![]() |
allahın varlığının başlangıcına delil
önce soruyom allahın varlığının başlangıcı var mı? genelde yok derler. tekrar soruyom allah alemi (allahtan başka herşey) varetmek için bekledi mi beklemedi mi? eğer "beklemedi" derlerse şu sonuç çıkar: nasıl size göre allah başlangıçsızsa o halde alem de başlangıçsız demektir. halbuki size göre alem başlangıçlıdır ve sonradan yaratılmıştır. dolayısıyla siz siz şunu demek durumunda kalıyorsunuz: "allah alemi yaratmak için bekledi". eğer böyle derseniz soruyom: sonlu bir zaman mı bekledi yoksa sonsuz bir zaman mı bekledi? eğer "sonsuz bir zaman bekledi" derseniz sonsuz zaman beklemeyle sonuna varılamaz. öyle olsaydı alem varlığa gelmemesi lazımdı oysa varlıktadır. demek ki siz "sonlu bir süre bekledi" diyeceksiniz. böyle derseniz soruyom: sonlu sürenin hem başının hem sonunun belli olması gerekir. sonuna alemin varlığa gelmesi derseniz başına ise ne diyeceksiniz? mecbur allah diyeceksiniz. yani bu düşünceye göre: "allah alemden sonlu bir zaman önce önce varlıktaydı. daha önce değil." manası çıkar ki bu ise sizin de allahın varlığının başlangıcını kabul ettiğiniz manasına gelir.
inanın ki ben aslında sizin de haberiniz olmaksızın bunu savunduğunuzu size göstermek istedim. evet allahın varlığının başlangıcını kabul etmek durumundaki bir şahıs elbette çevresindekiler tarafından alaya alınır, deli denir. zira başlangıcı var denildiği zaman, denecek ki: "onu kim başlattı" gibi sorular sorulacak. bu şahıslar bu anda kendilerini güçlü hissederler ancak yukarıdaki delille aslında onlar da allahın varlığının başlangıcını savundukları açıktır. ancak onlar bunu bilmez ve kendi düşüncelerinde mutludurlar. ama onlar bilmiyor diye bende mi bunu bildikten sonra bilmezmiş gibi davranayım? |
bunlar senin kendi öz düşüncelerin ise allah ile ilgili kendi içinde süper bir beyin fırtınası yapmışsın. tebrikler
|
soru: allah alemden önce miydi? "evet" derse sonsuz bir zaman önce de varlıkta mıydı? "evet" der. derim ki: yani sonsuz bir zaman önce varlıkta olan allahtan bugüne sonsuz bir zaman geçti ve alem oluştu öyle mi? "evet" derse soruyorum: sonsuz zaman, sona erebilir mi?
- soru: allah alemden zaman olarak önce mi? "evet" derse, sonlu bir süre önce mi yoksa sonsuz bir süre önce mi? "sonsuz bir süre önce" derse derim ki: o halde alemin varlığa gelmemesi gerekirdi. zira sonsuz sürenin sonuna varılamaz. ama alem varlıkta olduğundan, "allah alemden sonlu süre öncedir" demek durumunda kalıyorlar. bu ise allah alemden sonlu bir zaman önce varlıktaydı daha önce değildi demek olur ve allahın varlığının başlangıcını kabul etmek manasına gelir. bu dediğimi insanlık tarihinde diyen olmadı tahminim haaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa kendi düşüncem bunlar acaba ondan mı ses getiremiyorum? ama bu konuda yazılan en derin kitapları okuyorum onu diyeyim. mesela tehafüt el - tehafüt 'ü okuyorum ibn rüşd'ün iki sayfası yarım saat sürüyor. belki fazla bile. alemin kıdemi (öncesizliği) konusunu okurken. |
Kürşat,
Sanırım sonsuzluk kavramı ile ilgili eksik bilgin var. Lise matematik dersimizden hatırlarım; sonsuzdan gelip sonsuza giden bir çizgi ile sonsuzdan gelen ama belli noktada sonlanan sonsuzluk tanımları var idi. Birincisi iki ucu da açık sonsuzluk, ikincisi ise bir ucu açık sonsuzluk idi. Problem, sonsuzluğu reel bir sayı olarak algılama yanılgından kaynaklanıyor. |
Kürşat bak ciğerim. İyi niyetli bir arkadaşsın, din kardeşimsin, başım gözüm üstüne. Ancak itikadî mevzulara pozitivist bi açıklama getirmeye çalışırsan doğru bir hüküm versen bile daima eksik kalmaya mecbursun. Daha önce de söyledim sana, evrenin sonlu olduğunu pozitivist bi yaklaşımla ispata kalkıştın, determinizm hakkında hakeza. Kendimce uyarmak istedim, ukala ateistin biri kalktı "Müslümanlar kendi aralarında bile ihtilaflı, he hehe" gibilerinden hafifmeşrep bişeyler söyledi devam etmedim. O geri zekalı bizim kardeşlik hukukumuzu kavramaktan aciz, ama artık bıçak kemiğe dayandı. Sana kardeşlik hukukumuzun gereğince rica ediyorum; Allahın varlığını pozitivist bi şekilde ispata kalkışma. İman aklın iradesidir, fizikal zihnin değil. Allahı gözle görülür bedahette ispat etsen bile inanmama ihtimalleri vardır ancak mesele o değil. Mesele, itikadî mevzuların salt akılcı biçimde açıklanamaz olması.
|
aliminyum. bak durum çok acayip bir hal aldı ben kimsenin bulamadığını buldum okey mi o bakımdan millet dediğimi anlamıyor bu derin kitapları okuyorum ve onların da bu konuyu görmezden geldiklerini ya da anlamadıklarını şimdi daha iyi anlıyorum o da şu:
rica ediyorum anlamaya çalışınız: aleme hadis yani sonradan diyor bir çok kişi yani yoktan yarattı alemi allah gibi anlatıyorlar okey mi bak yoktan yarattı demek alemden önce yokluk bahis konusudur demektir ki alem sonradan yaratıldı demektir okey mi ama bunda şu problemler acayip şöyle ki: sonradan diyorlar ya, soruyorum: neyden sonra? : mecburen allahtan sonra diyecek başka çaresi yok. yine soruyom: sonlu bir süre sonra mı sonsuz bir süre sonra mı alemi yarattı? sonsuz süre sonra diyemez zira sonsuz süre beklemeyle sona ermez. alemin varlığa gelmemesi lazımdı öyle olsaydı. ancak alem varlıktadır, demek ki sonlu süre sonra alemi yarattı diyecek. ancak burada şu problem var: sonlu süre demek başı ve sonu belli olan süre demektir. sonuna alemin varlığa geldiği anı diyorlar ancak başına mecburen allah diyecekler. yani bu laf allahın varlığının başlangıcını savunmak oluyor. bu çok açıktır. zaten bundan dolayı filozoflar ehli sünneti rezil etti dalga geçtiler. aleme sonradan yaratıldı diyenler, ben okudum gazalinin "filozofların tutarsızlığı" kitabını, bakın gazali onların delillerine karşı cevap vermiyor ama işi yokuşa sürüyordu. zaten kitapta bunu itiraf da ediyor. neyse ancaaaaaaaaaaaaaaak filozoflarda şunu göremediler: bu filozofların içinde farabi ve ibn sina da var: onlar sudurcuydu, sudur nazariyesini savundular. plotinus kurdu bunu, bunlar geliştirdiler. yani sudur demek taşma çıkma demektir. yani alem alahtan taştı diyorlar ancak bu alemin varlığa gelişi allahtan zaman olarak sonra değildir dediler. bunu da bir takım şeylerle anlattılar ve şunu dediler : allah ve alem ezelidir dediler yani allahın başlangıcı yok dediler. aslında onlar şunu göremedi: bak şimdi insanlık tarihinde ilk kez açıklıyorum bunu: sudur prensibine göre alem ile allah birlikte hep varlıktaydı, alem zaman olarak sonradan olmadı diyorlar. bilmesi olayların sebebidir diyorlar okey mi? bakın şimdi: halbuki şu delilerle alemin yani olaylar zincirinin yani sebep sonuç zincirinin geçmişe doğru sonsuza dek gidemeyeceği açıktır. bakın anlatıyorum: eğer geçmişimizde sonsuz sayıda olaylar zinciri olsaydı, şu mana çıkardı: geçmişte sonsuz sayıda olay oldu, bunlar bitti ve sıra bize geldi yani şu an ki olaya geldi, bu ise denemez. çünkü sonsuz sayıda olay sona eremez. ama bu olaylar sona erip bize sıra geldiğine yani şu an ki olaya sıra geldiğine göre demek ki geçmişimizde sonsuz sayıda değil sonlu sayıda olay oldu demektir. bu ise şu manaya gelir: madem sonlu sayıda olaylar zinciri oldu geçmişte, o halde bu sonlu sayının mesela sonu şu an. çünkü geçmişteki olaylardan bahsediyoruz. bir başı ise olmalıdır çünkü sonlu sayıda olay için bir baş olması gerekir. bakın gördünüz mü? ancak sudur nazariyesini benimseyenlere göre bu yani bu düşünceye göre nasıl alemin bir başlangıcı varsa allahın da varlıkta başlangıcı olmalıydı. çünkü onlara göra alem sonradan varlığa gelmedi. hep allah ile birlikteydi. yani onlar da ne dediklerini göremedi. onlar açıkça allahın varlığının başlangıcı var demedi. ama dedikleri laf buraya geldi. yani şunu diyorum: ister aleme sonradan varoldu deyin, ister filozoflar gibi, sudur nazariyesini benimseyin, allahın varlığının başlangıcını kabul etmeden siz bu alemin varlığını açıklayamazsınız. durum bu ancak çoğunluk insanlara bu durumu anlatamıyorum. onlar bu sorularımı düşünmedikleri takdirde kendilerince bir çözüm yolu bulduklarını düşünüyorlar. ancak onlar da tam olarak bilmiyorlar ne düşündüklerini, çözüm üretme çabası içinde olmuyorlar. |
Kürşat; bu soruları sanırım inananlara soruyorsun....Eğer öyle ise; Alimünyum'un uyarılarını dikkate al bence!... :D
|
izmir demiş ki:yav abi sana şaşıyorum valla. seni yukardan özel görevle mi yolladılar buraya kardeşim.
üşenmiyon, yılmıyon, car car car yazıp bağrınıp duruyon. bak beni sonunda inandırdın allahın varlığına. ama şimdi de şey takıldı aklıma, 1-bu allah niye insan türü denen bir baş belası tür yaratmış? 2- bu bela tür şayet onun kendi suretinden yaratıldıysa, tanrıda insan gibi musibet bi'şey midir? 3-"ben yarattım, akıl fikir verdim, gerisine karışmam, sayım suyum yok" demek ne demek? ne hakla? nasıl yani? niye yaaaaauuuuv? 4-madem itaat eden insancıklar istiyordu, şu kafamızın içindeki beynin modelini biraz daha düşük tutamaz mıydı? 5-ben hayatım boyunca onun kulu ve elçileriyle ve car car ezanıyla kafayı yemek zorunda mıyım? 6-abi cafedeyim ve orhan gencebay abimizden "cevap ver" çalıyor, bu tanrını bir işareti midir? 7-cevapları uzatmadan kısaca alırsam sevinirim. 1: nedeniyok 2.sureti olmadığından suretinden de yaratılmadı 3:herşeyi O zorla yaptırıyo zaten ne karışmaması 4:itaat eden kullar istemedi zaten. iradesi yoktur, 5:sen ne yapıyosan zorunlu olarak yapıyon zaten , ateizmde bunu der determinizm görüşüyle araştır gör 6:onun bilgisinde o şarkının çalacağı olduğundan o şarkı çaldı allah bir şey kasdetmedi ve kasdedemez zira iradesi yok 7:sevindi mi? |
İtikadi mevzular akıl ile açıklanamaz
Ne güzel ifade etti arkadaşımız.
Din bilim dışıdır. Onu toplumun her alanına sokmaya çalışınca toplum da bilimdışı oluyor ve böyle geri kalıyor. Sonra İslam ülkeleri neden geri diye kara kara düşünüyoruz. |
kürşat düşüncelerin doğru veya yanlış fakat allah konusunda anlaşılan bunlar eğer alıntı falan değilse derinlemesine düşüncelerin var. ben aliminyumun düşüncelerine katılmıyorum. allah varsa eğer nasıl bir varlıktır konusuyla ilgili pozivitist yaklaşımla ortaya koyduğun düşünceler biraz karışık da anlatsan iyi bir beyin cimnastiği yaptırıyor. bence bu yolda korkmadan devam etmelisin...
|
Kürşat.
Zaman kavramı hakkında kafan karışık. Zaman hakkında istersen biraz Heidegger e başvur istersen. Ciddi diyorum. Zaman kavramı bize göredir. Zaman bir mahluktur. Tıpkı mekan gibi. Öncelik ve sonralık da bize göre şekillendirdiğimiz kavramlar. Zamanı yaratan Allah zamana hükmetmesini de bilir elbette. Allah zaman ve mekan kaydıyla sınırlı değil. Dolayısıyla astrofizikçilerin t=0 dedikleri zaman ve mekanın başlangıcı olarak kabul ettikleri bir dönemin bedahet derecesinde akıl tarafından kavranması mümkün değildir. Çünkü zamansallık kavrayışı öncelendirir ve sonralandırır. Zaman, aklımız üzerinde tasarruf sahibidir. Allah da hem zaman hem de aklımız üzerinde tasarruf sahibidir Şundan önce bundan sonra derken hep kendimize göre yorumluyoruz. Allah herhangi bir zaman kaydıyla sınırlı değil ki. Evrenin hadis olması bize göredir. Allaha göre değil. Yanlış yoldasın. Kelamla fazla uğraşıyorsan biraz da Said Nursiye müracaat et istersen. Ukalalık yapmıyorum sana yardımcı olmaya çalışıyorum. Niyetim halis. Zaman üzerinde akıl hüküm kuramaz. |
biri demiş: Kursatotcu,
yaziyon durunyon da, Allahin baslangicina ait hic bir delil getiremiyon yaaaaaaaaaa... Kursatotcu, okuyom okuyom soylediklerinden bi b.ok anlamiyom. Yaaaaaaaaaaaaaa. Ya sende bi b.ok var, ya da ben de. Yaaaaaaaaaaa... Ama o b.ok illa ki sende... Yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa... cevap: dediklerimi pek anlayan yok ancak ben hepsini anlıyom yaaaaaaaa bi de samsunda adım çıktı kimse benle konuşmuyo yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa köşe bucak kaçıyolar benden yaaaaaaaaaaaaaaaaaa sen hiç biriyle konuşmak istediğinde kulağını tıkayan gördün mü ve koskoca adamın yolda benle karşılaşınca soru sormayım diye yanında çocuğu varken de koşarak kaçtığı oldu mu yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bendaha napıyım yaaaaaaaaaaaaaaaaa |
Zaman
Zaman kavramı bize göreyse; neden 20 milyon ışık yılı uzaktaki bir yıldızın uzaklığını her ölçen 20 milyon ışık yılı uzaklığını buluyor. Veya - 1 metre olarak kabul edilen referans uzunluğu değiştirmeden-ışığın 1 saniyede katettiği yolu 100 bin km kabul edersek tüm evren bu kabule göre mi şekillenecek.
"Zaman bir mahluk" tur önermesiyle -bence absürd ve bilim kurgu filmi yapmaktan öteye bir anlamı yok. Mesela filmde iki arkadaş ertesi günü buluşmaya karar verirler. Buluşma yerine gittiklerinde biri 80 yaşına gelmiştir. Arkadaşına durumu da "Zaman mahlükü beni gafil avladı!" şeklinde açıklar... :D - Kürşat a ne gibi bir yardımda bulunacağını hiç anlamadım. Kürşat'ın paradoksunu (sonsuz ebedi ve ezeli Allahın, sonlu evreni belli bir zamanda yaratması ve bu ezeli zamandan evrenin yaratılışına kadar geçen zamanın sonsuz oluşu) anladım mı bilemiyorum. Sonsuz bir varlığın sonsuz bir sürenin sonunda -Kürşat buraya taktı sanırım- sonlu bir evren yaratmaya karar vermesi de ilginç elbette. Benim anlayışıma göre sonlu bir evren ile sonsuzluğu, veya sonsuz olduğu kabul edilen bir varlık ile sonlu evreni açıklamak pek mümkün değil. Çünkü içinde bulunduğumuz evrenin açıklamak için kullandığımız en temel ilke hiçbir maddenin vardan yok ve yoktan var olamayacağı. Tam bu noktada kantarın topuzunu herhangi bir yöne (tanrı vardır veya yoktur) çekip devam etmek mümkün. 1. Pekala şu argümanı ortaya koyabiliriz. "Evrende sonlu ve belirli miktarda bulunan maddenin kaynağı nedir?". Bugünkü bilgi düzeyimizle bunu bilmiyoruz. Elbette bildiğini iddia edip "Allah" diye ortaya atılacaklar vardır. Aslında bu da çok ilginç bir paradoks. Yanıtı bilmediğini söyleyen ister istemez bilime yönelecekler ve araştırmaya devam edecekler, bu ise onları bilgisizlikten bilgiye gerçek yanıta doğru ("maddenin kaynağı Allahtır" diyenlere göre de "Allahın ilmine") götürecektir. Yanıtıni bildiğini iddia edenler içinse ortada soru olmadığı için sorun da yoktur. Elbette oturdukları yerde sayacaklardır. (Bazı teologlar madde yoktur falan gibi şeyler ileri sürmüşlerse de, bunu söyleyenlerden hiçbiri kafasına bir kurşun sıkıp haklılığını ispat etmeye kalkışmadığı için onları ciddiye almıyorum) 2. Yukarıdaki ilkenin birinci bölümü yani vardan yok olamayacağı (evrendeki toplam kütlenin yok olmasından bahsediyorum elbette) var olan maddeyi sonsuz yapmaktadır. Yine aynı ilkenin ikinci bolümüne gore ("yoktan var olamaz") eğer bir madde varsa bu yoktan var edilmemiştir. Bu da maddeyi ezelden beri var yapmaktadır. Öyle ise madde sonsuzdur. Ne kadar ilginç değil mi sonlu miktarda bir kütlenin sonsuz varolması. Sanırım bu iki önerme iki eğilimi yeterince dile getiriyor: 1. Maddenin kaynağı olan sonsuz bir varlık vardır (Ruh allah vs. vs.) 2. Madde sonsuzdur. 2. önermenin doğruluğunu her an, her zaman, her yerde, ispatlayabilirsiniz ve hiçbir zaman aksi bir sonuç elde etmezsiniz ve hiç kimse hiç bir zaman bunun aksini ispat etmemiştir. 1. Önermeyi hiç kimse hiçbir zaman hiçbir yöntemle ispat edememiştir. İspat ettiğini söyleyen de anlamsız, yanlış öncüllerle yola çıkmış ve yanlış sonuçlara ulaşmıştır. Bence konu bu kadar basit. |
Kürşat. Biraz daha dikkat ettim anlattıklarına da, ıskalanmayacak yerler de var. Madde madde ayrıştırmaya çalışacam.
1) Allah'ın varlığının başlangıcı yoktur. Çünkü "Başlamak, Başlangıcı olmak, bir dönem yokken sonradan ortaya çıkmak, var olmak için zamanın herhangi bir devresinde bir başlangıç noktasına muhtaç olmak, zamana hükmü geçmeyenler içindir." buraya dikkat et. Allah, zamanın yaratıcısıdır. Zaman'ı Allah yaratmıştır. Allah, zaman üzerinde tek ve mutlak tasarruf sahibidir. Allah, varlığını zamana borçlu değildir, varolmak için zamanın herhangi bir dönemine muhtaç değildir. İcraatlarını gerçekleştirirken de herhangi bir zaman dilimine ihtiyacı yoktur. "Altı günde yaratmak, Kün (Ol) demek" gibi ifadeler bize göredir, bizim paradigmalarımıza hitaptır, Allah'ın kendi zatına göre değildir. 2) "Allah, alemi var etmek için bekledi mi beklemedi mi?" şeklinde odun gibi bir soruyu bu kadar incelikli bir mevzu içinde nasıl sorabiliyorsun hayret ettim. Allah'ın zaman kaydıyla mahdut olmadığına inanıyorsun da "Beklemek" gibi zaman kaydıyla sınırlı insanî bir eylemi Allah'a nasıl yakıştırabiliyorsun. Kavramları çarçur etme. "Beklemek" terimi, zamanla birlikte değerlendirilince bir anlam ifade eder, zamanın olmadığı yerde beklenemek eylemi gerçekleştirilmez ki. Allah'ın beklemesi diye birşey yoktur, beklememesi diye birşey de yoktur, beklemek veya beklemeyip anında işe koyulmak zaman kaydıyla mahdut insanlık içindir, Allah için değil. Dolayısıyla "Allah, alemi yaratmak için bekledi mi beklemedi mi" gibi bir soru sormak sofistik bir dilemma olmuş. Başka birşey değil. 3) Tekrar ediyorum; Zaman Mahluktur lafını unutma. Beynine kazı bu lafı. Hiçbirşey yok iken Allah var idi, zaman kavramı yokken de Allah var idi, Allah hakkında yokluk muhaldir. "Ne zaman vardı?" dersen orada mantık biter, ucuz diyalektik başlar. Bu durumda da en fazla Hegel olursun. 4) filozoflar ehl-i sünneti rezil mi ettiler? Ne hadlerine? Unutma Avrupa Grek felsefesini ehl-i sünnet araplardan öğrendi. Ayrıca Farabi ile İbn-i Sina'ya da bu kadar güvenme. Aristocu mantık bir yerden sonra susmak zorunda kalır. Her zaman şunu savunurum; Zaman:1 Organon:0 Maç biter. Birşeyleri sorgularken öncelikle sorgulamanın metodunu kurman lazım. Kavramları çarçur etmeden, hangi anlama geldiklerini, cümle içinde kullanıldıklarında anlam kaymasına uğrayıp uğramadıklarını gözetmen lazım. Batıda bu işi en iyi yapan Descartes, edebî anlamda ise Heidegger denebilir. Bizde de bu metod işinin en önemlilerinden biri Gazali, sonra İbn-i Teymiye gelir mesela. Çağımızda da Said Nursi. Bu adamlara bi gözatsan hiç fena olmaz. Dediklerini insanlık tarihinde kimse demedi belki ama daha beterlerini dediler emin ol. Birisi kalktı "Yaratılırken bana niye danışılmadı" diye üfürükten teyyare bir laf attı ortaya, öbürü kalktı "Tanrı öldü, biz öldürdük onu" falan gibilerinden zırvaladı, bir başka akl-ı evvel "Dünyada kötülük var, Tanrı varsa ya kötülüğü engelleyemeyecek kadar aciz ya da kötülüğü bilerek yapacak kadar sadist, her iki durum da Tanrısal özellik değildir, o halde Tanrı yoktur" gibi ucuz sofist kafasının temsilciliğini yaptı. Daha neler neler söylendi. Şu gökkubbe altında söylenmedik söz kalmadı ciğerim. Bütün bu açmazlarına rağmen az birşey değil senin yaptığın. Hele de böyle bir zamanda. Umarım düşüncelerini uygun bir metodla sistematikleştirirsin ve umarım Farabi, Ebherî vs. gibi sapıtmazsın sonunda :) Ayrıca mamuli ; Bilim nedir? Amacı ve içeriği nedir? Bilimsel bilgiler nasıl oluşur? Güvenilir midir? Bilimsel yöntem nedir? Salt Gerçekliğe ulaşmak adına bilimsel yöntem biricik yöntem midir*? Eğer öyleyse neden öyledir? Bilim bugüne kadar etik değerler üzerinde ne kadar tasarruf sahibi olmuştur? Etik değerler mi bilimi yönlendirir yoksa bilim mi etik değerleri? Cevap ne olursa olsun Neden? Bilimin bize salt gerçekliği verebileceğini nasıl ispatlarsın? Bilimi hayatımızdan söküp atmak ne kadar yanlışsa bilimsel bilgiden başka bilgi yolları kabul etmemek de o kadar yanlış değil mi? Ve soruların sorusu; Bilgi mümkün müdür? Hadi buyur bakalım, o çok sevdiğin, tadından yiyemediğin pozitivist şekerlemelerin cevap versin bu sorulara. Hepsinden vazgeçtim, son soruya cevap ver ama atmasyon cevap değil. İkna edici bir cevap ver. Platon bile ikna edemedi beni, bir yere kadar götürdü orada bıraıverdi, bakalım Platon abimizin yapamadığını sen yapabilecek misin? Zaman mahluktur önermesine karşı getirdiğin argüman önermeye karşı getirilebilecek bir argüman değil. Aralarında münasebet yok yani. Ne alakası var derler adama böyle durumlarda. Ben diyorum vinç, sen diyorsun çay kaşığı. 20 milyon ışık yılı uzaktaki bir yıldızın uzaklığını her ölçenin 20 milyon ışık yılı uzaklığını bulması AynŞtayn abimizin bi teorisidir. Sabit ve tartışılmaz verilerle onaylanmamıştır, bir kabuldür o, o yüzden zaman hakkında böylesi kesin yargılarda bulunma istersen. Kürşat umarım beni anlar. "Zaman Mahluktur" dediğim zaman Kürşat şunları geçirecek kafasından; "Mahluk=Yaratılan. Yani Allah dışındaki herşey, yani Allah olmayan herşey. Zaman=Allah değildir. Böyle birşey düşünülemez. Düşünülürse ya Allah zamana hakimdir demek zorundayız ya da Zaman Allah üzerinde tasarruf sahibidir demek zorundayız. O halde zaman bir mahluktur ve Allah'ın sevk ve emri altında hareket eder. Ayrıca Kant'a dayanarak "Zaman bir sezgidir." de diyebilirdim ve açıkçası hiç de absürd birşey olmazdı. |
dedi:"2. Madde sonsuzdur.
2. önermenin doğruluğunu her an, her zaman, her yerde, ispatlayabilirsiniz ve hiçbir zaman aksi bir sonuç elde etmezsiniz ve hiç kimse hiç bir zaman bunun aksini ispat etmemiştir." cevap: 50 kere alemin sonlu olduğunu gösterdim olaylar zincirinin geçmişe doğru sonsuza gidemeyeceğini ve hacimsel olarakta göstermiştim. ancak şunu söyleyebilirim: mamoli idi galiba , bu forumlarda dediklerimi en iyi anlayabilmiş şahıs bu şahıstır. |
dedi:"Ve soruların sorusu; Bilgi mümkün müdür? Hadi buyur bakalım, o çok sevdiğin, tadından yiyemediğin pozitivist şekerlemelerin cevap versin bu sorulara. Hepsinden vazgeçtim, son soruya cevap ver ama atmasyon cevap değil. İkna edici bir cevap ver. Platon bile ikna edemedi beni, bir yere kadar götürdü orada bıraıverdi, bakalım Platon abimizin yapamadığını sen yapabilecek misin? "
cevap: sen bu soruyu bilerek mi sordun, bilmeyerek mi sordun? bilerek sordum dersen, işte bilginin meydanda olduğunun delili budur. |
Kürşat, "Bilgi mümküm müdür?" sorusuna verdiğin cevap muhteşem. Keskin zekanı takdir ediyorum.
madde sonsuzdur derken madde sonsuz miktardadır demiyorum. Madde ezelden beri vardı ve ilelebet olacak diyorum. Çünkü madde yoktan var varda yok edilemez ilkesinin doğru olduğunu söyluyorum. Bunu savı düşünerek veya felsefe ile çürütemezsin. Bu savı çürütmenin tek yolu ya bir miktar maddenin yoktan var olabildiğini veya vardan yok edilebildiğini deneyle kanıtlamak. Sevgili Aliminyum, Ben seni şu veya bu şekilde ikna etmeye veya sana birşeyler ispatlamaya çalışmıyorum, çalışmam da. Benim için önemli olan benim düşünce yapımda olmayan insanlarla görüş alış verişinde bulunmak. "Bilgi mümkün müdür?" sorusuna gelince, bu soruya Kürşat kadar filozofça cevap veremeyeceğim. Benim cevabım basit. Geçenlerde gazetede bir goril resmi görmüştüm. Bataklıkta yürürken elindeki bir çubukla bataklığın derinliğini ölçerek ilerliyordu. Goril hem kendisinin bataklıkta boğulabileceğini hem de bu tehlikeyi nasıl bertaraf edebileceğini biliyordu. Bu basit örnek sanırım sorunu cevaplamaya yeter. Dedim ya ben basit düşünürüm veya düşünmeye çalışırım. Ben de kendime şunu soruyorum: Bilgisayarı, sanal ortamı yani bunca bilgi birikimini kullanıp "Bilgi mümkün müdür?" sorusunu sormanın nasıl bir mantığı olabilir? "Zaman bize göredir" derken zamanın her insan için göreceli olduğunu söylemek istediğini düşündüm. Görüyorum ki sen zaman kavramı insanlar veya evreni oluşturan varlıklar için geçerlidir tanrı için geçersizdir veya buna benzer bir şey demek istiyordun. Doğrusu hiç böyle düşünmemiştim. Yani diyorsun ki: 1. Zaman yoktu ve tanrı vardı. 2. Sonra tanrı zamanı yaratıyor? Soruyorum: Ne kadar sonra ve ne zaman zamanı yaratıyor? 3. Zamanın yaratıldığı bir zaman varsa -ki zaman yaratıldığına göre "bir zaman diliminde" yaratılmıştır (senin deyiminle en azından zamanın başlangıcında yaratılmıştır), o zaman diliminden -yani zamanın başlangıcından- önce olan da bir zaman dilimi de vardır. 4. Yani zaman ya vardır ve sonsuzdur ya da hiç yoktur (Herhalde yok olduğunu öne sürmeyeceksin :D :D :D . Ama bence senin düşünce sistematiğine göre varsa sonsuz olması gereken zaman gibi kavramları tamamiyle inkar etmek gerekir, yoksa tanrıya eş koşma durumunda kalırsın :) :) :) ) Yani kardeşim, ben sende yaman çelişkiler görüyorum. "Ayrıca mamuli ; Bilim nedir? Amacı ve içeriği nedir? Bilimsel bilgiler nasıl oluşur? Güvenilir midir? Bilimsel yöntem nedir? Salt Gerçekliğe ulaşmak adına bilimsel yöntem biricik yöntem midir? Eğer öyleyse neden öyledir? Bilim bugüne kadar etik değerler üzerinde ne kadar tasarruf sahibi olmuştur? Etik değerler mi bilimi yönlendirir yoksa bilim mi etik değerleri? Cevap ne olursa olsun Neden? Bilimin bize salt gerçekliği verebileceğini nasıl ispatlarsın? Bilimi hayatımızdan söküp atmak ne kadar yanlışsa bilimsel bilgiden başka bilgi yolları kabul etmemek de o kadar yanlış değil mi?" Yukarıdaki soruların yanıtlarını sen de biliyorsun elbette. Veya bu sorulara yanıt vermiş bir sürü düşünür vardır. Benden daha iyi yanıtlayacaklarına eminim. Sadece kendi duruşumu belirtmek için "Bilimi hayatımızdan söküp atmak ne kadar yanlışsa bilimsel bilgiden başka bilgi yolları kabul etmemek de o kadar yanlış değil mi?" sorusuna cevap vereceğim. Bu bilimsel bilgiye Amazon yerlilerinin ve hatta bazı maymunların da bildiği ve batı biliminin oralara gidip öğrenmeye çalıştığı tedavi edici maddelerin varlığı gibi bilgiyi de katarak, sorunu hayır değil diye yanıtlıyorum. |
Yazdıklarınızın hepsini okudum, daha yeni olduğum için şu bunu demişti bu da bunu demişti demeyeceğim.
Yalnız herbirinizde bazı eksik yerler gördüm. Her ne kadar haddim olmasa da sorayım ya da cevaplayayım istedim. Tanrı dediğimiz varlık, zamanı yarattı. Eğer bu cümleye inanırsak ve doğruluğunu kabul edersek. "e o zaman zamanı yaratmadan önce geçen süre ne kadardı?" şeklindeki soru, kelimeler üzerinde fazlaca oynanmış ve düşük bir soru oluyor. Şöyle ki, zaman diye tabir ettiğimiz nesne ya da şey daha ortada bile yokken ,onu yarattığına inandığımız Allah, zamanı yani onu yaratmadan önce, zaman diye bir tabir olmadığı için ne süre olur, ne de beklemek gibi zamanla ifade edilebilecek bir eylem. Daha olmayan, vücud bulmayan bir şeyin öncesi o olmayan şeyle açıklanamaz. Sualler o daha olmayan şeyle sorulamaz. Zaman mefhumunu bu şekilde geçirdikten sonra, Başlangıcı ve sonu olmayan Allah'ın, başlangıcı ve sonu olan insan hayatını meydana getirirken ki amaçları ya da durumlarına takılıyoruz. Ki bu durumda ister istemez bir muamma haline geliyor. Çünkü yaratılan şey sadece zaman değil biz de oluyoruz. Yukardaki paragraflar her ne kadar tek başlarına yazıldığında anlamı çok güçlü olsa da işin içine kendimiz de girdiğimizde anlamını yitiriyor. Çünkü mantık ve akıl kendi yaratılışını düşünmeye başlıyor. Zamanı değil. Böyle olduğunda ise en mantıklı önerme sadece zamanı düşünmek ve o konuda verdiğimiz kesin hükmü, bu önermeye yani Allah'ın sonlu bir şeyi yarattığı duruma geçirmek gerekiyor... |
mamuli.
Maddenin miktarı sonsuz değilse madde nasıl sonsuz olabilir? Maddenin zamansallığının sonsuzluğunu neyle ispat edebilirsin? Hiçbir şeyle. İspat işlemez burda. Sadece kabul edersin. Yani inanırsın. Bilmezsin. "Madde yoktan varolmaz, var iken yok olmaz." önermesi bir teoridir. Gerçekliği ampirik bazda ispatlanmış bir Bilgi değildir. Dolayısıyla bir ilke de değildir. Yanlışlığı deneysel olarak ispatlanamaz, doğruluğu da deneysel olarak ispatlanamaz. "Zaman bize göredir" derken zamanın her insan için göreceli olduğunu söylemek istediğini düşündüm." Yanlış düşünmüşsün. İzafiyet kişiler arası genelgeçer bir gerçeklik olabilir, Aynştayn abinin örneğine göre bir sıkıcı matematik dersinde geçen zamanla sevgilinle geçirdiğin zamanın senin üzerindeki tasarrufunun yoğunluğu birbirinden elbette farklıdır. Ancak sorun bu değil, sorun, zamanın tasarruf edemeyeceği tek varlık olan Allah'ın zaman kaydından münezzeh olması. Bunu anlamıyorsunuz işte. Ya da anlamaztan geliyorsunuz bilmiyorum. Diğer bir mevzu; Zaman, mekansız anlaşılmaz. Mekan olmadan zaman sezilmez. Mekanın olmadığı yerde zaman da yoktur. Zamanı mekandan önce düşünemeyiz, mekan olmadan zaman da olmaz, etle tırnak arasındaki ilişkiden daha ayrılmaz bi ilişki vardır aralarında. "Bilgisayarı, sanal ortamı yani bunca bilgi birikimini kullanıp "Bilgi mümkün müdür?" sorusunu sormanın nasıl bir mantığı olabilir? " Harika bir tespit! Bir de biz müslümanları sorgulamadan inanmış akıl fukaraları olarak görürsünüz. Şunları cevapla, cevabını bana verme, kendine ver; 1) Bilgi nedir? Bilmek nedir? Birşeyi nasıl biliriz? 2) Öğrenmek ve bilmek aynı şey midir? Birşeyi kullanmayı öğrenmekle o şeyin mahiyetini bilmiş mi oluruz? 3) Birşeyi tanımladığımız zaman o şeyi bilmiş mi oluruz? Tanımlanan şeyi tanımlamak, tanımlanan şeyi Bilmek midir? Maddeler haline sıraladığın şeylerin sadece Birincisi doğru. Geri kalan fıs. Evet, zaman ve mekan yokken Allah var idi. Varlık, zamanla kaim birşey değildir. "Sonra tanrı zamanı yaratıyor? Soruyorum: Ne kadar sonra ve ne zaman zamanı yaratıyor?" Süt, siyah mıdır, mavi midir? Hayır süt beyazdır. Gene soruyorum, süt siyah mıdır, mavi midir? Tekrar ediyorum, süt beyazdır. Ne bu? Zaman yok iken Allah vardı diyoruz, kalkıyorsun Allah zamanı ne zaman yarattı diyorsun. Zamanın yaratıldığı bir zaman yoktur, zaman, zamanın herhangi bir anında yaratılmış değildir. Allah'dan gayrı hiçbir şey yok iken zaman yaratılmıştır. Allah'tan gayrı hiçbir şeyin yok olduğu bir hali bilemeyiz. "Zaman ya vardır ya sonsuzdur." Bu ne? Bir şeyin var olması sonsuz olduğunu mu gösterir? Nasıl bir illiyet kuruyorsun varlıkla zamansallık arasında? Zaman vardır ancak sonsuz değildir. Sonsuz olmaması yok olduğu anlamına gelmez. Şiddetle önerilir: Matematikte 'Sonsuzluk' ilkesine göz atın. Kürşat kardeşim. "Bilgi mümkün müdür?" sorusuna düşünmeden cevap vermişsin. "Sen bu soruyu bilerek mi sordun bilmeden mi, bilerek sorduysan bilgi mümkündür" diyorsun da, "Bilmeyerek sordum, şüphelenmek bilmek değildir" desem ne diyeceksin? Bilmek, özelliklede mutlak tamamlanmışlık derecesinde bir bilgi, insan için imkansızdır. İnsan sadece düşünür, bilemez. |
zaman nedir? zamanı yaratmak ne demektir?
zaman mekansız anlaşılmaz onlar et ve tırnak gibidir demişsin. bu senin ifaden o zaman zamanı yaratmak sözkonusu degil. mekanı yaratmak sözkonusu. mekan yaratılınca zaman ortaya çıkıyor. değilmi? bu durumda zamanı yaratmak içi boş bir tanımlama olmuyormu? ayrıca allahla zamanın bagımsız kavramlar oldugunu soylemek. allahın hareket etmeyen görmeyen işitmeyen takdir etmeyen bir varlık oldugunu iddia etmek gibi geliyor. butun herseyden allahı bagımsız kılmak sanki allahı maddeleştirmek gibi bir anlayış doğurmuyormu? çünkü canlı olan her varlık hata yapar. madde ise hata yapmaz. madde karar da vermez. aynı tabiatın degismez kuralları gibi. sorgulamaya ve düşünmeye devam diyorum. elbette yanlış düşüne düşüne doğrular bulunucaktır. doğrular bulunamasa bile gösterilen gayret takdir edilecektir... |
Sorulara tek tek yanıt vermekten kaçınıyorsun. Neden? Fıs deyip geçtiğin maddeler içinde bulunduğun çelişkiyi basit bir biçimde açığa vurduğu için irdelemekten korkuyorsun.
Anlayamayız, anlaşılmaz, bilemeyiz, bilinemez in ardına saklanıyorsun. Neden? Zaman yaratıldı diyorsun. Eğer zaman yaratıldıysa yaratıldığı andan itibaren ölçülebilir olması gerekmez mi? Eğer zamanı yaratıldıysa ve yaratıldığı andan sonra ölçebiliyorsa, zamanın başlangıcı kabul ettiğin andan önceki süre de ölçülebilir ve bu da zamanı sonsuz dan alıp sonsuza götürür. "Fıs" diye nitelediğin konu bu. Buradaki tek fıs zamanın yaratıldığı fısı. Yani bu kadar basit bir mantıkla altüst olan bir savı burada savunmaya sağa sola fıs diyerek savunuyorsun. "Vardan yok yoktan var olamaz" teoriymiş. Manavdan aldığın 1 kilo meyveyi sebzeyi karşısında 1 kg lık bir kütle ile ölçmüyor musun? Manav eksik-fazla tartınca itiraz etmiyor musun? Neden itiraz ediyoruz bu durumlara. Çünkü hak geçer. Hak kavramını bile bu ilke üzerine kurmuşuz sen teoridir diyorsun. Daha da ileri gidelim. Bu safsatadır, kandırmacadır diyelim. Dünyanın tüm dinleri tüm filozofları inkar etsin. Sunuç hiç farketmez. En temel ilkeleri inkar etmek, ki bence bu bizim aslımızdır, seni hiçbir yere götürmez hiç bir anlamı da yoktur. İnkar etsen de yine o ilkelere bağlı yaşarsın:D "Ancak sorun bu değil, sorun, zamanın tasarruf edemeyeceği tek varlık olan Allah'ın zaman kaydından münezzeh olması. Bunu anlamıyorsunuz işte. Ya da anlamazdan geliyorsunuz bilmiyorum." Sorun burada Allahın zamandan münezzeh olması değil. Onu tartışmıyorum çünkü o senin kabulün ve bunu tartışacak durumda değilsin. Benim soylediğim zaman kavramının kendi başına sonsuz yani "herşeyden münezzeh" olduğudur. Senin anlamak istemediğin veya anlamazdan geldiğin konu bu. Zamanı mekanla bağlayıp, "mekan yoksa zaman da yoktur" kestirmesine sığınmaya kalkıyorsun. (Kusura bakma gülüyorum şimdi.) |
Alıntı:
|
son cümle şu: yani bilgiyi yine kabul ettin
--ursat: naber mcin@hotmail.com: iyi kürşat sen nasılsın? kursat: iyi kursat: nediyomn mcin@hotmail.com: nette geziniyorum. kursat: ne diyon mcin@hotmail.com: sen ne yapıyorsun? kursat: hiç kursat: ne kouşpak kursat: alemi kıdemimi kursat: allah alemdenöncemi mcin@hotmail.com: )) kursat: kamera varmı mcin@hotmail.com: birşey söyleyeceğim kursat: he mcin@hotmail.com: yok kursat: ha kursat: ne mcin@hotmail.com: şimdi mcin@hotmail.com: hep zaman dan bahsediyoruz kursat: e mcin@hotmail.com: kainatın yaşadığı şu bunca zaman mcin@hotmail.com: yani diyelim milyarlarca trilyonlarca yıl mcin@hotmail.com: belki daha fazla mcin@hotmail.com: bu zamanın mcin@hotmail.com: Allah indinde değeri 0 saniye ise. kursat: ne biliyon mcin@hotmail.com: ben de soruyorum. mcin@hotmail.com: Böyle bir durumda mcin@hotmail.com: teorilerin fiyasko ile sonuçlanabilir. kursat: neden mcin@hotmail.com: Çünkü Allah için zaman sözkonusu değil ise kursat: neden olmasın mcin@hotmail.com: olmayabilir de mcin@hotmail.com: olabilir de mcin@hotmail.com: sen hep teorilerini mcin@hotmail.com: Allahı da zamana bağlı düşünerek anlatıyorsun. kursat: evet mcin@hotmail.com: Yani Allah için zamanın geçmemesi var ise mcin@hotmail.com: yani zamansızlık sözkonusu ise mcin@hotmail.com: bu teoriler boşa gider. kursat: ee kursat: hayır kursat: gitmeza mcin@hotmail.com: Peki sen Allahın zaman bağlı olduğunu biliyormusun da bu teorileri ileri sürüyorsun. kursat: herdurumiçin geçerli teori bunlar kursat: eğr allah için zaman düşünülmezse kursat: o halde kursat: alemde sonradan meydana gelmedidemektir mcin@hotmail.com: evet kursat: zatenben bunu savunuyom mcin@hotmail.com: bizler için başlangıcı sözkonusu olabilir. kursat: eeeeeeeee mcin@hotmail.com: fakat Allah için bu süre yok ise sonra önce kavramı da olamaz. kursat: bak alah alemi zamandamı yaratı mcin@hotmail.com: Yani Allah için 0 saniyede geçiyor olabilir bütün bu bizim yaşadıklarımız. kursat: yarattı mcin@hotmail.com: Alemde zaman var mcin@hotmail.com: fakat bu zaman Allah için geçerli olmayabili. kursat: şuna inanıyonmu allahvardıhiçbişe yoktu mcin@hotmail.com: Hz. Ali nin bir sözü varmış okuduğuma göre mcin@hotmail.com: Allah vardı ve hiçbirşey yoktu ve hala da öyle... şeklindeydi yanılmıyorsam. kursat: ha kursat: omu mcin@hotmail.com: Bunlar çok ince teferruatlı konular. kursat: ama sen konuşmay ayanaşmıyon mcin@hotmail.com: yanaşmıyorum. kursat: neden mcin@hotmail.com: neden biliyormusun. mcin@hotmail.com: Çünkü bu konular ince ve nazik konular. kursat: evet mcin@hotmail.com: Bu konularda tamam bu doğrudur deyip mcin@hotmail.com: fikir ileri sürmeye korkuyorum ve çekiniyorum. kursat: bak kursat: böyle yapma mcin@hotmail.com: Çünkü biryerlerde birşekilde hatalar yapabilirim. kursat: benaraştırdım bunları mcin@hotmail.com: Bu taktirde ise kursat: ne dediklerini biliyom mcin@hotmail.com: İlmim olmadığı halde o konu hakkında yalan veya yanlış kursat: delillerini de mcin@hotmail.com: beyan verip mcin@hotmail.com: hata yapabilirim. kursat: ben sana akılsoruyombunları tanıyom ben kursat: sen düşüncenisöyle kursat: devam et kursat: soiruyom kursat: alemisonradanmı yarattı yaniyoktanmı yaratttı mcin@hotmail.com: Ama Allah adına yalan uyduranları çok kötü şekilde uyarı cenabı Allah mcin@hotmail.com: delilleri ne idi diyor. kursat: bakdurumciddi kursat: şakası yok mcin@hotmail.com: Gökten bir hüccet mi indi onlara diyor. kursat: benşu an kimsenin bulamadınıbuldum kursat: o bakımdan durum acayip kursat: yardımcı olmuyorsun kursat: işimi güçleştiriyorsun mcin@hotmail.com: )) mcin@hotmail.com: peki o zamn soru cevap şeklinde gitmeyelim. mcin@hotmail.com: sen düşüncelerini anlat. kursat: ya nası kursat: ha kursat: ama anıcanmı kursat: anlıcanmı mcin@hotmail.com: cevabını sen vererek anlatabilirsin mesela mcin@hotmail.com: ben de dinlerim. kursat: ok kursat: bak benşimdidenuzmanım bu konuda kursat: bunun bikere bil kursat: forumlardakiler dedimi anlamıyo zaten kursat: soruşu kursat: alalhvardı ve hiçbişey yoktu diy ebiinaçvar mcin@hotmail.com: ok. kursat: buna ehlisünet inanır kursat: okeymi mcin@hotmail.com: sormadan anlatamıyon mu? kursat: veşunada inanır alalh alemisonradanyarattı kursat: üyok kursat: alıştım mcin@hotmail.com: anlıyorum. mcin@hotmail.com: dinliyorum. kursat: busefer soru sorulluyo neyden sonra yarattı kursat: buseferşaşırıyolar kursat: çünkü onla rtam cahil kursat: zira zamanı allah yarattı diyolar kursat: peşine alemi yani allahtan başka herşey demektir kursat: sonradan yarattı diyolar kursat: ya zamanı alemle birlikte yarattı diyorlar ya mcin@hotmail.com: zamanı yarattıktan sonra mı alemi yaratmış diyorlar kursat: yok aynı anda kursat: ehlisünnet diyo bunu mcin@hotmail.com: ok. mcin@hotmail.com: ok. kursat: bu lafa göre alemden önce zaman yokdim onlar agöre mcin@hotmail.com: sanırım. kursat: peşine alemsonradan yaratıldı diyolar kursat: sonradan diyosa bir öncesinikabulediyo demekdemi mcin@hotmail.com: hmmm kursat: cevepver mcin@hotmail.com: anladım bir çelişki var gibi kursat: anladınmı mcin@hotmail.com: eğer senin söylediğin gibiyse. kursat: önceyikabulediyo dimi mcin@hotmail.com: düşünceleri kursat: ancak öncelikt ezaman kavramı zaten kursat: anladınmı mcin@hotmail.com: bi saniye kursat: he mcin@hotmail.com: şimdi soğru mu anladım bir bakalım kursat: he mcin@hotmail.com: Allah zamanı ve alemi aynı anda yarattı diyorlar. mcin@hotmail.com: ve sonrada alem sonradan yaratıldı diyorlar öyle mi? kursat: evet mcin@hotmail.com: çelişki var evet. kursat: ehli sünnet ve mutezile hepsi kursat: tabibak anladınişte kursat: ya mcin@hotmail.com: şimdi bak kursat: bu laflarına göra allah ile alem zamanda birlikte olmadımı mcin@hotmail.com: ben bunları mcin@hotmail.com: senin onları anlatmana göre anlıyorum. mcin@hotmail.com: Ben onların kitaplarını açıp okumadım. kursat: ok kursat: sen söyle kursat: şeytanı saptıran allahmıydı hayır dersen onun iradesiyle olmadı mı bu iş? kursat: yanlış oldu kursat: bu laflarına göra allah ile alem zamanda birlikte olmadımı mcin@hotmail.com: bi saniye önceki soruna bakayım buna geçmeden. mcin@hotmail.com: ok. mcin@hotmail.com: hangi lafa göre mcin@hotmail.com: ilk söylediklerine göre mi mcin@hotmail.com: ikinci söylediklerine mi? kursat: ne kursat: zaman v ealembirlikte yaratılır dediler ya onudiyom mcin@hotmail.com: evet kursat: alalh ile alemizamanda birlikte kabul etmişolmadılarmı mcin@hotmail.com: Hayır. kursat: neden mcin@hotmail.com: Allah alemi ve zamanı bir anda mı yarattı? kursat: onla raöyle diyo mcin@hotmail.com: peki alem ve zaman varolmadığında Allah var mı idi. kursat: vay kursat: be kursat: işte böyle kursat: katıl konuşmaya kursat: onlar evet kursat: diyo kursat: yani nedediklerini anlamıyolar kursat: zır cahiller mcin@hotmail.com: Peki buradan Allahın zamandan bağımsız olduğu ortaya çıkmıyor mu sence? kursat: filozoflar onları rezil etti kursat: bak mcin@hotmail.com: Peki buradan Allahın zamandan bağımsız olduğu ortaya çıkmıyor mu sence? kursat: şöyle devam edelim kursat: hanionlar alemsonradan yaratıldı diyolar ya kursat: okeymi mcin@hotmail.com: evet kursat: filozoflar soruyo bunlara mcin@hotmail.com: sonradan mı yaratıldı diyorlar? kursat: neyden sonra kursat: tabiki mcin@hotmail.com: yoksa alem ve zaman birlikte yaratıldı mı diyorlar? kursat: alem hadistir derler yani sonradan varoldu önce yoktu derler mcin@hotmail.com: iki soru farklı kursat: evet PELIPE konuşmaya katıldı. kursat: biri geldibaştanalıyorum kursat: galdinmi PELIPE: selam mcin@hotmail.com: selam kursat: bakpelipe soruyom allah alemisonradanmı varetti PELIPE: daha önce konuşmuştuk kursat: tekra rsoruyom PELIPE: ben burada bir öncelik veya sonralığı kabul etmiyorum kursat: yani kursat: şuna inanıyonmu allah vardıhiçbişey yoktu PELIPE: zamandan münezzeh bir varlık için önce sonra yoktur kursat: mcin devam edelimmi mcin@hotmail.com: güzel konuşuyorsun felipe mcin@hotmail.com: )) kursat: nediyoduk PELIPE: mcin@hotmail.com: pardon mcin@hotmail.com: pelipe mcin@hotmail.com: kursat bak simdi kursat: hge mcin@hotmail.com: Allah zamanı ve alemi birlikte yarattıysa. PELIPE: kürşat seni kesmeyelim mcin@hotmail.com: bu alemde PELIPE: kürşatın açmazı zaman mcin@hotmail.com: bu zaman bizim için geçerli olabilir. mcin@hotmail.com: Eğer zaman da bir yaratık ise kursat: allah alemden öncemiydi mcin@hotmail.com: bu yaratığın Allahı etkilemesi nasıl sözkonusu olabilir? kursat: ben zaman yaratılmadıdiyorum PELIPE: evevt PELIPE: HER ŞEYİ ALLAH YARATTI mcin@hotmail.com: Yani Allah için de zaman geçiyormuydu diyorsun? mcin@hotmail.com: Alem yaratılmadan da PELIPE: ŞEY PELIPE: ŞEY PELIPE: ZAMANI DA kursat: soruyomsize alalh alemden önce varmıydı PELIPE: ya kürşat 1 dk PELIPE: şimdi sen bana diyorsunki PELIPE: bu duvar siyah ya kursat: e mcin@hotmail.com: Aha Allahı zaman kalıbının içinde düşünüyorsun hemen. PELIPE: şimdi bunun siyahlığı üzerine konuşalım kursat: alemi allahmı yarattı PELIPE: iyi de ben onun siyah olmadığını söylüyom PELIPE: ozaman sen anlat tamamen mcin@hotmail.com: Siz konuşadurun.Benim çıkmam gerek sonra görüşürüz. PELIPE: mcin ben hakan PELIPE: memnun oldum PELIPE: izmir 37 kursat: alalh mı yarattı mcin@hotmail.com: sağol ben de memnun oldum. mcin@hotmail.com konuşmadan ayrıldı. kursat: yaratmak iiçin bekledimi beklemedimi PELIPE sizinle bir sesli konuşma başlatmak istiyor. Davete yanıtınız Kabul Et (Alt+C) mi yoksa Reddet (Alt+D) mi? kursat: cafedeyim PELIPE: pardon kursat: cevap ver PELIPE: zaman yoksa beklemekte yok PELIPE: ama beklememekte yok kursat: o hald ealemdemiezeli PELIPE: ezeli değil kursat: ya PELIPE: allah tan sonra kursat: sonlubirzaman sonra mısonsuz birzamansonramı PELIPE: bilmem allahü alem kursat: ikisinidenbirimi ama PELIPE: ama farketmezki PELIPE: daha önce söylemiştim PELIPE: zaman yoksa sonsuz süre ile an farksızdır kursat: zaman olmadan sonralıkolurmu PELIPE: işte bu PELIPE: süreyi boşver PELIPE: alem allah olmasaydı olmazdı PELIPE: yani varlık sebebi PELIPE: sebeb önce olur mantıken, kursat: zaman olarak alemdenöncemideğilmi PELIPE: öncedir herhalde kursat: zaman olarakmı PELIPE: hayır kursat: ya PELIPE: sıra olarak kursat: zat olarakmı PELIPE: allahtan sonra PELIPE: alemi allah yarattımı kursat: yanizaman olarak alemallahtansonra değildiyosun hemi kursat: cevpver PELIPE: sıra olarak allahtan sonra diyorum kursat: net cevpv istiyom PELIPE: çünkü allah onun varlık sebebi yaratıcısı kursat: yanizaman olarak alemallahtansonra değildiyosun hemi kursat: evetmi PELIPE: sonra demek değilmi bu kursat: hayır PELIPE: neden kursat: birliktelik demek PELIPE: hayır kursat: sudur nazariyesi PELIPE: bilmiyorum onu mantık yürütüyorum sadece kursat: farabi ve ibn sina bunu savunur kursat: bende kursat: bak PELIPE: neyi kursat: iiyainla kursat: iyiiainla PELIPE: evet kursat: eğer sen alem zaman olarak sonra değil diyosan PELIPE: zaman yok diyorum PELIPE: zaman alemle birlikte var kursat: mecburen allah ile beraber diceksin başka seçeneğin yok kursat: okeymi kursat: analdınmı PELIPE: alem zamanın sıfırında yani kursat: aladınmı kursat: sen bunudemişoluyosun kursat: yanisudur kursat: sudur görşüü PELIPE: südûr kursat: alem ile allah birlikteydi görüşü kursat: sudur PELIPE: hayır kursat: taşma çıkma demek PELIPE: allah vardı ezelde ama alem yoktu kursat: alem alahtan taştı demek yaani PELIPE: zamanda yoktu kursat: bak olamza böyle kursat: ya o ya bu PELIPE: ya bu niye olmuyo kursat: olmaz PELIPE: neden PELIPE: imkansız bi şey söylemiyom kursat: ya alem öncesiz dicem ya önceli dicen kursat: başak yol yok kursat: başka PELIPE: 1 dk dinle kursat: okeymi kursat: 15 dakka sonr agidiyom PELIPE: 1 dk sus dinle PELIPE: allah var 1 PELIPE: başka hiçbirşey yok 2 PELIPE: allah alemi ve onunla birlikte zamanı yaratıyor 3 PELIPE: dolayısıyla alem zamanın sıfırında PELIPE: ama ezelde değil PELIPE: ondan öncesi var PELIPE: hah şimdi konuş kursat: bak kursat: alemden zaman olarakmı önce allah kursat: ne tcevepver PELIPE: zaman yokki PELIPE: göreceli bişey bu PELIPE: aleme göre önce allah kursat: o hald eneden sonr adiyorsun aleme PELIPE: çünkü insanım PELIPE: beyin ancak buna müsade ediyor PELIPE: çünkü zamansız bir ortamı hayal etmek çok güç kursat: madem alemile allah arasında zaman geçmedi soruyom: allah başlangıçlımı kursat: evt kursat: söyle PELIPE: başlangıçsız kursat: alem başlangıçlımı PELIPE: çünkü PELIPE: 1 başlangıçlı olsa PELIPE: sonlu da olur kursat: alem başlangıçlımı PELIPE: evet kursat: bakşimdi çelişkiye düştün kursat: şöyle kursat: o hald esenmecbur alalh alemdenzaman olarak önce demekzorun da kaldın PELIPE: allahın alemi yarattığı noktadan bugüne kadar PELIPE: mesela 100 milyar yıl geçmiş olsun PELIPE: dahada 100 milyar yıl geçecek olsun kursat: çünkü başlangıçlı ve başlangıçsız kabul ettin bunlar aynı anda diyemezsin PELIPE: bu 200 milyar yıl PELIPE: allah için 1 an kadar kısadır PELIPE: hatta daha kısa PELIPE: çünkü kursat: alamaya çalış PELIPE: öyle olmasaydı kursat: anlamayya PELIPE: ezelden ebede herşeyi bilemezdi allah kursat: sana allahın başlangıçlı oldunu ispatlıyom PELIPE: ilmi eksik olurdu kursat: bakiyianlar PELIPE: evet kursat: allah alemden öncede varlıktamıydı PELIPE: evet kursat: sonsuz zaman öncede varlıktamıydı PELIPE: sonsuz kursat: evt kursat: varlıktamıydı PELIPE: evet kursat: yani allahtan bugüne gelene kadar sonsuz zaman geçti öylemi kursat: iyidüşün PELIPE: hayır kursat: ya PELIPE: alemden bugüne belli zaman geçti PELIPE: allah sonsuzdan bugüne kadar vardı PELIPE: yine sonsuza kadar varolacak kursat: yanisonsuzdanbugüne kadar vardı allah öylemi PELIPE: evet PELIPE: zaman olarak değil ama kursat: pekialem sonsuzdan bugüne kadarmı vardı PELIPE: zaman olarak değil allah PELIPE: çünkü zamanı allah yarattı kursat: kapatıyom ben okeymi PELIPE: ok PELIPE: evden PELIPE: giremezmisin kursat: devam edelimmi PELIPE: ok PELIPE: sesli kursat: ama analmazdangeliyosun PELIPE: yok beeeee kursat: evet PELIPE: nerden çıkardın PELIPE: konuşalım bunu kursat: ben bunları öğreninceye kadar ne uğraşlar verdim kursat: üzüyosun beni PELIPE: mutlak doğru öylemi kursat: bak kursat: ben bir noktaya gledim PELIPE: evet PELIPE: tamam kursat: oraya kadar herşey tamam kursat: ama geldiğim nokta allahın varlığının başlangıcını gösteriyo 4 adet delilim var kursat: çürüten olmadı kursat: çok hüçlü PELIPE: 4 mü kursat: güçlü PELIPE: devam edebilecekmisin kursat: oraya kadar hepsini çözdüm kursat: evet kursat: bak kursat: analtaayım sana kursat: okeymi PELIPE: ok kursat: baştan PELIPE: ok kursat: problemşu kursat: alemin kıdemi kursat: yani alem ezelmi değilmi kursat: ancak kursat: ehlisünnet ve mutezile dediki kursat: allah vardı ve hiçbişey yoktu PELIPE: evet PELIPE: evet PELIPE: benim gibi kursat: alalh alemi yani allahtan başka herşey demektir kursat: sonradan yarattı dediler PELIPE: evet kursat: ama şu çelişkiye düştüler kursat: öncelikle PELIPE: nedir kursat: zamanı allah yarattı dediler kursat: bu çelikiydi PELIPE: bence değil PELIPE: herneyse sen devam et kursat: çünkü zamanı alemle birlikte yarattı dediler PELIPE: kesmeyecem kursat: yanionlar agöre alemden önce zaman yoktu PELIPE: ok kursat: bunakarşılık sonradan yarattı alemi dedile r PELIPE: ok kursat: sonradanolması için öncesi olmalıydı kursat: halbuki önce kavramıda zaten zaman kavramıydı PELIPE: bu bir açıklama hatası da olabilir kursat: okeymi kursat: yok açıkça böyle PELIPE: yani öyledir ama tarif yanlıştır kursat: çelişkiyi gördünmü PELIPE: tarif yanlış kursat: yokya böyleiişte kursat: çelişki gördünmü kursat: söyle PELIPE: hayır bu durumun tarif edilişini PELIPE: yanlış buldum kursat: böyle diyom sana kursat: ehl kursat: i sünnet böyle der PELIPE: tamam kursat: çelişkişyisöyle PELIPE: hayır senin çelişki bulduğun şey çelişki değil PELIPE: bence kursat: neden Birden fazla kişiyle sesli konuşma yapamazsınız. Birden fazla kişiyle sesli konuşma yapamazsınız. PELIPE: çünkü zamansızlığı zamanlı bir düşünceyle anlatmak zor PELIPE: anlamakta zor kursat: bakdevaemedeyimi PELIPE: oo yüzden ben önce veya sonra demedim kursat: sadece budeğil PELIPE: sıra dedim PELIPE: başka kursat: alem sonradan dediler ya soruluyo onlara neyden sonra yarattı kursat: busefer şaşırıyolar PELIPE: kursat: mecburenşunu diyolar kursat: bimüddet yaratmadı sonra istediği vakitteyarattı diyolar tamammı kursat: okeymi PELIPE: ok kursat: bu sefer şu soru soruluyo kursat: bu yaratmama süresi sonlu bir süremi yoksa sonsuz bir süremi PELIPE: ha kursat: busefer sonsu zsüre dese baknoluyo kursat: sonsu zsüre beklemeyle bitermi kursat: tükenirmi sonuna varılır mı PELIPE: biter kursat: varılmaz demi PELIPE: varılır kursat: nbası kursat: ansı kursat: nası PELIPE: şöyle PELIPE: allah 100 milyar yıl sonraSINI PELIPE: nasıl biliyoror PELIPE: bekliyormu 100 milyar yıl kursat: ben beklemeyle tükenirmi diye sordum PELIPE: beklemezki allah kursat: ya anlaişt e PELIPE: bu soruda yanlış PELIPE: cevapta kursat: bekliyo demeye getiriyolar kursat: okeymi PELIPE: ok kursat: sıkışıyolar yani kursat: çare yokyani PELIPE: ama soru saçma kursat: hayır olurmu mükemmel soru PELIPE: bu soru yanlış kursat: neyse deveamediyom PELIPE: ok kursat: sonsuz süre bekledidiyemeyecene gör emecbur sonlu süre sonra alemiyarattı diyolar okeymi Şu anda bir Titreşim gönderdiniz! PELIPE: ok sesli konuşma başlatma davetini reddettiniz. kursat: burda ipler kopuyo işte PELIPE: eeee kursat: çok önemli buıra PELIPE: ok kursat: şu sonlu süre sonra yarattı demey emecbur kaldılar ya kursat: okeymi PELIPE: ok kursat: sonlusürenin başı ve sonu belli olmalı demi kursat: söyle PELIPE: PELIPE: yok ya kursat: ya nası PELIPE: 1 le 2 arasında kaç sayı var kursat: yok PELIPE: sonsuz sayıda sayı var PELIPE: ama 1 de var 2 de kursat: süreyi soruyom PELIPE: bak sonsuz diyorum PELIPE: 1 le 2 arasında kursat: sonlu sürenin başısonubellimidir kursat: söyle PELIPE: hayır kursat: olurmu ya PELIPE: sen bu soruyu sordun daha önce kursat: on asonludeniyo adıüstüünde PELIPE: cevap PELIPE: soru hatalıda PELIPE: her neyse PELIPE: sonlu zaman olmaz zamandan önce kursat: bak benanaltıyım PELIPE: ölçü yoksa ölçemezsin PELIPE: sonlu sonsuz diyemezsin PELIPE: o cevap küllüm yanlış kursat: baksonlu zaman diyolar ya bunun sonuna alemin başlangıcı diyolar başına ise allah diyorlar yani allahın başlangıcını savunuyolarl PELIPE: evet yanlışlık burda zaten kursat: yanialemsonradandır diyen alemin başlangıcını savunmuş oluyo kursat: kapatıyom PELIPE: bak ben önce sonra demedim PELIPE: açcanmı evd |
biri dedi:"
Şunu bir kabul edelim bizler zamana bağımlı varlıklar olarak zamansızlığı anlayamıyoruz. O halde zaman içinde zaman düşünerek ilk zamanı zamansızlık varsayarak problemi çözmeye çalışalım. İlkokullarda güneşi ayı dünyayı gösteren düzenekler olur ya onu gözünüz önüne getirin. Onun hareket etmesi ile düzenek için zaman başlasın. Düzenek hareket etmeden önce o düzenek için zaman yok. Şimdi biz bu düzeneği hareket ettirince onun için zaman başladı. Soruyorum biz bu düzeneğin zamanıyla düzenekten önce miyiz? Dikkat edin düzeneğin hareketinden öncesi zamansızlık yani zaman içinde zaman düşünün demiştim ya o işte. Şimdi bu örnekte iki zaman var ilki bizim içinde yaşadığımız zaman, ikincisi düzeneğin hareketi ile başlayan düzeneğin zamanı. Burada biz düzenekten önceyiz fakat düzeneğin zamanı ile öncelik değil kendi zamanımızla. Örneği aleme uygularsak: Örnekteki ilk zaman zamansızlık. İkinci zaman da sizin bize Allah alemden önce miydi diye sorduğunuz zaman. Biz zamana bağlı olduğumuz için örnekte ikinci zamanı anlasakta iş aleme gelince aklımız almıyor." cevap: ben zamanı böyle algılamıyorum bu aristonun görüşüdürona göre zamanıntanımışudurzamanhareketin ölçüsüdür benbunukabuletmeyerek şu anlamda bir zamanısoruyorumısrarla sizlere: ben 1,2,3 diye sayıyorken 2 ile 3 arasındaki geçen bekleme süre olarak bizim ölçülerimize göre bir saniyelik ölçüyü soruyorum banadeniyor ki alemden önce zaman yok kiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii sennediyon çünkühareketyokdolayısıylahareketin ölçüsü olan zamandayokyaaaaaaaaaaaa diyorlarbakın benimsorduğumşu size göre sorarsam yanisiz aleme sonradan yaratıldıdiyorsunuz ya bakınşimdi size göre allah ile aleminvarlığagelmesi arasında bizimölçülerimize göre bir saniye de olsa bir süre geçmedimi? iyidüşününçok önemliayrıntı .dikkat edin eğergeçtiderseniz süper soru geliyo apışıp kalacanız eğer geçmedi dersenizyine süper sorugeliyo yine apışıp kalacanız izah: süre geçmediderseniz siz alemin varlığa gelişin allahınvarlığından zamanolaraksonradeğildemişoldunuz ve size göre allahbaşlangıçsız olduğundanalemindebaşlangıçsız olması gerekirdi ancak size göre alem başlangıçlı yanibaşlangıçlı ve başlangıçsız kabul ettiğiniki şeyin varlıkta birlikteliğini savunuyorsunuzkibüyük çelişkidir dolayısıyla siz bu lafla hep dediğim gibimadem alem geçmişe doğru olaylardizisisonlu yani başlangıçlı o halde bu lafla siz allahındabaşlangıcı olduğunudemişoluyorsunuzkabuletmekistemesinizde eğer bir saniye geçtiderseniz bu laf yine yaniallahilealeminvarlığıarasında bir saniyegeçtibizim ölçülerimize göre derseniz bakın olaylar zinciri geçmişe doğru sonsuz gitmeyip bir noktada durduğundan ve demenize göre: bu andan bir saniye önce allahınvarlığınıkabulettinizzira allahın varlığıyla alemarasındasonlu süre olanbir saniyedenbahsettiniz demekki allahalemdenbirsaniye önce varlıktaydı ondan önce değilmanası çıkıyor yanibu lafı dadeseniz allahınvarlığının başlangıcını kabul etmekten kaçamıyorsunuz bu örnek bir saniye ama tabiki birsalisede olsa değişmiyor örnek aynı artık anlayan varmı dediğimi????????????????? he.. |
mamuli.
Diz sorularını arka arkaya, cevaplamayan O olsun :) Yahu qardaşım, düşündüklerinizin temeline neyi koyuyorsunuz diye bakıoyrum, hiçbirşey bulamıyorum. Hadi klasik mantık öğretilerine dayalı bir şekilde hareket ediyorsunuz diyecem, yok, özdeşlik ilkesinin cılkını çıkarmışsınız. 2 den fazla değerler içeren modern mantık diyecem, o da yok. Önermeler arası tutarsızlıktan geçilmiyor ortalık. Hadi my-zone yi geçtim, o zaten hiçbir ilke tanımamış önermede bulunurken, ne dediğini kendisi anlıyor mu bilmiyorum. Nece konuşuyorsunuz bir çözebilsem cevap verecem de, çözemedim daha. Böyle sorgulama yapılmaz abi, temele birşey koyarsın, ona göre değerlendirirsin değerlendireceklerini yani. Bilinemezin arkasına saklanmak diye birşey yok. Eğer birşeyi tam bir tamamlanmışlıkla mutlak derecede bilemiyorsan bunu kabul etmek mecburiyetindesin. Bilginin tamamlanmışlığı ise imkansızdır, bunu bütün epistemologlar kabul eder. Kalkıp da ignoramus; ignorabimus diyen birine bilinmezliğin arkasına saklanıyorsun diyemezsin. Hayır madem diyorsun dinin karşısına felsefeyi, mantığı falan çıkarmayın çünkü söylediklerinizin ne felsefeyle tutar yanı var ne de mantığa uyar. Ayrı bi akım filan mı geliştirmeye çalışıyosunuz siz? "Eğer zaman yaratıldıysa yaratıldığı andan itibaren ölçülebilir olması gerekmez mi?" Soru sorarken sorduğun soru üzerine sorulacak soruları en aza indirgemen gerekir ki sorduğun soru soru olsun. Bir defa zamanın ölçülmesi ne demek? Zamanmetre mi var elimizde? Saatler, takvimler, mevsimler vs... Hepsi insanoğlunun zamanı ölçmek için değil zamanı tasnif etmek için icat ettiği şeylerdir. Zamanı ölçmekle tasnif etmek birbirinden farklıdır. Ayrıca zamanın yaratıldığı ve astrofizikçi abilerimizin t=0 diye kabul ettikleri durum nasıl ölçülebilir ki? t=0 bile bir kabuldür, bir teoridir, kesinliği ispatlanmamıştır ve ampirik usullerle "Aha budur" şeklinde insanın gözüne soka soka ispatlanamaz, ama aynı zamanda çürütülemez de. Ayrıca Ölçülemiyor diye de bu ölçülememeyi yaratılmamış olduğuna nasıl delil gösterebilirsin? Ne alakası var ki? Ölçülemeyen herşey sonsuzdur mu diyecez?Dersek neye dayanarak diyecez? "zamanın başlangıcı kabul ettiğin andan önceki süre de ölçülebilir." İhtimaldir padişahım ola ki derya tutuşa... t=0 dan öncesini neye göre ölçecen, nereye ölçüyosun. Zamanın olmadığı yerde zamanı ölçmek diye birşey nasıl sözkonusu olacak aqam paşam? t=0 ı zamanın yaratıldığı an olarak düşününce t=0 dan öncesi ölçülemez, çünkü bilinemez, bilmediğin şeyi nasıl ölçüyon? Sonsuzluk Allah için geçerli, ne zaman ne mekan ne de her ikisi ile kayıtlı biz zavallılar için sonsuzluk diye birşey yok. Hüvel Bâki... Hak kavramı "vardan yok yoktan var olmaz" teorisi üzerine bina edilmiş birşey değil, saçmalamayın. Hak kavramı a priori bi sezgidir. Ayrıca vardan yok yoktan var olmaz mevzusu felsefi bir mevzu değil, daha çok bilimadamlarını ilgilendirir. Felsefeciler de bilimin kendisiyle ilgilenirler, vardan yok yoktan var olmaz mevzusunu da ontoloji ya da epistemolojiye uygularlar, dolayısıyla felsefi bir ilke değildir o. Felsefeyi öğren de gel. Mekan yoksa zaman da yoktur. Bunu tekrar ediyorum. Herakleitos tan tut da Heidegger e Sartre a kadar zaman ve mekan üzerine kafa yormuş bütün filozofların ortak görüşüdür bu. Bilirsin filozof camiası bir konu üzerine kolay kolay ortak bi kanaate varmaz. Demek ciddi bi konu. Ayrıca zaman/mekan bağıntısı dini bilgilerle de alakalı bişey değil. İslam inancımdan kaynaklanan bi bilgi ya da öğreti değil yani. Sen gene de gülmeye devam et. Allah muhafaza öğrenir möğrenirsin, neyine lazım zaman/mekan bağıntıları falan. Ayrıca Kürşat, ciğerim, seni anladım. ZAMAN denilen şeyi düşünürken, asır, yıl, ay, hafta, gün, saat, dakika, saniye gibi tasnifleri bi an için bir kenara bırak, böyle düşünmeye çalış. Bak nasıl yeni şeyler gelecek aklına. Yani inşallah gelir ve Alemin hadis olmadığına dair fikrinden tez dönersin. Ya değilse senin gidişinin sonu panteizm ya da sapkın şekliyle vahdet-i vücud. Ayrıca şüphelenmek bilmek değildir, onu da geçtim o yüzden. |
"Philosophy of time"
Sevgili kardeşim.
Bütün haftasonu "philosophy of time" çalıştım. Hatta internette bu konuda bir ders (hocasıyla slaytlarıyla) veren site de var. Açıp okursan ellerinden öpücem. (Bu konuda türkçe bir kitap bulamadım ama ODTÜ de bu konu ile ilgilenen bir profesör var. Ondan düşüncelerini paylaşmasını isteyebiliriz tabi). Senin dediğin gibi zamanın başlangıcından once hiçbir şey yoktur diyen bir tek -ortaçağda sanırım- augustine diye bir filozof var. Bu arada zaman yoktur diyen-pek fazla taraftarı olmasa da- çağdaş felsefeciler de var (Hatırlıyorsan sana bu yolu önermiştim). Neyse özetle, 2 tür önerme var: A-Tipi: 1 gun once 1 gun sonra (yesterday, tomorrow gibi). Zamanı Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek olarak nitelendirip olaylr arasında ardıl oncul gibi bir sıralamak koymuyor. B-Tipi: bir şeyden 1 gün önce, bir şeyden 1 gün sonra (earlier than, later than). Bu olaylar arasında bağlantıyı gözönüne alan ve ona göre sıralandıran bir önerme. (zamanın başlangıcı, zamanın başlangıcından sonra vs vs). Zamanın başlangıçsızlığı (beginningless of time) konusunda bayağı malzeme de bulacağından eminim. Neyse kardeşim. Okumak iyidir, özgür bir beyinle okumak daha da iyidir. Bu arada, bizim tartıştığımız konu çoktan güncelliğini yitirmiş, daha çok zamanda yolculuk tartışılıyor (Zamanda yolculuk mümkünse seninle zamanın başlangıcı dediğin zamana gider, öncesinde zaman varmıymış bakarız :)). Ben kendi adıma bu tartışmayı bitiriyorum. |
"Philosophy of time"
Sevgili kardeşim.
Bütün haftasonu "philosophy of time" çalıştım. Hatta internette bu konuda bir ders (hocasıyla slaytlarıyla) veren site de var. Açıp okursan ellerinden öpücem. (Bu konuda türkçe bir kitap bulamadım ama ODTÜ de bu konu ile ilgilenen bir profesör var. Ondan düşüncelerini paylaşmasını isteyebiliriz tabi). Senin dediğin gibi zamanın başlangıcından once hiçbir şey yoktur diyen bir tek -ortaçağda sanırım- augustine diye bir filozof var. Bu arada zaman yoktur diyen-pek fazla taraftarı olmasa da- çağdaş felsefeciler de var (Hatırlıyorsan sana bu yolu önermiştim). Neyse özetle, 2 tür önerme var: A-Tipi: dün, yarın (yesterday, tomorrow gibi). Zamanı Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek olarak nitelendirip olaylr arasında ardıl oncul gibi bir sıralamak koymuyor. B-Tipi: bir şeyden 1 gün önce, bir şeyden 1 gün sonra (earlier than, later than). Bu olaylar arasında bağlantıyı gözönüne alan ve ona göre sıralandıran bir önerme. (zamanın başlangıcı, zamanın başlangıcından önce vs vs). Zamanın başlangıçsızlığı (beginningless of time) konusunda bayağı malzeme de bulacağından eminim. Neyse kardeşim. Okumak iyidir, özgür bir beyinle okumak daha da iyidir. Bu arada, bizim tartıştığımız konu çoktan güncelliğini yitirmiş, daha çok zamanda yolculuk tartışılıyor (Zamanda yolculuk mümkünse seninle zamanın başlangıcı dediğin zamana gider, öncesinde zaman varmıymış bakarız :)). Ben kendi adıma bu tartışmayı bitiriyorum. |
"Philosophy of time"
Sevgili kardeşim.
Bütün haftasonu "philosophy of time" çalıştım. Hatta internette bu konuda bir ders (hocasıyla slaytlarıyla) veren site de var. Açıp okursan ellerinden öpücem. (Bu konuda türkçe bir kitap bulamadım ama ODTÜ de bu konu ile ilgilenen bir profesör var. Ondan düşüncelerini paylaşmasını isteyebiliriz tabi). Senin dediğin gibi zamanın başlangıcından once hiçbir şey yoktur diyen bir tek -ortaçağda sanırım- augustine diye bir filozof var. Bu arada zaman yoktur diyen-pek fazla taraftarı olmasa da- çağdaş felsefeciler de var (Hatırlıyorsan sana bu yolu önermiştim). Neyse özetle, 2 tür önerme var: A-Tipi: dün, yarın (yesterday, tomorrow gibi). Zamanı Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek olarak nitelendirip olaylr arasında ardıl oncul gibi bir sıralamak koymuyor. B-Tipi: bir şeyden 1 gün önce, bir şeyden 1 gün sonra (earlier than, later than). Bu olaylar arasında bağlantıyı gözönüne alan ve ona göre sıralandıran bir önerme. (zamanın başlangıcı, zamanın başlangıcından önce vs vs). Zamanın başlangıçsızlığı (beginningless of time) konusunda bayağı malzeme de bulacağından eminim. Neyse kardeşim. Okumak iyidir, özgür bir beyinle okumak daha da iyidir. Bu arada, bizim tartıştığımız konu çoktan güncelliğini yitirmiş, daha çok zamanda yolculuk tartışılıyor (Zamanda yolculuk mümkünse seninle zamanın başlangıcı dediğin zamana gider, öncesinde zaman varmıymış bakarız :)). Ben kendi adıma bu tartışmayı bitiriyorum. |
felsefe öğrenmek için internete ihtiyacımız yok çok şükür, öğreti kirliliği var internette, önüne gelen bişeyler akıtıyor gidiyor.
Düzgün okumamışsın dediklerimi. Zamandan önce hiçbirşey yoktur diyen filozoflar değil. Augustine de filozoftan çok bi teolog zaten. Benim bahsettiğim zaman/mekan birlikteliği yada bağıntısıydı her ne halt dersen işte. Zamanda yolculuk yapmaya çalışanlara başarılar dilerim. Yıllar öncesine gidip yıllar sonrasını görmek eğlenceli birşey olsa gerek. Umarım hayal kırıklığına uğramazlar. Baki Selamlar. |
aleme hadis yani yoktu sonradan varoldu diyenler: şunu demiyor mu: allahın iradesi ezeli ve ezeli iradesiyle alemin sonradan varolamasını irade etti, yani ezeli olarak alemi sonradan yaratmayı irade etti.
soru: peki ezeli iradesiyle alemi sonradan yaratmayı irade etti dediniz, soruyorum, sonlu bir zaman sonra mı yoksa sonsuz bir zaman sonra mı alemi yaratmayı irade etti? - eğer "sonsuz bir zaman sonra alemin varlığa gelmesini ezeli olarak irade etti" derseniz, sonsuz zamanın sonu olmadığından alemin varlığa gelmemesi gerekirdi. halbuki varlıktadır, demek ki bunu diyemezsiniz. -eğer alemi sonlu bir zaman sonra yaratmayı ezeli olarak irade etti derseniz cevap: sonlu süreden bahsetmek için bu sürenin hem başının hem de sonunun belli olması gereklidir. siz bu sonlu sürenin sonuna alemin varlığa gelmesi anı diyeceksiniz, peki ama bu sürenin başına ne diyeceksiniz? mecburen allah diyeceksiniz ki yine "alemden sonlu bir zaman önce allah varlıktaydı ondan önce değil" demiş oluyorsunuz. yani yine allahın varlığının başlangıcını kabul etmiş oluyorsunuz. |
aleme hadis yani yoktu sonradan varoldu diyenler: şunu demiyor mu: allahın iradesi ezeli ve ezeli iradesiyle alemin sonradan varolamasını irade etti, yani ezeli olarak alemi sonradan yaratmayı irade etti.
soru: peki ezeli iradesiyle alemi sonradan yaratmayı irade etti dediniz, soruyorum, sonlu bir zaman sonra mı yoksa sonsuz bir zaman sonra mı alemi yaratmayı irade etti? - eğer "sonsuz bir zaman sonra alemin varlığa gelmesini ezeli olarak irade etti" derseniz, sonsuz zamanın sonu olmadığından alemin varlığa gelmemesi gerekirdi. halbuki varlıktadır, demek ki bunu diyemezsiniz. -eğer alemi sonlu bir zaman sonra yaratmayı ezeli olarak irade etti derseniz cevap: sonlu süreden bahsetmek için bu sürenin hem başının hem de sonunun belli olması gereklidir. siz bu sonlu sürenin sonuna alemin varlığa gelmesi anı diyeceksiniz, peki ama bu sürenin başına ne diyeceksiniz? mecburen allah diyeceksiniz ki yine "alemden sonlu bir zaman önce allah varlıktaydı ondan önce değil" demiş oluyorsunuz. yani yine allahın varlığının başlangıcını kabul etmiş oluyorsunuz. --------- biri dedi:" bilgi mümkün değildir. kürşat otçu" cevap: bu cümle başlı başına bir bilgi değil mi? |
Kürşat, bu kafa karışıklığı marazî bi durum almaya başladı sende. Bak güzel kardeşim;
"aleme hadis yani yoktu sonradan varoldu diyenler: şunu demiyor mu: allahın iradesi ezeli ve ezeli iradesiyle alemin sonradan varolamasını irade etti, yani ezeli olarak alemi sonradan yaratmayı irade etti." Hala bunu söyleyebiliyorsan vay haline. 1) Aleme sonradan varoldu diyenler Allah alemi herhangi bir zaman dilimi içinde önceden değil de sonradan yarattı demiyor. Öncelik ve sonralık alemle birlikte başlamıştır ve alem içindir, Allah için değildir. Zaman denilen şeyi Allah ile bir tutmaya başlayacaksın yakında ondan korkuyorum. Kavramlarla ilgili ciddi bir sorunun var. Öncelikle bu sorunu halletmen lazım. Şöyle okkalı bi Felsefe ya da Kelam sözlüğü bu ihtiyacını karşılayabilir. 2) Kavrayış, bilgi değildir. Hadi bilgiyi kısmen mümkün kabul edelim, bu bilginin bilinen şey hakkında tamamlanmışlığı ifade etmesi daha bir mümkün değildir. İmkansızlık katmerleşir burada. Çünkü kendisi hakkında birşey bildiğimizi zannettiğimiz şeyin bizim bildiğimizden daha fazla özellikleri ve yönleri olduğunu, olabileceğini her zaman biliriz ya da düşünürüz. İşte bu tamamlanmamışlık bilginin imkanını daraltır. Bu yüzden inadına ignoramus; ignorabimus. Daha da birşey demem sana. |
aliminyım sen adını bilmiyon mu biliyosan bak bişe biliyon
bu bilgi değilmi |
Kursat çocukken şöyle düşünürdüm bu balıklar nasıl yaşıyor suyun içinde..İnsanların aklını kullanmayanları için hep herşeyi kendilerine göre değerlendirmiş;Allah(c.c)'ı kendilerine benzeyen putlara çevirmişlerdir. Peygamberleri tanrılatırmışlardır;Hırıstiyanlar gibi..Arkadaşım zaman,mekan bizim için var..Herşeyi kendi dairen,mesafen içinde görme..
|
Kürşat sen 'Bilgi' kavramından böyle şeyleri anlıyorsan iyi valla. Karpuzun kabuğunun yeşil olduğunu, senin adının Kürşat olduğunu, klavye kullanmasını, ekmeği bölmesini, çayı yakmasın diye azar azar içmem gerektiğini biliyor muyum harbiden? Bunlar bir bilgi mi yoksa öğrenmek mi? Karpuzun kabuğunun yeşil renkte olduğu bilinmez, öğrenilir. Baktık, yeryüzünde neredeyse bütün karpuzların kabuğu yeşil renkte, bunu öğrendik, tecrübemizle sabit. Ama kalkıp "Karpuzun kabuğunun yeşil olduğunu BİLİYORUM" diyemezsin. "Karpuzun kabuğunun yeşil olduğunu ÖĞRENDİM" demek gerekir.
Dolayısıyla senin isminin Kürşat olduğunu öğrendim, buna göre sana Kürşat diye hitap ediyorum. Bu bir bilgi midir? Hayır değildir. Bunun tam ve tamamlanmış bir bilgi olabilmesi için Kürşat, isim, sen, hitap, bilgi, öğrenmek gibi kavramların analizini tamamlamak gerekecek, halbuki bunları analize kalksak sonsuz gibi bi yol açılacak önümüze. Birşeyler öğreneceğiz, bilgi zannettiğimiz şeyler öğreneceğiz ama bilgimiz asla tamamlanmayacak çünkü ne kadar çok şey öğrenirsek öğrenelim aynı konu hakkında öğrenmediğimiz, aklımıza gelmeyen, bugüne kadar bulunmamış şeylerin de olduğunu ya da olabileceği her zaman aşikardır. O yüzden bilgiyi karpuz kabuğu haline getirme istersen. |
_ geçmişimizdeki olaylar bitti mi? evet der. sonsuz sayıda olay biter mi? hayır bitmez der demek ki geçmişimizdeki olaylar bittiğinden sonlu sayıda olay oldukları anlaşılır.
_size zamanın geçmişte başlangıcı olduğunun delillerini vereceğim. üç adet delil: _delil 1: geçmişimizde sonsuz bir zaman mı geçti de bitti ve şu an ki zaman yaşanmakta? evet derse sonsuz zaman biter mi hayır derse demek ki geçmişteki zaman bitip şimdiki zaman yaşandığına göre geçmişimizdeki zaman sonsuz olmayıp sonlu yani başlangıcı olan bir zamandır. _delil 2: saat 1 diyelim geçmişimizde geçen zamanı düşünelim soruyorum bu zaman sonsuz muydu evet derse derim ki peki aradan bir saat geçti oldu saat 2 soruyorum: bu anda saat 1 deki ana göre daha mı çok zaman geçti evet der derim ki sonsuz zamandan daha çok zaman olur mu olmaz der madem öyle sen saat 2 deki zaman saat 1 deki zamandan daha çok geçti dediğine göre demek ki saat 1 deki zaman sonlu bir zaman manasına gelir dolayısıyla sonlu bir zaman için başlangıç ve bitiş gerekli olduğundan saat 1 deki sonlu zamanın sonuna saat 1 dedik ama başıda belli olması gerekiyor sonlu olduğu için demek ki geçmişte bu zamanında başlangıcı vardı. _delil 3: 2003 ten 2005 e geldik 2003 e göre daha mı fazla zaman geçti ve dolayısıyla 2003 e göre zaman miktarı arttı mı evet derse soru: sonsuz zaman artar mı hayır derse demek ki 2003 teki zamanda geçmişten beri sonlu olduğu anlaşılmış oldu _soru: teselsülü (yani olaylar zincirinin geçmişe doğru sonsuza gittiğini ve başlangıcının olmadığını savunan görüş) kabul edene soruyorum: sizce hareket ettiricisiz hareket olur mu olur derse bu hareket kendi kendisinin mi sebebi o halde, bu ise batıldır . derim. bu sefer der ki : hareket ettiricisi olmadan hareket olmaz der derimki: halbuki sen bu dediğini de kabul etmemektesin işte ispatı: eğer olaylar zincirinin başlangıcı olmasaydı demenize göre bu olayların hepsini bir bütün olarak varsayarsak, bu olayları yani bu olaylar zincirindeki her halka yani sebep sonuç ilişkisindeki her olay sizce aynı zamanda hareket edendir dolayısıyla bu olayların bütününe hareketli denebilir oysa eğer bu olaylar yani hareketler bütünü dışında, bir hareketsiz hareket ettici olan varlık yani allahı kabul etmezseniz , siz yine hareket ettiricisi olmadan hareketi kabul etiniz demektir - allaha zalim dememek için çok sözler söylendi ancak allahın savunulmaya ihtiyacı yoktur. - cebre inanmayanlara ve allahın iradesi olduğunu kabul edenlere soru: allah neyi irade ettiğini ya da edeceğini öncesiz ilmiyle bilyormuydu? biliyordu derse derim ki: o halde neyi irade edeceğini öncesiz olarak biliyorsa ; olacağını bildiği olayları da öncesiz olarak irade etmiş olmadımı? zira irade edeceğini öncesiz olarak bilmek; öncesiz olarak irade etmek manasına gelmez mi? evet o manaya gelir derse, o halde senin yapacakların da bu düşünceye göre öncesiz olarak irade edilmiş demektir soruyorum: sen senden önce ne olacağı öncesiz bir şekilde irade edilmiş bir fiili mi yapmaktasın? |
acoh dedi ki:Kaza ve Kadere iman demek; hayır ve şer, iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız her ne varsa onların hepsinin Allah'ın bilmesi, takdiri, dilemesi ve yaratması ile olduğuna; bunların sonradan alacakları şekil ve özellikler ne ise hepsini evvelden bilmiş ve öylece yaratmış olduğuna ve Allah'dan başka yaratan olmadığına inanmak demektir. "
cevap: şeytanın isyan edeceğini de etmeden önce allah biliyormuydu evet dersen soruyom bildiği gibi olmasını mı diledi yoksa bildiğinin dışında olmasını mı diledi? eğer bildiği gibi olmasını diledi dersen, allahın, şeytanın isyan etmesini dilediğini kabul ettin demektir. peki şeytan allahın dilediği bir fiili,eylemi yapmamaya kadir olabilir miydi? olamazdı dersen, o halde şeytan yapmamaya kadir olamadığı bir fiili mi işledi? ( yani ademe secde etmeyişi, ve buna delil getirişi) --QUOTE(mavera @ Nov 30 2005, 05:30 PM) Delil getirdim diyen sensin! Başlangıçsız başlangıcın haraketini başlatanın başlangıcını kim başlattı? Aklım yatarsa Ben sana Uyarım, Çok uzattın kursatotcu, Sen ne diyorsun? de bakalım... başlangıçsız başlangıç olmaz. o halde başlangıç kabul edilmelidir. bak ben allahın da başlangıcı var deyince tabii ki şu soru gelecekti: peki onu ne başlattı? dikkat ediniz: aklen düşündüğümüzde nasıl ki cisimlerin sonlu yani kainatın sonlu olduğunu vehimlerimiz bir türlü kavrayamıyorsa yani üstü olmayan bir üst. ancak aklen kabul edilmiş olmaktadır. cisimler için düşündüğümüzde bu delili daha önce yazmıştım hani uzay sonludur başlığında ama vehimler üstü olmayan bir üstü bir türlü kabul etmek istememektedir. ancak akli delil bunu şart koşunca vehimin bu çırpınışlarına kulak vermemek durumundayız. aynı şekilde siz eğer allahında bir başlatıcısı var derseniz ve onu başlatan da başka bir şey, yina onu da başka bir şey başlattı derseniz bu başlangıçsız bir başlatanı kabul etmeyi gerektirir ki aslında BAŞLAMAYAN ŞEY YOK DEMEKTİR. ve bu lafla bu silsilenin başına başlamayan şeyi yani yokluğu koymuş oldunuz ve şu kuralı da ihlal ettiniz "hiçten hiç birşey çıkmaz" yani bu böyle sonsuza dek geri gider derseniz bu akli dedille sabit olan teselsülün batıl olduğu delilini görmezden gelmek demektir. yani geçmişimizde sonsuz sayıda olay oldu ve şu an ki olaya sıra geldi demek durumunda kalırsınız. ama sonsuz sayıda olay sona eremez, o halde mecburen şunu kabul etmelisiniz: geçmişimiz de sonlu sayıda olay oldu, o halde siz sonlu sayıda olayı öncemizde kabul edince, çaresiz bu sonlu sayıda olayda sonlu bir zaman önce başladı demek zorunda kalırsınız. o halde bu olaylar zincirini bir yerde kesmeye mecbur kalırsınız. akıl bunu söyler ve buna karşı çıkmak akla karşı çıkmaktır. nasıl vehimler öncesi olmayan bir önceyi kabul etmekte zorluk çekiyor ise, bunu cisimlerde(uzay) verdiğim örneğe uyarlarsak cisimlerin sonlu olduğu akli delille sabit ama vehim bunu kabul etmek istemiyor ve vehmin dediklerine kulak asılmaz bu durumda. yine burada vehim öncesiz bir başlangıcı anlamakta zorluk çekse de aklen durum bu olduğundan vehmin bu durumuna da kıymet verilmemelidir. başka çare olmayınca çaresiz tek çareyi kabul edeceğiz. |
Farzedelim ki dört bilim adamı bir eczaneye giriyorlar ve eczanede bir şurup buluyorlar. Bu şurubun oluşumu üzerine teoriler geliştirecekler. Önce şurubu inceliyorlar, bakıyorlar ki muhtevâsında A maddesi , B maddesi, C maddesi, D maddesi vb. maddeler gibi elli değişik maddeden ince hassas ölçülerle alınmış.
Bu ilacın oluşumuna dair: Birinci bilim adamı şu hipotezi öne sürüyor: “Eczânenin raflarında dizili bu ilaç şişeleri pencerenin açılmasıyla savrulmuş,gereken kadar madde içlerinden dökülmüş ve o şurup şişesinin içerisine tesadüfen dolmuştur.” İkinci bilim adamının hipotezi : “Bu ilacı meydana getiren maddeler akıl sahibidirler. Bilerek ve isteyerek anlaşıp, miktarda madde ile uçup şurup şişesinin içerisine dolup şurubu oluşturmuşlardır.” Üçüncü bilim adamının hipotezi: “Aslında akıl ,güç ve iktidar sahibi olan “ECZANE” dir. Kendisi BİLEREK VE İSTEYEREK orada kavanozlar içinde bulunan maddeleri örgütlemiştir. Onun verdiği emirle bütün maddeler toplanmışlar ve olması gereken madde miktarı şişenin içerisine dolmuş ve şurubu oluşturmuşlardır.” Bu üç hipotezin akıldan uzak oldukları görülüyor. Bu hipotezlerden sonra son bir hipotez kalıyor ki o da:“Bu ilacın hassas ölçülerle, hikmetli (yani bir amaç için hastalıklar ve faydalar gözetilerek) yapılması hastalıkları, tedavilerini bilen akıllı, mâhir bir “ECZACI” nın varlığına delildir.” Nasıl ki öyle sanatlı, hikmetli yapılmış şifalı şurup bize eczacıyı gösterir ve tanıttırır, öyle de bu içerisinde yaşadığımız Dünya eczanesinin içerisinde gördüğümüz ilaçlar, canlılar da ,o ilaca nisbeten ne kadar mükemmelse, bize daha mâhir ve akıllı bir eczacıyı gösterir. O da “ALLAH” tır. Bu temsilde birinci hipotez; doğanın ve bizim, tesadüfler sonucu oluştuğumuzu iddia eden görüştür. Bu görüş “Hurdalığa dalan bir hortumun oradan çıktıktan sonra bir uçak oluşturması normaldir.” gibi hurafe bir sonuç çıkarır. Oysaki “Evrende tesadüfe tesadüf edilmez.” İkinci hipotezde maddelere akıl vermek ise, “Bir Mimar Sinan’ın varlığını inkar edip, Selimiye Camisinin her tuğlası birer Mimar Sinan’dır.” demektir. Aynalarda yansımasını gördüğümüz Güneşin varlığını inkar etmek demek, Güneşin yansıması içerisinde bulunan bütün cam parçaları, su birikintileri, aynaların her birisinin birer Güneş olduğunu kabul etmemiz gerekir. Aynen öyle de Allah’ın varlığını kabul etmeyenin zerrelerden Güneşlere kadar her şey yaratıcıdır, ilâhtır demesi gereklidir. Bunun ne kadar akıldan uzak düştüğünü her akıl sahibi anlar. Üçüncü hipotezde “ECZANE YAPIYOR” iddiası ile bir elmayı, portakalı, kavunu “TABİAT YAPIYOR” iddiası arasında FARK YOKTUR. Tabiata akıl vermek, tabiatın yaratıcı olduğunu kabul etmek demektir. Netice olarak; akıl, bütün kainatın şehadetiyle ALLAH’ı kabul etmek ve çevremizde olan biten olayların hepsini onun tarafından yapıldığını anlamak zorundadır. Zira semada yıldızlar kadar, zeminde çiçekler kadar tevhid delilleri görünüp okunmaktadır. |
yahu senin copy pastden baska bir marifetin yok mu????????
|
varucan senin ilmin varsa bu konuda sen bir yorum getirsene ...
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:39 . |