![]() |
Mutlak yokluk yoktur,Mutlak yoktan var var olamaz
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir. Çünkü madde belli unsurlardan ,atomlardan,atom altı parçacıklardan oluşmadır.Madde ve Maddeye ait olup da belli unsurlardan oluşmayan hiçbir şey yoktur.Maddi olan her şey değişkendir,çözülmeye ve yok olmaya mahkumdur zaman ve mekan boyutludur dolayısıyla sonradan olmadır. Bu bakımdan belli unsurlardan oluşan hem meydana gelmesi hem de teşekkülü yani kendisini ve kendisini oluşturacak unsurları nerede ve nasıl oluşacağını bilmeli ayrıca oluşma irade ve gücüne sahip olmalı. İnsanda bile bulunmayan bu bilgi irade güç cisimlerde ve maddelerde hiç yoktur.Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.
|
Alıntı:
Çölün ortasındaki adam uğruna bu dünyayı yarattı falan. Maddenin yok olduğu görüşüne nereden vardın? |
İmkan
biraz daha düşün öyle tahmin et
|
Alıntı:
Yoktan var olamaz diyorsun. sen olayı anlamamışsın. |
Celal Hoca'nın iyi bir sözü vardır. "Din bilim ilişkisi diyorsanız ya bilimi iyi bileceksiniz ya da bilimden gelen adamlara saygı duyacaksınız" Ne kadar ufak nedenlerin bile büyük şeylere neden olabilme kapasitesi vardır. Bu düşüncenizi doğru varsaysak bile İslam ile örtüştüğünü düşünmüyorum.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
oda ayrı bir başlık konusu tabi ki
|
Alıntı:
|
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim
mesela Descartes der ki ; İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır . ve devam eder ; Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum . Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır. Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır. Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır. |
Alıntı:
Tanrının var olması zorunlu değildir.Olmayabilirde.Onu biz zihnimizde var ediyoruz anlamlar yüklüyoruz şöyledir böyledir şu şu özelliklere sahiptir diyerek.Şurdadır burdadır diyerek.Ahmet ezelden beri vardır hep var olacaktır.Zorunlu bir varlık çünkü sonu yok başlangıcı yok.Sadece belirli işlevleri var fonksiyonel onun kişiliğini anlayabilmemiz için ilahi davranış şekillerini şimdi çevrede göremiyoruz örneğin dinlerdeki birkaç kişinin durup dururken seçilmiş kimseler olarak denizi yardıkları deniz üzerinde yürüdüklerini göremiyoruz neden tanrının seçim limitimi doldu?İsaya Musaya Davuda Muhammede verilen mucizeler şimdi herhangi bir muhammed ismini taşıyan birisine verilmiyor.Zorunlu varlık zorunlu eylemler gerektirir hareketli işlevsel yapıları var ise.Varlığını öyle ortaya koyar anlayabildinmi? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hastalık, gerekli ortam oluca ortaya çıkar. Ve malesefki her ilaç her hastalığı iyileştirmez. Bu arada, vücut kendini iyileştirir, ilaç sadece süreci hızlandırır. |
Alıntı:
Düşünce dediğimiz şey neticede kişinin hayalleriyle harman olmuş bir yapıdır. Zaten bu harman olmasından dolayıda, düşüncelere her türlü feyk attırılmıştır. Bir şey varsa veya yoksa onu sürekli düşünmek, anmak kişiyi anca yorar. Lafını yapmakta yorar. Bazı tasavvufçular çoğu şeyi abes sayarlar. Söylemem derdimi hem-derdim olan âha bileHatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar. Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur. Neticede düşünme kafa karıştırıcı bir özelliğimiz olup, sürekli düşünmeye yönlendirilmemiz sonucu, iş çığırından çıkmıştır. İnsan bir şeyi ispat etmişse veya edememişse daha onu niye düşünür ki? Hep ilgimi çekmiştir bu durum, lakin bende ara ara düşmüşümdür bu duruma. Sonuçta insanız hatalarımızla da varızdır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Muhammed bile bir gün yanındakileri böyle azarladığını okumuştum "Sağıra mı duyuruyorsunuz" diye. Tasavvuf bu konudaysa hakikaten çok ketum olabiliyor. Heleki "Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" denilen sözün anlamını eminim çoğu tasavvufçuyum diyen dahi bilmez, bilse bu ne biçim tasavvuf deyip geçer ki zaten tasavvuf dıştan görüldüğü gibi değildir.. Neyse bu gibi durumlar bakış açısını değiştiriyor elbette. |
Felasife tanrı Allah veya başka bir tanrı suçu insan gibi ultra zeki zeka sahibi birisini tarih sahnesine çıkarmak ile oldu kıyamet insan eliyle gerçekleşecek belkide kim bilir?
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
İlk parafta da dediğim gibi yaş, zaman gibi kavramlar varlığa içkin, varlık açısından bir anlamı yok ve varlık sürekli değişiyor, deviniyor. Maddeler değişiyor biribirine dönüşüyor vs... Bu dönüşümler açısından canlı-cansız ayrımı belirleyici değildir. Örneğin bu gün kullandığımız petrol aslında fosil yakıttır yani kaynağı organik maddedir.... Edenin varlığına gelince; "Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür." demişsiniz -ki bu söz amacınızla olduğu kadar öne sürdüüklerinizle de çelişiyor. Madem yoktan bir şeyler var olmuyor -ki yoktan var olduğu iddiası sadece dinlere ait, örneğin bana göre önce yokluk vardı, sonra bir eden çıktı var etti gibi söylemler mantık dışı olduğu gibi anlamsızdır, muhatapsızdır. Yokluk-varlık aslında ikisi de bir bütünün parçası, varlık yok ise yokluk zaten anlamsız- bir an anlam vereyim, evet yoktan hiç bir şey var olmaz, bir var eden olmalı söylemini bende kabulleneyim, Peki var eden de bir varlık mıydı? Yoklukta mıydı? |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Iste insanoglu kendi dahil, algiladigi her bir seyi (fenomenal/numenal/kavramsal) iste bu kavram ile ozdeslestirdiginden turettigi bilgisi ile ortaya koyar. Eger algi, gozlem ve kavramsal bilgi yoksa; ortaya koyum da yoktur. Iste zaman insanoglu turunun bir urunu olarak, ortaya koydugunu bir cesit zamansal olcum olarak dile getirmektir. Bu dile getirim, insanoglunun varliginda oldugu halde, zamansal olarak insanoglu varliginin olmadigi zamanlari da kapsar. Ayrica bilimde bilimsel olarak gozlem vermeyen "mutlak, ilk, son, tek, kesin" v.s. gibi akilci cikarimlar bulunmaz. Cunku bilimin her turlu degeri (teorisi, deneyi, olgusu, bulgusu v.s.) sadece gozlem ile yanlislanabildiginde degisir ve degisene kadar da gecerlidir. Ayrica bilim bilgi olarak ta daimi ve sinirsiz, yenilenir, degisir, gelisir ve bu somut olarak teknigine ve fenomanlestirdiklerine yansir. Ayrica toplumsal yasam dozen system kurum ve kurumlasma ve de iliskji olarak ta, cagdaslasir. |
Alıntı:
Siniri belirliyen zamandir, yani sinir mekansal degil; zamansaldir. Tanrinin varligi kavramsaldir ve manri gibi bir anlam ifade etmez. Sadece tanriya varliksal ideolojik ve inancsal bakanlar icin edecegi olumlu ve olumsuz anlamin disinda, bu anlami verenin; anlam verdigi tanrisi ile kurdugu bagdir. Bu da kavramsal tanriya, insanoglu numenal yeti fonksiyonlarinin insanoglu eliyle eklenmesi demektir. Bu ayni zamanda insanoglu vucut uzuvlarini da icerir. ve devam eder ; Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Gercek varligin monist ve determinist ne oldugunu ortaya koyma iddiasi, varliksal/metafizik bir ideolojidir. Varlik nedir ki "varliktan mahrum olmak" olsun, ya da bir anlam ifade etsin? |
Alıntı:
Böyle birileride çevrenizde yok ise, yapacak bir şeyde yok, sonuçta tasavvufta işler soru/cevap ile hallolmaz, acı ama gerçeği budur tasavvufun. Soru şüpheye, cevap benliğe, merak sabırsızlığa yorumlanır bu dünyada, soru/cevap ile tasavvufta gıdım da ilerleme olmaz, bilgi sağlanmaz. Sevgiler |
Alıntı:
Anladığım kadarıyla isim yok. Bir ayet örneği verebilirim demişsiniz.Hangi ayet,yazabilir misiniz? |
Alıntı:
|
kuantum dalgalanmalrında kendiliğinden yoktan var olan parçacıklara ne diyeceksin
ayrıca ve uzay ve zaman da yoktan var olmuştur tamamen hiçlikten mi var olmuştur orası tartışılır tabi |
Alıntı:
Hicr 99:'Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et'. |
Alıntı:
Alıntı:
Kuranın orjinali elinizde, iyice araştırın bakın bakalım bu konuda neler denmiş, neler söylenmiş, herkes aynı şeyi mi söylüyor? yoksa farklı neler var. İpucu vereyim genede, gerçi size pek lazımda olmayacak gibi, anlaşılan okuma/araştırma pek sevmiyorsunuz gibi, boşa yazacağım ama olsun; Yakin kelimesini ölüm diye çeviriyorlar, oysa Arapçada ölüm başka bir kelime iken Yakini de ölüm diye çeviriyorlar. |
Mutlak yokluk yoktur ise; soru basittir:İşi tanrıya bağlama hevesiyle yazılmış bu yazıyı ciddiye alıp soralım; peki tanrının varlığı var mıdır? Var ise çevresinde ne vardır? Mutlak yokluk mu, mutlak varlık mı?Mutlak yokluk olmadığını göre mutlak varlık vardır ve mutlak varlığın sonu var mıdır? Yok ise mutlak sonsuz varlığın varlığındaki mantıksızlığı nasıl algıladığınızı ve mantığa dahil anlaşılır hale getirebildiğinizi açıklamayı başarmanız gerekir.
Tanrının mutlak yokluğun ortasında var olduğuna inananlar zamanın ölçümlenebilir varlıksal hareketi tarifte kullanıldığını anladığında, tanrının varlığı var olması demenin zamana(harekete) bağımlı olacağı, aynı zamanda mekana mahkum hale geleceğinide anlamadan yanlış mantık yürütmelerle, evrenin başlangıcıyla maddenin bildiğimiz anlamda ortaya çıkışını, maddenin yokluğu olarak anlamalarının , yanlış bilgi ve düşüncenin ürünü çıkarımlar yapmalarının tek sebebidir. Evrenin ölçümlenebilir zaman kavramıyla başlangıcını, kuantların evren öncesinde yokluğu değil, ölçümlenemez ve gözlemlenemez hızda varlanıp yok olması olduğunu anlamayanlar, yokluktan varlık çıkıyor sanrısını daha çok dillendireceğe benzer. Şu tanrıyı bir tarif eden çıksada bizde anlasak neymiş.Hangi bilgi, algı ile varladıklarınıda somut olarak vede mantıksal olarak görsek.Kazanın doğurduğuna inananlar öldüğün inanmıyor. Şimdilik saygımla gittim... |
Alıntı:
Gerçekten nedenini öğrenmek isterseniz,size bir link vereyim.Neden ölüm diye çevrildiğini öğrenmiş olursunuz. http://www.kuranikerim.com/telmalili/hicr.htm |
Alıntı:
Piyasada ne kadar meal, tefsir hatta lügat varsa ben bunu zaten kelime olarakta araştırdım, mesele şu ki; Adamlar "Yakîn" kelimesine "Ölüm" diyorlar, Arapçada ölüm mevt'tir! Şimdi "Yakîn gelinceye kadar"ı "Ölüm gelinceye kadar" diye çevirmek, maksat şudur budur, eskiler bize böyle nakletti vs.ler demek hatalı bir yorumdur. "Olanı" değil, eskilerin dediğini naklediyorlar. Neyse onu yazın değil mi? orjinali ortada. |
İnternet ortamının dışında sosyal bir deney yapmak istiyorum.
Tanrı denilen şeye inanan arkadaşlar neden inandığını paylaşabilirler mi? Teşekkürler |
Bu konuda ateistlere gülüyorum bazen.çünkü bir kısmınız hiclikten var olduğunu savunurken bir kısmıniz da yoktan var olamaz diyorsunuz ve her iki kısım da bu ters durumları tanrının yokluğuna argüman olarak gösteriyor.
Bence aranızda anlasın, hiclikten mi var oldu yoksa hiclik yok mudur..birbirinizle ters düşmeyin diye söylüyorum. |
zfr87;
Bizde gülüyoruz. Hiçlikten var oluyor denmez, hiçlikte ortaya çıkışıdır enerjinin anlatılan. Hiçlik onu var eden değil, varlıksız ortamı ifadedir. farkı kavrarsan kendine gülmeye başlayabilirsin. Hiçlik -varlıksızlık- tıpkı havası alınmış teneke gibi düşünürsen içinde ne vardır? Hiç. Müthiş bir vakum hareketi oluşturur ki bu hiçlikte enerji sürekli bir emilim hareketi sonucu çıkıp yok olmakta. Ancak hiçlik bu hareketi sağlayan vakumu sağlıyor. enerji dalgalanmaları hiçlikte devasa boyutlarda var ve yüksüz olduklarından bu çıkış ve yokoluşlarının hızından ötürü ölçümlenememekteler.Bunada zamansızlık denir. Çünkü bu hareket çok küçük boyutlu olduğundan yok sayılır. Biraz öğrenmeye çalış dostum.Birazda düşünmeye ki bunu eleştiri için değil farkına bir şeylerin varmanın kıymetini anlayabilmeniz açısından söylüyorum. Eleştirmek kolaydır. Anlamak zor. Şimdilik saygımla gittim... |
Alıntı:
Her şey yaratılmıştır, o halde bir yaratıcı vardır. (bu söz, neden-nasıl çerçevesi açısından anlamsız, safsata, zira zaten baştan yargı konmuş ardına o halde denmiş.. Bu şuna benzer, her şey tavus kuşu tüyüdür, o halde dünya'da tavus kuşu tüyüdür, demek ki her şey tavus kuşu tüyüymüş... İleri düzey alimlik) varlık ortadadır, efendim oluşlar hepside varlığa içkin, bu nedenle varlığı oldurmak aslında garip bir düşünce. Zira varlığı, yine varlığın fiiliyatına bağlamak anlamsız... Toplumlarımızda teolojik empoz hakim dolayısıyla teolojik kelime-kavramlar, çakılmış çivi gibi. Varlığı, hiçlikten oldurmak neyin nesi? Kim iddia etmiş bunu, hem hiçlik nedir? Bence asıl gülünmesi gereken hiç bir şey yoktu, tanrı vardı, ol dedi(tam bir sihirbaz, büyücü) oldurdu demektir, evvela burada en temel soun hiç bir şeyin yokluğunda tanrının varlığı sorunsalıdır. Varlığa sorun eklemek, bir türlü ortadalık olarak kabullenememek teistlerin, idealistlerin işi, bizi bağlamıyor, biz oluşları varlığa içkin görüyoruz, nasıl olur fiiliyatın kaynağını(varlık), dönüp tersin geri o fiiliyatla kendisinin(varlık) kaynağı olarak görelim... Ol dedi oldurdu, uç dedi uçtu, öl dedi öldü... Aslında bunlar bir hayli komik. Düşünün hiçlikte birisi OL ya diyor, olduruyor.. Sonra da bu masala göre kelime-kavramlar üretiliyor, var-olmak, yani yoktu var oldu gibi ve böylesine kaynağı masal olan YARGIlar ile bir dolu külliyat, ayıkla pirincin taşını!. :) Terim, kelime olarak varlığa biz iddia temelinde değil, gördüğümüz, gözlemlediğimiz şeylerin toplamı açısından varlık diyoruz, göremediğimiz gözlemleyemediklerimiz için de yokluk kelimesini kullanıyoruz. Bu kavram-kelime, varlık-yokluk ile varoluş-yokoluş ya da iddia temelinde ki VAR-YOK aynı şeyler değil, gerçi bunu yıllardır tesitlere, idealistlere başka türden bizi sınıflandıranlara anlatamadık, bir kelimeyi ne maksatla kullandığımızı açıkca belirttiğimiz halde hala, yok siz varlık değil varoluş kullanıyorsunuz denmeye devam ediyor ya da bu tür iddiaların(ki ateistlerin, materyalistlerin böyle yoktu, oldu varoluş, varoldu iddiası yokki sorumlu tutalım). Bizim varlık dediğimiz ortada olan şeylerdir, iddia temelinde değil durum-hal belirtir haliyledir, yokluk kelimesini kullanımımız da aynı minvalde, biz ortada olanın varlığını, ortalarda olmamanın aksi olarak kullanıyoruz, o nedenle de örneğin henüz ortalıkta bir Zeus görmüş değiliz, yokluktan sayıyoruz ve yokluğunda bir hali-durumu izahı var, iddia temelinde değil durum-hal temelinde ifade ediyoruz :) |
Biz hiçlikten var olduğumuzu söylemedik.
Anlama sıkıntın limitte! Biz evrenin hep var olduğunu söylüyoruz ve sürekli dönüştüğünü. Siz kainatın illaki var olamıyacağını iddia ediyorsunuz ve Allah adlı bir hokkabaza ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu kadar cehalet neredeyse imkansız ve siz bu mucizeyi gerçekliyorsunuz. Acınası bir zavallılık sergiliyorsunuz. Biz var olanla ilgiliyiz bilmem anlıyabilirmisiniz. Biz doğal süreçlerden bahsederiz Bizim mucizelerle işimiz olmaz. O alanı cahil cühelalar doldursun bizi ilgilendirmiyor. |
Alıntı:
sen söylemesen de söyleyen çok var |
Alıntı:
Alternatiflerine kıyasla en tercih edilesi olduğu için. |
spartacus yazını okudum faydalandım teşekkürler.
anlıyorum ne demek istediğini. ama zamanın başlangıcının olduğunu kabullen lütfen.Bilimsel gerçeklik bu:) |
Anlama sıkıntını yine zirvede tutuyorsun.
Ateist olmanın ön koşulu materyalist,naturalist,realist,bilimsel olmaktır. Anlıyabildinmi bu cümlemi? Hiç sanmıyorum. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:08 . |