Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Oruç ve Açlık (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12030)

cyrano 21-08-2009 20:47

Oruç ve Açlık
 
Büyük yalanlar kadar görmezden gelinen büyük gerçekler de var. Onlardan biri: Açlık.
Dünyada her gün yaklaşık 25 bin kişi (her dört saniyede bir kişi) açlıktan ölüyor..

Ülkemizde de açlık sorunu var. Çöpleri karıştırıp yiyecek arayan insanları görmüyorsak bunun tek sebebi görmek istemememizdir. Zihnimiz hoşumuza gitmeyen şeyleri görmezden gelme ve unutma eğilimindedir. Bazı lokantalarda müşterilerin tabaklarda bıraktığı artıkları toplayıp, evlerine götürüp ailesinin karnını doyuran insanlar var. Bu, onlar için dua ederek yedikleri bir ziyafet. Siz hiç dışarıda yediğiniz bir yemeğin ardından tabakta bıraktıklarınızın akibetini düşünmüş müydünüz?

Dünya edebiyatının önemli eserlerinden biri olan, aç bir yazarın dramını (muhtemelen kendi hayat hikayesini) yazdığı “Açlık” isimli romanla, Norveçli Knut Hamsun, 1920 Nobel Edebiyat ödülü almıştı. Açlıktan kendi etini kesip yiyen bir adamın hikayesi..

http://3.bp.blogspot.com/_KNNcHzL-KM...s400/evlat.JPG

Oysa bu insanların gördüğünüz gibi kesip yiyebilecekleri hiç eti yok. İşte bir deri, yüz kemik vücutlar.. Bu insanlar gerçekten çok aç.

Obez Amerikalılar.. Dev buzdolapları, market arabaları ve süper, mega, hiper vs. marketleriyle tüketim ve israfta rakip tanımıyorlar. Sadece Çinliler bile Amerikalılar gibi doğal kaynakları tüketerek (örneğin petrol) yaşamaya başlasalar, kaynakların yetmesi için altı adet daha dünya gerekir. Öyle tembeller ki her yere arabayla gitmekle kalmıyor, sürüşte rahat etmek için de, (küresel ısınmaya katkısı büyük) daha çok yakıt harcayan otomatik vitesli koca motorlu ciplere biniyorlar.

Bir ayağını bağdaş kurar gibi oturduğu yere kıvırıp, tek ayak ve elle araçlarını sürerken yakamadıkları kaloriler obezite olarak geri dönecektir. Onca kiloya rağmen Amerikalı insan açlık korkusu yaşıyor. Bu nedenle de ülkelerinin emperyalist ve terörist politikalarına alkış tutuyorlar. Yeni dünyaya geldikleri yeri unutup "God Bless Amerika!" (Tanrı Amerika'yı korusun) diye milliyetçi sloganlar atıyor ve karnını doyurmanın hatırına onur ve vicdanlarını satarak, Irak'ta mahkumlara yapılan işkence ve tecavüzlerden rahatsız olmuyorlar. Bencillik Amerikalılara özgü değil ki!. Vahşi kapitalizmin bireysel kurtuluşu öven bu temel yasası, bugün iyi bir hayat için bu ahlaksız sisteme ister istemez entegre olan her bireyin ortak noktasıdır. Sistem tüm çıkışları tutulmuş bir hapishane gibi.

Açlık korkusu genetiktir. Dünyanın büyük baş ağrısı ve belası Amerika'nın obez halkı, “fırtına yaklaşıyor” haberini alır almaz marketlere hücum ediyor. Bu arada Pasifik'te (Büyük Okyanus) oluşan fırtınaya Tayfun ve Atlantik'te (Atlas Okyanusu) meydana gelen fırtınaya da Kasırga denildiğini belirtmek gerek. Bir de bu kasırgalara Katrina gibi kadın ismi verilesinin sebebi de bir espiriye göre şudur: "İkisi de büyük bir gürültüyle gelir ve giderken evinizle arabanızı götürür!"

Dev marketlerin dev stoklarını dev alışveriş arabalarıya çekirge sürüsü gibi yağmalayan, evine cipler dolusu kumanya alan bu insanların dev kilolarındaki kalori stoğuna rağmen, aç kalma korkusu yaşadıkları bir gerçektir. İşte ekonomisinin ayakta kalması hep daha fazla tüketimesine bağlı “Amerikan Rüyası” ve diğer yanda gerçek açlık ve ayakta kalması gerçekten bir lokma yiyeceğe bağlı Afrika. Kaderi de kendi gibi kara kıta.. ve dünya gezegeninin kaderini belirleyen bir ülke. “Cesur Yeni Dünya”. Onların cesareti ve saldırganlığı, bizim yokluk ve sefaletimizdir..

Somali’li korsanlara karşı kahraman ordumuzun askerleri olan SAS komandolarının başarılarını alkışlıyoruz. Korsanların bu çağda hala var olmasına şaşırıyoruz. Bunun arkasındaki nedeni sorgulamıyoruz.. Korsanlar bir gazeteciyle yaptıkları röportajda aynen şöyle diyor: “Yaptığımızın doğru olmadığını biz de biliyoruz fakat, açlık her şeyin üzerindedir.” Açlık insanlığın evrensel sorunudur. Kaynakların %80'inin dünya nüfusununu %20'si tarafından kullanıldığı adaletsiz bir dünyada açlık sorunu çözülemez.

* * *
2001 yılında Türkiye’de yaşanan çok büyük bir dramı burada hatırlatmak istiyorum:
Birbirimizi unutmayalım da ne olursa olsun” diye başladılar ölüm orucuna..

Malatya Cezaevinde 1996’da evlenen Ali Ekber Doğan ve Havva Doğan çifti nikâhın ardından yeniden koğuşlarına dönerken, diğer mahkûmlar bu evliliği koğuşlarında halay çekerek kutladı. Ancak 2001'e gelindiğinde, F tipi cezaevlerine karşı başlatılan ölüm oruçlarına katılma fikri gündeme geldi. Ölüm oruçlarının hemen ardından 19 Aralık'ta bir operasyonu yapıldı. Mahkumların hiç bir talebini kabul etmeyen, pazarlık bile yapmayan dönemin adalet bakanı, ironik bir şekilde onlarca kişiyi katlettikleri kanlı Cezaevi baskınının adını “Hayata Dönüş Operasyonu” koyacaktı. Devletin koruması altında bulunması gereken, açlıktan ölmek üzere olan mahkumlara utanmadan “bunlar yiyor!” diyen ve bu terörist saldırıyı düzenleyen insanlar unutulacak mı?

Bu kanlı operasyonun ardından ölüme direnen tutsaklardan, Ali Ekber Doğan Sincan F Tipi Cezaevi'ne konuldu, Havva Doğan Malatya'da kaldı. Her ikisi de cezaevinde ölüm orucunu sürdürdü. Ali Ekber Doğan'ın durumu her geçen gün kötüleşti. Önce hafızasının bir kısmını, ardından bilincini kaybetti. 230 gün süren ölüm orucu yüzünden artık ölüm sınırına yaklaşan mahkûmlardandı. Havva Doğan da, durumu kötüleşince Numune Hastanesi'ne nakledildi. İkisi de tedavisi olmayan Wernicke Korsakoff'a yakalanmıştı. Havva kocasını hiç hatırlamadı. Yıllar önce yaşamını yitiren babasını hastanenin önünde bekliyor sandı. Kimi zaman da, bisküvisi ve çikolatasının çalındığını sanarak çevresindekilere sinirlendi. Oysa sadece su ve serumla beslenebiliyordu. Ali Ekber Doğan'ın yakınları, çiftin durumunu "Düğünlerini göremedik, şimdi ölümlerini seyrediyoruz" diyerek özetliyor.


28 yaşındaki Ali Ekber kendisini 8, 25 yaşındaki Havva da 6 yaşında hissetmeye başladı. Kendisini çocuk sanan Havva Doğan'a, Ali Ekber Doğan'ın kim olduğu soruldu. Havva Doğan, hastalık nedeniyle ayakta duramayan kocası için, "Bu amca kim? Neden burada yatıyor?" dedi. Havva, Ali Ekber'e göre daha neşeli, daha çocuk. Ali Ekber'den, Havva'yla aynı koltukta oturmasını istiyorlar. "Ben onu ilk burada gördüm ama hep ayağıma vuruyor. Ayağıma karışmayacaksa, yanıma otursun" diyor. Havva karışıyor söze: "Ben Onu tanımıyordum, burada gördüm. Ama hep yatıyor, biraz kalksın. Yatmaktan saçları düşmüş. Ondan basıyorum ayağına."

Ali Ekber'in bacağı, hastanede yatağa zincirlendiğinden, iltihap bağlamış. Şişlikler yeni inmiş. Ayağının neden bu kadar çok ağrıdığını sorduğumuzda, "Top oynadım. Bizim Madende en çok golü ben attım. Diğer takımdakiler, Kadirgiller de benim ayağıma vurdular" diye yanıt veriyor. Kalan yaşamları köyde geçecek. Bu dramatik söyleşiyi ağlayarak dinleyen akrabaları bundan böyle Havva ile Ali Ekberi ayırmayacaklarını söylüyorlar. Akrabalara göre Adalet Bakanlığı, bu insanları bırakarak iyilik yapmadı tam aksine bu insanları başından attı. "Hiçbir aile bu insanlara nasıl davranacağını bilemiyor" diyen akrabaları şöyle konuşuyor: "Çocuk deseniz çocuk değil, eskisi gibi hiç değiller. Biz ne olursa olsun onları ayırmayacağız. Tunceli'de, Ali Ekber'in anne babasının yanında, bir köy evinde yaşayacaklar."..

Oruç işte böyle tutulur. Açlıktan ölen Afrikalı cennete gidebilirse orada ne kadar yer bilemem fakat, sizi bekleyen lüks sofralarınızın başında, iftara kalan dakikaları saymak, bireysel kurtuluş ve kendi geleceğine yatırım amaçlı bencil bir eylem, veya çocukça bir oyundan veya toplumsal sürüye uymak için yapılan bir gösterişten başka bir şey değil. Bu ibadetler hep cennete gitmek için!

* * *
Cehennem ateşinde sonsuza kadar yakmakla tehdit etse de O, sizi seviyor..

Açlıkla terbiye eden, kimini de açlıktan öldüren bir tanrı, oruç bile tutmayan gavurlara bu dünyada rızıkı bol verse de, öteki tarafta cehennem onları bekliyor değil mi? Sanmıyorum.

Bir de “Ramazan bereketi” yalanı var. İşçilerin geliri mi artıyor? Birden gıda fiyatları mı düşüyor? Nedir peki bu bereket? Şudur: Aç insan alışverişte ihtiyacından fazlasını alır. İftar sofrasında çeşit bol tutulur. Bu zengin sofralar göze bereketli görünür. İsraf rekoru kırılır. Uzun süre aç kalan vücut, kıtlık sinyali verir ve yediklerini daha çok depo etmeye başlar. Ramazanda insanlar bu yüzden kilo alırlar! Mideyi dinlendirmek bir yalandır. Sindirim sistemi istem dışı çalışan organlardan oluşur ve kırmızı kaslar gibi dinlendirilemezler. Kalbinizi düşünün.. Ölene kadar sürekli atan ve hiç durmadan kan pompalayan bu organı nasıl dinlendireceğiz? Boş midede Hidroklorik asit salgısı artarak ülser türü hastalıklara neden olur. Beynin düzgün çalışmak için taze şekere ihtiyacı vardır. Özellikle yaz günlerinde susuzluk da çok ciddi zararlar verir. Orucun ve temelde açlığın zararları saymakla bitmez.

* * *
Çok izlenen güncel bir yemek yarışması var. Sataşma ve kavgaları profesyonel metin yazarları tasarlıyor. Adı “Yemekteyiz”. Kazayla izleyenlerden kimisi de “kafayı yemekteyiz” diyor.

..Rakibine puan vermemek için türlü yalan kıvırtan yarışmacılar: “Aç kaldım bu gece yiyecek bir şey bulamadım” diye emek ve nimetle dalga geçerken gülüyorlar. Bu utanmaz şovmenler malzemesi bol pideleri yemeyip çöpe gönderirken, http://3.bp.blogspot.com/_KNNcHzL-KM...yemekteyiz.jpg
bu ramazan tutacakları oruç, bu günahı affettirebilir mi? Siz, mide bulandırıcı Yemekteyiz" yarışmasında gecenin sürprizlerinde göbek atarken, bu adaletsiz dünyada insanlar açlıktan ölüyor. Bu büyük ahlaksız oyun ise her gece reyting için tekrar tekrar oynanıyor. Çilekli değil jiletli pasta yesinler. Diğerlerine karşı bu kadar kayıtsız, duyarsız bu insanlara sorsanız, hepsi de tanrıya inancı olan, sevgi dolu, iyiliksever ve güzel insanlardır. Süperdirler. Aslandırlar. Hayran olunasıdırlar. Onlar “Yemekteyiz” de yarışmadadır. Evet.. Hepimiz “Büyük Yalanları Yemekteyiz”. Oysa dünyada milyonlar, hatta milyarlar bu gece de aç yatıyor. Açkarnına uyumak ne kadar zordur. Sadece şansı olanlar yarını görebilecek..

* * *
Senede bir ay oruç tutulduğu halde neden açlıktan ölenler çoğunlukla Müslüman ülkelerden? Sosyal adaletin en az olduğu ülkeler İslam ülkeleri. Kadercilik ve bu dünyaya gereken önemi göstermeme nedeniyle ilerleyemiyor, Ortaçağ karanlığından çıkamıyorlar. İslam dünyası artık özeleştirisini yapmalıdır. Oruç işe yaramıyor.. Halk daha aç, daha yoksul ve daha sağlıksız koşullarda yaşıyor. Bilimsel ilerleme ve sanayi üretimine ilgi gösterilmediği için toplumsal kalkınma hayal bile edilemez. Petrol gibi zenginliklerden ise emperyalistlerle işbirliği yapan bir avuç hain azınlıktan başka kimseye pay yok.

http://1.bp.blogspot.com/_KNNcHzL-KM...s400/sofra.JPG
Nahl Suresi 75. Ayet:


Allah, hiçbir seye gücü yetmeyen, baskasının malı olmuş bir köle ile, katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek verir. Bunlar hiç eşit olurlar mi?

Yaratıcı, insanları köle ve efendi olarak yaratmış ise açlık bir sınav yöntemidir. Onlar açlara yardım etmez. Çünkü sınava müdahale etmek olmaz. Allah onları açlıkla sınamak istiyorsa, rahmet yağdırıp rızık vermiyorsa buna saygı duymak gerekir. Açlara yardım etmek yanlıştır. Diğer taraftan da ironik bir biçimde oruç tutarlar. Bu, açlığı daha şiddetli hissedip bu duruma düşmemek için daha da hırsla bencilleşmeleri için bir eğitimdir. Aynı zamanda bu ibadet çoğunluğa uymak için yapılan bir gösteriştir. Onaylanma ihtiyacından ve sorgulamadan yapılan kültürel bir ritüeldir. Veya daha gençler için çocukça bir oyun ve eğlencedir. Ne olursa olsun küresel açlıkla savaşta hiç işe yaramaz. Bin dört yüz senede gelinen yer çok açık: Sefalet, açlık, sağlıksızlık ve adaletsizlik. Gerçekten inanan saf insanlara ise, kandırıldıklarından ve kullanıldıklarından başka söylenebilecek bir şey yok.

http://1.bp.blogspot.com/_KNNcHzL-KM...a+bekliyor.jpg
1994 yılında bu fotoğrafı Sudan'da çeken Kevin Carter hayalindeki Pulitzer ödülünü alsa da, üç ay sonra depresyona girip intihar edecekti. Bu akbaba, sürünerek yardım kampına ulaşmaya çalışan zavallı çocuğun ölmesini bekliyor. Peki bunun adı "kader" mi? Buna sınav veya kader diyen, kendine "insanım" demesin! Kader, bir yalandır. Önlenebilir afet ve felaketler, çoğu bebek ölümleri kader değil, cinayettir. Sorumlular etrafta rahatça dolaşıyor. Yeni cinayetler planlıyorlar. Bunu neden göremiyoruz?

Yalanların sesi gür çıkar, gerçeğin çığlığı ise sessiz..

Kimse kendini kandırmasın. Oruç yalan, Açlık gerçek..

vartor 21-08-2009 20:58

Yalanların sesi gür çıkar, gerçeğin çığlığı ise sessiz
Cok dogru bir tespit.

alfred 21-08-2009 22:08

Çok güzel bir yazı yazmışsın cyrano. Tebrik ederim. :clap2:

unbe 21-08-2009 23:45

çok,çok güzel bir yazı cyrano.
insanların ne kadar da duyarsız olduğunu anlıyoruz.
ağlamak istiyorum......

prozac 22-08-2009 00:09

Alıntı:

Oysa bu insanların gördüğünüz gibi kesip yiyebilecekleri hiç eti yok. İşte bir deri, yüz kemik vücutlar.. Bu insanlar gerçekten çok aç.
Şu insanların haline bak, nerede bu yaratıcı !

Açlıktan ölen 3 yaşındaki bebedemi sınanıyor.. ?

:(

Güzel noktalara değinmişsin cyrano ..

-InVi- 22-08-2009 04:23

Alıntı:

insanların ne kadar da duyarsız olduğunu anlıyoruz.
ağlamak istiyorum.....
göz yaslariniz dindiginde,
duyarliliginizi kendi ülkenizdeki bir ekmege muhtac insanlar icin acaba ben ne yapabilirim hakkinda biraz kafa yorarak göstermeniz , hepimizi sevindirir....
somut projeleriniz varsa, bende acaba yardimci olabilirmiyim diye ortaya bir niyet koyarim......

cyrano 22-08-2009 09:22

Çözüm için sömürü sistemini farketmek ve özgürlük için mücadele etmek gerek:

http://buyukyalan.blogspot.com/2009/08/ozgurluk.html

ABD'nin ülkesine ihanet etmediği için astığı Saddam bile bu halkı daha çok seviyordu..
99 Depreminde gönderdiği yardımla 230 mağdur ailenin yarasına merhem olmuştu.
Şimdi işbirlikçiler bürokratlarını yerleştirmek için o konutlara göz koyuyur.
Bundan büyük günah olabilir mi? Yeter artık bu kadar yalan ve soygun.
Deprem vergileriyle 10 yılda 20 milyar $ toplandı. Bu paralar nereye gitti?
İstense 60.000 ailenin konut sorununu çözebilirlerdi. Hiçbirşey yapmadılar.
Yapamazlardı zaten. Çünkü elleri kolları bağlıydı. O kadar ki, zavallı Saddam'ın
ambargo altında, ilaç bile alamadığı güç koşullarda yaptığı candan bağışıyla
inşa edilen birkaç konuta göz koyacak kadar alçaldılar. Yazıklar olsun..

IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar eliyle borçlandırılıp köleleştiriliyoruz.
Vergi gelirlerimiz tefecilere gidiyor. Bize ne kalıyor? Çilemiz ne çokmuş.. Ödeyecek
bedelimiz hiç bitmiyor. Yeter artık. Bu soygun yeter. Özgürlük için savaşmadan
hiçbir sosyal sorun çözülemez. Onlar sadece kendi çıkarlarını düşünür. Halkı kimse
düşünmez. Öteki dünya masalıyla kandırıp sonuna kadar sömürürler. Malını, canını
ruhunu elinden alan emperyalistler kimseye acımaz. Açlıktan ölen çocuklara bile..

paslıçivi 22-08-2009 10:07

sevgili cyrano.. klavyene sağlık... seni aramızda daha çok görmek isterim...

unbe 22-08-2009 10:10

Alıntı:

-InVi-´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 218813)
göz yaslariniz dindiginde,
duyarliliginizi kendi ülkenizdeki bir ekmege muhtac insanlar icin acaba ben ne yapabilirim hakkinda biraz kafa yorarak göstermeniz , hepimizi sevindirir....
somut projeleriniz varsa, bende acaba yardimci olabilirmiyim diye ortaya bir niyet koyarim......

İnvi
herzaman elimden geldiğince çevremdeki insanlara,sokaktaki hayvanlara yardım ederim zaten.
benim üzüldüklerim,o resimlerdeki başlarında akbabalar bekleyen çocuklar.
onlar için ne yapabiliriz onu düşünmeliyiz.

paslıçivi 22-08-2009 10:13

ultra zengin bir arkadaşım, avrupada amerikada kiliseye en çok maddi yardımı kendi gibi çok zenginlerin yaptığını söylemişti.. varolan kaynakların bu kadar adaletsiz yaşandığı bu dünyada, sadece çok küçük bir kesimin kaynakların çok büyük bir bölümüne sahip olarak yaşaması için diğer insanların uyutulması lazım.. afyonlanması, korkutulması, diğer dünyalarla avutulması lazım demişti...

karacocuk 22-08-2009 10:28

inanılmaz güzel bir yazı arkadaşım ellerine ,kollarına, yüreğine, beynine sağlık cennete gitmek için her yol mübah bu arkadaşlara

saroz 22-08-2009 13:45

Cyrano yu, bu güzel çalışmasından dolayı kutluyorum.

4 saniyede bir insanın açlıktan ölmesini tanrı neden izliyor. buna neden olanın tanrı değil de insanların olduğunu düşünsek bile, herşeye kadir olan bir güç, neden seyirci kalarak bu vahşete onay veriyor?

Kaldı ki insanlığın tarihine baktığımızda kölelik gibi iğrenç dönemler yaşanmış. neden?

Dün okuduğum bir kitapta, roma imparatorluğu döneminde yaklaşık i.s. 200 lü yıllarda insanlara çocuklarını köle olarak satma hakkı tanınmış. bu iğrenç hak bile onlarca köle isyanlarından sonra kazanılmış.

Bu nasıl bir adalet, bu nasıl bir yücelik kabul etmek mümkün değil.

Çözüm nedir?

Yüksek teknolojisi ile doğayı yenmiş ve ona hakim olmuş insanın, angarya işleri robotlara bırakıp, bilim , sanat ve sporla uğraşma zamanıdır.

Üretim araçları bu yetkinliğe ulaşmıştır.

Bu olanağın önündeki tek engel özel mülkiyettir. Bu çözüme, Bill gates, rockefeller, koç ve sabancı grubu sıcak bakmayacaktır elbette:)

KızıL 23-08-2009 00:22

çok güzel bir çalışma kutlarım...
oruç matığıyla onca yaptıkları günahları hafifletmeye çalışan müslümanlarada yazık derim...

evrensel-insan 23-08-2009 00:28

Saygideger arkadaslar;

Oruc, guya "aclikla terbiye" imis. Aslinda; ilk yazidaki resme bakinca; herhalde Allah, Akbaba'yi aclikla terbiye ediyor. Tabi; sabreden ve imtihani gecen akbaba, Allah eliyle, "mukafatini" alacak. Bu sayede de "cennete" akbaba gidecek, oluyor, herhalde.

Saygilarimla;
evrensel-insan

zocor 23-08-2009 03:47

Dünyadaki açlığın ve sefaletin sebebi oruç tutan müslümanlar yani..?

Ayrıca orucun "açlık ile terbiye" olduğu oruçla ilgili hangi ayette geçiyor sorabilirmiyim ?

evrensel-insan 23-08-2009 03:53

Saygideger zocor;

Benim bu konuda dini bilgim yok, sadece kulak dolgunlugu, bir cevap.

Peki, oruc neden tutulur, sen acikla bari!

Saygilarimla;
evrensel-insan.

zocor 23-08-2009 03:56

Bugün dünyada bir futbolcuya 100 milyon euro ödenirken dünyadaki açlığın sebebini oruç tutan müslümanlara yükleme gayretlerinizi beyhude bir çırpınış olarak görüyorum..

zocor 23-08-2009 04:02

Size tavsiyem kulaktan dolma bilgilerle insanları yanlış yönlendirmemeniz..
Her konuya yorum yapmak zorunda değil kimse..

Kuran' da orucun "neden" tutulması gerektiği yazmaz..Sadece "farz" olarak bildirilir..

evrensel-insan 23-08-2009 04:07

Saygideger zocor;

Bence, boyle bir suclama yok. Yaziyi yazan arkadas. Oruc konusunun su istismar edilerek; medya araci ve show olarak kullanilmasini ve acgozluluk yuzunden, bir suru yiyecegin cope giderken; dunya da; acliktan olen yuzbinlerin oldugunun adaletsizligini dile getirmis. Senin getirdiginde, baska bir adaletsizlik konusu.

Bu arada, muslumanlarin neden oruc tutmasi gerektigini, islam dini acisindan, izah etmedin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 23-08-2009 04:11

Saygideger zocor;

Kuran' da orucun "neden" tutulması gerektiği yazmaz..Sadece "farz" olarak bildirilir..-zocor-

Demekki sorun da, burda. Oruc tutanlar neden oruc tuttuklarini bilmek istiyorlar ve bunun farz olmasi onlar icin yeterli gerekce olmuyor ve benim kulak dolgunlugum olan, fikirler doguyor. Halbuki; neden oruc tutulmasi gerektigi, aciklansa idi ve "yarari" soylense idi; benim kulagima gelen fikirleride kimse yaratamazdi. Herkeste, neden oruc tutmasi gerektigini bilir ve ona gore tutardi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

zocor 23-08-2009 04:16

Alıntı:

karacocuk´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 218852)
inanılmaz güzel bir yazı arkadaşım ellerine ,kollarına, yüreğine, beynine sağlık cennete gitmek için her yol mübah bu arkadaşlara

Alıntı:

prozac02´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 218798)
Şu insanların haline bak, nerede bu yaratıcı !

Açlıktan ölen 3 yaşındaki bebedemi sınanıyor.. ?

:(

Güzel noktalara değinmişsin cyrano ..

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219300)
Saygideger zocor;

Bence, boyle bir suclama yok. Yaziyi yazan arkadas. Oruc konusunun su istismar edilerek; medya araci ve show olarak kullanilmasini ve acgozluluk yuzunden, bir suru yiyecegin cope giderken; dunya da; acliktan olen yuzbinlerin oldugunun adaletsizligini dile getirmis. Senin getirdiginde, baska bir adaletsizlik konusu.

Bu arada, muslumanlarin neden oruc tutmasi gerektigini, islam dini acisindan, izah etmedin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Benim mesajım dünyadaki açlığın sebebini oruç tutan müslümanlarda bulup "oruç yalan, açlık gerçek" diyip bu yazının öncesindeki müslümanlara birde "kader" ile orucu birleştirip konuyu açan üyeye, alıntı yaptığım üyelere ve içinden "açlığın sebebi oruç tutuan müslümanlardır" diye herkim varsa herkesedir..

Müslümanlar Yaratıcı istediği için oruç tutarlar..Oruç tutarken de kendileri açısından çıkarımlarda bulunur .; iftar açarken verilen nimetlere şükür, aç insanlar gibi olmadığı için şükür gibi..

zocor 23-08-2009 04:39

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219303)
Saygideger zocor;

Kuran' da orucun "neden" tutulması gerektiği yazmaz..Sadece "farz" olarak bildirilir..-zocor-

Demekki sorun da, burda. Oruc tutanlar neden oruc tuttuklarini bilmek istiyorlar ve bunun farz olmasi onlar icin yeterli gerekce olmuyor ve benim kulak dolgunlugum olan, fikirler doguyor. Halbuki; neden oruc tutulmasi gerektigi, aciklansa idi ve "yarari" soylense idi; benim kulagima gelen fikirleride kimse yaratamazdi. Herkeste, neden oruc tutmasi gerektigini bilir ve ona gore tutardi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İnananlar açısından ortada sorun yok..

Müslümanlar oruç tutarak Yaratıcı' ya inanmalarından öte O' nun için birşeyler yaptığını ve O' na gerçekten teslim olarak inandığını belirtirler..
Yani hiçbir müslüman sizin dediğiniz gibi " ben biraz açlıkla terbiye olayım" diye oruç tutmaz..

Ayrıca orucun yararları söylenmesi gerekseydi Yaratıcı söylerdi...

evrensel-insan 23-08-2009 04:43

Saygideger zocor;

Ama;, neden oruc tuttugunun da, sebebini, "yararlarini" bilmez. Tabi, teslim olmanin disinda.

Saygilarimla;
evrensel-insan

cyrano 23-08-2009 12:36

Diğer tüm evrensel sorunlar gibi, açlık da tek başına dinlerden kaynaklanan
veya "oruç tutan müslümanlardan" kaynaklanan bir sorun değil. Zaten dinler
sorun yaratmazlar. Adaletsiz sömürü sisteminin yarattığı sorunların çözümü
karşısında engel olurlar. Orucun bireysel kurtuluş için yapılan bir ibadet olduğunu,
toplumsal sorunları çözmeyi amaçlamadığını itiraf eden üyelere teşekkür ederim.
Din, toplumsal olarak halkı köleleştirse bile özelde ibadetler bireysel olup,
kişisel rahata, cennete, ölümsüzlüğe ve ne anlıyorsanız işte o kurtuluş'a ermek
amacıyla yapılır. Vahşi kapitalizmde de bireysel kurtuluş yüceltilmiştir.

Sonuç olarak oruç, açlık korkusunu bireye hisssettirerek daha da vahşi bir hırsla
sisteme yamanıp sadece kendisini ve ailesini düşünmeyi ve geriye kalan açları da
Allah'a havale edip onun insafına bırakmayı sağlar. Sorunun kaynağı değilse de,
çözümün bir parçası olma yolunda da bir fayda sağlamaz. Her Ramazan kurulan iftar
çadırları birkaç gün açları doyursa bile, ancak ameliyatla iyileştirilebilecek bir yaraya
neşter vurmaktansa, ağrıkesici ile semptomatik tedavi uygulamaktan öteye gidemez.
Elbette ki soruna daha geniş bir pencereden bakmak gerek. Barınma, gıda, sağlık,
eğitim, iş gibi sosyal ve evrensel sorunların çözümü için kaynak sıkıntısı çekiliyor.
Oysa kaynakların nereye gittiğini görebilirsek çözüm olasılığı da ortaya konulacaktır.
Son on yılda 20 milyar dolar deprem vergisi toplanmış. Bu vergiyle 60 bin aileye
konut yapılabilirdi. Oysa Saddam'ın yaptırdığı konutlardaki depremzedeleri bile kendi
bürokratlarını yerleştirmek için kapı dışarı ediyorlar. Vergi geliri hep tefecilere gidiyor.

Çekilecek çile ve ödenecek bedeller hiç bitmiyor. Büyük Yalan'ı göremeyen insan,
hayali cennet vaadi olan Küçük Yalan'la avunuyor. Hayalet cenneti yaratan bu
eroinden birkaç doz alabileceği torbacı için en yakın camiye gitmesi yeterli.
Hatta ona bile gerek bile yok. Evde bireysel ibadetini edip yalan cennetin hayalini
kurabilir. Oysa şanslı azınlık için cennet, bu dünyada projesi çizilip satışa sunulmuş
bir gerçektir. Vahşi sömürü sisteminin sigortası, öteki dünya vaadli, tek tanrılı kitaplı
dinlerdir. Bu kadar büyük yalan havada uçuşurken, görmek için akıldan başka ne gerek?

Bu noktada Richard Dawkins'ten bir alıntı yapmak istiyorum:

Amerikalı jeolog Kurt Wise Harvard ve Chicago Üniv. okumuş bir bilim adamıydı. Öğrendiklerinin dinle çeliştiğini gördüğü zaman, kutsal kitabı alır ve çelişen her ayeti keserek kitabın sonuna kadar ilerler. Geriye paramparça bir kitap kalmıştır. Artık İncil’i ateşe atacağını beklersiniz değil mi? Fakat öyle olmuyor!. O anda bilimi bırakıyor ve kutsal kitabın peşinden gidiyor. Tüm kanıtlar aksini söylese bile kutsal kitabın peşinden gideceğini söylüyor.

Çocukluk telkini ve beyin yıkaması bize bu kadar enkaz bir akıl bırakırsa
ne şansımız kalır?

alfred 23-08-2009 15:45

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219305)

Müslümanlar Yaratıcı istediği için oruç tutarlar..Oruç tutarken de kendileri açısından çıkarımlarda bulunur .; iftar açarken verilen nimetlere şükür, aç insanlar gibi olmadığı için şükür gibi..

Peki aç insanlar ne için şükredecekler?

Portakaloglu 23-08-2009 15:49

Alıntı:

alfred´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219368)
Peki aç insanlar ne için şükredecekler?

Bu soruya cevap ''nefes aldığı için'' derlerse oha diycem artık.

zocor 23-08-2009 16:35

Alıntı:

cyrano´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219337)
Diğer tüm evrensel sorunlar gibi, açlık da tek başına dinlerden kaynaklanan
veya "oruç tutan müslümanlardan" kaynaklanan bir sorun değil. Zaten dinler
sorun yaratmazlar. Adaletsiz sömürü sisteminin yarattığı sorunların çözümü
karşısında engel olurlar. Orucun bireysel kurtuluş için yapılan bir ibadet olduğunu,
toplumsal sorunları çözmeyi amaçlamadığını itiraf eden üyelere teşekkür ederim.
Din, toplumsal olarak halkı köleleştirse bile özelde ibadetler bireysel olup,
kişisel rahata, cennete, ölümsüzlüğe ve ne anlıyorsanız işte o kurtuluş'a ermek
amacıyla yapılır. Vahşi kapitalizmde de bireysel kurtuluş yüceltilmiştir.

Sonuç olarak oruç, açlık korkusunu bireye hisssettirerek daha da vahşi bir hırsla
sisteme yamanıp sadece kendisini ve ailesini düşünmeyi ve geriye kalan açları da
Allah'a havale edip onun insafına bırakmayı sağlar. Sorunun kaynağı değilse de,
çözümün bir parçası olma yolunda da bir fayda sağlamaz. Her Ramazan kurulan iftar
çadırları birkaç gün açları doyursa bile, ancak ameliyatla iyileştirilebilecek bir yaraya
neşter vurmaktansa, ağrıkesici ile semptomatik tedavi uygulamaktan öteye gidemez.
Elbette ki soruna daha geniş bir pencereden bakmak gerek. Barınma, gıda, sağlık,
eğitim, iş gibi sosyal ve evrensel sorunların çözümü için kaynak sıkıntısı çekiliyor.
Oysa kaynakların nereye gittiğini görebilirsek çözüm olasılığı da ortaya konulacaktır.
Son on yılda 20 milyar dolar deprem vergisi toplanmış. Bu vergiyle 60 bin aileye
konut yapılabilirdi. Oysa Saddam'ın yaptırdığı konutlardaki depremzedeleri bile kendi
bürokratlarını yerleştirmek için kapı dışarı ediyorlar. Vergi geliri hep tefecilere gidiyor.

Çekilecek çile ve ödenecek bedeller hiç bitmiyor. Büyük Yalan'ı göremeyen insan,
hayali cennet vaadi olan Küçük Yalan'la avunuyor. Hayalet cenneti yaratan bu
eroinden birkaç doz alabileceği torbacı için en yakın camiye gitmesi yeterli.
Hatta ona bile gerek bile yok. Evde bireysel ibadetini edip yalan cennetin hayalini
kurabilir. Oysa şanslı azınlık için cennet, bu dünyada projesi çizilip satışa sunulmuş
bir gerçektir. Vahşi sömürü sisteminin sigortası, öteki dünya vaadli, tek tanrılı kitaplı
dinlerdir. Bu kadar büyük yalan havada uçuşurken, görmek için akıldan başka ne gerek?

Bu noktada Richard Dawkins'ten bir alıntı yapmak istiyorum:

Amerikalı jeolog Kurt Wise Harvard ve Chicago Üniv. okumuş bir bilim adamıydı. Öğrendiklerinin dinle çeliştiğini gördüğü zaman, kutsal kitabı alır ve çelişen her ayeti keserek kitabın sonuna kadar ilerler. Geriye paramparça bir kitap kalmıştır. Artık İncil’i ateşe atacağını beklersiniz değil mi? Fakat öyle olmuyor!. O anda bilimi bırakıyor ve kutsal kitabın peşinden gidiyor. Tüm kanıtlar aksini söylese bile kutsal kitabın peşinden gideceğini söylüyor.

Çocukluk telkini ve beyin yıkaması bize bu kadar enkaz bir akıl bırakırsa
ne şansımız kalır?

Oruç ve ibadetler ile ilgili kişisel "çıkarımlar" ınızın tümüne cevap verecek olsam destan yazarım..

Müslümanların yapmış olduğu ibadetler için "büyük yalan" demeniz kelimenin tam anlamıyla sizin "hurafe" nizdir..Biz bu ibadetlerin büyük bir "büyük yalan" olduğunu bilseydik zaten oruç tutmaz ibadet etmezdik..

Bugün vahşi kapitalizmin "alasını" yapıp bu haldeki aç insanları görmezden gelip 100 milyon eurolara bir futbolcu alıp milyonları futbol, dizi,magazin üçlüsünde uyutmaya çalışan bir kapitalizm için "gık" ını çıkmayacak sonra gelip burda "vahşi kapitalizm kurtuluşu yüceltmiştir" gibi hurafelerde bulunacaksın..Bizde bunu yutucaz öyle mi ? :)
Buna ancak kendi çalıp kendi oynamak denir..

Yukarıdaki mesajınız bu noktadan hareketle noktasında virgülüne kadar hiçbir tutarlılığı olmayan söylemler..Neden ciddiye alıp cevap verdiğimi de bilmiyorum..

Sen sağ ben selamet..

alfred 23-08-2009 17:51

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219376)
Bugün vahşi kapitalizmin "alasını" yapıp bu haldeki aç insanları görmezden gelip 100 milyon eurolara bir futbolcu alıp milyonları futbol, dizi,magazin üçlüsünde uyutmaya çalışan bir kapitalizm için "gık" ını çıkmayacak sonra gelip burda "vahşi kapitalizm kurtuluşu yüceltmiştir" gibi hurafelerde bulunacaksın..Bizde bunu yutucaz öyle mi ? :)
Buna ancak kendi çalıp kendi oynamak denir..

Milyonlarca euroyu bir çırpıda harcayan Manchester City var. Ve bu Manchester City'nin sahibi dolar milyarderi olan müslüman arap prensi.

Suudi Arabistanlıların Amerika'da 1-1,5 trilyon dolar paraları var. Bunlar borsalarda, bankalarda değerlendiriliyor. Suudi arabistanlılarda müslüman olduğuna göre çık bakalım işin içinden çıkabilirsen.


Yani anlayacağın müslümanların kapitalizmden ayrı bir dünyaları yok. Kapitalizmin tam merkezindeler, göbeğindeler. Müslüman dünyası kapitalizmden ayrıymış gibi göstermeye çalışma.

zocor 23-08-2009 23:04

Müslümanların yaptığı hataları islama yüklüyorsunuz..Zina yapan hırsızlık yapan müslümanlar da var..
Burda siz orucu açlığın sebebi gibi göstermeye çalışıyorsunuz, yiyenler yiyebilir ama ben yemiyorum..

paslıçivi 23-08-2009 23:09

Alıntı:

Bu noktada Richard Dawkins'ten bir alıntı yapmak istiyorum:

Amerikalı jeolog Kurt Wise Harvard ve Chicago Üniv. okumuş bir bilim adamıydı. Öğrendiklerinin dinle çeliştiğini gördüğü zaman, kutsal kitabı alır ve çelişen her ayeti keserek kitabın sonuna kadar ilerler. Geriye paramparça bir kitap kalmıştır. Artık İncil’i ateşe atacağını beklersiniz değil mi? Fakat öyle olmuyor!. O anda bilimi bırakıyor ve kutsal kitabın peşinden gidiyor. Tüm kanıtlar aksini söylese bile kutsal kitabın peşinden gideceğini söylüyor.

Çocukluk telkini ve beyin yıkaması bize bu kadar enkaz bir akıl bırakırsa
ne şansımız kalır?
işte bu durum akılcılktan uzak hastalıklı bir yaklaşımdır..

hastalığın adı yüklenen zihinde yaşamaktır..

ilaç(medicine) vermeden düzelemez..

medicine de meditasyondur...

dogruluk 23-08-2009 23:25

eline saglık arkadşım çok güzel bi yazı olmuş.insanların elindekilerin degerini bilmeyip bide dalga geçerler.üstüne üstlük birde bunun programınnı yaparlar ve beyinleri boş insanlarımız bu programları izlerler ve alkışlar.sorsanız belgesel izliyonuz mu yada kitap okuyonuz diye hayr cevabı gelir.insanlarımız kendilerini, kendi elleriyle köle yapıyorlar.bunun adıda teknoloji.teknolojiyi nasıl kendi yararımza kullanırız diye degil nasıl kendimizi ona köle yaparız işte beyni boş insanlarımız ve git gide çogalıyorlar

istanbul 24-08-2009 14:40

burda gene islam dininin güzelliği ortaya çıkıyor...oruç tutmak sadece aç kalmak değildir aynı zamanda nefsin terbiyesidir.oruç tutup aç kalan insan açların halini daha iyi anlar...onlara yardım etme ihtyiacı hissder.komsusu açken tok yatan bizden değildir sözü ne güzel bir söz...

cyrano 24-08-2009 15:15

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219376)
..Müslümanların yapmış olduğu ibadetler için "büyük yalan" demeniz kelimenin tam anlamıyla sizin "hurafe" nizdir..Biz bu ibadetlerin büyük bir "büyük yalan" olduğunu bilseydik zaten oruç tutmaz ibadet etmezdik..

Bugün vahşi kapitalizmin "alasını" yapıp bu haldeki aç insanları görmezden gelip 100 milyon eurolara bir futbolcu alıp milyonları futbol, dizi,magazin üçlüsünde uyutmaya çalışan bir kapitalizm için "gık" ını çıkmayacak...

Alıntı:

istanbul´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219809)
burda gene islam dininin güzelliği ortaya çıkıyor...oruç tutmak sadece aç kalmak değildir aynı zamanda nefsin terbiyesidir.oruç tutup aç kalan insan açların halini daha iyi anlar...onlara yardım etme ihtyiacı hissder.komsusu açken tok yatan bizden değildir sözü ne güzel bir söz...

--------------------------------------------------------------------

Yazılanları okumadan cevap vermeniz art niyet mi, yoksa cehalet mi?

1- Büyük Yalan'dan kasıt din değildir. Din onun sadece bir parçasıdır.
Büyük Yalanı gerçekten merak edenler diğer yazılarımı okuyabilir. Örnek;
http://buyukyalan.blogspot.com/2009/08/ozgurluk.html

2- Futbol da din gibi kitleleri uyuşturmaya yarar. Kapitalizm için çıkarttığım "gık" lardan sadece bir örnek: http://buyukyalan.blogspot.com/2009/...ern-cagin.html

3- Ahlakın kaynağı asla din değildir. Din sadece büyük yalanların devam etmesini sağlar. Bununla ilgili detaylı açıklama ve örnekler için:
http://buyukyalan.blogspot.com/2009/...ise-yarar.html
http://buyukyalan.blogspot.com/2009/...-ve-kader.html
http://buyukyalan.blogspot.com/2009/...-ve-ahlak.html
http://buyukyalan.blogspot.com/2009/...alekirimi.html

4- Dinlerin nasıl ortaya çıktığına dair yakın tarihli ilginç bir örnek için:
http://buyukyalan.blogspot.com/2009/...gokultler.html

*Lütfen okumadan yargılamayın ve bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.
Bütün bu 24 ayar saf evrensel ve bilimsel gerçekler hiç hoşunuza gitmiyorsa, siz yine de "Hurafe" demeye devam edesiniz.

Sigara da sağlığa zararlıdır, fakat içenler halinden memnunsa
yapacak bişey yok. Yeter ki içmeyenleri zehirlemesinler.
Saygılarımla.

zocor 24-08-2009 15:38

Din ister parçası olsun iser ana unsuru olsun hiç farketmez..Dinler için de büyük yalan demeniz sizin hurafenizdir diyorum..

Siz nasıl "oruç yalan açlık gerçek" demeye kendinize hak olarak görüyorsanız bende sizin söylediklerinize gayet rahatlıkla "büyük yalan" diyebilirim..

Ayrıca link vermek söylediklerin doğru lmasını gerektirmiyor, hepsi sizin kişisel çıkarımlarınız..

cyrano 24-08-2009 16:40

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219839)
..Siz nasıl "oruç yalan açlık gerçek" demeye kendinize hak olarak görüyorsanız bende sizin söylediklerinize gayet rahatlıkla "büyük yalan" diyebilirim....

Benim söylediklerime büyük yalan diyorsanız, bunu ispatlamaya, görüşlerimi çürütmeye çağırıyorum sizi. Hiçbir cümlem laf olsun diye söylenmiş değildir.
Hepsinin gerekçeleri anlatılmış ve örneklenmiştir. Eğer ben bir şeye "yalan" diyorsam ve bunu açıklayabiliyorsam buna hurafe de denemez ve artık bana özel olmaktan çıkar. Bilimsel ve tarafsız olmak zorundayız. Fakat iman, özgür aklın katilidir ve onun başladığı yerde mantıklı düşünce biter.

Peki yerçekimi de "hurafe" mi size göre? Newton'un kişisel çıkarımları mı?. Okumaya bile değmez!.. Evrim de en büyük hurafe değil mi? evet Büyük yalan!.. Siz herşeyi biliyorsunuz. Okumaya, araştımaya hiç gerek yok.

Dinciler bilimsel dille konuşmayı beceremediği ve gelen eleştirileri cevaplayamadıkları için teröre ve aydınları katletmeye başvurur.

Turan Dursun'a cevap veremeyenler onu katlettiler.
Yazdıklarına okumadan sorgulamadan yalan dediler.

Şimdi tekrar soruyorum, yazıları okumadan yaftalamanız art niyet mi, yoksa cehalet mi? Ayrıca olmayan birşeyin olmadığını ispatlayamazsınız. diğer taraftan bir şeyin olduğunu iddia eden bunu kanıtlamak zorundadır yoksa yalan olur. Şimdi bilimsel olarak kanıtlanamamış Tanrı mı yalandır? yoksa bilimsel gerçekler mi yalandır? Akla, mantığa ve fiziksel yasalara aykırı, hayali alemler mi hurafedir, yoksa içinde yaşadığımız dünya ve onun gerçekleri mi?

evet.
ya benim yalanlarım bir gerçek,
ya da sizin gerçekleriniz bir yalan..

zocor 24-08-2009 17:19

Panik olmaya gerek yok sakin olunuz..

Ben dine ve bu dinin önemli ibadetlerden biri olan oruç için kullanmış olduğunuz "büyük yalan" sözüne karşılık verdim..

Ortada dinin yalan olduğuna dair hiçbir iz-ibare yok tam tersi ateizmin uydurmalardan kendine pay biçtiği uydurma olaylar var.

Örnek isterseinz buyrun, bahsettiğin turan dursun da eminim bu tür savsatalara göre dinden çıkmıştır, buyrun şimdiye kadar kimse cevap veremedi soruma belki cevap vermek istersiniz..
http://www.turandursun.com/forumlar/...t=12077&page=3

Din ile bilim ayrıdır..Bilim olayları bilimsel olarak açıklayabilirse açıklar ve susar, bilimin görevi bitmiştir..Bu oluşumların neden ve bu oluşumdaki bilinç bilimin konusu değildir, bilimin açıklamaya yükümlü olmadığı şeylerde din ve felsefe devreye girer..HAni şu siizn hep kafanızı gömdüğünüz ve düşünmek istemediiniz ve yapamadığınız felsefe var ya ondan işte..

Kafanızdaki Tanrı modeli dinlerdeki anlatış modlelerine uymayabiir ama bu modelin kafanızdakine uygun olmaması bir Tanrı' nın olamamsını gerektirmez..

cyrano 24-08-2009 21:01

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219880)
Ortada dinin yalan olduğuna dair hiçbir iz-ibare yok tam tersi ateizmin uydurmalardan kendine pay biçtiği uydurma olaylar var.

Kafanızdaki Tanrı modeli dinlerdeki anlatış modlelerine uymayabiir ama bu modelin kafanızdakine uygun olmaması bir Tanrı' nın olamamsını gerektirmez..

Zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışan bir üslup, en iyi savunma saldırıdır anlayışı ve hemen her konuda büyük bir entellektüel boşluk. İmla hataları ile dolu devrik ve tutarsız cümleler. Gerçek bilgi yerine fikr-i sabit bir halet-i ruhiye ve imanla tutsak edilmiş bir akıl.. 24 ayar cehalet.

Tanrı kavramını bırak, dinlerin nasıl ortaya çıktığından bile haberiniz yok.

Kargokült nedir hiç duydunuz mu?

Pasifik Malinezya ve Yeni Gine'de yerlilerinin beyaz adamın geliş ile birlikte ilk kez gördükleri kargo sandıklarından çıkan, onlara göre ileri teknoloji ürünü eşya ve araç gerece tanrısal bir anlam yükleyen inançlarına Kargokült deniyor.

Arthur C.Clarke'ın üçüncü ilkesi "Yeterli düzeyde ilerlemiş herhangi bir teknoloji büyüden ayırt edilemez" ifadesinde vücut bulan durum ile bu yeni dinlerin ortaya çıkmasını açıklayabilir. Eric von Danaiken'in kitaplarında dünya dışı varlıkların eski uygarlıklara göründüğünü ve onları etkilediğini bu etkinin inançlarını yönlendirdiğini söylerdi. Bunun gibi "Miraç" mucizesi iddiası da bu teoriyle açıklanabilir belki.

Yerlilere dönelim. Ada halkı beyaz adama uçaklarla gelen kargonun tanrılar tarafından gönderildiğine inanıyor, eğer beyaz adamın sözüne itaat eder, emirlerini yerine getirirse tanrıların daha güzel ve hediyelerle dolu kargolar göndereceğine inanıyordu..

David Attenborough, ada yerlilerinin bu inanışının arkasında yatan gerçeğin biraz da beyaz adamın davranışlarından kaynaklandığını söyler.. Beyaz adam kargo kültünü inanış haline getirebilecek ayinsel davranışlar içerisindedir; “uzun direkleri tellerle sabitlediler; ışıkta parlayan kutuların üzerine oturup bir şeyler dinlediler ve tuhaf gürültüler yayıp boğulurcasına sesler çıkardılar; yerel halkı birbirinin aynı kıyafetler giymeye ikna ettiler ve onları bir yukarı bir aşağı uygun adım yürüttüler; ki bundan daha gereksiz bir uğraş üretmek neredeyse imkansızdır. Ve akabinde yerli halk gizemin cevabını tesadüfen buldu. Beyaz adam bu anlamsız eylemler, yani ayinleri kullanarak tanrıları bu kargoları göndermeye ikna ediyordu. Eğer yerli halk kargo istiyorsa, o halde onlarda aynı şeyi yapmalıydı..”

* * *
İşin daha da ilginci beyaz adamın gittiği ve yerlilerin birbirinden haberdar olmadığı diğer adalarda da birbirlerinden habersiz olarak aynı durum yaşanıyordu. Bunlardan en ilginç olanı John Frum kültü olarak bilinen "Vanuatu" olup halen geçerliliğini yitirmemiştir. Bu dine mensup insanlar her yıl 15 Şubat'ta John'un büyük bir kargo ile döneceğini düşünmekte ve karşılama ayinleri yapmaktadır.

Kargonun uçakla geleceğine inanan yerliler bir araziyi çalılardan temizleyerek, bambudan imal edilmiş kontrol kulesi ve trafik hava kontrolörleri için tahtadan kulaklıklar yaptıkları bir havalimanı inşa etmişler. Orada bugün de John Frum adlı mesihi bekliyorlar!.

Kargo getireceklerine inandıkları uçağın inmesi için inşa ettikleri alan daha da inandırıcı olsun diye kuru dallar ve samandan yaptıkları taklit uçağı görüyorsunuz.

http://2.bp.blogspot.com/_KNNcHzL-KM...lt+indians.bmp
Bu dini incelemek için adaya giden bir antropolog, mesih John'a inanan Sam isimli yerliye şu soruyu soruyor:

"Kargonun geleceği söylenen tarihinden sonra 19 yıl geçti. ama John Frum ve söylediği kargosu hala gelmedi. On dokuz yıl, beklemek için çok uzun bir süre değil mi?"

Sam yanıt verir: "Eğer sen, İsa'nın gelmesi için iki bin yıl bekleyebiliyorsan ve o gelmiyorsa, o halde ben de John için on dokuz yıldan fazla bekleyebilirim"

İşte dinlerin oluşumu ve inananların beklentilerinin kolay kolay neden bitmediği böyle birşey işte..

Çocukluk koşullanması ve beyin yıkaması enkaz bir akıl bırakırsa,
koca yetişkinlere inandıkları sipderman'lerin gerçek olmadığı nasıl anlatılabilir?
Çocuğun elinden oyuncağını alırsan çok ağlayacaktır.
Çocuk aklına sahip yetişkinlerin örümcek adamları yok,
fakat aynı işi gören ve onlara daha mantıklı gelen hayalet tanrıları var!.
O, gizlendiği yerden sizi cehennemde yakmakla tehdit etse de çok seviyor!.

Titan 24-08-2009 21:38

Kargokült olayı, bana yıllar önce okuduğum bir kitapta benzer bir olayı anımsattı. Şöyle ki;

Sahtekarlıktan sabıkalı iki kişi uçakla kanun adamlarından kaçarken tesadüfen bir adaya zorunlu iniş yapıyorlar. Burada yerlilerle karşılaştıklarında, yerliler daha önceden beklenen bir kurtarıcıların bunlar olduğunu zannediyorlar ama bizim sahtekarlar bunların ne istediklerini kısa zamanda öğreniyorlar. Beklenen kurtarıcı olduğu savıyla bunlara her türlü hizmeti yapıyorlar. Bekledikleri kurtarıcının bir özelliğnden (uçma) bahsederek uçmalarını istemektedirler. Onların maden zenginliklerini gördükten sonra düşünmeye başlayan bu kafadarlar, adadan sipariş vererek basit ve portable helikopter parçaları getirirler. Kafadarlardan birisi adada ki palmiye yaprakları ve yerlilerin başlıklarından giyerek, helikopteri çalıştırmaya başladıklarında çıkan ses ve ışık gösterisiyle yerlilerin şaşkın bakışları arasında tanrısal kimliğe bürünerek, ada da istediklerini elde ettikten sonra onlara tanrısal kimliğini bahşeden helikopter ile adadan ayrılmışlar.

sinner 24-08-2009 21:42

Ramazan Bereketi üzerine yazılanlar oldukça çarpıcı ve orjinaldi.
Kalemine sağlık üstat ;)

zocor 24-08-2009 21:53

@cyrano; o cümlelerimden "en iyi savunma saldırı" anlamını çıkardıysan senin için de "cahil gördümde senini gibisini görmedim" desem hiç yanlış bir ifade olmayacak..

Cevap veremeyince klasik deyimler başgösterir "zeytinyağı gibi üste çıkma" sözleri falan..Verebiliyorsan cevap verde sözlerinde üste çık, aptala yatmalarla değil..

Tanrı kavramını bırak demişsin- Ne oldu rahatsız oldun değil mi sözlerimden..Çökük bir ateizmin peşinden gidersen daha çok Tanrıyı bırak dersin..

Sana Sam Amca' nın Kulübesi türü masallarında selametler dilerim..

Ha buara da sana link vermiştim gel cevap verebiliyorsan ver diye, nerdesin..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:12 .