![]() |
Evrim Olgusu ve Yaratılış Masalı
bir çok başlıkta yeri geldiğince;
olgular ve o olguları açıklayan teorileri öncelikle birbirinden ayırdederek tartışılabilmesinin geleneğini oluşturmaya çalışıyorum. o nedenle başlık evrim teorisi değil, öncelikle evrim olgusu. evrim teorisi/teorileri evrim olgusunun nasılını açıklamaya yönelik mekanizma teorileridir. mekanizmayı açıklayan teorilerden önce, evrimin bir olgu olarak ortaya konulması gerekir. bugün ; birbiriyle ilişkili/ilişkisiz pek çok bilim bir olgu olarak evrimi 'bilimsel gerçek' kabul etmektedir. bu başlıkta, bu bilimlerin hangi gerekçelerden ve tespitlerden yola çıkarak evrim olgusu diye bir olguyau bilimsel gerçek kabul ettiklerini ortaya koymaya çalışalım. evrim teorileri ise belki daha sonra tartışılabilir olacaktır. |
genetik biliminden öğrendiğimize göre;
tüm canlılar türün genel ve bireyin özel niteliklerini genetik kodlar olarak muhafaza ediyor ve bir sonraki nesile aktarıyorlar. insan denen türün her bir bireyinin diğer insan bireyleriyle yaklaşık olarak %99,99 genetik ortaklığı var. birinci derece akraba olanlar arasındaki genetik ortaklık daha da fazla. bugün nesebin reddi ve babalık davalarında, birinci dereceden delil kabul edilen birşeyden bahsediyorum. iki kişi akraba ise genetik kod ortaklığı normal olan %99,99 dan fazladır. o halde insan türü ile şempanze türü arasındaki %98,60 genetik ortaklık ne anlama gelir. bir tek anlama gelir. akrabadırlar. ortak kökenleri vardır. hepsi bu. bununla da sınırlı değil genetiğin delilleri. memeliler içinde sadece iki tür var ki, c vitamini sentezi yapamıyor. bu nedenle de c vitamini dışardan almak zorunda. peki neden yapamıyor. çünkü görevli gen bozulmuş. nasıl yani. bu gen var fakat çalışmıyor, bozuk. işlevsiz. peki hangi iki memeli bu genin bozuk kopyasını taşıyor. insan ve şempanze. şimdi önümüzde buna benzer bir çok olgu var. yeri geldikçe dile getirilecek olgular. bu olguların karşısında ise, toprakdan yaratılan bir adamın hikayesi var. bir masal. bu masal hiç bir olguyla desteklenemiyor. sadece inanılması gerekiyor. seçim sizin. ya çocuklar gibi bronz çağından kalma masallara inanırsınız. ya da bilimin gözünüze sokup durduğu olguları çözümlemeye çalışırsınız. kulağını bilimin sesine ve gerçeğe kapatıp masallara açan arkadaşlarımız, bu başlıkta evrimin mekanizmalarından önce bir olgu olarak kendisini tartışmaya açtığımızı öncelikle dikkate alarak cevap yazsınlar. darwinin ne felsefi ne politik ne cinsel ne de dinsel tercihleri üzerinden tartışmak gibi komedilere lütfen tevessül etmesinler. evrimi bir olgu olarak rededebilecek somut delillerini gerçekten merak ediyorum. ama onların bu türlü somut delillere sahip olmadıklarını aslında iyi biliyorum. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Cıvıtmadan okuyacaksanız ne ala, aksi halde size Muhammedin kitabında da kutuplardan ve Dünyanın yuvarlak oluşundan bahsetmediğini hatırlatmam gerekecek... Yukarıdaki yazdığınızla bir teori çökerse benim yazdığımla "Dininiz Elden Gider"... |
Sayın Evren34,
Bitkiler her zaman canlıydı ve şimdi de canlı. Evrim teorisinde de bitkilerin cansız olduğundan bahsedilmez; bu bahis sizin hayalinizin ürünüdür. |
ne çöktü.
hangi kitap. kim bahsetmez. hangi evrime göre bitkiler canlı değildir. bitkilerin evrimleşmediğini kim söylüyor. dostum sen ne anlatıyorsun. bak sana ne anlattık yukarda. genetik kodlardaki ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal ilişki var. bu cümle üzerine bir şey söyle. ya evet var de. ya da hayır yok de. görelim senin neyi ne kadar bildiğini. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
var canım olmazmı...orangutan, orangutandan türedi ya bütün canlılar..orangutan nerden geldi orayı karıştırma :):) |
bak sayın evren
bu başlığı siz tartışmak istediğiniz için açtım, dalga geçmek için değil. ben insanlarla dalga geçmekten hiç hoşlanmam. hatta dalga geçilecek cümleler kuruyor olmanız bana acı veriyor. bir insan tekinin dahi bu savsatalara böyle körü körüne iman etmesi üzücü bir şey. başlığınızı açtım. ortaya bir iddia koydum. iddia şu: genetik ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal ilişki var. ne diyosunuz bu iddiaya. |
Alıntı:
kardeş kusura bakma neye ithafen soyledin bilmiyorum bunu ama, eğer genel söylediysen iki çift lafım var. 1.cisi 4 organik baz ve 2 şekerden oluşan nükleik asit zincirinin başka bir becerisi yok ki...farede bile ortak genlerin var...kobay olarak kullanılıyolar hatırlatayım.efendime söyliyim balık, efendime söyliyim patates...vs vs... akrabalık konusunda hala emin misin ? not : genel söylemediysen kusura bakma...özür dilerim |
Alıntı:
Neden evrimi sadece "babası" na ve 150 yıl öncesine mal ediyorsunuz? Evrim sadece "Türlerin Kökeni" mi? Sakoya, kiraz ve diğer ağaç türlerinin de kökeni için, algler denilmekde. Bence tartışacaksanız bunu tartışınız. Darwin şunu yazmamış, bunu unutmuşa getirecekseniz eğer konuyu; Muhammed şunu yazmamış-bunu unutmuş derim ki hiç hoş olmaz. Sizin açınızdan... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
sayın troyya
farede bile ortak genlerin var demişsiniz. kesinlikle doğru. fare memelidir. ve mesela bir balığa kıyasla insana daha yakındır. ama mesela bir şempanze de fareye kıyasla insana daha yakındır. yine mesela, senin baban ya da oğlun bana kıyasla genetik olarak sana daha yakındır. işte genetik ortaklık ile akrabalık arasındaki doğrusal ilişki de zaten tam olarak budur. neden kardeşinle sen, benle sana kıyasla daha fazla genetik ortaklık gösterirsiniz. akraba olduğunuz için olmasın. genlerinizi aynı ortak babadan aldığınız için olmasın. o halde; neden insanla genetik olarak en çok uyuşan tür olan şempanze (%98,6 ortak gen) arasında böyle bir ortak ata olduğunu anlamakta acze düşüyorsunuz. üstelik bu iki tür ortak genetik hastalıklara bile sahip. c vitamini sentezi yapamayan ortak genetik bozuklukları, bozuk genin aynı bozuk kopyasını taşıdıkları bilimsel bir gerçek olarak tespit edilmişken. bir düşünün bu meseleyi. |
Alıntı:
|
Sayın evren34,
Hayvanlardan insanlara organ ve doku nakli için araştırmalar en az 15 yıldır yapılıyor. 3 aday tür var: Maymunlar, fareler ve DOMUZLAR. Bu araştırmalar araştırmaların başladığı İngiltere'de protesto edilmişti. Protesto edenlerin hepsinin ortak özelliği de Müslüman olmaları idi. Malum konu: DOMUZ'dan nakil olasılığı... |
Alıntı:
eyvallah yalnız kacırdıgın bir yer var... türüne özgü farede x gen varsa sende x üzeri x kadar gen vardır...evrimde var olandan bir genetik evrimselleşme var ise ; sıfırdan kod üretme neyin nesi...anlamadın tabi..neyse önemli değil. |
Alıntı:
|
Sakoya,Kiraz,Ve diğer ağaç ve bitkilerin atasını gösterebilirmisin bana?
Üzgünüm c/p yapmak durumundayım ama yararlı bir yazı. Bitkilerin evrimi ile ilgili. Sayın Evren34 dikkatlice okuyunuz. "Günümüzden üç milyar yıl önce yaşayan bitkiler bir tek hücreden oluşuyordu. Hücre içinde bulunan yeşil renkli maddeler yardımıyla güneş ışınlarından aldıkları enerjiyi kullanarak, kendi besinlerini kendileri yapabiliyordu (fotosentez olayı). İlk bitkiler bu özellikleri, dünyanın ortaya çıkışından o zamana kadar geçen, 1.0 ya da 2.0 milyar yıl içinde kazanmışlardı. Fotosentez yapabilme yeteneğinin ortaya çıkması, hem bitkiler, hem de bitkileri yiyerek geçinen tüm öteki canlılar için önemli bir olaydı. O zamanki yeryüzünün ilk atmosferi içinde oksijen gazı yoktu. güneşten yayılan öldürücü ışınlar, atmosferden kolayca geçiyor, suların beşon metre derinliklerine kadar girebiliyordu. Bu yüzden ilk bitkiler durgun sularda, öldürücü ışınların geçemeyeceği fakat ışığın görülebileceği kadar derinliklerde yaşayıp geliştiler. Günümüzden bir milyar yıl önce yaşamış olan bitkilerin ilk kalıntıları Avustralya'da bulundu. Bu bitkiler Yeşil Alglerdi. Daha önceki bitkilerden farklı olarak, hücre içinde çekirdek adı verilen bir yapı bulunuyordu. Hücre içinde bir çekirdek oluşmasıyla hücreler birbirleriyle gen alışverişi yapabiliyor; yeni kuşaklarını ortaklaşa gen vererek üretebiliyorlardı. Artık, yeni bir yavru yaparken, kendilerinin bir başka kopyasını değilde, eşlerinden gelen genlerin de karışmasıyla, yepyeni bir birey ortaya çıkıyordu. Bu şekilde üremek ana-babadaki genlerin her yavruda yeniden düzenlenmesini sağladı. Yeniden düzenlenmiş genlerden, yeni yeteneklerle yeni yavrular ortaya çıkıyor, canlı soyunda çeşitlilik artıyordu. Toplulukta çeşitlilik artınca, farklı çevre koşullarında yaşayabilme, yeni yörelere daha iyi uyum sağlayabilme, sonuçta daha başarılı olma şansları da arttı. Cinsel yolla üremenin ortaya çıkması, evrim olayını hızlandıran önemli bir etken oldu. Döllenmeyle üreme yeteneği kazanıldıktan sonra, denizler, göller, bataklıklar farklı özellikleri olan, çok çeşitli ilkel yapılı bitki ve hayvanlarla doldu. Bu arada, bir hücreli bitkilerden çok hücreli bitkilere geçiş de sağlandı. Çok hücreli bitkilerde, hücreler arası işbölümü oldu. Her hücre grubu, farklı görevleri yerine getirebilmek için şekillendi. Bu ortam içinde, yeşil algler gittikçe çoğalıp yayıldı. Onların, fotosentez yaparken havaya bıraktıkları oksijen gazı miktarı da zamanla artıyordu. Bilindiği gibi, bitkilerin ürettiği oksijen, diğer canlıların solunumu ve yaşaması için çok gereklidir. Ayrıca, oksijen ve ondan türeyen ozon gazı, güneşten yayılan öldürücü ışınların büyük bölümünün yeryüzüne ulaşmasını engeller. Yaklaşık 400 milyon yıl önce, havadaki oksijenin ilkin % 2'ye çıkması ve giderek artması, bazı canlıların derin sulardan çıkarak önce su yüzeylerinde, sığ sularda ve sonra da karalarda yaşamasına ortam hazırladı. Bir yandan cinsel yolla üremenin ve çok hücreli bitkilerin ortaya çıkması, öte yandan canlıların karalarda da yaşayabilmelerini sağlayan yeni çevre değişmeleri, bitkilerin daha hızlı evrimleşmesini sağlıyordu. Artık, önemli biyolojik değişmelerin olabilmesi için, başlangıçta olduğu gibi birkaç milyar değil, birkaç milyon yıl yetiyordu. 20-25 milyon yıllık zaman dilimi, bitkilerin evrimi için bir patlama dönemi oldu. Denizlerle birlikte bataklıkları da çok çeşitli yeşil, kırmızı, kahverengi alg türleri kapladı. Zamanla karasal koşullara uyabilme yetenekleri olan ve bu yönde genler taşıyan pek az sayıda bitki, kuruyan bataklıklarda yaşayabildi. Sonra bunlar çoğalarak ve üstün genlerini yeni kuşaklara aktararak karalarda ilk yaşayan bitkilerin atalarını oluşturdular. Bu Devon dönemi 50 milyon yıl kadar sürdü. Kara yaşamına uyabilmek için ilk kök, gövde ve damar sistemi bu devrede gelişti. Bitkinin kalınlığına büyümesini sağlayan kambiyum dokusu, gerçek yapraklar bu dönemde ortaya çıktı. Dış etkilere karşı korunabilmek ve aşırı su kaybını önleyebilmek için, gövde, dal ve yaprakların dışa bakan yüzeyleri mumsu bir tabakayla örtüldü. Artık, bitkiler karalara başarılı bir çıkarma yapmış, daha geniş alanlara yayılabilmek için gerekli aygıtlarla donatılmışlardı. Bu değişmeleri gösteremeyenler ya ilkel durumları koruyup pek az değişiklerle bugünlere kadar geldiler; ya da uygun olmayan çevre koşulları altında doğal olarak ayıklandılar ve soyları yok olup gitti. Bundan 345 milyon yıl önce yeryüzünde sıcak, ama nemli ve yağışlı bir iklim egemendi. Bu Devon döneminde görülen evrimsel patlama, Karbon döneminde en yüksek noktasına ulaştı. Kırk metre boy yapabilen dev yapılı yosunlar, atkuyrukları, tohumlu eğreltiler ve öteki tohumlu bitkiler bataklıkları, sığ suları , karaları kaplıyor; çok sık ve geniş ormanlar oluşturuyorlardı. O zamanlarda denizler sığdı. Yeryüzü üzerinde hafif alçalıp yükselmeler, bu muhteşem ormanların zaman zaman sular ve bataklıklar altına gömülmesine yol açtı. Yeryüzünün alçalıp yükselmesi ve ormanların gömülmesi, milyonlarca yıl aralıklarla, birçok kez tekrarlandı. Bugün ''kara elmas'' dediğimiz kömürün, doğal gazların ve petrolün çoğu, karbon dönemi denilen bu dönemde yaşamış bitki ve öteki canlıların kalıntılarıdır. Karbon döneminden sonra 50 milyon yıl kadar süren Perm döneminde kıtalar yükselmeye, denizler çekilmeye, çok soğuk ve kurak bir iklim egemen olmaya başladı. Kısa süre içinde (jeolojik anlamda) ortaya çıkan bu ani değişmeler sonucu, yaşadıkları çevrenin değişme hızına uymadığı için pek çok bitki türü, Perm döneminde tükenip gitti. Bu büyük değişme, Mesozoik çağının=ikinci zaman= başlangıcı oluyordu. İkinci zaman başlarında (190 milyon yıl kadar önce) Perm döneminin sert iklimi yavaş yavaş ortadan kalkıyor, yerine daha ılıman bir iklim geliyordu. Karbon dönemindeyken pek az gösterişsiz olan koniferler=çamgiller=, İkinci zamanda çeşitlendiler, çoğaldılar. Bugünkü, reçine kokulu ormanların, çamların, sedirlerin, göknarların, ladinlerin ataları, o zaman yeryüzünde egemen olan bitkilerdi. 120 milyon yıl kadar önce, kimilerinin soyu tükendi, kimileri de bazı değişiklerle bugünlere kadar evrimleşmeyi sürdürdüler. Doğada, her boşluğun yerini yeni olaylar, yeni varlıklar doldurur. Bu kez, azalan koniferlerin yerini, önceden çok az sayı ve çeşitte varlıklarını sürdüren çiçekli bitkiler Angiosperm=Kapalı Tohumlular= aldılar. Bugünkü meşe, ceviz, kestane ve meyve ağaçlarının çoğunun ataları, son 50-60 milyon yıl içinde ortaya çıkıp çeşitlendiler; çeşitli ortamlara yayılıp serpildiler. Çiçekli bitki türleri çeşitlenip çoğalırken, kuşlar ve börtü-böcekler de onlara bağlı olarak evrimleşip çoğaldılar. Arılar ve çiçekler taa o zamanlar kucaklaşmaya başladılar.=(İnsanlar ne zaman kucaklaşacaklar çok merak ediyorum)= Bitkiler onlara meyve, tohum, bal verdi. Onlar da bitkilerin tohumlarını, çiçek tozlarını taşıdılar, yaydılar. Bir bakıma, kuşlar böcekler ve çiçekli bitkiler ortaklaşa evrimleştiler, örnek sayılabilecek işbirliği ile. Tertiar dönemi sonlarına doğru yeryüzü iklimi soğumaya başladı. Birkaç yüzbin yıllık aralıklarla, birbiri ardından gelen dört buzul devri yaşandı. Son buzul devri günümüzden onikibin yıl öncesine kadar sürdü. Buzul Çağı'nda, çevrede büyük ve hızlı değişmeler oldu. Kuzey Yarımküresinde yaşamakta olan birçok bitki ve hayvan türünün soyu tükendi. Öte yandan, çevredeki değişmelere genetik değişmeler (mutasyonlar) yaparak uyum sağlayabilen (ve eskilerden farklı olan) pek çok yeni bitki türü ortaya çıktı. Çiçekli bitkiler içinde evrimleşen ve çok farklı ortamlara uyum sağlayabilen bu bitkiler, otsu bitkilerdi. Otsu bitkilerin çoğu, tohumdan filizlenince birkaç ay içinde büyür, gelişir ve tekrar tohum verirler. Sert çevre koşulları altında gövde ve yapraklar ölse bile, iyi korunan tohumlar ve toprak altındaki organları, uygun olmayan mevsimleri zarar görmeden geçirir, gelecek büyüme mevsiminde filizlenip büyürler, farklı ortamlara üstün uyum esnekliği gösterirler. Sonuç olarak, evrim süreci içinde bu avantajlardan yararlanarak çok çeşitli otsu türler ortaya çıktı. Her biri çoğaldı, serpildi. Bugün insanlara sebze, tahıl, ilaç, giysi, süs... olan bitkilerin çoğunun ataları, son iki milyon yıl içinde, Buzul Çağının yarattığı çalkantı ortamında, fırsatları değerlendirip ortaya çıktılar. Biz insanların bitki evrimine yapabileceği en büyük katkı, milyonlarca yıl ötesinden günümüze kadar gelen zengin genetik kaynakları ve genetik mirası, onların doğal çevresini bozmadan sürdürebilmek, gelecek nesillere mirası aktarabilmektir...." [/I] |
Bu arada orangutanların ataları eski dünya maymunlarıdır. onların da ataları proto memelilerdir. Dedik ya ilk memeli tipi fareydi. Keseli sıçana bak atasal memeliyi görürsün. Atasal tipler bugün de yaşar. Evrim zaten atasal tiplerin yaşamaması gerektiğini söylemez. ata da torun da yaşar. Ama atalar bazı gruplara yolu vermiştir. O yoldan gidenler farklı olmayı tercih etmişlerdir.
Bu memelileri keseli sıçan tipi atalardan önce terapsidalara kadar izleriz. Terapsi da bir sürüngendir ama memelilere yolu açmıştır. Orangutanın kökü buralardadır. Canlı canlıdan doğar. Çünkü tüm canlılar birbirine benzer. |
Alıntı:
|
http://evrimianlamak.org/e/A9f:İçortakyaşam_04 dan alıntı:
Kloroplastlar, bitki hücrelerinin güneş ışığı enerjisinden şeker üretmelerine yardımcı olan ufak yeşil ‘fabrika’lardır. İlginç biçimde kloroplastlar, mitokondrilerle pek çok benzerlik taşırlar. Eldeki veriler, kloroplastların da yine vaktiyle serbest yaşayan bakteriler olduklarını göstermektedir. Araştırın mutlaka elle tutmak istediğiniz yüzlerce veri bulursunuz. Kloroplastların evrimi ile ilgili kısa bir yazı buldum. Dili biraz akademik. fikolojik evrimsel süreci şu şekildedir; fagositik bir protozoan, bir siyanobakteriyi, besin kofulu aracılığıyla içine almıştır ancak siyanobakteri sindirilrmek yerine endosimbiyont olarak kullanılmıştır. bu simbiyosisden sağlanan fayda; siyanobakteri adına dış ortamdan korunacak alan bulmak, protozoa içinse sürekli besin kaynağına sahip olmak olmuştur. evrim sürecinde siyanobakteri hücre çeperini kaybetmiş, ve bu mutasyon ikisi arasındaki madde geçişini kolaylaştırmıştır. Fagositik konağın besin kofulu zarı kloroplastın dış zarını, siyanobakterinin plazma membranı ise kloroplastın iç zarını oluşturmuştur. tilakoid membranların tekrar düzenlenmesi ve pirenoidlerdeki polihedral yapıların evrimi, güncel chlorophyta ve rhodophyta'da görülen kloroplasta geçişi tamamlamıştır. Bir kaynak daha: http://www.istanbul.edu.tr/fen/notlar/1260191195.pdf |
Alıntı:
sana en yakın geni şu dünyada kim taşıyor. kardeşin. neden peki. çünkü her ikiniz de genlerinizi ORTAK ATADAN aldınız. buraya anlaşılmayan bir şey var mı. birey olarak genetik açıdan sana en yakın olan kardeşin olması gibi, tür olarak da genetik açıdan sana en yakın olan tür de şempanze. genlerinize bakarak kardeşinle senin kardeş olduğunuz söyleyen bilim, yine aynı genlere aynı metodla bakarak şempanze ile akraba olduğunuzu da söylüyor. bilim, genlerine bakıp kardeşinle kardeş olduğunu söylerken sorun yok da, şempanze ile akraba olduğunu söylediğinde niye iyk miyk ediyorsunuz. var mı rasyonel bir izahınız. yok. yaratılış masalına inanmaya devam edebilmek için bilimsel verileri yoksaymaya devam. kolay gelsin. |
Alıntı:
ama sen bilim bilim dediğine göre verileri okumuşsundur sert üslup için özür dilerim fakat biraz daha alttan alıcı cümleleri tercih et insani birşeyler tartışıyoruz. Esen kalın |
Alıntı:
Sayın taylan bey bitkiler konusunda size uzunca bir makale göndermesine rağmen hala evrimde bitki yok diyorsun ! Türlerin kökenini okumakla evrim öğrenilmez efendim ! Şunu aklınıza biraz sokun lütfen. Eğer bir şeyler öğrenmek istiyorsan en basitinden başlamalısın.. http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Evrime_giri%C5%9F Yukarıda verdiğim linkte sadece ufak bir alıntı ; "Değişerek türeme sürecinin sonunda Dünya'daki yaşamın ortak atasından bugün fosillerde ve etrafımızdaki canlılarda gördüğümüz inanılmaz çeşitlilik oluştu: İnsanlar ve meşe ağaçları, serçeler ve balinalar... Evrim hepimizin uzaktan akraba olduğu anlamına geliyor." http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:...6nemli_olaylar düz metin olarak http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:...d%C3%BCz_metin 420 milyon yıl önce:Kara bitkileri evrilir. Bu olay, dünyanın yüzeyini önemli ölçüde değiştirir ve yeni habitatlar yaratır. 360 milyon yıl önce:Tohumlu bitkiler ve geniş ormanlar ilk kez belirmeye başlarken, dört üyeli omurgalılar karaya çıkarlar. Okyanuslarda muazzam mercan kayalıkları oluşur. 250 milyon yıl önce:Pangea adlı süper kıta oluşur. Kozalaklı bitki ormanları, sürüngenler ve memelilerin ataları olan sinapsitler yaygındır. 130 milyon yıl önce:Kıtalar bugünkü konumlarına doğru sürüklenirken, ilk çiçekli bitkiler evrilir. Karalarda dinozorlar hakimiyet kurar, denizlerde kemikli balıklar çeşitlenir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ama burada demagoji yapan biri varsa oda sensin.Çok bilmiş havalarında gezinip "das kapitali okudum, türlerin kökenini okudum" edalarıyla sadece soru sormaktan ileri gidemeyen, aldığı cevap karşısında inkarcılığa devam eden biriyle bende zaten muhattap olmam. Ha benimde bir şey bilmediğim kesin.Bilgi sınırsızdır.Ben çok şey biliyorum diyen insan aslında hiç bir şey bilmeyen insandır sayın Evren34. Biz görev deyip size cevap verme onurunda bulunduk ama siz çok bilmiş tavırlarınızla "sen hiç bir şey bilmiyorsun ben seni dinlemem" demeniz sizin zaten bir şeyler öğrenmek niyetiniz olmadığı açıkça gösteriyor. Sağlıcakla kalın ama lütfen şu zihniyetinizi değiştirin.Bu gidişatla pek sevilen sayılan bir insan olmazsınız... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Benim tavrım sizin tavrınızla "doğru orantıda" Bakın efendim her mesajınızda "demagoji yapıyorsunuz" diyorsunuz ama öz eleştiri yapar mısın ? Kim ne yapıyor iyice bakarsanız beni de anlarsanız.Bana karşı alınmış bir tavırda yok dikkatinizi çekerim.Ben bu konuda ve diğer konuda (bu konunun açılmasına sebep olan konu) sizin iletilerinizden sonra bu sonuca vardım. Bilmek konusuna gelince siz evrim teorisini "sadece darwin kitaplarından" bense bu tarz sitelerden öğreniyorum. Ben direk oradan da alıntı yapabilirdim ama kaynak vererek kısa alıntılar yaptım.gerisi size kalmış. |
Evren34;
Anladığım kadarı ile, dinler bile olmasa siz, evrimin masaldan ibaret olacağını savunuyorsunuz.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Hala kurana karsi evrim teorisi tutumunuzla daha bastan kaybediyorsunuz. Kac defa daha evrim teorisinin biz dinsizlerin kutsal kitabi olmadigini, bizim bakisimizin, sizin kuranin sacmaliklarini korudugunuz gibi olmadigini.
Darwin'in eksiksiz bir kitap hazirladim, inanmazsan cehenneme yollarim filan dedigini hic hatirlamiyorum. Iki sik var, ya ol dedi olduk, ya da o ol demeden evrimlestik. bizlere ikincisi mantikli geliyor. siz ve karun Kahya takimina da takiyye sanati.... |
Alıntı:
|
En tout cas, si tu parles francais, repond moi tout de suite en francais, Je vais t'envoyer un bouquin electronic.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Yaw ne anlamaz biriymissin? Darwin ben peygamberim, beni allah bu teoriyle yolladi, buna inanmiyani yakatim mi dedi ki, 1 milyon insanin oldurulmesini ona yukluyorsun?
Velev ki oyle bile olsa, mukayese ettigin ne acikca soylesene? |
Demek Fransa'da yasiyorsun, ve yazdigim cumle dusuk oyle mi?Duzelt o zaman da gorelim.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:01 . |