![]() |
Muhammed medyum muydu?
Alıntı:
benim iddam,teorim muhammed MEDYUM du.kendisi farkında olmadan yada belkide farkında da olarak bir takım görünmeyen varlıklarla iletişime geçti/geçirildi ve transcı oldu,transa geçiyordu işte artık melek denir,alien denir,bir çeşit kollektif üst bilinçli varlık grubu ile transa geçiyordu.23 yıllık bir süreci kabul edecek olursak peygamberlik ''Habercilik'' görevinde bulunma durumunu yani birden çok ''SÖZDE''/''ÖZDE'' varlık yada varlıklar ile iletişim kurdu/kurduruldu.yada hastaydı ve bu hastalığı ile mekke ve medinedeki insanları yönetti,hastalıklı zihinden çıkmış sözler ve duygular ile insanlara hükmetti ve işte din denen zurnayı yaydı.Kuranda biz ''NAHNU,İNNA'' gibi çoğul eki ile muhammed ile konuşan,hitap eden ve direktifler veren varlıklar başka,el- lat yada allah olarak bilinen varlık başka!!!.eskilerin,kadim kültürlerin TANRILARI-TİTANLARI kuranda BİZ diye konuşan artık melek olur,başka şey olur işte bu onlar......tanrıların,titanların babası EL-LAT yada ALLAH-ALLAT.. Dediğim gibi muhammed medyumdu diğer yahudi habercileri gibi... Carl gustav jung'un da muhammedin medyum/transcı olduğuna dair tezleri var.. |
Alıntı:
http://www.turandursun.com/forumlar/...play.php?f=124 Hatta oraya alalim bu mesajlari ayri baslik altinda. |
Vahiy alirken, kayit altina alinmis durumlari(hadisler) dusunuldugunde, transa gectigi de dusunulebilir.
|
Alıntı:
1980'li yıllarda ABD'de bir ufo teması geçirdiği idda edilen JANI KING'in ruh celseleri ile yaşadığı bir takım mesajlar yayınlandı.incilden tut eski ahite hatta arada bir de kurana da atıf yapılan bölümlerde muhammedin de tıpkı yahudi habercileri gibi medyum olduğu söyleniyordu.özellikle BİRİN YASASI=RA adlı kitap belki okuyanlara süper ötesi bir fantezi yaşatabilir ama hiç değilse bazı şeylere ipucu verdiği önyargısına ulaşmak mümkün. |
Gercekte butun dinlere baktiginizda, keza kitaplara da, bir "biz" bilincini olusturup, sacayagi iki'ye ayrilir ve boylece oteki biz'lerden ayrilmis olur. Bir cesit gruplastirma yontemidir bu. Mesela tum kitaplarda birden fazla sayida "biz" kavrami vardir.
Oyle cok derin(!) konular filan degildir ayrica, ruhculuk zaten, insanlik tarihinde dinlerin ortaya cikisinda en buyuk rolu oynayan unsurlardan biridir. Var tabi ki bahsettiginiz turde soylemler, gordum, konustum, haber aldim, beni kacirdilar vs. tarzinda. Hatta SETI projesi filan, evreni gozlemeye, dunya disi herhangi bir iz vb. gozlem yapmakta. http://www.turandursun.com/forumlar/...highlight=SETI http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=27089 Insanlar zaten ilkel caglardan beri daima bu konuyla ilgilenmis ve gozlemlemislerdir. |
Alıntı:
|
Muhammed cinli bir şairdir,aynı zamanda kahindir..Yani Muhammed medyumdur da diyebiliriz..
Muhammed'in vahiy alma şekilleri,Muhammed'e sürekli soru soran insanlar,Muhammed'in hakem rolü üstlenmesi,Muhammed'in insanlara yol gösteren telkinleri,Muhammed'in geleceğe dair sözleri..vb Muhammed'in şair/kahin/medyum olduğunu gösterir.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
http://www.turandursun.com/forumlar/...rap+%FEairleri HİCR Suresi Ayet - 6 Ve: "Ey kendisine zikir indirilen! Gerçekten sen, mutlaka mecnunsun (delisin)." dediler. Allahû Tealâ kime bir kitap yazdırmışsa, insanların ona "deli" demesi adet haline gelmiştir. Her devirde Allah kimlere kitap vermişse, (ister Nebî Resûl olsun ve şeriat kitabı verilsin, ister Velî Resûl olsun ve sohbet kitabı verilsin), hepsine mutlaka deli denmiştir. http://www.kurantefsiri.com/kuran_te...ri.aspx?ayet=6 Bu ayetin kısa tefsiri aslında herşeyi açıklıyor:) |
ben bu konuda şunları belirtmek isterim: muhammed'in vahiy alma olayı aslında bildiğimiz "ilham gelmesi" gibi bir şey olabilir. ki vahiy dediğimiz şey de "içe doğma, ilham" anlamlarına gelir. bunun "aklımıza bir şey gelmesi" gibi bir şey olabileceğini düşünüyorum. mesela bazen benim de aklıma bir şeyler gelir ve o an bu şeyleri bir yerlere not etmek isterim. muhammed'in durumu da böyle bir şey olabilir.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Medyum olmasi cok zayif bir ihtimaldir. Ancak okult vb. ogretileri kullanmis olma ihtimali yuksektir.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Hangi kıstaslarla sınıflandırılıyor. Transa yanlızmı geçiyordu? Yoksa yardım alıyormuydu. Trans nedir? Bilimsel desteği varmıdır? Transa nasıl geçilir? Bir insanın transa geçtiğini siz nasıl anlarsınız? Kuranda bu dediğinizi destekleyen ayet varmı? Kuranın bakışı nedir bu konuda? Engin tecrübelerinizden istifade edelim biraz. |
Alıntı:
|
Şu konuyu okumanızı öneririm;
http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=3781 |
Alıntı:
başka sitede de bunla ilgili bir iddamı yazmıştım ve daha da ileri götürerek muhammedin 4.tür yada (alien ''yabancılar'')onlar dediğimiz varlıklar ile temasa geçmesinin gayet mümkün olduğunu yazmıştım,tıpkı diğer yahudi habercileri gibi.. Bir adam sesler duyma başlıyor,korkuyor;kafasında olup bitenleri anlamaya yada beyninin kendi kendine kendisine oyunlar oynadığını ve delirmeye varan olaylar sonrası kendisini öldürmeye kalkıyor.Muhammedin intihar teşebüssü orda burda pek çok dillendirilmesede konuşulmasa da bazı ehli sünnet denilen kaynaklarda da vardır. 23 yıl boyunca birden çok varlıkla iletişimi oldu,bu yetenek yani iletişim kurma yetisi ona görevi icabı verildi o da KURAN adlı kitapdı zaten.Ra bilgileri nette mevcut çeşitli ruh-ufo celseleri adı verilen bu deneysel psişik paranormal operasyonlarda ve dr.don elkins'in de bizzat gözlemleme yaptığı bu celselerde peygamber adı verilen HABERCİ SÖZCÜLERİNİN evrendeki üst boyuttaki gelişmiş toplumsal bellek bileşimlerine basamak ve sözcülük yaptıkları anlatılır.GUSTAV JUNG da buna atıf yapar bazı yazılarında.yani muhammedin medyumluğu yada transa geçişleri kendisinin sahip olduğu bir şey değil ona görevi gereği verilen bir yeti idi.. |
Bende medyum, filozof olabilceğinden şüphe ediyorum. Günümüzde bile arap büyüleri vs çok var. Kendimde büyü ile uğraştığım için muhammedin gerçekten medyum olabileceğini düşünüyorum.
|
Alıntı:
----------------------- Alıntı:
|
Alıntı:
Bayılma nöbetleri sara krizi olabilir. |
Allah'ın "inanmıyorsanız hadi Kur'an' ın benzerini getirin " demesi göz ardı edilmemeli..Madem Muhammed trans/Cin /Medyumluk /özel tekniklerle Kur'an' ı yazdı ,niye böyle bir iddia da bulundu ? Muhammed'e her kim veya kimler Kur'an' ı yazdırmışsa "benzerini yazın hadi ! Tek sure getirin ! Yazamazsınız ! " diyecek cesareti nerden,nasıl buldu ? bu aşırı güvenin sebebi nedir ? Belli döneme /zamana özgü ,Halley kuyruklu yıldızı gibi her zaman herkese uğramayan bir ilhammıydı Kur'an ? Ne Tevrat ne Zebur ne Incil'de "inanmıyorsanız hadi benzerini yazın ! " iddiası niçin yok ? İncil'in benzeri yazıldı mı ? Sahsen henüz o kadar dokunaklı bir kitap okumadım..Kur'an' da da etkileyici ayetler var..fakat İncil'de "hadi benzerini yazın !" diye kafa tutulmuyor.ilginç..benzerini yazamamak o kitabın Tanrıdan geldiğine delil olmalı mı ?" Mutlaka olmalı" mantığını çözemedim..kabullenince sorun olmuyor ama şüphe edince veya inkar edince tarafsız gözle bakınca çözemedim..
tamam,insanlar Kur'an' ın benzerini yazamaz,asla yazamayacak diyelim bunu söylemekle İnsanlar şarlandırılıyor mu ? Kur'an' da "hadi benzerini yazın !" denmeseydi ,insanlar Kur'an' ın Tanrı kelamı olduğunu düşünmeyeceklermiydi ? Belkide böyle yazdığı için insanlara öyle düşündürtüldü ,öyle etki etti yani şartlandırıldı..buna tam olarak psikolojide ne deniyor bilmiyorum.. Hipnoz etkisi mi ? Kur'an' da ki tekrarlarda bu açıdan değerlendirilebilir. |
Alıntı:
Bugün birçok insan okuma yazma biliyor, edebiyat türleri genişledikçe genişledi. Bugün bu yapılabilir belkide. Forumda güzel bir gezinti yaparsanız bulabilirsiniz, bu blog sitesinde de yazı mevcut. https://turandursunislam.wordpress.c...ame-museylime/ Bu da Varaka Bin Nevfel'in yazımı http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35194 |
Alıntı:
Tanrıyı duyduğunu sanmışta olabilir. içsel olarak böyle bir şey yaşamışta olabilir.. kendi gerçeğin de gerçekten de dürüst bir şekilde tanrıyla görüştüğünü sanmışta olabilir. içsel seslerini ve bir tanrıyı duyuşunu kendi gerçekliğin de yaşamışta olabilir.. kendinin ve buna inananların sorunudur. yani o buna inanıyor olabilir anlıyor musunuz? bu bir tanrıyı gerçeklemez.... insan bilinci/bilinçaltı karmaşık. kozmoloji de bir hayli karmaşık ama yine de filozofik olarak bir baştanrıyı varoluşa dayatamazsınız.. en azından bununla dayatamazsınız... çağlar boyu olmayan varlıklar, tanrılar, ruhsal varlıklar başka gerçekliklerden varlıklar, şeytanlar demonlar vb. ile konuştuğunu düşünen ya da belirli araç ve yöntemlerle bunlarla iletişim kurmaya çalışan binlerce insan gelip geçti. işin aslı okült metodolojilerin tek uğraşı bu idi. hatta bu işi bilinçli bir şekilde bilgi almak için yaptılar ve denediler. kimileri içsel sesler duydu. kimileri tanrı ile görüştüğünü sandı. tüm bunların fenomenolojik incelemesi ister bizi bir delilik ve hastalığa götürsün, ister bilinçaltının olanaklarına hatta ister aşkın varlıklara götürsün yine de bilinç düzeyinde son tahlilde ilk ve baş yaratıcı olan mutlak bir yaratıcıya götürmeyecektir..... çünkü varolma kendi tabanında başlama kavramına ya da yokluk kavramına indirgenemez ve ilk yaratıcı/başyaratıcı bağlamı filozofik bir hatadır... ----------- bipolar bozukluk, şizofreni ya da temporal lob epilepsi türü hastalıkları olanların (ki bu toplumun en az yüzde 1 ila 3 üdür) hayatlarına en az bir kere melek olma, şeytan olma , kendini deccal sanma, mehdi sanma, şeytan sanma, peygamber sanma ve hatta tanrı sanma türünden özgeçmişleri ve deneyimleri (böyle zamanları) vardır. şimdi bu dönemi atlatamadıklarını ve tanımlayamadıklarını düşünün. bunu ve kendinde olanları kendi de adlandıramadıklarını, bunun yanında tıbbi , bilimsel-bilişsel yardım ya da akılsal yardım ve destek alamadıklarını ya da ola ki fikirlerine de destek gördüklerini ve kendilerine inanıldığını kendilerinin de buna inandığını bir düşünün.. -------------------- internette bipolar, şizofreni (şizoafektif bozukluk) vb. grupları var ben sizden rica ediyorum. bir kaçına üye kaydı yapın ve kendini mehdi, melek, deccal , tanrı , peygamber şu-bu sanma türünden davranışları ve dönemleri (bu tip düşünceleri) olmuş mu , nasıl olmuş , kendilerini nasıl hissediyorlarmış, şu an nasılmış, içsel sesler duymak nasıl bir süreçmiş ,bununla başedilebiliyor muymuş çıldırtıcı mıymış değil miymiş-neler yaşamışlar ve sanmışlar ya da duymuşlar, ilaçlar olmasa nasıl olurmuş , bir daha yaşamak isterler miymiş, modern bilgi olmasa ve örneğin neler olabilirmiş gibi bunu-bunları özellikle sesleri susturmanın zorluğunu bir sorun ve biraz sosyolojik gözlem yapın.. ayrıca kişilerin durumunu , yaşam durumunu ve perişanlığını/zorluğunu da bir gözlemleyin... rica ediyorum.... ---------------- bugün kanallık/kanallama changeling adında bir literatür ve internette bu isim altında metinler var. yüzlerce ve binlerce insan onu ya da bunu duyduklarını söyleyerek bir şeyler yazıyorlar. bunların kimileri tanrıyı ,kimileri uzaylıları, kimileri melekleri ,kimileri ise başka başka varlıkları duyduklarını söylüyorlar ve içerikler yazıyorlar.. bir çoğunun kendi çapında takip edeni , inananı ve okur kitlesi de var... ---------------------- örneğin türkiye de bile bu işi yapmış bedri ruhselman ın 50-60 yıl önce yazılıp zamanı aşan bilgi ve bu nedenle açıklanamaz diye sözde noterde saklanmış bir kitabı 3-5 yıl önce piyasaya sürüldü... ------------------- hocam rivayet o ki; edgar cayce adında bir adam bir gün komaya giriyor ve sonra bir an uyanıp bana şu şu otlardan bir ilaç hazırlayın yoksa gidiciyim diyor. sonra bu ilacı yapıyorlar ve iyileşiyor. bugünden sonra çevresindeki tüm insanlara hiçbir fikri olmadığı halde uyku halinde bu tip bitkisel ilaç tavsiyelerinde bulunuyor. ve uyku halinde şeyler yazdırıyor.. ve arkasında, yazdıkları hakkında hiç fikri olmadığı ve bunları o da bilmediği halde uykuda ya da transtayken yazmak suretiyle antik bilgiler, eski uygarlıklar hakkında yorumlar, ilaç reçeteleri ve gelecek kehanetleri dahil binlerce sayfa bırakmış... örneğin buna ne demeli.. --------------------------- . bu derinleştirilebilir. özellikle edgar cayce araştırılabilir. güvenilir kaynaklardan sorgulanabilir. varsa zamanın gazete kayıtları , yaşayan tanıkları ya da kendi el yazmaları vb. aracılığıyla olayın fenomen bağı sorgulanabilir. uyuyup uykudayken bilmediği bir dilden yazılar yazan , kendisini ve bir çok hastayı hatta kendi oğlunu hiç bir tıbbi bilgisi olmadan iyileştiren, eski uygarlıklardan ve gelecek dünyadan bilgiler veren gerçek başka bir adamdan sözediyoruz. örneğin bu örnek cahiliye döneminde olsaydı.. edgar cayce arap olsaydı ve etrafı kuşatılsaydı? kendi de delirtilseydi? tanrıyı duyuyor diye peygamber ilan edilseydi? kendi kafası da karışsaydı? yazdıkları ve konuştukları derlenip kitaplaştırılsaydı? |
Emevi, Abbasi derleme, uydurma resmi tarih yazınına göre, Muhammed zamanında kitap yok ki, bir benzerinin yazılmasından söz edilsin...
Hatta Kur'an diye özel bir isim de yok, sonradan derlendiği iddiasından dolayıdır ki, "derlenmiş, toplanmış" olan anlamına gelmek üzere Kur'an deniyor. Hasılı yeni yasalar tanrı adıyla, hikayeler rivayetler üzre eklenmiş, çıkartılmış. Kur'an(derleme, toplama) olarak oluşturulan kitabın ve yasaların, söylevlerin son halini alması süreci, rahat 100-300 yıl aralığında sürmüştür. |
Muhammedilerin kitabı kuranda ;
Hadi bir kuran yazıp getirin demiyor. Karanlıktab Aydınlığa cümleyi böyle kurunca direk kuranın tamamından bahsediliyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Spartaküs ün dediği gibi muhammed denilenin döneminde yazılı bir kuran mı vardı. Yada karanlıktan Aydınlağanın dediği gibi bile olsa söylenen iki ayette kadar kuran ezber olarak bile tamamlanmışmıydı diye sormak gerekmezdi . Uzatmaya gerek yok. O iki ayette ( yunus ve bakara surelerinde ) benzeri bir SURE getirin diyor. Tüm kurandan bahis etmiyor. Bu meydan okumaya bakarak konuşursak. Bir sürü şiir yazan var. Hepside kuranda ki masallardan hikayelerden daha başarılı. Ben foruma Vahdetname yi ekledim hem ezgili hemde sözleri ile orada. Kuranın surelerinden daha hoş ve anlamlı. Vahdetnamede muhammedin dedikleri kopya edilmiş diyen olursa !! Muhammed de kendinden öncekileri kopya edip yazmış diyebiliriz. Kuran da insanı etkileyecek bir tek dize bile yok. Varsa buyursun getirsin. Gökten helva yağdığından bahseden birisine hadi ordan denebilir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Erkekleri onlara eş yaptı Onlara bir şey geçiririz Dilediğimiz zaman da çekip çıkarırız Bizim için yavru imal ederler." Secah dedi ki: "Senin peygamber olduğunu şehadet ederim!" :) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kur'an'ı esas alıyorum diyenler kim? Ben öyle birisini görmedim, sen gördün mü? Namazı nasıl kılıyorlarmış, rekatları nasıl ayarlıyorlarmış, namaz surelerini nasıl buluyor, hangi ayetleri okuyorlarmış? Oruç tutuyorlarlar mı, ne zaman tutuyorlar, kaç gün tutuyorlarmış? Muhammed isminden, eşlerine, sözde savaşlarından, tarihine, sözde vahiy alımından hangi mağarasına, halifelerine kadar nereden biliyorlarmış? Günümüzdeki Kur'an hangi Kur'an? Emevi, Abbasi Kur'an'ı değil mi? |
Alıntı:
Namaz oruç gibi ibadetleri Kur'an'da yazdığı kadarı ile yapmalıyız diye düşünülüyor. Ha yaparken mezheplere göre 5 vakit namaz kılıyor olabilirler ama söylem olarak sadece Kur'an diyorlar. Ayetleri çok iyi bilmiyorum ama galiba çok detay yok ibadet konusunda. Ama ana hatları varsa yeterli değil mi? Modernistler yeterli diye düşünüyor. Modernist görüşe eleştiriniz ne? Dinin kaynağı sadece Kur'an mı yoksa hadis ve başka unsurlar da dahil mi? Nasıl bakmalıyız bu konuya? |
Alıntı:
Ben görmedim, yani sadece Kur'an deyip, ama buna rağmen bütün külliyatını Kur'an dışı Emevi, Abbasi tarihinden, uyduruk hadislerden(gerçi uyduruk olmayan ne kaldı geriye) alıyorlar. İşlerine gelmezse Kur'an yeter diyorlar... Kısaca bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu... İhsan Eliaçık ise istisna. Tartışmanın anlamı yok Velhelebe, tek bir örnekle dahi, Kur'an'da namaz ile İslam'ın namazı farklı şeyler. İslam 100-300 yıl aralığında, nesnel koşullar ve iktidar, egemenlik ilişkileri arasında, zamanla, kolektif oluşan, mitolojik temelde ise karma bir yapı... Kur'an gibi kitaplar, evveliyatı da dahil, egemen sınıfın yasa kitabıdır. O zamanlaf ve evveli köleci sistemlerde, kitleler ve insanlığın doğaya dair yetersiz bilinci ve korkuları(!) esas alınarak, kitleleri elde tutmanın aracı olarak, "insan yönetemez, ancak tanrı-lar yönetir" anlayışı hakim kılınmıştı. hal böyle olunca, yasa koyucular tanrı-lara dayandırmak zorunda ve kendilerini de tanrının yeryüzündeki temsilcisi, halifesi gibi göstermek durumundaydı. Hatta daha evveli, bizzat kendilerini tanrı olarak gösteriyorlardı, insanlık geliştikçe, basit olanla kandırılamaz hale geldikçe, yöntem aynı olsada biçimleri değişti. Hatta bu tanrı temsilciliği o aralar SEKTÖR halini almıştı, şansı yaver giden cenneti kapabilirdi. Bu bir anda olacak süreçler değil. |
Alıntı:
Sizle tartışmıyorum aslında. Bu konuda çok kafa karışıklığı var ve her kafadan bir ses çıkıyor. Bilen bilmeyen herkes ahkam kesiyor. Sizin bu konudaki duruşunuzu ve gerekçenizi merak ediyorum sadece, amacım tartışmak değil. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:26 . |