![]() |
Kutsal Kitabın Bilimsel Doğruluğuna Örnekler
Kutsal kitap insanın mı yoksa Tanrının mı sözü ? Peki tanrının söü olduğunu idda ettiğimiz kutsal kitap bilimle örtüşüyor mu ? Bunun bilimsel bir doğruluğu var mıdır ?
Bu kitabı incelersek onun insan sözü olamayacağını , Tanrının yönlendirmesiyle yazıldığını görürüz. Bunu kanıtlayan bir çok ayet var aslnda ancak bugun sadec bir kaç ayete bakacağız.. Kutsal kitabın Bilimsel doğruluğuna örnek verelim . Yer Uzayda Nasıl Durur ? Kutsal yazıların yazıldığı eski zamanlarda ,yerin uzayda nasıl durduğu konusunda birçok fikir yürütülmüştü.Bazıları yerin ,büyük bir deniz kaplumbağasınn sırtındaki dört filin üstünde durduğuna inanıyordu .MÖ dördüncü yuzyılın yunan filozofu Aristotales ,yerin boşlukta duramayacağını öğretmekteydi. Bunun yerine, Onun açıklaması şöyleydi: gök cisimleri ,iç ie geçmiş katı,saydam kürelerin yüzeyine yerleştirilmişti. Bu varsayıma göre ,yer en içteki ,yıldızlarsa en dıştaki kürenin üzerinde duruyordu. Kutsal Kitap ise yazıldığı devirlerde var olan hayalci bilim-dışı görüşleri yansıtmayıp basit bir dile şunu belirtti : ( MÖ 1473 yılı civarlarında) "Tanrı hiçliğin üzerine dünyayı asar."(Eyup 26:7) Orjinal ibranicede bu sözcük tam da bu anlama gelmektedir. "boşluk , hiç bir şey" olarak geçer ve yalnızca bir kez geçer.Bilginler "boşlukta bir yer " ifadesini o zamanlarda olağanüstü bir görüş olarak kabul ediyorlardı. Sizce Eyup bu bilgiyi nereden almıştı ? Ki şunu düşünürseniz ; Eskiden bazı gemiciler ,dümdüz olduğu düşünülen yerin kenarından düşeceğine inanırlardı. Aristo, Platon ve başka birçok fiozoftan bahsediyoruz ancak bu açıklama aristotalesten yaklaşık 1.100 yılı aşkın bir zaman önce yazıldı. Bu gerçek ancak Sir Issac Newton tarafından 3.200 yıl sonra yapıldı. Sorumu tekrar soruyorum Eyup sizce bu bilgiyi nasıl elde etmiştir ? Canlı Varlıkların Bileşimi Yaratılış 2:7,"Tanrı yerin toprağından adamı yaptı." der. The world Book Encyclopedia da şunlar belirtilir : Canlı varlıkları oluşturan kimyasal elementlerin hepsi cansız maddede bulunur." O halde , insan da dahil canlı organizmaları oluşturan temel kimyasal maddelerin hepsi toprakta da bulunur ve Rab insanı - canlıyı topraktan yaratmıştır. Bu bilgi Bilimle nasıl da uyuşmakadır ! Cinslerine Göre Canlılar Kutsal Kitap ilk iinsan çiftini Tanrının yaratığını ve diğer tüm insanların onlardan türediğini belirtir. ( Yar.1:26-28;3:20 ) Balık ,kuş ve memeli gibi diğer canlı varlıkların da aynı şekilde "cinslerine göre "türediğini söyler .(Yar.1:11,12,21,24,25 ) Bilim insanları bunu ,yani her canlı varlığın aynı cinsten bir ana-babadan türediğini doğayı inceleyerek keşfettiler. Bu konuda istisna yoktur. Gerçek ortadadır ve canlı canlıyı meydaa getirir, her hücrede her zaman bunu gerçekleştirir. Fakat cansız nasıl canlıyı meydana getirdi ? Evrimciler ise bunu rastgele ,gelişigüzel tesadüflere dayanan tahminlere dayandırdılar . Fakat cansız kendi başına ( şuursuzca ) canlı OLAMAZ , ve bunu kutsal kitap TANRI yaptı der. Not: burada kulandığım islam dininn yada geleneksel hrıstıyan inancının üçlük tanrısı veyahut yahudi dininin tanrısı değil , Tanrı yaratıcı olarak algılanmalı . Çünkü benim tanrı kavramam biraz daha farklı olup ,kalıplaşmış bir izm e de girmiyorum . Çalışmanın amacı kitabı mukkaddesin doğruluğudur. |
Alıntı:
Birincisi Eyüp'ün söylediklerinden çıkarttığınız anlam yanlıştır. Tanrı dünyayı hiçlik ile sardı cümlesi mecazi olarak kullanılmış ve hiçlik "cehalet ve bilgisizlik" olarak aksettirilmiş. Kaldı ki dediğiniz doğru olsun; o zaman yine karşımıza birkaç çelişki çıkıyor; 1-) uzay bir hiçlik olarak aksettirilmiş ve dünya boşlukta duruyor diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü uzay belli hava atmosferleri olan zehirli gaz ve atıklarla çevrili bir yapıya sahiptir. Yani boş diye tabir edilen hava bile içinde bazı kimyevi maddeler içerir. 2-) Kudüs ve kısmen Yunan mitolojisinden alıntılar yaparak o zaman insanlarının dünya hakkındaki düşüncelerinde yanılıyorsunuz. Eski Mısır araştırmalarında; Giza platosundaki Piramit dizilimleri ve piramitlerin geometrik çözümlerinde karşımıza çıkan pi sayısı ile piramitlerin belli bir enlem ve boylam düzleminde gerçekleşmiş olması; bize Eski Mısırlıların dünya hakkında tahmin ettiklerimizden çok daha fazlasını bilgiye sahip olduklarını göstermektedir. (bu teori ile ilgili olarak yarın Beyazıttaki devlet kütüphanesinde farklı bir işim vardı; ancak buna da bakıp kaynak belirterek cevabımı yazacağım.) Yukarıdaki gerekçeleri düşününce tabi benim aklıma bir soru daha geliyor. Eğer incil dünya hakkında dediğiniz gibi zamanın ötesinde bir değer veriyor ise; İncile bakarak hüküm veren Engizisyon mahkemeleri "dünya yuvarlaktır diyen" Galile'yi neden Afaroz etti. Onlar mı yalan söylediler; yoksa siz mi yalan söylüyorsunuz? İkinci teorinizde de yanlışlıklar var. İncilde tanrının canlıları bir adamdan yarattığını söylüyorsunuz. Öncelikle ilk sorumu sorayım; Burada adam dediğiniz insan sureti midir? İkinci olarak da ekleyeyim; eğer bir insan suretinden bahsediyorsanız evrim teorisyenleri ile aynı fikirde olduğunuzu nasıl söylüyorsunuz? Ara geçiş dönemi canlılarının bulunan fosillerine ne diyorsunuz? Velev ki dediklerinizi doğru kabul edelim. Tanrı ilk canlıyı topraktan yarattı cümlesini savunarak; evrimin başlangıcını milyonlarca yıl önce okyanusarda meydana gelen tek hücreli canlılara dayandıran bilim ile nasıl aynı fikri paylaşıyorsunuz. Siz toprak diyorsunuz onlar ilk canlı suda oluşmuştur diyor. En son olarak eğer kitaplarda anlatılanların yaratılan bilinmezliklere bir soru mahiyeti taşımasını değer olarak kabul ediyorsanız; Kuran'da söylenen onca (sözde) bilimsel mucizelere ne diyorsunuz. Eğer onlar yanlış ise; bunlar nasıl doğru; yok eğer onlar doğru ise; siz neden müslüman değilsiniz? |
İnanmak isteyene ne söylesen boş! Sevgili Natan, bizi test etmiyorsan, gerzekçe şeyler yazıp entellektüel seviyemize hakaret ediyorsun demektir.
Al sana yaratılış: 8 Kubbeye "Gök" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu. 9 Tanrı, "Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün" diye buyurdu ve öyle oldu. 10 Kuru alana "Kara", toplanan sulara "Deniz" adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. 11 Tanrı, "Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin" diye buyurdu ve öyle oldu. 12 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. 13 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu. 14-15 Tanrı şöyle buyurdu: "Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin." Ve öyle oldu. 16 Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. Yani tanrı, önce tüm canlıları yaratıyor ve sonra yıldızları ve güneşi yaratıyor. Külliyen yalandır! Sıkılma diye bu örneği veriyorum yoksa daha Dünya'nın yaşı vs konuları var. Bu kitabı yazan, bırak ilahi olmayı, mutlak kara cahil olabilir(ve öyledir). Nerede takıldığınızı anlatmam için Stuart Sutherland'ın İrrasyonel adlı kitabının 82. sayfasını alıntılamama izin verin: Alıntı:
Birde unutmadan, işin akıl hastalığı boyunu hatırlatayım: "As you search the Scriptures for yourself God will speak to you."[1] -David Berkowitz(Boston boğucusu lakaplı seri katil) David gibi contayı yakmamak için sizi geometri çalışmaya davet ediyorum. |
Alıntı:
sevgili kıtapkurdu arkadaş saygılı bir uslupla fikrini paylaştı, teşekkürler, ancak sizmilmonara kim oluyorsunuz da bana hakaret etme hakkını elde ediyorsunuz ,şimdi zamanım olsaydı da yaradlışı bilimsel bir tezle anlatsaydım, yarın bu konuda yazarım , samimiyetle hemde ancak böyle terbiyesiz bir uslup kullanacaksanız ben hiç yazmayacağım. tekrar ediyorum saygılı olun önce insanca yazın . Çok şey istemiyorum değil mi bakın benim yanımda olsaydınız merak ediyorum bu hakaret vari söylemlerinize devam edermiydiniz, birşey yapacağımdan değil, ama utanırdınız belki , öyle umuyorum ! yinede siz bilirsiniz , saygılar |
Alıntı:
|
Alındıysan özür dilerim Natan. Amacım kırıcı olmak değildir. Hangi sözümü hakaret algıladığını da merak ederim. Düşündüğüm kısımsa, gerzekçe yazmakla gerzek olmak aynı şey değildir, dikkatini çekerim.
Tevrat ve İncil'in yaratılış hikayelerinin sembolik anlamları dışında gerzekçe olduğu günümüzde su götürmez bir gerçektir. Elbette Kuran da öyle ama "genç dünya" iddiasıyla diğerleri daha anlamsızdır. Bunu ben değil din adamları söylüyor. Dünya ne bu kitapların söylediği yaştadır, ne de canlılar kil, çamur, toprak gibi bilimum çömlek malzemesinden menkuldür. Toprakda 60% oranında bulunan SiO2'nin Silisyumunun naciz vücudumuzda nereye gittiğini de yaratılışçı risalelerinden bulabilirseniz, paylaşın bizimle. Herneyse, ben gerçekten bu akıl almaz yaratılış hikayesini ciddiye alabileceğinizi düşünemedim ve biraz da şaka yapıyorsunuz sandım. Yoksa Napolyon olduğunu iddia edene, aksini söylemem. İnanç sonuçta. Bilimden bahsetmediğiniz sürece, sorun yok. |
luka 1-1
yeni ahitin semavi ilahi veya göksel olmadigi luka kendi diyor 1-3Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. uygun görmüs kime yazmis Isa nin düsmani olan roma nin bir rütbeli askeri teofilos icin yazmis kendi görmüsmü yo ondan bundan duyma yazmis |
Alıntı:
Alıntı:
Galileo dan bahsedelim . Ancak başlangıçta belirteyim ki O kutsal kitabın yanlış bir kitap olduğunu düşünmüyordu ve bizzat şöyle demiştir : "Kutsal yazılar da , doğa da Tanrının emriyle oluşmuştur. ...İki gerçek birbiriyle çelişmez" Galileo da bilimsel yaklaşıp , dini &inancı epistemolojik sınırın gerisinde bırakmış ve olgusal ,gözleme dayalı bilimsel yöntemi kullanıp bazı gerçekleri ortaya çıkarmıştır. Sadece O değil, Kepler olsun, Newton olsun ,bilim-insanları maddenin rasyonel kanunlarla yönetildiğini ispatlamışlardır. Yıldızların gezegenlerin hareket halinde oldukları gerçektir ve evrendeki tüm maddenin kütle çekimi kanunu gibi yasalarla yönetildiği ortadadır. Kim bilir belkide bu yasaları düzenleyen "Biri" yada "bir güç" de vardır. Ancak bu inansal yaklaşım tabi. Sizin dediğiniz noktada ise şunu diyebilirim ki , çok eski çağlarda eyubun yada danielin vs. bu ifadeleri kulanması normal değil midir ? Yüz yılı aşkın bir zaman önce Fransız kimyacı Pasteur ,yaşamın daha önce var olan başka bir yaşamdan gelebileceğini göstermedi mi ? Ancak bugun yaşam kimyasal maddelerle ,enerjinin birleşimiyle gerçekleştiğini idda ediyorsunuz, ben buna olabilir bu bir süreçtir derim ve kesinlikle yoktur diyemem sonuçta bir otorite değilim ancak bu olmuşsa , raslantısallıkla açıklanamayacağı ve bir kuvvetin etki etmiş olabileceğinden bahsederim . bunun dışında Kitabı Mukaddes e de güvenebilirim. Bir mezhepten yada dinden bahsetmiyorum zira dinlere de inanan biri değilim. Ancak İddamın arkasındayım ve Kutsal kitabın bir bilim kitabı olmadığını ancak bilimsel konularda insanları aydınlattığını idda ediyorum. Bakın yukarda "kanunlardan" felan bahsettim. Doğa kanunuyla ilgili ilk kutsal kitap kaydı Eyup ta geçer . MÖ yaklaşık olarak 1600 yılında ( yaşam yada evren milyarlarca yıl gerisinde olabilir bu konudan bahsetmiyorum ) kayıtta şöyle okuruz : Göklerin kanunlarını bilir misin ?" (38:33)MÖ yedinci yüzyılda kayda alınan Yeremya kitabında tanrıdan 'ayın ve yıldızlarının kanunlarının' ,'göklerin ve yerin kanunlarının' yaratıcısı olarak bahsetmekte. Evrenin rasyonel kanunlara göre hareket ettiğini kanıtlayan Galileo, Newton, ve kepler nerdeydi ? bakın çok daha sonra. İlk olarak Pythagorastı sayılarla açıklama. ( felsefeniz de iyiyse bilirsiniz ) Her ne kadar Pythagorası ölçüt alıyorsakta ( başlangıç olarak) bu eyupteki ifade Pythagorastan yaklaşık bin yıl önceydi ! Yalnız eyubun amacı fizik kanunlarını göstermek değildi , O bunu düzenleyen bir kuvvvetten bahsediyordu. Bir örneği tekrar edeyim . " hiçliğin üzerine dünyayı asar" ifadesine. (26:7)O zamanlarda insanlar ne düşünüyordu? Aristotales ne düşünüyordu şunu bir yazar mısınız, dünya filin,balığın,kaplumbağanın üstünde duruyor felan diye açıklamalarda bulunuyorlardı. Ancak bu ayette görülen şey dünyanın "hiçliğin ,boşluğun ,yokluğun üstünde asılı "olduğunu söylüyor. Dünya boşluğun üzerinde asılı değil mi , bunu kim inkar edebilir, o zamanlarda böyle bir açıklama başka bir yerde var mıydı ?? |
Alıntı:
Alıntı:
saygılar |
Alıntı:
Bu kitapları yazan zevat, mutlak kara cahildi ve bunların sayısız sallama iddiasından, tutmuş gibi görünen bir kaç tanesine bakarak, bilimsel bilgiye haiz oldukları söylenemez. Öyle olsaydı, lafı geveleyeceğine, kütle çekimi diye bir olay var derdi değil mi? Alıntı:
Alıntı:
Hiç bir kutsal kitap, dönemin cahil zevatı tarafından yazılamayacak bir şey içermez. Bunu da böyle biliniz... |
Merhaba
malesef yanılıyorsunuz, hem kutsal kitap , hemde tanrı hakında. Ol demiş midir bu tam belli değil, sembolik anlamlar da yüklü olabilir, ancak evrim kanıtlanmış bir olgu değildir . Ancak teori kavramı bilimsel anlamda bakıldığında ,ispatlanabilir veyahut bazı yönlerden ispatlanmış ,içinde tutarlılığı olan şeyi anlatır. Ohalde evrimi olduğu gibi reddetmiyorum . Ancak kabullenmiyorum da. Zaten şu yanlışta ,bile bile ısrar ediyorsnuz; , evrim biyolojiyi ilgilendiren bir kavramdır, Tanrı gibi kavramları biyoloji yada bilim incelemez ( teolojiyi ayrı tutuyorum) . Bunun da farkında olduğunuzu düşünüyorum . Ani çıkışlar dan bahsettim evrim üzerine ve siz benim "cehaletimi" çözemediğinizi ve anlatıp ta ne kadar cahil olduğumu burdan göstermemi istiyorsunuz , Doğrudur cahil olabilirim, ancak bir üniversite öğrencisiyim ve okumaya ,incelemeye, sorgulamaya çocukluğumdan başladım. Sizin Dawkins'in kitaplarını da okudum , Stephen j. gould'un Darwin ve sonrası seri kitaplarını da. Ayrıca farklı evrim kitaplarını ve birçok makale de inceledim. Cümlelerin altını çizerek . Ayrıca Darwinin kitaplarını da okudum ( iki adet).Turan dursunu ve İlhan arselin bazı kitaplarını da . Ve otorite olmamama rağmen Kutsal kitabı da iyi bilirim. Yinede incelemeye ,okumaya devam ediyorum , Daha yolun başındayım ,bilgim yinede sınırlıdır , bu çok doğru !! hala cahilim, kör cahil ancak bilgiye değer veriyorum ömrüm boyunca da bilginin ardından gideceğim, taki şu cehaletimizden kurtulalım. Ailem ateist ve deisttir! Arkadaşlarım da var , inanır ve inanmayan . Bu tür bir yazıyı yazmak gerçekten çirkin ! ancak az çok bilgi seviyemin ne olduğunu bilin diye yazdım.mecbur hissetim gibi oldu. Siz de çok bilgilisiniz ve otoritesiniz ya ,öğretin bize , bizde aydınlanalım madem :) Alıntı:
Tekrar saygılar diye yazıyorum , siz de saygılı bir uslupla yazın rica edrm |
Alıntı:
Alıntı:
Yer çekiminin kanıtlanmamış bir "teori" olduğunu, gezegenleri sistemleri yörüngelerine dair bilimsel bulguların "teori" olduğunu bildiğiniz halde konu evrime gelince, "buna inanmıyorum"... İnanma! Aman inanma! Kitaptaki yaratılış vs.. sayısız gerzekçe şeye inanıyorsun ama! Yok önce Dünyayı sonra güneşi yaratmışta, 6 günde bitirmişte, arada iki tane günahkar dinazor dövmüşte(sonuncu mübalağa tabi ki)... Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Sana The New Evolutionary Timeable adlı sitabın 95. sayfasından alıntı yaparak yazaym . 1-Zürafaların boyun uzunluğunun ,şimdikinden üçte ikisi yada dörtte üçü kadar olanlarına ait fosiller var mıdır ? 2-Bir sürüngenin çenesinden evrimleşmiş bir gagaya sahip kuşların fosilleri var mıdır ? 3-Bir amfibymun leğen kemiğini oluşturan balıklara yada bir tür amfibyumun bacaklarına ,ayaklarına ve tırnaklarına dönüşen balık yüzgeçlerine ait herhangi bir fosil kanıtı var mı? Sumrunun ,Kolibrinin, kartalın herhangi bir -evrimsel -atası var mıdır ? Yada ne bileyim, isim istiyorsunya meşe,ceviz,carya,asma,manolya ,palmiye ve başka birçok yaprak türünde hangi büyük değişimler olmuştur ? Chicaho daki Field Museum bir bilimsel yayınından yine alıntılayım. . Bulletin . aslında Physic Bulletin isimli yayına göre ( ki entelektüel bilimsel yazılardır) bu türlerde değişimin ani, yada çok az bir değişim olduğunu , hatta hiç değişmeyen türler olduğunu yazar. Ben hiç birşey değişmez demiyorum, binlerce milyonlarca yıllık bir zaman diliminde değişim bazen kaçınılmaz olabilir ancak bu konuda dogmadiklikten uzak olmalıyız diyorum. Ki bunu herhangi bir inançlada karıştırmamalı ve biyolojide sınırlı tutmalıyız. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Natan, bana dogmatikten uzak olmaktan bahsetmeyin çünkü kendiniz boğazınıza kadar dogmanın içine batmışsınız. Yalanlarının taşıcılığını yaptığınız adam MUZ ADAM!!! Bunlar, "kutsal" gayeleri uğruna her türlü pisliği yapan, yalanı söyleyen, alıntı cımbızlayan şarlatanlar. Belki duymuşsunuzdur, şimdi Darwin'in türlerin Kökenini yalanlarla dolu, kendi hazırladıkları ön sözü ile birlikte bedava dağıtmaya başladılar[BURADA]. Adamlar Darwin'in kitabını dağıtıyor! Bunlar şeytanla bile masaya oturur sizin gibileri kandırmak için. |
Kutsal metinleri, bugünün bilimsel teorilerine göre değerlendirmek ciddi bir anokronizmdir. Kutsal metinler o günün sıradan insanının algılama düzeyi ve kollektif hafızasına hitap ediyordu. Bu hitap kaçınılmaz olarak sembolik bir dile sahipti. Bu anlamda Adem'in topraktan yaratılmasının bilime aykırı olduğunu söylemek başka tür bir gerzekliktir. Bu söylem temelde doğrudur. Eğer toprak olmasaydı, deniz canlıları dışında Adem vb. yaratıklar olmayacaktı. Kutsal metinleri bilimsel tezlerle karşılaştırmak, elma ile kurbağayı karşılaştırmak gibidir. Tersinden kutsal metinlerde bilimsel tezleri doğrulayıcı ifadeler aramak da tutarlı bir davranış değildir. Kutsal metinlerdeki evrenin yaratılışı ile ilgili sıralamanın illa bilimsel açıklamaya uygun olması beklenemez, Bu sıralama yapılırken hitabın daha anlaşılır olmasına ve algı biçimine öncelik verildiği aşikardır.
Özellikle Kur'an-ı Kerim önceki kutsal metinlerdeki birçok konuya temas eder. Farklı olan tarafları da vardır. Ancak, Kur'an-ı Kerim muhteşem bir dil mucizesidir. Hitabının etkisi kulllandığı mucizevi dilden kaynaklanır. Müslim gayri müslim bütün arab dili uzmanları bu gerçeği teslim ederler. Bir benzeri içerdiği konuları itibariyle değil kullandığı dil itibariyle meydana getirilememiştir. Furkan adlı denemede bu yüzden fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Allah'ın ilmi sonsuzdur. |
Bak Natan'cığım, bilge34 ne güzel, "sembolik şeyler bunlar" demiş. Çünkü haddini biliyor. Bunu söyledikten sonra ister cennette şarap eksperi olacağına inan, ister 72 bakireyle bondage fantazisine. İnançtır, bizi bağlamaz. Zaten sizin kitaplarınız birbiriyle çelişiyor, yazı/tura atıp herhangi birinin doğru olması ihtimaline mi yönelmeli, makul olana mı? Okuyan karar vermeli.
|
Linkler içn teşekkürler ancak benim pc de bir sorun olduğundan , bir iki gun sonra tekrar girmeyi umuyorum foruma. fakat verdiğin linkleri de bu arada inceleyeceğim .
Alıntı:
Bunun yanında şunu da düşünün ; Arkeopterix bir sürüngenden geliyorsa yada sürüngenle kuşlar arası bir formsa nasıl oluyorda sicakanlı kuşların soğukkanlı dinolardan evrimi söz konusu olacak ? hem biliyormusun bir şey daha söyleyeyim , kuşların solunum ,dolaşım sistemleri de sürüngenlerden farklıdır ve bu özellikler Arkeopterixte bulnur. Bu konuya benzer bir çalışmam var benim. Henuz bitirmedim. Uzerinde çalışıyorum ve bitirince sürüngenler ve kuşlar arasındaki derin uçurum yazısını evrim teorisi bölümüne yazacağım. Bu koyla ilgili zaten bir başlık açtım. Oraya da bakabilirsiniz. goruşmek üzere |
Öff ben sıkıldım. "Ayrıca hangi kitapta okudum bilmiyorum" da, "falanca müzenin dergisinde yazıyo"(yalan tabi) da. Adam gibi tutarlı bir şey söylediğinizi zaman, keyfim yerinde olursa araştırıp cevaplamaya çalışırım. O da hala biraz samimi olduğunuzu düşünmemden. O vakte kadar kalın sağlıcakla...
|
Sevgili Milomanara :)
heheheh :) Sıkıldınız dimi, ben de sıkıcı konuşuyorum belki , çoğunu da sallıyorum gibi geliyor size. Belki de "bilimsel hurafecilik" yapıyorumdur. Ama ben böyle düşünüyorum napalım :) Kendimden bir alıntı yapayım : Alıntı:
The Neck Of the Giraffe ,34,35. sayfalar . - Yazarı Francis Hitching ,( ayrıca) Science ,"Feathers of Arkeopterixy:AsymmetricVanes Indicate Aerodynamic Function" -Araştırma yazısı -Alan Feduccia ve Harrison B.Tordof ,1021,1022.syf. Ayrıca Müzeyle ilgili kaynağı yazayım . Field Museum of Naturel History Bulletin, kaynağı ve araştırma yazısını yazan ,David M. Raup ,s.23 (yıl 1979 ). Konu başlığı :"Conflicts Between Darwin and Paleontology" . Neyse ben de sıkıldım , bir iki turlayıp belki geliriz :car: sevgile |
Sn. Natan kutsal metinlerdeki dilin sembolik olduğunu ben söylemiyorum kitabın yani Kur'an-ı Kerim'in kendisi söylüyor. Ayetler iki türlüdür. Yani hüküm bildiren-muhkem ve müteşabih olanlar. Müteşabih ayetler tabiatı gereği sembolik bir dille ifade edilmişlerdir. Bunun haddini bilmeyle bir alakası yok.
Allah'ın ilmi sonsuzdur. |
iyide bilge ben de ayetlerin sembolik olabileceğinden bahsediyorum. Ama bu ayetler kuran ayeti değil tevrat-zebur-ıncil.
|
Mukaddes Kitap ve Bilim
Mukaddes Kitap bir bilim kitabı değil, ruhi bir rehber olarak hazırlandı. Ancak yine de Mukaddes Kitabın bilimsel gerçeklere uyup uymadığına dair bir örneğe bakabiliriz: MK ın Anatomi konusunda söyledikleri: Mukaddes Kitap, insanın, henüz cenin iken ‘bütün kısımlarının yazıldığını’ doğru olarak söyler. (Mezmurlar 139:13-16) Beyin, kalp, akciğer, gözler gibi—bedenin tüm kısımları anne karnındaki döllenmiş yumurtacığın genetik yapısında ‘yazılmıştır.’ Bu genetik yapı, bedenin her kısmının hangi uygun sıra ile oluşacağını gösteren bir zaman çizelgesini de kapsar. Düşünün, insan bedeninin gelişimiyle ilgili bu gerçekler, bilim adamlarının genetik yapıyı keşfetmesinden yaklaşık 3.000 yıl önce Mukaddes Kitapta yazılmıştı. Saygılarımla |
Eğer önyargıdan uzak bakılırsa kutsal ktabın bilimle örtüştüğ, bilime uygunluğu ortaya çıkacaktır. Bazı ayetler sembolik vederin anlam içerir. Tanrı "ol" der ve olur.Peki bu nasıl oluyor ?Bakın Tanrı yarattığını söylüyor ancak nasıl yarattığını söylemiyor, siz "insani "yanınızla düşünüp ,"heh ol dedi hemencecik oldu" diyebiliyorsunuz ama,İşin aslı daha derin.Milyarlarca yıl öncesinden Tanrı yaratmaya başlamıştır. evrenin bir başlangıcı vardır ve k.kiapta da "başlangıç" tan bahseder.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:45 . |