağlayan organdır. İnsanlar Jacobsen organı ile doğarlar fakat bu organın kabiliyetleri gelişimimizin erken dönemlerinde, işe yaramayan bir hale gelmiştir. Bir zamanlar insanlar, iletişimin mümkün olmadığı dönemlerde eşlerinin yerini bulmak için bu organı kullanıyorlardı. Günümüzde insanın eş arayışında, chat odaları, barlar ve bekar partileri bu organın yerini almıştır.





8 Junk DNA (L-gulonolactone oxidase) – Hurda DNA

Geçmişimizden gelen kalıntıların bir çoğu fiziki veya görülür olmakla birlikte, bu durum hepsi için geçerli değildir. İnsanın genetik modelinde, bir zamanlar C vitaminini işlemeye yarayan enzimlerin üretilmesinde kullanılan yapılar (L-gulonolactone oxidase)mevcuttur. Diğer hayvanların çoğu bu fonksiyonel DNA’ya sahiptir fakat geçmişimize ait bir dönemde, bir mutasyon bu geni etkisizleştirmiş ve genin kalıntılarını hurda DNA olarak arkasında bırakmıştır. Bu dikkat çekici hurda DNA, yeryüzündeki diğer türlerle ortak atadan gelindiğini gösterir ve bu yüzden özellikle enteresandır.




7 Extra Ear Muscles (Auriculares muscles) – Ekstra Kulak Kasları

http://img8.imageshack.us/img8/9901/gray906tm.jpg

Harici kulak kasları olarak da bilinen ekstra kulak kasları (Auriculares muscles) hayvanlar tarafından işitme duyularını özel seslere odaklamak üzere kulaklarını döndürmek ve kontrol etmek (kafalarından bağımsız olarak) için kullanılır. İnsanlar bir zamanlar aynı sebeplerle kullanmış olduklarından, bu kaslara halen sahiptir ancak bu kaslar öylesine zayıflamıştır ki tek yapabileceğimiz kulaklarımızı birazcık kımıldatmak olacaktır. Bu kasların kedilerdeki kullanımı çok belirgindir (kediler kulaklarını neredeyse tamamen geriye döndürebilirler). Özellikle, avlamak üzere bir kuşa sessizce yaklaşırken, kuşu korkutmamak için mümkün olan en küçük hareketlerin yapılmasını gerektiren durumlarda kediler bu kasları kullanır.





6 Plantaris Muscle – Plantaris Kası

http://img8.imageshack.us/img8/9518/gray1242tm.jpg

Plantaris kası hayvanlar tarafından, nesneleri ayakları ile tutmak ve kontrol etmek için kullanılır (maymunlar ayaklarını elleri kadar iyi bir şekilde kullanabilir). Bu kas insanlarda da aynı şekilde mevcuttur ancak o kadar az gelişmiştir ki, vücudun diğer bölümlerinden herhangi birinin yeniden oluşturulmasında dokuya ihtiyaç olduğunda, doktorlar tarafından yerinden alınarak kullanılırlar. Bu kas insan vücudu için öylesine önemsizdir ki, insanların %9’u bu kasa sahip olmadan doğarlar.





5 Wisdom Teeth – 20 Yaş Dişleri

http://img8.imageshack.us/img8/5483/...eeth01entm.jpg


İlk insanlar birçok bitki türüyle besleniyordu ve gün boyunca ihtiyaç duydukları tüm gıdaları almak için yeterli miktarda bitkiyi, yeterince hızlı şekilde yemeye ihtiyaç duyuyorlardı. Bu sebeple, daha geniş bir ağzı daha üretken kılmak için ilave bir takım azı dişimiz mevcuttu. Selülozun vücut tarafından yeterli şekilde sindirilmesi kabiliyetinden yoksun olunduğu için bu özellikle gerekliydi. Evrim tercihlerini yaptıkça gıdalarımız değişti, çenemiz uygun bir şekilde küçüldü ve üçüncü azı dişlerimiz gereksiz hale geldi. Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.





4 Third Eyelid – Üçüncü Gözkapağı

http://img14.imageshack.us/img14/3158/gray1205tm.jpg

Eğer bir kedinin göz kırpmasını izlerseniz, beyaz bir zarın gözü kapladığını göreceksiniz, buna üçüncü göz kapağı denir. Memelilerde oldukça nadir görülmekle birlikte, kuşlar, sürüngenler ve balıklarda ortaktır. İnsanlarda kullanım dışı olan bir üçüncü gözkapağı kalıntısı mevcuttur (aşağıdaki resimde görebilirsiniz). İnsanlarda oldukça küçülmüştür ancak bazı topluluklarda diğerlerine oranla daha belirgin parçalar mevcuttur. Bilinen primat türleri içinde üçüncü gözkapağını fonsiyonel olarak kullanan tek primat, Batı Afrika’da yaşayan Calabar angwantibo (loris’ler ile yakın akrabadır)’dur.




3 Darwin’s Point (Plica semilunaris) – Darwin’in Noktası

http://img14.imageshack.us/img14/174...tubercletm.jpg

Darwin’in noktası memelilerin çoğunda bulunmaktadır ve insanlar da bunun dışında değildir. Hayvanlarda büyük ihtimalle seslere odaklanmak için kullanılmaktadır ancak insanlarda artık herhangi bir fonksiyonu yoktur. İnsanların sadece %10.4’ünde geçmişimize ait bu kalıntı görünür durumdadır fakat muhtemelen insanların çok daha fazlası bu kulak yumrusunu üreten, ancak belirgin olmasını herzaman sağlamayan geni taşımaktadır. Bu nokta (aşağıdaki resimde görülen) küçük kalın bir yumrudur ve kulağın yukarı ve orta bölümlerinin birleştiği yerde bulunmaktadır.





2 Coccyx – Kuyruk Sokumu Kemiği

Kuyruk sokumu kemiği bir zamanlar mevcut olan insan kuyruğunun kalıntısıdır. Zamanla bir kuyruğa olan ihtiyacımızı kaybettik fakat kuyruk sokumu kemiğine olan ihtiyacı kaybetmedik. Şu anda çeşitli kaslar için destek yapısı ve oturup arkaya doğru yaslanan bir kişi için destek işlevi vardır. Kuyruk sokumu kemiği aynı zamanda anüsün pozisyonunu da destekler.




1 Appendix – Apandis

Apandisin modern insanlarda bilinen hiçbir kullanımı yoktur ve enfeksiyon kaptığında sıksık alınır. Orijinal kullanımı ile ilgili spekülasyonlar mevcut olmakla birlikte, bilim adamlarının çoğu Darwin’in öngördüğü şekilde, bir zamanlar bol miktarda yaprak ihtiva eden gıdalarımızdaki selülozun işlenmesine yardımcı olmak olduğu görüşündedir. Evrimin doğrultusunda, gıdalarımız değişmiş ve apandise daha az gerek duyulmuştur. Özellikle enteresan olan, birçok evrim kuramcısının doğal seçilimin, daha az iltihaplanması ve hastalanması nedeniyle daha büyük apandisleri seçeceğine (apandisin tüm kabiliyetlerini ortadan kaldırdığı halde) inanıyor olmasıdır. Benzer şekilde kullanım dışı olan ve nihayetinde kaybolacak olan ayak serçe parmağının aksine, apandis muhtemelen bizimle uzun süre beraber kalacak ve herhangi bir şey yapmadan sallanmaya devam edecektir.



http://listverse.com/science/top-10-...in-modern-man/

Yukarıdaki adresten tercümedir. Konu başına 6 resim kısıtlaması nedeniyle bazı başlıklara ait resimleri takip eden postta yayınlıyorum.

Sapiens 17-05-2009 19:49


10 Goose Bumps


http://img241.imageshack.us/img241/1...ensehauttm.jpg

http://listverse.com/wp-content/uplo...nsehaut-tm.jpg


Junk DNA

http://listverse.com/wp-content/uplo...72-fig3-tm.jpghttp://img241.imageshack.us/img241/6...ne72fig3tm.jpg



http://listverse.com/wp-content/uplo.../sacrum-tm.jpg




http://listverse.com/wp-content/uplo...gray536-tm.jpg

prozac 17-05-2009 20:16

Paylasımlarının sürekliliğini dilerim..

dilaver 17-05-2009 20:22

Bu yazıyı www.evrimteorisi.org a asalım derim.

Tabi başlık sahibinin onayı olursa.

Teşekkürler wolf, paylaşım için.

saygılarımla

Akhenaton 17-05-2009 20:52

İnsanın evrim olduğunu dünya üzerinde kimse ispatlayamaz.Bu çaba dindir.

pante 17-05-2009 20:55

Alıntı:

İnsanın evrim olduğunu dünya üzerinde kimse ispatlayamaz.Bu çaba dindir.
Yani sadece bitkiler, hayvanlar mı evrim geçirdi?
Yoksa binlerce türün tümünün uzaydan getirildiğini mi iddia ediyorsun?

Sapiens 17-05-2009 20:55

Alıntı:

dilaver´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 177368)
Bu yazıyı www.evrimteorisi.org a asalım derim.

Tabi başlık sahibinin onayı olursa.

Teşekkürler wolf, paylaşım için.

saygılarımla


Onayım olmaz olur mu? Teklif ettim bile.

Zaman buldukça paylaşımlara devam edeceğim.

2 Coccyx


http://img15.imageshack.us/img15/9396/sacrumtm.jpg


1 Appendix


http://img149.imageshack.us/img149/880/gray536tm.jpg

OQONUC 17-05-2009 23:30

Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.
................

Bunun nedenini açıklamanız mümkün mü?

Selamlar

Fii 18-05-2009 00:09

Alıntı:

Akhenaton´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 177381)
İnsanın evrim olduğunu dünya üzerinde kimse ispatlayamaz.Bu çaba dindir.

harun abi sen misin?

milomanara 18-05-2009 01:32

Çok güzel bir derleme sayın wolf18, fakat ilgili blogda kaynak gösterilmemiş. Çalışmanın daha sağlam bir kaynağını bulabilir miyiz? Mesela apandisin hala işlevi olduğunu, e.coli gibi zararlı bakterileri nötralize eden faydalı bakterileri barındırdığını söyleyenler var(http://www.msnbc.msn.com/id/21153898/).

Sapiens 18-05-2009 18:50

Alıntı:

milomanara´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 177500)
Çok güzel bir derleme sayın wolf18, fakat ilgili blogda kaynak gösterilmemiş. Çalışmanın daha sağlam bir kaynağını bulabilir miyiz? Mesela apandisin hala işlevi olduğunu, e.coli gibi zararlı bakterileri nötralize eden faydalı bakterileri barındırdığını söyleyenler var(http://www.msnbc.msn.com/id/21153898/).


Vermiş olduğun sitede lenfoid dokusundan bahsediliyor. Bu yeni birşey değil, apandiste lenfoid dokusu mevcut olduğu zaten biliniyordu. Bu konuda evrimteorisi.org sitesinde çok güzel bir açıklama mevcut. Fazla tırmalamadan, aynen aktarıyorum...


Bir organın bir işlevinin olması onun körelmiş bir organ olmadığı anlamına gelmez. İnsan apandisi yaklaşık 10 cm boyunda ve solucan şeklindedir. Bağışıklık sistemine katıda bulunan lenfoid dokusu barındırır. Ama apandisin asli görevinin bu olduğunu anlamına gelmez. Eğer gerçekten tek ve asli görevi lenfoid dokusu barındırmak ve bağışıklık sistemine katkıda bulunmaksa neden solucan şeklinde? Ayrıca neden kör bağırsağın ucunda bir uzantı olarak bulunuyor? Mesela ince bağırsak üzerinde de lenfoid dokuları vardır ama bu ince bağırsağı bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz ve ince bağırsağın asli görevi bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır denemez. Apandisdeki lenfoid dokusu pekala kör bağırsak üzerinde olsaydı da aynı işi yapacaktı. Neden ayrıca kör bağırsağın ucundan bir solucan şeklinde bir uzantı çıksın? Lenfoid dokuları vücutta değişik yerlerde bulunurlar. Apandis de bu yerlerden sadece bir tanesidir. Ama bu apandisi bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz. Apandis kör bağırsağın bir uzantısıdır ve atalarımızda sindirim sisteminde bir görevi vardı.

Memelilerin sindirim sistemleri incelendiğinde apandisin memelilerdeki kör bağırsağın ufalmış hali olduğu anlaşılır. Aşağıdaki resimde bazı memelilerin kör bağırsakları görülmektedir.

http://www.talkorigins.org/faqs/vestiges/guts.gif

Kör bağırsak bitki tüketimi miktarına göre değişik büyüklüklerde olur. İnsanlardan başka şempanze, goril, orangutan ve gibonlarda da kör bağırsağın ucunda solucan şeklinde ufak bir apandis vardır. Diğer memelilerdeki asli görevi bitki sindirimidir. İnsanlardaki gibi bağışıklık sistemi görevi diğer memelilerde de vardır ama asli görevi bitki sindirimidir.

Sonuç olarak kör bağırsak sindirim sisteminin bir parçasıdır. İnsanlarda açıkça bu organ küçülmüş ve apandis kör bağırsağın bir uzantısı olarak kalmıştır ve diğer memelilerdeki asli görevini tamamen yitirmiş ama ikincil görevini hala yapmaktadır.


Apandis körelmiş bir organdır çünkü asli görevi olan sindirim sistemindeki bitki sindirme görevini tamamen yitirmiştir. Darwin'in de belirttiği gibi organlar asli görevlerini yitirebilirler ama bunun yanında başka bir görevle başka bir şey olarak çalışabilirler.

Sapiens 18-05-2009 19:20

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 177452)
Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.
................

Bunun nedenini açıklamanız mümkün mü?


Buradaki insan topluluklarından kasıt, farklı bölgelerde, farklı kültürler ve beslenme tarzlarıyla yaşayan insan gruplarıdır. Mesela Polinezyalılar, Amazon yerlileri, Eskimolar veya Danimarkalılar göz önünde bulundurulabilir.

Bu insan topluluklarının ulaşabileceği besin kaynakları elbette beslenme tarzlarını şekillendirecektir. Mesela Eskimolar büyük ölçüde et ağırlıklı beslenirken, Amazon yerlileri çoğunlukla bitkisel gıdaları tüketmek durumundadır.

20 yaş dişleri 3. çift azı dişleri olduğundan, öğütücü dişlerdir ve bitkisel gıdaların öğütülmesinde kullanılırlar. Bitkisel gıdaları çok tüketen toplumlarda bu dişler fonksiyonel olarak kalırken, doğal seçilim gereğince, az miktarda bitkisel gıda tüketen toplumlarda bu dişler kullanım dışı kalacaktır.

Harun Yahyacılar bu dişlerde kök hücre bulunduğu için körelmiş organ olmadığını söylemektedirler. Ancak bu dişler kök hücre üretmek için çıkmazlar, sonradan çıktıkları için içlerinde kök hücre bulunur. Burada sebep sonuç ilişkisi çarpıtılmaktadır.

http://img25.imageshack.us/img25/903...lopithecus.jpg

Soldaki şempanze, ortadaki A.Afarensis ve sağdaki modern insan çenesidir. Görüldüğü gibi beynin büyümesine paralel olarak çene daralmış ve 20 yaş dişlerine yer kalmamıştır.

KızıL 18-05-2009 19:51

emeğine sağlık wolf çok güzel çalışma teşekkür ederim...

OQONUC 20-05-2009 01:54

Bu insan topluluklarının ulaşabileceği besin kaynakları elbette beslenme tarzlarını şekillendirecektir. Mesela Eskimolar büyük ölçüde et ağırlıklı beslenirken, Amazon yerlileri çoğunlukla bitkisel gıdaları tüketmek durumundadır.
................................

Besin kaynaklarına farklı ulaşım olanaklarının, insan vücüdunda, bölgesel farklılıklara delil olabilecek başka örnekleri mevcutmudur?

Selamlar

dilaver 20-05-2009 02:23

Sami ve Aryen kabilelerinin diger barbar kabilelerinden farklılaşması, öyle görünüyor ki hayvanların evcileştirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 93

İnsanlık içinden, farklı kökenlerden gelen iki ayrı ırk, Aryenler ve Samiler, ya varlıksürdürme olanakları yönünden, ya konumlarının elverişliligi yönünden, ya da her ikisi yönünden barbarlıktan kurtulan ilk kabileler olmuştur. Aryenler ve Samiler esas olarak uygarlıgın kurucusu olmuşlardır. Aryenler’in ilk ortaya çıkışı evcil hayvanların görüldügü dönemle birlikte olmuştur.

Batı Yarımküresinde ise et her zaman bulunamamış, av etinin bulunup bulunmaması ile sınırlı kalmıştır. Önemli bir besin türündeki bu kısıtlılık köy Kızılderilileri üzerinde güçlü olumsuz etkilerde bulunmuş, aşagı barbarlık dönemindeki Kızılderililere oranla köy Kızılderililerinin beyinlerinin daha küçük kalmasına yol açmıştır. 96

Lewis Morgan'ın eski toplum adlı yapıtından.

saygılarımla

milomanara 20-05-2009 14:33

Gerçekten harika,

Bence başlı başına atıl DNA(junk DNA) yeterli bir kanıt. Zaten diğerleri de henüz tam olarak atıl olmamış genlerin ürünleri. 20 yaş dişleri kaybolsa da ilgili genler DNA'da!

Sapiens 20-05-2009 21:31

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 178281)
Besin kaynaklarına farklı ulaşım olanaklarının, insan vücüdunda, bölgesel farklılıklara delil olabilecek başka örnekleri mevcut mudur?


Evrim her zaman en uygun olanın seçilimidir ve buna beslenme de dahildir. İnsanoğlu evrim sürecinde kendine (genlerine) en uygun beslenme şeklini geliştirmiştir. Ancak tarım devriminden sonra hububat başta olmak üzere insan bedeni için toksik olan ürünlerin ağırlıklı olduğu beslenme tarzı, tıpkı uygarlığın yol açtığı toplumsal, ekolojik yıkımlar gibi, insan sağlığı açısından da olumsuz etkilere yol açmıştır. Boylarda kısalmalar, diş rahatsızlıkları ve aşırı doğum sancısı çekme, tarım toplumlarının ilk kez karşılaştıkları yan etkilerdir.

Taş devri 5-10 bin yıl önce bitmiştir. O zamandan bugüne kadar genlerimizde çok az değişiklik olmasına rağmen, çevresel şartlar ve özellikle de yiyeceklerimiz çok büyük oranda değişmiştir. Özellikle son 50-100 yıl içinde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı konulmuş gıdalar, margarin, kimyasal yolla katılaştırılmış, ayçiçeği, mısır gibi sıcak preslenmiş sıvı yağlar aşırı şekilde kullanılmaya başlanmış; buna karşılık taze sebze, meyve ve tencere yemeklerinin tüketiminde de belirgin bir azalma olmuştur. Gen yapımız ve buna bağlı olarak vücudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar doğal olmayan yiyeceklerin tümü ile başa çıkacak yeteneğe sahip değillerdir. Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır.

Avrupalıların Asyalılara nazaran daha uzun boylu olması, ABD'de obezliğin çok yüksek oranda olması gibi veriler, beslenme farklılıklarının insan vücudundaki etkilerini göstermektedir.

Ayejj 21-05-2009 13:37

Sayın Wolf18,

Elinize kolunuza ,emeğinize sağlık.Teşekkürler.

evrensel-insan 21-05-2009 18:46

Saygideger wolf18;

Evrim teorisi ile ilgili, bag kurucu, bir dokuman. Parmaklarina saglik.

Saygilarimla;
evrensel-insan

OQONUC 21-05-2009 22:49

Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır.
.....
Soruyu tersten sormam gerekirse;
Bu tür çevresel gözlemlenebilir farkların kişinin hali hazırda ki evrim süreci gibi bir varsayıma delil olabilme olasılığı varmıdır?

Yani çevresel etkinin zekanın evrilmesindeki etkisini kabul mu etmeliyim ?
Örnek: Süt içen çocuk, ,içmeyenden daha zekidir.
Bu cümle doğrumudur?

Açıklamalarınız içinde ayrıca teşekkür ederim.
Selamlar

Sapiens 22-05-2009 00:20

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 178916)
Soruyu tersten sormam gerekirse;
Bu tür çevresel gözlemlenebilir farkların kişinin halihazırdaki evrim süreci gibi bir varsayıma delil olabilme olasılığı var mıdır?

Yani çevresel etkinin zekanın evrilmesindeki etkisini kabul mu etmeliyim?
Örnek: Süt içen çocuk, içmeyenden daha zekidir.
Bu cümle doğru mudur?

Açıklamalarınız içinde ayrıca teşekkür ederim.
Selamlar


Bölgesel beslenme farklılıklarından kaynaklanan çevresel etki kısa dönemde zekanın gelişmesinde etkili olur. Ancak bu faktör uzun bir zaman döneminde geçerli olursa, zekanın evrilmesinde de etkili olacaktır. Yani, birbirinden yalıtılmış insan toplulukları arasındaki farklılıklar zamanla artacaktır. Ancak, günümüzde küreselleşme nedeniyle, kendilerini toplumdan soyutlayan birkaç yerli kabile haricinde medeniyetten yalıtılmış topluluklar mevcut değildir.

Anne sütü ile yeterli süre beslenen çocukların daha yüksek IQ'ya sahip olduğu ve özellikle kendilerine güvenlerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu konuda domuzlar üzerinde yapılan çalışmaya ait bir belgesel izlemiştim. Annesinden 2 hafta içinde zorla ayırılan yavru domuzlar ile annesinden uzun süre beslenen yavru domuzlar arasında muazzam davranış farklılıkları vardı.

Evrim sabırlıdır, acele etmez. Ancak, yine de, baskı kurulmuş ortamlarda kısa dönemde gözle görülebilir değişiklikler meydana gelebilir.

http://www.sciencedaily.com/images/2...0759-large.jpg

Resimlerde bir balığın 40 yılda ne kadar değişebileceği görülmektedir. Konuyla ilgili metin için:

http://www.sciencedaily.com/releases...0515120759.htm

Üstteki balık gölün zehirli atıklarla dolu olduğu dönemdeki hali. Alttaki ise, gölün zehirli atıklardan temizlendikten sonraki hali.

OQONUC 22-05-2009 14:05

Sayın Wolf açıklamalarınız için teşekkür edeirm. Gerçekten de faydalı bilgiler gibi duruyor bunlar.

İzninizle sorularıma devam etmek isterim;

Ben toplumsal cepheden baktığımda FAKİR insanın ZENGİN insandan çok küçükte olsa beslenme şartlarına bağlı olarak daha aşağı bir zekada olabileceğini uzakta olsa çıkartabilirmiyim ?

Eğer böyle bir çıkarım uzakta olsa ihtimal dahilinde ise;
Zeki olanların fakirleri yönteceğinin bir doğal evrimsel yasa olduğunu mu anlamalıyım ?

Tıpkı Çalık kalmış dana ile el bebek beslenmiş dananın ırkını en iyi temsil yetkisinin iyi beslenende olduğu gibi.

Gerçekten de ilgimi çekti bu konu. Eğer böyle bir doğal evrim gerçeği ile karşı karşıya isek durum gerçekten de vahim görünüyor. Çözümleri ne olabilir ise sanıırm başka bir başlığın konusu.

Tekrar bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Sosyal olguya girmeden bilimsel olarak veriler ile donatılmış cevabınızı bekliyorum.

Selamlar

Sapiens 22-05-2009 22:35

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179149)
Ben toplumsal cepheden baktığımda FAKİR insanın ZENGİN insandan çok küçükte olsa beslenme şartlarına bağlı olarak daha aşağı bir zekada olabileceğini uzakta olsa çıkartabilirmiyim ?

Eğer böyle bir çıkarım uzakta olsa ihtimal dahilinde ise;
Zeki olanların fakirleri yönteceğinin bir doğal evrimsel yasa olduğunu mu anlamalıyım ?

Tıpkı Çalık kalmış dana ile el bebek beslenmiş dananın ırkını en iyi temsil yetkisinin iyi beslenende olduğu gibi.

Gerçekten de ilgimi çekti bu konu. Eğer böyle bir doğal evrim gerçeği ile karşı karşıya isek durum gerçekten de vahim görünüyor. Çözümleri ne olabilir ise sanıırm başka bir başlığın konusu.

Tekrar bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Sosyal olguya girmeden bilimsel olarak veriler ile donatılmış cevabınızı bekliyorum.

Zeka gelişimi anne karnında başlar ve 7 yaşına kadar zekanın %70-80'i şekillenir. Bu şekillenmede beslenmenin çok önemli bir faktör olduğu çok iyi bilinmektedir.

Zeki insanların fakir insanları yönetecek olması gibi bir durum evrimin konusu değildir. Ancak, gelişmiş toplulukların daha az gelişmiş topluluklar üzerinde hakimiyet kurduğu da bilinen gerçeklerdir.

Bu konuda verebileceğim örnekler; uzak geçmişte, Homo Sapiens'lerin Avrupa'ya ayak basmasından sonra, Neanderthallerin soyunun tükenmesi, yakın geçmişte ise Avrupa'lı sömürgeci devletlerin, gelişmemiş toplulukları birkaç yüzyıl boyunca sömürmüş olmasıdır.

Günümüzde sömürgeciliğin yerini küreselleşme adı verilen yeni dünya düzeni almıştır ama bu ayrı bir konu tabii...

OQONUC 22-05-2009 22:52

Zeki insanların fakir insanları yönetecek olması gibi bir durum evrimin konusu değildir. Ancak, gelişmiş toplulukların daha az gelişmiş topluluklar üzerinde hakimiyet kurduğu da bilinen gerçeklerdir.
.
.............

Bu gerçekten de ilginç bir tespit.

O zaman ortaya bir şey daha çıkıyor. Doğal seleksiyon ile güçlü toplumların insanları güçlerine güç katarken, fakir toplumlara mensup insanlar yok olmaya mahkum oluyor.

Sizinde söz ettiğiniz gibi demek ki fakir toplumların küreselleşmenin karşısında durması evrimsel bir dirençten başka bir şey değil.

Hımmm
Acaba böyle bir başkaldırının tarihler boyunca dayandıkları güç ne oluyorki ?
Böyle bir seleksiyona karşı onları dirence iten şeyin adına inanç dersek bilimsel bir terim kullanmamış oluruz sanıırm. O zaman buna ne diyeceğiz. ?

Aksi halde şimdiye çoktan yeryüzünden silmiş olmaları gerekirdi insalığı, doğanın şanslı gürbüz güçlerinin.

Teşekkürler açıklamalarınız için.
Selamlar

Sapiens 22-05-2009 23:28

İnsan topluluklarının kendi bekalarını korumak üzere direnmesini sadece inanç faktörüne bağlamanız enteresan bir tespit.

Bu insanın doğasında olan bir içgüdüdür. İnsanlar saldırıya uğradıklarında buna karşı direnç gösterirler, çünkü bekaları buna bağlıdır. Bu içgüdüyü inanca bağlamak yanlıştır. İnançların ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce bile bu içgüdü mevcuttu. Bırakın insanları, hayvanlarda bile bu tarz dayanışmalar yaygın olarak mevcuttur.

Evrim konusunu döndürüp dolaştırıp yine inanç olayına bağladınız ya, tebrik etmek gerekir sizi...

Ki-Adi 23-05-2009 00:30

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179149)
Sayın Wolf açıklamalarınız için teşekkür edeirm. Gerçekten de faydalı bilgiler gibi duruyor bunlar.

İzninizle sorularıma devam etmek isterim;

Ben toplumsal cepheden baktığımda FAKİR insanın ZENGİN insandan çok küçükte olsa beslenme şartlarına bağlı olarak daha aşağı bir zekada olabileceğini uzakta olsa çıkartabilirmiyim ?

Eğer böyle bir çıkarım uzakta olsa ihtimal dahilinde ise;
Zeki olanların fakirleri yönteceğinin bir doğal evrimsel yasa olduğunu mu anlamalıyım ?

Tıpkı Çalık kalmış dana ile el bebek beslenmiş dananın ırkını en iyi temsil yetkisinin iyi beslenende olduğu gibi.

Gerçekten de ilgimi çekti bu konu. Eğer böyle bir doğal evrim gerçeği ile karşı karşıya isek durum gerçekten de vahim görünüyor. Çözümleri ne olabilir ise sanıırm başka bir başlığın konusu.

Tekrar bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Sosyal olguya girmeden bilimsel olarak veriler ile donatılmış cevabınızı bekliyorum.

Selamlar


Sevgili Oqonuc

Senin verdiğin örnek doğal seleksiyona değilde insan eliye yapılan yapay seleksiyona girer.

İyi beslenerek büyüyen bir çocukla kötü şartlarda beslenen çocuklar arasında elbetteki farklar olacaktır. Fakat bu ayırımı yapan doğa değildir.
İnsandır.

parmis 23-05-2009 08:12

Sayın wolf18,
gerçekten harika paylaşımlar elinize, emeğinize sağlık...
Beslenmenin insan hayatındaki önemide böylece belirlenmiş gönül ister ki tüm çocuklar iyi beslensin süt içebilsin et yiyebilsin....İnsanlar güçlü zeki olsun ve dünya yaşanabilir bir hale gelsin:)
saygılarla..

parmis Güneşin_kızı

OQONUC 23-05-2009 11:54

Evrim konusunu döndürüp dolaştırıp yine inanç olayına bağladınız ya, tebrik etmek gerekir sizi...
..........

:)

Yaşama uyarlanamayan bilgi ve fikirlerin peşinde koşmayı bırakalı epey oldu. Bu nedenle lütfen mazur görün.

Verdiğiniz örnekte; hayvan sürülerinin direnç göstermesindne çok daha farklı olarak, aynı türün birbirlerine olan üstünlüğünde zeki olan topluluğun zengin olan topluluğun, vasat-ı tür olan ve fakir olan topluluğa karşı bir türlü kesin galibiyetin başarılamadığının nedenleri üzerinde düşüncemi açıklamıştım.

Yani bu savunma içgüdü ile açıklanacak ise zeki olanın savunma gücü ve zengin olanın savunma araçları daha fazladır. Öyleyse vasatın ve fakirin de dayandığı bir güç olmalıdır ki karşısındaki güce dayanabilsin.

İnsan davranışılardır bunlar dediğinizde; aslında iyice irdelersek benim dahi inandığım evrime, bilimsel olarak bir karşı çıkış olduğunu görürüz.

Zira insanı hayvan sınıfından ayırıp, apayrı bir İNSAN ırkının yaratılmış olduğunu ve buna paralel olarakta hayvan sınıfının davranışları ile insan türünü açıklamanaın mümkün olamayacağını savunmak zorunda kalınır.

Bu da doğal olarak evrime karşı çıkmaktan başka bir anlam değildir. Haa şu belki denilebilir; tırtıldan kelebek örneği verilebilir. Birbirini tamamlarken birinin diğerinden farklı olduğu gibi konular ileri sürülebilir. Burada da karşınızda HY den başka ahmak olmaz zaten.

Ben evrim konusunda aslında teknik bilgiye o kadar sahipte değilim. Zira Nasıl sorusunun NEDEN sorusu yanında kıymeti harbiyesinin olmadığını kabul etmiş birisiyim. Bu tıpkı lokantada yemek gibidir.

Acıktığım için NEDEN lokantaya gittiğimi açıklamak için; aşçının yemeği nasıl yaptığından ziyade nasıl bir lezzet ile beni doyurduğu asıldır benim için.

Ama sizler gibi iyi aşçılardan da yediğim yemeğin inceliklerini öğrenmek nasılını bilmek tabikii ayrı bir mutluluk verir bana.

Nasılı araştıran aşçılarada saygı duymak gerekir. Ki bizler rahat rahat yemeğimizi yiyebilelim.
Arada bir mutfakta çorbanın içine aşcı sinirlenince ne yapıyor hepimiz biliyoruz :)
Burayı da unutmamak lazım ...

"Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" Bakara..

Bu ayet ve izleyen konu aslında evrime güzel bir örnektir. Ve hatta tüm maddenin bir evrim geçirdiği de belki bir gün keşf edilebilir. Düşünsenize madenlerde bir tür evrim geçirmiyor mu? Kömür deseki elmasa, sen kömürsün; elmas der ki madem ben kömürüm sende dans ettir o zaman güneşin ışıklarını.

Açıklamalarınız için gerçekten tekrar teşekkürler. Ama bakın evrim bile bir görünmeyen gücü ispat edecek neredeyse :peace:


Selamlar

Ayejj 23-05-2009 12:37

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179591)
Acıktığım için NEDEN lokantaya gittiğimi açıklamak için; aşçının yemeği nasıl yaptığından ziyade nasıl bir lezzet ile beni doyurduğu asıldır benim için.

Ama sizler gibi iyi aşçılardan da yediğim yemeğin inceliklerini öğrenmek nasılını bilmek tabikii ayrı bir mutluluk verir bana.

Neden lokantaya gidiyorsun.Çünkü acıkmışsın.Yani biyolojik bir olgu.

Niçin o lokantayı seçmişsin.Çünkü lezzete dair algıların oraya yönlendirmiş .Bu algılarda biyolojik bir olgu.

Yani olaylara bakarken ,kendinizi evrimle şekillenmiş biyolojik canlı olarak düşünmeden bakıyorsunuz.
Siz ve size dair herşeyi belirleyen evrimdir.Siz farketmesenizde böyledir.:nerd:

Ayejj 23-05-2009 12:47

Alıntı:

OQONUC´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179375)
Zeki insanların fakir insanları yönetecek olması gibi bir durum evrimin konusu değildir. Ancak, gelişmiş toplulukların daha az gelişmiş topluluklar üzerinde hakimiyet kurduğu da bilinen gerçeklerdir.
.
.............

Bu gerçekten de ilginç bir tespit.

O zaman ortaya bir şey daha çıkıyor. Doğal seleksiyon ile güçlü toplumların insanları güçlerine güç katarken, fakir toplumlara mensup insanlar yok olmaya mahkum oluyor.

Sizinde söz ettiğiniz gibi demek ki fakir toplumların küreselleşmenin karşısında durması evrimsel bir dirençten başka bir şey değil.

Hımmm
Acaba böyle bir başkaldırının tarihler boyunca dayandıkları güç ne oluyorki ?
Böyle bir seleksiyona karşı onları dirence iten şeyin adına inanç dersek bilimsel bir terim kullanmamış oluruz sanıırm. O zaman buna ne diyeceğiz. ?

Aksi halde şimdiye çoktan yeryüzünden silmiş olmaları gerekirdi insalığı, doğanın şanslı gürbüz güçlerinin.

Teşekkürler açıklamalarınız için.
Selamlar

Tarihten silinmiş adı esamesi kalmamış insan topluluklarıda rakiplerine karşı inançla direnmişler fakat zaferi inançlılar değil,
İmkan ve kaynakları geniş olanlar kazanmış.Zekada imkan ve kaynakların en önemlisi tabiki.
Şimdi siz kendinizi dünyanın kaymağını yiyen kodomanlarla aynı kapasitede mi görüyosunuz.
Ben şahsen kendimi görmüyorum.:crutch:

cyctec2 23-05-2009 13:11

Alıntı:

wolf18´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 177352)
Tarih boyunca, doğal seçilim modern insanın gelişimindeki rolünü oynadıkça, insan vücudundaki kısımların ve faydalı fonksiyonların bir çoğu gereksiz hale geldi. Enteresan bir şekilde bu kısımların çoğu bir şekilde vücutta kaldı ve böylelikle evrimin ilerleyişini görebilmekteyiz. Bu liste, geride iz bırakan en belirgin 10 evrimsel değişimi göstermektedir.


10 Goose Bumps (Cutis Anserina) – Tüylerin Ürpermesi

İnsanlar üşüdüklerinde, korktuklarında, kızdıklarında veya utandıklarında tüyleri ürperir. Birçok canlı türünün de aynı sebeplerle tüyleri ürperir. Mesela, kedi veya köpek tüylerinin dikilmesi, kirpi dikenlerinin ortaya çıkması bu sebeptendir. Üşüme durumunda, dikilen tüyler havayı deri ve tüyler arasında sıkıştırır ve böylelikle yalıtım ve sıcaklık sağlar. Korkma durumunda, hayvanın daha iri görünmesini, düşmanın korkup kaçmasını sağlar. İnsanların artık tüylerin ürpermesine ihtiyacı yoktur ve giysilerimizin olmadığı, doğal düşmanlarımızı korkutmaya ihtiyacımız olduğu geçmişimizden miras kalmıştır. Doğal seçilim yoğun kıl tabakamızı ortadan kaldırmış fakat bunları kontrol etmemize yarayan mekanizmayı geride bırakmıştır.

9 Jacobson’s Organ (Vomeronasal organ) – Jacobsen Organı

Jacobson organı hayvan anatomisinin enteresan bir parçasıdır ve cinsel geçmişimiz hakkında bize birçok şey anlatır. Bu organ burunda bulunmaktadır ve pheromones adı verilen, cinsel istek, tehlike işareti veya yiyecek izlerine ilişkin bilgileri tetikleyen kimyasalları tespit eden özel bir koklama organıdır. Bazı hayvanların sex için karşı cinsleri takip etmesini ve potansiyel tehlikeleri bilmesini sağlayan organdır. İnsanlar Jacobsen organı ile doğarlar fakat bu organın kabiliyetleri gelişimimizin erken dönemlerinde, işe yaramayan bir hale gelmiştir. Bir zamanlar insanlar, iletişimin mümkün olmadığı dönemlerde eşlerinin yerini bulmak için bu organı kullanıyorlardı. Günümüzde insanın eş arayışında, chat odaları, barlar ve bekar partileri bu organın yerini almıştır.

http://listverse.com/wp-content/uplo.../gray51-tm.jpg



8 Junk DNA (L-gulonolactone oxidase) – Hurda DNA

Geçmişimizden gelen kalıntıların bir çoğu fiziki veya görülür olmakla birlikte, bu durum hepsi için geçerli değildir. İnsanın genetik modelinde, bir zamanlar C vitaminini işlemeye yarayan enzimlerin üretilmesinde kullanılan yapılar (L-gulonolactone oxidase)mevcuttur. Diğer hayvanların çoğu bu fonksiyonel DNA’ya sahiptir fakat geçmişimize ait bir dönemde, bir mutasyon bu geni etkisizleştirmiş ve genin kalıntılarını hurda DNA olarak arkasında bırakmıştır. Bu dikkat çekici hurda DNA, yeryüzündeki diğer türlerle ortak atadan gelindiğini gösterir ve bu yüzden özellikle enteresandır.




7 Extra Ear Muscles (Auriculares muscles) – Ekstra Kulak Kasları

Harici kulak kasları olarak da bilinen ekstra kulak kasları (Auriculares muscles) hayvanlar tarafından işitme duyularını özel seslere odaklamak üzere kulaklarını döndürmek ve kontrol etmek (kafalarından bağımsız olarak) için kullanılır. İnsanlar bir zamanlar aynı sebeplerle kullanmış olduklarından, bu kaslara halen sahiptir ancak bu kaslar öylesine zayıflamıştır ki tek yapabileceğimiz kulaklarımızı birazcık kımıldatmak olacaktır. Bu kasların kedilerdeki kullanımı çok belirgindir (kediler kulaklarını neredeyse tamamen geriye döndürebilirler). Özellikle, avlamak üzere bir kuşa sessizce yaklaşırken, kuşu korkutmamak için mümkün olan en küçük hareketlerin yapılmasını gerektiren durumlarda kediler bu kasları kullanır.

http://listverse.com/wp-content/uplo...gray906-tm.jpg



6 Plantaris Muscle – Plantaris Kası

Plantaris kası hayvanlar tarafından, nesneleri ayakları ile tutmak ve kontrol etmek için kullanılır (maymunlar ayaklarını elleri kadar iyi bir şekilde kullanabilir). Bu kas insanlarda da aynı şekilde mevcuttur ancak o kadar az gelişmiştir ki, vücudun diğer bölümlerinden herhangi birinin yeniden oluşturulmasında dokuya ihtiyaç olduğunda, doktorlar tarafından yerinden alınarak kullanılırlar. Bu kas insan vücudu için öylesine önemsizdir ki, insanların %9’u bu kasa sahip olmadan doğarlar.

http://listverse.com/wp-content/uplo...ray1242-tm.jpg



5 Wisdom Teeth – 20 Yaş Dişleri

İlk insanlar birçok bitki türüyle besleniyordu ve gün boyunca ihtiyaç duydukları tüm gıdaları almak için yeterli miktarda bitkiyi, yeterince hızlı şekilde yemeye ihtiyaç duyuyorlardı. Bu sebeple, daha geniş bir ağzı daha üretken kılmak için ilave bir takım azı dişimiz mevcuttu. Selülozun vücut tarafından yeterli şekilde sindirilmesi kabiliyetinden yoksun olunduğu için bu özellikle gerekliydi. Evrim tercihlerini yaptıkça gıdalarımız değişti, çenemiz uygun bir şekilde küçüldü ve üçüncü azı dişlerimiz gereksiz hale geldi. Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.

http://listverse.com/wp-content/uplo...h-01-en-tm.jpg



4 Third Eyelid – Üçüncü Gözkapağı

Eğer bir kedinin göz kırpmasını izlerseniz, beyaz bir zarın gözü kapladığını göreceksiniz, buna üçüncü göz kapağı denir. Memelilerde oldukça nadir görülmekle birlikte, kuşlar, sürüngenler ve balıklarda ortaktır. İnsanlarda kullanım dışı olan bir üçüncü gözkapağı kalıntısı mevcuttur (aşağıdaki resimde görebilirsiniz). İnsanlarda oldukça küçülmüştür ancak bazı topluluklarda diğerlerine oranla daha belirgin parçalar mevcuttur. Bilinen primat türleri içinde üçüncü gözkapağını fonsiyonel olarak kullanan tek primat, Batı Afrika’da yaşayan Calabar angwantibo (loris’ler ile yakın akrabadır)’dur.

http://listverse.com/wp-content/uplo...ray1205-tm.jpg


3 Darwin’s Point (Plica semilunaris) – Darwin’in Noktası

Darwin’in noktası memelilerin çoğunda bulunmaktadır ve insanlar da bunun dışında değildir. Hayvanlarda büyük ihtimalle seslere odaklanmak için kullanılmaktadır ancak insanlarda artık herhangi bir fonksiyonu yoktur. İnsanların sadece %10.4’ünde geçmişimize ait bu kalıntı görünür durumdadır fakat muhtemelen insanların çok daha fazlası bu kulak yumrusunu üreten, ancak belirgin olmasını herzaman sağlamayan geni taşımaktadır. Bu nokta (aşağıdaki resimde görülen) küçük kalın bir yumrudur ve kulağın yukarı ve orta bölümlerinin birleştiği yerde bulunmaktadır.

http://listverse.com/wp-content/uplo...ubercle-tm.jpg



2 Coccyx – Kuyruk Sokumu Kemiği

Kuyruk sokumu kemiği bir zamanlar mevcut olan insan kuyruğunun kalıntısıdır. Zamanla bir kuyruğa olan ihtiyacımızı kaybettik fakat kuyruk sokumu kemiğine olan ihtiyacı kaybetmedik. Şu anda çeşitli kaslar için destek yapısı ve oturup arkaya doğru yaslanan bir kişi için destek işlevi vardır. Kuyruk sokumu kemiği aynı zamanda anüsün pozisyonunu da destekler.




1 Appendix – Apandis

Apandisin modern insanlarda bilinen hiçbir kullanımı yoktur ve enfeksiyon kaptığında sıksık alınır. Orijinal kullanımı ile ilgili spekülasyonlar mevcut olmakla birlikte, bilim adamlarının çoğu Darwin’in öngördüğü şekilde, bir zamanlar bol miktarda yaprak ihtiva eden gıdalarımızdaki selülozun işlenmesine yardımcı olmak olduğu görüşündedir. Evrimin doğrultusunda, gıdalarımız değişmiş ve apandise daha az gerek duyulmuştur. Özellikle enteresan olan, birçok evrim kuramcısının doğal seçilimin, daha az iltihaplanması ve hastalanması nedeniyle daha büyük apandisleri seçeceğine (apandisin tüm kabiliyetlerini ortadan kaldırdığı halde) inanıyor olmasıdır. Benzer şekilde kullanım dışı olan ve nihayetinde kaybolacak olan ayak serçe parmağının aksine, apandis muhtemelen bizimle uzun süre beraber kalacak ve herhangi bir şey yapmadan sallanmaya devam edecektir.



http://listverse.com/science/top-10-...in-modern-man/

Yukarıdaki adresten tercümedir. Konu başına 6 resim kısıtlaması nedeniyle bazı başlıklara ait resimleri takip eden postta yayınlıyorum.


soru1- DNA yı ne sentezler?
soru2-RNA yı ne sentezler?


hurda dna diye bir şeyin varlığına inanmak çok mantıksızdır! son yapılan araştırmalarda anlaşıldığı üzre dna sarmalındaki belli görevi icra ettiği düşünülen her hangi bir kodun değiştirlmesinin yapının tamamına tesir etmesi bir çok biliim adamının soğuk terler dökmesine yok açmış olup şu an hala şok içindedirler. çünki bu yapıya bir yazılım kodu gibi, yada bir programlama dili mantığıyla yaklaştıkları için olayın daha farklı olduğunu anlamaları sarsıntı doğurmuştur. bu bağlamda hurda dna diye kanıya varan adamların bunları artık söyleyebileceğini düşünmüyorum.


"10 Goose Bumps (Cutis Anserina) – Tüylerin Ürpermesi

İnsanlar üşüdüklerinde, korktuklarında, kızdıklarında veya utandıklarında tüyleri ürperir. Birçok canlı türünün de aynı sebeplerle tüyleri ürperir. Mesela, kedi veya köpek tüylerinin dikilmesi, kirpi dikenlerinin ortaya çıkması bu sebeptendir. Üşüme durumunda, dikilen tüyler havayı deri ve tüyler arasında sıkıştırır ve böylelikle yalıtım ve sıcaklık sağlar. Korkma durumunda, hayvanın daha iri görünmesini, düşmanın korkup kaçmasını sağlar. İnsanların artık tüylerin ürpermesine ihtiyacı yoktur ve giysilerimizin olmadığı, doğal düşmanlarımızı korkutmaya ihtiyacımız olduğu geçmişimizden miras kalmıştır. Doğal seçilim yoğun kıl tabakamızı ortadan kaldırmış fakat bunları kontrol etmemize yarayan mekanizmayı geride bırakmıştır."

gelin biz buna adaptasyon diyelim. şu aşikardır yapı halen durmakta olup yeni bir buzul çağına girdimizde ortaya çıkacaktır ve işe yarayacaktır, bu mantıkla bakarsak şunu söyleyebiliriz, canlıları doğa seçmez , selection yapmaz canlı mekanizma ona uyum sağlar. diğer koşulda uyuşamaz doğa ile. bundan daha normal bir şey yoktur. adaptasyon nesillerin devamı için genlerimizde var olan temel yazılımın temel taşlarından biridir. mesela kas yapmak gibi eğer sen inşaat işçi isen kasların gelişir, hücrelerin bu gelişmeden haberdar olur, mıyoz bölünme öncesi bu veriler değerlendirilir, yeni tek hücrfeli üreme organlarımız bu bilinç içerisinde var olurlar. yani evrim diye olasılık temeline oturtulan her şey hali hazırda dna içerisinde mevcut olup bazılarıda buna hurda dna der

arkadaşlar evrim yoktur, adaptasyon vardır. yer yuzunde canlı varlığının devam etmesi için adaptasyon olmak zorundadır. bundan daha normal bir şey yoktur. hatta bana göre farklı canlı organızmalar arasındakı genetık koprude viruslerdır, onların foknsıyonuda farklı organızmaların genlerını bırbırlerıne mıx etmektır. farenın deneyımı bu şekılde bize aktarılarbılır ama burada bu deneyıomı kabul eden yıne canlının kendısıdır.

ama gelelim esas noktaya bu tarz bır sıstemın varlıgınıda yok evrımdı, yıldırımdı şimsekti gibi temellere bağlayamıyacak kadar akıllıyım.

Ayejj 23-05-2009 13:29

cyctec2 demiş ki:
Alıntı:

mesela kas yapmak gibi eğer sen inşaat işçi isen kasların gelişir, hücrelerin bu gelişmeden haberdar olur, mıyoz bölünme öncesi bu veriler değerlendirilir, yeni tek hücrfeli üreme organlarımız bu bilinç içerisinde var olurlar. yani evrim diye olasılık temeline oturtulan her şey hali hazırda dna içerisinde mevcut olup bazılarıda buna hurda dna der
Bu haberdar olma işi nasıl olmaktadır.Sinirler üzerinden mi? Hormonlarla mı?Yoksa melekler mi haber veriyorlar?:hail:

Sizin mantığınızla bakınca kanadadaki zencilerin bir iki nesilde beyazlaması gerekirdi?
Çünkü yaşadıkları memelekette herkes beyaz.Kara kara rengiyle adamların içinde dolaşıp ırkçıların ayrımcılığına maruz kalacağına,beyazlarlardı olur biterdi.

Bu sizin söylediğiniz bilinç yeni doğacak yavrunu beyaz olursa daha az sıkıntı çekeceğini bilememiş mi? :twitch:

cyctec2 23-05-2009 13:36

Alıntı:

Ayejj´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179643)
cyctec2 demiş ki:


Bu haberdar olma işi nasıl olmaktadır.Sinirler üzerinden mi? Hormonlarla mı?Yoksa melekler mi haber veriyorlar?:hail:

Sizin mantığınızla bakınca kanadadaki zencilerin bir iki nesilde beyazlaması gerekirdi?
Çünkü yaşadıkları memelekette herkes beyaz.Kara kara rengiyle adamların içinde dolaşıp ırkçıların ayrımcılığına maruz kalacağına,beyazlarlardı olur biterdi.

Bu sizin söylediğiniz bilinç yeni doğacak yavrunu beyaz olursa daha az sıkıntı çekeceğini bilememiş mi? :twitch:


haberar olmak mı? evet oyle; soğuk havada üşürmüsünüz? galiba evet. o zaman bu haberdarlık size vahiy yolu ile gelmiyor demektir.

evet beyazlayacaklardır. dikkat edin almanyaya giden kuşakların karagözlü kardeşlerimizin çoğu evladı mavi gözlü oldu( güneş eksikliğinden) . ama şu açıktır, zinci kardeşlerimizde bu adaptasyonu şağlıyacak genleri hali hazırda taşımaktadır.

daha geçende bir zenci ile almanın iki ikizinden biri siyah biride beyaz oldu. milyonda bir ama gen olduğu yerde durmakta:) (hurda genmiş:) )

milomanara 23-05-2009 20:39

Alıntı:

cyctec2´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179651)
haberar olmak mı? evet oyle; soğuk havada üşürmüsünüz? galiba evet. o zaman bu haberdarlık size vahiy yolu ile gelmiyor demektir.

evet beyazlayacaklardır. dikkat edin almanyaya giden kuşakların karagözlü kardeşlerimizin çoğu evladı mavi gözlü oldu( güneş eksikliğinden) . ama şu açıktır, zinci kardeşlerimizde bu adaptasyonu şağlıyacak genleri hali hazırda taşımaktadır.

daha geçende bir zenci ile almanın iki ikizinden biri siyah biride beyaz oldu. milyonda bir ama gen olduğu yerde durmakta:) (hurda genmiş:) )

sayın cyctec2,

Bahsettiğiniz şey Lamarc yaklaşımı ve bu yaklaşım lehine doğru dürüst bir kanıt hiç olmamıştır. Afedersiniz ama atıyorsunuz,

Selamlar,

cyctec2 24-05-2009 02:52

Alıntı:

milomanara´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179819)
sayın cyctec2,

Bahsettiğiniz şey Lamarc yaklaşımı ve bu yaklaşım lehine doğru dürüst bir kanıt hiç olmamıştır. Afedersiniz ama atıyorsunuz,

Selamlar,

ben bazen atarım hemde baya atarım :)

lamarc yaklaşımı lehine doğru dürüst kanıt olmaıştır ama sizin yaklaşımınıza olmuşmudur? o halde sizde benden fazla atıyorsunuz!


ikinci olarak bu lamarc mamark yaklaşımı falan değildir. bu cyctec2 yaklaşımıdır. adım antonyo falan olsa antonyo yaklaşımı demek daha çekici gelebilirdi ama buna siz cyctec2 yaklaşımı deyiniz lütfen.

cyctec2 yaklaşımı ile canlılığın var oluşunun ilk aşamaları açıklanabilir ama diğer yaklaşımlar ile sadece var olan sistemin nasıl işlediğine dair atışlar yapılabilir başka bir şey yapılamaz.

her neyse ben size biraz fizikten atayım.

atom>proton>kuark>galeon=saf enerji. galeon denen enerji belli bir frekansta titreşen ve şu ana kadar tespit edilebilen en küçük yapıtaşı. ama unutmayın belli frekansta titreşen enerji parçacığı. şimdi bu teori ile kütle çekimide açıklanabilecek yakında. inceleyin derim.

gelelim sallamasyon(ideolojik) evrim teorisine. teori sınıfına koymuşlar ki bu incelenmesini gerektirir ama ben bu terorinin doğruluğuna inanmıyorum. özellikle ilk canlılığın ortaya çıkışı, gözün evrimleşmesi, dna rna çıkmazı gibi temelden sakat olan bu teori sadece ideolojik anlamda kulanılabilir.

ben adaptasyonu red etmiyorum, o aşıkardır ki gereklidirde, ama o düşündüğünüz gibi değil sayın arakadaşım.


geçende bir yazı okudum, eleman çok hoş yazmış , demiş dna sarmalına gen girer demiş? adam baya baya yazmış aforizmalar savurmuş ama ne altı nede üstü dolu.

bu konunun başlığındaki yazıyıda uzun süre once okudum, daha burada yayınlanmadan, eğer bu tarz yazıları okumak isterseniz ingiliz mecmualarına bakabilirsiniz bolca vardır.

gelelim arkadaşın bahsettiği darwin memesine:)

arkadaşlar ne bekliyordunuz? insanların hayvanlara benzer yanı olmaazmı? kemıklerımız platınden mı olmalıydı ustun olmak ıcın? yada dişlerimiz? burada ataist olmadan önce çokca defa Kuran okuyup incelemiş arkadaşlar var onlar bilirler ki buna dair bir Kuranda uyarılar vardır. arayan bulabılır.

peki hayvan nesli insana benziyor olmasın? yada dunyada yaşamak için tasarlanmış canlı ve ınsan oğlunun birbirine benzemesi kadar doğal ne olabilir?

şu açıktırki hayvan neslinden farkımız akıl ve ruh tur.

(ruh nedir uçarmı diye soracak olanlara bilimsel önermemi izah edebilirim.)

Ki-Adi 24-05-2009 10:54

Sevgili Cyctec2,
Evren'in big bang ile başladığı teorisine inanıyor musun? Büyük ihtimalle inanıyorsun. O zaman evrendeki herşeyin E=mc^2 'le oluşmaya başladığına , gerekli şartlar oluştuğunda elementlerin, toz bulutlarının, yıldızların, gezegenlerinin, galaksilerin yani evrenteki herşeyin oluştuğuna inanıyorsun.
Dünya oluşana kadar yaklaşık 9 milyar yıl boyunca herşeyin doğa kanunları ile geliştiğine, gözle görülemeyen atomlardan galaksiler oluşabileceğine çok mu kolayda gene bu ufak atomlardan çok çok basit canlı dediğimiz şeyin meydana gelmesi mi çok zor.

milomanara 24-05-2009 11:33

Alıntı:

cyctec2´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179972)
ben bazen atarım hemde baya atarım :)

lamarc yaklaşımı lehine doğru dürüst kanıt olmaıştır ama sizin yaklaşımınıza olmuşmudur? o halde sizde benden fazla atıyorsunuz!


ikinci olarak bu lamarc mamark yaklaşımı falan değildir. bu cyctec2 yaklaşımıdır. adım antonyo falan olsa antonyo yaklaşımı demek daha çekici gelebilirdi ama buna siz cyctec2 yaklaşımı deyiniz lütfen.

cyctec2 yaklaşımı ile canlılığın var oluşunun ilk aşamaları açıklanabilir ama diğer yaklaşımlar ile sadece var olan sistemin nasıl işlediğine dair atışlar yapılabilir başka bir şey yapılamaz.

her neyse ben size biraz fizikten atayım.

atom>proton>kuark>galeon=saf enerji. galeon denen enerji belli bir frekansta titreşen ve şu ana kadar tespit edilebilen en küçük yapıtaşı. ama unutmayın belli frekansta titreşen enerji parçacığı. şimdi bu teori ile kütle çekimide açıklanabilecek yakında. inceleyin derim.

gelelim sallamasyon(ideolojik) evrim teorisine. teori sınıfına koymuşlar ki bu incelenmesini gerektirir ama ben bu terorinin doğruluğuna inanmıyorum. özellikle ilk canlılığın ortaya çıkışı, gözün evrimleşmesi, dna rna çıkmazı gibi temelden sakat olan bu teori sadece ideolojik anlamda kulanılabilir.

ben adaptasyonu red etmiyorum, o aşıkardır ki gereklidirde, ama o düşündüğünüz gibi değil sayın arakadaşım.


geçende bir yazı okudum, eleman çok hoş yazmış , demiş dna sarmalına gen girer demiş? adam baya baya yazmış aforizmalar savurmuş ama ne altı nede üstü dolu.

bu konunun başlığındaki yazıyıda uzun süre once okudum, daha burada yayınlanmadan, eğer bu tarz yazıları okumak isterseniz ingiliz mecmualarına bakabilirsiniz bolca vardır.

gelelim arkadaşın bahsettiği darwin memesine:)

arkadaşlar ne bekliyordunuz? insanların hayvanlara benzer yanı olmaazmı? kemıklerımız platınden mı olmalıydı ustun olmak ıcın? yada dişlerimiz? burada ataist olmadan önce çokca defa Kuran okuyup incelemiş arkadaşlar var onlar bilirler ki buna dair bir Kuranda uyarılar vardır. arayan bulabılır.

peki hayvan nesli insana benziyor olmasın? yada dunyada yaşamak için tasarlanmış canlı ve ınsan oğlunun birbirine benzemesi kadar doğal ne olabilir?

şu açıktırki hayvan neslinden farkımız akıl ve ruh tur.

(ruh nedir uçarmı diye soracak olanlara bilimsel önermemi izah edebilirim.)

Hay allah, bende bir Lamarkcı geldi diye seviniyorum, tartışıcaz diye.

Sayın cyctec2, deliliniz kuransa, benim bu konu başlığı altında size cevap yazmam abesle iştigaldir.

Ayejj 24-05-2009 11:42

Alıntı:

cyctec2´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 179651)

Alıntı:

evet beyazlayacaklardır. dikkat edin almanyaya giden kuşakların karagözlü kardeşlerimizin çoğu evladı mavi gözlü oldu( güneş eksikliğinden) . ama şu açıktır, zinci kardeşlerimizde bu adaptasyonu şağlıyacak genleri hali hazırda taşımaktadır.
:blah:

Alıntı:

daha geçende bir zenci ile almanın iki ikizinden biri siyah biride beyaz oldu. milyonda bir ama gen olduğu yerde durmakta:) (hurda genmiş:) ):plane:


Biri alman biri zenci ebeveynin ikiz çocuklarından biri beyaz bir siyah doğdu.Ve sen buna evrim teorisini yıkan gelişme olarak mı? bakıyorsun.Dikkat ettin mi ebeveynin biri beyaz bir zenci.
Almanyadaki Türklerin çocukları mavi gözlü olmaya başladıysa burdan çıkacak sonuç evrim teorisinin yıkılması mıdır?
Yoksa 2. 3. nesil gurbetçilerimizin aşk hayatının daha renkli geçmeye başladığının göstergesi midir?

Öyle şeyler söylüyorsunuz ki yatsıya kadarı bırak ''Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının iki rekat sünnetini kılmaya Alllaahuekber ''demeye yetecek zaman kadar bile mumun alevini canlı tutamaz?

Git biraz biyoloji öğrende gel.:wave:

Sapiens 24-05-2009 11:48

Sayın cyctec2,

"Evrime inanmıyorum" diyebildiğinize göre demek ki, evrenin varlığı, canlılığın ortaya çıkışı, türlerin çeşitliliği ve insanın ortaya çıkışı gibi her türlü sorunun cevabını bulmuşsunuz. Takdir ediyorum sizi...

Benim aklım biraz kıt sanırım, evrim teorisini bir kenara koyduğumda, bir türlü bağdaştıramadığım şeyler var. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.

Soru 1: Yeri 4 günde (veya 2 günde) yaratan Tanrı, sonraki 2 günde de göğü yaratıyor. Halbuki biliyoruz ki 13.7 milyar yıl önce önce (gök olarak kastedilen) evren ortaya çıkmış. Dünya ise 4.5 milyar yaşında. Yani, yeryüzü göğün yaratılmasından yaklaşık 10 milyar yıl sonra ortaya çıkmış. Bu olayı kutsal kitapla nasıl bağdaştırıyorsunuz?


Soru 2: Canlı türlerinin ortaya çıkışında şu sıralama var...

4 milyar yıl önce prokaryotlar
3 milyar yıl önce fotosentez yapan bakteriler
2 milyar yıl önce ökaryotlar
1 milyar yıl önce çok hücreliler
600 milyon yıl önce basit hayvanlar
570 milyon yıl önce artropodlar
550 milyon yıl önce gelişmiş hayvanlar
500 milyon yıl önce balık ve ilkel amfibiler
475 milyon yıl önce kara bitkileri
400 milyon yıl önce böcekler ve tohumu bitkiler
360 milyon yıl önce amfibiler
300 milyon yıl önce sürüngenler
200 milyon yıl önce memeliler
150 milyon yıl önce kuşlar
130 milyon yıl önce çiçekli bitkiler
2.5 milyon yıl önce insan benzer ilk canlılar
200,000 bin yıl önce günümüzdeki insana çok benzeyen canlılar.

Fosil kayıtları bunu söylüyor ve bu sıralamaya aykırı bir tane bile buluntu yok. Canlıların ortaya çıkışındaki bu sıralamayı kutsal kitapla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Evrimin olmadığı bir ortamda, türlerin birbirine dönüşmediği bir durumda bu nasıl olabiliyor?


Soru 3: Tanrı insanların ve diğer oksijen solunumu yapan canlıların yaşabilmesi için atmosferi neden doğrudan oksijenli olarak yaratmadı da siyanobakteriler ve mavi-yeşil algler gibi fotosentetik canlılara ürettirdi? Tanrı direk oksijen yaratamıyor muydu? Bizi çamurdan yaratan, ol deyince alemleri yaratan Tanrının oksijen üretmeye gücü yetmiyor muydu?


İşte size evrim diye birşey olmadığını ispatlamak için güzel bir fırsat. Öyle cevaplar verin ki bize, aklımızda bu konularda hiç şüphe kalmasın, biz de "evrim yoktur" diyelim.

Cevaplarınızı alırsak sorulara devam edebiliriz.

Ki-Adi 24-05-2009 12:12

Sevgili Wolf18 sorularınıza izin verirseniz 1 soruda ben ekleyeyim.

Soru 4: Soru ikideki sıralamada yarattığı canllıları daha insan ortaya çıkmadan önce , Tanrı neden 5 defa topluca yok etmek istemiştir?


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:58 .