![]() |
Hz. Muhammed’in belli bir süre sonra neden çocuğu olmadı.
Hz. Muhammed’in 25 yaşlarında iken o esnada 28 yaşlarında dul bir soylu olan Hz. Hatice ile evlendikten sonra en son çocuğu olan Abdullah’ın 611 yılında yani peygamber 41, Hz. Hatice ise 44 yaşında iken doğduğu bilinmektedir. Aradan geçen 8 sene boyunca başka bir kadınla evlenmemesinden dolayı yeni bir çocuğunun olmaması yine anlaşılabilir.622 yılından sonra yeni evlilikler yaptığında 52 yaşlarında idi. ne var ki bundan sonra hiç yeni çocuğu olamıyor. Buradan dört ihtimal çıkıyor.
1.İhtimal: 52 yaşın artık “çocuk yapamama yaşı” olduğu ihtimali. Yani “peygamber 52 yaşından sonra takatten düşmüştür” demektir. Biyolojik veriler bunu doğrulamıyor. 2.ihtimal: Peygamber belli bir yaştan sonra kısır olması ihtimali. Onun için çocuğu olmadı. Bu ihtimali güçlendirebilecek en önemli tespit aksini düşünmemenin zorluğudur. Yani aralarında Ümmü Seleme gibi eski çocukları olan dul kadınlar da dâhil tüm eşlerinin kısır olduğu sonucuna varmanın zorluğudur. 3.İhtimal: Hz. Peygamberin Hz. Hatice’den sonra evliliklerinde cinsel yakınlaşmanın yaşanmaması olması ihtimali. Hadis literatürü bunu kabul etmez. Kuran da en azından yasaklayan bir konumda görülmüyor. Diğer yandan Mariye’den olma Hz. İbrahim’in doğmuş olduğunun söylenmesi de kısırlık ihtimalini azaltıyor. Hem de bu doğum esnasında peygamber 58 yaşlarındadır. Hala da güçten düşme olduğu söylenemez. Gerçi Bir kısım kaynaklara dayanarak ibrahimin peygamberden olmadığını söyleyebilirsiniz. O zaman bu ihtimal aha da güçlenir. 4.İhtimal. Kuranda bu düzeyde bilgiler olmadığından, hadis liteatürü ile peygamberi anlamak yanlış kıyaslamalara götürecektir. Bu durumda, evlikleri ve yaşları konusunu da her türlü bilgi gibi “yanlış ihtimalli” olarak göreceğiz. Hz.Muhammedin neden çocukları olmadığı konusu da bizi o zaman pek bağlamayacaktır. Ben dördüncü ihtimali tercih ediyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? |
Saygideger ozedonus;
Hz. Muhammed’in 25 yaşlarında iken o esnada 28 yaşlarında dul bir soylu olan Hz. Hatice ile evlendikten sonra en son çocuğu olan Abdullah’ın 611 yılında yani peygamber 41, Hz. Hatice ise 44 yaşında iken doğduğu bilinmektedir.-ozedonus- Bilinen 595 senesinde evrlendiklerinde; Muhammed'in 25, Hatice'nin 40 yasinda oldugu. 6 cocuk olduguna gore; her iki seneye bir cocuk dusuyor. 597, 599, 601, 603, 605 bu senede zaten Hatice 50 yasinda olmus oluyor. 25 sene evli kaliyorlar, yani 595+25=620 ve bu yilda, Muhammed, 50 yasina geliyor. Ayse ile ya 623 yilinda, ya da 625 yilnda yani; 53-55 yaslarinda evleniyor. Sonraki tum evlilikleri de bu yastan sonra. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Eğer o iseniz, ilahiyat okuduğunuz halde nasıl Muhammed'in 25 yaşındayken Hatice'nin 28 yaşında olduğunu iddia edebiliyorsunuz?? O değilseniz bile, durumun vahimliğinden pek de bir şey kaybolmadığını belirtmek isterim. |
Sayın Özedönüş ........ Kardeşim ,
1-) Peygamber Efendim (s.a.s) 25, Hatice (r.a) 40 Yaşında Evlenmişlerdir. 2-) Peygamber Efendimiz’in Çocukları Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Hazret-i Hatîce ile izdivâcından Kâsım, Abdullâh, Zeyneb, Rukıyye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma dünyâya geldi. İlk oğlunun ismi Kâsım olduğu için Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-’a “Ebu’l-Kâsım” künyesi verildi. Kâsım iki yaşındayken vefât etti. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in diğer oğlu Abdullâh’a, İslâm döneminde dünyâya geldiği için Tayyib ve Tâhir de denirdi.95 O da vefât edince Kureyş müşriklerinden Âs bin Vâil, Peygamber Efendimiz hakkında: “–Bırakınız onu! O ebterdir, nesli devâm etmeyecek bir adamdır. Ölünce adı anılmaz olur. Siz de artık ondan kurtulur ve rahata kavuşursunuz.” dedi. Bunun üzerine Allâh Teâlâ Kevser Sûresi’ni inzâl buyurdu: إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ (1)فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ (2)إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ (3)“Muhakkak Biz Sana Kevser’i96 verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu, asıl adı sanı ortadan kalkacak olan, Sana kin tutan kimsedir.” (el-Kevser, 1-3) (İbn-i Sa’d, III, 7; Vâhidî, s. 494) Allâh Rasûlü’nün oğlu küçük yaşta vefât edince Hazret-i Hatîce -radıyallâhu anhâ-: “–Ey Allâh’ın Rasûlü! Yavrumun sütü taştı. Keşke Allâh onun ömrünü, süt çağını tamamlayıncaya kadar uzatsaydı!” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “–O süt devresini cennette tamamlayacak!” buyurdu. Hazret-i Hatîce vâlidemiz: “–Yâ Rasûlallâh! Şâyet bunu (kesin olarak) bilseydim çocuğun ölümü nazarımda hafiflerdi!” dedi. Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “–İstersen Allâh’a duâ edeyim de sana onun sesini işittireyim.” buyurdu. Fakat Hatîcetü’l-Kübrâ -radıyallâhu anhâ-, teslîmiyet ve sadâkat vasfını bir daha göstererek: “–Hayır, yâ Rasûlallâh! Ben Allâh ve Rasûlü’nü tasdîk ediyorum.” dedi. (İbn-i Mâce, Cenâiz, 27) Allâh Rasûlü’nün dört tane de kızı vardı. En büyükleri Hazret-i Zeyneb idi. O doğduğunda Fahr-i Kâinât -aleyhi efdalü’s-salevât- otuz yaşında idi. Daha sonra Hazret-i Rukıyye doğdu.97 Rukıyye’den sonra Hazret-i Ümmü Gülsüm, ondan sonra da Hazret-i Fâtıma doğdu. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu esnâda otuz beş yaşındaydı ve Kâbe yeniden inşâ edilmekteydi.98 Son olarak hicrî sekizinci senede Mâriye vâlidemizden Efendimiz’in oğlu İbrâhîm dünyâya geldi. İbrâhîm’in ebeliğini Ümmü Râfî yapmıştı. Onun kocası Ebû Râfî, doğumu Allâh Rasûlü’ne müjdeledi. Bu habere çok sevinen Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona hediyeler verdi. Yanındakilere de: “–Bu gece bir oğlum doğdu, ona atam İbrâhîm’in ismini verdim.” buyurdu. (Müslim, Fedâil, 62) İbrâhîm, on yedi veya on sekiz aylık iken hastalandı ve çok geçmeden vefât etti.99 3-) Onun Çocuklarının Olması Kısır Olmadığına İşarettir 4-)Peygamber Efendimin 15 Eşi Vardır Ve Kuranda Verilmeyen Cinsellik Konusunu Anlatması İçin Bu Eşlerinden 13 Tanesi İle Gerdeğe Girmiştir, Kuranın Bir Peygambere Gelmesinin Sebeblerinden Biride Budur İman Hakikatlarını Anlatmasıdır . . . 5-) 40 Yaşından Sonra Peygamberlik Gelmesi Artık Dünyaya Değilde Ahirete Çalışmasını Gerektirdiğinden Çoçuk Yapmamışta Eşleriyle İslamda Cinsellik Nasıl Olmalıdır Konusu Üzerinde Yoğunlaşmıştır Tüm İhtimallerin Çürüdüğüne Göre Ben Hiç Bir İhtimal Diyorum . . . |
Sayın nurcu,
Nasıl saçma nedenlerin arkasına sığınarak yaşayabiliyorsunuz anlamak inan mümkün değildir, Saçmalıklardan bir buket halindeki savunman da zihnin kadar karanlık halbuki, 3: Kur'an da verilmeyen cinsellik konusunu tatbikat yaparak göstermek peygamberlik sıfatımıdır yani onu'mu anlatmak istiyorsun, Hiçbir şeyi eksik bırakmadık diye Kitap'ınız ile böbürlenirken nasıl olur da eksik kalan cinsellik konusunu muhammedin becerilerine ve belinin gücüne bağlayabildin anlamak zor, Gerçi muhammed konu ile alakalı bütün tatkibatları seve seve yapmıştır zaten saklamak ta mümkün değil, İş ne zaman cinselliğe gelse fingirdemeye gelse hoop hızır gibi yetişmiş bizzat kendisi tatbikatını yapmış, Hatta bunu yaparken bile çoğu zaman sadece kendine has olmak üzerede şartlar ve emirler koymayıda unutmamıştır, "diğer müminlere olmamak kaydıyla yalnız sana gibi," 40 yaşından sonra peygamberlik sıfatı alan bir şahısın dünya işlerini bir kenara bırakması ahirete yoğunlaşması gerektiğini söylerken, Muhammed ne yapmışsa 50 sindan sonra yapmış kuralını ihlal etmektende kaçınmıyorsun, 50sinden sonra 9 yaşındaki aişe ile şehvete geldikten sonra onu bir durduran olamamış, 12 resmi kadın bi o kadar cariye içlerinde kendi evlatlığı da dahil tek tek tatbikatını kendi yapmış tır, ah be güzel kardeşim bu nasıl bir tatbikattır bu nasıl bir ahiret hesabıdır anlamak mümkün değil, |
Ben bir Ateist olarak Muhammed'in sonrasında çocuğu olmamasını, olan çocuklarının da ölmesini Allah'ın bileceğini düşünüyorum. Eğer Allah isteseydi çocukları yaşardı. Düşünceme göre başka çocukları da olurdu. Allah'ın bir bildiği vardı.
Bu ne çelişki deme! Olabilir mi de anladıysan eğer... . |
Muhammetin kısır olma olasılığı güçlüdür. Cinsel birleşme eğiliminde zayıflık anlamına gelmez bu durum. Cinsel birleşme sıklığı fazla olupta kısır olmak ta olanaklıdır. Tüp bebek yordamına başvuranların sıkıntısını yaşamış olabilir. Yani sperm sayısı için döllenmeye yetecek 20 milyon spermlik alt sınıra ulaşamamış olabilir.
|
Alıntı:
Belirli bir yaştan sonra kısırlık sorunu yaşamış olma ihtimali banada yüksek bir oran mış gibi görünüyor, Hatice sultan ile başlayıp son bulan çoçuk durumu, Belki aişe sultanın 9 yaşında olması ve o yaşta çoçuk sahibi olma ihtimalinin zayıflığıyla beraber ilerleyen yıllarda da aynı sorunun devam etmesi, a: aişe sultan ilk deneyiminde yaşından dolayı bir sakatlık yaşadı, b: muhammed hatice sultan dan sonra sperm yetiştirememeye başladı, aişe sultan dan sonraki karıları sağlıklı kadınlardı, Hatta muhammedin kadınları arasında çoçuklu dullar da mevcuttu, 11 kadının hepsinin sorunlu olması extra bir mucizeye girer lütfen zorlamayın fazla sorun Muhammed'de :D cinsel birleşme için ballı süt takviyesi bir nebze yardımcı olsada kısırlık / Sperm arttırılması tedavisi için yetersiz kalmaktadır, Muhammedin durumuda bunu destekler durumdadır zaten, Ballı süt takviyesi ile " Atış serbest " durumuna girmeyi başarsada, Sperm bakımından karavana / Iska bir durumun dışına çıkamamıştır, Sanırım bu eksikliğinden dolayı Zeyb bi Harisi yi Evlat edinme ihtiyacı duymuş olabilir, Ancak peygamber'e evlatlık olmak o kadar da kolay bir iş değildir ve Bir BEDELİ vardır, Zeyb'de ödemiştir zaten bedelini saolsun sorun çıkarmamıştır, :) Saygılarımla |
Konuyu açarken tüm ihtimalleri beraberinde getirdim.Öyle görülüyor ki üçüncü ihtimali tercih ediyorsunuz.Ancak tercih etme dayanağınız zayıf.Çünkü Mariyeden olma ibrahim doğmuş olduğu için bunu kısrlık ile yorumlamak güç oluyor.
|
İlerleyen yaşla birlikte sperm sayısının azalması sık karşılaşılan bir durumdur. Zamanla_kısırlığın_ortaya_çıkmasında_bir_çok_faktö r_vardır. Yani Muhammed yaşlandıkça sperm sayısı azaldığı için çocuğunun olmaması en büyük ihtimaldir, bunun dışındaki ihtimaller arasında geçirmiş olabileceği bir hastalık, ciddi bir sakatlanma vs. olabilir, birde literatürlere geçen ilerleyen yaşlarda genç kadınlar/kızlarla olma eğilimi gösteren erkeklerde sıkça rastlanan aşırı heyecan kaynaklı erken boşalma problemide bir diğer etken olabilir. Birde geri çekme yöntemi olarak adlandırılan bir yöntemi tatbik ettiğine dair emareler içeren hadisler mevcuttur, bunlar vasıtasıla en olası durumun sperm sayısında azalma olabileceğidir...
|
Sayın Cin Okuduklarını Tasdik Etmek İstersen Risalei Nur Külliyatından Sözler Kitabı 19. Söze Başvur Bu yazdıklarının boş boğaz olduğunu anlayacaksın ancak ilk önce oku
Seni anlamak zor kutsal bir kitapta cinsellik yer alması ne kadar saçmadır sende iyi biliyosun Çocuklarının yaşayıp yaşamaması Cenabı Hakka Bağlı Allahu Alem Sınav Sırrı İçin Onları Yanına Almıştır 15 kadını alması seni ilgilendirmez önemli olan aldıkları kadınların memnuniyetidir cinsellik konusunun yayılımı için bu formül secilmistir Sana BirŞey Diyeyimmi Kendini Bir Kenara Çek Ve Nefsinine Sor Sende Biliyorsunki Nefis İyi Şeyleri İstemez Sor Bakalım İslamı İstiyormu Ve Bide Soru Bu Çok Bilmiş Ataist Biliminiz Kainat Nasıl Var Olmuş Açıklasın Ruhani Varlıkları Açıklasın Birde Darvinizmi çökerten DNA eşleşmesini açıklasın Akıl Kullanmak Lazım Risalei Nur Külliyatında Bütün Cevaplar Var ... |
Alıntı:
1- 15 kadın kim istemez... nefsim ister kesin seninde istiyor dimi nur:) 2- en azından "ol" diyip oldu diye açıklamak daha kolayına geliyor nur dimi:) 3-ruhani varlık yok ... bunlar uydurma nur..ruh yok cin yok peri yok melek yok vampir yok cadı yok.... bunu bir düşün nur...:) 4-DNAyı bilim buldu ve açıklıyor senin dandik kuranın değil nur :) 5- akıllı olmak lazım doğru.. aklını kullan ama önce OKU :) |
Saygideger arkadaslar;
25 yasinda evlenip; 40 yasindaki esinden, kisa surede 6 cocuk sahibi olan, bir de cariyesinden cocuk sahibi olan ve ikinci evliligini 53-55 yaslarinda ustelik cocuk denecek yasta biriyle yapan, bir kisiden hala ne cocugu bekliyorsunuz? Bugun kac erkek 55'inden sonra baba oluyor?, neden boyle bir beklentiniz var? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Sayın nurcu, Risalei Nur Külliyatın okumaktan senin kafan az bulanmış sanki, Nefis neden iyi olanı istemesin, Aksine Nefir Kendisi için iyi olanı ister durur, Kiminin nefsi için iyi olan 15 kadındır onu ister, Kiminin nefsi için para pul şan şöhret iyidir onu ister, bunlar nefsin genel ortak yanları değildir bunlar kişiliklere göre değişen talperlerden ibarettir, Nefsin ortak bir yanı olsaydı herkes aynı olurdu bu kadar çok farklılık oluşmazdı, Her konuda bilime inanırsınız, ona güvenirsiniz, Dışarı çıkarken hava raporlarını dinler itimat edersiniz, Hasta olur ilk bilim insanına koşarsınız, Çoçuklarınızı her sabah zorla bilim yuvalarına yollarsınız, Bilimle yatar bilimle kalkarsınız, Günlük hayatınız da bile bilim ve teknoloji olmadan hiç bir işinizi yapamazsınız, İş Yaratılışa gelince bilimin öne sürdüğü teorileri saçma bulursunuz, Bilime Düşman kesilirsiniz Sebep, Elinizde sağlam kanıtlar var açık deliller mevcut, Sadece sizler biliyorsunuz Kainatı Allah yarattı diye bir türkü ile dolanıp durursunuz, Kendiniz bile şüphe içinde onu aramaya devam ediyorsunuz 1 tane bulanınızı göremedik:) Ruhani varlıktan bahsediyorsun elinde canlı ruhlar bulunduruyormuş gibi çok bilmiş bir edayla hikayeden efsaneden bahseder gibi Ruhlar aleminde dolanıp duruyorsun, Ruhani den ne kastettiğini kendin bile bilmiyorsun kulaktan doğma hikayelere bir yenisini daha ekleme çabasındasın, Darvinizmi çökerten DNA eşleşmesin den bahsediyorsun elindeki tek dayanak sana göre yine Hayal gücü ürünün Tek olan " Allah " elle tutulur bir örnek yada delil göster lütfen burda hikaye anlatmanın bir anlamı yok, teori yanlış olabilir senin deyiminle çökebilirde ancak yerine koyduğun şeyin ondan daha açık ve belirgin olması gerek, Teoriyi çökertip yerine "Ay Dede" yi koymak ayrıca bir saçmalık olur sanırım, Ya itimat edin yada elle tutulur gözle görülür deliller ile destekleyin, bilim hikaye kitabı değildir öyle olsaydı bizler hala "tekerlek" in icatı için gökten bir ayet inmesini bekliyor olurduk, saygılarımla |
Alıntı:
O devirde böyle bir cinsel sorunu olan kisi ne yapabilir? O devirde terapi ne gezer? Tip bilimi daha gelismemis, sifali otlardan baska bir sey yok, üstelik cografya olarak da Roma Uygarligindan cok uzak kalmis bir bölgede saglik hizmetlerinin durumu ne olabilir ki? Insan belki de söyleyemedigi ve sir gibi sakladigi bu sorunu cözebilmek icin kendi caresinin basina bakacaktir. Cünkü erkeklik söz konusu, bir de o devirde iktdarsiz olundugu icin alay edilme ve adam yerine konuslmama durumu var. Degil peygamber olarak acaba iktidarsiz bir erkegi adam veya insan yerine koyarlar miydi? "Benimle ayni yasta olan bir erkek cinsel münasabette bulunabiliyor da bu bende artik neden olmuyor? Az mi yapiyorum, cok yaparsam belki aciliabilir miyim, sadece Hatice ile uzun ve monogam bir evlilik gecirdigim icin mi böyle oldu, eger birden cok hanimlarim olursa bana bir yardimi olur mu?.... Bu Muhammed peygamber iki üc tane kadin bir erkege yetebilecegi halde acaba neden bundan daha cok hanimlara sahip oldu, neden her gece birisini ziyaret ediyordu, baskalari onun hakkinda neden 30-40 erkek gücüne sahip oldugu gibi abartili ve gercek disi anlatimlarla da olsa kayiriyorlardi ve baskalarina karsi iktidarli ve erkekligi yerinde görünmesini sagliyordu? Sonra Hafsa ile Mariye'nin yataginda yakalanmasi, ondan bunu baskalarina anlatmamasini rica etmesi, Ayse'nin bir rivayetinde peygamber ölünceye kadar onun edep yerlerini kendisine hic göstermedigini anlatmasi ve ondan cocugu olmamasi , halbuki peygamber bu kadar aktif bir cinsellik sergiledigi hadislerden de biliniyorken Ayse'nin peygamber hakkinda "sizden hanginiz, nefsine, Resulullah'ın nefsine hakim olduğu kadar hakim olur?" diyerek savunmasi tüm bunlar bende soru isaretleri uynadiriyor.... Acaba peygamber gittikce iktidarsizlik proplemi mi cekiyordu ve toplumun onu kücümseyeceginden ve kendisini peygamber olarak sayginlik duymayacgindan endise ettigi icin bu gercegi saklamayi daha mi uygun bulmustu ve bu yüzden her gece hanimlarini ziyaret ediyordu? Bir erkek her gece karisi ve karilariyla gerecekten yatabilir ve cinsel münasabette bulunabilir mi? Acaba eger gercekten iktidasizlik veya ereksiyona dair proplem yasiyorduysa yaptigi cinsel münasabeteler de gercekten bizim bildigimiz bir sekilde miydi? Gercek cinsel münasebet yerine acaba sadece hanimlarinin avret yerine dokunarak ve oksayarak mi bu münasabeti sürdüryor ve hanimlarini bu sekilde tatmin olmasini saglayip onlari gecindiriyordu? kimbilir belki de gercekten ne kadar cok cinsel münasabette bulunursa sorunlarina o kadar cok yardim edebilecegini veya giderecegini düsünüyordu. belki de erkeklik gücünden düstügü icin üzülüyordu ve her gece acaba hala isliyor mu, oluyor mu diye hanimlarini ziyaret ediyordu. Cünkü eger anlatimlar ve hadisler sahihse bir insanin obsesif kompulsif bir sekilde bu kadar sik cinsellik konusu olmasi, ve cinsel münasabette bulunmasi sadece bu zamanda degil o zamanin sartlarina göre de anormal bir durum. Tarihi kisiliklerden kaci bu kadar cok ese , cariyeye, hanima, evlilige, cevzelere sahip olmustur? Hango Osmanli Sultani haremine ragmen bu kadar cok cinsellik konusu olmustur? Bu bana biraz garip geliyor dogrusu... Belki asagidaki hadis anlatimlari peygamberin bu sorunlarina dair bazi bulgular olabilir... "Allah'in Resulu cinsi münasebetlerde önceden gücsüz oldugunu söylerdi. "Sonra Allah bana tas icinde pismis bir et gönderdi. Yedikten sonra her zaman kendimde gerekli gücü hissettim" Hz. Aişe (r.a) da şöyle buyurmuştur: "Resûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar ben onun cinsel organına bakmadım (onu) görmedim, o da benden görmedi." Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor , Sizden hanginiz, nefsine, Resulullah (sav)'ın nefsine hakim olduğu kadar hakim olur? Buhari Hayz 5 , Muslimm |
Maalesef konuya dört ihtimali de gözönünde bulunduran şekilde bir bakış açısıyla yaklaşılamıyor.İktidarsızlık vb. konuların doğru olabilmesi için Mairiye oğlu ibrahimin ondan olmadığına diar ciddi bir kaynak getirmeniz gerekir.Bu platformlara açmamın en önemli sebeplerinden biri de bu kaynaklara ulaşmaktı.Çünkü Arif Tekinin bu konuda ulaşmış olduğu bazı kaynakları vardı.Onlara ulaşamadığım için sizin bunları da getireceğinizi düşündüm.
|
Alıntı:
Sende taktın marianın ibrahimine be kardeşim bütün somut delilleri ve açık örenkleri tek bir dayanağa dayayıp çürütme çabası içindesin, marianın ibrahimi bir tesadüfte olabilir, kötü bir nişancı her attığını vuramaz elbet arada tesadüfen rüzgarın yada pozisyonun da yardımıyla hedefi vurma ihtimali olabilir, bununla baraber bir başka örnekte ibrahimin babasının muhammed olmamasıda olabilir, mariaya sormak gerek diğer kadınlarda tık yokken sendeki ibrahimin kaynağı nedir yada kimdendir diye, adam yıllarca her gece farklı bir kadınla cinsel münasebet yaşamış bir ürün alamamış sen çıkmıssın ibrahim de ibrahim diyip duruyorsun, :) Sanırım muhammedin kendi dönemi ve kültürü için önem arz eden bu durum yani çoçuk sayısı ve bereketine göre saygı görme ihtiyacından dır ki Muhammed kadın konusunda seçici davranmamış aksine çeşidi bol tutma çabası içine girmiştir, yoksa bir yandan nefsine onun kadar bağlısı yok derken, diyer yandan kadın bolluğuna kılıf uydurmaya çabalayacaksın, ancak görünen yine oki nerde çokluk orda kısa devre :) Saygılarımla |
Alıntı:
Mairiye'nin oglunun gercekten peygamberden olup olmadigini kanitlamak icin özel bir arastirmaya simdilik gerek duymuyorum, zira bu hususta baska olasiliklar ve alternatifleri önce göz önünde bulundurmak istiyorum. Ibrahim'in peygamberin Mairiye'den olan cocugu oldugunun dogru oldugundan yola cikalim. Iktidarsizligin cesitli sekilleri ve derecesi vardir. Iktidarsiz bir insan, hic cocuk yapamaz veya gercek anlamda hic bir zaman koitosa dayanan bir birlesim gösteremez anlamina gelmiyor. Tabi bu saglik sorunundan yüzde yüz iktidarsiz olan magdur kisiler de var. Bizde "hic kusu kalkmiyor" diye alay edilir ama bu soruna sahip kisiler icin bu üzüntü ve son derece sikinti veren bir durum oldugu gibi her iktidarsiz kisi yüzde yüz iktidarsizlik gösterir anlamina gelmez. Bu düz mantik kurmaktir. Bu anlamda söyle bir tahmin de bulunulabilir: "Peygamberin bu yöndeki saglik proplemleri de diger saglik proplemlerine dogru orantili olarak ileriki yaslarda gitgide ilerlemistir. Belki Mairiye'den olan cocugu onun saglik proplemlerinin baslamasinin ilk dönemlerine denk geliyordu ve peygamber zaman zaman ereksiyon proplemleri yasamadigi veya yari ereksiyon yasayabildigi dönemler oluyordu." Tabi bu olasiligin dogru olup olamayacagini da ne zaman Mairiye'nin kendisine cariye olarak verildigini (cünkü bildigim kadariyla peygamber onunla evlenmemisti ve bu yüzden hanimi degil cariyesi oluyordu) ve Mairiye'den ne zaman cocugu oldugunu arastirmak lazim gelir. |
maria yı bende cariye olarak anımsıyorum, cariye olarak sıranın ona nadir gelme ihtimaliyle beraber çok nadir gelen bu sıralarda oluşan cinsel birleşme sonrasıda pıt diye hamile kalıp çoçuk doğurması gerçekten mucizevi bir olay :)
"Tabiki en doğrusunu maria bilir" |
Alıntı:
Peygamberin ölümüne bir hastaligin yol actigi bilinmektedir ama hastaligin ismi ve tam olarak niteligine dair kesin veriler yoktur. Ama bazi hadisler onun saglik proplemi oldugunu ve takattan düstügünü gösteriyor. Muhammed peygamberin ileriki yaslarda iktidarsizlik proplemi yasayabilmis olabilecegi düsüncesi bu yüzden daha olasilikli. Hz. Ali söylemiştir: "Rasulullah'in (s.a.v.) elleri iriydi." Osman Ibn Abdilmelik şöyle dedi: "Rasulullah'ın (s.a.v.) el ve ayakları dolgundu (kalındı)." El-Hasen'in, dayısı Hind şöyle dedi: "Rasulullah'ın (s.a.v.) avuçlarının içi genişti", "Rasulullah'ın (s.a.v.) göğsü enli, göğsü ve karnı bir seviyedeydi, çıkık değildi." Nafi Ibn Cübeyr şöyle dedi; "Rasulullah'ın (s.a.v.) başı büyüktü." Hind Ibn Ebi Hale şöyle dedi: "Rasulullah'm (s.a.v.) burun kemiğinin ortasında bir kavis vardı. Burnunda, ona güzellik veren bir parlaklık vardı. Dikkat etmeyen kimse onun burun kemiğinin uzun olduğunu zannederdi." Cabir Ibn Semura şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.v.) geniş ağızlıydı." Cumey' şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.v.) geniş ağızlı ve seyrek dişliydi." Hz. Aişe şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v.) tarakla saçlarını taradığında sanki kumlan kazırcasma tarardı." Ali Ibn Ebi Talib şunu söyledi: "Rasulullah'm (s.a.v.) sakalı sıktı." Enes şöyle demiştir:"Ben, Rasulullah'ın (s.a.v.) avucunun yumuşaklığını atlasta ve ipekte görmedim." (yumuşak doku yapısı) Yana ve geriye bakacağı zaman bütün bedeni ile dönüp bakardı ( Imam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye) (Kemiklerde kireclenme olasiligi) Imam-ı Ahmed Kastalani'nin Mevahib-i ledünniyyesinde: "Peygamberimiz önüne bakarak, süratle yürürdü." (yürürken öne dogru egilme hali) Tirmizi, Es-semailul Muhammediye'de; "yürüdüğü zaman adeta yukarıdan aşşağı iniyormuş gibi kuvvetli adımlarla yürürdü." El-Hasen, dayısı Hind'in şöyle dediğini anlattı: "Rasulullah'ın (s.a.v.) göğsü enli, göğsü ve karnı bir seviyedeydi, çıkık değildi." (kalınlaşmış kaburgalar sayesinde fıçı göğüs oluşumu) Enes'den Nesai dışındaki imamların rivayetine göre: "Resulullah (sav), suyu üç solukta içerdi." (solunum ve yutkunma da zorluk) Müslim ve Tirmizi rivayetlerinde: "Resulullah (üç solukta içer, böyle içmenin) daha doyurucu, (hastalıklara karşı) daha koruyucu ve daha afiyetli olduğunu söylerdi." Hz. Ali şunu söyledi: "Rasulullah'ın (s.a.v.) rengi, kırmızılığı bulunan beyazdı." (cilt sorunlari) Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife; "Ben Resulullah Efendimizin kürek kemikleri arasında bulunan nübüvvet mührünü gördüm. O, güvercin yumurtası büyüklüğünde kırmızımtırak bir yumru idi" (deri dokusunda küçük fazlalıkların oluşması) Resulullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. ( Imam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye) (Fiziki görünümde anomali) "Yâ Âişe! Senin değil, asıl benim vay başım. Senin başının ağrısı geçer gider. Baş ağrısı, benimkidir." (Siddetli bas agrilari, migren) Imam-ı Ahmed Kastalani, Mevahib-i ledünniyye'de; "Mübarek sesi, kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi" (ses tellerinin genişlemesi, ses gürleşmesi ve kalınlaşması) Yukaridaki veriler Akromegali diye adlandirilan bir hastaligin belirtileri olabilir. Alıntı:
Bunun yaninda peygamber özellikle hayatinin son dönemlerinde belki girtlak genislemesine bagli olarak konusma bozuklugu yasamis oldugu da düsünülebilir ve bazi anlatimlarda demek istediklerini tekrarlamak zorunda kaliyordu. Ummu Seleme radiyallahu Anha: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'i ölüme götüren hastaligi sirasinda "Namaza ve sag ellerinizin malik oldugu seylere dikkat edin" diyordu. Mubarek lisanlari bunu soylemeyecek hale gelinceye kadar tekrara devam ettiler." Sonra aldigi vahiylera bagli olarak vahiy alirken daima sogukluk hissetmeye ve terlemeye maruz kalmis olmasi "İşte öyle soğuk bir günde bile kendisinden o hâl geçtiği vakitde şakaklarından şapır şapır ter akardı", yine bu vahiylere bagli olarak titremesi ve korkmasi, titereme ile de soguyacak dereceye kadar geldiginden örtünme ihtiyaci hissetmis olmasi, ve de titreyecek kadar korkmasi yüzünden bunun kalb ve biyolojik sagligina da olumsuz etki etmis ve yukaridak gecen tüm bu hastaliklara neden olmus olmasi düsünülebilir, "Kalbinde bir titreme vardı. Hatice`nin yanına geldi ve: "Beni örtün, beni örtün!" buyurdu. Onu örttüler. Korku gidinceye kadar öyle kaldı." Eger vahiylerin, Cebrail'in ona naklettigi Allah'in gücü ve kudretini tüm bedeninde ve ruhunda hissetmesi yüzünden bir insanin vahiy alirken beden ve ruh sagligina olumsuz etki ededebilegi düsünülürse peygamberin ileriki yaslarda tüm bu olumsuzluklar yüzünden hasta olmamasi veya hic bir saglik proplemlerine sahip olmamasini düsünmek daha sasirtici olabilirdi. Bu saglik durumunda olan bir kisinin ileriki yaslarda cocuk sahibi olma olasiligi da giderek azalacaktir. |
Alıntı:
Yine Japon geyshalari efebdileriyle evli olmadiklar icin birden cok efendiye sahip olabilir ve eger bu efendilerden birisi onunla evlendirse o zaman geyshaliktan kurtulabilir ve evli kadin efendi konumuna yükselip toplumda daha cok imtiyazlara sahip olabilirdi. Japon efendileri de gayshalari evlenecekleri hür bir erkek bulduklari takdirde serbest birakmak zorundaydilar ve diger erkegin eski efendisine önerecegi baslik parasi miktarini da kabul etmek zorundaydilar. Zira kimse onunla evlenmedigi icin birden cok efendiye sahip olmasi ve evlenebilme sansini artirmasi onun hakkiydi. Evli hür kadinlar ise imtiyazlari olduklari icin diger erkeklerle cinsel münasabetlerde bulunamazlardi. Bu hak köle kadin (geyshalara) verilmisken, evli kadinlarin diher haklari oldugu icin evli kadinalara bu hak verilmemisti. Evli ve hür kadinlar monogam olmak zorundaydilar. Eger Islam devri Arabistani kosullarinda kadin köle haklarinda böyle bir kriter öngörülüyorduysa Marieye'nin baska erkeklerde de hür kadin olma sansini artirmak icin münasebetöerde bulunmus olmasi olasiligi artar. Bu konu da daha sonra incelenebilir. Marieye'nin kac ococugu oldu ve peygamberle kac yil beraber kaldi, sonra kime satildi veya kim tarafindan evlendirildi...bunlari da inceleme altina almak lazim. |
Alıntı:
Sayın alka, muhammed dönemi cariyelere böyle bir hak verilmiş olması tabiki ihtimaller dahilinde ancak şahsımca çok zayıf bir olasılık içindedir, böyle bir hakka sahip olsa bile muhammedin bencil ve hep bana yanı tetiklenmiş olmakla beraber buna izin vermemek adına hiç olmaz sa 1 tane bu konu için ayet indirmekten çekinmeyecek olması gerekirdi diye düşünüyorum, muhammed'in mariya ile fatsanın odasında basılmasından sonra bile bir aylık küsüşmeden sonra bir kaç ayet inmiştir zaten ancak mariya dan çok yasal olan kadınlarını ilgilendiren ayetlerdir bunlarda, Muhammed öldükten sonrası için bile kadınlarına dokunulmazlık verme gereği ve onları başka bir erkekle düşünememesini bile basit bir kıskançlık duygusu olarak görebiliriz, böyle kıskanç yapıda bir insanın da cariyesine hamde daha o sağken bu şekilde bir hak verebileceğine inanamıyorum, " Tabiki en doğrusunu Mariya bilir" Saygılarımla |
benim anlamaıdğım bu konun açılış amacı ne? bu konu üzerinden insanların saygı duydukları kişilerle dalga geçme özgürlüğünü hangi vicdan veya sahip olduğunuz insani değer veriyor? hangi bilgiye nereden ulaştınız da yorum yapıyorsunuz? heryerde yazmasına din konularıyla ilgilenen herkesin Hz. Hatice'nin kırk yaşında olduğunu bilmesine rağmen 28 yaşında diye bilgi veren birini nasıl kaale alıp yorum yapıyorsunuz. ya da sen kardeşim Peygamber Efendimizin cinsel yaşantısı senin neden ilgini çekiyor. kendi uçkurunla ilgilensene sen. inananları türlü saçma sıfatlarla eleştiren siz muhteşem ataistler nasıl oluyorda herşeyi gören o harika gözleriniz kendi yobazlığınızı atlıyor. birilerinin inançlarıyla dalga geçmenin aşağılayıcılığna başka uygun sıfat bulmadım yobazlık dışında. siz islamın kadına verdiği değeri eleştirirken Peygamberimizin karısına yardım etmek için neler yaptığından haberiniz var mı? ya da sevdiğinizi ona söyleyin diye buyurduğundan. kadının islam dininde Allah'ın emaneti olarak görüldüğünü hiç duymadınız mı siz, peygamberin cinsel hayatına varana kadar araştıran, araştırmacı insanlar. moderatör. istediğin kadar ceza verebilirsin. bu forumda benim inandığım ve değer verdiğim insanlara bu derece aşağolayıcı yorum yapanlara ses çıkarmadıktan sonra bana ceza versen nolur. hepiniz bir avuç zavallısınız. bir kere de bir konuda işin suyunu çıkartmadan adam gibi tartışan birini göreyim ya. işiniz gücünüz ya böyle saçmalığın abidesi olacak konular açmak ve inananların yorumlarına kafan güzel heralde gibi saçma yorumlar yapmak, yada kendi saçma yorumlarınızla bizim değerlerimizle dalga geçmek. evrim teorisine sizi gördükçe inanasım geliyor. ama sizin geldiğiniz hayvan türü maymun değil domuz gibi bişi bence. çünkü evriminizi tamamlamamış bu halinizle onları anımsatıyosunuz bana.
|
Alıntı:
Sayin Yafes'in bilgisine, sayin Özedönüs süphe yönetemiyle dini konulari ele alip gerceklere varmaya calisan bir ilahiyatcidir ve müslümandir. Onun kendi blogunda bir cok dini konular detayli olarak ele alinmistir. Yaptigi yas hatasi basit bir dalginliktir o kadar. Ama insanlar detay deyince, irdelemek deyince beyinlerinde blok olusuyor ve geri tepiyorlar, yumusak yerinden yakalayacagi icin önemsiz hatalari da bir o kadar abartiyorlar. Üzücü, gercekten cok üzücü... |
Bu konuda sağlık bilgileri alanında sn alka başta olmak üzere katkı sağlayan herkese teşekkür ederim.Konu başlığının bir ateistten geldiği düşünüldüğünde ilk etapta bir kötü niyet izlenimi vermesi mümkündür.Ancak sadece öğrenmeye dayalı olarak açılan bir konu olduğunu düşündüklerinde tavırları da değişecvektir.
Bunun gibi konulara aralarında entellektüel müslümanların da bulunduğu hiçbir müslümanın hem burada hem diğer platformlarda bir katkı sağlamamaları da bu tip forumlarda ciddi gezen veya birikimli olan müslüman sayısının olmadığını veya çok az olduğunu göstermektedir. Hz.haticenin yaşı ile ilgili yazılanlar dalgınlık sonucu değildir.Bu konudaki detay bilgileri isteyen blogumdaki şu linkten takip edebilir. http://ozedonus.blogcu.com/hz-haticenin-yasi/5436924 |
Alıntı:
Sayın ozedonüş, araştırmalarınız gayet mantıklı ve araştırmacı bir tutum içerisinde öncelikle çalışmalarınız gayet öğretici bir uslup içerisinde dir, ancak rica ederim hatice sultan'ın yaşı konusunda biraz daha zaman ayırınız, aynı yöntemle siz hatice sultanı gençleştirir ken, aynı yöntemi kullanarak aişe sultan da epey bi yaşlandırılmıştır, :) art niyet olmadığını düşünerek biraz daha dikkat etmekgeerekli diye düşünüyorum, Saygılarımla |
Evet tüm aciklama denemelerine ragmen peygamber Muhammed'in neden diger evliliklerinden mesru cocugu olmadigi tam olarak bilinemiyor gibi. Birbirleriyle celisen ve farkli degisik rivayet ve hadislere de tam olarak güvenilemeyeceginden bu konuda sadece spekülasyon yapilmadan dolayisiyla ne denilirse denilsin yanlis olacagindan ileriye de gidilemiyor.
Hadis No : 3743 Tanım: Hz. Enes (ra)'in bize anlattığına göre, Resulullah (sav)'ın tek bir gusülle bütün hanımlarını dolaştığı olmuştur. Kaynak: Buhari, Gusl 12,24, Nikah 4, 102; Ebu Davud, Taharet 75, (218); Tirmizi, Taharet 106, (140); Nesai Hadis No : 5699 Resulullah (sav), hanımlarına gece ve gündüzleyin aynı saatlerde ziyarette bulunurdu. Onlar on bir tane idiler. Enes'e: "Buna takat getirebiliyor muydu?" denmişti. O: "Biz ona otuz kişinin gücü verildiğini konuşurduk" diye cevap verdi. Kaynak: Buhari, Gusl 12; Nesai, Nikah 1, (6, 53, 54) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:33 . |