![]() |
Derhal Serbest Bırakılsın
Güler Zere'ye Özgürlük İçin..
Güler Zere 14 yıldır tutuklu ve hapishane koşullarında kanser hastalığı ile mücadele ediyor. 2008 yılı sonlarında tutuklu bulunduğu Elbistan Hapishanesinden Adana Ç.Ü. Balcalı Hastanesi’ne kanser teşhisi ile getirildi. 2009 başlarında Karataş Hapishanesi’ne getirilerek tedavisi Balcalı Hastanesinde sürdürülmektedir. Damağının bir bölümü bu yüzden alınarak yerine protez takıldı. Ardından kulak altında tekrar kanserli bir kitleye rastlandı ve tekrar ameliyata alındı. Tedavisi halen sürmektedir. Sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor. Bu hastalığının tedavisinin sağlıklı yapılabilmesi için tahliye edilmesini istiyoruz. İmza için; http://www.gulerzere.net/ saygılarımla |
Linke tıkladım imza atacak bir yer göremedim.
|
Üst sağ köşede..
|
Kim olduğunu bilmediğim için tahliye edilip edilmemesine birşey diyemem ama hastalığının iyileşmesi için gereken ne ise yapılmalı.
Saygılar |
Güncelleme
|
SINIFINI BİLMEK GÜLER ZERE'Yİ ANLAMAKTAN GEÇER
Yüksel Akkaya Sınıf sorunu basit bir sorun değildir. Bu sorunu anlamakta ücret, kar, artı-değer, sömürü gibi kavramlar bazen çok anlamsız, yetersiz kalır. Güler Zere bunu bir kez daha ve görkemli bir şekilde çok iyi anlatıyor. 37 yıllık ömrünün neredeyse yarısını sınıf mücadelesinde içeride geçiren Güler Zere, sınıfa hayat vermek için çıktığı yolda, sınıfı ayakta tutmak için direniyor. Güler direniyor: Çünkü kanser olan Güler değil, sınıfın kendisi. Güler direniyor: Çünkü ölüme mahkum edilen Güler değil, sınıfın kendisi. Güler direniyor: Çünkü cezalandırılan Güler değil, sınıfın kendisi. Güler direniyor: Çünkü umut dolu olan Güler'in kendisi, onu cezalandıranlar değil. Güler direniyor: Çünkü ölüme mahkum edilen Güler değil, bu köhne düzeni ölüme mahkum eden Güler. Güler daha ömrünün baharında sınıf mücadelesine katıldığında köhnemiş bir düzeni, ücretli kölelik sistemini red eden görkemli bir başkaldırının ne olduğunu biliyordu. Ne yazık ki Güler'in bildiğini işçi sınıfı ve onun örgütleri anlayamadı. Öyle olduğu için de Güler'in mücadelesini anlayamadı: ne dün ne bugün Bu tarihsel bir olgu olarak hep karşımıza çıksa da, Gülerler hep bu tarihsel olguya inat çoğalacaklar sınıf mücadelesinin görkemli bayrakları olarak meydanlarda, dağlarda, ovalarda, kentlerde, sokaklarda, fabrikalarda, barikatlarda dalgalanacaklar. Dalgalanmakla kalmayacak, bir pusula olarak yol gösterecekler. Böyle olduğu için de sınıfını bilmek önce Güler Zereler'i anlamaktan geçer. Güler Zereler'i anlamayan, Güler Zereler'e sahip çıkamayanların bir sınıf sorunu yoktur: ister sendika, ister parti, ister vs olsun Güler Zereler sınıf mücadelesinin buzkıranlarıdır, yol açanlarıdır Güler Zereler sınıf mücadelesinin tarih sahnesinde unutulmayacak görkemli başkaldırılarıdır. 37 yıllık ömrünün neredeyse yarısını sınıf adına içeride geçiren Güler Zereler sınıfın özgürlük tutkusudur; içeride özgür olanların dışarıda ücretli kölelik sistemine teslim olmuş olanlara görkemli, coşkulu bir özgürlük çağrısıdır. Güler Zere kısaca budur. Güler Zere devrim çağrısının görkemli bir bayrağı olarak hayata direniyor, işçi sınıfını hayata bağlanmaya çağırıyor. Güler Zere sosyalizme olan bir inancın tutkulu yandaşı olarak hayata direniyor sosyalizm düşünü hayata geçirmeğe çağırıyor. Güler Zere mücadelenin inanmış bir militanı olarak sınıf mücadelesinin yoluna ışık tutuyor, işçi sınıfını devrime çağırıyor. Güler Zere'yi anlamak, sınıfı anlamaktır. Güler Zere'yi anlamak, mücadeleyi anlamaktır. Güler Zere'yi anlamak, inadı, direnişi anlamaktır. Güler Zere'yi anlamak, insan kalabilmeyi anlamaktır. saygılarımla |
|
Ölüm cezasını yasalardan kaldırmakla olmuyor, kafalardan da kaldırmak lazım.
Bu durumda birini hücrede tutmak, onu idam etmekle eşdeğerdir. Suçu ve siyasi görüşü ne olursa olsun, isterse karındeşen jack olsun farketmez. |
Güler zere, derhal serbest bırakılmalıdır. Burjuvazi, kendi yasalarını bile ihlal etme vahşetini göstermekten çekinmiyor...
|
GÜler zere ...dİren...
Bİr hayat erİyor, erİtİlİyor yİne zulmun elİnde, gÖz yummayacaĞiz!!! GÜler zere İÇİn eylemlerdeyİz!... GÜler'İ zulmun elİne vermek yok!.... Bu gÜn...taksİm tramvay duraĞi.. Saat 19.30............... |
'Zere'ye özgürlük' çığlığı İstiklal'de yankılandı
Binler bir oldu, İstiklal Caddesi'nde hasta tutsaklar için özgürlük talebini yükseltti. Güler Zere'ye Özgürlük Platformu, dün akşam Taksim Tramvay Durağı'nda toplandı. Platform, 27 Ağustos'ta son kararını verecek Adli Tıp Kurumu'nun önünde buluşma çağrısı yaptı. 48 ilerici, devrimci kurumun oluşturduğu Güler Zere'ye Özgürlük Platformu, başta ölüm sınırındaki kanser hastası Güler Zere olmak üzere tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istedi. Özgürlük talebini İstiklal Caddesi'nde haykırdı. Platform bileşenleri, Adli Tıp Kurumu'nun Zere'yi ölüme mahkum ettiği sağlık raporunu tekrar görüşeceği 27 Ağustos'ta kurum önünde yapılacak eyleme katılmaya çağırdı. Aralarında Hakan Yeşilyurt ve Grup Yorum'un da bulunduğu sanatçıların da yer aldığı yaklaşık 2 bin kişi Taksim Tramvay Durağı'nda Galatasaray Meydanı'na yürüdü. Platform bileşenleri üzerinde İngilizce “Kanser hastası Güler Zere'ye özgürlük. Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” yazılı pankart açtı. Alkışlar, ıslıklar ve marşlarla, tutsakların sesi oldu. Tecrit karşıtları İstiklal Caddesi üzerinde on dakikalık oturma eylemi yaptı, marşlar söyledi. Çevreden geçenler de, hasta tutsakları yaşatmak için yapılan eyleme alkışlarla destek verdi. Galatasaray Lisesi önünde platform adına yapılan açıklamayı Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli okudu. Güler Zere'nin dünyanın gözü önünde ölüme gönderildiği ifade eden Belli, “Elbistan Kapalı Cezaevi'nde tutulmaktayken sağlık sorunlarını infaz idaresine defaatle bildirmesine karşın, hekim ve hastane olanaklarından yoksun bırakılarak hastalığının vaktinde teşhis erilmesi engellenerek katlediliyor” dedi. Kanser hastası Güler Zere'nin Adana'dan saatler süren yolculuk ile İstanbul'a getirildiğini, 5 dakikalık kontrolden sonra geri gönderildiğini hatırlattı. Belli, hapishanelerde 20'nin üzerinden ağır hasta tutsak olduğunu vurguladı. Hükümetin siyasi tutsakları ağır sağlık sorunlarına rağmen serbest bırakmadığını, ölüme terk ettiğini söyledi. 27 Ağustos'ta Adli Tıp önüne Sevim Belli, Adli Tıp Genel Kurulu'nun bilimsel hiçbir ölçüye dayanmayan 3. İhtisas Kurulu raporunu görüşmek için 27 Ağustos günü toplanacağını hatırlattı. Çıkacak kararın sadece iki anlama gelebileceğini ifade etti. “Ya Güler Zere'ye özgürlüğü ile birlikte yaşamına yahut tutsaklığının devamı ile birlikte ölümüne karar verilecek” diye konuştu. Bütün ilerici, devrimci kurumları, sendikaları Adli Tıp Kurumu önünde olmaya buluşmaya çağırdı. Eylemde Güler Zere'nin avukatı Taylan Tanay da bir konuşma yaptı. Müvekkilinin sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Eylemde “Güler Zere'ye özgürlük”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “İçerde dışarda hücreleri parçala”, “Yaşasın devrimci dayanışma” ve “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı. |
Güler Zere serbest bırakılmalı! Sadece Güler Zere değil ağır hasta olan öteki tutuklular da tahliye edilmeli. CHP Izmir milletvekili Canan Arıtman, CHP Istanbul milletvekili Çetin Soysal ve CHP Konya milletvekili Atilla Kart bu konuyu meclise taşıdılar. Önerge AKP faşizminden geçmeyecek gibi ama yeterince toplumsal tepki olursa belki de sonuç elde edilir?
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv...sivAnaID=53094 |
Zere’nin ölümüne davetiye çıkarıyorlar
Taraf/VOLKAN KOÇ - Istanbul - 28.08.2009 Sağlık durumu her geçen gün daha da ağırlaşan kanser hastası hükümlü Güler Zere’ye rapor vermek için bugün toplanan Adlî Tıp Üçüncü İhtisas Dairesi kararını erteledi. Ertelemeye gerekçe olarak, raporu hazırlayacak olan kurulda onkoloji uzmanının olmamasını gösterdi İstanbul’a getirilmeyecek Adli tıp kurumu önünde bekleyen Güler Zere’nin avukatları Taylan Tanay, Behiç Aşçı ve Güray Dağ, Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce ile görüştüklerini söyledi. Avukat Tanay, İnce’nin kendilerine, kurulda onkolog olmaması nedeniyle İstanbul Üniversitesi’nden iki uzman getirdiklerini söylediğini belirtti. “Onkologlar inceledikleri dosyalarda eksikler tespit etmiş. İnce bize, dosyadaki bu eksiklerin giderilmesi için Elbistan Başsavcılığı’na bir yazı gönderildiğini söyledi. Başsavcılık da Zere’yi eksik dosyaların tamamlanması için Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde tekrar göndecek. İnce Zere’nin İstanbul’a tekrar getirilmeyeceğini söyledi” dedi. Tanay, Haluk İnce’nin sürecin bir an önce bitmesi için elinden geleni yapacaklarını söylediğini aktardı. Yemek yiyemiyor Zere’nin babası Haydar Zere ise kızıyla en son pazartesi günü görüştüklerini, hastalığının ilerlediğini ve artık yemek yiyemediğini belirtti. Baba Zere, serumlar nedeniyle kızının kollarının şiştiğini, serumun ayağından verildiğini söyledi. |
böyle bir mahkumu serbest bırakmışlardıda eylemde yakalandı diye haber olmuştu..
"Operasyonlar sırasında sağ olarak ele geçilen terör örgütü DHKP-C'nin silahlı kanat sorumlusu Cengizhan Pilav'ın Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 2002 yılında affedildiği ortaya çıktı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde teröristlere karşı operasyonlar sürdürülüyor. Tunceli'de dün ölü olarak ele geçirilen 4 DHKP-C'li teröristin ardından örgütün Türkiye Askeri Kanat Sorumlusu Cengizhan Pilav sağ olarak yakalandı. Pilav'ın 2002 yılıda cezaevinde ölüm orucu eylemi sırasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından affedildiği öğrenildi. Pilav'ın aftan sonra Yunanistan'a kaçtığı ve burada eğitim aldıktan sonra geçen yıl 6 teröristle birlikte Tunceli kırsal kesimine " devamı içinhttp://www.haberosmaniye.com/yazi/sezer-in-affettigi-terorist-catismada-yakalandi buda başkası "Cumhurbaşkanı Sezer tarafından affedilen ayaklarından özürlü terörist, serbest kaldıktan sonra yeniden yakalandı. Diyarbakır'da “Terör örgütü PKK adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak” suçundan müebbet ağır hapis cezasına çarptırılan ve daha sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından affedilen ayaklarından özürlü terörist, serbest kaldıktan sonra terör örgütü adına para toplarken yeniden yakalandı. " şeklinde ki 03.12.2006 tarihli bir habere yönelik yapılan açıklamadan alıntılar: Kaynak: http://www.turkish-media.com/forum/i...howtopic=75136 " Cumhurbaşkanı'nın Yürütmeye ilişkin görevleri evet affedin ve tedavi edinki eylemlerine daha dinç olarak devam etsinler. buradada bir başkası....eh can çıksada huy çıkmaz... http://www.uslanmam.com/uslanmam-dos...ten-cikti.html |
Siz kanser hastalığı ve onun tedavi sürecini biliyormusunuz. Hastalığın kendiside, tedavi sürecide tam bir trajedi. Bari böyle bir trajedi üstünde siyase yapmayın.
Af için haftalardır böyle bir rapor bekleniyor. Malesef sorumlular sorumluluğunu yerine getirmedikleri halde böyle bir trajedi karşısında insan olma sorumluluğunuda yerine getirememişlerdir. Böyle bir trediyi seyredceksin sonrda Dinden, İmandan, Vatandan, Milleten, İnsanlıktan bahsedeceksin. yazık..... Böyle bir trajedi karşısında tüm kavramlar anlamsızlaşıyor. |
öylemi...İdealleri için bir kurşunla bir insanın hayatını söndürmeyi meşru gören örgütlere her türlü bağ ile bağlanmış olanların arkasından nasıl bir ağıt yakalım sence...insanlık insanlık insanlık...insanlık hakları insan için geçerlidir...insanda merhametli olandır...merhamet kelimeside var olan tüm canlı varlıklar için iyi şeyler düşünmekten geçer...kendi idealine yakın olana merhamet diğerleri tu kaka....ergenekon denilen saçmalık yüzünden hapse atılan ve orada kanserden sefalet içinde ölen adam içinde duydunmu o merhameti içinde....yoktu böyle bir başlık o zamanlar bu forumda...
|
sayın ayata. bu başlıkta bırakılsın bırakılmasın tartışması yapmıyoruz..
sizinde sola ne denli düşman olduğunuzu biliyoruz! bu başlığı ve yazanlarını tahrik ediyorsunuz bu konuda diretmeyin lütfen.. |
Alıntı:
daha fazla sömürüye ve daha fazla adaletsizliğe, daha fazla açlığa neden olan ve doymayan bu açgözlü iğrenç düzenin değişmesi için ,hiçbir çıkar gütmeden hayatını ortaya koyan bir insan hakkında konuşurken ağzını temizle. Senin gibi neofaşist düzen bekçileri, devrimciler hakkında konuşamaz. ancak düzenin ağababaları tepelenirken ayakbağı olursunuz. Ayakbağları da çözülüp savundukları iğrenç düzenleri ile birlikte tarihin çöp sepetine atılırlar... Hitler, mussolini ve franko gibi... Sen bunların emireri olursun ancak... |
Güler Zere ve faşizmi yenen yüzbinlerce kadın anısına Alman faşizmini dize getiren Tanyaya Nazımın yazdığı şiirin bir kısmını yazıyorum.
İnsanlık nasıl olurmuş örnek alınsın. Daha 18 yaşında bir genç kız Tanya. partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına. partizan kolları bağlı arkadan durdu urganın altında dimdik. nazlı, uzun boynuna ilmiği geçirdiler. bir subay fotoğrafa meraklı, bir subay, elinde makina : kodak, bir subay resim alacak. tanya seslendi kolhozlulara ilmiğinin içinden "- kardeşler, üzülmeyin. gün yiğitlik günüdür. soluk aldırmayın faşistlere, yakın, yıkın, öldürün..." bir alaman vurdu ağzına partizanın, genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan. fakat askerlere dönüp devam etti partizan : "- biz iki yüz milyonuz. iki yüz milyon asılır mı? gidebilirim ben. ama bizimkiler gelecekler. teslim olun, vakit varken..." kolhozlular ağlıyordu. cellat çekti ipi. boğuluyor nazlı, boynu kuğu kuşunun. fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan ve hayata seslendi insan: "- kardeşler hoşça kalın. kardeşler kavga sonuna kadar. duyuyorum nal seslerini geliyor bizimkiler!" cellat bir tekme attı makarna sandıklarına. sandıklar yuvarlandılar. ve tanya sallandı ipin ucunda..... Birgün mutlaka yenilecek bu sefil karanlık düzen ve atılacak tarihin, karanlık , iğrenç çöplüğüne , kendisi kadar iğrenç suçluları ile birlikte... |
Alıntı:
sizinki gibi sınıfcı bir sol görüş taşımıyorum... |
ergenekon denilen saçmalık yüzünden hapse atılan ve orada kanserden sefalet içinde ölen adam içinde duydunmu o merhameti içinde....yoktu böyle bir başlık o zamanlar bu forumda...
Bak bakalım Ayata, öyle bir başlık var mıymış, yok muymuş.. Ve o başlıgı kim açmış, bu başlıgı da kim açmış ve o başlıkta ne demişim. http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=6766 O başlıgı neden ve ne için açmışım. Yahu sen nasıl bir insansın, daha dogrusu insanlık diiye bir sorunun var mı. Hukukun temel kaidelerinden bile habersizsin. Bir iinsan suç işlemesi muhtemel diye ölüme mahkum edilemez. İşte senin kafan da bugün ergenekoncuları içeride tutuyor. Aynı mantık. Ve bugün Güler Zere için sevinç duyuyorsan şayet Ergenekoncular için sevinç duyanlar ile aynı saftasın. yanılıyorsun bende solcuyum Hadi canım sende, lütfen kirletmeyin o kelimeyi. Milliyetçi olun, ulusalcı olun, ırkçı olun ama ne olur bizim güzel umutlarımızı kepaze etmeye kalkmayın. Çünkü bizler insanlıgı uygularken biz ve ötekiler diye ayrım yapamayız. Bizler sadece ve sadece insanız. Güler Zere ye karşı da Kudusi Okkır'a karşı da. Ama siz bunu anlayamazsınız, zaten size anlatabilmek de mümkün degil. Bir insanın ölmesinden zevk duyabilmek. Bunun ismi faşizm degilse nedir ki. saygılarımla |
Bu nasıl bir idolojidir ki ölüm döşeğindeki bir insandan nefret ediliyor, kin güdülüyor. Bu insan öldüğünde de nefret ediliyormu, nefret etikleri için ölmüş insanada işkence yapılıyormudur acaba.
Bu tur bir olayda hangi görüşte olunursa olunsun, hangi idoloji taşırsalar taşısınlar, insanlar nefretlerini, kinlerini, idolojilerini bir kenara bırakmalıdırlar. Bir insalık trajedisi karşısında insan olmanın gereğidir. |
TTB-Bilimsel Araştırma Kurulu olarak yaptığımız incelemeler sonucunda; Tekrarlayan “indiferansiye maksilla kanseri” nedeniyle şu anda Çukurova Üniversitesi Hastanesinde Radyoterapi (Işın tedavisi) gören Güler Zere’nin aşağıdaki nedenlerden ötürü infazının ertelenmesinin, tedavisinin ve yaşamının bu evresinin tutuksuz olarak geçirilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
http://www.ttb.org.tr/index.php/habe...ari/1671-haber |
Güler Zere, bir cinayete kurban gidişin yaşayan bir örneğidir.
Onur ve vicdanını satmayan az sayıda kıymetli insandan biridir. O ölümsüz güzel insana, direnme gücü ve şifalar dilerim.. |
Alıntı:
bu ülkede parasızlık yüzünden kanser tedavisi olamayan ve fakir evinin loş odasında sessiz sedasız ölümü bekleyen onbinlerce masum insan vardır benim kalbimin bir yarısı onlar için atmaya devam edecektir....teröre bulaşanlar için değil. |
Bence iki tarafta haklı. Sayın dilaver de, sayın AYATA da. Yani özlerinde haklılar. Ama nasıl çözüme gidilir bilemiyorum.
Bence zaman dert yanma zamanı değil. Dertlerimizi içimize gömme zamanı. Yoksa bu ülkenin insanlarında dert bitmez. Saygılar |
ayata kendi kendine bir sol çıkarmışsın hem milliyetçisin hem ulusalcısın hemde solcusun bu sol senın solundur sol parmak gibi ama biz ise genel literatürden bahsederiz bu konularda bilmem dünya solundan ne anlıyorsunuz.. sınıf solu benim solum diye tonla sol yoktur...
işinize gelmıyen herşeye terör demektesiniz demek soluda terör görmektesiniz tıpkı türk olup milliyetçi olup ulusalcı olupr hatta kemalist olan olduğunu söyleyen türk intikam tugayları gibi mi?? heralde öyledir... |
Herşeyden önce insanlık diyorum ben. Türkan Saylan Ergenekon savcıları yüzünden kanser döşeğinde hırpalandığında hissettiğim öfkeyi Güler Zere için de hissediyorum. Farklı gündemler için savaştılar belki ama ikisi de solcuydu, ikisi de kadındı. Artık anlamak lazım farklı Sol fraksiyonların kahraman olarak ilan ettiği insanlara çamur atmanın gereksiz olduğunu, madem hepimiz solcuyuz. Uğur Mumcu ya da Deniz Gezmiş ya da Hrant Dink, benim gözümde hepsi dava adamlarıydı. Taraf gazetesinin ya da İşçi Partisi'nin yaptığı gibi uçlarda hizipleşmek bize sadece daha çok zarar verir.
CHPli milletvekillerinin bu olayı Meclis'e getirmelerini takdir ediyorum. Umarım konuyu zorlamaya devam ederler. Ben bir Atatürkçüyüm ve Ayata'nın tavrını yanlış buluyorum: Türkan Saylan'a yapılan haksızlık ile Güler Zere'ye yapılan haksızlık temelinde aynıdır. Türkan Saylan'a darbeci diyerek hakaret eden Ahmet Altan gibi yaratıkların seviyesine inmemek gerekli. |
Hitlerin partisi, Nasyonal sosyalist parti. Bırakın solu, isminde sosyalist yazan bir parti:))
Bolşevikler iktidarı ele aldıklarında, bolşevik işçi iktidarına kim silahla saldırıyordu dersiniz? Söyleyeyim, Menşevikler ve kendilerine devrimci sosyalist diyenler:) Yani, bir şeyin muhtevasını belirleyen şey, kendisine verdiği isim değil, işlevidir. Kime , hangi sınıfa hizmet ettiğidir... |
Alıntı:
bak sevgili molloch sana katılıyorum burda :) bende güler zere için hissettiğimi aynen türkan saylanda da hissetmiştim... ahmet altan gibi egemen sınıf kalemşörleri kalaya bile alınmamalılar... |
bende farklı taraflarda olanların birbirlerine saçma sapan iltifat etmelerini yanlış görüyorum...kızıl ordunun temsil ettiği sistemde asla yaşayamam...bu sebebledirki ona methiyeler düzemem...Ama kzıl ordu bunu yapabilir çünkü o bizim sistemde yaşayabilir....bizim sistem onu yaşatır onun sistemi bizi yaşatamaz...aynı şey dinci içinde geçerlidir dincinin sistemi ne bizi nede kızıl orduyu kabulleniir ve yaşatır....demekki en demokratik olan bizim sistemimiz...yani laik demokratik üniter Türkiye cumhuriyeti. :)
|
bizim sistemimiz seni neden yaşatmıyor ben onu anladım.. ha yaşamak istememekten bahsediyorsan bu sistemde yaşamak istediğimizi kım söyledi siz okadar memnunmusnuz???
|
Posta kutuma gelen bir mail:
ADLİ TIP, BİZE RAĞMEN GÜLER ZERE'YE ÖLÜM KARARI VEREMEZ! 14 yıldır cezaevinde bulunan kanser hastası siyasi kadın hükümlü Güler ZERE'nin sağlık durumu ciddiyetini korumaktadır. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan uzman heyet raporlarıyla "cezaevinde" veya "hastane mahkûm koğuşunda" kalmasında hayati tehlike görülmüş ve "infazına tedavi amacıyla ara verilmesi" bilimsel görüşü yetkili savcılığa bildirilmiştir. Hiçbir hukuksal ve bilimsel gereklilik bulunmadığı halde üniversite uzman raporunu Adli Tıp Kurumu denetimine gönderen ve 3. İhtisas Dairesinden infaza ara vermeye yer olmadığına dair rapor aldıran infaz idaresi, Güler'i hastane mahkûm koğuşunda tutmaya devam etmektedir. Yapılan itiraz üzerine Adli Tıp Genel Kurulu 27 Ağustos 2009 tarihinde konuyu değerlendirecektir. Adli Tıp Genel Kurulu'nun vereceği kararın sadece iki anlamı olacaktır. Ya Güler Zere'nin özgürlüğüne ve bunun ile birlikte yaşamına ya da ölümüne karar verilecektir. Bizler; siyasal iktidarın, özelde Adli Tıp Kurumu'nun, hasta tutsaklara ilişkin yürüttüğü politikanın bugüne kadar yüzlerce insanımızın yaşamını yitirmesine neden olduğunu biliyoruz. Bu ülkenin toplumsal, siyasal ve sendikal muhalefeti olarak, bu politikanın Güler ZERE'yi katletmesine izin vermeyeceğiz. Ölüm cezasının kalktığı bu ülkede, Adli Tıp Genel Kurulu'nun Güler ZERE hakkında ölüm cezası vermesine izin vermemek için toplantının yapılacağı 27 Ağustos 2009 tarihinde, saat 08.30'dan itibaren, Adli Tıp Kurumu önünde buluşuyoruz. Güler ZERE'yi özgürlüğüne yani sağlığına ve yaşama kavuşturmak için, her bir insanın desteğinin taşıdığı önemle; toplumun tüm duyarlı kişi ve kurumlarının bu büyük buluşmaya katılması için katkınızı talep ediyoruz. LÜTFEN BU ÇAĞRIYI OKULDA, FABRİKADA, ADLİYEDE, İŞYERİNDE, OTOBÜSTE, DOLMUŞTA KISACA BULUNDUĞUMUZ HERYERDE, ARKADAŞIMIZA, DOSTUMUZA, AKRABAMIZA, KOMŞUMUZA KISACA ULAŞABİLDİĞİMİZ HERKESE; MAİL'LE, MESAJLA, TELEFONLA KISACA KULLANABİLDİĞİMİZ HER ARAÇLA ULAŞTIRALIM. En içten saygılarımız ve iyi çalışma dileklerimizle. Taylan TANAY Avukat Başkan |
Güler Zere’den mektup var
1995 yılında DHKP-C üyesi olduğu gerekçesiyle 34 yıl hapis cezasına çarptırılan Güler Zere cezaevindeki 14. yılında damak kanserine yakalandı. Damağının yarısı kulağına kadar alınan 37 yaşındaki Zere şimdi yaşam mücadelesi veriyor. Güler Zere, hastane raporlarına karşın Adli Tıp Kurumu’nun olumsuz tutumu ve Adalet Bakanlığı’nın duyarsızlığı nedeniyle tahliye edilmiyor. Kanser hastası mahkum Güler Zere’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla sevenleri için kaleme aldığı mektubu şöyle: Merhaba Şu anda gecenin bir vakti, sesinizi duyuyorum yine. Nasıl ki sizin sesiniz ulaşıyor bana, biliyorum ki benim sesim de size ulaşıyor. Yüreğimin atışlarına karışıyor, sizin yürek atışlarınız. Sonra kocaman bir yürek oluyor sol yanımda. Yürek... nasılda dolu doludur yüreklerimiz... Neleri neleri sığdırmamışız ki biz yüreklerimize. Benim yüreğimde, öyle çok şey var içimde. En başta o büyük sevgili; karanfil kokularımız, yanı başımda kokusu kır çiçeklerine karışanlarımız, sizler, canlarım, tüm sevdiklerim, yarım bıraktığım her şey, sevgisini hissettiğim herkes... Ne zamandır dara düşse yüreğim, acıya kesse bedenim parmaklarımın ucuna dokunuyorsunuz, gözleriniz değiyor gözlerime, bu küçük hücrem kalabalıklara karışıyor, birden çok ses çıkarıyor. Ben içinde kala kalıyorum. Her sese tebessümle cevap veriyorum. Bilerek değil, kendiliğinden! Sizler ise gülen gözlerinizle karşılıyorsunuz içimden kopan her sesi. İster yanı başımda olsun, ister bir adım ötemde kapı önünde, ister bir sokakta olun, ister herhangi bir şehrin, bir yerinde oturun, ister adli tıp önünde oturun ben sizleri hissediyorum. Sıcaklığınız, gücünüz, sesiniz, beni sarıp sarmalıyor. Bundandır bu illet her sıkıştırdığında karşısında başımı dik tutmam. Ona çelme takmaya hazırlanmam bundandır. Sizler benimlesiniz ya gerisi boş! Hele kısacık bir yolda gözleriniz, gözlerime takılınca bir serçe telaşında oluyor yüreğim. Evet sizlerden bahsediyorum Adana’nın sıcağı kadar sıcak yüreklilerim, Seyhan’ın yakamozları gibi parlayan ışıl ışıl gözlülerim. Seviyorum sizleri. Kapı önünde değil, işte tam şuramda oturuyorsunuz. Şimdi birde kavgamın şehrinde oturanlar var. Günlerdir oradasınız ve ben kim bilir kaç kez uzandım sizlere bilir misiniz? Uzanıp dokunuyorum size, en çok da umutlu hallerinize. Hani o yüreğinizin sesinin gözlerinizin terine karıştığı anlardaki hallerinize, ben hep sizinleyim, her seferinde çoğalarak dönüyorum hücreme. Ve her seferinde sizin gücünüzle yerle bir ediyorum hücremi. Sarılıyorum ellerinize sımsıkı, sarılıyorum bütün gücümle. Sonra gönlümün hep hareketli derinlerinde olanlar var. Sevgisini, yoldaşlığını, dostluğunu satırlara yükleyip her seferinde buraya koşan, her seferinde umut taşıyan canımın canı yoldaşlarım; öyle özledim ki sizleri, öyle seviyorum ki ben sizleri... Dostlarımız da var tabii bu kavgada. Dost yürekleriniz her daim yanımda bunu bana hep hissettirdiniz. Sesinizi sesime kattınız. Her kavgada insan dostunu omuz başında görünce duygusu farklı oluyor biliyorsunuz. Bir dost gülüşü gönderiyorum sizlere; sevgiden, kavgadan yana... Selam olsun sizlere. Kime ne desem, ne yapsam yarım kalacak biliyorum. Hangi köşesini tutsam bir başka köşe eksik kalacak iyisi mi burada bitirmek. Ama gözlerinizin ta içine dikiyorum gözlerimi. Sevgimin derinliğini görün diye. Ve son olarak tekrar ediyorum; seviyorum sizleri... Hem de çok! |
KADIKÖY'DE BUGÜN SESİMİZİ HEP BİRLİKTE DUYURALIM. Güler Zere ve Hasta Tutsaklar İçin Kadıköy'deyiz YER: KADIKÖY’DEKİ EMİNÖNÜ İSKELESİ ÖNÜ TARİH: 01.10.2009(BUGÜN) SAAT:19.00
|
Derhal serbest bırakılsın...
Bu İnsanlık ayıbı bir an önce bitsin... İnsanlık onuru işkenceyi yenecek... Güler Zere'nin gün be gün, yavaş yavaş ölümünü devlet seyretmekten vazgeçmelidir... |
Evet. Terör örgütü üyesiyken de çok insancıl işler yapmıştır eminim. Sayın güneşinzaptıyakın avatarınızda yeşil renk eksik onuda koyunda sizin tam bir barış elçisi olduğunuz anlaşılsın.
|
Bu kişinin suçu sadece örgüt üyesi olmaksa zaten verilen ceza çok fazla. Ancak ölüm ya da ağır yaralanmalarla sonuçlanan bir eyleme katılmışsa bence tedavi için dahi olsa serbest bırakılmamalı. Bu tür mahkumlar için hapishane/hastane karışımı bir yer kurulabilir, mahkumlar hem tutuklu hem de hastahanede olacağından tartışma da son bulur.
|
sayın doğruluk
asın teröristi, hatta güneşin bir yeşili eksikmiş.onu da asın. yeterki bu ülkede sermayeye bişeycikler olmasın. hani sermayedar olsanız sizi anlıcam ama sermayedar da değilsiniz. ya nesiniz. ............ kapıkulları. |
Alıntı:
Biraz insan olmayı, empati kurmayı, karşınızdakini anlamayı deneseniz belki onarılmayacak yaralar açılmaz aramızda. Arkadaşımızın yeşil rengi de eklenirse Güler zere haklı yeremi ölecek. Bu durum sizi mutlumu edecek sayın doğruluk. Bazen inanamıyorum gerçekten böyle düşünen insanlar olduğuna... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:19 . |