![]() |
Halife AbdülMelik Hz Muhammed miydi?
Yok artık diyeceksiniz!
Yazı İngilizce,birileri Türkçe ye çevirip paylaşsa ilginç olur. Buyrun yazının linki: themuslimissue.wordpress.com/2012/09/02/was-caliph-abd-al-malik-the-real-creator-and-the-prophet-of-the-quran-a-historical-perspective/ |
Deep kardeş,
Sağdan soldan arakladığın yazılarla bu işler olmaz. Madem yazı İngilizce, sen neden tercüme etmiyorsun? Yok, İngilizce bilmiyorsan yazıda ne yazıldığını nasıl anladın? Bırak bu işleri, devlet su işleri.... |
Deep, İslam Tarihi'nde çok ilginç bir noktaya parmak basmış! Çünkü Kuran ayetlerinin ilk kez yazımı (bkz; M.S. 691'de yaptırdığı Kubbetüs Sahra'ya) onun Halifeliği döneminde gerçekleşmiştir. Bundan önce, Arabistan'da şimdiki Kuran'dan ayetlerinden bir parça görmeniz mümkün değildir.
Bilindiği gibi, Kuran ilk kez Hz. Osman'ın halifeliği döneminde toplanmaya başlanmıştı. Bu, İslamcılar'ın iddiasıdır. Çünkü buna ilişkin elde herhangi bir kanıt yoktur. Şimdi, Kuran ayetlerinin ilk kez yazımı Emevi Halifesi Abdülmelik'in halifeliğinde, M.S. 691'de yaptırdığı Kubbetüs Sahra'da olmuştur. Kuran'ın kitap haline gelmesi ise 705-715 yıllarında hüküm bir sonraki Emevi Halifesi olan Velid I döneminde olur. İşte bunların dışında Kuran hakkında elimizde herhangi bir bulgu yoktur. Kimse masal anlatmasın, lütfen! Yine Abdülmelik'in M.S. 691'de yaptırdığı Kubbetüs Sahra'dan öğreniyoruz ki, Cuma namazı 2 rekat olup, farz rekatlardır. Bunlar İslamiyet'in kökenlerine ilişkin ilk ciddi bulgulardır. |
Alıntı:
İslam tarihi acaba İslam ın değil de Arapların Bizans a karşı tarihleri olabilir mi? Vs vs.Şu Muaviye ve Yezid acaba Bizans a bağlı olabilir mi?Ordusunda romalı lejyonlarla bir bu iki halife nasıl Mekke yi Medine yi basıp Müslüman kadınların ırzına geçilmesine,Kabe nin yıkılmasına izin verebilir? İslam da iç savaşın başladığı yıllarda Bizans da neler olmuştur? Bu ve bunun gibi sorulara cevap vermek lazım. Dialect Emevilerin inşa ettiği bir haçlı yapıdan bahaetmişti.Kubbetüs Sahara idi herhalde.Bu yapıda nerede haç vardır? Cevap verirseniz sevinirim. |
Yalan olduğunu düşünmüyorum aslındaçMuhammed yaşamıştır bence çünkü bazı detay bilgiler var o ana göre o anki savaşa,hadiseye göre ayet iniyor.Peygamber bu olayları yaşamasa o anda o ayet inmeyecek o savaşa girilmese o savaş hakkında ayet inmeyecek.Bunların nedenleri de var bence yaşadı ama yanılıyor olabilirim.
|
Alıntı:
|
Sanaa Kuran'i gösteriyor ki ayetler ve sûreler degistirilmis, yeniden formule edilip düzenlenmistir- The Sana Quran show that verses and chapters had been changed, reformulated and rearranged.
Dr Puin Kendisiyle yapilan bi söyleside "Kuran metinlerinde söylem farklari var ama bunlar anlami etkileyecek boyutta degil" diyerek bu iddiayi çürütüyor. Kuran... çok çok sonralari gelistirilmistir; önceki zeminin üzerine yazilmis olan metinlerde farkli anlamlara gelen 30'u askin lehçe bulunmasi bunu gösterir- So the Quran was... developed much much later hence the overlaying of texts in different dialects with over 30 different meaning. Elmalarla armutlari toplayip "Şu kadar armut eder" misillu bi iddia bu. Çünkü önceki zemine yazilmis olan metinler Kuran degil. Kuran olsalardi da farketmezdi çünkü anlami etkileyen hiç bi degisime ugramamislar. Kanit? Sanaa'da bulunan metinlerinde ne varsa öteki metinlerde o var. Bizim iddiamiz daha ileri gider. Biz öne sürüyoruz ki gerçekte Abdel Malik ve Muhammed bir ve ayni kisidir- Our claim go even further and claim that Abd al Malik and Muhammad is actually one and the same person. Iddia eden dilin kemigi yok ama iddianiz gûya bilimselmis GiBi YAPMAYIN. |
Alıntı:
İyi Günler! |
Alıntı:
Alıntı:
Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç (ki kendisi eski Kuran araştırmalarında bulunmuş bir kişidir) başkanlığında yürütülen 10 yıllık çalışması sonucunda orijinal 4 Mushaf ile günümüz Kuran'ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf kontrol ettiğini ve aralarında hiçbir fark olmadığını ve yakında Sana mushafını da yayınlayacaklarını söyleyerek Müslümanlar için çok önemli bir sonuç elde ettiklerini bildirdi. Fakat gerçek bu değildir. Çünkü Dr. Gerd Puin'in eşi Elizabeth Puin'in Sana Kuranı hakkında yayınladığı bir makalede metnin altındakiler ile üstündekilerin aynı olmadığı sonucu çıkmıştı (Bkz. Sana'a kodeksleri - Turan Dursun Sitesi Forumları). Onun bu incelemesinden küçük bir kesiti "Sana Palimpsesti’nde Okkalı Tokat Gibi Bulgular" mesajlarımda görebilirsiniz. Bu kesitten bile anlaşıldığına göre, surelerin yerleri değiştirilmiş, Tayyar Altıkulaç hocamızın iddia ettiğinin aksine ayetlerde kelime değişim işlemleri (ekleme-çıkarma) yapılmış ve ayetlerin yerleri değiştirilmiştir. Yani günümüz Kuran-ı Kerimi'nde gördüğümüz sureler Sana Kuranı'nda tam olarak mevcut değildir. Bu sonuçlar ise Sana Kuranı ile günümüz Kuranı'nın aynı olmadığını gösterir. Şimdi Kuran'ın büyük bölümünü kapsayan şu konuya bakalım. Kuran'daki Kıssalar Hakkında Geçmişte yaşanan tarihi bir olay Kuran'a bir kıssa olarak alınırken, bir edebi metinde olmazsa olmaz olan; 1. Yer, 2. Zaman, 3. Kişiler çıkarılır ve tıpkı net bir resmin flu hale getirilmesindeki gibi mozaikleme işlemi yapılır. Bu, kıssanın bir masallaştırma operasyonudur. Ki Kuran'da bu duruma çokça değinilir ve kıssaların bir masal olmadığı söylenir. Örneğin, En'am suresindeki şu ayetlere bir bakalım! Alıntı:
Siz, SÜMER döneminde yazıldığı sanılan GILGAMIŞ DESTANI'nı okusanız bile yukarıdaki 3 maddenin mevcut olduğunu görürsünüz. Sözkonusu bu destanda şunlar mevcuttur: 1. Yer: UR (URUK), 2. Zaman: M.Ö. 2300'ler, 3. Kişiler: Başkahraman Gılgamış ve ona ölümsüzlük yolculuğunda eşlik eden gemici Ur-Şanabi ve yarı insan-yarı Tanrı Utnapiştim, Sümer Tanrıları EA vs. Olay budur yani! |
Alıntı:
Sana'a el yazmalarina özgü bi sey degil ki bu. Surelerin yerleri hep degisir, degistirilir. Örnegin inis sirasina göre. Vahyedilen, surelerin yerleri degil vahyedilen "zilkr"dir, anlam. Anlam degismis mi? ayetlerin yerleri değiştirilmiştir Bi daha: Vahyedilen ayetlerin yerleri degil, vahyedilen: anlam. Birazcik dilbiliminden anlayan herkes şunu bilir: Anlami etkilemeyen ses degisimi önemli degildir. Örnegin yilin 1/12'i anlaminda AY Güney Arabistan'da "werh"dir, kuzeyde yerh. Ne fark eder? Yani günümüz Kuran-ı Kerimi'nde gördüğümüz sureler Sana Kuranı'nda tam olarak mevcut değildir. Mevcut olmasi şart midur? Eksiktir "Sana'a Kuran'i. Her halde o yüzden çuvallara doldurulup "tavan arasi"na atilmis. Olamaz mi? Yani kanit diye öne sürdügümüz seylere özen gösterelim biraz. Kanit aklin ihtiyacidir; akla, aklin ihtiyacina saygimiz olsun. |
Alıntı:
Ama işin ilginç yanı siz de bu peygamberi görmediniz, onlar da tanrıları görmemişti. Ondan tek farkı bu peygamberlerin insan oldukları için öykünün daha inandırıcı gelmesi. Zira insanı herkes görüyor ama tanrıları gören yok. Bilmem anlatabildim mi? |
Bundan 2 asır sonra da bizim Yunanlılar için söylediklerimizi o insanlar bizim için söyleyeceklerdir.
|
Bu konudaki değerli fikriniz nedir Hasan kardeşim?
Alıntı:
Şimdi diğer arkadaşlarımızın da burada ne olup bittiğini anlaması için Sana Kuranı'ndaki şu örneğe bir bakalım. Burada 477. sayfanın başındaki örnekte; StT: Standart Kahire metnini, yani günümüz Kuranı'nı, 6b: Sana Kuranı'ndaki üstteki metni, 6a: Sana Kuranı'ndaki alttaki silinmiş metni ve renkler ise beyazdan maviye doğru metindeki ölümcül değişiklikleri gösteriyor. Bu nedenle metinlerden ilk ikisi (StT ile 6b) aynı iken 6a'da farklıdır. Diğer kelimeler her üç metinde aynıdır. Sözkonusu 6'daki bu değişiklik Emeviler'in kullandığı Arapça ile Kureyş lehçesi arasındaki farktan geliyor olabilir. Yani Emevi halifesi Velid I (705-715) emrinde KURAN'ı Arapça'daki lehçe farkı nedeniyle anlayabilecekleri şekle dönüştürürken ya da kendi lehçelerinde kötü bir şekle çevrilen metni (ki bu, daha kuvvetli bir olasılıktır) düzgün bir şekle dönüştürürken bu tür değişiklikler olmuş olmalıdır. Oysa Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç (ki kendisi eski Kuran araştırmalarında bulunmuş bir kişidir) başkanlığında Sana Kuranı üzerinde yürütülen 10 yıllık çalışma sonucunda Sana Kuranı ile günümüz Kuran'ı Kerim'ini (Kahire Metni, 1924) kelime kelime ve harf harf kontrol ettiklerini ve aralarında hiçbir fark olmadığını ve yakında Sana mushafını da yayınlayacaklarını söyleyerek Müslümanlar için çok önemli bir sonuç elde ettiklerini bildirmişti (Bkz. Kur'an'ı Kerim'in değişmediği ispatlandı - Hürriyet Gündem). Bu konudaki değerli fikriniz nedir Hasan kardeşim? |
Bütün ayet degil ayet parçalari bunlar.
Siz biliyor musunuz hangi surenin kaçinci ayeti? Eger bilseydik ayetin bütününe bakardik ve anlam degisiyor mu daha net görürdük. Simdilik şunu söyleyebilirim: 6b'deki bi küfrihim ile 6a'daki bi zulmihim anlam açisindan aynidir. küfrihim: onlarin (gerçegi) örtmesi zulmihim: onlarin hatasi Yani hata = örtme Ayni sey. |
Antik yazilarda
örnegin "zalike"nin Z ve K harfleri arasinda fark yok. Taşkent mushafinda Hac 10'daki zalike kelimesine bakar misiniz. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._2_-_Kufic.jpg Alttan 4. satir: الآخرة ذلك هو ا, el âhireh zalike huve e... Buradan bir sürü farklı kıraatler çikiyor. Dr Puin'in sözünü ettigi de bu. Ama Kuran'in degistigi anlamina gelmez bu. Kuran vahyedildigi sekliyle ayni kalmistir. Degisen yazidir ve onun kıraatidir ki yazip okuyanlarin sorunudur. |
Kuran'ı Kerim'in değiştiği tek bir örnekle bile ispatlanabilir!!!
Alıntı:
Bakara 88: وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ لَعَنَهُمُ اللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًا مَا يُؤْمِنُونَ Burada kırmızı renkle gösterdiğim kelime StT ve 6b'de mevcuttur ama 6a'da mevcut değildir. Şimdi bakalım, StT, 6b, 6a'da ne gibi değişiklikler olmuş: Önce standart metinle ile onunla aynı olan üstteki metin şu anlama geliyor: StT ve 6b (Diyanet Meali: 2.88) "Kalplerimiz muhafazalıdır" dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler. Fakat 6a'ya geçildiğinde karşımıza şöyle bir anlam çıkıyor: 6a: Hataları üzerine Allah onları lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler. Burada her ikisindeki kırmızı renkle gösterdiğim yerde kelime değişikliği var demektir ve anlamca böyledirler. Çok ilginçtir; kırmızı renkle değişen kelimenin anlamı Tebyinül Kuran'da ise şu şekilde ele alınır: 88 Ve onlar, “Bizim kalplerimiz kılıflıdır/hiçbir şey işlemez” dediler. Aksine; Allah, gerçeği bilerek reddetmelerinden dolayı onları dışlamış/ rahmetinden mahrum bırakmıştır. Bundan dolayı pek azı iman eder! Peki o zaman, Sana metninde yer alan bu örnekteki alttaki metin 6a ve üstteki metin 6b'yi gösterirken bu ayette ne gibi bir lüzum üzerine değiştirilmeye gerek görüldü? Bu sorunun yanıtı yukarıdaki açıklamalarda açıkça görülür ve 6a'da "Hataları üzerine Allah onları lanetlemiştir" denirken 6b ve standart metinde ise "İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir" şekline dönüştürülerek Allah'ın gerçekte kimleri lanetlediğine dair kesin bir açıklama getiriliyor. Aksi halde, ortada Müslüman kalmaz! Görüldüğü üzere, Sana metnindeki bu hata Kureyş lehçesinden kaynaklanan bir hata değildir; bir önceki mesajımda söylediğim gibi kötü bir şekilde düzenlenen bu ayetin düzeltilmesinden ibarettir. Peki ben bir önceki mesajımda ne demiştim? Alıntı:
Bir de Ebu Süfyan'ın "Biz şimdi 360 küsur Tanrıyı bırakıp tek bir Allah'a mı tapacağız?, ÇAĞRI filminden bir alıntı" dediği gibi Kuran'da tek bir harfi bile değişmemiştir? demiyorlar mı, işte bu, insanın sinirlerini zıplatır (Bkz. Kur'an'ı Kerim'in değişmediği ispatlandı - Hürriyet Gündem). |
Bizi makaraya almayın, lütfen!!!
Alıntı:
Alıntı:
Çünkü Sana mushafındaki alttaki metin olan 6a'daki "Aleyha zulmihim (Hataları üzerine)" ifadesinin üstteki metin olan 6b ile StT'de "biküfrihim (küfürleri nedeniyle)" ifadesine dönüştürülmesi, açıkça Müslümanları keklemekten başka bir şey değildir. Yani bu yapılan şey, insanları kandırmaktır. Bu yüzden ne Puin (ki Sana Kuranı'ndaki araştırmaları nedeniyle (!) yüklü miktardan para aldığı anlaşılıyor), ne de bir başkası hiç kıvırtmasın lütfen! Yani bizi makaraya almayın!!! |
"zulmihim" ile ilgili ayetler.
Hasan kardeş, 6a'nın girişindeki "Aleyha zulmihim (zulümleri üzerine)" ifadesi Kuran'da 3 farklı ayette geçer.
Bu ayetler şunlardır (ki bu ayetlerde "zulmihim (zulümler)" kelimesini kırmızı renkle gösterdim ve her ayetin 3 farklı şeklini sundum): 4 - Nisa suresi 153. ayet (Genel: 4 - İniş: 92 - Alfbetik: 82) يَسْپَلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُبٖينًا Kuranı Kerim Türkçe okunuş : 4.153 - Yes'eluke ehlul kitâbi en tunezzile aleyhim kitâbem mines semâi fegad seelû mûsâ ekbera min zâlike fegâlû erinallâhe cehraten feehazethumus sâıgatu bizulmihim, summettehazul ıcle mim bağdi mâ câethumul beyyinâtu feafevnâ an zâlik, ve âteynâ mûsâ sultânem mubînâ. Diyanet Meali : 4.153 - Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya apaçık bir güç ve yetki verdik. 13 - Rad suresi 6. ayet (Genel: 13 - İniş: 96 - Alfbetik: 85 وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمُ الْمَثُلَاتُ وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِلنَّاسِ عَلٰى ظُلْمِهِمْ وَاِنَّ رَبَّكَ لَشَدٖيدُ الْعِقَابِ Kuranı Kerim Türkçe okunuş : 13.6 - Ve yestağcilûneke bis seyyieti gablel haseneti ve gad halet min gablihimul mesulât, ve inne rabbeke lezû mağfiratil linnâsi alâ zulmihim ve inne rabbeke leşedîdul ıgâb. Diyanet Meali : 13.6 - Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. 16 - Nahl suresi 61. ayet (Genel: 16 - İniş: 70 - Alfbetik: 75) وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّٰهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِمْ مَا تَرَكَ عَلَيْهَا مِنْ دَابَّةٍ وَلٰكِنْ يُؤَخِّرُهُمْ اِلٰى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاِذَا جَاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ Kuranı Kerim Türkçe okunuş : 16.61 - Ve lev yuâhızullâhun nâse bizulmihim mâ terake aleyhâ min dâbbetiv ve lâkiy yuehhıruhum ilâ ecelim musemmâ, feizâ câe eceluhum lâ yesteé'hırûne sâatev ve lâ yestagdimûn. Diyanet Meali : 16.61 - Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. Peki ne gerek görüldü ki, 6a'da "aleyha zülmihim (zulümleri üzerine)" ifadesi şimdiki Kuran ile aynı olan 6b'de "bikufrihim (küfürleri sebebiyle)" şekline dönüştürüldü? İkinci sorum; bunlar aynı anlama gelir mi? Kaldı ki sen, #14 ve #15. mesajlarında aynı anlamda olduklarını söylemiştin! Eğer aynı iseler, o zaman şunların da aynı anlamda olduklarını kabul etmemiz gerekir: 1. Cenâze namazı kıldıran İmam Efendi: "Allah bunları yapanları ıslah etsin!" 2. AB Bakanı'ndan Özgecan tepkisi: "Benim kızım olsa elime silah alır cezasını kendim verirdim" - Türkiye Haberleri 3. Nihat Doğan: "Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın!" 4. Ahmet Çakar: "Kadın istemezse tecavüze uğramaz!" 5. Havuzcu bir kadın yazar: “Tacizinizi anlatıp kahraman mı olacaksınız!” |
Alıntı:
Evet "aleyha zulmihim"deki zulüm "hata"dir, yanlistir ama basit bir yanlis degil insanlarin ahret gerçegini örtmek (= kufr) suretiyle, "kendilerine yanlis yapmalari"dir, zalemû enfusehum yani ŞiRK (14:45, 4:64, 3:135...) Kufr = zulüm = ŞiRK: ŞiRK elbet büyük zulümdür innez şirke le zulmun azîm O yüzden 6a'daki küfr ve 6b'deki zulüm anlamca AYNI. |
Miras ayetlerinde de hatalı bir ifade var!!!
Alıntı:
Örneğin, ben şöyle bir kesme yaptım: Diyanet Meali: 2.78 - Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. 2.79 - Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! 2.80 - Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" 2.81 - Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 2.82 - İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 2.83 - Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. 2.84 - Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. 2.85 - Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 2.86 - Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. 2.87 - Andolsun, Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? 2.88 - "Kalplerimiz muhafazalıdır" dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle (zulümleri üzerine, SANA KURANI) Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler. 2.89 - Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah'ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. 2.90 - Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. 2.91 - Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" 2.92 - Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. 2.93 - Hani, Tûr'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! 2.94 - De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!" 2.95 - Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir. Burada 88. ayette SANA KURANI'nda geçen "Zulümleri üzerine" ifadesi, Yahudiler'in Allah'ı bırakıp bir buzağıyı Tanrı olarak kabul etmeleri ve yaşadıkları tüm sıkıntıların kendi ellerinden geldiği yerine geçer. Fakat bir kitabın orijinaliyle oynamak ne kadar doğrudur? Yani ortada Kureyş'ten kalma orijinal bir kitap olduğu iddia ediliyor ve bu, zamanla sadeleştiriliyor ve varsa, hataları düzeltiliyor. İşte SANA KURANI'nın bize anlattığı tek gerçek budur. Bu durumda hiç kimse elimizdeki KURAN'ın tek bir harfinin (ki buna kelimeler de dahildir) değişmediğini iddia edemez! Bilirsiniz, inanırlar aklını teslim ederler ama inanmayanlar aklını teslim etmezler ve devamlı surette sorgularlar. İnanırlar ile inanmayanlar arasındaki en bariz fark budur. Bu yüzden devamlı bir sorgulama, arayış içindeyizdir. SANA KURANI'ndaki Miras Ayetleri Çok ilginçtir, Hasan kardeş! SANA KURANI'na epey kafa yormuş ve araştırmalar yapmış birisi olarak, miras ayetlerinin SANA KURANI'nda günümüz Kuranı'ndaki gibi mevcut olup olmadığını araştırmıştım ve bu örnekte "b" maddesiyle gösterilen üstteki metinlerde aynen yer aldığını görmüştüm. Sonra diğer eski Kuranlar'a da baktım; onlarda da aynı idi. Bilirsiniz, Harezmi 820'de (ki miras ayetlerinden bu yana geçen süre, 820-625=195 yıl idi) miras ayetlerinden hareketle bir eser yazmıştı ama o da işin içinden çıkamamıştı. İşin ilginç yanı, o bu eserini matematiksel çalışmalarıyla birlikte bir kitapta topladı ve dönemin Abbasi Halifesi El Memun'a sundu (ki Halife El Memun 820'de Büyük Piramit'te karşı konulamaz merakı nedeniyle adamlarıyla birlikte bilimsel çalışmalar yapıyordu). Harezmi, eski Yunan, Hint ve Mısır uygarlıklarına ait kaynaklarını araştırarak matematiksel çalışmaları ile Kuran'dan da miras ayetleriyle birlikte kendi zamanına kadar gelen tüm Arap kaynaklarını tarayarak "Feraiz Hasabı" adlı çalışmasını birleştirerek "El- Kitab'ul Muhtasar fi'l Hesab'il Cebri ve'l Mukabele" adlı bir kitap yazdı. Kitabın girişinde Allah ve Resülü'nden büyük bir saygıyla anarken Halife El Memun'undan da büyük bir övgüyle söz etmiştir. Çünkü Harezmi bu kitabı Halife El Memun'a takdim etmişti. Peki bu adamlar miras ayetlerini okur ve alıştırmalar yaparken burada ele aldığımız StT-6b-6a örneğindeki gibi neden ifade hatalarını düzeltmeye çalışmadılar? Üstelik bu, Halife El Memun için hiç de zor bir şey değildi! Çünkü miras ayetlerinde de StT-6b-6a örneğindeki gibi hatalı bir ifade mevcuttur. Eğer fırsat olursa miras ayetlerindeki hatalı ifadenin ne olduğunu tartışabiliriz! |
Alıntı:
hiç dogru degil. Ama hani diyorlar ya hep, insanin fitratinda var diye. Insanin fitratinda var haddini aşmak. En iyisi önlem almak. Iste Allah onu yapmis. "Kuran'da çeliski olmaz!" demis. Mihenk taşi bu. Ayetleri bu ölçüte vuracaksiniz. Çeliskili görürseniz "Insan müdahalesi var buraya" diyecek ve müdahaleyi gidereceksiniz. Örnegin Nisa 3'teki "nkh"yi (kadinlarin ikiseri ve üçeri ve dörderiyle) evlenin anlamina gelsin diye inkihu okunacak sekilde harekelemisler. Oysa Allah o ayette kadinlar dahil bütün inananlara sesleniyor. Kadinlar kadinlarla evlenmez. O halde o harekeleme yanlis tercihtir. Dogru kıraat "enkihu"dur. Enkihu: evlendirin. |
Alıntı:
İsin içine tarih girdiğinde kendinizi labirentte ve bir ucurumda bulursunuz.Kuran in belki bir harfi bile değişmemiş olabilir,ama bundan yüzlerce yıl önce de Kuran in bugünkü gibi anlaşıldığından,yaşandığından nasıl emin olabilirsiniz?Emin olamazsınız,çünkü diğer iki din gibi İslam in da kendi özünden gelen değerler olsa da değişim,dünyanın değişimi de İslam i her aşamada yeniden üretir,İslam in da bir sabitliligi yoktur haliyle.Sadece inanılması değil yaşanması da gereken bir din için bu çok gariptir. İsin kısasi vahyi yazıya geçirmek,bunu kitap haline getirmek,bundan hükümler çıkarmak insan hatalı da bir varlık olduğu için kusur doğurur,kusursuz olduğu iddiası öne sürülen bir din nasıl insan elinden yürüyebilir?Hani denilir ya ,kusursuz olan İslam dır,Muslumanlar değil!,diye ha iste bu din zaten yaşanmak için var,insan için var.Haliyle İslam diyorsan Müslümanlara değinmekten kendini kurtaramazsiniz. Hz Muhammed geriye bir kitap bırakmadı,diğerleri gibi.Bu düşünülecek bir meseledir.Madem kutsal kitap bu kadar gerekliydi niye zamanında yazıya gecirilmedi vahiyler?Amaç dini yaymaktır,vahiy Tanrı ile peygamber arasındadır,amaç dinin ozunu yaymaktır.O günün coğrafyasında bazı askeri,politik olaylar patlak vermistir,peygamber de buna tarihi kimliğiyle de cevap vermiştir. Kuran Müslümanlığı da ise yaramiyor,çünkü İslam i yaşamak için gelenekten başka kaynak yok. Müslümanlar Hz Muhammed in tarihi kimliği ile dini kimliğini birbirinden ayırt etselerdi İslam dünyası bugün böyle olmazdı.Konu dağıldı ama uzatmak da şarttı. |
Peki sen ne anlamıştın, Deep?
Alıntı:
Deep, istersen bu mesajı tekrar tekrar oku; hatta çerçevelet! Belli ki önceki mesajlarımızdan çıkan sonucu iyi değerlendirememiş ya da anlamamışsın. Özellikle yukarıda kırmızı renkle gösterdiğim yerleri! Şimdi senin anlayabileceğin seviyede önceki mesajlarda olup biteni kısaca anlatayım. Bu tartışmaya illkin #3 mesajıyla katıldım ve orada Halife Abdülmelik'in 691'de yaptırdığı Kubbet-üs Sahra'dan İslam'ın orijinlerine dair birkaç bulgu verdim. Siz de bundan sonraki mesajlarda bu orijinlerin detayı hakkında bilgi istediniz benden. Ben bu mesajlarınızı gördüm ama tartışma pasif kaldığı için katılamadım. Daha sonra Hasan AKÇAY tartışma başlığı nedeniyle, yani Halife Abdülmelik ile ilgili hiç ilgisi olmayan SANA KURANI'ndan bir sonucu bir yerden almış ve ona yanıt veriyor. Ama bu tamamen dezenformasyona yönelik bir çaba idi (Bkz. #7). Sonra sen bir sonraki mesajda eskiden kalan bir paylaşımın olduğunu söyleyerek aradan sıyrılıyorsun. Ben de bu duruma tahammül edemediğimden bir sonraki mesajda Hasan AKÇAY'a okkalı bir yanıt veriyorum. Ondan sonra Hasan AKÇAY SANA KURANI'nda bildiğimiz bir sonuçta bizi yanıltmaya çalışıyor. Çünkü Dr. Puin ve diğer bilimadamlarının araştırma sonuçlarıyla SANA KURANI deşifre edilmiş pozisyondadır. Baktık ki bu olacak iş değil, yani Hasan AKÇAY işi yokuşa sürüyor ve ben bunun üzerine sitemizdeki bir başka tartışmada bulunan Puin'in eşi Elizabeth Puin'in makalesinden bir örnek veriyorum (Bkz. #13). İşte bundan sonra Hasan AKÇAY tartışmaya katılıyor ve her mesajıma yanıt veriyor. Bir tartışmadır gidiyor ve sonuçta #19 mesajında Hasan AKÇAY, Bakara 88'deki bir ifadenin SANA KURANI ile günümüz KURANI'nda yazılışları farklı ama anlamca aynı olduğunu söyler. Bir sonraki mesajda (bkz. #20) ise ben onu onaylıyor ve sonuç olarak şunu söylüyorum: Alıntı:
Hasan AKÇAY ise bir sonraki mesajda (bkz. #21) pembe renkle sorduğum soruya hak veriyor ve o da bunun doğru olmadığını söylüyor. Buna göre, Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç başkanlığında Sana Kuranı üzerinde yürütülen 10 yıllık çalışmadan çıkan sonuç (bkz. Kur'an'ı Kerim'in değişmediği ispatlandı - Hürriyet Gündem), yani Sana Kuranı ile günümüz Kuran'ı Kerim'inin (Kahire Metni, 1924) kelime kelime ve harf harf aynı oldukları doğru değildir! Hasan AKÇAY da bu sonucu doğrular ama sadece işi yokuşa sürer! Peki sen ne anlamıştın? |
Hasan, Allah rızası için şu konuya bir el atıp çözümleyelim!
Alıntı:
Alıntı:
Şimdi sen bunun için hemen (ki HTML formatındaki bu makale en iyi MOZILLA'da okunur; çünkü INTERNET EXPLORER ve GOOGLE CHROME sorun yaratıyor), Miras Ayetlerinin Güncellenmesi Hakkında adlı makalemi okuyor ve orada Nisa 11, 12, 176'daki "تَرَكَ (Terake): Terketmek, bırakmak, vazgeçmek" fiilinin yanlış kullanımı nedeniyle bir ifade hatasının olup olmadığını inceliyorsun (NOT: Detaylı bilgi almak için YENİ ÇIKTI: Kuran'ı Kerim Ver. 1.00013 (UPUAUT) tartışmasına bakınız). Açıktır ki miras ayetlerindeki bu ifade hatası tıpkı #13. mesajımda tartıştığımız Bakara 88'de geçen, 1. bi-küfrim: küfürleri sebebiyle (günümüz KURANI'nda), 2. aleyha zulmihim: zulümleri üzerine (SANA KURANI'nda) ifade hatasındaki gibidir. İşte bu yüzden dünyanın hemen her tarafında "Kuran'da matematik hatası var!" diyorlar. Allah rızası için şu konuya bir el atıp çözümleyelim! |
Alıntı:
Kendi adima söyleyeyim: Önemli olan mushafin harfleri degil Kuran'in mesajidir. Harfler degiskendir, mesaj hep geçerli. ...yazıya geçirilmiş birseyin asla ve asla anlamsal sabitliligi yoktur, mümkün de degildir. Bu kadar KATI olmayin. Ölümsüz denen yazili eserlerin örnegin "Hamlet"in anlamsal sabitligi var. Kelimeler evrilmis ama özgün anlam içerikte pek alâ duruyor. Dolayisiyla mesaj sabit. Biz burda nesih denen olgunun var olduğu Örnegin? Bu kitaptan anlam cikarmasi, bu kitabi yorumlamak,kitabin verdiği hükümleri anlamaya ve bunlardan da yeni hükümler çıkarmaya çalışmak düşüncenin celiskili,öznel,kusurlu yapısı itibariyle doğru sonuç vermez,daha doğrusu sonuçtan bahsedemeyiz. Kuran'dan anlam çikarmak nedir? Anlam çikarmayi kendiniz yaparak örnekler misiniz lütfen. Ilgili ayetlerden benim anladigim dinden hüküm çikarmak rablesmektir yani şirk. Indirilen din Kuran'da Allah ne diyorsa odur. Allah'in dedigi = mesaj. Kuran Müslümanlığı da ise yaramiyor, çünkü İslam i yaşamak için gelenekten başka kaynak yok. Hayir. Allah 1, Kuran 1, Islam 1. "Gelenekten baska kaynak yok" iddiasi şirk dinine uyar ama dînillâha asla. Yani siz de yalnizca kendi adiniza konusun. |
kuranin mesajlari'
“Ey Peygamber! Karılarını hoşnut edeceksin diye, Tanrı’nın sana helal kıldığını neden haram yaparsın?..” (Tahrim 1) Bu ayetin bu olayla ilgili olarak geldiği, tüm saygın tefsirlerde anlatılır. koskoca Tanrı Muhammed’ in cinsel hayatına müdahale ediyor. Müdahale etmekle kalmıyor Kurana geçen bu ayet bize hayatla ilgili ne gibi bir Tanrısal ahlak örneği veriyor. Tam tersi ahlaksızlık örneği. Hem peygamber ol, hem bir sürü kadınla evlen, bir sürü cariyeyi yanından eksik etme, hem Tanrın seni bu ahlaksızlıklarını onaylasın, hem de Kurana soksun bu ahlaksızlıkları. .Muhammed, evine gelip uzun süre gitmeyen misafirlerden rahatsız oluyor, ancak -peygamberliğine yakıştıramadığından olsa gerek- hiç kimseye bir şey söyleyemiyordu. Bunun üzerine Ahzab suresi 53.ayet geldi: “Ey iman edenler! Siz zamanını gözetmeksizin…peygamberin evine girmeyin. Ancak davet edildikçe girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Çünkü bu hareketiniz peygamberi üzmekte, ama o bir şey söylemekten çekinmekteydi. Ama Allah, doğruyu söylemekten çekinmez…” Ve daha nice "evrEnsel" mesajlar... her biri insanligi hidayete erdirecek derecede.. Islamiyet gerceleri wordpress.com'dan alinmistir |
Alıntı:
Pardon, az daha unutuyordum; YAHUDA İNCİLİ'nde böylesine hoş olmayan bir pasaj vardı: "İsa Tapınak Hayali'nin Mecazi Yorumunu Sunuyor!" İnsanın midesini kaldıran bu pasaj şöyledir: Alıntı:
http://www.youtube.com/watch?v=GJWI6nUUk6Y Özetle, her şeyden önce bir KUTSAL KİTAP'ta böylesine utanç verici olayların geçmesi, insanın midesini bulandıyor... |
Altına hücum!!!
Arkadaşlar, az önce YAHOO'da şöyle bir haber gördüm.
İsrailli dalgıçlar eski bir limanda tesadüfen 2,000 altın keşfeder. Bu altınlar, Fatimiler döneminden kalma 1,000 yıllık dinarlardır. Paranın önyüzündeki dış çemberde şunlar yazılıdır: Outer circle muhammad rasul allah arsalahu bi’l-huda wa din al-haqq li-yuzhirahu ‘ala al-din kullihi wa law kariha al-mushrikun. “Muhammad is the messenger of God who sent him with guidance and the religion of truth that he might make it supreme over all other religions, even though the polytheists detest it”, Sura 9 (al-Tawba) v. 33. OYSA Tövbe suresinin 33. ayeti KURAN'da şöyle geçer: 9-Tevbe suresi 33. ayet (Genel: 9 - İniş: 113 - Alfabetik: 76) هُوَ الَّذٖى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ Kuranı Kerim Türkçe okunuş: 9.33 - Huvellezî ersele rasûlehû bil hudâ ve dînil haggı liyuzhirahû aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn. Diyanet Meali: 9.33 - O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Siz, aradaki farkı farkedebildiniz mi, yoksa size yardımcı mı olayım? NOT: Resimler linklidir! |
Alıntı:
Eslerini hosnut etmeye çalisarak Hani cinsellik? Farzedelim ki Muhammed nebi eve tavsan eti getirdi. Ama esleri tavsanlarin kesilirken kiz çocuklari gibi sesler çikararak agladiklarini duymuslar. "Haram!" diyorlar da baska bi sey demiyorlar. Allah'in uyarisi bununla ilgilidir. Olamaz mi? Evrensellige gelince, "Allah'in helal kildigini" haram ilan etmeyeceksin. "Haram"in karsiti serbest. O halde serbest olacaksin, sebest birakacaksin. Haksiz KISITLAMAYA hayir! |
Fatıma döneminde İslam emperyalizminin olduğunu nereden anladık?
Söylemeyi unutmuşum; #28. mesajımdaki keşfedilen paranın önyüzününün dıç çemberindeki ibare "İslam Tarihi=Arap Tarihi,İslam=Arap Emperyalizmi" tartışmasını açan DEEP'in çok ilgisini çekecektir; hem de çoook!!!
İyi okumalar ve öğrenmeler, DEEP! |
Alıntı:
SAFF-9: Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikû(muşrikûne). Resûl'ünü hidayet ile ve (esasları unutulmuş olan) dînlerin hepsinin üzerine, izhar etmek (açıklayıp doğrusunu ispat etmek) için, Hakk dîn (Allah'ın ezelî ve ebedî olan dîni) ile gönderen O'dur. Ve müşrikler, kerih görseler bile. Bravo, iyi yakalamışsınız. David koleksiyonu çalışanlarının dikkatsizliğine verin. |
Alıntı:
Alıntı:
Bakalım, benim neyi kastettiğimi keşfeden biri çıkabilecek mi? İpucu: Paranın önyüzündeki dış çemberde yazılı olan bu ayete bir daha bakınız ve sonra KURAN'daki yazan şekliyle karşılaştırınız. İsrailliler Hakkında Şimdi haberde geçen Fatıma döneminden kalma dinarları keşfeden İsrailliler hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. KURAN, onları peygamber katilleri olarak tanıtır. Fakat İsa peygamberin dışında tarihte böyle bir hadisenin vuku bulduğuna dair bir kaynağa rastlamadım. Dolayısıyla bunu yalnızca KURAN'ın söylemesi kafaları karıştırır. Daha fenası var: CEMAAT. Fakat "CEMAAT" olayının Yahudiler'den başlayarak Hristiyanlar'a ve oradan da Müslümanlar'a geçtiğini ve bu durumun günümüzde de sürdürülerek terör olaylarına neden olması fena halde canımı sıkar (Bkz. F TİPİ'ne). Çünkü günümüzde "MİLLET" ya da "ULUS" kavramı mevcuttur ve bu en büyük paydadadır. Hal böyle iken, 1400, 2000 ya da 2500 yıl öncesine dönüp terör olaylarında bunların başı çekmesi, aslında cemaat olayının geçmişte ne olduğunu bize gösteren ve yaşatan en güzel örneklerdir. Tıpkı o parada dile getirilen ayetteki gibi. |
Üzerinde
Muhammed, Allah'in elçisi yazan ilk madeni para Videoda 55:40 https://www.youtube.com/watch?v=x2sCIZPOeJ8 Ayrica bkz http://www.islamic-awareness.org/His...s/drachm1.html |
Alıntı:
Tevbe 33: ...duyurulması... Saff 9 : ...üstün kılınması... Eminim daha fazlası da var. |
Sorunun yanıtı.
Alıntı:
Evet, kimse yukarıdaki soruyu yanıtlayamadığına göre, yanıtlamak bana düştü! Önce bu sorunun bahse konu olduğu dinarı bir görelim. Hicri 536 (Miladi 1142) Fatımiler döneminden kalma bir dinar. Bu paranın dış çemberinde şu ayet geçer: Muhammad rasul allah arsalahu bi’l-huda wa din al-haqq li-yuzhirahu ‘ala al-din kullihi wa law kariha al-mushrikun. Çevirisi: Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, Muhammed peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Oysa bu ayet KURAN'da 2 yerde (Saff 9 ve Tövbe 33) geçer: هُوَ الَّذٖى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ Okunuşu: Huvellezî ersele rasûlehû bil hudâ ve dînil haggı liyuzhirahû aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn. Çevirisi: O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Çok ilginçtir; Hasan AKÇAY ve dinci zevat SANA KURANI'ndan beri günümüzdeki kuranın asla değiştirilmediğini ve anlamca aynı kaldıklarından dem vurup duruyorlardı. Ancak yukarıdaki paranın dış çemberinde bu ayet aynen yer alırken peygamberin adı eklenmiştir. Bilindiği üzere, KURAN'da "Muhammed" adı 4 farklı yerde geçer ve bu paradakiyle birlikte 5 farklı yerde geçmiş oluyor. Bunu muhtemelen Emeviler yaptı ve sonrasında diğerleri de aynı yolu takip etti. Peki KURAN'da bu değişikliği yani eklemeyi yapanların diğer ekleme-çıkarma işlemlerini yapmadığını kim garanti edebilir? Problem de burada başlıyor zaten! Yani İslam emperyalizmine konu olan bu ayetin dinar üzerine yazılmış olması her şeyi açıklar vaziyettedir. Bir de kalkmış, bu emperyalistleri bize karşı savunuyorsunuz. O zaman siz de bir emperyalistsiniz. Şunu da koyduk mu bu iş biter, kardeşim! |
Sözü edilen sikkedeki yaziyi ben okuyamiyorum.
Okuyabilseydim daha kesin konusurdum. Sayin upuaut, siz okuyabiliyorsaniz söyler misiniz lütfen 1.sikkenin darphanede üretildigi YIL olan Hicri 536 sikkenin üzerinde var mi? 2.eger YIL varsa onu alt yazida kim DÖNEM yapip çikiverdi? Benim gösterdigim bu özen bazilarinca aşiri titizlik sayilabilir ama bence yeterli bile degil. çünkü özen "sorumluluk duygusu"na isaret eder. Ne kadar sorumluluk duygusu = o kadar özen... Ne kadar özen = o kadar isabet. Konumuz ciddidir; özeni hak eder. Hasan AKÇAY ve dinci zevat SANA KURANI'ndan beri günümüzdeki kuranın asla değiştirilmediğini ve anlamca aynı kaldıklarından dem vurup duruyorlardı. Evet, anlamca. Muhammed kelimesi eklense de ayetin anlami AYNIDIR. Ama siz yine duyarsiz, özensiz davranip ayetin anlami degisir saniyorsunuz. Kardesim! Şu kelime bu kelime degildir Kuran anlamdir. Eger anlam AYNI kaliyorsa kelime eklense de kelime eksiltilse de degisme yoktur. Degisme yok = AYNI. Örnegin Bakara 196'dan "ru'ûsakum"u eksiltin, anlam AYNI kalir: http://dbmz6k5r32451.cloudfront.net/...-of-Sana-1.jpg Benim gördügüm Kuran'in degistigini kabul ettirmeye çalisanlarda bi heves bi heves, bi telaş bi telaş... Telaşlari AKIL denen nimete nankör ediyor onlari. Örnegin bi kelime eksildiginde de anlamin AYNI kalabilecegini AKIL edemiyorlar. Yine örnegin sikkedeki aykiriligi mushafa fatura ediveriyorlar; Sikke mushaf degildir demeyi AKIL edemiyorlar. |
KURAN'daki Tövbe 33/Saff 9 ayeti değiştirilmiş!!!
Alıntı:
Tama Hasan, herkes ciddi olsun, lütfen! Şimdi senin istediğin çalışmayı aşağıya sunuyorum: Bu paranın önyüzünde şunlar yazılıdır (NOT: Eğer istersen, browserındaki zoomu artırabilir, yukarıdaki resimdekileri daha iyi görebilirsin. Çünkü ben de öyle yaparak yazdım!): Alıntı:
Yine de ben burada kısaca şu bilgiyi vereyim: Bu para (arkayüzündeki bilgilere göre) Emevi döneminde Hicri 78 (Miladi 697) yılında Halife Abdülmelik döneminde yapılmıştır. Çok ilginçtir; SANA KURANI'ndan önce basılan bu paranın önyüzündeki çembersel bölgede KURAN'daki (Saff 9 ve Tövbe 33) aşağıdaki ayetin "Muhammed" adı ekli olarak bir kısmı geçer (ki aşağıda açık griyle gösterilen kelimeler geçmez): هُوَ الَّذٖى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ Okunuşu: Huvellezî ersele rasûlehû bil hudâ ve dînil haggı liyuzhirahû aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn. Çevirisi: O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. İşte bu sonuç günümüzdeki Kuran'ın değiştirildiğini kanıtlar. Çünkü bu ayetin bir kısmı ve "Muhammed" adı başta ekli olarak yazılırken daha ortada SANA KURANI yoktu bile! Diğer taraftan, sözkonusu bu ayet yalnızca birkaç sikkede rastlanabilen bir ibare değildir; tüm İslam devletlerinde, pardon kabilelerinde (bunu televizyonda birisi söylediğinde gülmekten kırılmıştım!) basılan her parada hiç istisnasız mevcuttur (Bkz. "David Collection: Islamic Coins"). Şu halde her Halife para bastırırken KURAN'dan yalnızca; 1. İhlas suresi 1-3, 2. Tövbe 33/Saff 9 ayetlerini yazdırdığına göre, demek ki 2. ayet değişmiş demektir. Çünkü tüm paralarda "Muhammed" adıyla birlikte bu ayetin bir kısmı ya da tamamı yer alır. |
Muvaiye dönemindeki sikkelerdeki "MHMD" kelimesinin deşifresi hakkında.
Arkadaşlar, sikkeler nedeniyle biraz konu dışına çıkmış gibi oluyoruz ama kesinlikle öyle değil!
Örneğin, çok kişinin kafasını karıştıran şu sikkenin her iki yüzündeki "mhmd" mottosu İslam Peygamberi Muhammed'i simgelemiyordu: Sözkonusu bu sikke Ateistforum'da incelenmiş olup, doğru bir analizi yapılmıştır (Bkz. Muhammed Efsanesinin Doğuşu/3. Sikkeler). Orada bu sikke hakkında şu açılış bilgisi verilir: Alıntı:
Bu konuda Byzantine Coins: Justinian, Anastasius & other Emperors dönemine ait paralar bize ışık tutar. Çünkü bu dönemde basılmış aşağıdaki sikkenin arkayüzünden sembollerle şunlar yazılıdır: http://www.ancientresource.com/image...an-cb2002b.jpg Sağa tarafta görülen sikkenin arkayüzünde büyükçe "M" harfi ve onun altında küçükçe "A" sembolleri ve bunların solunda "ANNO" ve en altta "KVS" harfleri yazılıdır. Şimdi bizim bu sembollerin ne anlama geldiğini öğrenebilmemiz için "Elif Lam Ra'nın Deşifresi" tartışmasına gitmemiz gerekiyor. İşte bu tartışmanın #2. mesajında Ayasofya'dan alınma "SUNU MOZAİĞİ"nde Meryem Ana ve başının iki yanındaki madalyonlarda "METER" ve "THEOU" yani "Tanrı Anası" olduğunu ifade eden kelimelerinin kısaltılmış monogramlarının olduğunu göreceksiniz. Buradan, sikkedeki "M" harfi "METER (ANA)" kelimesini sembolize ettiği sonucu çıkar. Çünkü Justinaus dönemindeki tüm sikkelerin arkayüzlerine "M" ve altında bir başka sembolün (A, B, C vs.) konulması bir gelenek olmuştur. Aslında bu gelenek aynı tartışmamızın #1 no'lu mesajındaki sergilenen çeşitli Haçlar'dan görülmektedir ve bu geleneğin ilkin Suriye ve civarında başladığı ve bu bölgeden de Bizans'a taşınmıştır. İtiraf etmeliyim ki bu geleneğin ne kadar önemli olduğunu ilk mesajımda anlamış ve bu mesajın hemen başında görülen, Alıntı:
"Α (α) ω (Ω) Μ (μ) Θ (θ)" sembolik anlatımını inanır mısınız tam 2 haftadır kolumdan çıkartmadım; kendi kendine çıktı! Biliyordum; bu, birçok şeyi çözen anahtar gibi bir hazineydi benim için! Araştırdıkça şaşırdım ve bu mesajı yazarken bile hala bir şaşkınlık içindeyim. Örneğin, yukarıdaki ilk resimdeki "M" sembolünü "MUHAMMED" adıyla karıştıran olabilir ve bu, İslamcı troller için bulunmaz bir nimettir. Ama gerçek onların sandıkları gibi değil! Çünkü sözkonusu bu gelenek daha sonra Muaviye döneminde Arab-Bizans ortak basımı olan paralara sirayet eder ve yukarıdaki ilk resimde gösterilen para da bunlardan biridir. Şimdi, #24. mesajımda Hasan AKÇAY'a Miras Ayetlerinin Güncellenmesi Hakkında adlı makalemle Allah rızası bir çağrıda bulunmuştum ve hala da bir yanıt gelmedi. Peki bu makaledeki resim neyle ilgiliydi? Tabii ki Ayasofya'daki Meryem Ana ve kucağındaki JESUS CHRIST ile ilgili "SUNU MOZAİĞİ" idi! Neyse, burada sikkelerdeki sembollerin anlamlarını deşifre edecek olursak; ilk resimdeki Yunanca "M" sembolünün ya da harfinin "ANA" anlamına geldiğini ve onun altında Arapça yazılı "MHMD" kelimesinin de "JESUS CHRIST"i simgelediğini bilmek için allame olmaya gerek yoktur, sanırım. Bilindiği üzere, zaten bir yerde "HAÇ" varsa, o mutlaka ama mutlaka "JESUS CHRIST"i simgeler ve O'nun adını taşır. Bundan başka da hiçbir şey yazmaya ya da ima etmeye gerek yoktur. "MHMD" kelimesinin Arapça anlamı ise "ÖVÜLMÜŞ" ya da "SEÇİLMİŞ" demektir. Yine ilk resmin sağ tarafında sikenin önyüzünde ortada bir kadın figürü, sağında Arapça "MHMD" mottosu ve solunda da bir HAÇ var. Buradaki de aynı anlama gelir. İkinci olarak, yukarıdaki Bizans sikkesinin arkayüzünde yine büyük harfle "M" ve onun altında da küçük bir "Α (α)" harfi vardır. Bu iki sembolü birleştirirsek, SUNU MOZAİĞİ'ndeki gibi "Μ Θ (METER THEOU)" yani "Tanrı Anası" anlamına gelir. Çünkü "Α (α)" harfi Yunanca'da "İLK" demektir ve JESUS CHRIST'i gösterir. Şu halde Muaviye döneminde Bizans ile ortak basılan paralardaki "M" harfi "MHMD"i göstermediği gibi, "MHMD" kelimesi de İslam Peygamberi'nin adını göstermez; "ÖVÜLMÜŞ" ya da "SEÇİLMİŞ" anlamlarında JESUS CHRIST'i gösterir! |
...İsmi de bilinen ilk sikkeler Muaviye tarfından bastırılmış olup açık seçik Hristiyanlık sembolleri taşımaktadırlar: HAÇ iSARETLERi, balık, palmiye vs. Bu durum 8. Yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir.
HAÇ iSARETLi sikkelerin 8. Yüzyilin ortalarina kadar devam ettigi filan yok. Örnegin üzerinde bism Allāh / Muḥammad rasūl / Allāh yazan şu drahmi HAÇ iSARETi tasimiyor ve 8. Yüzyila degil 7. yüzyila ait. |
hiç taca dikkat ettin mi ? bak bakalım benim fotoğrafa benzer bir şey var mı o taçta ?
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:51 . |