![]() |
Kapitalizm Ve Totaliter Aşama
Kapitalizm ve Totaliter Aşama
Kapitalizmin bu aşamasında belirli politikaları savunmak, bunları devam ettirmek giderek zorlaşıyor. Çünkü belirli politikalara ciddi bir muhalefetin olması işleri zorlaştırabilir. Sistem bu yüzden bir tür totalitarizmi isteyebilir. Zaten ABD'de tür totalitarizmin oluştuğunu savunanlar var. Sheldon S. Wolin, John Ralston Saul ve Andrew Bacevich gibi yazarlar bu konuda uyarılarda bulunuyorlar. Wolin yazmış olduğu "Democracy Incorporated" isimli kitapta ABD'deki sistemin adını 'inverted totalitarianism' olarak tanımlamıştı. http://en.wikipedia.org/wiki/Inverted_totalitarianism Bunlar gerçekte abartı gibi gelebilir. Zaten en etkili totaliter yöntemlerden birisi özgürlük içinde yaşadığımızı düşünüp gerçekte totaliter düzende yaşamanızdır. Bu algı çarpıklığı yüzünden totaliter bir düzeni özgürlükle karıştırma yüzünden gerçek çözümü bulmak zorlaşır. İnsanlar sistemde sorun görmek yerine kişilerde sorun görmeye başlar: "A kişisi yüzünden hep böyle oldu. A olmasa böyle olmazdı." türünden sözler edilir. Halbuki sistem için A, B,C kişisi önemli değil. Sistem bunlar yıpranınca kolayca yenisini bulur. Böylece insanlar sorunun çözüldüğünü sanırlar. Ama aynı politikalar başka şekillerde devam eder. Sadece kişiler değil çok defa partilerde bu şekilde dönüştürülür ve sistemin hizmetkarı haline gelir. Bu durumda bu partilerin işlevi sistemin yürümesidir; sistemin yürümesi ise kapitalizmin yoluna devam etmesidir. Sol, sosyalizm, sağ, kapitalizm veya hangi maske altında yapılırsa yapılsın totaliter düzenler yanlışı doğru imiş gibi gösteren, insanları kolayca manipule eden düzenler. Ve büyük acılara neden oluyor. Şu veya bu biçimde bir avuç insanın çıkarına hizmet eden, halkı sürekli manipüle etmeyi amaç edinen totaliter sistemleri savunmak mümkün değil. (Bu tür eleştiriler kapitalist sistemde ama sandık var diye küçümsenirken, sosyalistlerin birçoğu da kendilerine yapılan bu tür eleştirileri kolayca burjuva yalanları ve propagandaları diye yanıtlayarak ört bas etmeye çalışıyor. Tabii bunlar yanıt değil. İnsanların ögütlenmesini, konuşmasını ve düşünce özgürlüğünü türlü biçimlerde engelleyip belli düşüncelere büyük bir özgürlük, örgütlenme hakkı verip; ekonomiyi, yargıyı vb. önemli güçleri türlü biçimlerde manipule ederek ve bunlardan da yardım alarak seçimleri kazanmak zor değil.) |
Alıntı:
|
Bu arada Greg Plast ABD’de burjuvanın seçimleri nasıl kazandığını oldukça iyi anlatmış. Greg Plast bu konularda araştırmalar ve çalışmalar yapan, kitaplar yazan kişi.
Örneğin konuyla ilgili olarak Greg Plast'ın "Billionaires & Ballot Bandits: How to Steal an Election in 9 Easy Steps" isimli kitabı ile “The best democracy money can buy” kitabı okunabilir. http://cache1.bdcdn.net/assets/image...1609804787.jpg Greg Plast ile yapılan bir röportaj: http://www.democracynow.org/2012/10/...ballot_bandits |
İnsanların telefonlarını dinleme sadece Bush dönemine ait bir olay değil.
Obama, Bush döneminde yapılan bu tür olayları üstelik yasal bir hale getirdi. http://www.commondreams.org/headline/2013/06/09-0 http://www.democracynow.org/2013/6/1...nowden_emerges Obama'yı eleştirdi kendi yaptı: http://www.hurriyet.com.tr/planet/23450982.asp Ama Obama gelecek ve bu tür şeyler olamayacaktı. Ne oldu, ne değişti? Değişen görüntü ve imaj; politikalar çok fazla değişmeden devam ediyor. Olay kişilerle, partilerle sınırlanırsa kapitalizmin gerçek yüzü anlaşılmayacaktır. |
Tek adam sorunu...
Tek adam yapacak...Tek adam gelecek... Sorun tek adam... Kurtarıcı olan da tek adam olacak... Hep tek adam, o tek adam çıkacak.... O tek adama,o tek bireye bağlı herşey... Tek adam bizi kurtaracak... O tek adam giderse,onun yerine bu tek adam gelirse olacak... Burjuva basını nedense bu olaylara bu şekilde bakma çabası içinde, sosyalist basın da zaman zaman modaya uyarak bu tür analizleri sevmeye başladı. Burjuva için büyük şirketleri, kapitalizmi, burjuva demokrasisini ve buna bağlı seçimleri çok düşünmeden tek adam üzerinde yoğunlaşmak tabii ki daha kolaydır. Böylece onlar için asıl meseleden uzaklaşıldığı gibi tek adam veya basit değişikliklerle mesele çözülür. ABD'de olan budur. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar... Cumhuriyetçiler muhafazakar kesimi temsil ediyor. Kürtaja vb. şeylere karşı çıkarken Demokratlar bunları savunur. Ama her ikisi de gerçekte büyük şirketlerin çıkarını esaslı biçimde savunan ve bir bakıma onların kontrollünde olan partilerdir. Yani bunlar büyük şirketlerin çıkarlarını savunmak için var olan iki partidir. Bu iki parti büyük şirketler gerçekte ne isterse onu yapar. Böylesi bazı konularda ayrılma olmasını aslında burjuva da ister. Demokratlara ilerici Cumhuriyetcilere muhafazakar denilerek yaratılan bu sunni ayrışma ile demokrasi olduğu illüzyonu kafalarda oluşturulur. Vatandaş birşeyleri seçtiğini sanar ama gerçekte şirketlerin çizdiği yolda ilerlemiş olur. Charles Derber yazmış olduğu "Hidden Power" isimli kitapta bu konuya dikkat çekiyor ve buna seçim tuzağı ismi adı veriyor. Sadece sandığa odaklanmak ve demokrasinin sadece sandıkta olabileceğini düşünmek Derber'e göre şirketlerin de istediği birşey. Bu tuzaktan kurtulmanın bir yolu öncelikle tuzakları görebilmek. İkincisi ise sorunları tek bir adam veya basit nedenlere bağlamaktan ziyade ana nedenleri görmek ve insanlara da bu ana nedenlerin önemini anlatabilmek. Bunları görmeyen toplumsal hareketlerin başarılı olma şanşı yok gibi. Çünkü bunu görmezlerse aynı kısır döngüyü farklı şekillerde tekrar tekrar yaşayacaklar. |
Apolitik Duruşa Övgü
Apolitik duruş nedir? Kim apolitik olmayı bu kadar göklere çıkartır? Aslında apolitik duruş kapitalist sistemin istediği bir insan tipidir. Olup biten olaylara karşı sessiz kalmak, karışmamak veya politik bir karşılık beklemeden sistemin de cevap vermekte zorlanmayacağı bir takım makul taleplerle sistemden bir şeyler talep etmektir. Eğer sistem yeterince kurnaz davranırsa bu tür istekleri kolayca savuşturabilir. Şu veya bu şekilde bu tür isteklere sistem içerisinde çözüm bulunabilir. Zaten apolitik kişilerin istekleri bu çeşit isteklerdir. Çözümleri de genelde sistem içindedir. Üstelik sistem bu tür apolitik istekleri kullanarak, yön vererek gerçek politik istekleri de kontrol altına alabilir. Apolitik çözümler aramanın bu noktada ciddi sınırları vardır. Çünkü nihayetinde sistemin gerçek yüzüyle yüzleşmeyi düşünmemek kendini aldatmaktır. O halde apolitik olmak bir süre için insanları birleştirse de nihayetinde çözüm olamaz. Örneğin gerçekte ekolojik krizin kapitalist sistemde bir çözümü yoktur. Ama apolitik duruş bunu görmez, göremez. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Politiklik demek ideolojiklik ve inancsallik demektir. Ayrica her bir politika toplumu sadece kendi dogrularina zorlar. Yani sosyo-psikolojinin bilgi ve algisinda olmadigi gibi; kendi niteligi disindaki nitelige degil;nicelige onem verir. Politik olmak ayrimcilik, cikarcilik ve sadece kendi dogrularina biat etmektir. Ikiturlu apolitiklik vardir, bananeci ve mucadeleci. Iste su an Turkiye'de sergilenen mucadeleci olandir. Ayrica apolitiklik politikanin ne oldugunun farkinda ve bilincinde olmaktir. Kapitalist sistemin sorunu politika degil; ekonomidir. Ekonomik her turlu mucadeleyi de politikaya tasimak; senin politikanda olmayani bu mucadele disinda birakmak, ya da mucadeleyi ayristirmak anlamina gelir. |
Alıntı:
Ama tüm zamanlar için ekolojik krize sosyalizm de çözüm olamaz. Ama bugünkü yaşadığımız ekolojik krizin birçok önemli ayağı kapitalizm ile son derece ilişkili. Bunlarla yüzleşmeden, bunları görmeden, bunları anlamadan bu sorunlara çözüm yolu bulamayız. Bulmaya çalışırsak da kendimizi kandırmış oluruz. Sosyalizmin kesin biçimde her zaman ekolojik krizlere çözüm bulacağını söylemiyorum. Üstelik yanlış yönlendirilmiş bir sosyalizm bu konuda ciddi sorunlar da yaratacaktır. Ama doğru biçimde yönlendirilmiş ekolojik sosyalizmin şu anki sisteme göre avantajlı olacağını söyleyebilirim. Elbette kesin çözüm olmayabilir bu ama sağlanacak avantajlar da yadırganamaz. |
Alıntı:
Daha önce size bir yanıt yazmıştım. Aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum. Politik olma konusunda yazdıklarınıza da katılmıyorum. Sizin neyi savunduğunuzu da anlamış değilim. Gerçi anlamasam da olur. Ama idealist temelde baktığınızı düşünüyorum. Neyse bakmaya devam edin...Sizi değiştirmeye niyetim yok... Sorun politik değil ekonomik diye yazmışsınız ya...Ekonomi politikadan bağımsız değildir. Politika da ekonomiden, bunları ayırmayın, bunlar birbiriyle bağlantılıdır; kapitalist sistem içinde bu geçerlidir, ekonomik isteklerin de ona göre bir politikası veya politikaları olacaktır. Bunlar çok açıktır. Neyse aynı görüşte olmadığımız ve olmayacağımız açık. Selamlar.. |
Alıntı:
Yalniz sadece iki ve karsitli bir algi ile aklin sinirliligi ile algilamaniz da mumkun degildir. Politika ayrica etigin konusudur. Metafizigin varliksal/ontolojik ideolojilerinin degil. Etikte de politika olmaz. Metafizik varliksal temelli politika da sadece ayrimci toplumsal guce ve otoriteye taspan toplumu sadece kendi inandigi ideolojisine nicelik algisi olarak surukluyen inanctan baska bir sey degildir. Insanoglu ne bir maddedir ne de kul. Onun bir beyni ve niteligi vardir. Iste bunu algilayamayan metafizik/varliksal temelli ideolojiler; sosyo psikolojik olguyu da algilayamazlar. O yuzden kendi ideolojik dogrunuzun materyalizmine oturtamadiginizi idealist olarak algilamaniz da dogaldir. Benim toplumsal ile sosyal farki aciklayan yazim var. Tabiki ekonomi politikadan bagimsiz degildir. Yalniz burada politikayi yapanin ekonomik cikari soz konusudur, tum toplumun degil. Zaten ekonominin tum toplumu dusunen algisi toplumsal degil; sosyal olur. Neyse onemli degil. Ben bunlari size karsi olarak degil; kendi dusunce ve bilgim olarak paylasiyorum. |
Alıntı:
Neyse Sayın Evrensel İnsan Burada etikten söz etmiyoruz. Sanırım apolitik davranarak aklınıza sınır koymamaktan söz ediyorsunuz. Politika ne demektir Sayın Evrensel İnsan? Politika oldukça geniş kapsamlı bir sözcük. https://en.wikipedia.org/wiki/Politics Alıntı:
Epey geniş kapsamlı bir sözcükten söz ediyoruz burada. Asıl apolitik davranarak aklınıza sınır koyuyorsunuz ama farkında değilsiniz. Ben de bunu söylüyorum. Siz ne dediniz: Alıntı:
Evet ben büyük şirketlerin, kapitalizmin ve ABD'nin çıkarlarını savunmuyorum. Eğer bu gerici olmak, aklıma sınır koymak ise ben varsın gerici, akıl dışı veya aklıma sınır koyan biri olayım. Ama siz bunları savunuyorsanız bir neden söyleyin ben de ikna olayım. Yoksa neyin tartışmasını yapıyorsunuz burada. Mesele sabit politik bir görüşe körü körüne bağlı olmak ve argümanlara ve kanıtlara rağmen yanlışlarda ısrar etmektir. Ben yanlışlarımda ısrar etmiyorum. Körü körüne de bağlanmış değilim. Dediğim gibi ekonomiyi politikadan ayırmanız mümkün değil. Dediğim yere geldiniz. İnsanoğlunun elbette maddi bir temeli vardır, elbette sadece maddi bir varlık değil ama maddi bir temel de var. Selamlar |
Politika felsefenin hangi dallarinin konusudur?
Bir seyin antitezi tezin in bilincine ermis vefarkina varmis demektir. Dolayisiyle apolitiklik politik olma tezinin farkinda ve bilincindedir. Politik olan ise bu bilincte degildir. Cunku bilinc negatiftir. Yani elde edilenden kurtulmayi gerektirir. Ayrica benim aciklamam tez ya da antitez degil; bunun ortak noktasi olan sentez ve bunun kritik analizidir. Bugun bana her hangibir politika ya da izm soyleyebilir misiniz ki; tum toplum tarafindan nitelikli ve bilincli olarak benimsenmis olsun? Ayrica benim yazilarimdan emperyalist zihniyetin ne oldugu ve her turlu insanlikdisi politikasi da her zaman islenmistir. Insanoglunun maddi temeli niceliktir, bu tasta da vardir. Insanoglunu insanoglu yapan onun niteligidir. yani beyninin yetisi. |
Alıntı:
Size kavramlara tümüyle kendi yüklediğiniz anlamlar çerçevesinde bakarak tartışmaya çalışıyorsunuz. Bunu yapabilirsiniz kuşkusuz. Ama apolitik olmayı yeterince açıklamadınız. En azından ikna edici biçimde. Aslında apolitik bir zihniyet ne diye emperyalizm ile kafa yorsun ki ufak tefek istekleri karşılandıktan sonra söyler misiniz? Politik olmak ile ilgili eleştirilerinize yanıt verdim. Sandığınız gibi politikayı hesaba katmak sizin aklınızı sınırlamaz. Tam tersini aklınızı sınırlarını daha da genişletir. (Dogmatik ve körü körüne bağlı olmamak önemli tabii. Ama ben dogmatik biçimde bakmadığımı da söylüyorum.) İyi geceler |
Alıntı:
Benim bahsettigim ise su anda gezi parktaki genclik gibi mucadeleci nitelikli bilincli cagdas apolitiklik. Alıntı:
Yanlis anlamayin. Benim hic bir yazimda sahsinizin dusuncesinin ne olduguna dair bir degerlendirme ya da etiketleme v.s. yoktur. Dogmatik olmak sadece inatla ve imanla aklin kendine dogruladigini tek mutlak ve degismez kilmak, sorgulanmaz kilmak ve sahiplenip savunmaktir. Size de iyi geceler. |
Neyse iyi geceler Sayın Evrensel İnsan.
|
Alıntı:
Mesela isci sinifi, ancak bunun bilincine varirsa;mucadelesini verir. Ya da bir kisi beyninde yer etmis bir kavrami; ondan rahatsiz olursa zarar gorurse ya da sorun yasarsa; ondan kurtulmak ister. Iste genelde bu bilincalti algisinin beyne bir uyarisidir. Asil bilincli olmak ise; sorunun kisinin kendi beynindekini bilincli sorgulamasi ile olur. Yani bilissellik ile. Mesela bir bebek annesinin sutunu emecek suurdadir. Yalniz ne emdiginin bilincinde degildir. Bilincli olmak demek; mucadele vermek demektir. Negatiflik ve aktiflik te burdadir. Cunku bilinc olanin sorun oldugunun algisidir. Yoksa bu gencler apolitik olarak gezi parki eylemini ortaya koyamazlardi. Ondan once ise ortaya konan her turlu ideolojik politik inanc temelli eylem; gezi parki oncesi fazla bir ses te getirmedi. Cunku ayni politik ideolojik inanc temelli bakis acisini tasimayanlar destek vermediler. Ben de o yuzden nitelikli apolitiklikten bahsediyorum. Bananeci ya da pasif degil. |
Alıntı:
Sayın Evrensel İnsan; Kapitalizm sorununun politik boyutunu görmek önemlidir. Yani emperyalizm, kapitalizm vb. ilgili olan sorunlar politik yanları vardır. Kapitalizmin uyguladığı neoliberal vb. politikaları görmeyi, bunları deşifre etmeyi ve bunlara karşı politikalar geliştirmeyi içerir. Apolitik olmak politik olana ilgisizliktir. Şimdi apolitik olan biri politik olana ilgisiz olduğu için politik olmanın bilincine ulaşamaz zaten. (Zamanla koşulların uygun hale gelmesi ile ulaşabilir tabii.) Şimdi derseniz ki benim tanımladığım apolitik olan politik olanın da bilincinde. Sadece bilincinde değil kapitalizmin uyguladığı politikalara karşı politikalar da geliştirebiliyor. O zaman zaten o apolitik olmuyor, bir şekilde politikayı bilmek zorunda olduğu için bu durum apolitiklik olarak tanımlanamaz. Verdiğiniz örneklere gelince... Bilinçli olmak mücadele vermek demişsiniz. Annesinin sütünü emmek isteyen çocuğun yeterince bilinçli olmadığına değinmişsiniz. Neden peki? Bebek emmek için mücadele içinde değil mi? Örneğin acıkan bebek ağlıyor bir bakıma bunun da mücadele olduğu söylenebilir. Yine aç kalan insanlar, çok bilinçli bile olmasa, aç kalmak onları zorladığı için bu konuda mücadele içine gireceklerdir. Demek ki mücadele etmek için maddi koşulların oluşması son derece önemli ve bir bakıma gereklidir. Gezi Parkı olaylarına gelince....Bu olayı aslında bir anda gelişen bir olay diye düşünmemek gerekir. Yılların birikimi vardır. Bu birikim eylem için uygun ortamı yani maddi ve diğer koşulları yaratmıştır. Bir kıvılcım da gerisini getirmiştir. Alıntı:
Yoksa politik olanların politik olmasından kaynaklanan bir sorun değildi bu. Ama sistem bu şekilde gösterdi, dedik ki bunlar politik insanlardır, marjinallerdir vb. Böylece insanlar bir süre için bu tuzağa düştü bir ölçüde. (Ama dediğim gibi sorunun zaten politik kısmı da vardı. Sistem hale bunu kullanmaya devam ediyor. Ama kapitalizm yoluna devam ettikçe insanların yaşam alanları vb. alanlar tehlikeye girdikçe insanlar bazı şeylerin ister istemez farkına varacaklardır. Bu apolitik olmanın onlara sağladığı üstün bakış açısından kaynaklanan bir durum da değil; kaçınılmaz bir şekilde gelen veya gelmesi beklenen bir durum.) İşte bu noktadan sonra bunun politika bir ilgisi yoktur, maddi koşullar ve kapitalizmin de bununla ilgisi yoktur vb. denirse, iş orada bırakılırsa soruna çözüm bulunmaz. Tabii sürecin nasıl bir yolda ilerleyeceğini bilmiyorum. Çünkü değişen maddi koşullar ve diğer etkenler insanlara gerekli politik bilinci kazandırabilir. Bunun olup olmadığını ise zaman gösterecek. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Kisaca T.C. tarihinde bugune kadar hic bir surette birey bilincli bir hareket yoktur. Sadece toplumsal ideolojik politik inancsal ve ustelik guce otoriteye dayanan hareketlerdir. Ustelik bu hareketlerin sadece onunu cekenler nitelikli gerisi ise sadece niceliktir. Gezi direnisinde ise her bir niceligin niteligi vardir. Yani nitelik ne bir oncu niteligidir ne de belirli bir ideoloji politika inanc v.s. icerir. |
Alıntı:
Sayın Evrensel İnsan; Sorun şurada aslında, sanıyorum ki siz benim ne söylediğimi anlamadınız. Aynı zamanda kapitalizmi de anlamadığınızı düşünüyorum. Neyse ben yeterince yanıt yazdım, anlayan anlar. Fazla zaman yok kusura bakmayın. İyi akşamlar size. |
Alıntı:
En azidan sorularima yanit verirsen; ben senin neyden ne anladigini gorur, ona gore yanit yazarim. Cunku mesela, bir yerde demokrasi olup olmadigini tartisabilmek icin; once demokrasi kavramina verilen anlam ve icerikte ortak nokta gerekir. Yoksa Turkiye'de diktatore gore birak demokrasiyi hem de ilerisi varken; bana gore tam aksine; sivil, teokratik otokratik sunni ideolojik politik bir diktatorluk vardir. Ayrica sanki siz benim her yazdigimi ve kapitalizmi anlamis gibi kendinizi degerlendiriyorsunuz, acaba oyle mi? Onemli olan kapitalizmi anlamak degil; hangi ...e goreye gore kapitalizmi anlamlandirmak ve iceriklendirmek. Sizin kapitalizmi anlamanizi hangi ..e goreye dayandiriyorsunuz? Yani sizin kapitalizmden anladiginiz neye gore, hangi temele gore? |
Alıntı:
Sayın Evrensel İnsan; Sizin yazdıklarınızı anladığımı düşünüyorum. Sorun şu: Maddi koşullar,diğer koşullar, kapitalizm vb. elbette belirleyicidir ve önemlidir. Siz sorunu bir kaç kişiye bağlıyorsunuz...Sanki o bir kaç kişi yerine başka bir kaç kişi olsa bu sorunlar olmayacak... Bu üretim ilişkileri maddi koşullar, kapitalizm vb. bu şekilde olduğu sürece bu tür sorunlar yine olacak.... Şirketler giderek büyüyor, bu şirketler büyüdükçe insanların yaşam alanları ellerinden alınacak, insanların özgürlükleri kısıtlanacak, sosyal hakları ellerinden alınacak. Bu zaten oluyor. Olmayan bir şey değil...Bunu söylüyorum...Bunu tek bir insan beynine indirgeyip, diğer önemli nedenleri yok sayarsanız yanılırsınız. Ve siz de bunu yapıyorsunuz. (Bir insanın, liderin alacağı kararlar önemsizdir demiyorum ama olay sadece bununla sınırlı değil.) Bunun yanında verdiğiniz tanımlar son derece belirsiz, gözlemlerle de uyuşmuyor. Alıntı:
Kendi gözlemlerime göre gördüğüm şu: apolitik insanlar öyle çok geniş kapsamlı filan düşünmüyor. Politik konuları da iyi bilmiyorlar çünkü zaten politik konulara ilgili değiller. Öte yandan siz maddi ve metaryalist koşulları neredeyse yok sayıyorsunuz. Sorunları bir kaç kişinin beyin düşüncesi ve ideası ile açıklamaya çalışıyorsunuz. Kapitalist üretim ilişkilerini, ekonomisini, politik ilişkilerini vb. daha birçok şeyi de görmezden geliyorsunuz. Neyse vaktim olursa yanıt vermeye çalışırım. İyi akşamlar. |
Alıntı:
Alıntı:
Bunun yanında verdiğiniz tanımlar son derece belirsiz, gözlemlerle de uyuşmuyor. Kime neye gore belirsiz. Iste o yuzden halasizden sordugum sorulara yanit bekliyorum. Bugunku yazismalarimiza donup bir bakiniz ve mumkunse sorulari yanitlayiniz. Cunku benim yazdiklarimi verdigim gibi algiladiginmizi zannetmiyorum. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Mesela benim de bir politikam yok ve bu konuda gayet bilincliyim. Cunku politikanin bilincinin sorununu algiladim. En guzel gozlem anketin kendisi ve genclerin beyanlari. |
Bak burda gozlem ne diyor?
http://www.turandursun.com/forumlar/...858#post485858 Evet bunu hangi ortak politika ve maddi tabana oturtuyorsun? |
Sayın Evrensel İnsan;
Yazdıklarınız orada duruyor. Bir tek insan beyni derken liderin, diktatörün beyni dediniz. Bunu merkeze aldınız. 19. mesajda şöyle yazmışsınız: Alıntı:
Ben diyorum ki: (18. mesaj.) Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Siz diyorsunuz ki: Alıntı:
Apolitik olanları algıyamadığımı ama onların benim politik düşüncelerimi filan gayet iyi anladığını, aştığını mı iddia ediyorsunuz? Bu konuda kanıtınız ne? Sizin belirsiz bir tanım yaptığınızı söylüyorum. Siz tanımınızı belirli hale getirmek yerine beni algı sorunları yaşamakla suçluyorsunuz. Ben oradaki apolitik kitlelerin beyinsiz ve tümüyle bilinçsiz olduğunu da söylemedim. Bakın Mısır'da eylemciler eylem yaptı, İran'da da yaptılar zamanında, buradan her eylemcinin üst düzey bir bilince sahip olduğunu, tüm politik bilinçlerin üzerinde düşündüğü filan sizin iddianız. Ayrıca tüm politik düşünenleri, bu konuda kafa yoranları bir şekilde kısır düşünmekle ve bir bakıma sığlıkla suçluyorsunuz buna da katılmıyorum. Sizin politik düşünceniz var mı Evrensel İnsan? Yok mu? Bakın tartıştığımız konu politik konu, forumun politik forumun kısmında yazıyorsunuz ve aslında politika yapıyorsunuz ama apolitik olmayı öven bir politika bu. Bunun da ciddi bir çelişki olduğunun farkındasınızdır umarım. |
Cok kisa yazacagim. Benim su an bir politik dusuncem yok. Cunku politik dusuncenin insanoglunu her yonden ayirdiginin, boldugunun kutuplastirdiginin ve sadece tum toplumu bu politik goruse onlarin niteligini sosyo-psikolojisini gale almadan guc otorite ile zorladiginin bilincinde ve farkindayim.
Ben de gencler gibi apolitik olarak her bir bireyin her turlu etik kisilik kimlik degerlerinin hak ve ozgurlugunu savunuyor, kendiminkini talep ediyor, hak ve ozgurluk mucadelesine destek veriyor ve herhangibir ideoloji inanc ya da izm temelli bir politikanin kendi dogrusunu dayatmasina ve toplumu kendi dogrusuna yonlendirmesine karsi cikiyorum. Simdi buyrun bunun uzerine yazin. |
Alıntı:
Zaten Türkiye'de politik düşünen (sosyalistler için konuşuyorum) insan sayısı yüzde olarak az. İnsanların çoğu apolitik veya dogmatik biçimde politikalara bağlı. Ayrıca bu tür eylemlere şirketlerin çıkarını savunan kişilerin, dogmatik dincilerin vb. pek katılmasını da beklemiyorum. Sosyalistler yüzde 1'lık kesim içinde. Bu durumda rastgele seçeceklerin içinde apolitik insanların önemli bir yüzdeyi kapsaması beklenen bir durum. |
Alıntı:
Ayrica normal olan ne? Dunyanin gipta ve kiskanclik ile takip ettigi ulkemizdeki halk hareketini siz neye dayanarak normalbuluyorsunuz? Siz bana birakin Turkiye'yi dunyada olmus bir halk direnisi hareketinden bahsedin. Bakin bana devrimlerden bahsetmeyin. Bana onculerin nicelik olarak kitleleri cektigi ve guc otorite temelindeki nicelik devrimlerinden bahsetmeyin. Birey bilinci nedir? Birey nedir? |
Alıntı:
Bunun dünyada örneği yok. Tek bir Türkiye'de var böyle şeyler... Örneğin Bolivya'da olmadı, başka bir ülkede olmadı, Arjantin'de olmadı....ABD'de hiç olmuyor. Sadece Türkiye'de oldu. Mısır'da bir şey olmuyordu. Siz apolitik insanlar aşmış insanlarsınız, sahip olduğunuz yüksek beyin ve bilinç gücüyle çok büyük işler başaracaksınız. Tek engel bizim gibi insanlar. Biz sığdık, bağnazdık ve sizi hep engelledik. Ama artık çoğunluk oldunuz herhalde. Belki her zaman sayınız epey fazlaydı biz sosyalistler yüzde 1'lik kesim olarak engelledik sizi. Artık bunu da aştınız. Yaşasın apolitik yüksek birey bilinci. Yaşasın idea, beyin ve birey beyninin bilinç düzeyinin gücü.. |
apolitik kavramı; süreç içerisinde biraz olumsuz bir içerik kazandı .sadece ülkemizde değil, birçok ülkede.
depolitik olma ile eşanlamlılaştırıldı. olaya bira an tersinden bakıp, sözde apolitikliğin aslında bal gibi politik olduğunu iddia etmek de mümkün. ama ben bu tartışmanın içine girmeyeceğim. çünkü fazlasıyla yanlış anlaşılmaya müsait bir tartışma. hele de taraflardan bir tanesi, her şeyi ancak analitik düzeyde düşünen, idealizmin kendisine ezberlettiği soyutlamaları yegane ve tartışılmaz gerçek kabul ederek farkında olmadan metafizik düşünme batağında boğulan, ama egosundan da taviz vermemek için direndiğini bildiğim bir arkadaş olunca, en temizi beladan mümkün olduğunca uzak durmak. |
Alıntı:
O yuzden politika tezinin bilinc ve farkindaligini iceren apolitikligi politika bilincinin sorununu algilayamamis beyinler degerlendiremez. Cunku noncognitivisttirler. O yuzden ya konuya gir, ya da satasma. Dusunce ve bilgin varsa da paylas. Zaten her seyin temeli ya dusunce ve bilgi ya da bunu bela goren noncognitivizm beyin duzeyidir. |
:) niye kızdın evrensel;
basitten gidelim madem.gerçi sen sevmezsin, terminoloji seversin ama olsun. idealist tarih; tarihi kişilerin tasarruflarıyla açıklar. materyalist tarih ise, maddi koşullarla. brianla tartışman bunun birebir izdüşümü ve bu bile senin idealizmini deşifreye yeter. ister diktatörün kişisel davranışı, ister maddi koşulların getirdiği diktatörlük; bunun felsefesine bulaşmadan bak ne yapıcam. bu arkadaşlar ne yapıyor. diktatöre/diktatörlüğe karşı özgürlük mücadelesi veriyor. gördünmü politikliği. brianın tek hatası; apolitik kavramını politikasız olmak yaygın anlamında kullanmasıdır. bu arada apolitik kavramının tarihinde olumlu kullanımı anarşistlerin işidir. bunu da hatırlatayım sana. burdaki apolitiklik, şu ya da bu siyasi politik duruşa angaje olmamak, ancak politika ise düpedüz mücadele veriyor olmanın kendisidir. bu kadarı yeterlidir sanırım anlaman için. ama sen indirgemeci ve ayrıştırmacı olduğun, bütünden soyutlamalarla indirgemeye kalktıklarının ise kopmaz ilişki içinde olduklarını farkedecek diyalektik keskinlikten yoksun olduğun için anlamayabilirsin de. bazan apolitik olmak sözde politik olanın doruğudur. ancak sen apolitik olanı kavramsal düzeyde dejenere ediyorsun. bu insanlar özgürlük istiyor. istenebilecek en büyük şeyi isyorlar. bundan daha tehdit edici politik bir şey var mı. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Iste fark ozgurluk istemi politik degil, etiktir. Yani her kes bu bilince varinca bu savasi ister. O yuzden de isteyenin insan hak ve evrensel hukuk temelindeki hak ve ozgurlugudur. Bu politik degildir. Cunku bir politikasi yoktur. Sadece kisilerin yasamdan kendilerine edindikleri kisilik kimlik degerlerine sahip cikistir. Zaten bunu algilarsan politika ile etik farkini da algilarsin. Ayrica politikanin kendiside felsefi olarak metafizigin ve etigin konusudur. Alıntı:
Alıntı:
[quoteama sen indirgemeci ve ayrıştırmacı olduğun, bütünden soyutlamalarla indirgemeye kalktıklarının ise kopmaz ilişki içinde olduklarını farkedecek diyalektik keskinlikten yoksun olduğun için anlamayabilirsin de.[/quote] Asil bunu yapan materyalizmdir. Herseyi maddeye indirger ve determinizm adina maddenin, bilimsel olmayan ilkligini tekligini ve mutlakligini savunur. Alıntı:
Alıntı:
Freedom ile liberty farkini algilarsan; politik olmayan ile politik olan ozgurluk farkini da algilamis olursun. |
sevgili evrensel,
uzun uzun yazacaktım.hatta ta 1986-87lerde ''kara'' dergisinde anarşistlerin nelerin eleştiri ve özeleştirilerini yaptıklarından dem vuracaktım. turnuvam başladı.üstelik ağzımın tadı da kaçtı. ''Anarrsist demek duzene karsi cikmak ve YERINE NE ISTEDIGINI BILMEMEK demektir.'' işte şu cümledeki zavallıktan sonra yazmanın anlamı kalmadı. senin daha düzen ve özgürlük kavramlarını dahi doğru anlayabildiğini artık sanmıyorum. yerine özgürlüğümü istiyorum. demekki ne istediğimi gayet iyi biliyormuşum. oysa her düzen senin özgürlüğünü sözde başkalarının özgürlüğünün sınırlarıyla dejenere eder. burdaki ikiyüzlü liberal özgürlük anlayışına karşı olduğumu biliyorum,buna karşı çıkıyorum. düzenin senin olsun. yerine ne istediğimi bilmediğime ise senin gibi idealistler karar veremez. |
Alıntı:
On ce policy ile politics sonra da freedom ile liberty ondan sonrada politika ile etik farklarini algiladigini goster mki devam edelim. Cunku hukumetin politikasi olmaz, policy si olur. Devletin politikasi olmaz. Politika sadece hukumet olabilme adina iktidara gelmek icin ortaya konan diger iktidara geleceklerden farktir. Anarsizmin anlamini bildigini de zannetmiyorum. Ya da terorizmden farkini. Herneyse hersey beyin duzeyinin bireyligi algisi bilgisi ve bilinc duzeyidir. Her turlu kavramin anlami da icerigi de bir ...e gore temeline gore farklilasir. O yle olmasa, fasizm ile sosyalizmin demokrasi anlayisi ayni olurdu. Ya da AKP diktatorlugune demokrasi demezdi. Butun mesele kavrama kavramin disindan bakabilmektir. Kavrami sahiplenen ve ifadesini sabitleyen beyinler bunu basaramaz. Hani su eskiden objektif bakis acisi olarak belirtilen sey var ya iste o. Sonucta bir seyi belirten insanoglu subjesidir ve onun kendi beyin duzeyinin objektifligidir. |
anarşizm ile terorizm kelimelerini aynı cümlede kullanman bile iğrenç.sen beni sorgulama hakkını bir çok başlıkta defalarca kaybetmiş bir eski dostsun o kadar.
aslında senin yapmak isteyip de , idealist analitikten yakanı kurtaramadığın için yapamadığın şeydir anarşist düşünce. her türlü iktidar ilişkisinin insan doğası üzerindeki etkisinden yola çıkar. bazı kereler sen bu bağlamdan yola çıkmaya kalktın. ancak sana ezberletilmiş terminoloji devamını getirmeni engelledi. biraz ince düşünebilsen; politik değil apolitik duruşu savunduğumu da görebilcektin. ancak bunu açıkça ortaya koymayı tercih etmedim. olurda senin idealizminle aynı çizgide algılanmaktan çekindim. bir anarşist için, olumlu anlamda apolitikliğin içerdiği iktidar ilişkisinden yoksun olma ve iktidar ilişkisi üretmeme durumu, politik olup iktidar ilişkileri üreten ve insansız politik siyasal programlar/ideolojiler arasına sıkışmakla kıyaslandığında anrşist tarafından hep tercih edilecektir. her ne kadar suya sabuna dokunmamak gibi anlaşılma tehlikesi varsa da. bu arada; tarih boyunca en az kan dökenler anarşistlerdir sayın evrensel. sandığın gibi şiddetle de terörle de pek işleri yoktur. |
Neyse kusura bakma herzamanki gibi dusunce ve bilgi yerine polermige suclamaya ithama v.s. ye baslamissin.
Boyle bir tartisma ancak atismadir. Ilk cumlen aslinda senin bilgi ve dusunceye ne kadar onem verdiginin delili. Senin bana ne hak vermeye ne de bicmeye hakkin yok. Eski dost. Zaten bunu algilasan belki de sinirlarini asip birey olabilmeye yelken acacaksin, ama pek umutlu degilim. Ne zaman adabin ile yazismaya baslar ve dusunce ve bilgini ortaya koyarsin, o zaman yanitalirsin, eski dost. |
Alıntı:
Herhangi bir politik görüşe dogmatik ve körü körüne biçimde bağlı olmadığımı söylüyorum. Ve yanıldığımız bir yer varsa bunları düzeltmenin tarafındayız. Bu açıdan aynı görüşü savunduğumuzu düşünüyorum. Selamlar |
Şu soruda aklıma geliyor: tüm politik görüşlere karşı tarafsız olunabilir mi?
Örneğin işçi sınıfının, ezilenin, sömürülenin, çevrenin yanında mısının yoksa sermayenin, kapitalizmin büyük şirketlerin yanında mısın diye sorulduğunda yanıtımız ne olacak ya da olmalı? Bu soruların karşısında ben politik görüşüm yok, benim bunlarla işimiz olamaz, olmamıştır, olmayacaktır vb. diyenler, bu konuda doğru düzgün bir şey yapmamış olanlar kalkıp bize politika şu bu konusunda ders vermeye kalkmasın. Elbette bu konular onların haddi değildir. İşçi sınıfının, ezilenin ve sömürülenin, çevrenin yanında olmak bir politik duruştur. Şu veya bu biçimde. (Mesele bu politik duruşun içini sağlam biçimde doldurabilmektir. Çünkü bir konuda bilinçli olmak için önce o konuyu bileceksin, öğreneceksin, ama bilmeden, anlamadan ben zaten tüm bunların toplam bilgisine sahibim diyen kişiyi de ciddiye almazlar. Benim için de bunların tartışılacak bir değeri deyoktur.) Bu duruş aynı zamanda özgürlük mücadelesini de içinde barındırır. Üstelik özgürlük konusuna çok daha geniş felsefeden baktığı için daha tutarlıdır. (Politik pencereden bakmak sizi sınırlamıyor mu;? Doğru ile yanlışı ayırt etmek ve meselenin farklı boyutlarına vakıf olabilmek için politika bilmek önemli. Çünkü bu şekilde hem karşı tarafın politikalarını görmek mümkün olduğu gibi buna karşı politikalar geliştirmek mümkün olacaktır. Yoksa herşey benim kafamın içinde belirleniyor, istersem uçarım, fizik kuralı bilmem ne dinlemem, her şey kafama ve bilincime bağlı, kendimi sınırlamıyor, bilincimle yaratıyorum, bitiriyorum filan demek idealizmin doruklarıdır, bilimsel de değildir. Çünkü her şey kafada ve sizin bilinciniz de bitmiyor, fizik yasalarına, maddi, koşulşara uymak zorundasınız. Tıpkı bunun gibi politikayı da bilmeden, anlamadan ben kendimi sınırlamıyorum, istediğimi düşünüyor ve yapıyorum diyenler ancak bunu fantezi dünyasında yaparlar.) Özgürlükler elbette politik temele dayanır. Bu sadece hukuksaldır şu bu diyenler olaylar arasında bağlantıyı görmeyen ve anlamayan kişilerdir. Çünkü buna hukuksal dediğiniz zaman size neyin hukuku diyeceklerdir? Burjuva hukuku mu denilecek? .Burjuva hukuku, buna bağlı bir tür burjuva felsefesi olan idealizmi kimlerin ne amaçla savundukları bellidir. Burjuva hukuku işçi sınıfının sömürülmesine, çevrenin yok edilmesine fazla ses çıkarmaz, çıkarsa zaten dünya bu halde olmazdı. Ama tabii burjuva hukukunu mutlak doğru diye düşünenler veya bu tür şeyleri her türlü politik görüşten bağımsız diye tartışıp gerçekte çaktırmadan burjuva felsefesini dayatmaya çalışanların bu çabası gözden kaçmıyor. Kaçmayacak da.... Selamlar ve sevgiler Brain |
Ne Özgürlüğü
İki de bir özgürlük özgürlük diyoruz...Ama kime verilecek özgürlük? Ne özgürlüğü? Örneğin patronların daha çok AVM kurması özgürlüğü mü? İnsanların daha çok tüketmesi özgürlüğü mü? Patronların daha çok işçi çalıştırması, daha çok zengin olma özgürlüğü mü? Çevreyi kirletme özgürlüğü mü? Şimdi bu özgürlükler neye göre belirlenecek? Elbette politik sistemlere ve yine bununla şu veya bu biçimle ilintili bir takım değer yargılarına göre... Kapitalizmi savunan biri patronları ve onların zengin olmasını, sürekli büyüyen bir ekonomiyi vb. çok doğru bulabilir. Üstelik bunların özgürlük için vazgeçilmez olduğunu da söyleyebilir. Demek istediğim düşündüğümüz özgürlük biçimleri şu veya bu biçimde politik sistemlerle ilişki içindedir. Biz bunun farkında olmayabiliriz ama bu böyledir. Daha sonraki yazımda olayın sınıfsal olduğunu ve sınıfsal analizin nihayetinde çözüm için kaçınılmaz bir analiz olmak zorunda olduğuna değinmek istiyorum. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:58 . |