Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Bilim Evrimi Desteklemez Yaratıcının Varlığını Kabul Eder. (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=14579)

mindar 10-11-2009 15:14

Bilim Evrimi Desteklemez Yaratıcının Varlığını Kabul Eder.
 
GEÇMİŞ MEDENİYETLERİN
HAYRANLIK UYANDIRAN İZLERİ

İNSANLIK TARİHİNİN ŞAŞIRTICI ESERLERİ: MEGALİTLER
Megalit, büyük taş bloklardan oluşan yapıtlara verilen isimdir. Bu yapıtlar farklı amaçlarla inşa edilmiştir. İnsanlık tarihine bakıldığında, geçmişten günümüze pek çok megalitin kaldığı görülmektedir. Bu yapıtların en şaşırtıcı yönlerinden biri, bazıları bin tondan daha ağır olan taş blokların, söz konusu yapıların inşasında nasıl kullanıldıklarıdır. Bu dev taşlar ne şekilde inşaat alanına getirilmiş, hangi teknikler kullanılarak kaldırılmışlardır. O dönemin insanları bunları nasıl üst üste koyarak bu yapıtları inşa etmişlerdir? Genellikle taşların uzak bölgelerden taşınmasıyla inşa edilen bu megalitler, birer inşaat ve mühendislik harikası olarak değerlendirilmektedir. Bu tip eserleri meydana getiren insanların ise, oldukça ileri bir teknolojiye sahip olmaları gerektiği açıktır.
http://www.kabatasdevri.com/res/56.jpg
Piramitlerin nasıl bir inşaat tekniği ve teknolojisi kullanılarak yapıldıkları bugün dahi tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Günümüz teknolojisiyle insanların yapımını anlamakta zorlandığı bu dev eserleri, bundan yaklaşık 2500 yıl önce insanlar büyük bir beceriyle inşa etmişlerdir.
Bu yapıtların meydana getirilmesi için öncelikle planlanmaları gerekir, bu planın inşaatın yapımında çalışacak tüm insanlara doğru ve eksiksiz olarak bildirilmesi şarttır. Plan yapılırken, yapıtın nereye nasıl inşa edileceğini gösteren teknik çizimler yapılmalıdır. Üstelik bu teknik çizimlerdeki hesaplamaların hatasız olması gerekir, çünkü en küçük bir hesaplama hatası yapıtın inşasını imkansız hale getirebilir. Tüm bunların yanı sıra, inşaatın gerçekleşebilmesi için organizasyonun da kusursuz olması gerekir. Çalışanların koordinasyonunun sağlanması, ihtiyaçlarının (yemek, dinlenme vs) karşılanması, inşaatın istenildiği gibi ilerlemesi ve neticelenmesi için önemli hususlardır.
Bu yapıtları inşa eden insanların, tahmin edilenin ötesinde bir bilgi birikimine ve teknolojiye sahip oldukları açıkça görülmektedir. Kitabın önceki sayfalarında da değindiğimiz gibi, medeniyet her zaman ileri gitmemekte, kimi zaman da gerilemektedir. Hatta, çoğu zaman da ileri ve geri medeniyetler aynı tarih döneminde dünyanın farklı köşelerinde birarada yaşayabilmektedirler.
Söz konusu megalitleri inşa eden insanların da ileri bir medeniyeti yaşamış olmaları -arkeolojik ve tarihsel kanıtların gösterdiği gibi- oldukça yüksek bir ihtimaldir. Çünkü ortaya koydukları eserler, kapsamlı matematik ve geometri bilgisine sahip olduklarını, engebeli arazilerde, sabit noktaları ölçüp üzerine yapıt inşa edebilecek teknik bilgiyi bildiklerini, coğrafi konumları belirleyebilecek malzemeler (pusula gibi) kullandıklarını, gerektiğinde kilometrelerce uzaklıktan inşaatları için gerekli malzemeleri nakledebildiklerini göstermektedir. Tüm bunları birtakım ilkel malzemeler ve sadece insan gücü kullanarak başarmadıkları açıktır. Nitekim, günümüz araştırmacıları ve arkeologları tarafından yapılan pek çok deney, evrim teorisinin öne sürdüğü koşullarla, bu yapıtların inşa edilmiş olmasının imkansız olduğunu gözler önüne sermiştir. Evrimcilerin öne sürdüğü hayali koşulları günümüz şartlarında oluşturarak, benzer yapıtlar inşa etmeye çalışan araştırmacılar, büyük bir başarısızlıkla karşı karşıya kalmışlardır. Söz konusu araştırmacılar, değil benzer bir yapıyı inşa etmek, bu yapıtların temel malzemeleri olan taşları bir yerden diğerine taşımakta dahi büyük zorluklarla karşılaşmışlardır. Bu da bir kez daha göstermektedir ki, dönemin insanları evrimcilerin öne sürdükleri gibi geri bir hayat yaşamıyorlardı. Sanattan zevk alıyor, mimariyi iyi biliyor, inşaat teknolojisini ustaca kullanıyor, astronomik incelemelerde bulunuyorlardı.
http://www.kabatasdevri.com/res/57.jpg
İştar Kapısı, Bağdat
Geçmiş medeniyetlerden geriye, çoğu zaman taş blokların, kütlesel taş yapıların ya da yüz binlerce yıl öncesinden sadece birtakım taş aletlerin kalmış olması ise son derece olağan bir durumdur. Birtakım taş yapıtlara ve eserlere bakarak dönemin insanlarının sadece taşı kullanıp işleyebilen, teknolojiden uzak geri medeniyetler olduğunu öne sürmek ise makul değildir. Bunlar, çeşitli dogmaların etkisiyle yapılan yorumlar olmanın ötesinde bilimsel bir anlam taşımamaktadır. Daha önce de vurguladığımız ve pek çok önde gelen evrimci tarafından da kabul edildiği gibi, elde edilen kalıntılar toplumsal yaşam hakkında bizlere kesin bilgiler veremez. Ancak bu bulgular ön yargıların olumsuz etkisinden kurtularak değerlendirilirse, gerçeğe daha yakın yorumlar yapılabilir. Yüz binlerce yıl öncesine ait bir toplumdan geriye; bu toplum görkemli ahşap köşklerde yaşıyor, camdan zemini olan estetik villalar inşa ediyor, en estetik iç dekorasyon malzemeleri kullanıyor olsa dahi, bunların yüz binlerce yıl boyunca maruz kalacağı rüzgarlar, yağmurlar, depremler, sellerle aşınmaları neticesinde net deliller kalmayacağı açıktır. Ahşabın, camın, bakırın, tuncun ve diğer çeşitli metallerin doğal koşullarda aşınması en fazla ortalama 100-200 yıl sürmektedir. Yani, aradan geçen 150-200 yıl sonra evinizin beton veya ahşap duvarları aşınıp gidecek, içindeki malzemelerden ise geriye çok az iz kalacaktır. Depreme, sele veya fırtınaya maruz kalınması durumunda geriye kalan izler iyice yok olacaktır. Geriye ancak aşınması çok daha uzun zaman alan blok taş parçalar kalacaktır. Zira, küçük parçalara ayrılan taş malzemeler de ufalanıp gidecektir. Dolayısıyla salt bu taş bloklara dayanarak o dönemde yaşamış toplumların gündelik hayatları, sosyal ilişkileri, inançları, zevkleri, sanat anlayışları hakkında yapılacak yorumların kesinlik taşıması mümkün değildir.
http://www.kabatasdevri.com/res/58.jpg
Rudyard Kipling'in Just So Stories (İşte Öylesine Hikayeler) adlı kitabı.
Ne var ki evrimciler mümkün olmayanı yapmaya çalışmakta, birtakım buluntuları hayali yorumlarla süsleyip, çeşitli senaryolar üretmektedirler. Gerçekleri saptırarak hikayeler üretmek, aslında bazı evrimciler tarafından da bizzat eleştirilen bir durumdur. Hatta bu yaklaşımın bir de ismi vardır: "İşte öylesine hikayeler." Bu isim evrimci paleontolog Stephen Jay Gould'un, İngiliz öykü yazarı ve şair Rudyard Kipling (1865-1936) tarafından 1902 yılında yayınlanan aynı isimli kitaba atfen yaptığı eleştiriden gelmektedir. Kipling, çocuklara yönelik hikayelerini derlediği bu kitabında; canlıların çeşitli organlarını nasıl kazanmış olabileceğine dair hayal gücüne dayalı gelişimsel masallar anlatmıştı. Örneğin Kipling, filin hortumunu anlattığı hikayesinde şunları yazıyordu:
Günün birinde bir yavru fil annesinin gerektiği kadar yakınında durmuyordu. Nehrin parlak sularını gördü ve meraklı bir şekilde kıyıya yanaştı incelemeye koyuldu. Suyun yüzeyinde çıkıntı yapan bir tümsek vardı ve bunun ne olduğunu merak eden fil yavrusu daha yakından bakmak için suya doğru eğildi. Birdenbire o tümsek yukarı fırladı ve küçük filin burnunu yakaladı. [Bu, bir timsahtı]. Sonra filin yavrusu kalçasının üzerine oturdu ve kendisini geri itmeye başladı, itti, itti ve burnu giderek uzamaya başladı. Ve timsah çırpınarak kıyıya doğru çekildi ve kuyruğunun darbeleriyle suyu krema gibi beyaz yaptı; timsah da [filin burnunu] çekti, çekti ve çekmeye devam etti.31
Gould da bazı evrimci bilim adamlarını, literatürü yukarıdaki bu hikayeyle büyük paralellikler gösteren ve hiçbir şeyin kanıtı olmayan "işte öylesine hikayeler"le doldurmakla eleştirmiştir. Aynı durum evrim teorisiyle toplumların gelişimini açıklamaya çalışanlar için de geçerlidir. Kipling'in hikayeleri gibi, evrimci sosyal bilimcilerin işte-öylesine hikayeleri de sadece hayal gücüne dayanır. Ve aslında, önceleri sadece birtakım hırıltılar çıkararak kaba taş aletler kullanabilen, mağaralarda yaşayan, avcılık ve toplayıcılıkla geçinen, sonra geliştikçe tarımla uğraşmaya başlayan, daha sonra diğer madenleri kullanmaya başlayan ve gittikçe zihinsel gelişim göstererek topluluklar şeklinde yaşayıp sosyal ilişkiler kuran sözde insanlık tarihi de suyun kenarında hortumu uzayan filin masalından farklı değildir.
Bu bilim dışı anlayışı Gould şöyle ifade eder:
Bilim adamları bu masalların hikaye olduğunu bilirler; maalesef, bunlar profesyonel literatürde fazlasıyla ciddi ve gerçekçi gibi alınırlar. Daha sonra bunlar [bilimsel] 'gerçekler' haline dönüşür, popüler literatüre girerler.32
Gould ayrıca, bu hikayelerin evrim teorisi açısından hiçbir şeyin kanıtı olmadığını şu sözleriyle belirtmiştir:
Evrimsel doğa tarihinin 'işte-öylesine hikayeler' geleneğindeki bu masallar, hiçbir şeyin kanıtı değildirler. Ancak bunların oluşturduğu ağırlık ve benzer birçok durum benim kademeli gelişim fikrine (gradualism) olan inancımı uzun bir süre önce öldürdü. Daha yaratıcı zihinler bunları hala idare edebilir, ancak sadece becerikli spekülasyonla kurtarılmış kavramlar bana fazla bir şey ifade etmiyor.33
Ortadoğu'nun En Eski Süs Eşyaları Bulundu
30 Eylül 2006 tarihinde yayınlanan bir haberde, Suriye�nin kuzeyinde çalışma yapan bir grup arkeoloğun M.Ö. 9. yüzyıldan kalma taş ve kemikten yapılmış eşyalar bulduğu açıklandı. (Associated Press, 30 Eylül 2006) Ayrıca bu eşyaların bulunduğu binanın duvarlarında kırmızı, siyah ve beyaz renkler kullanılarak çizilmiş geometrik desenlere ve bir boğa resmine de rastlanılmıştı.
http://www.kabatasdevri.com/res/hera...ria_temple.jpg Bu haber sözde doğanın evrimi hikayesinde olduğu gibi insanlık tarihinin de evrimsel bir süreç geçirdiğini iddia eden bilim adamlarının yanılgılarını ispatlamak açısından önemlidir. Darwinizm�e körü körüne bağlı bazı tarihçiler sözde Kabataş olarak isimlendirdikleri bir dönemin yaşandığını iddia ederler. Bu dönemde yaşayan insanların olabilecek en ilkel yöntemlerle kapkacak yapıp, hayvan besleyerek, yiyecek toplayarak gelişmemiş bir hayat yaşadıklarını varsayarlar. Oysa kazılarda elde edilen antik bulgular, evrimci önyargılar bir kenara bırakılarak akılcı değerlendirildiğinde ortaya bambaşka bir tablo çıkmaktadır.
MÖ. 9. yüzyılda taş ve kemiğin oyularak çeşitli malzemeler yapılması, renkli boyalar kullanılarak duvarlara resimler çizilmesi bu dönemde hiç de evrimcilerin iddia ettikleri gibi ilkel bir hayatın yaşanmadığını gözler önüne sermektedir.
Bu insanlar da bizim gibi tabaklarda yemek yiyordu, yatacak yatakları, içinde yaşadıkları evleri, yemek pişirdikleri mutfakları, ihtiyaçlarını karşılayacakları her türlü araç gereçleri, yetiştirdikleri hayvanları vardı. O dönemde yaşayan insanlar da bizler gibi sanattan, estetikten zevk alan, kişisel zevkleri, inançları, aile hayatları olan insanlardı. Evlerinin duvarlarına yaptıkları resimler de sanattan, estetikten hoşlandıklarını hatta bunu kişisel zevk haline getirdiklerini göstermektedir. Yaptıkları çalışmalar sıradanlıktan çok uzak, emek verilmiş eserlerdir. Bu insanlar duvarın üstüne kömür parçasıyla sıradan bir resim çizmek yerine doğal maddeleri birbirine karıştırarak elde ettikleri çeşitli renklerdeki boyaları kullanarak binlerce yıl bozulmadan kalabilen renkli resimler yapmışlardı.
Söz konusu dönemde taş veya kemik yontularak yapılan eşyalar da mükemmel bir işçiliğin ürünüdür. Burada bir noktaya dikkat çekmekte fayda vardır. Evrimci tarih anlayışında, o günlerde metal araç gereçler olmadığı, sözde taş devri insanlarının sert ve keskin uçlu çakmak taşı kullandıkları iddia edilir. Oysa kazılarda elde edilen örneklerdeki mükemmellikte bir işçilik ancak metal araç gereç kullanılarak yapılabilir. Taşı taşa sürterek bir yemek kabı yapmak veya kemiği taşla yontarak mükemmel kesimli, pürüzsüz bir süs eşyası elde etmek mümkün değildir.
http://www.kabatasdevri.com/res/syria_temple.jpg Ünlü arkeolog Klaus Schmidt taşı taşla yontarak bir sonuç elde edilemeyeceğini ispat eden bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada bir grup işçi, ellerinde taşlarla MÖ 9000 yılında yaşamış olan taş ustaları gibi sert bir zeminde oluk açmaya çalışmışlardır. Taşı oymaya çalışan işçilerin 2 saat boyunca durmaksızın devam eden çalışmaları sonucunda, ortaya sadece belli belirsiz bir hat çıkmıştır. Bu basit deney bile açıkça ortaya koymaktadır ki, dönemin insanları evrimci bilim adamlarının ileri sürdüğü gibi ilkel koşullara değil, çok büyük ihtimalle son derece gelişmiş imkanlara sahiptiler.
Evrimci bilim adamları, sözde ilkel bir insan modelini insanların zihinlerine yerleştirmeye çalışırlar. Oysa karanlık bir mağarada postlara bürünerek oturan, konuşma yeteneği olmayan yarı insan yarı maymun canlılar, yalnızca evrimcilerin hayal ürünüdür. Evrimcilerin iddia ettikleri türde hayvan-insan arası canlılar tarihte asla var olmamıştır. �Tarihin evrimi� diye birşey de hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Allah insanı aklıyla, ruhuyla üstün bir varlık olarak yaratmıştır. Antik bulgular da bize tarihin her döneminde insanın akıl ve ruha sahip olduğunu ve bu özelliklerinin sonucu olarak da yaşadığı dönemin şartları içerisinde hep medeni bir hayat sürdüğünü göstermektedir.
Newgrange
http://www.kabatasdevri.com/res/59.jpg
Dünyanın en ünlü taş yapıtlarından biri olan Newgrange, 93 megalitten oluşmaktadır.
MÖ 3200 yıllarında inşa edildiği kabul edilen Newgrange, Dublin yakınlarında bir anıt mezardır. Henüz Mısır medeniyetinin ortada olmadığı, Babil veya Girit medeniyetinin doğmadığı dönemde Newgrange vardı. Bu dönemde, dünyanın ünlü taş yapıtlarından biri olan Stonehenge dahi henüz inşa edilmemişti. Yapılan araştırmalar, Newgrange'in sadece bir mezar olmadığını göstermekte, bu anıtı inşa eden kişilerin kapsamlı bir astronomi bilgisine sahip olduklarını da ortaya koymaktadır. Newgrange'in astronomik özelliklerine geçmeden önce inşaat özelliklerine değinmekte yarar vardır. Çünkü Newgrange'i inşa edenlerin, üzerinde önemle durulması gereken bir mühendislik teknikleri ve mimari bilgileri vardır.
Newgrange, pek çok arkeolog tarafından teknik bir mucize olarak adlandırılmaktadır. Örneğin, yapının üzerindeki kubbe, başlı başına bir mühendislik harikasıdır. Alt tarafları ağır, üst tarafları hafif olan yekpare taşlar öylesine üst üste konulmuştur ki, her üste konan taş alttakinden biraz daha dışarı çıkık vaziyettedir. Bu şekilde, yapının üstünde orta kısımda 6 metre yüksekliğinde altıgen bir baca ortaya çıkmıştır. Bacanın sonunda istenildiğinde açılıp kapanan bir kapak taşı vardır.

mindar 10-11-2009 15:16

GEÇMİŞ MEDENİYETLERİN
HAYRANLIK UYANDIRAN İZLERİ 2

http://www.kabatasdevri.com/res/60.jpg
Resimde Newgrange'den bir kesit görülmektedir. Newgrange'in yapımında kullanılan taş blokların nasıl taşındığı, inşaatın hangi tekniklerle yapıldığı, günümüzde halen tam olarak anlaşılamamıştır.
Bu dev yapının, mühendislikten çok iyi anlayan, iyi hesap yapabilen, doğru planlama yeteneğine sahip, yük taşımacılığı yapan ve pratik inşaat bilgilerini iyi kullanan insanlar tarafından inşa edildiği açıkça görülmektedir. Evrimcilerin iddialarıyla böyle bir yapının nasıl inşa edildiği açıklanamaz. Çünkü evrimcilerin gerçek dışı yorumlarına göre bu dönemin insanları geri ve ilkel koşullara sahiptir. Ancak böylesine dev bir yapıtın ilkel koşullarla, mühendislik ve inşaat bilgisi olmayan insanlar tarafından inşa edilmiş olması imkansızdır.
Yapının astronomik özellikleri de hayret vericidir. Bu dev anıt öyle bir şekilde inşa edilmiştir ki, Güneş'in dönüm günlerinde yapının içinde çok etkileyici bir ışık oyunu meydana gelmektedir. Kış güneşinin dönüm gününde, yani yılın en kısa gününün gün doğumundan kısa bir süre sonra, güneş ışığı doğrudan Newgrange'in mezar odasına düşmektedir. Bundan sonra çeşitli koridor kapılarına ve dev taşlara yansıyarak ilerlemekte ve en son olarak arka duvara kadar ulaşmaktadır. Ve bu esnada mükemmel bir ışık oyunu meydana getirmektedir. Dikkat çekici bir husus, ışığın yapının içine koridordan değil, koridor kapısının çatısının üzerinde özel olarak yapılmış dar delikten girmesidir. Ve yerleştirilen tüm blok taşlar da ışığın değip yansıyabileceği açıdadır. Zaten, ışık oyununu görkemli kılan unsurlardan biri de budur.
Dolayısıyla bu dev yapıyı inşa edenlerin, mühendislik bilgilerinin yanı sıra, gün dönümlerini ve Güneş'in hareketini hesaplayacak astronomi bilgisine de sahip oldukları ortaya çıkmaktadır.
Newgrange, bölgede o dönemden geriye kalan pek çok taş yapıdan sadece birisidir. Bu yapıya bakılarak yapılması gereken yorum, söz konusu yapıtın köklü bir bilgi birikimine sahip insanlar tarafından, gelişmiş inşaat teknikleri ve araçları kullanılarak yapılmış olduğudur. Dönemin insanlarının nasıl bir hayat sürdüklerine dair yapılması gereken yorum ise, böylesine bir yapıyı inşa edebilecek insanların kendi yaşadıkları ortamların da konforlu ve gelişmiş olabileceğidir. Astronomi bilgileri, uzayı gözlemleyebilecek teknolojiye ve gözlemlerini doğru şekilde yorumlayabilecek bilgi birikimine sahip olduklarını işaret etmektedir. Uzayı gözlemleyip elde ettikleri bulguları doğru şekilde yorumlayabilen insanların, günlük yaşamları da bu birikimle doğru orantılı olarak, medeni olmalıdır. Belki de son derece konforlu konaklarda oturan, bakımlı bahçeleri olan, iyi hastanelerde tedavi olma imkanına sahip, ticari faaliyetlerde bulunan, sanata, edebiyata önem veren, geniş bir kültür birikimine sahip bu topluluktan geriye sadece bu taş yapıt kalmıştır. Bunların hepsi, arkeolojik bulgular ve tarihsel verilere dayanılarak, bu taş yapıt ve bu yapıtı inşa edenler hakkında yapılabilecek gerçekçi yorumlardır. Ne var ki evrimciler, sadece materyalist kalıplar içinde düşünmeye alıştıklarından, akla ve bilime uygun bu yorumlar yerine, belirli dogmaların ürünü olan hikayeleri anlatıp dururlar. Ancak bu hikayeler hiçbir zaman kesin bir gerçeği ifade edemez.
Stonehenge
http://www.kabatasdevri.com/res/42.jpg
Stonehenge ahşap bir binanın temel taşları olarak yapılmış olabilir. Bunun üstüne kurulacak ahşap bir bina rüzgardan ve fırtınadan etkilenmez. Muhtemelen binanın sadece temelleri kalmış olabilir. Nasıl ve ne şekilde yapılmış olduğu halen tartışılmakta olan Stonehenge'in bilim adamlarınca ortaya çıkarılan bir diğer önemli özelliği de, astronomiyle olan bağlantısıdır. Elde edilen bulgular, bu yapıtı inşa edenlerin mühendislik bilgilerinin yanı sıra, astronomi bilgilerinin de gelişmiş olduğunu göstermektedir.
Stonehenge çember halinde yerleştirilmiş, büyük taş bloklardan oluşan bir yapıttır. Ortalama 4.5 metre yüksekliğinde, her biri ortalama 25 ton ağırlığında yaklaşık 30 adet taş bloğun biraraya gelmesiyle oluşmuştur. İngiltere'de bulunan bu yapıt araştırmacıların çok ilgisini çekmektedir. Yapımı ve yapılış amacı hakkında pek çok teori ortaya atılmıştır. Burada üzerinde durulması gereken bu teorilerden hangilerinin doğruluk içerdiği değildir. Önemli olan bu yapıtın, evrim teorisinin insanlık tarihini açıklamak için öne sürdüğü iddiaları geçersiz kılan örneklerden biri olmasıdır.
Yapılan araştırmalar Stonehenge'in üç inşaat aşamasında meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Birçok kaynağa göre, Stonehenge'in en eski dönemi MÖ 2800 yılına dayanmaktadır. Yani Stonehenge'in tarihi bundan yaklaşık 5000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Tarihi kaynaklar, ilk inşaat sırasında arazide dev taşlardan küçük bir çember yapıldığını ve bu çemberin dışına da bir topuk taşı yerleştirildiğini ortaya koymaktadır. Daha sonra, yine dev taşlarla ikinci bir çember oluşturulmuş, bundan sonra da çemberlerin iç kısmına "mavi taş" denilen taş bloklar yerleştirilmiştir.
Bu yapının en dikkat çekici yönlerinden biri, burada kullanılan mavi taşlardır. Çünkü Stonehenge'in yakınında herhangi bir mavi taş kaynağı yoktur. Yapılan araştırmalar, bu taşların Prescelly dağlarından, yapıtın olduğu yere getirildiğini ortaya koymuştur. Burada ise karşımıza yine olağanüstü bir durum çıkmaktadır. Çünkü, söz konusu mavi taş kaynağı, Stonehenge'den yaklaşık 380 km (kara yoluyla) uzaklıktadır. Eğer dönemin insanları evrimci hikayelerde anlatıldığı gibi, ilkel koşullarda yaşayan, ellerindeki tek malzeme ağaçtan kaldıraçlar, kütükten yapılmış sallar ve taş baltalar olan insanlar olsaydı, tonlarca ağırlığındaki bu taşlar Stonehenge'in olduğu bölgeye nasıl getirilmiş olacaktı? İşte bu, evrimcilerin hayal ürünü senaryolarıyla, cevaplanması mümkün olmayan bir sorudur.
Bir grup araştırmacı, o dönemin koşullarını canlandırarak mavi taşları Stonehenge'e kadar taşımaya çalışmışlardır. Bunun için ağaçtan kaldıraçlar kullanmışlar, üç sandalı birbirine bağlayarak benzer büyüklükteki taşların sığabileceği bir sal meydana getirmişler, ağaçtan sırıkları kullanarak salı nehir yukarı taşımaya çalışmışlar, daha sonra da kabaca hazırlanmış tekerlekler üzerinde taşları tepeye doğru çıkarmaya uğraşmışlardır. Ancak tüm bu uğraşıları sonuçsuz kalmıştır. Bu, mavi taşların Stonehenge'in olduğu yere nasıl taşındığını anlayabilmek için yapılan denemelerden sadece biridir. Daha pek çok deneme yapılmış ve dönemin insanlarının nasıl bir nakliye imkanı kullandığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Ancak evrimci ön yargıların ışığında yapılan bu araştırmalar neticeye ulaşmaktan hep uzak kalmışlardır. Çünkü tüm bu denemeler, Stonehenge'in yapıldığı dönemde yaşayanların sadece taş ve ağaç gibi kaba malzemeler kullandıkları ve geri bir medeniyete sahip oldukları yanılgısı ışığında yapılmaktadır.
Burada üzerinde durulması gereken bir husus daha vardır. Söz konusu denemeler yapılırken gemi tersanelerinde yapılan çeşitli modellerden yararlanılmakta, gelişmiş fabrikalarda üretilen halatlar kullanılmakta, detaylı hesaplar ve planlamalar yapılmaktadır. Yani günümüz teknolojisinin imkanlarından faydalanılmaktadır. Buna rağmen sonuç elde edilememektedir. Bundan yaklaşık 5000 yıl önce yaşayan insanlar ise, tonlarca ağırlığındaki bu taşları taşımışlar, coğrafi konumlarını hesaplayarak bir çember haline getirmişlerdir. Tüm bunları taş baltalar, kütükten yapılmış sallar, ağaçtan inşa edilmiş kaldıraçlarla yapmadıkları açıktır. Stonehenge ve diğer pek çok megalit, belki de bizim dahi tahmin edemeyeceğimiz bir teknoloji kullanılarak inşa edilmiştir.
http://www.kabatasdevri.com/res/61.jpg
Tiahuanaco şehrindeki taş yapıtlardan bir örnek. Buradaki tonlarca ağırlığındaki taşların, çelik halatlar ve vinç benzeri inşaat makineleri kullanılmadan taşınması mümkün değildir.
Tiahuanaco Şehrindeki Hayret Verici Kalıntılar
Bolivya And dağları üzerinde, Bolivya ile Peru arasında, deniz seviyesinden yaklaşık 4 bin metre yükseklikte bulunan tarihi Tiahuanaco şehri, görenleri hayrete düşüren pek çok kalıntı ile doludur. Bu bölge Güney Amerika'nın arkeolojik harikalarından biri olarak kabul edilmektedir.
Tiahuanaco'da bulunan en şaşırtıcı kalıntılardan biri, ekinoksları, mevsimleri, ayın her saatteki durumunu ve hareketlerini gösteren bir takvimdir. Bu takvim, söz konusu bölgede yaşayan insanların çok ileri bir medeniyet seviyesine sahip olduklarını gösteren delillerdendir. Tiahuanaco'daki diğer şaşırtıcı eserler ise, bazıları 100 ton ağırlığını bulan taş bloklardan oluşan yapıtlardır.
Reader's Digest Tiahuanaco şehrindeki anıtlar ve taş kalıntılar hakkında, "... Günümüzün en iyi mühendisleri, hala kendilerine bu kadar büyük kaya kütlelerini kesip taşıyarak bir şehir imar edip edemeyeceklerini sormaktadırlar. Devasa bloklar sanki bir metal kalıp kullanılarak kesilmiş gibi..." yorumunu yapmaktadır. (Simone Waisbard, in The World's Last Mysteries, (2nd edition) p. 138, Reader's Digest, 1978)
Örneğin bu şehirde duvarlar 100 ton ağırlığındaki kumtaşı blokları üzerine 60 tonluk başka bloklar konularak inşa edilmiştir. Bu duvarların yapılması için büyük ustalık isteyen taş işçiliği kullanılmıştır. Büyük kare taşlar, pürüzsüz oluklarla birleştirilmişlerdir. 10 ton ağırlığındaki taş bloklarda, 2.5 metre uzunluğunda delikler açılmıştır. Kalıntıların çeşitli yerlerinde 1.80 metre uzunluğunda ve yarım metre genişliğinde su kanalları vardır. Bu kanallar, günümüzde dahi eşine az rastalanır bir düzgünlüktedir. Bu insanların, -evrimci yalanlarda öne sürüldüğü gibi- teknolojik imkanları olmadan bu eserleri meydana getirmiş olmaları mümkün değildir. Zira evrimcilerin öne sürdüğü sözde ilkel koşullarda, bu eserlerden tek bir tanesinin dahi oluşturulması için bir insanın ömründen daha uzun bir süre gereklidir. Bu durumda Tiahunaco'nun meydana getirilmesi yüzlerce yıl sürerdi, ki bu da evrimci tezlerin doğru olmadığını göstermektedir.
http://www.kabatasdevri.com/res/63.jpg
Ağırlığının yaklaşık 10 ton olduğu tahmin edilen Güneş Kapısı'nın evrimcilerin iddia ettiği gibi teknolojik imkanları olmayan bir toplum tarafından inşa edilmiş olması imkansızdır. Bu yapıtlar, evrimcilerin insanlık tarihinin ileri doğru evrimleştiği iddiasını geçersiz kılmaktadır.
Tiahuanaco'da en dikkat çekici yapıtlardan biri de Güneş Kapısı'dır. Yekpare taştan meydana getirilen bu eser, 3 metre yüksekliğinde ve 5 metre genişliğindedir. Ağırlığının yaklaşık 10 ton olduğu tahmin edilmektedir. Kapının üzeri çeşitli çizimlerle süslenmiştir. Bu bölgede yaşayanların Güneş Kapısı'nı, nasıl bir yöntem kullanarak inşa ettikleri hala açıklanamamaktadır. Böyle görkemli bir kapının inşasında nasıl bir teknoloji kullanılmıştır? 10 ton ağırlığında kayalar, taş ocaklarından nasıl çıkarılmışlar, nereden hangi tekniklerle taşınmışlardır? Bütün bu işler yapılırken, evrimcilerin iddia ettiği gibi, basit araçlar ve gereçler kullanılmadığı açıktır.
Tiahuanaco'nun kurulmuş olduğu bölgenin coğrafi koşulları düşünüldüğünde, herşey çok daha şaşırtıcı bir hal almaktadır. Şehir, normal yerleşim alanlarından kilometrelerce uzakta ve yaklaşık 4 bin metre yükseklikte kurulmuştur. Şehrin bulunduğu yüksek platoda, atmosfer basıncının deniz seviyesinden neredeyse yarı yarıya düşmesi, oksijen oranının da çok azalması nedeniyle, insan gücü gerektiren işleri yapmak çok daha zor hale gelmektedir.
Tüm bu bilgiler, dünyanın pek çok bölgesinde olduğu gibi burada da geçmişte çok ileri medeniyetlerin yaşadığını dolayısıyla da insanlık tarihinin ileri doğru evrimleştiği iddiasının geçersiz olduğunu göstermektedir.
ONBİR BİN YIL ÖNCE GÖBEKLİ TEPE'DE YAŞAYAN TAŞ USTALARI
http://www.kabatasdevri.com/res/132.jpg Aşağıda soldaki resimlerde görülen taş işçiliği bundan 11 bin yıl önce yaşamış olan insanlara aittir. Bu detaylı şekiller, kendilerini işleyen ustaların sanat zevkini göstermektedir. Ama daha da önemlisi bu sanatçıların o dönemde çeşitli metal aletler kullanarak bu taşları yontmuş olmalarıdır. Bir insanın eline başka bir taş alıp, taşı taşa sürterek resimlerde görülen işlemeleri yapması mümkün değildir. Bu ince işçilik ancak eğe, levye, rende gibi günümüzde de taş işlemeciliğinde kullanılan metal aletler yardımıyla yapılabilir. Alt sağdaki resim de günümüzde taş işlemeciliği yapan bir kişiyi göstermektedir. 11 bin yıl önce yaşamış olan sanatçılar da ancak benzer yöntemler kullanarak bu sanat eserlerini meydana getirmiş olabilirler.

mindar 10-11-2009 15:18

GEÇMİŞ MEDENİYETLERİN
HAYRANLIK UYANDIRAN İZLERİ 3

İNKALARIN 20 BİN TON AĞIRLIĞINDAKİ DEV İNŞA TAŞLARI
Peru'da Cuzco şehri yakınlarında bulunan antik Sacsahuamán şehrinde, İnkalar tarafından inşa edilmiş bir duvar bulunmaktadır. Duvar özellikle, farklı büyüklük ve şekilde taş bloklar kullanılarak oluşturulmuştur. Bu taş bloklar tonlarca ağırlığındadır ve bunlar yan yana o kadar düzenli yerleştirilmişlerdir ki bugün bile blokların arasına bir parça kağıt sokmak mümkün değildir. Üstelik duvarların hiçbir noktasında sıva veya çimento gibi kaynaştırma maddesi bulunmamaktadır. Bloklar, büyük bir ustalıkla biraraya getirilmiştir. Bu derece büyük taş blokların, birbirlerine monte olabilecek şekilde nasıl kesilip biçimlendirildikleri, günümüz teknolojisiyle dahi anlaşılamamıştır.
Daha da şaşırtıcı olan ise, bu duvarın inşasında kullanılan diğerlerinden daha büyük bir taş bloktur. 5 katlı bir ev büyüklüğünde ve yaklaşık 20.000 ton ağırlığında olan bu taş bloğu, Sacsahuamán'ın kurucularının nasıl hareket ettirmeyi başardıkları halen anlaşılamamıştır. Günümüzün modern makineleriyle böyle şaşırtıcı bir ağırlığı kaldırmak mümkün değildir. Bugün dünyanın en büyük vinci bile bu derece ağır bir yükü kaldırmakta zorlanacaktır. Bu da bize, İnkalar döneminde muhtemelen bugün tahmin bile edemediğimiz ileri bir teknolojinin kullanılmış olabileceğini göstermektedir.

MİMARİDE DEV TAŞLAR KULLANMAK USTACA BİR BECERİ GEREKTİRİR
http://www.kabatasdevri.com/res/134.jpg On binlerce tonluk taşların kullanılmasıyla meydana getirilen yapılar, günümüzde halen şaşkınlık uyandırmaktadır. Böylesine dev taşlar kullanarak inşaat yapmak için, çelik halatlar kullanan vinçler gibi gelişmiş inşaat makinelerine ihtiyaç vardır. Evrimcilerin iddia ettiği gibi ahşap kütükler, iri halatlar, çabuk kırılabilen bakırdan malzemelerle bu taşların ocaklardan çıkarılması, ne taşınması, yerleştirilmesi, işlenmesi mümkün değildir. Ortadaki küçük resimde, Ramses'in dev heykelinin baş kısmının ancak çelik halatlı büyük vinçlerle taşınabildiği görülmektedir.

Luksor'daki sıra sütunlar, III. Amenhotep tarafından yaptırılmış, Tutankhamon tarafından dekore ettirilmiştir.
http://www.kabatasdevri.com/res/135.jpg Jüpiter Tapınağı olarak adlandırılan bu yapının inşasında da dev taş bloklar kullanılmıştır. Küçük resimde kırmızıyla işaretli olan blok taş, istinat duvarında kullanılan üç büyük bloktan biridir. Bu üç blok taşın her birinin yüksekliği yaklaşık 4.5 metre, genişliği yaklaşık 3.5 metre ve uzunluğu da yaklaşık 19 metredir. Üç taşın ortalama ağırlığı 800 ton civarındadır. Bu derece büyük bir ağırlığın madenden çıkarılıp taşınması, kullanılan inşaat makinelerinin gelişmişliğinin bir göstergesidir.
Baalbek Jüpiter Tapınağı

EVRİMCİLERİN AÇIKLAYAMADIĞI OBELİSKLER
Geçmiş medeniyetlerden günümüze kalan şaşırtıcı izlerden biri de obelisklerdir. Ortalama 20 metre uzunluğunda, tonlarca ağırlıkta olan bu dikili taşların, ocaklardan çıkarılmaları, taşınmaları, üzerlerinin işlenmesi ve bulundukları yerlere yerleştirilmeleri için ileri bir teknolojinin kullanılmış olması gereklidir. Bilinen en büyük obelisklerden biri, MÖ 1400'lü yıllarda Karnak (Mısır)'a dikilmiş olandır. 29.5 metre yükseliğinde, 1.62 metre genişliğinde ve 325 ton ağırlığındadır. Bu irilikte ve ağırlıktaki taşın, tek blok halinde, ocaktan çıkarılması da bulunduğu yere taşınması da ustalık, teknik bilgi ve alt yapı gerektirir. Bunun için bakır ve bronz gibi kolay eğilip bükülen, çabuk kırılan aletlerin kullanılamayacağı, demir ve çelikten yapılmış aletlerin kullanılması gerektiği açıktır. Bu da evrimcilerin, söz konusu dönemde henüz demirin kullanılmadığı, pek çok metalin bilinmediği iddiasını yalanlamaktadır.
Resimde obeliskin tepe noktasında bulunduğu varsayılan kısım, bu dikili taşların paratoner olarak kullanılmış olabileceğine işaret etmektedir.
Resimde (ilk resim) Asuvan yakınlarındaki granit ocağında bitirilemeden kalmış olan obelisk görülmektedir. Diğerlerinin iki katı olan bu obelisk, 41.75 metre uzunluğunda ve yaklaşık 1168 tondur. Böylesine dev bir yapının, ocaktan çıkarılıp taşınması için gelişmiş teknoloji kullanılması gereklidir.

mindar 10-11-2009 15:19

GEÇMİŞ MEDENİYETLERİN
HAYRANLIK UYANDIRAN İZLERİ 4

PUMA PUNKU'DA EVRİMİ YALANLAYAN BULGULAR
http://www.kabatasdevri.com/res/137.jpgPuma Punku'daki piramit kalıntısını meydana getiren taşların büyüklüğü, görenleri şaşkınlığa düşürmektedir. Piramitin en alt basamaklarını oluşturan bloklardan biri 60x50 metre genişliğinde ve yaklaşık 447 ton ağırlığındadır. Kullanılan diğer taşların da ağırlıkları 100-200 ton arasında değişmektedir. Bu dev taşların, evrimcilerin öne sürdüğü gibi, kütükler üzerinde kalın iplerle çekilerek taşındığı iddia etmek mantıklı bir yorum değildir.
Evrimci arkeolojinin Puma Punku'daki açıklayamadığı bulgulardan biri de, pek çok blok taşın birleşme noktasında bulunan izlerdir. Bu izler, metal mengene izini andırmaktadır. Uzun bir süre, T şeklindeki bu izlerin sıcak kalıpların taş blokların üzerine konularak yapıldığı düşünülmüştür. Ancak daha sonra elektron mikroskobuyla yapılan incelemeler, erimiş metal izlerini ortaya çıkarmıştır. Spektrografik incelemeler ise bu izlerin, % 2.05 arsenik, % 95.15 bakır, % 0.26 demir, % 0.84 silikon ve % 1.70 nikel alaşımından oluşan bir malzemenin izleri olduğunu göstermiştir. Tüm bunlar, geçmiş toplumların inşaatlarında gelişmiş araç gereçler kullandıklarının delilidir. (Graham Hancock, Heaven's Mirror, Three River Press, New York, 1998, s. 304)
http://www.kabatasdevri.com/res/138.jpg
Puma Punku'da sıkça rastlanan metal mengene izi (ortada)
Ollantaytambo'daki blok taşlarda görülen metal mengene izi (solda)
Kamboçya, Angkor Wat'taki taş yapılardaki metal mengene izi (sağda)

31. http://www.boop.org/jan/justso/elephant.htm
32. Stephen Jay Gould, Introduction, in Björn Kurtén, Dance of the Tiger: A Novel of the Ice Age (New York: Random House, 1980), xvii-xviii
33. Gould S.J., "The Return of the Hopeful Monster," in "The Panda's Thumb: More Reflections in Natural History," [1980], Penguin: London , 1990, reprint, sf.158

http://www.kabatasdevri.com/images/spacer.gif http://www.kabatasdevri.com/images/spacer.gif

mindar 10-11-2009 15:21

evet arkadaşlar bilim de yaratıcının varlığını kabul eder.
istemese de etmek zorundadır
çünkü bilimin açıklayamayacağı şeyler vardır

ugorur 10-11-2009 16:06

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258485)
evet arkadaşlar bilim de yaratıcının varlığını kabul eder.
istemese de etmek zorundadır
çünkü bilimin açıklayamayacağı şeyler vardır

Sayın mindar

Konunun yeri burası değil. Ayrıca bilim zaten herşeyi açıkladığını iler sürmez, bunu dinler ileri sürer. Bilim, bilimsel yöntemlerle bunları açıklamaya çalışır. Bu yüzden onlar sapıtmıştır. Allah yaptı diyip oturmak yerine anlamaya, açıklamaya çalışıyorlar. Ama sapıtmamış mümünler bunları yakarak huzura eriyorlar.

Ayrıca bunların yapılışını evrimciler araştırmaz. Bunları arkeoloji araştırır ve açıklar. Ama size göre tüm bilim adamları sapıtıktır, evrim bilimcidir, yakılmaları gerekir. Bilim insanlık için değildir zaten.

...

necosti 10-11-2009 17:05

Evrimi benimsemek Tanrıya zaafiyet yüklemek anlamına hiç gelmez. Aksine her işe karışan ve varlıkların hür irade prensibini tanımayan despot biri olduğunu bizlere sorgulatır.

DEİZM Felsefesi konulan Evrensel Yasaların, Varlıkların Görev Deneyim ve Evrimleri çercevesinde denetlenmesini içerir. Bilime ve Doğaya da bu uygundur.
Teizm yani Dinler ile Ateizm birlikte var olurlar. Antitez olmadan Tez de olmaz ama Diyalektik Materyalizmi aşamadığınız sürece Senteze hiç bir zaman ulaşamayacaksınız. Evrimi destekleyen süreç, değişik boyut varlıkların işbirliğine bağlıdır.

Evren, Big Bang ile yaratıldı ve ondan önce demek ki ayrı bir Varoluş katı olduğunu da anlayabiliyoruz. KOZMOS ile LOGOS.

Evren bir enerji havuzudur FOTON SAHASI ancak sanırım burada artı somut enerjilerden yani KOZMOS'tan bahsediyoruz. Enerji kullanılırdan kullanılmaza, elde edilirden edilmeze ve Düzenden Kaosa akar gider. ENTROPİ Yasası bir noktadan sonra genişlemiş Evrenlerin durarak tersine sıfır noktasına doğru geriye Hiçlik Boyutuna dürülmesine neden olur. . Evrenin genişlemesini takviye eden Ruhların ürettiği düşünceler ile enerjilerin sirküle ettirilmesine ilkesine dayanır. Yani burada Yaradan ile Yaradılan da birbirinden ayrı değildir. Evrim bu yüzden gereklidir.

Bir de TAKYONLAR Sıfır nokta enejileri eksi soyut kütle enerjileri mevcuttur. Yani burada LOGOS veya Bilgi Kitabı tabiri ile ATLANTA İleri Medeniyeti (Alem-i Lahud) mevcuttur.

Nasıl ki Matematikte iki eksi çarpılır da artı olur ise aynı sistemde Artı Somut Kütle iki Eksi Soyut kütlenin birleşmesinden bizim KOZMOS Evrenimiz meydana gelmiştir. Ancak Takyonlar başlı başlarına sanırım Atlanta Boyutunu oluşturur.

Enerji Evrimini burada anlatırsam. Üç negatif enerjiden İki negatif enerji çarpışır pozitif enerji oluşur sondaki olan üçüncü negatif enerji ise karşıt dengeleyen nötr kutup olur. Bu yüzden üçgen olan Piramitlerin Sırrı Evrenin sırrıdır denmektedir.

SON SÖZ : Antik Toplumlar bizden daha ileriydiler ancak Bilim ve Teknolojiyi kendilerinin de bütünden bir parçası oldukları Doğaya karşı egemen olmak için kullandılar. Yaşama Saygı ve Bireyin Özgürlüğü ilkelerini hiçe sayacak çalışmalarda bulundular. Varlıkları köleleştirmek için genetik aşılamalar ile Hilkat Garibeleri yarattılar. Anti-Madde Silahı ile Gökcisimlerinlerinin yörüngelerini bozarak Galaksilerin güvenliğini onlar tehlikeye düşürdüklerinden Evrenler Anayasasına imza koymaya red ettiklerinden KONFEDERASYON kararı ile TUFAN ile yok edildiler. Sonraki kuşakta kalan bizler ise DNA yapılarımız 12-sarmallı iken 2 sarmallı halde tutularak ÖNCE KOŞULSUZ SEVGİ SONRA BİLİM TEKNOLOJİ prensibi ile Dinler Sistemi ile Vicdan mekanizmasına bağlanmamız beklendi ancak Dinler de bu arada aslı kökenlerinden ayrıldı ve Sınıfların Kitleleri manipülasyon ve kontrol psikolojik silahı haline getirildi.

mindar 10-11-2009 17:08

arkeoloji sümerdeki tabletleri bulunca açıklayınca sorun yok .
bunlarda sorun var.
galiba işlerin,
işinize gelmesi ile direk ilintili bişeyler var..

mindar 10-11-2009 17:14

bunları buraya koymamdaki amaç
ilk insandan beri din vardı ve insanlar vahşi aptal değillerdi hepsi zeki çalışkan sanatkardılar.
bu da gösteriyorki allah ilk insana herşeyi yükledi.
boş habersiz değildi.
yani böcekten solucandan evrimleşerek insan olmadık.

ugorur 10-11-2009 17:16

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258538)
arkeoloji sümerdeki tabletleri bulunca açıklayınca sorun yok .
bunlarda sorun var.
galiba işlerin,
işinize gelmesi ile direk ilintili bişeyler var..

Sayın mindar

Bu sizin dediklerinizi uzaylılar yardım etti diye öne süren insanlarda var. Ayrıca ben hala arkeoloji ile evrimi nasıl bağdaştırdığınızı anlayamadım

ugorur 10-11-2009 17:18

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258543)
bunları buraya koymamdaki amaç
ilk insandan beri din vardı ve insanlar vahşi aptal değillerdi hepsi zeki çalışkan sanatkardılar.
bu da gösteriyorki allah ilk insana herşeyi yükledi.
boş habersiz değildi.
yani böcekten solucandan evrimleşerek insan olmadık.

Sayın mindar

İlk insandan beri herşey vardıysa neden yazı 6000 yıllık? Allah yazıyı daha önce yükelemekten aciz miydi?

kitapkurdu82 10-11-2009 18:06

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258543)
bunları buraya koymamdaki amaç
ilk insandan beri din vardı ve insanlar vahşi aptal değillerdi hepsi zeki çalışkan sanatkardılar.
bu da gösteriyorki allah ilk insana herşeyi yükledi.
boş habersiz değildi.
yani böcekten solucandan evrimleşerek insan olmadık.

Meksika'da yapılan kazı çalışmalarınız incelemenizi tavsiye ederim. yukarıda verdiğiniz örneklerle tezat oluştuan kalıntılar bulundu 2006 yılında. Buna göre insan oğlu dediğiniz gibi ilk başta herşeye sahip değiller. Sizin verdiğiniz örnekler de zaten ilk insanlara ait değiller. İlk insan kalıntısının tarihi çok daha eskilere M.Ö. 12000 gibi yıllara kadar gider ve çok ilkeldirler.


Alıntı:

ugorur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258545)
Sayın mindar

Bu sizin dediklerinizi uzaylılar yardım etti diye öne süren insanlarda var. Ayrıca ben hala arkeoloji ile evrimi nasıl bağdaştırdığınızı anlayamadım

Al benden de o kadar...

mindar 10-11-2009 18:30

evrimi bağdaştırmam şöyle
ilk insan insandı.
başka b canlıdan evrimleşerek gelmedi bu günlere eğer başka canlıdan evrimleşse idi. bu tip kalıntılar bırakamazlardı bizlere..

ugorur 10-11-2009 19:03

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258558)
evrimi bağdaştırmam şöyle
ilk insan insandı.
başka b canlıdan evrimleşerek gelmedi bu günlere eğer başka canlıdan evrimleşse idi. bu tip kalıntılar bırakamazlardı bizlere..

Sayın mindar
Nasıl kalıntılar beliyorsunuz. Verdiğiniz örneklerin tarihleri çok benzer değilki bunlar bir süreç. Ayrıca madem Allah tüm bilgi başta verdi, ozaman yazıyı vermeyi unuttu sanırım. Çünkü yazı 5000 civarı yaşında.
Saygılarımla
Umurcan Görür

kitapkurdu82 10-11-2009 19:09

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258558)
evrimi bağdaştırmam şöyle
ilk insan insandı.
başka b canlıdan evrimleşerek gelmedi bu günlere eğer başka canlıdan evrimleşse idi. bu tip kalıntılar bırakamazlardı bizlere..

İlk insan hangi tarihte yaşamıştı peki bunu biliyor musunuz? Hayır! eee o zaman verdiğiniz örneklere bakarak ilk insan hakkında nasıl bir bilgi verebiliyorsunuz.

İnsanların maymunlardan geldiğini ele alırsak; maymunlar zaten insan olana kadar hehangi bir yapı bırakamazlar; geriye sadece iskeletler (fosiller) kalır. Bugün yarı insan, yarı maymun fosiller olduğuna göre; sizin deyiminize göre hareket edersek karşımıza iki seçenek çıkmıyor mu?

Birincisi eğer ilk insan her türlü bilgiye sahip ise; Adem'in yaptığı bir yapıt var mı?

İkincisi; İnsan maymun arası fosiller olduğuna göre Adem maymun muydu? Eğer Adem maymunsa o zaman evrimi desteklemiş olmaz mısınız?

Çellist 10-11-2009 19:16

Evet bilim İslam tanrısının varlığını kabul etmekte ve eloğlu bize çaktırmadan fatihalar, yasinler, hela duaları ve saire okuyarak aya çıkmakta; genetikte dev adımlar atmaktadır. NASA'nın Kur'an masasını da mı duymadınız, Sızıntı da mı okumadınız?

Gözler kör, kulaklar duymaz... Kaptan Kusto da Müslüman'dı; zalim ailesi Katolik mezarlığına gömdü beş vakit namazındaki adamı... Ay'da da ezan okunuyor... Hepsi ilmen sabit... Buradan münkirlere sesleniyorum: Sizlere acıyorum, acıyor ve acı acı da gülmekten kendimi alamıyorum... Oteki tarafta derim artıhın "Been dememiş mi idim?!" diye.

uyar 10-11-2009 19:28

mindar kardeş battıkça batıyorsun... ama sen aydınlanıyorsun ya ona seviniyorum

siparisci 10-11-2009 21:34

Sayın Mindar,

ateistler için çok kolay bunların cevabı. Çünkü onlar cevap bulamadıkları şeylere "hiçlik" diyip geçebilirler. Sendense kanıt, delil, ispat isterler :)

Onların kanıtı her zaman "ileride o da bulunur" olacaktır.

ugorur 10-11-2009 21:48

Alıntı:

siparisci´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258611)
Sayın Mindar,

ateistler için çok kolay bunların cevabı. Çünkü onlar cevap bulamadıkları şeylere "hiçlik" diyip geçebilirler. Sendense kanıt, delil, ispat isterler :)

Onların kanıtı her zaman "ileride o da bulunur" olacaktır.

Sayın siparisci

Siz bilim nedir bunu biliyor musunuz?

Bunu dalga geçmek olarak algılamayın lütfen. Ciddi ciddi soruyorum. Bilim nedir?

Bu iddaları atan teistten ben delil isterim tabiki. Eğer iddaları ortaya ben atsaydım delili ben vermek zorunda kalırdım.

mindar'ın iddası: Eskidende çok teknoloji vardı. Bu evrimle olmaz. Tanrı teknolojiyi onlara verdi.

Benim istediğim deliller: Tanrı yazıyı vermeyi mi unuttu? İnsanlar neden binlerce yıl bu yapıları yapmak için beklediler? Tanrı en başta vermeyi unuttuda binlerce yıl sonra hatırlayıp mı verdi? Tanrı bu teknolojileri onlara nasıl verdi? Kendi mi geldi verdi yoksa peygamber mi getirdi verdi bunları? Peygamber getirdiyse nasıl getirdi, kendi verdiyse o teknolojiyi geri mi aldı? Şu anda neden yeni teknolojiler ver miyor? Muhammet neden yeni teknolojiler getirmedi? Bu teknoloji temeli neydi? Elektrikle mi çalışıyorlardı, üffürük gücüyle mi? vb...

Daha zilyon tane delil daha koymalı ki, dediklerini ıspatlasın. Yoksa ben, "Uçan Spagetti Canavarı gerçekir." dediğim zaman sen bana "Delil sun!" mu dersin yoksa "Şu, şu, şu sebeplerden dolayı bu gerçek değildir." mi dersin?

Benim iddamda bu binalar Allah değil Uçan Spagetti Canavarı ve Thor'un ortak yapımıdır. Hadi aksini ıspat et.

Saygılarımla
Umurcan Görür

mindar 11-11-2009 11:08

Alıntı:

siparisci´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258611)
Sayın Mindar,

ateistler için çok kolay bunların cevabı. Çünkü onlar cevap bulamadıkları şeylere "hiçlik" diyip geçebilirler. Sendense kanıt, delil, ispat isterler :)

Onların kanıtı her zaman "ileride o da bulunur" olacaktır.

evet haklısın..

ben arkadaşlara şunu sormak istiyorum zamanında ! yarın insan yarı başka bişey insan türleri niye kayboldu da maymunlar halen duruyor bu anormal bi durum değil mi.
gerçi sizin herşeye bi cevabınız da var da.

kazılarda çıkan kalıntılar taş mezarlar onlardaki ustalık nasıl aptal bir maymun tarafından veya ozaman hangi evrim !sürecinde isek onun tarafından yapıldı.

taşlara duvarlara çizilen anlatılmak istenen resimler dünyanın hemen hemen ayrı tüm yerelerinde aynı tür resimler çizilmiş.
bir tanrı resmi yanlarında ışıklar var ona el açmış baş eğmiş insan figürleri
hiç mi bişey anlatmıyor size
ozaman da tanrı inancı olabileceğini hiç mi aklınıza getirmiyor
bu kadar mı kapalısınız.

o canlılar bu sanat eserlerini nasıl meydana getirdiler.
neden maymunların soyu tükenmedi.
neden bir maymun insan olmuyor.
?

uyar 11-11-2009 12:03

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258869)
evet haklısın..

ben arkadaşlara şunu sormak istiyorum zamanında ! yarın insan yarı başka bişey insan türleri niye kayboldu da maymunlar halen duruyor bu anormal bi durum değil mi.
gerçi sizin herşeye bi cevabınız da var da.

kazılarda çıkan kalıntılar taş mezarlar onlardaki ustalık nasıl aptal bir maymun tarafından veya ozaman hangi evrim !sürecinde isek onun tarafından yapıldı.

?


mindar sen de biliyorsun bunların cevabını değil mi???...yarım insan derken neresini yarım düşünüyorsun... mesela bonobolar resmen yarım insan senin mantığına göre :)

taş mezarları maymunların mı yaptığını düşünüyorsun ??evrim bu kadar hızlımı yani?? birşey sorarken mantıklı sor rica ederim...

uyar 11-11-2009 12:06

Alıntı:

siparisci´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258611)
Sayın Mindar,

ateistler için çok kolay bunların cevabı. Çünkü onlar cevap bulamadıkları şeylere "hiçlik" diyip geçebilirler. Sendense kanıt, delil, ispat isterler :)

Onların kanıtı her zaman "ileride o da bulunur" olacaktır.


siparişçi kardeş şunu bil: din statiktir değişmez ozaman iddia ettikleri de değişmemesi gerekir o nedenle onları tarihte bulmamız gerekmez mi??,

ama bilimin söylediği evrim bir değişimdir.... eskiden olan artık yeni şartlar oluşmuşsa olmaz...

dikkat edersen bilim buldukça allahtan ne kadar uzaklaşıyor insanlık çünkü allah teorisi kendini bilinmeyen üzerine kurmuştur. bu nedenle din ancak bilinmeyenlerden temel almaya çalışır.. olay çözüldükçe din de açıklamaları da palavra olur silinir...

aradaki kooocaman farkı anladığını umarım..

kasimpasalitayyar 11-11-2009 13:58

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258558)
evrimi bağdaştırmam şöyle
ilk insan insandı.
başka b canlıdan evrimleşerek gelmedi bu günlere eğer başka canlıdan evrimleşse idi. bu tip kalıntılar bırakamazlardı bizlere..

ilk insan diye birsey yok. ilk insan demek sacmalik. dünyanin yasi yaklasik 4,6 milyar sene olarak tahmin edilir, insanligin yasi da asagi yukari 2 milyon sene. evrim dine karsi kullanilmak istenen bir görüs degildir, dinle de zerre alakasi yoktur. evrim her insanin mantigini kullanarak önce aynada kendine bakip sonra bütün yeryüzündeki hücreliler alemini gözetletikten sonra farkina varabilecegi bir olgudur.

sana sorarim, sen 20000 sene önce yasayan insanla bugünün standart insaninin cene ve yüz yapisini kiyaslayabilir misin? 20000 sene evvel yasam kosullari farkli, besinlerin yenme tarzi farkli, hijyenik kosullar baska.. dis fircasi ve ona benzer seyler yok. bu saydiklarim bile insanin cene yapisinin binlerce sene icinde degismesi icin sebep teskil eder. sadece cene yapisindan bahsettim, gercekte bütün vücut yapisi degisir insanoglunun.

dünya baslangicta sular altindaydi. zamanla su tabakasinin altindaki belirli bölgelerden cikan kara parcalarinin zamanla olusturdugu birlesik olan kitalar. dünya kendi kendine evrilmis bir gezegendir, sadece insanoglu degil, etrafinda gördügün hersey milyonlarca sene boyunca iklim ve yasama kosullarina göre degismistir. bizim yani bütün canlilar aleminin baslangici okyanusun icinde belli kimyasal reaksiyonlarla olusan tek hücrelilere dayanir.
biraz aklini calistiran her insan bunu rahatlikla görebilir.

kasimpasalitayyar 11-11-2009 14:04

http://www.medienwerkstatt-online.de...ard.php?id=694

redkit86 11-11-2009 15:09

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258869)
evet haklısın..

ben arkadaşlara şunu sormak istiyorum zamanında ! yarın insan yarı başka bişey insan türleri niye kayboldu da maymunlar halen duruyor bu anormal bi durum değil mi.
gerçi sizin herşeye bi cevabınız da var da.

kazılarda çıkan kalıntılar taş mezarlar onlardaki ustalık nasıl aptal bir maymun tarafından veya ozaman hangi evrim !sürecinde isek onun tarafından yapıldı.

taşlara duvarlara çizilen anlatılmak istenen resimler dünyanın hemen hemen ayrı tüm yerelerinde aynı tür resimler çizilmiş.
bir tanrı resmi yanlarında ışıklar var ona el açmış baş eğmiş insan figürleri
hiç mi bişey anlatmıyor size
ozaman da tanrı inancı olabileceğini hiç mi aklınıza getirmiyor
bu kadar mı kapalısınız.

o canlılar bu sanat eserlerini nasıl meydana getirdiler.
neden maymunların soyu tükenmedi.
neden bir maymun insan olmuyor.
?


mındar arkadaşım,
aslında evrimi anlama safhasında olan ve araştıran biri olarak kendimi hazır hissetmediğim için konuya müdahil olmak istemedim ama beni zorladın desem yeridir..
1.si bu Harun Yahya mantığı ile evrimi tartışmayın çünkü bu saçmalamak anlamına geliyor.Evrimi tartışacaksanız bilim dili ile konuşabilmelisiniz öncelikle!!

2.si evrimde insanlar maymundan gelmemişlerdir,ortak atası maymun olan primatlardan gelmişlerdir ve YARI İNSAN-YARI MAYMUN diye(Mortal Kombat'ta olur böyle şeyler,yarı at-yarı insan falan) bir şey yoktur..

3.sü Dünya yaklaşık 4 milyar yıl önce oluşmuştur ve sizin maymunların yapmış olmasını beklediğiniz eylemler yaklaşık 2.5 milyon yıl olan süreç içinde evrimleşen insanlar tarafından gerçekleştirilmiştir.Evrimin bunu iddia ettiğini söylemen konu hakkında sadece kulaktan dolma fikirlere sahip olduğunun göstergesidir ya da zorlama yorumlarla kendini haklı çıkarmaya çalışıyorsun..(rakamlar yaklaşık rakamlardır takılmayın:))
Bu kadar uzun bir süreçte evrimleşen canlıların küçük adımlarla değil de bir anda değiştiğini düşünmek hangi cehaletin ürünüdür bunu da sormak istiyorum...
Sanırım size göre evrim şu şekilde gerçekleşti:

Maymun Jack günün bütün yorgunluğuyla eve gelir ve türbanlı eşi gün boyu evde olduğu için ona yemeğini hazırlamıştır,ayaklarını yıkamıştır..John kafasını yastığa koyar koymaz gözlerini kapatmıştır..Sabah uyandığında yorganı üzerinden atar ve gözlerine inanamaz..Ayakları tüy dökmüş,parmak hatları düzgünleşmiştir..Ve kesin karısının ayaklarını yıkadığı suda zehir vardır,karısı ona komplo düzenlemiştir..Çünkü Jack mahallenin en varlıklı ailesinin oğludur ve bütün miras karısına kalacaktır..

AHA DA EVRİM..

2.gün de John'un üst tarafı için başka bir arkadaşın hikayesi ile üst tarafı değiştirdik mi iş tamamdır...



4.sü insanlar geçmişte Güneş'e de tapmışlardır..Acaba o bahsettiğiniz figürdeki ışık saçan nesne Güneş olabilir mi?Ama sizin her şeye cevabınız vardır eminim..Kesin,O sizin taptığınız tanrıdır....


5.si bu kadar uzun bir süreçten(yaklaşık 4.5 milyar yılda 2.5 milyon yıldır insan türü var) oluşan evrim sürecinde senin gözlerinin önünde bir maymunun insan olmasını bekliyorsan daha çok beklersin emin ol!!Bizim ömrümüz 60,70 bilemedin 100 yıl olsun..100 yıl içinde,milyar yılda gerçekleşen süreci görmeyi bekliyorsan bence ölümsüzlüğe çare ara,olur da bulursan 1 milyar yıl kadar yaşayıp görürsün maymunun neye dönüştüğünü....

6.sı John, Jack'in ikiz kardeşi,yanlış yazmış diye heveslenmeyin hemen:blabla:


Sonuç olarak o bahsettiğin eserleri senin kendini haklı çıkarmak için zihin dünyanda yarattığın maymunlar değil,insanlardır yapmışlardır zaten...Bilgi sahibi olmadığınız konuda konuşma cesaretini gösterdiğiniz için tebrik ederim..Ben yapamazdım şahsen!!!

güneşinzaptıyakın 11-11-2009 15:40

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258538)
arkeoloji sümerdeki tabletleri bulunca açıklayınca sorun yok .
bunlarda sorun var.
galiba işlerin,
işinize gelmesi ile direk ilintili bişeyler var..

Sümer tabletlerini gibi arkeolojik buluntuları sadece arkeologlar bulmamıştır mindar, Topkapı sarayında ''Muhammed'in Teyennüm taşı'' olarak zaman zaman sergilenen taşta mesela Asur'lulardan kalmadır, İslam'ın arkeolojiye bakış açısı bu durumda bellidir.

Buraya kopyalayıp yapıştırdığın konuların çoğunun cevabını modern arkeoloji vermiştir, isteyenler konu ile ilgili teknik bazda bilgiler içeren yayınları edinebilirler. Hala bilmediğin konularda mesajlar yazıyorsun...

mindar 11-11-2009 15:50

alıntı:
bizim yani bütün canlilar aleminin baslangici okyanusun icinde belli kimyasal reaksiyonlarla olusan tek hücrelilere dayanir.
biraz aklini calistiran her insan bunu rahatlikla görebilir.


buna gerçekten inanıyormusunuz
böyle bi canlı tesadüf sonucunda tam oranda ayarda oldu yani :)

kasimpasalitayyar 11-11-2009 15:59

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258929)
buna gerçekten inanıyormusunuz
böyle bi canlı tesadüf sonucunda tam oranda ayarda oldu yani :)

buna inaniyorum diye birsey yok, bunu bize bugünün arastirmacilari ve bulgulari acikca ortaya koymus zaten. %100 dogru demek yanlis olur, her zaman daha cevabi bulunamamis bir sürü soru var fakat ipuclari ve kalintilar bize asagi yukari bir fikir vermis. yanlis olan bu sorularin cevaplarini ilkel bir cöl bedevisinin yazdirdigi kitapta aramak olur.

böyle bir canli tesadüf sonucunda ayar olmadi, bahsettigimiz canli bir tekhücrelidir ve okyanusta zamanla gelisen kimyasal reaksiyonlar sonucu ortaya cikmistir. bunlari ortaya koyanlar tesadüfler degil sebeplerdir.

mindar 11-11-2009 16:06

Alıntı:

redkit86´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258920)
mındar arkadaşım,



insanlar geçmişte Güneş'e de tapmışlardır..Acaba o bahsettiğiniz figürdeki ışık saçan nesne Güneş olabilir mi?Ama sizin her şeye cevabınız vardır eminim..Kesin,O sizin taptığınız tanrıdır....
tabiki güneş tanrı diyen mi oldu ordaki kastım bu ışık dansını yapacak zekaya sahip insanlar vardı.


5.si bu kadar uzun bir süreçten(yaklaşık 4.5 milyar yılda 2.5 milyon yıldır insan türü var) oluşan evrim sürecinde senin gözlerinin önünde bir maymunun insan olmasını bekliyorsan daha çok beklersin emin ol!!Bizim ömrümüz 60,70 bilemedin 100 yıl olsun..100 yıl içinde,milyar yılda gerçekleşen süreci görmeyi bekliyorsan bence ölümsüzlüğe çare ara,olur da bulursan 1 milyar yıl kadar yaşayıp görürsün maymunun neye dönüştüğünü....
peki 1 milyar yıl önce değişen maymunlar nerde ?
onlarda şimdiki insanlarmı yoksa :)




Sonuç olarak o bahsettiğin eserleri senin kendini haklı çıkarmak için zihin dünyanda yarattığın maymunlar değil,insanlardır yapmışlardır zaten...Bilgi sahibi olmadığınız konuda konuşma cesaretini gösterdiğiniz için tebrik ederim..Ben yapamazdım şahsen!!!

burdaki kasıt siz evrimi savunarak ilk insanın adem olmadığı akıllı bir canlı olmadığını insanında ottan böcekten evrimleşerek olduğunu iddda ediyorsunuz
yanlışmıyım?

bizim iddamızda ilk insan Yaratıcının kontrolü altında yaratıldı ve dünyaya geldi.

siz insanlık tarihini 2.5 milyon dünya tarihini 4 milyar yıl olduuğnu hangi verilere dayanarak ortaya koyuyorsunuz. ne kadar gerçekci net ve kabul edilebilir bi bilgidir bu
gerçi dünyanın ve insanın yaşının ortaya konması neyi ispatlar sizin için. insan 2milyon yaşında da olsa ilk canlı insan 2milyon yıl önce olmuştur.
bunda karışık ve size malzeme olan şey ne ki ?



kırmızılar benim siyahlar alıntı.

kasimpasalitayyar 11-11-2009 16:40

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258937)
kırmızılar benim siyahlar alıntı.


ilk canli insan mi? tartismayi burda bitirsek iyi olur cünkü cahilligin yazilarindan belli, bugüne kadar hicbisey okumamissin, sorgulamamissin.
dinazorlari bi arastir bakalim, nerde yasamislar, soylari zamanla neden tükenmis vs...

redkit86 11-11-2009 16:50

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258929)
alıntı:
bizim yani bütün canlilar aleminin baslangici okyanusun icinde belli kimyasal reaksiyonlarla olusan tek hücrelilere dayanir.
biraz aklini calistiran her insan bunu rahatlikla görebilir.


buna gerçekten inanıyormusunuz
böyle bi canlı tesadüf sonucunda tam oranda ayarda oldu yani :)

Sen hurafelere dayalı,denizi ortadan ikiye ayıran insanların olduğu,tam oğlunu kesecekken birileri tarafından mesaj gönderilen adamın onun yerine koyun kestiği bir dine inanınca aklını çalıştırmış oluyorsun,ben sürekli araştırılan ve bu yüzden hala kendini yenileyen bilgilere itimat edince akılsız oluyorum öyle mi??Sana da garip gelmedi mi?

Ayrıca tesadüf sonucunda tam oranda,ayarda olduğumuzu söylemişsin..Bunu sana kim söyledi?Vahiy mi geldi yoksa?Tam ayarda falan değiliz ki...Tam ayarda olsaydık hastalıklar nedeniyle,doğaya uyum sağlayamama nedeniyle insanlar ölmezdi!!!!!Önce biraz evrim hakkında bilgi edin,ama çok değil biraz,sonra böyle iddialar sun...Mesela ben evrim konusunda çok bilgili değilim fakat araştırdığım için bu yüzeysel bilgileri biliyorum..Fakat sen hiç bilmediğin bir konuda hala tezler sunabiliyorsun...

Buna şöyle bir örnek verelim belki daha iyi anlarsın...Ben gelip de sizlere "Sizin inandığınız Tanrı gökte amuda kalkıp parende atarak insanları izliyormuş ve size yasak edilen içkilerin hepsini kendisi içmek için yasaklamış" desem siz bana inandığınız dinde bunlar olmadığı için muhtemelen "Önce araştır dinimizi,sonra konuş" dersiniz...Ben de size öyle diyorum işte!!!!!!!!!!!!

mindar 11-11-2009 16:50

Alıntı:

kasimpasalitayyar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258958)
ilk canli insan mi? tartismayi burda bitirsek iyi olur cünkü cahilligin yazilarindan belli, bugüne kadar hicbisey okumamissin, sorgulamamissin.
dinazorlari bi arastir bakalim, nerde yasamislar, soylari zamanla neden tükenmis vs...

ilk canlı insan derken bildiğimiz ilk insan insandı.
bişeyden evrimleşerek olmadı diyorum.
tek hücreli canlıların reaksiyona ugrayıp bilmem kat katrilyarda 1 ihtimalde sebepler ve tesadüfler zinciri ile olabilecek bişey olmadığını düşünüyorum.
ilk canlı insan değildi.
ama ilk insan insandı. bişeyden evrimleşmedi.

mindar 11-11-2009 16:54

ben sizi anlayamıyorum anlyamıyacağım da....
arkadaşlar sizin aklınız nasıl alıyor insan denen canlının bu ahenkte çok muntazam bi yaratılışla yaratılmasını halen tesadüflere bağlıyorsunuz da buna bi akıllı cevap veremiyorsunuz.
Nasıl oldu insan biraz anlatırmısınız gerçekten sizin açınızdan insanın oluşumunu dinlemek isterim ilk baştan

yoktan yani..


samimiyim öğrenmek istiyorum sizler nasıl bir yaratılış biliyorsunuz.
biz dar kafalıyız Allah yoktan yarattı diyoruz.

redkit86 11-11-2009 17:05

İlk elma elmaydı,patates değildi..İlk öküz öküzdü,kurbağa değildi..İlk tavuk makası tavuk makasıydı,tesbih değildi!!!!Daha milyarlarca sayarım isterseniz..

İlk maymunların nerede olduğunu sormuşsunuz..Hepsi bizim evde,gelin göstereyim..Her gün beraber zaman harcıyoruz,tavla oynuyoruz bazen kitap okuyoruz..Bir gün gelin hep beraber çay içelim!!!Böyle saçma soru olur mu?Evrim sürekli yeni kanıtlar bulmakta ve tezini her geçen gün yenilemektedir..O zaman sen de bana Hz. Muhammed'i göster,nerede?Böyle soru olur mu?

Son olarak da biz insanların çiçek böcekten evrimleştiğini söylemedik bu sizin iddianız..Kendi senaryonuzu kendinize saklayınız..Ayrıca inanan insanlar dar kafalı diye bir tabir kullanılmadı,kimse böyle görmüyor..Görenlerin de kendi takdirleridir...Öğrenmek amacıyla sorular sorsanız daha bilimsel olur sizin için...Saçmasapan senaryolar yazıp bunları da "evrim bunu demiş" şeklinde dile getirirseniz inandıklarınızı ispatlanak amacıyla saçmalaktan öteye gidemezsiniz...Önce biraz evrim hakkında bilimsel kaynaklardan faydalanın..Evrimi Harun Yahya ve safsatalarından öğrenirseniz onun adı evrim değil,"bir SEK öküzün dile gelmesi" ile oluşmuş safsatalar olur!!!!!

redkit86 11-11-2009 17:08

Gerçekten bunu istiyorsan sana bir link önereyim ve o programı izle...

http://www.guncelmeydan.com/pano/siy...09-t20957.html

Ama öğrenmek istiyorsan bazı önyargılarından sıyrılman gerek..Biraz zor olabilir fakat ben yapabildiğime göre herkes yapabiliir diye düşünüyorum...

siparisci 14-11-2009 02:54

Alıntı:

redkit86´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 258972)
Gerçekten bunu istiyorsan sana bir link önereyim ve o programı izle...

http://www.guncelmeydan.com/pano/siy...09-t20957.html

Ama öğrenmek istiyorsan bazı önyargılarından sıyrılman gerek..Biraz zor olabilir fakat ben yapabildiğime göre herkes yapabiliir diye düşünüyorum...

Evet mindar, arkadaş son derece objektiftir. Sanden at gözlüğünü çıkarmanı beklerken, kendisi belki doğru mu diyor diye saatlerce Harun Yahya okur. Ben şahidim.

KızıL 14-11-2009 06:40

mindar bunlar mundar olmuş düşünceler biraz ufkunu genişlet yahuu...

perseus 15-11-2009 00:35

neden kabullenmekten zorlanıyorsunuz hiçbirşey mükemmel değil evrim konusunda hiç araştırma yapmıyor bilindik sıradan kolay çürütülebilecek iddialarla kendi kendinizi avutuyorsunuz.Evrime karşı çıkmadan önce lütfen bir kere okuyun

mindar 15-11-2009 01:13

evrim dediğiniz şeyde hiç birşeye tamamen böyle olmuştur demiyor.
tahmini diyor.
hiç birşeyin net delili yok
kaynağı yok.
bizimkisi de görmeden inanmak sizinkiside
bize göre siz kaybedenler oalcaksınız
size göre kaybeden olmayacak.
olay bu basit
herkes görmeden inanıyor.
sadece kendimize göre delillerle hissederek
biz bizi Allah yaratmıştır diyoruz
siz de biz öyle bi hiç iken bi anda tesadüfi olduk diyosunuz.
şimdi evrim felan deyip
önce insan yoktu sonra olduk felan diyeceksiniz
ben de ilk canlıyı tesadüfen olduğunu söylüyorsunuz diyorum.
ama ilk canlıyı bize göre de Allah yaratmıştır.
ne ben bunu ispatlayabilirim.
nede siz tersini.

mongus 15-11-2009 01:17

Arkadaşlar bir maymun türünden evrimleşsek ,ibence yarı maymun yarı insan fosilleri bulunması gerekirdi.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:03 .