Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Felsefik Tartışmalar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=148)
-   -   Felsefe bilim midir? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=21162)

simply a good person 09-09-2010 03:27

Felsefe bilim midir?
 
Merahaba;

bu aksam raki masamizda baslayan hos sohbeti ve tartismayi buraya tasimak istedim:)

Her ne kadar felsefenin kelime anlami icinde bilim gecse de, bana felsefe ve bilim farkli seyler cagrisimi yapiyor. Sanki felsefe soyut somut ayrimi yapmadan herseyle ilgilenirken ve yorumlamaya calisirken, bilim salt somuta ulasmayi hedefliyor.

Kendimce felsefenin bilim olamayacagina dair bir yargiya vardim. Siz degerli forumdaslarimin görüslerini okumak isterim.

Saygilarimla,

evrensel-insan 09-09-2010 03:39

Saygideger simply a good person;

Felsefe, dogru; bilim gercek uzerinedir. Felsefe'nin temeli inanca, bilimin temeli dusunceye dayanir.

Felsefe soyuttan, somuta ; bilim somuttan soyuta hareket eder.

Ayrica bilimsel felsefe vardir, ama; felsefi bilim yoktur.

Kisaca, boyle bir giris yapalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

simply a good person 09-09-2010 04:00

Sayin evrensel-insan;

konuya girisiniz icin tesekkürediyorum. Tanimlamalara bakarsak, iki kavramin da bir karsiligi, yönü, iliskisi var.

Peki sizin icin felsefe bilim midir?

öyleyse nicin? degilse nicin?

evrensel-insan 09-09-2010 04:19

Saygideger simply a good person;

Felsefe bir bakis acisidir. Bilim ise, insanoglu icin ve adina bilmek, bildirmek ve belirtmektir.

Bu temelde, hem bilime bir bakis acisi gerekir, hem de her bilim adaminin bir bakis acisi vardir.

Ben bakis acisi olarak serbest dusunurum. Yani, felsefi bir ideoloji inancsal dogru ya herhangibir bagimliligim yoktur.

Bilimsel olarak ta; epistemolojik gercekciyim. Yani, bilimin bir epistemolojisi, anlik siniri ve deney, gozlem, bulus, arastirma v.s. temelinde ortaya koydugu olgusu vardir. Bu olgu yanlislanabilir ve degisebilir.

Iste bilimsel temelli, felsefenin hic bir ideolojik inancsal dogrusuna bagimli kalmadan ortaya konan bakis acisi, bilimsel felsefedir.

Yani, felsefeyi; sadece disaridan bakarak ve notr algilayarak SORUNSAL resmini ortaya koyar.

Bu temelde de bir bilim adaminin, felsefi olarak, her turlu konuya bakis acisinda, bir ideolojik inancsal dogruya bagimli kalmadan, yani bir izmi olmadan hem bilime, hem de herseye, bir serbest dusunur olarak yanasabilmesi, ideal olandir.

Ya da en azindan, bilimini ve bilimselligini ortaya koyarken, kisisel ideolojik inancsal dogrusunu karistirmamalidir. Bunu basarirsa, ozel/kisisel izmli felsefesini; bilime karistirmamis olur.

O yuzden bakis acisiz, bilim adami olmaz. Bilim de dusuncesiz olmaz.

Kisaca, bilimin somut temeli, serbest dusunurlugun soyutlamasiyla tamamlanmalidir.

Ayrica, felsefenin temeli varlik ve inanca dayanirken, bilimin temeli bilgi ve dusunceye dayanir.

Felsefe: Serbest Dusunurluk,
Bilim: Epistemolojik Gerceklik
Yontem/yol; disaridan bakis acisi/notr algi

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan 09-09-2010 19:16

Bilgi edinmenin, insanın en temel güdülerinden biri olduğu gibi diğer canlılardan ayırdedici bir özelliği olarak karşımıza çıktığı da söylenir.

Temelinde ister yaşamak yada varlığını sürdürmek için doğayı ve cevresini tanımak, diğer varlıklara egemen olmak ihtiyac ve arzusu , isterse de Aristotales'in söylediği gibi meraktan doğan fayda dışı bir bilme eğilimi olsun insanın tarih sahnesine çıkışı kadar eski ve köklüdür.

Herşey merakla başlar.

Bilim de , Felsefe de.

Fakat felsefenin bilim olduğu iddasıyla karşılaşmadım. Belki ileride onu da söylerler. Dilin kemiği yok ya .

Fakat gerek bilim gerekse felsefe bilgi sevgisinden hareket eder. Felsefe bir dünya anlayışı olarak da tanımlanırken bilim kendine has yöntemlerle nesnel olgulara yönelik sistemli bilgi üretir.

Felsefemiz bilimsel olmazsa fantezi boyutuna girer.
Bunun da bir anlamı yok.

O yüzden dikkat etmemiz lazım :)

saygılarımla

evrensel-insan 09-09-2010 19:24

Saygideger Natan;

Sorun da "bilginin sevgisi" olmasi, bilgiyi/ogretiyi (her turlu teslim alan ve yonlendiren, kisinin kendi ozgur dusuncesini onleyen), sevdirmek yerine; SEVGININ BILGISI' (felsefi ve bilimsel) ni ortaya koymak gerekir.

Iste evrensel insan zihniyeti; bu baglamda, tamamen ters, aykiri, yenilikci bir icerige sahiptir. Bu da, epistemolojik evren mekan genisligi ve herseyi ortaya koyan insanoglu turu ve birinin bir butunluk, birliktelik ve beraberlik anlayisidir.

Ustelik bu duzeydeki bir sevgi bilinci ve farkindaligi, hem farklarin farkina varma saygisini, hem de kendi dahil; hic bir seye zarar vermeme vicdanini icerir. Bu da antiayrimci, hak ve ozgurluklerin her insanoglu turu birinin temelinde saglanmasi, algilanmasi ve bilince cikarak farkina varilmasi demektir. Tur bir butundur ama bir essizdir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 09-09-2010 19:55

Saygideger natan;

Sevgi ve bilgi/ogreti ikileminden, eger bilimin bilgisi ve felsefenin ogretisi one cikarsa; iste bu dogallik ve bilimsellik kisvesi altindaki insandisi ve insanlikdisi bir gucu/degeri/otoriteyi/tabuyu temel yapmak, ve gerektiginde ona tapmak ve teslim olmak ve gunumuzun "birbirini yiyen" insanoglu turudur.

Ama; eger sevgi one cikarsa, ne guclu olan kazanir, ne gen bencil olur, ne de bilimin yasalari tanrilasir, ne teslimiyet olur, ne insanoglu disi bir kim aranir ve ortaya konur, ne ayrimcilik, cikar, boluculuk olur, ne yoeten, ne de yonetilen olur, ne bu sistemler isler, ne de insandisi aklina ne dusunce ve davranis geliyorsa onlar olur.

Birlik, beraberlik, butunluk olur, insan temelli dusunce ve davranis olur, insan temelli sistem ve duzen olur, insan temelli yasam ve iliski olur,ne insan ustu bir guce ihtiyac olur, ne teslimiyet olur, ne mutlak, ne kesinlik olur, ne insanoglunun yarattigi sorunlar olur, ne de bu sorunlarin bir nesneye yuklenimi olur. Bunlarin temelinde,ne dogayi ve de uzerindekileri harap etme olur.

Kisaca insan temelli bireyin tursel selfi, ne kendine, ne turune, ne uzerinde yasam surdugu, dogaya, dunyaya ve evrene, ne de beraber yasadigi diger canlilara ve de doganin, dunyanin, evrenin bunyesindeki algiladigi ne varsa, ona bir zarari olur. Cunku, BIREYIN INSAN OZLU SEVGI BILINC VE FARKINDALIGI, BUNLARA NE DUSUNCE, NE DE DAVRANIS OLARAK IZIN VERMEZ.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan 09-09-2010 20:01

Felsefe Yunanca Philisophia teriminden kaynaklanan "Philia" (sewgi) ve "Sophia" (bilgi, bilgelik ) sözcüklerinin birleşmesinden oluşur.

Eski Yunanlılar bu kavramdan " bilgelik sevgisi" ni anlıyorlardı.

Eski çağda yaşayan insanların tanımlamasına göre bilgelik yalnızbilmeyi değil, mutlu ve erdemli yaşamı da kapsıyordu.

Dolayısıyla filozof herşeyi bilen DEĞİL, bilgiyi ve bilgeliği seven ,onu ele geçirmek için uğraşan kişidir.

Felsefenin pek çok tanımı vardır ; E-i'nin de bir tanımlaması olabilir elbette.

Benim düşünceme göre ise ;

Felsefe bilgiyi ve bilgeliyi sevmek ,doğruyu araştırmak ,özgür düşünme ve eleştirmeyle doğru bilgilere ulaşıp,eylemlerin de bunlara göre düzenlenmesi ve şekillenmesi amacını taşımalıdır.

Hayat içerisinde uygulanabilirliği benim için önemlidir ; sadece soyut ve kuru bilgi değil ,doğru yaşama ve mutlu olmaya yönelik olmalıdır.

Bunun sonuçlarını görmeliyiz.

saygılarımla

Natan 09-09-2010 20:11

Konumuzdan uzaklaşmamak için bu eksende Felsefenin bilimle ilişkisi üzerine vurguda bulunmak istiyorum.

Bilimlerin ve felsefenin ortak amacı sudur ki ; varlığı,doğayı,hayatı,insanı açıklamaktır. Her ikisi de doğruya ulaşmaya çalışsa da farklı bir yol izler. Yöntemleri de farklıdır.

İkisi de şüphe ile başlar

ikisi de akıl ilkelerine uyup evrensel nitelik taşır.

Fakat bilim nesnel iken felsefe özneldir. İşte bu yüzden bireylerin varlığı ele alışı farklı farklıdır. Önemli olan bu noktada başkalarına bir şeyler empoze etmeye çalışmamak.


Ben böyle algılıyor ve düşünüyorum.

saygılarımla

evrensel-insan 09-09-2010 20:11

Saygideger natan;

Felsefe bilgiyi ve bilgeliyi sevmek ,doğruyu araştırmak ,özgür düşünme ve eleştirmeyle doğru bilgilere ulaşıp,eylemlerin de bunlara göre düzenlenmesi ve şekillenmesi amacını taşımalıdır. -Natan-

Cagimizda felsefe artik bitmistir. Olaninin temeli de, inanca ve bu inanc temelindeki imana ve teslimiyete dayanir. Bilim ve bilimsellik ise, dogallik kisvesi altinda, insanoglu turu ve birine, kendi varliklarini ve birlerini unutturmak ve yasamlarini insandisi ve insanlikdisi bir kaynaga yonlendirmek icin, emperyalist zihniyetin; diyalektik tartismayi, olumlu/olumsuz ve her metafizigin ideolojik inanclari, etigin celiskili yonlendirimleri, inancin percinlestirilmesi ve insanoglunun yasam ve iliskisini toplumsal bir kaos karmasa, tartisma, cekisme, savasim, mucadele v.s. altinda tutmak ve psikolojik bozuklugun artimini saglamak ve kendi cikar, guc ve otoritesini diyalektik karsitlik ustu tutup, TANRIYI OYNAMAKTIR.

O yuzden herkes oturup karar verecek; insanoglu turu butunlugu, beraberligi, birlikteligimi; yoksa her turlu eklenti ve tabusal ayrimciligin ayrimlar arasi, ideolojik inancsal dogrusunun "benimki dogru" ustunluk mucadelesi mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan 09-09-2010 20:18

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 337093)
Saygideger natan;

Sevgi ve bilgi/ogreti ikileminden, eger bilimin bilgisi ve felsefenin ogretisi one cikarsa; iste bu dogallik ve bilimsellik kisvesi altindaki insandisi ve insanlikdisi bir gucu/degeri/otoriteyi/tabuyu temel yapmak, ve gerektiginde ona tapmak ve teslim olmak ve gunumuzun "birbirini yiyen" insanoglu turudur.

Ama; eger sevgi one cikarsa, ne guclu olan kazanir, ne gen bencil olur, ne de bilimin yasalari tanrilasir, ne teslimiyet olur, ne insanoglu disi bir kim aranir ve ortaya konur, ne ayrimcilik, cikar, boluculuk olur, ne yoeten, ne de yonetilen olur, ne bu sistemler isler, ne de insandisi aklina ne dusunce ve davranis geliyorsa onlar olur.

Felsefede amaç bilginin aranmasıdır. Sevgi elbette öne çıkacaktır. Fakat konumuz "bilgiyi sevmek" değil midir ? Bunu sorgulayıp / neden-leyip "sevginin bilgisinde" mi karar kılıyorsunuz ?

Bilgiyi sevmenin sizce bir sakıncası var mıdır ?

Yanlış anlamayın sevgili E-İ tam olarak anlayamadığım için soruyorum.

saygılarımla

Natan 09-09-2010 20:30

Yani sorduğum sorunun dolaylı yanıtı şu yazınız mı ?

saygılarımla

evrensel-insan 09-09-2010 20:37

Saygideger natan;

Felsefede amaç bilginin aranmasıdır. Sevgi elbette öne çıkacaktır.

Olan ve yururlukteki felsefe de amac; metafizik ve etik dogruluguna ideolojik olarak inanilan ve iman duzeyinde bir teslimiyet haline gelmis insanoglu turu ve birini ayiran zihniyeti; dusunce ayrimi olarak yaymak ve her turlu ayrimciligi diri ve gundemde tutmaktir. Oyuzden felsefenin bilgi ile degil; dogruluguna inanilan ogreti ile bagi vardir. One cikanda sevgi degil; ideolojik inancsal dogrunun ayrimci cikar ve gucunun ortaya konmasi ve otorite saglamasidir.


Fakat konumuz "bilgiyi sevmek" değil midir ? Bunu sorgulayıp / neden-leyip "sevginin bilgisinde" mi karar kılıyorsunuz ?

Bilgiyi sevmek demek; "dusunme, arastirma, sorgulama v.s. sadece sana verileni al ve uygula" demektir. Bu bugunun zihniyeti temelindedir, yani dogal zihniyet.

Ama; sevginin ne oldugunu, insan temelli algilamak, bilmek, bilince cikarmak ve farkina varmak; tam da verilenin tersi olan; dusunmek, arastirmak, sorgulamak, gozlemlemek ve de verilenin sorununu genel ve ozel bir konuda resmetmektir. Tabi resmin icinde yer almadan ve resmin bir karesinden bakmadan ve resimin her karesini notr algilayarak. Konulari kendi ideolojik dogrun ile carptirmadan ve dogruna uyarlamadan, gercekleri oldugu gibi ve degisim gerektiren sorunlariyla birlikte algilayarak.

Bilgiyi sevmenin sizce bir sakıncası var mıdır ?

Eger o bilgiye sorgusuz/sualsiz, kayitsiz/sartsiz boyun egilipte, inanilmayacaksa ve insan temeli olarak sorgulanabilecek ve gozlemlenebilecekse yoktur. Ama, bir rehber ve yol gosterici olarak alinip, oldugu gibi yasam ve iliskilerin yolunu cizecekse, vardir . Son Hawking'in aciklamasi ve daha onceki dogallik kisvesi altindaki aciklamalar gibi.

Yanlış anlamayın sevgili E-İ tam olarak anlayamadığım için soruyorum.

Rica ederim, neden yanlis anlasilsin ki, yeterki yazilanlar adina spekulatif ve algilanmadan yorum yapilmasin.

Aciklamanin, karsidaki algilamak isteyene kadar yapilmasi bir yazarin, yazisinda vermek istedigini verebilme amacidir. Yeterki, bu aciklama istensin ve yazar bu istemi alsin.


Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 09-09-2010 20:44

Saygideger natan;

Yani sorduğum sorunun dolaylı yanıtı şu yazınız mı ?-Natan-

Sorularini bir ustteki mesajda yanitladim. O yazi bilimin ve felsefi ogretinin sevgisi ile, sevginin bilimi/felsefesi arasindaki farkti. Yani ilki bilgi/ogreti onculugunden, ikincisi sevgi onculugunden yola cikilarak dile getirimdi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dragonwar 13-09-2010 11:23

Bence:
Bilim görünen üzerine düşünmekken
Felsefe hem görünün hem görünmeyen üzerinde düşünürken düşünmektir.

İkisini ayıran nokta budur, bence.

evrensel-insan 13-09-2010 21:51

Saygideger dragonwar;

Felsefe hem görünün hem görünmeyen üzerinde düşünürken düşünmektir.-dragonwar-

Yukaridaki cumlenizi, algilanmasi acisindan; daha detayli aciklar misiniz?

Saygilarimla;
evrensel-insan

callap 28-10-2010 19:55

Felsefe zamanla konularını devrederek bilimleşir;psikoloji,sosyoloji,hukuk gibi.Ancak hiç bir zaman kendi başına bilim olmamıştır.Felsefe tüm bunların da üstünde bir olgudur.Öyle ki bilimlerin anası/babası ne derseniz..Felsefe en başta yığılarak birikme ilkesiyle bilim olamayacağını gösterir. Felsefede kesin yargılar yoktur,bir şeyin ne olduğunu söylemez etrafından dolaşır her zaman..

errata 28-10-2010 20:13

Felsefe bilim değildir. Felsefe konuşmak ise bilim ortaya koymaktır. Ha her ikisi de gereklidir ve aslında birbirini besler.

evrensel-insan 29-10-2010 19:13

Saygideger shibumi;

Felsefe konuşmak ise bilim ortaya koymaktır.-shibumi-

Eger bil kokeninin (var ve ol kokeni yerine) ortaya konmasi, yani fenomenin gozlemlenerek, teorisi test edilerek ve gozlem ile yanlislanarak, evrenselonay temelinde elde edilen bilginin, bildirilmesi, epistemolojinin konusudur.

Eger metafizigin, etigin neyin ne oldugunu ortaya koyan tartismali ideolojilerinden yola cikarsan, bu bilimsel olmaz. Sadece felsefi ve ogreti olur.

Oyuzden bilimin felsefesi ile, bilimsel felsefe farki temelin felsefe mi, bilim mi oldugunu algilamak acisindan, onemlidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Bronx 30-10-2010 21:07

Bir örnekle açıklamak gerekirse;
Felsefeyle uğraşan kişi "Evren nedir?" "Canlılık Nedir?" gibi sorular sorarken bir bilim insanı "Evrende ne gibi maddeler vardır?" "Canlı organizmada ne çeşit tepkimeler gerçekleşir?" gibi sorular sorar.

Kısacası;
Felsefede esas olan sorulardır bilimde ise cevaplardır. Felsefe cevap bulmadan çok soru sorma sanatı olup bilimlere öncülük eder. Mesela bugünkü maddenin yapıtaşı olan atom fikri felsefe yoluyla, atomları tespit edebilecek teknolojinin icadından 3-4 bin yıl kadar önce Yunanistan'da ortaya çıkmıştır.

paslıçivi 05-04-2011 07:25

Alıntı:

Felsefe Nedir


Felsefe kelimesi Yunanca´da phileo(sev-gi) ve sophia (bilgelik) kelimelerinin yan yana gelmesinden oluşuyor... fhilosophia (bilgelik sev-gisi). Yunanlı düşünürler için "Bilgiyi sevmek, bilginin peşinden koşmak" anlamını taşır...

Yani Felsefe sadece bilgiyi sevmek mi oluyor?
Bu konuyu bir örnekle anlatayım, sen hiç dünyanın neden 365 gün ve altı saatte bir tur tamamladığını yani bir yıl diye niye bu hareketi tanımladığımızı merak ettin mi?, etmişsindir mutlaka. İşte bunun gibi bilmediğin, öğrenmek istediğin bir sürü konu var. Aslında filozoflarda böyle şeyler düşünüyorlar. Bunların nasıl olabileceğini, nelerin bunlara yol açtığını öğrenmeye çalışıyorlar... Öylesine derin düşünüyorlar ki bu konuları, anlamaya, yorumlamaya ve yaşamı anlamlandırmaya çalışıyorlar... Belli anlamlar bulduklarına inandıklarında da "Felsefe Sistemleri"ni oluşturmuş oluyorlar...

O halde felsefe, yaşamı bir şekilde anlamlandırabilme çabası mı oluyor?
Evet, yaşamı ve yaşamda varolan her şeyi... Filozof, soru sorar, merak eder ve öğrenmeye çalışır... Bilgi onun için ulaşılması gereken bir şeydir ve ona ulaşmak için habire koşar... Tam ulaştığını sandığı anda da yeni sorularla karşılaşır... Bak Ünlü filozoflardan Platon´un bir sözü var: "Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır." diyor. Yalnız, burada ortaya çıkan sadece yeni bilgiler değildir, filozofun ürünü, bir ahlak anlayışını, yaşama biçimini doğurur... Örneğin, dünyayı idealardan oluşmuş, (yani sadece düşüncelerden, ve bu düşüncelerin görünüşlerinden) bir yapı olarak algılayan bir felsefe öğretisi, yaşama ilişkin tüm yargılarını da ona göre oluşturur.



Felsefe İçin Ne Dediler


Birde filozoflara bakalım neler diyorlar felsefe için:

"Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir."
Karl JASPERS
"Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir."
SOKRATES
"Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (İdealist) bir çalışmadır."
PLATON
"İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe."
ARİSTOTELES
"Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir."
EPİKUROS
"Felsefe tanrıyı bilmektir ve gerçek felsefeyle, gerçek din özdeştir."
AUGUSTİNUS
"İnanılanı anlamaya çalışmaktır."
ANSELMUS
"İnanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır."
ABAELARDUS
"Tanrıdır konusu, tanrının tanıtlanmasıdır."
A. THOMAS
"Eleştiridir."
CAMPENELLA
"Deney ve gözleme dayanan bilimsel veriler üzerinde düşünmektir."
F. BACON
"Felsefe yapmak doğru düşünmektir."
T. HOBBES
"Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için."
DESCARTES

Sonuç olarak;
Felsefe Yaşamdır...

sevgili dostlar bir süredir felsefe nedir ne değildir üzerine düşünüyorum.. ve buna uygun bir topic bulup burdan devam etmek istiyorum..

googledan "felsefe nedir" yazıp araştırdım ve çıkan ilk linkteki yazıları yukarı alıntıladım..

öncelikle kelime anlamı olarak "bilgelik sevgisi" bir anlamla karşılaştım..

ama..

"bilgelik" nedir,
"bilgili insan" nedir
"bilge insan" nedir
ve en önemlisi "bilgi nedir" gibi sorular üzerinde durmamız gerekiyor..

sanırım bu kavramlar biribirine karışmış..

ben felsefe konusunda eğitim almadım, bu konuda çok fazla kitap da okumadım.. yani felsefe terminolojisini pek bilmem, bir çoğunu bu sitede tecrübeli arkadaşlardan öğrendim..

bugün Turan Duran sitesinde yapılan konuşmalar tartışmalar, bir felsefik platform mudur, bunu çok merak ediyorum..

ilgili arkadaşlarla bu konuda konuşmak isterim..

astral 27-04-2011 11:50

Başlığa katkıda bulunmayacağım çünkü bu çok derin bir konu ve farklı bir başlıkta ele alınması gerekir. Ama bu alt forum neden felsefe-psikoloji şeklinde adlandırılmış çok merak ettim doğrusu. felsefe-psikoloji???

Vandenys 07-05-2011 20:03

insanlar mantıklı cümle kurmaya başladığından beri felsefe var, bilim felsefeden sonra gelir, bilim ilerledikçe insanın karmaşık soyut düşünce sistemi de gelişmiştir, felsefenin her zaman bilimsel gelişmelere (teknoloji, teknik) ihtiyacı var ancak bilimin felsefeye ihtiyacı olduğu söylenemez, bilimi nasıl kullanacağı konusunda felsefe devreye girebilir sadece...

Faith 10-05-2011 18:15

Yalın haliyle düşünce uğraşı olan felsefenin bilim olarak tanımlanamayacağını düşünüyorum.

Felsefe insanlık için önemli bir uğraş, felsefenin önemine inanan ben, felsefeyi bilimden öncelerim ama bilim olduğu iddiasına da katılmam.

Saygılarımla

westergaard 11-05-2011 10:30

Alıntı:

simply a good person´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 336897)
Merahaba;

bu aksam raki masamizda baslayan hos sohbeti ve tartismayi buraya tasimak istedim:)

Her ne kadar felsefenin kelime anlami icinde bilim gecse de, bana felsefe ve bilim farkli seyler cagrisimi yapiyor. Sanki felsefe soyut somut ayrimi yapmadan herseyle ilgilenirken ve yorumlamaya calisirken, bilim salt somuta ulasmayi hedefliyor.

Kendimce felsefenin bilim olamayacagina dair bir yargiya vardim. Siz degerli forumdaslarimin görüslerini okumak isterim.

Saygilarimla,

bilimin metodu vardır
bilimsel metot denir buna
gözlemler yapılır ve ve gözlemlenen olguları açıklayacak teoriler üretilir
bir teorinin bilimsel olması için de bir kıstas vardır
buna göre teori deneyle yanlışlanabilir olmalıdır
yanlışlanması mümkün olmayan teoriler bilimsel değildir

felsefe ise metafizik ve etik gibi gözlem yapılamaz alanlarda kürek çeker
teorileri de deneyle yanlışlanamaz

Khaos 11-05-2011 19:25

bütün bilimler felsefeden türemiştir.
gelinen süreçte felsefenin de bilim olmaktan başka çaresi yoktur.

bilgi üretmek iddiasındaki her disiplin bilimleşmek zorundadır.
felsefe bunu başarmıştır.

bilimlerin, bilimsel metodolojiye kavuşmalarının tarihi de aslında oldukça yenidir.
felsefe gözlemlenemeyen alanlarda kürek çekmek falan değildir.
bilimsel felsefe, felsefenin bu ilkel dönemine metafizik dönemini çoktan aşmıştır.

bu işleri 200 yıl geriden takip edenler var sanırım.

westergaard 11-05-2011 20:22

Alıntı:

kerberos´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382602)
bütün bilimler felsefeden türemiştir.
gelinen süreçte felsefenin de bilim olmaktan başka çaresi yoktur.

bilgi üretmek iddiasındaki her disiplin bilimleşmek zorundadır.
felsefe bunu başarmıştır.

bilimlerin, bilimsel metodolojiye kavuşmalarının tarihi de aslında oldukça yenidir.
felsefe gözlemlenemeyen alanlarda kürek çekmek falan değildir.
bilimsel felsefe, felsefenin bu ilkel dönemine metafizik dönemini çoktan aşmıştır.

bu işleri 200 yıl geriden takip edenler var sanırım.

ewet haklısın Quine gibi analitik felsefeciler yaptıkları epistemoloji ve bilim felsefesini bilimin bir uzantısı görürler

aslında bu 1930ların mantıkçı pozitivizminin yapmaya çalıştığı birşeydi, dediğin gibi felsefenin metafizik dönemini geride bırakıp metafizik ve etik konularına girmeyi reddetmişlerdi, sadece dil analizi yaparak felsefenin sorunlarının aslında gerçek sorunlar olmadığını göstermek gibi bir programları vardı

velhasıl mantıkçı pozitivizm 1950lerde miadını doldurdu, artık analitik felsefe geleneğinde etik de metafizik de tartışılmaya devam ediyor

avrupa felsefesinde de varoluşçuluk ve postmodernist felsefelerin de "bilim" olmak gibi bir özellikleri olamaz.. bunların hepsi kişisel yorum olmaktan öteye gidemez

senin dediğin gibi "bilimsel felsefe" diye birşey yoktur, bu cahilce bir laf

paslıçivi 12-05-2011 08:19

bilincimize yansıyan varlık/evren bir bütündür, tamdır yani rakamsal olarak "1" dir..

ama biz insanoğlu olarak henüz bu evrenin/varlığın sınırlarını zamansal/mekansal/nitelik/nicelik olarak ortaya koyamadığımız için evren/varlık "sonsuzdur" diyebiliyoruz..

bu "sonsuz" dediğimiz evren/varlık "1" dir..

peki bu evren/varlık hakkında insanoğlunun elinde "bilgi/kanun/yasa" düzeyinde ne vardır?

sadece 5 duyumuza/bilincimize yansıyan yani bilimin sundukları vardır..

işte insanoğlu buna "epistemoloji, epistemolojik gerçeklik" demiştir..

bu epistemeolojik gerçekliğin özelliği nedir?

*gözlemlenebilir
*sınanabilinir
*tekrarlanabilinir
*yani tüm dünya insanlığının hemfikir olduğu "evrensel onay"ı olan verilerdir..

işte bu evrensel onay almış verileri öğrenmiş insan "bilen"dir, bu eylemin adı "bilmek"tir..


peki bir verinin "evrensel onay" almasının yani "bilmek" eyleminin içinde ve farkında olan bir insanın "önemi" nedir?

-insanoğlunun bu veri için hemfikir olması demektir,
-diğer bir ifadeyle birbirine düş-me-mesi, dalaş-ma-ması, insanca, kardeşçe, dostça yaşaması demektir..


peki bu yukarda saydığım
Alıntı:

*gözlemlenebilir
*sınanabilinir
*tekrarlanabilinir
*yani tüm dünya insanlığının hemfikir olduğu "evrensel onay"ı olan verilerdir..
özellikleri taşımayan yani

*gözlemlene-me-yen
*sınana-ma-yan
*tekrarlana-ma-yan
*tüm dünya insanlığının hemfikir ol-ma-dığı yani "evrensel onaysız" verileri

öğrenmiş ve deklare eden insan nedir/kimdir?

"inanan"dır, bu eylemin adı da "inanmak"tır..


peki bir verinin "evrensel onaysız" olduğu halde insanoğlu tarafından inanılması yani inanmak eyleminin içinde olmasının "önemi" nedir



-insanoğlunun bu veri için hemfikir olma-ma-sı demektir,
-diğer bir ifadeyle birbirine düşmesi, dalaşması, insani olmayan düşmanca yaşaması demektir..


işte bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığı bu kadar önemlidir..

bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığa henüz ulaşamamış insanoğlu kendi türünün neslini kendi eliyle sonlandırmak için elinden geleni yaparken

bu farkındalığa önümüzdeki yüzyıllarda ulaşacak olan insanoğlu kendi türünün neslini kendi eliyle sonlandırma tehlikesini farkedip gerekeni yapacaktır..

aksi takdirde insanoğlu dediğimiz canlı türü de "nesli tükenmiş" sınıfına girmekten kurtulamaycaktır..


evren/varlık "1" dir dedik..

elimizde sadece "epistemolojik gerçeklik/bilgi/kanun/yasa" var dedik.. buna "A" diyelim..

1-A=X tir..

yani evreni/varlığı bir bütün olarak ortaya koyabilmemiz(bilmek) için daha ulaşamamız gerekn X kadar veri var demektir..

elimizdeki A acaba bu 1 in yüzde kaçıdır?

yani A/1= in değerini biliyor muyuz?

tabii ki hayır..

elimizdeki A;

acaba bu 1 in "% 999999999999999999999999" u mudur?

yoksa "% 0,00000000000000000000000000000000000000000001" midir?

biliyor musunuz? bilmiyorsunuz değil mi...

peki insanoğlu bu gerçekle yaşayabilir mi?

-sahtebenlikte hayır..

bilincine yansıyan varlığı/evreni "bildiğini zannetmek yanılgısı/inançlı" yaşamak zorundadır..

çünkü sahtebenlik/ego "bilmiyorum" diyemez..

ne zaman ki bu sahtebenlikten/egodan kurtulur ancak o zaman bu derin uyku ve uyku mahmurluğundan uyanıp tam uyanıklığa/aydınlığa erişir ve bilincine yansıyan evreni/varlığı "bilmediğinin" farkına varır..

evet "1-A=X" dedik..

işte burdaki "X" bilmediklerimizdir..

ama insanoğlu sahtebenlik/ego yüzünden bunu bilmediğini deklare edemediği için

"felsefe" dediği insanlık "bilinçyetmezliği sendromu"nun etkisi altında, bildiğini zanneden insanların birbirileriyle anlamsız, kördöğüşü, insandan öte, insani olmayan bir tutum ve davranış içinde yaşamak zorundadır şimdilik..

bu bilinçyetmezliği sendromu bir insanlık hastalığıdır,

bu hastalığa yakalanmak ve kurtulmak insanoğlunu iradesinin dışında bir olgudur..

varoluşun kendi içdinamikleri içerisinde gelişen bir olaydır..

o yüzden insanoğlunun herhangibir suçu/kusuru/hatası olmadığı için sorumlu değildir, yargılanamaz, suçlanamaz..


yani insanoğlu şimdilik bu kaos içinde insani olmayan tutum ve davranış içinde olmak zorundadır, bu bir dayatmadır..

bu insanoğlunun şimdilik önüne geçemediği yazgısı, kaderidir..

gönlünüzü yüreğinizi hoş ve ferah tutun, yegane sahip olduğunuz yaşamın ölüm gelmeden önce kıymetini bilin ve ıskalamayın, sevgili dostlar..

saYRam 11-06-2011 14:49

Evrim kuramı ile ilgilenmek, bunun bilimini yapmak, moleküler biyoloji araştırmaları yapmak bilimdir, bilim yapmaktır.

Evrimin bize öğrettiklerine bakarak ortalıkta bir yaratıcının olmadığı yorumunu yapmak felsefe yapmaktır.

Felsefe tabii ki bir bilim değildir. Felsefe bir düşünce disiplinidir. Düşünmenin, fikir üretmenin, beyin fırtınası yapmanın ana yasasıdır.

Felsefe dinlerin iddialarını red etmez ki. Felsefeye göre dinlerin iddiaları da doğru olabilir. Sadece akla ve bilme uygun veriler ile sorgulamak ister.

Felsefe ile bilim ilişkisi tabii ki vardır çünkü felsefe (diğer birçok şeyde olduğu gibi.) bilimi temel ve referans alır, dogmaları değil. Felsefenin "diğer birçok şey"den farkı felsefenin özellikle bilime vurgu yapmasıdır.

moment 05-10-2011 19:48

Felsefe varlık-bilinç, madde-akıl ilişkilerini araştıran bir bilim dalıdır. Pragmatik, pozitivist felsefe, felsefe yapmanın gereksizliği iddiasını ileri sürmüştür. Ona göre amprik bilgi dışındaki bilgiler bilinemez. Dünya yasaları mutlak bir gücün edimidir. Maddeci felsefe bu idealist felsefe iddialarını çürütmüş felsefeyi bilimsel temele oturtmuştur. Yöntem ve metodolojisiyle de sosyal bilimlerle fen bilimleri arasındaki farkı azaltmıştır. Dünyadaki emperyal sınıf çıkarları bilimi de yaratıcı güce bağlama hevesinde olduğundan maddeci felsefenin antitezi olarak düalist tavırlar koymuştur. Dikkat edilirse Türkiye gibi ülkelerde sosyal bilimler zayıf olduğu kadar fen bilimleri de yeteri kadar bir gelişme gösterememektedir. Bu gelişme ancak maddeci felsefe biliminin işlerlik kazanmasına bağlı bir şeydir.

spartacus 05-10-2011 20:21

Felsefe bilimin anasıdır denebilir. Kendisi bilim değildir, o açıdan bakılırsa biliminde kendisi bilim değildir, anlamsız bir paradoks olur bu. Bilimin sorularını felesefe üretir, bilim ise bu sorulara yanıt arama, ortaya çıkartma pratiğidir ve bu süreç bir bütündür. Felsefe ile bilimin ayrışması çok uzak bir döneme denk düşmez. uzun yüzyıllar boyunca felsefe ile bilim birliktedir, çünkü bunlar özde birbirinden yalıtılamazlar ve yüzyıllar boyunca filozof ile bilim insanı aynı kişidir, ve hem gözlemcidirler hemde deneyci. 20. yüzyılda felsefe sadece soyut alemlerde akıl oyunu yapan, salt jimnastik yapan, kısaca tamamen idealist bir konuma itilmeye çalışıldı. Adını da tamda tanıma uygun biçimde salt metafiziğe dayalı bilgi feslefesi koydular. Bu halde bilim-felsefe birlikteliğine darbe vurulmuş oldu, bilimsiz felsefe, felsefiz bilim diyeceğimiz anlamsız bir kafa karışıklığı doğdu. Sonuçda felsefecinin işi jimnastik yapmaya, bilimin işini de tulum giyip laboratuvarda(atölyede) çalışmaya, ama fikir üretmeyen, sorgulama yetisinden ziyade sadece veri sergileyen, sadece işini yapıp, yorumlama ve tümleme işini başka yerlere havale eden, felsefeden yalıtılan bir biçime dönüştürüldü. Felsefe olmazsa bilim olmaz, bilim yoksa felsefenin anlamı kalmaz.

Her felsefe bilme eylemine dayanır, yönelir, felsefe demek bilgiyi aramak, ona ulaşmak çabası demektir, bilgiyi sevmek demektir. Bu açıdan bilim ile felsefe ayrıştırılamaz bir bütünü temsil eder. Sorular felsefe alanında üretilir, pratik olarak aranan cevaplarda ise başvurduğumuz bilimdir, bu bir araştırma, veri edinme işidir. Dolayısıyla her felsefe kendi bilim tanımını ortaya çıkartmış ve bu yolda pratik sergilemiştir. İdealizm tanrı bilimini, materyalizm ise materyalist bilimi ortaya koymuş ve uzun yüzyıllar bu böyle devam etmiştir. bilimsel alanların ayrışması ise felsefe ile araya bir set örmek için değildir, felsefe gibi biliminde akademik ve uzmanlaşma yönünde disipline edilmesidir yani dış değil iç sınıflandırmadır, toplamda ise bir bütün halinde yine bilimdir.

turko 05-10-2011 20:36

felsefe bilim değildir

Khaos 05-10-2011 21:40

bilimsel bir disiplindir

Astur 05-10-2011 23:53

Bilimsel disiplin olmaz. Aynı mantık ve matematik gibi formel disiplindir.

G Milat 07-10-2011 02:21

Bir disiplinin bilim olabilmesi icin "deney, gozlem ve sonuc" uclusune dayanmasi gerekir.. Felsefe bu anlamda dusunsel bir etkinliktir.Fakat bircok bilmin su anki halini amasinda evsahipligi yapmistir.

moment 07-10-2011 21:20

Alıntı:

G Milat´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 416475)
Bir disiplinin bilim olabilmesi icin "deney, gozlem ve sonuc" uclusune dayanmasi gerekir.. Felsefe bu anlamda dusunsel bir etkinliktir.

Bilimi deney, gözlem, sonuç gibi amprik bir tanımlamaya indirgemek pozitivizmin zamanımızdaki aşırı formalist tavırlarından biridir. Bu tanım onu bilinç-varlık ilişkisinin reddine götürür, çünkü bu metafizik problem olarak görülür.
Bu aşırı fenomenalist yaklaşım kapitalizmin sonsuzluğu sosyolojisini ortaya koymaya çalışır.
Bu açıdan nötralizme ve felsefe inkarcılığına gider ya da onu bir düşünce biçimine indirger.
Tarihsel süreçlerin sosyal bilinç formları olarak felsefe oynadığı rolle başat bir bilim olarak bütün gelişmiş ülkelerde, sosyalist ülkelerde önemli bir yerde durur.

G Milat 08-10-2011 07:27

Sayin Moment,

Yorumunuzda bolca felsefi akimlarin ismini gecirerek ya durumu ortulemeye calismissiniz, yahut sirf muhalefet olmak adina yorumumu kullanmissiniz.

Oncelikle bilmin felsefenin bir dali olarak gelisip gunumuzdeki halini aldigini vurgulamaya calistigimi su cumleden "Fakat bircok bilmin su anki halini almasinda ev sahipligi yapmistir" kolaylikla anlayabilirdiniz...Felsefe; sosyoloji, bilim, siyaset, hukuk gibi daha bircok alanin cikis noktasidir.Eger butun bu alanlari bir agacin dali olarak dusunursek, felsefe o agacin tohumudur.

Fakat gelin gorun ki, agacin dallarindaki meyveler tohumun izlerini tasisa da icerdigi tat itibariyle tohumdan ayrilir. Bunlardan birisi de bilimdir..

Sizin bilimden ne anladiginizi bilemiyorum; fakat bilmin genel tanimi soyledir:
"Bilim veya ilim,[1] fiziki ve doğal evrenin yapısının ve davranışlarının deney ve gözlemler aracılığıyla sistematik bir şekilde incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik çalışmalar bütünü"

Size veya bana gore bir bilim tanimi getiremeyecegimize gore bu bilim taniminin en basit halini kabul etmek durumundayiz. Felsefe'nin de bu tanimla sinirlandirilamayacaginin -umarim- farkindasinizdir. Eger farkinda degilseniz, bir onceki afilli yorumunuzdaki akimlara yazik etmissinizdir.

Kisaca soylemeye calistigim sey; felsefe, bilimden daha genis bir temele sahiptir ve bir seyin bilimsel deger tasimasi icin deney ve gozlemlenebilir olmasi sarttir.

***

Gelelim yorumunzdaki sacmaliklar silsilesine.. Benim yorumumdan nasil da "kapitalizmin sonsuzluğu sosyolojisi"ni cikardiniz merak ettim. Bunun icin baya ugrasmis olmalisiniz.Cunku uc cumleden bir ekonomik seklin sosyolojik tanimlamasi cikariliyorsa o kadar sosyolojist, ekonomist, siyasal bilimler arastirmacilari, antropolojistler calismalarina ve vakitlerine yazik ediyordur.

Amacimiz Marks ogretilerini ve kapitalizmi tartismak degil; bilim ve felsefenin ince cizgisinin farkina varmaktir diye dusunuyorum. Tabii ki her daim konuyu baska onlere cekip konu hakkinda yapilan yorumlari elinin tersiyle iten birilerini bulmak mumkundur.Umarim siz bunlardan degilsinizdir(!)

moment 08-10-2011 11:27

Sizin şahsi düşüncelerinizle bir ilgisi yok ama kapitalist, feodal etkili toplumlarda bilim anlayışlarının çarpıklığını da görmek gerekir. Bu yapılardaki bilim icracıları pozitivist ekspoziyonlarla saf bilim, deneysel bilim anlayışlarıyla insan bilimlerine kısıtlama, bilim dışına itme çabası gösterirler. Sizin ortaya koymaya çalıştığınız mantığa ve tanıma göre birkaç deneysel bilim dışında yüzlerce bilim dalı bilim değildir. Bilim değildir de safsata mıdır, ilahiyat mıdır? Burjuva bilim yönetimi akla, bilinç-varlık ilişkilerine istediği gibi sınırlamalar, sansürler getirmiştir. Evren döneminin ilk işi felsefe bilimini yasaklamak yerine ilahiyatı geçirmek olmuştur. Bilim laboratuvara bağlı dar bir alanda görüldüğünde sosyal hayatın tek geçerli yasası olarak ilahıyat konma fırsatını yakalayacaktır ki bu Türkiye'de başarılmıştır. Siz felsefeyi bilim dışı yaparsanız bugünkü tabloyu bulursunuz. Ali Nesin gerçek bilimi yaparken engelleniyor. Bunlar hep aynı mantık ve yaklaşımların ürünü. Bu da bir sistem anlayışının yansımasıdır. Akıl-madde ilişkisini yani felsefeyi bilim dışına ittiğinizde varılacak yer burası olur.

Anti 04-12-2011 01:54

Felsefe subjektiftir, yani kişiden kişiye göre değişir.
Cevaplardan ziyade sorular önemlidir.
Bilim ise objektiftir, doğruluğu evrenseldir.
Ve amacı kesin doğruya ulaşmaktır.
Newton olmasaydı da herhangi birisi yerçekimi kanununu bulacaktı.
Ama Kant olmadan salt aklın eleştirisi yazılamazdı.
Bilimde amaç son noktayı koymaktır.
Felsefe yığılımlı olarak devam eder, bir filozof, diğerinin bıraktığı herhangi bir konuyu tekrar ele alabilir ve yeni sorularla geliştirebilir, ya da tam zıttına gider.
Cevabın niteliği önemli olmayacaktır.
Bilim ise birikimli ilerler, bir formülün ışığında hiç uygulanmamış metotlar kullanılarak yeni sonuçlar elde edilebilir, bu da somut bir ürün ortaya çıkaracaktır.
Herkes tarafından kabul edilecektir ve evrensel niteliğe bürünecektir.
İkisi birbiri ile etkileşim içerisindedir ve birbirlerinden faydalanmaktadırlar fakat felsefenin bilim olarak ele alınmaması gerektiğini düşünüyorum.

Astur 04-12-2011 03:14

Bilimde yaygın olarak düşünüldüğü şekliyle bir kesinlik, son noktayı koyma diye bir şey yok. Öyle olsaydı yüzlerce yıl doğru addedilen Newton'ın klasik fiziğinin Einstein tarafından yanlışlığı gösterilemezdi. Tümevarımın kesin sonuçlara varamayacağını en azından Hume'dan beri biliyoruz. Zaten o açıdan günümüzde doğrulama çabaları yerini büyük oranda yanlışlanabilirliğe bırakmış durumda.

Bilimde kesinlik, doğrulama vs. olduğunu düşünen arkadaşları görünce kendimi 1920'lerde Viyana'da gibi hissediyorum. Anti'nin yukarıda yazdıkları mantıksal pozitivist Schlick'in bir makalesinin özeti gibi. Bu işlere meraklı arkadaşlara tavsiyem Popper, Kuhn, Kitcher, Feyerabend, Quine, Hempel vb. bilim felsefecileri neler demiş, neler tartışmış bir bakmaları.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:09 .