Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Ateizm (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=104)
-   -   Mutlak yokluk yoktur,Mutlak yoktan var var olamaz (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35281)

Narkiz Mitoloji 25-06-2014 11:31

Mutlak yokluk yoktur,Mutlak yoktan var var olamaz
 
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir. Çünkü madde belli unsurlardan ,atomlardan,atom altı parçacıklardan oluşmadır.Madde ve Maddeye ait olup da belli unsurlardan oluşmayan hiçbir şey yoktur.Maddi olan her şey değişkendir,çözülmeye ve yok olmaya mahkumdur zaman ve mekan boyutludur dolayısıyla sonradan olmadır. Bu bakımdan belli unsurlardan oluşan hem meydana gelmesi hem de teşekkülü yani kendisini ve kendisini oluşturacak unsurları nerede ve nasıl oluşacağını bilmeli ayrıca oluşma irade ve gücüne sahip olmalı. İnsanda bile bulunmayan bu bilgi irade güç cisimlerde ve maddelerde hiç yoktur.Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.

RainFall 25-06-2014 11:39

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520437)
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir. Çünkü madde belli unsurlardan ,atomlardan,atom altı parçacıklardan oluşmadır.Madde ve Maddeye ait olup da belli unsurlardan oluşmayan hiçbir şey yoktur.Maddi olan her şey değişkendir,çözülmeye ve yok olmaya mahkumdur zaman ve mekan boyutludur dolayısıyla sonradan olmadır. Bu bakımdan belli unsurlardan oluşan hem meydana gelmesi hem de teşekkülü yani kendisini ve kendisini oluşturacak unsurları nerede ve nasıl oluşacağını bilmeli ayrıca oluşma irade ve gücüne sahip olmalı. İnsanda bile bulunmayan bu bilgi irade güç cisimlerde ve maddelerde hiç yoktur.Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.

Tahmin edeyim bunu yapanda Allah isimli bir tanrı değil mi?
Çölün ortasındaki adam uğruna bu dünyayı yarattı falan.
Maddenin yok olduğu görüşüne nereden vardın?

Narkiz Mitoloji 25-06-2014 11:46

İmkan
 
biraz daha düşün öyle tahmin et

RainFall 25-06-2014 12:12

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520439)
biraz daha düşün öyle tahmin et

Anlaşıldı islamı ateistlere satmaya gelmişsin sen almayım fazla pahalıya geliyor.
Yoktan var olamaz diyorsun. sen olayı anlamamışsın.

alpeerkara 25-06-2014 12:25

Celal Hoca'nın iyi bir sözü vardır. "Din bilim ilişkisi diyorsanız ya bilimi iyi bileceksiniz ya da bilimden gelen adamlara saygı duyacaksınız" Ne kadar ufak nedenlerin bile büyük şeylere neden olabilme kapasitesi vardır. Bu düşüncenizi doğru varsaysak bile İslam ile örtüştüğünü düşünmüyorum.

Narkiz Mitoloji 25-06-2014 12:47

Alıntı:

alpeerkara´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520444)
Celal Hoca'nın iyi bir sözü vardır. "Din bilim ilişkisi diyorsanız ya bilimi iyi bileceksiniz ya da bilimden gelen adamlara saygı duyacaksınız" Ne kadar ufak nedenlerin bile büyük şeylere neden olabilme kapasitesi vardır. Bu düşüncenizi doğru varsaysak bile İslam ile örtüştüğünü düşünmüyorum.

burda anlatmaya çalıştığım İslam değil , yaratıcının varlığı

Narkiz Mitoloji 25-06-2014 12:48

Alıntı:

RainFall´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520442)
Anlaşıldı islamı ateistlere satmaya gelmişsin sen almayım fazla pahalıya geliyor.
Yoktan var olamaz diyorsun. sen olayı anlamamışsın.

İslam değil yaratıcının varlığı

alpeerkara 25-06-2014 12:51

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520448)
İslam değil yaratıcının varlığı

Bu konu farklı ama hangi inanılan yaratıcı? Deizm?

Narkiz Mitoloji 25-06-2014 12:53

oda ayrı bir başlık konusu tabi ki

RainFall 25-06-2014 13:25

Alıntı:

alpeerkara´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520449)
Bu konu farklı ama hangi inanılan yaratıcı? Deizm?

Tanrı var olabilir ama amacı olan bir tanrımı değildir kendimizi özelleştirmiş oluruz.

Narkiz Mitoloji 25-06-2014 14:00

O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim

mesela Descartes der ki ;

İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .

ve devam eder ;

Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .

Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.

Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.

Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.

RainFall 25-06-2014 14:04

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520458)
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim

mesela Descartes der ki ;

İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .

ve devam eder ;

Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .

Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.

Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.

Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.

Felsefeye bağlamışsın ama tanrıyı zorunlu varlık olarak görüyor.Olması zorunlu değildir.
Tanrının var olması zorunlu değildir.Olmayabilirde.Onu biz zihnimizde var ediyoruz anlamlar yüklüyoruz şöyledir böyledir şu şu özelliklere sahiptir diyerek.Şurdadır burdadır diyerek.Ahmet ezelden beri vardır hep var olacaktır.Zorunlu bir varlık çünkü sonu yok başlangıcı yok.Sadece belirli işlevleri var fonksiyonel onun kişiliğini anlayabilmemiz için ilahi davranış şekillerini şimdi çevrede göremiyoruz örneğin dinlerdeki birkaç kişinin durup dururken seçilmiş kimseler olarak denizi yardıkları deniz üzerinde yürüdüklerini göremiyoruz neden tanrının seçim limitimi doldu?İsaya Musaya Davuda Muhammede verilen mucizeler şimdi herhangi bir muhammed ismini taşıyan birisine verilmiyor.Zorunlu varlık zorunlu eylemler gerektirir hareketli işlevsel yapıları var ise.Varlığını öyle ortaya koyar anlayabildinmi?

alpeerkara 25-06-2014 14:25

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520458)
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim

mesela Descartes der ki ;

İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .

ve devam eder ;

Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .

Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.

Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.

Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.

Bu düşünce yine "düşünüyorum öyle varım" dan çıkıyor. Sınırsız tanrı sınırlı birini yargılar mı bu da düşünülmeli. Sınırsız tanrının sınırlı birinin imanına ihtiyacı var mıdır ? Descartes bir hristiyandır. Doğup büyüdüğü toplum onu böyle şekillendirmiştir. Gazali de çok zekidir "nedensellik" için cevap vermek zordur. Gazali de doğup büyüdüğü toplumda şekillenmiştir.

Nova 25-06-2014 15:15

Alıntı:

alpeerkara´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520449)
Bu konu farklı ama hangi inanılan yaratıcı? Deizm?

Hasta olduğumuzu ve birisinin ilaç almamız gerektiğini söylediğini düşünün.

Hastalık, gerekli ortam oluca ortaya çıkar.

Ve malesefki her ilaç her hastalığı iyileştirmez.

Bu arada, vücut kendini iyileştirir, ilaç sadece süreci hızlandırır.

Felâsife 25-06-2014 15:35

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520458)
ve devam eder ;

Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .

Düşünmek kesinlik ifadesi değil, zan ve tahmin ifadesidir, o şey hakkında böyle olmasını umuyorumun umma kısmıdır.

Düşünce dediğimiz şey neticede kişinin hayalleriyle harman olmuş bir yapıdır.
Zaten bu harman olmasından dolayıda, düşüncelere her türlü feyk attırılmıştır.

Bir şey varsa veya yoksa onu sürekli düşünmek, anmak kişiyi anca yorar.
Lafını yapmakta yorar.
Bazı tasavvufçular çoğu şeyi abes sayarlar.
Söylemem derdimi hem-derdim olan âha bile
Belki sînemdeki şu nâle-i cângâha bile
Kendi bî-şübhe bilir râz-ı derûnum yoksa
Ehl-i dil söyleyemez derdini Allâh’a bile
Hatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar.
Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur.

Neticede düşünme kafa karıştırıcı bir özelliğimiz olup, sürekli düşünmeye yönlendirilmemiz sonucu, iş çığırından çıkmıştır.
İnsan bir şeyi ispat etmişse veya edememişse daha onu niye düşünür ki?

Hep ilgimi çekmiştir bu durum, lakin bende ara ara düşmüşümdür bu duruma.
Sonuçta insanız hatalarımızla da varızdır.

RainFall 25-06-2014 16:33

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520473)
Düşünmek kesinlik ifadesi değil, zan ve tahmin ifadesidir, o şey hakkında böyle olmasını umuyorumun umma kısmıdır.

Düşünce dediğimiz şey neticede kişinin hayalleriyle harman olmuş bir yapıdır.
Zaten bu harman olmasından dolayıda, düşüncelere her türlü feyk attırılmıştır.

Bir şey varsa veya yoksa onu sürekli düşünmek, anmak kişiyi anca yorar.
Lafını yapmakta yorar.
Bazı tasavvufçular çoğu şeyi abes sayarlar.
Söylemem derdimi hem-derdim olan âha bile
Belki sînemdeki şu nâle-i cângâha bile
Kendi bî-şübhe bilir râz-ı derûnum yoksa
Ehl-i dil söyleyemez derdini Allâh'a bile
Hatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar.
Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur.

Neticede düşünme kafa karıştırıcı bir özelliğimiz olup, sürekli düşünmeye yönlendirilmemiz sonucu, iş çığırından çıkmıştır.
İnsan bir şeyi ispat etmişse veya edememişse daha onu niye düşünür ki?

Hep ilgimi çekmiştir bu durum, lakin bende ara ara düşmüşümdür bu duruma.
Sonuçta insanız hatalarımızla da varızdır.

Tanriyi bir rahat birakin demeleri guzel gunumuz muslumanlari Allahi rahat birakmiyorlar ellerinden ne cekiyor

Felâsife 25-06-2014 21:19

Alıntı:

RainFall´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520477)
Tanriyi bir rahat birakin demeleri guzel gunumuz muslumanlari Allahi rahat birakmiyorlar ellerinden ne cekiyor

Bakış açısına göre işin şekli değişebiliyor tabi, kimi böyle düşünebilirken, kimide bas bas bağırmayı fazilet sayabiliyor.
Muhammed bile bir gün yanındakileri böyle azarladığını okumuştum "Sağıra mı duyuruyorsunuz" diye.
Tasavvuf bu konudaysa hakikaten çok ketum olabiliyor.

Heleki "Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" denilen sözün anlamını eminim çoğu tasavvufçuyum diyen dahi bilmez, bilse bu ne biçim tasavvuf deyip geçer ki zaten tasavvuf dıştan görüldüğü gibi değildir..
Neyse bu gibi durumlar bakış açısını değiştiriyor elbette.

RainFall 10-07-2014 16:11

Felasife tanrı Allah veya başka bir tanrı suçu insan gibi ultra zeki zeka sahibi birisini tarih sahnesine çıkarmak ile oldu kıyamet insan eliyle gerçekleşecek belkide kim bilir?

balyapan 12-09-2014 18:40

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520473)


Hatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar.
Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur.

Zikri abes sayan ve ebediyyen bu defteri kapatan tasavvufçular kim ,merak ettim doğrusu:)İsim verebilir misiniz?

spartacus 12-09-2014 20:08

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520437)
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir.

Evet madde ezeli değil, çünkü zaman ancak maddeye bağlı açığa çıkar, bu halde maddeyi zamana bağlı kılan söylemler anlamsızdır, mantık dışıdırda. Kainatın yaşı filan yok, yaşından bahsettiğimiz, aslında geniş değişimlerden ibaret. Eğer kainat ile anladığımız varlık ise, ne yaşı ne de zamanı var, sadece değişim ve devinimler var bunlarda sayısal şeyler değil, değişim, dönüşüm.... hayır kainat ile kasıt şu anki evren ise bu evrenin nerede başladığı, nerede bittiği öncelikle çözülmelidir. Yani peynir küflendi der gibi, eski evren, yeni evren, önceki, sonraki ayrımına dayalı bir başlangıç tayin etmek gerekir, yine de bu tayin evreni değil bizi bağlar, evren değişirkende evren zaten, yani değişimleri ayırıp, adlandıran bizleriz, varlık ise sadece değişiyor, hareket halinde.... Kime, neye göre yaş tayini yapılacak?
Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520437)
Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.

Şuur dediğimiz organize tepki verebilme durumudur. Madde etki edr veya tepki verir ve bunun için şuur gereksizdir. Şuur ise maddenin, organize biçimde tepki verme temeline yaslanır. Canlı ile cansız arasında Çin seddi yoktur, bunlar birbirine dönüşebilir(organik-inorganik madde birbirine dönüşebilir)
İlk parafta da dediğim gibi yaş, zaman gibi kavramlar varlığa içkin, varlık açısından bir anlamı yok ve varlık sürekli değişiyor, deviniyor. Maddeler değişiyor biribirine dönüşüyor vs... Bu dönüşümler açısından canlı-cansız ayrımı belirleyici değildir. Örneğin bu gün kullandığımız petrol aslında fosil yakıttır yani kaynağı organik maddedir....

Edenin varlığına gelince; "Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür." demişsiniz -ki bu söz amacınızla olduğu kadar öne sürdüüklerinizle de çelişiyor.

Madem yoktan bir şeyler var olmuyor -ki yoktan var olduğu iddiası sadece dinlere ait, örneğin bana göre önce yokluk vardı, sonra bir eden çıktı var etti gibi söylemler mantık dışı olduğu gibi anlamsızdır, muhatapsızdır. Yokluk-varlık aslında ikisi de bir bütünün parçası, varlık yok ise yokluk zaten anlamsız- bir an anlam vereyim, evet yoktan hiç bir şey var olmaz, bir var eden olmalı söylemini bende kabulleneyim, Peki var eden de bir varlık mıydı? Yoklukta mıydı?

evrensel-insan 12-09-2014 23:03

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520437)
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.

Kainat dedigin, bir mekan olarak insanoglu algisina gozlem veren bir fenomen ise, zamansal bir sifat ile degerlendilemez, yani daimidir. Ayrica bugun ve henuz insanoglu tarafindan hem boyutlari hem de sekli bilinmemektedir.

Alıntı:

Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.
Insanoglu algisinda, yokluk yoktur. Cunku algi pozitif ve var ile baslar. Yokluk ise var ile algilananin his ve ifade olarak olumsuzudur. Eger yoklugu istersen, "algi/kavram/bilgi disi" olarak degerlendirebilirsin.

Alıntı:

Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir.
Kainat ne ezeli, ne de ebedi; sadece daimi. Burada yasindan soz edilen, onun herhangibir yerinde belirli bir zamandaki patlamadir (Yani big bang) Madde ise, felsefenin varliksal algisindaki gozlem veren bir fenomen tabaninin adidir. Zaten kendikendine var oldugu da soylenmiyor, big bang ile olustugu varsayiliyor. Yani teorik olarak.

Alıntı:

Çünkü madde belli unsurlardan ,atomlardan,atom altı parçacıklardan oluşmadır.Madde ve Maddeye ait olup da belli unsurlardan oluşmayan hiçbir şey yoktur.
Bilim, bilimsel olarak insanboglu algisina gozlem veren tabani fenomen olarak ortaya koyar ve bunun felsefi tartismasina girmez. Cunku bilim fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koyar.

Alıntı:

Maddi olan her şey değişkendir,çözülmeye ve yok olmaya mahkumdur zaman ve mekan boyutludur dolayısıyla sonradan olmadır. Bu bakımdan belli unsurlardan oluşan hem meydana gelmesi hem de teşekkülü yani kendisini ve kendisini oluşturacak unsurları nerede ve nasıl oluşacağını bilmeli ayrıca oluşma irade ve gücüne sahip olmalı. İnsanda bile bulunmayan bu bilgi irade güç cisimlerde ve maddelerde hiç yoktur.Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.
Insanoglu zaten bir madde degildir. Insanoglu algiya gozlem veren bir fenomen olarak; numenal yani beyninin zihinsel yetisi ve fonksiyonlari vardir. Fenomenal ve numenal yapisi satesinde de ortasya koyma ozelligi, yani algiladigini dile/kavrama donusturme yetisine sahiptir.

Iste insanoglu kendi dahil, algiladigi her bir seyi (fenomenal/numenal/kavramsal) iste bu kavram ile ozdeslestirdiginden turettigi bilgisi ile ortaya koyar.

Eger algi, gozlem ve kavramsal bilgi yoksa; ortaya koyum da yoktur.

Iste zaman insanoglu turunun bir urunu olarak, ortaya koydugunu bir cesit zamansal olcum olarak dile getirmektir.

Bu dile getirim, insanoglunun varliginda oldugu halde, zamansal olarak insanoglu varliginin olmadigi zamanlari da kapsar.

Ayrica bilimde bilimsel olarak gozlem vermeyen "mutlak, ilk, son, tek, kesin" v.s. gibi akilci cikarimlar bulunmaz.

Cunku bilimin her turlu degeri (teorisi, deneyi, olgusu, bulgusu v.s.) sadece gozlem ile yanlislanabildiginde degisir ve degisene kadar da gecerlidir.

Ayrica bilim bilgi olarak ta daimi ve sinirsiz, yenilenir, degisir, gelisir ve bu somut olarak teknigine ve fenomanlestirdiklerine yansir. Ayrica toplumsal yasam dozen system kurum ve kurumlasma ve de iliskji olarak ta, cagdaslasir.

evrensel-insan 12-09-2014 23:20

Alıntı:

Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 520458)
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim

mesela Descartes der ki ;

İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .

Tanri insanoglu akli dogrulamasi, ideolojisi, inanci ve verdigi anlam ve icerik ile sinirlidir. Yani insanoglu yoksa, tasnri da yoktur. Ayrica insanoglunun algisi, gozlemi, kavrami ve bilgisi sinirsizdir ve bu da sinirsiz algiladiklarina paraleldir.

Siniri belirliyen zamandir, yani sinir mekansal degil; zamansaldir. Tanrinin varligi kavramsaldir ve manri gibi bir anlam ifade etmez. Sadece tanriya varliksal ideolojik ve inancsal bakanlar icin edecegi olumlu ve olumsuz anlamin disinda, bu anlami verenin; anlam verdigi tanrisi ile kurdugu bagdir. Bu da kavramsal tanriya, insanoglu numenal yeti fonksiyonlarinin insanoglu eliyle eklenmesi demektir. Bu ayni zamanda insanoglu vucut uzuvlarini da icerir.
ve devam eder ;

Alıntı:

Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .
Ne tanri var oldugu icin, ne de sen onu dusundugun icin tanri var. Sana dogumdan itibaren tanistirilan tanri kavramiyla tanistigin icin ve de bu kavrama insanoglu somut ve soyut yetilerini verdigin icin ve sadece senin soyutunda var.

Alıntı:

Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.
Evet zihninde tasiyorsun, cunku biri sana bu kavrami ogretti. Mukemmellik ten align nedir? "En yuce yetkin varlik" nedir? Bunlarin ne oldugunu kim/ne ortaya koyuyor ve yuceliginin/yetkinliginin "en" ini kim/ne neye gore saptamis? Neden ondan "en" I yokmus?

Alıntı:

Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.

Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.
Gercekten align nedir? Gerceklik insanoglu yapilandirilmisligidir ve gercegin ne oldugu ancak inanc ile dogrulanir. Yani bilimsel yani yoktur. Gercegin her turlu anlami tanimi icerigi v.s. insanoglunca verilir.

Gercek varligin monist ve determinist ne oldugunu ortaya koyma iddiasi, varliksal/metafizik bir ideolojidir.

Varlik nedir ki "varliktan mahrum olmak" olsun, ya da bir anlam ifade etsin?

Felâsife 13-09-2014 03:36

Alıntı:

balyapan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 525079)
Zikri abes sayan ve ebediyyen bu defteri kapatan tasavvufçular kim ,merak ettim doğrusu:)İsim verebilir misiniz?

İsimden daha fazlasını verdim aslında "Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" sözü cismi anlatır isme ne hacet, ayetlerde verebilirim lakin bence siz bu sözü araştırın, netteki bilgilerede güvenmeyin pek, bilgisine güvendiğiniz sağlam bir yerlere sorun soruşturun.

Böyle birileride çevrenizde yok ise, yapacak bir şeyde yok, sonuçta tasavvufta işler soru/cevap ile hallolmaz, acı ama gerçeği budur tasavvufun.

Soru şüpheye, cevap benliğe, merak sabırsızlığa yorumlanır bu dünyada, soru/cevap ile tasavvufta gıdım da ilerleme olmaz, bilgi sağlanmaz.

Sevgiler

balyapan 17-09-2014 19:09

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 525143)
İsimden daha fazlasını verdim aslında "Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" sözü cismi anlatır isme ne hacet, ayetlerde verebilirim lakin bence siz bu sözü araştırın, netteki bilgilerede güvenmeyin pek, bilgisine güvendiğiniz sağlam bir yerlere sorun soruşturun.

Böyle birileride çevrenizde yok ise, yapacak bir şeyde yok, sonuçta tasavvufta işler soru/cevap ile hallolmaz, acı ama gerçeği budur tasavvufun.

Soru şüpheye, cevap benliğe, merak sabırsızlığa yorumlanır bu dünyada, soru/cevap ile tasavvufta gıdım da ilerleme olmaz, bilgi sağlanmaz.

Sevgiler


Anladığım kadarıyla isim yok.
Bir ayet örneği verebilirim demişsiniz.Hangi ayet,yazabilir misiniz?

Felâsife 17-09-2014 23:38

Alıntı:

balyapan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 525528)
Bir ayet örneği verebilirim demişsiniz.Hangi ayet,yazabilir misiniz?

Hicr 99 'a bakabilirsiniz.

Yıldıztozu 11-10-2014 09:48

kuantum dalgalanmalrında kendiliğinden yoktan var olan parçacıklara ne diyeceksin
ayrıca ve uzay ve zaman da yoktan var olmuştur
tamamen hiçlikten mi var olmuştur orası tartışılır tabi

balyapan 15-10-2014 22:54

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 525550)
Hicr 99 'a bakabilirsiniz.


Hicr 99:'Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et'.

Felâsife 16-10-2014 03:13

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 525550)
Hicr 99 'a bakabilirsiniz.

Alıntı:

balyapan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 527770)
Hicr 99:'Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et'.

Bu bakmış olduğunuz anlamına gelmiyor, birisinin bu konuda ki fikrini buraya kopyala/yapıştır yapmışsınız.

Kuranın orjinali elinizde, iyice araştırın bakın bakalım bu konuda neler denmiş, neler söylenmiş, herkes aynı şeyi mi söylüyor? yoksa farklı neler var.

İpucu vereyim genede, gerçi size pek lazımda olmayacak gibi, anlaşılan okuma/araştırma pek sevmiyorsunuz gibi, boşa yazacağım ama olsun;
Yakin kelimesini ölüm diye çeviriyorlar, oysa Arapçada ölüm başka bir kelime iken Yakini de ölüm diye çeviriyorlar.

aliyarasfal 16-10-2014 03:59

Mutlak yokluk yoktur ise; soru basittir:İşi tanrıya bağlama hevesiyle yazılmış bu yazıyı ciddiye alıp soralım; peki tanrının varlığı var mıdır? Var ise çevresinde ne vardır? Mutlak yokluk mu, mutlak varlık mı?Mutlak yokluk olmadığını göre mutlak varlık vardır ve mutlak varlığın sonu var mıdır? Yok ise mutlak sonsuz varlığın varlığındaki mantıksızlığı nasıl algıladığınızı ve mantığa dahil anlaşılır hale getirebildiğinizi açıklamayı başarmanız gerekir.

Tanrının mutlak yokluğun ortasında var olduğuna inananlar zamanın ölçümlenebilir varlıksal hareketi tarifte kullanıldığını anladığında, tanrının varlığı var olması demenin zamana(harekete) bağımlı olacağı, aynı zamanda mekana mahkum hale geleceğinide anlamadan yanlış mantık yürütmelerle, evrenin başlangıcıyla maddenin bildiğimiz anlamda ortaya çıkışını, maddenin yokluğu olarak anlamalarının , yanlış bilgi ve düşüncenin ürünü çıkarımlar yapmalarının tek sebebidir.


Evrenin ölçümlenebilir zaman kavramıyla başlangıcını, kuantların evren öncesinde yokluğu değil, ölçümlenemez ve gözlemlenemez hızda varlanıp yok olması olduğunu anlamayanlar, yokluktan varlık çıkıyor sanrısını daha çok dillendireceğe benzer.

Şu tanrıyı bir tarif eden çıksada bizde anlasak neymiş.Hangi bilgi, algı ile varladıklarınıda somut olarak vede mantıksal olarak görsek.Kazanın doğurduğuna inananlar öldüğün inanmıyor.

Şimdilik saygımla gittim...

balyapan 18-10-2014 22:36

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 527806)
Bu bakmış olduğunuz anlamına gelmiyor, birisinin bu konuda ki fikrini buraya kopyala/yapıştır yapmışsınız.

Kuranın orjinali elinizde, iyice araştırın bakın bakalım bu konuda neler denmiş, neler söylenmiş, herkes aynı şeyi mi söylüyor? yoksa farklı neler var.

İpucu vereyim genede, gerçi size pek lazımda olmayacak gibi, anlaşılan okuma/araştırma pek sevmiyorsunuz gibi, boşa yazacağım ama olsun;
Yakin kelimesini ölüm diye çeviriyorlar, oysa Arapçada ölüm başka bir kelime iken Yakini de ölüm diye çeviriyorlar.

Kopyala yapıştır yapmadım emin olabilirsiniz.
Gerçekten nedenini öğrenmek isterseniz,size bir link vereyim.Neden ölüm diye çevrildiğini öğrenmiş olursunuz.
http://www.kuranikerim.com/telmalili/hicr.htm

Felâsife 18-10-2014 23:19

Alıntı:

balyapan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 528175)
Kopyala yapıştır yapmadım emin olabilirsiniz.
Gerçekten nedenini öğrenmek isterseniz,size bir link vereyim.Neden ölüm diye çevrildiğini öğrenmiş olursunuz.
http://www.kuranikerim.com/telmalili/hicr.htm

Teşekkür ederim.
Piyasada ne kadar meal, tefsir hatta lügat varsa ben bunu zaten kelime olarakta araştırdım, mesele şu ki;

Adamlar "Yakîn" kelimesine "Ölüm" diyorlar, Arapçada ölüm mevt'tir!

Şimdi "Yakîn gelinceye kadar"ı "Ölüm gelinceye kadar" diye çevirmek, maksat şudur budur, eskiler bize böyle nakletti vs.ler demek hatalı bir yorumdur.
"Olanı" değil, eskilerin dediğini naklediyorlar.

Neyse onu yazın değil mi? orjinali ortada.

Natan 10-11-2014 01:37

İnternet ortamının dışında sosyal bir deney yapmak istiyorum.

Tanrı denilen şeye inanan arkadaşlar neden inandığını paylaşabilirler mi?

Teşekkürler

Yıldıztozu 10-11-2014 09:01

Bu konuda ateistlere gülüyorum bazen.çünkü bir kısmınız hiclikten var olduğunu savunurken bir kısmıniz da yoktan var olamaz diyorsunuz ve her iki kısım da bu ters durumları tanrının yokluğuna argüman olarak gösteriyor.
Bence aranızda anlasın, hiclikten mi var oldu yoksa hiclik yok mudur..birbirinizle ters düşmeyin diye söylüyorum.

aliyarasfal 10-11-2014 10:17

zfr87;

Bizde gülüyoruz. Hiçlikten var oluyor denmez, hiçlikte ortaya çıkışıdır enerjinin anlatılan. Hiçlik onu var eden değil, varlıksız ortamı ifadedir. farkı kavrarsan kendine gülmeye başlayabilirsin. Hiçlik -varlıksızlık- tıpkı havası alınmış teneke gibi düşünürsen içinde ne vardır? Hiç. Müthiş bir vakum hareketi oluşturur ki bu hiçlikte enerji sürekli bir emilim hareketi sonucu çıkıp yok olmakta. Ancak hiçlik bu hareketi sağlayan vakumu sağlıyor.


enerji dalgalanmaları hiçlikte devasa boyutlarda var ve yüksüz olduklarından bu çıkış ve yokoluşlarının hızından ötürü ölçümlenememekteler.Bunada zamansızlık denir. Çünkü bu hareket çok küçük boyutlu olduğundan yok sayılır.

Biraz öğrenmeye çalış dostum.Birazda düşünmeye ki bunu eleştiri için değil farkına bir şeylerin varmanın kıymetini anlayabilmeniz açısından söylüyorum. Eleştirmek kolaydır. Anlamak zor.

Şimdilik saygımla gittim...

spartacus 10-11-2014 18:24

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 530383)
Bu konuda ateistlere gülüyorum bazen.çünkü bir kısmınız hiclikten var olduğunu savunurken bir kısmıniz da yoktan var olamaz diyorsunuz ve her iki kısım da bu ters durumları tanrının yokluğuna argüman olarak gösteriyor.
Bence aranızda anlasın, hiclikten mi var oldu yoksa hiclik yok mudur..birbirinizle ters düşmeyin diye söylüyorum.

Ben varoluş demiyorum, var olmak demiyorum çünkü bunlar fiiliyat, yani ön yargı, o nedenle işte fiili oluşturan yapan aranır ve tanrı denir çıkılır. Tamamen kelime-akıl oyunu, aslında mantık sorunu içeriyor. Zira baştan fiiliyat-yargı koyup sonra da o fiiliyata göre çıkarım yapılıyor, yargıya varılıyor, baştan hatalı argüman kullanılıyor, sanki bir gerçekleştireni varmış gibi fiil eklenip sonrada özne türetiliyor(safsata). Bu şuna benzer, atıyorum yağmurun nasılı sorusu-merakına, yağmuru Zeus yağdırıyor, o halde Zeus yağmur yağdırıyor :) böyle bir söz hem safsatadır, hem de mantık dışıdır, zira o halde diyebilmenin koşulu yok, baştan öne sürülen bir ön yargı var ve soruya yanıt değil, zira soru nasıldır, ancak bunu ifade etmekle bilgi-veri-çıkarım-yorum ortaya atabiliriz. Yani bir önermede bulunmak için başa ön yargı koyup ardından da ön yargıyı ulaşılan-varılan yargı olarak sunmak safsatadır, safsata üretmiş oluruz. Örneğin;
Her şey yaratılmıştır, o halde bir yaratıcı vardır. (bu söz, neden-nasıl çerçevesi açısından anlamsız, safsata, zira zaten baştan yargı konmuş ardına o halde denmiş.. Bu şuna benzer, her şey tavus kuşu tüyüdür, o halde dünya'da tavus kuşu tüyüdür, demek ki her şey tavus kuşu tüyüymüş... İleri düzey alimlik)

varlık ortadadır, efendim oluşlar hepside varlığa içkin, bu nedenle varlığı oldurmak aslında garip bir düşünce. Zira varlığı, yine varlığın fiiliyatına bağlamak anlamsız...

Toplumlarımızda teolojik empoz hakim dolayısıyla teolojik kelime-kavramlar, çakılmış çivi gibi. Varlığı, hiçlikten oldurmak neyin nesi? Kim iddia etmiş bunu, hem hiçlik nedir? Bence asıl gülünmesi gereken hiç bir şey yoktu, tanrı vardı, ol dedi(tam bir sihirbaz, büyücü) oldurdu demektir, evvela burada en temel soun hiç bir şeyin yokluğunda tanrının varlığı sorunsalıdır. Varlığa sorun eklemek, bir türlü ortadalık olarak kabullenememek teistlerin, idealistlerin işi, bizi bağlamıyor, biz oluşları varlığa içkin görüyoruz, nasıl olur fiiliyatın kaynağını(varlık), dönüp tersin geri o fiiliyatla kendisinin(varlık) kaynağı olarak görelim...

Ol dedi oldurdu, uç dedi uçtu, öl dedi öldü... Aslında bunlar bir hayli komik. Düşünün hiçlikte birisi OL ya diyor, olduruyor.. Sonra da bu masala göre kelime-kavramlar üretiliyor, var-olmak, yani yoktu var oldu gibi ve böylesine kaynağı masal olan YARGIlar ile bir dolu külliyat, ayıkla pirincin taşını!. :)

Terim, kelime olarak varlığa biz iddia temelinde değil, gördüğümüz, gözlemlediğimiz şeylerin toplamı açısından varlık diyoruz, göremediğimiz gözlemleyemediklerimiz için de yokluk kelimesini kullanıyoruz. Bu kavram-kelime, varlık-yokluk ile varoluş-yokoluş ya da iddia temelinde ki VAR-YOK aynı şeyler değil, gerçi bunu yıllardır tesitlere, idealistlere başka türden bizi sınıflandıranlara anlatamadık, bir kelimeyi ne maksatla kullandığımızı açıkca belirttiğimiz halde hala, yok siz varlık değil varoluş kullanıyorsunuz denmeye devam ediyor ya da bu tür iddiaların(ki ateistlerin, materyalistlerin böyle yoktu, oldu varoluş, varoldu iddiası yokki sorumlu tutalım). Bizim varlık dediğimiz ortada olan şeylerdir, iddia temelinde değil durum-hal belirtir haliyledir, yokluk kelimesini kullanımımız da aynı minvalde, biz ortada olanın varlığını, ortalarda olmamanın aksi olarak kullanıyoruz, o nedenle de örneğin henüz ortalıkta bir Zeus görmüş değiliz, yokluktan sayıyoruz ve yokluğunda bir hali-durumu izahı var, iddia temelinde değil durum-hal temelinde ifade ediyoruz :)

xcan 10-11-2014 21:43

Biz hiçlikten var olduğumuzu söylemedik.
Anlama sıkıntın limitte!
Biz evrenin hep var olduğunu söylüyoruz ve sürekli dönüştüğünü.
Siz kainatın illaki var olamıyacağını iddia ediyorsunuz ve Allah adlı bir hokkabaza ihtiyaç duyuyorsunuz.
Bu kadar cehalet neredeyse imkansız ve siz bu mucizeyi gerçekliyorsunuz.
Acınası bir zavallılık sergiliyorsunuz.
Biz var olanla ilgiliyiz bilmem anlıyabilirmisiniz.
Biz doğal süreçlerden bahsederiz Bizim mucizelerle işimiz olmaz.
O alanı cahil cühelalar doldursun bizi ilgilendirmiyor.

Yıldıztozu 10-11-2014 23:54

Alıntı:

xcan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 530425)
Biz hiçlikten var olduğumuzu söylemedik.
Anlama sıkıntın limitte!
Biz evrenin hep var olduğunu söylüyoruz ve sürekli dönüştüğünü.
Siz kainatın illaki var olamıyacağını iddia ediyorsunuz ve Allah adlı bir hokkabaza ihtiyaç duyuyorsunuz.
Bu kadar cehalet neredeyse imkansız ve siz bu mucizeyi gerçekliyorsunuz.
Acınası bir zavallılık sergiliyorsunuz.
Biz var olanla ilgiliyiz bilmem anlıyabilirmisiniz.
Biz doğal süreçlerden bahsederiz Bizim mucizelerle işimiz olmaz.
O alanı cahil cühelalar doldursun bizi ilgilendirmiyor.

biz derken tüm ateistleri temsil ettiğini mi sanıyorsun ?
sen söylemesen de söyleyen çok var

Yıldıztozu 10-11-2014 23:55

Alıntı:

Natan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 530356)
İnternet ortamının dışında sosyal bir deney yapmak istiyorum.

Tanrı denilen şeye inanan arkadaşlar neden inandığını paylaşabilirler mi?

Teşekkürler

Çünkü varoluşu açıklayan en iyi kuram ''tanrı kuramıdır''
Alternatiflerine kıyasla en tercih edilesi olduğu için.

Yıldıztozu 10-11-2014 23:56

spartacus yazını okudum faydalandım teşekkürler.

anlıyorum ne demek istediğini.

ama zamanın başlangıcının olduğunu kabullen lütfen.Bilimsel gerçeklik bu:)

xcan 10-11-2014 23:58

Anlama sıkıntını yine zirvede tutuyorsun.
Ateist olmanın ön koşulu materyalist,naturalist,realist,bilimsel olmaktır.
Anlıyabildinmi bu cümlemi?
Hiç sanmıyorum.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:08 .