![]() |
Tanrı'ya ''Yok'' Diyenlerin ''Varlık'' Tanımı nedir?
Ateizmin bir inanç olmadığını savlayan ateistlere bakıyorumda, tanrıyı ''yok''lama sebepleri olarak bilimi öne sürüp, teistlerden farklı olarak inanç yerine bilgi sahibi olduklarını savunuyorlar.
Bu arkadaşlara öncelikle tanrıya yok diyebilecek kadar ''üstün'' olan varlık tanımımızın, bilimsel olarak ne anlama geldiğini sormak gerek. Örneğin birşeyin varolduğunu söyleyebilmek için kullandıkları görme olayına bakalım; Bir cisme baktığımızda cisimden saniyede 10 trilyon ışık parçacığı (Foton) gözümüze ulaşır. Işık önce göz merceğinden, daha sonra gözün içini dolduran saydam pelteden geçerek ağ tabaka üzerine düşer. Burada 100 milyon çubuk ve koni biçimi sinir hücresi, ışığa maruz kalır. Yansıyan ışığın yolu üzerinde olan retina hücreleri daha çok gölgelere karşılık olan retina hücreleri daha az ışık alır. Işık yokken her retinen molekülü protein molekülünden bir yastık (opsin) üzerinde uyur. Işık parçacıkları çarpar çarpmaz, saniyede 30.000 trilyon retinen molekülü protein'inden ayrılır, burulma halini bırakarak düzleşir. Sinir hücreleri (nöronlar), retinen moleküllerinin dansından etkilenir, önce gözdeki ve sonra beyindeki nöronlar harekete geçer. Nöron yüzeyi birden biçim değiştirir, bunun sonucu hücrelerarası sıvıdan nörona sodyum iyonlarının girişi birden durur. Sodyum iyonları pozitif yüklüdür. Pozitif elektrik yüklerinin hücreye akışının durması hücreyi sarsar, hücrede bir elektrik potansiyeli doğar. Bu elektrik akımı nöron'un uzantısı akson içinde 5-6 mm. kadar gittikten sonra durur, çünkü 1. nöron bitmiş 2. nöron başlamıştır. Saniyenin birkaç milyeminde, elektrik, görme sinirine (optik nerv) ulaşır. Optik sinir retinadaki gangliyon hücrelerinin akson denen uzantılarından oluşur. Görme uyarıları arka beyin kabuğundaki primer görme alanına ulaşır. Bu merkez 2,5 mm. kalınlıkta ve birkaç cm2 büyüklüktedir. 6 tabaka halinde 100 milyon nöron içerir. Uyarı önce 4. tabakaya gelir, burada analiz edildikten sonra diğer tabakalara dağılır. Bu merkezde her nöron 1000 kadar nörondan uyarı alır ve 1000 kadar nörona uyarı gönderir. Beynin bu merkezi tam bir kompüter gibi çalışarak elektrik enerjisi şeklinde gelen görme uyarılarını görme olayına çevirir, yani cisim hem görülür, hem de tanınır. Cismin tanınmasını, beynin hafızasında depolanmış eski bilgilerle bu yeni imajı karşılaştırarak gerçekleştirir. (Bilim ve Teknik, sayı: 215, s. 36) Yani cisimlerden yayılan -yada yansıyan- fotonların çok çok küçük bir kısmının tetiklediği tepkimeyle oluşan elektro kimyasal sinyalleri, bilinçsiz genlerce programlanan bir koda göre yorumlayan beyinlerinin kurguladığı şeylere mi 'var' diyorlar? |
Türkçe altyazılısını şu adresten http://www.ted.com/talks/lang/tur/richard_dawkins_on_our_queer_universe.html izleyebileceğiniz aşağıdaki videoya bakalım mesela...
Bilim, tüm önsezilerimize karşın, kristaller ve kayalar gibi katı cisimlerin dahi neredeyse tamamen boşluklardan ibaret olduğunu öğretti. Ve bildik bir örnek de bir atomun çekirdeğinin bir stadyumun ortasındaki sinek olduğu, sonraki atomun ise bir diğer stadyum olduğu. Dolayısıyla en sert, en aralıksız, en yoğun kaya bile gerçekten de neredeyse tamamen birbirinden uzak küçük parçacıklar tarafından bozulan bir boşluktan ibaret. Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor? Bir evrim biyoloğu olarak şöyle derdim: beyinlerimiz, vücutlarımızın iş gördüğü büyüklük ve hız koşullarında hayatta kalmamızı sağlayacak şekilde evrildi. Hiçbir zaman atomların dünyasında hareket edecek şekilde evrilmedik. Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı. Kayalar ellerimiz tarafından sert ve içine girilemez hissediliyor, çünkü kayalar ve eller gibi cisimler birbirlerinin içlerine giremezler. Dolayısıyla beyinlerimizin "sertlik" ve "nüfuz edilemezlik" gibi kavramlar inşa etmiş olması faydalı, çünkü içinde hareket etmemiz gereken orta boy dünyada, vücutlarımızı hareket ettirebilmemize bu gibi kavramlar yardım ediyor. |
Ölçeğin diğer ucuna gittiğimizde, atalarımız hiçbir zaman kainat içerisinde ışık hızına yakın hızlarla hareket etmek zorunda kalmadı.
Kalmış olsalardı, beyinlerimiz Einstein'ı anlamakta çok daha iyi olurlardı. İçinde hareket etme becerisine sahip olacak şekilde evrildiğimiz orta ölçekli ortama "Ortanca Dünya" adını vermek istiyorum. Ortanca Dünya'nın sakinleri olarak evrildik ve bu da ne hayal edebileceğimizi kısıtlıyor. Bir tavşanın, diğer Ortanca Dünya tavşanları ve objeleri gibi ortalama bir hızla hareket edişini, bir diğer Ortanca Dünya objesine, mesela bir kayaya çarpışını kolayca kavrayabilir, hayal edebilirsiniz. Ortanca Dünya'da yetişmiş ham insan sezgisi, Galileo, havanın sürtünmesi yok sayıldığında ağır ve hafif bir obje yere aynı anda düşer dediğinde, buna inanamaz. Çünkü Ortanca Dünya'da havanın sürtünmesi hep oradadır. Eğer boşluk içerisinde evrilmiş olsaydık, yere aynı anda çarpmalarını beklerdik. Eğer bakteri olsaydık, ve sürekli moleküllerin termal hareketleri ile boğuşsaydık durum farklı olurdu, fakat biz Ortanca Dünyalılar Brownian hareketini fark etmek için çok büyüğüz. Aynı şekilde hayatlarımız yer çekiminin tahakkümünde, fakat yüzey geriliminden neredeyse habersiziz. Küçük bir böcek bu öncelikleri tersine çevirirdi. Steve Grand, "Creation: Life and How to Make It" isimli kitabında maddenin kendisi ile ilgili meşguliyetimizi emin bir şekilde yaralıyor. Yalnızca katı, maddi şeyleri gerçek şeylerden saymaya dair bir eğilimimiz var. Bir boşluk içerisindeki elektromanyetik dalgalar bize gerçek dışı görünüyor. Muhafazakarlar dalgaların bir şekilde maddesel bir ortam içinde olmak zorunda olduğunu düşündüler -- eter (beşinci element). Fakat biz gerçek maddeyi sadece, maddenin faydalı bir kurgu olduğu Ortanca Dünyada evrildiğimiz için konforlu buluyoruz. Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir. Dolayısıyla "gerçekten", yalın bir güven ile kullanabileceğimiz bir kelime değil. Eğer nötrinonun, nötrino-boy atalarından evrilmiş bir beyni olsaydı, kayaların gerçekten boşluktan ibaret olduğunu söylerdi. Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var. Bir hayvan için "gerçekten", beynin hayvanın hayatta kalması için ihtiyacı neyse odur, farklı türler farklı dünyalarda yaşadıkları için de, rahatsız edecek kadar çeşitli "gerçekten"ler ortaya çıkar. Gerçek dünya olarak gördüğümüz şey yalın dünya değil, dünyanın, algının sağladığı verilerle düzenlenen ve ayarlanan bir modelidir, fakat gerçek dünyayla başa çıkmakta faydalı olacak şekilde inşa edilmiştir. |
http://www.ted.com/talks/henry_markr...s_secrets.html
Yani, bir kapıya varıp, onu açtığınız zaman algılamak için yapmak zorunda olduğunuz şey tespitler yapmaktır. Odanin buyuklugune dair, duvarlarina, yuksekligine ve odadaki nesnelere dair binlerce tespit. Gördüğünüzün yuzde doksan dokuzu göze yansıyan değildir. Sizin o oda hakkindaki cikarimlarinizdir. O halde, acikca diyebilirim ki; "Dusunuyorum, oyleyse varim." Fakat, "Dusunuyorsunuz, oyleyse varsiniz." diyemem. Çunku siz benim algi sinirim icindesiniz. |
türkçe altyazılı http://www.ted.com/talks/lang/tur/be...ow_we_see.html
Renkler bize tamamen başka bir şey söylüyor: beynimizin aslında kendini dünyayı olduğu gibi görmek için geliştirmediğini. Gerçekte beyin, dünyayı geçmişte faydalı olduğunu bildiği şekilde görmek için geliştirir. Şimdi, bütün bunlar ne anlama geliyor? Bu gösteriyor ki, hiç kimse çevreyi dışarıdan izlemiyor. Tamam mı? Biz kendimizi oluşturan merkezi özellikler ile tanımlanmıyoruz. Biz çevremizle ve çevremizle iletişimimizle, ekolojimizle tanımlanıyoruz. Ve bu ekoloji ister istemez göreceli geçmişe bağlı ve ampirik. |
Alıntı:
Bir diğer algılama ve bilgi bozukluğun ise tanrıya yok diyebilecek kadar üstün varlık tanımı istemendir ki buda saçmalığın daniskasıdır, yahu millet tanrı yok diyor sen hala emsal bir gücü kabul etmek zorundasın diyorsun İnsanlara. Yok olan bir şeyin ne varlığı neden yokluğu ispatlanabilir bilimsel olarak. Kendi inandığın şeyler üzerinden başkalarının düşüncelerini sorgulaman kadar yanlış olan bir diğer şey ise c/p yaptığın bilgileri iyi ezberleyememiş olmandır. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Ben olmadığını ve olamayacağını,
tamamen, ''olduğunu ıspatlamaya çalışanlardan'' öğrendim. Tanrı nın sözleri denilen cümleler hiçbir şekilde akla ,mantığa hele hele yüzyılımıza hitap etmiyor Ve, bu Tanrı nın cümleleri bana suçlar işleyipte ben yapmadım baba kesinlikle ben yapmadım veya güzel bir işe sahip çıkan çocukları çağrıştırıyor. Nedendir bilmiyorum; Tarih,coğrafya,felsefe edebiyat,biyoloji fizik,matematik neye baksam neyi okusam bana tanrının olmadığını anlatıyor. Not:Tabiki nasıl denizin 10000 mt altında japon balıkları motorsiklet kullanıyorlar ben bunu kendi gözlerimle gördüm dersen, görmüşündür. |
Alıntı:
Alıntı:
Sevgili BRUTAL; seni ve inancını biliyorum burada anlamadığım bir şey yok, sadece seninde anlattığın gibi bu forumdaki soyut düşünceyi irdeliyorum. Konuda bir bakış açısı var ve ben o düşünce sisteminin eksik ve yetersiz olduğunu söylüyorum. Yazılanları bir daha inceleyecek olursak söz konusu yorum ve bakış açısının diğer kişileri belli bir yönde düşünme davranma beklentisinde olan bir zihniyetin yönlendirdiği bakış açısına ittiğini görürüz. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Not: Senin yaptığın soyutlamaya bende kendimce dahil olmak istedim. |
Alıntı:
Alıntı:
Ateizmin bir inanç olmadığını, tanrıyı bilimin kesin verilerini kullanarak yokladıklarını savlayan ateistlere yönelik bir ifade kullandığım açıkça gözüküyor. Alıntı:
|
Alıntı:
İnanmak genelde Din kavramı ile paralel kullanılan bir sıfat olmakla beraber, genelde o din ritüeli içerisindeki bir takım ritüel ve kazanımların uygulaması şeklinde toplum yaşamına tezahür eder. Bu durumdan farklı olarak senin en baştan belirttiğin İnanç kavramı ise farklılık göstermenin ötesinde izafi bir kavram olarak en başta sınırlar içerisinde yer almayı kabul etmez. doğal olarakta hem felsefi hemde pratik anlamda tanrıyı red etmek bir inanç şekli değildir. İşte bu noktada felsefi anlamda saçmalama başlar. Ateizm bu yüzden bir inanç dar anlamlı bir kitle hareketi değildir. Ateistlerin pozitifist yada negatifisit gibi absürt bir takım tarafları yada algılayışları yoktur. Kısaca tanrı yoktur başlığı altında toplanabilecek ateistleri, kendi algılayışın altındaki bir takım kriterler ışığında kategorize etmen ve yargılaman salt tanrı yoktur başlığında toplanabilecek ateistleri kategorize etmeni haklı çıkarmaz. Kaldı ki senin soyutlaman arkasında ki gerçekleri anlamak için Muhammed ile birlikte yaşamaya gerek yok, ilk mesajımda belirttiğim gibi ''ateistlere bakıyorumda, tanrıyı ''yok''lama sebepleri olarak bilimi öne sürüp, teistlerden farklı olarak inanç yerine bilgi sahibi olduklarını savunuyorlar.'' söyleminin ardında yatan gerçeğin zaten daha önceki mesajlarımda açıklanmış olmasına rağmen hala ısrarla ateist bir profil çizme peşinde olman garip olmakla beraber ateizm'i tanımlama ve yargılama argümanını şaçma bulduğumu belirtmekten kaçınmıyorum. En baştan söylediğim; ''Kendi inandığın şeyler üzerinden başkalarının düşüncelerini sorgulaman kadar yanlış olan bir diğer şey ise c/p yaptığın bilgileri iyi ezberleyememiş olmandır.'' tanımlamamda her hangi bir değişiklik olmamasına rağmen, tanrı kavramı karşına bir varlık araman sendromudur. Tanrı vardır yada yoktur şeklindeki felsefi tartışmalar bilindiği gibi felsefi açıdan yokluğun ispatının varlığı yada yokluğunun ispatının imkansız olması nedeniyle bu tip forumlarda abesle iştigal olarak adlandırılmasına rağmen, senin teistler tanrıya inancı savunurken ateistler bilimi savunuyor demen atesit bir söylem olmaktan öteye ateistleri suçlaman anlamına gelir. Buda bizleri senin inancının agnostik olduğu yaklaşımına götürür. Senin söylemin olan; ateistlerin tanrı yerine bilimi koyup algıladıkları yönündeki bir savlamanın doğru olmadığını Buradaki_ankete_bakacak_olursan en azından sitedeki Allah'sızların bilim nedeniyle değilde başka sebeplerle Allah'sız olduğunu görürsün. şimdi hem öyle hemde böyelyim dediğin için tekrarlıyorum; Açıklamalarından anladığım kadarı ile agnostizm ile ateizm arasında sıkışmış görünemektesin ama özetle sen ateist değilsin bunu bil... |
Ateizmde mutlak varlık inancı nedir: Ezeli olan madde midir yoksa Tanrı mı?
Ateizm de mutlak varlık inancı nedir ?
Bütün bu düzenin var olabilmesi için varlığı kendinden olan bir yaratıcıya ihtiyaç vardır ateizm bu noktada varlığı kendin olan "şey" olarak neyi görmektedir? Kısacası mutlak varlık inancınız nedir ? Mutlak varlığa olan gereksinimi ne şekilde karşılıyor mantığınız evrenin başlangıcı neydi ? |
mutlak varlık kavramı ateizm de yoktur
maddenin başlangıcı büyük patlşamadan sonra çıkmıştır büyük patlama öncesine dair şuan kesin bir bilgi elde edilememiştir ama evrenimizin bir karadelikten oluşma olasılığı oldukça yüksektir büyük patlama ile enerji açığa çıkmıştır daha sonra madde boyutuna doğru yol izlemiştir |
Alıntı:
|
mutlak varlığın olmaması gibi bir şey düşünülemez sebeblerin başladığı bir nokta olmalı !!
neden sonuç ilişkisi sonsuza dek süremez bir başlangıç olmalı |
Alıntı:
Bunun aksine, sizin tanrınızı kanıtlayan herhangi bir bilimsel veri ya da gözlem yoktur. Sadece var diye yazan bir miktar kutsal olduğu iddia edilen kitaplar vardır. Bunlar ise mükemmel bir tanrıya dayanak oluşturamayacak kadar hatalıdır. |
belki doğru belki yanlış ama şunu hatırlatırım bilimadamlarının çoğu ateisttir ve evrenin başlaması için tanrıya ihtiyaç olmadığını savunurlar
senin bu mantığınla gidersek "allah veya tanrı nasıl oluştu" sorusu sorulabilir sizler ne zaman bu soruya cevap verirseniz ateistlerde sizlere o zaman cevap verirler |
Mekanda sonsuz olabilen evren zamanda sonsuz olamaz
Kimin teorisi limit teorisi .Müşrikleri öldürün Ateistlerde müşrik kimin suresi Limit suresi Vahiy alan limit Doktorunuz ne diyo bu duruma |
Alıntı:
sizin mutlak varlığınız nedir? |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
kardeşim ben kuranı okuduktan sonra ve birsürü gerizekalıca zırvalarından sonra dinsiz oldum ,
benim hayatımda adam öldürmek olamaz ,savaş yanlısı olmak olamaz ,kadınları mal görmek olamaz ,düşman gibi görmek olamaz ,kölelik olamaz vs vs en önemliside 7.yy dan kalma kör zihniyet hiç olamaz |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
hiçbir ateist in birşeye tapmaya ihtiyacı yok olsaydı zaten adı A-TEİST olmazdı
|
Alıntı:
evrenin başlangıcı bira maaysıdır varlık ondan südur etmiştir ve ateizmin tanrısı bira mayasıdır çünkü her şeyin ondan meydana geldiğine inanıyorlar o halde ateizm bira mayasına tapan bir dindir ama kuralları kanunları yoktur temelinde anarşizm vardır |
Alıntı:
|
Evren, BOB isimli uzaylının, fazla salladığı bira kutusunu açarken patlatması sonucu oluşmuştur. Tanrı BOB'un oğludur. Muhammed de torunu.
Sorduğunuz saçma soruya aynı ölçüde saçma bir cevap yakışır diye düşünerek bunu yazdım. Kendi teist inancınızdaki tapınma ihtiyacı, ateist düşüncede yoktur. Bu nedenle de ateizm bir din değildir. Bunu idrak edememeniz ateizmi din yapmaz. Evrenin oluşumunda mutlak bir madde var mı yok mu bunu bilmiyorum. Henüz bunu açıklayan bir bilimsel veri elde yok. Daha önce de bahsedildi ama işinize gelmediği için kıvırıyorsunuz. Öncelikle kendi tanrınızın kaynağını açıklamanız gerekir. O doğmamıştır ya da doğurmamıştır. Her zaman vardı ve var olacak türü basma kalıp sözleriniz hiç bir şeyi kanıtlamaz. Tanrınız, kendisini bize göstererek kanıtlamadığına göre, sizin tanrıdan geldi dediğiniz kitaba bakarak onun aslında varolmadığını kanıtlamak pekala mümkündür. Bunu da forum içerisinde pek çok başlıkta sizlere sunulan çelişkilerden görebilirsiniz. İlla ki özet isterseniz; Kutsal denilen bir kitapta pedofili, şiddet, adaletsizlik ve eşitsizlik olmaması gerekir. ancak sizin kuran dediğiniz kitaba bakıldığında hepsinde bir miktar olduğu rahatlıkla görülür. |
Alıntı:
İlle de bir şeylere tapınma ihtiyacı duyacaksak şayet; dürüstlüğe, insanlığa, barış ve adalete, kavgasız, zulümsüz bir hayat yaşama kurallarına tapınırız. İlle de bir şeylere tapının diyorsanız, bunlara tapınırız biz. Neyin peşindesin anlayamadım limitsiz. Limitini doldurma bence daha fazla :) |
Alıntı:
Algılayamadığınız bir nokta var bizim Tanrımız olan ALlah varlığı kendindendir ve sonsuzdur bu sonsuzluk içinde sebepleri yaratmıştır ve biz O na taparız sizinde bir mutlak varlığınız var olmak zorunda bilim bunu bulamamış deyip kenara çekilemezsiniz zira bilim Tanrıyı bulamaz ama aklı olan idrak ederki VARLIĞI KENDİNDEN OLAN İLK SEBEBİN YARATICISI BİR SEBEP (MÜSEBBİBÜL ESBAP) VARDIR. inanç kavramına o kadar düşmansınız ki ne söylemek istediğimi size ne sorduğumu bile anlamıyorsunuz. siz islama inanmayabilirsiniz Kuranı kabul etmeyebilirsiniz ama mantık olarak bir mutlak varlığa olan ihtiyaca karşı çıkamazsınız... |
Alıntı:
Hiç bir şey evren gibi bir şey, insan gibi bir şey kendinden var olamaz ama yüce kusursuz bir yaratıcı kendinden var olabilir. Evrenin bir sebebi var edeni olmalı mıdır? Her şeyin bir sebebi olmalı mıdır Bu sebep var eden bir zeka sahibi olmalı mıdır? Evreni var eden bu ulu varlık muhammedin cinsel hayatını düzenlemeli midir? Bu varlık varsa ve zeki ise 1400 sene önce yaşayan arabın yaptığı ottan bottan işler onu ilgilendirmeli midir? Bu evrende bir kum tanesi bile olamayacak bir güneş sistemindeki elin arabı niye bu kadar önemlidir. El cevap Edit : Mantığını kurduğun zemini sonuca varırken niye kullanmıyorsun. Mantığının temeli : hiç bir şey kendinden var olamaz. Sonucu : Kendinden ulu bir yaratıcı olmalı ki ...... diye gidemez. |
Alıntı:
Adalet,dürüstlük,barış insanlık gibi şeylerin mutlak varlık olamayacağını bil... |
Alıntı:
|
İki gün sonrasını düşünemiyorum...
Limit, elinde silah, "sizin mutlak varlığınız nedir ulan?" diye soracak gibi hissediyorum... Kendi kuramsal düşünceni neden tek doğru düşünce diye lanse ediyorsun? Yukarıdaki yazılarda bu düşünce sistematiğinin yanlışlığı gösterilmiş ama sen ısrarla kabul etmiyorsun. Spartacus hocam gelse de "mutlak nedir, ne değildir" sana bi anlatıverse :) |
Sizin anlayamadığınız olay tapmak, secde etmek gibi eylemlerin sizin teist inancınızın bir parçası olması. Evrenin kaynağı olarak bir madde bulunsa ya da öne sürülse bu hiç bir ateistin bu maddeye tapınmasını gerektirmez. Eğer siz benim yani bir ateistin maddeye taptığını iddia ederseniz aptallık etmiş olursunuz. Eğer bir şeye tapma ihtiyacı duysaydım zaten teist inançtan ve onun saçma dinlerinden vazgeçmezdim.
Big Bangin öncesinde ne olduğu araştırılır çözülür ya da çözülemez. Bu farklı bir konu. Ancak sizde olduğu gibi, daha adaleti ve eşitliği sağlayamamış aciz bir kutsal varlık bunu yaptı demek meseleyi çözmez. Daha da kötü hale getirir. Muhammed konusuna gelecek olursa. Kendisi daha çocuk yaşta denilecek kızları kendisine eş olarak seçmiş bir adam. Böyle bir kişiye saygı duymak ya da onu üstün görmek mantıksızdır. Cünkü cinsel dürtülerinin esiri olmuş bir kişidir kendisi. Sadece bu da değil kendi evlatlığının eşini kendine almakta bir sakınca görmemiş bunu da kutsal dediği hayali varlığın iznine bağlamıştır. Yani sizin o sevgili muhammediniz, saldığı korku ve buna bağlı saygı ile kendisine çıkar sağlamıştır. |
İlk sebep diye bir şey yoktur... Zamana da şu evrene de ilk sebep biçme işi(ortaçağ posası) sanırım 21. yüzyılda aşılacaktır...
İlk sebep Allah olursa o halde oda sebepli olmak zorundadır. Bu tarz kurgusal düşünceler sadece kurguyu yapanları bağlıyor oysa... İnançla, inanmakla ifade edilecek bir şey değil bunlar. İlk dediğiniz de, son dediğinizde birlikdedirler, ayırdığınız anda böyle çarpık fikirler geliştirmek zorunda kalırsınız.. Peki bu nasıl olur, ilk de sonda birlikdedirler diye düşünüldüğü zaman onunda yanıtı politik zırvalarla çaptan düşürülmüş diyalektiği anlamakdan geçiyor. Siz hala kafanızda bir zaman çizgisi çizin, sonrada ardışık bir biçimde tüm evreni, tüm her şeyi o çizginin üzerinde oynatmaya devam edin ve tabi birde ilk sebep diye bir yaratan oluşturun. Sizlerin kurgusu böyle diye, neden nesnel de, evrende size uysun ki? Dün de, bu günde, yarında birliktedirler, bu gün dündür, dünde yarın.. Yok öyle bir ilk sebep, yok başlangıç, yok son sebep. Tüm başlangıçlarda, bitişlerde dışında değil, içinde, üzerinde gerçekleşir, aynen gece ile gündüzün dünyanın üzerinde gerçekleşmesi gibi, yani dünya bir geceden bir gündüze akıp, göç edtmiyor, zıplamıyor, geçmiyor(buda anlayabilene kaba bir örnek olsun)... |
yaho mantık yoksunu arkadaşım
madde sonsuzdur ve asla tükenmez sadece boyut ve şekil değiştirir bu anlamda bakarsan zaten maddeyi bir varlığın yaratmasına gerek olmadığını anlarsın bu arada ben bilimadamlarının çoğu ateist diye dinsiz olmadım ,insanlıktan çıkaran kuranı okuyunca dinden çıktım allah nasıl oluşmuşa cevap veremiyorsun değil mi?ben sana cevabını vereyim insanlar oluşturmuştur:) |
limit tanrın kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir mi? yaratırsa herşeye kadir değildir, eğer yaratamıyor ise gene değildir :) kudret paradoksuna tam bir cevabımızda yok aslında.
ilk ne vardı diye konuşmak zamanı beynimizin algıladığı şekilde sınırlıandırmamız yüzünden olduğunu düşünüyorum. göreceli olduğu kanıtlanmış ve boyut mu değil mi, eğer silindirik ise zaman hiç düşündüğümüz gibi değil yani pauli dışlama etkisine maruz kalmıyordur vs.. |
Mutlak varlık.Yani elektron mikroskobundan teleskoplardan kaçan bilimsel algılamalardan fellik fellik kaçan Arızalı bir mutlak varlık .Kese kağıdına sormuşlar nereden geldin Çimento torbasından demiş .Kimin teorisi limitin limit kim fasarya .Biz gök yüzünede baksak tek bir atomada baksak Mutlak varlığı yani enerjiyi görürüz Cin melek büyü Astroloji Asparagostomi sizin ilmi hazineniz Ben size mutlak varlığı bulacağınız yeri tarif edeyim İstanbulda Önünde rodin heykeli var Yada diğer adrese gidin.Manisa ruh ve sinir hastalıkları rehabilitasyon merhezinde bulabilirsiniz Acil şifalar
ÖLDÜR CANİ DÜNYA FANİ |
Alıntı:
bir dindarla varlık-yokluk kavramı tartışmak, "kırmızı başlıklı kız" masalını gerçek sanan biriyle tartışmaktan farksızdır. sorduğunuz sorular da bunu gösteriyor. Örneğin ben UFO'ların varlığını kabul ediyorum. Bu bir din midir? Yerçekimi kanunlarına, elektromanyetizmaya inanıyorum bunlar bir din midir? Önce islamı bir aklayın, sonra tanrı kavramını tartışırız. hatta sizin işinizi kolaylaştırayım. ben tanrıya inanıyorum, ama dinlere inanmam için tekrar 3 yaşıma dönmem gerekiyor. saygılar.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:29 . |