![]() |
Cumhuriyet Halk Partisi ve M. Sarıgül
Konuyu sizin fikrinizi almak için açıyorum. Umarım fikrinizi yada bilginizi, deneyimlerinizi, öngörülerinizi vs. toplumsal, politik gerçekliğe uygun olarak yansıtır ve en azından benim de bilgi edinmemi sağlayabilirsiniz.
Her bir soruya yada seçtiğiniz bir noktaya değinebilir, fikrinizi paylaşabilirsiniz. Bu konuyu ailemle de konuştum ve fikrinizi bekliyor olacağız. Saygılarımla EK: Konsensus 2012 anket sonuçlarından : http://im.haberturk.com/2012/03/19/7...jpg?1332147313 |
Türklerle ilgilenmiyorum seçeneği neden yok? .D
|
Alıntı:
Alıntı:
Kılıçdaroğlu'nun oğlu musun yoksa? :) Sol muhalefetin gelişmesi için parti bürokrasisilerinden bağımsız sokak muhalefetinin örgütlenmesi gerekmektedir. CHP'nin bu konuda yapabilecekleri sınırlı. Birçok konuda AKP'nin ''şamaroğlanı''na dönmeye mahkumdur. Örneğin AKP geçenlerde CHP'yi 1930'ların bir ''gazete manşeti'' ile vurmaya çalıştı. Medyayı dikkatle takip etmeme karşın bu konuda ciddi bir karşı atak yapmadılar. Oysa, akıllı biri için Tayyip Erdoğan'ın o konuşması, müthiş bir fırsattı. Soykırımcı Sudan Lider'i El-Beşir'i kollamasından tutun da Irak İşgali'ne destek gibi konularda ''belgeleriyle'' inanılmaz bir vole fırsatını kaçırdılar. Bence, İstanbul için çok uygun bir adayları var: Şafak Pavey! CHP'nin seveniyle sevmeyeniyle en ilgi uyandıran ismi bu kadındır. Gerek diksiyonu, gerek kararlılığı, gerek eğitimi ve gerekse de hitabetiyle CHP'nin hatta meclisin en sempatik ismidir belki de. |
Geçenlerde açıklama yapan cia türkiye istasyon şefi Türkiye'nin sola ihtiyacı var demişti
bu bağlamda bence solu biraz daha güçlendireceklerdir. Cemaat akp arasındaki ayrışma ve amerikan yardımlarının biraz daha amerikanın istediği sola kaymasıyla belkide solun yeni lideri olarak Sarıgül'ü öne çıkaracaklar yaşayıp göreceğiz. |
CHP sol bir parti değildir, hiçbir zaman da olmadı.. Yakın gelecekte de olması görüntü itibariyle mümkün değil.. Ancak çok olağanüstü bir zihniyet değişikliği meydana gelirse bundan söz edilebilir.
Mustafa Sarıgül ise CHP'yi daha muhafazakar ve milliyetçi bir çizgiye sürükleyecek isimlerin başında geliyor.. Böyle bir genel başkan değişikliği, CHP içinde kalan son merkez/merkez sol kırıntıları da alıp götürecektir. CHP sol muhalefet bir yana, içindeki bazı eğilimlerin baskın çıkması sebebiyle ancak merkez/merkez sol pozisyonda konumlanabilir.. Yani sermaye ile arasına bir çizgi çekmeyen, taşeron işçilik/esnek ücret ısrarı gibi 'kalkınmacı ekonomi' politikalarıyla emekçileri ezen bir yerde durabilir. Böyle bir pozisyonda konumlanabilmesi de, ancak Şafak Pavey, Binnaz Toprak, Hüseyin Aygün, Sezgin Tanrıkulu gibi isimlerin çoğalmasıyla mümkün olacaktır.. Şu anda merkez-sağcı, Demirelci isimler bile bu kişilerden fazla CHP'nin içinde.. Aşırı milliyetçi Önder Sav, Deniz Baykal, 0nur Öymen, Nur Serter, Canan Arıtman gibi isimler geri plana atılmış olsalar da, fikirlerinin ve kendilerinin yeniden partinin başına gelme ihtimali de bir hayli yüksek. Kılıçdaroğlu'nu da merkez-sola yakın isimler arasında sayabiliriz aslında.. Ama partinin genel başkanlık koltuğunda oturduğu için parti içi dengeleri korumasından dolayı fikirleri bir sağa, bir sola savrulabiliyor.. o yüzden yukarıdaki isimler arasında kendine yer vermedim. Fakat Kılıçdaroğlu'nun genel başkan özelliği taşımadığı bir gerçek.. Sakin duruşu bir yana, AKP'nin söylem ve icraatlarına gerekli tepkiyi veremiyor.. Tam lafı gediğine oturtabilecek durumlarda, bir türlü laf ağızdan çıkmıyor.. Çevresindeki insanların basiretsizliğinden kaynaklandığını da düşünmek mümkün elbette. Ben Şafak Pavey'in genel başkan olmasına da olumlu bakmıyorum.. Evet yukarıda bahsettiğimiz sorunu ortadan kaldırabilir ama engelli olmasını insanlar kullanırlar.. ''CHP engelli bir insanı başkan seçerek, şimdi de duygu sömürüsünden oy toplamaya çalışıyor'' diyebilirler.. Pavey'e gelene kadar daha bir çok isim bulunabilir diye düşünüyorum. Mustafa Sarıgül'ü ilk hatırladığım zamanlar, Deniz Baykal'ın kendisini 'tokatlayarak' partiden ihraç ettiği zamandır.. Evet, her ikisinin de kurultayda genel başkan adayı olduğu gün, Baykal kendisini rezil rüsva etmiştir. Sarıgül hakkında fikri, ideolojisi bir yana, kişiliği hakkında en iyi tespitleri Hakkı Devrim'den dinlemiştim. CHP'nin böyle bir hata yapmayacağını umuyorum. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Sevgiler. |
Chp'den ne köy olur kasaba.
Ne sağcı, ne solcu olamamış bir garip partidir Chp. |
Genelde bir siyasi parti umudunu ve dinamik gücünü gençlerden sağlarken chp bunun tam tersini yaparak gençleri elinin tersi ile itmektedir. Gençlik kollarına sözde bir kurultay yaptırarak gerçekleşmesi yüksek bir ihtimal olan kurultay başarısızlığı sonucunda gençlik kollarını kapatıp "gençlik merkezi" tarzında bir örgütlenme yaratmanın peşindeler. Burada amacın renkli devrimlerde olduğu gibi paralı askerleri (tamamı para ile tutulmuş kişilerdir demiyorum iran devriminde olduğu gibi iyi bir amaç için katılanlar da olmuştur muhtemelen) ön saflara sürmek olduğu kanaatindeyim.
|
CHP kendi içinde çıkar ilişkileri olan, birlik sağlayamayan, yükselmenin çok zor olduğu, kariyerizmin çok yüksek olduğu bir parti. Kılıçdaroğlu'nun da net bir dünya görüşü yok. Sanıyor ki herkese gül dağıtırsam inandırır ve o kadar çok oy alırım. Kendi ilkelerini netlikle ortaya koyup savunabilen biri değil. Ve çok boş konuşuyor. Zaten lider karizması da yok. CHP gibi bir partide Alevi olması da Erdoğan tarafından kendisine karşı kullanılıyor. CHP'nin tarihi de sık sık yüzüne vuruluyor. Kılıçdaroğlu ne etkili bir atak yapabiliyor, ne cevap verebiliyor ne de partisinin geçmişine sağlam bir özeleştiri yapabiliyor.
Yine de ulusalcı Baykal'dan iyidir. Bence CHP'yi yükseltmesi açısından değil, farkında olmadan teşhir edip özeleştiri vermesi, çökertmesi bakımından değerlendirmek lazım. Ama onu da yapamaz o. CHP'den bi cacık olmaz. Bu çok açık. %30'u da bulamayacak hiçbir zaman. Zaten sokağa ağırlık verme geleneği olmayan bir devlet partisi olduğu için, BDP veya MHP kadar bile etkili olamayacak. Meclise ana muhalefet kontenjanından girmek isteyen gözü açıkların ikbal kapısı olmanın ötesine gidemeyecek. ''Ehven-i şer'' diyen seçmenlerini de günden güne yozlaştıracak kendiyle birlikte. Zaten yeterince yozlaştırdı. Şimdiki CHP seçmeninin mücadeleciliği ve entelektüel kapasitesiyle 35 sene öncekinin alakası kalmadı. İçine etmekte en başarılı isim ise Baykal oldu. Sekülerler için sandık yolu kapandı. İki seçenek var: Ya sokağı örgütlemeye bakıp Arap coğrafyasındaki gibi kitlelerin sokağa dökülmesini ve yoksulluk temelli bir itirazı yükseltmelerini bekleyeceğiz ya da demokratik özerklik projesi türünden birşeyi destekleyip ülkeyi 20-25 bölgeye ayıracağız. Hiç değilse bazı bölgelerde(kıyı kesimler gibi) gerçekleştirmeye bakacağız ideallerimizi. Kurtarılmış bölge siyaseti izleyeceğiz yani. Ülkenin tümü olmuyorsa hiç değilse alabildiğin kadarını almaya bakacaksın. Bence iki seçeneği de değerlendirmek gerekir. İkisi için de CHP'den kurtulmak gerekiyor. Şunu artık görmek lazım ki seküler hareketler(ister kemalist olsun ister sosyalist) ülkenin tümünde iktidar olma şansını artık kaybetti. O kapı kapandı. Ülkeyi sarsan halk hareketleri olmadan açılmaz. Bunun olması ise bizden çok sistemin krizine bakar. Biz şimdi emek hareketi başta olmak üzere sokak muhalefetlerini(kimlik talepleri dahil) desteklemek ve BDP'ye yaklaşmak yoluna gitmeliyiz bence. Alevileri politikleştirmek lazım. Eşcinsellerden köylülere, Hes karşıtlarından savaş karşıtlarına, feministlerden ekolojistlere sokak muhalefetini desteklemek, büyütmek ve birleştirmek lazım. Demokratik özerkliğin uygulanması ve devletin güçten düşmesi açısından, keza yeni azınlıklar yaratılması açısından da(aleviler, belki ateistler, Kürtler, sonrasında Çerkes, Laz v.s.) dış politikayı da dikkatle takip etmek, emperyalistlerle devlet arasındaki çelişki ve boşluklardan faydalanmak lazım. Keza Ermeni soykırımı da dinci-faşist devleti güçten düşürmek açısından verimli bir alandır. |
CHP'de çatırtılar yükselmeye başladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Merkez Yürütme Kurulu üyeliğinden istifa etti...
"Tekin'in Merkez Yürütme Kurulu'ndaki (MYK) bazı isimler ile (Nihat Matkap, Erdoğan Toprak) son dönemde il kongrelerinde ismi geçen bazı partililere yönelik eleştirilerde bulunarak "Ben onlarla aynı MYK'da bulunmayı, aynı yönetim anlayışıyla hareket etmeyi kabullenemiyorum" diyerek istifa dilekçesini Kılıçdaroğlu'na sundu. Gerçek Gündem’e göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, genel merkezin Ankara, İstanbul ve İzmir'de İl Başkanı adayı belirlemesi ve desteklemesine karşı çıkıyordu. Tekin, "Örgütlere karışmayalım. Seçimler doğal seyrinde devam etsin. Parti genel merkezi seçimlerde taraf olduğu sürece, partiyi ayrıştırıyoruz" tezini savunuyordu. Tekin'in temel itiraz noktalarından biri de İstanbul İl Başkanlığı seçim sürecine ilişkindi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı'yı başarısız bulduğunu söylüyor, "dar grupçu" davranmakla eleştiriyordu. Salıcı'yı destekleyen Erdoğan Toprak ile arkadaşlarının partide "ayrışma yarattığı"nı söyleyen Tekin, Kılıçdaroğlu'nun sürece seyirci kalmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyordu." http://www.demokrathaber.net/siyaset...ldi-h8584.html |
Kapitalizmin bugünkü geldiği bu noktada, işçi sınıfı için sosyal demokrasiden filan çözüm beklemek bir tür intihardır. Bunu açık olarak öncelikle belirtelim.
Bu durum artık sadece sosyal demokratik partilerde değil sosyalist partilerde bile açık biçimde görülen bir durumdur. Yunanistan'in düştüğü krizde güya sosyalist bir parti olan PASOK vb. iç acısı durumu bazı şeyleri az çok ortaya koymakta. Hal böyle iken işçi sınıfının adını bile telafuz etmekten çekinen, özelleştirmeleri, piyasa ekonomisini neredeyse en liberal partiler kadar savunan CHP'den bu konuda bir şeyler beklemek gülünç olmanın bile çok ötesindedir. Baykal zamanında da bu öyleydi; şimdi de öyle. Ta en başından beri öyleydi. Ve bunun Türkiye'de radikal düzeyde savunucusu ve önderi olmuş bir partidir. Çünkü CHP zaten burjuva düzenin bir partisidir. Ve burjuva düzenini, kapitalizmi vb. şeyleri radikal düzeyde savunan bir parti sırf laikten söz ediyor diye radikal düzeyde solcu muamelesi görmez. Ama Türkiye solcu olmak demek yıllarca laikliği savunmak demek olarak adlandırılmıştır. O yüzden CHP solcu ilan edilmiştir. Tabii bu durum büyük şirketlerin de çok hoşuna gidiyor. Bu durumda burjuva için menüyü seçmek acı ve tatlıyı seçmek gibi. Aslında burjuva seçiyor ve biz de bakıyoruz. Bu konuda da CHP şimdiye kadar kendine verilen görevi gayet iyi biçimde yaptı. Halka verdiği sözden çok burjuvaya verdiği söze hep bağlı kaldı, bundan sonra da daha fazla bağlı kalmaması için bir sebep göremiyorum. |
ABD! vatandaşı sosyal demokrat ulusalcı! bir ateist ile yapılan söyleşi:
-Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? -Sosyal demokratım. Ama sosyalist değilim. Zaten sosyalizmi savunan bana göre aptal bir insandır. -Genç iken sizin de sosyalizmi savunduğunuzu söylüyorlar. -Evet genç iken sosyalizmi savunuyordum. O zaman para ile çok fazla tanışmamıştım. Parayı görünce uyandım. Aklım başıma geldi. Epey mal varlığım var. Bankada milyonlarca dolar param var. Sadece kiralardan ayda 100.000 dolar kazanıyorum şimdi. Para insanı değiştiriyor. -Yani para sizi değiştirdi öyle mi? -Evet akıllandım. -Bu söylediğiniz şeylere liboş diyorlar. -Hayır değil, liboş demek benim gibi düşünmeyen insandır. -Komünizm sizce neden mümkün değil? -Her şeyden önce insan doğasına aykırı. -Ama ilkel komünizm döneminde insanlar binlerce yıl yaşadı. O zamanlar kapitalizm filan da yoktu. Bu nasıl oluyor? -Aslında kapitalizm fizik kanunu gibi bir şey. Şimdi kara deliklerden filan başlayarak anlatabilirim bunu. -Yani size göre kapitalizm ezelden beri var öyle mi? -Evet hep var. Ezeli fizik kanunu bir tür, termodinamik bir ilke. -Çok ilginç. Kim söylüyor bunu? -Bu benim buluşum.... -Karadeliklerden kapitalizme geldiniz demek ki. Ama kapitalizm olması için önce insanın olması filan gerekir. Patron ve emeğini satmak durumunda olan bir işçiden söz ediyoruz. Tüm bunlar ezelden beri nasıl var oluyor? -Ben kapitalizm deyince başka bir şey anlıyorum... -İlkel komünist dönemde kapitalizm nasıl var peki? -Ben var diyorsam vardır. Ben bir bilim adamıyım. Ateistim. İlkel dönem komünizmi diye bir şey yok. Gerçekten ilginç. -Ben sosyal demokrat biriyim. -İnsan doğasına geri dönelim. İnsan doğası değişmez mi sizce? -Değişmeyen şeyler vardır. -Ama sizi para değiştirmiş mesela, daha önce sosyalist iken çok paranız olduğu için değişmişsiniz. Güya para ile aklınız başınıza gelmiş. -Evet olabilir. Ama bazı şeyler değişmez.... -Komünizm ile bunun alakası ne? -Komünizm kusursuz bir insan düşünür ama öyle değil. -Komünizmin kusursuz bir insan modeli düşündüğünü, tek tip komünist düşünce olduğunu size kim söyledi.? -Bunları ben biliyorum bana masal anlatma.... -Ama yanlış biliyorsunuz. -Ben bilirim. Konuşma.. -Demek hep siz biliyorsunuz. -Konuşma ben bilirim. Ben ateist bir bilim adamıyım. -Peki anladık.Sosyal demokrasi deyince ne anlıyorsunuz? -Bakın vahşi kapitalizm de aslında doğaya uygun olabilir. Ama insan doğasında şefkat, acıma denen şeyler de var. O yüzden fakirlere yaşamaları için belli yardımlar yapılabilir. -Nasıl mesela? -Örneğin ben köpek mamasını fakirlere yiyecek olarak verebilirim. Bu insan doğasından gelen bir şefkat mesela. -Ama insan doğasında size göre acımasızlık da var. Ne kadar şefkat, acıma, ölçüsü ne bunun? Neden köpek maması örneğin, kedi maması olamaz mı? -Ölçüsü şu: aşırıya kaçmamak. -Aşırı nereye göre belirleniyor? Ölçü yani? Bilim adamısınız ya? --Kafaya göre ölçüyorsunuz. Bilim böyle söyler çünkü. -Ne der bilim: kafaya göre ölçü mü der? -Piyasa ekonomisi işte. Bak şu yıkık köprüye adamın biri 2 trilyon dolar isterse, devlet de bunu kabul ederse onun değeri 2 trilyon dolar olur değil mi? Kafaya göre atıyoruz tutuyor. Kapitalizm ne kadar iyi değil mi? Keh keh keh.....Kafamız nasıl isterse. Doğaya uygun olan budur. Kafamız ve doğamız komünizm hariç her türlü zırvalığı kabul eder, işte insan doğası budur. -Epey ilginç birisiniz. Politik zekanıza hayran kaldım. -Ateist bir sosyal demokratım. Nitekim... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:52 . |