![]() |
Modern Zamanların Çok Bilmiş Cüceleri
Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
En'am 50. Ayet Görmüyorlar, bakıyorlar ve görmüyorlar Rabbim. Güneş kamaştırmış gözlerini. Kendilerini güneşe denk tutanların. Bilmiyorlar, anlatıldıkça bilmedikleri çoğalıyor. Cehaletin gölgesinde her şeyi bildiklerini sanıyorlar. Şüphenin kanatlarına tutunanlar. Düşünmüyorlar, düşünce adamı sıfatıyla anıldıkça körleşiyor beyinleri. Bilginin sığlığından enginler çıkaracaklarını sanıyorlar. Kendi yazmadıklarını belgeden saymayanlar. Zaten sen anlamalarına izin vermedikçe anlamayacaklar. En özlü sözleri söylediklerini zannedenler. Açıklayamadıklarını hayatın doğasına yüklüyorlar. Bilmediklerini açık etmekten utanan >EDIT<. Ol deyince olur her şey diyenlere, türlü fizik kurallarından bahsediyorlar. İzafiyetin dayanılmaz mecburiyetinin kaynağına müdrik olamayanlar. İki denizin bir noktada birleşip, birbirine karışmamasına hayranlık duyuyorlar. Olanı oldurandan bihaber kalmaktan kendilerini kurtaramayanlar. Kendilerine hak ettiklerinden fazla değer veriyorlar. Bir tutam balçıktan yaratıldıklarını kabul edemeyenler. Yağmurdan bereket umuyorlar. Bulutları gönderenden hiç bahis açmayanlar. Aya ayak bastıklarıyla övünüyorlar. Oradan taş ve topraktan başka birşey getiremeyenler. Bilmek istedikleri kadar biliyorlar Rabbim. Herşeyi bilemeyeceklerini bilmeyenler. Ne kadar iyi duyduklarını anlatıp duruyorlar. Kendi söylediklerinden başkasını dinlemeyenler. Annelerini, babalarını şüphesiz tanıyorlar. Atalarını da var eden üzerine kafa yormayı düşünmeyenler. Keşke bir taş olsaydım diyecekler, lakin taş olmak için bile yetmeyecek erdemleri. Modern çağın cüceleri, kendilerini çok büyük görüyorlar Rabbim. Üzerinde isimleri yazılı olmayan herşeyi toptan reddediyorlar. Yaşamak için çarenin kendilerinde olduğundan bahsediyorlar. Adaleti yerle bir etmek uğruna kendi doğrularını dayatanlar. Oysa bilseler senin sıkıntı verdiklerini başkasının gideremeyeceğini, başlarını öne eğerler mi bilmiyorum. Ancak bildiğim; bu çare bulucuların tümünün kendi sıkıntıları karşısında mutlaka çaresiz kaldıkları. Herkesi kendileri sevindirir sanıyorlar. Göz ardı ediyorlar, senin vermek istediğin iyiliği kimsenin engelleyemeyeceğini. Gördüklerinde bulunduğun ihsanları, içlerinden taşan kıskançlıkla küçümsemeye çalışıyorlar. Oysa sen, sana isyan edenlere de, ömürleri bitinceye kadar iyi günler gösterensin. Gönül hissetmeyince göz görmez olur. Affet. Akıl ruhtan beslenmeyince, düşünceler ham olur. Affet. Kişi kendini bilmeyince, okuması güç olur. Affet. Göz seyrana çıkmayınca, güzellikler zayolur. Affet. Sen nasip etmeyince, ne yapılsa boş olur. Affet. O görmeyince, gündüz geceye dönmeyi bilmez mi? O bakmayınca, güneş yerini aya terk etmez mi? O bilmeyince, balık deryalar içinde yüzgeç vurmaz mı? O anlamayınca, gül goncası kocaya durmaz mı? O farketmeyince, her doğan, günü gelip ölmez mi? Biz görmesek ne eksilir alemden. Bilmeyelim, lakin çamurdan karılmış özümüz. Anlamayalım, günü geldiğinde toprak olur canımız. Bakmayalım, gökte bulut, yerde çiçek biter sorusuz. Görmeyelim, ırmak akar, deniz dolar şüphesiz. Biz olmazsak ne değişir düzenden. Görenle görmeyen bir değil Rabbim. Sen göster ki, görebilelim. Düşünmek için akıl yetmez, idrak de lazım. Sen bildir ki, biz de bilelim. |
Cuceliginin farkinda olmadan, tanri mevhumunu da kendileri gibi kuculten, dusunun derken hicbir dusunce kirintisi icermeyen bir yazi olmus.
Sizlere kalsaydik, arabistan collerinde surunuyor olacaktik hala; Aya cikip tas toprak getirenleri kucumseyen bu ileti, iman denilen hastaligin ne derecede sakat dusuncelere yol actiginin da bir ornegi olmus; eline saglik. |
Alıntı:
Siz nasıl anlamak istiyorsanız öyle anlayın. Selam ile, |
Sayın Vartor...
Bilim elbetteki en önemli şeydir.Benim eğitime ne kadar önem verdiğimi sanırım biliyorsunuzdur.Her toplum gelişmeli ve eğitimden nasibini almalıdır.Bu Tanrınında istediği bir şeydir.O bilinmek istemiş ve insana anlayıp kavraması için akıl vermiştir. Fakat arkadaşımızın vurguladığı noktayı kaçırmışsınız sanırım... Olagelmiş olan şeylere bu kadar hayranlık ile bakan sizler,nasıl olurda tüm bu güzellikleri yaratana HAYRANLIK duymuyorsunuz demek istiyor ve şaşkınlığını belirtiyor. Saygılarımla... |
Alıntı:
Anlaşılmak güzel. Selam ile, |
sevgili mavi gezegen eğer merak edip hrıstiyan sitelerde yazılanlara bakarsan senin söylediğinin nerdeyse tıpkısını söylüyorlar format aynı kişiler değişik bunu bilesin
|
Ateist olmadıklarından dolayı olmasın Sayın ozgur beyin...!!!
Saygılarımla... |
Alıntı:
Misyonerlik çervesinde öyle söylüyor olabilirler. Sonuçta müslüman birini etkilemek için sanki müslümanmış gibi davranmaları, hristiyanlık da aslında müslümanlıkla aynıymış gibi hareket etmeleri çok normaldir. Misyonerler başka türlü nasıl iş yapacaklar. |
Alıntı:
Misyonerler olmasa bizler ne yaparız :D |
Alıntı:
|
Alıntı:
Fakat hak olanı bir gün herkes görecek. Selam ile, |
Sayın ozgur beyin...
Burda vurgulamak istediğiniz şey,tam olarak nedir.Birde onu açıklasanız...!!! |
Alıntı:
hrıstiyanlarında müslümanlarında dinlerini savunma argümanı birbirine çok yakın isimlari değiştir aynı şeyleri söylüyorlar. bilmem daha açık nasıl anlatılır |
Alıntı:
Aynı şeyler değil sayın özgür beyin. Söylemler değil gerçekler önemlidir. |
Alıntı:
|
Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
En'am 50. Ayet Görmüyorlar, bakıyorlar ve görmüyorlar Uçan Spagetti Canavarı. Güneş kamaştırmış gözlerini. Kendilerini güneşe denk tutanların. Bilmiyorlar, anlatıldıkça bilmedikleri çoğalıyor. Cehaletin gölgesinde her şeyi bildiklerini sanıyorlar. Şüphenin kanatlarına tutunanlar. Düşünmüyorlar, düşünce adamı sıfatıyla anıldıkça körleşiyor beyinleri. Bilginin sığlığından enginler çıkaracaklarını sanıyorlar. Kendi yazmadıklarını belgeden saymayanlar. Zaten sen anlamalarına izin vermedikçe anlamayacaklar. En özlü sözleri söylediklerini zannedenler. Açıklayamadıklarını hayatın doğasına yüklüyorlar. Bilmediklerini açık etmekten utanan >EDIT<. Ol deyince olur her şey diyenlere, türlü fizik kurallarından bahsediyorlar. İzafiyetin dayanılmaz mecburiyetinin kaynağına müdrik olamayanlar. İki denizin bir noktada birleşip, birbirine karışmamasına hayranlık duyuyorlar. Olanı oldurandan bihaber kalmaktan kendilerini kurtaramayanlar. Kendilerine hak ettiklerinden fazla değer veriyorlar. Bir tutam balçıktan yaratıldıklarını kabul edemeyenler. Yağmurdan bereket umuyorlar. Bulutları gönderenden hiç bahis açmayanlar. Aya ayak bastıklarıyla övünüyorlar. Oradan taş ve topraktan başka birşey getiremeyenler. Bilmek istedikleri kadar biliyorlar Uçan Spagetti Canavarı. Herşeyi bilemeyeceklerini bilmeyenler. Ne kadar iyi duyduklarını anlatıp duruyorlar. Kendi söylediklerinden başkasını dinlemeyenler. Annelerini, babalarını şüphesiz tanıyorlar. Atalarını da var eden üzerine kafa yormayı düşünmeyenler. Keşke bir taş olsaydım diyecekler, lakin taş olmak için bile yetmeyecek erdemleri. Modern çağın cüceleri, kendilerini çok büyük görüyorlar Uçan Spagetti Canavarı. Üzerinde isimleri yazılı olmayan herşeyi toptan reddediyorlar. Yaşamak için çarenin kendilerinde olduğundan bahsediyorlar. Adaleti yerle bir etmek uğruna kendi doğrularını dayatanlar. Oysa bilseler senin sıkıntı verdiklerini başkasının gideremeyeceğini, başlarını öne eğerler mi bilmiyorum. Ancak bildiğim; bu çare bulucuların tümünün kendi sıkıntıları karşısında mutlaka çaresiz kaldıkları. Herkesi kendileri sevindirir sanıyorlar. Göz ardı ediyorlar, senin vermek istediğin iyiliği kimsenin engelleyemeyeceğini. Gördüklerinde bulunduğun ihsanları, içlerinden taşan kıskançlıkla küçümsemeye çalışıyorlar. Oysa sen, sana isyan edenlere de, ömürleri bitinceye kadar iyi günler gösterensin. Gönül hissetmeyince göz görmez olur. Affet. Akıl ruhtan beslenmeyince, düşünceler ham olur. Affet. Kişi kendini bilmeyince, okuması güç olur. Affet. Göz seyrana çıkmayınca, güzellikler zayolur. Affet. Sen nasip etmeyince, ne yapılsa boş olur. Affet. O görmeyince, gündüz geceye dönmeyi bilmez mi? O bakmayınca, güneş yerini aya terk etmez mi? O bilmeyince, balık deryalar içinde yüzgeç vurmaz mı? O anlamayınca, gül goncası kocaya durmaz mı? O farketmeyince, her doğan, günü gelip ölmez mi? Biz görmesek ne eksilir alemden. Bilmeyelim, lakin çamurdan karılmış özümüz. Anlamayalım, günü geldiğinde toprak olur canımız. Bakmayalım, gökte bulut, yerde çiçek biter sorusuz. Görmeyelim, ırmak akar, deniz dolar şüphesiz. Biz olmazsak ne değişir düzenden. Görenle görmeyen bir değil Uçan Spagetti Canavarı. Sen göster ki, görebilelim. Düşünmek için akıl yetmez, idrak de lazım. Sen bildir ki, biz de bilelim. |
Allah Allah
"Modern zamanların çok bilmiş cüceleri" ile "Yer cüce Tanrıları" arasında bir korelasyon var mı acaba ? |
İnsan, milyonlarca yıllık canlı evriminin en yüksek ürünüdür.
İnsan, yaşamsal ihtiyaçlarını doğadan öğrenip, geliştirerek karşılamayı başaran tek canlıdır. (Tarım, hayvancılık ve sanayi) İnsan, besin zincirinin en üstüne çıktıktan sonra gözünü uzaya diken, sonsuzluğu yoklayan tek akıldır. (Aksine bir kanıt şimdilik yok) Tanrı ne yapmıştır? Nerededir? Nasıl birşeydir? Yanıt yok. O halde cüce olan hatta bu veriler ışığında cüce bile olamayan kimdir? Tanrı mı? İnsan mı? |
Bilim adamları ortada bir bilinmeyen olduğunda bu sorunun cevabı varmı? Yok o zaman anlamsız mı diyorlar yoksa araştırmaya devam mı ediyorlar cevabını bulmak için.
Evrim, evrim diyorsunuz, bilim adamlarının arkasına sığınıyorsunuz bari ortak eksende hareket edin, farklı farklı davranmayın ki, bu kadar net ortaya çıkmasın aslında aynı eksende olmadığınız. Hoş gözükmüyor. Sadece bir tavsiyeydi. Kimse üzerine almasın. Saygılar |
Alıntı:
Sayın Emveyme, Bilim insanları mevcut bilinenden hareket ederek, bilinmeyenleri çözmeye çalışır. Tanrı hakkında elde tek bir veri yok. Bu nedenle bir bilinmeyen bile değil. Soru bile değil. Soru olabilmesi için bilimsel tek bir veri yok. Bilim insanlarının söyledikleri bizim ölçümüzdür. Burada bir sorun göremiyorum. Yıllarını mevcut kazanılmış bigileri öğrenmek ve yeni bilgilere ulaşmak için harcayan insanlara güvenmek yerine, soyut hayal ürünü, hakkında tek bir somut veri olmayan masallara, önem vermemizi beklemeyin. |
Alıntı:
Saygılarımla... |
Alıntı:
Bu dediğinizi anladım zaten.Anlamadığım bu başlık altında bunu belirtmenizin ne anlamı olduğu...!!! Saygılarımla... |
Alıntı:
lütfen bana kızmayın. Ama sizin ''karar kıldım'' dediğiniz İslam'ın, zaten Kuran'la çok fazla bir ilgisi yok. Aklınıza yatanı, hoşunuza gideni alıp, aklınıza yatmayanı, hoşunuza gitmeyeni de binbir türlü tevillerle reddediyorsunuz zaten. Evrensel geçerliliği (Kuran'a göre) en kati, en açık, en tartışılmaz olan ve zaten bütün islami mezhep ve ekollerin kabul ettiği Kuran hükümlerini dahi bugün için kabul etmediğinizi söylüyorsunuz. saygılarımla |
Velev ki dediginiz dogru bile olsa, ki, musluman bir aileden geldiginize ve o toplumun etkisindr kaldiginiza, adim gibi eminim, verdigim orandaki 0,00000001 istisna olabilirsinz ancak; Ne demek istedigimi anlayacak kapasitede oldugunuzu biliyorum, aksini iddia etmek sadece kendinizi kandirmak olacaktir.
|
Alıntı:
Ben mesajımı kendi açımdan değil sizin açınızdan yazmak istedim. Bu yüzden şahsi algılamayın notu düşmeye çalıştım. Şu cümlenize ise katılmıyorum. "Bilim insanları mevcut bilinenden hareket ederek, bilinmeyenleri çözmeye çalışır." Mevcut bilinen birşeyden, bilinmeyen birşeyi çözmeye çalışması değil, mevcut sahip olduğu bir bilinmeyeni çözmeye çalışmasıdır. Bugün kanser biliniyor ama çözümü bilinmiyor yani tedavisi. Bilim adamları bunun için uğraşıyor. Ne ile uğraşıyor. Mevcut sahip olduğu kanserli hücre ile. Bunun tedavisi yok ise bilinmeyendir. Yani sizin söylediğinize göre, bilim adamları sağlıklı bir insanı alıp, bu kişi üzerinden bilinmeyen yani tedavisi olmayan hastalıkları nasıl tedavi edebiliriz diye araştırıyorlar şeklinde çıkmaktadır. Bu yüzden evrimi savunan birisi, Tanrı'ya inanmayabilir ama varlığını asla inkar edemez. Çünkü kendisi için bulamadığı bir bilinmeyendir. Bilinene kadar bilinmeyen olarakda görebilir, bilindiği ispatlanmamış olsa bile ben biliyorum ama inanmıyorum da diyebilir. Bir bilim adamı için, milyarlarca insanın bazılarının inandığı, bazılarının inanmadığı bir Tanrı, araştırılması için yeterlidir ve bu inanan ve inanmayanlar bence yeterli veridir. Bir soru bile değil şeklinde ifade etmenize karşın, evrime inananlar ve inanmayanlar bu kadar Tanrı ile ilgili araştırma vs. yapmamışlar mı? Bunlar tabi benim size yardımcı olmak maksatlı söylediklerim. Bir yolda ilerlediğinizde, o yolda ilerliyorsunuz demektir. Saygılar |
Alıntı:
Milyarlarca insanın birşeylere inanması sosyal bilimlerin (Psikoloji, tarih, hukuk, siyaset bilimi ve sairin) ve de psikiyatrinin konusuna malzeme oluşturur. Tanrı'nın, Allah'ın, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'in, Uçan Spagetti Canavarı (c.c)'nın araştırılmasına veri oluşturmaz. Bir şeye inanmak o şeyin doğruluğuna bir delil olamaz. Örneğin askerlerimiz saldırıya uğradığında çoğu mümin olan on milyonlarca insan bunu PKK'nın yapmadığına inanır; ama her defasında da bu saldırılar PKK'nın eylemi olarak tescillenir. Ama çoğu mümin on milyonlarca insanın imanı değişmez. Demek ki bu tip inanışların baskınlığı psikiyatriye ve sosyal bilimlere malzemedir; Tanrı ve cin araştırmalarına değil. |
Alıntı:
Sayın Enveyme, Evet doğru anlamışsınız. Kanser tedavisi nasıl olmalı? bilimsel bir sorudur. Çünki somut kanser sorunu yaşanmakta, insanlar bu genetiği bozulan hücreler nedeni ile ölmektedir. Bu somut verilerin ışığında soruda somuttur. Ancak tanrı varmıdır? diye sorduracak tek bilimsel veri yoktur. Milyonlarca insanın inanmasını veri olarak sunmuşsunuz. Ancak inançlar bilimsel veri değildir. İnançların maddi kökenleri toplumbilimin ve psikolojinin alanına girer. Ancak inanılan şeyin gerçekliği için inanan insan sayısından farklı verilere ihtiyaç vardır. Milyon kadar sayıya gerek yok, örneğin bir kişi güneş tanrıdır. Nedeni de şu şu dur dese, bu araştırılabilir. elbette bilim adamları ileri sürülen verileri bilimsel açıdan araştırmaya değer bulurlarsa. Çünkü güneş, yer, mekan, test edilebilirlik, ölçülebilirlik anlamında nesnel verileri olan bir şeydir. Ancak tanrı için tek bir veri yoktur. Nerede, ne şekilde, hangi maddeleri ya da enerji türlerini içerir? vs. Bilimin algılayıp değerlendirebileceği tek nesnel veri yok. Bu nedenlerle hiçbir bilim dalı tanrı ile ilgilenmez. Ancak ilgilenir de bir sonuca varırsa bu bilim olmaz inanç olur:) |
Sayın saroz, bilimin var oluşundan bu zamana çözemediği bir sorun, problem yok mu? Eğer varsa ki tahminimce vardır, acaba çözmeye çalışmaktan vazgeçmiş mi? geçmemiş mi?
Yanlış biliyorsam lütfen düzeltin, demek istediğim, bilim çözemiyorsa onu yok olarak kabul etmez. Bilinmez der veya bilinemez. |
Alıntı:
Sayın Enveyme, Bilim ilerledikçe, ne kadar çok bilinmeyen olduğunu ortaya çıkarıyor. Sonsuz sayıda bilinmeyen şey var. Ben eğer, bilim herşeyin yanıtını veriyor deseydim, bilime ters düşerdim. Bu söylem ile dindar olur bilimi de din yapmış olurdum. Bilim çözmeye çalıştığı konuyu elbette yok saymaz. Ama işin püf noktası da burada zaten. Bilimin muhatap alıp çözmeye çalışması için bir konu olması gerekir önce. Bilimin muhatap alacağı konunun da nesnel verileri olmalıdır. ölçülebilir verileri olmalıdır. Bu nedenle bilimde, Tanrı diye bir konu, yada sorun yoktur. Bilim için soru bile değildir derken, bu durumu kasdediyordum. Yani Allah vardır da deseniz, Allah yoktur da deseniz her iki iddianın bilimsel bir araştırmaya konu olabilmesi için ölçülebilir, test edilebilir, tekrarlanabilir nesnel, somut verileri olmalıdır. Bu veriler olmadığı için böyle bir konuyu bilim tartışmaz, muhatap almaz. Tartışırsa bilim dışına çıkar. Orası da inançdır. Saygılar. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:12 . |