Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Deizm (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=127)
-   -   Deizm görüşü ve Deist Tanrı modelleri (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29882)

Şüpheci Dinsiz 17-10-2012 07:22

Deizm görüşü ve Deist Tanrı modelleri
 
Sevgili arkadaşlar,

Klasik Deizm ile ilgili genel tanımları buradan okuyabilirsiniz. Bu tanımların hepsine katılmamakla, hatta bazılarını mantık dışı bulmakla birlikte kendimi "Deist" olarak tanımlarım.

Mühendis olduğumdan bilimle iç içe yaşadım. Haliyle her olayın bilimsel açıklaması olduğunu düşünürüm. Henüz açıklayamadığımız olaylar varsa bile hiç açıklanamayacağı anlamına gelmez, bilimimizin henüz yetersiz olduğu anlamına gelir bana göre. Açıklayamadığımız her olayı boşlukların Tanrı'sına bağlamam.

Deizm hakkındaki düşüncelerim kısaca şöyledir :
- Deizm dogmalar içermemelidir.
- Deizm mistik, metafizik ögeler içermemelidir.
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.
- Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.
- Deist kişi Tanrı kurgularını "bilimsel olabilirliği mümkün olan" varsayımlar üzerine oluşturmalıdır.

Çoğu Teist, Deist, Panteist, Agnostik, Ateist arkadaşla Deizm görüşlerim örtüşmediğinden "Ateist" olduğum şeklinde eleştiri alırım. Bence bir mahzuru olmamakla birlikte (çünkü zaten Ateist gibi yaşarım) kendimi Ateist olarak tanımlamam. Çünkü Tanrı'nın var olma ihtimalini olmamasından daha yüksek olarak görürüm.

Kendimce bu şartlara uygun bir Deist Tanrı modeli oluşturdum. Bu modeli anlatmadan önce Tanrı'nın tanımı üzerinde biraz durmak istiyorum.

Wiki'de Tanrı'nın İngilizce ve Türkçe tanımlarına bakılırsa, bu tanımların insanlar tarafından yapılmış olduğu, yaşanılan coğrafyalara, çağa, geleneklere göre Tanrı'yı tanımlayan özelliklerin bölgeselleştiği hemen anlaşılır. İskandinav Tanrı'larının buzla, Ortadoğu Tanrı'larının ateşle ilişkisi buna iyi bir örnektir.

Dinlerin işaret ettiği Tanrı'ları bir kenara bırakacak olursak, Tanrı'yı "yokluğunda bizim de varolmayacağımız garanti olan", bir bilinç, bir güç olarak tanımlayabiliriz, ki; bu tanım bile eksiktir.

Örneğin, big-bang asla kendi kendine oluşamayan bir fenomen ise (böyledir demiyorum) ve bir bilinç, bir güç bunu gerçekleştirdiyse big-bang sonucunda oluşan evren varoluşunu o güce borçludur. O güç, o evrenin var edicisidir. Yoktan var edicisi olmayabilir ama yine de var edicisidir.

Elbette kafamızdaki Tanrı kavramı dinlerin ve filozofların kurgularından ibarettir ve insanlığın toplam bilgi birikiminde böyle yer etmiştir.

Çoğu dine göre Tanrı kusursuzdur, kudreti sınırsızdır, yoktan var edicidir, ezelden beri vardır, ebediyen var olacaktır.

Gerçekten böyle bir Tanrı var olabilir mi ?
Vacibül-vücud iddiasına göre varlıkların var olması için bir var eden olmalıdır ve bu ilk varlık Tanrı'dır, kendinden başka her varlığı yaratandır, yoktan var edendir.
Vacibül-vücud iddiasının temel dayanağı maddenin yoktan var olamayacağı, böylece maddenin bir yaratanı olması gerektiği, bu yaratıcının da Tanrı olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur. Peki, madde yoktan var olmuyorsa Tanrı nasıl yoktan (üstelik bilinçli ve kudretli olarak) var olmuştur ? Tanrı'nın bilinçli ve kudretli olarak yoktan var olma ihtimali ile maddenin bilinçsiz olarak yoktan var olma ihtimali karşılaştırıldığında ilk seçeneği tercih etmek mantık dışıdır.

Haliyle, bence böyle bir Tanrı yoktur. Çünkü Tanrı varken yokluk yoktur, haliyle yoktan yaratma diye birşey yoktur. Demekki madde hep vardı. Tanrı varsa bile maddenin bir ürünü olmalı.

--/--

Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.
- Din, peygamber göndermemişlerdir.
- İnsanları izlemezler, müdahale etmezler, muhtemelen buna güçleri de yetmez.
- Ödül, ceza, kader, cennet, cehennem yoktur.
- Melek, şeytan, cin, peri, huri, öcü yoktur.

Bence varoluş ve zamanın akışı kısaca şöyledir :
- Madde hep vardı.
- Big-bang'den önce de madde vardı.
- Maddenin tabi olduğu yasalarla evrenin yaşama imkan veren her köşesinde abiyogenez ve evrim mekanizmaları çalıştı. Bazılarında yaşam formları yaşama sıkı sıkıya tutundu.
- Bazılarında bilinç kazandı, serpildi, gelişti, aklını kullanmayı öğrendi.

Bizim şimdi yaptığımız, ilerde daha iyisini yapacağımız gibi
- Bunlardan bazıları evreni keşfe çıkacak kadar gelişti.
- Belki kaos halindeki evreni anlamaya, kendince düzen getirmeye çalıştı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerini oluşturmak için kullandı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerinde uyguladı.
- Belki kimi yerlere yaşam ekti (abiyogenez, bencil gen).
- Belki kimi yerlerde yaşama (akıl kazandıran) müdahaleler etti.

Sevgiler

Olimpiyat 17-10-2012 10:08

Selamlar.İki sorum olacak.

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462276)
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.

Deizm, Tanrı yı kabul etmekse, bu nasıl bilimsel olabilir.
Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462276)
Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.

Tanrı kuvvetli bir olasılıktır derken, elimizdeki parametreler neler?

klucky35 17-10-2012 10:15

Yani, Yaratan(lar) Evrim süzgecinden geçmiş size göre.
Bizimde müdalesiz o evrim süzgecinden geçmemiz mümkün değilmi Yaratan(lar) gibi?

Saygılar..

Şüpheci Dinsiz 17-10-2012 14:32

Sevgili Olimpiyat,
Alıntı:

Olimpiyat´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462282)
Deizm, Tanrı yı kabul etmekse, bu nasıl bilimsel olabilir.

"Tanrı'yı kabul etmek" değilde "Tanrı'nın olabileceğine ihtimal vermek" dersek bilimsel olabilir.

Alıntı:

Olimpiyat´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462282)
Tanrı kuvvetli bir olasılıktır derken, elimizdeki parametreler neler?

Benim varsayımımı güçlendiren bilimsel veriler şunlardır :
- Laboratuar şartlarında yapılan abiyogenez çalışmalarında önemli sonuçlar elde edilmiştir. Yakın bir zamanda insanın kodladığı bir DNA ile bencil gen'e sahip bir hücrenin yapılacağına, yani tamamen insan ürünü bir hücrenin yapılacağına inancım tamdır.
İnsan yapısı DNA'nın hücreye naklinden sonra ilk sentetik hücrenin elde edilişine dair şu makaleyi okuyunuz

- Yıldızlar organik bileşen üretiyorlar, buradan okuyunuz.

- Uzayda meteoritlerde DNA yapı taşları bulundu, buradan okuyunuz.

- Güneş gibi genç yıldızların çevresindeki gaz bulutunda şeker molekülleri bulundu, buradan okuyunuz.

Bu verilerden; uzayda zaten organik bileşenlerin, DNA yapı taşlarını var olduğunu, bunları yıldızların ürettiğini anlıyoruz. Buradan, abiyogenezin sadece dünya ile sınırlı kalmayıp evrenin sayısız köşesinde gerçekleşeceğini, evrimleşeceğini düşünmek yerinde olur.

Alıntı:

klucky35´isimli üyeden Alıntı
Yani, Yaratan(lar) Evrim süzgecinden geçmiş size göre.
Bizimde müdalesiz o evrim süzgecinden geçmemiz mümkün değilmi Yaratan(lar) gibi?

Elbette mümkündür sevgili klucky35. :)

Bununla birlikte, evrenimizin ve diğer olası evrenlerin içindeki evrimleşmiş akıllı türlerin ilkinin "insan" olma ihtimali, olmama ihtimalinden daha düşük geliyor bana. Eğer evrendeki akıllı varlıkların ilki "insan" ise, kendini yok etmezse, bilimini ilerleterek Tanrı'ya atfettiği vasıflara sahip olabilir.

Bunu bir sonraki iletimde biraz açayım.


Sevgiler

Şüpheci Dinsiz 17-10-2012 14:37

Sevgili arkadaşlar,

İnsanın (veya akıllı varlıkların), Tanrı olma, yaratma ihtiyacını, mecburiyetini irdeleyeyip, Tanrı vasıflarının neler olabileceğini birlikte düşünelim.

Benim varsayımlarıma göre Deist Tanrı ileri düzeyli bilime sahip bir medeniyet olabilir. Aşağıdaki kurgu bu temellere dayandırılmıştır.

Maddenin ezelden beri var olduğunu düşünelim veya maddenin nasıl var olduğunu bilemediğimizi itiraf edip şimdilik bunu görmezden gelelim, ve maddenin temel bazı kanunları (çekim kuvveti, zayıf ve güçlü nükleer kuvvetler, manyetizma) olduğunu düşünelim. Parçacık düzeyinde kaos halinde olan madde sürekli etkileşim içinde ve etkileşimlerde denge kazanıncaya dek evriliyor, şimdi bilemediğimiz biçimlerde kütleler ve enerji öbekleri oluşturuyor. Her yeni oluşum bulunduğu uzayda yeni etkileşimlere (kaoslara) sebep oluyor, ve bu sebeple etkileşim sürekli hale, hiç bitmeyen bir hale geliyor. Ancak, bazı belirli şartlarda (güneş - gezegen - yörünge gibi) etkileşimlerde denge oluşuyor.

Etkileşimlerde denge oluşan enerji öbeklerinde (sistemlerde) yeterli zaman geçtiğinde abiyogenez gerçekleşiyor, abiyogenezin gerçekleştiği habitat organik varlığın yaşamasına uygun ise evrim süreci başlıyor, evrim mekanizmaları varlığın ortama uygun olan kopyalarını seçiyor, uygun olmayanları eleniyor. Varlıkların yaşam bulduğu habitat, evrendeki kaos sebebiyle sık sık değişiyor (gök taşı düşüyor, depremler, seller yaşanıyor, güneş patlamaları oluşuyor, atmosfer değişiyor), evrimin mekanizmaları varlığın seçimini yeni habitat'a, yeni kurallara göre yapıyor. Varlık, artık daha farklı seçim kurallarını aşmak zorundadır, yeni habitat'a uyum için yeterli zamanı bulduğunda adapte olabilecek, olamadığında yok olacaktır. Gezegenin çeşitli farklı bölgelerinde, örneğin kutuplarında, ekvatorunda, sulak yerinde, kurak yerinde, aydınlık yerinde, karanlık yerinde, farklı varlıklar türeyecek, farklı evrimsel seçimlere, adaptasyona tabi olacaklardır. Varlığın çeşitliliği de böylece açıklanabilir.

Varlıklar çeşitlendikçe değişik bir evrimsel süreç olan "av olmama, avlanma" süreci başlayacak, varlıklardan diğerlerine göre daha çok gelişenler, başta duyu organları, kas - iskelet yapısı gelişenler seçilecektir. Bu kurgu varlıklara önünde sonunda kalıtsal bilgi aktarımı, düşünme, tuzak kurma, tehlikelerden sakınma özelliklerini de (bunu başarabilen varlıklar seçildiği için) sağlayacaktır. Bu kurguda varlıkların akıl kazanması da kaçınılmazdır. Örneğin, akıl kazanıp silah yapmayı başaramayan insan, doğal seçilimde seçilmez, yok olurdu veya yırtıcılardan korunmak için diğer primatlar gibi ağaçlarda yaşamaya devam ederlerdi.

--/--

Maddenin tabi olduğu kanunlar, var olmak ve akıl kazanmak için yeterli gibi görünüyor, bu aşamaya kadar Tanrı'ya ihtiyaç olmadı. Önce maddenin evrimi, abiyogenez, sonra organik evrim varlığımızı mantıklı bir şekilde açıklamaya yeterli oldu. Bu sürecin tüm ayrıntılarını şimdilik bilmiyoruz, ama benim düşünceme göre kurgu ana hatlarıyla budur.

--/--

Peki, Tanrı bu kurgunun neresindedir ? Belki bazı aşamalarında vardır, belkide hiçbir yerinde yoktur. Varsayımlarıma göre kendisinden başka herşeyi yaratmış olan bir Tanrı olamaz. Tanrı varsa bile maddenin, abiyogenezin, evrimin bir ürünü olan bir medeniyettir.

Belkide Tanrı yoktur.
Bu cümleyi "belkide henüz yoktur" diye yazmak bence daha doğru olur. Evrende/evrenlerde akıl kazanmış olan ilk varlık insan ise, kendini yok etmezse, bilimini ilerletirse evrenin Tanrı'sı olur. Sahip olduğu bilimi kullanarak evreni düzene sokar, belkide kendisine daha uygun yeni evrenler yaratır. İçindeki kötülüğün, bencilliğin, komplekslerinin, hırsının kaynağı olan bedeninden kurtulabilir, o zaman muhtemelen kötü olmaz, kötülük yapmasına gerek kalmaz. Tanrı olacak kadar bilim sahibi olan bir varlık bu sebeplerle sadist, kötü olmaz. İnsan varlığını korursa, şimdiden binyıllar sonra bunu yapabilecek hale gelebilir.

Belki bazı aşamalarda vardır.
Bilimini ilerletmiş bir medeniyet (Tanrı), uygun ortama sahip bir gezegende abiyogenezi başlatmış, evrimi başlatmış olabilir. Gezegeni abiyogenez ve evrime uygun hale getirmiş (atmosfer vs.) olabilir. Abiyogenez ve evrimi başlamış bir gezegende varlıklara akıl, yetenek kazandıran müdahalelerde bulunmuş olabilir.

Tanrı olma, yaratma ihtiyacı / mecburiyeti
İnsanı ele alırsak, doğaya karşı savaşında şimdilik hep yeniliyor. Hastalanıyor, sakatlanıyor ve ölüyor. Üstelik biyolojik varlığından ötürü açlık, susuzluk, cinsellik, ego, hırs, mutsuzluk, tatminsizlik gibi bin türlü belası var. Bilimimizi ilerlettikçe öncelikle hastalıklara, sakatlanmalara, ölüme, açlığa, susuzluğa çareler arıyoruz. Sonrasında diğer biyolojik kaynaklı dertlere sıra gelecek. Bunlarla kısmen uğraştığımız söylenebilir. Hormonal düzensizlikleri düzenleyen ilaçlar yapıldı. Belirli maddelerin kritik hormonları tetiklediği, insana sahte cenneti yaşattığı biliniyor. Belki insan, ilerde biyolojik varlığından kurtulacak, mevcut enerji ve hormonal ihtiyaçlarını sunni olarak temin eden sınırsız enerji kaynakları geliştirerek açlığı bitirecek, beslenmek için doğanın, hayvanların yakasından düşecek.

Biyolojik varlığından kurtuluncaya kadar bulunduğu evrende tehdit olarak gördüğü unsurları (asteroid, karadelik, güneş patlaması vs.) düzenlemek zorunda kalacak.

Belki biyolojik varlığından kurtulunca dünya'da kalmasına gerek olmayacak, belirli atmosfer şartlarıyla kısıtlanmayacak, ev, iş gibi ihtiyaçları olmayacak.

Belki bunları uzay boşluğunda herhangi bir yerde oluşturabilecek, kendi dünyasını, atmosferini, evrenini yapabilecek.

Belki ölümsüz olacak.

--/--

Bir varlık için akıl sahibi olmak, öncelikle kendisini koruma içgüdüsüyle kendisini planlı bir şekilde emniyete almayı gerektiriyor. Zarar gördüğü unsurları elimine etmeye, kontrol altında tutmaya çalışıyor. Kendisini tüm zarar görme ihtimallerine karşı hazırlamak istiyor. Bilimi arttıkça kapsama alanı da, önlem alma kabiliyeti de genişliyor.

Varlık, açlık, barınak, cinsellik gibi temel ihtiyaçlarını karşılama yönünde garantiler arıyor. Bilimi arttıkça bunları karşılama kabiliyeti de artıyor.

Sonra konfor arayışı geliyor. Sağduyusuyla konforun bedelini sorgulamaya başlıyor. Zarar vermeden konfor arayışına giriyor. Kaynaklar sınırlı olduğu sürece konforun zor kazanılacağını, sömürüyle kazanılacağını anlıyor, bilimle kaynakların arttırılacağını anlıyor, bilimini sürekli ilerletiyor.

Hedef, hiç aç - susuz kalmayacağı, hastalanmayacağı, sakatlanmayacağı, mağdur olmayacağı, ölmeyeceği, herşeye kudreti olan, herşeyi şekillendirebilen bir duruma kavuşmak, yani tanımladığı Tanrı vasıflarına sahip olmaktır.

Akıllı varlığın hedefi budur, (varlığını sürdürebilirse) bu hedefe er veya geç ulaşacaktır. Buna ihtiyacı vardır ve mecburdur. Bu hedefe ulaştığında Tanrısal vasıflara sahip olacaktır ve bence sadist, kötü, yıkıcı olması için bir sebep kalmayacaktır.

Sevgiler

vartor 17-10-2012 16:54

Benim de bir sorum olacak: olasilik olarak gordugunuz tanri veya tanrilar, var olmus olsa ne fark eder, olmasa ne fark eder? Insan hayatina olumlu veya olumsuz ne etkileri olabilir. Kanaatimca hicbir etkisi olamaz.

Bir guc, planli bir sekilde bizleri iradesiyle yaratmadi ise, o guce tanri vasfi vermek ne derece dogrudur? Fiziksel guclerin varligini ve gercekligini hepimiz biliyor, hissediyoruz. Kainatin, hatta kainatlarin da var olmasina sebep bu gucler dahi olsa, bunlara tanri, yaratici demek dogru olur mu?


Keza eski, evrimini tamamlamis bir medeniyet, hatta uzayda mevzilenmis, dunyaya amino asit ve dna getirdigini varsayabilecegimiz varliklarin, dunyada hayati baslatmis olmalari onlari tanri mi yapar? Deist olmakla ateistin arasindaki fark bu ise, ya sen ateistsin, ya da ben deistim arkadasim.

Şüpheci Dinsiz 17-10-2012 19:03

Sevgili vartor,
Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462307)
Benim de bir sorum olacak: olasilik olarak gordugunuz tanri veya tanrilar, var olmus olsa ne fark eder, olmasa ne fark eder? Insan hayatina olumlu veya olumsuz ne etkileri olabilir. Kanaatimca hicbir etkisi olamaz.

Bence de hiç bir etkisi olmaz. Bu yüzden Deizm'de dua, ibadet vs. gibi ritüeller yoktur. Pratikte Ateist gibi yaşanır. Yaşam verdiği için olası Tanrı'ya teşekkür edilir sadece.

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462307)
Bir guc, planli bir sekilde bizleri iradesiyle yaratmadi ise, o guce tanri vasfi vermek ne derece dogrudur? Fiziksel guclerin varligini ve gercekligini hepimiz biliyor, hissediyoruz. Kainatin, hatta kainatlarin da var olmasina sebep bu gucler dahi olsa, bunlara tanri, yaratici demek dogru olur mu?

Eğer varoluşumuzu akıllı bir türe (Tanrı'ya) borçluysak belirli bir plan dahilinde ve iradesiyle yaratmış olmalı. Ama bu planın insan ve dünya merkezli olduğuna hiç ihtimal vermiyorum.

İlk iletide Tanrı kavramını açıklamaya çalışmıştım. Bize öğretilmiş olan Tanrı kavramı insan ve dünya merkezli bir bakış açısıyla oluşturulmuştur. Halbuki dünya ve insan, evrene göre okyanustaki bir su molekülü bile değildir.

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462307)
Keza eski, evrimini tamamlamis bir medeniyet, hatta uzayda mevzilenmis, dunyaya amino asit ve dna getirdigini varsayabilecegimiz varliklarin, dunyada hayati baslatmis olmalari onlari tanri mi yapar? Deist olmakla ateistin arasindaki fark bu ise, ya sen ateistsin, ya da ben deistim arkadasim.

İnsanlar olarak ay'da atmosfer oluşturup kendi kodladığımız DNA'ları kullanarak oluşturduğumuz bencil genler ile abiyogenezi başlatsak, yerçekimi vs. farkından dolayı muhtemelen tamamen yeni türler oluşacaktır. Bence bu bizi ay varlıklarının Tanrı'sı yapar. Biz olmasak onlar da olmazdı sonuçta.

--/--

Ateist olduğum konusunda itirazlarla sık sık karşılaşıyorum. Hoş, benim için bir mahzuru yok, ama benim gibi düşünenlere Agnostik Deist deniyor. Klasik Deizm'den farklı olarak hiç kabul, inanç barındırmıyor, Tanrı olasılığına ihtimal veriyor ve şüpheci olmayı sürdürüyor.

Ben Deizm konusunda uzun ve yorucu tartışmalara girmemek için kendime "Şüpheci dinsiz" diyorum.

Sevgiler

Sami Dede 26-10-2012 10:11

Dünya Dışı Yaşam ?
 
Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462276)
Sevgili arkadaşlar,


- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.


Bence varoluş ve zamanın akışı kısaca şöyledir :
- Madde hep vardı.
- Big-bang'den önce de madde vardı.
- Maddenin tabi olduğu yasalarla evrenin yaşama imkan veren her köşesinde abiyogenez ve evrim mekanizmaları çalıştı. Bazılarında yaşam formları yaşama sıkı sıkıya tutundu.
- Bazılarında bilinç kazandı, serpildi, gelişti, aklını kullanmayı öğrendi.

Bizim şimdi yaptığımız, ilerde daha iyisini yapacağımız gibi
- Bunlardan bazıları evreni keşfe çıkacak kadar gelişti.
- Belki kaos halindeki evreni anlamaya, kendince düzen getirmeye çalıştı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerini oluşturmak için kullandı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerinde uyguladı.

Muhterem Deist Arkadaş, Bu konuda yazmak istemiştim ama daha önce konuya değinen arkadaşımız var mı diye aradım ve senin bu yazınla karşılaştım. Düşünce ve inandıklarımı yazsam bu kadar güzel ifade edemezdim. Paylaşımın için teşekkür ediyor yalnız olmadığımı görüyorum...
Sevgiyle..

Neva 28-10-2012 16:27

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462312)
Eğer varoluşumuzu akıllı bir türe (Tanrı'ya) borçluysak belirli bir plan dahilinde ve iradesiyle yaratmış olmalı. Ama bu planın insan ve dünya merkezli olduğuna hiç ihtimal vermiyorum.


Sayin Deist_tr;

Insan ve dunya merkezli olmayan akilli tur'den kastinizi biraz daha acar misiniz?

Şüpheci Dinsiz 28-10-2012 17:34

Sevgili Neva,
Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 463573)
Sayin Deist_tr;
Insan ve dunya merkezli olmayan akilli tur'den kastinizi biraz daha acar misiniz?

Demiştim ki:
Alıntı:

Eğer varoluşumuzu akıllı bir türe (Tanrı'ya) borçluysak belirli bir plan dahilinde ve iradesiyle yaratmış olmalı. Ama bu planın insan ve dünya merkezli olduğuna hiç ihtimal vermiyorum
Dinler, bilindiği gibi dünya ve insan merkezli bir kurguya sahiptir. Onlara göre Tanrı dünyayı içindeki tüm varlıklarla birlikte insana göre, insan için yaratmış ve üstün bir varlık olan insanı onlara egemen kılmıştır. İnsan, Tanrının gözdesidir, biricik varlığıdır. Tanrı insanı gözetler, onun dertleriyle ilgilenir, ibadetini ister, günahlarını sevaplarını sayar. Uzatmayayım, bilimin gerçeği gözlerine sokmasından önce dünyayı evrenin merkezi zannetmişlerdir, güneş - ay - yıldızlar figürandır, dünya var olduğu için vardırlar.

Bu görüş tarzı dünya ve insan merkezli görüştür.

Ben, evrenin, yaşamın varolmasına neden olan bir Tanrı varsa bile dünyayı, insanı hedef alarak var ettiğine ihtimal vermiyorum. Basit bir kozmik deneyin yan ürünü, hatta yan etkisi bile olabiliriz.

Sevgiler

Baskoylu 28-10-2012 21:33

Saygideger Deist_tr Dost

Oncelikle Ateizm`in ne oldugunu cok net kavramamiz gerektigine inaniyorum.
Bir donem Ingilizce ogretmenim Hiristiyanligin Ataizm ve Kominizmle cok benzerligi oldugu, kendisini hem Ateist hemde dindar bir Hiristiyan gorurdu.

Ateizm, Tanri inancinin reddidir. Tanri fikrine dayali “Teist” dunya gorusunu kabul etmemek gecmiste kendisine Tanri inanci empoze edilmesine ragmen Insani yaratanin insanin kendisi olduguna inanir, Bing Bang teorisi ile yola cikarak Tanri denen hayali varligin yok edilmesi ve curutulmesi demektir. Yani “Tanri’ya inanmamak”, yada “Tanri inancinin yoklugu” anlamina geldigi soylenebilir.

Siz kendinizi bir agacin tepesinde goruyorsunuz, yere inmek icin caba harciyorsunuz, fakat agactan inmekten korkuyorsunuz, belkide yere ayak basmak icin cok yol kat etmis olabilirsiniz, ama hala elinizde agacin bir dalini birakmiyorsunuz....

Hani olurda YA BIRDE VARSA misali Tanri korkusunu icinizden atmadiginizin bir kivilcimi olsa gerek, Yok degilse Ateizm`i kavramanin ve Ateist dusunceyi savunmak ayridir, Deizm inancini savunmak ayridir... bir birleri ile yakinliklari olsada, Tanrinin Var Olduguna inanilmasi, Ateizmle ayriliklarini ve farkliliklarini net bir sekilde ortaya koyar.
Dolayisiyla "Deizm" Ateizm degildir.

Deizm;Tum dinleri rededen ancak tanrinin varligina inanan inanc seklidir.

Dinler rededildigi icin peygamberler, sozde kutsal kitaplar, cennet ve cehennem, melek ve seytan gibi kavramlarin hicbirinin deizm inancinda yeri yoktur.
Sadece evreni ve doga kanunlarini koyan, bunun ardindan evrene ve insanliga hic bir mudahalesi olmayan tanriya inanilir.
Bu tek inancin kaynagi, dolaysiz yoldan algilarimizla dogaya ve insanin yapisina duyulan hayranlik ve bunlari bir yaratan (tanri) olmasi gerektigine olan inanc seklidir.
Dolayisiyla Deizm`da tanri inanci vardir.

Hallac-i Mansur; "ENEL-HAQ," Ben Tanriyim, Tanri Benim, Tanri Bende, Ben Tanridayim... demesini bire bir uyustugunu soyliyebiliriz,
Lakin Ateizmle uyustugunu soylemeniz!!!! Ateizm dusuncesini kendi dusuncenize endeksliyerek yorumlamissiniz.

Farklilliklarimiz zenginliklerimizdir felsefesi ile, herseye ragman guzel yorumunuzdan dolayi, Sizi yurekten kutluyorum....

Saygi ve Insani Sevgilerimle.


Şüpheci Dinsiz 28-10-2012 22:12

Sevgili Baskoylu,

Konuya yaptığınız değerli katkı ve eleştiri-yorum için ben teşekkür ederim.

Sevgiler

Neva 28-10-2012 23:51

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 463579)
Sevgili Neva,
Demiştim ki:
Dinler, bilindiği gibi dünya ve insan merkezli bir kurguya sahiptir. Onlara göre Tanrı dünyayı içindeki tüm varlıklarla birlikte insana göre, insan için yaratmış ve üstün bir varlık olan insanı onlara egemen kılmıştır. İnsan, Tanrının gözdesidir, biricik varlığıdır. Tanrı insanı gözetler, onun dertleriyle ilgilenir, ibadetini ister, günahlarını sevaplarını sayar. Uzatmayayım, bilimin gerçeği gözlerine sokmasından önce dünyayı evrenin merkezi zannetmişlerdir, güneş - ay - yıldızlar figürandır, dünya var olduğu için vardırlar.

Bu görüş tarzı dünya ve insan merkezli görüştür.


Ben, evrenin, yaşamın varolmasına neden olan bir Tanrı varsa bile dünyayı, insanı hedef alarak var ettiğine ihtimal vermiyorum. Basit bir kozmik deneyin yan ürünü, hatta yan etkisi bile olabiliriz.

Sevgiler

Sevgili Deist_tr;

Bilim dediginiz, koken olarak inanclardan beslenmistir yillarin icinde, antik dunyaya ve o donem ki ilkel de olsa bilimsel calismalara bakarsaniz gorebilirsiniz.

Insanlik tarihi icinde, hicbir evre inancsiz/tanrisiz vs. gecmemistir. Bir tane dinsiz, tanrisiz(sekli semali ne olursa olsun) uygarlik gosteremessiniz mesela insanlik tarihine dair.

Bu yuzden bilimin gelisimi de baltalanmistir donemler arasi.

Bugunku modern bilimde de, hala pek cok gorus, insan ve dunya merkezlidir.

Evrenin veya yasamin varolmasina bir tanrinin sebep olmus olacagi fikri, tanri arayisi ihtiyaci sonucudur. Ki bu da anlasilabilir bir durumdur fikir karsitliklari acisindan sorun degil.

Ancak bir kozmik deneyin sonucu olmasi fikri, yine akilli bir tanri fikrine cikarir. Zira kozmik dunya, sunu bir deneyleyeyim diye dusunup, fikir yurutup, devinim gostermez.

Oysa kozmik dunya, kendiliginden devinimini saglayacak ozelliklere sahiptir. Ama bu ozellikler(madde ve ozellikleri) bir tanri degildir.(kuskusuz kisisel fikrim)

Veya bu ozelliklerin bir kisminin bilincli veya hatali soyutlanip tanri diye varsayim olarak dahi ortaya konmasi, bizi akilli bir tanrinin varligina veya tasarimina goturmez diye dusunuyorum.

Shawstein 21-11-2012 02:25

Bilimsellikten bahsediyorsak bir tanrı kesinlikle yoktur.

Tüm dünyada "Deist = Korkak Ateist" görüşü yaygındır, bende aynı görüşteyim.

DinsizKisi 13-12-2012 14:43

Tanrı anlayışını "fiziği aşan bir şey yoktur" diyerek özetlersek bir çeşit "materyalist deizm" söz konusu burada. Bildiğim kadarıyla Hindu Tanrıları da sonsuz olan evreni yeniden düzenlerler -yaratıcı değillerdir-, bu açıdan onlarla örtüşüyorsun. Ve Tanrı'nın herhangi bir açıdan "sınırsız" olmadığını, çok üstün olduğunu ve hatta bir çeşit kökene sahip olduğunu, dolayısıyla ölebileceğini de düşünüyor gibisin. Her neyse, bu benim tanrıdan anladığım şeyden gerçekten uzak. Aklıma Bektaşi'nin "hoca sen şuna yok diyeceksin de dilin varmıyor" şeklindeki kıssası geldi :)

vishnu 13-12-2012 16:03

son iki ayda deizmi bırakıp ateist oldum... fiziksel dünya dışında herhangi birşey yok. ve doğa kendi kendine yetiyor. evet tanrı olsunda ne olursa olsun mantığını aşmak lazım. şu an ince ayar konusunuda ararştırıyorum umarım bu konuda iyi bir yazı yazarım.

Deistic Thought 22-03-2013 19:00

4-5 senedir deistim. Hala da deistim. Bazılarının dediği gibi ''deizm bir durak, ondan sonra agnostizm, ondan sonra ateizm'' gibi değil.

angel333 22-03-2013 19:17

Deizm hiç mantıklı gelmiyor.

Deizm hiç bir soruya yanıt veremiyor.Tam bir kapalı kutu.

En mantıklısı yine ateizm kesin cevap veriyor en azından...

qlause 22-03-2013 19:26

Deizm, ateistliğe giden yolda bir adım sadece, herkesin geçmesi gereken, çünkü tanrı olgusu öznel değil nesnel, her deist, kaldı ki her teistte buna dahil, kendi kafasında bir tanrı kurgular.

Yani tanrıları, kişinin bilgisi ve hayal gücü şekillendiriyor.

angel333 22-03-2013 19:41

Tanrı insanı yarratsaydı kesin iletişime geçerdi bence.

Teizm deizmden daha mantıktı.

Deizm tanrısı insanlarla hiç iletişim kurmuyor hiç yardım etmiyor.

Bu acımasız dünyada deizmin tanrısı tam nefret edilecek bir tanrı...

Böyle bir tanrı olsa bile benim için yoktur.

Sesli 22-03-2013 22:23

Bütün mesele TANRI deyince, insanların ne anladığında yatar. Tanrıyı kutsal denilen kitaplardan öğrenenler, ona artık inanmasalar dahi, onun etkisinden kendilerini kurtaramamaktadırlar. Çünkü VAROLUŞUN BİR KAYNAĞI DA OLACAKTIR.

Bu kaynak din kitaplarındaki gibi asan kesen, yeminler eden, beddualar savuran, yakan, yıkan, mahveden bir tanrı olunca işin sonu da gelmez.

Ancak VAROLUŞU yadsıyabilirseniz TANRIYI da yadsımakta zorlanmazsınız. BUDİSTLER gibi, eğer BENLİK DENİLEN ASLINDA YOKTUR. HERŞEY BİR HİÇTİR derseniz, o zaman tanrıya da ihtiyaç kalmaz. Siz olmayınca tanrı var olsa ne yazar...

Onun için burada tanrı hakkında deist teist vesaire diyenler henüz ne deiklerini bilmeyenlerdir. Onlara sormak gerek, siz var mısınız? Yok musunuz? Siz varsanız sizin varoluşunuzun, yani evrenin kaynağı nedir diye... Ama tutup da bana BIG BANG gibi teorileri göstermeye çalışırsanız güler geçerim. Çünkü teoriler de bilimsel senaryolardır.

TANRI VAROLUŞUN KAYNAĞINA VERİLEN BİR ADDIR. O da doğrudan SİZE bağlıdır. Bunu algılayamadıkça kıvranır durursunuz.

Sevecenlikle kalın,

Deistic Thought 22-03-2013 23:58

Alıntı:

angel333´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 477640)
Tanrı insanı yarratsaydı kesin iletişime geçerdi bence.

Teizm deizmden daha mantıktı.

Deizm tanrısı insanlarla hiç iletişim kurmuyor hiç yardım etmiyor.

Bu acımasız dünyada deizmin tanrısı tam nefret edilecek bir tanrı...

Böyle bir tanrı olsa bile benim için yoktur.

Benim tanrı kavramım, dinlerdeki tanrılar gibi değildir. Tanrı belki bilinçli bir şekilde yaratmamış da olabilir. Belki tanrı denilen kavram canlı bile değildir. Tanrı sadece yolu açan, ya da tüm bunlara sebep olandır bana göre.

vartor 23-03-2013 02:02

Bu videoyu buraya da asiyorum, bence gorulup ustunde dusunulmesi gereken bir dokumanter.http://www.youtube.com/watch_popup?v...w17g&vq=medium

qlause 23-03-2013 02:33

Teşekkür ederim Vartor, indirip arşivime koydum.

mustafakemallerolmez 23-03-2013 03:03

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 477714)
Bu videoyu buraya da asiyorum, bence gorulup ustunde dusunulmesi gereken bir dokumanter.http://www.youtube.com/watch_popup?v...w17g&vq=medium

İleri derece matematik ve fizik bilgisi isteyen bir belgesel. Örneklerle anlatım kolaylaştırılmak istense de ben pek bir şey anlayamamanın verdiği üzüntüyle yatağıma geçiyorum...

Neva 23-03-2013 03:42

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 477714)
Bu videoyu buraya da asiyorum, bence gorulup ustunde dusunulmesi gereken bir dokumanter.http://www.youtube.com/watch_popup?v...w17g&vq=medium


Sevgili Vartor, sen bu videoyu izlediginde ne dusundun, nasil bir sonuca ulastin?

vartor 23-03-2013 06:33

Hala dusunuyorum:)

nighteagle 13-04-2013 16:04

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462276)
Sevgili arkadaşlar,


Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.
- Din, peygamber göndermemişlerdir.
- İnsanları izlemezler, müdahale etmezler, muhtemelen buna güçleri de yetmez.

Sevgiler

Dünya dışı bir medeniyet olasılığını deist tanrı modeli olarak tanımlamanız oldukça sıradışı. şahsen dünyadışı varlıkların olabileceğine, taşıtları ile dünyaya gelmiş olabileceklerine kuvvetle ihtimal veriyorum. Ufolojistlerin iddaları bu konuda oldukça güçlüdür.
Ancak böyle bir medeniyetin hem varlığına inanmak hem de insanlarla temas kurmadıklarını ileri sürmek bir çelişki değil midir?. O zaman sadece bir varsayım düzeyinde kalmış olmaz mı?
Dünyanın bir gen tarlası olduğunu Tanrı dediklerimizin aslında birer gen-mühendisi olduğunu ileri süren rael dinini incelediniz mi? şahsen ben de peygamberlere sıcak bakmadım hiçbir zaman ama tezleri ilginç. Ama gen şirketleri tarafından insan üzerinde gen araştırmalarına izin verilmesi amacıyla desteklendiğinide duydum. tabii tezlerini bu sosyal olgudan ayrı değerlendirmeliyiz.
Ben de bir mühendis olarak bilime aykırı düşmeyen bir evren-tanrı düşünüyorum. Bazı ateistlerin "Occam'ın Ustarası" prensibini yanlış anlayarak Tanrıyı çürütmesi bilimci görünüp bilime olmadık vazifeler yüklemeye çalışmalarıdır kanımca. Bilmin tanrı yoktur,çürütülmüştür gibi bir iddası olmadı hiçbir zaman. bu önermenin bilimsel olmadığını, bilmin sınırları içinde incelenemeceğini , metafizik olduğunu bilimin dışında felsefi bir konu olduğunu söyler bilim.

Şüpheci Dinsiz 13-04-2013 16:22

Sevgili nighteagle,
Alıntı:

nighteagle´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 479905)
Dünya dışı bir medeniyet olasılığını deist tanrı modeli olarak tanımlamanız oldukça sıradışı. şahsen dünyadışı varlıkların olabileceğine, taşıtları ile dünyaya gelmiş olabileceklerine kuvvetle ihtimal veriyorum. Ufolojistlerin iddaları bu konuda oldukça güçlüdür.
Ancak böyle bir medeniyetin hem varlığına inanmak hem de insanlarla temas kurmadıklarını ileri sürmek bir çelişki değil midir?. O zaman sadece bir varsayım düzeyinde kalmış olmaz mı?
Dünyanın bir gen tarlası olduğunu Tanrı dediklerimizin aslında birer gen-mühendisi olduğunu ileri süren rael dinini incelediniz mi? şahsen ben de peygamberlere sıcak bakmadım hiçbir zaman ama tezleri ilginç. Ama gen şirketleri tarafından insan üzerinde gen araştırmalarına izin verilmesi amacıyla desteklendiğinide duydum. tabii tezlerini bu sosyal olgudan ayrı değerlendirmeliyiz.
Ben de bir mühendis olarak bilime aykırı düşmeyen bir evren-tanrı düşünüyorum. Bazı ateistlerin "Occam'ın Ustarası" prensibini yanlış anlayarak Tanrıyı çürütmesi bilimci görünüp bilime olmadık vazifeler yüklemeye çalışmalarıdır kanımca. Bilmin tanrı yoktur,çürütülmüştür gibi bir iddası olmadı hiçbir zaman. bu önermenin bilimsel olmadığını, bilmin sınırları içinde incelenemeceğini , metafizik olduğunu bilimin dışında felsefi bir konu olduğunu söyler bilim.

Başlıktaki tüm iletilerimi okursanız Tanrı'ya inanmadığımı (çünkü Tanrı'nın varlığı bir bilgi değil ve bilmediğim bir şeye inanmayı reddediyorum. İnanmak değil bilmek istiyorum.), Tanrı'nın varlığına ihtimal verdiğimi, ve neden ihtimal verdiğimi göreceksiniz.

Sevgiler

mücerred 13-04-2013 18:50

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 479909)
Sevgili nighteagle,


Başlıktaki tüm iletilerimi okursanız Tanrı'ya inanmadığımı (çünkü Tanrı'nın varlığı bir bilgi değil ve bilmediğim bir şeye inanmayı reddediyorum. İnanmak değil bilmek istiyorum.), Tanrı'nın varlığına ihtimal verdiğimi, ve neden ihtimal verdiğimi göreceksiniz.

Sevgiler

Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.

Sizin bu yukardaki sözlerinizden anladıgım şey.Uzaylıları tanrı yapmanızdır.
Dünya dışı bizden daha zeki canlılar olabilir.Belki hala dünya ya gelebilmenin yolunu bulamadılar.Belki geçerken ugradılar .Bunları niye tanrılaştırıyorsun?
Bir yaratıcının varlıgının 0 yakın bir ihtimal oldugunu söylerim.

Tanrının şanına yakışan şey bizi var eden ve yok eden olmasıdır.Eeee bunu yapamayan tanrıya ben tanrı demem o uzaylıdır:car:

Subliminal 25-04-2013 03:28

Sayın Sesli'ye sonuna kadar katılıyorum.
TANRI; 5 harfli tek kelimeden oluşan ağız ile söylenen ve bundan da daha fazlası olmayandır.
İnsanın, içine duygularını, hayallerini, korkusunu, sevincini, üzüntüsünü, çaresizliğini, ve yaşadığı dünyasını kendince anlamlandırmasının adıdır tanrı... Aklının ürünüdür, kendisinin gölgesidir..

evrensel-insan 25-04-2013 03:47

Tanri, konu ve kavram olarak teolojikdir ve bilimsel degildir. Bilim tanri ile ilgilenmez, yalniz bilim kisilerinin kisisel olarak teolojik bir bakis acisi vardir.

O yuzden bilimsel olarak herhangibir tanri varligi inancinin mantiksal olabilirlik olasiligi, sadece ideolojik ve inancsaldir.

Cunku tanri bir fenomen degildir ve gozlem vermez. Bu temelde aklin tanriya yonelik varlik algisi, onun kendine dogruladigidir.

Iste buradaki dogrulama, yani tanrilastirma; aklin anlam ve icerik verdigi tanriyi baska bir fenomen ya da numenal deger ile ozdeslestirmesidir.

Iste bir inanirin, mesela deistin; tanrilastirdigi tanrisi, bir esitlik icermezse, muallakta kalir.

Yalniz deizmin teizmden farki; deistin tanrilastirdigi tanrisinin, kendine ve insanogluna bir yonlendirimi ve de yaptirimi olmamasi ve din gibi dunyevi bir duzen ya da sistem anlam ve icerigi olmamasidir.

Iste bu temeldebir deistin, kendisine sormasi gereken soru "ben inandigim tanriyineye esdeger kiliyor ve onun ile nasil ozdeslestiriyorum.

Burada esdeger kilmayi, panteizmin evren=tanri ozdeslestirmesinden algilayabiliriz.

Ya da hyloteizmin, madde=tanri ozdeslestirmesi.

Iste bu temelde konu tanrdan ziyade, neyin neden ve nasil tanrilastirildigidir.

monoteist 06-07-2013 14:53

Deistler ahirete inanır mı? Bir ilahiyatçı da kitabında deizmden bahsediyordu ve ahirete inanan deistlerden örnekler vardı. Yalnız çoğu inanmıyorsa bu durumda tanrıya ve ahirete inananlar ama dine inanmayanların tanımlanacağı terim hangisi olacak durumu ortaya çıkar.

Neva 14-09-2013 00:53

Guncelleme.

evrensel-insan 14-09-2013 01:04

Alıntı:

monoteist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 488916)
Deistler ahirete inanır mı? Bir ilahiyatçı da kitabında deizmden bahsediyordu ve ahirete inanan deistlerden örnekler vardı. Yalnız çoğu inanmıyorsa bu durumda tanrıya ve ahirete inananlar ama dine inanmayanların tanımlanacağı terim hangisi olacak durumu ortaya çıkar.

Eger sekuler zihniyete sahip ise, inanmaz. Degilse, inanabilir.

Bir deist aklin yarattigi herhangibir fizik otesi kavrama inanabilir. Cunku yine aklin yarattigi bir fizik otesi olan tanriya inanan beyne sahiptir.

iceman 12-11-2013 22:17

Deizm bir tür Teizm değil midir?

inferno 12-11-2013 23:03

Deist_Tr Aynı benim gibi düşünüyorsun sanki yazıları ben yazmışım gibi.
Bu evren sonsuz önceden geliyorsa bizden önceki evrimini tasarlamış varlıklar evrenin gücünü kontrol edebilecek seviyeye geldiklerinde
Böyle bir evren modeli yaratıp Test ediyor olabilirler.

Belki de ölümsüzlüğü keşfettiler
Belki de biz fark etmeden müdahale ediyorlar.
Belkide bireysel değil toplumsal bir bakış açısıyla bilimi keşfetmemizi, ölümsüzlüğü keşfetmemizi, evrenler arasında yolculuk etmemizi bekliyorlar ve bulunmak istiyorlar
Belkide kim bilir onlarla tanışma fırsatımız olur fakat insanın içindeki bu kötü huyları atmalarını bekliyorlardır.
Fakat hiçbir tanrının evrenden büyük olacağına, kusursuz olacağına,
Bana tapın tapmayanı yakarım, diyebileceğine ihtimal vermiyorum.
Sınavda mıyız?
Belki de evet olabiliriz.
Fakat Neye göre yargılanacağımızı kesinlikle bilemem. yukarıdaki saydığım sebepler Teizmden daha baskın...

Tanrının böyle bir evreni yaratabilecek güçte olmasına rağmen. insanlar arasındaki husumeti istemeyerek ya da kasıtlı bir şekilde bir çok din yaratıp birbirimizi katlettiğimizi seyretmezdi.

Kilosu 1 milyon liralık bir elma için bizi cennetten kovmayan bir tanrı.

Dünyada insanların yemesini içmesini istemediği şeyleri cennette bize sunmayan bir tanrı.
Evrimi herkes biliyor bizler neden çiftleşmek isteriz? Çünkü genetiğimize yazılı olan soyumuzu devam ettirme isteği yüzünden cinselliği arzularız.
Cennette üreme gibi bir sıkıntı olmayacağından neden içimizde cinsel dürtüler yaşamak isteyelim ki?

İnsanların cinsel dürtüleri sadece şu ölümlü dünya için geçerlidir.

evrensel-insan 24-12-2013 23:34

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462276)
Sevgili arkadaşlar,

Deizm hakkındaki düşüncelerim kısaca şöyledir :
- Deizm dogmalar içermemelidir.
- Deizm mistik, metafizik ögeler içermemelidir.
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.
- Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.
- Deist kişi Tanrı kurgularını "bilimsel olabilirliği mümkün olan" varsayımlar üzerine oluşturmalıdır.

Teolojik bir durus olan deizmin, "bilimsel cizgiler icinde olmasini" aciklar misin?

Buradaki cizgi hangi temel de, akilcilik mi/gozlem mi/mantik mi?

Tanrinin "bilimsel olabilirliginin mumkunlugu" nu aciklar misin?

Varsayim ile olasilik arasindaki bagi nasil kuruyorsun?

Olasi olan nedir, tanriya inanc mi, NUMENAL VARLIGI MI yoksa tanrinin FENOMENAL VARLIGI MI?

Şüpheci Dinsiz 25-12-2013 04:57

Sevgili evrensel-insan,
Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 508096)
Teolojik bir durus olan deizmin, "bilimsel cizgiler icinde olmasini" aciklar misin?

Buradaki cizgi hangi temel de, akilcilik mi/gozlem mi/mantik mi?

Tanrinin "bilimsel olabilirliginin mumkunlugu" nu aciklar misin?

Varsayim ile olasilik arasindaki bagi nasil kuruyorsun?

Olasi olan nedir, tanriya inanc mi, NUMENAL VARLIGI MI yoksa tanrinin FENOMENAL VARLIGI MI?

Deizm, -bazı Deistlere göre- teolojik bir duruş olmak zorunda değildir. Tanrı'ya inanmak ile olabileceğine ihtimal vermek farklı şeylerdir. İnanan kişi, dini olmayan bir Tanrı icat etmiş, ona tapıyordur, bana göre böyleleri Deist değildir.

Bilimsel çizgi, bilimsel olabilirlik vs. meseleleri bu başlık içerisindeki iletilerimde yazmıştım. Okuyup eleştirilerinizi yazabilirseniz sevinirim.

Benim Deizm görüşüm numenal (duyular aracılığıyla tecrübe edilemeyen, edilemeyecek olan), fenomenal (duyular aracılığıyla tecrübe edilebilen) hedelerini işin içine katmadan kısaca şöyle açıklanabilir. (İletilerimde daha ayrıntılı anlattım)

Bilimi yeterince ileri olan bir medeniyet, evren(ler) oluşturabileceği gibi abiyogenez, evrim mekanizmaları da oluşturabilir, maddenin/canlının evrimine herhangi bir aşamada müdahale edebilir. Evrenin, Güneş Sisteminin, Dünyanın, Dünyadaki canlılığın böyle bir tasarımcısı olabilir.

Neden? Çünkü akıllı bir tür olan insan, -kendisini yok etmezse- bir kaç bin yıl sonra bunu gerçekleştirebilecek düzeyde bilim sahibi olabilir. Evren oluşturur/oluşturamaz ama bazı gezegenlerde abiyogenezi gerçekleştirebilir, evrimi başlamış gezegenlere giderek canlılara akıl katan müdahalelerde bulunabilir, evreni bilimi ölçüsünde düzenleyebilir.

Bu tür bir Tanrı modelinin teolojik hiç bir yanı yoktur. İnsanın gelişiminden yola çıkarak kurguladığım bilimsel ve olasılık dahilinde olan bir modeldir. Dinden kopmama, Ateizme köprü hedeleriyle ilgisi alakası yoktur.

Başlıktaki diğer iletilerde "ben Tanrı'ya Tanrı demem, yoktan yaratmadıkça" diyen arkadaşlar da oldu. Evet, benim Tanrı dediğim varlık, başkalarının tanımlamalarından oldukça farklı. Ne var ki, Tanrı kavramını herkes bir yerinden uydurdu, kavramın içini de aynı yerinden uydurduklarıyla güzelce doldurdu, ayrıntılandırdı. Bana "seninki Tanrı değil ki" demek nafile çaba yani, kiminki Tanrı ki.

Veya arkadaşları memnun etmek için Tanrı demeyip başka bir isim mi bulayım, (Matrix'deki gibi) "Architect - Mimar" mı diyeyim bilemiyorum.

Kendi görüşüme kanıt olsun diye söylemiyorum, ama Richard (Dawkins) Hoca bile Tanrı varsa ancak böyle bir şey olabilir diyor. Yani bizden önce evrimini tamamlamış akıllı bir türün var oluşumuza sebep olması olasılık dahilindedir.
http://www.youtube.com/watch?v=Zdzurh_aTpM
Videodaki röportajı yapan akıllı tasarımcı, elbette Richard Hoca'nın söylediklerini bilerek çarpıtıyor, suistimal ediyor, haksız bir şekilde "akıllı tasarımcılığı onayladığını" iddia ediyor, ve Hoca'nın "onun (Tanrı'nın) bile abiyogenez+evrim sonucu oluşmuş olması gerektiğini" es geçiyor.

Sevgiler

EcemRng 25-12-2013 05:10

Sevgili Deist_tr burayı açıklayabilir misin?

Alıntı:

Deist_tr´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 508154)
Bilimi yeterince ileri olan bir medeniyet, evren(ler) oluşturabileceği gibi

İçerisinde yaşadığımız evrendeki varlığı muhtemel medeniyetlerden mi bahsediyorsun yoksa üst boyut medeniyetleri gibi mi? Mesela Sims'deki karakterlerin bilinçlendiğini düşünsek, tanrı olarak oyunu dizayn edenleri mi görürler?

Totalite açısından ne ifade ediyor biraz tıkandım.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:57 .