![]() |
Noel Âdetleri Hıristiyan Kökenli mi?
İŞTE Noel zamanı geldi......... Bu, aileniz, tanıdıklarınız ve sizin için ne anlama geliyor? Manevi değer taşıyan bir olay mı, yoksa sadece bir bayram ve şenlik zamanı mı? İsa Mesih’in doğumu üzerinde düşünülmesi gereken bir fırsat mı, yoksa Hıristiyanlık değerlerinin bir yana bırakılması gereken bir zaman mı? Bu sorular üzerinde düşünürken, Noel geleneklerinin yaşadığınız yere bağlı olarak farklılık gösterebildiğini unutmayın. Sözgelimi, Meksika ve diğer Latin Amerika ülkelerinde bu olayın adı bile farklıdır. Bir ansiklopedi İngilizcede Noel anlamına gelen ‘Christmas’ isminin “ortaçağ İngilizcesinde yer alan Christes Masse (Mesih’in Missası) teriminden türediğini” belirtir. Bununla birlikte Latin Amerika ülkelerinde kullanılan La Navidad ya da Doğum ismi, Mesih’in dünyaya gelişine ya da doğumuna değinir. Biraz Meksika’daki âdetlerin ayrıntıları üzerinde duralım. Bunu yapmak bu tatil zamanı hakkında fikir edinmenize yardım edebilir. Posadas, “Üç Bilge Adam” ve Nacimiento Kutlamalar 16 Aralık’ta posadas ile başlar. Mexico’s Feasts of Life kitabı şunları anlatır: “Bu Noel arifesinden önceki dokuz büyüleyici gün, Yusuf ile Meryem’in Beytlehem şehrinde yalnız başlarına dolaşmasını ve sonunda iyilik ve barınak buldukları zamanı anımsatan posadas zamanıdır. Aileler ve dostlar her gece bir araya gelerek Mesih’in doğumundan önceki günleri yad eder.” Bir grup insanın Meryem ve Yusuf’un temsili heykellerini bir eve taşımaları ve ilahi söyleyerek barınak ya da posada istemeleri gelenektir. Ziyaretçilerin nihayet eve girmesine izin verilene kadar içeridekiler onlara ilahiyle cevap verir. Daha sonra şenlik başlar; gözleri bağlı ve ellerinde sopa olan bazı kişiler sırayla, bir iple yukarı asılmış süslü, büyük bir toprak kabı (piñata) kırmaya çalışır. Bu kap kırıldığında içindekiler (şeker, meyve ve benzeri şeyler) kutlamaya katılanlarca toplanır. Bunu, yemek, içki, müzik ve dans izler. Aralık ayının 16’sından 23’üne kadar sekiz posada şenliği yapılır. Ayın 24’ünde, Nochebuena (Noel arifesi) kutlanır ve aileler özel bir yemekte bir araya gelmeye çalışır. Çok geçmeden Yılbaşı Günü gelir ve çok gürültülü şenliklerle kutlanır. 5 Ocak akşamı Tres Reyes Magos’un (“üç bilge adam”) çocuklara oyuncaklar getirdiğine inanılır. 6 Ocak’taki rosca de Reyes’in (halka şeklinde bir çörek) sunulduğu şenlik, kutlamaların doruğudur. Bu çörek yenirken birisi kendi payının içinde bebek İsa’yı temsil eden bir heykelcik bulur. Bunu bulan kişi 2 Şubat’taki son şenliği düzenlemek ve buna ev sahipliği yapmakla yükümlüdür. (Bazı yerlerde “üç bilge adam”ı temsil eden üç heykelcik vardır.) Gördüğünüz gibi, Noel’le ilgili şenliklerin ardı arkası kesilmez. Bu dönemde nacimiento (İsa’nın doğumu sahnesi) gerçekten öne çıkmaktadır. Bunun kapsamına neler girer? Halka açık yerlerde, kilise ve evlerde seramik, ahşap ya da kilden yapılmış büyüklü küçüklü figürlerle dekorlar hazırlanır. Bunlar, yeni doğmuş bir bebeğin yattığı bir yemliğin önünde diz çökmüş olan Yusuf ile Meryem’i temsil eder. Çoğunlukla, çobanlar ve Los Reyes Magos (“bilge adamlar”) da oradadır. Bu bir ahır sahnesidir ve dekor bazı hayvan figürleriyle tamamlanabilir. Bununla birlikte, ana figür, İspanyolca el Niño Dios (Çocuk Tanrı) denen yeni doğmuş bir bebektir. Bu temel figür, Noel arifesinde yerine yerleştirilebilir. İsa’nın Doğumuyla İlgili Geleneklere Yakından Bir Bakış Bütün dünyada genel olarak bilinen Noel kutlamaları hakkında The Encyclopedia Americana şöyle der: “Günümüzde Noel’le bağlantılı âdetlerin çoğu aslında Noel âdeti değil, Hıristiyanlık öncesine dayanan ve Hıristiyanlıktan kaynaklanmayıp kilise tarafından benimsenmiş olan âdetlerdir. Aralık ayının ortasında kutlanan Saturnalia şenliği, Noel’in birçok şenlik âdetine örnek oluşturmuştur. Örneğin bu kutlamadan, çok ayrıntılı şenlikler, hediye verme ve mum yakma âdetleri türemiştir.” Latin Amerika’da İsa’nın doğumuyla ilgili temel âdetlerin yanı sıra başka âdetler de uygulanabilir. Bunların nereden kaynaklandığını merak edebilirsiniz. Mukaddes Kitaba bağlı kalmak isteyen birçok kişi bazı âdetlerin düpedüz Aztek ayini olduğunu anladı. México’da El Universal adlı bir gazete şunları söyledi: “Farklı dinsel topluluklardaki rahipler Aztek tören takviminin Katolik ayin takvimiyle aynı olmasının avantajını kullanarak bunu vaaz etme ve misyonerlik işlerini desteklemek üzere kullandılar. İspanyollardan önceki tanrısal güçleri anma törenlerinin yerine, Hıristiyanların inandığı tanrısal güçler için yapılan kutlamaları koydular; böylece bir yandan Avrupa’nın kutlama ve etkinliklerini onlara tanıtırken, bir yandan da Aztek kutlamalarından yararlandılar; bu da özgün Meksika ifadeleri doğuran kültürel bir sinkretizm ile sonuçlandı.” The Encyclopedia Americana şunları açıklar: “İsa’nın doğumuyla ilgili oyunlar hemen Noel kutlamalarının bir kısmı oldu. . . . . Kiliselerde İsa’nın doğumunun tasvir edilişinin [yemlik sahnesi] Aziz Francesco ile başladığı söylenir.” Mesih’in doğumunu gösteren bu oyunlar, Meksika’nın sömürgeleştirilmesinin başlangıcında kiliselerde sahneleniyordu. Bunlar Mesih’in doğumunu yerlilere öğretmek amacıyla Fransisken keşişler tarafından düzenlenmişti. Daha sonraları posadas daha da yaygınlaştı. Başlangıçta bunların ardındaki niyet ne olursa olsun, bugün posadas’ların yapılış şekli işin gerçek yüzünü gösterir. Eğer bu mevsimde Meksika’daysanız El Universal’ın bir yazarının yazısında değindiği şeyi görebilir ya da hissedebilirsiniz: “Eskiden, İsa’nın ana babasının ‘Çocuk Tanrı’nın’ doğabileceği bir barınak bulmak üzere göç edişini bize hatırlatmanın bir yolu olan posadas, günümüzde sadece sarhoşlukların, aşırılıkların, oburluğun, boş şeylerin ve gitgide daha da artan suçların boy gösterdiği günlerdir.” Nacimiento fikri, sömürgeleştirme zamanlarında kiliselerde yapılan canlı temsillerden türetilmiştir. Bazıları bunu çekici bulsa da acaba Mukaddes Kitabın söylediklerini doğru şekilde temsil eder mi? Bu yerinde bir sorudur. Üç bilge denen ve aslında birer astrolog olan adamlar ziyarete geldiğinde İsa ve ailesi artık bir ahırda yaşamıyordu. Aradan zaman geçmişti ve bu aile bir evde oturuyordu. Bu ayrıntıyı Matta 2:1, 11’deki kayıtta bulmak sizin için ilginç olsa gerek. Aynı zamanda Mukaddes Kitap kaç tane astrologun oraya geldiğini de söylemez. Latin Amerika’da üç bilge adam Noel Baba fikrinin yerini almıştır. Yine de birçok ana baba başka ülkelerde yapıldığı gibi evde oyuncaklar saklar. Sonra 6 Ocak sabahı çocuklar sanki üç bilge adam getirmiş gibi onları arar. Bu, oyuncak satıcıları için para kazanma vaktidir ve birçok dürüst yürekli insan bunları birer fantezi olarak görse de bazıları bu yolla servet kazanır. Üç bilge adam miti oldukça fazla sayıda kişinin, hatta çocukların gözünde inanılırlığını yitiriyor. Bazıları bu mite inananların azalmasından hoşnut değilse de, sadece gelenekler ve ticari kolaylık uğruna sürdürülen bir fanteziden başka ne beklenebilir? Noel ya da İsa’nın doğumu ilk Hıristiyanlar tarafından kutlanmıyordu. Bir ansiklopedi bu konuda şöyle der: “Bu kutlama ilk yüzyıllardaki Hıristiyan kiliseleri tarafından yapılmazdı, çünkü genel olarak Hıristiyan âdetlerine göre önemli kişilerin doğumundan çok ölümleri kutlanırdı.” Mukaddes Kitap doğum günlerinin kutlanmasına Tanrı’nın hakiki hizmetçileriyle değil putperestlerle bağlantılı olarak değinir.—Matta 14:6-10. Kuşkusuz bu, Tanrı’nın Oğlunun doğumunda gerçekleşmiş olan olayları öğrenmenin ve hatırlamanın yararlı olmadığı anlamına gelmez. Mukaddes Kitabın gerçeklere dayanan kaydı, Tanrı’nın iradesini yapmak isteyen herkes için önemli bir anlayış ve bilgi sağlar. Mukaddes Kitaba Göre İsa’nın Doğumu İsa’nın doğumu hakkında Matta ve Luka İncillerinde güvenilir bilgiler bulabilirsiniz. Bu kayıtlar Cebrail adlı meleğin, Galile’nin Nasıra kasabasındaki Meryem adlı bekâr bir genç kızı ziyaret ettiğini anlatır. Melek ona hangi mesajı götürdü? “İşte, gebe kalıp bir oğlan doğuracaksın, ve adını İsa koyacaksın. O büyük olacak, ona Yüce Allahın Oğlu denecek; Rab Allah ona babası Davudun tahtını verecek; Yakubun evi üzerinde ebediyen saltanat sürecek; ve onun melekûtuna hiç son olmıyacaktır.”—Luka 1:31-33. Meryem bu habere çok şaşırmıştı. Evli olmadığından şöyle dedi: “Bu nasıl olacak? çünkü ben er bilmem.” Melek şöyle cevap verdi: “Ruhülkudüs senin üzerine gelecek, Yüce Olanın kudreti üstüne gölge salacak; bunun için de doğacak olan mukaddese Allahın Oğlu denecektir.” Meryem bunun Tanrı’nın iradesi olduğunu anlayınca şöyle dedi: “İşte, Rabbin kulu; bana dediğin gibi olsun.”—Luka 1:34-38. Bir melek Yusuf’a mucize niteliğindeki doğumu anlattı; böylece Meryem’in hamile olduğunu öğrendikten sonra ondan ayrılmayı düşünen Yusuf bundan vazgeçti. Bu olaydan sonra Tanrı’nın Oğluna bakma sorumluluğunu gönüllü olarak üstlendi.—Matta 1:18-25. Daha sonra Sezar Avgustus’un bir buyruğu üzerine Yusuf ile Meryem nüfusa kaydolmak için Galile’deki Nasıra’dan atalarının şehri olan Yahudiye’deki Beytlehem’e gitmek zorunda kaldı. “Ve vaki oldu ki, orada bulunurlarken, doğurması günleri geldi. İlk oğlunu doğurdu; kundağa sardı, ve onu bir yemliğe yatırdı, çünkü handa onlara yer yoktu.”—Luka 2:1-7. Luka 2:8-14 sonra neler olduğunu şöyle anlatıyor: “Ayni civarda çobanlar vardı; geceleyin kırda kalarak sürülerini nöbetle bekliyorlardı. Rabbin bir meleği onların yanında durdu, ve Rabbin izzeti onların çevresini aydınlattı; çok korktular. Melek de onlara dedi: Korkmayın, çünkü işte, ben size bütün kavma olacak büyük sevinci müjdeliyorum. Çünkü bugün Davudun şehrinde size Kurtarıcı doğdu, o da Rab Mesihtir. Yemlikte yatan, kundağa sarılmış bir çocuk bulacaksınız; size alâmet bu olsun. Ve birdenbire melek ile beraber gök ordusundan bir cümhur Allaha hamdederek dediler: En yücelerde Allaha izzet, ve yeryüzünde razı olduğu adamlara selâmet.” Astrologlar Matta’nın kaydı bazı astrologların Doğu’dan Yeruşalim’e gelip Yahudilerin Kralının nerede doğduğunu bulmaya çalıştığını belirtir. Kral Hirodes de bununla çok ilgileniyordu, fakat pek iyi bir niyetle değil. “Gidin, ve çocuk hakkında iyi araştırın; onu bulduğunuz zaman bana haber verin ki, ben de gelip ona secde kılayım, diyerek kendilerini Beytleheme gönderdi.” Astrologlar küçük çocuğu buldular ve “hazinelerini açarak ona hediyeler, altın, günnük, ve mür takdim ettiler.” Fakat Hirodes’in yanına dönmediler. “Hirodesin yanına dönmesinler diye ruyada kendilerine bildirildi.” Tanrı Hirodes’in niyeti hakkında Yusuf’u uyarmak üzere bir melek kullandı. O zaman Yusuf ile Meryem oğullarıyla birlikte Mısır’a kaçtı. Bundan sonra, zalim Kral Hirodes yeni Kralı ortadan kaldırmak üzere Beytlehem yöresindeki erkek çocukların öldürülmesini emretti. Hangi çocukların? İki yaşında ve daha küçük olanların.—Matta 2:1-16. Bütün Bunlardan Neler Öğrenebiliriz? Ziyarete gelen astrologların sayısı kaç olursa olsun, hiçbiri hakiki Tanrı’ya tapınmıyordu. Bir Mukaddes Kitap tercümesi olan La Nueva Biblia Latinoamérica (1989 Basımı) bir dipnotta şunları belirtiyor: “Sihirbazlar kral değildi, fakat bir pagan dininin falcıları ve kâhinleriydi.” Onlar sadece kendilerini adadıkları yıldızlar hakkındaki bilgileri doğrultusunda oraya gelmişti. Eğer Tanrı onları küçük çocuğa götürmek isteseydi, onlar önce Yeruşalim’e ve Hirodes’in sarayına gitmeye gerek kalmadan doğru yere yönlendirilmiş olacaktı. Daha sonra, Tanrı çocuğu korumak amacıyla onlara müdahale edip yollarını değiştirdi. Noel zamanında bu kayıtlar çoğunlukla mitolojik ve romantik bir havaya sokulduğundan en önemli nokta belirsizleşir: bu bebek, Meryem’e ve çobanlara bildirildiği gibi muhteşem bir Kral olmak üzere doğmuştur. İsa Mesih artık ne bir bebek ne de çocuk durumundadır. O, şimdi Tanrı’nın Gökteki Krallığının başında hüküm süren Kraldır ve bu Krallık yakında Tanrı’nın iradesine karşı koyan bütün hükümdarlıkları ortadan kaldırarak insanlığın tüm sorunlarını çözecektir. Rabbin Duasında gelmesini dilediğimiz Krallık budur.—Daniel 2:44; Matta 6:9, 10. Meleğin çobanlara bildirdiklerinden, iyi haber mesajını dinlemek isteyen herkese kurtuluş yolunun açık olduğunu öğreniyoruz. Tanrı’nın onayını kazanan kişiler O’nun “razı olduğu adamlar” olur. İsa Mesih’in Gökteki Krallığının yönetimindeki tüm dünyada barışla ilgili muhteşem beklentiler söz konusudur; fakat insanlar Tanrı’nın iradesini yapmaya hazır olmalıdır. Noel zamanı buna yardımcı olur mu ya da bu arzuyu yansıtır mı? Mukaddes Kitabın sözlerini uygulamak isteyen birçok samimi kişi için cevap açıktır.—Luka 2:10, 11, 14. Yazar Tom Flynn, The Trouble With Christmas, (Noel’le İlgili Sorun) adlı kitabında Noel konusunda yıllar süren araştırmalardan sonra ulaşılan sonuçları ortaya koydu: “Günümüzde Noel ile bağlantılı olduğunu düşündüğümüz çok sayıda geleneğin kökeni Hıristiyanlık öncesi putperest dinlerin geleneklerine dayanıyor. Bunlardan bazılarının sosyal, cinsel ve evrenbilimsel çağrışımları var; bu durum günümüzün eğitimli ve kültürel açıdan duyarlı insanlarının bu geleneklerin kökenini daha açık şekilde öğrendikleri anda bunları bırakmasına yol açabilir.”—Sayfa 19. Flynn bunu destekleyen çok sayıda bilgiyi ortaya koyduktan sonra yeniden asıl noktaya dönüyor: “Noel hakkındaki en acı gerçeklerden biri, içeriğinin hakiki Hıristiyanlıkla çok az bağdaşmasıdır. Hıristiyanlık öncesi öğeleri bir kenara ayırırsak, geri kalanların çoğunun kökeninde hakiki Hıristiyanlık değil, Hıristiyanlık sonrası inanışlar vardır.” Saygılarımla :) |
Alıntı:
Bakire doğumu, 12 takipçi, çarmıha gerilme, 3 gün ölü kalma ve sonrasında göğe yükselme. Bana İsa'yı değilde Mısırlı Osiris'i (Horus) yada ne biileyim Yunanlı Dionysos'u hatırlattı. Hikayeler noktası virgülüne aynı ya hani :) Noel hakkındaki en acı gerçeklerden biri... demişsiniz... Ya İsa hakkında ki? Saygılar bizden |
Bebek İsa, besbelli ki kurbanlık ilk oğuldur. O vakitler ilk oğlun kurban edilmesi mecburiyeti bilinen bir hadise. İbrahim de İsmail'i/ İshak'ı bu nedenle kurban etmek istememiş miydi? Kurban günahlardan arınma yöntemi olarak kullanılmaktaydı.
Meryem, tapınağa adanmış bir hayat sürdüğünden oğlu da biyolojik babasının sayılmıyordu. Tanrıya aitti. Tanrının oğluydu. Bu sebeple de evet İsa gerçekten Tanrının oğludur... Bu nasıl desem, sanki meslek ismi gibi, Doktor Ahmet gibi örneğin, işte bu şekilde ona verilmiş bir sıfattır. İlk hristiyan kilisesi... Böyle bir olgu, bir başlangıç tarihi belirlemek ile olur. Oysa hristiyanlık da hemen her din gibi önceki bir dinin dönüşüm geçirmiş şekli değil midir? Daha düzgün ifade edecek olursam, saf bir hristiyanlık hiç mevcut olmuş mudur? İslamiyet adı altında yüzlerce çeşitte yaşantı yaşanmaktadır. Mezhepler, tarikatlar vs.. Aynı dinin aynı mezhebindeki insanlar da farklı coğrafi yörelerde değişik uygulamalara gitmektedir. Hristiyanlık da böyledir. Sonuçta nasıl saf bir ırk kalmadı denilmekteyse saf bir din de kalmamıştır. Hiç var mıydı, orası da meçhul... hur-kus, sizi incitmeyi asla istemem. Fikirlerin paylaşıldığı bu ortamda umarım canınızı çok fazla sıkmamışımdır. |
sevgili hür kuş(gerçekte isanın esaretindeki kuş) yılbaşı ağacı muazzez hilmiye çığa göre bir türk adeti sonra hrıstiyanlığa geçmiş. ne kadar doğru bilemem ama biliyorumki sizin ritüellerinizde bir yerlerden aparmadır
|
Yahu bu şevk, beni de bir şeyler yazmak için gaza getiriyor, eh buyrun:
Fransız edebiyatının son derece güçlendiği bir devirde, gönül ilişkilerinin anahtarı olarak müstehcen bir dilin seçilmesi ve toplumun kreması sayılacak katmanlarında yayılması bu diyalektiğin bir parçasıdır. Bu çevrelerde elden ele dolaşan özel takvimde, 25 Aralık tarihi Meryem'in eşi Yusuf'un şerefine "Boynuzlular Yortusu" olarak revize edilmişti. Fransız soyluları din ve imanla ancak 1789'da, giyotin gölgesinde barışacaklardı.(Derya Tulga, NTV Tarih Dergisi, Temmuz 2010, Sahife 64) Bu kıssanın bana göre hissesi efendim: Gün dönümü gibi doğal nedenlerle özel olan zamanları kültürler farklı anlamlandırsa da[1], bazıları her zaman, olması gerektiği gibi sadece keyfini çıkarmıştır. :) |
Bazı akılcı hrisiyanlar noel ,paskalya ve çeşitli geleneklerin pagan kökenli olduğunu kabul edip ,gercek hristiyanlıkla yakından uzakdan ilgisi bulunmadığını belirtiyor.
Geleneğin kaynağının eski toplumların çeşitli uygulamaları olduğunu kabul eden hristiyanlar bunu rahatlıkla kabul ederken neden asıl sorgulanması gereken karakterleri sınamıyorlar? İsa gibi pek çok tanrı,yarı tanrı ve tanrıoğlu var.Bakire doğum pek çok toplulukta yaygın bir inanış. Meryeme tapınma yada azizlerden yardım dileme de ...ve daha pek çok şey. Hristiyanlığın iman direklerinden olan bu dogmalara neden dokunulmuyor ? Bir yere kadar sorgulanıyor ve eleştiriliyor.
Noelle ilgili bu gerceği söyleyen kaynaklar genelde İsa'nın da çeşitli tanrılarla benzerliğinden bahsediyor.Sonuçta Onun da bir güneş tanrısı olabileceği olasılığı var. saygılarımla |
Noel konusu yine gündemde :)
|
Ne Noel, ne Çam süsleme ne de Noel Baba Hristiyan kökenli.
http://www.dinvemitoloji.com/2018/12/noel.html http://www.dinvemitoloji.com/2017/12...e-yilbasi.html http://www.dinvemitoloji.com/2017/12...-ayaz-ata.html |
Çok haklısınız, aynen katılıyorum.
|
sen hristiyanlıktan çık orda bi cacık yok reis
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
DİONYSOS 25 aralıkta doğmuş.
MİTHRA 25 aralıkta doğmuş. İSA 25 aralıkta doğmuş. |
İşte böyleee,
Arabın MARAZI, bize kendi bayramlarımızıda unutturdu ve bizi arabın putpererst deve bayramlarına yönlendirdi. Okuyalımda gerçekleri ögrenelim. NOEL hırıstıyanların degil TÜRKLERRİN ÇAM BAYRAMIDIR Uğur Dündar: Noel Bayramı'nın kökeni Türklerin Çam Bayramı ...www.sozcu.com.tr › Yazarlar › Uğur Dündar 21 Ara 2017 — Çünkü Hristiyanların Noel Bayramı'nın tamamıyla Türklerden alınmış olduğunu öne sürüyordu! ... Bu, güneşin yeniden doğuşu; bir "yeni doğum" olarak algılanıyor Türklerde… ... Bu bayram için evler temizleniyor ve en güzel giysiler giyiliyor; ağacın etrafında şarkılar söylenip ... Anlattıkları çok ilginç değil mi? HRİSTİYANLARIN ''NOEL BAYRAMI'' DEĞİL, TÜRKLERİN ...bolgehaber67.net › kose-yazisi › hristiyanlarin-noel-ba... Eski Türklerde kutlanan çam bayramını Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ şöyle ... Eski Türklerin bu adetleri, Hıristiyanların Noel hazırlıklarına benzemesi ilginç! HRİSTİYANLARIN ‘'NOEL BAYRAMI'' DEĞİL, TÜRKLERİN ‘'ÇAM BAYRAMI'' KUTLU OLSUN!... Faik MEKİK - HRİSTİYANLARIN ‘'NOEL BAYRAMI'' DEĞİL, TÜRKLERİN ‘'ÇAM BAYRAMI'' KUTLU OLSUN!... - Güncelleme : 2019-12-30 16:40:04 Bu içerik 2063 kez okundu. Site 158 Facebook 0 Tweetle 0 Google +1 - Çam Bayramı, Türklerden (Hunlardan) Hristiyanlara geçti. Adı Noel oldu. Türklerin Çam Bayramı, Noel Bayramı olarak dünyaya yayıldı. YENİ YIL KUTLAMA GELENEĞİNİN KÜLTÜRÜMÜZDEKİ YERİ Eski Türklerde kutlanan çam bayramını -----Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ şöyle anlattı------: "Eski Türkler için (yaşam) çam ağacı, yerin altından gökteki tanrıya kadar uzayan bir hayat ağacıydı. -21 Aralık günü en uzun geceyi yaşarız. 22 Aralık'ta günler yeniden uzayacak. Güneş ışıklarını dünyaya daha fazla verecek, dünyayı daha fazla aydınlatacak. Bunu çam bayramı olarak kutluyorlar. -Bir çam ağacı getirip evin bir köşesine koyuyorlar, dibine bazı hediyeler koyuyorlar, üstünü ise çeşitli dal ve bezlerle süslüyorlar. Bu bir nevi adaktır, tanrıya şükürdür. Aileler bir araya geliyor. En güzel yemekleri yapıyorlar, çeşitli oyunlar oynayıp yarenlik sergiliyorlardı." Yılbaşı kutlamalarına karşı çıkan yobazlar bunu bilmez. Tolonbey:Yobazlar eski arap putperesligini bize TANRI buyruğu deye YUTTURMALARINI başardilar. Altıın kültürümüzü bize attırıp arabın PASLI , ÇÜRÜMÜŞ TENEKE kültürunü bize YAPIŞTIRDILAR.Bizde onlar gibi PUTPERESLİGE devam ediyoruz.------------------------------------------------ - Eski Türklerin bu adetleri, Hıristiyanların Noel hazırlıklarına benzemesi ilginç!... - Çığ. bu konuya şöyle açıklık getiriyor. "Evet, Hunlar Avrupa'ya gidince bu eski çam geleneğimizi orada da sürdürdüler. - Hıristiyanlar bu bayramı Hunlardan öğrendiler. Hatta 300 yıllarında İznik'te toplanan Hıristiyan din adamları ve ileri gelenleri 'İsa her yıl yeniden doğuyor ve bizi aydınlatıyor' diyerek Noel'i başlatıyorlar. Yani aslında Türklerin geleneği olan bu çam bayramını kendi gelenekleri yapıyorlar. Yılbaşı kutlamalarına karşı çıkan yobazlar bunu bilmez." YENİ YIL ŞARKISI Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl Bizlere kutlu olsun Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl Sizlere mutlu olsun Eski yıl sona erdi Yepyeni bir yıl geldi Bu yıl olsun mutlu bir yıl Bu yıl olsun hey hey Kardeşiz biz hepimiz Bitmesin hiç sevgimiz Aramızda dargınlık yok Aramızda hey hey Mutlu olsun insanlar Mutlu olsun tüm evren Yeni yılda hep birlikte Yeni yılda hey hey Nardugan: Türklerde yeni yılın ilk günü kabul edilen Nardugan sözcüğü köken olarak Moğol dilinde Nar (Güneş) ve Türkçe deki Tugan (Doğan) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir kelimedir. Nardugan aynı şekilde Antik Yunan'da Dionysos Şenlikleri olarak, Roma'da ise Satürnalya olarak kutlanırdı. Aynı Mısır mitolojisinde olduğu gibi Türk mitolojisinde de gece ile gündüz savaş halindeydi. Türk mitolojisinde gündüzün geceyi bu savaşta yendiği, en uzun gece olan 21 aralıktan sonra güneşin daha çok görünmeye başladığı, gündüzlerin uzadığı ilk gün olan 22 aralık, yeni yılın ilk günü Nardugan'dır. Nardugan'da, Türk mitolojisinde ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen Akçam ağaçları süslenir, bu ağaçların etrafında geleneksel oyunlar oynanır, şarkılar söylenir ve eğlence düzenlenirdi. Çam Bayramı Çam ağacının Türklerde ölümsüzlük sembolü olması ve inanışa göre tüm insan ırkının türediği ağaç olması sebebiyle kutsal kabul ediliyordu. Türk mitolojisinde Güneş ve Ay, Tanrı Ülgen'in emrindeydi. Ay yılı esasına göre 25 Aralık'ta gündüz geceyi yeniyordu ve insanlar bu tarihte geri verilen güneş için Ülgen'e teşekkür ediyorlardı. Yeni yılda dualarının kabul edilmesi için Ülgen'in çok sevdiği bir çam ağacının dallarına renkli kurdeleler, çaputlar bağlayarak süslüyor ve yanına hediyeler bırakıyorlardı. İnsanlar aydınlığın karanlığı yenmesini kutluyordu. Bazı kaynaklar mitolojide Ülgen'in gösterişli "kırmızı" bir kaftan giymesi ve dış görünüşünden ( kaftan, şapka, kuşak, çizmeler) yola çıkarak, Ded Moroz, Santa Claus veya Noel Baba'nın aslında tamamen Türklere ait olduğuna yer vermiştir. Doç. Dr. Haluk Berkmen, araştırmalarına göre Noel Ağacı süsleme geleneğinin kökenini İslamiyet öncesi Asya Türklerine ait Hayat Ağacı inancına dayandırmıştır. Akçam ağacının kış mevsiminde dahi yapraklarını dökmemesi ve sürekli yeşil kalması sebebiyle Türkler'de "hayat ağacı" diye adlandırılmıştı. Türk Mitolojisi'nde Hayat Ağacı Hayat Ağacı dünyanın merkezini sembolize eder. Yer altı, yeryüzü ve gökyüzünü dikey bir merkezde birleştirir. Kutlu bir dağın tepesinden yükselerek cennete ulaştığına inanılır. En önemli özelliklerinden biri meyvesiz oluşudur. Ama bu beslemediği anlamına gelmez tersine gövdesinden ve dallarından çıkan öz suyuyla besleyen bir ağaçtır Hayat Ağacı. Bu anlamıyla onu minik bir bebeğin annesine benzetmek yanlış olmayacaktır. Bir anne fedakarlığıyla kendisine ihtiyaç duyan tüm canlıları ayakta kalıncaya kadar besler. Ve onun özsuyu, anne sütü gibi en faydalı besindir. Doğumun ve ölümün simgesidir bu nedenle… Çocuğu olmayan kadınlar onun köklerinin dibinde Tanrı'ya yalvarır, onun doğurganlığı ve besleyiciliğine sığınarak teselli bulmaya çalışır. Mezarların başına ağaç dikmek de yine ölüleri onun kollarına bırakmak, ona emanet etmekle eşdeğerdir. Türklerin ağaca adak için bez bağlaması bu çağlardan geliyor. Geleneklerin, kuşaktan kuşağa bazı değişikliklere uğrayarak günümüze kadar geldiğine tanıklık eder. Bahsi geçen araştırmada Hayat Ağacı inancının Amerika yerlilerinde de bulunmasına değinilmiştir. Bu konuda Amerikan Navajo yerlilerine ait bir çizim ile bir Asya Türkünün işlediği halı karşılaştırılmış, bu yerlilerin de Türkler gibi bir doğa dini olarak kabul edilebilecek Şamanlığa inandıkları vurgulanmış ve benzerliğe dikkat çekilmiştir. Ayrıca Hayat Ağacı ve insan ırkının ağaçtan türediği ve buna benzer birçok konuda Türk mitolojisi ile İskandinav mitolojisi arasındaki benzerlikler olduğu söylenmektedir. OSMANLIDA AĞAÇ SÜSLEME Nahıl, üzeri yaprak, çiçek, meyve, renkli kâğıt ve mumlarla donatılmış olan bir süs ağacıdır. Osmanlı'da da ağaç süslemelerinin yapıldığını belirten Sinan meydan, saray düğünlerinde, bal mumundan yapılarak gelinin veya sünnet çocuğunun önünde götürülen "nahil" adı verilen süslü ağaçlar olduğunu söyledi. "Osmanlı'da özellikle saray düğünlerinde bal mumundan yapılarak gelinin veya sünnet çocuğunun önünde götürülen süslü ağaçlar vardır. Bunlara "nahil" denir. Osmanlı'da sünnet veya gelin alayı önünde ve yanlarında taşınan nahiller çeşitli büyüklüktedir. Alayın önünde götürülen nahillerin yüksekliği 9 ile 25 metre arasında değişir. ÇAM BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!... Dedeniz(Tolonbey) |
Sol Invictus ("Batmayan Güneş"), Roma İmparatorluğu'nun resmi güneş tanrısı ve askerlerin koruyucusuydu . 25 Aralık MS 274'te, Roma imparatoru Aurelian, onu geleneksel Roma kültlerinin yanında devlet dini haline getirdi.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Sol_Invictus ''Yorgun düşmüş güneşin yeniden doğduğu 25 Aralık günü kutlanan dies natalis Solis invicti ("yenilmez Güneş'in doğumgünü") pagan şenliği, Güneş Mesih'in doğuşuna giden yolu açmıştır.'' Mitolojiler sözlüğü-Yves Bonnefoy (Sol Invictus, Mithra'dır.) |
Bu sitede bir ara hurkus vardi; kendisine baski yapildigini dusunuyor ve fikirlerini bu baslikta oldugu gibi yine paylasmaya davet ediyorum. Eger bu mesaji okuyorsa. Onemli olan, medenice karsi arguman sunmaktir. Kovalayip kacirmanin bir anlami yok.
Bu arada madem Christmas'tayiz. Herkesin christmasi kutlu olsun. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:16 . |