![]() |
İbrahim'in Tanrısına Yemek Vermesi
İbrahim'in Tanrısına Yemek Vermesi Kitab-ı Mukaddeste İbrahim Peygamber kendisini ziyaret eden üç adamdan bahseder. Bu adamlar arasında bir de Tanrı vardır. Anlaşılan Tanrı insan suretine bürünüp sevgili peygamberi İbrahim'in yanına gelmiştir. Hristiyanlar olayın mantıksızlığını gördüklerinden Tanrı diye geçen yeri “melek” olarak algılıyorlar. Halbuki ayette melek değil konuşan kişinin bizzat Tanrı olduğu görülmektedir. Tanrının İbrahim'e “dostum” demesi ,insan suretine girmesi ,Hristiyanlar için hiç de kabul edilemeyecek bir şey değildir sanırım.Çünkü Tanrı olarak görülen İsa da gökyüzünde Tanrılık konumunu bir süreliğine terk etmiş ,yeryüzüne insan suretinde gelmiştir. İnanış böyle olunca her türlü mantıksızlık ve tutarsızlık da hoş görülebilmektedir. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Kendisi için "anlamak" söz konusuysa bir beyni de olmalı, tıpkı insan gibi bir vücudu da . Bazı şeyleri anladığı yazıldığına göre biz Onun bazı şeyleri de anlayamadığını , zihinsel yetisinin yetersiz,kısıtlı olduğunu da söyleyebiliriz. Olan biteni anlamak için o şehre ineceğini söyleyen bir Tanrı bulunduğu yerden bir şey göremediğini söylemeye çalışmaktadır. Bu da Tanrı kavramıyla taban tabana zıt bir durumdur. Çünkü Tanrı içinde yetersizlik bulundurmayan ,her şeyi gören,bilen, kudret sahibi olmalıdır. Kusursuz bir Tanrı kusurlu bir duruma düşerse kendisi Tanrılıktan çıkacağından böyle bir Tanrı'nın olmayacağını da idda edebiliriz. Konumuz bu olmadığı için bu konuya daha sonra tekrar değineceğiz. Alıntı:
Bu kısa çalışmada gördüğümüz gibi Rab dediği Tanrı İbrahim'e görünmüş, İbrahim'in sofrasına oturmuş ve yemeğini yemiştir. İbrahim'le konuşan kişi bizzat Tanrı'dır. Bunu melek olarak göstermeye kalkanlar sadece çarpıtmaya çalışmaktadır çünkü Onunla konuşan ,sorular soran,cevap veren kişi Rab'dir. Birinci ayette "Rab İbrahim'e göründü" diye yazmaktadır. Halbuki İncil’de Tanrı'nın hiç bir zaman hiç kimseye görünmediği idda ediliyor. Tanrıyı gören olmadığı gibi "sesini işiten de olmamıştır" ( Yuhanna 5:37 ) saygılarımla |
Filimlerde hep musa'nin on emri alirken tanriyla konustugunu goruruz. Tevrata gore konusuyor olmali. Gerci musa'nin yemegini yememis ama...
|
Musayla yüzyüze görüştüğü yazılıdır. Ama yemeğini yemeye gelmemiş ne hikmetse ,vartor hocam :)
Tanrı için çevremde genelde şöyle söylenir ; "Tanrı zamanın ve uzayın dışandadır, Uzay ve zaman dışında olduğu için de sınırsızdır. Tam tersi olsaydı sınırlı olacak ve sınırlı olduğu için de tanrı olmayacaktı " gibisinden. Burada Tanrı insan bedenine bürünüp de dünyaya gelmiş, İbrahim'le Yüz yüze görüşmüş , yemeğini yemiş karnını bir güzel doyurmuştur. Bu nasıl bir Tanrıdır ki sınırlı bir vücuda girebiliyor ,( sınırlı oluyor) ve İbrahim Tanrısının karnını doyuruyor ? Bunu gerçekten anlamadım :) sevgiler |
afiyet şeker olsun ne diyelim :)
teşekkür ederim sevgili natan |
İlginiz için ben Teşekkür ederim sayın insan olmak .
Sizce burada Tanrı yerine melek gelmiş ve yemek yemiş ,İbrahim'le sohbete koyulmuş olabilir mi ? Açıkça Tanrı demesine rağmen Melek olma olasılığı nedir ? :) |
Benim en sevdigim sahne Tanri'nin Yakup'la güres tuttugu sahne. Üstelik bir de kavgada hile yapiyor. Yakup'u yenemeyecegini anlayinca ayagina mi diz kapagina mi ne vuruyor :)
|
aslında burda önemli bir durum var.Kutsal kitap'ın bazı yerlerinde melekler tanrının ağzından konuşuyor.
örneğin 2 RAB'bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı çalı yanıyor, ama tükenmiyor. 4 RAB Tanrı Musa'nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, "Musa, Musa!" diye seslendi. Musa, "Buyur!" diye yanıtladı.(mısırdan çıkış 3:2-4) şimdi başta çalıdaki rabbin meleği diyor sonra çalıdaki tanrı oluveriyor :) ne garip iş anlamak güç.Sanırım melek olduğunu söylemeleride biraz burdan kaynaklanıyor. saygılarımla |
Belki Yahve bazen melek kılığına giriyordur :)
|
Zaten inanan icin, melek mi tanri mi konusuyor olmasi muhim degil, cali, ates, ses deyince, "vay anasini" deyip kendince huzura kavusuyor. Kimse dusunmuyor ki, tanri, rab, yehova, her ne ise, herkese bir anda gorunse emeline kavusacak, kendi tabiriyle kafir kalmayacak.
Ama olmazdi oyle degil mi? sinav vardi. Iyi de musa'yi araci kullanmak, kopya vermek degil mi? bana inanmiyorsaniz bile, musa'nin dediklerine inanmazsaniz sizi yakarim diyen bir tanri nasil olabilir? Dedim de aklima "Tanri misafiri" sozu geldi. Yoksa Ibrahim, aleyhuvesselamdan bbbcxccff sav'dan kalma bir soz olabilir mi dersiniz? |
Alıntı:
sevgilerimle |
Alıntı:
Buldu ''Halil İbrahim sofrasını,hemen çöktü'' mü diyorsun yani Sevgili natan? |
ya arkadaş felsefe açık yemek buldun ye dayak buldun kaç :)
|
Aynen hacım, öyle oluyor birazcık :car:
|
Alıntı:
Ama tevrattaki Genesis/Yaratılışta da Atrahasis'te de (Akkad/Babil tufan destanı) ortak geçen bazı şeyler var. Bunlardan biri "tanrıların oğullarının (2 anlatımda da çoğul) insanların kadınlarıyla birlikte olup çocuklar yapması" ve bu tarz olayların Genesis'e göre Yahweh, Atrahasis'e göre tanrılardan kıdemli olanlar biri ve insanı istemeyeni (Enlil) için bardağı taşıran son damladır. Şimdi tanrı ve 2 adamının Sümer'li Ab Ram'ın (sonradan tanrı ismini Abraham/İbrahim olarak değiştirir, ikimizin de adı Mustafa, bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun misali) yanına uğrayıp yemek yemesine "kizların tanrıların oğullarından çocuk yapıyor" olması penceresinden bakabiliriz. Tevrat'taki Genesis'ten eskiye giden yazıtlarda tanrılar gayet insan gibi ve aralarında hiyerarşik rütbe olan, gökten inen ve çıkan, ama yemek yiyen aralarında dramatik olaylar geçen çok kudretli kişiler olarak anlatılır. Aynı anlatım tarzı Tevrat'ta da devam ediyor. Bu kişiler her kimse çok korkuyorlar. |
Yuh be bu kadarda sallanmazki.Masalda olsa biraz estetik olur.
Yılan burnuna kaçmış. Kaplan emzirmiş. Babası çok çirkin diye sokağa atmış. Çoban terk etmiş- Bir tek anası acımış. Bu insana zalim,gaddar diyorlar. Alıntı:
|
Alıntı:
20 ve 21. yüzyılın çocukları bile artık bu saçmalıklara haha haha hah gülüyorken. şaşırdım doğrusu |
Yuh be bu kadarda sallanmazki.Masalda olsa biraz estetik olur.
Yılan burnuna kaçmış. Kaplan emzirmiş. Babası çok çirkin diye sokağa atmış. Çoban terk etmiş- Bir tek anası acımış. Bu insana zalim,gaddar diyorlar. Alıntı:
Bu duruma göre mhmd'in atası( ecdadı) kafir oluyor. Hz Abraham'ın, karısını eliyle sapık denen mısir firavununa kadar götürüp bu benim BACIM demesi YALANCI olduğunun kanıtı olamazmı? |
Alıntı:
Buna bir örnek daha vereyim Bakara 133 Ya'kup Oğlullarına benden sonra kime tapacaksınız dedi. Dediler ki: Babalarının, İbrahim'in, İsmail'in, İshak' ın vahid (değişmeyen Bir olan) Allah'a. Biz, ona teslim olanlarız." bu ayette hazreti İsmaile Yakubun babası denmesi bunu gösterir. halbuki Hazreti İsmail yakubun babası değil amcasıdır. hülasa: Hazreti İbrahimin üvey amcası azer kafir. babası "Tarih" ise Mümindi. Babası müşrik olanın çocuğu peygamber olmaz çünkü ayet: Müşrikler pisliktir. peygamberin geçtiği kanalda pislik tasarruf etmek şu katılmamış sapıklıklık ve küfürdür. |
Alıntı:
Buna bir örnek daha vereyim Bakara 133 Ya'kup Oğlullarına benden sonra kime tapacaksınız dedi. Dediler ki: Babalarının, İbrahim'in, İsmail'in, İshak' ın vahid (değişmeyen Bir olan) Allah'a. Biz, ona teslim olanlarız." bu ayette hazreti İsmaile Yakubun babası denmesi bunu gösterir. halbuki Hazreti İsmail yakubun babası değil amcasıdır. hülasa: Hazreti İbrahimin üvey amcası azer kafir. babası "Tarih" ise Mümindi. Babası müşrik olanın çocuğu peygamber olmaz çünkü ayet: Müşrikler pisliktir. peygamberin geçtiği kanalda pislik tasarruf etmek şu katılmamış sapıklıklık ve küfürdür. |
Alıntı:
Burda maval okuma.Yemezler. |
Kur-an'ı kerimin şahitliğide bir başka oluyor.
Alıntı:
Kafir diyor.kafirrrrr Abraham'ın babası kafirmiş,sapıkmış Dolayısı ile mhmd'in atası ( ecdadı) kafir oluyor. |
Alıntı:
|
Alıntı:
peygamberin geçtiği kanalda pislik tasarruf etmek şu katılmamış sapıklıklık ve küfürdür. Hazreti İbrahimin babasının ismi "Tarih"di mümindi "Azer" değildi Azer Onun Üvey amcasıdır Cenabı hakkın Kuranda ona ibrahimin babası demesi Hz. İbrahim Ona "baba" diye hitap dediği içindir, Arap adetlerine riayetendir. Al sana kanıt: Bakara 133 Ya'kup Oğlullarına benden sonra kime tapacaksınız dedi. Dediler ki: Babalarının, İbrahim'in, İsmail'in, İshak' ın vahid (değişmeyen Bir olan) Allah'a. Biz, ona teslim olanlarız." bu ayette hazreti İsmaile Yakubun babası denmesi bunu gösterir. halbuki Hazreti İsmail yakubun babası değil amcasıdır. hülasa: Hazreti İbrahimin üvey amcası azer kafirdir babası "Tarih" ise Mümindi. Babası müşrik olanın çocuğu peygamber olmaz |
Alıntı:
Mhmd burada bile ellahının getirdiğini idaa ettiği dinleri inkar ediyor ya la. Mhmd'in atası bile belli deilken Abraham'a bu kadar sahip çıkması.Abrahamdan öncekilerin masallarını tam olarak kahvehanelerde öğrenemediği için. Nuh'a sahip çıkamıyor çünki ,Nuh'un gemi yüzdürmekden baska bir hikayesi yok. Abraham hikayesi ise dallı budaklı.Masal severlere anlat dur. |
Alıntı:
Mhmd'in atam( ecdadım) dediği Abraham bir kafirin oğlu. Durum vahim. |
35 bin konudur çürüt çürüt bitemedi bu din yahu.
Kanımca artık "nasıl oluyor da varolabiliyoruz" mefhumuna kanalize olmalıyız. Bu dinlerin bir cevap olmadığını 35.258 kere ispatladığımıza göre, "cevap bu değil" mesajını 25.768 kere daha verme gazına niye geliyoruz ki? |
Alıntı:
Alıntı:
|
islam ve diğer ata dinlerinde sıkça görülen bir mantıksızlık örneğidir bu.
Kişileri, dede, baba, amcalarının görüş ve fikirleri veya inançlarıyla değerlendirmek... neresinden tutsanız elinizde kalıyor, inançlı arkadaşlar da oturup, İbrahim'in babası kafir değildi iddiasına sarılıyor, kafir olsa ne, olmasa ne, İbrahim'in babası kafir olursa Muhammed'de kafir mi olacak, yok İbrahim'in babası İbrahimle aynı dinden olsa, Muhammed'in müm'inlik derecesi mi artacak? ama islam'ın safsata mantığı hakim olunca çaresiz aralarıda müslüman göstermek sahtekarlığına girmek zorunda kalıyorlar, bu safsata mantığı öylesine ahmaklaşıyor ki, Muhammed'den 1.000 yıl önce yaşayanalrı dahi Muhammedi ilan ediyorlar, İsaya, Musaya gerizekalı mantıkalrında namazlar kıldırıyorlar vs. İnsanın bu kadar bönleşmesi ne ile mümkün, etkili bir uyuşturucu madde ile olabilir ya da aynı etkiyi, sonucu verme özelliğine sahip din(saplantı ve şartlanma sistematiği) olabilir. Oysa Abraham bir efsane kahramanıdır, kültürlerden kültürelere, yer ve zaman değişkenlerine göre farklı yorumlanmış olaylar, özellikler içeren ortak bir masal/mitoloji mirasıdır... ne babası, ne eşi, ne anası, ne amcası ne de olaylar gerçek değildir, Abraham masalı, Hindistan göçleriyle, göçer misyonerlerin veya yayılmacı misyonerlerce batıya taşınmış mitolojilerden derleniyor, Abraham denilen ise Hindistan yerleşke tanrısı Brahma'nın(batı kültürlerinde Abrahma denmiş olmalı) ta kendisi, eşi de Saraisvati, mitolojik senaryo ve kurgular ise dilden, dile, kültürden, kültüre, yer ve zamana göre değişiyor, revize oluyor, aktaranlar tam hafıza edemedikleri için değiştiriyor, kendi kültürlerinde izah, ifade edememekten dolayı değiştirmeye zorlanıyor, yer, zaman, olaylar değiştiriliyor vs ama özdeki bazı kurgular ise olduğu gibi kalıyor. Sözde İbrahim'in hüküm sürdüğü coğrafyada ise yerleşke bir isim çıkar karşımıza, Sargon, Sözde İbrahim gibi birisinin coğrafyaya liderlik etmesi, yok şurada ve burada olması, görünmesi, elini, kolunu sallayarak gezmişliği, siyasi etkisi tamamen mitolojik(Hindistan mitolojilerinden alma), masal, o zamanar ilgili coğrafyada adı, sanı dillere destan edilen kişi Sargon'dur. bu öyle bir destanlaştırmadır ki, 800 yıl sonra Musa hikayesini yazan museviler bile, Musa hikayesi diye sargon'un destanlaşmış hikayesini ç-almışlardır. İşin aslı, insanlık neolotik çağa girilmezden önce(dünya üzerinde sayıca çok az insan yaşamakta ve çok küçük aileler halindedirler, zaten sayıca azdırlar), insanlar çaresizliklerine çare noktasında bir atılım gerçekleştirip, güncelrce aç kaldıkları durumlar yerine, toprağı işleyerek, hayvanları evcilleştirerek üretim aşamasına geçiyorlar, bu çağ neolotik çağdır. neolotik çağa ilk geçişler ise, dağ, mağara, ücra köşelerden, o küçük ailelerin sulak arazilere, düzlüklere inmesi, göçünü getiriyor, bu halde göçe önderlik eden kişiler, yerleşke hayata önderlik eden, sabanı işleyen, hayvanı evcilleştiren, barınakları yapan, ön ayak olan ve yönetim olgusunun hayata yerleşik olarak girişiyle ilk yönetici olanlar, ilahlaştırılıyor, isimleri yerleşkelere, tanrı isimlerine veriliyor ve hikayeleri olabildiğince abartılıp, yüceltiliyor, tanrılar da böyle oluşuyor, tanrınımsılarda(İbrahim vb), zira eski hayat yani o avcı/toplayıcı mağara dönemleri, sadelikten ibarettir, totemler, tabular vardır ama yerleşke hayat olmadığı için kültürel gereksinimler neredeyse hiç yok deecek kadar azdır, av yapacak, getirecek, yiyecek, yatacak uyuyacak, basit, sade bir hayattır ve dolayısıyla yerleşke yönetim, erk olgusu içermediği için krallık gibi siyasi olgularda taşımaz, gereksinim duymaz(çünkü mülkiyet yoktur, benim toprağım, benim ülkem vs de). neolotik çağda ise insan hayatına mülkiyet ilişkileri girdi böylece siyaset, erk, yönetmek, yönetilmek, hüküm, sahip olmak, sahipliği korumak, efendi, köle, efendi, hizmetçi, insan, öküz, insan, öküz(köleler insan!) anlayışı, erk anlayışından dolayı krallık, bu anlayıştan dolayıda yöneten, yöneten anlayışından dolayıda totemler, tabualr yerlerini krallara(tanrı) bıraktı, tanrıların işi gücü yoktu, onca abartımış, yüklenmiş güçlerine rağmen kıytırık taçlar altında kıytırık, basit siyasi çatışmaların yöneticileri yapıldılar, ilk kralalrın hayatlarını kaynak, dayanak alıp, örnekleyip, senaryolar, masallar, kurgular üretildi... |
İbrahim'in karısı Sara'nın çocuk doğuramadığını Tanrı bu yemek kokteylinde öğreniyor ve gelecek seneye Sara'nın erkek çocuk doğuracağını onlara müjdeliyerek yemekten ayrılıyor. Tabi bu vesileyle ibrahim hemen anlıyor misafirinin bir Tanrı olduğunu!
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:10 . |