![]() |
Nişanyan'a 'Peygambere hakaret' davası
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Sevan Nişanyan'ın kendi internet sitesinde yazdığı bir yazıda Hz. Muhammed'e hakaret ettiği iddiasıyla ile ilgili 15 kişinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı. Soruşturma sonucu hazırlanan ve mahkemece kabul edilen 7 sayfalık iddianamede, yazar Nişanyan ''şüpheli'', 15 kişi ise ''müşteki'' sıfatıyla yer alıyor.
Haber bağlantısı: http://www.agos.com.tr/haber.php?seo...i&haberid=4598 -- Birisi hakkında dava açacaksanız kânunlardaki boşlukları kollayacaksınız, bir kaç kişi birden suç duyurusunda bulunacaksınız. En azından Adnan Oktar gibileri öyle yapıyor. Sevan Nişanyan'ı dava eden 15 kişi kimdir bilmiyorum, ancak sistemli oldukları ve kânunlar gözettikleri aşikâr. Bu kânunlar, anayasalar egemen güçleri, örümcek kafalıları gözettikçe bu kafalar başımızdan gitmeyecek, onlar gitmedikçe de bu yasalar yürürlükten kalkmayacak. Sonra gelsin ileri demokrasi, ağır sanayi hamlesi... |
İslamcıların özgürlükten anladığı şey, kendi dinlerini başkalarına dayatma özgürlüğü olmalı. baksanıza ortada ne hakaret var ne de küfür..
''...Bundan yüzlerce yıl önce Allah ile kontak kurduğunu iddia edip bundan siyasi, mali ve cinsel menfaat temin etmiş bir Arap lideriyle dalga geçmek nefret suçu değildir'' demiş ve şikayetçiler bundan rahatsız olmuş. Kuranı aç bak ne kadar küfür ediliyor putperestlere karşı.. Yasaklanacakca Kuranın bu ayetleri yasaklanmalı. |
Sevan Nişanyan kelimelerini seçerek konuşan ve hakarete vardırmayan bir kişidir. Muhammed yalancıdır demek hakaret sayılıyor. Saçmalığın daniskası ancak ne yazıkki bir süredir beklediğim bir şeydi.
|
Savcı sordu, "böyle bir iddianameye cevap vermeyi aklıma hakaret sayarım" dedim. "Diyecek bir şeyim yoktur" diye tutanağa geçirdi. Ne yapsın adam, o da emir kulu nihayet.
Bunları yazmış Sevan Nişanyan kendi facebook hesabından. Davaları çok ciddiye almadığı her halinden belli zaten. Yine de saldırıya geçmiş olan örgütlü gücü küçümsemek çok gerçekçi bir tutum değil. |
İnanın bu değerli insanı da Turan Dursun gibi katledeceklerinden korkuyorum.
|
Shibumi,
Bak yine atlıyorsunuz asıl noktayı. Kanunlardaki boşlukları kullanıyorlar demesini biliyorsunuz da, bu kanunları koyan hangi hükümet? Hangi parti? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Şu AKP kurnazlığını güzel benimsemişsin ancak bir şeyi atlıyorsun. 11 senedir hükümet olan bir partinin yasaları daha demokratik, insan odaklı olarak değiştirmemesinin altında yatan kurnazlığı es geçiyorsun. AKP'nin de, hükümet edenlere egemenlik sağlayan bu devletçilik sistemini kullanarak aynı hukuksuzlukları, anti demokratik uygulamaları devam ettirdiğini unutuyorsunuz. Üstüne şimdi de garip din temalı hukuksuzluklar eklendi. Daha dün Bülent Arınç'ın korumaları Almanya'da Alman Polis'inden "hepsinin kimliklerini" istedi. Düşünün ki Almanya'ya konuşmaya giden bir hükümet sözcüsü orada da aynı dar mafyacı, fişlemeci, devletçi kafayla iş yürütmeye çalışıyor. Çok açık ve net söylüyorum, Türkiye bir mafya devletinden hallicedir. Bu, dün de böyleydi bugün de böyle. Bu sistemi şu an ve 11 yıldır AKP işletiyorsa, toplu iğnesinden, top taburuna kadar her şeyin sorumlusu AKP'dir, bu kadar basit. Neyse konu temel olarak bu değil, tartışmak istersen Politika başlığına aç bir başlık. |
Nisanyan'a yonelik nefret kampamyasi bu yaptiklari, Ayni Hrant'a yaptiklari gibi. Demokrasinin dustugu hallere bakin, yalanciya yalanci demek de hakaret sayiliyor.
|
Alıntı:
|
Sevgili arkadaşlar,
Alıntı:
Savcı her birimizi karşısına alsa sorsa : (S-->Savcı, B-->Biz) S: "Muhammed peygambere neden inanmıyorsun ? Neden aleyhinde yazılar yazıyorsun ?" B: "Söylemlerinden pek ikna olmadım." S: "Yoksa Muhammed peygambere yalancı mı diyorsun ?" Yani, biz bu soruya ne cevap verirsek verelim hakaret olacak. Zaten İslam'ın ana fikri inanmayanın küfür ettiği, kafir olduğu değil midir ? Nasıl ifade edersek edelim inanmamakla küfür, hakaret etmiş oluyoruz. Fazıl Say'a ve Sevan Nişanyan'a yapılan baskıların ardında "inanmıyorsan bile sus, koyunları ürkütme, yoksa biz susturmasını biliriz" mesajı gizlidir. Sevgiler |
Alıntı:
Haklı olduğun ama tamamen haklı olmadığın konuda Muhammed'e bir peygamber demenin ve bunu kabul etmenin tamamen zorbalığa döndüğü bir ortam var şu anda. Yani zorba bir ortamda ne söylesen hep haksız çıkarsın. Buna göre sen istersen Muhammed peygambere yalancı de, istersen başka bir şey. Hep haksız çıkarsın. Kimse kimseyi aptal zannetmesin; AB-D (Batı) bu durum içinde olan Ortadoğu ülkelerini sömürebilmek için, bunu terörist faaliyetlerde kullanıyor ve böylece kendi payına düşeni alıyor. Batı sömürüye öylesine bağımlı ki kendi ülkelerinde bile bu terörist faaliyetlere göz yumuyor (Bkz. Danimarka'daki karikatür krize ve ABD'deki Kuran yakma ve çekilen filme). Bizim salaklar da böyle bir ortamda inancını yaşadığını zannediyor. Örneğin, bugün Ulusal Kanal'da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Antalya'daki kadınların görüşleri yayınlanırken, başı kapalı bir kadın (ki belli ki oranın yolcusu biri), Ecevit Dönemi'nde mazotun 500 lira olduğunu ve şimdiki iktidara Allah korkusu yüzünden oy verdiği söyledi, ama şimdiki mazot fiyatlarını söyleyemedi bile. Çünkü bu kadın kazığa tam olarak oturmuş ve bu kazığı çıkaramamanın rahatsızlığı yüzünden doğru düzgün konuşamıyordu bile. Oysa ülkemizde tüm inançlara aynı mesafede olan bir iktidara olsaydı bu rahatsızlıklar olmaz ve bu kadın da ekonomide çektiğimiz sıkıntılara ortak olmasını bilebilirdi. Neden bilemedi? Allah korkusu yüzünden AKP'ye oy verdi, onun için bilmedi. Oysa bu gibi insanların sayısı ülkemizde haddinden fazladır ve bunlar ülkemiz için değil ama, Batı, daha doğrusu Batı'nın sömürüsü için büyük bir şanstır. Olay bundan ibarettir. Fazıl Say'ın ve Sevan Nişanyan'ın da böyle bir ülkede yaşadığımızı ve ona göre hareket etmesini bilmesi gerekir. |
Inamak baska bir sey hakaret etmek baska bir sey hidistanlilarin inege tapmsida benim icin sacma ama bu benim o insalara hakaret etmemi gerektirmiyor
Ayrica bir siir okudu diye 1 yil hapis yatan tayyip erdogan icin böle bir baslik actinizmi burda ateistse özgür olsun müslümansa birakin yatsin |
Alıntı:
Kendisine dava açılmasına neden olan ifade işte buradadır. ''...Bundan yüzlerce yıl önce Allah ile kontak kurduğunu iddia edip bundan siyasi, mali ve cinsel menfaat temin etmiş bir Arap lideriyle dalga geçmek nefret suçu değildir'' Siz düşünün artık halimizi. |
Zamanında Taraf'tan atılmasının sebebi de yazdıklarının Müslümanları rahatsız etmesiydi.
O süreçte şöyle de bir şey demişti: Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kimse kimsenin inancına saygı duymak zorunda değildir.
"İnanca" saygı duyulmaz. Hangi inançtan olursa olsun insanın kendisine insan olması hasebiyle saygı veya sevgi duyulur. Bana ne yahu senin değer yargılarından, inançlarından. Bunları benimsiyor olsam, saygı duymak istesem zaten senin fikrine tabi olurum. Neden inanca, değer yargılarına veya cinlere, hayaletlere, goblinlere, sünnet cehaletine, putlara, ineğe tapmaya saygı duyayım? Böyle mantık yürütme mi olur? Dünya'nın aklı başında hiç bir yöresinde de "yasalaşmış" böyle bir saygı anlayışı yok. Yasayla saygı/sevgi mi olur? Olursa böyle olur. Atatürk sevgisi, millet sevgisi, öğretmen sevgisi, etc... Arkaplanda tümüyle yobaz, gerici safsata fikirle beslenen adamlar yüzlerine bir gülenyüz maskesi takmışlar bizden saygı bekliyorlar. Ne o, ben eğilip büküleceğim, senin efendi olduğunu, bana buyurabileceğini, tanrının da tanrım olduğunu kabul edeceğim ve bunun adı da saygı duymak olacak. Öyle yağma yok! |
araplar, turkler kuranımızı değiştiirp keyflerine göre yorumluyor dıye insan hakları mahkemesine dava açsalar. ne para kazanırlar.
biliyorum konuyla alakası yok ilgisiz ileti oldu ama... |
Alıntı:
Bende diyorumki iste özgürlük veya düsünce özgürlügü sadece ateistlere lazim degil hepimize lazim etnik kimligi dini veya siyasi görüsü ne olursa olsun herkese özgürlük diyorum ama sizden ayni hassasiyeti bir müslümanin da düsünceleri yüzünden basina gelenlere karsi gösterminizi istiyorum |
emre025, ne hassasiyetinden bahsettiğini açabilir misin?
Forumda türban yasağı ve benzeri anti demokratik ve mantık yoksunu rejim yasaklarına karşı açılmış ve bu yasakların insanca olmadığını beyân eden onlarca başlık var. Ne yapmamızı bekliyorsun? Mesela şimdi egemenliği elinde bulunduran ve olanca gücüyle ateistlere, kadınlara ve diğer bir sürü insan grubuna akla mantığa gelmeyecek uygulamayı, söylemi ve baskıyı reva gören RTE'yi mi savunalım istiyorsun? Sen burada "ucu ateistlere dokunmuyorsa zûlmün her türü mübahtır" diyen insan gördün mü? Varsa bile bu sitenin genelini neden bağlasın? Madem RTE'nin veya müslüman gruplara yapılan zulümlerin kınanmasıyla ilgileniyorsun, bunu kendin de rahatlıkla yapabilirsin. Sana bunları yapamazsın diyen mi var? Site hakkında abuk subuk önyargılarıdan kurtulmadığımız müddetçe bu tartışmalardan bir verim alamayız. Bence önce tartışacağımız platformu benimsemeliyiz. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Verilebilecek en anlamli cevabi vermis zaten. |
Muhammed vs. Nişanyan davasında son durum
İstanbul, Bursa ve galiba Konya'da üç mahkemede benim meşhur Nefret Suçları yazısına ilişkin dava açmışlar. Bugün Selçuk Sulh Cezada üç dava için talimatla ifademi aldılar. Aşağıdaki ölümsüz mısraları üç defa okuyup copy-paste ettik. Hakim, kâtip ve mübaşir gülmemek için canhıraş çaba gösterdiler.
Sanık ifadesi Muhammed adlı şahıs, kâinatın yaratıcısı olan yüce tanrı ile, neuzubillahi teala, iletişim kurduğunu ve ondan bir kitap aldığını iddia etmiştir. Benim vicdanî ve dinî kanaatime göre bu davranış küfürdür ve küfürlerin en büyüğüdür. Buna rağmen ben Muhammed adlı şahıstan ve onun övücülerinden şikâyetçi değilim. Herkes, başkasının haklarına tecavüz etmedikçe, dilediği yanlışa inanma ve dilediği hurafeyi hakikat sayma hakkına sahiptir. Adı geçen şahıs, haşa sümme haşa, kâinatın yaratıcısı ile girmiş olduğunu iddia ettiği iletişim sayesinde, daha önce silik bir tüccar iken, kısa sürede bütün Arabistan’ı kapsayan siyasi egemenliğe kavuşmuş, aynı zamanda 30.000 kişilik ordular sevk edecek mali kaynakları elde etmiştir. Yine “peygamberlik” iddiasına istinaden, hadis ve siyer kaynaklarının bildirdiğine göre, toplam en az onbir eş ve iki nikâhsız cariyeye sahip olmuştur. Dolayısıyla, adı geçen şahsın tanrı ile kurmuş olduğunu iddia ettiği iletişim sayesinde, siyasi, mali ve cinsel menfaat elde ettiği, aksi iddia edilemeyecek bir tarihî olgudur. Menfaat elde etmek suç değildir; ahlaken her zaman ayıplanan bir davranış da değildir. Dolayısıyla, Muhammed adlı şahsın “peygamberlik” iddia ederek menfaat elde ettiğini söylemek, ona suç veya ahlakdışı bir davranış isnat etmek anlamına gelmez. Ahlaki yargılardan bağımsız bir tarihi olguyu ifade eder. Buna rağmen ben, bazı insanları rahatsız edebileceğini düşünerek, iddia konusu yazımda bu tarihi olguları ileri sürmedim. Muhammed adlı şahıs şöyledir veya böyledir gibi bir ifadeden dikkatle kaçındım. Ancak, eğer Muhammed’e ilişkin bu olguları ifade etmek isteyenler varsa, bunun onların en doğal hakkı olduğunu ve bu hakkın tecavüzkâr kişi ve zümrelere karşı kamu eliyle korunması gerektiğini belirttim. Bunun aksini iddia edenlerin, temel hukuk terbiyesinden yoksun cahil kişiler olduğu kanısındayım. Tarihi ve hukuki olguları söylemek, birtakım kişilerin duygularının veya önyargılarının incinmesine yol açabilir. Bu üzücüdür. Ancak bundan hukuki anlamda bir zarar veya bir hak türetmenin, medeni bir hukuk sisteminde, mümkün olamayacağı kanaatindeyim. Olguları söyleme hakkını birtakım kişilerin hisli duygularını incitmeme şartına bağlamakla elde edilebilecek herhangi bir kamu yararı bulunduğunu da tahmin etmiyorum. 3 weeks ago, Sevan Nişanyan tarafından yayınlandı |
Sevanyan'ın söyledikleri hakkında değerlendirmemi "Unforgiven" adlı #8 nolu mesajımda verdim. Onun söylediklerini daha önceden birçok kişi söyledi. Hemen aklıma gelenler; Turan Dursun, Arif Tekin, Muazzez İlmiye Çığ, Özdemir İnce vb. Ama şimdiye kadar hiç kimse, toplumumuzu ikna edemedi? Bütün sorun, bu konuda aydınlanma çağından geçmemiş ve şimdi de kitap okumayan toplumumuzun ikna edilmesidir. Eğer bunu başarırsanız, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Ya da tersten düşünelim; siz, Kuran ve İslamiyet hakkındaki tüm gerçekleri gözönüne serseniz, toplumumuz bunu kabul etmedikten sonra nafile bir uğraş olarak kalır. Batı'da (Avrupa ve Amerika) bu durum sorun değil ama Türkiye bu duruma direnmekte hala ısrarlı.
|
Sevan Nişanyan yalnız değildir - imza kampanyasi
Sevan Nişanyan yalnız değildir!
Sevan Nişanyan'ın İslam mitolojisini İslamcılar gibi yorumlamıyor diye 13, 5 ay cezaya çarptırılmasını protesto ediyoruz. Ayrıca Fazıl Say'ın Ömer Hayyam şiirinden dolayı cezalandırılmasından sonra, yazar, dilci ve araştırmacı Nişanyan'ın cezalandılması Türkiye'de Sünni İslam toleranssızlığının sadece yaygınlaştığını değil devlet kademesinde resmi görüş haline geldiği anlaşılıyor. İsveç'te Süryanilerle bir araya gelen Bakan Bağış'ın İsveç parlamentosunun soykırım kararını mastürbasyon deme edepsizliğini de bu çerçevede görmek gerekir. Ayrıca son günlerde Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Temsilcisi Necati Abay 11 yıl 3 ay hapis cezasına, Azadiya Welat gazetesinin eski Yazı İşleri Müdürü İbrahim Güvenç 10 yıl 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırılması, ifade özgürlüğü açısından yeni sınırlamaların işaretlerinden sayılmalıdır. 13 Mayıs 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde, Mehmet Y. Yılmaz'ın Kültür Bakanı'nın anlattığı fıkra başlıklı makalesinden öğrendiğimize göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, akil İnsanlar buluşmasında Kültür bakanı Ömer Çelik'in Tanrıyı kastederek İftiraya ben bile bir şey yapamam, bana da İsa'nın babası diyorlar şeklinde anlattığı fıkra, alaycı gülüşmelere neden olmuştur. Dünya çapında milyarlarca Hıristiyan'a hem hakaret hem de Hıristiyan görüşünü tahrif eden ve kutsal üçlü hakkında bu terbiyesiz görüşleri söyleyen AKP'li bakan ve onu destekleyen Erdoğan'ın hem de sözüm ona barış için akil adamlar toplantısında bu konuşmaya kimsenin bir şey dememesi Erdoğan'ın Ezidi, Alevi, Zerdüşt ve benzeri dinlere hakareti ortadayken Nişanyan'ın sadece ve sadece İslami mitolojiyi aynen kabul etmek mecburiyetinde olmadığını açıklamasına verilen bu fahiş ceza T"C" de İslami tahammülsüzlüğün şiddetini gösteriyor. Biz aşağıda imzası olanlar olarak bu kararın derhal kaldırılmasını talep ediyor ve benzeri engizisyon kararlarına yenilerinin eklenmemesini talep ediyoruz. Sevan Nişanyan'a hayat güvencesi verilmesini istiyor ve anayasada yazılı fikir özgürlüğünün tam desteklenmesini talep ediyoruz. Fikir hürriyet ve din hürriyeti ve bu arada dinleri eleştirme hürriyeti insanların doğuştan hakkidir. İslamcı terörün yaygınlaştığı bir dönemde bu tip kararların ayni zamanda teröristlere cesaret verdiğini ve dünya barışını tehdit ettiğini bir kez daha belirtiyoruz. Dünyadaki tüm duyarlı insanları bu saçma karara karşı seslerini yükseltmelerini talep ediyoruz. Sevan Nişanyan, Fazıl Say, Necati Abay, İbrahim Güvenç ve düşüncelerinden dolayı baskıya maruz kalan dostlarımıza sahip çıktığımızı ilan ediyoruz. Bize katılın, sesinizi yükseltin, zira orada söz konusu olan hepimizin onuru ve geleceğidir. İsmail Beşikçi Fikret Başkaya Ali Nesin Sait Çetinoğlu İbrahim Seven Adnan Chalma Kulhan Abut Can Kenan Araz Erol Özkoray Ragıp Zarakolu Ahmet Abakay Attila Tuygan Ahmet Önal Muzaffer Erdoğdu Aram Budak Nadya Uygun Rüstem Aryal Murat Kuseyri Sait Eser Fikri Göksal Shabo Boyacı Garo Kaprielyan Hilda Sıradağ Kermo Reada Recep Maraşlı Hovsep Hayreni Shabo Akgül Ferit Altınsu Musa Konaç Basim Altundağ Barhe Sabri Yıldız Simon Barmano Yohan MackayRume Selay Ertem Zeynep Tozduman Hanna Kerkinni Dikran Ego Pınar Ömeroğlu Serdar koçman Fatima akalın Mahmut Konuk Ramazan Gezgin Sezai Sarıoğlu A. Aydın Doğan Güngör Şenkal Dr. Ali Kılıç Temel Demirer Sibel Özbudun ..... https://docs.google.com/forms/d/1VFW...viewform?pli=1 http://gercek-inatcidir.blogspot.de/...-degildir.html |
Guncelleme.
|
Sevgili arkadaşlar,
Sevan Nişanyan'a verilen demokrasi ve çağ dışı cezanın iptali için bir imza kampanyası başlatılmış. Lütfen imzalayalım. http://imza.la/sevan-nisanyan-a-destek Alıntı:
|
İmzalandı.. Bu oluşumu destekleyelim, imzalarımızı atalım.
|
Birçok imza kampanyasına katıldım ama buna imza atmıyorum..
Sevan Nişanyan'a hayatında başarılar dilerim.. |
Seve seve imzaladim.
|
Sevan Nişanyan İslamiyet kadar Hristiyanlığı da eleştirebilmiş midir?
Sevan Nişanyan için Hristiyanlığın eleştirilebilecek hiç bir yanı yok mudur? |
Alıntı:
Bu da yeni itiraz hattı. Diyorlar ki neden sırf Muhammed’le kavga ediyorsun? Adalet bu mu? Beni Kureyza’dan söz ederken hani Eski Ahit peygamberlerinin kestiği kavimler? Hani Amalekîler, Yebusîler, Midyenliler? İsa’nın yedi bin kişiye balık ekmek yedirdiğine inandın da Muhammed’e bir vahyi mi çok gördün? Hem bunu söyleyenler cühela tayfası değil, bayağı aklı başında insanlar. İnanın bazen ümitsizliğe düşüyorum. Şelaleye doğru hızlanan bir derede akıntıya kürek çeker gibi hissediyorum. .... Bir gün Musa'yı veya İsa'yı kullanarak beni susturmaya veya gözümü korkutmaya çalışanlar olursa, peki, o zatı muhteremlerin de zannedildiği kadar matah şeyler olmadığını anlatmaya çalışayım. Ama öyle bir şey yapan yok ki? Bir kişi bile çıkmadı bugüne dek beni Zerdüşt'le korkutmaya çalışan, ya da John Smith’e laf edersen senle ebediyen küsüz diye atarlanan. O zaman ne uğraşayım? Çeşit çeşit inanç var dünyada. Öğrenir, istifade ederim. Mizah duygumu söndüremem belki, ama acı bir söz söylememeye gayret gösteririm. Sevan Nişanyan Devamı.. http://nisanyan1.blogspot.de/2013/05...da-yapyoo.html |
Alıntı:
Ben bir Hristiyan değilim ama gelmiş geçmiş bütün peygamberler içinde en ılımlısı, en nazik, en hoşgörülü peygamber kimdir derseniz, hiç düşünmeden Jesus deriz. Yahu bu adam bir melek be. Hepsini bir araya getirsen, Jesus sütten çıkmış ak kaşık gibi kalır. Ben şimdi Yahuda İncili'ni okuyorum ve oradan Jesus ile bağlantı kurmaya çalışıyorum. Jesus nasıl bir insandı? Lahit içindeki adam bu İncili neden başucuna koymuştu? Bu İncili bu kadar değerli yapan şey ne idi? Yahuda İncili'ne göre Jesus (ki Yunanlılar onu bu isimle anıyorlardı) sanki tarihte hiç yokmuş gibi, sadece mitolojik bir karakter olarak ortaya çıkar. Ya da çok sevildiği için mecazi anlatımla efsanelerle anlatılmıştır. Evet, Bill Maher İnciller'de anlatılan Jesus'un gerçekte hiç yaşamadığını söyler. Gerçekten de öyle miydi? Örneğin, Yahuda İncili'ndeki Sahne 1'de Havariler'in Jesus ile diyaloglarına bakarsanız, Jesus'un Şükran Duası (Jesus'un Son Yemeği)'nda etli-kemikli bir şekilde Havariler ile konuştuğunu görürsünüz. Ama Sahne 3'te Jesus'un Yahuda'ya öğrettiği Evren Bilimi ile diyaloglarına baktığınız zaman ise, masalsı anlatım nedeniyle Jesus'un ortada olmadığını görürsünüz. Bu bağlamda, Nişanyan'ın "İsa’nın yedi bin kişiye balık ekmek yedirdiğine inandın da Muhammed’e bir vahyi mi çok gördün?" sorusu çok ütopik gelebilir size. O, Jesus hakkında şunu söyler: Alıntı:
Biliyorum, kötü bir benzetme olacak ama Hollywood filmlerinde karşımıza sıkça çıkan, "Tanıdığın şeytan tanımadığın şeytandan iyidir" klişesi bugünlerde İsrail Savunma Bakanı tarafından bile dillendirilir oldu. |
Kendisi icin toplananlara Nisanyan'dan mesaj.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 . |