Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Bilim, Dini Yok Etmelidir - Sam HARRIS (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15135)

AhbAp 05-12-2009 20:21

Bilim, Dini Yok Etmelidir - Sam HARRIS
 
Bilim, Dini Yok Etmelidir

Çoğu insan, Evrenin Yaratıcısı’nın kitaplarından birini yazdığına (veya yazdırdığına) inanıyor. Ne yazık ki, ilahi bir kaynağa dayanıyormuş gibi görünen birçok kitap mevcut ve her birinin, nasıl yaşamamız gerektiği hakkında birbiriyle çelişen istemleri bulunmakta. İyi niyetli birçok insanın ekümenik çabalarına rağmen, birbiriyle çelişen bu dinsel bağlılıklar, hâlâ inanılmaz boyutta fikir ayrılığına sebep olmaktadır.

Bu duruma karşın çoğu duyarlı insan, “dini hoşgörü” olarak adlandırılan bir şeyi savunmakta. Elbette dini hoşgörü, din savaşından daha iyidir ancak hoşgörünün de kendine ait birtakım sorumlulukları vardır. Dinsel düşmanlığı tetiklemeye yönelik korkumuz bizi, artık mantıksızlığı gün gibi ortada olan ve gittikçe uyumsuz hale gelen fikirleri eleştiremez hale getirdi. Bu korku aynı zamanda bizleri, dini inanç ve bilimsel akılcılığın birbiriyle bağdaştığı konusunda kendimize –defalarca ve fütursuzca- yalan söylemeye mecbur bırakmakta.

Din ve bilim arasındaki bu uyuşmazlık doğaldır ve (neredeyse) sıfır-toplamlıdır[1]. Bilimin başarısı, sıklıkla dinsel dogmalara zarar vermeyi; dinsel dogmaların sürdürülebilmesi ise, daima bilime zarar vermeyi gerektirir. Artık beşeri araştırmaların temel bir gerçeğini kabul etmek zamanıdır: kişinin, inandığı şey için iyi nedenleri ya vardır ya da yoktur. İyi nedenleri olduğunda, kişinin inancı, dünyayı daha iyi anlamamıza katkı sağlar. Bu noktada bizlerin, “pozitif” ve “sosyal” bilimler arasında veya bilim ile tarih gibi diğer kanıta dayalı disiplinler arasında ayrım yapmamıza gerek yok. 7 Aralık 1941’de, Japonların Pearl Harbor’u bombaladığına inanmak için çok iyi nedenler var. Dolayısıyla, aslında bu bombalamayı Mısırlıların yaptığı düşüncesi, inandırıcılıktan yoksundur. Aklı başında her insan, tarihsel gerçeklerin belli sorularına karar kılmak adına sadece inanca bel bağlamanın ahmakça ve gülünç olacağının farkındadır; ta ki konu, İncil ve Kuran gibi kitapların kökenine, İsa’nın dirilişine, Muhammed’in Cebrail ile yaptığı sohbetlere veya beşeri cehalet sunağına hala doluşmakta olan diğer kutsanmış araklamaların herhangi birine gelene kadar.

En geniş anlamda bilim, kendimiz ve dünya hakkında tüm akla yatkın bilgi iddialarını içerir. Şayet İsa’nın bir bakireden doğduğuna veya Muhammed’in kanatlı bir atla cennete uçtuğuna inanmak için elimizde iyi nedenler olsaydı, zorunlu olarak bu inanışlar, evreni rasyonel bir şekilde tanımlayışımızın bir kısmını oluştururdu. İnanç, nedenler yetersiz kaldığında, dindar insanların birbirlerine bu gibi önermelere inanmaları için verdikleri bir ruhsattan fazlası değildir. Bilim ve din arasındaki fark, yeni bir bulgu ve argümanı hissiyata kapılmadan değerlendirme arzusu ile ihtiraslı bir şekilde buna kapalı olma arasındaki farktır. Ayrım, bundan daha açık veya bundan daha önemli olamaz; hal böyleyken bu her yerde göz ardı edilen bir şey, hayal aleminde bile.

Din, ortaya çıkan küresel, sivil bir toplum ile hızlı bir şekilde uyumsuz hale gelmektedir. Dini inanç – hangi isimle anıldığını umursayan bir tanrının var olduğuna; kitaplardan birinin mutlak doğru olduğuna; İsa’nın, yaşayanları ve ölüleri yargılamak için dünyaya geleceğine; Müslüman şehitlerin doğruca cennete gideceklerine yönelik inançlar gibi-, giderek yükselen fikirler savaşının yanlış tarafındadır. Bilim ile din arasındaki fark, 21. yy’da beşeri sorgulamanın getirdiklerine gerçek bir açıklıkla bakmak ile prensip meselesi diyerek benzer sorgulamayı erkenden sonlandırmak arasındaki farktır. Sanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda akıl ve inanç arasındaki bu zıtlık, daha da yayılarak inatçı bir şekilde büyüyecek. (Tanrı, ruh, günah, özgür irade gibi şeylere dair) Demir Devri[2] inançları, tıbbi araştırmalara sekte vurmaya ve kamu düzenini bozmaya devam edecek. İncil’in kehanetlerini ciddiye alan bir ABD Başkanı’nı seçmemiz ihtimali gerçek ve dehşet verici; tıpkı, günün birinde nükleer veya biyolojik silahlarla kuşanmış İslamcılarla karşı karşıya kalacağımız ihtimalinin dehşet verici olması gibi; ve bu ihtimal her geçen gün büyümekte. Entelektüel söylemlerimizin çıtasına baktığımızda, bu gibi olasılıkların önüne geçmek adına çok az şey yapıyoruz. Çoğu bilim adamı, kendi çağlarının tüm gerçeklerini kullanarak eski çağa ait çirkin kurguları yok etmek yerine, dinsel hoşgörü adına suskunluğunu korumaya devam ediyor.

Söz konusu fikir savaşını kazanmak için bilim adamlarının ve diğer aklıselim insanların, ahlakbilim ve ruhsal deneyimler hakkında konuşmak için yeni yollar bulmaları gerekecek. Bilim ve din arasındaki fark, dünya hakkındaki sohbetlerimizden ahlaki sezgilerimizi ve sıra dışı bilinç hallerimizi çıkartıp atma meselesi değildir; mesele, bunların temeli üzerinde bir sonuca varmak için neyin akılcı olduğu hakkında çok katı oluşumuzdur. Bizler, duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak için, mantıksızlığın sefil kucaklamasını gerektirmeyecek yollar bulmalıyız. Bizler, ritüellerin gücünü kavramayı ve her insanın hayatında –doğum, evlilik, ölüm gibi- derinlik gerektiren geçişleri dikkate almayı, kendimizi gerçekliğin doğası hakkında kandırmadan öğrenmeliyiz.

Şu konuda umutluyum ki, düşüncelerimizde gerekli olan dönüşüm, kendi yetişkinliğimizi bilimsel olarak kavrayışımızla gerçekleşecektir. İnsanoğlunu daha sevgi dolu, daha korkusuz ve kozmosdaki görüntümüzün gerçekliği ile cezp edilmiş kılmanın güvenilir yollarını bulduğumuzda, bölücü dini efsanelere hiç ihtiyacımız kalmayacak. İşte ancak o zaman, kendilerinin Hıristiyan, Yahudi, Müslüman veya Hindu olduklarına inanmaları için uyguladığımız çocuk yetiştirme pratiğinin, saçma sapan bir müstehcenlik olduğu uzun uzadıya fark edilecek. Ve işte ancak o zaman, dünyamızın en derin ve en tehlikeli yaralarını tedavi etme şansımız olacak.


Çeviri: AhbAp

Değerli katkılarından ve yardımlarından ötürü Sayın Ulpian, 3.Yol ve Vartor’a teşekkürlerimi sunarım.

[1] Birinin kazanması, diğerinin kaybetmesine bağlıdır. (Ç.N)

[2] Demir Devri, pek çok bölgede değişik tarihlerde başlamış ve bitmiş olsa da, Anadolu’da genel olarak M.Ö. 13. yüzyılda başladığı, M.Ö. 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin ergitilerek kullanılmasıyla karakterize olan bir dönemdir. Bkz. Vikipedi (Ç.N.)

Crita 05-12-2009 20:44

Sam Harris'e sormak isterdim:

1: Bu gerizekalı dindarlara karşı hoşgörüsüz olmak lazım ki akıl ve bilim alsın başını gitsin. İyi güzel, peki bu hakedilmemiş hoşgörüden vazgeçip ne yapmak lazım? Kesmeli mi inananları? İnançlarına dönük olarak dilediğiniz neşriyatı yapmıyor musunuz? İnancı yıktığını iddia eden kitaplar yazmıyor musunuz? Fikrinizi söylemek ve kendinizi anlatmanın ötesinde B planı nedir sayın Sam Harris? Daha başka neler yapılabilir? Ya da şöyle sorayım daha başka neler yapma hakkına sahip görüyorsunuz kendinizi?

2: Yoksa 150 yıl öncesinde yaşayan düşünsel faşistlerden ve dini yıkma adına pozitivizme tapan süper zekalardan geriye kalanlardan mısınız?

Aha da dini yıktık, az kaldı, üç gün kaldı beş gün kaldı, diyerek zafer naralarının atıldığı günlerin 19. yy'ın sonunda yaşandığını ve orada kaldığını sanıyordum ben. Demek ki yanılmışım. Bu yazının 21. yüzyılda yazılmış olduğuna inanmakta zorlanıyorum.

ulpian 05-12-2009 20:47

Alıntı:

Crita´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 266866)
Bu yazının 21. yüzyılda yazılmış olduğuna inanmakta zorlanıyorum.

O halde size yurtdışındaki din tartışmalarını biraz daha yakından takip etmeyi öneririm sayın Crita. :)

Sayın AhbAp,

yine nefis bir çeviri çalışmasına imza atmışsınız. Elinize, emeğinize, beyninize sağlık.

saygılarımla

cenker 05-12-2009 21:03

bilimin hiç bir ideolojiye alet edilmemesi lazım.bilim bağımsız olmalı.bilimin çıkardığı sonuçları insanlar ateistlik için dayanak yapabilirler o ayrı.ama sadece dini çürütmek için bilim yapmak bilimi küçültür gibi geliyor bana.

AhbAp 05-12-2009 21:30

Alıntı:

Crita´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 266866)
Sam Harris'e sormak isterdim:

1: Bu gerizekalı dindarlara karşı hoşgörüsüz olmak lazım ki akıl ve bilim alsın başını gitsin. İyi güzel, peki bu hakedilmemiş hoşgörüden vazgeçip ne yapmak lazım? Kesmeli mi inananları? İnançlarına dönük olarak dilediğiniz neşriyatı yapmıyor musunuz? İnancı yıktığını iddia eden kitaplar yazmıyor musunuz? Fikrinizi söylemek ve kendinizi anlatmanın ötesinde B planı nedir sayın Sam Harris? Daha başka neler yapılabilir? Ya da şöyle sorayım daha başka neler yapma hakkına sahip görüyorsunuz kendinizi?

2: Yoksa 150 yıl öncesinde yaşayan düşünsel faşistlerden ve dini yıkma adına pozitivizme tapan süper zekalardan geriye kalanlardan mısınız?

Aha da dini yıktık, az kaldı, üç gün kaldı beş gün kaldı, diyerek zafer naralarının atıldığı günlerin 19. yy'ın sonunda yaşandığını ve orada kaldığını sanıyordum ben. Demek ki yanılmışım. Bu yazının 21. yüzyılda yazılmış olduğuna inanmakta zorlanıyorum.

Sorularınız Sam Harris'e, ancak ben kendi düşündüklerimi söyleyeyim.

Öncelikle, makaleye göre sorularınızı "katı" buluyorum. Sanırım yazdıklarınız, başlıktan çok etkilenmiş olarak yazılmış. Ancak makalenin içerisinde, dinlerin bir savaş meydanında veya terörist eylemlerle yok edilmesine yönelik bir üslup sezinlemedim. Çevirirken de bu hususa dikkat etmeye çalıştım.

Sam Harris, dinlerin eleştirisinde bilimin bulgularına dikkat çekiyor. Mantıksız veya safsata olarak değerlendirdiği şeyler, bence kişisel düşüncelerini aşan şeyler. Bunların gerçekten safsata olması, böyle nitelendirilmelerini gerektiriyor. Bu safsatalardan ne Sam Harris, ne Turan Dursun, ne ben ne de sen sorumluyuz. Bu safsatalardan dinler sorumlu ve bence yerinde göndermeler mevcut makalede.

Sam Harris'in B planından çok A planına işaret ettiğini sanıyorum. Bilimsel gerçekler, hissettiklerimizin ve bildiklerimizin ötesinde. Bunun gerisinde kaldığımızı ve söylemlerimizin artık o seviyeye çıkması gerektiğinden bahsediyor ki, bu bana A planı gibi geliyor.

Alıntı:

cenker´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 266872)
bilimin hiç bir ideolojiye alet edilmemesi lazım.bilim bağımsız olmalı.bilimin çıkardığı sonuçları insanlar ateistlik için dayanak yapabilirler o ayrı.ama sadece dini çürütmek için bilim yapmak bilimi küçültür gibi geliyor bana.

Ben bilimin dinle sürtüştüğünü veya sürtüşmeye çalıştığını düşünmüyorum. Ama din, kan kaybetmemek adına bilimin alanına burnunu son derece mesnetsiz bir şekilde sokuyor. Dünyanın yuvarlak olduğu, dinleri yok etmek için söylenmedi; dünya yuvarlak olduğu için söylendi. Bu söylemden rahatsız olan ve buna en sert ve ilk tepkiyi veren dindir.

Bilimin dini iplediğini ve iplemesi gerektiğini hiç sanmıyorum. Bilim, kendi yolunda ilerler ve bu yolda karşısına çıkan iddialara da yapısı gereği cevap verir. Bilim ve din arasındaki çatışmanın kaynağının bilim değil din olduğunun farkına varmalıyız. Sıfır-toplam konusunda Sam Harris çok haklı. O nedenle dinsel düşünceler gocunmasın diyerek bilime gem vurmaya gerek yok. Bilimin özgür olması gerekmekte. Dini inanışa sahip kişiler, bilimsel bulguları sorgularken, bilimin dinlerine ne kadar uyduğundan çok, dinlerinin bilime ne kadar uyduğunu sorgulasınlar ve kararlarını buna göre versinler. Sorulan hiçbir soruya kanıtlı ve mantıklı cevap veremeyen dinlerin, bilimle yüzleşmek istiyorsa yapması gerekenleri belirlemesi gerekir. Ama mesele de orada zaten, dinlerin böylesi bir gücü yok ve yapısı gereği olamaz da.

evrensel-insan 05-12-2009 21:47

Saygideger arkadaslar;

Bilim ile din, ayni kulvarda degildir. Ikisi de felsefenin konusudur ve epistemolojik olarak tartisilmasi gerekir. Ayrica din, orgutlenmesi, toplumsalligi v.s. acisindan da ideolojik inancsal olarak, etigin konusudur. Politika da, ahlak ta etige girer.

Saygilarimla;
evrensel-insan

eylemsel 05-12-2009 23:50

Din ile bilim arasındaki çatışma geçmişten günümüze devam etmektedir. Her ne kadar bilim ile dinin birbirinden bağımsız olduğu söylensede,aslında;bilimin ilerlemesiyle geçmiş yüzyıllarda dini hükümlerin gerçek dışı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Doğaüstü güçlerle açıklanan pek çok durum bilimle açıklanmış fakat bu açıklama yeterli olmamış ki;yine tanrısallık kisvesi içinde açıklanmaya çalışılmıştır. Daha ileri gidilerek aslında bunların zaten tanrısallığın içinde yer aldığına vurgu yapılmıştır.

Kapitalizm ve Amerikan pragmatizminin etkisinden dolayı,insanları kontrol etmenin aracı olarak din,ortaçağda felsefeyi,nasıl dinin hizmetinde görmüşse,bilimsel ilerlemelerle birlikte din,bilimi araç olarak kullanmaya çalışmaktadır.

Yergin 07-12-2009 14:08

Bilim, dini yok edebilecek güce sahip değildir ki yok edebilsin :)

İşte insanoğlu,

Milyarlarca bilinmeyen varsa, insan 20-30 tanesini bildiğinde kendini birşey zannediyor :)

Ayrıca, bilim insanoğlunun ortak kullanabilmesi gereken birşeydir. Senini, benimi yoktur. Böyle tek tarafa çekilmesi bence yanlış.

Saygılar

naper 07-12-2009 14:21

Alıntı:

EnvyMe´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267380)
Bilim, dini yok edebilecek güce sahip değildir ki yok edebilsin :)

katılıyorum.
din sürekli kendini bilime uyarlayacak,hatta;
"hızlı trenlerden incilde bahsediliyor"
"valla DNA yapısı kuranda var,kuranda 1579 kere d,890 kere n ve 689 kere a harfi geçiyor.
1579-890=689 eder gördünüz mü?"
gibi kelamlar edilerek dinin durumdan istifade etmesi bile sağlanmaya çalışılacaktır.

Yergin 07-12-2009 14:33

Bu yazdıklarınızı yapan din değil ki insandır. Bilimi yapan kim? İnsan değil mi? Ne farkı var söylermisiniz? Elbette ki farkı var ama sizin düşüncenize göre farkı yok. Trigonometriyi bulan da sayılarla oynamıştır, dediğiniz rakamları bulanda.

Bu yüzden diyorum, bilimin seni beni yoktur. Bilim ne sizin ne bizimdir. İnsanoğlunun kullanması gereken ortak bir daldır.

Nedir bu bencil olma durumu anlayamıyorum.

naper 07-12-2009 14:49

Alıntı:

EnvyMe´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267387)
Bu yazdıklarınızı yapan din değil ki insandır. Bilimi yapan kim? İnsan değil mi? Ne farkı var söylermisiniz? Elbette ki farkı var ama sizin düşüncenize göre farkı yok. Trigonometriyi bulan da sayılarla oynamıştır, dediğiniz rakamları bulanda.

Bu yüzden diyorum, bilimin seni beni yoktur. Bilim ne sizin ne bizimdir. İnsanoğlunun kullanması gereken ortak bir daldır.

Nedir bu bencil olma durumu anlayamıyorum.

bu sözlerinizin çoğuna katılıyorum.
evet bilimi de insan yaratmıştır,dini de...
bazı insanlar kuşlar nasıl uçuyor,acaba bizlerde değişik alet,edevat,makina v.s. kullanarak uçabilir miyiz?sorusunu sorarken,
bazıları kendi uydurdukları bir varlığın kuşları öyle yarattığını,insanın uçmasını isteseydi kanat yapacağını söylemiştir.bununla da kalmayıp uçmaya çalışan insanlara çeşitli yaptırımlar uygulamıştır.
kritik olay da burada;
bu tür durumların sonunda hep din bilime yenildiği halde fatura hiç dine çıkarılmamış,insanlara çıkarılmıştır.dinin mucidinin de insan olduğu gerçeğinin farkında olmamak temel sorundur.
sonuçta recm yapan,bilimin önünü kapatmaya çalışan,matbaayı geciktiren hep insandır.
başka bir değişle evrim tamamen kanıtlandığında sizce din mi yenilmiş olacaktır?
tabii ki hayır...fatura adnan oktar v.s. bir kaç kişiye çıkacaktır.hatta kamuoyunda tanınmayan adnan oktar şak şakçıları bile bu işten etkilenmeyecektir.
söylemek istediklerim bunlardır.

Yergin 07-12-2009 15:21

Kendi dinim yani İslam adına konuşursam eğer, İslam hiç bir zaman bilime karşı gelmemiştir. Bu yüzden uçmaya çalışanlara çeşitli yaptırımlar uygulanması diye birşey yok. Eğer yok şu gavur icadı falan diyenlerden bahsediyorsanız onları bence kaale almaya gerek bile yok. Cahiliktir onların ki.

Din bilime yenilmemiştir hiç bir zaman. Yukarıda yazdığım gibi, milyarlarca belki daha fazla bilinmeyen arasından bazılarını bildiğini söyleyen bilim nasıl yenmiş olabilir ki?

Ayrıca lütfen evrim ile bilimi karıştırmayın. Evrim bir teoridir ama bilim değil. İşte ateistlerin yaptığı en büyük yanlış bu. Evrim deyince herşeyin bilimsel olduğunu zannediyorlar. Kanıtlanmamış birşey değil ki bilimsel olsun. İçinde bilimsel birşeyler olması evrimi bilimsel yapmaz.

Evrim ayrı bir konudur. Gizemli bir konudur bence. Yani en azından bize öyle yansıtıyorsunuz.

Saygılarımla

Çellist 07-12-2009 15:56

Envyme,

İşte muazzam bir tutarsızlık çelişki örneği sergilediniz.

1) Evrim bilimdir. Teorisi ile, genetikle, fosil bilimle ve destekleyici yüzlerce dalla çoktaan kanıtlanmıştır. İslam'ın verdiği bilgilere aykırı olduğu için siz evrimi bilimin dışına çıkarıyorsunuz.

2) Size göre üroloji de bilim olamaz. Zira her mümin bilir (!) ki spermler göğüs kafesine yakın bir iç organımızda üretilir testislerde değil. Ürolog denilen batıl münafıkların sonunu Allah hayır etsin!

3) Aerodinamik, akışkanlar mekaniği gibi hususlar da bilimsel değildir. Zira her mümin bilir ki bütün kuşları uçuran gemileri suyun üstünde tutan Allah'tır. Neymiş dalga hareketiymiş, entropiymiş, zemin mekaniğiymiş, hah! Çocuk kandırıyorlar sanki. Ama zeki (!) müminler yemez bu masonların komplolarını.

4) Astronomi bilimdışıdır. Allah'ı gözetlemeye çalışmak ne demek?! Hem Dünya'nın yuvarlak bir tepsi biçiminde olduğunu ve koca mübarek bir yılanın sırtında durduğunu İslam'ın ilmi sayesinde biliyoruz. Hadi, var sayalım Muhammed peygamber olmasa bile -haşa- niye bu konuda yalan söylesin ki? Değil mi, Efendim? Ne çıkarı var?

Aslında galiba bilimi sonuna kadar destekleyen İslam'da sadece bir bilim (!) dalı var o da taharetoloji kürsüsü.

Yergin 07-12-2009 15:57

Alıntı:

EnvyMe´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267396)
Kendi dinim yani İslam adına konuşursam eğer, İslam hiç bir zaman bilime karşı gelmemiştir. Bu yüzden uçmaya çalışanlara çeşitli yaptırımlar uygulanması diye birşey yok. Eğer yok şu gavur icadı falan diyenlerden bahsediyorsanız onları bence kaale almaya gerek bile yok. Cahiliktir onların ki.

Din bilime yenilmemiştir hiç bir zaman. Yukarıda yazdığım gibi, milyarlarca belki daha fazla bilinmeyen arasından bazılarını bildiğini söyleyen bilim nasıl yenmiş olabilir ki?

Ayrıca lütfen evrim ile bilimi karıştırmayın. Evrim bir teoridir ama bilim değil. İşte ateistlerin yaptığı en büyük yanlış bu. Evrim deyince herşeyin bilimsel olduğunu zannediyorlar. Kanıtlanmamış birşey değil ki bilimsel olsun. İçinde bilimsel birşeyler olması evrimi bilimsel yapmaz.

Evrim ayrı bir konudur. Gizemli bir konudur bence. Yani en azından bize öyle yansıtıyorsunuz.

Saygılarımla

Kanıtlanmış birşey değil ki bilimsel olsun diye yazacaktım yanlış yapmışım düzelteyim.

Yergin 07-12-2009 16:02

Alıntı:

Çellist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267401)
Envyme,

İşte muazzam bir tutarsızlık çelişki örneği sergilediniz.

1) Evrim bilimdir. Teorisi ile, genetikle, fosil bilimle ve destekleyici yüzlerce dalla çoktaan kanıtlanmıştır. İslam'ın verdiği bilgilere aykırı olduğu için siz evrimi bilimin dışına çıkarıyorsunuz.

2) Size göre üroloji de bilim olamaz. Zira her mümin bilir (!) ki spermler göğüs kafesine yakın bir iç organımızda üretilir testislerde değil. Ürolog denilen batıl münafıkların sonunu Allah hayır etsin!

3) Aerodinamik, akışkanlar mekaniği gibi hususlar da bilimsel değildir. Zira her mümin bilir ki bütün kuşları uçuran gemileri suyun üstünde tutan Allah'tır. Neymiş dalga hareketiymiş, entropiymiş, zemin mekaniğiymiş, hah! Çocuk kandırıyorlar sanki. Ama zeki (!) müminler yemez bu masonların komplolarını.

4) Astronomi bilimdışıdır. Allah'ı gözetlemeye çalışmak ne demek?! Hem Dünya'nın yuvarlak bir tepsi biçiminde olduğunu ve koca mübarek bir yılanın sırtında durduğunu İslam'ın ilmi sayesinde biliyoruz. Hadi, var sayalım Muhammed peygamber olmasa bile -haşa- niye bu konuda yalan söylesin ki? Değil mi, Efendim? Ne çıkarı var?

Aslında galiba bilimi sonuna kadar destekleyen İslam'da sadece bir bilim (!) dalı var o da taharetoloji kürsüsü.

Cahillerle tartışmaktansa, o cahillerin söylediklerini sineye çekmek en güzel karşılık olsa gerek.

Sizden yana kışkırtmalara artık karnım tok. Boşuna uğraşmayınız, içinizdeki sinire öfkeye yazık.

İnsan, aklının almadığı şeylere karışmamalı diyerek tavsiyede bulunayım size.

Saygılar

SULTAN 07-12-2009 16:10

NE DEMK BU????

Böyle zihniyetler hala var mı yahu?
eleştireceksen adam gibi eleştir.dini yok edelim deme...ne sanıyorsun sen kendini?kimin dinini yok ediyorsun?neye dayanarak halt ediyorsun ?hangi haKla?hangi hürriyetle?ne ile bu kadar saldırgan bir Politika içeriyorsun.???bu kadar sözün ardından hala böyle düşünen zihniyetler buyrun bombardımana başlayabilirsiniz(!)

saygılarımla...............SULTAN........

Çellist 07-12-2009 16:19

Alıntı:

Cahillerle tartışmaktansa, o cahillerin söylediklerini sineye çekmek en güzel karşılık olsa gerek.
Her müminin her zaman uygulamaya çalıştığı en özgün İslami hükümlerden birinin farklı bir şekilde dile getirilişi. Peygamber diyor ki: Bir tartışmada haksızsanız hiçbir şey söylemeden o yeri terk edin. Bunu yapanlara cennetin şo köşesinde şo kadar köşk verilecektir.

Ulen EnvyMe, yine kaptın köşkü, Kerata senii!..

naper 07-12-2009 16:28

Alıntı:

EnvyMe´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267404)
İnsan, aklının almadığı şeylere karışmamalı diyerek tavsiyede bulunayım size.

Saygılar

işte bu çok tehlikeli bir cümle ve yukarıdaki tüm teorilerimi doğruluyor.
aklının almadığı şey derken neyi kastediyorsunuz?
sakın bu bir zamanlar bazılarının aklının ermediği uçak,matbaa,uzaya gitmek v.s. gibi şu anda rutin kullanılan binlerce teknolojik gelişimler olmasın!
anlaşılmayan konu şu ki;
evrimle uğraşan bilimadamlarının dinlerle bir alıp veremediği yoktur.sonuçta insanlığın varoluşu ve gelişimi ne kadar açıklanabilirse;ölümcül hastalıklar,sendromlar v.s. o kadar çözüme kavuşacaktır.burada sataşan gurup dindarlardır.
bilimle uzak yakın ilgisi olmayan din adamlarının bilime akıl vermeye çalışması(üstelik tek bir deney,gözlem yapmadan),adnan oktar örneğinde olduğu gibi evrimi çürütme kitabına balık zokasını ,kelebek ya da örümcek olarak basmaya kadar komikleşecektir.
ilgili video;
http://www.evrimteorisi.org/index.ph...06&video_id=25

naper 07-12-2009 16:56

Alıntı:

SULTAN´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267408)
NE DEMK BU????

Böyle zihniyetler hala var mı yahu?
eleştireceksen adam gibi eleştir.dini yok edelim deme...ne sanıyorsun sen kendini?kimin dinini yok ediyorsun?neye dayanarak halt ediyorsun ?hangi haKla?hangi hürriyetle?ne ile bu kadar saldırgan bir Politika içeriyorsun.???bu kadar sözün ardından hala böyle düşünen zihniyetler buyrun bombardımana başlayabilirsiniz(!)

saygılarımla...............SULTAN........

sakin ol canım kimsenin kimseyi yok ettiği yok:yield:

biraz derin düşünmek lazım.en azından kendi adıma dinlerden,çeşit çeşit yaratıcılardan,türlü meleklerden,şeytandan,hurilerden,her şeyden önemlisi bu saydıklarımdan bir ya da daha fazlasına inanan insanlardan rahatsız değilim.
bu konudaki rahatsızlığım,inanç dayatması,inanç adına kan dökmek,inanç adına bilime ve topluma yapılan baskılardan kaynaklıdır.
malesef şu an italyada kadavra üzerinde çalışmak günah diye tıp eğitimini kadavrasız alıyor öğrenciler.ve dünya tıbbında ciddi gerideler.
benim itirazım yukarıdaki örneğin çeşitli varyasyonlarınadır.
yoksa insan varoldukça dinler de olacaktır.sadece şekil değişecektir.,
önceleri ateş,güneş,yağmur v.b. doğa olayları ve doğal nesnelere tapan insanın sonradan bilimin ışığında kitabi dinler icat etmesi v.s. gibi..

bu arada sevgili sultan;
hoşgörünüze sığınarak nacizhane bir söz hatırlatmak isterim.
"düşün konuş,bakın otur."
buradaki "konuş"u "yazış" diye de düşünebiliriz.

Yergin 07-12-2009 21:02

Alıntı:

emrerd´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 267411)
işte bu çok tehlikeli bir cümle ve yukarıdaki tüm teorilerimi doğruluyor.
aklının almadığı şey derken neyi kastediyorsunuz?
sakın bu bir zamanlar bazılarının aklının ermediği uçak,matbaa,uzaya gitmek v.s. gibi şu anda rutin kullanılan binlerce teknolojik gelişimler olmasın!
anlaşılmayan konu şu ki;
evrimle uğraşan bilimadamlarının dinlerle bir alıp veremediği yoktur.sonuçta insanlığın varoluşu ve gelişimi ne kadar açıklanabilirse;ölümcül hastalıklar,sendromlar v.s. o kadar çözüme kavuşacaktır.burada sataşan gurup dindarlardır.
bilimle uzak yakın ilgisi olmayan din adamlarının bilime akıl vermeye çalışması(üstelik tek bir deney,gözlem yapmadan),adnan oktar örneğinde olduğu gibi evrimi çürütme kitabına balık zokasını ,kelebek ya da örümcek olarak basmaya kadar komikleşecektir.
ilgili video;
http://www.evrimteorisi.org/index.ph...06&video_id=25

Sayın emrerd,

Aklın almaması demek, denenmiş uğraşılmış ama aklı almamış demektir. Yani gereken söylenmiş ama laf bir kulağından girmiş öbüründen çıkmış demektir. Böylesine birşey söyleyemezsiniz artık. Oradaki kastım budur.

Yoksa ben değilmiydim yukarıda, bildiğimiz 10 sa bilmediğimiz milyar diyen. Bilmediğini kabul eden hiç söylediğiniz gibi nasıl olabilir?

Yine önyargınız öne çıkmış burada gördüğüm kadarı ile.

Saygılar

Neva 15-08-2011 11:40

Alıntı:

AhbAp´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 266858)
Bilim, Dini Yok Etmelidir

Çoğu insan, Evrenin Yaratıcısı’nın kitaplarından birini yazdığına (veya yazdırdığına) inanıyor. Ne yazık ki, ilahi bir kaynağa dayanıyormuş gibi görünen birçok kitap mevcut ve her birinin, nasıl yaşamamız gerektiği hakkında birbiriyle çelişen istemleri bulunmakta. İyi niyetli birçok insanın ekümenik çabalarına rağmen, birbiriyle çelişen bu dinsel bağlılıklar, hâlâ inanılmaz boyutta fikir ayrılığına sebep olmaktadır.

Bu duruma karşın çoğu duyarlı insan, “dini hoşgörü” olarak adlandırılan bir şeyi savunmakta. Elbette dini hoşgörü, din savaşından daha iyidir ancak hoşgörünün de kendine ait birtakım sorumlulukları vardır. Dinsel düşmanlığı tetiklemeye yönelik korkumuz bizi, artık mantıksızlığı gün gibi ortada olan ve gittikçe uyumsuz hale gelen fikirleri eleştiremez hale getirdi. Bu korku aynı zamanda bizleri, dini inanç ve bilimsel akılcılığın birbiriyle bağdaştığı konusunda kendimize –defalarca ve fütursuzca- yalan söylemeye mecbur bırakmakta.

Din ve bilim arasındaki bu uyuşmazlık doğaldır ve (neredeyse) sıfır-toplamlıdır[1]. Bilimin başarısı, sıklıkla dinsel dogmalara zarar vermeyi; dinsel dogmaların sürdürülebilmesi ise, daima bilime zarar vermeyi gerektirir. Artık beşeri araştırmaların temel bir gerçeğini kabul etmek zamanıdır: kişinin, inandığı şey için iyi nedenleri ya vardır ya da yoktur. İyi nedenleri olduğunda, kişinin inancı, dünyayı daha iyi anlamamıza katkı sağlar. Bu noktada bizlerin, “pozitif” ve “sosyal” bilimler arasında veya bilim ile tarih gibi diğer kanıta dayalı disiplinler arasında ayrım yapmamıza gerek yok. 7 Aralık 1941’de, Japonların Pearl Harbor’u bombaladığına inanmak için çok iyi nedenler var. Dolayısıyla, aslında bu bombalamayı Mısırlıların yaptığı düşüncesi, inandırıcılıktan yoksundur. Aklı başında her insan, tarihsel gerçeklerin belli sorularına karar kılmak adına sadece inanca bel bağlamanın ahmakça ve gülünç olacağının farkındadır; ta ki konu, İncil ve Kuran gibi kitapların kökenine, İsa’nın dirilişine, Muhammed’in Cebrail ile yaptığı sohbetlere veya beşeri cehalet sunağına hala doluşmakta olan diğer kutsanmış araklamaların herhangi birine gelene kadar.

En geniş anlamda bilim, kendimiz ve dünya hakkında tüm akla yatkın bilgi iddialarını içerir. Şayet İsa’nın bir bakireden doğduğuna veya Muhammed’in kanatlı bir atla cennete uçtuğuna inanmak için elimizde iyi nedenler olsaydı, zorunlu olarak bu inanışlar, evreni rasyonel bir şekilde tanımlayışımızın bir kısmını oluştururdu. İnanç, nedenler yetersiz kaldığında, dindar insanların birbirlerine bu gibi önermelere inanmaları için verdikleri bir ruhsattan fazlası değildir. Bilim ve din arasındaki fark, yeni bir bulgu ve argümanı hissiyata kapılmadan değerlendirme arzusu ile ihtiraslı bir şekilde buna kapalı olma arasındaki farktır. Ayrım, bundan daha açık veya bundan daha önemli olamaz; hal böyleyken bu her yerde göz ardı edilen bir şey, hayal aleminde bile.

Din, ortaya çıkan küresel, sivil bir toplum ile hızlı bir şekilde uyumsuz hale gelmektedir. Dini inanç – hangi isimle anıldığını umursayan bir tanrının var olduğuna; kitaplardan birinin mutlak doğru olduğuna; İsa’nın, yaşayanları ve ölüleri yargılamak için dünyaya geleceğine; Müslüman şehitlerin doğruca cennete gideceklerine yönelik inançlar gibi-, giderek yükselen fikirler savaşının yanlış tarafındadır. Bilim ile din arasındaki fark, 21. yy’da beşeri sorgulamanın getirdiklerine gerçek bir açıklıkla bakmak ile prensip meselesi diyerek benzer sorgulamayı erkenden sonlandırmak arasındaki farktır. Sanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda akıl ve inanç arasındaki bu zıtlık, daha da yayılarak inatçı bir şekilde büyüyecek. (Tanrı, ruh, günah, özgür irade gibi şeylere dair) Demir Devri[2] inançları, tıbbi araştırmalara sekte vurmaya ve kamu düzenini bozmaya devam edecek. İncil’in kehanetlerini ciddiye alan bir ABD Başkanı’nı seçmemiz ihtimali gerçek ve dehşet verici; tıpkı, günün birinde nükleer veya biyolojik silahlarla kuşanmış İslamcılarla karşı karşıya kalacağımız ihtimalinin dehşet verici olması gibi; ve bu ihtimal her geçen gün büyümekte. Entelektüel söylemlerimizin çıtasına baktığımızda, bu gibi olasılıkların önüne geçmek adına çok az şey yapıyoruz. Çoğu bilim adamı, kendi çağlarının tüm gerçeklerini kullanarak eski çağa ait çirkin kurguları yok etmek yerine, dinsel hoşgörü adına suskunluğunu korumaya devam ediyor.

Söz konusu fikir savaşını kazanmak için bilim adamlarının ve diğer aklıselim insanların, ahlakbilim ve ruhsal deneyimler hakkında konuşmak için yeni yollar bulmaları gerekecek. Bilim ve din arasındaki fark, dünya hakkındaki sohbetlerimizden ahlaki sezgilerimizi ve sıra dışı bilinç hallerimizi çıkartıp atma meselesi değildir; mesele, bunların temeli üzerinde bir sonuca varmak için neyin akılcı olduğu hakkında çok katı oluşumuzdur. Bizler, duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak için, mantıksızlığın sefil kucaklamasını gerektirmeyecek yollar bulmalıyız. Bizler, ritüellerin gücünü kavramayı ve her insanın hayatında –doğum, evlilik, ölüm gibi- derinlik gerektiren geçişleri dikkate almayı, kendimizi gerçekliğin doğası hakkında kandırmadan öğrenmeliyiz.

Şu konuda umutluyum ki, düşüncelerimizde gerekli olan dönüşüm, kendi yetişkinliğimizi bilimsel olarak kavrayışımızla gerçekleşecektir. İnsanoğlunu daha sevgi dolu, daha korkusuz ve kozmosdaki görüntümüzün gerçekliği ile cezp edilmiş kılmanın güvenilir yollarını bulduğumuzda, bölücü dini efsanelere hiç ihtiyacımız kalmayacak. İşte ancak o zaman, kendilerinin Hıristiyan, Yahudi, Müslüman veya Hindu olduklarına inanmaları için uyguladığımız çocuk yetiştirme pratiğinin, saçma sapan bir müstehcenlik olduğu uzun uzadıya fark edilecek. Ve işte ancak o zaman, dünyamızın en derin ve en tehlikeli yaralarını tedavi etme şansımız olacak.


Çeviri: AhbAp

Değerli katkılarından ve yardımlarından ötürü Sayın Ulpian, 3.Yol ve Vartor’a teşekkürlerimi sunarım.

[1] Birinin kazanması, diğerinin kaybetmesine bağlıdır. (Ç.N)

[2] Demir Devri, pek çok bölgede değişik tarihlerde başlamış ve bitmiş olsa da, Anadolu’da genel olarak M.Ö. 13. yüzyılda başladığı, M.Ö. 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin ergitilerek kullanılmasıyla karakterize olan bir dönemdir. Bkz. Vikipedi (Ç.N.)


Sayin AhbAp;

Cok guzel bir calisma olmus, emegi gecenlere tesekkurler.

Icten yapilmis bir itiraf olmus.

Sahi, dini hosgorunun sorumlulugu nerde baslayip, bitmeli bilimsel kulvarda?

art_kitekt 15-08-2011 11:55

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 404796)
Sayin AhbAp;
Sahi, dini hosgorunun sorumlulugu nerde baslayip, bitmeli bilimsel kulvarda?

Bana kalırsa bilim, dinden ve diğer tüm etik konularından bağımsız bir şekilde işlemesine devam etmelidir. Ne zaman ki din, bilimi engellemeye kalkar ( kök hücresi araştırmasının durdurulma çabaları, kan alıp verilmesini engelleyen yahova şahitleri, bilimin teorilerini bilimsel olmayan metodlarla çürütmeye çalışan evrim karşıtları vb vb... ), işte o zaman bilim hoşgörüyü bir kenara bırakıp bu gibi akımlarla yok edene kadar mücadele içerisine girmelidir. Mesela evrim biyologları çok ciddi ve örgütlü bir şekilde evrim karşıtı safsataları susturmakla uğraşmalıdır.

milomanara 15-08-2011 12:54

Sam Harris (aşağıdaki paragraf, mealen):"Eğer İslami bir rejim uzun menzilli nükleer silah ele geçirirse, mevcudiyetimizin temini için muhtemelen nükleer ilk saldırıyı biz yapmalıyız." Enf Of Faith, Sahife 129.

Entellektüel kahramanım Sam, bu ifadesini desteklemek için İslami rejimlerle soğuk savaş olmayacağını çünkü bu toplumların öbür tarafa gitmek için zaten can attığını söylemiş.

Burka gibi sapıklıkları kültürel çeşitlilik olarak gören kafir arkadaşlarımız Sam'e katılmayacaktır sanırım. Ben katılıyorum ama söz konusu nükleer hedefin(İran) yaşadığım yerin yanı başında olmasından da tırsıyorum. Collateral(istenmeden/hedeflenmeden zarar gören) ülke olmayalım da!


Orjinal ifade: What will we do if an Islamist regime, which grows dewy-eyed at the mere mention of paradise, ever acquires long-range nuclear weaponry? If history is any guide, we will not be sure about where the offending warheads are or what their state of readiness is, and so we will be unable to rely on targeted, conventional weapons to destroy them. In such a situation, the only thing likely to ensure our survival may be a nuclear first strike of our own.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:01 .