![]() |
Bedir savaşı notları
17 Mart 624 Ramazan ayı---Muhammed'in komutasında oldukça değerli mallara sahip olduğu bilinen Ebu Süfyan başkanlığındaki Kureyş kervanına karşı sefer düzenlenmiştir. Ebu Süfyan son anda yolunu değiştirerek kervanını kurtardı ve Mekke'ye haber göndererek yardım istedi. 1000 kişilik bir Kureyş birliği ile 310 kişilik Muhammed'in birliği karşılaştılar. 70 Kureyşli ve 14 Müslüman hayatını kaybetti. Kureyş birlikleri geri kaçtılar. İslam tarihindeki en önemli savaş olarak anılır. Enfal 9'da belirtildiği gibi meleklerin müslümanlara yardım ettiği söylenir.
İlginçtir ki, savaşan birliklerde aynı ailenin fertleri de vardır: Bir tarafta Ebu Bekir diğer tarafta Kureyş saflarında yer alan oğlu Abdurrahman; bir tarafta Kureyş birliği komutanı, Utbe b. Rabia, karşısında oğlu Huzeyfe bulunuyordu, Muhammed'in amcası Abbas ile (kızı Zeyneb'in eşi ve Muhammed'in damadı) Ebu'l As, Kureyş birliklerinin arasındaydı Bir tarafta Allah'ın kılıcı Ali varken diğer tarafta onun kardeşi Akîl vardı. Bu anlamda bu savaş Muhammed'in nasıl aileleri bile "din uğruna" bölüp parçaladığının ve birbirine düşman ettiğinin kanıtıdır adeta. Ama ilginçtir ki, şeriatçılar bu tabloyu övünerek anlatırlar ve Allah yolunda gerekirse ana, baba, kardeş, evlat ne var ise feda edilmesi gerektiğini bir faziletmiş gibi sunarlar genç kuşaklara Bedir savaşındaki bu tabloyu örnek göstererek. Ebu Süfyan'ın oğlu Hanzala da bu savaşta öldürülmüştü. Ebu Cehil de bu savaşta öldürülmüştür. Ebû Süfyan'ın diğer oğlu Amr da bulunuyordu ve esir olarak Muhammed'in hissesine düşmüştü. Muhammed onun için babası Ebu Süfyan'dan fidye istedi. Ebu Süfyan bunu reddetti ve Umre amacıyla Mekke'ye gelen Sa'd b. Numan'ı esir alarak oğluna karşılık serbest bırakacağını söyledi ve sonunda oğlunu fidye ödemeden geri aldı. Esirlerin malî durumlarına göre 1000 ile 4000 dirhem fidye ödemelerini şart koşulmuştur. Esirlerin sayısı 70 idi ve esirler arasında Muhammed'in amcası Abbas, diğer amcalarının oğulları Akîl ve Nevfel de bulunuyordu, ayrıca Muhammed' in damadı Ebü'l-As da esirler arasında bulunuyordu. Muhammed'in kızı Zeyneb, kocasının fidyesi olarak bir miktar malla birlikte, evlenirken annesinin kendisine taktığı gerdanlığı gönderdi. Muhammed gerdanlığı görünce duygulandı; sahabenin de görüşünü alarak gerdanlığın Zeyneb'e iade edilmesini ve Ebü'l-As'ın serbest bırakılmasını emretti.. Medine'ye dönerken bütün ganimetler bir araya toplanarak savaşa katılanlar arasında eşit şekilde bölüştürüldü. Ganimetler: 150 deve, 10 at, külliyetli miktarda kırmızı kadife, harp âlet ve edevatı, sahtiyan, ev ve giyim eşyasından (Sargon'dan alıntı). Daha sonra savaş ganimetleriyle ilgili hükümler içeren ayetler indi. Esirlerin fidye parası olarak Mekke'lilerden toplam 250.000 dirhem alınarak serbest bıraktılar. Ebu Süfyan ve karısı Hind oğulları Hanzala'yı, babası ve kardeşini Bedir'de öldüren Müslüman'lardan intikam almaya yemin ettiler. Daha sonra Ebu Süfyan'ın karısı Hind Uhud'da hayatını kaybeden Hamza'nın ciğerini yiyecektir ama Mekke'nin fethinden sonra Ebu Süfyan ve karısı Hind müslüman olacaklar ve Muhammed'e beyat edeceklerdir. (Not: Ünlü İslam halifesi Muaviye onların çocuğudur) İlgili ayetler: Al-i İmran Suresi (13, 41, 43,44,47,49, 67, 68, 69), Enfal Suresi: 1-14 arası ayetler ve 17. ayeti Bedir savaşı sonrası inmiş olup bu savaş ile ilgilidir. Enfal 41 (ganimet paylaşımı) ve Enfal 42,43,44,48,49 da bu savaşa gönderme yapar. Tevbe 26 da bu savaşa göndermede bulunur.(Sekinet uykusu bu savaşın konusudur) Not : Sadece bazı noktalara (özellikle "insani" olanlara) değindim, konuyu detaylandıracağım. |
Re: Bedir savaşı notları
Bedir Savaşı'nın en ilginç bulduğum noktalarından biri, Muhammed'in esirlerden fidye isterken, kendi damadından istememesidir. Bu şekilde özkızını kayırmıştır.
Notların arasına katman gereken önemli bir nokta var sevgili sodomo: Savaşta öldürülen 70 civarındaki Mekkeli müşrik, balık istifi bir kuyuya atılmıştır. Gömülmeye bile tenezzül edilmemiştir. Ölüye gösterilen saygı açısından önemli buluyorum. Savaşmaya binlerce melek gönderen allahın (!), cesetleri gömdürmeye mi gücü yetmiyor?! Müslümanların, Kervanı yağmalamak için öne sürdükleri gerekçeyi de ele almak gerekiyor. Geçen yıl bu konuda bir başlık açmıştım forumlarda. |
Re: Bedir savaşı notları
Sevgili Cem, bu cesetleri kuyuya atma meselesi bence o şekilde değil. Genel olarak anlatılan, o dönemde bu tip savaşlarda düşman cesetleri ortada bırakılırmış savaşı kazananlar tarafından bir nevi gözdağı vermek ve savaşı kazandığını sağa sola ispatlamak için. Burada Muhammed'in yaptığı bir derece daha iyi çünkü cesetlerin görünür bir alanda bırakılmasını istemiyor ve kuyuya atarak onları gizlemiş oluyor. Bence gömse daha iyi olurdu ama o kadarı da olur artık..
Kendi damadından fidye istememesine gelince: Orada şu paragrafa dikkatini çekerim : Muhammed'in kızı Zeyneb, kocasının fidyesi olarak bir miktar malla birlikte, evlenirken annesinin kendisine taktığı gerdanlığı gönderdi. Muhammed gerdanlığı görünce duygulandı; sahabenin de görüşünü alarak gerdanlığın Zeyneb'e iade edilmesini ve Ebü'l-As'ın serbest bırakılmasını emretti.. Zeynep çok sevdiği kocası Ebu'l As'in fidyesini ödemek için babası Muhammed ve annesi Hatice'nin düğünlerinde ona çeyiz olarak verdikleri gerdanlığı gönderir. Muhammed bunu görünce ağlar. Tam bir insani dramdır hadise. Daha önce Muhammed Mekke'den Medine'ye hicret ederken kocası "müşrik" Ebu'l As'ı çok seven Zeyneb babası Muhammed ile birlikte gelmemişti ve bu Muhammed'i çok kızdırmıştı. İşte o Zeyneb şimdi de adeta babası Muhammed'e tokat atar gibi bir hamle yapar. Muhammed o gerdanlığı gördüğünde adeta "şok" geçirir. Bu anlamda "aşk"ın "dini" nasıl yendiğini de ispatlamış olur. Üstelik babası peygamber olan (tabii ona göre) bir kız bile aşkı tercih etmiştir. Ben bu Zeyneb'i çok tuttum. Helal olsun kadına. |
Re: Bedir savaşı notları
benım anlamadıgım kuranda 3000 melekle takviye ettik diyo bunun neresı akla mantıga uygun? yanı madem doga ustu gucler var olumsuz bunlar. o bın kısı nası kurtuldu ??
|
Re: Bedir savaşı notları
Daha Mekke döneminde iken yani Muhammed'in amcası Ebu Talib'in korumasına güvenerek Mekke'lilerin putlarını taşladığı ve onlara hakaret ettiği bir dönemde Mekke'nin ileri gelenleri toplanıp Muhmmed'e nasıl bir isim takılacağını tartışırlar. Toplantıda bulunanlardan Velid İbn Muğire'nin şu sözleri daha o dönemde bir gerçeği gözler önüne seriyordu.
"O bir büyücüdür (sâhir) çünkü büyücü; baba ile oğulu, kardeş ile kardeşi, karı ile kocayı birbirinden ayırır ve Muhammed de öyle yapıyor" Yani büyücü ithamı Muhammed'in metafiziki *bir yeteneği olduğu için değil de *bir nevi büyücülerin insanları birbirinden ayırmak için büyü yapmalarının "benzetme" yoluyla Muhammed'e atfedilen bir karakter özelliği olarak alınmıştı. Şimdi Mugire'nin bu sözlerini alalım ve Bedir savaşına bakalım: Bir tarafta Ebu Bekir diğer tarafta Kureyş saflarında yer alan oğlu Abdurrahman, bir tarafta Kureyş birliği komutanı, Utbe b. Rabia, karşısında oğlu Huzeyfe bulunuyordu, Muhammed'in amcası Abbas ile (kızı Zeyneb'in eşi ve Muhammed'in damadı) Ebu'l As, Kureyş birliklerinin arasındaydı Bir tarafta Allah'ın kılıcı Ali varken diğer tarafta onun kardeşi Akîl vardı. Muğire ne kadar da haklıymış değil mi ? |
Re: Bedir savaşı notları
Bu bilgileri biliyordum sodomo. Ancak herşeye rağmen diğer esirlerden fidye alıp kızından almaması, evrensellikten ve adillikten uzak.
Cesetleri balık istifi bir kuyuya attırması ise, eğer Muhammed'i tarihi bir kişilik kabul edersek elbette normal. Ancak Muhammed, tarihsel bir kişilik olmaktan öte evrensellik iddiasında. Bu nedenle onu tarihi koşullarına göre değerlendirmek dini açıdan mümkün değildir. Yapılan davranışın, tanrının elçiliği gibi bir sıfatla uyumlu bir davranış olmadığı bence önemli bir nokta. |
Re: Bedir savaşı notları
Cem ne zamandır sormak istiyorum bir türlü kısmet olmadı. Senin şu Bedir savaşı ile ilgili açtığın topiğin linkini nedir *veya günceller misin o topiği...
|
Re: Bedir savaşı notları
Bedir savaşında aile üyelerinin birbirleri ile savaşmaları gerçeğine bir ilave de Ebubekir Siracettin'in (Martin Kings) kitabından (S. 159):
"Mus'ab Ensardan biri tarafından esir alınan kardeşi Ebu Aziz'e rastladı. Mus'ab esir alana: Onu sıkı tut, çünkü annesi çok zengindir, sana yüklü miktarda fidye verebilir" dedi. Ebu Aziz: "Ey kardeşim, beni başkalarına mı emanet ediyorsun ? dedi. Musab: "Şimdi senin yerine benim kardeşim o" cevabını verdi.... Muhammed kardeşi kardeşe, babayı oğula düşman etmiştir. |
Re: Bedir savaşı notları
Alıntı:
Bu çok güzel bir anekdot olmuş teşekkürler |
Re: Bedir savaşı notları
Insanlari dusunmeye sevketmesi gereken bir savasin, kutsal gorulmesi, gine bazilarimizin din ugruna insanliktan ne kadar uzak kalabildiginin bir delili olarak gorunuyor.
* Insan eliyle hareket edip allahin kendi kullarina savas acmasi, babayi ogula, kardesi kardese dusurmesi, akil almaz bir ahlaksizlik ornegidir. Bunu kutsal goren beyinlerin sihhatindan ben, suphe ederim. |
Guncelleme
|
Alıntı:
Yani herşeye gücü yeten, merhameti sonsuz yaratıcı, kansız bir şekilde yayamıyormuydu hükümlerini - hadi imtihan olduğunu kabul ettik... Kan varsa, nasıl merhamet var? Bir arkadaşımız yazmıştı bu forumda, "Yani bu Müslüman arkadaşlar, kendi gözleriyle görseler bu kitabı Hz.Muhammed'in yazdığını, gene de -Allah'ın bir bildiği vardır- der çıkar işin içinden." Aynen imzamı atıyorum o arkadaşa... Uyuşturucu, afyon tabiri az kalıyor bazen. |
Bu savaşa dair konuşulabilecek şeylerden biri de bence Bedir de savaşanların neden "Bedr'in Arslanları" olduklarıdır.
Wiki'deki ilgili madde kuvvetleri şöyle veriyor: Alıntı:
Bu konuya değinen İslami kaynaklar (sanki başka da kaynak var ya) Müslümanların sayıca 300'den biraz fazla, Müsriklerin ise 1000'den biraz az olduğu konusunda birleşiyorlar. Keza 70 civarı Müşrik ölüyor, aşağı yukarı bir o kadarı da esir alınıyor. Müminlerin kaybı ise 14 ölü. Bir kere bir meydan savaşı (Kurtuluş Savaşı'nı mahalle kavgasına çeviren islamcıların kulakları çınlasın) için (taraflar 300'e karşı 1000 kişi) bu rakamlar, yani kayıpların sayısı bence oldukça tuhaf duruyor. Alıntı:
Ayrıca Uhud Savaşı'nda bu melekler raporlu muydular, izin alıp tatile mi gitmişlerdi? |
Alıntı:
|
Yine Hicret'in ikinci yılındayız. Gündem Bedir savaşı. Hakkında adeta destanlar yazılan bu Bedir Muharebesinin nedeni neymiş acaba. Bakalım
Hicretin 2. senesi, 17 Ramazan, Cuma (Mîlâdî: 13 Mart 624). Hicretin ikinci senesinde Kureyş müşrikleri bir ticâret kervânı hazırlamışlardı. Şam pazarına gönderilen kervâna Mekke'den kadın erkek hemen hemen herkes hisselerine göre ortak idiler. Bin deveden meydana gelen ve sermayesi 50.000 dinar olan bu büyük ticâret kervanının satılan malları karşılığında harbe hazırlık için silâh alınacaktı. Kervânın yola çıkarılmasındaki asıl maksat buydu. Kureyşliler Ayrıca kervânla birlikte Ebû Süfyan başkanlığında 30-40 kişi kadar muhafız da göndermişlerdi. (İbni Hişam, Sîre, c. 2, s. 257; Ibni Sa'd, Tabakat, c. 11, s. 11) Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu durumu haber aldı. Ebû Süfyan başkanlığındaki bu büyük ticâret kervanının Mekke'ye dönmesine mâni olmaya karar verdi. Teşkil ettiği 300 kişiyi aşkın (305-315) Sahabî ile yola çıkmaya hazırlandı. Sahabîler Bedir seferine katılmayı şiddetle arzu ediyorlardı. Hattâ bu hususta kur'a çekenler bile vardı. Ensardan Sa'd, babası Hayseme'ye, "Eğer bu seferin mükâfatı Cennetten başka birşey olmasaydı, senden geri kalırdım. Ben bu seferde bana şehidlik nasip olmasını umuyorum" diyerek sefere katılma arzusunu izhar etmişti. Babası ise ona, "Sen rahatsız olan hanımının yanında kal da ben gideyim" diye cevap vermişti. Ama Sa'd bunu kabul etmemiş ve aralarında Kur'a çekilmesine karar vermişlerdi. Çekilen kur'a Sa'd'a çıkmış ve sefere o iştirak etmişti. Bedir'de şehid düşerek bu yüksek arzusuna da nail olmuştu.(İbni Sa'd, Tabakat, c. 3, s. 482.) Olaydaki çarpıtma çabası dikkatinizi çekmiştir sanırım. Kervanı soyacaz demiyorlar, kervandan kazanılacak parayla bize saldırmak için silah alacaklardı deniyor. Kısacası minareyi çalan kılıfını da hazırlıyor. Bütün sahabe şiddetle savaşa katılmak istiyor. Eee, ganimet büyük tabii. Düşünün Tanrı bir peygamber gönderiyor ve ona yaşadığı şehrin, çevre şehirlerin, bölge kabilelerin ve daha sonraki zamanlarda da tüm Arabistan'da yaşayan insanların canına, malına, toprağına saldırma emri ve izni veriyor. Ne suçu vardı babaları öldürülen, anneleri, ablaları cariye, abileri köle yapılan çocukların? El konulan kervanlardaki mallar helal miydi? Bu malları yağmalayan, erkekleri köle yapan, kadınlara, kızlara tecavüz eden ve çocukları köle olarak alıp satan Peygamber ve savaşcıları bunları yaparken "Elhamdülillah" demeyi unutmamışlardır herhalde. |
Alıntı:
Oncelikle, baba ile ogul, amca ile yegen savasip, birbirini oldurdu falan gibi (etik ve insani olarak olmamasi gereken) nedenler uzerine durmaktan ziyade, bu catismalar olmalimiydi?, bunun uzerinde durmak gerektigini dusunuyorum. Cunki, tarih boyunca ve hala gunumuzde bile baba-ogul,abi-kardes catismalari yasanmakta,bu catismalarin nedenleri cikar,erk ve ustunluk kurma olayina dayanmaktadir. Ornegin, Habil-Kabil olayi bile basli basina bir cikar,bir ustunluk kurma, bir kiskanclik olayidir... Gelelim Bedir savasina ve Bedr'in Aslanlarina...Islamiyetin ve Kur'an'in ozune en ters dusen savastir.( Detaya girmiyorum, cunku mevzu cok uzayacak, isteyen internette cok iyi kaynaklar bulabilir). Bir kere, Bedir Savasi bir savas degil, yaglamalamaya tesebustur,karsi tarafin yagmalamaya karsi durmak istemesi sonucu kucuk capli vurusmanin sonucudur ve bu yagmalamaya karsi koyan grup bu yagmalamayi engellese idi bu gun Bedr olayini kimse bilmeyecekti... Konuyu dagitmayalim, esas sorun su... Bedir savasina kadar hicbir tek Tanrili din'de yagmalamaya destek cikan, melekler ordusu gonderen bir ilah yok da, Mekke kervanini soymak icin (gerekcesi ne olursa olsun) melekler ordusunu isin icine niye katsin ki??? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:57 . |