![]() |
Sizce dünyada en tehlikeli din hangisi?
Sizce dünyada en tehlikeli din hangisi
Musevilik İslam Hristiyanlık Budizm Hinduizm Ateizm |
Ateizim bi din değildir. Bu yüzden anketten çıkartıyorum.
Bilginize... |
İslam ile Musevilik arasında kaldım ama sanırım İslam'ın tahrip gücü daha yüksek.
|
|
Diğer seçeneği eklenmeli.
|
İnsanlar o kadar hayret verici varlıklar ki, insandan belli bir varlık olarak konuşmak bile akıl karı değil aslında. Sıradan bildiğiniz bir insanın (kendiniz/miz de dahil olmak üzere) birden bire neye dönüşebileceğini, zalimlik kapasitesinin sınırlarının nerelere yükselebileceğini bilmeyen bir kimse ancak insan üzerine bu kadar rahat konuşabilir.
Akıllı kimse insanı hiçbir zaman belirgin bir varlık olarak görmez ve onu dizginleyebilen büyük gücün önünde ancak diz çökebilir. Bu gücün ne kadar etkin olduğunu göremeyecek kadar kapasitesi olmayan insansa kendi kapasitesinin o güce inananlardan fazla olduğunu sanarak o gücü dalgaya alır. İşte dinlerin bahsettiği körlük budur. Dinlerin insan ürünü olması mümkün değil çünkü insanı bu kadar iyi tanıyan ve dizginleyebilen başka hiçbir güç görmedim. İnsanı bilen dinler önünde ancak eğilebilir ve tekrar tekrar teşekkür edebilir. Tekrar ediyorum insan çok enteresan bir varlık, içinde dünyada varolan her zerreyi barındabilecek o ve zerrelerin potansiyeli etki altında kaldığı herhangi bir oluşumla yükselebilecek ya da indirgenebilecek... (Bakınız; en etkili psikolojik deneyler) O yüzden neyle oynadığınıza ve gerçekten neyi küçümsediğinize dikkat edin derim, bazen basit olandır anlaması zor olan. İnsan ne zaman kendinin bir hiç olduğunu ve bilgisinin de denizlerden bir denizde bir zerre olduğunu anlar ve idrak eder işte o zaman bir denge sağlama derecesine erişecek duruma gelir, neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak edebilir. Dünyadaki en tehlikeli din insanın kendisi. Bense dierin değil dünyaya kötü bir etkisi olduğunu düşünmek, insan denilen varlığın korkunçluk derecesi karşısında o dinlerin önünde yalnız diz çökebilirim. Onlar yalnızca ilahi bir güçten gelebilir. İnsan uydurması olmasının derecesi ise yüzde sıfırdır. Sevgiler. |
Alıntı:
Korkularımızı yenmenin zamanı geldi. Bence ne olacaksa olsun artık. İnsanlık tarihinin geçmişi savaş ölüm ve tecavüzlerle dolu. Dinler bunların hiçbirine engel olmadı. 21.yy da ortadoğuyu ve kuzey afrikayı islam geri bıraktı. İnsanlar cennete gidecez diye dünyayı cehenneme çevirdi. Geçenlerde ıraklı bir arkadaşımla konuşuyordum. Bana dediği dünyanın en iğrenç dini islam... Ben din kavramına karşı değilim.Dünyayı geri bırakan din kavramına karşıyım. Radikal islamcı bir ailede dünyaya geldim. İliklerime kadar islamı yaşadım. Ateist yada başka bir dine inanan ailede dünyaya gelseydim din bu kadar umrumda olmazdı... Eğer bir tanrı olsaydı dünya bu kadar iğrenç pislik bir yer olmazdı. Tanrının olma ihtimali yüzde sıfır. |
Alıntı:
Böyle insanların kendilerine zaman ayırması ve bütün bu bunalımlara sebep olan bu olgulardan uzaklaşması, yalnız kalması gerekiyor. Çünkü bu onlar için bir ihtiyaç, yemek içmek gibi. Ama insan kendini, benlik denilen olguyu anlayıp kabul ettikten sonra, daha farklı bakıyor, bambaşka... Gerçekten öyle başka ki, anlatılamaz. Siz kendi içinizde huzurlu değilsiniz, tamam diyelim tanrı yok ve dinler insan uydurması, siz dinlerden kurtuldunuz o halde neden hala mutlu olamıyorsunuz? Çünkü ne eminsiniz, ne de güçlü. Aradığınızı bulduğunuz da doğru değil. Her derdin devası önce derdi kabul edip, derdin ne olduğunu bilmekle başlar. Ve inanın bana büyük bir güç var, bunun için etrafa bakmak yeterli. Bu gücün ne olduğunu düşünmek bile mutluluk verici. Dünyada gördüğünüz her şey insanın kendisi, dünyanın iğrenç bir yer olmasının sebebi de yine insanın kendisi. Henüz kendimizi anlamaya yetmeyen gücümüz ne dünyanın sistemini, ne varlığın, ne de var edenin amacını tam olarak anlamaya yetebilir. Ama birgün anlayacağımızı umut ediyorum. Hissediyorum. Sevgiler. |
Alıntı:
Ateist aradigini buldugunu mu soyler? Imanli icin, dini mesuliyetlerden kacma olarak gorulen ve "kolay" diye tanitilmasi buyuk bir yanilgidir. Dogmalardan kurtulma, dini ve toplumsal baskilara ragmen ozgurlugune kavusma, buyuk bir caba ve sancili bir donem sonrasi olabilir. Bu konuya ileti yazmiyacaktim, ancak bazi uyelerin dini baskilarin insanlari yuzlerce sene geriye goturup, zihinsel gelismelerine mani oldugunu gormezden gelmeleri beni hangisinin en kotu etkiyi yarattigi hakkindaki gorusumu belirtmeme neden oldu. Muslumanlik, yapisi dolayisiyla, laiklige, hur dusunceye, ayrimciliga, insan ve kadin haklarina en kotu etki eden din oldugu gorusundeyim. Bundan diger dinlerin tercih edilir oldugu manasini cikarmamaniz gerektigini de ilave etmek isterim. |
Ateizm tek başına mutluluk demek değildir.
Mutluluk; özgürlük, sevgi, huzur ve güvendir. Özgürlük istediğin her şeyi yapabilmek değildir, özgürlük istemediğin hiç bir şeyi yapmamaktır, ateizm bunu sana dini ve ahlaki açıdan garanti eder. Sevgi en önemlisi bu tabi, ben her şeyi çok severim hepimiz yıldız tozuyuz, her şey harika, tüm bunların oluşması 15 milyar yıl sürmüş ve ben tam ortasındayım, bundan daha güzel ne olabilir ki. Sürekli yoğun bir haz alırım yaşamaktan ve evet bu ateist olduktan sonra böyle oldu. Dünyanın en tehlikeli dini islamiyettir, sürekli bununla karşı karşıya kalıyoruz zaten. O kadar saldırganlar ki. |
Alıntı:
Ben müslüman olmayı seçmedim. Ailem zorla dayattı. Zorla sünnet edildim. Din vücudumuza bile karıştı. Eğer bir din olacaksa 18 yaşından sonra insanların kendisi seçmeli.Türkiye Cumhuriyeti devletide dini kendi çıkarına göre kulandı kulanıyor.Devlet bundan dolayı her mantıksız uygulamanın arkasında durdu... Kızgınız saçmalıklar dayatıldığı için. Kızgınız vücut bütünlüğümüze dinler karıştığı için. Ateizmi biz seçmedik. İslamın saçmalıkları ateizmi yarattı. Dinler yok olmayabilir. Belki ilerde yeni dinler ortaya çıkabilir. 21. yy insanının en büyük savaşı ruhani yani psikolojik savaş veriyoruz. Din bir ihtiyaçtır. Sizinle aynı fikirdeyim. Çünkü bu dünyada din değiştiren çok insan var. Ateizmden teizme, teizmden ateizme geçen insanlar var. İnsanın aciz varlık olması tanrının varlığının kanıtı değildir. İnsan denen varlık bir et parçasından ibarettir. Bu gerçekliği kim kabul edebilir. İnsanlar gerçekleri kabul etme zorluğu çekiyor. İnsan denen varlık herşeyin sorumlusu olduğu konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Sonuçta dinleride insanlar uydurdu. İnsan denen varlık bencildir acımasızdır çıkarcıdır. İyi insan azdır. Benim mutsuz olduğumu söylüyorsunuz.Burdaki pek çok ateist hayatlarından memnun. Mutsuz olamın en büyük sebebi. Dinler yalan, siyaset yalan, ülke yalan, ailem yalan, toplum yalan, insanlar yalan... En önemlisi hayat yalan. Gerçekler mutsuzluk getirir. |
Alıntı:
Gelelim her şey yalan mutsuzum bakışına; böyle hissetmeniz bir süreç olduğu müddetçe çok normal, düşünen, hisseden her insanın geçirdiği bir süreçtir bu ve sizin kendi benliğinizi bulmanız bu sürece son noktayı koyabilir ancak. Ne yaparsanız yapın son noktayı koyamıyorsanız bu sizin ne kadar güçsüz olduğunuzu gösterir. Burada kendini senelerce bir eve kapatan ve insanlarla tüm kontağını kapatarak yalnız başına senelerce düşünce dünyasına dalan kaç kişi daha var bilemem ama benim yaşadığım süreçlerin zorluk derecesinin verdiği acıyı kelimelerle anlatamam. Hayatımdan kaybolan senelere nasıl kızgın olabilirim ki beni ben yapan o seneler... İsmimi nasıl değiştirebilirim; beni ben yapan bana verilen o isim. Gerçekten de insan ismine benziyor mu ne :) Yoksa adımı değiştirir Selalim yapmak isterdim. Çünkü anlamı ruhuma eş. Ama ne ismimi, ne de dinimi, ne de ait olduğum memleketi sildirmeyi aklımın ucundan bile geçirmedim. Hmmm aklımın ucundan es geçirdim diyebilirim :) Varsın beni ben yapan olgular olduğu gibi kalsın, yoksa ben bu ben olamazdım. Varlığımı ve benliğimi borçluğum o adlara. Sevgiler. |
Alıntı:
Ben bunun sorumlusunu bizden öncekiler olarak görüyorum. Bize bıraktıkları dünya buydu.İğrenç bir dünya bıraktılar. Bizde bizden sonrakilere bu dünyayı bırakacağız. ---------------------------------------- Sana sormak istiyorum şimdi. Neden müslümansın ? |
Alıntı:
Alıntı:
Sorumlu aramak hata olan. Belki ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmadıkları için biraz suçlular ama hepsi bu. Bizler elimizden gelenin en iyisini yapıyor muyuz? Bizim bırakacağımız dünya daha mı iyi? Alıntı:
Sevgiler. |
Alıntı:
Bu inancın ismi nedir ? Hayatta herşeyin bir ismi vardır... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Dinler heryönden kötülüye hizmet eder,Baskici dinler ,baskici oldugu icin tehlikelidir,,bariscil dinlerse insana kötülüyü seyretdirdiyi icin tehlikelidir,insani duyarsiz yapar.saygilar |
Alıntı:
Forumdaki pek çok kişi de belki öyle. Ben hiçbir şeye isim koymuyorum sevgili angel. Biraz farklı bakıyorum dünyaya ve inançlara. Kendimi hiçbir oluşum ya da inanca ''kendimce'' tamamen yaklaştırmıyorum, çünkü o inançların hepsinin ana kaynağını biliyorum ve şimdilik yalnız daha mutlu oluyorum. İzliyorum dışardan, kimi zaman hoşuma gidiyor, kimi zaman değil, bazen tebessüm ettiriyor çünkü insanlar gerçekten ilginç varlıklar. Biliyorum ki ben çoğunluk gibi değilim, biraz da kader diyelim, yalnız da yaşayabilen onlardan daha güçlü biriyim. Ben bütün inançları seven biriyim. İbadet etmenin yeri, mekanı ve zamanı olmaz. Camide de, Kilisede de, Havrada da ve nice isimli tüm tapınaklarda da mutlulu olabilir, dua edebilirim, orada tapınanlarla aynı atmosferi paylaşabilirim, dua kalp işidir. Sizler Tanrı'nın varlığı, yokluğu konusunda konuşarak, Tanrı üzerine düşünerek dahi ibadet etmektesiniz. "Sır gözüyle, gönül gözüyle Mümine de bak, kâfire de bak, bunların herbirinde, kendi inançlarına göre yâ rabbi! . . . sesinden, ya hay! . . . feryadından başka birşey yoktur." Ben de yalnızca bu sesi duyuyorum. Şekil ve kılık önemsiz, ha sakın ola bunu anlatmaya çalışmayın çünkü bu yalnızca yalnızlar tarafından kendiliğinden anlaşılır. Sevgiler. |
Bir dine , bir yaraticiya inanmakla yada ateist olmakla mutluluga ulasilir diye bir düsünceye katilmiyorum. Mutluluk kisinin kisisel gelismisligi ile yasamina ve kendine kattigi anlamlarla baglantili oldugunu düsünüyorum.
Dünyanin en tehlikeli dini bence de islam. Özellikle kadinlar icin tehlikeden de öte dinleri reddetmenin ilk sebebi. |
Ankette İslam seçeneğini işaretledim. Nedeni İslam'ın tehlike açısından diğer dinlerden ne daha çok ne de daha az tehlikeli olmadığı halde bu dine ait olanlar arasında seyreden yüksek eğitimsizlik oranı ve cahillik bu dini asıl tehlikeli yapan şey. Doğa dinleri veya Putperestler arasında da belki cahillik oranı çok yüksektir ama nüfus istatistiklerinde önemsiz bir yer aldıkları için bu dine ait insanların yapabileceği kötülükler de sınırlı kalıyor.
|
Ben de İslam'ı işaretledim, zira hristiyan, budist, hindu veya museviler arasında karşılıklı "tanrı büyüktür" diye bağırıp bibirine roket atan, boğaz kesen, kurşuna dizen bir din kalmadı sanırım.
|
Su anda ve gunumuzde islam "tehlike" olarak empewryalist zihniyetin kullandigi ve one cikardigi dindir. Teroru ve terorizmi bile bu din ustune gelistirmistir.
Yalniz burada "tehlike" farkindan ziyade; her bir dinin etik yonlendirim yaptiriminin imansal inanci ve tutuculugu goz onune alinirsa; bireyi olmayan toplumlarda, hepsi tehlikelidir. Cunku teokratik bir otokrasi soz konusudur. Tarihsel olarak bugun dunya cografi ve toplumsal dagiliminda bu tehlikenin ve her turlu hak ve ozgurluk ihlalinin islam cografyasinda ve toplumlarinda oldugu gorulur. Hristiyanlar bu donemi karanlik cagda yasamistir. Cadi yakimi ise 16. yuzyila kadar surmustur. |
Ben yahudiliği işaretledim!. Neden'mi! islam bölgesel etkinliği olan bir dindir. Gücü oranında bir tehtitdir! oysa yahudilik kendileri dışındaki tüm insanlığı çıkarları için kullana bileceği bir tanrı verğisi hak olarak görür. İdealleri mutlak dünya hakimiyetidir! bunuda ustalıkla ğizlice sürdürürler.
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Kelime oyunları ile bir yere varılmaz! Burada kastedilen şey açık ve nettir. Oy verilen yer Museviliktir, Yahudilik, musevilik, israiliyat bunlar bir birinden ayrılamıyacak kavramlardır!. Hanğisini söylerseniz söyleyin aynı kapıya çıkar maddi bir güç bulamayan islam terörü bir halt yiyemez, zaman zaman rahatsızlık verir. Ancak siyonist yahudi idealinin dünya insanlığına verdiği zararı ancak bu konularda bilinçlenmiş kişiler bilir!. Ben anadan doğma yahudi düşmanı değilim, islamın insanları nasıl koşullandırdığınıda çok iyi bilenlerdenim!. Ancak islam taraftarları kaba ğüçdür, düşünce yapıları dar ve sığdır bunun için verecekleri zarar sınırlı ve koşullara bağlı sürelidir.! Zamanında arap alemini bile yanlış dini bilğilerle saptırmışlardır. Arap islam inancındaki yanlışlıkların,yanılmaların kaynağı nereden ğelir? Medine yahudilerinin kitap oluşumunda'ki etkilerini derinlemesine incelenirse bir takım tarihi gerçekler anlaşılır.
|
Ankette Satanizm olmaması çok ilginç.
Satanizm bilinen en tehlikeli dindir. Diğer dinler Satanizm'e göre en nazik tabiriyle "hafif" kalır. Moral ve ahlaki değerleri olmayan, size zarar verene kat kat fazlasıyla zarar vermenizi öğütleyen, sizden daha değerli hiç bir şeyin olmadığı, uygulamada ve teoride "ben" merkezcil tek dindir. |
İslam dünyanın en tehlikeli dinidir. Sebebi ortaçağ arap yaşamı, inancı, gelenekleri ve o dönemin hertürlü ilkelliğini ilahi bir emir kisvesine sokmuştur. Bunedenle ortaçağ araplarının bütün ilkel inançları ve yaşam tarzı islam var oldukca var olmaya devam edecektir.
Böylesi ilkel bir tin elbette dünyanın en tehlikeli dinidir. |
"Sadece Yaratıcı'ya bağlılık" içermeyen her din tehlikelidir.
|
İslamiyet elbette, " Allah için yapıyorum " deyip, akıl almaz gaddarlıkları ben hep İslam ülkelerinden gelen yayınlarda izledim.
En basit örnek ülkemizden , Sivas. 35 kişi yanarak ve dumandan boğularak can verirken , " Allah'u Ekber" diye bağıranları gördüm - ne kazandında Allah büyüktür diye bağırıyorsun ? |
Din denilen kavramları "İnsan" oluşturmuyor var etmiyor mu ?
O halde en önemli şık konulmamış ankete :) Şaka idi. Madem insan eli ile var edildiği iddia edilen deniliyor dinlere ve arasında en tehlikelisi soruluyor. Şahsen Hıristiyanlık derim. Reform ve rönasanstan sonraki evreler bizi Hırıstiyanlığın evrildiği konusunda yanıltsa da, bugün dahi dünyaya en büyük tahribatı onlar, daha doğrusu Hıristiyan olduğu söylenenler yapıyorlar. |
Museviler Musevi olmayanı bir böcek, bir pislik olarak görüyor. Ayrıca Tevrattaki vahşeti kan dökmeyi, parçalamayı emreden ayetler var öyle fena ki Kuran'daki vahşet içeren ayetlere rahmet okutturacak cinsten.
Bakınız Zekeriya, Bölüm 14'te 2. ayet ne diyor: "Yeruşalim'e karşı savaşmaları için bütün ulusları bir araya getireceğim. Kent ele geçirilecek, evler yağmalanacak, kadınların ırzına geçilecek. Kentte yaşayanların yarısı sürgüne gönderilecek, geri kalanlar kentte kalacak." resmen tecavüzü emrediyor. Hatta 15. ayette Yehova hızını alamayıp düşmanın hayvanlarına da saldırıyor. Var mı böyle bir canilik: "Düşman ordugahlarındaki bütün hayvanlar da -at, katır, deve, eşek- benzer bir belaya çarptırılacak." Daha böyle nice sapkınlıklar var. Lut'un kızlarıyla ensest ilişkisi, Yakup'un tanrıyla güreş tutması, Nuh'un hem çadırda çırılçıplak uyuyup hem de kendini çıplak gördüğü için öz çocuğuna lanet etmesi... Bir yığın akıl dışı saçmalık da cabası. Ha bu arada sadece dine kitaba vs. bakacak olursak en tehlikeli görünen Musevilik yani teoride Musevilik; ama cahil ve bağnaz insanların fazlalığı nedeniyle pratikte İslam. Ama dini hükümlere ve kitaba bakarak değerlendirdiğim için Musevilik'i işaretledim. |
Alıntı:
|
Dinleride insanlık ürettiğine göre tehlike ve korku insandan kaynaklanıyor olmalı.Dini insanı ehlileştirmenin,eğitmenin en ilkel hali olarak görüyorum çağımızda
|
musevilik,hristiyanlık ve islam ; yani kısaca sami dinler aynı bokun lacivert tonları olmaları hasebiyle, biri diğerinden aşağı kalmaz.
sadece kendi çağ ve koşullarını beklerler. bulduklarında ise hem birbirini, hatta kendi içlerinde farklı mezhepleri ve elbetteki inanmayanları anında boğazlarlar. salt anı değerlendirmek doğru değil. somut hristiyan vahşeti, yazılı tevrat ayetlerini bine katlar ortaçağda. üstelik yazılı kaynakları bağlamında en soft olan hrsitiyanlık olmasına rağmen. tamamen koşullara bağlı. hepsi aynı şeyi birbirne rahmet okuttururcasına yapar. hepsinin özü aynı. |
Vahşi ve zalimce ve büyük bir zevk ile hareket ederek insan öldürmek çok hoş bir görüntü olmasa gerek.
Hele hele bunu yaparken kendinde bunu gerçekleştirmek adına meşruiyet bulmak ve sunmak daha da tehlikeli olsa gerek. Nitelik açısından bakıldğında sevgili khaos'un da dediği gibi "Hepsi aynı soyun ......" denilebilir. İşin bir de "Nicelik" yönü var ki işte orada Hırıstiyanlık yine khaos arkadaşımızın dediği gibi en soft görüne olmasına karşın, sayısal anlamda diğerlerinin çok çok önünde bir sayısal katletme becerisi ve puanına sahiptir. Bunu salt ortaçağda değil günümüze kadar takip edebilirsiniz.Bknz Irak Bir Afrikalı diyor ki : "Misyonerler Afrika'ya geldiklerinde, onların İncil'i bizim ise toprağımız vardı. "Dua edelim" dediler. Gözlerimizi kapadık. Gözlerimizi açtığımızda bizim İncil'imiz onlarınsa toprağı vardı." adı geçen bu topraklara sahip olma adına o toprakların çocuklarına,katliamları soykırıma varacak derecede uygulamış ve bunu yaparken de söylemleri olan "Sevgi ve barış"ı nereye koymuş veya saklamışlar şahsen akıl sır erdiremediğim bir konu. Bir dünya haritasında parmağınızı rasgele bir yere koyun, göreceksiniz ki, bunun rastladığı bölge neresi olursa olsun Hıristiyanlık tarafından işlenmiş bir acımasızlık ve soykırım öyküsü bulursunuz. "Parmağımı basıyorum, haritada aşağıda, sağda bir yere rastlıyor: Tazmanya. Küçük bir araştırma, kültürümüzün (Hıristiyan)1803'te geldiğini ve katliamların bundan hemen sonra başladığı açığa çıkıyor. 1804 yılının başlarında silahsız Tazmanyalılar, Oyster Körfezi'nde İngiliz askerlerinden oluşan bir alaya bir barış hareketi olarak yeşil ağaç dallarını sallayarak yaklaştılar. Yetkili subayın daha sonra belirttiği gibi Tazmanyalılar İngilizlerin işine yaramazdı. Askerler ateş açtılar; kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere elli kişiyi öldürdüler. İngilizlerin adaya yaptıkları bu tecavüz on yıllarca sürerek 1824'te başlayıp 1831'de sona eren Kara Savaş (Black War) ile sonuçlandı. Bu vahşileri uygarlaştırmak için kullanılan birçok silahtan biri de erkeklik organıydı. Aborijin* (* Aborijin: Antik Roma'da yabancı köleler için kullanılan sıfat. Günümüzde genellikle Avustralya yerlileri için kullanılır).kadınlara tecavüz etme, göçmenler ve askerler arasında yaygındı. Ama yerli bir erkek tarafından beyaz tenli bir kadına karşı işlenmiş tek bir tecavüz örneği bulamazdınız. Savaş, Tazmanyalıları ortadan kaldırmayınca başlarına bir ödül kondu. Bir göçmen şunları anlatıyordu: "Yerlileri avlamak gözde bir eğlenceydi; bir “Gün” seçilirdi ve civardaki göçmenler aileleriyle pikniğe çağırılırlardı... Akşam yemeğinden sonra şenlik ve cümbüş başlardı, iki veya üç hükümlü uşak kendilerine eşlik ederken partiye katılan erkekler silahlarını ve köpeklerini alırlar ve çalılık arazi boyunca zenci arayarak gezinirlerdi. Bazen eğlence bulamadan dönerlerdi; bazen ise bir kadın veya eğer şanslılarsa bir ya da iki erkeği öldürmeyi başarırlardı." Ödül ve eğlence hâlâ yerlilerin kökünü kazımaya yeterli olmayınca Vali George Arthur bulabildiği her göçmen ve hükümlüyü seferber ederek adanın bir yanından diğerine uzanan "Kara Hat'tı ("The Blackline") oluşturdu. Göçmenler önlerindeki yerlileri bölgeden sürmeyi deneyerek sistemli bir biçimde yollarını bölgenin içinden geçirdiler. Her ne kadar son safkan Tazmanyalı erkek 1870 yılında ölmüş olsa da, ne Tazmanya ırkı ne de kültürü tümüyle yok edilebildi. Dokuz Tazmanyalı kadın ayıbalığı avcıları tarafından dağa kaldırıldı ve tecavüze uğradı; iki kadın ise gönüllü olarak gitti. Tüm Tazmanyalı yerliler onlarla akrabadır. Parmağım biraz daha yukarıyı işaret etmiş olsaydı, Avustralya'da olurduk, ki burada Avrupalılar ilk geldiğinde 750.000 olan Aborijin nüfusu 1790 ve 1920 yılları arasındaki yüz otuz yıl içinde yaklaşık 70.000 kişiye düştü. Bilimsel yayınlarda bu düşüşün nedeni olarak şunları okurduk: “Uysal duyarlılık ve gelişmeyen düşkünlük içinde hoşnutluğa dayanan ırklar, insan türlerinin övgüye değer dağılımı ile birlikte varlık için sürdürülen büyük savaşta sürekli olarak mücadele etmeyi denemezler. En sağlıklı olanın yaşamını sürdürmesi, akıllıca kullanılan gücün doğru olduğu anlamına gelir. Ve böylece alt düzeydeki Avustralyalıları yok etmekle doğal seçilmenin değiştirilemeyen yasasından yardım diler ve acımasızca ona uyarız." Göçmenlerin, Aborijin bebekleri canlı olarak boyunlarına kadar toprağa gömdükleri, sonra anne-babalarını izlemeye zorlayarak bebeklerin kafalarını tekmeleyerek en uzağa kimin atabileceği üzerine yarışmalar düzenlendiğini okurduk. Parmağımı tekrar, tekrar, tekrar oynatıyorum. Her seferinde binlerce korkunç olay var. Her seferinde kölelik, tecavüz, cinayet, soykırım... Parmağım Afrika'ya rastlıyor. Burada otuz ile altmış milyon arasında insan köle ticareti için yakalandıktan sonra öldüler (yetkililere göre "İnsanlıktan uzak ve aşağılıklardı" ve "İnsan türünün bir yenilgisiydiler" ve hepsi aksi halde "Hiçbir yararı dokunmayan bir yaşamı aylak bir biçimde yıllarca sürdüreceklerdi"). Bir başka on iki-on beş milyon arası kişi yaşamlarının geri kalanını Yeni Dünya'nın büyük çiftlikleri ve madenlerinde çalışarak geçirmek üzere hayatta kaldılar. Parmağım Yeni Zelanda'ya rastlıyor. Burada "Her şey göz önüne alındığında, ırkın yok olması konusunda pişmanlık neredeyse konu dışıdır. Onlar çabuk ve kolay bir biçimde ölürler ve yerlerini üstün bir ırk alır." Parmağım Hawai'ye rastlıyor, ki burada bir misyonerin bildirdiğine göre nüfustaki yüzde 90'lık azalma, "Bedenin hastalıklı bir parçasının bir kısmını veya tümünü kesip atmak" gibiydi. Parmağım evimin olduğu yere rastlıyor. Spokane, Washington yakınlarında Hangman Vadisi'nden yaklaşık olarak l ,5 kilometre uzakta yaşıyorum ve şehrin ana caddelerinden biri olan Fort George Wright Drive'dan 4,5 kilometre kadar uzağım. Albay Wright'ın bu kentte göreve gelmesinden önce Hangman Vadisi ve içinden geçen dere "Latah" olarak biliniyordu, bunun yerli dilindeki anlamı küçük balıkların yakalandığı akarsu 'dur. 1858 yılında beyaz tenliler bölgenin tüm Kızılderililerini dize getirememişti. O zaman Wright'ın aklına bir düşünce geldi. Bir ateşkes bayrağı altında Yakama savaşçısı Qualchan ve eşini bir barış anlaşması önereceğini söyleyerek konutuna çağırttı. Qualchan'ın babasını zaten zincire vurmuş olan Wright onu da tutukladı, doğrudan bir ağaca götürdü ve eşinin gözleri önünde Qualchan'ı astı. Wright'ın karargâha verdiği rapor şöyleydi: "Qual-chew bu sabah 09:00'da bana geldi ve kendisi 09:15 'de asıldı." Bir sonraki gün Wright benzer biçimde altı Palouse Kızılderili'sini asmıştı. O bir kahramandı !!!" Sayısal anlamda ve vahşiliğin sınır tanımaması anlamında ne Museviler ne de Müslümanlar Hıristiyanların eline su dahi dökemezler. |
Mantikli bakildiginda,tehlikenin dinde deyil hastalikli beyinde oldugu net görülüyor,yegane ilac egitim,gecenlerde hitler hakkinda bir belgesele bakiyordum,mikrofonu bir tiyatro oyuncusuna uzatip konu hakkinda fikrini sordular,adamin söylediyi tek sey,bu hasta bu kadar insani nasil kendine inandirmis,simdi olsa akil hastanesine yollanirdi.saygilar
|
bu anket biraz anlamsiz sanki.... hangi rengi seviyorsun veya sevmiyorsun gibi... cok fazla kisisel anlayacaginiz...
sevgiler |
uyar, dinlerin varlığı daha büyük bir anlamsızlık bence.
Varolan dinlerin hangisinin daha saldırgan ve salakça olduğunu tartışmak "dinlerin varlığına dair anlamsızlığı" tahlil ederek belki zamanla din hegemonyasının toplumlar üzerindeki tahakkümünü kırmamızı da sağlayabilir :) |
Alıntı:
hegemonya ise maalesef bir gercek.. sosyal darwinist gibi gozukmek istemem ama bu tum canlilarin varolus nedenlerinden biri ve belki de en onemlisi.. o nedenle din hegamonyasi bitse baskasini bulur bu insanlik merak etme.. dogamizda var |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:32 . |