![]() |
Nihat Hatipoğlu vb...
Birgün peygamber yürürken birini gördü ve ona şöyle dedi, bunu duyan o,peygambere şöyle dedi, sonra peygamber gözlerini kısarak ona şunu dedi, bunu duyan o, sıkılarak şöyle dedi, onu anlayan peygamber öyle birşey diyince,araya biri girer ve yanında ki biri dayanamaz cevap verir sonra diğeri arkasından gider niye gittin der, sonra ona cevap veren kişi der ki, sen bilmezsin,sonra melek sen girme araya der ve şöyle cevap verir der ki vs vs vs...
Bu ne ya ... |
Türkiye'nin görebileceği en mıy mıy adamdır herhalde. Elbette onu dinleyenler ve feyz alanlar için takva, sünnet abidesi bir Allah dostudur. O da yolunu öyle tutmuş.
Kimi bağıra çağıra anlatıyor, kimi güya ilkokul seviyesindeki "kanıtlarıyla" ateistleri dine çevirdiğini söylüyor, kimi yobazlığın insanlık dışılığın dibine vuruyor. Herkesin amacı aynı, herkes aynı Allah'ı anlattığını iddia ediyor. |
Hipnoz kardeşim,hipnoz:)
Hem sen neden bu insanları izliyorsun ki:) Discovery filan izle:) |
Ben bu siteye üye olduğumda müslümandım,sonra deist oldum şimdi ateistim, simdi bile beni, biraz çok ama çok az olsa etkiliyor ama salakça olduğu için, sorgulamayan insanların gözlerinden yaşlar akarak izlemiyorlarsa hiçbirşey bilmiyorum..
|
Alıntı:
|
Gümüş yüzük takıyor ya, taktığı kıravat yüzükten pahalı değilse birşey bilmiyorum...
|
Alıntı:
4 - 5m arası birşeyler herhalde? |
Alıntı:
Oyle birsey olsa gerek sanirim, -cehennem boyutlari verilmediginden-daha fazla izleyemedim, Tanri acaba benden razi mi filan diye soruyormus Ebubekir'e... Tam klasik bir hristiyan doktrin orneklemesi. Ebubekir cehenneme sadece beni at, sadece beni yak ,en ufak zerreme kadar cehennemi kaplayayim, diger tum inananlari yakma onlar bilmezler affet filan demis... Anlasilan Muhammed'in olumuyle, birileri birilerine ozenmis. |
Bunun oğlu var, kendisi gibi yetiştirmiş. Sanırım tv'ye çıkarmış geçenlerde. Baba sömürmeyi bırakınca oğlu kaldığı yerden devam edecek, gözünüz arkada kalmasın.
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Sayin Neva bahsettiginiz konu said nursi'nin risalelerinde gecmektedir yoksa boyle bir sozu yoktur.Asagiya ekliyorum.
“Büyük Cihad'ın ve Sebilürreşad'ın neşrettiği gibi ben ilân etmişim ki; dine, imana hizmeti ve Risale-i Nur'u değil dünya siyasetine, belki kemalât-ı maneviye ve makamat-ı âliyeye âlet edemediğim gibi.. herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennem'den kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlahî ve rıza-yı İlahîden başka hiçbir şeye âlet etmemek, bu zamanda Nur'un hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlas-ı hakikîyi muhafaza etmeye beni mecbur etmiş ki: Sıddık-ı Ekber'in (ra) dediği olan "Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücudum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin" diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile Cehennem'den birkaç adamın kurtulmaları için Cehennem'e girmeyi kabul ederim demişim. Zâten ibadet, Cennet'e girmek ve Cehennem'den kurtulmak için kılınmaz; bozulur. Belki rıza-yı İlahî ve emr-i Rabbanî için yapılır. (Emirdağ Lahikası-2 /152 ) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ben netten videodan izledim orada anlatiyordu bir dini kanalda. Kimden nerden duydugunu bilmiyorum. EKLEME:Sanirim Murted'in bahsettigi oglu oluyor bu. Surdan izlemistim. |
Ben videoyu daha once hic gormemistim,boyle bir oglu oldugundan habersizdim.Diger islami cevrelerin nihat hatipogluna bakis acisi belli uyutan hocalar icerisinde geciyor kendisi ,ogluna gelince tamamen konusma tarzi ve el kol hareketleri dahi ayni .Bir konuda iddaili isen kendi tarzini yaratirsin.Youtube'da izlerken guzel bir yorum gordum buraya eklemek istiyorum.
" Aslında Hatipoğlu (kendisi de farkında değil) Türkiye'de ve dünyada İslam'a karşı yapılan global bir operasyonun parçasıdır. İslam'ı kendi istedikleri yola getirene, içtimai, hukuki ve siyasi işlere karışmayan, pasif, sadece vicdanda ve camide yaşanan onun ötesine geçmeyen, aktivasyona kapalı, Kapitalizme ve bu sistemin her ahlaksızlığına saygı duyan bir din haline getirene kadar bu operasyonu sürdürecekler. Bu ülkede, Yaşar Nuri'ler, Zekeriya Beyaz'lar, Hatipoğlu'lar v.s. v.s. hiç bitmeyecek..." |
Bunların tümü aynı olmakla birlikte, herhalde Nihat Hatipoğlu ve Fatih Çıtlak'tan özellikle bahsetmek gerekir. Bunların TV izleyicileri üzerindeki güçleri ve karizmaları, diğerlerine nazaran daha fazla görünüyor. Gerçi Fatih Çıtlak hala TV'ye çıkıyor mu bilmiyorum; bir zamanlar özellikle takip ediyordum.
Her ikisinin de ortak özellikleri, anlattıkları olaylara çekirdek çitleme mesafesinden şahit olmuşlarcasına harbiyetine inanarak anlatmaları, nüktedan olmaları ve meseleyi her daim "Bakın ey acizler! Tarihte ne peygamberler, ne efendiler, ne ulular var olmuş. Bunlar bile cehennem azabından yusuf yusuf atarlarken, sizin durumunuz harbiden sakat! Şimdiden çok faktörlü kremlerden elde etmeye bakın" demeye getirmeleridir. Verdikleri örnekler, anlattıkları kıssalar, diğerlerine nazaran bile akli hayali tamamen zorlayan türdendir. Birkaç sene önce Fatih Çıtlak, ATV için sahur programı hazırlıyordu. Ben de o sıralar, Kuran'ı konu alan bir yazı çalışması hazırlıyordum. Bir sigara molasında, şahsın bir kıssasına rastladım ve dinleyip hemen yazdım. Sonra yazının bu kısmını, o sıralar üyesi olduğum khaos.info'da yayınlamış ve kendisine hayran şahıslar tarafından tükürük yağmuruna tutulmuştum. Bu başlık, şimdi o konuyu aklıma getirdi. Burada da paylaşayım: “Şimdi size bir kıssa anlatacağım. Ama bu kıssayı, bir hikaye gibi dinlemeyiniz. Bu kıssayı bana anlatan da bana, bunu hikaye gibi dinlemememi söylemişti. Bu müthiş bir kıssadır, o nedenle de ben size bunu, bu kadir gecesinde anlatıyorum. Vaktiyle memleketin birinde bir adam varmış. Bu adam ulu bir kişiymiş ve kalbi İslam’a sonuna dek açıkmış. Çok okurmuş, çok bilirmiş. Ama üç şey kafasına takılmış. Bunları sormak için, döneminin en ünlü İslam âlimlerinden olan Hallac-ı Mansur Efendi Hazretleri’ne danışmaya karar vermiş. Bu uğurda dünyanın yolunu aşarak, efendi hazretlerinin yaşadığı şehre varmış. İnsanlardan Hallac-ı Mansur’un yerini sormuş fakat sorduğu kişiler bu adamın yanından hemen uzaklaşıyorlarmış. Adam bu duruma çok şaşırmış. Derken kenardan bir adam ona seslenip, neden Hallac-ı Mansur’u aradığını sormuş. Adam da bazı cevaplar aradığını söylemiş. Oralı adam, Hallac-ı Mansur’u aramamasını, çünkü onu hapse attıklarını, muhtemelen bir daha hapisten çıkamayacağını ve kimseyle görüştürmediklerini söylemiş. Cevap arayan adam çok şaşırmış, böyle ulu bir zatı nasıl hapse atarlar diye kalakalmış. Sonra bir şekilde, bu cevap arayan adam, Hallac-ı Mansur’a ulaşmış (bu şeklin nasıl bir şekil olduğu anlatılmıyor). Mansur’a “Ey efendi hazretleri! Sana üç sorum var, beni aydınlatmanı dilerim” demiş. Mansur da ona “Buyur sor” demiş. Bunun üzerine adam şöyle demiş: “Ben çok okudum, çok gezdim. Aslında sana soracağım soruların cevaplarını da biliyorum. Ama senden bana bunların ne olduğunu söylemeni değil, göstermeni istiyorum. Bana gösterebilir misin sabır, kanaat ve mürüvvet nedir?” Bunun üzerine, ayaklarından ve ellerinden zincirli olarak zindanda bulunan Hallac-ı Mansur ayağa kalkmış ve besmele çekmiş. Besmele çekmesiyle ellerindeki ve ayaklarındaki zincirler paramparça olmuş. “İşte” demiş Hallac-ı Mansur, “Ben burada böyle bir ortamda bulunmama rağmen, Allah’a inancımı bırakmıyor ve ona ibadet ediyorum. Buna sabır derler.” Cevapları arayan adam, gördükleri karşısında ağlamaya başlamış. O ağlarken, Hallac-ı Mansur adama öteki zindanlara bakmasını söylemiş. Adam baksın ve bir de ne görsün? Diğer zindanlardaki mahkûmların önünde tepsilerle kebaplar, tatlılar, meyveler… “Nasıl olur böyle şey?” demiş adam, “Bunların zindanda işi ne?” Hallac-ı Mansur, “O gördüğün yiyecekler, sevenlerim tarafından bana gönderildi. Ben de onları bu mahkûmlara dağıttım. Bak, burada benim yiyeceğim bir kuru ekmek ve bir tas su var. O da Allah yolunda bana yeter. İşte bu da kanaattir” deyince, cevap arayan adam artık ağlamaktan perişan olmuş. Hallac-ı Mansur, cevap arayan adamın üçüncü sorusunu yarın yanıtlayacağını söyleyerek gitmesini istemiş. Cevap arayan adamın hemen söylemesi ricasına karşılık “Hayır, yarın gel” demiş. Adam gitmiş. Ertesi gün olmuş, adam büyük bir sabırsızlık içinde zindana koşmuş ki, bir de ne görsün? Zindanın önünde müthiş bir kalabalık! Neler olduğunu sorunca, çevredekiler Hallac-ı Mansur’un az önce öldürüldüğünü söylemişler. Adam, üçüncü sorunun cevabını alamadığından ve Mansur’a duyduğu sevgiden dolayı üzüntüsünden oraya yığılmış. Derken bir gece bu adam, rüyasında melekler içindeki Mansur’u görmüş. Bazı melekler de, Mansur’u hapsettirenleri, öldürenleri ve ölümüne hüküm veren kişiyi cehenneme götürüyorlarmış. Mansur meleklere seslenerek, ölümüne hükmeden kişinin kendisine verilmesini istemiş. Melekler de bunun mümkün olamayacağını, aldıkları emri yerine getirmek zorunda kaldıklarını söylüyorlarmış ama Mansur ısrarla aynı şeyi söylüyormuş. Bunun üzerine melekler, daha büyük meleklere danışmaya karar vermişler. Daha büyük melekler oraya gelmişler ve onlar da bunun mümkün olmadığını söylemişler. Ancak Mansur şöyle demiş, “Allah, bu adamı sana vereceğim, diye bana söz verdi, bu adam benimdir” deyince yücelerden bir ses gelmiş, “Mansur doğru söylüyor, o adamı Mansur’a verin”. Bunun üzerine melekler adamı Mansur’a vermişler. Mansur, o adamı cennetin kapısına götürmüş, kendisi girmeden ilk olarak o adamı cennete sokmuş. Oradaki melek (veya melekler) ona neden böyle bir şey yaptığını sormuşlar, “Bu adam senin ölümüne neden oldu, neden onu cennete soktun?” demişler. Mansur da demiş ki, “Eğer bu adam bana bunları yaşatmasaydı, ben bu ibadetlerimi belki de yapamayacaktım. Onun bana yaptıkları, benim için hayırlı olmuştur”. Sonra Mansur, cennetin kapısından bir ayağını içeri atmış, öylece durmuş, sonra arkasına dönüp o rüyayı gören “cevap arayan adama” dönmüş ve şöyle demiş: “İşte, buna da mürüvvet derler”.” 27 Eylül 2008 |
Ben tabii ki Hatipoğlu'yu oturup izlemem ama zap sırasında bir an takıldığımız olur.
Serdar Turgut'un doğru düzgün bir adam olduğu sıralarda yazdığı bir yazısı vardır. Bu yazısında hiç Türk filmi izlemediğini, fakat bir gün izlediğinde niye geri kaldığımızın dank diye kafasına vurulduğunu anlatır. Ben de aynı duyguyu yaşadım. Hatipoğlu'nun bir cümlesi ile toplum olarak dogmaların niye kölesi olduğumuz gün gibi ortaya çıktı! Adam bir izleyicinin cinlerle ilgili sorusunu cevaplıyor ve cevap verirken cinlerden "üç harfliler" diye bahsediyordu! Düşünebiliyor musunuz, adam "cin" demiyor, "üç harfli" diyor! Bu adam bir prof! Rezaletin boyutları korkunç! Halk arasındaki inanışa göre cinler adları anılırsa gelirmiş. Bu inanç yüzünden adlarını söylemeyip "üç harfliler" rumuzu kullanmak adet olmuştur. Halkı aydınlatanlara aydın deniyorsa bu adamlara "kararın" mı desek ne desek, yobazın mı desek, cahilın mı desek, adını koymanın çok zor olduğu bir durum! Bu ülke, bu halk bir çıldırma, akıl kaybı yaşamıyorsa ben hiç bir şey bilmiyorum. Bu muhakkak ki bir geçiş dönemi ve sonunun nereye gideceği önemli. Yoksa bu geçiş dönemi cinnetinden kaçınmanın bir yolu olmayacak. Bu cinnet geçirilecek. Çaresi yok. Sonrasında tımarhane mi boylanacak, akıl başa mı gelecek, önemli olan bu... |
Alıntı:
Sonra hele bir daha anlat şu masalı diyeceksin... |
Alıntı:
evet,eskiye nazaran insanlarda bahsettiğin gibi cıldırma noktasında deil,aksine bir silkileniş,gerceği daha fazla kabulleniş ve yaşantılarına bunu adapte etme,inancını daha içten gelerek yaşamak istemesi,evet bende farkına vardım ki son zamanlarda insanlar yaratıcısını,tek hüküm sahibini,kuran-ı kerimini,peygamberini,ALLAH CELLA CELALUHU yu daha iyi yaşamaya ve bunu haykırmaya başladı,zorunuza giden bumu,3-5bin kişilik grup |
Alıntı:
Dinin buysa, bu din baskıcı, faşist, zalim bir din. İnsanları baskıyla hizaya getirmenize olanak yok! Sonsuza kadar korkutarak sindirmeniz olası değil! Bu zulüm ve kin, nefret, intikam çığlıkları ile kurulu düzen ergeç yıkılacak. Polisin kemiklerini kırdığı insanı altı aydır polislerle yüzleştirmeyip, iktidar milletvekilinin oğluna dört saat içinde polisleri sıraya dizerek polisi teşhis ettirip sürgün etmek ve bu işi yapanı terfi ettirmek din ise, vicdan ise seni o din ve vicdan ile başbaşa bırakıyorum... |
Ayrıca dinin artık daha çok tartışıldığı ve kritik edildiği doğru. Bu ise dinin içyüzünün, baskıcı, totaliter, faşist olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasına yardım ediyor.
Laik, cumhuriyetçi, özgürlükçü insanlar büyük sıkıntı yaşıyor, doğru. Din baskısı, faşist totaliterizm at koşturuyor, doğru. Her fikir bir sınavdan geçmek zorundadır. Biz ilerici, aydın, Atatürkçü, laik insanlar bir sınavdan geçiyoruz, bu da zorunlu. Bu sınavdan alnımızın akı ile çıkacağız. Dinci totaliter faşizme asla boyun eğmeyeceğiz... |
Alıntı:
1. Siz bilmezsiniz. Nereden bileceksiniz? Bilseydiniz, birileri üzerinizden, yüklediği onca batıl ve hikayelerle sizi sömürmezdi. Ne kadar da az düşünüyorsunuz! 2. İnancı, dini, imanı birilerinin zevki sefasına çekmekle sizlerde sorumlu değil misiniz?. O şeytanlar, sizdeki zaafları kullanmadı mı? Nereden bileceksiniz? Ne kadar az düşünüyorsunuz! 3. Sabah şebnemine and olsun ki, o gün geldiğinde hepsi için hesap vereceksiniz. O elleriniz dile gelecek de bu şeytanları, şirk cambazlarını alkışladım diyecek, kulağınız, şeytanı dinledim, tanık ve sanık oldum diyecek! Diliniz, sözlerini söyledim, dillerini ünledim diyecek. 4. Sonra sorulacak, o villalarda yaşadınız mı? Siz hayır diyeceksiniz. Şeyh, ulu, yüce postu altında şeytan gömleği giyip, petrol kuyuları için birbirinizi öldürdünüz mü? Hayır diyeceksiniz, biz oralarda yaşamıyorduk. Allah adını kullanarak sizlerden, reytinglerden elde edilen yeşil, mavi paralara ellediniz mi? hayır diyeceksiniz. O paralarla yalan dolan, alavere, dalavere, süte su, bala glikoz, ziyaret adı altında otobüs firmaları kurup, milyarlık hac, ziyaret, şeyhim, şıhım yollarında bilet sövüşlemesi, arsa, parsa, put kavgası, villa, havuzlu, mavuzlu, kompleks, dubleks, manitalar, siteler yaptınız mı? Bir verip on sövüşleyenlerle bir olabildiniz mi? Hayır diyeceksiniz! O halde sorulmayacak mı? O paralar o ellerde nasıl paralandı? Kimden geldi? Harcı neydi? Hani o paralara el sürmedi, harama uçkur çözmediydiniz? Size sorulacak, bu şeytanların harcı, gömleği neydi diye? Ne cevap vereceksiniz?! Keşke bilseydiniz! Ne kadar az düşünüyorsunuz. 5. Akşam rüzgarına and olsun ki, orada tüm çabalarınız nafile! Nereden bileceksiniz! Siz ne bileceksiniz. |
Hayır yani, dün komşularla sıfır sorun politikası diye millete şekerle kaplayıp zehir yutturulurken, bugün şeker tabakası eriyip sorunumuz olmayan değil komşu, dünyada devlet kalmamışken nasıl toplum çıldırma eşiğinde değil, her şey güllük gülistanlık denir?
|
Alıntı:
Burada her mesaj yazan müslüman size göre AKP'li. Bu nasıl bir mantık anlayabilmiş değilim. Gazeteleri okuduğunuz gibi Kuran'ı okuyorsanız ki öyle görünüyor, şimdi daha iyi anlayabiliyorum niye aramızda fark olduğunu. |
Diğerlerinin farkı ne?
http://www.youtube.com/watch?v=BJic6KuQfK8 sadece tarzı... :) Ama bu adama bazı şeyler görüldüğü için tu, tu denir, diğerleri bağra basılır. Farkları ne? sadece tarzları... Bu direk, diğerleri dolaylı yoldan parsa topluyor, olay sadece hedef kitle üzerinde başvurulan yöntem farkıdır. Görülemiyorsa suç kimde? Siz ne bileceksiniz! |
http://suqat.blogspot.com/2007/09/lunar-embassy.html
Böyleleri de var spartacus. İnanmadığınız dinin içinizde fobi oluşturmasına bence izin vermeyin. Saygılar |
Alıntı:
Kendim ile ilgili hiç bir şey yazmadım ki. Neden fobim olsun ve neden siz konuyu bana getirme gayretine, şahsi bir şeymiş gibi gösterme gayretine girdiniz? (bu çok garip. Desene fobim olduğu için yazıyorum, yoksa bu şebekeler, hakim filan değiller. Böyle mi savunacaksınız? ) Sadece gözlemlediğim(ki milyonda birinden dahi bahsetmedim) ve açıkca ortada olanı söylüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bu, umut, felaket tacirleri sömürgen parsacılar hakkında? Buz dağının altına inmeli, zaten üstünden bile bahsetmedim. üstünden bahsetsek, buradan, Ay'a yol olur. (bu arada şöyle bir şansım da oldu, hayatımın belirli bir döneminde bu şebekelerin envai çeşit örgütlenmesi ile aynı ortamları solumak zorunda kaldım. Ne acı ki, bu şebekelerin yaptırdığı ultra lüx siteler, ikide bir radyolarından, dergilerinden kuşe kapaklarda villalarının, bilmem hangi ücra köşelerde yaptırdıkları şehir köylerin reklamlarını görüyorduk. Gel gör ki beri taraf; Şeyhim gözünü kapatınca herkesi görüyor, bizi izliyor, o bizim ahiret-cennet yolundaki rehberimiz, rehber olmadan biz doğru yola sevk olamayız, o aracımızdır, irfan yoludur vs diyenden tutda, o gözünü kapattı mı 10 dk da Mekke'ye gidip geliyor diyen mi dersin, adlarını efendimsiz, hazretisiz andığımızda yapmayın onlar normal bir insan dediğimde, haşa çarpılacaksın diyen mi dersin.... neyse dilersen bunları sonraya bırakalım!) Bu adamların harcı ne? Bunu düşünelim... Benim fobimden mi kaynaklı tüm bunlar? Bunca soyguncu, umut taciri, felaket tellalı benim fobim sayesinde murada eriyormuş... E bana borçlular o halde :) |
Öyle bir niyetim yok spartacus. Sadece, inanmadığınız dinden yani İslam'da korkulacak birşey yok demek istedim. Tek korkulması gereken cahillik. İnsanlar bu yüzden tartışıyor, bu yüzden birbirini öldürüyor, bu yüzden savaşlar çıkıyor.
Bir müslüman, Allah ile arasına kimseyi koymamalı. Çünkü gerek yok, ihtiyacı yok. Allah, Peygamberi ve kitabı yeter. Dediğiniz gibi çok soyguncu insanlar var. Bizim etrafımızda da var. Ben bu konuda önce Peygamberimi, sonra da Şemsi Tebrizi'yi örnek almaya çalışırım. İnsan, öğrenmeye aç, sevgiye aç, cahilliğe, yanlışa tok olmalı. Hiç bir dilek, istek kuldan istenmez. İstek kapısı Allah'ın kapısıdır. Bahsettiğiniz umut tacirleri sürünmekten öteye gidemezler. Allah, kendi rızası için yapılanı boşa çevirmez. Son 3 senedir ben, bunu çok iyi anladım. Bu başlıktaki kişiler, sanmayın ki çok muhatap alınan kişiler. Medyanın göz boyaması sadece bu. Gerçekten Allah rızası için mücadele eden, böyle ekran karşılarında tuhaf tuhaf şekillere girmez, dini küçültmez. Böylesi kişilerden, sadece ama sadece bilmediğin bazı şeyleri öğrenebilirsin. Onları da eğer biliyorsan o zaman bu tarz kişilerin size katacağı birşey kalmaz. Bu kişiyi, İstanbul'un miting yapılan alanlarından birisine götürün, orada anlatmasını isteyin. Ne kendi gider, ne de gitse bile doğru düzgün giden olur. İnsanlarımızın tembelliğinden, televizyon izler iken bile tembellik yapılıyor. İnsanlar, sahip olduğu bilgi ile para kazanabilir. Bunda bir sakınca yok. Lakin bu bilgi İslam bilgisi olamaz. İslamı anlatarak para kazanılmaz. Bu kişi aslında çok büyük bir vebalın altına giriyor farkında değil. |
Alıntı:
TV ye çıkanlar, para karşılığı bu işi yapanlar bana göre çok önemli değil, asıl önemli ayağı çok daha farklı alanda, toplum içerisinde kanalize olmuş, örgütlenmiş durumda ve tahmin ettiğimizden çok daha güçlü-örgütlü, etkili. Beni rahatsız eden tarafı sömürme, tacirlik vs dir ve bu rahatsızlığın da din ayrımı yok. Sai Baba şebeği içinde aynı rahatsızlığı duymuşumdur, diğer dinlerdeki tacirler içinde aynı rahatsızlığı duyarım. Çünkü bu durumun bırakın dini, az biraz insani tarafıyla dahi düşünsek, soygundur. sadece maddi değildir, manevidir de ve bunu bilen, gören insan için dinliymiş, dinsizmiş hiç bir önemi yok, ciddi düzeyde rahatsızlık verici.. Cennetden arsa satmak gibi bir durum var ortada ve nasılki Avrupa kilisenin kölesi haline geldiğinde yerin dibini görmüştü, şimdi bu hal ve durumda buna benziyor. Dini kastlar çok güçlüdür, yapıştıkları yerden söküp alınmaları çok zordur, işin gerçeğini görmek de gerçekten çok zordur. İnanç buna engel olur. Yeri geliyor az biraz tartışabiliriz diye düşündüğünüz kişiye, işin öbür tarafındaki villaları, trilyonluk camekanlı gökdelenleri, lüks hayatları, hatda yer yer sektöre hakim olmaları kavgalarına kadar örnek gösteriyorsunuz, ama çarpılırsın, efendi hazretleri şu an bizi görüyor diyebiliyor. Rahatsız olmamak elde mi? Tabi bu örneğim bireysel, birde geneli düşünce rahatsızlık had safhaya geliyor. Bir şeyden korktuğunuzdan dolayı değil, sizi heleki içinde yaşadığımız çağıda göz önüne aldığımızda bu durum gerçekten rahatsız ediyor. Kaldı ki insanları bu düzeyde etki altına alan yapılar, bir parmak işareti ile başka şeylerde yaptırabilme mertebesine ulaşıyor. Bazı dindar insanlar ateistleri islah etme yoluna düşüyor(ateistleri kendi değer yargılarıyla bir tanım oluşturup, kafaların içinde bir canavar yaratıyorlar, oysa ateistleri anlamak çok kolaydır, bir inançlı Zeus'a baktığında ne hissediyor ve hayatında ne kadar yer tutuyorsa, ateist içinde öyle), oysa enerjilerini asıl yukarıdaki gerçekleri insanlara göstermeye, anlatmaya ayırsalar daha yararlı olurlar. |
Yergin, sorun hem cahillik hem de değil. Cahillik dediğimiz şey neyi ihtiva ediyor ki zaten?
Siz herhangi bir sosyal bilimler kavramının yerine ve aleyhine din öğretisi dayatan adamı hangi kefeye koyarsınız? Bu onun cehaletini mi gösterir? Yani herhangi bir dogma, bir sosyal bilimler kavramının yerine kullanılmaya çalışılırsa bu bir cehalet sorunu mudur? Yoksa inancın insanın aklını ele geçirmesinin bir göstergesi midir? Bugünün en ileri, özgürlükçü durumdaki ülkelerinde dahi din kavramlarının çok iyi eğitimli insanları, aklını kullanmaktan alıkoyabildiğini biliyoruz. Bu insanlar dogmayı savundukları için cahil mi oluyorlar? Bence dogma kendini cahillik perdesinin ardına gizliyor ve bu sayede kendisini cehaletten farklı bir kategoride sunuyor. Tüm bu dogmatik öğretilerin yol açtığı neticeler esasında cehaletle eş değil mi? Örneğin, bugün evrimin karşısına hiç bir aksi bilimsel teori ortaya koymadan dikilen insanlar bunu saf salak oldukları için mi gerçekleştiriyor, yoksa dogmatik varsayımlar bunun böyle yapılması gerektiğini şart mı koşuyor? Dogma, kendisini cehaletten ayırmış gözüküyor, ama sonuçları itibariyle hem cehaleti körüklüyor hem kendisinin gerçek bir öğreti olduğunu pompalıyor. Bu pompalama işinden azami verim alabilmek için elbette konuya tanrıyı da sokmak gerekiyor ki en akıl fikir sahibi dediğimiz adam bile bilgiyi elinin tersiyle iter hale gelsin. Bir bilim insanının, inanç mı? bilimsel gerçekler mi? sorgulamasında hala inanca kayan görüşleri savunması kadar abes ve yanlış başka bir şey olabilir mi? İçinde, belli bir varlığa karşı mesnetsiz ön kabullerle saygı, sevgi besleyen her insanın bu yanlışlığa düşme ihtimali çok yüksek. Ve bu yanlışların neticelerini de yüz yıllardır görmekteyiz. |
Alıntı:
cok zorlama bi yazı olmuş,vay be benim bilmediğim ne konular varmış,şimdi bunlardan benmi hesap sorulacağım,he dersen ki dini kullanıyorsun elbet bunun bir ceremesi vardır, ben bana yüklenen yükümlülüklerle sorumluyum,ayrıca yaşım 33 bu zamana kadar dini yaşadım ver bakalım şu kadar deyip dediğin gibi sömürende olmadı bunlar ancak senin gibi sabah akşam zehir içinde yaşayan ve gerektiğinde zehrini bir an tereddüt etmeden salya sümük akıtmakta beis görmeyen siz gibilerin düşüncesi birde demişsin ki,bizim için calışıyormuşsunuz,yok hayır efendi sizler şeytanın bekcilerisiniz, avukatlarısınız hatta bir kac kez burda itiraf edildi bu konular,size neden inanayım,kuran-ı kerimimizde apaçık şeytanın bizim düşmanımız olduğu bildirilirken sana neden uyalım:loco: sen inanmıyorsan inanma,inanan içinde şunları yapıyorum,yapalım çabalarındada bulunmayın, ayrıca cahiliye dönemlerini gidenler belli uluorta sevişmeler,zinanın alan-veren memnun ilkesinde meşrulaşması,hırsızın kişilik haklarına riayet edilmesi,80 kişi öldüren(norvec)bir kişiyi cok modern olduğunu ispat için hapisle yeltenilmesinin bir gurur olduğunun üstüne basılması,anaya,babaya saygının sıfır olması,insanın kendi elleriyle yapıp bozup tekrar yptıkları putların karşısına gecip el pence divan medet beklemeleri:party:..musa aleyhisselam zamanında bazılarının ineğe tapması gibi şu an hindistanda inaklerin tapılması:loco::crazy:.vb daha örnekler coğaltılabilir asıl cahiliye dönemini giren kimlermiş öğrendinmi |
Alıntı:
|
İslam bir sektördür arkadaşlar güçlerini insanların cahilliğinden alıyorlar. Nihat Hatiboğlu Kuran'ın Allah kelamı olmadığını bilmiyor mu? Yapmayın hadi... İşin içinde tonlarca para var, gerçekleri değil de yalanları anlatmasının sebebi de budur. Koskoca bir sektör bu... Bakın annem ve babaannem bu sene Arabistana gittiler geldiklerinde bir sürü incik boncuk, parfümler bilmem ne... Arabistan İslam sayesinde bir ticaret merkezinde dönüşmedi mi? Biri çıksa İslam'ı ortadan kaldırsa hepsi aç kalır. Siz insanları aç bırakmaya çalıştığınız zaman doğal olarak bir tepkiyle karşılaşıyorsunuz.. Muhammed'in Allah'tan bahsetmesi neden mekkelilerin hoşuna gitmiyordu; çünkü taptıkları putlar onların gelir kaynağı, ticaret kaynağı, ilkel insanlar ve geçimlerini bu şekilde sağlıyorlar. Muhammed'de kendi geçimini sağlamak, hergün getirdiği kadınların masraflarını çıkartmak zorunda, o da ayrı bir din kuruyor sonra da savaşlar başlıyor...
|
Alıntı:
Fakat laikliği ağır biçimde ihlal eden ve dini siyasal ve kişisel, emperyalist işbirlikçilerinin çıkarları uğruna kullanan bir siyasi kadro var. Bitmedi, bu kadroyu iş başında tutan bir müslüman kitle var. Yoksa benim her müslümanı akapeli filan sandığım kesinlikle yok. Ama insanlık anıtını bilmem ne hazretlerinin yanıbaşına dikmişler diyerek dini ağır biçimde siyasete alet eden şahısa oy vererek bu din istismarına izin veren büyük bir müslüman kitle var. Bu sömürü, işbirlikçi ve istismarcı düzeni müslüman oyları sürdürüyor, öyle değil mi? O halde dini siyasetten ayrı tutmayan ben değilim, tersine dini siyasete sokan kadro ve onu destekleyen müslüman kitle... |
Alıntı:
Halbuki kuran'da öyle yazmaz. "Ve vecedeke âilen fe ağna" yazar. Bunun Türkçesi seni fakir bulup zengin yaptık demektir. "Ve vecedeke dallen fehede" de yazar. Bu da "seni sapkınlıkta bulup doğru yola ilettik" demektir. Yani muhammed fakirken peygamber olunca zenginlemiş! Ki rivayetlere bakılırsa peygamber olmadan karısı zenginmiş. Demek peygamber olunca paraya para, mala mal dememiş demek oluyor bu! Fakirliği öyleyse zenginliğini hesap etmek lazım artık! Kuran'ın en başta gelen yalancılayıcıları müslümanlardır. Kimse müslümanlar kadar kuran'ı yalanlamaz. Tek ayak üstünde her gün kuran'a aykırı kırk cümle kurarlar. Müslümanlar kuran'ı hiç bilmeyenlerin de başında gelir. "Kuranı en az bilenler kimdir?" sorusunun yanıtı "müslümanlar"dır. Gerçek bu kadar aykırı ve tuhaf. Ama gerçek... |
Alıntı:
bu kadar topluluğun içinden 5-10 akıllı cıkmış o kadar akıllılarki,annelerini,babalarını hiç yerine koymak,saygısızlık dedinmi kendinden başka saygılı,sevecen,her olaya hoşgörü ile bakan başka insan yok yahu,5-10 kişi cok cok ,süper,doğaüstü akıllılarki tek gerceklik onların bildiği,kibir dedinmi kendilerinde,ukalalık dedinmi haddi hesabı yok ..inanan kişi yobaz,cahil araştırmayan,mantığı calışmayan,kendi karar veremeyen..işte sizdeki inanan profili bu,unutmayın ki sizde asla ve katiyyen kendi düşüncemizi savunuyoruz naraları atmayın burda,sizlerin kimleri el üstünde tuttuğunuzu,kimlerin .....yaladığınızı,bizleri sömüren varsada sizleride sömürenin olduğu aşikar o halde ben akıllıyım tafralarıyla sağda solda dillenip durmayın,neyin ne olduğunu herkes sizden daha iyi biliyor, kendinizi ifade etmekteki tek amacınız dini kullanmak,hem hoşgörü banyosunda günde 3defa yıkandık dersiniz,kişinin inancını katiyyen musammaha göstermezsiniz,yok şu yok bu ,birden alim ayakları,bilgili,laf söylerken ölcüp tartmadan ağızdan ne cıkarsa falan filan |
Alıntı:
işte düz mantıkla calışan son model ateyist kafası :evil: işi maddi yönden bakıp manevi yönden geri kalmışlığınızın göstergesidir.. gerci her şeyi maddi algılayıp,kalbi sadece kan pompalayan bir organ görmeniz sizin düşünce ve mantık anlayışınızın temelidir burda fakir bulduk..kelimesinde peygamber efendimiz Hz MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM yetimdi,fakirdi hem madden hem manen,delalet içersinde kelimesi,bulunduğu toplumun içinde bulunduğu sapıklık,sapkınlığı işaret,,kuran-ı kerimi ne zaman kendi inanmayan düşünce pencerenizden sıyrılıp anlamaya calışacaksınız bilemiyorum, inananlar asla sizin dar kalıp halindeki düşüncenizdeki temelsizliği göremiyorki,göremediği gibide dahada sıkı sarılıyor,kitabına,peygamberine,islamına:wave: |
Alıntı:
Kac kere soyledim size , gidiniz kitabinizi okuyunuz, anlayiniz sonra boyle ortalara cikip, Allah rolune soyunup saga sola siz seytanin bekcileriniz naralari atip, ardindan da ben seytana yenilmiyorum, salih kul gibi yasiyorum gibi komik seyler soylemeyin diye? Su siteye yazmaya basladiginizdan beri kac kez tovbe etmek zorunda kaldiniz. Yazik yahu size... Yaz boz tahtasina cevirdiniz tovbe'yi... Hem bizim sirtimizdan mumin olacaksiniz, hem de bizi yerden yere vuracaksiniz oyle mi? Biz olmasak ne olacak halleriniz bilmem. Iste bu yuzden gunde 5 vakit bizden(seytan bekcilerinden) korunmak icin dua ediyorsunuz. O da yetmiyor, otururken, yatarken, gecede, gecenin zuluflerinde adimizi anmadan yapamiyorsunuz. Biz olmasak surda nasil din tebligi yapacaksiniz? Sonra diyorsunuz ki; inanir icin caba sarfetmeyin. Ve dahi ne diyordu Zeki Muren, "Biz ayrilamayiz". Seytan deyip gecmeyeceksiniz . Mazallah carpar adami. Haydi simdi gidin, sikica kitabiniza sarilip tovbe yapin. |
Alıntı:
|
Kuran'da kadınları dövün denirken, bu adam dövmek günahtır diyor. :) Çok garip.
|
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:21 . |