![]() |
17 Yaşında Bir Kız Öldü!
17 yaşında, hayatının baharında, masum bir genç kız hem de İstanbul'un göbeğinde, terör örgütünün saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. Yani en temel insan hakkı olan yaşama hakkı elinden alındı. İnsan hakları aşıklarına, demokrasi sevdalılarına duyrulur.
Ayağının tozu olsam yeter Atam Ömründen uzun idealleri vardı Buse’nin. İnandığı şeylerin peşinden gidecekti. Öyle yazmıştı Ata’sına seslendiği bir mektupta. Son http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaber..._mf706927.Jpeggünlerde en çok üzüldüğü konu ise, şehitlerdi. Hatta facebook’taki bir mesajında, “2 ayda 37 şehit. Ama kimin umurunda Gazze’nin durumu kötüyken!” diye eleştiride bulunuyordu. Buse tüm yaşıtları gibi küçük mutlulukların da peşindeydi. Sabırsızlıkla temmuz ayı başında arkadaşıyla kampta yapacağı tatili bekliyordu. Ve dün teröristlerin hain saldırısı, 17 yaşındaki Buse’nin hem küçük mutluluklarını elinden aldı hem de büyük ideallerini... Buse Sarıyağ, Atatürk hayranı 17 yaşında bir genç kızdı. Arkadaşları onu, “çekingen”, “şık” ve “hanımefendi” olarak anlatıyor. En çok da gözyaşları içinde Atatürk sevgisini anlata anlata bitiremiyorlar. Öyle ki Buse’nin saatinden tokasına kadar her şeyi Atatürk’le ilgiliymiş. Ayağının tozu olsam Buse, sosyal paylaşım sitesi facebook’ta Atatürk konulu birçok sayfanın hazırlayıcısıydı. Oradaki mesajlarında, “En basitinden varlığımızı ona borçluyuz ve tabii ki şehitlerimize. Özledim seni” diyordu. “Ayağının tozu olsam o gurur yeter bana Atam” diye de Atatürk’e bağlılığını anlatıyordu. Bir başka mesajında eleştiri ve sitem vardı: “2 ayda 37 şehit. Ama kimin umurunda Gazze’nin durumu kötüyken!” Buse’nin facebook’ta kurduğu “O masmavi gözlere bir kez olsun bakabilmek için nelerimi vermezdim ki...” grubunun 6 bin 800 üyesi bulunuyor. Buse’nin bir diğer kurduğu grup ise, “Atatürkçü Gençler Kulübü”. Facebook’ta yer alan “Atama söylemek istediklerim” başlıklı mektubunda da Buse şöyle diyordu: “Şu an en büyük hedefim ne biliyor musun? Sana ulaşabilmek... Kimi gülüp geçse de buna ben inanıyorum, mühim olan da bu değil mi zaten? Tıpkı senin bir zamanlar kim ne derse desin inandığın şeyin peşinden gittiğin gibi. Ben de gideceğim... Çünkü ben senden öğrendim; inanmayı, umutla bağlanmayı, kendine güveni ve kararlı olmayı...” Babası yaralandı Buse ideallerine ulaşmanın yolunun eğitimden geçtiğini de biliyordu. Üniversite sınavlarına hazırlanmak için Maslak’taki İstanbul İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda asker çocukları için açılan kursa gidiyordu. Sabah evden neşeyle çıkıp, babası Jandarma uzman çavuş Ünal Sarıyağ’la birlikte Halkalı’daki lojmanlardan sivil plakalı servis otobüsüne bindi. Atakent Kimsesizler Mezarlığı yakınlarına geldiklerinde korkunç bir patlama duydular. Kanlar içindeydi, babası ise hafif yaralıydı. Yaşayamadı Buse, olay yerinde babasının çaresiz çırpınışları arasında hain terörün kurbanı olarak hayata veda etti. Onun yerine soruyoruz Buse, ölmeden bir süre önce arkadaşı Gözde Duman’a şöyle demişti: “Bir kere de olsa teröristlerle karşılaşmak, neden insanları öldürüyorsunuz diye sormak istiyorum.” Buse teröristlerle hain pusularında karşılaştı ve sorusunu soramadı. Şimdi onun yerine soruyoruz: İnsanları neden öldürüyorsunuz? Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/ayaginin-...38/default.htm |
Gencecik insanlarin yasamini kaybetmesi cok üzücü ve kinanici. Türk olsun, Kürt olsun bütün insanlar ayni sekilde kanar ve aci ceker. Ben ölen her insan icin ayni aciyi ve üzüntüyü duyuyorum, fakat ayni seyi baskalarindan da beklerim. Kaciniz minik Ceylan'in vücüt parcalarini elleriyle toplayan annesin feryatlarini duydu ve acisini paylasti? Veya evinin onunde babasiyla birlikte terör örgütü mensubu oldugu iddiasiyla infaz edilen cocugun vücudundan cikan kursun sayisini bileniniz var mi? Su anda agit yakanlar, vakti zamaninda bir takim tekli söylemlerle doguda terör estiren, ardlarinda binlerce faili mechul cinayet birakan otoriteye de tepki göstermis olsalardi, bugün gelinen nokta daha farkli olurdu.
|
En son Medine Memi'nin öldürülmesi beni bu kadar sarsmisti. Buse'nin kizimin yasinda oldugunu düsününce tüylerim ürperiyor. Nedense kendimi cok yakin birini kaybetmisim gibi hissettim. Buse'nin ölümü sanki kendi kizima birsey olmus gibi aci verdi bana.
Onurmusa'yi da "İnsan hakları aşıklarına, demokrasi sevdalılarına duyrulur." seklindeki sözlerinden dolayi kiniyorum. Insanlarin acilari ve kanlari üzerinden diktatörlük sevdanizi tatmin etmeyin lütfen. |
Bu saldırıyı gerçekleştirip, bu gencecik insanın ölümüne yol açan kişi, kişiler, kurum, kurumlar, örgüt, örgütler, güç, güçlerin hepsinin Allah cezasını versin.
Alıntı:
Hata yapılmışsa bile, hata üzerine hata yapmayın. Sargon'un mesajını kendinize örnek alın. Saygılar |
bu cinayeti işleyenlerin asılması gerekmiyor mu?vicdansız yaratıkların nefes almaları için sebep yok.
|
pkk lı teröristlerin atıpta patlamayan bombayı kurcalarken talihsiz bir şekilde ölen ceylanın intikamını almış gibi sevinin bakim
|
bu ne saçmalık ya.
bu mesele ne zaman tartışılsa hep taraf olunuyor. ölenin kimliği üzerinden duygular belirleniyor. var mı böyle bişey ya. ölen kim olursa olsun, öldüren kim olursa olsun bu insanlığımızdan utandıran bir durumdur. ölen bizden mi onlardan mı diye iğrenç ve hastalıklı bir duygu ve tavırdan yola çıkanlardan iğreniyorum. sevgili dostum sargonun işaret ettiği gibi, benim de en büyük oğlum 17 yaşında. bir an sadece bir an empati yapmak bile bu türlü bir olayın vehametini algılamayı mümkün kılıyor. ama görüyorum ki birirleri kan üzerinden politik manevra yapma iğrençliğini artık karakter haline getirmiş. ne söylesek boş. lanet olsun diyorum. terörün her türlüsüne. |
Alıntı:
17 yaşında hayatının baharında bir kızımız ölüyor. pkk militanlarına "insan hakları için mücadele eden gerillalar" diyen, pkk ya "demokratik haklar için uğraşan siyasal parti" diyen, "pkk çocuk katili değildir" diyen zihniyete duyrulur diyorum. Şimdi diktatörlükle bunun ne ilgisi var? |
Dostum Nihilistin her satırına katılıyorum.
Hepimiz biliyoruz ki olan bu ülkenin evlatlarına oluyor. Bu kara günleri beraberce aşmalıyız. |
Sayın nihilist size bende katılıyorum.Kişilerin ölümü üzerinden siyaset yapılması hiç hoş değil.
Saygılarımla |
Biz ateistler icin, insan hayati en degerli olanidir: olenin ebediyen yok oldugunu biliyoruz cunki. Siddeti, dolayisyla insan hayatinna verilen zarari tesvik eden her kurulus, bir baska beyin yikama makinesidir. Normalde karincayi bile incitmeyen bir insani katil yapan bu orgutleri, ister resmi ordu, ister terror olsun, lanetliyorum. Olenin Ataturkcu, Mao'cu, veya pazarci olmasi, yok edilen bu hayatin degerini degistiremez. Dusunen, umitleri, hayat plani olan bir INSANdir aramizdan ayrilan.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Anlasilmadiysa bir daha tekrarliyorum, degisik dilden ve etnik kökenden insanlarin uyum icinde yasayabilmesi icin gercegin bircok yüzü oldugunu, degisik sekillerde anlatilabilecegini kabul etmek lazim. Herkes kendi görüsünü bastirmaya, digerini susturmaya calisirsa sonuc kargasa, mutsuzluk ve kandir. Cogunlukta oldugu icin kendini hep hakli görüp ülkeye kendini egemen hissedenler digerlerine “ben sana ne verirsem onunla yetinmek durumundasin” demeye devam ettikce sokaklarindan bayraga sarili cenazelerin gecmedigi bir ülkede yasamak hayaldir. “Ağacı kanla sulamayın, dalları sizden intikam alır” Firdevsi Agaclarin sevgiyle, suyla, sefkatle sulandigi bir ülke umuduyla… |
Filler tepişirken çimenler eziliyor olan gencecik insanlara oluyor. Yıllardır da bu pislik böyle sürüp gidiyor, daha da fenası alıştık mı ne?
|
Alıntı:
Gerçeğin bir çok yüzü olabilir. Değişik şekillerde anlatılabilir. İtirazım yok. Ama ben ne demişim, iyi okuyun. Alıntı:
Alıntı:
Bırakın da şu forumda, bir tane de adam gibi bir, herkesin üzüldüğü, herkesin ortak olarak lanetliyorum dediği başka hiçbirşey demediği bir başlık olsun... |
Alıntı:
Varsın geçsin arkadaşım taput.Ne söylemeye çalışıyorsun? O tabutlar geldikçe, dağdaki çapulcuların leşleri de ayaklarından tutup sürüye sürüye kuzey ırağa kaçırılmaya devam edecek. Böyle olmaması dileğimle! |
Alıntı:
Alıntı:
‘Hakkâri, Filistin sokakları gibiydi’ Filistin sokaklarındaki intifada gibi miydi gördükleriniz? Aynen öyle. Taş atan çocukların psikolojisini yakından gördük. Bu küçücük çocuklar, gençler sadece devlete değil yabancı olan her şeye, herkese karşı nefret duygusu içindeydiler. Çocuklar bu noktaya nasıl geldiler? Bu süreç nasıl bir çocuk tipini ortaya çıkardı? Bunların ciddi olarak sorulması gerekiyor. Düşünün, bu çocuklar yabancı gördükleri her şeye öfkeliler. Sadece güvenlik güçlerine değil, sokaktan geçen tanımadıkları bütün arabalara ve insanlara taş atıyorlar. PKK da kontrol edemiyor mu bu çocukları? Edemiyor. Bu çocuklar, KCK operasyonuna ya da herhangi birinin polisçe içeri alınmasına tepki duyuyorlar ve harekete geçiyorlar. Bu çocukların aile eğitimi de, devlet eğitimi de yok. Bu çocuklarda sadece sokak kültürü var, devlete karşı direnme kültürü var. Düşünün... Hakkâri’nin nüfusu 60-70 bin ise, bunun otuz bini çocuk! Bu çocukların hepsi ya boşaltılmış köylerin çocukları, ya da ekonomik zorluklar sonucunda göç edenlerin çocukları... İki tarafın da gençleri nefret ve öfke dolu. Bu duygusal gerginlik ne tür sonuçlar verir? Sadece şunu söylemek yeterli. Taş atan çocuklar sorunu, silahlı eylemlerden çok daha tehlikeli bir sorun! “Bu süreçler nasıl bir çocuk tipi ve genç nesil ortaya çıkardı? Bu kuşağın çocukları nasıl çocuklar olacak?” ciddi olarak oturup düşünmemiz gerekiyor. Bu çocuklar bizim yarınlarımız. Bir sonraki nesilleri bunlar yetiştirecek. Ne büyük bir suç işledik biz çocuklarımıza ve gençlerimize karşı... Onları ne hale getirdik... Ne öneriyorsunuz? Bizim devletin çocuklarla da barışması gerekiyor. Biz, bu meseleyi hep Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde değerlendirdik. Bu çocukları hapse atarak büyük bir hata yaptık ve bugünlere geldik. Çocuklara, ısrarla yaşatılmakta olan cezaevi süreci, aslında PKK’ya yeni militanlar yetiştirme sürecidir. Hâlâ bu hataya devam ediyoruz. Üstelik Meclis’ten zar zor çıkacak olan yeni yasa da bu sorunu tamamen çözmeyecek. http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/m...ri-gibiydi.htm |
ALKA,
Bak arkadaşım; Karşındakini salak yerine koymaya çalışma! Önce kendince durum tespiti yapıp hemen ardından bir "ama" ya da "fakat" koyarak asıl düşünceni döküyorsun."Böyle olursa bu kan durmaz" mealinde kelamlarınla aklın sıra aba altından sopa gösteriyorsun. Durmasın kardeşim! Aynı taktikle bir taziye mesajının bile ortasına "ama" , "fakat" yerleştirip asli görevini icraa etmeye başlıyorsun. Şunu çok net izah edelim önce; Bu tepki "duygusal" değildir. Kürt kafatasçısının çomaklamasına karşı olan/olması gereken tepkidir.Ve insanların büyük çoğunluğu bu tepkiyi koyuyor.Nasıl mı? Pazarda iki kadın bir tezgahın önünde.Şivesi ve görüntüsünden kürt kökenli olduğu anlaşılan pazarcı ekmek,aş derdinde.Kadın yanındakine aynen şunu söylüyor; "Bu kızılderili, yürü hadi" Alış veriş yapmıyor ondan.Ve bu durumun bizzati sorumlusu senin de içinde bulunduğun kürt kafatasçılarıdır. Siz tepinseniz de ben bu tuzağa düşmeyeceğim.Çayımı mardinli aliden, kıyafetimi diyarbakırlı resulden alacağım.Biliyorum ki kürtlerin büyük çoğunluğu devletten çok sizden rahatsız! Ne güzel özetledi kardelen durumu.Size mi kaldı! Halen "taraf" tan alıntılar yapıyorsunuz.Hiç tasalanmayınız.Tarafın neden, kim tarafından ve kimin finansmanı ile kurulduğunu.Hangi ülkeler aleyhinde bir tek yazı yazılmadığını, konu ateistlik olduğunda hemen nasıl da "demokrasi gömleğini" çıkardığını biliyoruz! Bizim bilmemizden daha önemlisi, sokaktaki öp öz kürt yurttaş biliyor. Sakın, ama sakın aba altından sopa göstermeye kalkmayınız, zira yemezler!İş kanla çözülecekse biz o işi de çok iyi biliriz.Dağdaki tüm teröristler yüce yargıya hesap verecek.Kan dökülse de verecek dökülmese de. |
Bütün bu tartismadan anladiginız bu degil mi? Ilkel kabile zihniyeti. Ya onlardansin ya bunlardan. Sonra da baskalarini tuzak kurmakla ve Kürt bile olmayan birisini Kürt kafatascisi olmakla sucla.
Kim ki acilimi durdurmak icin elinden geleni yapti? Acilimlarla dalga gecti? Yok Laz acilimi da olsun, yok gey acilimi da olsun dediler? Kim ki daha fazla kan icin ellerini ogusturarak meydanlarda fasistlik yapti? Kim ki tas atan cocuklar yillarca hapis yatarken sesini cikarmadi? Kim ki doguda yillardir süren katliamlara ve baskici rejime alkis tuttu? Iste onlar da öldürdü Buse'yi. Bombanin tetigini ceken kisi ya da kisiler sadece 1 saniyelik sonuca hizmet eden alcaklar. O kisileri o noktaya getirenler de onlardan daha az alcak degiller. Yeter! Genc ve masum insanlarin ölümü, bizleri kahrediyor.. |
Nasıl ülkü ocaklarına takılan çerkesler gördüysem(otopark ihalesi için örneğin)
Kürt olmayan kürt kafatasçıları da gördüm.Örnek bağlantı verdiğin gazetede bolca var... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu ülkeden de, bizlerden de, insanlarımızdan da, hiç bir şey olmaz. Hepimiz, birbirimizi öldürmeyi, birbirimize girmeyi çoktan hakediyoruz. Aynen devam. Son kişi kalana kadar öldürmeye devam. Ölümler ardından asli görevi konuları bir tutmak olan birisinin bunu yapmayıp bizzat kendi şahsı ile konuları ayırmaya devam. Ne yaramız varmış, ne acımız varmış içimizde ki önümüze geleni gözümüzle görmez olmuş, herkesi kötü görür olmuşuz. 17 yaşında bir kız öldü dün. Öldüyse napalım, üzülelim mi? Nasıl yani? Bırak şimdi sen onu, sen Ceylan'a üzüldün mü? Kime? Bak işte üzülmemişsin. Üzülmemeye devam et, böyle daha çok 17 yaşında kızlar ölür. Ne demek istiyorsun sen? Agaclarin sevgiyle, suyla, sefkatle sulandigi bir ülke umuduyla… ??? ... ... En iyisi uzak durmak gerek. |
|
Bu olay, irkci olmaniza bir neden olmanin aksine, irkciligin neler yarattigini, nelere maloldugunu anlamaniza sebep olursa bosuna olmemis olur Buse ve digerleri.
|
Alıntı:
Kafatasçılığa gerek yok, suçlular en ağır şekilde cezalandırılmalı. |
nihilist ve vartor çok güzel açıklamışlar katılmamak mümkün değil. Ölenlerin anısı önünde saygıyla...
|
Yine acı, yine ölüm, yine genç bir insan.
10 askerin ölmesi ne kadar beni üzdüyse 12 gerilla'nın ölümü de aynı oranda üzmüştür. Ayrım yapmak insanca değildir. İnsan ölümüne üzülmemek , hatta hayvan leşi diyebilmek hiçbir değerin savunusuna hizmet etmez, edemez. Çünkü insani değildir. Her ölüm acı her ölen insandır. Bu ölümler birilerinin iktidarını güçlendirirken birilerinin cebini dolduruyor. Bir tarafı ilahileştirerek kutsayanlar yeni ölümleri çağırıyorlar... |
GAZETECİLER.COM | Nazlı Ilıcak bile olsa haklı olabilir mi?..
www.gazeteciler.com Her verdiğimiz şehitin dinimizi veya vatanımızı korumak için olmadığını ne zaman anlayacaksınız?.. Her dökülen şehit kanının, siyasi egemenlerin iktidarlarını, ekonomi egemenlerinin ise servetlerinden kaynaklanan güçlerini korumak için dökülmüş serum olduğunu niçin anlamıyorsunuz?.. Bozuk bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. Tekrar düşünün... |
Ölende, öldürende vatan evladı. Ama gerilla diye ifade ettiğiniz insanlar kendi istekleri sonucunda orda değiller. Bir davaları yok, olup bitenden habersizler. Ve şehir ortasında alakasız insanların öldürülmesi bir dava uğruna yapılacak şey değildir. Şu besbelli ki amaç barış ve demokrasi değil. Bu değerler amaçdan çok araç olmuşlar. Peki bu değerleri araç olarak kullananların amacı ne? Öncesinde olmayan ama şimdi olan şey ne? Yıkılmaya ve parçalanmaya daha müsait bir devlet.
|
Öldürülen on yedi yaşında bir çocuktur...
|
insan öldürmenin cezası ölüm olmalı ,çünkü caydırıcı olmazsa düşündüğünüz tez yani ölüm den sonra bir hayat daha olmadığını sanan insanların sayısı arttıkça daha çok olur bu ölümler dünyada caydırıcı bir cezası yok,sizin teziniz ki ölümden sonrada bir ceza yok o zaman işte bunun önüne geçemezsiniz...
|
Ben bazı insanlarda algılama problemi olduğunu düşünüyorum. Öylesine söylemiyorum bunu. Sahip oldukları kırılmaz ön yargılar, ön kabuller, onları çıplak gerçekleri bile göremez hale getirmiş. Algılayamıyorlar. Anlayamıyorlar.
Basının bize ezberlettiği laflar var. Dikkat edin televizyonlarda her gün aynı kısır tartışmalar, her gün aynı isimler hep aynı şeyleri tartışıyorlar. Ve belli kalıpları kullanıp bize bunları zaman içinde ezberletiyorlar. Bu ezberletilenlerden biri de "efendim kan üzerinden politika yapmayın" klişesidir. Şimdi tüm algı sorunu çeken arkadaşlara sesleniyorum. Bak güzel kardeşim İstanbul'un göbeğinde 17 yaşında bir kızcağız öldü. Tek suçu o gün orda olmaktı. Bu masum kızcağızın ölümünün ardından vicdan sahibi her insanın tepkisi aynıdır. Vicdan sahibi her insan kahrolur, üzülür, teröre lanet eder. Vicdan sahibi her insan o kızın ailesinin neler çektiğini anlar, yüreği yanar. Ve her fırsatta terör örgütünü aklamaya çalışan, pkk yı "demokrasi ve insan hakları mücadelesi veren gerillalar" diye tanımlayan insancıklar var ya onlarsa bu olay yokmuş, hiç olmamış gibi davranır. Bizim tepkimiz de bu insanlaradır. Şimdi bir an gözlerini kapat ve ölen kızcağızın senin kızın ya da kardeşin olduğunu düşün. Ve cenazesinde haykırdığını düşün. Bu mu insan hakları, bu mu demokrasi dediğini... Senin kızını öldürenlere "gerilla insan hakları için o dağlarda" diyen zavallılara kızdığını, bağırdığını düşün. Şimdi sen "kan üzerinden politika" mı yapıyorsun yoksa canın yandığı için, canının yarısını toprağa verdiğin için öfkeyle, hüzünle yakarıyor musun? Taraf'ın ezberlettiği klişeleri bir defa olsun bir kenara bırakın ve ölen o masum kızımızın yaşadıklarını hatırlayın. O otobüste siz de olabilirdiniz bir yakınınız da. Biz yine sizin için aynı tepkiyi verirdik. Yine lanet ederdik o teröre de destekçilerine de. Terör örgütüne ve onun savunucularına olan tepkimizi de vicdanınıza bırakın, o bizi anlayacaktır. Ama siz bu acıyı, bu öfkeyi hiçbir zaman anlamayacaksınız... |
pekaka denen uşaklar örgütüne lanet.
onun itlerine gerilla diyene ................:rant: Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum. |
sayın onurmusa
hangi algı sorunundan bahsedip duruyorsunuz belli değil. somut olarak ne iddia ediyorsunz. teröre karşı olduğunuzu mu. iyi tamam anladık. biz de karşıyız. demek ki hemfikiriz. iyi de terör sadece sizin anladığınızı zannettiğiniz şey değil ki. terörün iki tarafı var. savaşan iki taraf da teröre teşne. ikisinede karşımısınız.yoksa düşmanın uyguladığı teröre mi karşısınız sadece. eğer siz terörün kendisine karşıysanız, önce barıştan yana tavır koyun. kafanızda varsayımsal tipler var. ama o tipler bu başlıkta yazmadı. biz yazdık. bizi mi taraf klişeleriyle konuşmakla itham ediyorsun. |
"Kan üzerinden politika yapmayın"
Ne kadar ilginç bir söz değil mi? Bunları söyleyenler veya destekleyenlerin bir kısmı, bunu bir devlet görevlisi yaptığında da Devlet terörü ile başlayan cümlelerine "kan üzerinden demogoji yapıp "teröristlerin ekmeğine yağ sürmeyelim" Gibisinden bir cümle kurduklarını göre bilecekmiyiz? Sırf birileri gördüğü yanlışlıklara tepki verdi diye, "faşist, kafatascı" vs diye damgalanırken, Aynı şeyleri kürt kafatascılarına da söyleyebilecekmiyiz? Yoksa onlara demokrasi havarisiymiş gibi davranıp, millli refleks gösterenlere ikiyüzlü bir tavırla yaklaşılmaya devam mı edilecek? Ölen Gencecik bir kız, hayalleri de kendisi ile beraber öldü. Pınar Akdağ gibi Buse gibi sivil insanlarımızın suçu sadece asker kızı ya da asker eşi olmak, bazen de geçen sene belediye otobüsünden inerken molotof kokteyline hedef olan ismini hatırlamadığım 16 yaşındaki genç kız gibi suçu sadece orada bulunmak, o belediye otobüsünde yolcu olmaktı. "Kan üzerinden politika yapmak" mı? bu konuda Sizden kimseye sıra gelmez merak etmeyin. terörizmin hedefi olmuş masum bir insan hakkında açılmış bir başlıkta bile terör örgütü lehine propagandaya bilerek ya da bilmeyerek alet oluyorsunuz. Sonra da teröre tepkilerini dile getiren insanlar "kan üzerinden politika yapmış oluyor". Ne alâ Memleket... |
beyler
barış nasıl sağlanmalı. bu konuda bir şeyler söylemek isteyen var mı. |
Alıntı:
|
Günlük Veysi Sarısözen
25.6.2010 Ölüm karşısında iki yaklaşım Günlük'te yazdığım için, Günlük gazetesini hergün okuyorum. PKK'nin şehitleri hakkında bu gazetenin manşetlerinde tek bir duygusal cümleye rastlayamıyorum. Arada sırada Sela Sor programına katıldığım için, imkan bulabildiğim her yerde Roj TV'yi izliyorum. Roj TV ekranlarında da PKK'nin şehitleri hakkında gözü yaşlı ya da gözü 'dönmüş' tek bir görüntüyü yakalayamıyorum. Kürt özgürlük hareketinin hangi medya organına baksam hep böyle. Bu medya organlarında 'Kahpe TSK bombası' türü tek bir manşet yok. 'Alçaklar küçük kızı öldürdü' türü bir yakınma da yok. Bakıyorum, bir HPG bayrağı önünde birkaç resim. Altında doğum yeri, tarihi, kod ismi ve gerçek ismi ile vurulduğu yer hakkında kısa bir açıklama. Hepsi bu kadar. Bir de, 'taziye çadırları' Buralarda sessiz, sakin, kimi zaman mağrur bir hava. Ve medyaya yansıyan, 'barış' sözleri. Neden acaba? Neden 'Alçak TC devleti' türü ucuz haykırışlar yok? Neden 'kahpe hükümet' türü lümpen bağırışmalar yok? Neden? Acaba bunlar, ölen çocuklarına yanmıyorlar mı? Kalpleri taş mı bağlamış? Belki de artık göz pınarları kurumuş da, göz yaşları akmıyor? Hangisi acaba? Tamam, onlar, ölen evlatlarının acısını bağırlarına taş gibi bastırmış, mağrur bir edayla, evlatlarının ardından Yasinler okuyor. İyi de, bu Kürtlerin siyasetçileri neden 'durumdan vazife' çıkarmıyor? Denecek ki, 'çıkaramazlar, yasaktır'. Boş versenize Ortada yasak mı kaldı? Kürt coğrafyasında yasak var var olmasına da, dinleyen yok. Kürt siyasetçisi neden her ölen HPG'linin arkasından toplumda Türkiye Cumhuriyetine, onun Hükümetine, onun ordusuna, polisine, memuruna karşı 'kin, nefret, intikam' duygularını körüklemiyor? Savaşta, Kürtlerin 'düşman' saydıklarına karşı 'kinlenmeye, nefrete, intikama' ihtiyaçları mı yok yoksa? Bu Kürtler gerçekten de, acaba 'savaş' koşullarında yaşadıklarını mı bilmiyorlar, yoksa, onlar, her şeye rağmen, başlarına gelen bu savaş belası karşısında, 'ahlaki' olan bir tutum takınıyorlar. Sanırım, Kürtler 'ulusal ve toplumsal içgüdüyle', savaşın er geç sona ereceğini, ama savaştaki ölümlerin acısından daha çok, o ölümlere karşı kışkırtılan 'nefretin' süreceğini biliyorlar. Biliyorlar ki, yüreklerdeki ölüm acıları er geç yatışır, ama bir kere kışkırtıldıktan sonra, 'ulusal nefret' denilen iğrenç duygu, o duygudan yarar umanların elinde onlarca yıl halkları birbirine düşman eder... İşte, belki de bu 'ulusal ve toplumsal içgüdü'nün eseri olarak, ne halkın arasında, ne de Kürt siyasetçilerinin arasında, ölen PKK'lilerle ilgili, Türk olan her şeye karşı bir 'nefret' yaratmaktan kaçınılıyor. Herkes bu ahlaki tutuma şahittir. Kürt coğrafyasında Türk 'düşmanlığı' yok. Türk 'azınlığa' karşı linç kampanyaları yok. Ölümün orada da acısı var. Ama orada 'ölüm acısı'nın 'nefrete' dönüşmesi yok. Çünkü bu acıyı nefrete dönüştüren medya yok, siyasetçi yok, köşe yazarı yok. Ya 'bizim Türklerin' cephesinde ne oluyor? Yazının devamı için, http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?haberid=95875 Güzel bir tespit. İki taraftan farklı yaklaşım. Bu konuda at gözlüğü ile şartlı refleks verenlerin bu reflekslerini geliştiren, nefret ve düşmenlık yayan değerlendirmeler belki biraz daha etik davranmayı deneyebilirler. Çalışırlarsa belki başarırlar. |
Alıntı:
Ulusalcı değilim ama kusura bakmayın bunlar komediden başka birşey değil, Birileri "Biz Türkler" diye bir konuya başladığı ya da o konuyu "Ya biz Türkler"? diye bitirdiği zaman bu bana çok yapmacık geliyor. |
Alıntı:
Ne demek istediğini bir türlü anlayamadım. Yukarıdaki alıntıda yapmacık olan nedir? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:17 . |