Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Edip Yüksel :Tevbe suresinde uydurulmuş ayetler (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=17882)

frodo 16-04-2010 17:28

Edip Yüksel :Tevbe suresinde uydurulmuş ayetler
 
Fasil:KUR`AN`IN TERTİBİ BÖLÜMÜKonu:Kur`an`ın Tertibi Ve Cem`iRavi:Zeyd İbnu SabitHadis:Hz. Ebu Bekir (ra), (irtidad edenlere karşı yapılan) Yemame Savaşı sırasında beni çağırttı. Gittim. Yanında Hz. Ömer (ra) oturuyordu. Ebu Bekir bana: "Bak! Ömer bana gelip: "Kurra`nın da katılmış bulunduğu Yemame savaşları şiddetlendi. Ben her yerde kurraları tüketeceğinden, onlarla birlikte Kur`an`nın da çokça zayi olacağından korkuyorum. Bu sebeple Kur`an`ın cemedilmesini emretmeni uygun görüyorum!" dedi. Ben kendisine: "Resulullah`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?" diye cevap verdim. Ancak Ömer (ra): "Bunda hayır var!" diye ısrar etti. Ben her ne kadar bu meseleye yanaşmak istemedi isem de Ömer, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı. Sonunda Allah, Ömer`de aklını yatırdığı şeye benim de aklımı yatırdı. Ben de meselenin gereğine aynen Ömer gibi inanmaya başladım." Zeyd devamla der ki: "Ebu Bekir (ra) bana yönelerek şunu söyledi: "Sen genç, akıllı bir kimsesin, hiç bir hususta sana karşı bir itimadsızlığımız yok. Üstelik sen Resulullah (sav)`ın vahiy katipliği yaptın, nazil olan vahiyleri yazdın. Şimdi Kur`an`ın peşine düş ve onu cemet!" Zeyd (ra) der ki: "Allah`a yemin olsun, Ebu Bekir bana dağlardan birini taşıma vazifesi verse bu teklif ettiği işten daha ağır gelmezdi. Kendisine itiraz ettim: "Siz, Resulullah (sav)`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparsınız?" dedim. Ebu Bekir (ra) beni ikna için: "Vallahi bu, hayırlı bir iştir!" dedi, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı, öyle ki, sonunda Allah, Hz. Ebu Bekr`in aklını yatırdığı gibi bu işe benim aklımı da yatırdı. Artık Kur`an`ın peşine düştüm. Onu kumaş parçaları, hurma yaprakları, düz taş parçaları ve ezberlemiş olanların hafızalarından toplamaya başladım. Tevbe süresinin son kısmını Huzeyme -veya Ebu Huzeyme el-Ensari`nin yanında buldum. Bu kısmı ondan başkasının yanında bulamamıştım. (Cem ettiğim) sahifeler Hz. Ebu Bekir (ra)`in yanında idi. Vefat edinceye kadar da orada kaldı. Sonra Hz. Ömer (ra)`e intikal etti. Allah ruhunu kabzedinceye kadar onun yanında kaldı. Sonra Resulullah`ın zevce-i pakleri Hafsa Bintu Ömer İbni`l-Hattab (ra)`a intikal etti ve onun yanında kaldı."HadisNo:944


Zeyd'in bahsettiği surenin son kısımdan ne anlaşılması gerektiği açık olmasa da tartışma konusu yapılan son iki ayet şunlar :

Alıntı:

9/128: Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm.

Andolsun ki, size kendinizden gayet izzetli bir peygamber geldi; zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze çokça titriyor; mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

9/129:Fe in tevellev fe kul hasbîyallâh, lâ ilâhe illâ hûv, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

Eğer aldırmazlarsa de ki: «Bana Allah yeter! O'ndan başka ilah yoktur! Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın sahibidir!»
İlk olarak Reşat Halife tarafından dile getirilen ve Edip Yüksel'in sürdürdüğü iddiaya göre bu iki ayet aslında hadisten başka bir şey değildir. İddia sahipleri Zeyd ibnu Sabit'ten aktarılan hadise dikkat çekmekte ve Kur'anda sadece Allah'ın isimleri arasında kullanılan "rahîm" ve "ra'uf" un bu ayette (128) Muhammed Mustafa için kullanılmış olmasını Kur'an mantığına ters bulmaktadır.

Kur'ana ekleme yapılmış olmasını kesinlikle mümkün görmeyen ehl-i sünnet ekolünün yıldırımlarını üzerine çeken bu iddia oldukça ilginç. Edip Yüksel mealinde bu iki ayete yer vermek istememiş ancak gelen baskılara boyun eğmek zorunda kalarak tartıştığı iki ayeti de meallendirmiş. Ancak zehir-zemberek bir tefsirden de geri durmamış:

Alıntı:

Bu surenin sonuna eklenen hadisleri elinizdeki çevirinin mahkemelerce toplatılmaması için burada tuttuk. Amerika, Kanada ve Avrupa'da yayımlanan bazı İnglizce çevirilerde bu hadisler Kuran'ın Arapça orijinallerinden dahi çıkartılmış bulunmaktadır. Onları Amerika'nın halk kütüphanelerinin çoğunda bulmak mumkün. Ayrıca Internet'in çeşitli sitelerinde de mevcut. Türkiye'deki hükumetler, üstü kravat altı şalvar misali, din özgürlügü konusunda bazan dine düşmanca bir tutum takınmakta, bazan da mezhepleri koruyucu teokratik bir bağnazlık sergilemektedir. Ültimatom suresininin sonuna Emeviler döneminde eklendiğine inandığımız bu iki hadisi çıkarsaydık Buhari' denilen palavralar kitabını ciltlerle yayımlayıp, onları Atatürk adına halka Allah'ın dininin kutsal kitapları diye satan Diyanet İşleri Başkanlığının feryat ederek polisleri, mahkemeleri ve hatta ehl-i sünnet vel camaati harekete geçireceğini biliyoruz. Ciltler dolu ortaçağ palavrasını Kuran'a eş koşanların ve hatta onları Kuran'a tercih edenlerin, nasih ve mensuh hikayeleriyle birçok ayeti inkar edenlerin inanmadıkları bir Kuran'ı sanki kafirlerden koruyormuş havalarına girmeleri trajik bir tiyatro örneğidir. Ne yazik ki, bu tiyatronun aktörlerini sahi zanneden milyonlarca saf insan mevcutken biz de o tiyatroyu belli bir süreye kadar ciddiye almak zorundayız. Berlin Duvarını yıkan, Çin Seddini sarsan özgürlük rüzgarı, pek yakında sahte dinadamlarının kavuklarını uçuracak ve kelliklerini ortaya çıkaracaktır.

insan_olmak 16-04-2010 19:11

ilginç birde eski kuran metinleri okunsa neler çıkacağını merak etmekteyim.

paylaşım için teşekkürler.

saygılar

barudi 16-04-2010 20:07

Frodo kardeşim

Başlık açarken biraz daha özenli olmak lazım, "Uydurulmuş Ayetler" diye nitelendirdiğin başlığın içeriğinde ise "ne anlaşılması gerektiği açık olmasa da tartışma konusu" diye bahsediyorsun.

Buradan anlaşılıyor ki tartışmaya niyetiniz yok hüküm verilmiş karar verilmiş, tartışmaya gerek görülmeden "Uydurulmuş Ayetler" yakıştırması yapılmış bile.

Oysa ben ateistlerin kanıt olmadan bir şeye inanmayacaklarını bilirdim, demek ki yanılmışım biraz şüphe götüren mesele olursada canlarının istedikleri gibi karar verebiliyorlarmış...

edit:
Başında ki Edip Yüksel: şimdi dikkatimi çekti sözümü geri alıyorum.. :)

ankyra 17-04-2010 00:54

frodo arkadasım
senın yazından sonra edip yukselle ilgili bıraz arastırma yaptım kuran da 19 mucizesi yazısıyla karsılastım ve bende cokda guven oluşturan bır yazı değildi.o yuzden ne kadar arastırması guvenılır orasıda ayrı bır konu.ama dıyanetle ilgili yazısının coğuna katılıyorum..

konuyla ilgili olarak eğer o ıkı ayet arapca metınde varsa ve edip yukselde ınanan bır ınsansa zaten yok dıyemez o ayetler ıcın cunku kuran ın korunacağına dair ayetler vardır.arapca metne rahmen hala yok dıyorsa zaten bence ben kuran a islamıyete ınanıyorum dememesı lazım cunku o zaman kuran değiştirilmiş demekte oda bızım dınımıze göre dınden cıkma sebebı

kim 17-04-2010 12:55

Kuranın sayfalarını toplamayı kim öneriyor.
Ömer. ra. Hz Peygamberin yoldaşı. İkinci Halife.
Kim ilkden razı olmayıp sonra tamam diyor.
Ebubekir. ra. Hz Peygamberin yoldaşı. Birinci Halife.
O kime bu işi yapmasını söylüyor.
Zeyd ra. Hz Peygamberin vahiy katibi.

Bunlar vahiylerden geldikleri zamanda haberleri olmuş.
Damla damla vahileri özümsemişler.
Vahyin tarzını. şeklini. usulünü. uslüpünü.
en yakından görmüş. okumuş. yaşamışlar.
Bunlar bu iki ayetin hadismi ayetmi olduğunu bilmemişler.
1400 yıl sonra bazı sazanlar anlamış.:tape:

Enteresting.:juggle:

UlulElbab 17-04-2010 13:12

Saygıdeğer frodo,

Yine güzel bir konuya temas etmişsiniz...

Edip Yüksel çok kaliteli bir çevirmendir.Kendisinin ilginç bir hayat hikayesi vardır.

Aslında birçok Doğulunun hayali olan,Şeyh ve Aşiret reisinin oğlu olarak dünyaya geldi...

Dileseydi şu anda bir Tarikatın başına geçebilir ömrünü diğer "Beyinsizler" gibi geçirebilirdi...

Ama o zor olanı seçti...O Ailesini,aileside onu reddetti..Okudu...Rejimle ve hakim Güçlerle(Sunnizm) çatışmayı göze aldı...

Şuan Amerikada...Açıkcası halkımız haklı olarak Amerikadan yayın yapanlara kuşku ile bakmakta...
O kunuda bir yorum yapamam...ancak ben kişinin Bilgi Seviyesine bakarım...

Arabcası birçeok Arab Akademisyenden daha iyidir.

"19 mucizesi"ne gelecek olursak;
Onun elbette derin bir anlamı vardır...Ancak Kurandan bir takım rakamlar çıkarıp,Matematiksel dayanaklara sarılmak beni m tasvip edeceğim bir konu değil...
Özellikle taraftarları bu "SAçma" Ebced hesapları ile kendi çaplarında imanlarını sağlamlaştırıyorlar...

TEVBE Suresinin soniki Ayeti onların Ebced hesabını bosmaktadır...
O iki ayet olmasa 19 lu koruma sistemi tutarlı görünecekMİŞ...

Sorun şu ki haklı olsa...yani son iki Ayet aslında Hadis olsa dahi kimse imanından birşey kaybetmez...Lakin Ateistlerin "yumuşak karın" olarak gördüğü, Kuranın korunmuşluğu tehlikeye girer korkusu hakim...
Sanırım Sevgili frodonun da konuya ilgisi bu yönden:)
Ancak bir Sunni savıdır...Kuranın bir harfinin dahi değişmemiş olduğu bana göre bir safsatdan ibaret...
Allahın onu koruması vahyin inişi ile ilgili bir Metafizik olaydır...
Önünde ve arkasında koruyucularının olması tıpkı internette Download edilen 1111000101100lardan oluşan paketlerde ki "Header"lar gibidir...
Bu ayrı bir uzmanlık alanının konusu...
Aslolan Kuranı koruma görevinin İMANLILARA verilmiş olmasıdır...Görev İnsanındır ve ağır bir sorumluluktur...
Emevilerden kurana binlerce Elif boca etmekle övünenler vardır...
Ben Asım kıraatı üzerine ve Taşkent nushası ile ilgili kapsamlı çalışmalar yapmıştım...
Büyük farklar göremedim...
Zaten beni ilgilendiren tek tek Ayetler değil, Kuranın özü...
Sinsi planlar kuranda harfler ve Ayetlerden ziyade,Kurana "Hadis" yoluyla ve "nuzul sebebi" yalanları ile sokulmuştur...
Namaz,Abdest ve Zekat gibi temel direklerde anlam kayması yoluna gidimiştir.
Özellikle 1/40 zekat uygulaması gibi EKONOMİK meseleler üzerinden iz sürmek gerektiğini düşünüyorum...
Zira olay MAL sahibleri ile Ezilenler arasında ki bir mücadeleden ibaret...
Dikkat ederseniz Tarihte tüm nedenlerin arkasında Mal-mülk kavgası vardır...

Saygılarımla...

ulpian 17-04-2010 15:14

Kendi (aslında hiç de fena olmayan ama Kuran'la da ilgisi olmayan) kişisel değer yargılarını, bin bir türlü zorlama atraksiyonla Kuran'a söyletmeye çalışacağına, inanç zincirlerinden hepten özgürleşip, özgür birey olarak savunmaya başlasa, çok daha tutarlı hale geleceğini düşünüyorum Edip Yüksel'in...

UlulElbab 17-04-2010 17:48

Bildiğim kadarı ile Sayın Edip Yüksel de bu sitenin bir üyesi?

Belki de kendisine cevap hakkı düştüğü için birşeyler karalar?

frodo 18-04-2010 01:45

Asıl sorulması gereken soru şu olmalı; vahyin muhatabı Muhammed Mustafa Kur'anın cem edilmesi ile neden hiç ilgilenmedi ?

Tuhaflığa bakın ki mekki bir ayette "Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz" uyarısı/teminatı var. Ve yukarıdaki hadisten anlaşıldığı kadarıyla
o da " kumaş parçaları, hurma yaprakları, düz taş parçaları" üzerinde veya kurraların hafızalarına yazılmıştı. Ve Muhammed Mustafa'nın bu ayetleri bir araya getirip "cem" etmek gibi bir kaygısı da olmamış.

Zeyd İbni Sabit haklı olarak soruyor ;"Resulullah`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?"

Edip Yüksel'in Kur'an da var olduğuna inandığı 19 mucizesine uymadığı için hadis olduğunu öne sürdüğü iki ayet, Ömer bin Hattap'ın var olduğunu iddia ettiği recm ayetleri, halife Ömer'in "kimse elimdeki Kur'anın bütünüdür" demesin uyarısı.....

Belki de en önemlisi tüm bunları sadece ve sadece rivayetlerle aktarılan bir tarih anlayışı ile öğreniyor olmamız..

Bu tartışma daha çok sürer, sürecek..

kim 18-04-2010 02:03

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300473)
Asıl sorulması gereken soru şu olmalı; vahyin muhatabı Muhammed Mustafa Kur'anın cem edilmesi ile neden hiç ilgilenmedi ?

Tuhaflığa bakın ki mekki bir ayette "Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz" uyarısı/teminatı var. Ve yukarıdaki hadisten anlaşıldığı kadarıyla
o da " kumaş parçaları, hurma yaprakları, düz taş parçaları" üzerinde veya kurraların hafızalarına yazılmıştı. Ve Muhammed Mustafa'nın bu ayetleri bir araya getirip "cem" etmek gibi bir kaygısı da olmamış.

Zeyd İbni Sabit haklı olarak soruyor ;"Resulullah`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?"

Edip Yüksel'in Kur'an da var olduğuna inandığı 19 mucizesine uymadığı için hadis olduğunu öne sürdüğü iki ayet, Ömer bin Hattap'ın var olduğunu iddia ettiği recm ayetleri, halife Ömer'in "kimse elimdeki Kur'anın bütünüdür" demesin uyarısı.....

Belki de en önemlisi tüm bunları sadece ve sadece rivayetlerle aktarılan bir tarih anlayışı ile öğreniyor olmamız..

Bu tartışma daha çok sürer, sürecek..

Benim anlamadığım şey.
Kuran tanımazsınız. hadisleri toptan rettedersiniz.
Ama bişey söyleyeceğiniz zamanda Kurana
Hadise sarılırsınız.

ankyra 18-04-2010 05:16

Sorun şu ki haklı olsa...yani son iki Ayet aslında Hadis olsa dahi kimse imanından birşey kaybetmez...Lakin Ateistlerin "yumuşak karın" olarak gördüğü, Kuranın korunmuşluğu tehlikeye girer korkusu hakim...
Sanırım Sevgili frodonun da konuya ilgisi bu yönden:)
Ancak bir Sunni savıdır...Kuranın bir harfinin dahi değişmemiş olduğu bana göre bir safsatdan ibaret...
Allahın onu koruması vahyin inişi ile ilgili bir Metafizik olaydır..
.
sevgili ululebsar ben yanlıs hatırlamıyorsam kuran allah tarafından korunacağına değişmeyeceğine dair ayetlerı de yok saymıs oluyor edip bey.
eğer bu korunma olmadı değiştirildi dersek o zaman ısın ıcınden nasıl cıkmayı dusunuyorsunuz o zaman zına ile ilgili ayetlerde değiştirilmiştir alkolle ilgili ayetlerde değiştirilmiştir dendığı zaman nasıl bır acıklama getırılebılecek? kuranda hangı ayetın değişmedığıne hangısının değştiğine kım karar verecek?herkez beğendığı ayetı alıp begenmedığıne değişti derse yada bugun gecerlı kabul edılen ayetler 100 yıl sonra yasayacak ınsanlar tarafından gecersız sayılırsa islam dınının ne kadar guvenılırlığı kalır ınsanlar ıcınde??

insan_olmak 18-04-2010 11:00

her zamanki gibi temel mantık kurallarını önereceğim.felsefeye giriş gibi kitaplar okumanızı önermeteyim sayın kim

saygılar.

Khaos 19-04-2010 10:49

Alıntı:

UlulEbsar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300354)
Saygıdeğer frodo,

Yine güzel bir konuya temas etmişsiniz...

Edip Yüksel çok kaliteli bir çevirmendir.Kendisinin ilginç bir hayat hikayesi vardır.

Aslında birçok Doğulunun hayali olan,Şeyh ve Aşiret reisinin oğlu olarak dünyaya geldi...

Dileseydi şu anda bir Tarikatın başına geçebilir ömrünü diğer "Beyinsizler" gibi geçirebilirdi...

Ama o zor olanı seçti...O Ailesini,aileside onu reddetti..Okudu...Rejimle ve hakim Güçlerle(Sunnizm) çatışmayı göze aldı...

Şuan Amerikada...Açıkcası halkımız haklı olarak Amerikadan yayın yapanlara kuşku ile bakmakta...
O kunuda bir yorum yapamam...ancak ben kişinin Bilgi Seviyesine bakarım...

Arabcası birçeok Arab Akademisyenden daha iyidir.

"19 mucizesi"ne gelecek olursak;
Onun elbette derin bir anlamı vardır...Ancak Kurandan bir takım rakamlar çıkarıp,Matematiksel dayanaklara sarılmak beni m tasvip edeceğim bir konu değil...
Özellikle taraftarları bu "SAçma" Ebced hesapları ile kendi çaplarında imanlarını sağlamlaştırıyorlar...

TEVBE Suresinin soniki Ayeti onların Ebced hesabını bosmaktadır...
O iki ayet olmasa 19 lu koruma sistemi tutarlı görünecekMİŞ...

Sorun şu ki haklı olsa...yani son iki Ayet aslında Hadis olsa dahi kimse imanından birşey kaybetmez...Lakin Ateistlerin "yumuşak karın" olarak gördüğü, Kuranın korunmuşluğu tehlikeye girer korkusu hakim...
Sanırım Sevgili frodonun da konuya ilgisi bu yönden:)
Ancak bir Sunni savıdır...Kuranın bir harfinin dahi değişmemiş olduğu bana göre bir safsatdan ibaret...
Allahın onu koruması vahyin inişi ile ilgili bir Metafizik olaydır...
Önünde ve arkasında koruyucularının olması tıpkı internette Download edilen 1111000101100lardan oluşan paketlerde ki "Header"lar gibidir...
Bu ayrı bir uzmanlık alanının konusu...
Aslolan Kuranı koruma görevinin İMANLILARA verilmiş olmasıdır...Görev İnsanındır ve ağır bir sorumluluktur...
Emevilerden kurana binlerce Elif boca etmekle övünenler vardır...
Ben Asım kıraatı üzerine ve Taşkent nushası ile ilgili kapsamlı çalışmalar yapmıştım...
Büyük farklar göremedim...
Zaten beni ilgilendiren tek tek Ayetler değil, Kuranın özü...
Sinsi planlar kuranda harfler ve Ayetlerden ziyade,Kurana "Hadis" yoluyla ve "nuzul sebebi" yalanları ile sokulmuştur...
Namaz,Abdest ve Zekat gibi temel direklerde anlam kayması yoluna gidimiştir.
Özellikle 1/40 zekat uygulaması gibi EKONOMİK meseleler üzerinden iz sürmek gerektiğini düşünüyorum...
Zira olay MAL sahibleri ile Ezilenler arasında ki bir mücadeleden ibaret...
Dikkat ederseniz Tarihte tüm nedenlerin arkasında Mal-mülk kavgası vardır...

Saygılarımla...

sayın ululelbab

kuran zaten bizzat allah tarafından değiştirilip durmamış mı.
korunma bunun neresinde.
nasih-mensuh denen tuhaflık nedir ya.
allahın evrimi mi, yoksa muhammedin koşullar gereği fikir değiştirmesi mi.
hadi nasih-mensuhu da geçelim.
ne de olsa ayetlerin hükmünü nesh edip yerine başka hüküm koyan yine allah.
ama kuranda var olan bir hüküm hadisle/sünnetle nesh edilebilirmi.
mesela nisa 25 kim tarafından ve nasıl nesh edilmiş.
hani allahın sünnetinde değişiklik bulamazdık.

Khaos 19-04-2010 10:59

sayın ululelbab
tarihte tüm nedenlerin arkasında mal-mülk kavgası vardır tespitinize katılmamak mümkün değil.
teknolojinin sonucu olarak gelinen süreç sanayi tipi üretim biçimini geçerli kılıyor.hatta sanayi toplumunun gittikçe bilgi toplumuna evrildiğini görüyoruz.
bu gün için bu üretim biçiminde sömürü doğrudan kapitalizm ile yürütülüyor.
müslümanlar ise kapitalizme yakın ancak sosyalizme uzak duruyor.
bu duruş kitaplarının ve dinlerinin bir sonucumudur.

UlulElbab 19-04-2010 23:31

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300706)
sayın ululelbab

kuran zaten bizzat allah tarafından değiştirilip durmamış mı.
korunma bunun neresinde.
nasih-mensuh denen tuhaflık nedir ya.
allahın evrimi mi, yoksa muhammedin koşullar gereği fikir değiştirmesi mi.
hadi nasih-mensuhu da geçelim.
ne de olsa ayetlerin hükmünü nesh edip yerine başka hüküm koyan yine allah.
ama kuranda var olan bir hüküm hadisle/sünnetle nesh edilebilirmi.
mesela nisa 25 kim tarafından ve nasıl nesh edilmiş.
hani allahın sünnetinde değişiklik bulamazdık.

Saygıdeğer Anarchist,

Burada güzel bir noktaya değinmişsiniz...Biraz geç gördüm kusuruma bakmayınız.
Öncelikle Vahyin mahiyeti ve işleyişi nedir? Vahiy bir insanın üstbenliğine
ulaşması ve Safbilinç haline geçmesi anlamına gelir.
İkincisi Kuranda konuşan-LAR kimlerdir?
Bu soruyu sormalıyız...Çünkü bizZatAllahın konuştuğu Ayetler olduğu gibi
Meleği Ala dediğimiz Konsey Muhammede hitab ediyor.
Sünnetullah ise Tabiat yasalarıdır...
Nesih-mansuh meselesi ise Allahlık taslayan Alimlerin uydurmasından başka birşey değildir.Hadislerin Ayetleri neshettiği bir şarlatanlıktan başka birşey değildir.

Nisa 25 de eymanu-kum kelimesi çok önemlidir.
Bu kelimeyi Cariye diye çevirenler YALANCIDIR.

Nisa-25
Sizden özgür kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyenler, inanmış yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ile evlensinler. İnancınızı en iyi bilen ALLAH'tır. Birbirinize eşitsiniz. Sahiplerinin izniyle ve uygun şekilde mehirlerini ödeyerek onlarla nikahlanın. İffetli yaşasınlar, zina etmesinler ve gizli dostlar edinmesinler. Evlilik yoluyla özgürlüklerine kavuştuktan sonra zina yaparlarsa, kendilerine özgür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanmalı. Bu, günaha girmekten korkanlarınız içindir. Sabrederseniz sizin için daha iyi. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir

Eymanukum aslında YEMİNLİ veya Sağ Elinin altındakiler anlamında hem Yetimler hemde düşkünler ve zayıflar için kullanılmıştır.
Ard niyetli Arablar ise onu Cariyeler olarak yüzyıllardır kullanmaktadırlar.
Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300706)
sayın ululelbab
tarihte tüm nedenlerin arkasında mal-mülk kavgası vardır tespitinize katılmamak mümkün değil.
teknolojinin sonucu olarak gelinen süreç sanayi tipi üretim biçimini geçerli kılıyor.hatta sanayi toplumunun gittikçe bilgi toplumuna evrildiğini görüyoruz.
bu gün için bu üretim biçiminde sömürü doğrudan kapitalizm ile yürütülüyor.
müslümanlar ise kapitalizme yakın ancak sosyalizme uzak duruyor.
bu duruş kitaplarının ve dinlerinin bir sonucumudur.

Sevgili Anarchist,
Din kapitalizme yakın değildir.Daha çok uygulayıcılarının Nefsinin hareketleridir bunlar.
Gerçek Din zaten çoğul değildir.
Ben klasik Teist anlamda bir tek İslam vardır demiyorum.
Ama Ed-DİN TEK dir.Din bir Sistemdir...ve Musaya da ,İsaya da Muhammede de aynı Sistemi Ayakta tutmaları emredilmiştir.
Tevratın Tanrısı,Kuranın Allahı gibi birşey sözkonusu dahi değildir.
O kulak kesen Tanrı ile Sevgi dolu Rab aynı ama aktaran İnsanın Aynası Tozlu.Bu derin bir konu ...
Ama Gerçek İslamın Sosyalizme ne kadar yakın olduğunu Prof.İhsan Eliaçık
abimden okuyacağın makalelerde göreceksin.
Özellikle Ebu ZERR neden Osmanı terketti bir Araştırman lazım.

Khaos 20-04-2010 00:06

sevgili ululelbab
ihsan eliaçık çizgisi hakkında bilgim var.
zaten sorun da burda.
i.alıaçık sosyal adalete vurgu yapıyor.
ama kapitalizm çözümlemesi yok.
yani, kapitalist sömürünün mekanizmalarını açıkça dile getiremiyor, çünkü marksist olarak yaftalanmaktan korkuyor ya da belki de bilmiyor.
ama buna rağmen azınlığın görüşünü yansıtıyor.
azınlık olmasına yani islamın sol bir sesi olmasına rağmen yine de kapitalizmi çözümlemekten uzak.
yani islamın solu bile sosyalizmden uzakken bütününün, genelinin kapitalizmden yana tavır alması da doğal.
ben materyalist olabilirim.felsefem idealizme zıt.ancak müslümanlar emekten yana tavır koysaydı onlarla birlikte olabilirdim.
ama sermayeden yanalar.eliaçık bile uç bir örnek gibi durmasına rağmen sosyalizmle kapitalizmin ortasında ancak durabiliyor.sosyalizme olan yakınlığı kapitalizme olan uzaklığına eşit.
oysa bunun nesnel bir düalite olduğunu ve üretim araçları üzerindeki mülkiyet topluma devredilmeden sömürünün kalkmayacağını görmeliydi.sömürünün karşıtı zekat müessesi değildir.
emekçiler kimseden sadaka istemiyor.haklarını istiyor.
ikisinin farkını anlayabileceğinize inancım tam olduğu için bunu vurguladım.

gelelim ebu zere
ebu zeri ben ali şeriatiden öğrendim.
ama o her nasılsa öyle bir adamdır işte.
islama değil sadece kendisine örnek bir adam.

UlulElbab 20-04-2010 00:32

Değerli Anarchist,

İslamın uygulaması benim için Hicret-Harre olayları arasındaki süre zarfında geçerlidir.
Ondan sonrası Karşı Devrim uygulamalarıdır.
Karşı devrimi yapanlar ve tüm kavramları temelinden kaydıran kimlerdir?
Bunlar Mekke döneminin Kapitalistleridir.
Ümeyyeoğulları başta dönemin Zenginleridir.

Dikkat ederseniz bütün mesele Mal paylaşımıdır.
İlk savaş Bedir savaşı ama o da Kervan nedeni ile çıkmıştır.
Neden peygamberlerin etrafında ki ilk halka hep Fakirler,ezilmişler ve kölelerden oluşur? Neden zenginler ilk "inanırları" küçümseler?
Din sınıflara karşıdır da o yüzden...
Burada hangi Din? sorusu gündeme geliyor..

Din,arabcası Ed-Din..bir Sistemdir.
Bu sisteme göre Ademden itibaren yeni bir İnsan prototipi dünyaya gelmiştir.
Yani daha önceki "kan döken" model evrimini tamamlamış ve yeni üst model ve Eşi artık Dünyaya hakim olacaktır.
Bu yeni tip insana bazı yeni özellikler verilmiştir ve "dünyada cenneti kurmak" ile görevlendirilmiştir.Eğer kendisinden önceki versiyonun hatalarını tekrarlarsa hayatının cehenneme döneceği bildirilmiştir.
Sülbüne işlenmiş yani Genetik kodlaması yapılmıştır.

Din bir öğretiler bütünüdür.Amacı insanı Kemale erdirmektir.
Kemale eren insan Tanrı ile bütünleşecektir.Bitinleşmede kasıt, iki eksik parçanın birleşmesi değildir.
İnsanın kaynağına dönmesidir.
Kemale ermesi için belli bir Disiplin gerekmektedir...İnsan farklı Bilinç boyutlarına ulaşarak ancak kemale erer.
İşte Din bu Bilinç boyutları için gerekli Piramidin tabanını oluşturur.
Yani Din ile insan grupları/kitleleri bir temel teşkil eder.
Evet Din büyük kitleleri kontrol amaçlıdır ama bu iyi yöndedir.Yani Kan dökmemek,Hak çiğnemek v.s. temel amacdır.
Ne zaman ki bu etkili ve güçlü "Alet" , kötü niyetlilerin eline geçti,
işte o zaman tam anlamı ile felaket oldu,kan döküldü..Din savaşları yapıldı..
İşte bunların arkasında MAL ve MÜLK Hırsı vardı.
Dini kullananın amacı herzaman Mal ve Mülk sahibi olmak vardır.

UlulElbab 20-04-2010 00:45

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300883)
oysa bunun nesnel bir düalite olduğunu ve üretim araçları üzerindeki mülkiyet topluma devredilmeden sömürünün kalkmayacağını görmeliydi.sömürünün karşıtı zekat müessesi değildir.
emekçiler kimseden sadaka istemiyor.haklarını istiyor.
ikisinin farkını anlayabileceğinize inancım tam olduğu için bunu vurguladım.

gelelim ebu zere
ebu zeri ben ali şeriatiden öğrendim.
ama o her nasılsa öyle bir adamdır işte.
islama değil sadece kendisine örnek bir adam.

sevgili Anarchist,

İşte birçok Tanrı tanımaz gibi sende Sünni geçmiş bilgin ile Kuranı yorumluyorsun;

Ekiymüs Salat ve Atuz Zekat ifadesi çarpıtılmıştır.
Neden Allah korumadı diye gelecek olan sorunu daha sonra cevaplayacağım.
Bundan önce Gerçek Salat ve Zekatı kısaca açıklayalım;
Salat için ayrı başlık açılmış o nedenle onu orada anlatıyorum...
Ancak senin sunnilerden daha iyi anladığın gibi sadece Rabbe yönelme olmadığını bilmeni isterim.O iyilği ayakta tutmaktır.Yani Aktif dir..Bir eylem,faaliyettir.
Asıl ZEKAT tamamen farklıdır.
ZEKAT ..ve TEZEKKUR ve TEZKİYE aynı kökten gelir ve ARINMA ,Temizlenme anlamı taşır.
Bu hem maddi hemde manevi arınmadır.
Kesinlikle 1/40 gibi bir Hüküm yoktur.
Bu Sünni anlayışın bir Yalanıdır.
Ayrıca dikkatimi çekti; SADAKA bugün anladığımız manada verilen 3-5 kuruş değildir!!!
Sadaka çok önemli bir mali yükümlülüktür.
Sadaka ..Sıdk kökünden gelir ve DOĞRULAMA / Tasdik etmek demektir.
Yani Rabbin emrini tasdik etmeli ve sürekli vermeliyiz..Kime? İhtiyac sahiblerine...İnfak ise yine malını diğer insanlarla EŞİTLENENE KADAR vermektir.
Şimdikimse infaktan söz etmiyor..Sadaka ise dilencilere verilen 3-5 kuruş olmuş...
Zekat ise tam bir aldatmaca.Bilinciz bir Guruh...
Fabeika sahibi dindarlar ,Asgari ucrete talim eden Halk...
Asgari ucret veren işveren bana göre Müslüman değildir.
Derhal Köle azad etmeldir. Onlara %50 hissesini vermelidir fabrikanın.

frodo 20-04-2010 00:52

Sevgili UlulEbsar eğer "eymanu-kum" 'hem Yetimler hemde düşkünler ve zayıflar' ı işaret ediyorsa Nisa 25'i nasıl anlayacağız ?

Sizden özgür kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyenler, inanmış yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ile evlensinler. İnancınızı en iyi bilen ALLAH'tır. Birbirinize eşitsiniz. Sahiplerinin izniyle ve uygun şekilde mehirlerini ödeyerek onlarla nikahlanın. İffetli yaşasınlar, zina etmesinler ve gizli dostlar edinmesinler. Evlilik yoluyla özgürlüklerine kavuştuktan sonra zina yaparlarsa, kendilerine özgür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanmalı. Bu, günaha girmekten korkanlarınız içindir. Sabrederseniz sizin için daha iyi. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir

Yani bu yetimler, düşkünler ve zayıflar özgür değiller mi ? E o zaman "sağ elin sahip oldukları" nı cariye olarak çevirenler niye hata yapmışlar ki ?

ulpian 20-04-2010 01:05

Alıntı:

UlulEbsar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300870)

Nisa 25 de eymanu-kum kelimesi çok önemlidir.
Bu kelimeyi Cariye diye çevirenler YALANCIDIR.

Nisa-25
Sizden özgür kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyenler, inanmış yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ile evlensinler. İnancınızı en iyi bilen ALLAH'tır. Birbirinize eşitsiniz. Sahiplerinin izniyle ve uygun şekilde mehirlerini ödeyerek onlarla nikahlanın. İffetli yaşasınlar, zina etmesinler ve gizli dostlar edinmesinler. Evlilik yoluyla özgürlüklerine kavuştuktan sonra zina yaparlarsa, kendilerine özgür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanmalı. Bu, günaha girmekten korkanlarınız içindir. Sabrederseniz sizin için daha iyi. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir

Eymanukum aslında YEMİNLİ veya Sağ Elinin altındakiler anlamında hem Yetimler hemde düşkünler ve zayıflar için kullanılmıştır.
Ard niyetli Arablar ise onu Cariyeler olarak yüzyıllardır kullanmaktadırlar.

sevgili Ulul,

Sizin söylediğiniz doğruysa, şu ayetlerde geçenleri nasıl açıklayacağız?

Ahzab/50:
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık.

Ahzab/52:
Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

Nur/58:
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.


Mearic/30:
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.


Eğer ''yalancı Arapların'' cariye olarak çevirdiği sözcükler aslında yetimler anlamına geliyorsa, demek ki Kuran erkeklere kendi himayelerinde bulunan yetimlerle cinsel ilişkiye izim vermiş.



saygılarımla

UlulElbab 20-04-2010 01:34

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300906)
Sevgili UlulEbsar eğer "eymanu-kum" 'hem Yetimler hemde düşkünler ve zayıflar' ı işaret ediyorsa Nisa 25'i nasıl anlayacağız ?

Sizden özgür kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyenler, inanmış yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ile evlensinler. İnancınızı en iyi bilen ALLAH'tır. Birbirinize eşitsiniz. Sahiplerinin izniyle ve uygun şekilde mehirlerini ödeyerek onlarla nikahlanın. İffetli yaşasınlar, zina etmesinler ve gizli dostlar edinmesinler. Evlilik yoluyla özgürlüklerine kavuştuktan sonra zina yaparlarsa, kendilerine özgür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanmalı. Bu, günaha girmekten korkanlarınız içindir. Sabrederseniz sizin için daha iyi. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir

Yani bu yetimler, düşkünler ve zayıflar özgür değiller mi ? E o zaman "sağ elin sahip oldukları" nı cariye olarak çevirenler niye hata yapmışlar ki ?

Saygıdeğer frodo,
Eymanukum kelime anlamı olarak sizinde değindiğiniz gibi sadece İŞARET eder.
Bununla ne demek istiyorum?

Eyman, Yemin kelimesinde gelir,YEMİNLİLER veya SAĞ Elin altındakiler,
derin anlamlar ifade eder...Emanet kelimesi de aynı kökten gelir...
Herşeyden önce bir Sorumluluk ve Saygı gerektirir.
Cümlenin gelişine,Siyak ve Sibak karşılaştırmasına göre yerine göre Yetimleri..
Yerine göre düşkünleri ve yerine görede doğrudan Aile bireylerin tanımlar.
Bu ve daha bir çok anlam ancak cümlenin gelişine bakılarak verilir.

Ayrıca bugünün Arabcası ile 600 lü yılların arabcası aynı anlamlandırmaları taşımayabilir.
Tıpkı türkcede ki y.yıllar içinde ki anlam kaymaları gibi.

Orada sözü edilenin genel manzarasına bakmak zorundayız.

İki ve daha fazla sınıflı toplum mevzu bahis.

Ekonomik Statu olarak özgürlük olduğu gibi Yetimlerin Karar verme özgürlük yaşı(yıl olarak değil yetkinlik olarak) değerlendirilir.

Cariyelik ve kölelik terkedilmesi doğrudan bir emirle değilde Bilinçlendirme ve Zenginlerin ikna edilmesi ile istenen bir meseledir.

Ancak karşı devrimle birlikte mantalite olarak bu anlamlar yüklenmiş ve Kast yapısı sürdürülmüştür.

Köle azad etmenin bir ceza olarak sunulması buna işaret eder.

Allahın Darb-ı mesel olarak iki köle örenekleri vermesi ise Empati uyandırmak içindir.

UlulElbab 20-04-2010 01:39

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300910)
sevgili Ulul,

Sizin söylediğiniz doğruysa, şu ayetlerde geçenleri nasıl açıklayacağız?

Eğer ''yalancı Arapların'' cariye olarak çevirdiği sözcükler aslında yetimler anlamına geliyorsa, demek ki Kuran erkeklere kendi himayelerinde bulunan yetimlerle cinsel ilişkiye izim vermiş.



saygılarımla

Sevgili Ulpian,

Sayınfrodoya yazdığım cevapta umarım senin soruna karşılık bazı cümlelerde vardır.
Bu kadar çok ayet üzerinde değilde tek bir ayet üzerinden tartışabiliriz.
Sende benim kadar kuran uzmanısın nasıl olsa..ama nedense sünni bakış açısı ile:)
seninle tartışmaktan gözüm korktu,beni sindirdin...O nedenle çekinerek görüşlerimi yazdığımı fark ettim...
Seninle tartışmak yol,su ,elektrikli ceza puanı olarak geri dönüyor:)

Saygılarımla...

ulpian 20-04-2010 01:42

Alıntı:

UlulEbsar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300924)
Sevgili Ulpian,

Sayınfrodoya yazdığım cevapta umarım senin soruna karşılık bazı cümlelerde vardır.
Bu kadar çok ayet üzerinde değilde tek bir ayet üzerinden tartışabiliriz.
Sende benim kadar kuran uzmanısın nasıl olsa..ama nedense sünni bakış açısı ile:)
seninle tartışmaktan gözüm korktu,beni sindirdin...O nedenle çekinerek görüşlerimi yazdığımı fark ettim...
Seninle tartışmak yol,su ,elektrikli ceza puanı olarak geri dönüyor:)

Saygılarımla...


Son dediğine açıklık getirirsen sevinirim Ulul.

Benimle tartışırken, bana yadığın tez, yorum, itiraz, karşı-argüman, gerekçelerden vs. dolayı ceza gönderdiğimi veya bunlara müdahale ettiğimi ima etmiyorsundur umarım...

Bunu ima etmek istemiş olmasan bile, bu yazdığını o şekilde yorumlayan üyeler olabilir. Açıklık getirirsen sevinirim.

saygılarımla

UlulElbab 20-04-2010 01:57

Hayır sevgili ulpian adil bir Mod olduğun ve asla kendi şahsi düşüncelerinle site kurallarını kötüye kullanmadığını söyleyebilirim.

Ben arada böyle Latife yapmak sureti ile seni psikolojik baskıya tabi tutuyorum:D

Böylece sırf öyle zannetmesinler diye vereceğin cezadan bile vazgeçiyordun.:lock1:

Tam bir Şark kurnazlığı değil mi?:)
:banplease:

Khaos 20-04-2010 10:21

sevgili ululelbab
ben istesem de sünni bakış açısına sahip olamam.
fıtratıma aykırı.müslüman iken de mutezili idim.

sanırım sosyalizm ve islam bağlamında kökten söylenmesi gerekenler var.
ekonomik sömürünn engellenmesinden bahseden müslümanlar ne hikmetese zekat ve sadaka bağlamının dışına çıkamıyor.
bakara 219 ve nahl 71 bağlamında zekatı 1/40 olmaktan kurtarabilirsiniz belki.
ancak işaret ettiğim başka bir şey.
kapitalizmin sonuçlarını düzeltebilecek bir iki pansuman tedbirden bahsetmiyorum ki ben.
müslümanlar kapitalist sömürünün mekanizmasını bilmiyor.
çünkü bu mekanizmayı çözümleyen adam marks ve müslümanlar, o adamın bilimsel kimliğine müracaat edemiyor.
edisonun icadı ampulu kullanan müslümanlar, sosyal bilimlerde de bilgiyi öncelelemyi başaramıyor.
kapitalizm das kapital ile çözümlendi.ancak bir tek müslüman ne o çözümden haberdar ne de o çözüme katkıda bulundu.
o çözüm sömürünün mekanizmalarını ortaya koyuyor.o mekanizmaların nasıl ortadan kaldırılabileceğini de ortaya koyuyor.
ancak siz, sadece kapitalizmin kötü sonuçlarını kısmen tolore edebilecek bazı tedbirleri çözüm zannediyorsunuz.
bence başlık burası değil.
önce kapitalizmin ne olduğunu müslümanlar anlamalı.
ondan sonra çözüm üzerinde konuşmalı.
tarım ve ticaretle uğraşan kapitalizme görece son derece geri mekke toplumu üzerinden kapitalizmi çözümleyemezsiniz.zekat yada sadaka sömürüyü ortadan kaldırmıyor ki.
yüzdesi de önemli değil.
üretim araçları üzerindeki mülkiyet nedir ve sonuçları nelerdir.
mesela bu konuda fikriniz nedir.
bunu tartışalım ki, islamın bir çözümü olabilir mi daha açık ortaya çıksın.
siz ululelbab olarak üretim araçları üzerindeki mülkiyet dendiğinde ne anlıyorsunuz.

ihtiyaç sahiplerine sadaka vermek yerine ihtiyaç sahibi olmayan insanlardan oluşan bir toplumun nasıl kurulabileceğine dair bir teziniz var mı.

UlulElbab 20-04-2010 14:15

Sevgili Anarchist,

Mutezile akımı akılcılığı ön plana almıştır ve İslam ile Bilimin çelişmediğini ispatlamıştır.Ne kadar müslüman icadı varsa o dönemde ortaya çıkmış ve Batını ilimlerde ilerleme kaydedilmiştir.
Şimdi islam Özel mülküyeti yasaklamaz.
Bu demek ddeğil ki vahşi kapitalizmi hoş görür.Bakınız şimdi ki uygulamalara bakarak yargılarsak,elbette boş sözler etmiş oluruz..
İslamda Kenz kavramı vardır.
Hazine olarak algılansada asıl anlamı Kapitaldir.
İslam Kapitalin tek elde toplanmasını veya Tröstleşmeye gidilmesini engeller ama aynı zamanda Altının atıl kalmasını istemez.
Yastık altında biriktirmeye karşıdır.
Bu konuda biraz daha detaya inmek için süre isteyeceğim.
Das Kapitali yıllar önce Almancasından okumuştum...Ancak günümüz şartlarında Kapitalizm metamorfoza uğramış ve bir Beta bakterisi gibi mevcud Antibiotiklere karşı direnç geliştirmiştir.
Sosyalizmin uygulanabilirliği konusunda ciddi handikaplar var.
Örneğin insanların tenbelleşmesi ve ne diye kendimi yorayım mantığı hakim olmakta buda otoritenin sert önlemler almasını gerektirmektedir.
Sonuş olarak baskıcı bir yönetim kaçınılmaz olmakta.
Ama daha ayrıntılı bir tartışmadan mutlaka çıkaracağı dersler vardır.
Sevgili Sarozda konuya dahil olursa memnun olurum.
Çünkü bu konuda bir başlık açmayı istiyorduk.

Khaos 20-04-2010 15:05

sevgili ululelbab
bu konunun kendi adına bir başlık altında tartışılması teklifiniz çok makul.
bir başlık oluşturalım ve orda devam edelim.
sadece küçük bir saptama ile bu başlık altında bu tartışmaya nokta koyuyorum.
özel mülkiyet ile üretim araçları üzerindeki mülkiyet karıştırılmalarına karşın farklı şeyler.
bunu dikkate alarak konuyu incelerseniz daha doğru bir hazırlık yapmış olursunuz sevgili dostum.

alpan 24-09-2011 20:54

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300910)
sevgili Ulul,

Sizin söylediğiniz doğruysa, şu ayetlerde geçenleri nasıl açıklayacağız?

Ahzab/50:
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık.

Ahzab/52:
Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

Nur/58:
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.


Mearic/30:
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.


Eğer ''yalancı Arapların'' cariye olarak çevirdiği sözcükler aslında yetimler anlamına geliyorsa, demek ki Kuran erkeklere kendi himayelerinde bulunan yetimlerle cinsel ilişkiye izim vermiş.

saygılarımla

"Bu da mı gol değil?" ancak bu kadar yakışır bu açıklama ve bilgilendirmeye.

Jingo 18-11-2012 20:54

Alıntı:

UlulElbab´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 301002)

Sevgili Anarchist,

Mutezile akımı akılcılığı ön plana almıştır ve İslam ile Bilimin çelişmediğini ispatlamıştır.

En iyisi ben konuşmayayım, ayetler konuşsun:

Bakara 259 = Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu ÖLDÜRÜP YÜZ SENE BIRAKTI; sonra tekrar DİRİLTTİ. Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayır, YÜZ SENE KALDIN. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz BOZULMAMIŞTIR. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ÖLÜ TUTTUK, sonra tekrar DİRİLTTİK). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.

Kehf 25 = Onlar,mağaralarında ÜÇ YÜZ YIL kadar kaldılar ve DOKUZ YIL da buna ilave etmişlerdir.

Al-i İmran 49 = İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek: ) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size ÇAMURDAN BİR KUŞ sureti yapar, ona ÜFLERİM ve Allah’ın izni ile o KUŞ OLUVERİR. Yine Allah’ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ÖLÜLERİ DİRİLTİRİM. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.

Sonuç: İslam ve Bilim çelişmez...

Sevgiler.

Neva 18-11-2012 23:33

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300228)
Fasil:KUR`AN`IN TERTİBİ BÖLÜMÜKonu:Kur`an`ın Tertibi Ve Cem`iRavi:Zeyd İbnu SabitHadis:Hz. Ebu Bekir (ra), (irtidad edenlere karşı yapılan) Yemame Savaşı sırasında beni çağırttı. Gittim. Yanında Hz. Ömer (ra) oturuyordu. Ebu Bekir bana: "Bak! Ömer bana gelip: "Kurra`nın da katılmış bulunduğu Yemame savaşları şiddetlendi. Ben her yerde kurraları tüketeceğinden, onlarla birlikte Kur`an`nın da çokça zayi olacağından korkuyorum. Bu sebeple Kur`an`ın cemedilmesini emretmeni uygun görüyorum!" dedi. Ben kendisine: "Resulullah`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?" diye cevap verdim. Ancak Ömer (ra): "Bunda hayır var!" diye ısrar etti. Ben her ne kadar bu meseleye yanaşmak istemedi isem de Ömer, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı. Sonunda Allah, Ömer`de aklını yatırdığı şeye benim de aklımı yatırdı. Ben de meselenin gereğine aynen Ömer gibi inanmaya başladım." Zeyd devamla der ki: "Ebu Bekir (ra) bana yönelerek şunu söyledi: "Sen genç, akıllı bir kimsesin, hiç bir hususta sana karşı bir itimadsızlığımız yok. Üstelik sen Resulullah (sav)`ın vahiy katipliği yaptın, nazil olan vahiyleri yazdın. Şimdi Kur`an`ın peşine düş ve onu cemet!" Zeyd (ra) der ki: "Allah`a yemin olsun, Ebu Bekir bana dağlardan birini taşıma vazifesi verse bu teklif ettiği işten daha ağır gelmezdi. Kendisine itiraz ettim: "Siz, Resulullah (sav)`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparsınız?" dedim. Ebu Bekir (ra) beni ikna için: "Vallahi bu, hayırlı bir iştir!" dedi, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı, öyle ki, sonunda Allah, Hz. Ebu Bekr`in aklını yatırdığı gibi bu işe benim aklımı da yatırdı. Artık Kur`an`ın peşine düştüm. Onu kumaş parçaları, hurma yaprakları, düz taş parçaları ve ezberlemiş olanların hafızalarından toplamaya başladım. Tevbe süresinin son kısmını Huzeyme -veya Ebu Huzeyme el-Ensari`nin yanında buldum. Bu kısmı ondan başkasının yanında bulamamıştım. (Cem ettiğim) sahifeler Hz. Ebu Bekir (ra)`in yanında idi. Vefat edinceye kadar da orada kaldı. Sonra Hz. Ömer (ra)`e intikal etti. Allah ruhunu kabzedinceye kadar onun yanında kaldı. Sonra Resulullah`ın zevce-i pakleri Hafsa Bintu Ömer İbni`l-Hattab (ra)`a intikal etti ve onun yanında kaldı."HadisNo:944


Zeyd'in bahsettiği surenin son kısımdan ne anlaşılması gerektiği açık olmasa da tartışma konusu yapılan son iki ayet şunlar :



İlk olarak Reşat Halife tarafından dile getirilen ve Edip Yüksel'in sürdürdüğü iddiaya göre bu iki ayet aslında hadisten başka bir şey değildir. İddia sahipleri Zeyd ibnu Sabit'ten aktarılan hadise dikkat çekmekte ve Kur'anda sadece Allah'ın isimleri arasında kullanılan "rahîm" ve "ra'uf" un bu ayette (128) Muhammed Mustafa için kullanılmış olmasını Kur'an mantığına ters bulmaktadır.

Kur'ana ekleme yapılmış olmasını kesinlikle mümkün görmeyen ehl-i sünnet ekolünün yıldırımlarını üzerine çeken bu iddia oldukça ilginç. Edip Yüksel mealinde bu iki ayete yer vermek istememiş ancak gelen baskılara boyun eğmek zorunda kalarak tartıştığı iki ayeti de meallendirmiş. Ancak zehir-zemberek bir tefsirden de geri durmamış:

Edip Yuksel'in hakli oldugu nokta ayet-hadis, hadis-ayet, ekleme- cikarma-degistirme karisikligi dogrudur. Hadis kulliyatindaki, bazi hadisler vs. aslinda ayet, Kuran'daki bazi ayetler de hadistir.

Ancak soz konusu bu iki ayete iliskin, Edip Yuksel'in bakis acisi sorunludur.

Zira ayette gecen Aziz adi da tanri isimlerinden biridir eger sorun tanrinin isimleri ise.

9/128: Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm.

Andolsun ki, size kendinizden gayet izzetli bir peygamber geldi; zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze çokça titriyor; mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.



Ve fakat Edip Yuksel ne hikmetse, sadece Rahim ve Rauf'a takilmistir bu ayetlere iliskin.

Sami Dede 19-11-2012 16:15

İNCİL den alınan bölümleri, TEVRAT tan kopya kıssaları geçersek, Kuran'da Muhammedin aile hayatından başka ne var doğru dürüst hesaplanamayan miras paylaşımı, Ganimetin dağıtımı ve Köleler, Cariyeler, Odalıklar, Hür Kadınlar....
1400 sene önce Bir aile içinde yaşanmış miras paylaşımı ile Çevresindekilerle yaşanmış iktidar kavgasını bugünlere taşıyıp ortalığı kan gölüne çevirenler zavallılardır...
Bizlerde hala neyin kavgasını yaptıkları belli olmayan insanların doğru ve yanlışları üzerinde tartışıyor hatta bazen kaba ve kırıcı olabiliyoruz. Yazıktır...

Pirate 04-01-2013 17:36

Alıntı:

kim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300483)
Benim anlamadığım şey.
Kuran tanımazsınız. hadisleri toptan rettedersiniz.
Ama bişey söyleyeceğiniz zamanda Kurana
Hadise sarılırsınız.

Haklısınız. İslam eleştirisi için İncil'i ele almamız gerekiyor.

Sesli 04-01-2013 19:42

Sn. Ululelbab her ne kadar üyeliğini sonlandırmışsa da, söylemlerinden gerçek dışı olanıı açıkça işaret etmek gerekmektedir. Kendisi demiş ki;

''Vahiy bir insanın üstbenliğine
ulaşması ve Safbilinç haline geçmesi anlamına gelir.''


Bu söylem kandırıcı bir sahtekarlığa işaret etmektedir... Şöyleki SAFBİLİNÇ hiç bir zaman herhangi bir canlıyı ne sözle ne de eylemle incitici olmaz. SAFBİLİNCE varmış olan nasıl olur da ''haram aylar geçince onları kıstırın ve öldürün '' diyebilir ki! VAHİY bir HİNDU kurnazlığının adıdır. Vahiy diye bir gerçek yoktur. insanları kandırmaya yönelik olan bu uyduruk söylem dürüst insana yakışmaz...VAHİY adıyla 2500 yıl önce Hindistanda yalanı baştacı edenler vardı. bugün de bunu bize sokuşturmaya yeltenenler olabilmektedir.

SAFBİLİNCE varmış olan nasıl olur da insanlar için ''ONLAR PİSLİKTİR'' ya da ''ONLAR DUVARA DAYALI KERESTELERE BENZER'' diyebilsin.

Ya da ''ALLAH ONLARI KAHRETSİN'' diyen bir SAFBİLİNÇ olabilir mi?

kuranda açıkça kızgın bir erkeğin EGOSU kaonuşmaktadır. Kadına dahi yer vermeyen bir erkek egosu nasıl olacak da SAFBİLİNCE varmış olacak! Ne ALLAH ne de SAFBİLİNCE varmış olan bir kişi bu söylemlerde bulunur. EGO varsa safbilinç gözükmez. EGO onu çoktan karartmış, önünü kapamış olur.

Bu nedenle böylesi ordan burdan duyduğunu burada bize sokuşturmaya çalışan kişi ancak kendisini kandırabilir. AYRACIMIZ VAR BİZİM ''DÜRÜSTLÜK'

Esenlik dileklerimle,

vishnu 04-01-2013 20:06

epilepsi krizlerinden sonra insanlar tanrı ile görüştüklerini düşünüyor olabiliyorlarmış. bu şekilde araştırmalar var. muhammedin titremesi vesairede aynen epilepsiye benziyor. belkı epilepsi sırasında aklına gelenleri vahiy sanıyordu. muhammed ne zaman sıkışsa onu kurtaran bir vahiy geliyordu.

upuaut 05-01-2013 01:16

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300228)
Fasil:KUR`AN`IN TERTİBİ BÖLÜMÜKonu:Kur`an`ın Tertibi Ve Cem`iRavi:Zeyd İbnu SabitHadis:Hz. Ebu Bekir (ra), (irtidad edenlere karşı yapılan) Yemame Savaşı sırasında beni çağırttı. Gittim. Yanında Hz. Ömer (ra) oturuyordu. Ebu Bekir bana: "Bak! Ömer bana gelip: "Kurra`nın da katılmış bulunduğu Yemame savaşları şiddetlendi. Ben her yerde kurraları tüketeceğinden, onlarla birlikte Kur`an`nın da çokça zayi olacağından korkuyorum. Bu sebeple Kur`an`ın cemedilmesini emretmeni uygun görüyorum!" dedi. Ben kendisine: "Resulullah`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?" diye cevap verdim. Ancak Ömer (ra): "Bunda hayır var!" diye ısrar etti. Ben her ne kadar bu meseleye yanaşmak istemedi isem de Ömer, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı. Sonunda Allah, Ömer`de aklını yatırdığı şeye benim de aklımı yatırdı. Ben de meselenin gereğine aynen Ömer gibi inanmaya başladım." Zeyd devamla der ki: "Ebu Bekir (ra) bana yönelerek şunu söyledi: "Sen genç, akıllı bir kimsesin, hiç bir hususta sana karşı bir itimadsızlığımız yok. Üstelik sen Resulullah (sav)`ın vahiy katipliği yaptın, nazil olan vahiyleri yazdın. Şimdi Kur`an`ın peşine düş ve onu cemet!" Zeyd (ra) der ki: "Allah`a yemin olsun, Ebu Bekir bana dağlardan birini taşıma vazifesi verse bu teklif ettiği işten daha ağır gelmezdi. Kendisine itiraz ettim: "Siz, Resulullah (sav)`ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparsınız?" dedim. Ebu Bekir (ra) beni ikna için: "Vallahi bu, hayırlı bir iştir!" dedi, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı, öyle ki, sonunda Allah, Hz. Ebu Bekr`in aklını yatırdığı gibi bu işe benim aklımı da yatırdı. Artık Kur`an`ın peşine düştüm. Onu kumaş parçaları, hurma yaprakları, düz taş parçaları ve ezberlemiş olanların hafızalarından toplamaya başladım. Tevbe süresinin son kısmını Huzeyme -veya Ebu Huzeyme el-Ensari`nin yanında buldum. Bu kısmı ondan başkasının yanında bulamamıştım. (Cem ettiğim) sahifeler Hz. Ebu Bekir (ra)`in yanında idi. Vefat edinceye kadar da orada kaldı. Sonra Hz. Ömer (ra)`e intikal etti. Allah ruhunu kabzedinceye kadar onun yanında kaldı. Sonra Resulullah`ın zevce-i pakleri Hafsa Bintu Ömer İbni`l-Hattab (ra)`a intikal etti ve onun yanında kaldı."HadisNo:944

Şimdi yukarıdaki hadise binaen gerek bu forumdaki imansız ve ateist kardeşlerim ("OSS 117 Kahire" filminden bir alıntı), gerekse Müslüman kardeşlerime bir noktanın altının çizilmesi gerektiğini ve tartışmalarımızı bundan sonra altı çizilen bu noktadan sonra yapmamız gerektiğini söylüyorum:

(Edip Yüksel gibi) Hey Müslümanlar, siz neden Kuran'ın kökenini araştırmadan ve bu konuda bilgi sahibi olmadan ve en erkeni Kuran'ın yazımından 200-250 yıl sonra yazılmış hadislere ayet gibi davranıyorsunuz? Ateist kardeşlerimiz de yine aynı şekilde Kuran'ın kökenini bilmeden neden hadislere dayalı bu tür tartışmalara girer?

Şimdi size hem bu itirazları ortadan kaldıracak, hem de tartışmalarınızda seviyeyi yükseltecek bir sayfa veriyorum:

"Arapça-İslami Yazıtlar: Arap Epigrafisinin Örnekleri (The Arabic & Islamic Inscriptions: Examples Of Arabic Epigraphy)"

Kimse kusura bakmasın; eğer Kuran'ın kökenine ait bu yazıtları bilmeden, tanımadan Kuran ile ilgili bir tartışmaya girerseniz, boşa tartışmış olursunuz. Bu keisnlikle geri zekalılıktır.

Avam Müslümanlar da biliyor ki, bu yazıtlarla Kuran'ın ne menem bir şey olduğu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı ve artık Müslümanlar'ın hiçbir mazereti kalmadı. Yani özellikle Batılı Oryantalistler'in araştırmaları sayesinde ortaya çıkan ve Kuran'ın kökenine ışık tutan bu yazıtlarla Müslümanlar'ın kaçacak bir deliği kalmadı.

Buna göre yukarıdaki hadis olarak rivayet edilen olayda anlatılanların kesinlikle bir uydurma olduğu sonucu çıkar. Zaten bu hadisi yazan kişi olayın 200 yıl ilerisinde doğmuş ve olayla ilgili kendi zamanına kadar gelen bilgileri güç-bela toplamış, yetmediği yerde de uydurmuş (ki bu ihtimal yüksektir ve genellikle böyle olur), bu durumda siz ve özellikle Edip Yüksel neden böyle hadislere itibar eder ki, bunu anlamak mümkün değildir. Hadi bizler bu forumda tartışan kişiler olarak Kuran'ın kıyısından, köşesinden anlayabiliyoruz ama İslami bilimlerde ileri seviyede olan Edip Yüksel'in bu tartışmalar içine girmesini anlamak mümkün değildir.

Gelelim, Avam'dan olmayan halk tabakasına. Onlar ellerine tutuşturulmuş Kuran'ı Kerimi anlamaktan bile acizdirler. Ama hepimizi birlikte denize attıklarında bunlar ağırlık teşkil eder ve bizi batırırlar. Bu nedenle ben Müslüman değilim, arkadaş! Eğer ben de bunların arasına katılmak istersem, biliyorum ki ya aklımı kaçırım ya da sonugelmez İslami işkencelere maruz kalırım.

Neden Müslüman değilim? Yanılmıyorsam; bu forumda ilk defa bu açıklamayı yapıyorum. Çünkü bizi batıran bu banal halk tabakası, bizi her konuda batırıyor. Örneğin 65 yıldır bizi Amerika'ya esir eden kim? Bu halk. Peki bu halk neden kendi kaderini eline almaz da, bizi ona buna esir eder? Bizler onlarla birlikte başkasına esir olmaya mecbur muyuz? Tabii ki hayır. O zaman kusura bakma, arkadaş: Senin artık her neye, nasıl inanıyorsan, dinin sana, bizimki de bize!

Şimdi, yukarıda 5 punto büyüklükle vurguladığım yerler kendi içinde açık bir çelişki teşkil eder. Ama halk dediğim çoğumuz bu ve benzeri metinlerle ilgilenmeyiz bile! Bu da bizi ayıran en temel şey demektir. Yani "Senin dinin sana, bizimki de bize" derken bunu kastediyorum. Ama ne oluyor; halk arasında ağzınızı bu konuda açtığınız zaman, bir de aforoz edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama inanın ki bu durum artık daha fazla sürmeyecek. Çünkü bu halk kulaklarını ne kadar tıkarsa tıkasın, bu konuları ne kadar görmemezlikten gelirse gelsin, içinde bulunduğumuz "Dijital Çağ" bu vurdumduymazlığı çözecektir. Yani özellikle Amerikalılar tarafından "İslami Terör" olarak bu terörü "Dijital Terör" yenecektir. Günün birinde bir bakacaksınız ki, bir amcamız kahvehanede çayını yudumlarken İslami bilgi olarak sunulan uydurmalar ağzından çıkmaz olacak. Çünkü hemen bir tık ötesinde bu konuda işin esasını anlatan web sayfaları görülecek.

Enseyi karartmayalım lütfen!

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 300228)
Zeyd'in bahsettiği surenin son kısımdan ne anlaşılması gerektiği açık olmasa da tartışma konusu yapılan son iki ayet şunlar: İlk olarak Reşat Halife tarafından dile getirilen ve Edip Yüksel'in sürdürdüğü iddiaya göre bu iki ayet aslında hadisten başka bir şey değildir. İddia sahipleri Zeyd ibnu Sabit'ten aktarılan hadise dikkat çekmekte ve Kur'anda sadece Allah'ın isimleri arasında kullanılan "rahîm" ve "ra'uf" un bu ayette (128) Muhammed Mustafa için kullanılmış olmasını Kur'an mantığına ters bulmaktadır.

Kur'ana ekleme yapılmış olmasını kesinlikle mümkün görmeyen ehl-i sünnet ekolünün yıldırımlarını üzerine çeken bu iddia oldukça ilginç. Edip Yüksel mealinde bu iki ayete yer vermek istememiş ancak gelen baskılara boyun eğmek zorunda kalarak tartıştığı iki ayeti de meallendirmiş. Ancak zehir-zemberek bir tefsirden de geri durmamış.

Bu konuda sedece şunu söyleyebilirim. 1924'te standartlaştırılan "Kahire Metni" olarak bilinen elimizdeki Kuran ilk yazıldığı günkü gibi değil, Emevi Halifeleri döneminde bağımsızlığına kavuşan Arapça sayesinde Kuran tekrar ele alınmış ve yeniden yazılmıştır.

Bu konuda,


videosunun 3:56-4:07 bölümünde şu sözleri söyleyen bilimadamını anlamak mümkün değil:

Dr. Patrick Sookhdeo (Instute for the Study Islam & Christianity): "Eğer bu iddialar doğruysa, özellikle tarihlendirme konusunda Kuran'ın 650 yılında bütünlüğünü koruyan tek bir metin olma tezini kaybeder."

Arkadaşlar, bu sözleri söyleyen kişi hem bir Arap, hem de bir bilimadamıdır. Benim hayret ettiğim nokta da burasıdır. Yani nasıl oluyor da, bir Arap bilimadamı kendi geçmişinden bu kadar uzak kalabiliyor ve sanki Sana metnindeki Puin ve Luxenberg'in bulguları çok yeniymiş gibi şaşırabiliyor?

Oysa yukarıda linkini verdiğim Arapça yazıtlarda bu durum son derece açık idi. Yani oradaki İslam öncesi Arapça yazıtları ve İslam dönemine ait Arapça yazıtlardan bu durumu anlamak mümkün idi.

İkinci olarak, yukarıdaki hadiste Ebubekir Zeyd'e; "Üstelik sen Resulullah (sav)`ın vahiy katipliği yaptın, nazil olan vahiyleri yazdın. Şimdi Kuran'ın peşine düş ve onu cemet!" derken, Dr. Patrick Sookhdeo ise Kuran'ın M.S. 650'de yazıldığını iddia eder. Yani burada da bir çelişki var.

Şimdi, bu konuda kesinlikle belgesel tadında güzel bir makale yazıyorum. Makaleye sözkonusu olan konu ise, "Arapça-İslami Yazıtlar: Arap Epigrafisinin Örnekleri (The Arabic & Islamic Inscriptions: Examples Of Arabic Epigraphy)"dir. Bu yazıtlara göre M.S. 610'da Kuran yazımı başlarken Arapça'nın henüz emekleme döneminde olduğu görülüyor. Buna göre o günkü Arapça ile elimizdeki Emevi döneminden kalma Kuran Arapçası arasında dağlar kadar fark vardır. Bu da Kuran'ın orijinal olmadığını gösterir. Öyle, yukarıdaki belgeselin girişinde iddia edildiği gibi Kuran'ın tek bir harfi değişmemiştir diye bir şey yok. Çünkü Arapça gelişmiş ve değişmiştir ve Kuran da gelişmiş Arapça ile yazılmıştır. Peki bizimkiler nasıl oluyor da, Kuran'ın bırakın kelimesini, tek bir harfi değişmemiştir iddiasında bulunuyor?

İşte tüm bu soruların yanıtlarını yeni çıkacak makalemde vereceğim.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:48 .