![]() |
Türkan Saylan
http://www.hurriyet.com.tr/_np/2610/8002610.jpg
Ardından çok şey söylenecek. Ama "dolu dolu adanmış bir ömrün" getirdiği saygınlığı gölgeleyemeyecek söylenecek sözler. Güle güle hocam, ışıklar içinde uyu... |
Adam gibi adammışsın be Türkan Hocam.
Sagol varol. saygılarımla |
Alıntı:
ö : ---- |
gerçek bir hanımefendi ve insan severdi. Tum hayatı insanlara hizmet için adanmıştı..
gerçekten yeri doldurulamaz bir insandı saygı ve sevgiyle anıyorum.. parmis Güneşin_kızı |
Elveda Hocam...
|
Tüm çağdaş yaşamcıların başı sağolsun.
Türkan Saylan çağdaş yaşam mücadelesine başladığında bir elin parmakları kadar kadındılar. Şimdi yüzlerce, binlerce Saylan var. Rahat uyuyabilirsin büyük insan! |
Bilime ve insanlığa adanmış bir yaşam. Aynı siyasi safta bulunulmasa bile saygı duyulacak bir yaşam.
|
Saygideger Turkan Saylan;
Hem, Turkiye icin yaptiklarin, unutulmayacak; hem de Turkiye seni unutmayacak. Saygilarimla; evrensel-insan |
Türkan Saylan, yaşamdaki dik duruşu ve onurlu mücadelesiyle örnek olmuş bir biliminsanıdır.
|
Mevsim ergenekon, bir bir dökülüyor sararmış, solmuş yapraklar dalından, karanlık kış geceleri kapıda, kim ısıtacak, kim aydınlatacak bizi. Sende gittin ya... Öksüz kaldı kızlarımız, okul yollarında...
|
Yaptigin hersey icin cok tesekkür ederiz Türkan hocam. Modern bir toplum yaratmak istedin, elinden geleni yaptin, rahat uyu.
|
Ülkede gericiliğe,tutuculuğa,cahilliğe karşı verdiğin mücadeleler,özellikle kız çocuklarının eğitimi konusundaki emeklerin asla unutulmayacak..İyi niyetlerin için teşekkürler..
Sevgiler.... |
elysion da görüşmek üzere hocam
|
onurlu bir yaşam.. ölene kadar mücadele... inanç ve hiç boyun eğmemek.. güzel insan uğurlar olsun....
|
O ÖLDÜ UTANIYORMUSUNUZ ŞİMDİ..?
Utanıyorlar mıdır acaba şimdi? Hani o, ziyaretine gelenleri selamlamak için başını, boynunu sarıp cama çıktığında, “Hayatını örtü düşmanlığına adadı. Ömrünün son döneminde başörtü takmaya mecbur kaldı” diye yazanlar... “Evi basıldığında ağır hasta görüntüsü vermişti, tarikatlara söverken ise turp gibiydi” diye yalan düzenler... “Konu Müslümanlık olunca hastalığını unutuyor” diyerek onu hedef gösterenler. “Battaniyesini atıp konsere koştu” başlığıyla onu kendileriyle karıştırıp takiyeci ilan edenler... Evini basıp 20 yıllık ajandalarını götürenler... Din, her şeyden önce vicdansa... Yürekleri hepten çöl olmadıysa... Şeytan ruhlarını esir almadıysa... Vicdan azabı çekerler mi? Bir özür dilerler mi? * * * Türkan Saylan, bu ülkenin yüz akıydı. Ancak samimiyetle inanmış insanlarda rastlanabilecek bir feda kültürünün son temsilcisi... İnsanların yardımına koşmak, cehaletle savaşmak uğruna koşulsuz kendinden vazgeçecek bir örnek insan... İçi boşaltılmış “ahlak” kavramının etten, kemikten hali... Demokrasiden taviz vermeyen laiklik hassasiyetinin sesi... Bir eğitim mücahidi... “Annesi Hıristiyan, kendisi misyonerdir” diyenler annesinin Müslümanlığa geçiş belgesi karşısında başlarını öne eğmişler midir acaba? “Kendini acındırmak için hasta taklidi yaptığını” söyleyenler ölümü karşısında günaha girdiklerini fark edip hicap duymuşlar mıdır? * * * Tek başına bir toplumun kaderini değiştiren insanlar vardır Türkan Saylan, onların başında anılacaktır. Onunla ilk görüşmemiz, 15 yıl önceydi. “Sarı Zeybek”e Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin verdiği ödülü onun elinden almıştım. Son görüşmemizde “Kardelenler” için bir kampanya filmi planlıyorduk birlikte... Ve o yine, hepimizi hayranlığa sürükleyen bir enerjiyle, Anadolu’daki kızların durumunu anlatıyordu. “Anadolu’yu küçücük katkılarla değiştirmek mümkün” diyordu. “Bir kızın özgürlüğünün bedeli 200 YTL” idi. Bulabildiği her kuruş, onun için kurtarılmış kızlar demekti. * * * Hasta halinde evinin basılması ve derneğinin yöneticilerinin, arşivinin götürülmesi, Ergenekon’un dönüm noktası oldu soruşturmanın zihni arka planını ortaya koydu. “Çağdaş Yaşam”, cami duvarıydı soruşturmanın... Saylan’a dokunulmasını kimse onaylamadı birkaç vicdansız hariç... Onlar da bir süre insafsızlıklarıyla hatırlanacak, sonra unutulup gideceklerdir. Radyoaktiviteyi keşfeden, iki Nobelli Marie Curie, 1911’de Fransız Bilimler Akademisi’ne üyelik için davet edildiğinde bir gazete “O Fransız değil, Yahudidir” diye yazmıştı. Yayın etkili olmuş, Madam Curie Akademi’ye alınmamıştı. Ne oldu? Fransız Bilimler Akademisi’ne ilk kadın üye, ancak 68 yıl sonra, 1979’da seçilebildi. Yalan kampanya yürüten gazete, halen tarihin çöplüğünde serili... “Madam Curie” adı ise tarihi ışıtıyor. Türkan Saylan için de öyle olacak. Adı, imdadına yetiştiği kızların yüreğinde ve hayatını adadığı ülkenin vicdanında yaşayacak. Ruhu ise, ancak cehalete karşı açtığı savaş sonuçlandığında huzura kavuşacak. Can Dündar. Haber: Milliyet |
Türkan Saylan,
İnsanımızı çagdaş yaşama kavuşturma yolundaki emekleriniz hiçbir zaman unutulmayacak. Halkınız sizi hep ''Bilge olmanın onurunu layıkıyla taşımış bir insan.'' olarak hatırlayacak. |
Gerçek bir Atatürk kadını. Türk kadınının gurur timsali.
Işıklar içinde yat... |
Rabbim rahmet eylesin.
|
Türkan hocam seni ve sana yapilanlari asla unutmayacagiz.
|
şimdi haberlerde türkan saylan ın cenazesi var her kanalda izlemekteyim ama inanırmısınız sanki türkan saylan değilde istanbul müftüsünün cenaze töreni gibi.. sürekli dini şeylerden bahsedilmekte kendisiyle tanışan bir müftünün sözleri çok acayip.. ne kadar dindar biri olduğundan dine saygısından bahsedilmekte.. kendisine kafir denilmesinden rahatsızlığından bahsedilmekte vasiyet olarak cenaze töreninin bu müftü tarafından kılınmasından bahsedilmekte...
|
Ruhu Şad Mekanı Tanrı Dağı Olsun.
|
Allah ruhunu şad etsin mekanı cennet olsun
|
Bu iyi niyetli, fedakar bilim insanını satırlara sığdırmak güç..
Öyleyse FESADIN tamamını görelim; görelim bakalım bu ülkede çağdaş, aydınlık eğitimciler neden hedef haline gelmektedir: * Fetullah'ın okulları, ışıkevleri, misyonerleri; Fetullah zihniyeti bu çağdaş eğitimcilerinden tamamından rahatsızdırlar. * Türk kızının, okuyup, özgürleşmesi, bilinçlenmesi bu aşağılık zihniyet açısından tehlikelerin en büyüğüdür. Kız çocuğu İslama göre zaten 7-8 yaşından itibaren 'müştehat' konusudur. Yani erkekte şehvet duyguları uyandırma potansiyeline sahiptir. Sen tut yatağa atacağın, kucağına bebe vereceğin, baş göz edeceğin; Başlık'ını afiyetle yiyeceğin kızı okula gönder?! Akıl işi değil tabii. * Kadınları aydınlanan bir toplumun 'Aydınlanmayı' yakalaması kaçınılmaz. O kadın birikimini ilk önce çocuğuna aktaracak, ve silsile yoluyla toplum, hurafeden, akıla bilime ilerleyecek. * Toplumları koyun gibi güdememek, güç odakları için çok vahim bir tehlikedir. Yoksa o toplumun meclisinden PETROL KANUNU, MAYINLARI TEMİZLEYİP TOPRAĞI KULLANMA HAKKINI 50 YIL SÜRELİĞİNE İSRAİLE HAVALE ETME KANUNU,BOR yanıltmacası ve daha nice Fesad'lar nasıl geçirilir, ya da teşebbüs edilir? * Türkan Hoca bu çembere çomak sokmaya tevessül etti; aynı sevgili Turan Dursun gibi. |
Saylan'ın ölümüne sevinen şeriatçılar Şeriatçı Vakit gazetesi, AKP yanlısı cephenin tetikçiliğini yapmaya devam etti. Saylan'ın ölümünün ardından provakatörlüğe devam eden Vakit, Saylan'ın cenazesi 19 Mayıs'a denk gelsin diye Ergenekon tarafından öldürülmüş olabileceğini ve otopsi yapılması gerektiğini iddia etti. Gazete, gün boyunca Saylan'ın ölümünü manşette tutar ve dört ayrı haber ile verirken, haberlerin içinde "işte Saylan'ın marifetleri - tıklayın" gibi linklerle Saylan'a geçmişte attığı iftiraları yeniden gündeme getirdi. Manşette tuttuğu bir haberde "Saylan, kendisini yalnız bırakmayan malum medya organlarının muhabirlerinin çanak sorularına tehdit, iftira ve hakaret dolu cevaplar vermişti" şeklinde ifadelere yer veren Vakit; Saylan'ın "hakaret ve iftira"larına örnek olarak onun şu sözlerine yer verdi: "Bir güzel kızımız okumaya başlayınca örtünüp evlenmeyecek. Bu zarar veriyor cemaatlere. Paşalar, hacılar, hocalar iktidarı elinde tutanlar, 'biz Atatürk düşmanları yetiştirecektik ama elimizden aldılar' diyorlar." Söyleyemediklerini "okurlara" söyletiyorlar AKP yanlısı basın, Saylan'a nefretini okur yorumları üzerinden dile getirdi. Okur yorumlarında "cenaze namazı kılınmaz" ve "artık hesap günü" vurguları öne çıktı. Vakit gazetesindeki vefat haberi için, dört yüzden fazla yorum yayınlandı. "Yayınlanan yorumlar okurların şahsi görüşleridir, gazetemizi bağlamaz" sözünün güvencesi altında yayınlanan bazı yorumlar ise (Türkçeleri düzeltilerek) şöyle: Star Gazetesi (Burak Yılmaz rumuzuyla): PKK'nın başı sağolsun. Artık onları okutup, burs verip başımıza bela edecek anneleri yok. Onlara bale telkin edip, namazı terk etmeleri gerektiğini söyleyecek bu önemli din düşmanı şahsiyet ile mahşerde hesaplaşırız! Bugün Gazetesi (Kurt Ankara rumuzuyla): Allah (cc) bu dünyada malum çevrelere servis ettiği o genç bursiyer kızlarımızın hesabını soracaktır. Eğer var ise amelince rahmet eylesin rabbim. Şüphesiz o doğruyu bilen ve işitendir. Milli Gazete (The End rumuzuyla): Azrail (as) kamusal alan dinlemezmiş. Nasıl bilirdik: felaket. Vakit (Bülent Sayın rumuzuyla): Son nefesine kadar amansız bir İslam düşmanıydı. Daha bir ay önce evi arandığında "Şeriata karşıyım" diyordu. Şimdi şeriat onu mahkeme-i kübrada yargılayacak, orada kaçış yok! Vakit (S.Altın rumuzuyla): Bir insan eğer Allah'ın dinini kabul etmemiş, baş örtüsüne düşmanlık yapmış, Allah'ın dinine hakaret etmiş ise o kişiye 'Allah rahmet etsin' denmez, Allah'ın düşmanlarını dost edinmeyin, küfürdür. Cenaze namazı da kılınmaz. Vakit (Pirana rumuzuyla): Memlekete hayrı olmayan hele Müslümanlara düşmanlığını son ana kadar yaşatan zavallı, şimdi yaptıklarının hesabını verirsin inşallah. Ama üzüldüğüm tek nokta var; sana değil, diktiğin zehirli çiçeklerinin var olmasıdır. Vakit (Bozoklu Halil rumuzuyla): Fazla söze ne hacet bu acube de efendimizi sevmezdi; İslamı sevmezdi; Müslümanları, bilhassa mümin hanımları sevmezdi. Ateşi bol, azabı korkunç olsun! |
Saygideger kizilordu;
Vermis oldugun "gazete alintilari" Turkiye medyasinin; ne korkunc bir boyuta ve bolunmeye ugramis oldugunu, acikca gosteriyor. Iste sorosun, antiayrimci ideolojisinin ektigi tohumlar. Nerde; 1960'lardaki, hosgoru, anlayis, oluye saygi, degerlere sahip cikma v.s.; nerde bugun Turkiyede yasananlar. Bir ulke; 40 sene de; bu kadar degisime ugratilabiliyorsa; oturup; 60 oncesi toplum olarak sahip cikilan degerleri ve onlarin bilincini yeniden gozden gecirmek lazim. Tek cumle ile; "yaziklar olsun, bu mesajlara" Saygilarimla; evrensel-insan |
Elbet bu hükümette birgün gidecek, peki gazetede bu yazıyı yazanlar nereye kaçacaklar, afganistanın afyon tarlalarına mı?
Caminin duvarına İŞİYORSUNUZ... |
Televizyonlarda evlendirme proğramları var, kadınlar cıkıp kendilerini anlatıyorlar, 24 yaşındayım, iki kez evlilik yaptım, 7 yaşında bir kızım ve 5 yaşında bir oğlum var, birinci evliligim 4 yıl sürdü, ikincisi ise sadece 3 ay, buraya bana sahip çıkacak, çocuklarıma babalık yapacak birisi ile evlenmeye geldim...
13-14 yaşında evlenmişler, 15-16 yaşında iken 2. çocuk doğmuş. Okusalardı bunlar olurmuydu. Bir tarafta bu kızları Okutan Türkanlar, bir tarafta Türkana söven Vakitler, zamanlar, starlar, olan yine bizim kızlarımıza oluyor. Yanlış, ısrarla devam ediyor. Böyle bir toplumda yaşamak, bu toplumun üyesi olmak gurur mu, utanç mı veriyor. Utanıyorum. |
merhaba.
şıracının şahidi bozacı,türkan saylan islam dinine göre,cehenneme girişini yapmıştır,ama bu giriş vakitçileri sevindirmesin,çünkü onların gideceği yer çok farklı olmayacak,hatta daha sıcak olacak. |
söylenebilecek herşey çokça söylendi,söylenecek...gülümseyişin armagan kaldı bize birde ardında insanlıga yaraşır,daha fazla insanca yaşayabilmk için kendi yaşamından vazgeçerek içimize düşürdügün o eşsiz sevgi.ışıgın yolumuzu aydınlatacak hep...hoşça kal |
şıracının şahidi bozacı,türkan saylan islam dinine göre,cehenneme girişini yapmıştır,ama bu giriş vakitçileri sevindirmesin,çünkü onların gideceği yer çok farklı olmayacak,hatta daha sıcak olacak.
Şayet onbinlerce insanın büyük bir sevgi seliyle ugurladıgı Türkan Hoca cehenneme girecekse, sadece bu mantık bile İslam'ın Allahı ile Kuranı nı sorgulamak için yeterli bir nedendir. Yazık, üzülüyorum İslam'ın haline. Yüzbine varan kalabalık cehenneme girecek biri için sokaklarda bir duygu yogunlugu oluşturmuşlar. Galiba Allah'ın İstanbul'da pek de hükmü kalmamış gibi gözüküyor. saygılarımla |
topbaşın hükmüne ne demli aslında düşünülmesi gereken budur,tersten bakalım birazda,yalancının talan ve vurguncunun istanbuldaki hükmü desek daha dogru olacak sanırım.çünkü onlar ve yandaşları cennet hazırlıklarına çok sıkı çalışmalarla kendilerini garantiye almışlar!
|
Yüreğinde insan sevgisi
Elinde bilim ve aydınlanma meşalesi Mücadele dolu ,onurlu bir yaşam Kahramanca bir duruş Zamanım geldi gitme zamanı diyebilerek karşılanan bir ölüm Yüzbinlerce kızımızın okutulması için bırakılan vasiyet Yaşamının son anına kadar süren bir mücadele Rahat uyu hocam tohumlar düştü toprağa Kardelenler çoğalarak açmaya devam edecek |
"Yazık, üzülüyorum İslam'ın haline. Yüzbine varan kalabalık cehenneme girecek biri için sokaklarda bir duygu yogunlugu oluşturmuşlar. Galiba Allah'ın İstanbul'da pek de hükmü kalmamış gibi gözüküyor."
Yapılan yorumlar kişiseldir. İsteyen duygularını istediği şekliyle yazmaktadır. Hal böyle iken; Kişisel görüşleri genelleyerek İslama mal etmek ne kadar doğrudur? "şıracının şahidi bozacı,türkan saylan islam dinine göre,cehenneme girişini yapmıştır" Yoksa siz, Allah mısınız? Edepsizliğin lüzumu yok. Henüz vefat eden birinin arkasından nasıl davranılması gerektiğini bilmiyorsanız susun, dininizi öğrenin ve öylece de davranın. Hiçkimseye, sev ya da nefret et demek kimseye düşmez. Sevmediğimiz bir insan da olabilir, buna ikiyüzlülük yapıp methiye düzmemiz beklenemez. Lakin, ölüm çok net bir sonuçtur. Bunca seveni olan biri hakkında çok düşünmek lazım. |
dine inanmam ama inanan arkadaslar nerden biliyorsunuz kimin nereye gidecegini allah sizedemi vahiy gonderdi uyanin artik biraz kendi beyninizle dusunun fetonunkiyle degil
|
Alıntı:
|
Alıntı:
anladığım kadarıyla Müslüman bir yazarsınız. Ve bir Müslüman için takdir edilecek derecede güzel bir yazı yazmışsınız. Küçük bir dipnot tamamlayıcı olacaktır. İslam dinine göre Türkan Saylan'ın cehenneme gideceği doğrudur da, böyle bir din Allah katından mıdır? Ve eminim ki, Allah var ise Türkan Saylan cennetin başköşesindekilerden biri olacaktır. Vakitteki o yazıları yazanlar ise her halükarda cehennemi garantilemişlerdir. Saygılar. |
merhaba.
cevap verilmeye değer tek yazı azda olsa sizin yazınız sayın selanikli,diğerleri pek kayda değer yazılar olmadığı için dikkate almıyorum. sayın selanikli,vakitçiler konusunda hem fikiriz,vakitçiler ve o tarzda inanaların aslında bir yaratıcıya inanmadıkları her kes tarafından net olarak görülmektedir.onun için ehlisünetin çokta üzerinde durmayı düşünmüyorum, saylan tarzı inançsızlar kıvırmadıkları için daha bir delikanlı olarak görülmektedir,tıpkı bu sitedeki bazı ateistler gibi(bazı atelerinde tatmin olmak için ateist gibi davranmalırıda normal bir durum dur) atelerin saylanın cehenneme gitmesine tepki vermelerini anlamıyorum,atelere göre olmayan bir yere gidilmesini ve tepki verilmesini anlamıyorum.saylanın ölüm anın da ehlisünnet inancına göre şehadet getirdiğini bilmiyoruz getirmiş olmasıda onun cehennemden çıkmasına yetmeyeceğini bilmenizi isterim çünkü saylan gibi inandığı gibi yaşayan öleceğini anlayınca şehadet getiren firavunun durumunu aklı evvel olan ehli sünnetçiler çok iyi bilmektedirler. ehli sünnetçilerin saylanı savunmasının altında yatan sebep şudur selanikli,saylanın ceheneme girmeyeceğini yada nereye gideceğini biz bilmeyiz ALLAH bilir demelerinin sebebi aslında egolarını tatmin etmektir,kendisinin bile bu inançla cehenneme gideceğini bildiği halde bir ateistin cehenneme gitmeme ihtimalini ortaya çıkarmasının altında yatan gerçek budur,kendilerini kandırmaktır. vakitçiler çok fazla egonuzu tatmin etmeyin saylan bir ate olarak öldü bunun karşılığı,ALLAH katında cehennemdir,onun cehenneme gitmeyeceğini düşünerek cnnet hayali kurarak zaman geçirmeyiniz zira en çok sopayı siz yiyeceksiniz,bir aklı evvel de feto gibi düşünme demiş çok şükür fetonunda vakitçilerden farkı yok onunda gideceği yer belli. |
Kuranyeter, kimin cenete, kimin ceheneme gideceği konusunda elinde terazi var galiba. Bu terazi neye göre ölçüyor? Kelime-i şahadet yeterli oluyor demek cennete gitmek için.
Bu durumda Saylan durumundaki herkesin yeri cehennem. Edison'lar, Einstein'lar, Newton'lar, Galile'ler cehennemlik. Ne menem bir yermiş burası, tüm iyiler sırf Muhammed'e inanmadılar diye sonsuza dek ateşte yakılarak işkence görecekler. Peki senin yerin belli mi? |
Alıntı:
Sen önce gececeksin karsima su inandigin allahin akli ne kadarmis, onu birlikte test edecegiz. Daha sonra senin bu yazdiklarinin nedeni kendiliginden ortaya cikacaktir. Yazilarinizdan sizin bilmediginiz bir hastalikla karsi karsiya oldugunuzu tespit ettigimi, üzülerek söylemek zorundayim. Bu hastaligin ismi beyöm dür. Sanirim hic duymadiniz. Bu hastaligin ilaci ve tedavisi icin bulundugum yere gelmek zorundasiniz. Cok gec kalmadan tedavinizi yaptirmanizi öneririm. |
Ahmet Hakan / Hürriyet
Kusturucu işler yapıyorlar, mide bulandırıyorlar... Bağnazlığı ve çapsızlığı kendilerine şiar edinmişler... İftira ediyorlar... Kara çalıyorlar... Ne sevgilerinde bir ölçü var, ne de nefretlerinde... Çok sevdikleri bir adam, küçük bir kız çocuğunu tacizle suçlandığında, "Yaptıysa bile o bizim abimizdir" diye yazılar yazabiliyorlar. Hiç sevmedikleri bir kadın, son yolculuğuna uğurlanırken, "Zebaniler onu bekliyor" diye yorum yapabiliyorlar... "Neden böyle yapıyorsunuz? Siz aşağılık insanlar mısınız?" diye sorulduğunda... "Biz aşağılık insanlar değiliz... Biz İslam davasını savunmak için böyle yapıyoruz" diye cevap veriyorlar. Velhasıl eşi benzeri görülmemiş bir "müptezellik odağı" ile karşı karşıyayız. * * * İşte buradan ilan ediyorum: Ben artık müptezelliği tescillenmiş bu odakla mücadele etmekten bıktım, usandım... Artık istiyorum ki... Bu görevi, benden çok daha yakışacak "üstatlarımız" üstlensin... Mesela Ahmet Taşgetiren, o dokunaklı üslubuyla, bu müptezellik odağına, "Fikirlerine katılmadığımız bir insanın ölümü karşısında takınılması gereken İslami tavır" konulu bir ahlak ve insanlık dersi versin... Mesela Ekrem Dumanlı, Milliyet’e köpürdüğü gibi, Basın Konseyi’ne posta koyduğu gibi, basın ahlakı konusunda hepimize dersler verdiği gibi, çıkıp bu müptezellere de bir çift kelam etsin... Mesela Fehmi Koru, Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni’ni yerinden etmek için harcadığı enerjinin binde birini, şu müptezellerin müptezelliklerini ortaya koymak için harcasın... Mesela Hayrettin Karaman Hoca, Allah için, bir kez olsun şu müptezellere "Bu yaptıklarınız en başta İslam’a zarar veriyor... Kendinize çekidüzen verin" diyerek "iyiliği emretme / kötülükten sakındırma" görevini yerine getirsin... Mesela Ali Bulaç, en netameli alanlara bile bodoslama girme cesaretini gösterdiği gibi, şu müptezellerin alanına da girme cesaretini gösterebilsin... Hadi hepsini geçtik... Mesela Başbakan Erdoğan, kendi ailesiyle ilgili en küçük bir haber karşısında nasıl köpürüyorsa, başkalarının aileleriyle ilgili pervasızca yayınlar yapan bu odak karşısında da en azından bir kaş çatabilsin... * * * Yapabilirler mi? Hiç sanmıyorum... Çünkü şirretin şirretliğinden korkuyorlar... Çünkü üzerlerine çamur sıçramasından çekiniyorlar... Çünkü "dokunursak yanarız" diye düşünüyorlar... Çünkü müptezelin ne kadar müptezelleşebileceğinin sayısız örneklerine bakıp tırsıyorlar... Ve böylece bu müptezel odakla mücadele işi, benim gibi "günahkárın teki"ne kalıyor... Ne diyeyim? Belki de bu yaptığım mücadele, kişisel günahlarımın kefareti olur... Ne dersin Hayrettin Hocam, olur mu? Cennet / Cehennem Vakit okurları kendi aralarında "teolojik" açıdan şu sorunun yanıtını vermeye çalışıyorlarmış: "Türkan Saylan cehenneme mi gidecek?" Bence bu konuda tartışmalarına hiç gerek yok... Çünkü... Ölçü gayet basit: "Eğer küçük bir kız çocuğunu tacizle suçlanan Hüseyin Üzmez, öteki dünyada altından ırmaklar akan cennette ağırlanacaksa... Ömrünü küçük kız çocuklarının eğitimine adamış Türkan Saylan varsın o cennete gidemesin..." |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:01 . |