Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Küba'da devrim! Artık vatandaş yurtdışına çıkabilecek!! (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24328)

westergaard 09-05-2011 23:11

Küba'da devrim! Artık vatandaş yurtdışına çıkabilecek!!
 
Bu da oldu sayın seyirciler

Küba'nın sosyalist oligarşisi sonunda oturup "ulen acaba bizim vatandaşa yurtdışına çıkmaya izin versek mi" diye oturup danışmaya başladı

Ülkede 50 yıldır süregelen bir yurtdışına çıkma yasağı var

Tartışılan diğer reformlar arasında özel mülk ve arabaların satılmasını legalleştirme ve özel kooperasyonların genişletilmesi var

Küba'da yurtdışına çıkmak için yüzlerce dolar masraf tutan bürokratik işlemlere izin almak gerekiyor ve genellikle cevap RED oluyor.

Bu senenin başında devlet vatandaşa kendi bireysel işini kurma lisansları dağıtmaya başladı

Hükümet daha önce de devlet çalışanlarının 5 te 1 ini özel sektöre yönlendirme kararı almıştı

Raul Castro kardeşinden aldığı diktatörlük görevinde kısıtlı da olsa serbest piyasa reformları yönünde adımlar attı

Heralde sosyalist ekonomi işlemiyor

http://www.bbc.co.uk/news/world-latin-america-13338495

Ne kadar ilginç

Bu sosyalist cennetten nedense insanlar çıkartılmıyor

Sallar yapıp ölmeyi göze alarak Amerikaya kaçarlardı

Sosyalist cenneti niye beğenmediler acaba?

Sosyalist cennette bunlara yurtdışına çıkmaya bile izin vermeyen despot bir yönetim olması belki de bir faktördür

Madem cennet orası, ne diye çıkan insanların geri gelmeyeceğinden korkuyorlardı ki? Allah allah

Sosyalistlerin Kabesi Küba'da Fidel 50 yıldır koltuktan kalkmadı

Ta ki iyice yaşlanıp bunayınca koltuğu bıraktı.. ama aile içinde kaldı.. koltuk kardeşinde

Kuzey Kore'de de babadan oğula geçiyor

Sovyetlerde de Stalin geberene kadar tam 30 sene diktatör kalmıştı

Sosyalistlerin adeti böyle galiba

Özgürcan 09-05-2011 23:23

sosyalist hükümetlerin de en kötü yanı hep bu oluyor. Toplumdan izole olurlar çoğunlukla... Kuzay Kore gibi...
SSCB Küba'ya ekonomik destek sağlıyordu, şimdi Küba hayatta kalmak için reform yapmak zorunda...
Ama gerçi Berlin Duvarı gibi bir akın olmadı şu ana kadar.
Ayrıca ölüm pahasına sallarla kaçanlar fabrikatörler vb. burjuva sınıfı olmuştu...

westergaard 09-05-2011 23:36

Alıntı:

Özgürcan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382194)
sosyalist hükümetlerin de en kötü yanı hep bu oluyor. Toplumdan izole olurlar çoğunlukla... Kuzay Kore gibi...
SSCB Küba'ya ekonomik destek sağlıyordu, şimdi Küba hayatta kalmak için reform yapmak zorunda...
Ama gerçi Berlin Duvarı gibi bir akın olmadı şu ana kadar.
Ayrıca ölüm pahasına sallarla kaçanlar fabrikatörler vb. burjuva sınıfı olmuştu...

elinde istatistik falan mı var? nerden anladın bunu? hem hangi fabrikatör ve burjuva ki bu sosyalist rejimde? nasıl salladığın belli değil ya

Özgürcan 09-05-2011 23:47

http://www.binrota.com/PageDetail.aspx?PageID=27142
Alıntı:

Fakat devrimden sonra bu siyasi dengeler değişmiştir. Toprak reformu yapılır. Büyük şirketlere ve zenginlere ait tüm topraklar halka dağıtılır. Bundan dolayı da zengin burjuva sınıfı ülkeden kaçmaya başlar. Küba’dan kaçan zenginler ve devrim karşıtları ABD’ye sığınır. Orda eğitilir ve bir süre sonra savaşmaya hazır hale gelirler. 1500 kişilik birlik 17 Nisan 1961’de ABD çıkarma gemileri tarafından Giron sahilinden karaya çıkarılır. Küba’da alarm verilmiştir. Fidel, Camillo, Raul, Che; yeniden gerilla komutanı oluverirler. Komutalarındaki birlikler 1500 kişilik karşı devrim güçlerini, 68 saatte püskürtür. 1200 kişi esir alınır. Karşı devrimci güçler sınır dışı edilirler. Bu harekat John F. Kennedy başkan olduktan 3 ay sonra gerçekleşmiştir. Harekat tarihte “Domuzlar Körfezi çıkarması” olarak bilinir.
Bu sırada kaçan zenginler hayatları değil, paraları için Küba'ya geri dönerler...
Ve ayrıca Küba'da halk herhangi bir şekilde Fidel'e hiç isyan etmemiştir. Yani biz burada atıp tutuyoruz ama gidip görmek lazım.
VE DE...
http://en.wikipedia.org/wiki/Visa_re...Cuban_citizens
http://en.wikipedia.org/wiki/Cuban_passport
Zaten Küba'da insanlar bir sebeple yurtdışına çıkabiliyorlar (renkli ülkelere) ama turistik amaçlı da çıkabilecekler şimdi.

prozac 09-05-2011 23:52

Her nekadar konu alaycı bir tavırla ele alınmış olsada araya birkaç cümle sıkıştırmak farz oldu..

Tüm suç Fidel'in , sen kalk Amerika gibi bir süpergüce kafa tut olacak işmi , köklü toprak reformuna gidip Amerikan holdinglerini kızdıracağına o toprakları kapitalist güçlere peşkeş çekse sorun kalmayacaktı , kolay olmasa gerek el kadar toprak ve bir avuçta yorgun insan ile dik durabilmek .. Kolay olmasa gerek Latin Amerikada ki devrimci güçlere destek vermek .. Oysa one minute diyebilirdi Fidel , Vatandaşın neredeyse tamamı okuryazar olmak yerine bu oranı % 50 - 60 lara kadar indirgeyebilirlerdi , koyun -toplum yaratmak zor değildi oysa ,havana sahillerini Amerikaya ,santa clara kıyılarını çinlilere , pinar del rio körfezi ingilizlere , bankaları araplara , liman işletmeleri ve balıkçılığı kanadalılara ,hayvancılığı ugandalılara , telekomünikasyonu fransızlara verebilirdi ..

Yapmadı yapamadı Fidel , kahrolsun Sosyalizm, yaşasın Amerika , yaşasın koyun-toplum hareketi :peace:

westergaard 09-05-2011 23:54

ben sallarla kaçma olaylarının 80lerde ve 90larda olduğunu biliyorum, hatta küba gemileri salları batırıyordu da dünyada gürültü kopuyordu.. sen devrimin hemen arkasından kaçanları anlatıyorsun

Özgürcan 09-05-2011 23:59

ABD yandaşcıları, özgürlük diyorlar ama,
Bir bak bakın üniversite mezunu kişi sayısı oranında Türkiye'yi geçen bu toplum öyle bir şey talep ediyor mu?
Sanki kapitalist olmayan devletlerin tamamı köle gibi yaşıyor!!
_______
Edit:
80-90 kaçışlarıyla ilgili bilgim yok link verir misin?

westergaard 10-05-2011 00:07

Alıntı:

prozac´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382202)
Her nekadar konu alaycı bir tavırla ele alınmış olsada araya birkaç cümle sıkıştırmak farz oldu..

Tüm suç Fidel'in , sen kalk Amerika gibi bir süpergüce kafa tut olacak işmi , köklü toprak reformuna gidip Amerikan holdinglerini kızdıracağına o toprakları kapitalist güçlere peşkeş çekse sorun kalmayacaktı , kolay olmasa gerek el kadar toprak ve bir avuçta yorgun insan ile dik durabilmek .. Kolay olmasa gerek Latin Amerikada ki devrimci güçlere destek vermek .. Oysa one minute diyebilirdi Fidel , Vatandaşın neredeyse tamamı okuryazar olmak yerine bu oranı % 50 - 60 lara kadar indirgeyebilirlerdi , koyun -toplum yaratmak zor değildi oysa ,havana sahillerini Amerikaya ,santa clara kıyılarını çinlilere , pinar del rio körfezi ingilizlere , bankaları araplara , liman işletmeleri ve balıkçılığı kanadalılara ,hayvancılığı ugandalılara , telekomünikasyonu fransızlara verebilirdi ..

Yapmadı yapamadı Fidel , kahrolsun Sosyalizm, yaşasın Amerika , yaşasın koyun-toplum hareketi :peace:

ewet ya

amerika gibi bir süpergüce kafa tut
arkanda diğer süper güç sovyetler var ne de olsa
sovyetler senin toprağına nükleer füzeleri de kurmuş
che ama kızıyor sovyete.. "yaw niye vermedin izni de amerikan insanlarını milyonlarıyle öldüreydim? davaya ihanet ettin!"

hani hep hiroshima nagazaki anlatılır ya vahşet diye

ama che hümanist, insan canlısı, insanlık adalet için canını verir büyük kahraman

ama milyonluk şehirlere nükleer bomba atmak için de yanıp tutuşan katil ruhlu bir pislikti aynı zamanda

--

sosyalist toprak reformu nasıl birşey acaba
herkese toprak veriyorsun galba
ama önce herkesin toprağına el koyduktan sonra mı?

ee önce toprağa el koyacan ki sosyalizm olsun, sonra da millete onu ekmek için izin verirsin, ürünü de gene el korsun, çünkü devlet paylaştıracak

çok akıllıca bir sistem

halbuki toprak reformu yapacaksan ağalardan satın alıp sonra da köylüye tapusunla versen, ürünü de satıp afiyetle yemelerine izin versen gerisine karışmasan herkes için daha iyi değil mi?

--

kolay olmasa gerek eşcinselleri toplama kamplarında "iyileştirmek"

--

peki madem okuryazarlık falan var, hayat beleş, cennet gibi sosyalizm falan, insanlara ne diye yurtdışına çıkma yasağı var? gidenlerin geri gelmeyeceğinden mi korkuyorlardı?

--

kolay değil bu despot totaliter ideolijiyi başka ülkelere de ihraç etmek, başka memleket insanlarının da kanına girmek, onları da devlete köle etmek

ulpian 10-05-2011 00:12

Alıntı:

prozac´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382202)
Her nekadar konu alaycı bir tavırla ele alınmış olsada araya birkaç cümle sıkıştırmak farz oldu..

Tüm suç Fidel'in , sen kalk Amerika gibi bir süpergüce kafa tut olacak işmi , köklü toprak reformuna gidip Amerikan holdinglerini kızdıracağına o toprakları kapitalist güçlere peşkeş çekse sorun kalmayacaktı , kolay olmasa gerek el kadar toprak ve bir avuçta yorgun insan ile dik durabilmek .. Kolay olmasa gerek Latin Amerikada ki devrimci güçlere destek vermek .. Oysa one minute diyebilirdi Fidel , Vatandaşın neredeyse tamamı okuryazar olmak yerine bu oranı % 50 - 60 lara kadar indirgeyebilirlerdi , koyun -toplum yaratmak zor değildi oysa ,havana sahillerini Amerikaya ,santa clara kıyılarını çinlilere , pinar del rio körfezi ingilizlere , bankaları araplara , liman işletmeleri ve balıkçılığı kanadalılara ,hayvancılığı ugandalılara , telekomünikasyonu fransızlara verebilirdi ..

Yapmadı yapamadı Fidel , kahrolsun Sosyalizm, yaşasın Amerika , yaşasın koyun-toplum hareketi :peace:

aynı ironiyle devam etmek gerekirse: :)

evet evet, Fidel aslında çok insan-sever, hümanist, ilerici, gözü güçte filan olmayan, her nasılsa onyıllarca iktidarı bırakmayan tam demokrat bir devlet adamı. Ama hep şu pis emperyalistler ve burjuva özentileri işi mahvetti.

Hem insanların hayat standartlarının düşük olması, yokluk-açlık, fiili çifte standartlar, vatandaşların ülkesinden çıkamaması, basın özgürlüğünün olmaması... bütün bunların ne önemi var... Neticede emperyalist, kapitalist değiller ya işte.. Gerisi hikaye... :)

prozac 10-05-2011 00:24

Sanırım farklı pencelerden bakıyoruz olaya , anlatmak istediğim bizde ileri bir demokrasi ! ve sadaka kültürümüz var bunun dışında da hiçbirşeyimiz yok .Kübada hala birçok şey Devletin malı :) unumuzu eleyip eleğimizi astık sosyalizm i beğenmiyoruz hani ..:pop2:

Özgürcan 10-05-2011 00:32

Aslında tam olarak bir yurtdışı yasağı yok.
O yasağı koyanlar ABD ve müttefikleri!
Şu anda bir Küba'lı ABD'ye ve tüm NATO ülkelerine giremez. Bunu ABD yapsa bilre ABD kontrollü basın susmuştur. Buna tepki olarak Fidel de karşılıklı yurtdışı yasağı (belirli ülkelere ve yalnızca türistik amamçla gidenler için) adeta atom bombası patlatmıştır ABD! Tüm dünya'da sözde en kötü yönetimde bir şey yapıldı ya. Hemen atlamıştır zenginlerin, parababalarının basını...
Kaynak isteyeceksiniz biliyorum.
Foreign relations of Cuba diye aratın Wikipedia'da..

ulpian 10-05-2011 00:36

Türkiye'de şu anki durum çok güzel, çok demokratik, özgürlükler son boyutta filan gibi komik iddialarda bulunan kimse yok ki zaten sevgili prozac.

Ama Küba'nın nesine özenmemiz gerektiğini anlayamıyorum. Küba'da birçok şeyin devletin malı olması salt kendi başına bir değer değil ki.

İkimizin de üzerine rahatça anlaşabileceği birçok farklı ölçüt, parametre vs. var. Ne biliym, mesela basın özgürlüğü indeksi, iktidarın demokratik meşruiyeti (serbest seçimler, muhalefete propaganda özgürlüğü vs.), yargının bağımsızlığı, hayat standartı istatistikleri, insan haklarının fiili uygulanışı vs. gibi..

Bunlardan birini alalım ve beğenmediğimiz, Batı Avrupa'nın kapitalist ülkelerinden herhangi biriyle karşılaştıralım. Sonra tartışalım Türkiye için hangi sistemi daha çok örnek almamız gerekirdi diye.

Ne biliym mesela basın özgürlüğü ile başlayalım:

mesela
bkz: Sınır Tanımayan Gazeteciler kuruluşunun verilerine göre 2009 dünya basın özgürlüğü durumu

Ülkeler, mavi'den kırmızı'ya doğru 7 farklı basamaka göre tasnif edilmiş. Küba en alt basamakta. Türkiye'nin bile gerisinde.

veya bkz: Freedom House‘un 2011 raporunun haritası.

Burda da 3 basamak ayrılmış. Küba yine en altta...


Küba'da basın özgürlüğünün olmayışını bile, çok kasarak, yine bir şekilde emperyalist güçlerin, kirli çıkar odaklarının vs. üstüne yıkacak komplo teorileri üretebiliriz elbette de... İnandırıcı olmuyor artık hakkaten...

Özgürcan 10-05-2011 00:42

Ben Küba'nın tarım özelliklerini alabileceimizi düşünüyorum.
http://en.wikipedia.org/wiki/Agriculture_in_Cuba
Tarım konusunda çok gelişmiş bir durumdadır.
http://video.mynet.com/bayw/Sinirlar...Kuba-1/458998/

Jolly Jocker 10-05-2011 00:43

Şu emperyalist ülkelere de bayılıyorum doğrusu!

Yıllar yılı sömürdüğün, bir çeşit kumarhane cenneti gibi kullandığın, yoksul halkını sindirmek için de faşist bir dikta uyguladığın, sömürgen durumundaki küçücük bir ülke olsun.

Bu ülkede halk en sonunda isyan etsin ve bir avuç yürekli devrimci liderliğinde bir devrim gerçekleştirsin.

Bu devrim, senin eserin olan tüm faşizmi, sömürüyü, temel ihtiyaçlardan yararlanamama durumunu, cehaleti silsin süpürsün, tam bağımsız bir ülke kursun.

Sonra bu ülkeye saldır! Ama bu ülke seni püskürtsün. Kendini senden koruyabilmek için, benzer bir ideolojik görüşte olduğu daha büyük bir ülkeden askeri yardım alsın. Senin ablukandan kurtulabilmek için o ülkeden ekonomik destek de alsın.

Bir gün dünyada dengeler değişsin. Bu küçük ülkeye olan ambargonu genişlet. Onları iyice boğ. Her ne kadar yine de halkının her ferdinin temel ihtiyaçlarını asgari düzey de olsa karşılayarak senin ülkendeki milyonları kıskandırsa da yine de ablukan yüzünden yakıcı bir yoksulluğa düşsün.

Kendi ablukandan ve onu kuşatmışlığından kaynaklanan bu yoksulluğu sanki o ülkenin sistemi bunu getirmiş gibi göstererek ''fakirlikte eşitlik'' edebiyatı yap!

O ülkeye defalarca ajan sok, liderine suikast düzenle. Küçük ülke kendini koruyabilmek için mecburen daha kontrolcü ve baskıcı yöntemlere başvurduğunda da onun ne kadar da demokrasi dışı yönelimleri olduğundan falan dem vur!

O ülkenin lideri, kendisinin ulusal bir kahraman gibi görülmesi sebebiyle de girdiği her seçimi kazansın ve yıllarca ülkesini kimseye yıktırmadan yönetmeyi başarsın. Ama sen sanki o seçilmiyor da bir çeşit diktatörmüş gibi tüm dünyaya çarpıt gerçekleri!

O ülkenin insanları herşeyin farkında olsa, yoksulluğun sebebinin senin ablukan olduğunu bilse, sistemlerine ve liderlerine sahip çıksa bile sen yine de sanki o ülkede insanlar büyük eziyet çekiyormuş da fırsat bulsalar yurt dışına kitleler halinde kaçacaklarmış gibi tüm dünyayı kandır. Nasılsa her ülkeden senin her dediğini gözü kapalı savunmaya hazır işbirlikçilerin çıkacaktır.

Bayılıyorum şu emperyalistlere! Ne etik tanıyorlar, ne onur, ne dürüstlük. Piyasanın kutsal gereksinimleri ve sermayenin çıkarları dışında hiçbir şeyi önemsedikleri yok!

Özgürcan 10-05-2011 00:46

Aynı zamanda çok de eğitimliler Freddie. CNN'in, NTV'nin, BBC'nin dediği her şeye kelimesi kelimesine inanıyorlar..

prozac 10-05-2011 00:47

Konu iletilerinle şekillenmeye başladı değerli ulpian , peki sorunun kaynağı nerede yani tüm sorun fidel veyahut sozyalizmden mi kaynaklanıyor izlenmesi gereken yol ne idi ?

Özgürcan 10-05-2011 00:48

Bu forumu çok sevdim açıkçası. İyi ki üye olmuşum buraya!

ulpian 10-05-2011 00:50

Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382225)
Nasılsa her ülkeden senin her dediğini gözü kapalı savunmaya hazır işbirlikçilerin çıkacaktır.

Sen de mi Freddie :(

Bak, sürdürülen bir tartışmada muhatablarına bu gibi yakıştırmalarda bulunmak (bana olsun, westergaard'a olsun) zaten ''tartışmayalım, siz işbirlikçi hain köpeklersiniz, zamanı geldiğinde sizi bir şekilde susturacağız, tartışacak birşey yok'' demeye geliyor... Hal böyle olunca karşılıklı slogan atmaktan öteye gidemiyoruz.

Yani ne düşünüyorsun şimdi. Sence mesela ben, bir yerlerden para filan aldığım için mi savunduğum şeyleri savunuyorum. Böyle tartışma olur mu yav? Diyebilirsin ki ''yok belki çıkar uğruna savunmuyorsun, ama işte eğitimin, çevren vs. gereği bir şekilde beynin yıkanmış''... E bende senin hakkında böyle düşünebilirim. Bu bir argüman filan değil ki.

Örneğin ateistle teist biri tanrının varlığı üzerine tartışırken teist ateiste ''senin kalbin mühürlenmiş, şeytan seni kandırıyor'' vs. gibi şeyler söylese, ateist de teiste ''senin küçüklüğünden beri beynini yıkamışlar, uyduruk şeylere inandırmışlar'' filan dese, karşılıklı psikolojik tahliller yapmış olurlar, ama tanrının varlığı/yokluğu üzerine tartışmış olmazlar.

Rica ediyorum, muhatablarımıza ''işbirlikçi, hain, çıkar amaçlı bunları söylüyor, beyni yıkanmış'' vs. gibi ithamlarda bulunmadan, salt tez ve argümanlar üzerinden tartışalım. Yoksa çok bayıyor. Heves filan kalmıyor. Kemalistlerin yaptığı gibi, siz de sırf bu kişisel ithamlarla ''baskın'' çıkıp yıldırma yoluna gitmeyin kozmos aşına yahu.

Jolly Jocker 10-05-2011 00:57

Ulpian'cım, ben Westergaard'ı(eski adıyla Ludwig'i) ateist forumdan beri tanır ve yıllardır tartışırım. Kendisi ABD'nin attığı atom bombalarını savunacak kadar fanatiktir. Onu tanıyınca onun hakkında kullanılabilecek yegane tanımın işbirlikçilik olduğunu zamanla sen de göreceksin. Ama gönüllü bir işbirlikçiliktir bu. Yapılan çok açık kötülükleri bile gözü kapalı savunmak anlamında. Zaten kendisinin de Amerikan işbirlikçiliği ithamından gocunacağını hiç sanmam. Bilakis, mutlu olacak ve savunacaktır.

Öte yandan, onca yazdığımız şey içinden bir cümleye takılıp mağduriyet edebiyatı yapmanız da artık iyice sıkıcı oldu. İşbirlikçiye işbirlikçi denir. Bu kadar basit. Bak ben de devlet düşmanıyım mesela. Dine, ahlaka, geleneksel aileye, ''toplumun milli ve manevi değerlerine'' düşmanım. Beni bu yönde itham eden birine de sizin bana verdiğiniz tepkiyi vermem. Çünkü doğru!
Alınacak birşey yok. :)

Jolly Jocker 10-05-2011 01:02

Neyse, bence gereksiz yere tansiyonu yükseltmeye gerek yok. Bu forumun en büyük özelliği üslubuna dikkat etmesi. Ludwig'in olduğu yerde bu biraz zor olsa da imkansız değil. Biz birbirimizle uğraşmayı bırakıp dinciler ve kemalistlerle uğraşsak çok daha iyi olacak. Zira komünistler de liberaller de zaten son derece az ve etkisiz bu memlekette. Ludwig biraz düşüncesiz olduğu için bunu göz ardı ederek başlık açıyor. Ona uymamak lazım.

ulpian 10-05-2011 01:02

Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382231)
İşbirlikçiye işbirlikçi denir. Bu kadar basit. Bak ben de devlet düşmanıyım mesela.

Freddiecim, kemalistler de ''haine hain denir, bunda ne var'' filan diyor tartışmalarda. ''İşbirlikçi'' sözcüğü, birşeyi 'doğru' bulduğu için değil, şahsi çıkar uğruna savunana denir, yani niyet okumadır. ''ABD yanlısı'' de, ''kapitalist'' filan de, ama ''işbirlikçi'' deyince, zaten benim savunduğum şeyi doğru bulduğum için değil çıkar uğruna savunduğumu söylüyorsun. O halde tartışmaya da gerek yok. Tartışmanın amacı (fiilen pek mümkün olmasa da, ideal amacı) nesnel argümanlarla karşı tarafı savunduğun şeyin doğruluğuna ikna etmektir. Ama ben zaten senin niyet okumana göre doğru bulduğum için savunmuyorsam kendi pozisyonlarımı, bu benimle tartışamanın da gereksiz olduğu anlamına gelir. Öyle değil mi...

Yav, herşeyden ziyade, görüyorsun, geriyor işte ortamı her defasında bu laflar. Şahsen beni geriyor işte. Ne gereği var anlamıyorum ki.

westergaard 10-05-2011 01:03

Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382225)
Şu emperyalist ülkelere de bayılıyorum doğrusu!

Yıllar yılı sömürdüğün, bir çeşit kumarhane cenneti gibi kullandığın, yoksul halkını sindirmek için de faşist bir dikta uyguladığın, sömürgen durumundaki küçücük bir ülke olsun.

Bu ülkede halk en sonunda isyan etsin ve bir avuç yürekli devrimci liderliğinde bir devrim gerçekleştirsin.

Bu devrim, senin eserin olan tüm faşizmi, sömürüyü, temel ihtiyaçlardan yararlanamama durumunu, cehaleti silsin süpürsün, tam bağımsız bir ülke kursun.

Sonra bu ülkeye saldır! Ama bu ülke seni püskürtsün. Kendini senden koruyabilmek için, benzer bir ideolojik görüşte olduğu daha büyük bir ülkeden askeri yardım alsın. Senin ablukandan kurtulabilmek için o ülkeden ekonomik destek de alsın.

Bir gün dünyada dengeler değişsin. Bu küçük ülkeye olan ambargonu genişlet. Onları iyice boğ. Her ne kadar yine de halkının her ferdinin temel ihtiyaçlarını asgari düzey de olsa karşılayarak senin ülkendeki milyonları kıskandırsa da yine de ablukan yüzünden yakıcı bir yoksulluğa düşsün.

Kendi ablukandan ve onu kuşatmışlığından kaynaklanan bu yoksulluğu sanki o ülkenin sistemi bunu getirmiş gibi göstererek ''fakirlikte eşitlik'' edebiyatı yap!

O ülkeye defalarca ajan sok, liderine suikast düzenle. Küçük ülke kendini koruyabilmek için mecburen daha kontrolcü ve baskıcı yöntemlere başvurduğunda da onun ne kadar da demokrasi dışı yönelimleri olduğundan falan dem vur!

O ülkenin lideri, kendisinin ulusal bir kahraman gibi görülmesi sebebiyle de girdiği her seçimi kazansın ve yıllarca ülkesini kimseye yıktırmadan yönetmeyi başarsın. Ama sen sanki o seçilmiyor da bir çeşit diktatörmüş gibi tüm dünyaya çarpıt gerçekleri!

O ülkenin insanları herşeyin farkında olsa, yoksulluğun sebebinin senin ablukan olduğunu bilse, sistemlerine ve liderlerine sahip çıksa bile sen yine de sanki o ülkede insanlar büyük eziyet çekiyormuş da fırsat bulsalar yurt dışına kitleler halinde kaçacaklarmış gibi tüm dünyayı kandır. Nasılsa her ülkeden senin her dediğini gözü kapalı savunmaya hazır işbirlikçilerin çıkacaktır.

Bayılıyorum şu emperyalistlere! Ne etik tanıyorlar, ne onur, ne dürüstlük. Piyasanın kutsal gereksinimleri ve sermayenin çıkarları dışında hiçbir şeyi önemsedikleri yok!

Freddie

Herşeyden önce Küba'daki baskıcılığı açıklama şekline ikna edici değil. Sanki baskıcılık sosyalizmde olmazmış da şartlar gereği olmuş gibi konuşuyorsun. Ama bu kadar düzine sosyalist devlet kuruldu ve geçti bir tanesi de baskısız, gizli polissiz, diktatörsüz, işkencesiz olmadı.

İkincisi Küba'da "temel ihtiyaçlar karşılanırdı" deyip duruyorsun. Ama sorun şu ki "temel ihtiyaçlar" dediğin şeyler aslında minimum ihtiyaçlar, ve Küba halkına da bundan fazlası verilmedi. Zaten sosyalist düşünceye göre lükse falan gerek yoktur. "Temel ihtiyaçlar" karşılansın, ama herkesin karşılansın ve herkes eşit olsun yeteri. Ama işte bu sefil bir hayat. İnsan hapiste de "temel ihtiyaçları" karşılanıyor ona bakarsan.

Küba'nın yanlızğılından bahsediyorsun. Bir kere adamlar bugün petrol ülkesi Venezuela ile kankalar ve çok ucuza petrol alıyorlar.

Ayrıca ekonomik izolasyon ve "kendi kendine yetmek" aslında bir sosyalist hedeftir ve bunu Kuzey Kore doktrinleştirmiştir. Hatta sosyalistler dış ticareti kötü bulurlar. İşte yukarda ilk iletisinde Prozac yazmış. Şirketleri yabancılar alacak demiş. Yabancı yatırım gibi şeyler sosyalist zihniyette haramdır. Kapitalist ülkelerle ticari ilişkilere giren az gelişmiş bir ülke kesin sömürülüyordur. O yüzden bir ülkeye yapılacak en büyük iyilik ona ekonomik ambargo uygulamak olmalı bu zihniyetle.

Özgürcan 10-05-2011 01:05

Bence sosyalist doktrinleri uygulamak için bir devrime ihtiyaç yok. Sosyalist yönetmeler insanlara cumhuriyetle de getirilebilir. Mesela Sovyetlerin komite sistemi, Venezuella'nın her ilçeye atelye'ler sistemi ya da Küba'nın devlet memuru çiftçi sistemi gibi...

frodo 10-05-2011 01:06

Sanırım başlık sahibinin kullandığı sarkastik usluptan -çok az özenle- kaçınması durumunda tartışma daha sağlıklı yürüyebilirdi. Umarım her sosyalizm karşıtını başlık sahibinin kategorik konumuyla eş değer tutmaktan kaçınabiliriz.

Jolly Jocker 10-05-2011 01:09

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382235)
Yav, herşeyden ziyade, görüyorsun, geriyor işte ortamı her defasında bu laflar. Şahsen beni geriyor işte. Ne gereği var anlamıyorum ki.

Tamam, seni üzmeyelim o zaman. Zaten o lafı sana dememiştim. Ama işbirlikçi lafında hakikaten de alınacak birşey yok. Zira işbirlikçi demek, adı üstünde, çıkar ya da ortak bir hedef için(bu hedef ahlaki içerikli de olabilir, ille de çıkar gerekmez) bir başka güçle ortak iş yapmak ya da onun işine yardımcı olmak demektir. İşbirliği işte. Westergaard'ın ABD'yle sözde demokrasi ve özgürlükleri yaymak adına işbirliği yapmaya can attığına eminim. İşbirliği için ille de ABD'nin onu muhatap kabul etmesi gerekmiyor. Elbette ondan haberleri bile yok. Ama aynı idealler için biri diğerini savunuyor ise ortada bir işbirlikçilik var demektir. Zaten TC'nin ABD'yle olan işbirliklerine karşı olduğunu(zu) da sanmıyorum. O halde işbirlikçi söyleminin neresi yanlış? Bu bir küfür değil.

AlbatrosS 10-05-2011 01:11

Alıntı:

westergaard´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382204)
ben sallarla kaçma olaylarının 80lerde ve 90larda olduğunu biliyorum, hatta küba gemileri salları batırıyordu da dünyada gürültü kopuyordu.. sen devrimin hemen arkasından kaçanları anlatıyorsun

bana küba'da işlenen faili meçhul cinayetler, devlet terörü, anayasa'ya sinen ırkçılık/kadın-eşcinsel düşmanı normlardan istatistiki bilgiler verebilir misin?

istersen ben sana yeni süper demokrasinin devlet terörü ve cinayet bilgilerinin dökümünü; işkence ve kötü muamele raporlarıyla birlikte bir çırpıda saymakla kalmayıp belgelerini sunayım!

tüm arkaikliğine, sıradanlığına, yetersizliğine, kıt geçim oranlarına ve olumsuzluklarına karşın insanlık dışı/sefalet koşullar mevcut değildir. rejim, kısmi bir otoriterliğe sahip olsa da, vatandaşlarına türlü yasaklar/engeller koysa da kitlesel işkence tezgahları/ölüm timleri ve makineleri kurmamıştır.

bu o derece ''yetersiz ve rezil'' bir rejimdir ki açlıktan ölen kimseye rast gelemiyorsunuz. oysa über gelişmiş ekonomi ve demokratik ülkemizde daha geçenlerde bir bebek açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle ölmüş; bu durum medyaya da yansımıştı. bu bebeklerden yurdumuzda binlercesi mevcuttur ve birçoğu yetersiz beslenmeye bağlı sakatlıklar/hastalıklar vs durumlar neticesinde hayatını kaybetmektedir. bebekler böyleyken anne babaları da farklı değildir elbette.

sen öyle bir sistem kurarsın ki, hiç kimsenin açlığa/işsizlik sonucu ölüme mahkum olmamasını devlet garantisine alır; öte yandan, kendi ekonomik sistemini de sürdürürsün. bu şartlarda, küba tarzı bir rejim dahi olsan arkandaki kitle desteğini kaybetmez, uzun süre çatışmalar olmadan yaşarsın. tabi kültürel eşitliğe de önem verirsen.

o yüzden sen onlarca yıl sömürge kolonisi olup diktatörlerle yaşamış bir toplumun ne niçin devrime bu denli angaje olduğunu ne de sözünü ettiğiniz sefalet/baskı/zulme rağmen kitlesel bir baş kaldırıya girişmediğini anlamazsın.

sınırlıdır, kısıtlayıcıdır, kesinlikle; ancak ''garantici''dir. sovyet desteğini kaybettiği dönemlerde bir süre sorun yaşasa dahi, açlık/kıtlık gibi sorunlar yaşamamış; üstelik oldukça ciddi eğitim seferberliği yaratabilmiştir. öyle yada böyle nüfusunun %50'sinden fazlası akademik eğitim almış bir ülkeden bahsediyoruz.

şimdi, en kıytırık ünilerimizde dahi olsa, yurdumuz insanlarının yarısının akademik eğitim almış olsa fena mı olurdu?

takdir edersin ki senin arzu ettiğin sistemde ''fırsat eşitsizliği'' oldukça etkindir. senin sistemin oldukça seçici ve üretebildiği reel sanayi ve tarım ürünleri neticesinde değerlidir. bu durumda bizim gibi ithal ikameci politikalarla günü kurtarmaya; olumluyu dahi olumsuza çevirmeye teşne bir çoraklıkta über gelişen ticaret hacmimize karşın yoksulluk ve işsizlik oranlarımız artmaktadır.

başbakan'ımızın kendi ağzıyla itiraf ettiği %50'lere varan bir kayıt dışı çalışma(basbayağı köleliktir; zira o insanlar ne koşullarda çalıştığını tuzla'da, kot taşlama reyonlarında biliyoruz) oranlarıyla krizde bile nasıl/ne şekilde kar edebildiğimiz ortada değil midir? peki sen bu iki ülke arasındaki ''garanti'' farkının neye tekabül edebildiğine dair empati kurabiliyor musun?

örneğin ben çalışmak/üretmek/yaratıcı dehasını kullanmak isteyen bir girişimcinin hırsıyla empati kurabiliyorum; onun ticari mentalitesini algılayabiliyorum. zira, kendim de ufak tefek ticaret yapıyorum. yanımda bana çıraklık eden işçinin, garibanın kaygılarını; işlerin ters yüz gidip dükkanımın kapanabileceği endişesini o'nun yüzünde görebiliyorum. sigortası var mı deme; benim de yok :)

bence bu mevzular ideolojik zeminden ziyade, hangi sistem ve öğede yaşarsa yaşasın ''insan'' denen canlının evrensel/temel kaygıları nispetinde ve onlarla empati kurulurak konuşulmalı.

beslenme ve güvenlik iki temel insan ihtiyacıdır. herhangi bir rejim, herhangi bir yolla bu ikisini garantiye alıp belli bir istikrar yakalayabiliyorsa toplum o denli huzurlu olabiliyor. aksi halde db bankasının bile ifşaatıyla anlıyoruz ki, ülkeler içinde bu denli açlık/yoksulluk oranlarıyla müphem şartlar varken sistem daima tehlikededir! biri yerken biri bak(a)mıyor. sense bunu ''işbilmezlik/asalıklık'' sair ulvi fikirlerle karşılamaya/anlamaya çalışırsan feci hata edersin.

bilmem hangi ilçenin akp'li belediye başkanının itfaiye elemanı alımı için şahsa özel soru hazırlattığı ve bu tip durumların vaka-yı adiye olduğu bir ülkede ''liyakat'' nişanının herkese bol kepçe ve hakkıyla dağıtılmadığını bilir herkes. bunu ha devlet eliyle yapmışsın ha özele devredip onlar kendi torpil sistemini kurmuş olsun. el hak özel sektör de kendine has kaygı ve algılarını işletip illa ki ''liyakat nişanına'' bakmaz. imam hatipliysen, chp'li bir güvenlik şirketi müdürü verdiği ilanlarda senin ne denli yetkin olduğunu dahi düşünmeden eler! böylesi bir sistemde ''liyakat ve verimlilik'' yerine iltimas'ın/dayı'ların geçer akçe olduğu algılar bütünlüğünden sence ''medeniyet'' çıkar mı açlıktan ölen insanlar hala bakiyken? hasbelkader toplumsal adalet denen şey körleşip anlamsızlaşmaz; mevki ve kazanım için her etik dışı yol mübah olmaz mı?

maalesef insan denen alemet-i farika ekonomi denen ''kar'' fabrikalarındaki matematik formüllerden ibaret değil. sen dilediğin kadar ulvi ekonomik göstergelerle vesvese yap; tarım istihdamının 8 senede yarıya inip köylülerin kent marabası olduğu; eğitim alanın da kalifiye ucuz ve güvencesiz iş gücüne havale edilip taşra kentlerinde gözle görünür bir ticari durağanlık varken bunlar çokları için manasız kalmaya devam edecektir.

dolayısıyla bir 30 sene daha ''kanada'' olma hayalleri kurmaya devam edip yalnızca tc olacağız ve en az bugünküne yakın bir işsizlik/yoksullukla yaşayacağız.

bu durum bir şekilde kazanan/kazanmayı bilen için avantajlı olsa da, işsizlik/yoksulluk sirkülasyonunda kendine yer bulanlar için değil. o insanlar da insanca yaşamak ve yaşamlarına dair ''garantiler'' istiyor. ve emin ol birçokları, sürekli belirsizlik ve korku dolu böylesi bir sistemdense temel ihtiyaçlarının garanti edilip asgari ücrete tabi kılınmaya razı... küba'nın da yaptığı hasbelkader bu değil mi?

Özgürcan 10-05-2011 01:13

Bu konu hakkında bir yazı yazdım, aynen kopyalıyorum, SPAM değil!
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=24329
UYARI!
BU YAZI İNSANLARA KARŞI AYRIMCILIK VS. YAPMAK AMAÇLI YAZILMAMIŞTIR. YALNIZCA BİR ÜLKENİN HİKÂYESİDİR...


Konu ile ilgili tartışmalar geçince şöyle bir yazı hazırlayayım dedim..

ilk önce bunun ilk 30 saniyesini izleyin, Amerikan kumarhaneleri...

Yıl 1951, ABD'nin Küba'yı işgal edişi 50 yılı aşmış... Adadaki şeker kamışı, tütün ve diğer tüm tarım ürünleri Amerikan yatırımcıları "yanki"nin elinde. Halkın %55'inden fazlası verem ile boğuşmakta...
Küba'nın başında ise bir Amerikan generali; Batista var, Fulgencio Batista...
http://upload.wikimedia.org/wikipedi...355a_crop4.jpg

Batista adada bir çok kumarhane kurdurtmuş, yandaşlarına adanın en güzel yerlerinde evler yaptırmıştı. Halk fakirlik içinde sürünürken ABD'li yatırımcılar milyoner oluyorlardı. Halk düşük maaş ve yüksek vergi ile boğuşmaktaydı, artık Küba'lıların yaşamak için bile paraları kalmamıştı..

Halkın ayaklanması böyle bir durumda normal karşılanmalıydı. Ama Batista öyle düşünmedi...
Cumhuriyet isteyen halk eylemlere başvuruyor, polise ise "vurun" emri gelmişti...
Tutuklananlar kafeslere konuluyor, sırasyıyla kurşuna diziliyorlardı.
http://upload.wikimedia.org/wikipedi...aFireSquad.jpg


Halk bu durumdayken bir ABD'den borç üstüne borç alınıyordu. Küba, ABD'ye 300 Milyar Dolar'dan fazla gelir
getirmişti... Golf sahaları ve kumarhaneler...
http://4.bp.blogspot.com/_vFkvN8J1lJ...sino+Plaza.jpg

Ancak bunlar pek sürmedi. 1959 yılında aralarında Che Guevara ve Fidel Castro'nun bulunduğu 57 kişi Batista'ya karşı devrim için hazırlandılar... Alman ve Rus devrimlerini takip eden Che Guevara, Yanki'nin elinden Küba adasını bir an önce kurtarmak istiyordu...

dinlenilecek müzik
Nisan 1958 Sabahı Küba kıyısına bir gemi yanaştı, halkın devrim cevabına karşılık vermek üzere gelen 57 kişi... 57 kişi olsalar bile Florida'dan uçaklar kalkmış, Batista askerleri havan topu saldırısına başlamışlardı. ABD bu halkın özgürlüğüne kavuşmasından korkuyordu, eğer sadece Cumhuriyet gelseydi iyiydi, CIA'den yetiştirdiği ajanlarla ülkeyi kontrol altına almasını bilirdi, daha önce yaptığı gibi... Ama durum farklıydı, bundandı Yanki'nin endişesi...

http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:A...85qipAlayLFj7a


Nihayet Havana ele geçirilmiş, Batista firar etmişti, artık geri dönemeyecekti... En kısa sürede onun gibi yüzlerce, binlerce Amerikan şeker kamışı, tütün ve kahve milyonerleri ertesi günlerde firar etti. Kumarhaneler kapatıldı, vergiler düştü, hatta kaldırıldı..
Che Guevara'nın konuşması

http://www.britannica.com/blogs/wp-c...trr004-004.jpg
Bunun ardından halka devrimi tanıtmaya geldi sıra...

Bundan sonra dinlenilecek müzik


http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:A...9ZnQpNsZ8RV3nA
İlk önce çiftçilik konusunda yenilikler yapıldı. Çiftçilerden alınan yükse vergi kaldırıldı, çiftçilere ekmesi gereken ürün bildiriliyordu ve artık çiftçiler de devlet memuru olmuştu, ektikleri ekin kâr getirmese bile onlar maaş alacaktı. İnsanlar arasındaki rekâbet yok olmuştu...
http://havanajournal.com/images/uplo...ban-farmer.JPG

Sırada eğitim konusunda yapılacak yeniliklere gelmişti. İlk önce tüm özel okullar kaldırıldı, yerine eşit haklara ve eğitim kalitesine sahip okullar geldi. öğrenciler artık daha kaliteli eğitim almak için birbirlerini geçmeye çalışmak zorunda değillerdi. Bu konuda da rekâbet yok edilmişti...
http://www.cuba-junky.com/scriptdata...choolclass.jpg

Bu sırada Küba'da kalmış milyonerler, zenginlere yüksek vergiler kondu. Kumarhanelerine çok yüklü kısıtlamalar getirildi. Bu sayede Küba ekonomik olarak bir süre ayakta kaldı...
http://www.aha.ru/~mausoleu/lenin_ma...ges/castro.jpg

--
Ancak basın ABD ve diğer emperyalist devletler tarafından yönetiliyordu. Fidel Castro'ya katil, Che Guevara'ya "terorist" dediler. Hatta çeşitli sözde "tarafsız" belgesel ve filmlerle Küba devrimi ve komünizm halkın beyine "kötü" ve "şeytani" yaftalarıyla kazıtıldı. Artık Amerika ve onun müttefiği ülkelerdeki halklara komünizm dendiğinde sadece kötü bir şey olduğu akılda kalıyordu...
--

Küba'daki devrimden sonra Vietnam ve Venezuella gibi ülkelerde de bu tip devrimler meydana geldi. Özellikle şu anda Venezuella lideri Hugo Chávez'in çiftçi politikaları ilgi çekmiştir...
http://havanajournal.com/images/uplo...vez_castro.jpg

Kim bu devrime ne derse desin, Küba 40 yıl gibi bir zamanda bir çok fabrika ve endüstri kurmuştur. Üstelik televizyonlarda anlatıldığı gibi beyin yıkama yapılmadan!

Küba, devriminin 52. yılında hâlâ ayakta duran bir devlettir...


Yazımı bitirmeden önce şunu da izlemenizi tavsiye ederim, Nazım Hikmet Ran'ın sesinden Küba


Yazı tamamen şahsıma (Özgür Can) aittir. Benim iznim haricinde herhangi bir yerde yayınlanamaz, paylaşılamaz


Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Cuba
http://en.wikipedia.org/wiki/Cuban_revolution
http://en.wikipedia.org/wiki/26th_of_July_Movement

ulpian 10-05-2011 01:15

Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382240)
Tamam, seni üzmeyelim o zaman. Zaten o lafı sana dememiştim. Ama işbirlikçi lafında hakikaten de alınacak birşey yok. Zira işbirlikçi demek, adı üstünde, çıkar ya da ortak bir hedef için(bu hedef ahlaki içerikli de olabilir, ille de çıkar gerekmez) bir başka güçle ortak iş yapmak ya da onun işine yardımcı olmak demektir. İşbirliği işte. Westergaard'ın ABD'yle sözde demokrasi ve özgürlükleri yaymak adına işbirliği yapmaya can attığına eminim. İşbirliği için ille de ABD'nin onu muhatap kabul etmesi gerekmiyor. Elbette ondan haberleri bile yok. Ama aynı idealler için biri diğerini savunuyor ise ortada bir işbirlikçilik var demektir. Zaten TC'nin ABD'yle olan işbirliklerine karşı olduğunu(zu) da sanmıyorum. O halde işbirlikçi söyleminin neresi yanlış? Bu bir küfür değil.

:) ''üslup tartışmalarını'' çok fazla uzatmak da bayıyor, biliyorum ama.. dayanamadım şimdi..

sevgili Freddie, bu son açıklamaların eğer doğruysa, o zaman ''işbirlikçi'' sözcüğünün herhangi bir ayırtedici içeriği kalmaz zaten. ''Ortak idealler uğruna bir yerlerle aynı safta bulunmak, ortak iş yapmak veya tamamen aynı idealleri paylaşmak'' işbirlikçilikse şayet, o zaman birincisi bunda en ufacık kötü bir anlam yok, ikincisi istisnasız herkes işbirlikçi zaten. Senin de 'ortak idealler' paylaştığın yerler var ya işte yav... Ama, bu sözcüğün siyasi tartışmalarda hangi anlamda kullanıldığını çocuk olmayan herkes biliyor az çok (yukarda açıkladığım anlamda).... (Neyse, ben kendi adıma, bu tür ithamlar yediğim başlıklarda tartışmamaya karar aldım çoktandır, uygulamaya çalışıyorum elimden geldiği kadar.) :)

AlbatrosS 10-05-2011 01:20

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382221)
Türkiye'de şu anki durum çok güzel, çok demokratik, özgürlükler son boyutta filan gibi komik iddialarda bulunan kimse yok ki zaten sevgili prozac.

Ama Küba'nın nesine özenmemiz gerektiğini anlayamıyorum. Küba'da birçok şeyin devletin malı olması salt kendi başına bir değer değil ki.

İkimizin de üzerine rahatça anlaşabileceği birçok farklı ölçüt, parametre vs. var. Ne biliym, mesela basın özgürlüğü indeksi, iktidarın demokratik meşruiyeti (serbest seçimler, muhalefete propaganda özgürlüğü vs.), yargının bağımsızlığı, hayat standartı istatistikleri, insan haklarının fiili uygulanışı vs. gibi..

Bunlardan birini alalım ve beğenmediğimiz, Batı Avrupa'nın kapitalist ülkelerinden herhangi biriyle karşılaştıralım. Sonra tartışalım Türkiye için hangi sistemi daha çok örnek almamız gerekirdi diye.

Ne biliym mesela basın özgürlüğü ile başlayalım:

mesela
bkz: Sınır Tanımayan Gazeteciler kuruluşunun verilerine göre 2009 dünya basın özgürlüğü durumu

Ülkeler, mavi'den kırmızı'ya doğru 7 farklı basamaka göre tasnif edilmiş. Küba en alt basamakta. Türkiye'nin bile gerisinde.

veya bkz: Freedom House‘un 2011 raporunun haritası.

Burda da 3 basamak ayrılmış. Küba yine en altta...


Küba'da basın özgürlüğünün olmayışını bile, çok kasarak, yine bir şekilde emperyalist güçlerin, kirli çıkar odaklarının vs. üstüne yıkacak komplo teorileri üretebiliriz elbette de... İnandırıcı olmuyor artık hakkaten...

şöyle bir durum var: küba'da açlıktan ölen bir tane adam sayamazsın. küba'da işkence ve devlet terörü yoktur. küba'daki kadın ve eşcinsel düşmanlığıyla bizimkinin alakası yoktur.

küba'da kot taşlamaktan beş sene'de ölen bir tane işçi yoktur!

küba'da bilmem ne tersanesinde birkaç yılda 100 işçi ölmez!

biraz yeşilçam güzellemesi gibi ama hakikaten fakir ama gururlu bir ülkeyle karşı karşıyayız :)

Jolly Jocker 10-05-2011 01:20

Alıntı:

westergaard´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382236)
Herşeyden önce Küba'daki baskıcılığı açıklama şekline ikna edici değil. Sanki baskıcılık sosyalizmde olmazmış da şartlar gereği olmuş gibi konuşuyorsun. Ama bu kadar düzine sosyalist devlet kuruldu ve geçti bir tanesi de baskısız, gizli polissiz, diktatörsüz, işkencesiz olmadı.

Hiçbir şeyin sebebi bu kadar düz değil. ''Sosyalist sistem dediğin illa ki baskıcı olmalıdır, başka türlü olamaz!'' diye bir tanrı buyruğu yok. Yaparsan olur. Bu kadar basit. Kiminde baskıcılık, kuşatılmışlık karşısında ihtiyaç duyulan bir korunma ve varlığını sürdürme yöntemi oldu; kiminde de bürokratlara karşı verilen ideolojik mücadelenin kaybedilmesi ve bürokratik yozlaşmanın hakim olmasıyla baskıcılık ortaya çıktı. Öte yandan; şu gizli polis, işkence, baskı v.s. diye saydıkların zaten neredeyse her devletin öyle ya da böyle uygulayageldikleri şeyler. Böyle derken, ''Bunlar normaldir'' anlamında söylemiyorum. Uzun süredir geleneksel anlamıyla devlet olgusuna da hiç iyi gözle bakmıyorum zaten.

Alıntı:

Ayrıca ekonomik izolasyon ve "kendi kendine yetmek" aslında bir sosyalist hedeftir ve bunu Kuzey Kore doktrinleştirmiştir. Hatta sosyalistler dış ticareti kötü bulurlar.
Sosyalizmde dış ticarete kafadan karşı çıkış yoktur; kamu eliyle yapılması esas alınır sadece. Kendi kendine yetmek düşüncesi de Kore'nin geri zekalı liderinin yumurtladığı bir düşüncedir. Stalinizme bağlamak bile güç bu düşünceyi. Sosyalizmde ise aslında kendine yetme düşüncesinin yüceltilmesi söz konusu olamaz. Bu, elbette ülkeyi kapitalistlerle ticarete açmak anlamına da gelmez. Diğer ülkelerde de devrim yapılıp ekonomik entegrasyonun gerçekleştirilmesi hedefini imler. Kendine yetmek düşüncesini yüceltenler, sosyalizmi tek ülkeye, kendi bürokratik iktidarlarına indirgemeye kalkan ve enternasyonalizm davasına ihanet eden sağ sapma düşüncelerin temsilcileridir. Sosyalizm bir dünya-tarihsel sistemdir. Tıpkı kapitalizm gibi, tek ülkede yalıtık biçimde değil ülkelere yayılmış biçimde düşünülmelidir. Bu yüzden bizim için enternasyonalizm salt bir etik ilke değil sistemin sağlıklı sürmesi için de şarttır.

ulpian 10-05-2011 01:22

Alıntı:

AlbatrosS´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382245)
şöyle bir durum var: küba'da açlıktan ölen bir tane adam sayamazsın. küba'da işkence ve devlet terörü yoktur. küba'daki kadın ve eşcinsel düşmanlığıyla bizimkinin alakası yoktur.

küba'da kot taşlamaktan beş sene'de ölen bir tane işçi yoktur!

küba'da bilmem ne tersanesinde birkaç yılda 100 işçi ölmez!

biraz yeşilçam güzellemesi gibi ama hakikaten fakir ama gururlu bir ülkeyle karşı karşıyayız :)

hm... benden alıntıladığın mesajda ben şöyle demiştim:

Alıntı:

İkimizin de üzerine rahatça anlaşabileceği birçok farklı ölçüt, parametre vs. var. Ne biliym, mesela basın özgürlüğü indeksi, iktidarın demokratik meşruiyeti (serbest seçimler, muhalefete propaganda özgürlüğü vs.), yargının bağımsızlığı, hayat standartı istatistikleri, insan haklarının fiili uygulanışı vs. gibi..

Bunlardan birini alalım ve beğenmediğimiz, Batı Avrupa'nın kapitalist ülkelerinden herhangi biriyle karşılaştıralım. Sonra tartışalım Türkiye için hangi sistemi daha çok örnek almamız gerekirdi diye.

Bu saydıkların Küba'da olmayan şeylerin hangisi, Batı Avrupa ülkelerinde var?

Khaos 10-05-2011 01:22

kapitalist emperyalizm tarafından kuşatılmış,
her türlü baskı, komplo ve ****luğa rağmen bir şekilde ayakta kalabilmiş minicik bir toprak parçasının varlığı bile bazılarını çileden çıkarıyor.
istiyorlar ki,
bu dünyada sermayeye peşkeş çekilmemiş bir metrekare yer kalmasın,
modern kulluk düzeninde boynuna zincir geçirilmemiş bir tek ademoğlu bulunmasın.

ha küba çok mu cennet bir yerdir.
valla ne gittim ne gördüm.
bilmiyorum.

ancak,emek-sermaye çelişkisinde sermayeden/sömürüden yana olanlar,
hangi özgürlükten bahsediyor.
yalayıp durduğunuz amerikan demokrasisinin şilide yaptıkları üzerine bir tek kelime ettiğiniz vaki değil.
allande ne çeşit üçkağıtlarla devrildi,
pinoche ne haltlar yedi.

sosyalizm bir insanlık umududur.
bir yerde yeşermeye görsün etrafını kaniçici yarasalar sarıverir.
hitlerler pinochetler.
peki sizler ne yaparsınız.

westergaard 10-05-2011 01:22

albatros diyor ki

Alıntı:

bu o derece ''yetersiz ve rezil'' bir rejimdir ki açlıktan ölen kimseye rast gelemiyorsunuz. oysa über gelişmiş ekonomi ve demokratik ülkemizde daha geçenlerde bir bebek açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle ölmüş; bu durum medyaya da yansımıştı.
bir tane bebek mi açlıktan ölmüş?

peki 1932 de ukrayna'da 4 milyon (4.000.000) insan nasıl açlıktan öldü madem sosyalizm süperdiyse? dikkat edersen bu senin verdiğin rakamın tam 4 milyon katı... önemsiz bir rakam ama değil mi? ewet sosyalizmde ölüleri milyonlarla sayar geçersin... insan değersiz, onlardan çok var ne de olsa.. at toplama kampına.. Gulag takımadalarına.. koy işkenceyi.. daha milyonlarcası var ne de olsa

Çin komunist partisi ilk 5 yıllık planında "ileri büyük hamle" yaparken birkaç insan açlıktan ölüvermişti hani..

kaç kişiydi? 2? 5?

altı üstü 14 milyoncuk (14.000.000).. hem de bu çin resmi rakamları.. gerçek rakam kimbilir kaçtır

ama dedim ya.. kapitalizmde ölmüş 1 (bir) bebek saysan bu kapitalizmi yıkıp yerine sosyalizm getirmek için yeterli bir duygusal argüman olabiliyor..

sosyalizmde 100 senede toplam 100.000.000 milyon insan mı ölmüş dedin? toplama kamplarında, infaz edilerek, açlıktan? nedir ki...

freddie'nin bir keresinde dediği gibi..

omlet yaparken birkaç yumurta kıracaksın tabiki

"devrim yapıyoruz heralde!!!"

westergaard 10-05-2011 01:23

Alıntı:

AlbatrosS´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382245)
şöyle bir durum var: küba'da açlıktan ölen bir tane adam sayamazsın. küba'da işkence ve devlet terörü yoktur. küba'daki kadın ve eşcinsel düşmanlığıyla bizimkinin alakası yoktur.

küba'da kot taşlamaktan beş sene'de ölen bir tane işçi yoktur!

küba'da bilmem ne tersanesinde birkaç yılda 100 işçi ölmez!

biraz yeşilçam güzellemesi gibi ama hakikaten fakir ama gururlu bir ülkeyle karşı karşıyayız :)


aslında belki de vardır ama biz bilemeyiz

çünkü cennet küba'da özgür basın yok

Jolly Jocker 10-05-2011 01:24

Küba örneği üzerine fazla konuşmaya gerek yok aslında. Sosyalizm de tıpkı kapitalizm gibi bir dünya-tarihsel sistemdir. Tersinden düşünelim; Dünyanın ezici çoğunluğu sosyalist olsa ve onların ortasında Küba büyüklüğünde bir ülkede kapitalizm sürdürülse idi o ülkenin hali ne olurdu? Burada sorun sistem sorunu değil, kuşatılmışlık sorunudur.

westergaard 10-05-2011 01:28

Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382251)
Küba örneği üzerine fazla konuşmaya gerek yok aslında. Sosyalizm de tıpkı kapitalizm gibi bir dünya-tarihsel sistemdir. Tersinden düşünelim; Dünyanın ezici çoğunluğu sosyalist olsa ve Küba büyüklüğünde bir ülkede kapitalizm sürdürülse idi o ülkenin hali ne olurdu? Burada sorun sistem sorunu değil, kuşatılmışlık sorunudur.

ewet haklısın

kuşatılmış olmasalar onlarda da demokrasi ve özgür basın, ifade özgürlüğü olurdu

toplama kamplarına, gizli polise, aile içinde el değiştiren diktatörlüklere gerek kalmazdı

aslında bir dakka..

sosyalizm kuşatılmamışken sovyetler, doğu avrupa, çin sosyalistken de toplama kampları, gizli polis, işkence, basında devlet tekeli ve diktatörler vardı..

hani bunlar kuşatılmışlıktan dolayıydı?

yoksa bunlar sosyalizmin ayrılmaz bir özelliği mi?

AlbatrosS 10-05-2011 01:37

Alıntı:

westergaard´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382249)
albatros diyor ki



bir tane bebek mi açlıktan ölmüş?

peki 1932 de ukrayna'da 4 milyon (4.000.000) insan nasıl açlıktan öldü madem sosyalizm süperdiyse? dikkat edersen bu senin verdiğin rakamın tam 4 milyon katı... önemsiz bir rakam ama değil mi? ewet sosyalizmde ölüleri milyonlarla sayar geçersin... insan değersiz, onlardan çok var ne de olsa.. at toplama kampına.. Gulag takımadalarına.. koy işkenceyi.. daha milyonlarcası var ne de olsa

Çin komunist partisi ilk 5 yıllık planında "ileri büyük hamle" yaparken birkaç insan açlıktan ölüvermişti hani..

kaç kişiydi? 2? 5?

altı üstü 14 milyoncuk (14.000.000).. hem de bu çin resmi rakamları.. gerçek rakam kimbilir kaçtır

ama dedim ya.. kapitalizmde ölmüş 1 (bir) bebek saysan bu kapitalizmi yıkıp yerine sosyalizm getirmek için yeterli bir duygusal argüman olabiliyor..

sosyalizmde 100 senede toplam 100.000.000 milyon insan mı ölmüş dedin? toplama kamplarında, infaz edilerek, açlıktan? nedir ki...

freddie'nin bir keresinde dediği gibi..

omlet yaparken birkaç yumurta kıracaksın tabiki

"devrim yapıyoruz heralde!!!"

küba'yı konuşuyoruz ama bana ukrayna'yı ve çin'i örnek veriyorsun...japonya'ya atılan bomba ve dünya savaşları için de küba'yı suçlayacak mısın? az daha zorlarsan ermeni soykırımı bile çıkabilir torbadan :)

westergaard 10-05-2011 01:51

Alıntı:

AlbatrosS´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382256)
küba'yı konuşuyoruz ama bana ukrayna'yı ve çin'i örnek veriyorsun...japonya'ya atılan bomba ve dünya savaşları için de küba'yı suçlayacak mısın? az daha zorlarsan ermeni soykırımı bile çıkabilir torbadan :)

niye?

sen burda küba üzerinden sosyalizmi övüp, ölmüş bebek örnekleriyle kapitalizmi yermiyor musun?

ben de sana perspektif kazandırdım işte

sosyalizm dediğin güllük gülistanlık birşey değil işte

hem devlet baskısı despotluğu, gulaglarda işkence ve katliamlar

üstüne sefalet hatta açlıktan ölüm

milyonlarıyla hem de

birşey anlatırken herşeyiyle anlatın

insanları kandırmayın

pante gibi bize "onlar yoksullar ama mutlular, şarkı söyleyip dansediyorlar" falan gibi sahte resimler çizme

guillermo farinas ne diye açlık grevi yapıyor küba'da?

bir açıkla bunu bize

AlbatrosS 10-05-2011 01:52

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 382247)
hm... benden alıntıladığın mesajda ben şöyle demiştim:




Bu saydıkların Küba'da olmayan şeylerin hangisi, Batı Avrupa ülkelerinde var?

zeus aşkına, ben orada yalnızca bunu mu söylemişim?

ne demişim peki: temel geçim ve yaşam maddeleri için garanti verin! hangi sistemi kurarsınız kurun huzurlu olursunuz...(kültürel eşitliği de eklemek kaydıyla) kaldı ki, neden salt batı avrupa'yı görelim; orta avrupa da kapitalist değil mi? üstelik avrupa'nın batısı bildiğimiz sosyal devlet politikalarına sahip. benim temel ihtiyaçlarıma garantiyi dilerseniz o yolla verin, neden itiraz edeyim ?

ama başlığı açan zat'ın öylesine körleme ve fanatik bir duruşu var ki, bu adam insanlığı ne komünizme/sosyalizme götüren faktörleri ne de insani dramları anlamakta muktedir.

şimdi vicdan ve vicdanınla bezeli aklına bir an olsun sor: bu zihniyet ''medeniyet/empati'' denen insani hasletlerle layıkıyla bezeli olup insanlığa huzur/güven telkin edebilir mi? hiç de yabancısı olmadığımız sağ/populist argüman ve tartışma kültürüyle , kimse kusura bakmasın ama, entelektüel kavrayış yoksunluğu ve kompleksler fazlasıyla sırıtmıyor mu?

hadi öyleyse sıkıysa ekonomi ve rejim denen tali yolları bırakıp bu işi psiko-dinamik faktörler üzerinden irdeleyelim... ideallerimizin temeline koyduğumuz ''etik'' demokrasi ilkelerini psikaytrik düzeylerde tartışalım ve etkilerini anlamaya çalışalım!

medeniyet adını koyduğunuz kar maksiminasyonu odaklı oburluğun ''rekabet'' olgusuyla çakıştığı alanlarda ''etik''in nasıl yerlerde süründüğüne bakalım? zeus aşkına ben mecbur muyum birilerinin ''zorunlu'' addedilemeyecek lüks ve şatafat hırslarının kurbanı olmaya? hangi güç, benim en doğrudan/doğal mülk haklarımı gasp edip beni yoksullaştırabilir? özel sektör ve girişimcilikle kazanmanın önünün tıkanmasına yapılan eleştir eyvallah da; ya, benim doğal kaynakların tapusu üstündeki en doğal hakkım ve dolaylı da olsa işsizlik/rekabet olguları nedeniyle mülksüzleşip yaşam hakkımın tehdit edilmesi? devlet/ordular/militarizm üçgeninde insanlığın başına çoraplar örülmesi?

özgürlüğe bu denli önem arz ediyorsanız hangi yetki ve iradeyle olursa olsun insan yaşamı üstünde soyut/somut/kurumsal baskı kuran her türden mekanizmayı reddedip anarşiye kucak açmaya hazır mısınız? bu durumda sıfır ordu, sıfır hiyerarşi, sıfır militarizm'e ne dersiniz?

idea'larımız mevzu bahisse dünyanın en allı pullu devleti dahi benim özgürlük ideallerimi karşılamıyor. çünkü bizzat devletin genetik kurgusunda şiddet/otorite var.

bu durumda, uzlaşmacı davranması gereken ben miyim yoksa siz ve sizin gibi düşünenler mi?

westergaard 10-05-2011 01:57

albatros diyor ki:

Alıntı:

zeus aşkına ben mecbur muyum birilerinin ''zorunlu'' addedilemeyecek lüks ve şatafat hırslarının kurbanı olmaya?
şunun ekonomisini bana bir anlatır mısın?

nasıl oluyormuş birisinin lüks hırsının kurabnı olmak dediğin şey?

birisi zengin olurken diğeri fakir mi oluyor?

mesela toplam zenginlik 10 birimse, ben 8 alsam sana 2 mi kalıyor?

peki ekonomi büyümesi denilen olayı bunun neresine sıkıştırıyorsun?

ekonomi sıfır toplamlı bir oyun mu?

dediğin gibi olsa toplumların kalkınması dediğimiz olay nasıl vuku buluyor?

100-150 sene öncenin toplumları bugün daha refah içinde değil mi? en azından kalkınmış olanlar? senin ekonomi teorine göre bu nasıl mümkün?


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:10 .