![]() |
İnsan İnanmaya mı programlıdır?
İnsan inanmaya programlı mı?
'Tanrı ve din’ konularına çok tartışılacak çarpıcı araştırma... http://im.haberturk.com/2012/03/25/7...jpg?1336657921 İnsanlarda Tanrı inancı doğuştan mı geliyor yoksa sonradan mı öğreniliyor? Dinbilimcilerin ve filozofların yıllardır sorduğu bu soruya bir yanıt da bilim insanlarından geldi. ABD’deki Fuller Yüksek Okulu psikoloji profesörü Justin L. Barrett, New Scientist dergisinin son sayısında Tanrı inancının konuşmak, yürümek gibi her insanda bulunan bir özellik olduğunu savundu. Tezini çocuklar ve bebekler üzerinde değişik deneylerle kanıtlamaya çalışan Barrett, bebeklerin dünyadaki her şeyi anlamlandırmaya çalıştıklarını ve “yönetici bir gücü” daha hayatın ilk yıllarında kabullendiklerini savundu. devamı: http://www.haberturk.com/polemik/hab...a-programli-mi İnsanlar bana göre inanmaya değil de açıklamalara ihtiyaç duymakta. Aklının almadığı herşeye süper güçler atfetmekte ve onlardan medet ummaktadırlar. |
Doğrudur. Çok eski atalarımız henüz hayvanlar iken, sürüler halinde yaşıyorlardı. Zamanımızda sürüler halinde yaşayan memelileri incelersek kökenimizi görürüz.
Sürü davranışında en güçlü erkek sürü lideri olur. Liderin sürüde mutlak otoritesi vardır. Otoritesini sorgulatmaz. Liderin gözünün içine bakmak bile tabudur. Lider bu davranışa sinirlenir ve saldırır. Sürü yırtıcılara verdiği kurbanlar kadar kendi içindeki çatışmalarda da kayıplar verebilir. Sürüdeki bir erkek birey ergen davranışları göstermeye başladı mı, lider onu sürüden kovar. Dişi bireyler ise kovulmaz. Sürülerden kovulan erkekler bir erkekler sürüsü oluştururlar. Bu erkekler her üreme dönemi lideri yaşlanmış bir sürü ararlar. Bir sürünün liderini kovmayı başarırlarsa, o sürünün yeni lideri olurlar. Dişi bireyler sürüden kovulmaz ama dişiler arasında da hiyerarşi vardır. Yetişkin dişiler genç dişileri liderden uzak tutarlar. Bir sürüyü bir saat gözlemleyip dişileri hiyerarşik olarak numara sırasına koyabilirsiniz. Sürü liderinin gözdeleri onu çevreler. Genç dişiler lidere yaklaşamaz. İnsanlar evrimleştikçe sürü davranışını kabile davranışına çevirdiler ve ölmüş olsa bile eski atalara saygı, onların ruhlarının kabileden gitmediği inancı dinleri doğurdu. En gelişkin hayvanlar ve insanın evrimsel kuzeni olan şempanzeler akrabalarını bilirler ama dede-torun yakınlığını bilemezler. Bu insana özgüdür. İşte bu ata kültü, dinleri yaratmıştır. İnsanın gelişkin duyguları ve dedesini tanıması, ona saygı duyması, onu unutmaması, dinin kaynağıdır. Erkekler sürüden kovulma kompleksini (Oedipus kompleksi) bilinçaltında taşıdıkları için dindar olmaya (otoriteden hoşlanmaya) daha az eğilimlidir. Kadınlar ise sürüden kovulmadıkları fakat lidere de yaklaşamadıkları için (elektra kompleksi) dindarlığa daha fazla eğilimlidir. Bu kadar evrimleştik, hâla ateist adam sıklıkla karşılaşılabilecek kadar çokken, ateist kadın mumla arasanız bulunmaz. Çok enderdir. Ateist kadınlara selamlar! Sizler nadide mücevherler gibisiniz... |
Alıntı:
Totemlerden tutun da, en gelişmiş toplumlarda dahi tanrı kavramı yani varoluşun açıklanışı, hem dinsel, hem de, bilimsel olarak anlatılmaya çalışılınca ortaya TANRI çıkmış olmaktadır. Mesele bu denli basittir. Varoşun açıklanışı Tanrı olarak karşımza çıkar. Yani insan inanmaya değil de bilmeye programlıdır. Yani BİLEN İNANMAZ, İNANAN BİLMEZ... |
Evrimsel olarak, tıpkı fiziksel özellikler gibi davranışlar da yaşamsal olarak var kalmaya hizmet ettikleri için yani uyumsal oldukları için vardırlar.
Richard Dawkins, Tanrı Yanılgısı kitabında insanların bir dine inanma eğilimlerinin evrimsel açıklamasını şu şekilde ileri sürmektedir: “İnsan türü diğer türlere nazaran göreceli olarak önceki kuşakların birikimli deneyimlerinden yararlanır; hayatın idamesi açısından bu deneyimlerin çocuklara aktarılmaları gerekir. Bu deneyimlerin aktarılmasına yönelik bir eğiliminin çocuğun zihninde gelişmesi yararınadır. Ebeveynlere, kabile büyüklerine itaat et; büyüklerine onları sorgulamadan güven. Bu, çocuklar için yararlı bir kuraldır.” Böylece R.D.’e göre, kısaca “din bir yan ürün olarak ortaya çıkmıştır. Dinsel davranış, farklı koşullarda veya bir zamanlar faydalı olan bir temel psikolojik eğilimin tekleyen, talihsiz bir yan ürünüdür.” Dine inanma eğilimi de atalarımızın büyük olanın, otoritenin sözünden çıkmama eğilimlerinden kaynak almaktadır. Ezcümle; dindarların tanrı yerine evriminin insanın zihinsel işleyişine bu mekanizmayı koymuş olmasına ‘dua’ etmeleri gerekir. |
Şahsen inanma ihtiyacının sonradan kazanıldığına inanıyorum. Bunun sebebi ise çevresel faktörler ve ailede olan din eğitimi. Kimse doğduğu anda yatıcıya inanma ihtiyacı ile doğmaz. Sadece dünyada ki yerini anlama ve algılama çabası ile kendine sorular sorabilir. Bu da yakınında olan teistlerin verdiği peri masalı tadında cevaplarla kapatılır. Bu sebepten inanma ihtiyaç değil bir öğrenmedir. Fikirlerim bu yönde.
|
Alıntı:
|
|
Kesinlikle.Inanmak, hayata inancli baslamak gayet dogaldir.Dawkins'te bu konuya deginiyor kitaplarinda; "baba ogluna, olum ucurumun yanina gitme tehlikeli" dediginde cocuk inanmaya programli, boyle yapmayan salaklari dogal seleksiyon eledi :D.Eger atalarinin, toplumunun, ailesinin bilgilerini, inanclarini kabul etmezse bastan sorgulamadan ergenlige gelmeden olmesi buyuk bir ihtimaldir.Ozellikle gecen bin yillarda.Gece disari cikma, ormana gitme, atesle oynama vs uyarilara sorgulamadan uymaya programliyiz.Bu da inanca programliyiz demektir.Inanmaya meyilliyiz dogustan, liderleri takip etmeye, diyor Dawkins.Ama bu insanin ilkel kismi, cocuklugu.Asil insan bu degil, insanlik dogustan gelmiyor, ogreniliyor.Inanmamak dogustan gelmiyor, ogreniliyor.
|
bebeğin çevresini anlayıp öğrenmeye çalışmasına dayanıp inanmaya proğramlı demek çok saçma. birey olarak sorgulamaya başladığı derin algı dönemine kadar yetişkin ne verirse onu öğrenir. inanmaya proğramlı değil proğramdırılmaya musait demek gerekir bence. yazıdaki alt mesajla yapılmaya çalışılan durum gibi.
|
İnsanlar bilmek isterler. Bilmeyi beceremeyenlerse inancı size sıkarlar. Mesele bu kadar basit. İnsanlar bilmeye programlıdır, inanmaya değil. İnsan bilemediğine inanmaktadır. Yani bilmek isteğinden doğan inancı yanlış yorumlamayalım.
Bilmek istemi eğer bilmenizi gerçekçi bir tarzda sağlayamıyorsa, size o konuda inanmak düşer. Durum bu...Çünkü, BİLEN İNANMAZ, İNANAN BİLMEZ... |
Alıntı:
Yine her zamanki gibi işkembe calışmış ve reddetme yolu,yahuuu biz konuşmuyoruz biz deney yapmadık koskoca yabancı bir adam üstelik bilim insanı üstelik insan psikolojisi üzerinde uzman,yoksa düşüncelerinize ters bir durum olduğu içinmi reddetme yolundasınız:high5: |
Alıntı:
bkz. About Fuller Welcome to the Fuller Theological Seminary community! Fuller is one of the largest multidenominational seminaries in the world, providing professional and graduate-level education in our schools of theology, psychology, and intercultural studies. We are known for our ethnic and denominational diversity, with more than 4,000 students joining our community from 70 countries and more than 100 denominations. Since its founding by radio evangelist Charles E. Fuller in 1947, Fuller Seminary has equipped students to be leaders with a mind for scholarship and heart for the gospel. Fuller is a global leader in theological education, standing on the front lines of evangelical thought while remaining committed to ministry and mission grounded in scholarship. We offer 18 degree programs at our main campus in Pasadena, California, at six regional campuses and through flexible online programs. I invite you to learn more about Fuller by exploring our Mission and History, News and Events, my personal blog, and other sections of the website that might be of interest to you. Thank you for your visit! bkz. bu da, psikoloji departmanının tanıtımından: Every faculty member is a committed Christian who integrates his or her discipline with personal faith and dedication to the teachings of Jesus Christ. These scholars and practitioners bring a wealth of training and experience to the classroom, including ministries beyond the seminary. You will learn the skills to bring the message of restoration, reconciliation, and redemption through your research, teaching, and clinical practice. Bilmem anlatabildim mi? Ezcümle; laiklik güzel bir şey. Her şeyi çorba etmeyi engeller. |
Sağolun,ben almayayım.
Bu kitabın yazarı sıkı bir Hristiyan,Justin L. Barrett. Kendi inancının propagandisti. Alıntı:
Adam zaten tanrı inancının doğuştan olduğunu ispatlamak için kitaplar yazıyor,kitapların isimlerine bakmak bile yeterli; Why Would Anyone Believe in God? Born Believers: The Science of Childhood Religion |
Doğru insanlar bazen yanlış şeyler söyleyebildikleri gibi yanlış insanlar da bazen doğru şeyler söyleyebiliyor.
Adam evrimsel bir gerçeği tanrı efsanesine yamamaya çalıştığının ya farkında değil... Ya da farkında fakat çıkarları öyle gerektirdiği için yamamaya çalışıyor. Bu Batılılar genelde hin gibi de neyin ne olduğunu bilirler. Ama işlerine gelmez. O yüzden ikinci olasılık geçerlidir mutlaka. Bu adam bunun evrimin gerçeği olduğunu biliyor ama çıkarları için konuyu tanrıya götürüyor. Zaten bu hep böyledir. Kimse iklim değişimcilerini, yeşilleri yalan söylemekle suçlamaz. Devletin çıkarlarına sekte vurdukları, sanayiyi, ekonomiyi engelledikleri gerekçesiyle suçlarlar. Bunlara göre çıkar için ormanı, tepeyi dümdüz edip hallaç pamuğu gibi atmalı! Para için canlıların kökünü kurutmalı. Üç kuruş için her yeri zehirlemeli! Yeter ki devlet düşmanlarını ezip geçsin! Bunlar her konuya "biz ve onlar" penceresinden bakarlar. Bu pencere öyle dardır ki, kendi hırs ve egolarından başka hiç bir şeyi göstermez. "Biz üstün olmalıyız, onlar ezilmeli, yok olmalı!" |
Alıntı:
|
Bir gün oğlumla televizyon izliyorduk kendisi zannedersem 2 yaşlarında idi. Cam açıktı ve cerayan yaparak kapı kapandı. o esnada oğlum bana dediki baba kapıyı kim kapattı, daha sonra birkaç kere daha aynı olay yaşandı ve her defasında baba kapıyı kim kapattı diye sordu bana. Daha dünyayı algılamaya çalışan bir çocuk bile hiçbirşeyin sebepsiz kendiliğinden olabileceğini düşünmezken siz yüksek zekalılar nasıl insanın evrimle oluşabileceğine inanıyor hayret yani.
Bir arabayı tamamlayan logoların olduğu bir çuvalı istediğiniz kadar sallayın, üzerinde zıplayın, duvardan duvara vurun bu logolar birleşerek bu arabayı oluşturmaz, bu o kadar küçük bir ihtimaldir ki bu ihtimal matematikte sıfır olarak kabul edilir. İnsanın(canlıların) kendiliğinden oluşmasıda böyledir çok küçük bir ihtimaldir(bana göre böyle bir ihtimal yoktur yine de hayal kırıklığına uğramayın diye küçük bir ihtimal vereyim). Madem bilim bilim bilim diye ötüyonuz neden inandığınız bilimle çelişiyorsunuz?? Bir tez ortaya atıldığı zaman öncelikle olasılığı yüksek ihtimale yönelinir. Şöyleki, insanın kendiğinden oluşma ihtimali yüzde elliden az mıdır? tabiki azdır yoksa evrimin her aşamasına her an şahit olurduk. O halde yüzde elliden düşüktür. Peki yüzde elliden düşük ihtimalle insan kendiliğinden oluşuyorsa bunun tam karşıtı olan yüzde elliden fazla ihtimalle mutlak bir akıl tarafından oluşturulmuştur. Neden savunduğunuz bilimle çelişerek önce Allahu Tealanın varlığını ıspata yönelmiyorsunuz?? (şimdi bu soruya atlayıp saçmalayacağınızı bildiğim için bu soruyu şu soruyla takviye edeyim.. mevcut bilim %100 ihtimalle bir yaratıcının var olmadığını ısta edebiliyor mu?) Zekasına hayran kaldığım siz değerli!(ender) insanların olmazı olur yaparak, bilimi zorlayarak, evrim denen olasılık ve çıkarımlara dayanan osu..tan bir hikayeye inanarak Mutlak bir güç ve akıl gerektiren bu evrenin fiziksel kurallarının kendiliğinden oluştuğuna inanmanızı hayretler içerisinde izliyorum.. Pes yanii.. |
Alıntı:
Bilim etigini bilmiyorsaniz, bunu bilimle celismek olarak algilamaniz cok normal. Siz once bize , tum yaratildigi iddia edilmis olanlardan bagimsiz olarak Allah'i tanimlar misiniz bir? |
Allahü Tealanın isimlerinden(esma-ül hüsna) O'nu tanıyabiliriz;
1- ALLAH ( c.c ) Allah, bildiğimiz ve bilemediğimiz, görebildiğimiz ve de göremediğimiz bütün âlemlerin ve “din gününün sahibi” olan, kâinatı yaratıp yöneten, tüm övgülere ve ibadet edilmeye tek layık olan Yüceler Yücesi Rabbimizin, 99 isminin bütün özelliklerini kendinde toplayan en kapsamlı ve özel adıdır. Allah (cc). Bu isim, sadece Cenâb-ı Hakk’ın zâtına mahsus olup, başka hiçbir varlığa isim olmamıştır. Hiçbir dilde de tam karşılığı yoktur! Meryem sûresi (19), 65: “O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen O’nun (Allah’ın) ismini taşıyan başka birini bilir misin?” ALLAH (cc) isminin Arapça kelime yapısındaki özelliği gereği, harfleri tek tek kaldırılsa bile anlamı bozulmayan “tek kelime”dir. Bakara sûresi (2), 255: “Allah! O’ndan başka ilâh yoktur...” İsmin başındaki hemze kaldırılırsa “lillâhi” olur. Bu da “Allah için, Allah’a ait” demektir. Bakara sûresi (2), 284: “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır...” Allah ismindeki birinci “elif” ve “lâm” kaldırılırsa “lehû” olur, bu da “O’nun” demektir. Bakara sûresi (2), 255: “...Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur...” Lafza-i Celâl’deki ikinci “lâm” da kaldırılırsa sadece “he” harfi kalır ki, Zât-ı Kibriyâ’ya delâlet eder: Hû Daha enteresan olan bir husus da “he” harfinin mahrecinin, yani çıkış yerinin göğüs kafesi ve ciğerler oluşudur! Buna göre, nefes almakta olan her canlı, inansa da inanmasa da, her nefes alışında “Hû” demekte ve Allah’ı zikretmektedir! İstese de istemese de... Bilse de bilmese de, her canlı, nefes alıp verdikçe Yaradan’ını zikretmektedir. Yani “ölüm” Allah’ı zikretmenin son noktası... “Yaşamak” ise Allah’ı anmak, her an Allah ile beraber olmak demektir! Allah! (cc), Bu mübarek ismin hiçbir dilde karşılığı yoktur. Dilimizdeki “tanrı” ve “ilâh” kelimeleri anlam bakımından Allah ismi yanında o kadar kısır, o kadar cılız kalmaktadır ki , anılmaya bile değmez! Allah! (cc), Bütün diğer isimleri, mana cihetiyle kendisinde topladığı için de İsm-i A’zamdır. http://www.esmaulhusna.net/anasayfa-icerikler-44 http://www.facebook.com/media/set/?s...6339277&type=3 |
Alıntı:
Ustteki soruma yanit istemistim. Tum yaratildigi iddia edilenlerden bagimsiz olarak tanimlar misiniz diye. Bana getirdiginiz tanim da, 99 isme bagimli bir varlik. |
Alıntı:
|
Bu arada benim bahsettiğim konuyla bilim etiğinin ne alakası vardı çözemedim.. benim bildiğim bilim etiği bilimde uyulması gereken ahlaki kurallar.. yani??
|
Sonsuz güç sahibi bir yaratıcı tanımlanamaz.
|
Alıntı:
Sinirli, yani bagimli. Bana sormayin, benim bir yaratici fikrim yok cunku, hayal kurup tanri arayisina ihtiyacim da yok, once soruma cevap verin isterseniz. |
Alıntı:
|
fikriniz yoksa zikriniz niye var? hem fikriniz yok hem beğenmiyorsunuz tanımlamaları, bu nasıl oluyor? Esmaül Hüsnada neyi eksik gördünüz?
|
Alıntı:
Sunu bu baslik altina yazan siz degil misiniz? Alıntı:
Bilime inanilmadigindan, bilindiginden mutevellit, bilimsel etige sahip insanlar, bilim ahlakini esgecenlere elestiri getirirler. Anlasilmayan yer var mi? Alıntı:
Sinirli, bagimli ne demek? Yaratici oldugu iddia edilen bir varligin, kendi isim ve sifatlarina bagimli olmasi, onun sinirli/bagimli bir yapi oldugunun gostergesidir. Bu yuzden soruma cevap istemistim, ancak hala alamadim. |
peki siz konuyu anladınız mı?
farklı bir açıdan yaklaşayım.. dünyada yaklaşık 7 milyar insan var ve bu insanların %90ı ya müslüman ya hristiyan ya yahudi yada budist, bi şekilde yaratıldığına inanan insanlar, bu oran bilim insanları arasında da geçerlidir büyük ihtimalle.. şimdi bu kadar insan geri zekalı siz akıllısınız öle mi? bumudur bilimsel etik yani? :D |
ben cevabımı verdim.. Esmaül Hüsna!!
|
Neva,
senin sinapslarda sorun var, beynin algı düzeyi zayıf kalıyor sanırım senin.. insanı moleküllerine parçalayalım herbir molekülü bi kaba koyalım ve bu kapları karşımıza alalım.. sonra şuanki bilimle bunu birleştirip insan yapmaya çalışalım.. yapabilir mi şuanki bilim bunu? ..h yapar? o halde senin bilimin de sınırlı değilmi? e peki sen bu sınırlı bilimle bir yaratıcının olmadığını ıspat edebiliyormusun? hayır edemiyorsun? Arkadaşım sen ne konuşuyorsun o zaman?? Bak evrim denen şey bir hikayeden ibarettir.. kendi çıplak gözünle evrime şahit oldun mu? kendinden oluşan bir canlı gördün mü? görmedin!? sen şimdi neye inanıyorsun bikaç gerzeğin bilimsel izlenimler doğrultusunda(bunlar bilimsel çalışmalardır tasdik ediyorum) olasılıklar ve çıkarımlara dayalı hikayelerine inanıyorsun.. yani görmediğin bir şeye inanıyorsun, ben de görmediğim Yüce bir Yaratıcıya inanıyorum, aslında aynı noktadayız, ikimizde bilimle ıspat edemiyoruz (ki bilimle bu ıspat edilemez, ancak akılla ulaşılabilecek bir konudur bu). Bunda önce hemfikir olalım.. Var mı bir itirazın? |
Alıntı:
Dini inanc labaratuvar'in kapisina kadardir, orada birakir oyle iceri girersiniz. Yok tersini savunuyorsaniz, bilim etigi sizi eninde sonunda dislar. Arada boyle bir zeka farki var. Mesela hala sinirli, bagimli ne demek onu ogretmeye calisiyoruz, tanriya yonelik.. Dinsel zeka boyle isliyor kimilerinde. |
Yahu siz beni anladığınıza eminmisiniz... nerden çıkarıyorsunuz dini inançlarımızla labaratuvara girdiğimizi.. ben diyorumki o labaratuvarda nasıl ki inançsızlığı ıspata yöneliyorsunuz ben de diyorumki labaratuvarda önce küçük ihtimaller üzerine gidilmez büyük ihtimallere yönelinir, eğer büyük ihtimal ıspat edilemezse diğerine yönelinir.. Büyük ihtimal ise Yaradılış Gerçeğidir..
|
Alıntı:
İnançlar felsefe konusudur, bilim değil. Tanrının olup olmadığını felsefe düşünür. Felsefe ise tanrının olmadığını kanıtlar. Çünkü evren tasarım gerektiriyorsa, onu yaratacak bir tanrı daha fazla tasarım gerektirir. Evren zart diye ortaya kendiliğinden çıkamıyorsa, tanrı zort diye kendiliğinden ortaya hiç çıkamaz. |
Alıntı:
Bir turlu asil konuyu tartisamazlar. Ne yazik ki hicbir zaman yaniltmiyorsunuz. Ispat diye ortaya koydugunuz, sadece bir kitap ve hikayeler. Bilimse sizi tamir ediyor, ama bilime arsizca saldirmaktan geri durmuyorsunuz maalesef. Birkac gerzek(!) tamir ediyor sizi, hastaneye gitmeyeyim yuce tanrim tamir eder dediginiz oluyor mu? Bilimde sinir yok, bugun yapamaz, yarin yapar, gelecekte yapar, ama sizin tanrinizi yanlislama luksunuz dahi yok. Ne acinasi bir tanri! |
arkadaşım evrim nedir? inançsızlığın izahıdır! bu labaratuarda ortaya konulmaya çalışılmıyor mu? evet labaratuar bulguları doğrultusunda ortaya atılan olasılıklara ve çıkarımlara dayandırılıyor.. ben de diyorum ki önce evrimin varlığını ıspata yöneleceğinize(bu şuana kadar çıplak gözle gözlemlenememiştir) bunun tam karışıtı olan Yaratılış Gerçeğine yönelin öncelikle..
|
Alıntı:
Labaratuvarda kisinin, ateist veya teist olmasinin onemi yoktur. Bu kismi anladiginizda durmadan ayni seyleri yazmaktan vazgececeksiniz. Ha gayret! Alıntı:
Kim ne yaratmis? Sordugumuz soruya dahi cevap veremiyorsunuz, hala yaratilis gercegi diyorsunuz. Tanimla Allah'ini ? Yok tanimlayamam. |
Neva bey,
senin sinapslar gerçekten zayıf.. ben doktorlara gerzek demiyorum, evrim teorisini ortaya atan ve bilimsel bulgular doğrultusunda evrime yönelik çıkarımlarda bulunan gerzeklere gerzek diyorum.. gayet açık oldu bu sefer anlamışsınızdır umarım.. |
gariplerim cernde ALLAHU TEALAYA reddetmek içim yıllarca deney yapmaktalar dinlerden soyutlamak adına insanlığı deney labaratuarın giriş kapısının önünde hinduların bereket tanrıcası şivada ne oluyor :)
|
Alıntı:
bu "garipler" deneyi allahini reddetmek icin mi yapiyorlar sence?? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Şu sinaps meselesi ile ilgili olarak da; sinaptik düzeyde bilgiyi işleyen canlılar için insanların genelinde en üst düzeye ulaşan -ama bazılarınla hala ulaşamamış olan- beynin işleyişini kavramaları çok zordur. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:58 . |