Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Biyoloji (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=140)
-   -   Ölümden sonra bilinç varlığını sürdürüyor mu? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=14461)

ozgurrr 04-11-2009 14:08

Ölümden sonra bilinç varlığını sürdürüyor mu?
 
Arkadaşlar sanırım bu konunun burada tartışılması lazım konuya kaynak haberin linkini aşağıda veriyorum. Kitap yeni ama okuyan var mı ya da bu konuda görüşleriniz nelerdir ?

http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2009/11/04

Haberin önemli kısımlarını ekliyorum ;

Amerikalı muhafazakâr siyasi yorumcu Dinesh D’Souza tarafından yazılan “Life After Death: The Evidence” (Ölümden Sonra Yaşam: Kanıt) isimli kitap akademik çevrelerde ve internette büyük tartışma yarattı.

“D’Souza’nın kitabı ölümden sonra da bilincin varlığını sürdürdüğüne dair sarsılmaz bilimsel kanıtlar sunmaya çalışıyor. D’Souza’nın iddiasında hayaletler, medyumlar ve azizler aracılığıyla gelen mucizevi tedavilerin rolü yok, bunun yerine kuantum mekaniği, sinirbilimi ve ahlak felsefesinden faydalanılıyor. D’Souza ölmüş biriyle iletişim kurduğunu ya da kurmayı beklediğini söylemiyor. Bunun yerine insan kalbine yöneliyor ve orada, fedakârlık ve yardımseverliğin altında yatan evrensel ahlak kurallarını buluyor.”

Newsweek, kitapta ölümden sonraki hayatın nerede gerçekleştiğiyle ilgili olarak da “çoklu evrenden” bahsedildiğini belirtti. Buna göre, bazı kuantum teorilerinde de söz edilen çoklu evrende madde farklı bir biçimde varlığını sürdürebiliyor. Kitapta bu durum “Fizikte, öldükten sonra başka alemlerde, şimdikinden farklı vücutlarla yaşamaya devam edebileceğimiz fikrini çürüten bir şey bulunmuyor” diye açıklanıyor. Delaware Üniversitesi Kuramsal Parçacık Fiziği Profesörü Stephen Barr, “D’Souza, kozmoloji ve sinirbilimi gibi çeşitli dallardaki son keşifler hakkındaki bilgisinden faydalanarak, ölümden sonra yaşam için güçlü bir savunma yapmış” dedi.

NOT: Konuyu bilim kısmında açtım çünkü kuantum ve çoklu evren kavramlarından bahsediliyor ama felsefe kısmına da alınabilir takdir sizin.

cyctec3 05-11-2009 01:38

Alıntı:

ozgurrr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256260)
Arkadaşlar sanırım bu konunun burada tartışılması lazım konuya kaynak haberin linkini aşağıda veriyorum. Kitap yeni ama okuyan var mı ya da bu konuda görüşleriniz nelerdir ?

http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2009/11/04

Haberin önemli kısımlarını ekliyorum ;

Amerikalı muhafazakâr siyasi yorumcu Dinesh D’Souza tarafından yazılan “Life After Death: The Evidence” (Ölümden Sonra Yaşam: Kanıt) isimli kitap akademik çevrelerde ve internette büyük tartışma yarattı.

“D’Souza’nın kitabı ölümden sonra da bilincin varlığını sürdürdüğüne dair sarsılmaz bilimsel kanıtlar sunmaya çalışıyor. D’Souza’nın iddiasında hayaletler, medyumlar ve azizler aracılığıyla gelen mucizevi tedavilerin rolü yok, bunun yerine kuantum mekaniği, sinirbilimi ve ahlak felsefesinden faydalanılıyor. D’Souza ölmüş biriyle iletişim kurduğunu ya da kurmayı beklediğini söylemiyor. Bunun yerine insan kalbine yöneliyor ve orada, fedakârlık ve yardımseverliğin altında yatan evrensel ahlak kurallarını buluyor.”

Newsweek, kitapta ölümden sonraki hayatın nerede gerçekleştiğiyle ilgili olarak da “çoklu evrenden” bahsedildiğini belirtti. Buna göre, bazı kuantum teorilerinde de söz edilen çoklu evrende madde farklı bir biçimde varlığını sürdürebiliyor. Kitapta bu durum “Fizikte, öldükten sonra başka alemlerde, şimdikinden farklı vücutlarla yaşamaya devam edebileceğimiz fikrini çürüten bir şey bulunmuyor” diye açıklanıyor. Delaware Üniversitesi Kuramsal Parçacık Fiziği Profesörü Stephen Barr, “D’Souza, kozmoloji ve sinirbilimi gibi çeşitli dallardaki son keşifler hakkındaki bilgisinden faydalanarak, ölümden sonra yaşam için güçlü bir savunma yapmış” dedi.

NOT: Konuyu bilim kısmında açtım çünkü kuantum ve çoklu evren kavramlarından bahsediliyor ama felsefe kısmına da alınabilir takdir sizin.

biz desek dikkate almazsınız, ama isim yabancı olunca elestırı az kabul cok oluyor. buda ezik dogulu kulturunden olsa gerek. ama bazı insanların bunu içlerinde tanımlamaları zordur.:biggrin1:

ozgurrr 05-11-2009 15:30

cyctec3 kitabın yazarı Hristiyan yani aynı görüşü savunmanız normal ben bilimsel kanıtları olduğunu iddaa etmesi açısından bu konuda bilgisi olan arkadaşlara yönelik olarak konuyu açmıştım.

mehmetsalih 05-11-2009 21:10

Selam,

http://www.dineshdsouza.com/ diye bir siteside var sanırım. Kesndisnin görüşlerini veya gözlemlerini! okuyamadım... Türkçeye çevrilen kitabı varmı yokmu onu bilmem ama haberlerden anlaşıldığı kadarıyla Ahlak Felsefesinide kulanmış yani burada yeni birşey sunmuyor aslında varolan Hint Felsefesinden yararlanıyor birde yeniçağdaki bazı Bilimsel kanıtlardan destek alıyorki zaten bu kanıtlar var olalı sunuluyor. Ama kendisi ölüm ötesini bir Bilimç olarak tasavur etiği için bu yeryüzünde olamacağınıda söylüyor oysa Kıyamet ve Ahiret bu Dünyada olcak... Hristiyanlığın bu safsatası İslam'ın kolesyonlu uydurma ve hadilerede bulaşmış. Perili ve Ruhlu yaşam Geleneksel/Hurafeci İslam'dada var ama Ruhu bir duygu olarak algılaması biraz farklı Hristiyan geleneğinden. Bilinç değişimi olarak algılıyor... Devam varsa yazarız çünkü Teorisi hakknda bilgi sahibi değiliz verdiğim siteden tercüme yapacak varsa ona göre görüş belirtiriz.

Kıvançla...

ozgurrr 05-11-2009 22:05

Sitesine ben bakmıştım kitap tanıtımları ve biografisinden başka birşey yoktu. Haberde kelebeklerle ilgili bir hikaye vardı ama o da yazan kişinin yorumuydu. Kanıt - Evidence demesi ilgimi çekti kitabı edinebilen varsa belki paylaşır.

evrensel-insan 05-11-2009 22:28

Saygideger arkadaslar;

Olumden sonra, kisinin tirnaklarinin ve killarinin uzadigi, buyuk veya kucuk tuvaletini yaptigi bilinmektedir. Bunlar vucudun refleks ve kisinin kontrolu olmadan yapilan hareketlerdir.

Bilinc ise, tamamen beyin fonksiyonlarinin islevi ve islerligidir. Refleks hareketler, buna dahil degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ShadowSong 05-11-2009 22:46

Kuantumda kuantum,her birşey sallayan kuantuma bağlıyor.Çoklu evren teorisi halen kanıtlanamadı,kanıtlansa dahi,içeriğindekilerin ne olacağı sadece bir tahmin olucak.Kanıtlandığı taktirde,elbette bazı katmanlarda,dünyadaki maddeler farklı şekillerde varolabilirler ama bunun için maddenin yok olması gerekmekte.Asıl sorun ise burada maddeden değil bilinçten bahsediyoruz,bu nasıl başka boyuta geçebilir ki.Kaldı ki bilincin ne olduğu konusunu halen tanımlayamazken,çoklu evren teorisini kanıtlayamazken ve halen kuantumda birsürü problemlerimiz varken böyle öngörüler yapmak komik

rodof 05-11-2009 23:36

Olumden sonra, kisinin tirnaklarinin ve killarinin uzadigi, buyuk veya kucuk tuvaletini yaptigi bilinmektedir. Bunlar vucudun refleks ve kisinin kontrolu olmadan yapilan hareketlerdir. evrensel.

sevgili evrensel ,bu kıl tırnak uzamaları bir fiil devammı ediyor ,yoksa beli zaman peryodu içerisinde kıl tırnak uzaması işlevini yitiriyormu ..

bu saydıklarınızın devamı halinde ,neler yaşanabileceğini bir gözden geçirmek gerek.tırnak uzadıkca uzuyor kıl vs. net bilgim yok ama sanırım 4/5ay felan olabilir .

birde merak ettiğim bu zaat ruh'un tanımını yapmışmı ,yoksa ruh tanımı olmadanmı bol keseden salamış .
malum beden 4/5 ay içerisinde ,kemiklerden ibaret oluyor .ruh'un bilinmezliği olduğu için tanımı önemli bir konu ,aksi durumda bir delli kuyu misaline dayanır ..

evrensel-insan 05-11-2009 23:46

Saygideger rodof;

Zannedersem, bu hareketler, vucut soguyuncaya kadar, yani kan cekilinceye ve organlar tamamen canli islevini yitirene kadar suruyor. Vucut soguduktan sonra da; organlar curumeye basliyor. Oyuzden de organ naklinin, her organ icin belirli bir suresi var.

Ruhun tanimini yapip yapmadigini bilmiyorum. Ama; can ve canlilik kavrami; kisinin yasami ile paralel. Beyin ve kalbin calismasini durdurmasi ise, olum olarak adlandiriliyor.

Ama; sonucta organlarin curume sureci bile bir hareketlilik iceriyor. O yuzden can ve canlilik terimini de; kisinin butunu mu?, yoksa, her organin hareketimi olarak almak bile, farkli sonuclar verir. Sonucta, organ nakli basarili olursa, nakil olan organ yeni bir vucut sistemine adapte oluyor ve yasamini ve de canliligini surduruyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

tensiz.denek 06-11-2009 02:07

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256677)
Saygideger arkadaslar;

Olumden sonra, kisinin tirnaklarinin ve killarinin uzadigi, buyuk veya kucuk tuvaletini yaptigi bilinmektedir. Bunlar vucudun refleks ve kisinin kontrolu olmadan yapilan hareketlerdir.

Bilinc ise, tamamen beyin fonksiyonlarinin islevi ve islerligidir. Refleks hareketler, buna dahil degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sayın evrensel-insan, küçük bir detayı belirtmekte fayda var. İnsan öldükten sonra vücutta kaybedilen su geri kazanılmayınca hücrelerdeki su oranı azalır. Su azalınca etler vücudun her yerinde geri çekilir ve böylece tırnaklar büyümüş, kıllar uzamış gibi görünür. Öldükten sonra gerçekleşen tek biyolojik reaksiyon ise çürümedir.
Saygılar,

uyar 06-11-2009 20:32

"Ölümden sonra bilinç varlığını sürdüyor mu? "


Daha neler.............. öldün be kardeşim... bitti herşey... :)

yucemanitu 12-06-2010 22:32

Beyin çürüdükten sonra bilinç nasıl varlığını sürdürsün ki? Ayrıca bu adam ölen biriyle temas kuramıyorsa "kanıt" bunun neresinde?

evrensel-insan 12-06-2010 22:52

Saygideger arkadaslar;

Yasami sona eren, mustakil var olan varlik icin, hayir. Henuz yasamlarina devam eden, insanoglu turu ve birleri icin, evet.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara 12-06-2010 23:25

D'Souza gerizekalıdır. Günümüzde saçma şeyleri mesnetsiz alengirli tasvirlerle ifade edebilen "eğitimli" insanlardan biri olarak, bize "mektep cehaleti alır, merkeplik baki kalır" atasözümüzü hatırlatmaktadır.

Düşüngen 22-06-2010 13:15

Sevgili arkadaşlar, ölümden sonra bilinç varlığını sürdürüyor mu sorusunu kendi içndeki mantıksal çelişkisiyle cevaplamak istiyorum.

Çoğu zaman duyarız; "Öldüm yukarıya yükseldim oradan aşağıdaki bedenime baktım, sonra ışıklı bir tünele girdim ordan paralı yola girdim sonra bedenime geri döndüm". Bu sıkca yaşanan durumun nesnel ispatı olmadığı için neden gerçek sayılıyorda halüsinasyon sayılmıyor.

Dikkat ederseniz hep geri gelenler bu zihinlerindeki yanılsamaları gerçek sandığı için gerçekmiş gibi anlatır. Ama geri gelmeyenler hiçbir şey anlatmazlar neden? Çünkü onlar adam gibi ölmüşlerdir. Tartışmasız, bariz bir şekilde ölenler konuşmazlar. Buradan geri gelenlerin tam olarak adam gibi ölmediklerini anlıyoruz.

Bu öldüm, dirildim, gittim, geldim sendromlarının bilimsel açıklaması var.
Ağır durumdaki hastaların beyni bir süre oksijensiz kalıyor o sıra bilinç şoka giriyor ve bu tip halüsinasyonlara zemin hazırlıyor. Hasta normale dönüncede gidip geldiğini zannediyor. Kalp durmasını ölüm olarak nitelemek pek doğru değil sanırım asıl ölüm ve hepimizin koktuğu acı son, beyin ölümüdür. Beyin ölümü sonucu kendimizi ve çevremizi algılamamızı sağlayan beyin ön lobunun geri dönüşü olmayan bir bozunma sürecine girmesidir.

nogada 22-06-2010 22:36

Alıntı:

Düşüngen´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314045)
Sevgili arkadaşlar, ölümden sonra bilinç varlığını sürdürüyor mu sorusunu kendi içndeki mantıksal çelişkisiyle cevaplamak istiyorum.

Çoğu zaman duyarız; "Öldüm yukarıya yükseldim oradan aşağıdaki bedenime baktım, sonra ışıklı bir tünele girdim ordan paralı yola girdim sonra bedenime geri döndüm". Bu sıkca yaşanan durumun nesnel ispatı olmadığı için neden gerçek sayılıyorda halüsinasyon sayılmıyor.

Dikkat ederseniz hep geri gelenler bu zihinlerindeki yanılsamaları gerçek sandığı için gerçekmiş gibi anlatır. Ama geri gelmeyenler hiçbir şey anlatmazlar neden? Çünkü onlar adam gibi ölmüşlerdir. Tartışmasız, bariz bir şekilde ölenler konuşmazlar. Buradan geri gelenlerin tam olarak adam gibi ölmediklerini anlıyoruz.

Bu öldüm, dirildim, gittim, geldim sendromlarının bilimsel açıklaması var.
Ağır durumdaki hastaların beyni bir süre oksijensiz kalıyor o sıra bilinç şoka giriyor ve bu tip halüsinasyonlara zemin hazırlıyor. Hasta normale dönüncede gidip geldiğini zannediyor. Kalp durmasını ölüm olarak nitelemek pek doğru değil sanırım asıl ölüm ve hepimizin koktuğu acı son, beyin ölümüdür. Beyin ölümü sonucu kendimizi ve çevremizi algılamamızı sağlayan beyin ön lobunun geri dönüşü olmayan bir bozunma sürecine girmesidir.

Sevgili düşüngen...

Elbette insanların bu gibi durumlarda(oksijen azalması,madde kullanımı,toxic etkileşim ve zehirlenme gibi)beynin nörokimyasal yapısı,hormanal dengesi bozuluyor ve halsinasyon dediğimiz etkiler(gerçekte olmayan yanılsamalar)görünüp beynimiz bize oyunlar oynuyor.Buraya kadar olanlar gerçekler.

Yanlız bir soru sormak istiyorum size...!!!

Ölüm deneyimini yaşamış olanlar(gidip-gelenler)genel olarak hep aynı şeyleri anlatırlar,neredeyse tamamına yakını...!!!
Çoğu bir ışık görür,ölmüş olan sevdikleri ile karşılaşır,sonra birileri onlara geri dön uyarısında bulunur.Bunun örnekleri çoktur.Daha dünyayı algılama yeteneği bile olmayan bebeklerde dahi benzer deneyimler yaşanmıştır hemde binlerce örnek ile.Ben ise kendi yakın akrabamdan bu deneyime şahit oldum.

Herneyse...

Uyuşrucu yada maddeye bağlı zehirlenme yada kimyasal reaksiyona tabi olupta halsinasyon görenlerin deneyimleri ise her birbirinden farklı.Kimi en secdiği araba ile turladığını,kimi ünlü bir rock yıldızı olduğunu,kimi en sevdiği kişi ile birlikte olduğunu vesaire anlatıyor.

Peki ama ölüm deneyimi yaşayanlar neden hep aynı halisinasyonalrı görüyor.Şöyle bir kuralmı var.Ölüme yaklaştığında insan sevdiklerini görür,uçar gibi olur,biri ona ışığa git yada gitme der.Böyle bir kuralmı var,beynin hormonları arasında?

Neden ölümden dönen bir çocuk,kendini çocuk parkında en sevdiği oyuncaklar ile görmüyor yada şekerlemeler arasında olduğunu düşünmüyorda,ölen babanesini görüşyor,ışıklar görüyor,oysa halisinasyonlar alt genelde altbilincin ortaya çıkmasıdır.Loblarda biriken derinlerdeki düşünce,özlem,fantazi,istekleri dışarı vurur.Fakat ölüme çok uzak olan ve ne olduğunu bile tam kavrayamayan bebek diyebileceğimiz çocukalr neden bu deneyimleri yaşadıklarını anlatıyorlar.

Son olarak.Baışma gelen gerçek bir olayla bitireceğim konuyu.Bu ölüm deneyimi değil,ölen birinin son anlarını yansıtan bir deneyim.

Rahmetli büyükananem ölüm döşeğindeyken,annem yan odada uyuyordu.Annemin rüyasına ananem girmiş(bu arada büyükananemim kızı ananem)ananem annesinden kısa bir süre önce öldü ve bu onun annesine hiç söylenmedi.Herneyse...!!!

Annem rüyasında ananemi görüyor ve ananem anneme,git annemimn yanına,artık son anları diyor,bende ordayım diyor.Annem koşarak gidiyor ve büyükananem anneme bakıp,kızım geldi burda şu an diyor(öldüğünü bilmiyor kendi kızının).Daha sonra gözlerini yumuyor ve bu dünyayı terkediyor.Ben buna şahit olduğumda tüylerim diken diken olmuştu,sizi bilmiyorum.Ve ailemde çokçana doktor bulunmakta,son anlarında çok hastanın yanında bulundukları oldu ve benzerlerini gördüklerini teyyit ettiler.Bunuda bir dip-not olarak eklemeliyim...

Şimdi gelin bunların içinden çıkalım ki,buna benzer milyonlarca deneyimler var...!!!

Saygılarımla...

Düşüngen 23-06-2010 14:01

Alıntı:

nogada´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314201)
Sevgili düşüngen...
Ölüm deneyimini yaşamış olanlar(gidip-gelenler)genel olarak hep aynı şeyleri anlatırlar,neredeyse tamamına yakını...!!!
Çoğu bir ışık görür,ölmüş olan sevdikleri ile karşılaşır,sonra birileri onlara geri dön uyarısında bulunur.Bunun örnekleri çoktur.Daha dünyayı algılama yeteneği bile olmayan bebeklerde dahi benzer deneyimler yaşanmıştır hemde binlerce örnek ile..

Bu herkes için geçerli olan belirtiler olayın zihin yanılsaması olduğunu kanıtlar. Aynı olmasaydı işte o zaman bir tuhaflık var diyebilirdik.

Demek ki bu olayda bir gariplik yok. Bazı koşullar altında insan aynı halüsinasyonu görüyor. Tıpkı nezle/grip olduğumuzda hepimizin birbirine yakın ses tonlarıyla hapşırmamız gibi. Biyolojik makineler olduğumuz için ve doğuştan belli bir proğrama sahip olduğumuz için aynı etkilere aynı tepkileri veriyoruz.

Ölüm anında gözlerimizin önünden hayatımızın filim şeridi gibi geçmesi ise kendi kanaatimce, ölümle ilgili bilinç altındaki birikimin uyarılmasıdır. Yani bir an olur öleceğimiz hissi oluşur hemen empati kurmaya başlarız o an için ölürsem "annem ne yapar, kardeşim üzülür mü, küçükken annem beni nasılda severdi, alacaklarım ya da borçlu olduklarım ne yapar, bir tek benim bildiğim sırlar benimle birlikte yok mu olacak, ertelediğim arzularım ne olacak" gibi saliselerle ifade edebileceğimiz sürede hızlı düşünceler gelir geçer. Ama ölmemişizdir böylece her ölüm anında ya da ölüme yakın anlarda bilinç altımız bu klasikleşen filimi bize izletir. O filimin senaristide oyuncusuda yönetmenide aslında biziz. Gaipten filim indiriyor değiliz.
Sevgiler..

nogada 23-06-2010 14:15

Alıntı:

Düşüngen´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314358)
Bu herkes için geçerli olan belirtiler olayın zihin yanılsaması olduğunu kanıtlar. Aynı olmasaydı işte o zaman bir tuhaflık var diyebilirdik.

Demek ki bu olayda bir gariplik yok. Bazı koşullar altında insan aynı halüsinasyonu görüyor. Tıpkı nezle/grip olduğumuzda hepimizin birbirine yakın ses tonlarıyla hapşırmamız gibi. Biyolojik makineler olduğumuz için ve doğuştan belli bir proğrama sahip olduğumuz için aynı etkilere aynı tepkileri veriyoruz.

Ölüm anında gözlerimizin önünden hayatımızın filim şeridi gibi geçmesi ise kendi kanaatimce, ölümle ilgili bilinç altındaki birikimin uyarılmasıdır. Yani bir an olur öleceğimiz hissi oluşur hemen empati kurmaya başlarız o an için ölürsem "annem ne yapar, kardeşim üzülür mü, küçükken annem beni nasılda severdi, alacaklarım ya da borçlu olduklarım ne yapar, bir tek benim bildiğim sırlar benimle birlikte yok mu olacak, ertelediğim arzularım ne olacak" gibi saliselerle ifade edebileceğimiz sürede hızlı düşünceler gelir geçer. Ama ölmemişizdir böylece her ölüm anında ya da ölüme yakın anlarda bilinç altımız bu klasikleşen filimi bize izletir. O filimin senaristide oyuncusuda yönetmenide aslında biziz. Gaipten filim indiriyor değiliz.
Sevgiler..

Çok ters orantılı düşünüyorsunuz.Her insanın beynindeki yapı farklıdır,farklı bilinçaltları,farklı düşünceler,farklı yetenek seviyeleri,farklı hafızalar ve farklı anılar vardır herkezde.

Ben diyorumki neden uyuşutucu maddeye yada etkiye maruz kalanların halisinasyonları birbirinden çok çok farklı oluyor.İki kişiyede aynı oranda kimyasal madde verdiğinizde,size anlatacakları deneyim birbirinde farklı olacaktır.Buda insan beyninin hormonel değişikliği ve nörokimyasal yapısının etkilere karşı tamamen aynı tepki verdiğini söylediğiniz teze karşı tez olmaktadır.

Şöyle diyorsanız eğer tamam:

Ölüm anında insan hormonal oalrak bunları görmeye programlıdır.Tabi bunu iddia ediyorsanız,hormonel değişikliği salgılayan hormonlara(dopamin,serotonin gibi)akıl yada bilinç vermiş olursunuzki buda ayrı bir konu,çünkü her insanın bilinci farklı olduğu halde aynı yansımaları görmesi için,bir yöntem olması gerek kimyasal değişimlerde.

Her neyse,bir çok şey daha yazabilirim,fakat anlamak yada düşünmek istemeyene ne desen boş...

Düşüngen 23-06-2010 16:27

[QUOTE=nogada;314359]Ben diyorumki neden uyuşutucu maddeye yada etkiye maruz kalanların halisinasyonları birbirinden çok çok farklı oluyor.İki kişiyede aynı oranda kimyasal madde verdiğinizde,size anlatacakları deneyim birbirinde farklı olacaktır.Buda insan beyninin hormonel değişikliği ve nörokimyasal yapısının etkilere karşı tamamen aynı tepki verdiğini söylediğiniz teze karşı tez olmaktadır.
QUOTE]

Beyin nörokimyasal yapılarımız ve bilinç altı birikimlerimiz çok farklıdır, kimsenin ki kimseye benzemez. Ancak korku, kaygı, heyecan gibi temel duygularımız evrenseldir. Herkes bu duyguları benzer şekilde yaşar, araştırmalar sonucu görülmüştür ki, bu temel duygularımızı dışa vuran vücut dillerimiz bile uzak kıtalarda yaşayanlarda da birbirlerimizi görmememize rağmen tıpa tıp aynıdır. Bu tip temel korkular sonucu girilen şokta görülen halüsinasyonların benzer olmasında bir gariplik yok.

Ayrıca bu tip halüsinasyonların birbirlerine tıpa tıp benzediğine dair elinizde kanıt var mı? Kimisi kırmızı ışık gördüm diyor, kimisi yeşil bir yol görüyor, kimisi sarı bir halka görüyor nedir bu tarfik lambası mı?

nogada 23-06-2010 16:50

Alıntı:

Düşüngen´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314392)
Beyin nörokimyasal yapılarımız ve bilinç altı birikimlerimiz çok farklıdır, kimsenin ki kimseye benzemez. Ancak korku, kaygı, heyecan gibi temel duygularımız evrenseldir.

Evet korku,kaygı,heyecean dediğiniz gibi evrenseldir.Yanlız insanların bu duygulara verdiği tepkiler farklıdır.Herkez heycanlanır fakat heycanlığında verdiği tepki,herkezin aynı değildir,gördüğü şeyde aynı değildir.

Ölüm anına geri dönecek olursak.Siz sanırım benim sadece öleceğinden haberdar olan,yatakta ölümü bekleyenlerin bu gibi halsinasyonlar gördüğünü söylediğimi sandınız.

Fakat ani kalp kiriz geçiren,ani beyin kanaması yada travması yaşayan,kafasından anlık vurularak bilincini yitiren insanlardan da,tıbbi müdahele ile geri dönenler yine benzer deneyimler anlatıyorlar.

Yani bu insanlar onlara ölümün geldiğinin,hiç bir şekilde farkında dahi olmuyorlar,ayıldıklarında bana ne oldu,nerdeyim,gibi sözler çokça kullanıyorlar.Bu insanlar onlara ölümün geleceğini akıllarından geçirmezken,anlık bir olayla hayata veda edip,geri döndüklerinde benzer açıklamalarda bulunabiliyorlar.

Ölüm anında ışığın renginin yada yolun şeklinin önemi yok.Önemli olan bunu deneyimlemiş kişilerin sonucu aynı yere varan olaylar ile karşılaşması.Birinin yol göstermesi,ölmüşlerin görülmesi,ışık yada yola gidiş falan filan gibi.

Tekrar ediyorum neden bir çocuk ölümden döndüğünde ölmüş akrabaları ile karşılaştığını söylüyorda,kendisini muhtemelen en sevdiği şeyler içinde olan,oyun parkında yada çikolata,şeker kaplı alanlarda hayal etmiyor???


Saygılarımla...

nogada 23-06-2010 16:56

Havuza düşen 3 yaşındaki Paul’ün kalbi durdu. 3 saat sonra kendine gelen çocuk, “Cennete gittim ve büyükannemi gördüm” dedi.


ALMANYA’da Paul Eicke isimli 3 yaşındaki çocuk, ziyaret için gittiği büyükanne ve büyükbabasının evinde havuza düşerek nefessiz kaldı. Kalp masajı ve suni solunum ile hayata döndürülmek istenen küçük Paul, helikopterle hastaneye kaldırıldı. Doktorlar üç saat 18 dakika boyunca çocuğu kendine getirmeye çalıştı.

Anne-babana dön

Tam ‘öldü’ denildiğinde Paul’ün kalbi desteksiz çalışmaya başladı. Kendine geldiğinde cennette büyükannesinin annesini gördüğünü iddia eden Paul, “Parlak bir ışık vardı, havada uçuyordum. Bir kapıya yaklaştım, öte yanda büyükanne Emmi’yi gördüm. Bana ‘Anne ve babanın yanına dön’ dedi. Cennet güzel bir yerdi” diye konuştu.


Kaynak:

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/14473650.asp

insan_olmak 23-06-2010 18:54

Cennete kimin girdiğini ancak allah bilir diyorlardı şimdi bu çocukta öğrendi sakın müslümanlar öldürmesin bu çocuğu :)

ayrıca söylemeden edemeyeceğim hristiyanlar islam'a göre cennete giremez''inanılması gerekene inanmayanın tüm iyi işleri boşa gider''der kuran.şimdi müslümanlar bu ''bilimsel''habere çok güzel sarılırlar bunlarıda pek düşünmezler

bu ara 3 yaşındaki çocuktan bahsediyor haber(!)

Saygılarımla

Ovidius 23-06-2010 20:46

Alıntı:

nogada´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314397)
Havuza düşen 3 yaşındaki Paul’ün kalbi durdu. 3 saat sonra kendine gelen çocuk, “Cennete gittim ve büyükannemi gördüm” dedi.


Kaynak:

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/14473650.asp

Diyelim ki Azrail çocuğun canını aldı ve sonra vazgeçti.

Sebep nedir?

ÇOCUKTAN AL HABERİ DURUMU mu var?

nogada 23-06-2010 21:04

Alıntı:

insan_olmak´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314421)
Cennete kimin girdiğini ancak allah bilir diyorlardı şimdi bu çocukta öğrendi sakın müslümanlar öldürmesin bu çocuğu :)

ayrıca söylemeden edemeyeceğim hristiyanlar islam'a göre cennete giremez''inanılması gerekene inanmayanın tüm iyi işleri boşa gider''der kuran.şimdi müslümanlar bu ''bilimsel''habere çok güzel sarılırlar bunlarıda pek düşünmezler

bu ara 3 yaşındaki çocuktan bahsediyor haber(!)

Saygılarımla

Siz kim oluyorsunda,yazı üzerinden beni tenkit edercesine cevap verme gereği duyorsunuz kendinizce.Bırakın beni Tanrının kimi nereye,ne halde ve nasıl koyacağını nerden biliyorsunuz.Bu arada müslümanlar diyorsunuz,kim bu müslümanlar,yalan yanlış uydurulmuş hadisleremi bakıyorsun,siyasi rant kovalayan geçmiş egemen halifelerin atmasyonlarınamı,talibanamı yoksa el-kaideyemi.

Cevap vere vere bu mesajımamı verebildiniz cevap?

Tekrar Bundan önce 2 yazım daha var onlara cevap verin isterseniz?

Birincisi neden insan ölüm anında aynı deneyimleri yaşıyor,bunu bana açıklarmısın?

Oysa insanların bilinçleri farklıdır,hayalleri farklıdır,zeka düzeyleri farklıdır,altkimlikleri farklıdır,bilinç altı farklıdır,etkilere verdikleri tepklier farklıdır.

Düşüngen arkadaşımız dediki.Korku,sevinç,hüzün bunalr evrensel duygulardır...

Evet evrensel duygulardır ama,herkezin verdiği tepki kişiseldir.Kimi heycanlanınca ağlar,kimi güler,kimi tedirgin olur,kimi sevinir,kimi strese girer vesaire.Halsinasyonlardada herkez farklı sanrılar görür.

Halisinasyonlarda genelde insanın altbilincine göre şekillenir.En derindeki bastırılmış arzu,korku yada sevilen şeyler ortaya çıkar.

Madde bağımlıları yada kimyasal etkiye maruz kalmış insanların deneyimleri hep farklılık gösterir.Her biri ayrı halisinasyonlar görür(eşit maddeye maruz kalsa dahi),değişik tepkiler verir.Oysa ölüm anı deneyimlerini yaşayanlar(üstelik bunlar gerek ölümü bekleyen hastalar olsun,gerek ise anlık ölümü tadıp geri gelenler olsun)hemen hemen sonu aynı yere bağlanan sanrılar görürler.Eğer bunlar birer yanılsama olsa idi,neden herkez aynı şeyleri görüyor diye sormamalımıyız kendimize???

Hormonların ölüm anında ışıklar,ölen yakınlarımızı gösterme vesaire gibi sanrı gösterme yetenekleri yada yöntemlerimi var
diyorsunuz yani?

Not:Yukarıdaki haber,bilimsel bir haber değildir...

Saygılarımla...

insan_olmak 23-06-2010 21:11

Sayın nogada özenle size hitap etmedim fark ettiyseniz!

eğer size hitap etmek isteseydim direk isminizi söyleyebilirdim

üzerinize alınıyorsanız bu sizin sorununuzdur.

Saygılarımla

nogada 23-06-2010 23:27

Sayın İnsan-olmak...

İnsan olmanın değerlerini bildiğinizi ve bunun için uğraştığınızı ümit ediyorum.Ve aynı zamanda bir çok kötülük ve çirkinliğinde ne Din,ne Düşünce,ne İdeolojiden değilde,insandan ve onalrın yanlış uygulamalarından yada çarprpıtlamarından kaynaklandığını bildiğinizi umuyorum.Ve umarım sizde bunların düzelmesini arzulayan birisiniz.Fakat bunun için en önemli hareket karşınızdakine karşı her zaman yapıcı olmak,tenkit etmemek,varsa yanlışı olanlara güzellik ile anlatmak olmalıdır öyle değilmi...

İşte İnsan-Olmak budur.

Saygılarımla...

Nova 24-06-2010 00:47

O çocuğun cennete gitmesi için sırasıyla:

-Önce kıyamet

-Mahşer

-Münkir&Nekir bros. sorgusu

....ve sırasıyla bilemediğim diğer formaliteler olması gerekmezmi?

Khaos 27-06-2010 02:05

sayın nogada

bilinç dendiğinde tam olarak ne anlıyorsunuz.
insanın bedeninden ayrı bir ruhu olduğuna mı inanıyorsunuz.
şayet öyle bir ruh varsa bu ruhun bedenle ilişkisninden mi bilincin ortaya çıktığını düşünüyorsunuz.

nogada 28-06-2010 03:20

Alıntı:

nihilist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 315382)
sayın nogada

bilinç dendiğinde tam olarak ne anlıyorsunuz.
insanın bedeninden ayrı bir ruhu olduğuna mı inanıyorsunuz.
şayet öyle bir ruh varsa bu ruhun bedenle ilişkisninden mi bilincin ortaya çıktığını düşünüyorsunuz.


Sayın nihilist...

Bilinç deyince siz ne anlıyorsanız bende aynısını anlıyorum.Fakat bunun yanında ben ruhun varlığınada inanıyorum.Onun bir enerji düzeyinde olduğunu(saf enerji)düşünüyorum.Bunun yanında düşünceninde manyetik enerji dalgaları olduğunu ve belirli frekanssal özelliklere tabi olduğunu,ruh dnilen kavramında bu şekilde bir bilince sahip olabileceğini düşünüyorum.

Saygılarımla...

taylan 28-06-2010 03:55

Ruh nasıl bir enerjiden oluşuyor? Bir ruhun ağırlığı, hacmi, moleküler bileşimi nedir? Mesela atom dizilimi nasıldır? Ruhu laboratuvarda tüplerin içinde görebilir miyiz?

Manyetik enerji dalgaları gibi ruh da teorik olarak formüle edilebilir bir yapıya sahip midir?

Mesele elbette görüp dokunma değildir. Ruhu açıklarken açıklamanın başına konulabilecek tanımlanabilir bir model var mıdır?


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:19 .