Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Sufizm (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=158)
-   -   Mutasavvıflar Tanrı'ya Ne Kadar İnanıyor? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19434)

Balkocha 08-07-2010 22:59

Mutasavvıflar Tanrı'ya Ne Kadar İnanıyor?
 
Ilk kez hoca Ahmet Yesevi yi okudugumda sasirmistim.Askin alip menden meni/Mene sen gereksen sen. Diye devam ederek Ozbek lehcesiyle Yunus Emre nin siirinin aynisini yazmis diye dusundum.Ama Yunus tan daha once yasadigini ogrenince de Yunus un taklitci oldugunu dusundum.Ustelik sadece bu degil daha bir on kadar siir ortaya cikti.
Konu uzerinde arastirmaya devam ettigimde de tasvvufcularin, kendinden once gelmis ve saygi duydugu erenden alinma geleneksel siirleri okumak gibi bir aktarimlari oldugunu ogrendim.
--Sordum sari cicege...
-- Askin aldi benden beni... gibi
Hoca Ahmet Yesevi
Yunus Emre
Mevlana (Sems-i Tebrizi ile tanistiktan sonraki Mevlana)
Haci Bektas-i Veli
Seyh Bedrettin dahi sayilabilir.
Ornekler cogaltilabilirse de, asil uzerinde durmak istedigim konu su:Bu insanlarin acik acik dile getirmemekle beraber,aramak anlaminda Tanriyi bir turlu bulamadiklarini defalarca tekrarladiklarini yorumladim.Daha ilginci dindar kesimin Yunus tan diye besteledikleri siirler (ki yukarida belirttigim gibi Yunus un degil,aktarim geleneginin eserleridir) Tanri yok diyor.
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Yunus' durur benim adım
Düngün artar benim derdim
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni
Ne dersiniz,ben mi yanlis anlamisim.
Bir mutasavvufun dedigi gibi Biz mutasavvuflar biliriz ki...
Konuya ilgi duyan arkadaslar benim ulasamadigim anlamda bilgiyle yaklasirlarsa uretken olurlar diye de bir ukalalik yaparak
Saygilar sunuyorum.

YasasinBilim 09-07-2010 00:14

Sevgili Balkocha;

Hallac-ı Mansur'u ve Ömer Hayyamı da bu listeye dahil edebiliriz.

Hallac-ı Mansur'un "En el hak (tanrı içimdedir, [kimilerine göre] ben tanrıyım)" tasavvufu özetleyen bir cümledir.

Ömer Hayyam'ın pek çok rubaisinde tanrı aşkına bir o kadar da müslümanlık karşıtlığına şahit olabiliriz.

"
Biz aşkla tapanlarız, müslüman değil,
Cılız karıncalarız, Süleyman değil,
Biz eskiler giyen benzi soluklarız,
Pazarda sırma satan bezirgan değil.
"

Mutasavvuflar net olarak deist idiler. Mevlana gibi bazı mutasavvufların peygamber ve islamiyete hürmetli olmaları, onların müslüman oldukları anlamına gelmiyor.

Nasıl ki müslümanlar Atatürkün müslüman olduğuna inanmak istiyorlar, aynı şey mutasavvuflar için de geçerlidir. Mutasavvufların da iyi birer müslüman olduklarına inanırlar.

saygılar...

Balkocha 09-07-2010 14:15

Aslinda bu listeyi ozellikle ilahileri camilerde okutulup,ugruna geceler duzenlenen,sunni musluman camianin adinin onune Hazreti yapistirdiklari tarzdakilerle sinirlandirmak istedim.Ona kalirsa Bir Kaygusuz Abdal var ki dunyanin ilk surrealist siir orneklerini vermistir.



Ademi balçiktan yogurdun yaptin,
Yapip da neylersin, bundan sana ne
Halk ettin insani saldin cihana
Salip da neylersin bundan sana ne

Bakkal misin teraziyi neylersin
Isin gücün yoktur gönül eglersin
Kulun günahini tartip neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne

Katran kazanini döküver gitsin
Mümin olan kullar didara yetsin
Emreyle yilana tamuyu yutsun
Söndür su atesi bundan sana ne

Sefil düstüm bu alemde naçarim
Kildan köprü yaratmissin geçerim
Sol köprüden geçemezsem uçarim
Geçir kullarini bundan sana ne

Kaygusuz Abdal der cennet yarattin
Cehenneme nice kullari attin
Nicesin ates-i ask ile yaktin
Yakip da neylersin bundan sana ne


" yucelerden yuce tanri
gunduzlerden gece tanri
ismin vardir cismin yoktur
sen benzersin hice tanri "


yücelerden yüce gördüm
erbabsın sen koca tanrı
bu allahlığı sen nerden
satın aldın kaça tanrı

ali ile bir olmuşsun
bir mektepte okumuşsun
ali olmuş hafız kelam
sen okursun hece tanrı

kıldan bir köprü yapmışsın
gelsin kullar geçsin deyu
hele biz şöyle duralım
yiğit isen sen geç tanrı

yaratmışsın bağ-u cennet
kulların etsinler sohbet
cehennemi ne yarattın
be akılsız koca tanrı

unuttuk diye namazı
bizi ateşe atarsın
kul yanması abes değil
gel bas kızgın saca tanrı

senin kulların anılır
atası anası ile
senin anan baban yoktur
benzersin bir ... tanrı

seni her yerde görürüm
için dışını bilirim
sırrın halka faş edersem
halin nice olur tanrı

kaygusuzum der buradan
cümle mahluku yaradan
kaldır perdeyi aradan
gezelim beraber tanrı


Ornekleri cogaltmak kolay.Benim uzerinde durdugum konuya bilgen arkadaslarin vahdet-i vucut meselesinden dem vurup isi Tanri ya baglayacaklarini dusundugum icin, hic olmazsa ornegi kalkan yapmamalarini arzuladim.Bu yuzden ilk siradakiler uzerinde durmaktan yanayim.En azindan bir Mevlana , Yunus Emre, Hallac-i Mansuri kadar cesur olmamakla beraber,yasadiklari yuzyila gore su an bizlerin oldugundan daha curetkarlar.Icimizde kac kisi gercek adiyla yazi yazabiliyor.Birakin derilerimizi yuzmeyi,kopeklere etlerimizi parca parca yedirirler.Gerci ne yapacaklarini Kuran da ziyadesiyle acik acik tarif ediyor ya, neyse, konumuz bu degil.Ben, bahsettigim mutasavvuflarin tum yasamlarini olgunlasmaya adarlarken vardiklari (bana gore yoktur diyorlar.Zira kainatin butununde Tanriyi goruyorlar gibi tanimlamalar onlarin o donemde canini kurtarabilecekleri yegane izah tarzidir.) sonucu ,bugun bizler ,bilimsel gereksinimlerin doyurulmasinda zorlanirken yakalayabiliyoruz.
Butun bunlara ragmen nasil oluyor da camilerde sordum sari cicege gibi ilahiler okunabiliyor.Namazda okunan ayetleri Arabca diye anlamadiklarini algilayabilirim de ,bu okunan apacik Turkce olarak yazilmis.
Saygilarimla

seyyah3441 10-07-2010 07:40

Vahdet-i vücut gerçekte , andığınız tüm mutasavvıfların üzerinde birleştiklri tek konudur.
Ancak her biri kendi nasibi ( kapasitesi) kadar , bu olguyu algılamış ve yorumlamışlardır.
Bazıları şeriat - tarikat - hakikat yolculuğunda şeriata takılmış ,kimileri tarikat te bir ömür oyalanmış , pek azı hakikate varmıştır.Hakikate varanları "deist" olark nitelemişsiniz ki buna yürekten katılıyorum.
Aslına bakarsanız tüm peygamberlerin deist olduğunu söyliyebiliriz.Zira kendilerine dayatılan mevcut egemen din anlayışını red etmişlerdir.

Vahdet-i vücut ilkesini en sığ anlamıyla "TEK" lik olarak kabul edebiliriz.Ama daha geniş anlamıyla " NOKTA" dır ve bütün herşey (canlı cansız tüm kainat ) o " NOKTA " dadır.

Her şeyi o " NOKTA " içinde ve o kadar görebilen gözlerde ayrı ,gayrı kalkmıştır.
Her şey birleşmiştir .İşte "Ene l Hak" da bu noktada ortaya çıkar Hallac- Mansur 'da.

katre_07 11-07-2010 18:19

Alıntı:

Balkocha´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 317632)
Ilk kez hoca Ahmet Yesevi yi okudugumda sasirmistim.Askin alip menden meni/Mene sen gereksen sen. Diye devam ederek Ozbek lehcesiyle Yunus Emre nin siirinin aynisini yazmis diye dusundum.Ama Yunus tan daha once yasadigini ogrenince de Yunus un taklitci oldugunu dusundum.Ustelik sadece bu degil daha bir on kadar siir ortaya cikti.
Konu uzerinde arastirmaya devam ettigimde de tasvvufcularin, kendinden once gelmis ve saygi duydugu erenden alinma geleneksel siirleri okumak gibi bir aktarimlari oldugunu ogrendim.
--Sordum sari cicege...
-- Askin aldi benden beni... gibi
Hoca Ahmet Yesevi
Yunus Emre
Mevlana (Sems-i Tebrizi ile tanistiktan sonraki Mevlana)
Haci Bektas-i Veli
Seyh Bedrettin dahi sayilabilir.
Ornekler cogaltilabilirse de, asil uzerinde durmak istedigim konu su:Bu insanlarin acik acik dile getirmemekle beraber,aramak anlaminda Tanriyi bir turlu bulamadiklarini defalarca tekrarladiklarini yorumladim.Daha ilginci dindar kesimin Yunus tan diye besteledikleri siirler (ki yukarida belirttigim gibi Yunus un degil,aktarim geleneginin eserleridir) Tanri yok diyor.
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Yunus' durur benim adım
Düngün artar benim derdim
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni
Ne dersiniz,ben mi yanlis anlamisim.
Bir mutasavvufun dedigi gibi Biz mutasavvuflar biliriz ki...
Konuya ilgi duyan arkadaslar benim ulasamadigim anlamda bilgiyle yaklasirlarsa uretken olurlar diye de bir ukalalik yaparak
Saygilar sunuyorum.

sayın balkoc eski edebiyatta özellikle divan edebiyatında nazire geleneği vardır..anadoluya tasavvufu getiren zaten ahmet yesevinin müritleridir..

nazire geleneğinde söyleyiş önemlidir..biri şiir yazar çok sevilir..sonrasında o şiirin aynısına benzer farklı söyleyişte şiirler yazılır..yunus emrenin böyle bir şey yazmış olması muhtemel..ayrıca..aynı şeyi düşünmüş olamazlar mı şairler..?

sordum sarı çiçeğe yunus emreye ait değildir..üç dört tane yunus mahlaslı şair var .edebiyatımızda..hangisinin bizim yunus olduğunu 13.yy..dil özelliklerinden yola çıkarak seçiyoruz..mesela sordum sarı çiçeğe 16.yy anadolusu dil husisiyetleri göstermekte..bizde diyoruz ki o zaman bu şiir bizim yunus'a ait değildir..bu şekilde bir çok şiir var..

ben de ne anlıyorum biliyo musunuz o şiirden.. bana sadece sen gereksin..senden başka her şey yalan..tek gerçek sensin ..senin özlemini çekmekteyim..(bu bilinen bir şeye özlem)tasavvufta biraz daha takılmanızı tavsiye ederim

saygılar..

katre_07 11-07-2010 18:23

Alıntı:

Balkocha´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 317736)
Aslinda bu listeyi ozellikle ilahileri camilerde okutulup,ugruna geceler duzenlenen,sunni musluman camianin adinin onune Hazreti yapistirdiklari tarzdakilerle sinirlandirmak istedim.Ona kalirsa Bir Kaygusuz Abdal var ki dunyanin ilk surrealist siir orneklerini vermistir.



Ademi balçiktan yogurdun yaptin,
Yapip da neylersin, bundan sana ne
Halk ettin insani saldin cihana
Salip da neylersin bundan sana ne

Bakkal misin teraziyi neylersin
Isin gücün yoktur gönül eglersin
Kulun günahini tartip neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne

Katran kazanini döküver gitsin
Mümin olan kullar didara yetsin
Emreyle yilana tamuyu yutsun
Söndür su atesi bundan sana ne

Sefil düstüm bu alemde naçarim
Kildan köprü yaratmissin geçerim
Sol köprüden geçemezsem uçarim
Geçir kullarini bundan sana ne

Kaygusuz Abdal der cennet yarattin
Cehenneme nice kullari attin
Nicesin ates-i ask ile yaktin
Yakip da neylersin bundan sana ne


" yucelerden yuce tanri
gunduzlerden gece tanri
ismin vardir cismin yoktur
sen benzersin hice tanri "


yücelerden yüce gördüm
erbabsın sen koca tanrı
bu allahlığı sen nerden
satın aldın kaça tanrı

ali ile bir olmuşsun
bir mektepte okumuşsun
ali olmuş hafız kelam
sen okursun hece tanrı

kıldan bir köprü yapmışsın
gelsin kullar geçsin deyu
hele biz şöyle duralım
yiğit isen sen geç tanrı

yaratmışsın bağ-u cennet
kulların etsinler sohbet
cehennemi ne yarattın
be akılsız koca tanrı

unuttuk diye namazı
bizi ateşe atarsın
kul yanması abes değil
gel bas kızgın saca tanrı

senin kulların anılır
atası anası ile
senin anan baban yoktur
benzersin bir ... tanrı

seni her yerde görürüm
için dışını bilirim
sırrın halka faş edersem
halin nice olur tanrı

kaygusuzum der buradan
cümle mahluku yaradan
kaldır perdeyi aradan
gezelim beraber tanrı


Ornekleri cogaltmak kolay.Benim uzerinde durdugum konuya bilgen arkadaslarin vahdet-i vucut meselesinden dem vurup isi Tanri ya baglayacaklarini dusundugum icin, hic olmazsa ornegi kalkan yapmamalarini arzuladim.Bu yuzden ilk siradakiler uzerinde durmaktan yanayim.En azindan bir Mevlana , Yunus Emre, Hallac-i Mansuri kadar cesur olmamakla beraber,yasadiklari yuzyila gore su an bizlerin oldugundan daha curetkarlar.Icimizde kac kisi gercek adiyla yazi yazabiliyor.Birakin derilerimizi yuzmeyi,kopeklere etlerimizi parca parca yedirirler.Gerci ne yapacaklarini Kuran da ziyadesiyle acik acik tarif ediyor ya, neyse, konumuz bu degil.Ben, bahsettigim mutasavvuflarin tum yasamlarini olgunlasmaya adarlarken vardiklari (bana gore yoktur diyorlar.Zira kainatin butununde Tanriyi goruyorlar gibi tanimlamalar onlarin o donemde canini kurtarabilecekleri yegane izah tarzidir.) sonucu ,bugun bizler ,bilimsel gereksinimlerin doyurulmasinda zorlanirken yakalayabiliyoruz.
Butun bunlara ragmen nasil oluyor da camilerde sordum sari cicege gibi ilahiler okunabiliyor.Namazda okunan ayetleri Arabca diye anlamadiklarini algilayabilirim de ,bu okunan apacik Turkce olarak yazilmis.
Saygilarimla


sayın balkoc bir de şu şiiri var müthişş

Bir kaz aldım ben karıdan
Boynu da uzun borudan
Kırk Abdal karnın doyuran
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz

Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ateş yakar
Kaz aldırmış başın bakar
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz

Kaza verdik birkaç akça
Eti kemiğinden pekçe
Ne kazan kaldı ne kepçe
Kırk gün oldu kaynatırı kaynamaz

Kaz değilmiş be bu azmış
Kırk yıl Kafdağında gezmiş
Kanadın kuyruğun düzmüş
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazı koyduk bir ocağa
Uçtu gitti biri bucağa
Bu ne haldir hacı ağa
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazımın kanadı sekli
Dişi koyun emmiş tilki
Nuh Nebî’den kalmış belki
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazımın kanadı sarı
Kemiği etinden iri
Sağlık ile satma karı
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazımın kanadı ala
Var yürü git güle güle
Başımıza kalma belâ
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Suyuna biz saldık bulgur
Bulgur Allah deyi kalgır
Be yârenler bu ne hâldir
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kaygusuz Abdal nidelim
Ahd ile vefâ güdelim
Kaldırıp postu gidelim
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz


:D tasavvuf güzel şey..

Balkocha 11-07-2010 23:00

.Ahmet Yesevi ve onu nasıl tekrar etmiş Yunus Emre...
Bu şiirlerin onların olduğunu bilerek:
Hoca Ahmet Yesevi dedi ki;
Aşkın kıldı şeyda meni
Cümle alem bildi meni
Kaygım sensin tün ü küni
Menge sen ok kereksen
Yunus Emre bunu şöyle dedi;
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü güni
Bana seni gerek seni
Hoca Ahmet Yesevi dedi ki;
Alimlere kitap kerek
Sufilere mescid kerek
Mecnunlara leyla kerek
Menge sen ok kereksen
Yunus Emre bunu şöyle dedi;
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahiret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni
Hoca Ahmet Yesevi dedi ki;
Feda olsun senge canım
Töker bolsan menim
kanım
Men kulunmensen
sultanım
Menge sen ok kereksen
Yunus Emre bunu şöyle dedi;
Eger beni öldürseler
Külüm göge savuralar
Toprağım anda çağına
Bana seni gerek seni
Hoca Ahmet Yesevi dedi ki;
Hoca Ahmet menim atım
Tün ü küni yanar odum
İki cihanda maksudum
Menge sen ok kereksen
Yunus Emre şöyle dedi;
Yunus'dur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni

nazire geleneğinde söyleyiş önemlidir..biri şiir yazar çok sevilir..sonrasında o şiirin aynısına benzer farklı söyleyişte şiirler yazılır..yunus emrenin böyle bir şey yazmış olması muhtemel..ayrıca..aynı şeyi düşünmüş olamazlar mı şairler..?
Bir gelenegin oldugunu zaten belirtmistim.Ayni seyi dusunmek degil.Kendinden oncekine gonul acmak anlaminda bir gelenektir.


ben de ne anlıyorum biliyo musunuz o şiirden.. bana sadece sen gereksin..senden başka her şey yalan..tek gerçek sensin ..senin özlemini çekmekteyim..(bu bilinen bir şeye özlem)tasavvufta biraz daha takılmanızı tavsiye ederim
Sizin anladiginizin benimkinden farkli olmasi gayet dogal.Sizin vardiginiz sonuca hicbir mutasavvuf varamamisken,sizin mutasavvuflardan yola cikarak Tanri yi bulmussunuz.Tasavvufu okuyunuz lutfen.Takilmakla olmaz.Onlarin hicbiri bulamamis.Yoktur diyorlar.Tabii bu benim dusuncem.Vardir diyen, aramaktan caresizligini ifade etmeyen bir ornek bulabilirseniz bilmek isterim.
Ben diyorum ki:bu gun bile yoktur diyene olum fermani acikken,siz bin yil once yoktur diye acik acik diyeceklerini mi saniyordunuz.

saygılar..[/QUOTE]

Balkocha 17-08-2010 20:25

Her gün bir yerden göçmek ne iyiHer gün bir yere konmak ne güzelBulanmadan, donmadan akmak ne hoşDünle beraber gitti cancağızım,Ne kadar söz varsa düne ait,Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. MEVLANA
Peki simdi bu soz uzerine diyalektigi tanimlamak isteyen var mi?Ve diyalektikle dogma bagdasikligini sorgulamak isteyen.
Ya da Muhammed bu sozun altina imza atar diyen birmusluman var mi?
Mevlana yi kurtarmak isteyen var mi?
Saygilarimla

siriusx 19-08-2010 06:37

mutasavvuflar islamcıların iddia ettikleri gibi bir tanrı kavramına the ye inanmazlar. bu yüzden ateisttirler. ve hiçbir zaman Allah'dan bir tanrı olarak bahsetmezler. tasavvufa göre, herşey O'nun bir parçasıdır, yani aslında Allah bir metadır, soyut değildir. Allah ismi de varolan herşeye her boyutunda işaret eder. gözle görülememe sebebi de budur varolan herşeyi her boyutta insanın gözleriyle görmesi imkansızdır.
öldükten sonra da insandaki ruhun(maddeseldir) varlığı madde olarak devam edeceği kesindir. yani yine Allah'ın bir parçası olmaya devam edecektir. bu yüzden cennet ve cehennemi ciddiye almazlar, cennette de olsalar cehennemde de olsalar Allah'ın bir parçası olmaya hükmü altında olmaya devam edeceklerdir.
kuranı ve şeriatı ciddiye almazlar, çünkü Allah'ın varlığı karşısında Allah'ı açıklamak adına oldukça yetersizdir. yunus emre der ki;"hakikat bir deniz, şeriat onda gemi, çokları gemiden inip, denize dalmadılar."
kuran'ın yetersizliğine karşın gizemci olduğu iddia edilen, yani bir çok kişinin algılayamadığı yöntemlerle Allah'ı nasip edildiği ölçüde algılamaya çalışırlar.

Neva 11-09-2016 12:34

Guncelleme.

Ahlaksız 14-04-2017 19:11

Bir kitaptan alıntı yapacağım..Anlamlı,aynı zamanda çokta komik bir alıntı:)

Dervişin biri Dicle'ye düşer..Onun yüzme bilmediğini gören kıyıdaki bir adam ''birisine seni karaya çıkarmasını söyleyeyim mi?'' diye bağırır..''Hayır'' der derviş..''Peki boğulmak mı istiyorsun?''..''Hayır..'' ..''Öyle ise istediğin ne?''..Derviş cevap verir;''Allah'ın dediği olur..İsteyipte ne yapayım?''

İslam sufileri-Raynold A.Nicholson

marcos 14-04-2017 21:13

Belki arkadaşlar Tanrıya inanıyor Allaha inanmıyordu.Ya da başka bir şeye inanıyorlardı.

Felâsife 14-04-2017 22:59

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 317657)
Mutasavvuflar net olarak deist idiler. Mevlana gibi bazı mutasavvufların peygamber ve islamiyete hürmetli olmaları, onların müslüman oldukları anlamına gelmiyor.

Doğrudur.
Lakin bu onların Deist olduğu anlamına da gelmez, zira Tasavvuf bu işlere Haller ve Makamlar olarak ele alır ve bir Makam bittiğinde, diğeri başlar, ve en sonunda da tüm Makamlarda biter.
İşte bu bittiği noktada üzerlerinde hiç bir Makam kalmaz, o yüzden Tasavvuf "Suyun rengi, kabın rengidir" diyerek olayı bam-başka bir şekilde ele alır.
Artık bu suyun kendilik bir rengi olmadığı gibi, onun renkli görünmesi de kabın etkisiyledir.
Bundan sonra ne olduğun önemli değil, ne olabiliyorsun o önemlidir.

Hasılı Mutasavvıflar her türlü renge bürünebilir ama bu gerçekte ki renklerini değiştirmez. O yüzden "Hasenatül ebrar seyyiatül Mukarrebin" gibi hiç bir bilindik ölçüye sığmayan, ölçülere de sahiptirler.
Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 317657)
Nasıl ki müslümanlar Atatürkün müslüman olduğuna inanmak istiyorlar, aynı şey mutasavvuflar için de geçerlidir. Mutasavvufların da iyi birer müslüman olduklarına inanırlar..

Tarih bir kötülüklerini görmedi, hoş sohbet, edebi insanlardı, şiir gibi gönüllere hitap eden bir yönleri de vardı ki halkların bunları kendilerine yakın görmeleri de kendilerine iyi geliyor olsa gerektir.

Baracuda 15-04-2017 00:09

Mutasavvıfların islamı yorumlarından dolayı deist yada ateist olduklarına dair şeyler yazılmış. Ancak bu yanlış bir bakış açısı olur cümleye en azından aslında kavramsal olarak diye başlamadığımız müddetçe. Neden ?

1. Önce Tasavvufun temel ögelerinden Enel Hak ateizm asla değildir. Ateizm tanrı varlığını reddetmektir. Enel Hak ise bir çeşit tanrı ve evren tasavvurudur.

2. Bunlar deistte değiller. İslamı reddetmiyorlar. Kendilerine göre açık ve net müslümanlar. Sadece yorumları farklı.

3. Bu yorum farklılığı sadece mutasavvıflara has değil. Eşarilikte farklı yorumluyor. Maturidilikte farklı yorumluyor. Her Coğrafya islamı farklı yorumluyor. Bu onları deist yada ateist yapmaz. Ne yapar? İslam dışı yapar. Bunları anlatmak için kullanıldığı üzere Heteredoks çok güzel bir kavram. Olan budur.

Felâsife 15-04-2017 00:55

Alıntı:

Baracuda´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599434)
1. Önce Tasavvufun temel ögelerinden Enel Hak ateizm asla değildir. Ateizm tanrı varlığını reddetmektir. Enel Hak ise bir çeşit tanrı ve evren tasavvurudur.

Merhaba

Tabi bu mesele ilginçtir, Bazı şeyler baştan nasıl anlaşılmışsa, sonradan da öyle anlaşılmaya devam ederler. Enel hak meselesi de aynen böyledir.
Bileni bilmeyeni bunu anlamak istediği gibi anladığı için, Hallac "Ben Allahım" dedi sanıyor.
Oysa kelime belli, Hallac HAKK dedi.

Bu kelimeyi Arabi de çok kullanır, Hakk = Gerçek anlamında kullanır, aynı kelimedir. Birinde gerçek olan ötekinde nasıl Allah olur, bu çok tuhaftır.
Hoş gerçi Arabi içinde hakkında az ölüm fermanları çıkmamış değildir.
Dediğim gibi Hallaç ben Allahım demedi, dese Enel Allah diyebilirdi pekala, hakk dedi, yani gerçeğim dedi ama o halk/mollalar onu Allahım dedi diye infaz etti.

Tarihte böyle bir yanlış anlama yok ama buna yapacak bir şeyde yok, artık olan olmuş.
Gerçi bu mesele bir yandan da tasavvufu örten de bir mesele olmuş.
Alıntı:

Baracuda´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599434)
2. Bunlar deistte değiller. İslamı reddetmiyorlar. Kendilerine göre açık ve net müslümanlar. Sadece yorumları farklı.

Putperestliğide reddetmiyorlar, Mecusiliğide reddetmiyorlar vs. sadece İslamı değil.
İslam redden öte, dost bile edinmeyin, hatta onlara benzemeyin bile der. Bu yüzden Mevlana'nın o meşhur sözü İslamla taban tabana zıttır.

Baracuda 15-04-2017 03:19

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599436)
Merhaba

Tabi bu mesele ilginçtir, Bazı şeyler baştan nasıl anlaşılmışsa, sonradan da öyle anlaşılmaya devam ederler. Enel hak meselesi de aynen böyledir.
Bileni bilmeyeni bunu anlamak istediği gibi anladığı için, Hallac "Ben Allahım" dedi sanıyor.
Oysa kelime belli, Hallac HAKK dedi.

Bu kelimeyi Arabi de çok kullanır, Hakk = Gerçek anlamında kullanır, aynı kelimedir. Birinde gerçek olan ötekinde nasıl Allah olur, bu çok tuhaftır.
Hoş gerçi Arabi içinde hakkında az ölüm fermanları çıkmamış değildir.
Dediğim gibi Hallaç ben Allahım demedi, dese Enel Allah diyebilirdi pekala, hakk dedi, yani gerçeğim dedi ama o halk/mollalar onu Allahım dedi diye infaz etti.

Tarihte böyle bir yanlış anlama yok ama buna yapacak bir şeyde yok, artık olan olmuş.
Gerçi bu mesele bir yandan da tasavvufu örten de bir mesele olmuş.

Putperestliğide reddetmiyorlar, Mecusiliğide reddetmiyorlar vs. sadece İslamı değil.
İslam redden öte, dost bile edinmeyin, hatta onlara benzemeyin bile der. Bu yüzden Mevlana'nın o meşhur sözü İslamla taban tabana zıttır.

Ben sadece Hallac-ı Mansur'un ne dediğini düşünerek bu yorumu yapmadım. Enel Hak (Panteizm) kavramı üzerinden yaptım. Tüm evrenin tanrının bir parçası olması, tanrı yoktur dan farklı birşeydir.

Bunların islam yorumları İslamla taban tabana zıt tabi. Ancak bunlar kendilerini müslüman sayıyorlar. Saymıyorlar mı ? İslamla taban tabana zıt olan pek çok başka ekol var. Mutezile'de taban tabana zıt. Mutezile islamı reddetmiyor. Hambeliler siz yanlıştasınız. İslam benim dediğimdir diyor. Bu deizm değilki. Deizm varolan dinleri reddedip tanrı varlığını kabullenen görüştür.

Ben Muhammed'in ayağının tozuyum diyen Mevlana deist yada ateist olurmu ?

spartacus 15-04-2017 05:56

2 Sebeple

1.) malzeme belli, yani hitap edilen kitleye çıkıp, Allah yok, Muhammed bir uydurma deseler kime anlatabilirlerdi. Onlar malzemeyi bildiği için, malzemeyi yoğurma yolunu seçmiş, mevcut olanı ret etmek yolu yerine, alıştıra, alıştıra, uzun vadeli girişimle dönüştürmeye(!) çalışmışlar.
2.) Hakim harami saltanatının baskıları. Önreğin derisi yüzülen nesimi örneği ortadadır, kaldı ki zaten ilgili toplum, kılıçtan geçirile, geçirile sözde müslüman yapılmıştır...

Örneğin Bedreddin, Varidat adlı eserinde araya sıkıştırır asıl görüşünü -panteizmden de, deizmden de daha az tanrıcıdır, aslında bildiğimiz Taocudur, dönemin ateizmi bile denebilir-, ama bunu yapabilmek adına da, yukarıdaki basit 2 sebeple, islamın dışında olmadığı imajı vermek zorunda kalır(Ezop dili denir buna)...

"Enel Hak, Allah beni ademdedir", verilmek istenen mesaj basittir ve bu insanların görüşünde herhangi bir TANRI yoktur, işaret edilemez, bireye indirgenemez, irade yüklenemez, kendiliğinden söz edilemez, o ya da şudur denemez, çok daha ileri bir aşama, yani tanrı birey olamaz, iradesi olamaz, kendisinden söz edilemez, her şeyin birlikteliğidir tanrı denilen, böylece 1 şeyden ve o şeye isim vermek, irade yüklemek, fiziğin dışına bir kişiymiş gibi taşımak-söz etmek imkansızdır, bir şeyi ayırdınız mı tanrı ifadeside çöker. Kısaca tanrı yok, isim verip, işaret edilecek birisi olarak da yok. her şeyin bütünlüğü, etkileşimi, işte dönüşen de, dönüştüren de olanda, oluşanda budur, bir unu, suyla hamura dönüştürmek gibi, oluşmak, adına yaratım denen ama gerçekle örtüşmeyen, tamamen fizik dışı, boş-hurafe- kelimenin yerine temelde kullanılması gereken ve kullanılan dönüşümdür(form, yapıca değişimler ve bu nasıl, ne sayesinde, her şeyin birlikteliği, etkileşimi, böylece dönüşümüyle, etkileşim-ilişki olmasaydı, oluşumdan da, böylece yanlış da kullanılsa yaratım kelimesinden de söz edilemezdi, öyleyse dönüşen -varlık- ve dönüştüren -birlikteliğin etkileşimi->tanrı-. tanrı denilen ise, varlığın form-yapı yansıması olan bireyleri değil, izlediği yol(Tao)-dönüşüm- bu sebeple deformasyona uğratılmadan önce, uğratılmış da olsa ilgili görüş için, hala bir şey önemlidir, YOL(tao, tanrı))..

Felâsife 15-04-2017 14:43

Alıntı:

Baracuda´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599442)
Ben sadece Hallac-ı Mansur'un ne dediğini düşünerek bu yorumu yapmadım. Enel Hak (Panteizm) kavramı üzerinden yaptım. Tüm evrenin tanrının bir parçası olması, tanrı yoktur dan farklı birşeydir.

Yani, sonuçta bir şey fark etmiyor ki, birinde Ben Allahım dediği için infaz ediliyor, diğerinde de Ben Allahım demesi referans alınıyor, oysa burada HAKK kilit bir kavram, aslında çokta NET bir kavram ama genede insanlarda bunu anlamak istedikleri gibi anlamışlar.
Bu işlerine gelmiş çünkü.
Bir tarih böyle yazılmış buna ne diyebiliriz ki?

Bu arada Ben Allahım diyenlerde tabiki olabilir, ama bunu açıktan da söylerler, her yerde her şeyde Allahı görebilirler, lakin bunun referansı Hallac mıdır, bu tartışılır.

Her şeyi Allah görmek, genelde bu Suflere yakıştırılan bir şeydir, lakin bu da Hallac örneğinde olduğu gibi bir yakıştırmadır.
Arabi de Sizin taptığınız ayağımın altındadır dediği için infaz edilmiş, hemen bunuda ALLAH anlamışlar. Yargılama yok, sorgulama yok.

Aslında çok ilginçte bir durum var ortada.
Sufiler her şeyi Allah diye görüyor olması, halkın bir ZANNIDIR. Halk bunu böyle zannediyor, Sufi gece gündüz Allah der, her şeyde Allahı görür vs.
Nereden biliyorlarsa artık!

Akabinde "Ben elmayım" dese, vay ben Allahım dedi diye infaz edilecekti. Hallac zaten cezbe halinde söylemiş bunu, ne dediğinin çok bilincinde bile değil, öncesinde de çarşı pazar da çoşkulu şeylerde söylermiş, son söylediğinde ipide çekilmiş.

Her şeyde, her yerde Allah olması, HALKIN bir zannıdır. Onlar bunu böyle zanneder. Haliyle bir Sufiyi de kendi gibi zannettikleri için, hiç yargılama gereği bile görmezler.
Adam Hakk diyor, Allahım anlaşılıyor!

Alıntı:

Baracuda´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599442)
Bunların islam yorumları İslamla taban tabana zıt tabi. Ancak bunlar kendilerini müslüman sayıyorlar. Saymıyorlar mı ?

Şey olmak tasavvufun bir öğretisi değildir, aksine şey olmamaktır öğretisi, ha başlarda bunu kullanır, ama sonunda hepsi terk edilir.
"Terk-i Terk" gibi bir mekanizma bunun için vardır.
Seni sen yapan her şeyden kurtulmaktır amaç, buna DİN de dahil.
Alıntı:

Baracuda´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599442)
Ben Muhammed'in ayağının tozuyum diyen Mevlana deist yada ateist olurmu ?

Nezaketen veya Siyaseten de denmiş olabilir, zaten Sufi kafa kimseyi kendinden de üstün görmez ki, bir çöpçünün de ayağının tozu olabilir.
Tasavvuf her gördüğünü Hızır bil, kimseyi kendinden büyük görme, daha kapıdan girerken öğretilen bir öğretidir.
Halklar için Muhammed en yüce kişidir. Bu başka tabi, ama gene üsteki gibi burada da HALK kendi gibi görmek ister Sufiyi... ve Sufi için en yüce kişi Muhammeddir diye gıyabında etiketlerler. Bu da gene halkın zannıdır.

Sonuçta işler dönüp dolaşıp, "Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır!" 'a gelir dayanır. Bu sözde Mevlana'ya aittir mesela.
Demek ki adam ne kadar bu işlerden muzdarip olmuş ki, halini anlatamamış ki, böyle bir söz söylemeye ihtiyaç hissetmiş.

Felâsife 15-04-2017 15:05

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599444)
1.) malzeme belli, yani hitap edilen kitleye çıkıp, Allah yok, Muhammed bir uydurma deseler kime anlatabilirlerdi.
...
...(Ezop dili denir buna)...

Eyvallah.
Genede anlatamadılar zaten, Arabi mesela Fusus'un da Yusuf hakkında, Yusuf rüyayı doğru yorumladı ama devamında bu hayatı gerçek zannederek hata etti, zira bu hayat zaten büyük bir rüyaydı der.
Olayı büyük rüya, küçük rüyaya getirir ve Yusuf hata etti der.
Fusus 'ta 20 den fazla peygamberden bahseder ve aslında her birini de kulp takar, hata etti, yanlış yaptı, bu noksanlıktı vs. der. Bir tek Muhammed'e bunu etmez gibi görünür fakat öyle bir hadisini işler ki bu da anlayana bahsettiğin şekilde şifreli mesajdır.
Sonuna şunuda eklemeden etmez.
"Hayalde yaratılan ilahlar, bir hudud ile mahdud oldular!"

İnsanlar ilah kavramını zaten hayallerinde yaratıyorlar, gerçeğe getiremiyorlar, matematik gibi, harfler, takvimler gibi bunlar gerçekte ne kadar varsa, İlah(lar) da o kadar var.

Tabi esas mesele Sufiler gönül insanları oldukları için, ve bilgi denen şeyin şarhoşluğuna da kapılmadıkları için, söylemlerini usulü erkanına göre mülayim bir şekilde yaparlar. Ya da hiç yapmazlar, bir mecburiyetleri yoktur... Hallac aslında gereksiz de bir çıkış yapmıştır, böyle gürültü ve haykırışlar tasavvufun yolu değildir, o yol sessizdir, sukûnettir.

Ahlaksız 15-04-2017 19:20

''Bu insanlar deistti veya ateistti'' gibi cümleler doğru değil..Bu insanlar kendilerini gerçek Müslüman olarak görürler..Yani bugünün Türkiye'sinde yaşanan Müslümanlık,ariflere/şeyhlere/dervişlere göre Müslümanlık değildir..
Bunlar mı Müslüman;

Konu detaylı..Aslında bu konuyu açıklayıcı bir şekilde yazmak lazım..Belki ileride yazabilirim..

Vefik Sami 15-04-2017 19:43

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599463)
''Bu insanlar deistti veya ateistti'' gibi cümleler doğru değil..Bu insanlar kendilerini gerçek Müslüman olarak görürler..Yani bugünün Türkiye'sinde yaşanan Müslümanlık,ariflere/şeyhlere/dervişlere göre Müslümanlık değildir..
Bunlar mı Müslüman;

Yahu bizde bir şeyler anlatabilme adına biryerlerimizi yırtıyoruz. Meğerse Millet, "Allah'tan başka İlah yoktur" demeyi bilmiyor. Videoda soruya muhatap olanların bir kısmı muhtemelen namaz da kılmışlardır. Allah "Ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın." der. Bunların ağızlarından çıkan daha kulaklarına ulaşmadan tamâmı "Cennet-Hûri" hayâli kurar.

marcos 15-04-2017 20:39

Bu adamların Hermetik ne bileyim Pisagorcu filan olma ihtimalleri var mı?İnançlarını bir şekilde sürdüren paganlar olma ihtimali.

İhvanı Safa nın Risalelerini okumuştum.Oradan aklıma takılmıştı Kitapta her bölümde Allaha hamd peygambere ve ehline selam salavat olsa da içinde bazı yerlerde yüce Pisagor büyük Hermes gibi kelimeler koymuşlar.

Sanki ortada kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi varda bu bilgi her dinin içinde kendine yer bulabiliyor.Sanki bunlarda önemli olan bilginin kendisi şekle/isme önem vermiyorlarmış gibi.

Tabii benimki şüphe.

Ahlaksız 15-04-2017 21:59

Alıntı:

Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599465)
Yahu bizde bir şeyler anlatabilme adına biryerlerimizi yırtıyoruz. Meğerse Millet, "Allah'tan başka İlah yoktur" demeyi bilmiyor. Videoda soruya muhatap olanların bir kısmı muhtemelen namaz da kılmışlardır. Allah "Ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın." der. Bunların ağızlarından çıkan daha kulaklarına ulaşmadan tamâmı "Cennet-Hûri" hayâli kurar.

Sizde burada Hasan Akçay'a hudeybiye'den bahsediyorsunuz:)

Yani Türkiye'deki en iyi iki dinler tarihçisini,en iyi iki ilahiyatçıyı ikimizin karşısında dikseler;bu iki adamı doğdukları güne pişman ederiz:)
Bunu şu nedenden söylüyorum..Hem sizi biliyorum,hem kendimi,hem de Türkiye'deki eğitim sistemi ve ilahiyatçıların halini..

Celal Şengör ''Türkiye Afganistan'dan bile geri'' gibi bir şey demişti..Tamamen katılırım buna..
Alıntı:

marcos´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599470)
Bu adamların Hermetik ne bileyim Pisagorcu filan olma ihtimalleri var mı?İnançlarını bir şekilde sürdüren paganlar olma ihtimali.

İhvanı Safa nın Risalelerini okumuştum.Oradan aklıma takılmıştı Kitapta her bölümde Allaha hamd peygambere ve ehline selam salavat olsa da içinde bazı yerlerde yüce Pisagor büyük Hermes gibi kelimeler koymuşlar.

Sanki ortada kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi varda bu bilgi her dinin içinde kendine yer bulabiliyor.Sanki bunlarda önemli olan bilginin kendisi şekle/isme önem vermiyorlarmış gibi.

Tabii benimki şüphe.

Tam üstüne bastın marcos:)
İbni arabi PLATON'UN OĞLU diye biliniyor..Bir başkası Suhreverdi,Pisagor'u SUFİ olarak görüyor..
İslamı bu insanlar paganizmle aynı şey olarak görüyorlar..
İslam denilen şeyin,teslim olmak gibi anlamları olduğu söylenir..Bu teslim olmak ifadesi,tasavvufi bir ifadedir..Ya da Kuran'da hiç beyin kelimesi geçmemesi ve kalbin ön planda olması,kuranın tasavvufla olan bağlantısına dair bir kanıttır..Ya da Allah'ın bilinemez olduğuna dair hadis,ya da Kuran'nın batıni tarafının olduğunun söylenmesi..Birçok şey var tabi..

Ben şöyle olduğunu düşünüyorum..

Hristiyanlığı yaratan şey gnostisizmdir..İslam'ı yaratan şey de,hristiyanlığı yaratan bu gnostisizmdir..Yani İslam,7.yüzyılda Hristiyanlıktan kopan bir gnostik tarikatın/mezhebin ürünüdür..Bu da çok büyük ihtimalle ebiyonizmdir..
Bu ebiyonizm,önce tasavvufu doğurmuş..Tasavvufta bugün bildiğimiz İslam'ı..Gazali'nin bile sufi olduğu düşünülürse,bu süreç/kronoloji hiçte irrasyonel değil..
Yani İslam tasavvufu filan doğurmuş olamaz..Mümkün değil bu..Tasavvuf islamı doğurmuştur ve tasavvufun ne olduğunu anlamak istiyorsakta,hristiyanlığı doğuran erken/ilk Hristiyanlar olarak kabul edilen gnostikler anlaşılmalıdır..

Vefik Sami 15-04-2017 22:25

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599474)
Sizde burada Hasan Akçay'a hudeybiye'den bahsediyorsunuz:)

Yani Türkiye'deki en iyi iki dinler tarihçisini,en iyi iki ilahiyatçıyı ikimizin karşısında dikseler;bu iki adamı doğdukları güne pişman ederiz:)

Sizi bilemem de ben o kadar iddialı değilim. Arapça bilseydim eğer, yazdığınız bu cümlenin altına imzamı atardım. Biz şimdilik başkalarının meal ve tefsirlerini "islâm" diye eleştirmekteyiz. Halbuki iyi derecede Arapça bilmiş olsaydık, kaynakları orjinalinden okuyup öğrenmiş olurduk.

Şimdiye kadar soru sorup cevap istediğim İslâm İlahiyatçısı ve Hristiyan pastörlerin çoğundan tutarlı cevaplar alamadım. İslamcılar inançlarında görece olarak daha samimi görünüyor. Pastörlerin çoğu işin ekonomik tarafında gibi. Benim bâzı "tuzak" sorularım var. Bunları yönelttiğimde, karşımdakinin inanç durumunu test etmem mümkün olabiliyor. Doğrusu, videoyu izleyince şaşırdım gerçekten. Kurgu olabilir mi diye epey düşündüm. Bilemiyorum, kurguya da pek benzetemedim.

Yarattığı kulunun korku ve zaaflarını kaşıyarak kendisine "iman" devşiren, "Mülkün sâhibi" olduğu iddiasında iken vaziyete göre strateji üreten, Kureyş, mûcize isteyip meydan okuyunca, bahanelerin - Bknz: İsra;59 - ve Muhammed'in - Bknz: Enfâl 32 ve 33 - arkasında tam siper olan bir İlah'ın kullarının imanı da anca bu seviyede olabilir zâten.

Ahlaksız 15-04-2017 22:31

Vefik Sami;nerede yaşıyorsun abi?
Türk insanı böyle zaten..Video kurgu filan değil..Başka sokak röportajları da var..Onlara da youtube'da bakabilirsin..
Türk insanı bildiğin ZOMBİ..

Arapça konusuna takılmayın..Bir kere Kuran'ı çözümlemek için sadece arapça bilmek yeterli değildir..Süryanice,Aramice,İbranice gibi dilleri de bilmek lazımdır..Yani ilahiyatçılar,Kuran'ı çözümlediklerini sanıyorlar ama esasında bir halt bildikleri filan yok..

Felâsife 17-04-2017 13:36

Alıntı:

marcos´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599470)
Bu adamların Hermetik ne bileyim Pisagorcu filan olma ihtimalleri var mı?İnançlarını bir şekilde sürdüren paganlar olma ihtimali.

Şüphelenmek gerekiyor değil mi sevgili marcos

Şühelenmekte haklısınız, yaptıkları normal şeyler değil çünkü.

Ben size Arabi'yi Arabi yapan 2 özelliğini söyleyim, gerisi siz tahmin edin.

Arabi normal bir öğrenci iken, daha 17 yaşlarında bir hastalık geçiriyor, haftalarca öldü diye başında beklenirken, bir gün mucizevi şekilde, hiç bir şey olmamış gibi ayağa kalkıyor, adeta "başkalaşım" geçirmiş bir biçimde, ve gençliğinde yazdıkları ile ömrünün sonunda yazdıkları arasında bir FARKTA olmuyor. Ondan sonra Arabi ekolü alıp başını gidiyor.
Ve bu adam 500 civarı kitap yazıyor, bazıları ise ansiklopedi biçimde cilt cilt kitaplar oluyor. Ve bu abimiz kitap yazmadan duramıyor, hastalanıyor çünkü.

Bu iki özelliği Şamanik olmasına yetiyor da artıyor bile, Şamanik dünya bir nevi psikolojik bir hastalıkla başlar ve yapmama gibi bir TERCİH hakkıda yoktur kişinin, zira ölürler.
Arabide kitap yazmama gibi bir şansı yoktu, ya yazacaktı, ya yazacaktı... ya da ölecekti.
Adam zaten keşfin, kerametin doruklarında, "Keşfi akıl" diye bir prensibin temellerini atıyor. Vahdeti vücut kelimesini ona affetselerde, bu kelimeyi Sufizme kazandıran Sadreddini konevidir, kendiside Mevlana ile çağdaş, Arabinin de üvey oğludur. Ama genede Vahdeti vücut'un da temellerinde Arabinin payı çok fazladır, o yolu tamamen açmış, Keşfi akıl (Akıl ötesi) 'ı savunmuştur.

Mesela Anadolu Sufizmin de Horasandan gelenlerin de payı çok büyüktür, onlar ayrı bir renk, ruh katmışlardır bu işlere, bunlar pek geçmez, anılmazlar ama Şamanik dünya ile Sufilik arasında bağlar vardır.
Sufilerin kaderciliğinden tutunda, şairliğine, edebi oluşlarına, ruhlara, geleceğe dair söylemlerine kadar, adeta Şamanlar ile pişti olurlar.
Buna rağmen hiç bir Sufi siyasi değildir, Şamanlar da siyasi değildir, onlar doğanın, insanın bir hırka bir lokma elemanlarıdırlar.
Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599474)
Tam üstüne bastın marcos:)
İbni arabi PLATON'UN OĞLU diye biliniyor..

Merak ettim, Arabi'nin acaba kaç kitabı var Platon ile ilgili?

Eğer Arabi, Platon'u idol seçmişse, İbni Rüşd gibi olması gerekmez miydi?
İbni Rüşd onlarca kitabı adeta yeniden yazarak, şerhler ekleyerek fikir dünyasına kazandırmış, Batı da bu yüzden HAKLI olarak ARİSTO'NUN OĞLU demiş, haklılar, anca bir oğlu bu kadar hizmet edebilirdi babasına.
Tabi İbni Rüşd, Sufi de değil bu arada, o bugün İslamda ki AKILCILIK denen akımın babalarından, hatta babasıdır, Arabi ile karşılaşmaları da var, hatta İbni Rüşd daha yaşlı, Arabi ise o zamanlar çok genç, aralarında geçen bir kaç kelimeden öteside değil.

Arabi gibi bir adamı herkes kendi safında görmek ister, kim istemez ki? Batı'nın ona Platon'un oğlu demesi, İslamın ona müslüman olarak sayması, veya bir başkasının ona olan muhabbeti, onu değiştirmez. O tasavvuf denen camianın hem kabı hemde suyudur.
Akılcılığın değil, akıl ötesinin, Sufi deyimle de keşfin savunucusudur. Zaten eserleri de hep bu yöndedir. Zaten Sufilikte bu yöndedir.
Akıl, Sufi camia da bir noktadan sonra "Çamura batmış Merkeptir" daha ilerisine akıl ile gidilmez, Aklın ötesi Deliliktir.

Baracuda 17-04-2017 19:16

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599453)
Yani, sonuçta bir şey fark etmiyor ki, birinde Ben Allahım dediği için infaz ediliyor, diğerinde de Ben Allahım demesi referans alınıyor, oysa burada HAKK kilit bir kavram, aslında çokta NET bir kavram ama genede insanlarda bunu anlamak istedikleri gibi anlamışlar.
Bu işlerine gelmiş çünkü.
Bir tarih böyle yazılmış buna ne diyebiliriz ki?

Bu arada Ben Allahım diyenlerde tabiki olabilir, ama bunu açıktan da söylerler, her yerde her şeyde Allahı görebilirler, lakin bunun referansı Hallac mıdır, bu tartışılır.

Her şeyi Allah görmek, genelde bu Suflere yakıştırılan bir şeydir, lakin bu da Hallac örneğinde olduğu gibi bir yakıştırmadır.
Arabi de Sizin taptığınız ayağımın altındadır dediği için infaz edilmiş, hemen bunuda ALLAH anlamışlar. Yargılama yok, sorgulama yok.

Aslında çok ilginçte bir durum var ortada.
Sufiler her şeyi Allah diye görüyor olması, halkın bir ZANNIDIR. Halk bunu böyle zannediyor, Sufi gece gündüz Allah der, her şeyde Allahı görür vs.
Nereden biliyorlarsa artık!

Akabinde "Ben elmayım" dese, vay ben Allahım dedi diye infaz edilecekti. Hallac zaten cezbe halinde söylemiş bunu, ne dediğinin çok bilincinde bile değil, öncesinde de çarşı pazar da çoşkulu şeylerde söylermiş, son söylediğinde ipide çekilmiş.

Her şeyde, her yerde Allah olması, HALKIN bir zannıdır. Onlar bunu böyle zanneder. Haliyle bir Sufiyi de kendi gibi zannettikleri için, hiç yargılama gereği bile görmezler.
Adam Hakk diyor, Allahım anlaşılıyor!


Şey olmak tasavvufun bir öğretisi değildir, aksine şey olmamaktır öğretisi, ha başlarda bunu kullanır, ama sonunda hepsi terk edilir.
"Terk-i Terk" gibi bir mekanizma bunun için vardır.
Seni sen yapan her şeyden kurtulmaktır amaç, buna DİN de dahil.

Nezaketen veya Siyaseten de denmiş olabilir, zaten Sufi kafa kimseyi kendinden de üstün görmez ki, bir çöpçünün de ayağının tozu olabilir.
Tasavvuf her gördüğünü Hızır bil, kimseyi kendinden büyük görme, daha kapıdan girerken öğretilen bir öğretidir.
Halklar için Muhammed en yüce kişidir. Bu başka tabi, ama gene üsteki gibi burada da HALK kendi gibi görmek ister Sufiyi... ve Sufi için en yüce kişi Muhammeddir diye gıyabında etiketlerler. Bu da gene halkın zannıdır.

Sonuçta işler dönüp dolaşıp, "Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır!" 'a gelir dayanır. Bu sözde Mevlana'ya aittir mesela.
Demek ki adam ne kadar bu işlerden muzdarip olmuş ki, halini anlatamamış ki, böyle bir söz söylemeye ihtiyaç hissetmiş.

Kusura bakmayın ben sizin ne demek istediğinizi anlamıyorum. Benim yorumum mutasavvıflara deist yada ateist denemeyeceği idi. Hallacın neden asıldığıyla benim dediğimin ilgisi yok. Siz neye cevap veriyorsunuz. Abbasiler Ahmet Bin Hanbel'e neler yapmışlar. Ahmet Bin Hanbel islamı en doğru anlamış kişi sonradan. Ne Tasavvuf'u, ne Vahdeti Vücut'u ne Hurufiliği ne Ebcet'i bunlar bulmuş değil. Bunların bir kısmı Yunan'dan, bir kısmı Hintten kopya. Biz islama her kendi düşüncesini katana deist yada ateist dersek Mekke Arapları haricinde herkes ateist o zaman.

Ben islamdan nefret ederim ama ben bile ateist değilim. Bilmiyorum tanrı varmı yokmu. Yok diye bir iddiam yok. Kavramları fantazi niyetine karıştırmak bize zaman kaybından bir yarar sağlamaz. Kavramlar üzerinden aynı şeyi anlamadığımız müddetçe iletişim bile kuramayız.

Saadettin Merdin bu konunun uzmanıdır. Herkes yararlanabilir.

Felâsife 17-04-2017 20:58

Alıntı:

Baracuda´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 599582)
Kusura bakmayın ben sizin ne demek istediğinizi anlamıyorum.

Ben anlıyorum.

Yazışma ortamında "anlamıyorum" olmaz, gayet Türkçe yazdığımı da düşünüyorum, konuşma ortamı olsa kelimeler sözler kaçabilir, bu normaldir ama yazı da bu olmaz, yazılar duruyor.

Biri anlamadığı bir şeye itiraz ederse, bu onun eleştiriye kapalı olduğunu gösterir, sonuçta anlaşılmayan şeye itirazın başka bir sebebi olamaz.
Ya da taktik icabı anlamıyorum der ki, bunun da sohbetle, fikir alışverişiyle bir alakası olmaz.

Hasılı ben cevaplarınız için teşekkür ediyorum, daha fazla yazmanın benim için bir anlamı kalmadı.

Sevgiler.

manas 18-04-2017 03:45

tanrıyı tanımamak ayrı birşey ulaşamamak ayrı birşey, mutasavvıflar tanrıya aşk duyar, softalar gibi namaz kılayım oruç tutayım yeter demezler, onlarda bir söz vardır; arife din gerekmez diye.. belli bir haddeye gelmiş biri için din yetersiz kalır basit kalır manasındadır, dini tanımıyoruz demek değildir o söz. halkımız onları islamın merkezine koysada şimdi ki anlayışla dinin yüzeyselliğiyle ilgilenmezler tanrıyı aşkla ararlar, softalar gibi tanrıyı kabede değil kalbinde ararlar, bir kuşun kanadında ararlar, bir yaprağın dalında titreyişinde ararlar, yüzden softalarla pek ortak noktaları yoktur zaten. bazı mutasavvıflar softaları eleştirir onların anlayışlarını beğenmez, ama sanki dinsizmiş dine saygısızlık yapıyormuş gibi algılanmışlardır, onlar sadece dinin dış kabuğuyla ilgilenilmesini kabul etmezler.
işin özü bu topraklarda islamın yumuşak yüzleri olmuşlar, islama hoşgörü katmışlardır, diğer islam coğrafyalarında ki bağnazlık ve ilkellik mutasavvıflar sayesinde bizde pek yer edinememiştir.

Felâsife 18-04-2017 13:15

Cevap yazan herkese teşekkür ederim.

Aslında ortaya tuhaf bir durumda çıktı, gerçi benim açımdan hiçte tuhaf değil ama tasavvufçular hakkında herkes istisnasız bir şeyler söyledi.

Şimdi bunlardan sadece biri mi doğru ya da hangileri yanlış!

Aslında hepside doğrudur, zira herkes kendi penceresinden baktığı için, sadece kendi ile ilişkilenen yönünü gördü, lakin en doğrusuda bu sayılan özelliklerin HEPSİNİNDE Sufiler de olmasıdır. Yani Sufiler de sadece tek bir şey yoktur.
Herkese inanmak yolun başıdır, inanmaya inanmak ise yolun sonudur. Başı ile sonu arasında çok bir fark yoktur.
Sufi'nin yolu... 'nda bahsettiğim gibi, Sufi'nin yolu diğer yolların hiç birine benzemez.

Sevgiler


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:43 .