![]() |
Kur'anın Aklımdaki Sorulara Cevap Vermesi / Nurcu cevaplıyor
Kur'anın diğer bir mucizelik yönü ve Allah kelamı olduğunun delili de, talebelerine iman-ı tahkikiyi ders vermesidir. Yani Kur'an, tevhid, haşir, nübüvvet, adalet ve ibadet gibi temel iman meselelerde aklı, kalbi ve diğer bütün duyguları tam tatmin ediyor ve bu kainatın ve insanın yaratılmasındaki hikmet ve gayeler ile ilgili akla gelen her soruya tam ikna edici bir tarzda cevap veriyor.
Evet, zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşiyor. Asırlar önce gönderilen bir kitabın günümüzdeki insanlara da tam ikna edici bir tarzda iman ve Kur'an hakikatlerini ders vermesi, elbette kaynağının okuma yazma öğrenmemiş birinin eseri değil, bütün zamanları ve mekanları ve insanların ihtiyacını bilen ve ona göre konuşan bir Allahın konuşması olduğuna güneş gibi delildir. Evet, isterseniz bir deniyelim. Kainat ve insan nedir? Yaratılmasındaki hikmet ve gayeler nelerdir? Şeytan ve kötülüklerin var olma hikmeti nedir? Meleklerin varlığı ve vazifeleri? Yeniden dirilmenin ve ahiretin akli ve mantıki delilleri...Allahın varlığının ve birliğinin akli ve mantıki delilleri..gibi meselelerde aklınıza hangi soru geliyorsa sorabilirsiniz. Rehberim ve üstadı olan Kur'an-ı Hakimin bu sorulara nasıl akli ve mantıki cevaplar verdiğini inşaallah siz de görürsünüz. Evet, aklında bu meseleler ile ilgili sorusu olan varsa ilk sorusunu sorsun. |
Sayin ilim;
Burası sizin dergahınız falan değildir. Varsa bir iddaanız ortaya koyunuz. Kuranın hangi sorulara cevap veremedeği, çağa neden uymadığı bir çok konuda tartışılmıştır. Tembellik edeceğinize gidip o sorulara tek tek cevap verin. Size tek tek soru soracak değiliz. Forum yeni açılmış gibi davranmayınız. |
Alıntı:
|
İlim birader;
boyunun ölçüsünü aldıktan sonra propagandaya mı başladın? bu kafayla, yakında yasaklanır, başka bir rumuzla geri dönersin. ilim rumuzu sana pek yakışmamıştı zaten. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
sen ortaya hiç bir fikir koyamadın şu ana kadar. "ateizm ne güzeldir" diye bir başlık açmak ne kadar aptalcaysa, düz islam propagandası yapmak da o kadar aptalcadır. Forum yönetecilerine şikayette bulunuyorum. Burası yol geçen hanı değil. Herkesin verdiği bir emek var. |
Tamam burada yeni soru sormayalım. Öyle ise şöyle bir idda atalım. Kur'anın temel meseleleri olan Tevhid, haşir, peygamberlik, adalet ve ibadet gibi konulara en ikna edici cevapların verilmesi ve dinsizlerin bu konularda mağlub olmaları Kur'anın kanağının semaviolduğunun delilidir.
|
Alıntı:
İki ifade de sizin şahsi görüşünüzdür. Delil namına hiç bir şey yok. Ayrıca tüm dinleri tarayıp öğrenip de islamla ikna olduğunuzu mu iddaa ediyorsunuz? En ikna edici demişiniz. |
Alıntı:
güle güle... |
İman İnsanı Kıymetli Yapıyor
İnsanların yaptığı bir sanatın bazen maddesi sanatından daha kıymetli, bazen sanat ile maddenin kıymeti müsavi, bazen de sanat, maddeden daha kıymetli olabiliyor. Hatta bazen sanat yönünden 1 milyon kıymeti olan bir eserin maddesi 5 kuruşa da değmiyor. Böyle bir eserin sanat yönüyle bu kadar kıymetli olmasının sebebi eserin sanatçısına nispet edilmesinden dolayıdır. Yani, eseri kıymetli yapan şey, ustasının kim olduğudur. Aynı eser kaba demirciler çarşısına gidilse, belki 5 kuruşa da değmez. Çünkü, orada o sanatın sanatçısından nispet kesilip, sadece maddeye kıymet verirler. O halde bir madde, sanatçısına nispet edilirse, sanatçısının kim olduğuna göre kıymet kazanır. Yoksa kıymetsizdir.
Aynen bu misal gibi, insan da Allahın antika bir sanatıdır. Allah insanı, isim ve sıfatlarının nakışları ile süslemiş ve onu rahmetine ve hikmetine mazhar etmiş ve adeta kainata küçük bir misal süretinde yaratmıştır. Yani, insan Allahın sanatı, mahlukudur ve rahmet ve keremine mazhardır. İşte insanın kıymeti Allaha nispeti derecesindedir, yani, bütün kainatı yoktan yaratan ve yıldızları zerreler kadar rahat ve kolay idare eden ve zamandan ve mekandan ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan bir zatın mahluku ve sanatı olduğunu bilmesi derecesinde kıymetli olur. Yoksa insan, kendini akılsız, şuursuz ve kör tabiatın oyuncağı olarak görürse kıymeti o derece küçülür ve kıymeti sadece madde itibariyle olur. Maddenin kıymeti ise, hiçtir. Çünkü insan madde itibariyle bu dünyada ayrılık ve yokluk tokatlarını yiye yiye kabir ejderhasına yanaşan zavallı bir mahluktan başka bir şey olmaz. Öyle ise, iman insanı kıymetli yapıyor..Küfür ve inkar ise insanın kıymetini çok düşürüyor. |
Desteksiz bir iddia.Bende krem peyniri cok seviyorum.
Saygilar. |
Kimin dediğini yaparsınız? Neden?
Bir zaman bir savaş meydanında bir asker varmış Bu askerin gözü önünde ise bir darağacı kurulmuş bütün sevdikleri o darağacında asılıyor. Sıra kendisine de gelecek. Ayrıca askerin arkasında da büyük, vahşi bir aslan kendisine saldırmak için bekliyor. Aynı zamanda bu askerin sağında ve solunda müthiş dehşetli yaralar var. Bu asker bu dehşet içinde ümitsizce düşünürken sağ tarafından nurani bir zat geldi ve dedi:"Ümitsiz olma..sana iki tane tılsım vereceğim..Güzelce kullanırsan o darağacı sana keyif veren hoş bir salıncağa dönüşür. Hem o aslan sana sadık bir at olur. Ayrıca, sana iki tane ilaç vereceğim. O ilaçları güzelce kullanırsan, yaralarını iyileştirecek. İnanmıyorsan bunları bir kullan..O askerde adamın verdiği şeyleri bir parça kullandıktan sonra doğru söylediğini anlamış.
http://www.sorularlarisale.com/index...iyat&risale=22 Evet arkadaşlar, siz o askerin yerinde olsaydınız sevdikleriniz gözünüz önünde asılırken ve peşinizde bir arslan varken ve sağınızda ve solunuzda dehşetli derin yaralar varken hangi adamı dinlerdiniz? |
Bu konulara geçtiğine göre diğer konuların boş olduğunu anlamışsın sanırım dostum.Bunun için de inanma sebepleri başlığındaki yorumumu ekliyorum;
Alıntı:
|
Ölüm realitedir, vardir.
Ama biz varken ölüm yoktur, ölüm varken biz yokuz. Taslar, sopalar kemiklerimizi kirabilir ama ölüm bizi korkutmaz. Ölüm bizi korkutmadigi gibi kendi mitimizi olusturup bilime sirtimizi cevirtmez. Saygilar. |
Eserin kıymeti kendindedir. Eser, sahibini kıymetli yapar. Eserin kıymetini ustasında aramak ezberci, toptancı zihniyetin, uyanıklığın ve eserin ortaya konuşuna dair bilgisizliğin belirtisidir. İyi eserlerin iyi ustalardan çıkması iyi ustaların her zaman iyi eserler vereceğini garanti eder mi? Çoğunlukla öyledir. Ama muhakkak öyle olmaz.
Bir ressam, müzisyen ya da yazar belli bir dönem çok iyi eserler verebilir. Ama öyle bir zaman gelir ki işin erbaplarını "cezbedemeyen, amatörce" eserlere de imza atabilir. Siz herhangi bir sahafta herhangi bir eser bulursunuz, ayrıntılarına bakarak ezberden x adlı ünlü birinin yapmış olabileceğini düşünürsünüz -ki ezbercilik işte budur-. Bir bakarsınız ki hiç tanınmamış alelade birinin eseridir. Eserdeki ustalık, bilgelik ustasından gelir, ama o ustanın her eseri ustaca olmayabilir. İyi ustanın her eserine iyi demek, ustaya ve sanata saygısızlıktır. Sanat dediğimiz şey, insanlar tarafından anlaşılabilir bir takım estetik algıların, beğenilerin belli bir kompozisyon oluşturacak şekilde bir araya getirilmesidir. Ve her insanın beyninde farklı bir yansı oluşturur. Madde bir eşek olsaydı, kendisiyle her an haşır neşir olmanıza rağmen onu hiçe saymanız karşısında sanırım sizi bir güzel tekmelerdi. Maddi dünyanın nimetlerinden sonuna kadar istifade edip, hatta maddiyat alemini -ki başka bir alem yok- maddelerle reddedip -akıl, beyin, kalem, klavye, mouse, ekran- hiç bilmediğiniz, hiç kimsenin delilleriyle bildiremediği ve bildiremeyeceği bir dünyayı mutlak gerçek olarak almanız ilginç. Ek olarak, evren insan için yaratılıyor, insan Allah'ın ruhundan üfleyerek yarattığı bir varlık, Allah'ın yüceliği ise tartışılmaz ancak insanı kabirdeki bir takım azap meleklerine yanaşan zavallı bir mahluk olarak tasvir etmişsiniz. Bunun bir çelişki olduğunu umarım anlayabiliyorsunuz. |
İlim birkere sorun tuzak. Bu sorudan bir anlam çıkartılmaz. Eyüp ün masalına benziyor ancak daha saçma...
Soruda uygun olan şudur. "hey arkadaş gel gel beraber işret edip keyfedelim, şu güzel kız süretlerine bakalım. Şu hoş şarkıları dinleyelim, şu darağacıda nedir? şu tatlı yemekleri yiyelim Daha sonra askere sordu: "ağzında gizli okuduğun şey nedir?" cevap:bir tılsım.. "bırak şu anlaşılmaz işi bak sevdiklerin darağacında" "şu ellerindeki nedir? cevap:Bir ilaç "at şunları neyin var. Dar ağacına giderken kim çalgı çengiyi düşünür yapma allahını seversen. |
Ben bu hikayeyi anladiysam arab olayim :) Islam bölümü ile alakasi ne ?
|
Alıntı:
Bir zaman bir sultan varmış; onun pek çok hazineleri vardı. Hem o hazinelerde her çeşit mücevherler, elmas ve zümrüt bulunuyormuş. Hem gizli pek âcaip defineleri varmış. Hem garip sanatlarda pek çok mehareti varmış. Hem çok fenlere ve ilimlere bilgisi ihatası varmış. Her güzellik, mükemmellik, kabiliyet ve yetenek sahibi, kendi güzelliklerini ve kemalini ve istidat ve yeteneklerini göstermek istediği gibi; o sultan da insanların nazarında saltanatının haşmetini ve servetinin şaşaasını, ve sanatının hariklarını ve ilminin, marifetinin garip eserlerini göstermek için bir sergi açtı.. Bu hikmete binâen, büyük ve geniş ve muhteşem bir sarayı yapmağa başladı. Şahane bir sürette dairelere, menzillere ayırarak hazinelerinin türlü türlü ziynetleriyle süslendirip kendi el sanatının en lâtif, en güzel eserleriyle ve ilim ve hikmetinin en incelikleriyle tanzim edip düzelterek tamamladıktan sonra, yemek ve nimetlerinin her çeşidini içinde bulunduran sofralar o sarayda kurdu. Herbir tâifeye lâyık bir sofra tâyin etti. Sonra memleketinin her tarafındaki ahali ve raiyetini, seyre ve tenezzühe ve ziyafete dâvet etti. Sonra sevdiği bir elçisine (ASM) sarayın hikmetlerini ve sarayın içindekilerin mânâlarını bildirerek Onu üstad ve târif edici tâyin etti. Tâ ki, sarayın ustasını, sarayın içindekilerle tarif edip, sanatlarının işâretlerini öğretip, ölçülü ve muntazam ve hikmetli nakışlar ve sanatlar nedir? Hangi yönden saray sahibinin Kemâlâtına ve hünerlerine delil olduklarını, o saraya girenlere târif etsin ve girmenin âdâbını ve seyrin merasimini bildirip, o görünmeyen sultana karşı istekleri ve rızası dairesinde teşrifat merasimini târif etsin. İşte o tarif edici üstadın herbir dairede birer ardımcısı bulunuyor. Kendisi en büyük dairede şâkirdleri içinde durmuş, bütün seyircilere şöyle bir tebligatta bulunuyor. Diyor ki: «Ey ahali; Şu sarayın meliki olan seyyidimiz, bu şeyleri hazırlamasıyla ve bu sarayı yapmasıyla, kendini size tanıttırmak istiyor. Siz de onu tanıyınız ve güzelce tanımağa çalışınız. Hem şu süslemelerle, ihsanlarla kendini size sevdirmek istiyor ve size muhabbetini gösteriyor. Siz de onun sanatını takdir ederek ve işlerindeki hikmet ve güzellikleri görerek ve bilerek ve ona itaat ederek kendinizi ona sevdiriniz ve ona muhabbet ediniz. Hem şu görünen nimetler ve ikramlar ile, size şefkatini ve merhametini gösteriyor. Siz de şükür ile ona hürmet ediniz. Hem şu eserlerle, mânevî güzelliğini size göstermek istiyor. Siz de onu görmeğe ve teveccühünü kazanmağa iştiyakınızı gösteriniz. Hem bütün şu gördüğünüz sanatlı ve süslü eserler üstünde birer mahsus sikke, birer hususî hâtem, birer taklid edilmez turra koymakla, herşey kendisine has olduğunu ve kendi kudretinin eseri olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklâl ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor. Siz dahi Onu; tek ve yekta ve misilsiz, nazîrsiz tanıyınız ve kabûl ediniz.» Daha bunun gibi, ona ve o makama münâsib sözleri seyircilere söyledi. Sonra, giren ahali iki güruha ayrıldılar: Birinci güruhû: Kendini tanımış ve aklı başında ve kalbi yerinde oldukları için, o sarayın içindeki acâiblere baktıkları zaman dediler: «Bunda büyük bir iş var.» Hem anladılar ki: boşu boşuna yapılmamışlar, âdi bir oyuncak değiller. Onun için merak ettiler. «Acaba tılsımı nedir, içinde ne var.» deyip düşünürken, birden o tarfi edici üstadın(A.S.M.) Beyân ettiği nutkunu işittiler. Anladılar ki: Bütün esrarın anahtarları Ondadır; Ona doğru gittiler ve dediler: «Esselâmü Aleyke ey Üstad! gerçekten de, şöyle bir muhteşem sarayın, senin gibi sâdık ve müdakkik bir tarif edicisi lâzımdır. Seyyidimiz sana ne bildirmişse lütfen bize bildiriniz.» Üstad ise, daha önceki sözleri onlara dedi. Bunlar güzelce dinlediler, iyice kabûl edip tam istifade ettiler. Padişahın istekleri ve rızası dairesinde amel ettiler. Onların şu edebli muamele ve vaziyetleri o Padişahın hoşuna geldiğinden onları has ve yüksek ve tavsif edilmez diğer bir saraya dâvet etti, ihsan etti. Hem saray sahibine lâyık ve itaat eden ahaliye şâyeste ve edebli misâfirlere münasib ve yüksek bir kasra şâyan bir Sûrette ikrâm etti... daimî onları saâdetlendirdi. İkinci güruh ise; akılları bozulmuş, kalbleri sönmüş olduklarından, saraya girdikleri vakit, nefislerine mağlub olup lezzetli yemeklerden başka hiç bir şey'e iltifat etmediler; bütün o güzelliklerden gözlerini kapadılar ve o üstadın (ASM) irşâdından ve şâkirdlerinin îkazlarından kulaklarını tıkadılar. Hayvan gibi yiyerek uykuya daldılar. İçilmeyen, fakat Bâzı şeyler için hazırlanan iksirlerden içtiler. Sarhoş olup öyle bağırdılar, karıştırdılar; seyirci misafirleri çok rahatsız ettiler. Sultanın düsturlarına karşı edebsizlikte bulundular. Saray sahibinin askerleri de onları tutup, öyle edebsizlere lâyık bir hapse attılar. (sözler kitabından istifade edilmiştir) |
Alıntı:
Ayrıca, niçin mesela ünlü birinin koluna taktığı kıymetsiz bir saat veya giydiği ayakkabı bazen yüzbinlerce dolara satılıyor. Bana bunu izah edebilir misin. Ayrıca, niçin ünlü birinin bir kitaba veya bir elbiseye attığı imzanın bu kadar kıymeti var? Oysa ki ben onlardan daha güzel ve sanatlı imza atabilirim. Bana bunu izah edebilir misin. Alıntı:
Oysa ki, hakikatte iman eden bir insan için ölüm, yokluk ve ayrılık değildir, asıl vatanına ve sevdiklerine kavuşmaktır. Ecel bir terhis tezkeresidir. Bu dünya hayatındaki vazifeden bir paydostur. Kabir ise, cennet salonlarının bir kapısıdır. |
Alıntı:
|
Sana tavsiyem Harry Potter Kitabini oku aklinda hic bir soru kalmaz !
|
Alıntı:
|
Siz Olsaydınız Satar mıydınız?
Bir zaman bir pâdişah, raiyetinden iki adama, her birisine emaneten içinde fabrika, makine, at, silâh gibi her şey bulunan birer çiftlik verir.
http://mehmetkonca.com/ana_baglanti_..._hikayeler.htm (6) Arkadaşlar, siz bu hikayeye göre o askerlerin yerinde olsaydınız ne yapardınız? |
Alıntı:
senin mantigin resmen söyle ! Düsüyorsun ayagin kiriliyor ! Bir doktor seni hastaneye göstürmek istiyor diyorki benimle gel hastaneye ayagini alciya alalim iyilesesin ! Bir baska biri geliyor benim gel sana yardim edeyim arabaya bin seninle biraz gezip tozalim ! Bosver hastaneyi Ve ilim kahramanimizda Ikinci adamin söyledigini elestiriyor ! ona göre cok garipmis ! |
Ilim benden sana söylemesi bu sitede banlacaksin :D
1- Eski türkce yaziyorsun ama yanina yada yerine yeni türkce anlamlarini yazmiyorsun bu forum kurallarina aykiri 2- Burasi islam dinini ve iceriklerini tartisan bir katagoridir ! hikaye bölümü degildir ! Katagoriyle alakasi olmayan konulari buraya aciyorsun 3- Baska sitelerden copy / paste yapiyorsun ! bunlar senin fikirlerin , yazilarin , düsüncen degil ! |
Alıntı:
O bîçare asker ise, sensin ve insandır. Ve o arslan ise, eceldir. Ve o darağacı ise, ölüm, yokluk ve ayrılıktır ki; gece gündüzün dönmesinde her dost vedâ eder, kaybolur. Ve o iki yara ise, birisi insanı taciz eden ve baskı kuran insanın aczi ve diğeri insana elem veren, insanın nihayetsiz fakirliğidir.. Ve o iki tılsım ise, Cenâb-ı Hakk'a îmân ve âhirete îmandır. İşte bu hakikatlere göre hikayeyi tekrar oku. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bir fikir kimden gelirse gelsin, tartışmaya açıktır. Beğenmediğin ve mantıksız gördüğün yerleri eleştirebilirsin. |
Sayin Ilim kendimi kuran kursunda gibi hissettim :D
Yalniz inan bana o cocukluk yillarimda kaldi ! Asiri ve keskin ve zekam , arastirmaya meyili , oldukca merakli , her halti sorgulayan bir beyin var iken daha fazla sürdüremedim bu kuran kursu yillarini :) ilimc cidden diyorum siz bana ne anlatiyorsunuz ? Asli olmayan sadece imani kuvvetlendiren bir hikayeden ben birsey cikararmam ! Cünkü beynimde iman yok benim ! hikayeleriniz size kalsin ! Ben o askerin yerinde olsam ! kendimi sevdiklerimi dar agacina yakalatmazdim ! |
Alıntı:
|
112 Acil Servis !
|
Alıntı:
Soru su ! siz o askerin yerinde olsaydiniz ne yapardiniz ? Cevap : Bu hale gelecek mal bir insan olmadigimi acikliyorum ! Geri verilen cevap allah , ecel ,ölüm , kaber ya arkadas gercekden 112 Acil Servis lazim ! Sen kafayi fena halde vurmussun ! |
Alıntı:
Senin ile o asker arasındaki farkı öğrenebilir miyim. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Sevdiklerim "öldürülmüyor", ölüyor... Gözümün önünde olmuyor... Sırayla aynı anda değil, farklı zamanda farklı yerlerde... Tüm bunlarla aynı anda arkamda bir aslan yok... Yaralı değilim... Sağımda ve solumda fikir veren birileri yok... Tüm bunların yanında hikayenin mantığını gerçek olarak kabul etsem bile, sağımda ve solumdakine "salak salak konuşacağınıza, yardım edin" derim... |
Sayın ilim hikaye sakat
Bir kere sonradan gelen kişi şeytandır ve şeytana söylettiriler salakçadır. Şeytan kötü olur ama salak olmaz öyle değil mi? Anladığım kadarı ile hikayede sonradan gelen vatandaş şeytan,gelişi faul :) isyan ettirmesi gerekiyor bizim ki çalgı çengiye götürecek. Gerçi şarap ve çalgı çengi ile de şehit (Uhut şehitleri) olunur ya neyse... |
ilime onun tarzıyla cevap vereyim;
(de ki)ilim, yazılmış onca bilimsel ve dinlerin yok olduğunu kesin bir şekilde ispatlayan mükemmel baskılara ve anlaşılabilir dillere sahip kitap varken inanmakta ne ısrar edersin? (de ki)Richard Dawkins'in "tanrı yanılgısı" isimli kitabındaki mucizeleri görmez misin? hangi sayfasını açsan tanrının ve dinlerin olmadığı ile ilgili apaçık deliller vardır, hem de her dilde. (de ki)Ama DNA'larının beynini mühürlediği insanlar göremez, anlayamaz ve ölene kadar hastalıklı beyinlerinde yarattıkları cehennemde yaşamaya mahkum kalacaklardır. hani bir insan grubu vardı da, bu gibi şeylere inanmak uğruna savaşmaya hep devam ettiler, görmez misin nasıl çileler içindeler, aç bir şekilde kıvranıyorlar. ancak görmezsin tabi, çünkü DNA'sı izin veren görür, vermeyen görmez. ancak acı çekmeyi anlar. |
Alıntı:
ohooo, bu arkadaş uçmuş... birşeyler kullandığını düşünmeye başladım. Sıyırmak üzere... |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Eğer arkamdaki arslanı öldürüp, önümdeki darağacını kaldırıp, sağ ve solumdaki yaraları def'edecek bir çare sende varsa, bulursan; haydi yap, göster, görelim. Sonra de: Gel keyfedelim. Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu semavi zat dediğini desin. Yani:Ve fısk ve sefahete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin: Eğer ölümü öldürüp, zevali(yokluğu, ayrılığı, hiçliği) dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı, insanlardan kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle dinleyelim. Yoksa sus. Kâinat mescid-i kebirinde Kur'an kâinatı okuyor! Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım, hidayetiyle amel edelim ve onu vird-i zeban edelim. Evet söz odur ve ona derler. Hak olup, Hak'tan gelip Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:30 . |