Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3117)

sodomo-- 16-11-2006 12:40

Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
İlhan Arsel'in internet üzerindeki metinlerinin yeterince ve hakkıyla okunmadığını düşünüyorum. Bunun başlıca sebebi bu metinlerin internete aktarılmasında bazı detaylara dikkat edilmemiş olması ve adeta metinlerin "yığma yazı" ile doldurulması ve ilave olarak "dil kodlaması", "imla hataları", "yazım hataları", "boşluksuz yazma", "gerekli koyulaştırmaların veya italiklerin yapılmaması" vb. bir çok eksiklik mevcut.

Bu aşağıya alıntıladığım metin üzerinde bazı yazım hatalarını, dil kodlamasını (özellikle , u, ü, ı, g, ğ) vb. düzeltmek için biraz uğraştığım ve de okunabilir hale getirmek için daha fazla paragrafa böldüğüm bir metin olup içerik açısından bence çok önemli bir konunun işlendiği bir bölümdür.

Ben de bir çok İslami kaynağı taramış birisi olarak açıkça o kadar çok hayret ettiğim ilkel ve cahilane bakış açıları ile karşılaştım ki, artık açıkçası şeriat anlayışını benimsemiş birisinin Prof ve Doç olsa bile ilkel ve cahil olmak zorunda kaldığını veya zorunda olmasa bile "gönüllü" olarak böyle kaldığı konusunda zihnimde hiç bir şüphe kalmadı. Eğer bir insan Kuran/hadis/sünnet vb.. çizgisini izliyorsa o insan Prof. bile olsa bence içinden bir daha çıkamayacağı bir dipsiz kuyuda yol alıyordur. Sadece kendisi değil aynı zamanda çevresindeki binlerce insanı da potansiyel anlamda o dipsiz kuyuya çekme gücüne de sahiptir ve Türkiye bu açıdan eşsiz örneklere sahiptir.

Bu topiğe kendi okuduğum kaynaklardan Prof ve Doç. statüsündeki din adamlarının ilkel, bağnaz ve cahilane dini yorumlarını da sırası geldikçe ekleyeceğim.

Lütfen aşağıdaki İlhan Arsel metnini referans kaynaklarına bakarak okuyunuz. Eğer sizin de rasladığınız bu tip bağnaz fikirlere sahip din adamları var ise (Prof ve Doç, Dr. statüsünde veya Diyanet görevlisi) lütfen yazar, kaynak ismi, sayfa no vb. bilgiler vererek katkıda bulununuz.

----------------------------

"....Daha önceki bölümlerde sıraladığımız ve aklın ve havsalanın kavrayamayacağı nitelikteki şeriat hükümlerini, sadece "cahil" dediğimiz din adamları değil fakat İlahiyat Fakülte'lerinden yetişmiş, "Profesör" ve "Doçent" gibi ünvanlara sahip din adamlarımız dahi aynı "kutsallıkta" bulurlar: "İnsan vücudu ile ya da hayvanla cinsi münasebette bulunan oruçlu kişi'nin orucu bozulur, kaza orucu tutması gerekir (kefaret orucuna gerek yoktur)" şeklindeki şeriat hükmünü "Hadis'i şerif" olarak belleyen ve halkımıza belletenler, sadece "cahil" din adamları değil fakat İlahiyat Fakülte'lerinde ya da Diyanet İşlerinde görevli ve "Profesör" ya da "Doçent" ünvanlı din adamlarıdır 614.

Hayvanla cinsi münasebetin "zina" suçunu olusturduğunu, münasebette bulunan erkeğe verilecek cezada üç ayrı görüşün geçerli olduğunu, cinsi münasebette bulunulan hayvanın neden dolayı öldürülmesi gerektigini söyleyenler yine "aydın" diye bilinen din adamlarıdır 615.

"Yemeğe ve içeceğe düşen sineğin bir kanadında hastalik, digerinde şifa vardır ve sinek şifa kanadını dışarda bırakır (bu nedenle) sineğin dışarda kalan kanadını iyice batırın, sonra çıkarıp atın", ya da "Horoz melek görünce öter, merkep şeytan görünce anırır" şeklindeki hükümleri kutsal birer şeriat hükmü şeklinde belleyen ve insanlarımıza belletenler sadece "cahil" din adamları değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığı'nda iş gören ve İlahiyat Fakültesini bitirmiş, "profesör" ve "doçent" ünvanlı din adamlarıdır.

"Fare'nin önüne deve sütü koyarsanız içmez, ama koyun sütü koyarsanız içer" şeklindeki bir hadis hükmünü, çünkü vaktiyle Beni İsrail'den bir kavmi Tanrı cezalandırmak için fareye dönüştürdü, o kavim deve sütü içmez olduğu için fareler deve sütü içmez oldular" şeklindeki dinsel bir gerekçe ile köylümüzün kafasına sokanlar sadece "cahil" din adamları değil fakat Profesörlüğe yükselmiş din adamlarıdır 616.

"Şeytan her işinizde, hatta yemek yerken dahi yanınızda bulunur. Birinizin lokması elinden düşerse onu alıp yesin, şeytana bırakmasın" şeklindeki, ya da "Esnemek şeytandandır... Biriniz esneyip (ha) diye ağzını ayırınca onun gafletine şeytan güler" diyerek insanlarımızı "şeytanlar ilmi" ile eğitenler Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aynı "yüksek" eğitimden geçmiş unsurlarıdır 617.

Medine mescidinde minber işini gören bir hurma kütügünün, minberlikten çıkarıldığı için acı acı inlemeğe, halkın gözleri önünde hüngür hüngür ağlamağa başladığını söyleyenler sadece cahil din adamlari değil fakat "Profesör" unvanli ve hem de İlahiyat Fakültesinde dekanlık yapan Üniversite mollalarıdır 618.

Müslüman kadınların, müslüman olmayan erkeklerle evlenmelerinin İslam'a aykırı olduğunu söyleyerek hem insan haklarını çiğneyen ve hem de mutlu yuvalari yikmak isteyenler sadece "cahil" diye damgaladığımız din adamları değil fakat yine İlahiyat Fakülte'lerinde ögreticilik yapan "profesör" unvanlı din adamlarıdır 619.

Kadın sınıfını: "Aklen ve dinen dun yaratıklar" şeklinde tanımlayıp her bakımdan aşağılatanlar, ve örnegin "Mukadderatını bir kadının eline veren millet felah bulmaz" sözlerine dayanarak: "İslam hukukunda amme velayeti denilen teşkilatı riyaseti ancak erkek bir vatandaş tarafından temsil olunur. Bu, millet otoritesini temsil edecek mevkie kadın intihap edilemez; çünkü kadının fıtratı bir çok cihetlerden bu çok ağır vazifeyi deruhte etmeğe müsait degildir.. Bunun için Islam hukukunda ... devlet riyasetine intihap olunabilmesi hususunda kadın için bir hak kabul edilmemiştir" şeklindeki yorumlarda bulunanlar sadece "cahil" din adamlari değil fakat Diyanetin "büyük" ünvanlara sahip yetkilileridir 620.

Cumhuriyet rejimini "zındık düzeni" diye tanımlayıp devletin temellerini kundaklayanlar sadece cahil dediğimiz imamlar değil fakat "Doçent" ve "Profesor" kılıklı din adamlarımızdır 621

İslam'dan baska gerçek din olmadığını ve başka dinlere yönelenlerin sapık sayıldığını söyleyenler ya da "Babalarınızı, kardeşlerinizi (-eger farkli din ve inançta iseler) dost edinmeyin" diyenler ve böylece insanlarımızı bağnaz duygularla yetiştirenler sadece imamlar değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığı'nda iş gören ya da İlahiyat Fakültelerinde hocalık yapan ve "Profesör", "Doçent" vb... unvanlı din adamlarıdır 622.

Kadına dayak atma konusunda: "Eğer Kur'an 'dövülecek' diyorsa kadın dövülür, ama dövme kadına hakaret olsun diye değil, onu yola getirmek, aile yuvasını kurtarmak için" diyenler sadece "cehalet" içerisinde oldukları kabul edilen köy imamları değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığı görevinde bulunanlardır 623.

İslam'a uygun yaşam sürenlerin Cennet'e gideceklerini söylerken: "Her kim Cennete giderse o kişi 4000 bakire, sekiz bin dul ve 100 hüri ile evlenir" şeklindeki şeriat hükümlerini belletenler ve böylece erkek kişinin Cennet'de on iki bin yüz adet kadınla cinsi münasebette bulunacağını müjdeleyenler, sadece "cahil" bildiğimiz din adamları değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığında bulunmuş kimselerdir. 624


614 Bu tür şeriat verilerini halkımıza belletenlerin başında Diyanet Isleri Başkanlığı'nın İlahiyat Fakültelerinden çıkmış görevlileri gelir ki bir çoğu "Doçent" ya da "Profesör" ünvanına sahiptirler. Örneğin bkz. " Diyanet Dergisi" (Cilt 9, sayi 100-101, sh. 306-308)

615 İlahiyat Fakültesi mezunu olup 1976-8 yillarinda Diyanet İşl. Bşk. Haseki Eğitim merkezinde ihtisas yapan ve sonra on iki yil Süleymaniye Camii'nde imamlık görevinde bulunan Ali Riza Demircan'ın "Islam'a Göre Cinsel Hayat" adlı kitabına bakınız (Cilt II, sh. 168-9)

616 Diyanet İşleri Başkanlığının yayınlarından olan "Sahih-i Buhari Muhtasarı ..." adlı yayının 9.cu cildinin 68.ci sayfasına bakınız.

617 Diyanet yayınlarından olan "Sahih-i Buhari Muhtasarı...", (Cilt XII, sh. 164-5, Hadis no. 2013-2014)

618 Yaşar Nuri Öztürk adinda ve İlahiyat fakültelerinden birinde dekanlık yapan bir "Profesör'ün" "Kendi Dilinde Son Peygamber" (Ist. 1984) adlı kitabına bkz. (sh. 167)

619 Öztürk adındaki bir ilahiyatçının yazısı için bkz. Hürriyet (24 Mart 1992),

620 Diyanet'in "Sahih-i Buhari Muhtasarı..." adlı yayınlarına bakınız ( Cilt 9. sh. 449-451, hadis no. 1660)

621 Konya Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden bir doçent'in "Said-i Nursi" ile ilgili konuşmasındaki bu tür sözleri için bkz. Hürriyet Gazetesi'nin 15 Subat 1993 tarihli nüshasında "Nurcu Doçent: Cumhuriyet Zındık Düzeni" başlıklı yazıya bakınız.

622 Diyanet'in yayınladığı Hutbeler adlı kitaba ya da "Sahih-i Buhari Muhtsarı..." adli yayinlara bakınız.

623 Diyanet İşleri Baskanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın "Hürriyet" gazetesinde yayınlanan 3 Ekim 1993 ve 19 Ocak 1995 tarihli beyanlarina bakiniz.

624 Diyanet İşleri Başkanlarından Lütfi Dogan'ın "Ramuz El-Hadis" adlı kitabına bakınız.

http://www.ilhan-arsel.org/Din_Adamlari/BOLUM20.HTML

prof.dr.adnan 16-11-2006 12:57

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
prof olsun ,dekan olsun,rektör olsun ne olursa *olsun.ama bana kuranla açıklanan ,hadisle bütünleşen *fetva versin . *ona bakarsan bende zekeriya hocayı ve butip yanlış fetva veren *hocaları *tasdik etmiyorum.
adamlar medyatik olma hevesinde.bu konuda haklısın. sana katılıyorum.evimde * çok fazla kitap var.ama prof kitapları *çok azdır.
seçilmiş kitaplardır.onları okurum.ebu hanefi,imam gazali,ömer nasuhi bilmem,şihabüttün şühreverdi,dilaver selvi, *kütübü sitte, seaddeti-ebediye
v.s * gibi çok kıymetli eserler var.
dininmiz peygamber efendimiz ölmeden tamamlandı.diyanet profları tamamlayacak değilki. *konuşanlarda cezasını görecek sen uyma onlara tasavvufa yönel

prof.dr.adnan 16-11-2006 13:21

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
hiçbir zaman islamı anlamak ve yaşamak zor değildir.
gayet kolay ve bizim iyiğimiz içindir.yapılan hiçbir ibdet ALLAHA lazım değildir.bize lazımdır. çevrede bir sürü aydınım diyen yazarlarla *doludur.asıl amaç okuyucuların nefsini okşamaktır.başka sebepleri yoktur *farzedelimki ben ateisttim.ALLAH Korusunda misal *ör nek veriyorum.ve yazarımda diyelim. cumhuriyet gazetesinde derimki
insanlar gezmeli,eğlenmeli,içki içmeli, * kadınlar *güzelliklerini açmalı,
kapanmamalı,kuran okulları kapanmalı,kızım gece eve gelmesse karışmamam lazım,18 yaşından sonra istediği cinselliği yaşamalı
v.s sözler yazsam *herkez beni aydın adnan *yapar.
yere göğe sığdıramaz. ŞİMDİ BEN AYDINMI OLDUM HEMEN
bunları yazmak *uygulamak kolay .
ve basit şeyler.
önemli olan şu ALLAH VARDIR *VE BİRDİR.
ben ona inanıyorumve neyi yasaklamışa ondan kaçıyorum.
şimdide sen bana yobaz dersin. ne dersen de *beni ALLAH *yaratı.sen değil
senin iltifatların ve sözlerin beni hiç ilgilendirmez.
ilhan arsel,turan dursun gibi şahsiyetlerde * *ne *yaparsa kendine yapar.

sodomo-- 16-11-2006 15:24

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Okumalarım sırasında dikkatimi çeken bazı örnekler ilave ediyorum.

Önce Fethullah Gülen Hocaefendi hazretlerinden:

"Allah Resulü şöyle buyuruyor : Sizden biriniz (su veya yemek) kabına, sinek düştüğü zaman, o kişi onun her tarafını batırsın, sonra çıkarıp atsın. Çünkü onun kanatlarının birinde hastalık vardır; öbüründe de şifa vardır. (Buhari, Bed'ül'l-Halk, 17, Tıbb, 58; Ebu Davud, Et'ıme,48)


Evvela, sineğin mikrop taşıması o gün insanının bileceği bir şey değildi. Sinek bir sıvı içine düştüğünde, kanatlarından birini ihtiyaten yukarıda tutmaya çalışır. Yani ikisini birden daldırmaz. Zira oradan kurtulduğunda, kuru kalan kanat, onun uçup gitmesini kolaylaştıracaktır. Böylece o uçup gideck ama yiyecğinize, içeceğinize bıraktığı mikroplarla bize de hastalık bulaştırmış olacaktır.

İkinci olarak böyle bir durumda tavsiye edilen şudur: Sinek bütünüyle kaba batırılacak ve sonra da çıkarılıp atılacaktır. Çünkü onun kanatlarının birinde mikrop; diğerinde ise, o mikropun zararını giderecek panzehir vardır. Sinek ölüm heyecanları içinde çırpınırken onun sırtına dokunuverme, stok ettiği bu panzehir yüklü torbayı patlatacak, böylece sinek, diğer kanadı ile bulaştırdığı mikrobu dezenfekte etmiş olacaktır.

Bu meselenin tahlilini yapan ilim adamları diyor ki: Sineğin sırtına bastırdığımız zaman mikroskopla gördük ki, bir kısım mikro varlıklar sağa sola koşuyorlar. Ve daha sonra araştırmalarımızda bunların sterilize elemanlar olduklarını anladık."

(M. Fethullah Gülen-- Sonsuz Nur 1 s. 137-138)

DreiMalAli 16-11-2006 15:33

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Sevgili sodomo.

Şöyle bir örnek de olabilir mi?
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Kendine ait sitesi:
http://www.maranki.com
Sitede biraz dolaşınca Ahmet'in ne kadar çok konuda uzman olduğunu anlıyoruz:
Enerji, Aura, Şakra, Sular, Taşlar, Burçlar, Renkler, Kristaller, Piramitler, Bio Enerji, Beyin Gücü, Yoğunlaşma, Parapsikoloji, Kuantum Fiziği, İlahi Hükümler, Noktalarla Tedavi.

Bu kadar safsata uzmanlık konuları arasında Kuantum fiziği sırıtmasın da ne yapsın? *:oops:

Kitabı ile ilgili site: http://www.icselguc.com/library/libr...12&case=detail

Kitabı maalesef elimde yok.

Sevgiler

sodomo-- 16-11-2006 15:49

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Sevgili Dreimali,

Oldukça ilginç ben bunu daha önce görmemiştim.
"Kozmik yaşam" ve "kozmik bilinç" son yıllarda moda oldu. Acaba Hint felsefesinin etkisi mi pek bilmiyorum açıkçası. *Alfa'dan gelip Omega'ya gitmeler falan...Ama benim istediğim daha çok "din adamı" kökenli yani Kuran/hadis/sünnet bağlamında yaşayan ve kitaplar yazan din adamları.

Eğer gözüne çarparsa okumaların sırasında bu adamların zihniyetini yansıtan örnekler mutlaka yazıver sana zahmet. Önümüzdeki aylarda bir web sitesi veya bir "internet page" vb. bir şey kurabilirim eğer içini dolduracak bir birikime ulaşırsa bu bilgileri de orada ayrı bir sayfada "Türkiye'deki din adamlarının cehaleti" veya "Şeriatın yuvası İlahiyat fakülteleri" vb. konu başlıklarının içine dahil edebilirim.

Sevgiler ve saygılar benden...

sodomo-- 16-11-2006 17:05

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Prof. S. Ateş'ten Nisa 34 ile ilgili alıntılar :

"Şüphesiz dövmek sert bir metodtur. Fakat bazen buna mecbur kalınabilinir. Ayet, insan tabiatına uygun yolları göstermiştir. Kadını eğitmek, yola getirmek için önce yumuşak metotlar kullanılır. Genellikle insanlar güzellikten, iyilikten hoşlanırlar. Ama iyilikten anlamayan, adeta dayağı ihtiyaç gibi hisseden kadınlarda yok değildir. İşte öylelerini yola getirmenin son çaresi dayak olmaktadır."

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir !


(İslama İtirazlar ve Kuran-ı Kerim'den Cevaplar-S. 456-457)

-----
Prof. Y.Nuri Öztürk 'den:

"Yani Nisa 34. ayette kadının dövülmesi vardır desek bile bu, kocanın karısını dövmesi ilkelliğine gerekçe yapılamaz. Kadın, din emri (!) olarak dövülecekse bunu ilgili kamu görevlileri yapacaktır" * (İslam Nasıl Yozlaştırıldı S.343)

(Not: İlginçtir ama kitabın ilk sayfasına da "Cumhuriyetin 77. Yılına Armağan" *diye yazmış hocamız.)

-----
Prof.İbrahim Canan :

(Uzun uzun önce nasihat sonra tatllıkla serkeşlikten vazgeçirme, sonra da yatağın ayrılması gibi aşamaları anlattıktan sonra hocamız şu yorumu yapar)

"Şimdi size sorayım: Bu türlü kademelerden gelinip ulaşılan bir dövmeye hangi akıl ve mantık sahibi itiraz edebilir. Hem yüz kadından birinde böyle bir dövme, müspet tesir icra ederek o kadını yola getirecekse, İslam dini niçin böyle bir çarenin önünü tıkasın ? Bu bir terbiye usûl ve metodudur. Efendimiz "Vurun" derken bu ölçü içinde demiştir."

(Hadis Ansiklopedisi - Cild 1 s. 157)

------

Elmalılı Hamdi Yazır:

"Burada kadın dövülür mü, diye bir soru varid olabilir. Evet dövülmez, fakat bu ifadede kadın demek naşizane (serkeş), âsiye (isyankar) karı demek olmadığı da unutulmamak lazım gelir. Sırasına göre insanca olmak üzere bir kaç tokat, hissi isyan ile sukuta doğru giden hırçın bir kadına kadınlık şeref ü terbiyesini bahşetmek için güzel bir ders olabilir.

Şair Ziya Paşa merhum:

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
! demiştir.....(Cilt 2 s.1351)

-------
Ayrıca Nisa 34 ve "kadına dayak" konusu ile ilgili benim uzun bir yazım şu linktedir.

Sodomo'nun yazısı - turandursun.com

--edit: Sodomo, uzun linkleri programlar bölemediği için sayfa düzeni bozuluyor, o nedenle link'ini kısalttım (hala aynı yere işaret ediyor ama). Bu konu ile ilgili bilgi istersen yardımcı olayım. neutrino.

maddeoz 16-11-2006 17:37

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
din bilgisinin profosörü de olmaz, doçenti de.
Din, bilim dışı bir durumdur.
Din adamından profesörü de anca bizim ya da iran, arabistan gibi geri kalmış ülkeler yapar.
Ben tanımıyorum hiç bir din adamının bilmselliğini!

sodomo-- 17-11-2006 03:43

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Profesörümüz İbrahim Canan islam'da kadının önemini "soru-cevap" dialogları ile anlatır anlatır ve bir örnek verir :

...
...
...

"Bir başka ifade de kadınlar şişeye benzetiliyor. Enceş isminde Habeşi köle, bir seyahat sırasında develerin hızlıca tempo tuttuğunu görerek bir makam, bir nâme tutturuyor. Develer ister istemez hızlı yürümeye başlayınca develerdeki kadınlar rahatsız olmaya başlıyor.

Peygamberimiz(s.a);

-Ya Enceş ! Ağır ol, şişeleri kıracaksın , buyuruyor.

İmam Nevevi, Peygamberimiz'in (s.a.) kadınlara ne kadar müşfik davrandığını ifade etmek için bu hadisi delil getirir."

(Hz. Peygamber ve Aile Hayatı-Ensar Neşriyat s. 328)

17-11-2006 04:49

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
(prof.dr.adnan)
farzedelimki ben ateisttim.ALLAH Korusunda misal *örnek veriyorum.ve yazarımda diyelim. cumhuriyet gazetesinde derimki
insanlar gezmeli,eğlenmeli,içki içmeli, * kadınlar *güzelliklerini açmalı,
kapanmamalı,kuran okulları kapanmalı,kızım gece eve gelmesse karışmamam lazım,18 yaşından sonra istediği cinselliği yaşamalı...

Sevgili Sodomo,
Bu profların yetiştirdiği bir kişi ancak bu kadar olur. Şu anlayışa bak. Lanet okuyorum bu anlayışa. Kendisini bir ateistin yerine koyarak yaptığı değerlendirmeye bak. Bir de allah korusun demiş. :)
Kesinlikle bu profa şeytan musallat olmuştur. Şeytanın oyununa gelmiş. Daha bunun farkında bile değil. *:)
Yahu bu tiplere insan demeye bin şahit ister. Gezmeyi, eğlenmeyi ve içmeyi bile bunlar lüks görüyor. Yahu insansan cinselliği de yaşayacaksın. Başkasının cinsel tercihine sen kim oluyorsun da dil uzatıyorsun. Başkasının özgürlüğüne müdahele etmeye hakkın var mı? Adamlar bunu bile idrak edemiyor. İdrak etmesi de zaten mümkün değil. Şeriatla tek tip yaratacaklar ya. Halen o at gözlüğüyle bakıyor olaya...
Ateistlerin kızları hep düşündükleri gibidir. Bunlar art niyetli ya. Zanediyorlar ki herkes de kendileri gibi art niyetli. Hep ne derim. Ne olursan ol önce insan ol diye... İnsan başka...İnsancık başka...Sevgilerimle...

sodomo-- 17-11-2006 05:05

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Haklısın Ezkamo. Baştan sona "önyargı" dolu zehirli anlayışlar var bu camiada. Üstelik fazlasıyla eğitimsizler ve de cahil cesareti ile bir yığın lakırdı yapıyorlar kendilerini komik duruma düşürdüklerini bilmeden.
İlave olarak "faşist" bir yönleri var. Herkesin hayatına karışıp müdahale etmeye hakları olduğunu zannediyorlar.

Hem şeriatçı hem faşist anlayışlar cirit atıyor ortalıkta. Ama bu memleketi cahil-cühelanın eline bırakacak da değiliz sonuçta. Sonuna kadar mücadele etmeliyiz bu çağdışı zihniyetlerle ve bence en büyük problem çağdaş insanların bu tip şeriatçı-faşist zihniyetlerin yaratacağı potansiyel tehlikenin farkında olmamaları. Sevgiler ve saygılar benden...

sodomo-- 17-11-2006 19:01

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Ali Rıza DEMİRCAN'dan :

Teaddüdü-i Zevcat = Birden fazla ve dörde kadar kadınla evlenebilme

--Teaddüdü-i Zevcat her zaman ve mekanda, özellikle ilgiye ve aile yuvasına muhtaç kadınlara ümit menbaı ve güvence olacak kurumdur.

--Teaddüdü-i Zevcat, cinsel sömürüye, kadınların fhişeleştirilmesine ve yaygın dulluğa karşı çıkacak, cinsel ahlak ve istikrarar talip olacak her bir toplumun, işletme ihtiyacını duyacağı kurumdur.

--Teaddüdü-i Zevcat, laik bir mantıkla da olsa yerilemez.

--Teaddüdü-i Zevcat'ı kadınlar da savunmalıdır.

--Teaddüdü-i Zevcat'ın meşruiyetine inanmak Kur'an'a imanın gereğidir.

--Mü'min erkek gibi mü'min kadında teaddüdü-i zevcat kurumunun hak olduğuna inanmak mecburiyetindedir. İnanmayan kafir olur. Kafirler ise ebedi cehennemliktir.

(Hz. Peygamber ve Aile Hayatı-Ensar Neşriyat s. 245-256)

--Olgun bir müslüman kadın, istemese de kocasıyla sevişmeli

--Kadının kocasını tatmin etmesi Kuran’i bir hedeftir

--Üreme organından olmak koşuluyla tüm sevişme yöntemleri helaldir. Adetli ve loğusalık döneminde de sevişmek helaldir

http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/08739/

ozgur_beyin 17-11-2006 19:19

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
sevgili sodomo
* * *kenardan gazel okumak: kolaydır derler. *Ali , *Muhammedin kızının üstüne kuma getirmeye yeltenince, o benim ciğerparemdir *deyip ikinci karıyı almaya izin vermemiştir. bu tecvitli konuşan ali rıza *acaba ****** olmasın diye ,evde kalmış kızını kuma olarak verirmiydi. muhammed ,kendine gelince insan hakları, başkası yapınca terör.bunlara her şey yakışıyor.

frodo 20-11-2006 19:21

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
güncelleme

sosyalist18 20-11-2006 20:45

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
..."Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabında özetle deniyor ki:
Cinlerin müslüman olanı ve olmayanı vardır. Müslüman olan cinlerden insanlara bir zarar gelmez. Bunlar, yalnız ibadet ederler. Ehl-i sünnet âlimleri bunları tanır. Salih insanlar gibi görünür ve sohbet ederler. Kâfir olan cinler, insanlara çeşitli şekilde zarar verirler. İnsandan ayrılmayıp her şekle girebilirler. Mesela mikrop şekline girip insanın damarlarında dolaşırlar. Yalnız müminlerin kalbine giremez ise de, kalbine vesvese verebilir. Keçi, yılan, kedi şekline girdikleri çok görülmüştür.

Kâfir cinler, iyi insan şekline de girip iyi ve faydalı şeyler de yaparlar. Kâfir ve fasıklarla arkadaşlık yapınca, hiç ayrılmayıp onları günaha ve küfre sokarlar.

Cinler ve şeytanlar rüyada da görülebilir. Çok güzel şekle girip ihtilama sebep olurlar.

Herkesin kâfir bir cin arkadaşı vardır. Melekler, insanları cinlerin zararından korur.

Âyet-i kerime ve dua okuyup, Allahü teâlâya sığınanlara da cinler bir şey yapamazlar.

İnsanlara, hastalıkların tedavilerini ve gerekli ilaç öğrettikleri, sara hastasının bedenine girip, ona zarar verdikleri, insanlara nazarlarının değdiği kitaplarda yazılıdır.

Cin üç sınıftır:
1- Rüzgar ve hava gibi olanlar.
2- Yerdeki böcek ve hayvancık gibi olanlar.
3- Dinin emir ve yasaklarına uymakla vazifeli olanlar ki bunlara hesap ve azap vardır.

Cin, ateş ve havadan yaratıldığı için çok latiftir, çabuk hareket eder, hafif bir çarpmada hemen ölürler. Ömürleri kısa, din bilgileri azdır ve kibirli olurlar, birbirleri ile hep dövüşür ve savaşırlar. Cinnin ölümü, yerde kaybolmakla olur. İhtiyarları, gençleşir, çocukluk haline döner ve ölüp yerde kaybolur"

*******
Anadoluda bir genc kiz.Cocuklugundan beri islami kulturle ve hikayelerle buyumus.Gelenek ve goreneklerine bagli.Ataerkil duzen ne diyorsa oyle yasiar.7 yasindan beri *5 Vakit namazini *muazzam titizlik gostererek kilmaya calisir.Elbetteki kazaya biraktiklarida olur.Ama olsun kazayada kalsa borcunu oduyor.Abileri,annesi ve babasi tarladan gelmeden once yemeklerini pisirir,sofrayi kurar.Tabiki besmele ile baslar her ise.Eger besmele cekmeyi unutmussa,ve unuttugunu hatirlamissa ici rahat etmezdi ve Tanrisindan defalarca ozur diler.Abileri ve babasi gelir,tabiki yorgun.Besmele cekip yemek duasini yaptiktan yemegin basina otururlar.Abiler ve baba kalkar ,sonra genc kiz oturur.Yemegini yer.Tabiki once besmelesini ceker ve tanrisina sukreder.Besmelesi ile basladigi ev islerini bitirdikten sonra Aksam namazina baslar.Bittikten sonra,Oncelikle besmeleyle aksam yemegini hazirlar abileri ve babasi icin.Sabah erken kalkmak gerek,hemen yatmasi gerekir.Tabiki besmelesini ceker ve yatmadan once Ayetel kursisini okur oyle yatar.Isiklar kapanir.Ama uyuyamaz.Once kendi nefesini duyar;hizlandigini hisseder.Nefes alip vermesi hizlandikca Ayetel kursiyi tekrar okumaya baslar...Okudukca nefes alip vermesi hizlanir.Kalp atislari hizlanir.Korkmus bir sercenin kalbi gibi atmaya baslamistir.Yorganin altinda terlemistir,Aglamak istiyor gozlerinden yas geliyor,gozlerini simsiki kapatmis nerdeyse kalbi duracak...Ama ayetel kursiyi okumaya devam ediyor.Cunku biliyorki onu koruyacak bazi geceler gordugu cinlerden! Bas ucundaki muskasini avcunun icine alip simsiki tutuyor.Ve gulhuler elhamlar okurken allahina yalvariyor tekrar gormemek icin...Ama karsisinda yataginin bas ucunda ,birsey duruyor!Tipki cocuklugundan beri anlatilan cin hikayelerindekiler gibi.Tipki onlara benziyor.Genc kiz allahina siginiyor!Baska kimi varki zaten.Kime siginacak!Cinlerden kim koruyabilir genckizi! Ne yapmasi gerektigi belli.Cinlerden nasil korunmasi gerektigini biliyor.Eger bunu yaparsa allahi onu korur!Cunku boyle emretti allahi!Ama olmuyor,korkulari bir turlu gecmiyor.Ne yapsada zaman zaman geliyor cinler!Cabucak sabah olmasi icin dua ediyor!
***********************
Yillar sonra genc kiz,ataerkil duzenin uygun gordugu bir saglik memuru ile evleniyor.Bir sure sonra kocasi kizdaki garipligi farkediyor.Genc kiz yasadiklarini uzun bir zaman sonra kocasina anlatiyor.Kocasi onu bir psikiyatriste goturuyor ve tedavilere basliyorlar.Genc kizin halusulasyonlar gorme sebebinin, kucukken gecirdigi bir atesli hastalik sonucu havale gecirdiginden kaynaklandigi anlasiliyor.Yillar sonra saglikli bir anne olan genc kiz,Psikiyatristine tesekkur eder.Ve sunlari soyler,
"Yillardir korkularimi yenmek icin inandigim ve kullandigim *sey aslinda korkularimin kaynagiymis.Tipki batakliga saplanmak gibi dua okudukca korkularim depresti!
Bosluk hissettigim ve boslugunu doldurmak icin inandigim sey aslinda boslugun kendisiymis..."

frodo 21-11-2006 19:09

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
güncelleme

sodomo-- 23-11-2006 15:16

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
"Prof. Dr. Yeniçeri'nin aynı fakültedeki meslekdaşı Prof. Dr. Hayrettin Karaman ise bilimsel açıdan uzayda canlıların yaşadığına dair bir bulgunun mevcut olmadığını söyledi. Karaman, 'Allah; yerde ve gökte hareket eden varlıklar olduğunu ifade ediyor. Bunun mutlaka insan ya da bizim bildiğimiz cinsten canlı olması gerekmiyor. Buradan maksat, melekler, cinler de olabilir. Bahsedilen ayet, gökyüzünde insan veya başka bir canlı olduğunu göstermiyor. Ama uzayda cinler vardır derseniz buna bir itirazımız yok' diye konuştu."

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/...l/guncel7.html

Efendim, Prof. Celal Yeniçeri'nin "Uzay Ayetleri Tefsiri" isimli kitabında neredeyse kargaları bile güldürecek yorumlar mevcuttur. (Bu kitabı internette bir sitede görmüştüm daha önce, download yapıp indirebilirsiniz)


Araf 40. Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız.

".....Devenin, bu dünyada, iğne deliğinden geçmesi mümkün olmadığı gibi, onlar da yükseklere geçemeyip aşağılara itilecektir. Gök kapılarını maddi çerçevede ele aldığımızda buraları sonu gelen dünyalar, yıldız ve alemler için başkalaşım geçirme yerleri olarak düşünebiliriz. Ak ve Kara noktalar için anlatılanlar doğruysa o halde deve, içindeki dünya ile beraber iğne deliği kadar küçük bir nokta delikten bir başka aleme geçip gidecektir. Ayetteki devenin iğne deliğinden geçmesi, ibaresi gerçekte bu olayın imkansızlığını mı ortaya koyuyor, yoksa "deve iğne deliğinden geçecek ve fakat onlar gene de cennete giremeycektir" gibi olumlu bir anlama mı geliyor ? Ayetin bu şekilde tercümesi için arapça bakımından bir engel bulunmamaktadır.

(Doç. Dr. Celal YENİÇERİ Uzay Ayetleri Tefsiri--s.128)

Hocam bence deve iğne deliğinden geçmeyecek ve herkes cehenneme gidecek :)

23-11-2006 18:46

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Ancak; yenilenme, duvarların İbrahim peygamberin kurduğu temellere kadar yıkılarak tekrar inşası iele mümkün...

Kabile temsilcilerinin aralarındaki müzakerelerden sonra vadıkları sonuç bu...

...ama, Kabe duvarlarını eskirmiş dahi olsa yıkmaya cesaret edemiyorlar.Ya başlarına bir gelirse!!!

... kur'a çekerek duvarları paylaşmayı ve bu suretle yıkım faaliyetine başlamayı bir sıkıntı ve hayır gelirse kimsenin bundan istisna edilmemiş olmasını kararlaştırdılar.

...kur'alar çekildi. her kabilenin yeri belli oldu.

Ne var ki beklenmedik bir şey daha oldu. Kabe-i Şerifin içindeki kuyuya yerleşmiş ve kafası oğlak başı kadar olan bir koca yılan, kim, duvarlardan bir parça yıkmak istese süzülüp duvara çıkarak onu öldürmek istiyordu...

Bu hal karşısında kabe'nin tamir edilmesi imkansızdı...

Duası makbul kimseler buldular. bunlar, yılanın defedilmesi ve kendilerine mukaddes binayı imara izin verilmesi için Allahü tealaya yalvardılar.

...Bu sırada yılan, öğle sıcağında duvarlardan birinin üzerine çöreklenmiş uyuyordu.

Cenab-ı Hak, ağzı dualıların yalvarışını kabul etti... aniden bir beyaz kuş görünerek, yılanı kaptığı gibi götürerek Ciyad Dağı'na attı...

Sabileler, kendilerine ait yerleri İbrahim aleyhisselam'ın attığı temele kadar yıkarak duvarları yenilemeye başladılar.

* *alıntı- biriz biz
mubarek çöl değil amazon ormanları sanki, oğlak başı kadar kafası olduğuna göre *piton olmalı, oda çölde yaşamaz bataklıkda yaşar,
hadi oldu diyelim, peki kafası oğlak başı kadar olan bir yılanı hangi
kuş kaldırabilir, işin ilginç yanı bunu sutunlarına taşıyan insanlar
akademik kariyeri olan insanlar :lol:

sodomo-- 23-11-2006 19:16

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Gandalf bu metnin yazarı kim ?

beelzbb 23-11-2006 19:52

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
sevgili beelzb:

* * * * * * * * * Sodomo fetva makamı değil.Hele böyle sorular için hiç değil.
Kuranda kelime arayabileceğin bir hayli site var.Orda ararsan daha iyi olur.


frodo

beelzbb 23-11-2006 20:32

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Alıntı:

beelzbb";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 56434)
sevgili beelzb:

* * * * * * * * * Sodomo fetva makamı değil.Hele böyle sorular için hiç değil.
Kuranda kelime arayabileceğin bir hayli site var.Orda ararsan daha iyi olur.


frodo

ben zaten size sormadım sevgili frodo sodomo arkadaşıma sormuştum saygılar..

23-11-2006 21:00

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
bu hikayeyi geçenlerde *kanal 7 de *asrı saadet diye bir program yapan ak
sakallı amca anlatıyordu, dinleyelenler hipnoz olmuş gibi dinliyordu

sodomo-- 24-11-2006 09:13

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Prof. Hayrettin Karaman'dan seçmeler:


Bir bayanın avret, hatta ayıp yerinde bir hastalık olsa, bu hastalık ölümcül olmasa bile -yalnızca rahatsız edici, acı verici... olsa dahi- doktora gider, açar, gösterir, muayene ettirir. Bu hükmün dayanağı "zaruret sayılan ihtiyaç"tır. Sayısız erkek, özel hayatı veya İslâm topluluğu için gerekli gördüğü görevi yapabilmek maksadıyla takıyye yapmaktadır; yani çalıştığı yerlerin İslâm'a aykırı ilke, kanun ve yönetmelikleri ile merasimlerine uyum göstermekte, itiraz etmemekte, bunları benimser görünmektedirler. İnkarcılar Müslümanları kandırmak için onlardan görünürlerse buna "münafıklık" denir. Müslümanlar ötekileri kandırmak için onlardan görünürlerse buna da "takıyye" denir. Takıyye zaruret sayılmış ve şartları bulunduğunda caiz görülmüştür.

Erkekler gerektiğinde takıyye yaparlar ve bunu caiz görürler de kadınların -gerekli ve zaruri olduğunda- bunu yapmalarını caiz görmezlerse haksızlık olmaz mı? Bizim dediğimiz şudur: Durumu; yani aile şartları veya özel şartları kendini, başını açarak okumaya veya çalışmaya zorlayan kadınlarımız ve kızlarımız olabilir. Bunlar zorlayıcı şartlar sebebiyle -durumlarını zaruret içinde değerlendirerek- başlarını açarlarsa onlara günahkâr ve hain gözüyle bakmayalım, anlayış gösterelim, hem onları bu durumdan kurtarmak, hem de dayanabilen ve direnebilenleri haklarına kavuşturmak üzere hep beraber mücadele edelim...

http://www.hayrettinkaraman.net/yazi...zen/2/0150.htm

-----------
Yahu kadın ile erkek arasında her alanda bir ayırım mevcut islamda biliyorduk da "takıyye" konusunda da bir ayırımın mevcut olduğunu bilmiyorduk.
Profesörümüzden Atatürk Türkiye'sinde "takıyye" dersleri....

25-11-2006 22:36

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Ebu’l-Kasım
Muhammed b.Abdullah b.Abdulmuttalib b.Haşim

* * * * * * *570’de Mekke’de doğdu. Hatemu’l-Enbiya, Ortaçağ Arap Devleti’nin Kurucusu, Hicri Takvim’le 12 R. Evvel Doğumgünü olarak kutlanır. Ölüm Günü’de Aynı’dır. 20 Nisan 571 12 R.Evvel’e Denk gelir.

* * * * * * Mekke’nin Egemenliğini *Elinde tutan Kureyş Kabileleri’nden Haşimoğulları’na Bağlı Yoksul ama Saygın bir Aile’nin Oğlu’ydu. Babası Abdullah’ın Ölümü’nden sonra Dünya’ya geldi. Annesi Amine’yi de 6 Yaş’ındayken kaybetti. Sünnetli olarak(al sana sünnet oldumu olmadımı davasına cillop gibi kılıf) ve 2 Omzu Arası’nda Peygamberlik Mührü taşıyarak doğdu.( muhurmu, fazla cüneyt arkın filmi seyretmişler) İran’da Sava Gölü Yere battı, Semave Vadisini Seller bastı. Kabe’deki Putlar yüzüstü Yere çöktü.( gel !! gel!!! canlı bunlar)

* * * * * * Önceleri Haşimoğlları’nın Önderi ve Mekke Yönetimi’nin en Yetkili Kişiler’inden olan Büyükbabası Abdulmuttalib’in Yanı’nda büyüdü. Arap Gelenekleri uyarınca verildiği Sütannesi Halime’nin yanında birkaç Yıl Çöl’de yaşadı. Sütkardeşleriyle birlikte Geziye çıktığı bir sırada yanına gelen 2 Melek tarafından Göğsü açılarak Kalbi yıkanıp temizlendi.( ne ile yıkadılar acaba, akla en yatkın olanı arap sabunu)

* * * * * * Abdulmuttalib’in Ölmesi üzerine 8 Yaş’ındayken Amcası Ebu Talib’in Korumasına girdi. * * * * * * * * * * * * * * * *Yaklaşık 29 Yaş’ında Ficar Savaşları olarak bilinen Kabile Çatışmaları’ndan ikisine katıldı. Mekkeli Zorbalarca Haklar’ı Elinden alınanların Koruması Amacıyla kurulan Hılfu’l-Fudul adlı Örgütü’nün Kurucuları arasında yer aldı.

dehşet bir site koca koca sakallı kel kafalı adamlar oturup bu siteyi hazırlamışlar, haklısın sodomo bunların hepsi aynı tornadan çıkmış
*devamı için
http://www.ulumulhikmekoeln.de/genel...mmedulemin.htm

sodomo-- 27-11-2006 13:08

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
İslâm'ın bütününe açıktan karşı olan, İslâm'ı bir din olarak benimsemeyen kimselere "kâfir" denir, halk dilinde bu kelimenin karşılığı "gâvur"dur.

Kâfirler ister başka bir dîne inansınlar, ister hiçbir dîne inanmasınlar müslümanlar onları, İslâm'a girmeleri için zorlayamazlar, onlar saldırmadıkça saldıramazlar, din ve vicdan hürriyetlerini engelleyemezler. Ülkenin içinde ve dışında olan kâfirlerle güvenlik anlaşması yaparak yaşarlar, ihanet etmeleri ihtimali karşısında uyanık olurlar.

Kâfirlerin -Kur'an'a göre- en kötüsü münafıklardır, bunlar kendilerini gizledikleri için şerlerinden emin olmak, zararlarını engellemek çok zordur. Hemen her zaman müslümanlar en büyük darbeyi bunlardan yemişler, bunların açık düşmanlarla işbirliği yapmaları sebebiyle büyük zararlara ve kayıplara marûz kalmışlardır. Kimsenin kalbini (beynini) yarıp içindekini görmek mümkün olmadığı gibi, insanların gizlisini araştırmak da câiz değildir. Ancak bir kimsenin veya gurubun yapıp ettiklerine bakarak bir kanâate varmak, eğer güçlü delîller var ise onlara karşı tedbirli olmak mümkündür ve gereklidir. Kuvvetli şüphelerin ve tehlikenin bulunması hâlinde araştırma da yapılabilir.

*
http://www.hayrettinkaraman.net/yazi...zen/3/0016.htm


Evet mücadele edilen şerîatçılık değil, dindarlıktır. Bize göre demokratik laik devlet, "bir görüş, bir inanç olarak kaldığı ve yazılıp söylendiği" sürece şerîatçılığa da karşı çıkamaz.

http://www.hayrettinkaraman.net/yazi...zen/3/0339.htm

---------------------------

"Kafir" sözcüğü tek başına bir düşmalık anlamı verir bir şeriatçı için. Şeriatçılar her daim bu sözcüğün gösterdiği düşmanlar icat ederler kendilerine. Size "kafir" diyerek damgayı yapıştırıverirler. Gerisi sadece "güç" meselesidir artık. "Kafirleri gördüğünüz yerde öldürün" ayeti mucibince ellerine gücü geçirdikleri anda gereğini yaparlar. Türk'ü Türk'e *düşman etmenin en etkili yoludur "kafir", "münafık", "müşrik" vb. kelimeler ile damgalamak insanları. Şeriatçıların hüküm sürdüğü bir diyarda ne millet vardır, ne aile, ne dostluk, ne sırdaşlık ne de *sevgi ne de aşk. Orada ya mümin olacaksınız ya da kafir...Tercihinizi iyi yapmanız gerekir. Çünkü en yakınınızdaki dostunuz, öz kardeşiniz veya süt kardeşiniz *bile sizi "kafir" olduğunuz için ortadan kaldırabilir hem de hiç vicdan azabı bile duymaz..Cennete gitmenin ve hurilerle meşke girmenin en kestirme yoludur "kafir"lerle savaş etmek..


Tabii demokratik devlet bir görüş olarak asla "şeriata" karşı çıkmamalıdır prıfısırımıza göre.. Ama kendi sahte peygamberlerini eleştiren olursa o anda başı ezilmelidir T.D örneği gibi veya Sivas da olduğu gibi...Zaten boşuna mı "kafir" etiketi yapıştırılır ki, ne de olsa cezası bellidir ve mesaj yerini bulacaktır gerisi sadece infazın zamanlaması ile ilgili bir meseledir...

Şeriata demokasi adına izin vermek... Demokrat geçinenlerin en büyük cehaletidir.

Haaa bir de demokratlarımıza İran islam devriminin bütün süreçlerini iyi öğrenmelerini salık veririm...

sodomo-- 28-11-2006 00:30

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
"Şeriatın İslam'la veya Kuran'la eşit olmaması hiç kimseye şeriata hakaret etme hak ve yetkisi vermez. Şeriat, İslam'dan insanların anladığıdır, İslam'ın bizzat kendisi değildir ama şeriatın içinde İslamın değerleri vardır, insanlık değerleri de vardır. Dahası, inanan insanların onuru, kutsalları, ümitleri, bağlılıkları vardır.

Arap-Acem örflerine karşı çıkmanın yolu, Kur'an'ın değerlerini din yapmaktan geçer; şeriata hakaretten değil....Bid'at ve hurafeler "şeriat isterük" diye dinleştirilenlere karşı çıkış, dinsizlik adına değil, gerçek din adına olduğunda anlam ifade eder ve kitleyi yanına alır
."

(Y.Nuri Öztürk---İslam Nasıl Yozlaştırıldı s.582)

------

Yaşar hoca şimdi parti kurdu. "İmam hatip mezunu Başbakan olur da İlahiyat Fak. Dekan'ı neden olmasın" diyerek atıldı siyasete ve CHP'yi kullanarak milletvekilliğini garanti altına aldıktan sonra baştan beri kafasında kurguladığı parti kurma işine soyundu ve *şimdi derin devlet destekli siyasetine taban bulmaya çalışıyor. Ona bu MGK patentli siyasetinde başarılar dileriz ama bir çift sözümüz de olacak kendisine :

"Sen alemi kör milleti de sağır mı zanndersin ?"

K.C. 29-11-2006 17:54

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Soru:
Kur'an'da ortaya konan, kızların erkek kardeşlerin mirastan aldığı payın yarısını alması hükmü hakkındaki görüşünüz nedir?

Cevap:
Kur'an'ın nazil olduğu zaman erkek kardeşlerin, ailenin erkek çocuğunun birçok mali yükümlülüğü vardı, ailenin kızları ve kadınları da muhtaç olduğunda onlara erkek bakmak mecburiyetinde idi. Bu sebeple onlara mirastan fazla pay verildi. Şimdi erkeklerin yükümlülüğü değişti, ne cihad var, ne tazminat (diyet) ödeme var, ne kadın ve kız akrabaya bakma yükümü var... Bu durumda kızlar yarı hisse alırlarsa dinin amaçladığı adalet gerçekleşmez. Ya erkekler onların eşit almalarına razı olmalılar; bu takdirde rıza ile verdikleri için fazla alınan helal olacaktır, ya gerektiğinde kızlara bakmayı mecburi (hukuk yönünden bağlayıcı) olarak üslenmelidir. Bunlar olmuyorsa kızlar, eşit pay alırlar ve ihtiyaten, aldıkları fazlayı bir tarafa koyarlar, muhtaç olduklarında kullanırlar. Bu mala hiç ihtiyaçları olmadan ölmeleri halinde erkek kardeşlerine veya onun mirasçılarına verilmesini vasiyet ederler.

Ya kendi çoluğu çocuğu fakru zarurete düşecek durumdaysa? Neden dayılarına vermeleri gereksin? Annelerinden gelen mirasla kendi kendilerine bakabilecekken, Dayılarına muhtaç bir yaşam sürerler verdikleri taktirde. Kula kul olmamak değil mi felsefe *:?:

Hayrettin Karaman, 'şimdi ne kadın ve kız akrabaya bakma yükümü var' demiş. Kızlara mirasları gereği gibi verilseydi, onlar o zaman da (1400 yıl önceki Arabistan'da da) bakıma muhtaç hale gelmezler ve bir erkeğin onlara bakma yükümü oluşmazdı.

sodomo-- 30-11-2006 09:20

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Bunun en tipik örneği Muhammed'in kızı Fatıma'nın miras hakkını halife Ebubekir'in ihlal etmesi..İslam alimleri (!) ne hikmetse hep Muhammed'in "Bize mirasçı olmaz biz ne verirsek sadakadır" dediğini öne sürerek onu en temel miras hakkından mahrum bırakılmasını olağan karşılarlar. Bu bahaneyi öne süren Ebu Bekr Muhammed'in sözlerine Kuran ayetlerinden daha fazla önem verdiğini de göstermiş oluyordu çünkü Kuran'da miras hakkı düzenlenmiştir ayetler ile ve bu hakkın ihlali aynı zamanda Kuran'daki miras ayetlerinin de ihlali anlamına geliyordu. Hatta diyebiliriz ki Muhammed'in kendisi bile bu sözü ile Kuran ayetlerini ihlal etmiştir. Bir peygamber olarak miras bırkmayabilirsin ama bir baba olarak miras bırkmak zorundasın ve bu da Kuran ayetleri ile sabittir.

Not : Ayrıca belirteyim bu mirasa konu olan mallar Hayber, Fedek, Vadi'l Kura ve Nadiroğulları hurmalıkları ve arazileri olarak geçer.

K.C. 30-11-2006 09:55

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Daha önce ŞİA arkadaşın çok uzun bir yazısı vardı. Şia kaynaklarından yararlanarak Muhammed öldükten sonra Ömer'in ve Ebu Bekir'in nasıl biat peşine düştüklerini, Fatma'nın kapısına dayanan Ömer'in Ali'yi zorla biat ettirmeye çalıştığını, Fatmayı evi yakmakla tehdit ettiğini, bu arada da Muhammed'in cenazesinin bu kargaşalar sürerken 3 gün bekletilip gömülmediğini yazmıştı.
O zaman da demiştim, 'Ebu Bekir ve yakınları Muhammed'i bir din tebliğcisinden çok bir devlet adamı olarak görmüşler adeta' diye. Bu miras konusunda da aynı şeyleri düşündüm. Devlet başkanının malı mülkü devlete aittir gibi bir düşünce üzerinde olduklarına göre Muhammed onlar için önce Devlet başkanı idi, sonra (inanıyorlarsa eğer) Allah'ın elçisiydi.

sodomo-- 30-11-2006 10:17

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Tarihsel anlamda Şia'nın çıkış noktası işte burasıdır. Zaten Şiiler Fatıma'yı Muhammed'in tek kızı olarak görürler ve diğer kızlarını ise Haticenin yetim kalan kızkardeşinin çocukları veya eski koclarından olma çocukları olarak görürler ve onlar için bu açıdan Fatıma çok kutsal bir kişilik.

Ama konu sadece EbuBekir ile değil aynı zamanda Aişe'de Fatıma'ya miras bırakılmasın engellemiştir. Muhammed'in eşleri onun ölümünden sonra olağan üstü bir servete kavuşurken ve bununla da kalmayıp atıyye (bağış maaş) olarak 10-12 bin dirhem maaş'a bağlanmışken Fatıma'ya zırnık bile verilmemiştir.

Hatta bu haksızlık o boyuttadır ki Muhammed'in hanımı Safiyye kendi yahudi akrabalarına İslam'ın miras hukukunu çiğneyerek 100 bin dinar gibi (servetinin yarısını) bağışlamış ve bu uygulaması ile ciddi tartışmalara neden olmuştu ve adeta sahabelerin büyük tepkisini çekmiştir.
Yani yahudiler bile Muhammed'in mirasından pay almış ama kızı Fatıma alamamıştır. Üstelik bu sahabelerin itirazları sırasına Aişe Safiyye'yi korumuş ve mirasın devrini sağlamıştır. Ama aynı Aişe Muhammed'in kızı Fatıma'ya miras bırakılmasına karşı çıkmıştır.

Aişe bizzat bunu engellemiştir. Zaten daha sonra da Ali ile Cemel savaşına girecektir.

Sözün kısası Şii'ler Aişe'den nefret ederler.

Not : Bu konuya kısa bir süre sonra açacağım "Hayber ve Allahın vaad ettiği ganimetler" isimli topiğimden sonra değineceğim çünkü mirasa konu olan mallar ve Muhammed'in eşlerinin servetleri doğrudan Hayber ile ilgilidir.

sodomo-- 02-12-2006 12:45

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
HAYVANLAR vs. İLE İLGİLİ TEFERRUAT

(331).Hz.Cabir anlatıyor: "Bir köle gelerek Hz.Peygamber'e hicret etmek üzere biat etti., Resulullah onu köle olduğunu sezemedi. Arkadan efendisi onu aramaya geldi. Resulullah ona: "Onu bana sat" buyurdu ve ve köleyi iki siyah köle mukabilinde satın aldı. [Müslim Musakat 123, (1602); Tırmizi, Siyer 36....]

AÇIKLAMA

Burada köle sahibinin de Müslüman olduğuna hamledilmiştir...
Hadisten alimler, bil-icma, bir kölenin iki köle mukabilinde satılabileceğine delil bulurlar. Nevevi, efendinin Müslüman olduğu, iki siyahi kölenin de Müslüman olduğu hükmünü belirtir, "çünkü , Müslüman kölenin köle mukabilinde satılması caiz değildir" der. Ancak her üçünün kafir olabilme ihtimaline de parmak basar.

Şu halde, satılabilen şeylerin aynı cinsleriyle olmaları halinde ziyadenin ribâ sayılması prensibine burada olduğu gibi istisnalar da vardır...
...
...
...

Bu hüküm hayvanlar hakkında da muteberdir.

(Prof. İbrahim Canan--Hadis Ansiklopedisi-Cilt 1 s.541)

Yoruma gerek duymuyorum...

devrimdeniz 02-12-2006 13:13

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
kaç tane kemalist ilahiyatçı var acaba?bu sayıyı bilen yada tutan var mı?[/quote]

walla 02-12-2006 16:22

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Papa haklı, çok doğru demiş.

sosyalist18 02-12-2006 21:32

Re: Sadece İmamlar değil İlahiyat Prof ve Doç'ları da böyle
 
Bizim okulda bir kimya bolmu docenti vardi diyordu ki;
"Ya ben bu bilim adamlarini anlamiyorum.Ne oynarsiniz domuzun gozuyle kulagigla.Yok genetik teklonjisiymis,yok bilmem neymis!Yaziktir gunahtir.Allah nasil yarattiysa oyle birakin."
Bunlari LAIK(sozde) Turkiye Cumhuriyetinin Bilim uretmesi gereken bir universitesinin ,bilim adami imaji tasiyan bir embesil soyluyor...Dusunun Turkiyedeki bilimin gelecegini.

Turkiyede yeterinden fazla kemalist ilahiyatcinin oldugunu dusunuyorum...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:44 .