![]() |
Polis Gazetecilerin Evini Bastı
Sabah saatlerinde Milliyet muhabiri ve yazar Nedim Şener, serbest gazeteci Ahmet Şık, Oda TV Genel Yayın Müdürü Doğan Yurdakul, Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil, Müyesser Yıldız, yazarları İklim Bayraktar, Ergenekon sanığı Prof. Yalçın Küçük, Sait Kılıç, Veysel Yıldız, Altan Bıyıklı ve MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun evleri polis tarafından basıldı.
Gazeteci Ahmet Şık ve Sait Çakır'ın evindeki aramalar sona erdi. Şık ve Kılıç gözaltına alındı. Ankara'da da 6 kişi gözaltına alındı. 11 kişi hakkında gözaltı kararı olduğu belirtiliyor.... Eşi bir hafta önce kalp ameliyatı geçiren Nedim Şener'in komşuları, aramayı protesto etmek için evlerinin pencere ve balkonlarına Türk bayrakları astı. 11 şüpheli hakkındaki arama kararı Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün talebi üzerine İstanbul nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi. Haklarında gözaltı kararı verilen 11 kişi "Ergenekon terör örgütü üyesi olmak"la suçlanıyor. 'İFADE VERMEYECEK' Gözaltına alınan Ahmet Şık'ın avukatı Bülent Utku da konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: ''Ahmet Şık, emniyette ifade vermeyecek. Gözaltı süresi henüz belli değil. Hazırlık soruşturması gizli.'' AVUKATI İLE İLETTİĞİ İLGİNÇ İDDİA "Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazeteci-yazar Ahmet Şık'ın avukatı Bülent Utku, "Müvekkilim, son zamanlarda hazırladığı (İmamın Ordusu) ismini vermeyi düşündüğü Fethullah Gülen'in cemaatteki örgütlenmesini anlatan kitap nedeniyle gözaltına alındığı düşüncesini bize iletti" dedi. Şık'ın Kabataş Setüstü'ndeki Hacı İzzet Paşa Sokağı'nda bulunan Mutlu Apartmanı'nın üçüncü katında saat 07.00'da başlayan arama 13.30'da sona erdi. Şık'ın, evindeki arama sırasında avukatları Bülent Utku ile Can Atalay da hazır bulundu. Ahmet Şık, polis nezaretinde evinden çıkarıldığı sırada, "Dokunan yanar" diye bağırdı. Şık'ın avukatı Bülent Utku, müvekkilinin, "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" suçlamasıyla İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı neticesinde yakalandığını ve gözaltına alındığını söyledi. Ahmet Şık'ın emniyette ifade vermeyeceğini belirten Utku, "Müvekkilim, son zamanlarda hazırladığı (İmamın Ordusu) ismini vermeyi düşündüğü Fethullah Gülen'in cemaatteki örgütlenmesini anlatan kitap nedeniyle gözaltına alındığı düşüncesini bize iletti. Biz bu aşamadan sonra yakalama ve gözaltına alma kararına itiraz etmeyi düşünüyoruz. Gözaltı süresi henüz belli değil. Hazırlık soruşturması gizli" dedi. Bülent Utku, Ahmet Şık'ın evinden sim kartı ve dijital malzemelerin alındığını belirterek, "CD'lerle ilgili itirazımız oldu, ama hazırlık soruşturması gizli olduğu için daha fazla bilgi vermek sakıncalı" diye konuştu. Bu arada, gözaltına alınan Ahmet Şık, polis nezaretinde evinden çıkarıldığı sırada dışarıda bekleyen yakınları ve arkadaşları tarafından alkışlandı. kaynak |
Saygidegder arkadaslar;
Artik bir sey gozlem olarak o kadar berraklasti ki, "taraf olmayan bertaraf olur" siari altinda, ergenekon "orgutlenmesi", aslinda RTE toplama kampina donustu. Kisaca, ergenekon, tutuklamalarinin, bir bertaraf uygulamasi oldugu gun gibi asikar. Bunu goremeyen kaldi mi, acaba?, ya da hala bir "suphesi olan?" Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
|
Saygideger asinar;
Bu ne celal, bu ne ingilizce!:peep: Come on Apo'cum ! It's time you went home -asinasr- Buradaki "home" hani su "ev hapsi" hikayesi mi? Yaw, ergenekon "teror orgutu" ise, terorun basini nasil "birakirsin! Bu teror ile o teror, farkli teror. Bu arada, son bir gelisme; Perincek tek basina bir hucreye konmus ve susuz birakilmis. Bu teror yaz kosesi; O teror kis kosesi Ortadaki nesi? Saygilarimla; evrensel-insan |
İleri demokrasinin en tavan yapmış halini yaşıyoruz siz ne diyorsunuz ? Amerikada bile böyle basın özgürlüğü (!) yok .
|
Artık en iyimserler bile, "yok artık" noktasına gelmiş durumda.Muhalefet davası tam gaz devam ediyor.
Beyler; Ülke askeri darbe nağraları ile sivil diktaya gitmektedir.Bu süreçten ancak sivil diktaya "HAYIR" derken, askerlere de "otur oturduğun yerde" diyebilcek yurttaşlar kurtarabilir ülkeyi...Siyasal görüşlerimiz, dünya görüşlerimiz ne olursa olsun, bu asgari müşterekte birleşemez isek, sonumuz çok iç açıcı olmayacaktır!!! |
Saygideger arkadaslar;
Bir son haber; Isci Partisi taraftari gencler, Ankara''da AKP Il binasini isgal etmis. Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger arkadaslar;
Gencler, Perincek'e yapilan uygulamayi kamuoyuna duyurmak icin, yarim saat eylem yapmis, ve polis mudahelesiyle, gozaltina alinmislar. Bir kisi, bu haberi verirken de mudahele edilerek yayin durduruldu. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
|
Alıntı:
Marmaris'te mukim "Netekim Paşa", "Ulan bu kadarını ben bile yapamamıştım," diye Demokratör'ü kıskanıyormuş duyduğuma göre. Balbay ve Özkan'ı da tecrit ettiler. Ulucanlar kurbanları ! Bu duyguyu çok iyi bilirsiniz. Yok mu bir diyeceğiniz? |
Saygideger asinar;
Yok mu bir diyeceğiniz? -asinar- Balbay ile Ozkan, tarih "magdurlari" 28 Subat, yerleri bile hazirlanamadan geldi. Bu arada, tasima nedeniyle, aksam yemegi ve kahvalti da verilmemis. Mutfak calisanlari, ozel olarak "izne cikti" herhalde. Saygilarimla; evrensel-insan |
Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar .
Hukuksuzluğun adını hukuk ,faşizmin adını da ileri demokrasi koymuşlar . Hukuk adına yapılan hukuksuz uygulamaların hesabı birgün sorulacaktır. |
İlginç Tepkiler
Yıldıray Oğur (Taraf Gazetesi Gazetesi yazarı):Ergenekon soruşturması polise terk edilemeyecek kadar önemlidir. Ergenekon davasının eleştirilmesi "teklif dahi edilemez" mi oldu yoksa. Ergenekon zihniyeti ergenekon soruşturmasını da ele geçirdi galiba... Mit'çi Kozinoğlu ile onun Susurluk'ta haberlerini yapmış Ahmet Şık arasında bağlantı kuracak savcı Mahmut Esat bozkurt hukuk ödülünü alır.
Fatih Vural (Aksiyon Dergisi): Ahmet Şık'ı Nokta'dan tanıyorum ve darbe günlüklerinin çıkarılmasında büyük payı var. Demokrasinin yolunu açtılar. Yapılan suçlama şaka gibi! Kesin olan su ki, gidişat hoş görünmüyor! Su an istediğim tek şey; gizliliği ihmal duruşmasından bir an önce çıkıp Ahmet Şık'ın yanında olmak... Aslı Tunç (Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Öğretim Görevlisi): Karşımdaki odada Ahmet Şık'ın odasında polisler arama yapıyor. İleri demokrasilerde üniversiteye polis giremez! Welcome to McCarthy Era in Turkish style! Sarphan Uzunoğlu (Evrensel Gazetesi Gazetesi yazarı): Dışarıdaki gazeteciler her gün twitter üzerinden yoklama alsa ya, içeridekiler daha kalabalık sayılır zaten. Nedim Şener'in evine yapılan baskını da savunacak "liberaller" çıkacak mı acaba? Kanat Atkaya (Hürriyet Gazetesi yazarı): Ahmet Şık, Nedim Şener... Vay benim köse sakalım! Bu aramaları, tutuklamaları da nefret suçuna bağlayan çıkacak mı? Çıkar, onu da görürüz! Bu yaşananlar faşizm değil, benim adım Jozefin, 100 metreyi 4 saniyede koşarım, boyum 2.50, rengim yeşil, suya girersen ıslanmazsın. Hale Akay (Bilgi Üniversitesi): Halk için emniyet, adalet için hizmet amacıyla çalışıyormuş polis. Ahmet Şık'ın evinin önünde doğruluğunu test ediyoruz. Nokta'nın önündeki eylemden 3 senede buraya geldik. Şaka gibi. Janet Barış (Sinema Yazarı): Bana Ahmet Şık "Ergenekoncuymuş" dedirtemezsiniz. Mehmet Demir (gazeteci): Ahmet Şık'ın haberlerini alt alta sıralasan, demokrasi mücadelesinin yakın tarihi diye kitap olur. Ne aradıklarını merak ediyorum! Özgür Mumcu (Radikal Gazetesi yazarı): İkinci bir emre kadar Gülen cemaatini eleştiren yazı ve kitap yazmak yasaklansın. Biz de ona göre davranalım. Esra Arsan (Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Öğretim Görevlisi): İleri demokrasi üniversitedeki yan odama kadar geldi. Sabah gözaltına alınan Ahmet Şık'ın ofisinde polisler arama yapıyor. Ezgi Başaran (Radikal gazetesi yazarı): Şık'ın evine gelen polisleri okula gitmek üzere olan kızı karşıladı, sonra avukatları geldi. CD'ler notlar didik didik.. Şener ve Şık'ın da aralarında bulunduğu 8 gazeteci Ergenekon üyeliği ve halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek suçu nedeniyle aranıyor. Ahmet Şık'ın basılmamış kopyası OdaTV bilgisayarından çıktığı için mi evi aranıyor? Şık, defalarca kitabı Soner Yalçın'a göndermediğini açıkladı. Demek ki bu kadar kolay... Bu işten bir tek virüs software'leri ve firewall üreten şirketler karlı çıkabilir... Hasip Kaplan (BDP Milletvekili): Galiba gazetecilerden sonra sıra papaz ve imamlara gelecek. Kürt siyasetçiler alınınca, sendikacılar, işçiler baskı görünce susanlar: sıra sizde İsmet Berkan (Hürriyet Gazetesi yazarı): Gecen hafta Ahmet aradı, "şu kitap çıksın, bilgisayarımı denize atacağım" dedi. Ben de ona "denize atmak yetmez, önce hard diskini mıknatısla sil, sonra çekiçle iyice kır, öyle at" dedim. Ahmet örgütçüyse, ben de örgüte akıl veren mi oldum simdi? http://www.bianet.org/bianet/ifade-o...syona-tepkiler |
Gazeteci-yazar Ali Bayramoğlu, Ergenekon davasının geldiği noktanın düşündürücü olduğuna işaret ederek, "Polis devleti mi oluyoruz?" sorusunu ortaya attı. Bayramoğlu, eğer süreçle ilgili tatmin edici bir açıklama yapılmazsa, Ergenekon davasının kamuoyu vicdanında iflas edeceği görüşünde.
Sabah erken saatlerde Ahmet Şık ve Nedim Şener ile yedi kişinin daha evine ortak zamanlı düzenlenen operasyonun ardından Ahmet Şık ve Nedim Şener, "Ergenekon terör örgütüne üye olmak" ve "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" şüphesiyle gözaltına alındılar. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Ali Bayramoğlu, yaşanan sürecin, "hangi Ergenekon" sorusunu beraberinde getirdiğini söyledi: Ergenekon davasının iflası "Bugün yaşananların eğer Ergenekon davasıyla alakası varsa bizim vicdanlarımızdaki Ergenekon davasının anlamı düşüyor. Eğer bu sürecin Ergenekon davasıyla ilgisi yoksa, Ergenekon davası vesilesiyle bir polis devleti kokusu yayılıyor." Nedim Şener ile siyaseten mesafeli olduğunu ama gazeteci faaliyetlerini yakinen takip ettiğini, Ahmet Şık'ın ise çok sevdiği bir gazeteci arkadaşı olduğunu söyleyen Ali Bayramoğlu, bu iki kişinin gözaltına alınmasını açıklayacak hiçbir neden olmadığını, eğer bu gözaltılara dair kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapılmazsa, bunun Ergenekon davasının iflâsı anlamına geleceğini söylüyor. Fransa'dan Türkiye'ye bakalım "Neden Ahmet Şık gözaltına alınıyor?", "Neden Nedim Şener gözaltına alınıyor?" sorularını soran Bayramoğlu, yaşananlar için "Biz bir Fransız olsak ve Fransa'dan Türkiye'ye baksak, muhalefet yapan herkesin tutuklandığını görsek bu durumu nasıl yorumlarsak öyle yorumlamamız lazım" görüşünü paylaşıyor. Ergenekon davasının geldiği nokta için, bir grubun içindeki insanların şahsi işi mi, o grubun politikası mı, bu grubun hükümetle ittifakı mı olduğunu bilmediğini söyleyen Bayramoğlu, bu süreçle mücadele etmek gerektiği görüşünde. Polis devleti uygulaması Eğer bir gazeteci, gazetecilik yapmak için kurduğu ilişkiler ya da yaptığı yayınlar, yazdığı yazılar, hazırladığı kitaplar yüzünden gözaltına alınıyorsa bunun polis devleti uygulaması olacağını işaret eden Ali Bayramoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: "Şu an Ahmet Şık'la ilgili, hazırladığı kitabından ve mesleki faaliyetlerinden dolayı bir adli takibatla karşı karşıya kaldığını düşünüyoruz. Eğer böyle değilse, bir suç unsuru varsa bunun açıklanması gerekir." Bianet'den alıntı.. |
Saygideger arkadaslar;
Turkiye'de, bir kilif giydirilerek, demokrasi ve ozgurlugu "ilerletmek" adina yapilanlar, sadece dikta rejimlerinde ve fasizmde ancak mumkundur. Eger hala bu yapilanlari, bir hak, hukuk, adalet, demokrasi ve ozgurluk temelinde gormek isteyenler varsa; bu kendilerini kandirmaktan, dogrularini sorgulamak istememekten baska bir anlam tasimaz. Ne olacak, turkiye toplumu ve farkli halklari; bir Misir, Tunus, Libya, Bahreyn, Yemen kadar olamayacak mi? Nerde "biz kac kisiyiz" ciler, nerde devrimciler, ilericiler, aydinlar, "atinca mangalda kul birakmayanlar?" Daha beklenen nedir? Hala bu ulkenin gelecegi adina, ortak bir nokta bulunamayacak mi? Illa ulke, toplumu ve farkli halklari, ya asker, ya da sivil bir irade ve idare altinda ya emir eri, ya da ummet olmak durumunda mi? Yoksa hala "VARDIR BIR BILDIKLERI" teranesi mi gecerli? Menderes ile baslayan ve her turlu koldan harekete gecenler, bugunku dugmeye, once 50 ler, sonra 60 lar, sonra 70 ler, sonra 80 ler ve en son milenyumda basmislar ve su an da acik acik "var mi bize yan bakan" naralari atmaktadirlar. Bu onceden tasarlanan bir plan ve projenin adim adim uygulanmasidir. Erbakan'in "bu is mutlaka olacak, ama kanli mi, kansiz mi olacak; zaman gosterecek" ve RTE'nin "taraf olmayan bertaraf olur" sozleri her seyi acikliyor. Aslinda, gorebilene "persembenin gelisi, carsambadan belli idi." Saygilarimla; evrensel-insan |
Arınç: Umarım Nedim Şener suçsuzdur
Bakan Ergün'den gözaltı açıklaması Bir de dalga geçiyorlar. Öyle ya da böyle Ergenekon Davası'nın muhalifleri tasviye etme operasyonuna dönüştüğünü ve ayrıca Demokles'in kılıcı niyetine kullanılmadığını düşünen kimse kalldı mı, merak ediyorum. |
Polis demişken aklıma bir şey geldi.
İşte zamlı memur maaşları 4 Ocak 2011 tarihli bir haber bu. Son yıllarda duydukalrım polis maaşlarının diğer memurların çok üzerine çıktığı intibası uyandırıyor bende. Eskiden bir öğretmenle polis arasında böyle bir uçurum yoktu diye hatırlıyorum. Polis bugün neredeyse bir uzman doktorla aynı parayı alıyor. İşin tuhaf tarafı emekli polis maaşları ise 1200 ytl civarında. Yani yeni polislere verilen önem emekli polislere verilmiyor gibi. Ancak %50sini alıyor normal polis maaşını (Emekli ikramiyesi diye bir şey var ama o da bir polisin bir yıllık maaş tutarından biraz fazlasına denk geliyor.). Memur falan olup da bu konuları bilen arkadaşlar, bilgilerini paylaşıp beni doğrular ya da yanlışlarlarsa sevinirim. Alıntı:
İktidar, polis kendisine saldıranlara gül mü atsın deyip polisi koruyor. Öğrencileri militanlarmış gibi sunup onlara yapılan muameleyi meşrulaştırmaya çalışıyor. İktidar ile polis arasında al gülüm ver gülüm ilişkisi var. Yani polisin iktidara karşı muhalefet eden öğrenci, işçi, sivil toplum kuruluşlarının üyelerine karşı insdanlık dışı tutumlarının bir yönünde, psikolojik tarafında polisin mevcut iktidarda yakaladığı pozisyonunu kaybetme kaygısı (farkında olmasalar bile) yer ediyor olabilir olabilir mi? |
Bu devirde en kıyak iş polis olmak. Bizim ailede beni asker veya polis yapmaya çalışıyor sürekli. Hükümete karşı eylemlerden fişlenmiş birini nasıl polis yaparlar :D
|
Alıntı:
|
New York Times'ın internet haber servisi Türkiye'deki gazetecilerin gözaltına alınmasına yer verdi. Yapılan haberde gözaltına alınan gazetecilerin çalışmalarına ve yazdıkları kitaplara dair bilgiler verildi.
İşte New York Times'ın haberi: "Yedi gazeteci savcıların, hükümeti devirme planları yaptığından şüphelendikleri bir örgüt hakkında uzun süredir devam ettirdikleri, öte yandan muhalifleri etkisiz hale getirmek için bir bahane olduğu eleştirilerine uğrayan soruşturma kapsamında göz altına alındı. Polis İstanbul ve Ankara’da 11 kişinin evine ve işyerine baskın düzenledi. Gözaltına alınanlar arasında Millliyet muhabiri, araştırmacı gazeteci Nedim Şener, hükümetteki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni eleştirenlerin başında gelen yazar Yalçın Küçük, Türkiye doğumlu ve şu anda ABD’de yaşayan vaiz Fethullah Gülen’le bağlantılı İslamcı hareketin ülkenin güvenlik güçlerinin içine sızdığını ileri süren gazeteci ve akademisyen Ahmet Şık da var. Şener ve Şık, polis memurları tarafından evlerinde gözaltına alınırken televizyon kameralarına sert demeçler verdiler. Ahmet Şık, Gülen hareketini kast ederek “Dokunan yanar!” diye bağırdı. Nedim Şener’in komşuları gözaltını protesto etmek için pencerelerine Türk bayrakları astılar. Hükümete muhalif internet sitesi Odatv’de çalışan dört gazeteci de gözaltına alındı. Güvenlik güçleri bir kaç hafta önce internet sitesinin ofisine baskın düzenlemiş ve sitenin sahibi, haber editörü ve bir yazarı tutuklanmıştı. Bu gözaltılar, 2002 yılında iktidara geldikten sonra, islamcı kökleri nedeniyle ülkedeki laik kesimin rahatsızlık duymasına neden olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetini devirmek için hazırlandığı iddia edilen planın yıllardır devam eden soruşturması kapsamında gerçekleştirilen tutuklamaların en taze örnekleri. Düzinelerce muvazzaf ve emekli asker, ayrıca aydınlar ve politikacılar, savcıların Ergenekon örgütü çatısı altında hazırlanan çeşitli planlarla bağlantıları oldukları iddiasıyla tutuklanmışlardı. Türk Genel Kurmayı ordunun hazırladığı bir plan olduğunu reddetti. Hükümeti eleştirenler, soruşturmanın hükümet karşıtlarını cezalandırmak için bir bahane haline geldiğini söylüyorlar. Erdoğan Perşembe günü Ankara’da yaptığı açıklamada “bugünkü gözaltı olayı her zaman söylediğimiz gibi, bunlar bizim talimatımızla olan şeyler değil. Bu, savcılığın talebi üzerine güvenlik teşkilatımızın, emniyet teşkilatımızın, o verilen talimatı yerine getirmesi olayıdır” dedi. “Benim sadece söyleyeceğim bir şey var; bu süreçlerin süratle neticelendirilmesidir, kısa zamanda bitirilmesidir” diye ekledi. Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu arama kararında herhangi bir fiil somutlaştırması olmadığının altını çizdi ve baskınların kanuna aykırı olduğunu söyledi. Yalçın Küçük’ün Ankara’daki evinin önünde televizyonlara yaptığı açıklamada “Arama kararları hukuka aykırıdır” dedi. Metin Feyzioğlu, “Böyle bir arama kararı, yani kimin neyle suçlandığının yazmadığı, soyut gerekçeler içeren bir arama kararı, herkesin başına gelmeye adaydır,” diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti şu anda ülkede 58 gazetecinin hapiste olduğunu bildiriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Philip J.Crowley geçtiğimiz ay ABD’nin “Türkiye’deki, gazetecilere yönelik yıldırma eğiliminden büyük bir kaygı duyduğunu” söylemişti." New York Times haberinin linki: http://www.nytimes.com/2011/03/04/wo.../04turkey.html |
Ahmet Şık'tan mektup var :
Alıntı:
|
Ahmet Şık şık yazmış.
Ona yapılanları şiddetle kınıyorum. Ancak şunu söylemeden de duramıyorum; Ahmet kardeşim. Sana sıra gelinceye dek, senin gibi haksız, hukuksuz, üstelik aylarca, yıllarca süründürülen meslekdaşların için kalemini neden kullanma gereği duymadın? Yoksa onlara yapılan doğruydu da sana yapılınca mı yanlış oldu? Onların gerçekten suçlu olduğunu mu düşünüyordun? Öyle bile olsa, onların bunu hakettiklerini mi düşünüyordun? Sokaklara dökülme zamanı geldiğinde, senin için de yürüyeceğimizden emin ol. |
TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN
BASINA VE KAMUOYU Ragıp Zarakolu’nun bugünkü Taraf gazetesi ve Evrensel gazetesinde yayımlanan “Selam Olsun Tutuklu Gazetecilere” başlıklı yazısını bilginize sunuyoruz... SELAM OLSUN TUTUKLU GAZETECİLERE Ragıp Zarakolu Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay, yıllardır hapiste bulunan Kürt ve sosyalist basın mensuplarının durumunu kamuoyuna yansıtmak için çaba harcıyor. Mesleki basın kuruluşları, Basın Konseyi önceleri, gerçek muhalif basın mensuplarının yaşadığı sorunlar karşısında son derece duyarsızdı. “Ama onlar yazılarından dolayı hapiste değiller, yasa dışı örgüt mensubu olmakla suçlanıyorlar” gerekçesini ileri sürüyorlardı. Aslında, Ak Parti Hükümeti 2006 yılında Terörle Mücadele Yasasında, ordunun istediğinin altını çizerek, radikal değişiklikler yapıp, bu yasada yapılan iyileştirmeleri geri çekip, yasayı çok daha beter hale getirirken, büyük medya buna pek aldırış etmedi. Nasıl olsa hedefte olan Kürt ve sosyalist basındı. Ama hakçası, medya bu işe aldırmazken, basın meslek kuruluşları, yayıncılar birliği, yazar örgütleri bu yasanın yaratacağı sakıncalara işaret edip, yasa daha meclisten geçmeden uyarıda bulundu. Ama dinleyen kim? Ve gerçekten de TMY yeni haliyle, özellikle Kürt basınının ve sosyalist basının üzerine yöneldi. Gazete kapatmalar olağan hale geldi, toplu tutuklamalar yapıldı, sanıklar avukatları ile görüştürülmedi, dosyalar gösterilmedi, insanlar hakim önüne çıkmadan bir yılı aşkın sürelerle tutuklu kalabildi. Özel yetkili savcılar, ilk güç denemelerini onlar üzerinden yaptılar. Ne zaman 2008 yılında bu yetkiler darbe hazırlığı içinde bulundukları, suikast hazırlıkları yapıldığı gerekçeleri ile, kendilerini “dokunulmaz” sayan mahut bir kesime karşı kullanılmaya başlandı, ağlaşmalar da başladı. 1980 darbesinden nemalanan, 90 günlük, 120 günlük (şeklen serbest bırakıp tekrar alma yöntemi) gözaltıları, işkencehaneleri, Türkiye’nin her yanında oluşturulan toplama kamplarını görmezden gelenler, şimdi, “Türkiye Türkiye olalı böyle baskı görmedi” diyorlar. Bu değerlendirmelere en çok sosyalistler ve Kürtler gülüyor, efendiler siz hiç “vahşet” görmemişsiniz diyerek. Bini aşkın Kürt belediye başkanının, sivil toplum çalışanının KCK operasyonu bahanesi ile gözaltına alınması, bu beyefendi ve hanımefendileri asla rahatsız etmedi, ve hala da etmiyor. TMY’nin ilk denemesi Atılım gazetesi çevresi üzerine yapılırken, insanlar sokaklarda sivillerce kovalanırken, bu, kimsenin umurunda değildi. Gün TV, Özgür Radyo yöneticileri hapse tıkılırken de… Kürt gazeteleri peşpeşe kapatılırken de, bu, kimsenin umurunda değildi, Vedat Kurşunlara yüzlerce yıllık cezalar kesilirken de… İlk kez bir yayıncı, Aram Yayınları editörü Bedri Adanır hapisteydi, bu da önemsizdi. Madem ki Kürtsün, ulusalcı olmayan soldansın bedelini ödeyeceksin! Ne zaman Ergenekon soruşturması başladı, ağlaşma da yükseldi. 1980 korku rejiminin 30 yıllık saltanatını görmeyenler, “korku cumhuriyetinden” bahsetmeye ve mağdura oynamaya başladılar. Öyle ya, Ak Parti, “mağduriyetten” kazandığına göre, şimdi de neden Kemalistler “mağdur” rolünü oynamasınlardı. Bakalım bu mağduriyet “pazarlamasında”, kim daha becerikli çıkacak önümüzdeki seçimlerde? Ama Kürt söz konusu oldu mu, enternasyonalist sol söz konusu oldu mu, her iki kesim nasıl da kucaklaşıyordu. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay’ın saptamasına göre 7 Mart 2011 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde tutuklu bulunan 12’si imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 58 gazeteci ve yazar var. Aşağıdaki listede, köşeli parantez içindeki sayılardan, hangi yayın organından kaç kişinin hapiste olduğunu anlamak mümkün: Aram Yayınları [1], Atılım [8], Azadiya Welat [9], Baran [1], Bilim ve Gelecek [1], Cumhuriyet [1], Devrimci Hareket [1], DİHA [7], Ekmek ve Adalet Dergisi [1], Enternasyonal [1], Eylül [1], Gün TV [1], Gündem [1], Halkın Günlüğü [1], İşçi-Köylü [2],Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi [1], Milliyet [1], Nokta [1], Oda tv [7], Odak [1], Özgür Halk [1], Özgür Radyo [1], Proleterce Devrimci Duruş [1], Radyo Dünya [1], Red [1], Rengê Hêvîya Jinê [1], Sosyalist Demokrasi [1], Toplumsal Özgürlük Gazetesi [1], Yeni Nizam [1], Yürüyüş [3]. Bu listede yer alan yayın organlarını 5 ana katagoride, yani, Kürt basını, Sosyalist basın, İslami basın, Kemalist basın ve Büyük Medya [Kemalistlerin bu kesimdeki ağırlığı akılda tutulmalı] olarak sınıflandıracak olursak, durum şöyle görünüyor. Kürt basınında toplam tutuklu sayısı 21, Sosyalist basında 28, Kemalist basında 9, Büyük medyada 3, İslami basında ise 1 Kürt basınında rekor Azadiye Welat’da tam 9 elemanı tutuklu; bunu 7 tutuklu eleman ile DİHA haber ajansı izliyor. Sosyalist basında rekor, 8 tutuklu ile Atılım’da. Kemalist basında ise rekor, 7 çiçeği burnunda tutuklama ile Oda TV’de. İslami basından ise sadece 1 tutuklu var, Yeni Nizam... Sonunda Basın Konseyi “ötekileri” de basın mensubu olarak kabul etmeye başladı. Davalar biraz olsun izlenmeye başlandı. Yoksa “sayı” düşük çıkacaktı! Büyük medya elemanları, geçmişte diğer kesimlerden sadece Kemalist kesimden basın tutukluları için duyarlık gösterirken, büyük medyadan 2 gazeteci tutuklanınca, [Nedim Şener ve Ahmet Şık için] ilk kez sokağa döküldü ve kitlesel bir tepki gösterdi. Biz insan hakları savucularının, “susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganını da telif hakkı ödemeden devraldılar, medyadaki eski solcularımız solculuklarını hatırladılar. [Hele General eşlerinin bu sloganı dillendirmesi, bizi 80’li, 90’lı yıllara götürdü. Demek, hukuk, adil yargı, temel haklara saygı herkese gerekli imiş!] Hele Bay Demirel’in “korku cumhuriyetinden” söz etmesi beni sadece güldürdü. Hem de kızdırdı. Demek Bay Demirel de korkarmış! Ne o? Yoksa Ergenekon soruşturmasının ona da uzanacağı duyumu mu aldı? Onun başbakanlıkları ve devlet başkanlığı sırasında, kaç gazeteci, kaç yayıncı, kaç yazar hapse tıkıldı? Kaç tanesi kaçırıldı, kaç tanesi suikaste maruz kaldı? Katillerden kaçı yakalandı, yargılandı ve hak ettiği cezayı aldı? Adaletten vazgeçtim, Ey vicdan neredesin? Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) 15 Mart 2011 |
Merhaba!
Uzun bir aradan sonra "Merhaba" dostlar!
"Demokrat" olabilmek bu topraklarda çok az kişiye nasip olabilen bir sıfattır. Mesela bir kemalist hiçbir zaman bir komünist ve yahut BDP yanlısı gazetecinin sadece gazeteciliğinden ötürü tutuklanmasına ses çıkarmaz,umursamaz! Komünist ise kemalist tutuklanınca "oh olsun topunuza" der,çıkarı yoksa gene sesini çıkarmaz. İslamcı hakeza... Kemalist olabilirsiniz komünist olabilirsiniz İslamcı olabilirsiniz.Ama demokrat olmak Allah'ın çok az insana nasip ettiği bir sıfattır. :) Herkes ideolojik olarak ayrılır ama sorsan herkes demokrattır,ancak biraz kazıdığın an sefillik ayyuka çıkar. Kendi görüşüme gelince;"toplama kampı" gibi safsataları da bırakalım,her muhalif kemalist içeri tıkılsa Hürriyet,Kanal D,Milliyet'in vs. yazar kadroları şu an hapiste çürümesi lazımdı.Ergenekon Gladio tarzı bir örgütlenme ise bunun basın ayağı da olması çok doğaldır,hee Ahmet Şık,Nedim Şener'in hiç alakası olmayabilir,Ergenekon'u araştırırken vs. çengele de takılmış olabilirler.Neticelenecektir.Ama bunun üzerinden kimse davayı sulandırmasın,avucunu yalar zaten! |
Alıntı:
|
Yargı süresi sevgili frodo,tek sözcüğe niye takıldın bilemiyorum.
|
Ahmet Şık'ın eşinin sitemi geldi aklıma, gözlerimin içine bakarak söyleyebilir misiniz bu yargı süreci lafını diyordu.
Allahın lutfu ile demokratlığa intisab edenlere Ahmet Şık'tan mektup var. http://www.bianet.org/bianet/ifade-o...la-gorusecegiz |
Komünistim,bu sebeple Ahmet Şık'ın gözaltına alınması beni derinden üzmüştür.Suçlu olduğuna da inanmıyorum ama elbette bilmiyorum.Senin Ahmet Şık'ı düşündüğüne de inanmıyorum.Çünkü Şık Ergenokon'un varlığını kabul ediyor ve dikkat edersen sadece onlara ait olma iddiasını kabul etmiyor.
Sen ise burda garip garip dokundurmalarda bulunuyorsun."Allah'ın lütfu" gibi ucuzluklara düşüyorsun. Etme frodo etme! |
Saygideger arkadaslar;
Her seyi bir yana birakalim. Buradaki ana antidemokrasi, hukukun uygulamadaki usul ve yontemidir. Ev basmak nedemek? Hukuk olarak, kisinin adresine bir davetiye yollayip, ifade vermesi icin savciliga cagrilmasi yetmiyor mu? Delil gostermeden, mahkemeye cikarmadan, suclu oldugu ispat edilmeden, tutuklamak ve mahkum muamelesi yapmak ne demek? Ortada ispati olmayan bir orguten, olmayan teorist baginin, olmayan uye listesinin, adi o listede olmayan bir gazeteciyi tutuklamasi ne demek? O yuzden konu, hukuk uygulamasinin yer almamasindadir. Cunku evrensel hukuk yonteminde boyle bir uygulama yer almaz. Bu her seyden once, hukukun masumiyet anlayisinin, insan haklari adina islenmis bir sucudur. Hukuk yerine, kanun uygulanarak hukuka karsi suc islenmistir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
o kadar gazeteci atıldı içeriye şimdi mi sesin çıkıyor daha önce neredeydin ? Bende bu konuyu "ohhhhhhhhhh olsun" diye açtım. sevgiler demokrat (!) arkadaş... ben iyi ki demokrat (!) değilimm ;) |
ahmetsln,
"Bugüne kadar neredeydin?" ne abes bir sorudur!Bu kadar önemli bir insanım da haberim mi yok? ... partisinin sözcüsüyüm de sustum mu? Biraz mantık...Sukunet... Yargısız infaz yapmış da değilim kimseyi itham etmiş de değilim,ayrıca ben fakirin sadece düşüncesini beyan etmekten öte bir yaptırımı da yoktur. evrensel-insan, Darbeye teşebbüs eden bir örgütten söz ediliyor ve sen "davetiyeden" bahsediyorsun!?Kaçmayacağının garantisini kim verecek? Merak ediyorum;KCK davası hakkında ne düşünüyorsunuz,DEP'liler yaka paça gözaltına alındığında ne gibi tepkiler vermiştiniz?Türk yargı sisteminin ne kadar dandik olduğunu iğne sizin ideolojinize batınca yeni mi anladınız?!Faili meçhuller ki -Ergenekon davası Kuddusi Okkır'ın vefatı dışında- avam tabiriyle "b.k" yemiştir.O zamanlar ne yapardınız?Kürt gazeteciler sadece gazetecilikte işledikleri suç sebebiyle "farklı dil" kullanmak vs. gibi aptalca sebeplerle onlarca yılla yargılanırken ve yahut "Hayata dönüş" operasyonuyla onlarca hayat şerefsizce katledilirken neredeydi "özgürlükçü" insan hakları savunucuları?Ve yahut sevmesekte "Mesih" Hasan Mezarcı 28 Şubat'ta Kemalizme karşı duruşu sebebiyle işkence görürken neredeydiniz acaba neylerdiniz? Vicdanım rahat,çünkü ben karşı tarafımdaki şerefsizce ithamlara boğulurken göbek atmadım zalime karşı onun yanında elimden gelebildiği kadar oldum. Ergenekon sanığı için de devrimci sanığı için de İslamcı sanığı için de haksızlığı hissettiğimde sempatiyle yaklaştım,protesto olduğunda katıldım.Kuddisi Okkır vefat ettiğinde canım acıdı ama aynı şekilde işkenceden geçtiğini bildiğim Hasan Mezarcı "Mesih" olduğunda da yüreğim dağlanmıştı.Bu iki insana da ideolojik olarak sempati beslemediğim gibi sevmemek için de sebeplerim oldukça fazla ama zalimliğin bahanesi ol-maz! Mahkemeler hep böyle dandikti,yargı sistemi yavaştı,Hizbullah dava tutsakları 10 yıldır yargılanıyor,MLKP dava tutsakları 10 yıldır yargılanıyor vs...Onlara davetiye falan da gönderilmedi?!Birçok sol örgüt dava tutsağı da polis de işkence ve tecavüz de gördü.Neredeydiniz ahali?Demek ki ülkenin gerçeklerini görmeniz için kemalistlere karşı "musibet" gerekiyormuş. Günaydın! |
Saygideger kont;
Darbeye teşebbüs eden bir örgütten söz ediliyor ve sen "davetiyeden" bahsediyorsun!?Kaçmayacağının garantisini kim verecek?-kont- Hangi belge ile, hangi orgut? Ben evrensel hukuk kurallarindan bahsediyorum. AKP kanunlarindan degil. Sen bana bu tuklamalarin yontemini evrensel hukuk olarak aciklayabilir misin? Saygilarimla; evrensel-insan |
Ben bazı sanıklar için bilgi ve belgeleri açıklandığı kadarı ile yeterli görüyorum.Belki benim aymazlığımdır.İçime sinmeyeni söyledim;Ahmet Şık da Nedim Şener de içime kesinlikle sinmedi,ikisi de sevdiğim okuduğum insanlardır ama Türk yargı sistemini az çok bildiğim için bu arkadaşların nasıl "çengel"e takıldıklarını tahmin edebiliyorum.Kendi yargılanmamdan biliyorum.
Ancak dediğim gibi Türk yargı sistemini sadece Ergenokon üzerinden eleştirirseniz ben bu ülkenin yargısı hakkında hiçbir şey bilmediğinizi ve yanlı olduğunuzu oldukça alçak gönüllü bir insan olarak da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.Dolayısıyla evrensel kurallardan bahsetmeniz de anlamsız kalacaktır. İfade ettiğim gibi sol örgütten yargılanan dava tutsaklarının evinde Mahir Çayan'ın kitaplarının bulunmasından tutun da Orak-Çekiç bayrağı bulunmasına kadar komedi mahiyetinde sayılabilecek iddianameler düzenleniyor ve bu yüzden yargı yıllarca birşey kanıtlayamıyor ama hepsi içerde,davetiye de yok bu arada!Adam silahlı propogandadan yargılanıyor,10 yıldır kanıtlayamamış devlet! Sorarım ben o zaman Mustafa Balbay insan da gazeteci de diğerleri ne?Suçları kemalist olmamaları mı?Evrensel hukuk kurallarından yararlanmaları için kemalizme iman mı etmeleri lazım? Neyse efendim uzar gider,ben de uyur gider,saygı bizden... |
Saygideger kont;
Bir seyin yeterli olup olmadigi, senin/benim kabulume gore degildir. Evrensel hukukun yol ve yontemi bellidir. Ayrica, ben; her turlu toplumun farkli halklarinin hak ve ozgurluklerini, bireysel hak ve ozgurlukleri ve insan haklarini antiayrimci hukuk guvencesinde savunan bir birey olarak, konuyu bir ideoloji temelinde degerlendirmiyorum. Konu, tamamen evrensel hukuku ihlal temelindedir ve TC hangi donemi olursa olsun, bu evrensel hukuk kurallarini kim kendi kasnunuyla cignerse cignesin, karsi cikarim ve ciktim da. Saygilarimla; evrensel-insan |
Arkadaşım kendine demokrat diyorsun tamam, sonra geliyorsun ilk mesajında kemalistler bu 2 tutuklanmaya oh demiştir diyorsun ? Sen bu kanıya nasıl ve nereden varıyorsun bana açıklar mısın ? Ben bu konuyu oh olsun diye mi açtım ?
Bu nasıl bir mantıktır açıklarsan sevinirim, illâ kemalistleri mi suçlıcaksınız ? Yani buradaki olay gazetecilerin tutuklanması ama mesaja bakıyorsun kemalistler oh çekmiştir. Ne sandın sen bizi ? Bu "politika" forumunda gazetecilerin tutuklanmaları ile ilgili en çok haber veren kişiyim ben. Hiç birini oh olsun diye vermiyorum. Ortada bir haksızlık adaletsizlik olduğunu düşündüğüm için. Sen ister inan ister inanma ama gereksiz bir biçimde kemalistleri suçlamana asla anlam verilemez. Eğer ki konu kemalizm veya onunla alakalı çok yakından alakadar bir şey olsa eyvallah her türlü suçlamayı eleştiriyi hatta hakaret yap ama burada büyük haksızlık yapıyorsun arkadaşım! Yargısız infaz yapıyorsun açıkça. Sadece bu gazeteciler değil biz her gazeteci tutuklandığında sesimizi çıkardık.Umarım anlatabilmişimdir. Sevgiler. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:03 . |