![]() |
6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
İnsaf ve vicdan..Nerelerdesin?
Bu güzel Pazar sabahında yürek burkan gazete haberleri, Göz yaşartıcı ölüm resimleri.. Ölü minicik bebeğini taşıyan bir Filistin’li baba ve resmin alt yazısı : “ Dün Filistinliler sokaklara döküldü. ( *Katil İsrail !! *) sloganları atıldı, Baba Ali Ralia ve eşinin *6 ve 18 aylık bebeklerinin cenaze töreninde İsrail’e yönelik büyük öfke vardı..” Bu ne büyük vicdansızlıktır. Kassam füzesi fırlatmaya hazırlanan Filistinli militanların bulunduğu kasabayı hedef alan donanma topcu atışları hedef şaşırmış ve plaja düşen bombalar bebekleri anneleri öldürmüş, 40 kişiyi de yaralamış.. Aşırıya kaçan bütün inançlar,menfaat duygusu,ırkçılık ne zaman insanın başına bela olmadan, insanlar akl-ı selim ile yaşamayı öğrenecek.. Filistinde 25-30 yaşlarının altındaki bütün Filistinliler için, İsrailliler öldürülmesi-gebertilmesi gereken insanlardır. Çünki ya bir uçak bombardımanında,ya bir füze atışında, ya da sokakta yürürken bir İsrail askerinin kurşununda, anasını,babasını,kardeşini veya bir tanıdığını kaybetmiştir. Benzer şekilde,bir Yahudi için de bir Filistinli muhakkak gebertilmesi gereken bir yaratıkdır. Çünki onun da muhakkak bir yakını,ya bir düğünde,ya bir alışveriş merkezinde, veya bir otobüs durağında bir canlı bomba ile hayata veda etmiştir.. Bu kin ve nefret bu anlayışla nasıl duracak.. Her türlü kışkırtmanın dışında bu olayları yönlendirilecek Akil adamlar nerede? Hani Ortadoğu medeniyetin,dinlerin,doğruluğun membaı idi? Kin kini,nefret nefreti doğuruyor.. Olan da zavallı, garip bi günah insanlara oluyor. Filistinli veya Yahudi.. Hiçbir şeyden habersiz katledilen insanlar yüreğimi dağlıyor. Kin ve nefretten uzak,akılla yaşayan, Dostluğu,kardeşliği,ölçü içinde milliyetçiliği , dindarlığı koruyan insanlar.. Ne olur aklınızı başınıza alın. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Herkes kendi yaptığından sorumludur. Bu ölümlerin hesabını bırak Filistinliler kendi versin. Doğada güçlüyle güçsüzün savaşı hiçbir zaman bitmez ta ki güçsüz yokoluncaya kadar. Filistinliler Yahudilere topraklarını kendi istekleriyle sattılar bu yüzden Yahudilerin topraklarında hak iddaa etmeleri yersiz. Bugün Israil Araplara değil de Türkiye'ye savaş açsaysdı ya da Amerika Irak değil Türkiye'ye savaş açsaydı Araplar Kafirler cezalandırılıyor diye göbek atarlardı. Suudi Arabistan'a gittiğinizde Türk eserlerinin çoğunun yokedildiğini görürsünüz ama eşcinsel gavur Lawrence'ın mezarını çok iyi şekilde anıt haline getirmişlerdir. Bu Amerikan karşıtlığı adına Saddam'ı savunan salaklardan farkınız kalmıyor Filistin'i savunduğunuzda.Türkiye'de çok fazla Filistinli yaşıyor gidin konuşun bu insanlarla Türkiye hakkında ne diyecekler. Bugün Çin'in Doğu Türkistan bölgesinde Türklere karşı birçok katliam ve kısırlaştırma hareketi yapılmaktadır.Bu insanlar da müslüman ama kimsenin taktığı yok.Bugün Iran'da Azerbaycan Türkleri baskı halinde yaşıyor bir çok genç idam ediliyor.Bunlara görmeyip gidip pis Arabın derdini kendi derdin yaparsan size diyecek fazla birşeyim yok. Tengri size akıl fikir versin.
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
bence insanları birey olarak değerlendirmek lazım inanç siyasi görüş yada yaşam tarzını gözetmeden sadece kişiliği ve karakteristik yapısı ile arapları yada filistinlileri yada çinlileri yada kürtleri sırf aralarından yanlış yapanlar var diye kökten silmek yanlış olur
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Şamanist,çocukluğun bayaa problemli geçti galiba?
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Deli-Cevat ,akillica yapilmis yorumuna %100 katiliyorum.
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Büyüklerin davası uğruna, kini, nefreti uğruna KAZAREN ölmüş bebekler :(
Bir de KASTEN ölenler, öldürülenler var ki yürek dayanmaz. mailime gelmişti öyle resimler. İsrail'in yaptığı filistinli katliamları. Evlerin kapı pencerelerini çıkılmaz şekilde yapıp içeridekileri diri diri yakmalar, başı uçurulmuş bebekler, ortadan yarılmış bebekler... değil bir insana, bir hayvana dahi yapılmayacak muameleler, vahşetler... Bu nefreti, bu hasta ruhları anlamak gerçekten mümkün değil... Allah cümle günahsız yavrulara rahmet etsin... *:cry: çocuğun milliyeti olmaz bence. Büyüklerinin hatalarını, nefretini çocuklara ödetmek, sırf milliyetlerinden *dolayı çocukların bunları hakettiklerini düşünmek de zulümdür bence. :cry: acaba DİN diye bir şey olmasaydı dünya nasıl bir hal alırdı? Bir yanda dinler arası savaşların kökü kazınırken diğer yanda ne tür olumsuzluklar çıkardı acaba ortaya? |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Alıntı:
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Sevgili Şamanist Dostum;
"Bir gün Çin'e gitme fırsatınız olursa muhakkak Sincan eyaletine gidin ve hükümetin o insanlara neler yaptığını bir görün. Orda zulüme uğrayan insanlar da Müslüman ama nedense bu yobaz takım hiç görmek istemez bu insanları.... Neden acaba??? Çünkü bu insanlar Türk'tür. Arap olsalardı baş tacı edilirlerdi. Filistin zulmü diye bağırırlar bu islamcılar..... Sanki dünyada başka zulüm yokmuş gibi.... Bir de Yahudi düşmanlığını körüklerler." Türklük sevginden kaynaklanan haklı hiddetinle, söylediğin bu ithamların muhatabı ben miyim? Merak ettim. Hiram Usta Dostumuz için söyledi isen, açık söyliyeyim,bu yargıların oraya da oturmadı. İnanç sistemi ve ifadeleri düzgün bir dostumuz. Hiç yobazlığını ve agresifliğini görmedim. İnançlarına ve milli duygularına saygı duyuyorum. Ama yargılarında hiddetli olma. Öfke , başka öfkelilere de davetiye çıkarır. Sen görgülü ve akıllı adamsın. Benim kanaatim bu. Yanıldığımı da zannetmiyorum. Öfke insanı yanıltabiliyor. Ama bazende elimizde olmadan öfkelenebiliyoruz. Güzelliklerde görüşmek ümidiyle,hoşça kal sevgili Dostum. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Alıntı:
Yaptığım eleştiri belli bir kişiye yönelik değil bu eleştirdiğim görüşü savunan herhangi birisinedir Sen görgülü ve akıllı adamsın. Benim kanaatim bu. Yanıldığımı da zannetmiyorum. Bence sen daha görgülü ve akıllısın bu da benim gözlemim. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Herkes kendi yaptığından sorumludur. Bu ölümlerin hesabını bırak Filistinliler kendi versin. Doğada güçlüyle güçsüzün savaşı hiçbir zaman bitmez ta ki güçsüz yokoluncaya kadar
Şamanist sen ne demek istiyorsun anlamadım. Aldostu burada öldürülen bebeklerden bahsediyor senin şu yorumuna bak. Bak bir yerde eğer bebekler, çocuklar, masum insanlar katlediliyorsa orada artık herhangi bir dava'nın (ki bu ister Filistin, ister Müslümanlık, Hristiyanlık, ister Türklük vb) lafı edilmez. Orada bütün davalar susar ve "insanlık" davası başlar. Kardeşim ister ülkücü ol, dinci ol, hristiyan ol, solcu ol ne olursan ol ama önce insan olmanın davasını yürüt. Nazım dan Japon Balıkçısı yerinde olacaktır... JAPON BALIKÇISI * * * * * * * *Denizde bir bulutun öldürdüğü * * * * * * * *Japon balıkçısı genç bir adamdı. * * * * * * * *Dostlarından dinledim bu türküyü * * * * * * * *Pasifik'te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Tuzla, güneşle yıkanan bu vefalı, bu çalışkan elimize değen ölür. Birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Elimize değen ölür... Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Üstümüzden geçti bulut. Badem gözlüm beni unut. Boynuma sarılma, gülüm, benden sana geçer ölüm. Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut. Badem gözlüm beni unut. Çürük yumurtadan çürük, benden yapacağın çocuk. Bu gemi bir kara tabut. Bu deniz bir ölü deniz. İnsanlar ey, nerdesiniz? * * * * * * * * * * Nerdesiniz? Bütün bir insanlığı, dil, din, ırk, renk, millet farkı gözetmeksizin kucaklamak ve onlar dünyanın neresinde olursa olsun acılarına ortak olmak, onlarla birlikte gülmek, ağlamak ve bir yüce gönüllü insan olmak..... O kadar uzaktayız ki Nazım senin yüreğinden hemde çok uzaklarda... |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Dünyanın her yerinde bebekler gençler ölüyor yanlız Filistin'de değil.
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
AlDostu, al birini vur ötekine.. "Başka Tanrının Çocukları" diyerek, "Kesiniz, biçiniz, öldürünüz, sürünüz" diye emirler yağdıran bir tanrının kullarından daha başka ne beklersin ki? Filistinli ölmüş, biri daha gitti.. İsrail'li ölmüş, biri daha gitti. Yesinler birbrilerini, Sapık tanrının kulları, eksiltsinler, belki böyle tükenirlerde kurtulur millet..
Dersin ki, "yav, sen hiç insanlıktan nasibini almadın mı?" Müsaadenle dostum, Zaire'de, elma çaldığı için eli ve ayağı kesilen adamın kanı yüzüme sıçrayınca, Kudüs'te otobüste patlayan bombayla, bir yahudi bebeğin ciğerleri suratıma çarpınca, Hayfa'da, tank topuyla parçalanan 5 yaşındaki filistinli bebeğin kalıntılarını duvardan ıspatula ile kazıyınca vb. bu kadar şeyle muhatap olunca, bunu yapanlar insansa, ben değilim diyeli yıllar geçti. Hristiyan, Müslüman veya Yahudi, farketmez.. Bu gözünü kan bürümüş tanrının/tanrıların *vahşi *kulları insansa, ben değilim, aldostu. Eğer insanı yaratan o vahşilerin birinin tanrısıysa, beni o tanrı yaratmış olamaz AlDostu.. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
el kesme topicimizde bu söylenen şeyin yalan olduğu anlaşılacaktır.
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Ya soröğren, sen ne tipitip bir tipsin ki? Senin lafına mı, benim gözüme mi? Sana benim gözlerimin önünde bilfiil olan, ben yapmayın etmeyin derken, kesilen konun kanı suratıma dolan bir meseleden bahesdiyorum, sen hala yalan, gerçek dışı filan diyorsun.. Merak ediyorsan, atla uçağa git zaireye, her cuma bir kaç tanesi çıkıyor, eli ayağı kesilecek. Hem bir satırda sen alır, kesersin bir kaç el ayak, sevabına yazdırırsın..
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
lolipop,
(markette aynı raftayız dostum,destek olalım birbirimize) senin gördüğün doğruysa,o olayı yapanlar bunun islamdan olduğunu belirterek yalan söylemişler demektir.ortada bir yalan var. zira öyle elma toplamakla hele çocuğun elikesilmez. bizim topiğe birbakarsan şartları görürsün. el kesmek kesmemekten zordur,şartlar muvacehesinde. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Hep aynı martaval.. Bu islamdan değil.. Peki ne islamdan? Siz bu lafı edin, gidip oraya.. Sizi katli vacip ilan edip kellenizi kesip önünüze koyuversinler de bir görün bakalım..
İslam vahşeti bilfiil sosyal hayatın içine sokan bir dindir. Siz ise, güya takıyye yapıp, o islamdan değil, bu değil, şu değil vs ile kendinizi kandırıyorsunuz hepsi bu. Ayetler böyle yazarken.. Şartlar muvacehesi vs. hikayelerine bulaşmayın hiç. Adam olan, elini kesin derken, oraya şartlarını da yazar. Bir vaziyet olmuş, muhammet sıyırmak için vaziyetten uydurmuş ayeti hepsi bundan ibaret. Gidip kaç karıyı yatağına alacağına bile ayet indiren, evlatlığının karısını helal kılmak için cebraile iş çıkaran allah, bunlara neden ayet çıkarmamış? İlkel bir bedevi topluluğunun vahşi adetlerinden bir adım ötesi yoktur Kur'anda. Taa ki ne zaman o çapulcu sürüsü ganimet ve cariye peşinde sosyal hayatın geliştiği yerlere ulaşmış, biraz vahşetten uzaklaşmış, barbarlıkla yaşamayan toplumlara erişmişse, işte o zaman kuran yorumlanmaya, eğilmeye, bükülmeye başlanmıştır. Bu gün sizin yok, öyle değil filan dediğiniz kuran yorumu ve islam anlayışı, aynı eski bedevi ilkelliğiyle, aynı topraklarda hala sürmektedir. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Ner kuralı soröğren. İşte kural:
Hırsızlık edenin eli kesilsin.. Başka ne kuralı varmış, hangi ayette yazıyormuş? |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
liop arkadas,islamda el kesme topicimize bak dedim bakmamissin ben o topicden birazini buraya getirdim.
"sorogren Kayıt: Apr 15, 2006 Mesajlar: 255 Çevrim durumu: Bağlı Tarih: Pzr Haz 04, 2006 1:25 am * *Mesaj konusu: HIRSIZIN ELININ KESILMESI * ________________________________________ Hirsizlik yapanin elinin kesilmesi Islam Dininin bir kuralidir.Kur’anda vardir ve inkari kufurdur. Fakat meselenin detayini ogrenince zannimizdan daha farkli bir durum ortaya cikiyor.Gercekler *holywood veya yesilcam filimlerinde gosterilenden farkli.Zira;bu hukmu uygulamanin bir cok hukuki kosullari vardir.Ve bir hirsizin elini kesmek kesmemekten *hukuki sartlar acisindan daha zordur.Zaten oyle *dikkatsizce bir uygulama olsa idi.Gerek Osmanlidan kalma sulalelerimizde cogumuzun birkac kolu kesik akrabalarimiz olurdu,soyisim alinirken de bircoklarimiz colakogullari ve colakgiller vs gibi soyisimleri almis olurduk.ve de ateist sitelerde osmanlidaki colaklik orani allana pullana anlatilirdi.nitekim gunumuz de lafzen de olsa dini rejimlerde *nufusun belli bir orani eli kesik olsaydi,guya medeni dunya patirtiyi koparirdi.Ama boyle birsey yok. Hirsizin elinin kesilmesi ile ilgili hukuki sartlari daha asagida kisaltarak ve guncel dile cevirerek *Omer Nasuhi Bilmen’in “hukuk-u islamiye ve istilahat-i fikhiye kamusu”ndan alintiliyacagim.Ama bundan once Hirsizin elinin kesilmesinin Ilahi hikmetleri acisindan Risale-i nurdan bir iki alintiyi yazacagim. Ayrica hirsizi ne yapmali diye kendimize veya hirsiza degil,binbir guclukle sahibi oldugu ve belki de cok ihtoyaci oldugu malini veya parasini caldiran magdura sorarsak ki hak onundur,o bize elini kesmekle kalmayip daha baksa neler yapmamiz gerektigini soyler. Din ise,toplum hayatinin saglikli devami icin ve sucun islenmeden once caydiricilikla onlenmesi icin gerekli cezayi takdir etmistir. El kesme meseleri *‘sirkat haddi’ bahislerinde anlatilir.sirkat hirsizlik demektir.had ise ser’i cezasidir. Hadden baska zararin karsilanmasi ve tazir denen daha basit nasihat ve azarlama gibi cezalar da vardir.Bu konuda risale-i nur’da; “Bir zaman bir hâkim, bir hırsızın elini kestiği vakit eser-i hiddet ((hirsiza sahsi hiddetinin eseri olarak sert davranmis)) gösterdiği için, ona dikkat eden âdil âmiri onu o vazifeden azletmiş. Çünki şeriat namına, kanun-u İlahî hesabına kesse idi, nefsi ona acıyacak idi. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için, adaletle iş görmemiştir………….” “Adliyede adalet hakikatı ve müracaat eden herkesin hukukunu bilâ tefrik ((ayrim yapmaksizin )) *muhafazaya, sırf hak namına çalışmak vazifesi hükmettiğine binaendir ki; İmam-ı Ali (R.A.) hilafeti zamanında bir Yahudi ile beraber mahkemede oturup, muhakeme olmuşlar. Hem bir adliye reisi bir memuru, kanunca bir hırsızın elini kestiği vakit o memurun o zalim hırsıza hiddet ettiğini gördü. O dakikada o memuru azleyledi. Hem çok teessüf ederek dedi: Şimdiye kadar adalet namına böyle hissiyatını karıştıranlar pekçok zulmetmişler. Evet hükm-ü kanunu icra etmekte o mahkûma acımasa da hiddet edemez, etse zalim olur. Hattâ kısas cezası da olsa hiddetle katletse, bir nevi katil olur diye o hâkim-i âdil demiş.” “Bir zaman bir adam, bir sahrada, bedeviler içinde ehl-i hakikat ((dindar ve dini hakikatlari kavramis )) bir zâtın evine misafir olur. Bakıyor ki, onlar mallarının muhafazasına ehemmiyet vermiyorlar. Hattâ ev sahibi, evinin köşesinde paraları oralarda açıkta bırakmış. Misafir, hane sahibine dedi: “Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?” Hane sahibi dedi: “Bizde hırsızlık olmaz.” Misafir dedi: “Biz paralarımızı kasalarımıza koyduğumuz ve kilitlediğimiz halde çok defalar hırsızlık oluyor.” Hane sahibi demiş: “Biz emr-i İlahî namına ve adalet-i şer’iye hesabına hırsızın elini kesiyoruz.” Misafir dedi: “Öyle ise çoğunuzun bir eli olmamak lâzım gelir.” Hane sahibi dedi: “Ben elli yaşıma girdim, bütün ömrümde bir tek el kesildiğini gördüm.” Misafir taaccüb etti, dedi ki: “Memleketimizde her gün elli adamı hırsızlık ettikleri için hapse sokuyoruz. Sizin buradaki adaletinizin yüzde biri kadar tesiri olmuyor.” Hane sahibi dedi: “Siz büyük bir hakikattan ve acib ve kuvvetli bir sırdan gaflet etmişsiniz, terketmişsiniz. Onun için adaletin hakikatını kaybediyorsunuz. Maslahat-ı beşeriye yerine adalet perdesi altında garazlar, zalimane ve tarafgirane cereyanlar müdahale eder, hükümlerin tesirini kırar. O hakikatın sırrı budur: Bizde bir hırsız elini başkasının malına uzattığı dakikada hadd-i şer’înin icrasını tahattur eder. Arş-ı İlahîden nâzil olan emir hatırına gelir. İmanın hassası ile, kalbin kulağı ile, kelâm-ı ezelîden gelen ve “hırsız elinin i’damına” hükmeden “essariku…………….”ö (<5,38>) âyetini hissedip işitir gibi iman ve itikadı heyecana ve hissiyat-ı ulviyesi harekete gelir. Ruhun etrafından, vicdanın derin yerlerinden, o sirkat meyelanına hücum gibi bir halet-i ruhiye hasıl olur. Nefis ve hevesten gelen meyelan parçalanır, çekilir. Git gide o meyelan bütün bütün kesilir. Çünki yalnız vehim ve fikir değil, belki manevî kuvveleri -akıl, kalb ve vicdan- birden o hisse, o hevese hücum eder. Hadd-i şer’îyi tahattur ile ulvî zecr ve vicdanî bir yasakçı o hissin karşısına çıkar, susturur. Evet iman kalbde, kafada daimî bir manevî yasakçı bıraktığından fena meyelanlar histen, nefisten çıktıkça “yasaktır” der, tardeder kaçırır. Evet insanın fiilleri kalbin, hissin temayülatından çıkar. O temayülat, ruhun ihtisasatından ve ihtiyacatından gelir. Ruh ise, iman nuru ile harekete gelir. Hayır ise yapar, şer ise kendini çekmeğe çalışır. Daha kör hisler onu yanlış yola sevkedip mağlub etmez. Elhasıl: Had ve ceza, emr-i İlahî ve adalet-i Rabbaniye namına icra edildiği vakit hem ruh, hem akıl, hem vicdan, hem insaniyetin mahiyetindeki latifeleri müteessir ve alâkadar olurlar. İşte bu mana içindir ki, elli senede bir ceza, sizin hergün müteaddid hapsinizden ziyade bize faide veriyor. Sizin adalet namı altındaki cezalarınız, yalnız vehminizi müteessir eder. Çünki biriniz hırsızlığa niyet ettiği vakit millet, vatan maslahatı ve menfaatı hesabına cezaya çarpılmak vehmi gelir. Yahut insanlar eğer bilseler ona fena nazarla bakarlar. Eğer aleyhinde tebeyyün etse, hükûmet de onu hapsetmek ihtimali hatırına geliyor. O vakit yalnız kuvve-i vâhimesi cüz’î bir teessür hisseder. Halbuki nefis ve hissinden çıkan -hususan ihtiyacı da varsa- kuvvetli bir meyelan galebe eder. Daha o fenalıktan vazgeçmek için o cezanız fayda vermiyor. Hem de emr-i İlahî ile olmadığından o cezalar da adalet değil. Abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi battal olur, bozulur. Demek hakikî adalet ve tesirli ceza odur ki: Allah’ın emri namıyla olsun. Yoksa tesiri yüzden bire iner.” Istilahat-i fikhiye kamusundan: HIRSIZLIGIN BAZI OZELLIKLERI: 1- Sirkat, lûgatde başkasının malini gizlice almakdır, mikdarı az olsun olmasın, haddi icab etsin etmesin. 2- Sirkat ya bir sahsin *veya bir grubun hirsizlik mahalline gizlice girip caldiklari mali disariya cikarmasiyla *diger sartlar da yarine gelirse haddi gerektirir. 3-En az hirsizlik miktari *bir dinar,veya on gumus para veya kiymetince maldir.Bundan az miktar haddi gerektirmez. HADDİ *SİRKAT İCRASI İÇİN HIRSIZA *AİD ŞARTLAR: 4-Sirkat buyuk bir suc olup,insanlar arasindaki etkileri de buyuktur.Dolayisiyla cezasi da buyuk olmalidir.Fakat cezasi buyuk oldugu icin had cezasi uygulanmadan evvel bazi sartlarin yerine gelmesi gerekmektedir.Hakim hemen cezayi uygulayamaz. 5-Hirsiz,akilli,balig,konusma ve gorme ozurlu olmayan bir kisi olmalidir.Dolayisiyla cocuklarin,zeka ozurlulerin,dilsizlerin ve korlerin yapacaklari hirsizliktan dolayi had lazim gelmez. 6-Hirsiz caldigi malin ortaklarindan olmamalidir.ortaklarindan ise had uygulanmaz. Kamuya ait bir mali calan da hadde ugramaz.zira kisi *kamu malina ortaktir.muhtac oldugu takdirde bu maldan ihtiyaci kadar *kendine verilmesine hakki vardir.hirsizlik yoluyla alirsa diger tur cezaya carptirilsa da had *cezasi vurulmaz. 7-Hirsiz ile mali calinan arasinda evladlik,analik,babalik,evlilik gibi akrabalik baglari olmamalidir. 8-Bir kimse, üvey babasının veya üvey anasının veya oğlu¬nun refikasının veya üvey evladının yahut kain validesinin hanesinden bir mali çalsa bakılır: Eğer o mal, kendi babasının veya anasının veya oğlunun veya zevcesinin ise hakkında bil'ittifak had lazım gelmez. 9- Kari kocadan *biri diğerinin bir malini çalsa hakkında had lazım gelmez. 10- Dinen evlenmelerinde sakinca olmayan akrabalarin birbirlerinden hirsizligi diger sartlarin neticesinde had cezasini *gerektirir. 11- Hirsizin kin erkek, hür, müslim ve muhtar olması şart değildir. * * *Binaenaleyh sirkatde bulunan kadınlar, köleler, zimmîler, mükrenler hakkında da sair şartlar mevcut olunca had icra edilir. CALINAN MALA *AİD ŞARTLAR: 12-Mesrukun = çalınan şeyin mutlak mal olması, yani: mal’iyetinde şübhe olmayıb nasın ((insanlarin )) mal saydığı ve temevvül ((servet olarak sayilan mallari biriktirme)) için sakladığı bir şey bulunması şartdır. Binaenaleyh altın, gümüş, inci, cevabir, demir, bakır, tunç,kalay ¬gibi şeyleri sirkat, haddi müstelzim olur. Çünkü bunlar, her vechile em¬valden maduddur. Fakat mushafı şerifi, hadis kitablarını veya şiir ve edebe müteallik eserleri sirkat, haddi müstelzim olmaz .((gerektirmez)) * olması şartdır. 13- Çalınan şeyin haddi zatında memluk *((sahiplenilmis mal )) olması şartdır. Binaenaleyh madeninde bulunan altın, gümüş vesair cevahir gibi henüz kimsenin mâlik olmadığı mübah şeyleri ahz etmek, haddi müs¬tezlim *değildir.((gerektirmez)) 14 - Çalınan şeyde hirsizin *sahiplik hakki veya suphesi olmamalidir Kezalik bir kimse, borclusundan alacağı meblağa muadil veya on¬dan, zaid ve ayni cinsden bir meblağ sirkat edecek olsa --alacağına takas vaki olacağından-- hakkında haddi sirkat lazım gelmez, 15- Çalınan ot, saman, kamış, alelâde odun, kömür gibi şeyleri çalmak, haddi gerektirmez. Kireç, kerpiç, kiremid, cam bardak, balçıkdan yapılmış desti gibi şeyleri sirkat de haddi müstelzim değildir 16- Çalınan mâl, her vechile tecavüzden masun olub sârik için ahz salâhiyeti, te'vil ve tenavili –ibahe-- şübhesi bulunmamak şart¬dır. Çünkü had, bir ukubeti mahzadır. Cinayeti mahzadan dolayı tatbik edilir. Gayri masum veya te'vil ve tenavül şübhesine mukarin bir mâli ahz ise bir cinayeti mahza değildir ki, bundan dolayı bir ukubeti mahza-nın tatbik edilmesi tecviz olunsun. 17- Calinan seyin had cezasini gerektiren seylerden olmasi sarttir.Mesela mushafi calmak had gerektirmez.gumusu calmak had cezasi gerektirir.gumus muhafazasiyla beraber *Mushafi kasdederek hirsizlik gayesiyle calinirsa *ikisi icin de had gerekmez. 18-: Çalınan malın süratle bozulur bir şey olmaması şartdır. Binaenaleyh ağaç üzerinde bulunan veya başka bir ağaç üzerine asılmış olan hurma, üzüm, nar gibi taze meyvaları sirkat, haddi icab et¬mez, 19- : Çalınan şeyin en az nisab (bir dinar veya on gumus para su anda neye denk geliyorsa) mikdarında bulunması şartdır. Binaenaleyh bir nisab mikdarından az *olan bir mali *çalmak, haddi icab etmez. 20-Çalınan şeyin mutlaka hirsizliktan korunmus bir yerde olmasi gerekir.Acikta birakilan bir malin hirsizligi haddi gerektirmez. 21- Bir kimse, içerisine girmeğe izinli *olduğu bir dükkândan, bir haneden, bir hamamdan: veya sair böyle bir mahalden herhangi bir şahsa aid bir mâli çalsa hakkında had icab etmez. 22- Mer'adan hayvanları çalmak, haddi gerektirmez, ve¬lev ki yanlarında çobanları bulunmuş olsun…….Fakat hayvanatı muhafazalarına mahsus olan ahırlardan, ağıllar¬dan çalmak, haddi gerektirir. Zira bunlar birer muhafaza yeridir.. 23-Sahralarda muhafızsız bir halde bırakılmış olan malları sir¬kat, haddi icab etmez. Fakat yanlarında sahipleri veya muhafızları bu¬lunduğu takdirde haddi gerektirir 24-bir kimse, bir hanenin dış kapısını çalsa veya haric¬deki bir çuvalı yarmaksızın içindeki eşya ile birlikte sirkat etse --bun¬lar, emvali zahireden olmakla-- hakkında had cezası tatbik edilemez. Fakat kapıyı açarak hane içerisindeki bir mâli veya çuvalı yararak için¬deki eşyayı çalsa hakkında had icra edilir. Zira bu takdirde mâli saklanani *sirkat etmiş olur. 24- Bir kimse, bir malin saklandigi yere *girib bir mali elde etdiği halde veya o malı harice atıb da daha kendisi harice çıkmadan yakalansa hakkında had icra edilemez. Çünkü o mala tamamen vaz'ıyed etmiş, maksad husu¬le gelmiş sayılamaz. 25-Bir kimse, bir hanenin duvarını delip içeri girmeden elini uzatarak bazı şeyleri çalsa hakkında had lazım gelmez. Çünkü mahalli hırza girmiş, hürmeti hırzı hetk etmiş değildir. 26- Bir şahıs, icinde mal *olan bir haneye girip de müteaddid odalarından birindeki bir mali alarak hanenin sofasına çıkarsa bununla hakkında had lazım gelmez. ……..mal, tamamen harice çıkarılmadıkca sirkat tahakkuk etmiş olmaz. 27- Bir kimse, kapısı gündüzün dayalı veya açık bulunan bir hane içerisine girerek sirkatde bulunsa hakkında had lazım gelmez. Fakat geceleyin mürur ve ubur kesildikden sonra kapısı kapalı, fakat kilitlenmemiş bulunan bir haneden yapılacak bir sirkat, haddi müstelzim olur. 28- Bir kimse, gündüzün bir hanenin veya dükkanın kapısını anahtar ile açarak içerisinden sirkatde bulunsa bakılır: eğer içerisinde kimse bulunmamış ise had lazım gelmez. 29-Geceleyin yapılacak bir sirkatde baslangicta *gizlilik şart ise de sonunda *şart değildir. Fakat gündüzün veya akşam ile yatsı arasın¬da halkın henüz gidib gelmekde bulunduğu bir zamanda yapılacak bir sirkatde gizlilik, hem basinda ve hem de sonunda *lazımdır. 30- Bir kimse, kiraya verdiği bir haneden kiracisinin *bir malini çalacak olsa hakkında had icra edilebilir. 31-Kiraya veren, kiracisinin *hususî ikametgâhına gizlice girib bir malini çaldığı takdirde bil'ittifak had lazım gelir. Çünkü *o ikametgaha izinsiz *girmeğe asla hakkı yokdur. 32-Bir haneye gizlice giren şahıs, elde etdiği eşyayı bir hay¬vana yükliyerek beraber harice çıkarsa hakkında had lazım gelir. 33- Hanelerin sathı da mahalli hırz sayılır. Binaenaleyh damlardan nisab mikdari bir malı gizlice sirkat et¬mek, haddi icab eder. MALI CALINAN KISIYLE *ILGILI ŞARTLAR : 34-Mali calinan kisinin * sirkat edilen mallar üzerinde bir gercek veya hukmi sahiblilik yetkisi *olması şartdır. Binaenaleyh bir kimse, bir mali sahibinin veya kendisine emanet veya borc bırakılmış olan kimsenin veya rehin birakilan kimsenin *ve¬yahut satın almak üzere bulunan şahsın nezdinden sirkat edecek olsa hakkında had lazım gelir. 35- Mali calinan kisi *ile hirsiz *arasında yukarida bahsedilen akrabalik iliksileri olmamalidir. MALIN CALINDIGI YERE *AİD ŞARTLAR: 36-Hirsizligin dari adilde ((İslam hukukunun gecerli oldugu adalet saglanmis ulke)) vuku bulmuş olması şartdır. Zaten İslam hukuku islemeyen yerde İslam cezalarini verecek mahkeme ve uygulama organlari olamaz.yetkisiz kisiler sadece sahsi hiddetlerinin esiri olarak icraat yapmis ve zulmetmis olurlar. * * 37- Sirkatin kıtlık seneleri haricinde vuku bulmuş olması şartdır. Binaenaleyh aclik ve kitlik *bulunan bir zamanda, ((ekonomik krizleri de hatirlatiyor)) *bir yerde yapılacak bir sirkat, zararin tazminini , ta'zîr *((uyarma ve nasihat )) cezasını gerektirirse de haddi gerektirmez. Çünkü zaruret halinde başkasının malinden --bilahare tazmin etmek üzere-- zaruret mikdarı tenavül edilmesi mübah hükmünda bu¬lunur. SİRKAT HADİSELERİNİN SURETİ SÜBUTÜ : 38- Haddi icab eden herhangi, bir sirkat hadisesi, ya itiraf ve kabul ile veya deliller ile sabit olur. 39-Bir şahıs, bir kimsenin mesela: yüz lira çaldığını itiraf *etdikden sonra bu ikrarindan dönerek: «Hayır, vehm etmişim, diğer kimseden yüz lira çaldım» dese hakkında had icra edilemez. 40-Sirkat hakkında cebren vuku bulan ikrar, muteber değildir. Binaenaleyh bir şahıs, vukubulan darp’a, tehdide, habse, aç bırakıl¬mak gibi bir suretle ta'zibe binaen sirkatde bulunduğunu ikrar etse bu¬na itibar olunmaz. Çünkü bu gibi haller, ikrarın ciddiyetine münafidir. 41-Sirkat hususundaki deliller, erkek, adalet, asalet ile muttasıf, en az iki mükellef kimsenin sirkat vukuu hakkında yapacak¬ları şahadetten ibarettir. 42-Hâkim, şahidlerden iddia edilen sirkatin mahiyyetini, keyfiyyetini istizahda bulunur, şahidlerin adaletini tetkik eder, şahidler tezkiye edilmedikce had icra edilemez. Çünkü had, telâfisi kabil olma¬yacak bir cezadır. Şu kadar var ki, tezkiye esnasında sârik, habs edilir. Zira sirkatle müttehem olduğundan firar etmesi melhuzdur. 42- Mali calinan kisi *hazır olduğu halde şahidler kaybolsalar *veya vefat etseler İmamı Âzama göre had icra edilemez. 43-Haddi sirkat hususunda bir şahadetin kabul edilebilmesi için hirsizlik olayindan buyana fazla bir zaman gecmemis olmalidir. 44-Bir şahıs, mali calinan kisinin *gı¬yabında: «Ben bu malı çaldım, amma bunun kime aid olduğunu bilmi¬yordum» veya «kime aid olduğunu haber vermem» dese hakkında had icra edilemez. Kezalik: şahidler: «Bu şahıs şu malı çalmışdır, fakat bu malın kime aid olduğunu bilmiyoruz» deseler şahadetleri makbul olmaz. 45-Şahidler, bir şahıs hakkında: «Bu, fülan kimseden mese¬la: yüz lira çaldı» diye şahadet etdikleri halde karardan evvel bu şahadetlerinden rücu ederek «Hayır, şu diğer kimseden yüz lira çaldı» diye şahadetde bulunsalar bununla haddi sirkate de, zararin karsilanmasina *da hükm olunamaz HIRSIZLIGIN *HÜKMÜ VE HIRSIZLIK HAD’DININ *MAHİYYETİ : 46-Sirkatin iki hükmü vardır, biri nefse, diğeri de mala te¬allûk eder. Nefse taallûk eden haddir. Mala taallûk eden de calinan malin geri verilmesi *ve ziyan olmasi halinde karsiliginin tazminat olarak verilmesi. Haddi sirkat ise sartlari *mevcut ve usulü dairesinde sabit bir hır¬sızlık hadisesinden dolayı hırsız hakkında elini kesmek *suretiyle yapılacak bir cezalandirmadir.. Hayati tehlike olmamasi icin butun onlemler alinir.Ayrica hirsizin normal hayatinda bir hastalik veya ozur dolayisiyla bir eli colak ise veya bas parmagi veya diger iki parmagi kesik ise,yurumede bir ozru varsa had cezasi uygulanmaz. 47-Birden fazla hirsizlik cezasi icin tek had uygulanir. 48-Mahkeme kararindan sonra kisi hirsizini afv edemez. 49-Haddi sirkati ikame edecek zat, veliyyül'emr ile onun ta¬rafından hadleri ikameye me'zun bulunan hâkimlerdir. Binaenaleyh bunlardan başkası bu haddi ikame edemez. Şayed bir kimse, hakkında had icra edilmesine henüz hüküm veril¬memiş olan mahbus bir hirsizin *sağ elini kasden * kesecek olsa hakkında kısas lazım gelir. 50-Çalınan malın geri verilmesi *ve tazmini meselesine gelince bir sirkat hâdisesi usulen sabit olduğu halde bazı sartlarin yerine gelmemesine *binaen had icrasına imkân bulunmasa calinan *malın her halde geri verilmesi *lazım gelir. HAD CEZASININ DUSMESI 51-Hirsizin had cezasindan once *ikrarından donmesiyle etmesiyle had sakıt olur. Fakat bu halde çaldığını itiraf etmiş olduğu malı tazmin etmesi lazım gelir. 52-Hirsiz,ikrarindan sonra mülkiyet iddiasında bulunsa, yani: caldigi *malın kendisine aid olduğunu dermeyan etse bununla had sakıt olur. 53-İki şahısdan biri: «Biz bu malı fülân kimseden birlikde çaldık» diye ikrar, diğeri ise bunu tekzib ile : «Hayır, biz öyle bir şey çalmadık» diye inkar eylese İmamı Âzama göre yalnız kabul eden *hakkında had lazım gelir, diğeri hakkında lazım gelmez 54- Mali calinan kisinin * hirsizin *itirafini tekzib etmesi de haddi iskat eder. Şöyle ki : mal sahibi: «hirsiz yalan söylüyor, benim malımı çalmış değildir» dese hirsizdan had sakıt olur. 55-Hirsizin çaldığı malı henüz mahkemeye tevdi edilmeden sahibine geri vermesi *de haddi iskat eder. 56-Sirkat hakkında şahadet vuku buldukdan sonra hirsiz kaçacak olsa bakılır: eğer derhal yetişilip elde edilirse hakkında had icra edilir. Fakat derhal elde edilemezse artık had icrası için takib edil¬mez. Yukarıda da yazılı olduğu üzere her sirkat hâdisesinden dolayı he¬men had cezasının tatbik edilmesi, hikmeti şer'iyye bakımından pek istenen sey *değildir. Bu cihetle hâkim tarafından hirsiza ikrarından geri donmesini sagliyabilecek *bazı sözler söylenmesi mendubdur ki, buna (tel¬kini rücu) denir. Bir hirsiz hakkında haddin sukutu ise onun cezadan büsbütün kur¬tulması demek değildir. Nitekim ta'zirat mebhasinde bu cihet görüle¬cekdir. 57-Mal sahibinin *hirsizlik şahidlerini tekzib etmesi de had¬di iskat eder. Şöyle ki: mal sahibi: «bu şahidler yalan yere şahadet etdiler» dese artık had sakıt olur, icrasına imkan kalmaz. 58-çalınan malı sahibi daha aleyhine had ile hükmedilmeden hirsiza *satsa veya hibe etse artık had icrasına mahal kalmaz. Hukuki durumun ozeti bu. Ne Allahin gayesi insanlari colak etmek ne de mahkemenin gayesi insanlari colak etmek.Hedef caydiricilik ve sosyal baris ve emniyet. samanist ,el kesme sartlarinda bulug hirsiz icin gerekli sartlardan biridir.dolayisiyla cocuklarin doger butun sartlar saglansa bile hirsizliktan dolayi eli kesilmez.zaten mal sahibi malini geri alinca ve belki biraz da tazminat alirsa kimsenin elini kestirmez.ben 2001 de hacca gittim.dedigin seylerle ilgili birsey gormedim duymadim.sizi yaniltmislar galiba. pante,islam hukukunun kaynagi sadece kur'an ve hadis degildir.bu konuda sihhati kabul edilmis omer nasuhi bilmen'in hukuk-u islamiye ve istilahat-i fikhiye kamusu'nda sunlar ozetle yazilidir.ilk yazim da zaten bu eserdendi: "206 - Fıkıh, ibadata, muamelâta, ukubata ait bütün şer'î meseleleri ihtiva eden, islâm hukukunu Vücude getiren malûmatın heyeti mec¬muasıdır. Bunun mübtena aleyhi, istinatgâhı, yegane kaynağı da edillei erbaa denilen kitabullah ile sünneti nebeviyeden ve icmaı ümmet ile kı¬yası fukahadan ibarettir. İşte bu dört esas, fıkhın usulunü teşkil etmek¬tedir. Maamafih ilmi usul, tefsir,hadis, fıkıh, belâgat, lisaniyat, ilmi âdâb gibi birçok ilimler ile de alâkadardır, bu ilimIerden de istimdat eder, bu cihetle gayet geniş mevzuları dairei tetkikine alır. 207 - Hükmü şer’î, bizim gibi kulların fiillerine mütealiik olup şarii mübinin hitabile sabit olan farziyet, vücub, nedb, ibaha, hıll, kera¬hat, hürmet, sıhhat, fesat, butlan gibi şeylerden herhangi biridir. Mesela: mükellef bir insanın yaptığı bir ibadetin farz veya vacib ve¬ya sünnet oldıuğuna ve akd eylediği bir muamelenin sahih, nâfiz veya fâsid, gayri nâfiz bulunduğuna ancak şarii hakimin o husustaki beyanile muttali oluruz. 208 - Delili şer'î, kendisine sahih surette nazar edilmesi, bilinmesi, matlup olan bir hükme insanı kavuşturan nazmı Kur’ânîden veya Sünneti Nebeviyeden veya icma' ile kıyastan herhangi biridir. Mesela: (...................)= kadınlardan size halâl olanlar ile ev¬leniniz.) nazmı şerifi, bir şer'î delildir. Buna nazar edince izdivacın meş¬rû, halâl bir muamelede olduğunu anlamış oluruz. 209 - Kitap ile, yani: Kur'anı Mübin ile Sünneti Nebeviyyenin ihti¬va ettiği delillere «edilleisemiyye» denir ki, bunlar, şarii mübinden sü¬butları ve birer hükmü şer'iye delaletleri itibarile şöylece dört kısımdır. Bu cihetle matlubu ispat bakımından kuvvetleri de mütefavittir. (1) : Sübutu da, delâleti de kat'îdir. Bütün âyâtı Kur'aniyenin sü¬butu kat'îdir. Çünkü en muazzam, mükemmel bir tevatür, ile Resulü Ek¬rem'den kelâmı İlâhî olmak üzere menkuldür. Bunlardan müfesser ve muhkem denilen ayetlerin ise sübutları kat'î olduğu gibi delâletleri de kat'îdir. (2) : Sübutu kat'î, delâleti zannîdir. Müevvel denilen ayetler ile tevatüren menkul olup elfazı müevvel bulunan hadisler gibi ki bunların sübutları tevatür ile olduğu cihetle kat'îdir. Fakat lâfızları müteaddit mânâlara şâmil olduğundan bunlardan hangi birine delâletleri zannîdir. (3) : Sübutu zannî, delâleti kat'îdir. Haberi ahad kabilinden olup elfazı, müfesser veya muhkem olan ahadisi şerife gibi. * * (4) : Sübutu da delâleti de zannîdir. Haberi ahaddan olup elfazı müteaddit manalar arasında müşterek olan ahadisi şerife gibi. USULÜ FIKHIN MEZUU VE GAYESİ 210 - Usulü fıkh ilminin mevzuu, şer'î hükümleri ispata vasıta olmaları itibarile Şer'î delillerdir. Bu ilimde bütün edillei şer'îyenin ah¬valinden bahsolunur. Kitabullah ile sünnetin ve icma' ile kıyasın, husu¬si ve müşterek vasıflarından bahsetmek bu ilme aittir. Şöyle ki: Kur'anı Mübinin nazmı celîlile ahadisi şerifenin elfazı mübarekesi; hass, âmm, müşterek, müevvel, hakikat, mecaz gibi kısımlara ayrılır. Kezalik: aha¬disi şerife; mütevatir, meşhur, haberi ahad kısımlarına münkasım olur *ve bunlar; emirleri, nehiyleri ihtiva eder. İşte bütün bunların ahvalin¬den bahsetmek bu usul ilminin salahiyeti cümlesindendir. (Kıyası fukaha) : Bir şeyde sabit olan hükmün, mislini -o hükmün illeti içtihadiyesini haiz olduğu cihetle- diğer bir şeyde de bir rey ve içtihat neticesi olarak izhar etmektir. Bu halde (ahkamı şer'iye) denilince bundan kanunu İlâhî hükümleri mana¬sını anlamak lâzımdır ve bununla asıl Kur'ana, hadise, icmaa sarahaten müste¬nit olan hükümler kasdedilmiş olur. İslâm Müçtehitlerinin kıyas ve içtihat tari¬kile istinbat ettikleri hükümler ise (ahkamı fıkhiye), (mesaili fer'iyei ameliye) namile yad olunur. Şu kadar var ki bunlara da şer'î esaslara istinat ettikleri ci¬hetle ahkâmı şer'iye ıtlak olunmaktadır. Demek ki, ahkamı fıkhiye, mesaili fıkhiye, esasen füruata ait, içtihada müs¬tenid hükümlerden,meselelerden ibaret ise de bu tabirIer, hem nass ve icmaa müstenit şer'î ahkâm ve mesaile, hem de içtihat ve kıyasa müstenit hükümlere; meselelere şamil, umumî bir unvan olarak istimal edilmektedir. Delilin cem'i: edilledir. De¬liller, edillei şer'iye ve edillei akliye kısımlarına ayrılır. Edillei erbea, kitap ile sünnetten ve icmaı ümmet ile kıyası fukahadan ibarettir. (İcma) : Lugatte ittifak, kasd, manasınadır: Istalahta: «Bir asırda bulunan İslâm müçtehitlerinin bir hükmü şer'î üzerine ittifak etmeleridir. Buna «İcmaı ümmet denir. Bir hükmi aklî üzerine ittifaka ve bilinmesi yalnız sarih nakle müstenit olan şeyler hakkındaki ittifaka icma adı verilmez. Âlemin hudu¬suna, kıyametin vukuuna ait ittifaklar gibi. Avamı nasın bir şey hakkındaki ittifakları da icma sayılmaz." |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Hay allah, bu yasta bir de osmanlica ogrenecegiz bazi yazilanlari anlayabilmek icin.
Sevgili Sorogren, Est que tu pensais que quelqun va comprendre c'est que tu as ecrit? |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Sevgili TipiTip ve LoliPop Dostlarım * :wink:
Fikri yapıları bu kadar ters iki insanın bu tatlılıkda birbirine hitap etmesi ve konuşulabilir ortamı korumaları, doğrusu beni çok mutlu etti. Bu hoş,esprili hitap tarzı , burada birbirine ağıza alınmayacak kelimelerle hitap eden inançlı-inançsız bütün arkadaşlarımıza örnek olsun. Her ikinize de yürekten teşekkür ederim. Liopleurodon yazmış : "Dersin ki, "yav, sen hiç insanlıktan nasibini almadın mı?" Müsaadenle dostum, Zaire'de, elma çaldığı için eli ve ayağı kesilen adamın kanı yüzüme sıçrayınca, Kudüs'te otobüste patlayan bombayla, bir yahudi bebeğin ciğerleri suratıma çarpınca, Hayfa'da, tank topuyla parçalanan 5 yaşındaki filistinli bebeğin kalıntılarını duvardan ıspatula ile kazıyınca vb. bu kadar şeyle muhatap olunca, bunu yapanlar insansa, ben değilim diyeli yıllar geçti. Hristiyan, Müslüman veya Yahudi, farketmez.. Bu gözünü kan bürümüş tanrının/tanrıların *vahşi *kulları insansa, ben değilim, aldostu. Eğer insanı yaratan o vahşilerin birinin tanrısıysa, beni o tanrı yaratmış olamaz AlDostu.." Sevgili Liop Dostum, Doğrusunu söylemek gerekirse, yaratılış ve inanç konusundaki inanç ve iddialarınızı, güzel bilimsel açıklamalarınız dışında, çok gaddar ve aşırı taraflı bakış açısı olarak değerlendirdim. hep. Ama sayfanın arkasında, sizi bu yargılara götürecek çok acımasız sahneleri yaşamışsınız. Yargılarınızın bu kadar sert olması, yaşadığınız bu acıların etkisi ile oluşmuş demek ki. Sevgili Dostumuz Soröğren, ne kadar çırpınırsa çırpınsın "İslam bu değil *!!" diye, yaşadıklarınızın izini silmek sizin için hayli zor olmalı. Yalnız unutmamak gerekir ki, müessese sahipleri ile, müessesenin tesilcileri her zaman aynı karakterde olmayabiliyor. Kendi başımda da olduğu için çok net biliyorum. Sizin adınıza öyle ahkamlar kesiliyor ki.. Ben bunları duyduğum,gördüğüm zaman, inanın çıldırıyorum. "Ben bu değilim,benim firmamın imalat-bakım-garanti-müşteri ilişki politikası bu değil!! " diye yırtınsam da, benim bazı elemanlarım, maalesef benim adıma, güya bana kazandırmak,beni masraftan kurtarmak gayretkeşliği ile, bana büyük zarar veriyorlar. Halbuki, orada 3 kuruşluk parçayı kullanım hatası zırvalığına sokarak garantiden çıkarmaları,bana müşteri memnuniyetsizliği dolayısı ile o çevrede kaybettiğim itibar ve sipariş ile, o parçanın binlerce katına maloluyor. Bir çok yerde bazıları, "Kıraldan çok kıralcı" olarak o kırala çok şeyler kaybettiriyor ama, geçmiş ola. Öğrendiğim zaman,gidip müesssem adına özür dilediğim, alınan parça parasını iade ettiğim müşterilerimiz olmuştur. Ama ne yapalım ki, büyük Patron bizim kadar günü birlik olaylara müdahale etmiyor.. "Ben böyle istememiştim,yanlış anlıyorsunuz.." demiyor. Sevgilerimle… İyiliklerde görüşmek üzere.. Gönül kırdıysak affola.. Bütün dostlarıma selam ederim... (Dost olmayanlarıma da...) ***********….*************….***********….********* ****….********* Her şey Tanrı 'dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı 'ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim/tekamül den geçmektir. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
SORÖĞREN, kendi kafana göre (veya Fi tarihinde yaşamış filanca bir adama göre) bir takım kurallar filan uydurmuşsun güya. Yok biraderim böyle kurallar filan. Bıçağın sapı kimin elindeyse kuralı koyan o olmuştur. Eğer Allah denen kana susamış tanrı, lütfedip peygamberin evlatlığının karısını yatağa atmak için ayet gönderdiği gibi bir de bu esaslı meseleler için ayet göndermiş olsaydı, bu ayetlerle de hırsızlığın ne zaman sabit olacağını filan söylemiş olsaydı, bu kavgayı ediyor olmazdık. ama yok. Büyük ihtimalle birisi peygamberin hurmasını çalmış, o da hışımla vay benim hurmamı çalan ha, kesin şunun elini ayağını da bir daha görsün benim hurmama ilişmeyi demiş böyle bir ayet uyduruvermiş.. Yoksa, böyle kural mı olur, hüküm mü olur? Yunus bile "Bir gün seni sıgaya çeker/bir molla kasım gelir" diyerek "Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme" ilkesini kendine düstur belliyorsa, bu Allah bilmez mi yarın bir plesiosaur gelir böyle ne demek bu der? Hadi söyle bakalım, bir insanın kendi kardeşini öldürmesi, hemde ortada hiç bir kısas yokken, nasıl mümkün olabilir, dinen caiz midir?
İslam denen sosyal veba yayılırken felsefi ve hukuki olarak eli mahkum evrim geçirir. Belli bir terakkiye erişmiş topluluklara ulaşınca, bu tür yorumlar eklenir. Bu kaçınılmazdır, yoksa camiye gidecek adam kalmaz. Bu senin islamın kuralı saydığın şeyler de, islamı kabul eden çeşitli toplulukların, Abbasiler, Türkler vs. uyguladıkları sistemi İslama adapte etmeleri ile ortaya çıkar. Ama ortada senin sandığın gibi bir kural kaide olmadığı için bunu önüne gelen canının istediği gibi yorumlamıştır. Bugün suudi arabistan'da da aynı şekilde "Hırsızlık edenin elinin kesilmesi" ceza olarak uygulanır ve sokaklar çolak adamlardan geçilmez. Ama ben ordayken kimsenin eli kesilmedi, ben şahit olmadım. Fakat, orada birebir hüküm, hırsızın elinin kesilmesidir, ne böyle şöyleyse, böyleyse vs. vardır, nede senin bu yazdıklarını takan. Git, bir elma çal ve gör bakalım bu yazdıklarına uyan var mı? Muhammedin ayak izlerinin hala durduğu, kuranı kendi öz diliyle okuyan bu insanlardan daha mı iyi bileceksin? |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
vartor,bu el kesme ile ilgili bugun bizde uygulama yok biliyorsun dolayısıyla güncel dilde bu meseleyle kim niye uğraşıp da kitap yazsın satışı sıfır olur iflas eder..ayrıca her mesleğin kendine has birdili olduğunu da gözardı etme benim yazım bir fıkıh kitabındandı ki,günümüz hukuk fakültelerindeki kitaplardan veya şu anda geçerli nice kanunlarımızdaki dilden daha farklı değil.yazarı ömer nasuhi bilmen ve hukukçularca çok meşhur ve kaynakbir eser.ismi istilahat-ı fıkhiye ve hukuk-u islamiye kamusu.cumhuriyet döneminde yazılmıştır.
loip,ruh halini cözüyorum yavaş yavaş.buradaki en hırslı kişilerden birisin.kendini sıkma biraz gevşe.göreceksin ki dünya daha güzel olacak. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Benim dünyam yeterince güzel soröğren.. Ama kadınları ikinci sınıf insan edeceğiz, onun elini keseceğiz, bunu recm edeceğiz vs .diyerek onu kana, gözyaşına, kepazeliğe, ilkelliğe, vahşiliğe boğmaya çalışan sizsiniz. Elbette buna karşı durmakta benim görevim..
Hala bir merci tanımı yapamadın. Bu ne biçim bir tanımdır ki yapamıyorsun, hırs yapmışsın filan diyorsun. Aldığın yazı istialahatı fıkhiye'den. Bu tür fıkıh eserleri, Cumhur-u fukaha tarafından ortaya konur. Yani allahın indinde değil, kuranın indindedir. Allah "kesin ulan elini" demiştir. O herkesin elini kesmeyi emreder, velakin, bazıları çıkar, vebali bizim boynumuza diyerek islamı böyle bozarlar işte. Kaldı ki, bunun islamın kendisi olamayacağı, her devirde muhakkak muhalefet ile karşılaşmış olmasından bile bellidir. İslam fıkhı, hiç bir zaman, her islam aliminin "Budur" diyebileceği bir şekilde ortak bir zemine otrumamıştır. Hala insanlar recm edilir ama recmin islamda var olup olmadığı hala tartışılır.. Silkin ve kendine gel sorögren.. İslam fıkhı diye sana öğretilen, insan fıkhıdır. Allahın emri asmak, kesmek, düzmek vs.den ibarettir. Ancak akabinde, hatta yüzlerce yıl sonra, bugün islam fıkhı dediğin şeyler yok olmaz, bu kadarıda olamaz diyen insanlar tarafından ortaya konmuştur. Bir uyan artık, islam, bedevilerin ilkel sosyal düzenlerinden bir adım ötesini, ne felsefi, ne hukuki, ne de başka bir şekilde tatmin edemez.. Allah, Dünyayı bedevilerden ibaret saymıştır, her koyduğu şey, bedevi düzeninde yer bulabilir ancak.. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
liop,
biraz dinlen sonra konuşuruz.şimdi heyecanlısın,tansiyonun çıkmasın sonra .sende haklısın islami hıristiyanlardan öğrenince bu kadar özüne uzak kalmak normaldir. |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Ölüm 7 sindede acıdır 70 şindede ölenlerin bir hiç uğruna vahşice öldürülmelerinin yanı sıra ölenin çocuklar olması bebekler olması olaya farklı bir insani acı katıyor. Bazı arkadaşlar bu duyguları *yitirmiş olsada. umarım sevdikleri insanlar buna benzer bir olaydan dolayı başkası tarafından katledilmezler.
Ölenin yaşımı önemli ölüm nedenimi? öldürenin kim olduğumu önemli neden öldürdüğümü. İki tarafta yıllardır birbirlerini öldürüyorlar bana göre bir hiç uğruna onlara göre en kutsal amaçları bu.sırf benin hiçe saydığım bir nedenden dolayı öldükleri için onlara oh olsun diyecek kadarda insanlığımı kaybetmedim.Oğluna bombalı yelekleri giydirip onlarca kişinin canını alması için alnından öpüp yollayan anneyede kızmıyorum. acıyorum.üzülüyorum bunlar benim için bir hiç olan din için tanrı için yapılıyor.bu tüm ölümlerden ölenlerden daha acı bir iz bırakıyor insanın yüreğinde.insanların yüreğinde ve aklında bukadar güçlü bir bahane(tanrı din)olmasaydı bu ölümler bu kadar çok ve rahat olmazdı BİRŞEYLERİ DURDURACAKSANIZ İÇİNİZDEKİ KATİL TANRIYI DURDURUN |
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
bu haberi duyunca bende çok üzüldüm ama israile gitmiş biri olarak söyliyebilirimki bu ölümlerden, savaşlardan,sürekli bir şey olacakmış gibi beklemekten isail halkıda şikayetçi en azından %90nı bu durumda ama burda haklı bir dava var üzücü olan bu davada çoçukların zarar görmesi kesinlikle hiçbir çoçuk bunu haketmez ama kesinlikle burda suç israilde değil suç bugun tüm arapların beyinine yıkıyan yahudi düşmanlarında artık sadece araplar arasında değil türkiyeyede yaymaya başladılar umarım türkiye bunlara uymaz.
|
Re: 6 ve 18 aylık BEBEKLER öldürüldü...
Bu günün haberi :
İSRAİL UÇAKLARI BOMBALADI,LÜBNANDA 55 SİVİL ÖLDÜ , 21i ÇOCUK.. Ne diyeyim kardeşim,hani haklı olduğun yerler de olabilirdi. Ama bu kadar insafsızlığa, bu kadar gaddarlığa pes yahu PES. İSRAİL ALLAH BİN TÜRLÜ BELANI VERSİN !.. Zaten sen kendi dininde de Allahın lanetini almış bir milletsin. ALLAH SENİN ÜZERİNDEKİ LANETİNİ ARTTIRSIN.. MÜTTEFİKİN A.B.D. İLE BİRLİKTE YOK OLUN GİDİN..! Müslüman tayfa.. Gece gündüz abuk sabuk hurafeler peşinde sürükleneceğinize, aklınızı başınıza alıp adam gibi çalışsanız, bu kadar ezilmezsiniz... Yazık..insanlığa,analara,babalara,masum yavrulara.. :cry: Aldostu. Yanarım masum yavrulara.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:06 . |