![]() |
Kim Haklı?
Ali ve ailesinin televizyonda akşam haberlerini izlediğini varsayın.. Spiker küçük bir bakkal dükkanının soyulduğunu haber veriyor.. Altı çocuklu işsiz bir baba olan hırsız yazarkasadan paraları alarak kaçmıştı, yaşlı bakkal tezgahın altındaki tabancasına uzanmış ve hırsızı sırtından vurmuştu.. Hırsızın durumu ciddiydi ve büyük olasılıkla hastanede felçli olarak sürekli kalacaktı.. Polis dükkan sahibini silah ruhsatı olmadığı için tutuklamıştı; hırsız da kendisini vurduğu için bakkaldan davacıydı.
Babası, “korkunç birşey, bunu nasıl yapabilir?” diyor.. Yeniyetme kardeşi, “o sadece kendini korumaya çalışıyordu” diyor.. Babası, “bunu demek istemiyorum” diye yanıtlıyor, “demek istiyorum ki, bu dolandırıcı herif o zavallı yaşlı adamdan davacı olmayı nasıl düşünebilir ve işin içinden sıyrılabilir?” Küçük kız kardeşi, “ama, diyor, onun silahı bile yoktu ve bu adam onu bakmadığı sırada arkasından vurmuştu”.. Ali konuya atılıyor: “Evet, ama bir insan sırf işsiz olduğu için çalma hakkını kazanmaz.. Yaşlı adam da herkes gibi kendini ve malını koruma hakkına sahiptir”.. Küçük erkek kardeşi söze karışıyor: “İkisi de haksızdı ve hak ettikleri başlarına geliyor.. Hırsız ölüyor, bakkal da hapsi boyluyor.” Ama, diyor anneniz, “bakkalın ahlaki açıdan haklı olduğunu düşünüyorum.” Siz bu ailede kimi haklı olarak görürdünüz?.. Hırsız-Bakkal ikilisi üzerinden olayı yorumlayın desem, nasıl yorumlardınız? :) (Bu arada başlıktaki 'Kim Haklı?' sorusu aile bireyleri için değil, Hırsız-Bakkal ikilisi için sorulmuştur.. Aile fertlerinin görüşleri kendilerini bağlar.) |
Olay anlattığın haliyle doğru bir olay.
Hırsız hırsız olduğu için cezaya tabi tutulacak Dükkan sahibi ateşli silahla cinayete teşebbüs, adam yaralama, ruhsatsız silah bulundurma (bu liste uzatılabilir avukatın kalitesine bağlı olarak) Hırsızla kıyaslandığında dükkan sahibi daha fazla yasa ihlal etmiş. Ayrıca dükkanını da sigortalatmamıştır kesin. :) Bu da ayrı bir boyutu işin. |
Alıntı:
Yani bir anlamda 'hırsızlık çalmak zorunda' kalmış.. Bu yüzden, ''Hırsız zorunda kaldığı için böyle bir şey yapmış, ceza vermek doğru olmaz'' mı dersin, yoksa 'Her işsiz olan hırsızlık yaparsa, tüm dükkanlar yağmalanır.. Olmaz böyle şey' mi dersin? Bakkalın kendi malını mülkünü koruma istediğinden kaynaklanan bir durumu da var.. Sence böyle bir durum cezasında bir indirim gerektirir mi? Bir de bakkalın silahının ruhsatlı olduğunu düşünelim; Böyle bir durumda bakkalın silahını ateşleme gibi bir hakkı var mıdır? Son olarak silahı ateşleyen kişinin polis olduğunu varsayarsan; yani hırsızın arkasından silahı bakkal değil, polis ateşlemiş olsun.. Poliste böyle bir hak görüyor musun? |
Alıntı:
Hep beraber sürünsünler diye mi? 6 çocuk bir "vah vah" "yazık" "zavallıcık" işareti değildir. 6 çocuk demek yemeden içmeden çatır çatır seks yapmak ve aralarındaki yaş farkının birbirine yakınlığını da ortaya koyarsak onların anneleri kadıncağıza hayatı zehir etmek demektir. O durumdaki birinin 6 tane çocuk yapması bir insanlık suçu. Ayrıca çoluğundan çocuğundan bize ne? Bizim için önemli olan eylemler. Başkası tarafından suça zorlanmamışsa, ailesini suçu işlemesi için rehin falan tutmuyorsa kimse bu konunun alakası yok. Herif hırsızlık yapmış. Öbür dallama da dükkanı sigortalatsa veya güvenlik gözetleme şirketine aylık 100-200 verse silah bulundurması gerekmemesine rağmen çekmiş vurmuş. Bir de şu var. Bakkal dükkanında milyon dolar olmaz ya. 300-500 lira için herif adam vuruyor :) Dükkan sahibi çok ağır ceza alır. Hırsızın hastane masraflarını bile ödetirler ona. Hırsız ise sadece hırsızlıktan ceza alır (mülke izinsiz girmek, mala zarar vermek vs suçlardan da dava açabilir savcı belki) |
Alıntı:
Bu emirler derin ve karmaşık süreçlerden geçerek oluşmuş yasa diye niteleyebileceğimiz zorunluluklar. Bu yüzden tam da olması gerekenler olmuş. Hırsız aç, çalmazsa ölecek. Bakkala gelecek olursak onun için mal çok önemli ha adamın malını çalmışsın ha adamın canını almışsın aynı tepkiyi verir. Hani derler ya "Mal mı canın mandası can mı yolun mangası" :) (Bunu kafadan attım ama buna benzer bir atasözü vardı) İllaki bir suçlu arıyorsak gereklilik sonucu oluşan bu olayı haber yapıp izleyicilere aktaran haber programı suçludur. Aksi halde Ali ve ailesi bu olaydan haberdar olmayacaklardı değil mi? |
Yargiclik yapacagimiza göre bugünkü toplumun hukukunu baz alacagiz herhalde. Eger birkac bin yil önce olsaydi her ikisi de ayni isi yapmis sayilabilirdi. Korsanlik, ticaretin ön asamasi sayilir cünkü. Muhammet peygamberin bir dönem kervan ticareti, bir dönem de kervan soygunlari organize etmesi gibi. O günkü toplum icin muhtemelen ikisi de normal islerdi :) Simdi mülkiyeti kutsallik seviyesine cikarmis oldugumuz icin bize cok agir suc gibi geliyor.
Somut duruma gelirsek.. Hirsiz, felcli kalmissa da, ölmüsse de, zaten basarisiz bir girisimle kendi hayatini kaydirmis demektir. Artik ona yapacak birsey kalmamis. Bakkal herhalde ilk olarak ruhsatsiz silah bulundurmaktan ceza yer. Cinayet kisminda ise bir miktar hafif ceza almasi lazim, cünkü bir saldiri ile karsilasmis, yani tahammüden cinayet degil. Kendi canini korumak icin ates etmis olsaydi, sucsuz sayilmasi gerekirdi, malini korumak icin ates ettigi zaman da sucunun hafiflemesi gerekir(yani bence, hukuk ne diyor bilmem). Eger hirsizin silahinin olmadigini farketmesine, yani kendisini koruyamayacagini farketmesine ragmen, cekip onu vurmussa cezasinin daha agir olmasi gerekir. Hirsizin cocuklari mevzubahis olmaz cünkü bakkal, soygun esnasinda hirsizin kac cocugu oldugunu soramazdi herhalde. |
hırsız işsiz olduğu ve ailesine bakmak zorunda olduğu için elbette hırsızlık yapma hakkıına sahip değil, eğerki bir hukuk devletinden bahsediliyorsa hırsızın cezası hırsızlıktır!
bakkal sahibi kendi canını korumak için silah kullanabilir ancak canına kast etmemiş bir hırsızı ruhsatı olmayan bir silahla vurma hakkına sahip değil! birileri hırsızlık yaptığı için canından olmamalı diye düşünüyorum bakkalın hırsızı öldürme hakkı yok diye düşünüyorum burda kısır bir döngü var ben devleti suçlardım! işsizlikle insanları çaresizliğe sürükleyen yapı bir süre sonra bu olayların önünü alamamaktadır buna bağlı olarak kişilerin korunmasınıda artan suç oranına oranla sağlayamamaktadır vatandaş kendisini kormak için silahlanmaktadır.. sonuç ölüm ve hapistir.. küçük kardeş kadar acımasızca bakmıyorum evet ikiside suçlu ama hakettikleri bu değil.. küçük kız kardeşe daha yakın bir düşüncem var elbette hırsızlık yapmaya hakkı yok ama can almaya hiç hakkı yoktur! |
ben o amcanın yerinde olsaydım, sırtından değil, ayağından vururdum hırsızı..
ama onu da yapamayacaksam vurmazdım.. ortada hırsızlık da olsa, bir insan hayatından daha önemli değildir çalınan mallar...belki malım çalınmış olur ama kimseyi öldürmemiş olmanın verdiği huzurla başımı yastığa koyarım.. belki de duygusal davranıyorum.. |
Hırsız da suçlu, yine de arka planda yatan onu buna iten toplumsal ya da içinde bulunduğu sosyal koşullardır.
Bakkal da suç işliyor yalnız bu sadece kişiyi vurmak değil, cezasını kendisi vermesidir. Bu halde aynı bakkal, hukuku bu biçimde çiğniyorsa, o kişinin yerinde olsa o'da aynı suçu işlemeye meyillidir. Malını bu düzeyde koruyan birisi, ihtiyaçlarını karşılayamadığı ölçüde farklı bir yol izlemeyecektir diye düşünüyorum. Hırsız davasında haklıdır, hırsızlıkda yapsa, bu karşıdakinin ceza verebileceği anlamına gelmez, bakkalda ondan davacı olabilir, bakkalda bu davasında haklıdır, bu diğerinin hakkını elinden alan bir faktör olamaz, yalnız evvelinde kişiyi kendisi cezalandırarak bir haksızlık yapmıştır. Burada adaleti de, hukuku da, bakkal sağlayamaz, adalet salt hukukla da sağlanamaz, bu eyleme yol açan faktörü yani, sosyal koşullarıda birlikde düşünmek gerekir. Aklıma baklava çalan çocuklara verilen 9 yıllık ceza, oysa diğer tarafdan da tecavüz suçlularının bile o kadar yıl ceza almadığı geldi... sanırım hırsız, hırsız değilde bir meseleden dolayı bakkala saldıran birisi olsa, bakkalda meşru müdafaa da bulunsa ve adamı vursa bakkal daha bir haksız görülürdü.. |
Hayatta illa bir haklı bir de haksız olması gerekmiyor. Bazen haklılık ve haksızlık öyle iç içe geçiyor ki hayatın kendisi bir trajedi halini alıyor.
Aç olan adam karnını doyurma hakkına sahiptir. Bunun için gerekirse çalma hakkına da sahiptir. Bir insan aç bırakılmışsa, buradaki esas ''suç'', onu o hale getirenlerindir. Konuda bahsedilen olayda hırsız çalmakta haklıdır. Fakat çaldığı kişinin durumu da önemli. O da kıt kanaat geçinen biri ise, söz konusu olay iki tarafın da suça itildiği ama aslında mağdur oldukları bir trajedi olacaktı. Ama bakkalın durumunun iyi olması, belki de hırsızın önceki günlerde perişan ve muhtaç halini görüp kılını kıpırdatmayanlardan olması, başına gelen karşısında ses çıkarmaya hakkı olmadığını gösterir. Eğer itiraz edecek idiyse, bunu en başında, hırsız perişan vaziyetteyken, yaşayabilmek için çalmak zorunda kalmamışken ona destek olarak yapmalıydı. Başına gelen olaydan sonra ise suçu hırsızda değil, onu o hale düşürüp bunu yapmaya iten koşullarda ve o koşullardan çıkarı olan öznelerde görmeliydi. Ama bakkal, koşulların mağduru olan hırsızı suçlayıp, üstelik silah da çekip onu vurdu. Bir insanın canını, kendi malından daha değersiz gördü. Kimse keyfinden hırsızlık yapmaz; hırsızı buna itenin ne olduğunu hiç umursamadı ve adamı vurdu bakkal. Bu olayda bir suçlu varsa kesinlikle bakkaldır. |
Aslında bir yazı yazmıştım ama pc kapandı nedense.. İyi de oldu.. Arada Freddie de görüşlerini yazmış.. Yazıda onun görüşüne de değinmek gerekir.
Ben en çok 'hırsızın' durumu karşısında gelecek yorumları merak etmiştim zaten. Kızıl ve Spartacus gibi Sosyalist arkadaşların, 'hırsızın suçlu olduğu' ile ilgili veya 'durumu ne olursa olsun hırsızlık yapma gibi bir hakkı olmadığına' yönelik görüşlerine şaşırdım.. Şöyle söylemelerini beklerdim; ''Hırsızın hiçbir suçu yoktur.. Eğer ortada bir suç varsa, bu kişiyi çalmaya 'mahkum eden', onu 'zorunda' bırakan sistemin (veya devletin) suçu vardır.. Hırsızın çalma 'hakkı' vardır.. 2. suçlu da bakkal sahibidir.. Birincisi (meşru müdafaa gibi bir durum yokken) bir insanın canına kastettiği için, ikincisi de ruhsatsız silah taşıdığından dolayı suçludur.'' Yine de bu iki arkadaşın hakkını vermek gerekir.. Her ikisi de hırsızlığın arka planında yatan sosyal sorunlardan bahsetmişler.. Ama yine de hırsızı haksız/suçlu bulmuşlar. Freddie'nin söylediklerinin ise tamamına katılıyorum.. Benim de görüşüm bu doğrultuda.. Hatta (eğer yaşarsa) hırsızın ceza alması bir yana, hem kendisinin hem de ailesinin 'insanca' yaşabilmesi için gerekli olanaklar sağlanmalıdır. Buna benzer şöyle bir soru daha var; ''Avrupa’da bir kadın yakalandığı özel bir kanser türünden dolayı ölüme çok yaklaşmıştır. Doktorlar, şehirdeki bir eczanenin yeni keşfettiği radium bileşimli bir ilacın yarlı olabileceğini, kadının kocası Heinz’e bildirirler. İlaç çok pahalıdır ve bir dozu için yaklaşık 200 dolara mal olmaktadır. Fakat eczacı ilacın bir dozu için yaklaşık 2000 dolar istemektedir. Heinz bütün gayretleriyle 1000 dolar toplayabilmiştir. Heinz eczacıya karısının çok hasta olduğunu ve paranın kalan yarısını da sonra vereceğini söyler. Eczacı Heinz’in teklifini kabul etmez ve ilaç için paranın tamamını ister. Şimdi Heinz ilacı çalmalımıdır? Niçin?'' Aslında Kolhberg bu soruları kendi kuramını oluşturmak için hazırlamış.. Ama onun kuramı sosyal sorunlar, sistemin bozuk olması vb. durumlardan soyutlanmış durumda.. Sistemden soyutlanmış bir ortamda, Heinz'ın ilacı çalmasının ahlakiliğini sorguluyor.. Yani yukarıda bahsettiğimiz durumdan tamamen başka bir konu.. Yine de açıklamakta yarar var; Kolhberg 3 düzey belirliyor; Gelenek öncesi düzey, Geleneksel düzeyi, Gelenek sonrası düzey. Düzey 1. Devre cevapları: (Güdülenmeler ve gereksinme sonuçları göz önüne alınmaksızın, davranış fiziksel zararla ölçülür.) Evet- ''İlacı çalmalı. İlacı çalmak aslında kötü bir şey değil. İlaç için baştan para vermeyi de denedi, zaten aslında çaldığı ilaç 2,000 dolarlık değil. 200 dolarlık.'' Hayır- ''İlacı çalmamalı. Büyük bir suç. İzin almadı, zorla eczaneye girdi. Çok pahalı bir ilacı çalıp eczaneye de kapıyı vs. kırıp girerek çok zarara yol açtı.'' II. Düzey/3.devre cevapları: (Davranış güdüye ve davranışı yapan kişiye göre değerlendiriliyor. Bir davranış eğer <iyi>, özgecil(diğerkam) bir güdüye dayanıyor ya da böyle bir kişi tarafından yapılıyorsa, iyidir, bunun tersi ise kötüdür.) Evet- ''İlacı çalmalı. İyi bir kocanın yapması doğal olan bir şeyi yaptı. Karısını sevdiği için yaptığı bir şeyden dolayı onu suçlayamazsınız. Eğer karısını kurtaracak kadar sevmeseydi o zaman suçlanırdı.'' Hayır- ''Çalmamalı. Karısı ölürse, Heinz suçlanamaz. Yasal yollarla yapabileceği her şeyi karısını sevmediği ya da kalpsiz olduğu için yapmamış değil. Bencil ve kalpsiz olan eczacıdır.'' III.Düzey/6.devre cevapları: (İyi niyet, bir davranışı doğru ya da yanlış yapmaz. Ancak bir davranış, kişisel olarak seçilmiş ilkelere dayanıyorsa yanlış olamaz. Kurallara uymamak aslında doğru bir davranış olabilir, fakat bu sadece kuraldan sapma ile bir ahlak ilkesine kesinlikle ters düşme arasındaki bir tercih durumunda söz konusudur. Ahlak ilkelerinin de yasal kurallar kadar, hatta daha fazla önemi olduğuna inanılır). Evet- ''Bu durum Heinz’ı çalmakla karısını ölüme terketmek arasında bir tercihe zorlamaktadır. Bir tercih yapılması zorunlu olduğu zaman çalmak ahlaken doğrudur. İnsan hayatını koruma ve ona saygı gösterme ilkesine dayanarak hareket etmesi gerekir.'' Hayır- ''Heinz, karısı kadar ilaca ihtiyaç duyan başka insanlarda olup olmadığı konusunda bir karar verme durumundadır. Heinz karısına karşı duyduğu kendi hislerine göre değil, söz konusu olabilecek bütün insanların hayatının değerini göz önüne alarak hareket etmelidir.'' --- Yani soruları nerden aldığımı da bilin.. Ama başlıkta benim merak ettiğim konu farklıydı.. Bu yüzden iki farklı konu var.. Elbette bu son bahsettiğim konu da tartışılabilir.. Farklı görüşler çıkabilir.. Düzeylerin açıklamalarını detaylı incelemek için aşağıdaki siteye bakabilirsiniz. http://www.belgeci.com/kohlberg-ve-ahlak-gelisimi.html |
Sevgili Sangre, Tabi hırsızın davacı olması durumu ve sonradan da haklı-haksız sorusu ister istemez, hukuki alanı dahil ediyor. Günümüz hukuk ve yasalarını dıştalarsak, elbetde hırsızı o eyleme iten faktörleri, sosyal koşullarını esas almamız(asıl sorgulanacak olan) gerekir, haliyle asıl düzeltilmesi gereken de bu, ama ne yapalım ki, hukuk olarakda ortada bir yaralama, bir hırsızlık var, en azından baklava çaldığı için 9 yıl ceza alan çocukların olduğu bir ülkede, ayık düşünemiyoruz demek ki : )
|
Alıntı:
Bakkal ise arkadan ateş ediyor adam öldürmeye tam teşebbüs ve ruhsatsız silah suçundan yargılanır . Alıntı:
Alıntı:
Hırsız hırsız olduğu için çalmak zorundadır. Bakkal malını korumak zorundadır . Yorum yapan aile bireyleri de kendi düşünceleri doğrultusunda yorumlamaktadır . Burada aslında haklı durumda olan biri yoktur . Hırsız hakkı olmayan bir parayı çaldığından dolayı suçludur . Bakkal adamı vurmaktan ve silah bulundurmaktan suçludur . Haksızlığın egemen olduğu bir toplumda bu tür adi suçlar işleyenlerin hakkı aranmaz , var olan hukuk sistemine göre cezalandırılılar. Ne suça karışanlar ne de yorumluyanlar haklı olabilir . |
Guncelleme.
|
Günaydınlar ,
Güzel bir konu , düşündürücü bir soru bu, paylaşım için teşekkürler. Vaktiyle bende buna benzer bir soruda epey fikir yürütmüştüm , İşlenen suç cezayı hafifletmelimi diye . Buna benzer bir durumda burada var ama kesin bir haklı haksız durumu yok ortada. Kim daha haksız durumu var berce . Oda ruhsatsız silah sahibi. Hoş ruhsatlı olsa bile yine suçlu o olur , yani vurgum ruhsat konusuna değil silah konusuna. Hiç kimse kimsenin yaşam hakkını elinden alamaz , kanunlar çerçevesinde gerekirse uzun yıllar engellenebilir ama , tamamiyle yok edilemez. Dolayısı ile bakkal sahibi daha suçlu. |
Burada suçlu kişi sadece hırsız neden mi ?
Öncelikle işsiz ve 6 çocuğu var.İşsiz olabilme durumu göz önüne alındığında 6 tane çocuk yapmak düşüncesizlik oluyor. Hırsızlığı yapabilecek kadar kuvveti yerindeyse ki yazıda hırsızın herhangi bir sağlık probleminden bahsedilmiyor.İşsiz olsa dahi hırsızlık yapmak yerine tüm gününü iş arayarak geçirebilir. Şartlar bu duruma elverişlidir.Çünkü sağlık problemi olmayan bir insan istese her sektörde hemen hemen hani işçilik dahi olsa bir çok alanda iş bulabilir.Hırsızlık çözüm değildir. Eğer burada adam hırsızlık yapmasaydı Bakkal da silahını kullanmak zorunda kalmazdı ve Hırsız da felçli kalmayacak Bakkalda davalı olmayacaktı. Olayın vicdani boyutuna gelirsek burada adamın düştüğü durum onu hırsızlığa itmiş olabilir şartlar durumu bu hale getirmiş olabilir ne kadar da haksız olsa dahi sorumluluğun yarısı bu insanı işinden eden kişi veya kurumlarda olabilir fakat.Bu kanıya varmak için işsiz olmasındaki nedenlerinde sıralanması gerekiyor. Bakkal açısından bakarsak şöyle ki bakkalın durumu çok kötü ve işler kesat olabilir.Fakat silahı kullanması şu açıdan olacaktır.Paranın gitmesi durumunda hırsız çıktığı anda eğer etrafta insanlar varsa onlardan yardım isteyebilir veya hemen polisi arayıp eşgali ve diğer tür bilgileri verebilir. Silahı kullanması parasının koruması için değil de eğer kendi canına kasıt bir durum olduğunda sırtından değil de sadece yaralama maksadıyla ayağından falan vurabilirdi. Yani olayın 2 boyutu var fakat asıl olayın fitilini başlatan kişi hırsız olduğundan dolayı rastgele yapacağı bir soygunda bakkalın silahının olup olmadığı olasılığını hesaba katmadığından ve bu işe girdiğinde başına gelebileceklerinin bilincinde olduğu için haksız kişi hırsız oluyor ama "Haklı" olan kimse yok Ne Bakkal Ne Hırsız. |
Bu konuyu bu zamana kadar kominizm ve Demokrasi başlığına taşımayanlara önce iyi niyet duygularımı aktararak;
Konunun özünün mülkiyet nedir ve kime aittir soruları ile asıl mercahına oturtulmasını öneriyrum. Görüşüm odur ki; Sonuç sebebi her zaman kapsar. Sebebe masdak olan ail ise ancak bir şekilde sebebi kapsar, o da yaşamak gibi bir gerekçesini sağlam bir kazığa bağlamak şartı ile. Zaten dinde bu şekilde yeşermiştir. Haksızlığa uğrayarak ezildikçe ezilen bir güruh, "gelin size özgürlük vaad ediyorum diyen bir kişinin peşne düşmüştür." Asıl olan ise, o bir kişinin 1450 yıldır vaadini ayakta tutabilmesidir. Düşünmek lazım üstadım. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:28 . |