![]() |
Tanrıya Dilekçe
Ey yüceler yücesi Tanrım ;
Sana Tanrım diye seslenmekle hata ettiysem beni bağışla. Gerçi kusur bende değil bize senin ismini çok farklı bildirenlerde. "Allah" mı demeliydim yoksa "Yahve" mi? Tao mu demeliydim yoksa Eloi mi? Her kitabında ismin farklı. Şaşkınlığı mı hoşgör Tanrım.. Tanrım sen neredesin? Buna akıl erdiremedim. Kutsal kitapların hem "O heryerde" diyor, hem de "Gökte". Bu nasıl oluyor Tanrım? Gök diye herkes yukarı bakıyor. Ama Evrende yukarısı neresi, aşağısı neresi ona da akıl erdiremedim. Türkiye'den yukarı bakınca ile, Yeni Zelanda'dan yukarı bakınca uzay koordinatları çok farklı olmuyor mu Tanrım? Yoksa bize mi yanlış öğrettiler? Yoksa onlar yeri uçsuz bucaksız düz bir toprak, göğü-uzayı da yerin üstünde bir kubbe mi sanıyorlardı? Ey Tanrım ; İsrailoğullarına sayısız peygamber gönderdin. Bildiğimiz peygamberlerin Muhammed hariç tamamı Yahudi. Kur'an'da ise her kavme bir peygamber gönderildiği yazılı. Ama biz bilmiyoruz. Türk peygamber, Hint peygamber, Rus , Alman, Japon, Çinli peygamber geldiyse onları neden bilmiyoruz Tanrım? Bu haksızlık değil mi? Neden sadece Yahudi peygamberler tanınıyor? Niçin peygamberlerin getirdiği hükümler hep farklı. Birisine göre domuz, şarap haram. Diğerinde helal. Kimisinde sünnet var. Kimisinde yok. Kimisi Kudüs'ü kıble ediniyor. Kimisi Kabe'yi. Kimisinde zina eden taşlanıyor. Kimisinde kırbaçlanıyor. Birisi cumartesi kutsal gün diyor. Diğeri cuma. Öbürü pazar. Birinde ezan okunur, diğerinde çanlar çalar. Tapınakların niçin farklı her yerde? Kiminde secde edilir, kiminde oturarak dinlenir. Kiminde ise dönülür, oynanır. Birisi "Üzeyr Tanrı'nın oğlu" diyor. Diğeri İsa. Öbürü de "Yaratmasaydım Muhammed'i yaratmazdım alemi" dediğini yazıyor. Bunların hangisi doğru? Neden kimi peygamber dünya nimetlerinden uzak durmuş, hiç evlenmemiş de, kimisi ise harem kurmuş, saltanat oluşturmuş? Hem neden babadan oğula peygamberlik verdin? Kendisi peygamber oğlu, torunu, torununun torunu da peygamber. Yok muydu başka düzgün insan? Yoksa neden yaratmadın da kafamızı böyle karıştırdın? Madem bunları gönderen sensin, bunlara ayrı dinler niye kurduttun? Neden hepsi birbirine düşman? Neden sonradan gelenler öncekileri kabul ediyor da, öncekiler sonradan gelenleri kabul etmiyor? Niçin yüzyıllardır aralarında savaşıyorlar? Hangisi kutsal toprak? Kudüs mü? Yoksa Mekke mi? Madem hesap günü var, mizan var, hesap ortaya çıkmadan kabir azabı neden? Yoksa yalan mı? Ya cennet cehennem? Huriler, gılmanlar doğru mu? Peki ya ebedi cehennem? Doğru mu gözlerini, kulaklarını perdeleyip, kalplerini mühürlediğin ve isteselerde inanamıyacak durumda olan insanları sonsuza kadar ateşte yakacağın? Kime inanalım, kime güvenelim ey Tanrım? Eğer bu din ve mezheplerden herhangi biri doğruysa, bu doğru olan din veya mezhebi keşfedemiyenlerin hali ne olacak? Bunun günahı vebali o doğruyu keşfedemiyenler mi? Bunca çelişki arasında, sen insan olsaydın doğruyu bulabilir miydin ey yüce Tanrım? Sen kalbi mühürlü bir insan olsaydın ebedi cehennemi haklı bulabilir miydin? Tanrım senden dileğimdir; Bugüne kadar çelişkiler içinde bıraktığın gelmiş geçmiş tüm insanları yargılayacaksan eğer inançlarından dolayı değil, amellerinden dolayı yargıla. İnançlarından dolayı yargılamayı düşünüyorsan eğer, geçmişte yaşamış olanları değil, bundan sonra yaşayacak insanları mühürsüz, perdesiz yaratarak ve onlara kesin delillerle, çok dil bilen, birçok konuda ihtisas sahibi, insanları her konuda aydınlatacak ve gelecekteki insanlara da kalıcı kanıtlar bırakacak, inanılır, güvenilir, bilgeliğiyle, erdemiyle örnek bir elçi gönder. Dünyadaki adaletsizlik, zulüm, vahşet sona ersin. Sevgi , dostluk, barış, huzur ve mutluluk egemen olsun. Bu dilekçeme cevap gelmezse, ben yine bana verdiğin akıl doğrultusunda gideceğim. Senden başkasına eyvallah etmeyeceğim. Ne Yahudi-Arap kuzenlerinin, ne de insanı Tanrı ya da Tanrı'nın oğlu edinenlerin yolunda gitmeyeceğim. Dünyada sevgiyi, adaleti, barışı şiar edineceğim. Verdiğin bir ömürlük dünya ise kabullenmekten gayrı çaremiz yok. Varsa eğer ölüm sonrası ister dondur ister yak. Elimden, beynimden gelen bu. Tek yapabileceğim, seni reddetmeyeceğim. Reddedenleri ise asla kötü addetmeyeceğim. Kusurum varsa sen bağışla Tanrım!! |
Re: Tanrıya Dilekçe
amin.
|
Re: Tanrıya Dilekçe
kızma sakın pante.. hani her ne kadar dilekçe yazsada tanrı'nın bürokrasi ile ilğileneceğini sanmadığım için ve dua olarak kabul gördüğümden amin. dedim ne olurdu yazdıkların kabul görseydi....
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili Meas;
Amin kısmını zaten sizlere bıraktım. Aminle birlikte benim aklıma gelmeyipte sizce uygun olan duaları ya da merak ettiğiniz soruları ve yorumları da dilekçeye ilave edebiliriz. Çok imzalı bir başvuru olur. Yalnız ateist arkadaşlardan pozitif olanlar pek katılmaz zaten ya, negatif olanlar yazarlarsa da alaylı yazmasınlar lütfen. :) |
Re: Tanrıya Dilekçe
Pante, duan hiç de panteist bir yaklaşıma uygun görünmüyor bence yanılıyor muyum?
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili Cem;
Duanın genel içeriğinde, semavi dinlerde gördüğü, yaşadığı çelişkilerden bunalan bir kişi tasviri var. Panteizmin, Panenteizmin, Deizmin Tanrısı peygamberler göndermediği, insanlarla yazılı-sözlü bir ilişki içinde olmadığı için dilekçe muhatabı da semavi dinlerin Tanrısı. Eğer Tanrının semavi dinlerle bir ilgisi yoksa sitemimiz haklı bulunacaktır. Semavi dinler doğruysa yandık o zaman..:) Tabi bu dilekçeyi okuyacak olanların alacağı mesaj da önemli. O nedenle tasvirinde zorunlu olarak öyle olması gerekiyordu. Ancak duanın sonundaki sözlere dikkat edilirse, semavi dinlerden bağımsız bir bakış açısı belirtmekteyim. Yani dilekçenin sonu Panenteist görüş doğrultusunda sayılır. |
Re: Tanrıya Dilekçe
Yani panteidar ben sana ne diyeyim şimdi. Bu kadar okuma, öğrenme, bırak kitapları, kutsal kitapları dedim daha önce ama dinletemedim. Bildiğin herşeyi at bir kenara diyeceğim ama sen bilgiyi putlaştırdın be dostum. O kadar çok kitap karıştırdın, araştırdın, inceledin, yorum yaptın şu, bu ama sonunda bir KAFA ADAMI oluverdin. Ne yapacakdın ki bütün bunları ? Fakültede ders mi verecektin ? Doktora tezimi hazırlayacaktın ? Bak gördün mü şimdi kupkuru bir ruh hali içine girdin. AKIL ile FELSEFE ile haşır neşir olma, hep ayık kafa ile gezersen olmaz, serhoşluk lazım, ıslat biraz ruhunu demek istedim çok kere ama dinlemeyeceğini bildiğim için fazla üzerinde durmadım.
Neyse bu da iyiye işaret sayılır bir bakıma. Böyle bir çaresizlik hali seni fırlatır biraz daha ileriye. Artık biliyorsun ki BİLGİ insanı MUTLU etmez. |
Re: Tanrıya Dilekçe
ah sodomo-- bilge adam pantenin durumunu özetlemeye çalışıyorsunda, ya sen bunları analiz edebilmek için neler okudun, ne kitaplar karıştırdın, inceledin yorum yaptın, sen ne yaptın peki sen, fakültede ders vermedin, doktara tezide hazırlamadın lakin yazılanları anladın! bak açıklama yapıyorsun, bana kalırsa pante doğru olanı yapıyor dediğin bir eksikle onuda ömer hayyam yazmış...
DEDİM Kİ ARTIK BİLGİDEN YANA EKSİĞİM YOK HER SIRRINA ŞU DÜNYANIN ERMİŞİM AZ ÇOK DERKEN AKLIM GELDİ BAŞIMA BİRDE BAKTIM Kİ ÖMRÜM GELİP GEÇMİŞ HİÇİRŞEY BİLDİĞİM YOK ÖMER HAYYAM |
Re: Tanrıya Dilekçe
panteye Hayyam dan şu beyitleri uygun buldum.
Meyhanede kendini bilenler bulunur; * Bilmeyeni ayırmak da kolay olur. * Yıkılsın bilgisizlik yuvası medrese: * Ordan kendini bilip de çıkan hiç yoktur. * Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü; * Yükselmenin de alçalmanın da içyüzünü; * Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin: * Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü * O kızıl yakutun madeni, başka maden; * O eşsiz incinin sedefi, başka sedef; * Aklın buldukları kuruntu, dedi kodu: * Bizim aşk efsanemizin dili, başka dil. * Bir su, bir damla suymuşuz, bele düşmüşüz; * Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz; * Yarın yel savuracak toprağımızı: * İçelim, hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz. |
Re: Tanrıya Dilekçe
bende senin için şu dörtlüğü yazmak istedim sodomo-- izninle...
Gönül der: Bir damlayım; bilmem yol', izi Acep görecek miyim bir gün denizi? Denize ulaşınca, bağırdı gönül: Geldik, gördük denizde hep kendimizi! |
Re: Tanrıya Dilekçe
Bana bakın...
sodomo-- *, *pantevidar , melas abiler ..!!! Birbirinize dalaşmayın... Vallama cehendem abimi başınıza sararım... görürsünüz o zaman zarta zurta etmeyi... ayıp oluyo..haa.. ince ince taşlar.. az geçince yarılır başlar.. anın çün ...ağır olalım *(bende olayım..)(..bu arada benide..) Molla sansınnar.. imza.. CeMaL |
Re: Tanrıya Dilekçe
Bu Cemal kardeşime ;
Ben, gönlü temiz insana kurban olayım Gezsin başım üstünde benim, hoş tutayım Ham insanı al karşına, söylet azıcık, Dön, sonra cehennem ne imiş, gel sorayım Bu da Sodomo dostumuza ; Neyi tutsam para etmez ; ayılmaz değilim ki! Yaşamın en sonu hiçtir ; yıkılmaz değilim ki! Bin pırıltıyla tutuşsam da, yansam da sönüş var ; Say, kadehtim Cem elinde ;kırılmaz değilim ki! |
Re: Tanrıya Dilekçe
sevgili panteidar arkadaşım bütün dinlerin çelişkilerini çok güzel bir şekilde sergilemişsin kutlarım.. *ancak *her çelişkiden bağsederken ey tanrım diye başlaman çok ilginç *tam bi dini olmayan dindar bir insan *gibi olmuş. evreni yaratan *yada *herşeyi yaratan ne ise *artık ona *tanrı yada ne isim veriyorsan ondan *bağsederek *tıpkı o saçma dediğin ve birçok çelişkilerinden bağsettiğin o dinlere inanan *insanlar gibi *ona tapıyorsun ona inanıyorsun *ve o saçma dediğin dinlere inanan insanlardan tek farkın sadece müslümanım hırıstiyanım ve bu gibi dinlerin *gereğini yerine getirmemendir,dinleri kabul etmemendir *yani sonuçta *onlarda *inanıyor sende onlar kutsal dinlerle inanıyor sen direk inanıyorsun ama dediğim gibi sonuçta o var diyosunuz *sana tavsiyem dinleri sorgulamaktansa bu dinler kimin uğruna oluştu onu sorgula....
|
Re: Tanrıya Dilekçe
"Tanrım sen neredesin? Buna akıl erdiremedim. Kutsal kitapların hem "O heryerde" diyor, hem de "Gökte". Bu nasıl oluyor Tanrım? Gök diye herkes yukarı bakıyor. Ama Evrende yukarısı neresi, aşağısı neresi ona da akıl erdiremedim. Türkiye'den yukarı bakınca ile, Yeni Zelanda'dan yukarı bakınca uzay koordinatları çok farklı olmuyor mu Tanrım? Yoksa bize mi yanlış öğrettiler?
Yoksa onlar yeri uçsuz bucaksız düz bir toprak, göğü-uzayı da yerin üstünde bir kubbe mi sanıyorlardı? " İslam da,"O her yerdedir" demek,şahsı ve vucudu itibariyle değil,emri,iradesi,kudret,hikmeti,rahmeti,ve saymadığım isim ve sıfatları ve işleri ve fiilleriyle her yerde hükümrandır demektir.Hiçbir yerde değildir demek ise,şahsı ve vucudu maddi olmadığı ve maddi birmekan tasavvur edilemediğini ifade eder.Zaten yaratıcının ezeli ve ebediolmakla beraber kendine daha sonradan bir mekan yaratmış olması gibibir şey de düşünülemez.Bu mekan mefhumundan ve maddi düşünmekten kendimizi fazla kurtaramayız zira aksini görmedik ve tasavvur edemiyoruz.Zaten bizim maddi alemimizin dışında olan Allah hakkında zatı ve şahsı hakında da veilen bilgiden fazlasını kurcalamamak tavsiye edilmiştir.zira verilmemiş bilgiden fazlası fertten ferde değişen felsefi tasavvurlardan başka birşey değildir ve gerçekle uyuşması ise imkansız gibidir. gök tabirleri,taht arş gibi tabirlerden anladıklarımız eksiktir.şimdi bambaşka bir boyut ceya alem hakkında malumdur ki,bilmeyen bizler arasın da tarif edicikelimeler oluşmamıştır.yani tv olmayan bir toplumda *siz gidip tv yi anlatmakisteseniz en fazşla diyebileceğiniz o toplumun anlayacağı şekilde "ya işte şu kukla oynatılan perdeye benziyor,işte *bir kutu var bakınca kukla gibi adamlar var" felan diyebiliriz. Uhrevi alemlerle ilgili ifadeler de ancak bizlerin kafalarımızda en yakın manaya tekabül eden ve fakat tabii ki gerçek mahiyeti arzedemeyen,sadece bizefikir veren kelimelerle ifade edilebilmiştir.zira içinde olmadığımız o alemlere ait lügatlarımız kelimelerimiz yoktur.dolayısıyla gök,sema,taht,arş vs gibi ibareleri bu açıdan da dikkate alarak anlamaya çalışmalıyız. hadisler ve ayetler de durum budur. bunların ortak ifadeleri,Allahın yüceliği ve üstünlükleri gibi meseleleri anlatmalarıdır. vakit bulursan devam edecem pantenin yazısına....... |
Re: Tanrıya Dilekçe
pante
* * * * *bir sayfa yazıda yahudi dinini ve dalayısıla islamiyetide özetlemiş * * *sin *tebrik ederim. |
Re: Tanrıya Dilekçe
sevgili meas * yazdığın rubai kimin çevirisi. anltılmaz güzellikte olmuş , yazarsan sevinirim selamlar.
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili Tanrı Pantenin dilekçesinin altına bende bir iki bişey ilave etmek isityorum. Senin bürokratik işleri pek sevmediğini bildiğim için ayrıca bi dilekçe yazmaya gerek görmedim. Çünkü daha önce yazdığım dilekçeler sekreterlik büronuzda sumen altı edildiğinden eminim. Benim istirhamım isa ile muhammet peygamber arasında 610 yıl var, bu kadar kısa bir zaman diliminde 2 peygamber göndermişsin bundan sonrada artık size yok peygamber demişsin başınızın çaresine bakın demişsin hani diyorum benim ki belki olmayacak bi istek ama yinede ben bi rica edeyim dedim.Bir peygamber daha gönderiversen .Birde son gönderdiğin peygamber den bu yana *1420 küsur yıl geçmiş aradan şu son gönderdiğin dini bi güncelleyiversen diyorum. Bizim islamcılar ile bizler arasında yorum bakımından müthiş bir uçurum var. Yani bizemi aklı az verdin islamcı dostlaramı çok verdin ben anlayamadım. :lol: Yani ben öyle bilgisayarlar gibi hergün güncellemede istemiyorum. Yüz yılda bi bizim anlayacağımız şekilde levhi mahfuzdan bi kaç satır... yine göndereceğin kişiyi sen seç ona itirazım yok. Ha itirazım şuna olur belki işine karışmak gibi olmasın da bi kadın peygamber olursa bu daha makbule geçer. Hem kadınlarda bizdende bir peygamber geldi diye sevinirler be böyyük tanrım selamlarımı sunuyorum ellerinizden hürmetle öperim yok sen burasını okuma dilekçeyi mektuba çevirdim sen sonunu şöyle oku saygılarımla arz ederim
|
Re: Tanrıya Dilekçe
kuvvacı hadisleri bir incele göreceksin ki, her yüz senede bir müceddid gelir.ve dini o güne göre teferruatları açısından yeniden izah eder.
|
Re: Tanrıya Dilekçe
soro *bize incelettirme *, sen söyle hadisleri ,gene kolaycılığa kaçtın
*iddia eden sensin. iddianı *sen ispat etmelisin. |
Re: Tanrıya Dilekçe
ben ispat etme işinden vazgeçtim.hayatımı yaşayacam artık.sen bak bulamazsan sonra söylerim var kütüb-ü sittede.
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili soro!
Diyanet bi ayıklasın zbakalım hangi hadis sahih hangi değil ondan sonra bi el atacağız Çünkü bakıyoruzz bazı hadislere arkadaşlar yok bu uydurma yok bu yalan gibi şeyler söylüyorlar... ha bu arada sen söylerim dersen biz dinleriz saygılarımla |
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili Pante
dilekçeni yazmadan önce bana danışsaydın bu kadar yorulmayacaktın. Allah yokki boşuna dilekçe yazmışsın parmakların ve klavyenin tuşları boşuna harab olmuş bak bende okumak için boşa zaman harcadım boşa cevap yazdım. |
Re: Tanrıya Dilekçe
...
|
Re: Tanrıya Dilekçe
"Öbürü de "Yaratmasaydım Muhammed'i yaratmazdım alemi" dediğini yazıyor. Bunların hangisi doğru? "
asagidaki alintiyi daha sonra meallendirecegim. "Bu kâinat sahibinin tezahür-ü rububiyetine ve sermedî uluhiyetine ve nihayetsiz ihsanatına küllî bir ubudiyet ve tanıttırmakla mukabele eden Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, bu kâinatta güneş lüzumu gibi elzemdir ki; nev’-i beşerin üstad-ı ekberi ve büyük peygamberi ve Fahr-i Âlem ve (levlake levlake.......hitabına mazhar ve hakikat-ı Muhammediye (A.S.M.) hem sebeb-i hilkat-i âlem, hem neticesi ve en mükemmel meyvesi olduğu gibi, bu kâinatın hakikî kemalâtı ve sermedî Cemil-i Zülcelal’in bâki âyineleri ve sıfatlarının cilveleri ve hikmetli ef’alinin vazifedar eserleri ve çok manidar mektubları olması ve bâki bir âlemi taşıması ve bütün zîşuurların müştak oldukları bir dâr-ı saadet ve âhireti netice vermesi gibi hakikatları, hakikat-ı Muhammediye (A.S.M.) ve Risalet-i Ahmediye (A.S.M.) ile tahakkuk ettiğinden, nasıl bu kâinat onun risaletine gayet kuvvetli ve kat’î şehadet eder; öyle de: Başta âlem-i İslâm, bütün beşer ve bütün zîşuur; Cehennem’den daha acı ve korkunç olan ademden, hiçlikten, i’dam-ı ebedîden, fena-i mutlaktan kurtulmak için daimî aşk ve şevkle her zamanda ve câmi’ mahiyetinin bütün kuvvetleriyle, bütün istidadat lisanları ile, bütün dualar ve ibadetler ve ricalarının dilleriyle istedikleri hayat-ı bâkiyeyi kuvvetli ve kat’î beşaret veren risalet-i Ahmediye (A.S.M.) ve hakikat-ı Muhammediyeye (A.S.M.) şehadet edip nev’-i beşerin medar-ı iftiharı ve eşref-i mahlukat olduğuna imza bastığı gibi.. her zamanda üçyüzelli milyon ehl-i imanın(essebebi ke-l fail) sırrınca, her gün işledikleri bütün hasenatlar ve hayırların bir misli Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın defter-i hasenatına girmesi ve o tek şahsiyet-i Muhammediye (A.S.M.), yüzer milyon, belki milyarlar âbid-i muhsin kadar küllî bir ubudiyete ve füyuzata mazhar bir makam kazanması, o zâtın (A.S.M.) risaletine pek kuvvetli şehadet edip imza basar." |
Re: Tanrıya Dilekçe
yaw iyide alem yaratılmış milyar yıllar geçmiş
hatta muhammed dogmuş 40 küsur yaşına gelmiş o zaman mı aklı başına gelmiş...... o zaman mı anlamış muhammed için yarattıgını.... tam aksi olmasın sakın alem için onu yaratmasın yaratmasaydım alemi yaratmazdım muhammedi.......... ne alemci ama ..... alem anladı burdaki safsatayı gerçi tanrı baba da el aleme karsı ayıp olmasın diye bi kere söylemiş olmuşşşş... yoksa şeytan işimi buda !!!! |
Re: Tanrıya Dilekçe
yok oyle bir tanri dilekcenizi kabul etsin..
yalvarmalaranizi yakarmalarinizi duysun.. oyle olsaydi bugun dunyanin hali bu olurmuydu..? 18 aylik bebege tecavuz edecek adami tanri yaratirmiydi..herseyi bilen, gelecegi goren bir tanri gucu varsa bu olaya mudahele etmezmiydi... vardi da etmediyse, o tanri icin soyleyeceklerim sitenin duzey ve seviyesi ile ortusmuyor.. dilekcenizi bana yazabilirsiniz... ben oyle bir tanri gondermedim aleme!!! imza: esas tanri |
Re: Tanrıya Dilekçe
sevgili ozgur,bekledim heralde bulamadiniz hadisi ben yazayim bari.
6. (5577)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhakkak ki, Allah bu ümmet için, her yüz senenin başında, kendisine dini tecdid edecek kimse(ler) gönderecektir." [Ebu Davud, Melahim 1, (4391).] |
Re: Tanrıya Dilekçe
levlake meselesini toparlayacaz sonra tekrar,devaminda sunu dikkate alalim.
"Hem o nur ile; kâinattaki harekât, tenevvüat, tebeddülat, tegayyürat manasızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkıp birer mektubat-ı Rabbaniye, birer sahife-i âyât-ı tekviniye, birer meraya-yı esma-i İlahiye ve âlem dahi bir kitab-ı hikmet-i Samedaniye mertebesine çıktılar. Hem insanı bütün hayvanatın madûnuna düşüren hadsiz za’f ve aczi, fakr ve ihtiyacatı ve bütün hayvanlardan daha bedbaht eden, vasıta-i nakl-i hüzün ve elem ve gam olan aklı, o nur ile nurlandığı vakit, insan bütün hayvanat, bütün mahlukat üstüne çıkar. O nurlanmış acz, fakr, akıl ile niyaz ile nazenin bir sultan ve fizar ile nazdar bir halife-i zemin olur. Demek o nur olmazsa kâinat da, insan da, hattâ herşey dahi hiçe iner. Evet elbette böyle bedi’ bir kâinatta, böyle bir zât lâzımdır. Yoksa kâinat ve eflâk olmamalıdır." |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:03 . |