![]() |
Balık atalarımız sudan karaya nasıl geçti?
|
Çevre koşullarının veya besin tercihinin zorlaması, savunma ihtiyacı vs. gibi unsurlar, evrimi tetikler
|
Alıntı:
Kuran'a bakma orada bulamazsın. Hep masal kitabı okursan bilemezsin tabi. Bilimsel kitaplar okumanı öneririm sana. |
Alıntı:
http://www.youtube.com/watch?v=rFrczHGmbEQ&feature=related |
EDIT
Eee bilader söyle bakalım niye o balıklarda insan olmamış. Tamda akciyeri bulmuşken karaya çıkmaya zamanlarımı olmamış. üstelikte doğurmayıda öyrenmişken.:blah: Soora sen söylesene bu değişim neden hep iyiye harika olana. Neden akciyere sahip olupta karaya çıkanlar ilerlemişte suda kalanlar gidenlere yem olmuş. Yani onlarda suda büyük bi uygarlık kuramazlarmıydı. ne engel varki önlerinde.:noidea: |
Alıntı:
yakında bu evrimi en iyi savunanlardan biri olacaksın farkında mısın... işte böyle sorular lazım .... ha gayret. |
Alıntı:
Va kainatın nasıl oluştuğuna dair çok sınırlı sayıda görüş var binlerce değil bunlarda %100 ispatlanmamıştır Bir görüş derki;Kainat sonsuz kudretteki bir varlık tarafından yaratılmıştır Bir görüş de derki;Kainat,canlılar milyonlarca,milyarlarca yıl süren bir süreçten sonra tesadüfler sonucu meydana gelmiştir Şimdi bunların hiçbiri veya ikisi yobazlığın veya modernliğin sembolü değildir,sen kendi görüşünü modernliğin sembolü yapıp öteki görüşü direk çöpe atıp yobazlığın sembolü ilan ediyorsun ve bilime en büyük ihaneti yapıyorsun |
Bir görüş derki;Kainat sonsuz kudretteki bir varlık tarafından yaratılmıştır
Bir görüş de derki;Kainat,canlılar milyonlarca,milyarlarca yıl süren bir süreçten sonra tesadüfler sonucu meydana gelmiştir Kemaloglu Hatanız nedir biliyor musun. Yazdıklarınızı okumuyorsunuz. Şİmdi yukarıda yazdıklarına bir bak. İlkinde işine geldigi için kainatı bir anda yarattın. İkincisinde ise kainatın oluşumunu milyarlarca sene içerisine aldın ve evrim ile yaratılışı birbirine karıştırdın. Bilimin hiç bir dalı yaratılış ile ilgilenmez. Bilim ancak deneylenebilen, gözlemlenebilen olgularla ilgilenir. Şayet senin dedigin gibi bir görüş olsaydı o halde bugün yaratıcının varlıgını test edebilen araştırmalar olmalıydı. Peki var mı böyle bir araştırma, yok. Hiç oldu mu, olmadı. O halde yaratıcı hiç bir zaman bilimin konusu olmadı ve olmayacak da. O halde din ile bilimi birbirine karıştırmamak lazım. Ayrıca tesadüf diye bir şey de yok. Kavranması gereken halka atomlar ve atom altı parçacıklar, ya da en temel element olan hidrojen. Hidrojeni kavrayabilirsen gerisini de kavrayabilirsin. Başlangıçta ve hala tüm evrenin agırlıgı hidrojende. Yeteri kadar sıcaklık altında ise hidrojen helyuma dönüşüyor ve bu böyle devam ediyor. Carbon, oxygen ve en son da demir. Şimdi bu süreci böyle kavradıktan sonra okygen oluştuktan sonra yeteri kadar hidrojen ile oxygen bir araya geldiginde kaçınılmaz olarak su oluşuyor. Bunların olabilmesi için ise ne bir varlıga ihtiyaç var ne de yaratıcıya. Nitekim bilim bu süreci bir tanrıya ihtiyaç duymadan gayet güzel açıklayabiliyor. Açıklayamadıgı noktada da deney ve gözlemlere devam ediyor. Başlıgın konusu ise balıkların akcigere sahip olabilmesi ve bunun nasıl olabildigi. Demek ki bir tür farklı bir türe dönüşebiliyor. Akciger ise su dışı yaşama imkan saglayabiliyor. Peki bu süreçte bir tanrı parmagı var mı. Var ise bu konudaki gözlemlerinizi anlatırsanız başlık da rayından çıkmamış olur. saygılarımla |
Peki var mı böyle bir araştırma, yok. Hiç oldu mu, olmadı. O halde yaratıcı hiç bir zaman bilimin konusu olmadı ve olmayacak da.
Hiçbirzaman olmadımı hiçbirzaman.... Yani en azından bilim tarihinde bilim adamları hiç tanrıdan bahsetmezlermi,ben behseder diye biliyorum Ben eski yunanda olsun,ortaçağda olsun,şimdi olsun bilim adamlarının hep bu iki görüşte mevzilendiklerini biliyorum.Ben bundan bahsediyorum oxygen den değil Şimdi size cern'den bahsetsek cevabınızı biliyoruz okumuştuk Başkada ne yapabilirim canlıların,kainatın karmaşıklığından bahsedip süreci tanrıya bağlayabilirim.Ama senin için hep zayıf kalacak,eksik kalacak çünkü sen karşında görmek istiyorsun onu Anlatacaklarım seni etkilemiyor tıpkı balıkların akciğerinin beni etkilemediği gibi. |
Yani onlarda suda büyük bi uygarlık kuramazlarmıydı. ne engel varki önlerinde.:noidea:
Kim kavramadıgın, kavramamakta direndigin nkta şurası. O canlılar zaten şu andaki uygarlıgımızın temelini atmışlar. O uygarlıgı kurmuşlar ama kurmaları da yüzmilyonlarca sene almış. Sıradan basit bir canlı hücresi milyarlarca sene sonra akıllı yaşam formuna ulaşmış. Çok hücreli yaşam yüzmilyonlarca sene sonra insan dedigimiz düşünen canlı haline gelebilmiş. Demek ki sudan çıkıp bir akıllı uygarlıgı oluşturmuş canlılık. Şimdi hala neden balı şu anda insan olamıyor diye sorabilmek için ya art niyetli olmak lazım ya da süreci hiç kavramamak lazım. Degişimim iyiye ve harika olana diye düşünmen senin kısıtlı bilginden kaynaklanmakta. Bu gün göz dedigimiz, pek çok canlının görmesini ve beyin fonksiyonlarını saglayan aygıt herhalde sana göre en mükemmel olanı. Ama yarasa evriminde göz yok. Muhtemelen onlar gözleri olmadan ses dalgalarıyla görebiliyorlar. Ama bu hayvan son derece de başarılı. Uçarken hiç de saga sola çarpmıyor, rahatça avlanabiliyor. Bu hayvanın evrimi ona daha iyi yaşam koşulları sagladıgı için böyle evrilmiş ve bu evrim başarılı oldugu için yarasalar kör olarak hayatta kalmayı başarmışlar. Kemaloglu Tarih boyunca bilim ile ugraşan hatta bilime temel olan iananlar vardır, ama sadece ilk konusunda. Yani bilinmeyen konusunda. Bir başlatıcı vardır der çıkarsın işin içinden. Büyük patlama olmuştur spekülasyonu ile büyük patlamayı tanrı yapmıştır spekülasyonu arasında pek de bir fark yoktur. İkisi de gözlemlenemiyor. Ama hepsi oraya kadar. Bundan sonrası ise bilimin açıklayabildigi konular ve orada spekülasyona izin yok. 10^-43 saniyeden sonrasında bir tanrının işi yok. Hiç bir bilim adamı da tanrıyı bu saatten sonra işin içine sokmaz, sokamaz. Yani İsa'ya, Musa'ya, Muhammed'e yer yok. Bir tanrı var ve yüz yıllardır hep bilinmeyenlerin arkasına saklanıyor. Burada neden diye sormamız gerek miyor mu. saygılarımla |
Videonun bir bölümünde söyle deniliyor;
"yaklaşık 350 milyon yıl önce balıklar kendilerini sudan karaya sürüklemeye başladılar. Sudan çıkabilmek için balıkların iki sorunu çözmesi gerekliydi. İlki karada sürüklenmeyle ilişkin mekanik problem..Mangrov bataklıklarında yaşayan çamur zıpzıpı ön yüzgeçleri bitişik kemiklere sahip, böylece kendini kaldırabilmek için bunları bacak gibi kullanıyor" Yani yukaridaki görüse göre yüzgeclerin karaya gecisle birlikte eszamanli olarak gelisme göstermis oldugu düsünülüyor. Buna ragmen 20 yil önce antropologlarin Grönland'da bulduklari bazi fosillerde bir takim balik türlerinin karaya cikmadan cok daha önce bacaklarinin evrilmis olabilecegini gösterebiliyor. Bu fosil bir tetrapod türü olan Acanthostega ait. Yüzgeclerden yavas yavas bacak olusumuna dair cesitli asama ve evrelerin karsilastirmak ve görmek asagidaki görselde mümkündür. http://www.evrimteorisi.org/images/s...aalik_limb.jpg Bundan sonra henüz bir kac yil önce 2006'da Kuzey Kanada'nın Nunavut bölgesinde bir adada da Edward Daeschler ve ekibi bacaksi yüzgec yapisina sahip olan fosili cok iyi korunmus benzer bir tür daha buldular. Tiktaalik ismini verdikleri bu türde tüm kemiklesme ve bacaklasma gösteren yüzgecin ayrintilarini bulmuslardi. Üstelik tiktaalik ayni zamanda parmak yapisi ve uzantilari olusturabilmis bir ara türdü de. Bu türün yüzgeclerinde görülen bacak ve parmaklasma ile insan ellerinin ve diger primatlardaki el ve parmak yapisi arasindaki benzerlikler de yan yan gösterildiginde cok iyi fark edilmektedir. http://www.evrimteorisi.org/images/s...alik_splay.jpg http://site.mynet.com/arifaxoy/mynet.../normal_10.jpg |
Alıntı:
Bilim dünyasinda evrim var mi yok mu gibi bir tartisma yoktur. Evrim bir bilimdir ve gercekligi delillerle kabul edilmistir. Akilli Tasarim Savunuculari ya da yaratiliscilar ise kanit bulmak icin hicbir sey yapmiyorlar. Onlar objektif bir inceleme, calismalarini yayinlama, bilimsel toplantilara katilma ile bilimsel fikir birligine calismiyorlar. Tek yapmak istedikleri, hicbir bilimsel uzlasmaya varmadan, bilimsel sürecin etrafindan dolasip sadece egitimden sorumlu meclise ve yasamaya basvurarak fikirlerini siniflara sokmaya calismak. Her alandaki bilimsel fikirler bilimsel elestirilerden ve bilimsel yöntemlerden gectikten sonra hak ettikleri yerlere ulasir. Ama yaratiliscilar diyor ki, adalet adina onlarin fikirleri bilimsel yöntemlerden muaf olmalidir. Gercekte yaratilisci cahillerin insanlardan istedikleri sey, bilimsel yöntemlerde hile yapmak ve siniflarda biyoloji dersinde okutulan kitaplarda kendi fikirlerini yazdirabilmek icin kisa yolu saglamak ve sacma sapan iddialarinin her seferinde yanlis oldugu mahkemlerde kanitlanmasina ve cürütülmesine ragmen daima degismeyen, ayni bos iddialarla gelerek Evrim ile yaratisicilik arasinda gercekten bir tartisma varmis gibi gösterip insanlari evrimi ögrenmekten korkutup, yanlis yöne yönlendirerek bilimden ve mantiktan uzaklastirmak... Anlamakta zorlandiginiz icin tekrar, En basit haliyle evrim teorisi Toprak katmanları ve fosillerin oluşumu http://suphecimelek.files.wordpress....pg?w=284&h=158 Oluşan katmanlarda fosilleri bulan bilim adamı http://suphecimelek.files.wordpress....pg?w=263&h=174 Farklı katmanlarda farklı zamanlarda yaşamış değişik canlı türleri http://suphecimelek.files.wordpress....pg?w=336&h=754 http://suphecimelek.wordpress.com/20...-anlatir-gibi/ |
Teşekkürler sevgili ALKA, verdiğin sağlam bilgiler ve görsel destekli anlatımlar son derece önemli.
|
Alıntı:
saygıyla. |
Alıntı:
milyonlarca yıllık yusufçuk,kertenkele,deniz yıldız vs canlıların gunumuzdekıyle aynı olmasına ne dersin peki bilimden anlayan! aydın kişilik! |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
evrim bölümünde yaratılıştan neden bahsediliyor anlamadım. Konu evrim dğil mi?
evrim canlıların değişimi anlat mıyor mu,anlatıyor. Ancak yaratılışı bence din bölümünde ele alsak daha iyi olur. biyolojiye ilahiyatı karıştırmamak lazım. Yaratılış hakkında söylediklerimin arkasındayım tabiki. Ancak yanlış yerde tartışıyoruz. ilahiyatı biyolojiye ,biyolojiyi de ilahiyata karıştırmamak lazım. sevgiler herkese |
Balıklar sudan karaya çıkmayı neden ihtiyaç hissetmişler?
Alıntı:
Alıntı:
Simdi yasamin sulardan nasil karaya gecmis olabilecegi ve baliklarin neden karaya cikma ihtiyaci duymus olduklari sorusuna gelelim. Balıklar sudan karaya çıkmayı neden ihtiyaç hissetmişler? Bunun icin birden cok nedenler olabilir. Bugün cok derin sularda denizin altindaki kumlarin icindeki canlilarla beslenen , deniz dibini kaziyan ve yüzmek gibi besin bulabilmek icin deniz dibinde yürümek ve sürünmek zorunda olan baliklar vardir. Bu baliklar da yüzgeclerini bacak gibi kullanabilen, karaya cikan ilk omurgali hayvanlarin kol ve bacaklariyla cok yakin benzerlik tasiyan, kemikleri tarafindan destekli etli bitime sahip yüzgecleri bulunur. Diger bir neden milyonlarca yil önce cok büyük alanlara yayilmis cok sig sularin da bulunmasi ve bu sig sularda canlilarin yasamis olmasi. Yani bu cok sig sularda kara ve su arasindaki cografi sinirlar birbirine derin sularda oldugundan daha yakindi. Mesela yakinlarda derin sular olmadigi icin avlanmasi durumunda avcisindan kurtulabilmek icin can havliyle kendisini kisa bir süre icin sahile atabilen ve bu sekilde kurtulabilen balik türlerinin olusmus olmasi düsünülebilir. Derin sularda oldugunun aksine sig sularda avcilardan korunabilecek ve yumurtalarin saklanabilecegi yerler daha ender oldugundan av-avci iliskisi ve canlilar arasindaki kiyasiya rekabet daha intensif olmus olabilir. Zaman icinde avci balik türleri de onlari yani avlarini takip etmek icin kisa bir müddet de olsa onlarin ardindan kendilerini karaya vurmus olabilir. Bu faktöre bir de sig okyanuslarda da görünen ve etkileri daha cok hissedilebilen gel git faktörü eklenebilir, yani dogal olarak canlilar gel git ile beraber tekrar suyu geri takip etmek icin bir süre de olsa karada bulunmak zorunda kalmis olabilir. Dogal secilimle karada solungaclariyla daha uzun süre kalabilen bireyler hayatta kalmis veya nesillerini daha basarili devam ettirebilmis olabilir. Bu sartlar ve devrelerden sonra sulara biraktiklari yumurtalarini avcilarindan daha iyi koruyabilmek, daha cok yumurtanin canli yetistirmesi ve daha yüksek yasam sansina sahip olabilmek icin gel git dönemi yaklastiginda yumurtalarin gel git etkisiyle geri dönecegini öngördükleri icin önce karaya yumurtlamis da olabilirler. Bu sebeplerden solungaclariyla karada daha cok yasayabilen türlerin nesilleri gelismis ve ilk dönemde hem karada hem de sularda yasayan yari sucul yari karasal türler olusturabilmislerdir (yani kurbagagiller gibi Amphibiler ve yari susal yari karasal diger sürüngen türleri) Bu türler zaman icinde avcilarindan uzak kalmak icin güvenli sahilde ciftlesip karada yumurtlamis ve sadece besin bulabilmek icin sikca sulara girmisler olabilir. Yine zaman icinde avcilari da sularda artik yeteri kadar besin bulamadiklari icin karada solungaclariyla daha uzun süre kalabilen bireyleri basarili sekilde av bulabilmis ve genlerini aktarabilmistir. Solungaclari kara ortami icin yeterli olmayan bireyler ya acliktan ölmüstür, ya da besin sikintisindan cok zayif yetistikleri icin genlerini basarili bir sekilde gelecek nesile veremislerdir. Avlarini karada da takip eden avci türler onlarin ardindan karalarda yasayabilen türlere evrimlesmis olabilecekleri düsünülebilir. Zaman icinde karada yasayan balik türleri tehlikeli sulara daha az giris yapmak icin bitkileri yiyebilen ve bitkilerle de beslenebilen türlere evrilmis de olabilir. Bu konuda genel olarak fosillerden bilinenler, avlanmayan balik türlerinin karaya ilk cikmis olmasi, avci türlerin ise ardindan daha sonraki dönemlerde karaya gecis yapmis olmalari. Ek olarak bugün bile avcisindan kacarken okyanuslarda suyun üzerinde olabildigi kadar uzun süre ucabilen ve yüzgeclerinden kanatlar gelistirebilmis olan balik türlerin oldugunu da hatirlatmak gerek. Dogal ortaminda görüntülenmis ucan balik ve kanatlarina dair enfes bir video (1 dakika 01 saniye) http://www.youtube.com/watch?v=OmWRCdUw17E |
Tetrapodlar = ilk dörtayaklilar/et yüzgeçliler/kas yüzgeçliler/ilk kara omurgalılar
Eusthenopteron
http://farm1.static.flickr.com/33/10...a64cc022f9.jpg Panderichthys http://tolweb.org/tree/eukaryotes/an...n_reconstr.JPG Tiktaalik http://www.foundalis.com/bio/cre/Tiktaalik.jpg Ilk dörtayakli (tetrapodomorph) canlilarin evrimi http://sciencenotes.files.wordpress..../tiktaalik.jpg http://upload.wikimedia.org/wikipedi.../Fishapods.jpg |
Alıntı:
|
Alıntı:
ikinci konu da laila.....şu anki canlılar ile o zamanki canlılar aynı tür de olsalar değişmemiş demek mümkün değil... modern canlıların hepsi yani hepsi bir şekilde değişim geçirmiştir... bunun illaki iyi yönde olması gerekmez.. mesela yarasa gözü kör.... tavuk kanatlı ama uçamaz.... gibi.. umarım anladın laila... |
Alıntı:
yarasaların gözü kör değildir.yarasalar çok yüksek titreşimli insanların duyum eşiğinin oldukça yükseğinde bir ses çıkartırlar.ses bir şeye çarpar ve geri gelir ona görede hareket ederler. umarım anladın uyar.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
ben kelimelere takılmadım ki kendisi bizzat yarasa kendi adına olumsuz bır evrım geçirdi dedi bende cvp olarak yarasanın zaten fabrika çıkışı böyle dedim.yanı olumsuzluk yok. |
Doğal seçilimi anlamakta zorlananlar için güzel bir çalışma.
http://www.facebook.com/?ref=home#!/...2696634&ref=nf |
Alıntı:
ben daha geçen gün forumda biriyle tartışırken ona natıonal geographıc dergısınden bir alıntı yaparak istediği kanıtı onun önüne sunmuştum.ama kendisi bana natıonal geographıc bir bilim dergısı değil dolayısıyla anlattıklarınında bilimle alakası yok demişti. şimdi sen natıonal geographıcten bir kesit sunuyorsun. gerçekten anlaşılması zor bir topluluksunuz. |
Alıntı:
http://i39.tinypic.com/2939cvr.jpg |
Alıntı:
başlığın birinde biriyle tartışırken kanıt istedi istediği kanıtı buldum tabir-i caizse bulduğum şey ''cuk'' diye oturdu.yalnız bulduğum kaynak natıonal g. dergısınden alıntıydı.arkadaş demez mi o dergi bilimsel dergi değil onların yazdıkları kendini bağlar gibisinde bir cümle kurdu.bende fazla üstelemedim.1-2 gün geçmeden bi baktım arkadaş evrime kanıt diye n.g dergisinin belgeselini yayınlıyor. yani benim anlamadığım bu sitede herkes bilim kelimesi altında kafasına göre mi konuşuyor yoksa neyi savunduklarını mı bilmiyorlar?biri bu dergi bilimsel değil diyor biri bilime kanıt diyor.:attention: |
"Fishzilla"
Baliklarin yavas yavas sudan karaya nasil gecmis olabilecegine dair bir örnek Fishzilla takma adli Avusturalya'da yasayan "sneakhead" (yilan kafasi) baligi olabilir.
Ağaçlara tırmanabiliyor, karada dört gün boyunca yaşayabiliyor ve önüne çıkan herşeyi yiyor! http://i.milliyet.com.tr/SonDakikaHa.../--590199.Jpeg Avustralya'da vahşi hayatı inceleyen bilimadamları, "fishzilla" olarak bilinen canavar balığın, kendi doğal ortamında hiçbir rakibi olmadığını, karada da tam dört gün boyunca yaşayabilme kapasitesine sahip olduğunu ve yüzgeçlerini kullanarak yürümeye benzer bir hareket geliştirdiğini hatta ağaca tırmanabilmeyi bile başarabildiği için diğer canlı türleri için büyük bir tehdit olduğunu açıkladılar. Avustralya'nın Queensland eyaletine kadar gelen balığın, ülkenin diğer bölgelerine geçmesinden endişe ediliyor. National Geographic tarafından "Fishzilla" olarak adlandırılan "Snakehead" balığı, etobur bir canlı ve boyu bir metreye kadar çıkabiliyor. http://www.milliyet.com.tr/-fishzill...57/default.htm |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yada kolay yolu seçeriz.Adem Havva'ya, Havva Habil'e, Habil Kabil'e, sonra hepsi Havva'ya. |
Alıntı:
Hem kara hem suda yaşayan hayvanlar amfibia (kurbağalar) grubudur. Onlar bu iki ortamda yaşayacak adaptasyonlara sahiptir. Ancak bu yaşamlarının farklı kısımlarında gerçekleşir. Yani yetişkin dönemde akciğer ve deri solunumuna sahip bir kurbağa suda solunum yapamaz, nemli yerlerde yaşayabilir sadece. Aynı şekilde larva halindeyken de solungaç solunumuna sahip olduğu için sadece suda yaşayabilir. Ancak buradaki örnekte durum farklı. Bahsedilen bir balık türü ve yaşama alanı sadece su, çünkü solungaç solunumuna sahip. Ancak bu balığın karada da uzun süre yaşayabildiğini; bunu hem solunum hem de çeşitli devinimsel hareketlerle gerçekleştirebildiğini görebiliyoruz. Yıllardır balıkların sudan karaya nasıl geçtiğini tasavvur edemeyen insanlar için capcanlı bir gösterge. Ancak bir şeyleri görebilmek için de sadece bakmak yetmiyor işte. |
Alıntı:
milyonyıllardır suda ve karada yaşamayı beceren bu balık. Evrimcilerin ataları olan balıklar. sürüngenler. maymunlar gibi ayakları üzerine kalkıp yürümeyi becerememişler. İnsan olamamışlar. Bu balık bile başlı başına evrimin çakma bir teori olduğunu haykırıyor.:director: |
Alıntı:
|
Alıntı:
ilk mesajı atanın mesaj attığından diğeri haberi olurdu. Mesajını genede yollarsa. yeni mesaja bir yanıt yazmazsa hakkındaki eleştiriyi kabul etmiş olurdu. Şimdi ilk mesajında anlattığın şey benim söylediğime yanıt değil. Ben diyorumki eğer evrim safsata değilse bu balıkta çoktan insan olmalıydı. Bak karada yaşamayı bilem öğrenmiş. Bi ayağa kalkması kalmış. Yoksa bekleyelimmi biraz daha.:heh: |
Alıntı:
ona bakarsan piranalarda su dışında en az 30 dk kalabiliyor.oda mı atalarınız yoksa |
Alıntı:
hem suda hem karada yaşayanlara üvey evlat muamelesi yapmayı ama:Da sonuçta aynı atadan geldınız demi.:couch2: |
Alıntı:
Evrim safsata değilse karaya çıkan balık da insan olmalı diyorsun. Yine engin evrim bilgini konuşturmuşsun. İnsanlar fikirleri olmadıkları konularda bilgi edinmeyi seçmek yerine eleştirmeyi seçince böyle komik manzaralar oluşuyor. Bu kaçınılmaz. Üstelik siz bir adım öteye gidip bilmediğiniz bir konuya muhalefet oluyorsunuz. Bunu bu forumda birçok kez vurguladım. Bizim sorunumuz evrimin işleyişinde değil aslında daha temelinde. Bilimsel bir olaya teleolojinin sorularıyla tartışma açan insanlarla dolu etraf. "Bu mükemmel sistem.." diye başlıyor nutuklar. Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
1- ağaca tırmanan her canlı senin akraban mı? 2-secereni yanlış çıkarmışsın benim maymunla akrabalığım yok-ben hep insandım- |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:59 . |