![]() |
Kur'an ve Kadın
Bakara Suresi 282. Ayet:
"Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın olsun." Nisa Suresi 11. ve 176. Ayetler: "Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder." Nisa Suresi 3. Ayet: "Beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın." Nisa Suresi 34. Ayet: "Başkaldırmasında endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve DÖVÜN." "(elhamdülillah) müslümanım" diyebilen var mı? |
Müslümanlık kadın düşmanlığında birinci.
Geçen sene Bahreyne gitmiştim. Türkiye'deki kadınlar bu ülkedeki kadınlara nazaran çok serbest ve rahatlar.Orada kadınlar resmen birer hiçtirler. Kaldığım otelin müzikli bir clubü vardı.Sadece erkek erkeğe dans edip içki içiyorlar ve resmen oğlancılık yapıyorlardı.Gizli gizli videolarını bile çekmiştim.Hala da hatıra olarak saklıyorum.Çok iğrenç bir görüntüleri vardı. |
sevgili zara bu ayetlere yorumun nedir?
|
Saygideger tardu;
Kuran ile kadin yanyana gelemez. Secim yapmak lazim. Ya kadin, ya da Kuran! Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Kadın bir hiç ve Kuran'ıda Allah falan yazmadı. Muhammed düşündü taşındı kaşındı ve yazdı. Olanlar da kadına oldu. |
kuran ve kadın mı?!? :D
|
kuranda kadın ya cariye olarak yada kocasının istediği gibi davranması gereken bir robot olarak var bence!.. :))
|
Kadin haklarini savunan bir insanin, Kuran'i savunmasi beklenemez ....
Ya da Kuran'i savunan bir insanin Kadin haklarini savunmasi .... Bu buyuk bir celiski olur .... Hatta celiski demek az bile ... Kadin haklarina resmen bir cinayettir .... |
Kuran'da kadına ne kadar değer verildiği(!) ile ilgili diğer ayetler:
Bakara 223: Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele. Bakara 228: Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Bakara 240: İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Nisa 129: Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. Talak 1-7: Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. İşte bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür. Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah’ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. Görüldüğü gibi, kadınla erkek evlenmez, erkek kadını nikahlar; kadınla erkek boşanmaz, erkek kadını boşar, erkek karar verir kadın razı olur, çocuk babanın malıdır, kime emzirtileceğine bile baba karar verir (öz anasına bile emzirme ücreti ödenir). İslamiyet bu şekilde kadını fazlasıyla yüceltmiştir. İslam âlimleri, “Önce ananın hakkı, sonra ananın hakkı, sonra gene ananın hakkı, ancak ondan sonra babanın hakkı” diye anlatarak kadının ne kadar övüldüğünü anlatır dururlar ama bu ayetlerden kimse bahsetmez. İnsanlar bunları anlamasın diye onu Arapça bir Kuran olarak tutmaya devam ederler. |
Dinlerden özgürlüğe hoş geldiniz AhbAp,
Son paragrafınızla kadınların edilgenliğini çok güzel özetlemişsiniz. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Artık yeni bir kuran var. Yeni kuranı allah kadın peygemberinize yolluyor. http://www.turandursun.com/forumlar/...=10965&page=14 Sayfa 14 sonra hepsini okursunuz fişmallah.:p |
Kur'anı Arapça okuyunuz!büyyük sevaptır he!.. :))
Birşey anlamazsınız o başka, ama böyyük sevaba nail olursunuz he! :)) |
Bakara Suresi 282. Ayet:
"Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın olsun." Nisa Suresi 11. ve 176. Ayetler: "Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder." Nisa Suresi 3. Ayet: "Beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın." Nisa Suresi 34. Ayet: "Başkaldırmasında endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve DÖVÜN." "(elhamdülillah) müslümanım" diyebilen var mı? |
Elhamdülillah müslümanım.
Ne güzel anlatıyor Kuran-ı kerim gerçekleri. Şimdi bir erkeke düşününki , babasının mirasını alır. Bir kadın düşünün evliyse, hem kocasının mirasından hemde babasının mirasından pay çıkarır. Erkek kardeşinin zayıflamasına yol açar , yani baba soyunu zayıflatır bugünkü miras paylaşımı. Bekarsa yine yarı yarıya aldığı maldan , o malı hak etmeyen kocası yararlanabilir. Hiç evlenmesse , baba malını har vurup harman savurur yada anne malını. Beğendiğimiz kadını alıcaz tabi , hoşlanmadığımızla nası yaşıycaz. Şu anda parayı kullanıp harem kuran zengin işadamları vs. , kendi vücudunu para için her türlü pornografik işlerde, escort kızlıkta, mankenlikte bulan kadınları nasıl aptalca kullanıyo. Kadında para kazanıp hayatını geçindirdiğini zannediyor, sonra aile yok , akraba yok, yanlız başına ölüp gidiyor. Allah kadının daha doğrusu bir çok kadının zafiyetlere uğrayabileceğini söyleyip, başkaldırı yaptığı zaman yada bilmediğine burnunu soktuğu zaman ceza verilmesi gerektiğini söylüyoy. Nitekim Hz. Havvanın Hz. Ademe ısrarı ve kandırmasıyla cennetten çıkmalarına sebebeiyet vermiştir. Şimdi diyeceksinizki Allah niye kadını zaifiyetle yaratı, öyle yaratmadı her insan kendini eğitip, dünyada var oluş gayesini bilmesi gerekir. Kadının amacı nedir , neslin devamı için annelik yapmak, iyi bir eş iyi bir anne olan ve Allah'ın kurallarına saygı gösteren kadın zaifeyetini yener. |
|
Kadının amacı nedir
sn. mongus soruyu erkeğin amacı nedir o zaman diye size yöneltmiş olsam cevabınız ne olurdu? erkegin var oluş amacının hakimiyet olduğunu savunacaksınız sanırım. |
Erkeğin amacı neslin devamı için çalışmak, aileyi beslemek, çoçukların geçimini sağlamak, yetişkin olduğunda evlendirmek, anneyi ve çocukları korumak, Ahlaki ölçüleri öğretmek.
Bir baba çocuğuna 18-20 yaşında sahip çıkabilme yeteneğine sahip olabilir çünkü fiziki bir güce sahiptir. Ancak anne yani kadın zayıftır çocukla uğraşamayabilir, söz geçiremeyebilir , senelerce bakıp büyüttüğü çocuk elinden kayıp gidebilir, o yüzden babanın onları koruyp gözetmesi , neslinin devamı için çalışmasıdır. |
Nasıl yani! kadın çalışarak aileyi besleyemez,çocuklarının geçimini sağlayamaz,yetişkinlik evresinde çocuğuna düğün dernek kuramaz, peki dünya yüzünde milyonlarca eşi ölmüş veya bir şekilde eşinden ayrı çocuklarını koruyan,besleyen büyüdüklerinde evlendiren dul kadın bulunduğu konusuna nasıl bakıyorsunuz?
kimin aklaki ölçüleri sayın mongus! sanki erkek sizin kafanızdaki ahlaksızlık tanımında hiç rol oynamıyormuş gibi! bu nasıl bir bakıştır,bu yüzyılda hala savunabiliyorsunuz bu çürük anlayışı. Kadın ahlaksızlık yapabilir fakat erkek dünyanın en masum yaratılanı pes! aksine kadın doğası geregi koruma güdüsüne sahiptir. ne demek erkek çocuğu kadından daha çok koruyup gözetebiliyor demek. bugün o çocukların korunması gereken şartları yaratanların çogunluğunu erkeklerin oluşturduğunu nereye koyacağız peki. Kadını alım satım malzemesi yapan erkek,uyuşturucuyu silahı pazarlayan erkek, organ pazarlayan erkek vs.vs. fakat kadın çalışıp para kazandığında erkeklerin hakimiyet güdülerine dokunuyor bu durum. nasıl olur da kadın güç gösterisinde bulunabilir! peki biz şimdi kime efendilik yapıp güçlü olduğumuzu ispatlayacağız korkusu olmasın sakın size bu satırları yazdıran!! |
Saygideger pervane;
aksine kadın doğası geregi koruma güdüsüne sahiptir.-pervane- Erkek de, dogal dusuncesi geregi, sahiplenir." Ben/benim" erkeksel dogal dusuncenin temellerinden biridir. Erkek, kullanmayi, kadin ise paylasmayi dusunce olarak tercih eder. Erkek hakimiyetci, kadin uzlasmacidir. Erkek "kendi cikari icin" kadin "ortak cikar icin" dusunur. Neyse, simdilik; bunlar yeter. Nasil olsa Kuran ve kadin yanyana gelemiyor. Kuran Erkegin kitabidir. Kadin, Kurana gore, bir kullanim aracidir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Ben Allah tarafından gelen hükümlere dayanarak konuşuyorum, dünya genellemesi yapmıyorum. Kadın zorla bir çocuğu yola getiremez, çocuk annesinin yakasına yapışıp para vs. koprır , babasına kolay kolay yapamaz. Eğer çocuğun ahlaki değeri sağlamsa annesiyle uzlaşır. Ancak öyle birşey yoksa babsı onu mirastan reddetme, evden kovma gibi şeyleri kabul ettirebilir, annelik duygusu kadında vasfolduğundan çocuğu onu dövsede birşey yapamaz.
Geçen bir haber okudum, rusyada bir adam, annesinden para istemiş vermiyince annesini öldürmüş, parasını içiki ve kumarda harcamış aç kalıncada 3 ay boyunca annesini parçalara ayırıp , dolaba koymuş ve yemek pişirip yemiş. Burda hem başında bir baba olmayışı, hem annenin zayıf oluşu, hemde çocuklarının 33 yaşındaymış bu, ahlaktan yoksun oluşu bu olaya zemin hazırlamış. Yani bir insanın ahlaki değerler yaşanan toplum ve ülkelerde , Gerçek din olan islamın altında dünyaya gelip o doğruları uygulaması bunlara meyil vermez. Her ne kadar siz ateistler insanın kendi kendine özgür biçimde ahlakını kurmasını savunsanızda bu olmuyor. örnekler çok açık. |
Alıntı:
Yine anlayamadım. bundan dolayı özür dilerim. Ama ölsem de sormam gerek Are you sure ? Yani Emin misin ? Diyorsun ki, -Tabi yanlış anlamışsam düzelt lütfen- Herhangi birisi gerçek din olan İslam'ın altında dünyaya gelip, o doğruları uygulasa, yukardaki gibi olaylar vuku bulmaz. Ya Hu desene bizler dünyada değil, sevgili mhmd'nin tasvir ettiği Aynüd gezegeninde yaşıyoruz. Ben de diyommmm bu gardaşın (Mongus) dediği şeyler gocca dünya üzerinde niyekine yokkine ? Makber isimli parçanın bir satırı gibi "Her yerrr karanlıkkkk" |
Aynen öyle o doğruları uygular ve sapmassan vuku bulmaz.
|
Sevgili dostum özgür beyin bir ara şu
"Sorun cahil olman değil,kendini alim sanman" imzasını kullanırdı. Ne hoş bir imza idi :) |
Her ikiside olabilirim, ancak ikisinide düşünmüyorum:)
|
Şu dinsiz arkadaşları bazen anlamakta güçlük çekiyorum.
Kuranın ana mesajı bellidir. Bugun miras hukukunda kadına malın %50 sini verdiniz diye kimse dinden çıkmaz yada üzerine bir yükümlülük binmez. Kadın ve erkek konusunda 1300 sene önce insanlar Peygambere soruyorlar bu işi nasıl olabilir diye, Allahta bu şekilde tavsiye veriyor. Kuranın ana mesajı nedir ? bunu anlamak bu kadar zormu. Kuranda çok açıktırki Allah katında herkes eşittir.Tevbe süresi 72 ayet buna çok açık örnektir. Allah katında değer, Allaha olan saygı bağlılık ve ibadettir. Bunlar belirtilirken "ey erkekler allah katında sizden başka yüce yoktur, erkek olun ibadetinizde yapın cennetler sadece sizler içindir" diye bir ayet varmı ?." Bu ayet açık değilmidir ? "Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13 Yada bu "Kim bir kötülük işlerse, kendi mislinden başkasıyla ceza görmez; kim de -erkek olsun, dişi olsun- bir mü'min olarak salih bir amelde bulunursa, işte onlar, içinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere cennete girerler. (Mümin Suresi, 40)" Yada bu "Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Bana'dır." (Lokman Suresi, 14)" Yada bu " 30 - İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar var ya, şüphe yok ki biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz." Ateist arkadaşlar birde akıllı görünürler ama zaman zaman ne hikmet haktan çevrili veriliyorlarda gözleri yanlış görüyor, beyinleri hakikati anlamak istemiyor.. |
Alıntı:
Sevgili Never, Aşağıya yapıştıracağım ayetler de Kuran'dan: İsrailoğullarının diğer ırklardan üstün olduğuna dair ayetler: Bakara 47: Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Maide 20: Hani Musa, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” Kişilerin eşit olmadığına dair ayetler: Nahl 75: Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler. İsra 21: Bak nasıl, onların kimini kiminden üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür üstünlükler daha büyüktür. Rûm 37: Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Şûrâ 49-50: Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yapar. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir. Erkeğin kadından üstün oşduğunu anlatan ayetler: Bakara 282: Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Nisa 34: Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. Kuran, bir çelişki kitabıdır. Aynı konuda zıt hükümler olmasının ana nedeni, söz konusu ayetlerden nispeten insaflı olanlarının İslam'ın güçsüz olduğu dönemlerde yandaş toplama endişelerinin olması ve diğerlerinin İslam'ın güçlü ve pazarlığa yanaşmasına gerek kalmadığı dönemlerde uydurulmasıdır. İçki içmekle ilgili ayetlerde olduğu gibi. |
Alıntı:
"Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13) burda dikkatimi çeken nokta (ırk ya da soyca değil) diye kendinizce bir açıklama yapmanız oldu kuran böyle birşeyi söylemek isteseydi zaten oraya ırk yada soyca değil diye bir ibare koyardı sizin bunu koymanıza gerek yoktur nitekim birçok çeviride öyledir. sanırım bu çeviri ali ulaç'ın çevirisi nedense islamcılar kuranîn yanına açıklama ekleyip bişeyleri anlatma çabasında kuran kendisi ne kadar apaçık bir kitap olduğunu söylemektedir. İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini (Kur’an’la) hidayete yöneltir. (Hac / 16) Böylece biz onu, (anlasınlar diye)Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için Düşünme (yeteneğini) oluşturur. (Taha / 113) kuran zaten kendisi türlü şekillerde açıkladığını söylüyor nedense insanlar ayetlerin yanına uzun açıklamalar anlatmalar yapmaya çalışmakta devam edelim... Diyanet (2-3) Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.(zuhruf:3) Tabi burda sorulması geren bir soru var hemen onada deyineyim siz daha iyi anlayasınız diye arapça yaptık diyor.siz diye kime sesleniyor tüm dünya halklarına seslenmediği kesin siz iyi anlayın diye arapça yaptık diye ingilizlere seslendiğin sanmıyorum tabikide araplara sesleniyor yani belli bir topluluğa dolayısıyla evrensellikten uzak bir tutum sergiliyor nitekim bir başka çeviri: Gerçekten Biz onu, belki Aklınızı kullanırsınız diye (sizin dilinizde) Arapça bir Kur'an kıldık. (Zuhruf / 3) ee o parantez içleri yok mu içine yeni kitap sığdıracaklar nerdeyse... kuran'ın apaçık bir kitap olmasına dönersek ayetler çoğaltılabilir sonuç olarak kuran apaçık bir kitaptır böyle apaçık olan bir kitap'ın yanlarına uzun uzun açıklamalar yapmanıza gerek olduğunu sanmıyorum allah kendisi istediği kadarını söylemiş allah bilmiyor mu ki orda onu söylemeyide o çok muhterem islam bilginleri yanlarına uzun uzun açıklamalar yazıyor . Diyanet: Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır (Hucurat Suresi, 13) ben kısaca buna allah'ın avukatlığını yapmak diyorum allah yerine konuşmak onun dedikleri kendine göre apaçık olduğu halde onun yazdıklarının yanına bişeyler iliştirmek pek mantıklı değil sanırım. bunun bazı insanlar daha iyi anlaması için yapıldığı falan söylenir genelde o zaman ben sorarım kuran apaçık bir kitapsa bu anlatımların gereği nedir saygılar. |
Sevgili insan-olmak,
Maalesef , iman gozleri korelttiginden, "apacik" kitabin devamli aciklamasini yapmaktan ve bu "apacik" kitabi anlatabilene alim demekten cekinmezler.Belki de apaciktan kasit cisiyetle ilgili ayetler olabilir mi?:) |
Alıntı:
sonuçta araplar daha iyi anlasın diye inmiş açık bir kitaptır ee araplar içinde cinsiyet önemli malum :) |
Alıntı:
Bakın 1400 yıl öncesinin türkçe yazıtlarını anlayamassınız bir okumayı deneyin isterseniz.buradada durum aynıdır. Peki o parantez içini ayetten çıkarınca başka birşeye mi dönüştü yani birden kadın haklarını aşşağılayan bir ayete mi dönüştü Diyanet: Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır (Hucurat Suresi, 13) O kadar uzun açıklama yazdınızki görende sanırki (ırk yada soyca değil) ifadesi çıkınca başka birşeye dönüşüyor |
cevabınız için teşekkür ederim sayın kemaloğlu
öncelikle 1400 yıl öncesinde okuyacağım bir metin şu iddalarda bulunmamaktadır. 1)asla değiştilemeyeceği 2)kurallarının,ilkelerinin veya sözlerinin sonsuza kadar geçerli olduğunu 3)gökten inme olduğu 4)Gerçekten Biz onu, belki Aklınızı kullanırsınız diye (sizin dilinizde) Arapça bir Kur'an kıldık. (Zuhruf / 3) gibi ilginç bir iddada bulunduktan sonra evrensellik ve tüm kitlelere seslendiği iddasında bulunmak gibi bir takım farklılıkları vardır dolayısıyla kuran ile eski bir metinin değerlendirilmesi aynı olamaz. konuya dönecek olursak Alıntı:
burdan ne anlarız öncelikle siz diye seslendiği elbette araplardır başka bir ayette ise ''Biz bu kuran ı mekke ve çevresindekileri uyarman için indirdik(Enam:92.ayet) diyerek kuran'ın kimlerin dilinde kimlere seslendiği ve hangi çevrelere yazıldığı çok güzel açıklanmıştır. devam edecek olursak. kuran kendininde söylediği gibi apaçık bir kitaptır Ve ebediyete kadar geçerli bir kitaptır.Dolayısıyla çok yıllar önce nasıl uygulanıyorsa gelecektede böyle uygulanacaktır. Bu kitabın apaçıklığı sadece arapça olduğunda mı geçerli oluyor? yoksa kuran sadece araplar için apaçık olan bir kitap mıdır? diğer toplumlar için fazla açık olmadığı için bir takım çevrelerin açıklamalarına mı ihtiyaç duyuluyor? bir kitap hangi dilde yazılırsa yazılsın başka bir dile çevrilirken mutlaka bişeyler kaybedecektir.Dolayısıyla şöyle bir sorun çıkacaktır kuran apaçık ama neye göre kime göre apaçıktır? arapça olduğunda apaçıksa kuran'ın evrenselliği nerdedir? bu soruları cevaplandırırsanız sevinirim Saygılar |
Alıntı:
Kaç kere söyledik. Her insanın ortak gayelerinden birisi nedir? Yaşamak. Peki size göre yaşamak ile bana göre yaşamak niye farklı? Siz misalen İngilizce biliyorsanız ve bununla iş kurup para kazanıyorsanız ben niye bilmeden iş kurma şansına sahip değilim? Niye yani neden? Bir iş adamı ile, bir işportacının çalıştığı yerden beklentileri bir mi? Değilse neden? İkiside iş yapmıyor mu? İkisinin de ortak gayesi para kazanmak değil mi? Birisi neden az ile idare edebiliyor iken öbürü edemez veya edemiyor? Bilim de tün dünya için ortaktır, evrenseldir. Dini, ırkı, soyu sopu, ülkesi bilmem nesi yoktur. Peki ben mesela neden biyoloji bilmiyorum? Hani evrenseldi? İlla ki birşeyleri okumam öğrenmem mi gerek? Onun dilini öğrenmem mi gerek? Bu sorulara cevap verebilirseniz sorduğunuz soruların cevabını kendinizden alabilirsiniz. Saygılarımla |
hep cımbızlamadır zaten islama göre şu durum nedir diye sorulduğunda cevap: bütün kuran o zaman sonuçta bir sureyi alırsak yada ayeti alırsak cımbızlamış oluruz :)
biyolojiyi bilmeyebilirsiniz ama biyolojiyi kimse anasının karnında öğrenmiyor herkes çalışarak tırmalayarak öğreniyor bir arapta bir türkte aynı biyoloji bilgisine sahip olabilir. ancak kuran arapça bir kitap olarak öğrenilmesi anlanması konusunda araplara özel bir şans tanımaktadır.Ben bir arap olsam benim dilimde inen bir kitap( sizin dilinizde indi diye kitap bana sesleniyor)bir türkten bir ingilizden daha şanslıyımdır zaten kitap benim dilimde inmiştir ve benim anlamam için inmiştir. Ancak bilim dili için bu geçerli değildir 2+2=4 kişinin akli bir sorunu yoksa bunu türkçesiylede ingilizcesiylede anlar.demogoji yerine cevaplamayı deneyiniz. saygılar. |
Alıntı:
Ben size biyolojiden bahsediyorum, siz ardından hem kimse biyolojiyi anasının karnında öğrenmiyor herkes çalışarak tırmlayarak öğreniyor diyorsunuz hemde ardından 2+2=4 her dilde aynıdır demagoji yapmayın diyorsunuz. Biz bir önceki mesajımızda ne dedik? Kişi ne istiyorsa, istediğini alacak kadar çalışmalı. İşportacılık kendisine yetiyor mu? O kadar çalışacak. Yetmiyor daha fazlasını mı istiyor? Daha fazla çalışacak. Bu kadar basit. Hayatın sınav olduğunu unutursanız, o daha şanslıdır bende daha şanslıyımdır gibi ifadeler kullanırsınız. Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu? Saygılarımla |
örneklerinizi işportacılıktan örnek vermeniz olayı başka bir yere taşımaktadır.çünkü örneğinizde bişeyi unutuyorsunuz kapitalizm
Alıntı:
hindistan'daki işçi saatlerce çalışıyor ancak aynı işi yapan bir kişi başka ülkede daha az çalışıp daha fazla kazanıyor yani sistem ne kadar çalışırsan o kadar kazanırsın diye işlememektedir.ne kadar yalan söylersen burjuva şakşakçılığı yaparsan o kadar kazanırsın diye işlemektedir.İslam'da bunu desteklemektedir zaten. bu örneği alıp arapça öğrenir çalışır kişi bu dili öğrenir ve kuran'ı anlar diye oldu bittiye getiriyorsunuz. şunu göz arde etmeyin bir çocuk annesi ve babası hangi dili konuşuyorsa yada çevresi onu hangi dil ile yetiştirdiyse o dil onun ana dili olacaktır ve bu dili çok iyi bilecektir.Ben bir türksem ne kadar arapça çalışsamda yıllarımı versemde bir arap kadar arapçayı iyi bilemem.Bir arap benim kadar uğraş ve çaba vermeden arapçayı çok iyi bilecektir ve apaçık olduğu söylenen kitabı çok iyi anlayacaktır.Ben yıllarımı versem onun kadar iyi arapça bilmem zordur bilsem dahi o benim kadar zaman harcamadan güzel bir arapçaya sahip olacaktır. Alıntı:
Bu süreci cenneteki göğüsleri tomurcuk gibi olan huriler için terk edemem bu benim hayata bakış açımdır.Herkes aynı düşünmek zorunda değil. hiç bilenle bilmeyen bir olur mu demişsiniz birde şu var hiç arapla diğer ırklar bir olur mu? ben kuran'da ingilizlere kızılderelilere seslenen bir ayet göremiyorum ancak araplara indiği ve onlar anlasın diye indiğine dair bir ayet görebiliyorum. Gerçekten Biz onu, belki Aklınızı kullanırsınız diye (sizin dilinizde) Arapça bir Kur'an kıldık. (Zuhruf / 3) ne güzel araplara sesleniyor sonuçta bizim dilimiz arapça değil seslendiği apaçık araplardır. |
Gerçekten Biz onu, belki Aklınızı kullanırsınız diye (sizin dilinizde) Arapça bir Kur'an kıldık. (Zuhruf / 3)
Beyefendi neden eleştirdiğiniz şeyi siz yaptınız neden parantez koydunuz? Kuran-ı kerimi baştan sona okuyanlar onun ne kadar evrensel olduğunu hemen anlarlar hitap biçimleri,seslenişler v.s Tartışmaya bile gerek duymaz bu Ama biz tartışıyoruz maalesef Arapçayı bilmeyen bir insanın kitabında yazdığı şeyleri,hala kullanıyorsunuz galiba uzun zamanda kullanacaksınız |
Alıntı:
Ben apaçık olduğu söylenen kitabın yanına açıklamalar getirilmesine karşıyım. madem açık bu parantezlerede gerek yoktur. Ancak ben kuran'ı eleştiren bir kişiyim ben kuran'ın apaçıklığını kabul edip yanına parantezler açan biri değilim.Ben kuran'ın apaçık olduğunu idda etmesi üzerinden ortaya çıkan çarpıklığı dile getiren biriyim. Bu yüzden böyle yaklaşımda bulunmama normaldir. Yani ben falanca ayeti alıp içindeki çarpıklıkları belirtmek için yanına parantez açıp açıklamamı getirebilirim.Çünkü ben kuran'ın apaçık olduğunu savunmuyorum.Ben apaçık olduğunu idda eden kitabın kendi içindeki tutarsızlığı dile getiriyorum burdaki ince mantığa dikkat edin. Saygılar. |
Alıntı:
Neden o kelimeyi anlamaya çalışmak yerine ezberden bildiğinizi okuyup ona göre yorum yapıyorsunuz. Kuran-ı kerim bu ifadeyi sıklıkla kullanır ama bu kitap apaçık bir delildir anlamında,işte karşınızda duruyor,anlamaya çalışın anlamında Yoksa kuran-ı kerimde bazı ayetlerin müteşabih yani yoruma açık olduğunu söyler buralarda sizin anladığınız anlamda bir "apaçık" lık yoktur. İşte benim anlatmak istediğim beyninize bir şey kazırsanız hep ona göre yorum yaparsınız,yanlış olur. |
Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya!..." Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti. Kalpleri birbirine benzemiştir. Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır. (Bakara :118)
hani demiştiniz ya parantez içi olmasın parantez içi olmayınca ayetin anlamı nasılmış bakalım Diyanet (2-3) Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.(zuhruf:3) ayet çok açıktır.İyi anlayasınız diye arapça kıldık diyor.ingilizler daha iyi anlasın diye arapça kıldık diyecek hali yok değil mi? dolayısıyla araplara seslenmektedir. Kuran apaçık derken ortadadır anlamını kastetmemektedir.Kuran kendisinin hiçbir açıklamaya gerek duymadan apaçık anlaşılır olduğunu söylemektedir. kendinin zaten açıkladığını söyler. Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya!..." Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti. Kalpleri birbirine benzemiştir. Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır. (Bakara :118) hemde türlü yollarla da açıklamıştır Böylece biz onu, (anlasınlar diye)Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için Düşünme (yeteneğini) oluşturur. (Taha / 113) hal böyleyken siz kuran'ın apaçıklığnını kendini açıklamış olduğunu ve başka sözlere gerek bırakmadığını inkar edemezsiniz. Saygılar |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:46 . |