![]() |
Tesadüf var mıdır ?
Sevgili arkadaşlar,
İnananların, ve bilimsel konuştuğunu zanneden Akıllı Tasarımcıların abiyogenez ve evrime karşı çıkarken kullandıkları en önemli argümanlardan biri "canlı hayatın tesadüfen oluşamayacağı, dolayısıyla canlı denen karmaşık mekanizmanın bir tasarım eseri olması gerektiği, bu tasarımcının da Tanrı olduğu"'dur. Öncelikle tesadüf nedir ? Alıntı:
Akıllı Tasarımcılar ise tesadüf kelimesini bu anlamda kullanmazlar. Onlara göre madde durağandır, tamamıyla aptaldır, herhangi bir etkiye karşı duyarsızdır, verdiği tepkiler bilinçsizdir, kendi kendine hareket etmez, tepkimeye girmez, Tanrı'nın emriyle ve kudretiyle hareket eder, haliyle canlı varlığın kendi kendine oluşması, zeka üretmesi mümkün değildir. Canlı varlıklar cansız maddeden oluşmuş olsa bile onu canlı yapan içindeki ruhtur. Ruh, canlı maddeye Tanrının kendinden kattığı katkıdır. Bütün bunlar tesadüfen oluşamaz. Yani onlara göre tesadüf, herhangi bir değişkene, madde kanuna bağlı olmayan rastgeleliktir, rastlantısallıktır. Tesadüf kelimesini böyle algıladıkları için bizlerin "yağmur yağdı, şimşek çaktı, bu milyonlarca kez oldu, birinde ilk hücre oluştu" dediğimizi zannederler, veya takiyye yaparak öyle dediğimizi iddia ederler. Bence bilimimiz yeterince ileri olsaydı, maddenin tüm kanunlarını biliyor olsaydık, tüm ortam değişkenlerini ve kimyasal, biyolojik, manyetik, elektrik etkileşim kurallarını biliyor olsaydık tesadüf (rastlantısallık) diye birşeyin olmadığını, ihtimal diye bir şeyin olmadığını görürdük. Maddenin tabi olduğu bazı kanunlar var, şimdilik bunların hepsini bilmiyoruz. Daha bilmediğimiz bir çok şey var. Ama bazı şeylerin farkına vardık, varıyoruz. Bilimimiz ilerledikçe daha da çok şeyi anlayacak, açıklayabileceğiz. Örneğin, aşağıda TED konferanscılarından Martin Hanczyc'in yaşamın başlangıcına ilişkin videosunu izleyiniz. (Türkçe altyazısı var.) http://www.ted.com/talks/martin_hanczyc_the_line_between_life_and_not_life. html Aynı videonun GreenerNautilus tarafından çevrilen youtube versiyonu : http://www.youtube.com/watch?v=PwVeGNmgAgo Video'da bazı cansız moleküllerin birbirleriyle temas etmeleri halinde canlı varlıklar gibi eylemler gösterdiği net bir şekilde ispatlanıyor. Canlı, cansız varlık ayırımı arasındaki ince çizgi anlatılıyor. Bilimimiz dinlerin taassubu yüzünden olması gerekenden binlerce yıl geridedir. Özellikle son 100 yılda evren hakkındaki bilgimiz katlanarak artmıştır. Sonraki 100 yılda şimdikinin binlerce kat daha ilerisinde olacağız. Bu başlıkta inanan ve inanmayan arkadaşların tesadüf hakkında ne düşündüklerini yazmalarını rica ediyorum. Sevgiler |
Ihtimal var midir peki?
|
Sevgili Neva,
Alıntı:
Peki, özgür irade var mıdır ? :) Sevgiler |
Alıntı:
Peki, bizim bir sarap kadehi olabilme ihtimalimiz var midir? Veya tesadufen bir sarap kadehi olabilir miyiz? |
Tesadüf hem vardır, hem yoktur. Konusuna göre değişir.
Örneğin, bir taşı bıraktığınızda, bu taş düşer. Şimdi bu taşın düşmesi tesadüf müdür? Hayır. Çünkü %100 ihtimalle düşecektir. Peki bu "düşme" olayı bize Tanrı'yı kanıtlar mı? Yine hayır. Kimse "taş yere düştü" diye Tanrı'ya inanmaya kalkmaz. Demek ki bir olay; hem "tesadüf" olmayıp, hem de "kendiliğinden" olabiliyor. Tesadüfi olmayan herşeyi Tanrı'ya bağlamanın yanılgısı bu örnekle kolayca anlaşılabilir. Evrim'de de böyledir. * * * Big Bang'i ele alırsak... Zaten madde/enerji'nin ezeli ve ebedi olduğunu kabul ediyoruz. Şu anki verilere göre, sonsuz zamandan beri "süregelen" enerji, belli bir "t" anında, "büyük bir patlama" ile madde'ye dönüştü, böylece evren oluştu. Buna "Tesadüfen olamaz." diyebilir miyiz? Hayır. Zaten "sonsuz zaman" gibi bir olanağı var. "t" anında olmasaydı, "t+x" anında olacaktı, ya da "t-x" anında olacaktı. Yani diğerleri olmadı da, "t" anında oldu diye, buna "Tesadüfen olamaz. Vardır bir hikmeti." diyemeyiz. "Zorunlu sonuç" diyebiliriz belki. Ateş ve barut'un patlaması bir "zorunlu sonuç"tur mesela. Ateş ve barut'un patlaması "tesadüf" değildir, ama bize Tanrı'yı da kanıtlamaz. Tesadüf olayına böyle bakmak lazım. * * * Örneğin, insanda simetrik bir yapı mevcut. Buna "bilgisizce" bir yorum getirerek "Tesadüfen olamaz bu, vardır bir hikmeti." demek kolaycılıktır. "Bir resim, ressamsız olmaz." gibi basit muhabbetlere döner iş. Ancak tabi ki bu "simetrik" yapı da "tesadüf" değildir, belirli kuralları vardır. Bu kurallar zaman içinde oluşmuştur vs. Yani bu da bir çeşit "zorunlu sonuç"tur. Fizik, kimya ve biyoloji kuralları çerçevesinde oluşur. Bu kurallar oluştuktan sonra canlılık meydana gelmiştir. * * * Milyarlarca gezegenden birinde canlılık başlamış. Çok mu büyük bir olay? Hayır. Tesadüf mü? Yine hayır. Kurallar bütünü'nü göz ardı edemeyiz. Bugün dindar kesimin "Güneş biraz daha yakın olsaydı yanardık. Bu tesadüf mü?" argümanı bu anlamda "boş" kalmaktadır. Dedikleri gibi olsaydı, zaten canlılık oluşmayacaktı. Oluştu diye mi "Tanrı"yı arayacağız? Peki canlılığın oluşmadığı milyonlarca gezegen için ne yorum yapacağız? * * * Tesadüf olayına böyle bakabildikten sonra, evrim'e de bunu uygulayabiliriz. Örneğin, evrim'de de "tesadüf"ten bahsedilmez, "doğal süreç"ten bahsedilir. Konuyu anlamayanlar, "Hem tesadüfen olmuyor, hem de nasıl Tanrı'sız olabiliyor?" diye sormaktadır. Ancak cevap yine aynıdır. "Zorunlu sonuç" ve "kurallar bütünü" Yoksa, böyle kompleks bir canlılığın "tesadüfen" oluşmayacağı zaten ortada. Bilim'in "henüz" açıklayamadığı çok şey olduğu için, "tesadüf" limanına sığınmak basite kaçmaktır. Benim tesadüf ile ilgili görüşüm budur. |
Sevgili Neva,
Alıntı:
Sorunuzun hedefini tam anlamamış olmakla birlikte, vücudumuzda bir şarap kadehi oluşturacak kadar silisyum var ise, teorik olarak bizim ölümümüz pahasına bizden bir şarap kadehi yapılması mümkündür. Bu bağlamda ihtimal dahilindedir. Ancak bunun tesadüfen oluşması konusunu irdelersek, madde kanunlarının böyle bir doğal sonuç elde edecek yönde yasalara sahip olduğunu düşünmüyorum. Şarap kadehi insanın kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere doğada olan elementlere, maddeye verdiği bir şekildir, evrensel bakışla hiç anlamı olmayan, hiç özel olmayan bir dizilimdir. Haliyle, insan yapısı araba, uçak, bilgisayar vs. gibi dizilimlerin madde yasaları açısından bir anlamı, değeri yoktur ki evrende kendiliğinden oluşmuş benzer oluşumları, dizilimleri görmemekteyiz. Bu tür nesneler insanın kendi ihtiyacı için şekillendirdiği araçlardır, nesnelerdir. Maddenin doğal yapısını "ilkel, aptal", insan ürünü aygıtları "harika, teknolojik" olarak nitelemek insan merkezli göreceli bir algıdır. Sevgiler |
Alıntı:
Sorumun bir hedefi yok, sadece sizinle fikir paylasimi yapiyorum. Altini cizdigim cumlelere dair boyle bir cikarimda bulunmadim yalniz ustteki mesajimda. Size boyle cagristirmis olmasi ilginc tabi. Yine de cevap vereyim, kendi ozgun yapisinda madde son derece ilkel, aptaldir. Bir bilinci, akli vs. yoktur cunku, kendiliginden davranis bicimi sergiler. Sanirim, siz kendi varliginiz uzerinden maddeyi aciklama geregi hissettiniz. Bu insan merkezli bir bakis acisidir. Halbuki ozgun maddenin boyle kaygilari ve anlam yukleme ihtiyaci yoktur. Sarap kadehi sandiginizdan cok daha evrensel bir ornektir gercekte.. Mesela salt ses tellerinizi kullanarak, bir sarap kadehini kirabilirsiniz. Ses'in dalga boyu, demek ki kristalden cok daha etkilir. Bu eylem son derece dogal, herhangi bir arac, gerec(cekic veya herhangi bir kirma araci) gerektirmeyecek bir surectir. Bir sarap kadehi ve ses telleriniz. Ama her ses teli olan, kadeh kiracak diye bir genelleme yoktur. Cunku kiramayan bir baskasi da, ornegin cam kiriklari yiyebilir. Ama bu da genelleme icermez herkes yiyebilir seklinde. Ornekleri cogaltmamiz mumkun. Bu minvalde tekrar sorumu yoneltiyorum, bakin dikkat cekiniz, olumumuz pahasina filan evresini katmiyorum ben; Tesadufen bir sarap kadehi olabilir miyiz? |
Sevgili Neva,
Alıntı:
Kristal kadehin kırılmadan titreşebileceği bir üst frekans sınırı vardır. Bundan biraz daha yüksek frekanslı bir etkiyle titreşmeye zorlarsanız kırılır. Bu olaydan sesin dalga boyunun kristalden daha etkili olduğu sonucu çıkmaz, kırılgan bir cismin kırılmadan titreşebileceği frekansın bir üst sınırı olduğu sonucu çıkar. Bu deney yanlızca sesle değil darbe ve ışın etkisiyle de test edilebilir. Örneğin, asma köprülerde askerler uygun adım yürütülmez, çünkü köprünün askerlerin uygun adımları eşliğinde titreşmesi köprüyü rezonansa getirip kırılmasına sebep olabilir. Bu prensip endüstride bir çok alanda kullanılmaktadır. Örneğin, paslı ve kirli cisimler su havuzlarına atılarak havuza yerleştirilmiş yüksek frekanslı hoparlöre benzeyen pompalarla kirden pastan arındırılır. Karşılıklı yerleştirilmiş pompalar suyu yüksek frekansla itip çekerek paslı kirli cisim üzerindeki kirleri cisimden farklı frekansta titreştirir ve kiri pası cisme yapıştığı yerden koparır. Mikrodalga fırınlar da benzer presiple çalışır. Fırın içerisindeki laser diyot pişirilecek malzemeye çok yüksek frekanslı ışın uygular ve malzeme bu frekansta titreşmeye zorlanır, malzeme titreşince ısınır ve kısa zamanda pişer. Yüksek frekanslı ışın malzemenin tüm derinliğine aynı anda nüfuz ettiği için diğer pişirme yöntemlerine göre daha iyi pişer ve çok daha kısa zamanda pişer. Tıpta manyetik rezonans (MR) cihazları da bu prensiple çalışır. Laser ile ameliyat, tedavi cihazları da bu prensiple çalışır. Örnekler çoğaltılabilir elbette. Bunlar madde yasaları içerisindeki bilinen konulardır sonuçta. --/-- Hem bu örneği neden verdiğinizi, hem "şarap kadehi sandığınızdan daha evrenseldir" cümlenizi, hem de bu örneğin bu konu içindeki kritik önemini anlayamadım. :) Alıntı:
Yani ben, Deist_tr olarak tasadüfen bir şarap kadehine dönüşebilir miyim ? Sorunuz bu mudur ? Sevgiler |
Alıntı:
Alıntı:
İradeden bağımsız her olay -bizim için- aslında tesadüftür.. Zira tesadüfü tesadüf yapan insan zihni ve iradesidir. Kime, neye göre tesadüf çerçevesi de aslında burada açığa çıkıyor... Örneğin bir yerde hiç beklemediğimiz bir arkadaşımızı gördük, bu bizim için tesadüftür, fakat aynı arkadaşımıza randevu verip buluştuğumuzda karşılaşmamız tesadüf değildir. Tesadüf dendiğinde ise nedensizlik algılanıyor, oysa bu da doğru değil... Örneğin elmanın daldan düşmesi tesadüf müdür? Bu soruya hayır, yer çekimi var, tesadüf değildir diyebiliriz. Peki tam ben oradan geçerken düşmesi tesadüf müdür? tesadüftür, sebebi nedir? Yine yer çekimi.... Örneğin dünyanın güneşe olan uzaklığı tesadüf müdür? Elmanın daldan düşmesi gibi.. Peki ideal uzaklık olarak belirlediğimiz bu mesafe nedir? işte burası da tesadüftür... Aynen tam ben geçerken elmanın düşmesi gibi. Sebep ne idi? Yer çekimi. Dünya ile güneş arasındaki mesafenin sebebi nedir peki? Mars veya Jüpiter'inki ne ise... Dindarlar dünya ile güneşin arasındaki mesafenin nedenini, dünyada hayat olma sebebine bağlarlar. Yani kısaca şunu ifade etmiş olurlar, elma daldan düştü çünkü tam ben oradan geçiyordum... Yani elmanın daldan düşmesinin sebebi yerçekimi değilde, kendisinin oradan geçmesi gibi düşünürler. Aynı darlıkla dünya-güneş arasındaki uzaklığa bakarlar ve bu uzaklığın sebebi olarak dünyadaki hayatı gösterirler. İşin aslı hali, hazır gerçeği ters çevirip, amuda kaldırırlar... Tesadüf konusunu böyle kaba örneklerle ele almak da faydalı olabilir diye düşünüyorum. Zaten her an gözlemlenebilir evrende katrilyonlarca hareket, olay, etki, tepki var. Sürekli bir şeyler değişiyor, sürekli hareket halinde... Bu halde dincilerin tesadüf kelimesi üzerinden koparttığı fırtına gerçekten de saçma değil mi? Birde bazı alık bilim insanları güya imkansız rakamlarla olasılık, tesadüf hesabı yapıyorlar-mış. Atıyorum maddede bilmem neyin oluşması bilmem kaç katrilyon üssü katrilyonmuş vs.. Yok bilmem kaç milyar yıl gerekirmiş vs.. Bu konuda da idealist, statik bakış açısı, kısacası alıklık hakim... Şöyle örnek vereyim, sayısal lotonun her salise çekildiğini düşünelim.... Elinizde de 6 rakamlı bir kupon var. Her salise çekilen sayısal lotoyu tutturmanız milyarda birlerle ifade edilebilir mi? Evrende ise maddeler, kısacası her şey her salise ilişki halinde... Atıyorum günümüz ve 10 milyar yıl arasını statik sayıp olasılık hesabı yapan bir insanın aklıyla bir sorunu olabilir mi?(sanmıyorum) Yoksa din adına inanılan-tapılan binlerce yıl evvelde kalmış ilkel yaratılış masalları ve aşılanan felsefe mi yanlış? |
Alıntı:
Bakin tesadufun var olup olmadigini tartisiyoruz. :) Ve dahi ihtimal kavraminin. Sarap kadehi ornegi cok basit bir ornektir. Ornegin siz bir muhendis olarak, bunu birim cinsinden olcebilirsiniz. Ne yaparsiniz, matematikle aciklarsiniz. Siz bunu bu birimlerle aciklasaniz da, aciklamasaniz da, bunun madde'nin ozgun halde kendisine iliskin goreceligi(boyle bir algisi) yoktur. Madde'nin ozgun halde kendisi akil, bilinc vs. sahip olmadigindan, matematik/oran vs. filan bilmez yani. Bu yuzden sarap kadehi, sandiginizdan daha evrenseldir. Evet sorum oydu ilk mesajimdan beri; Insanoglu, yani biz, tesaduf sonucu sarap kadehine donusebilir miyiz? Bunun(tesadufen sarap kadehine donusmenin) ihtimali var midir? |
Sevgili spartacus,
Alıntı:
Sevgiler |
Sevgili Neva,
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
- Andolsun o madde kanunlarına, Deist_tr tesadüfen şarap kadehine dönüşmez. :) - Yine andolsun o madde kanunlarına, Deist_tr'nin tesadüfen şarap kadehine dönüşme ihtimali yoktur. :) --/-- Andolsun o bulunmamış gravitona, bu cevabı vermiş olmakla birlikte hala özellikle bu örneğin bu konuya yapacağı katkıyı anlamış değilim ve andolsun o gizlenen Higgs bozonuna, konunun ucunu nereye nasıl bağlayacağınızı da hala anlamış değilim. :) Sevgiler |
Alıntı:
Teşekkürler.. |
Alıntı:
arapçasını bilemeyeceğim, ama ingilizceden örnek vererek anlatmam gerekirse: chance , coincidence, possibility, probability dilimizde karşılığı ihtimal olan sözcükler. ama her birinin anlamı farklı. biz tesadüf, olasılık, ihtimal şeklinde aynı anlama gelen birden fazla sözcük kullanıyoruz. tesadüf var mı? kelimenin her anlamında var. ama örneğin birşeyin olma olasılığı (chance) ile tesadüfen olma durumu (coincidence) farklı açıklama gerektiren durumlar. |
Bu müthiş ve cok Zekice bir kaçış ! bilimin yetersizliği ve daha cok yolu olduğunun arkasına sığınarak yaratıcıyi inkar etmek..!
Bilimin yetersizliğini savunup belirli bir kapasitesinin dısına çıkamayacağıniizi su anda kabul ediyorsunuz fakat yaratıcı ile ilgili bazı konularda yeterli cevap alamadığınızda hemen yaratıcıyı red ve inkar ediyorsunuz... Peki neden bilimi red veya inkar etmiyorda yaratıcıyı ediyorsunuz sizce bu düşünce biçiminiz çelişki oluşturmuyor mü? |
bigbang teorisi ile oraya çıkan enerjinin gezegen ve galaksi tasarimlarina dönüşmesi nasil bir tesadüf olabilir,onu bu şekle itmeye çalişan etki gücü nedir.? bunu sormak cevabin ta kendisidir
|
Alıntı:
|
:) ben sadece fikrimi söyledim spartacus çürütmek serbest :):):)
|
Alıntı:
|
değerli jingo :) her düşünce değerlidir :)
|
Alıntı:
|
olasılık verileri mevcuttur 10.000 de bir çıkma olasılığı tesadüfmü şansmı? oda tartişilir
|
Milli piyango da bir bilete muhakkak en büyük ikramiyenin çıkacak olması (veya yarım biletlere, çeyrek biletlere) kesindir.
O biletin herhangi bir kişiye çıkma ihtimali 10-15 milyonda birdir(Bilet sayısına göre değişir, bu yüzden kabaca bir tahmin verdim) Ama o biletlerden birisine muhakkak çıkması ise olasılık açısından 1 dir. (Yani %100 de %100 ) Sayısal loto da ise 6 tutturmak daha farklı. Çünkü1 milyar kişi de oynasa, hiçbiri 6 yı tutturamayabilir. Evrenin oluşumu bana sayısal lotoyu değil de, milli piyangoyu anımsatıyor. |
Alıntı:
İnsan zihninin lineer yapısı dışından da bakarsak; Olasılık kadar, çekilişin kaç sefer olduğu da önemli diye düşünüyorum(yani tek bir sefere özgü değil)... 6 milyar kişi sayısal loto oynasa 1 tutturamayacağı gibi, 6 bin kişi oynadığında 1 tutabilir. Bu çekilişin adedine, sürekliliğine bağlı.. Evreni, maddeyi ne bileyim hareketi, maddeler arası etki-tepkiyi sınırlayan bir şey yok diye düşünüyorum. O yüzden tesadüfler tek seferlik, öznel değil, nesnel ve genel çerçeve de sayısız olasılıkla ele alınabilir. Ne bileyim bin kez sayısal loto çekilmiştir de 1001 de denk gelmiştir. 1000 sayısal lotoda evrende salisenin binde birinde çekiliyor gibi düşünülebilir. her salise trilyonlarca hareket, etki, ilişki, değişim var(buna diyalektik diyorum). Alıntı:
Kabul o elementin oluşması katrilyonlarca kez katrilyon olasılık olsun, iyi de neye, kime göre(bizim zaman kavramımıza göre), fekat maddeler arası her an sürmekte olan ilişkinin sayısal toplamı o katrilyonlar kez katrilyon olasılığın katrilyonlarca kez katrilyon katlarındadır. yani 1 değil her an katrilyonlarca kez çekiliş yapılıyor gibi düşünülmeli. Haliyle o katrilyonlarla ifade edilen olasılıklar devede kulak bile değil :) |
"Tesadüf" söz konusuysa Pozitif İnfotropizma isimli Facebook sayfasının bu konudaki yazısının başlığı aklıma gelir: "Kaçın Tesadüf Geliyor!"
Sanırım bir yaratılışçının ve bazı Deist'lerin bakış açısını tam anlamıyla yansıtıyor bu. Evrenimiz tamamen determinist bir fizikle işlemiyor. Mesela Cassimir Etkisi, Radyoaktif Bozunum ve benzeri pek çok atom altı olay öncül nedenlere sahip olmadan gerçekleşir. Elektronların yerleri gerçekten "belirsiz"dir der Heisenberg Belirsizlik İlkesi. Bir ölçüm hatasından dolayı değil, bizzat tabiatlarından dolayı belirsizdirler. Richard Feynman'ın bu konuda birtakım ispatları vardı fakat konu dışına çıkmayalım. Bu "tesadüflerin" nedeni nedir? "Belirsizliklerin" nedeni? Basitçe: Yoktur. Olsaydı bunlar tesadüf ya da belirsizlik olmazdı. Eğer Big Bang'i yeniden başlatsaydık bu ufak belirsizliklerin milyarlarca yıllık birikimi bizi çok daha başka bir evrene götürebilirdi. Yani, düşünüldüğü kadar sert bir determinizm evrende hüküm sürmüyor. Bazı dindarların bu konulardaki düşünceleri oldukça tuhaf. Mesela eskiden "Evren bir saat gibi düzenlenmiş" derdi Newton'cılar determinizme sığınarak. Kuantum fiziği çıktığında, ne olsa beğenirsiniz? Belirsizliklerin "tanrının özgür iradesinin sonucu" olduğunu söyleyen teologlar ortaya çıktı. Nedensiz görünen şeylerin ardında neden arama dürtüsünün bilindik bir adı vardır psikolojide. Cuk oturuyor: Paranoya. |
Tesaduf kelimesinin zitti ne olabilir? planlanmis mi? Aklima hemen dua geldi her nedense:) Inanclilar dua eder , durmadan isterler; yuzlerce isteklerinden ve makul olanlardan bir iki tanesi gerceklesirse, gerceklesmeyen yuzlercesini hatirlamaz da, "isteklerim" oldu der, ve bunu dogaustu bir gucun marifeti olarak gorur.
Yasam suresince olabilecek, basimiza gelecek her sey, istesek de istemesek de olacaktir. Tabi ki yasadigimiz ulke ve sosyal sartlarin bu sonuclari daha cok etkileyecegini, Isvec'te yasayan bir kisi ile, Afrika'da collerinde yasayan bir kisinin beklentileri farkli olacak, ancak olasilik oranlari hicbir zaman mantik disi olmayacaktir. Dualarinin cevabi da, tesaduf de yasam ortamlarina uygun sekilde gerceklesecektir. Tam izah edemedim ama demek istedigim, olacaklar oluyor, biz insanlar onlara mana ariyor, isim takiyoruz. |
Sayın DinsizKişi,
Diyorsunuz ki; ''Nedensiz görünen şeylerin ardında neden arama dürtüsünün bilindik bir adı vardır psikolojide. Cuk oturuyor: Paranoya.'' Nedensiz görünme, nedensizlikten değil de, nedenin henüz bilinemiyor olmasından ileri gelir. Neden arama bir akıl ilkesidir. Kuşlar nedensiz kanat çırpmazlar...Bulutlar neden olmadan yer değiştirmezler. Her devinimin bir nedeni vardır. Paranoya ile neden sonuç arasında büyük bir farklılık vardır. Paranoya normal dışıyken, neden aramak aklın gereğidir. Bugün eğer kuantum mekaniği ve atomaltı parçacıklar hakkında bilgi eksiklerimiz varsa, daha sonra bunlar doğal olarak tamamlanacaktır. Siz böyle düşünmüyor musunuz? Sevecenlikle, |
Alıntı:
|
Dünyanın ve güneş sisteminin oluşumu, hiç tesadüf olabilir mi?.. İyi düşünün, mümkün mü bu?.. Bir çekirdek olmadan, ağaç kendiliğinden meydana geliyor mu?.. Diyelim ki tohum var; su ve toprak olmadan tohumun programının açığa çıkması mümkün mü? Güneşin, bir gaz bulutu iken kendiliğinden dönüp, yoğunlaşıp bu hale gelmesi nasıl mümkün olur?
Tekten hiçbir şey meydana gelmez!.. Gaz bulutu durduk yerde ikinci bir müdahale olmadan dönmez. Zıttı olmayan bir nesnenin ne olduğu anlaşılmaz. Bu açıklamalar, bilime ve bilim insanlarına ters düşemez. Bilimin özü budur zaten. Herkesin bir kabiliyeti vardır. Dolayısıyla, bilim insanları da kendi konularında ilerleme yaparlar. Tıkandıkları yerden, kendilerinden sonraki bilginler o konuyu ilerletirler. İlk ademden günümüze kadar gelinen nokta bunu gösteriyor. Hiçbir bilgin, “Ben varlığın aslını çözdüm, her şey bu kadar” diyemez. Bir öncekinin keşfini, bir sonraki gelen ilerletir. Varlığın aslını çözmek asla mümkün değil. Çünkü; varlık ve varlığın aslı, sonsuz sınırsızdır. A.B.C. yirmi sekiz hece; Zannetme ki bunlar bilmece. Biri sağdan, biri soldan okunur; Bunların hepsi yalnız bir hece. Cafer okumuş yetmiş iki bin hece; Hak Tealâ kendine vermiş bir gece. Gecesi gündüz olurmuş nice; Sizin için bunlar bilmece. Sizin bildiğiniz gündüz ve gece; Kâinat sendedir bilmiyon hoca. Kâinatın cümlesi yalnız bir hece; Cafer de kalmış burada bir gece. Sistem her an ileriye doğru işler. Örneğin, ilk ademden günümüze kadar, 50 yaşına gelmiş bir insanın, otuz yaşına geri döndüğü hiç görülmüş mü? Tesadüf söz konusu olsa idi, bu da görülürdü... Demek ki; her şey yerli yerinde, plânlı bir düzene göre hareket ediyor. Bir düzensizlik görüyorsan, bu senin kafanın içindeki anlayış mekanizmasının düzensizliğindendir. Ayrıca; sisteme iyi bak!.. Dünya, gezegenler, Güneş bir düzen içerisinde hareket etmiyorlar mı? Kaos mu var evrende?.. BİR.lik var! Hepsi birbirini tamamlıyor ve canlılık bir düzen içinde, varlığını sürdürüyor. Son Adem Varoluşun Sırrı (www.sonadem.com): sayfa 142, 143 |
Alıntı:
Bizim gunes sistemimizin disi da buyuk kaos icinde, carpismalar, patlamalar, ne ararsan var. Dunya bile hareket icinde, volkanlar, depremler,.... Kaldiki, senin inandigin kitapta Dunya merkez olarak gosteriliyor, gunesin, ayin, yildizlarin dunyanin etrafinda dondugu yaziyor...dogru ya, o zamanlar muhammed nerden bile bilirdi bu bilgileri.... Ay'in bolunup ikiye ayrilip, yere dustugunu soyleyen bir peygamber nerden bilsin boyle birseyin olamicagini... Kardesim, sen inandigina inan. Hatda deprem oldugunda okuzun boyunlarinin arasindaki dunyanin sarsildigina inan....hadi buna hadis diyelim, ya gunesin balciga batmasi? Sen bunu savunman lazim! allah demiyormu günesin balciga batdigini? O zaman dunyanin duz, gunesin de balciga batdigini savun!! |
Alıntı:
Organize olmak ne demek? simdi canlisin. Bicak darbeleriyle oluyorsun. Belirli sure sonra canli degilsin. Madde ne oluyor, organize olmaktan cikiyor mu? |
Bir elektronik sanayi fuarına gitmiştim.
Bir çok güzel cihaz sergileniyordu. Endüstri de, üretimlerimizde kullabileceğimiz bir çok cihaz. Bir stand önüne geldim. Biraz irice bir zar vardı. Zarı vakumlu bir kol uzanıp tutuyor. Ve kaldırıp bir kare alana atıyor, bırakıyor. Yuvarlanan zar burada bir sonuç oluşturuyor. Kar alanın önce alt kenarı daralıp zarı yukarı kenara itiyor. Alt kenar geri çekiliyor. Sonra sağ taraftaki kenar zarı sol kenara itiyor, sürüklüyor. Ve zar Sol üst köşedeki yerine yerleşiyor. Bu noktada zeminde bir algılayıcı var, zarın alta gelen sayısını buluyor, ve mantıksal olarak üstteki rakamı hesaplıyor. Sonucu digital bir ekranda gösteriyor, 3,5,2 ... Sürekli tekrar tekrar zar atıyor... DÜZENEK... Olayın bir tesadüf olduğunu söyleyebilir miyiz ? İşte hayat da böyle. Tanrı düzeneği kurmuş ve düzenek içerisinde işler yürüyor. Dışardan bakan rüzgar esti, şimşek çakdı, yağmur yağdı, toprak kaydı vs diyor. Halbuki bütün etmenler bir düzenek ve o düzenekler bir şekilde saat gibi işliyor. "Zorunlu kararlılık" olarak sağ kenarın sol kenara doğru hareket etmesi ile zar da sol kenara yapışacak. Tabii ki de.. Ama sağ kenar ın hareketine kim karar verdi ? |
Biz zaten tesadüf olmadıgını söylüyoruz. fizik ve kimya kanunlarının sonucu diyoruz.
|
Tanriyi da barbutcu yaptiniz ya sonunda, sizden korkulur:)
|
Tesadüf yoktur ihtimallerin bir araya gelerek oluşturduğu olaylar vardır, bu ihtimal olsaydı da bu olurdu diye düşünmenin manası yoktur, şimdiye kadar gerçekleşmiş tüm ihtimaller o olayın doğmasına vesile olmuştur :)
|
tesadüf yok ama acaip aksilik var.
|
Günümüzde insanoğlu nun bulduğu hangi teknolojik cihaz tesadüfen kullanımdadır. Ve bu cihazın bir üretim merkezi yoktur ?
Günümüzde insanoğlu nun bulduğu hangi cihaz bir damla kan dan daha teknolojiktir , yada bir gram yeşil yapraktan ? Eğer insanlık işlerini tesadüfe bıraksaydı, ve deseydeki "go with the flow". Bugün digiturk izleyebilir miydiniz ? Oluyor olsaydı olurdu, olmamış ve olamamış, olmasına da imkan yok iken, neden olmuştur diyorsunuz ki.. hiç bir delil yok iken.. |
Evrende gördüğümüz çoğu şeyin neden-sonuç ilişkisi içerisinde olduğunu anlamamız , herşeyde neden-sonuç aramamıza neden olmuş.(kuantum dünyası ayrı tabi)
Bu yüzden herşeyin bir nedeni varsa, evrenin deolması gerek diyoruz. Fakat, evrende gözlemlediğimiz neden-sonuç kavramı bu evrene has. Evrenin içinde onu ve diğer kavramları tanımlıyoruz. Yapılan ise şu, evrenin olmadığı bir "an" a gönderme yaparak neden sonucu ilişkilendirmek, ama evrenin kanunlarının işlemediği bir "an" için, bu evrene bağlı kalıp yaratıcıyı evrenin olmadığı anlarda bu evrenin kanunu ile kanıtlamaya çalışmak... |
Alıntı:
Dediğin doğru ama kainat da kendi kendini yaratmadı heralde. Buna mı inanalım? Böyle saçmalık olabilir mi? |
Ben hiçliğe inanmıyorum ama evrenin başlangıç anına dair bir fikrim yok.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:01 . |