![]() |
dini zihniyetten dini kişilikten nasıl kurtulabilirim
slm arkadaşlar ben bir mümin gibi yaşamasamda hala dini zihniyete sahibim örnek vermek gerekirse mini etekli bir bayan gördüğümde aklıma hemen eski mümin zamanlardaki gibi şuna bak hiç dini düşünmüyor ne biçim giyiniyor diye düşünce geliyor buda hala dini zihniyetin bende olduğunun göstergesidir sorum ise ben bu dini zihniyetten bu dini kişilikten nasıl kurtulabilirim
|
Sayın Adrenochrome
Öncelikle hoşgeldiniz.Dini kişilikten kurtulmak hemen mümkün olan bir durum değildir.Siz şuanda arada kalmışsınız.Zaman geçtikçe bağlı kaldığınız zincirlerden otomatikman kurtulacaksınız zaten.Ancak bazen herkes bu tarz söylemlerde bulunabilir.Örneğin;bende bazı durumlarda "Allah,Allah" "Tövbe,Tövbe" gibi ikilemleri kullanırım.Bu durum dini kişiliğim olduğundan değil sadece geçmişten-günümüze birer alışkanlık olarak kaldığı içindir. Öncelikle okuyun,öğrenin.Bana göre birşeyden kurtulmanın en etkili yolu ondan nefret etmektir.Sizde dini kişiliklerle konuşun-ancak ılımlı değil radikal olanlarla-zaten konuştukça inandığınız şeylerden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlayacaksınız.Dediğim gibi siz arada kalmışsınız.O yüzden şuanda hala bazı olayları dine göre yorumluyorsunuz.Biraz araştırma ve gerçekleri görmeden sonra bu söylemleriniz zaten ortadan kalkacaktır.Ancak kendinize biraz zaman verin,herşeyin biranda olmasını ya da herşeyden biranda kurtulmayı beklemeyin. |
Alıntı:
Dolayisi ile bir konu ve kavramin sorgulamasi esnesinda, beynin alisilagelmis olan o eski dusunce ve de davranislari sana hatirlatmasi gayet dogaldir. Burada senin ile beynin arasindaki bir mucadele soz konusudur. Bu mucadelede beyin hazir olasna kadar; senin onu degistirmenden rahatsiz olacak ve eskiyi sana yasatacaktir. Burada yapilmasi gereken, beynin ezberinin bozulmassi Adina, beynin bu yondeki eskiyi sana hatirlatlasina senin uymama caban ve gayretin cok onemlidir. Burada beyin sana her turlu "korkuyu, caydirici dusunceleri, endiseyi v.s." kisaca tum olumsuzluklari hatirlatacak ve seni vaz gecirmeye calisacaktir. Iste burada senin caban beynin algisini degistirmesine kadar surecektir. Cunku vucut alisilagecmisi once sana hatirlatir ve sonar da mucadeleyi kaybeder ve sana uyar. Sen bu surci yasiyorsun. O yuzden beynin ile mucadele etmeye ve bu konuda kararli biliinci davranmaya ve kendi beyninin degisiminde de beynine yardimci olmaya devam et. Ayrica senin bu mucadelen sadece beyninde yer etmisler ile degil, davranis ve iliski olarak toplum bunyesinde kendi yeniligini topluma Kabul ettirmede de devam edecektir. Sana tum beyin duzeyimle ve insanlik yolunda basarilar dilerim. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Sana kisaca bilimsel bir yanit ta vereyim. Beyin rahatsiz kalamaz. Cunku beynin "qualm" denilen, "kendini rahatsizliktan kurtarma" islevi vardir. Bunu ikiturlu devreye sokar. Ruyalar/kabuslar Beynin sahibi olan kisiyi "caydirma, korkutma v.s." Burada olumlu olan yon ise, beynin kendi kendine bu degerleri almasi degil; senin ona vermis olmandir. Iste bu acidan beyin "aciktir" ayni tutucular gibi once eski verdiklerini korumaya cabalar cunku rahatsiz olur; sonar da yenilere alisir ve rahatsizlik duymaz. Iste o yuzden beynine verdiklerini degistirme sureci "sancili bir surec" tir. Onemli olan bunu bilincli olarak yapmak ve kararliklik azimlilik ile ustesinden gelmek Adina yapmaktir. Sana baska bir ornek vereyim. Diyelim hergun ve gunde 3 kere disini fircaliyorsun ve bu alisilagelmisligi, cesitli nedenler ile degistiriyorsun. Once disin yolladigi sinirleri tercume eden beyin seni uyarir ve disinde agri hissedersin. Bu agriyi ya onemser ya da es gecersin. Kisaca diyelim yeni dis fircalaman gunde bir kereye duser ve dis buna alistiginda da artik beyin o sinyali almaz ve eskisi gibi sana uyari vermez. Basta beyin olmak uzere tum organlar ayni sekilde sinir uyarisi goinderir. O yuzden bir atasozu vardir "en iyi doctor, kisinin kendisidir" diye. Yeterki bu uyarilara kulak asalim ve kendi bilincimiz ile kendi sagligimizi ve bilincimizi kendimiz gelistirelim. |
Kendini zorla bir yerlere yönlendirmek saçma. Önce aklının sonra kalbinin götürdüğü yere gitmeli insan.
Bunu yaparken zorlamamali. Delillerin götürdüğü yere gitmeli. |
Alıntı:
Sen aklinin ve kalbinin kolesi ve esiri olabilirsin, ama bu herkesin senin bu esaretini, kendi icin kabullenmesi anlamina gelmez. |
Her saçma yazana bu cevabıni vermek için hazırlanmış gibisin:)
Delillerin götürdüğü yere gitmeyip zorla kendini yönlendirmek yanlış veya dogmatik inançlara sebebiyet verebilir. Gerçeğe ulaşmak sadece tarafsız sorgulamaya baglidir |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Cunku onemli olan bilgi ve dusuncelerin cesitliligi ve biri biri ile iletisimi ve paylasimidir. Burada "zorla" diye bir durum yok. Sadece bilincin ve rahatsizligin verdigi algiyi alabilmek var. Zaten sadece yanlis ve dogmatic inanclar rahatsizlik verir, tabi bunun farkin da olup sorgulayabilene ya da bu rahatsizligi algilayabilene. "Tarafsizlik ve gercek" algi ile paraleldir. Rahatsizlik taraflidir yani kisinin kendi hissettigidir. Gercek ise, sadece inancin akil ile dogrulanmasi cikan sonuctur. O yuzden sorgulama rahatsizligin uzerine bu rahatsizliktan kurtulmak ya da bunun bilincinde olarak onun ile birlikte kisinin yasayabilmesi icindir. |
Alıntı:
Her yenilik beyin Adina farkli algi bilgi bilinc ve farkindalik getirir ve yenilerine acilir. Bu zihinsel devrimde daimi bir surectir. |
Ama ışte isteklerine göre hareket edersen gerçeğe ulasamayabilirsin.
Mesela sen dünyanın düz olmasını isteseydin ama deliller yuvarlak olduğunu gösterseydi hangisi gerçek olacaktı. Eğer aklın ve mantığın dinsizligin doğru olduğunu düşünüyorsa kurtul tabi dinden. Ama istediğin için değil, mantıklı olduğu için. Tabi sana hangisi mantıklı gelirse. |
Alıntı:
Ben neden, mantiksal olabilirlik olanagi olmayan ustelik olmus olan uzerinden "olmayan duaya amin diyeyim?" Buradaki onem rahatsizligin giderilmesinde ve bunun bilincli ve farkinda olarak kisinin kendi beynine kendisinin yaptirmasindadir. Cunku beyin eskiye alisilagelmise geri doner. Cunku ona verilen ve onda yer eden odur. Iste zihinsel olan o yuzden devrimdir. Yani kisinin kendi beyni ile onu degistirme mucadelesi. Bunu evrim saglamaz. Yani bu kendi kendine olmaz. |
Ben kaçarak böyle bir şeyden kurtulunacağını sanmıyorum.
Neticede biz ne kadar kaçma konusunda ustalaşsakta, çeşitli tedbirler alsakta, kendimizi başka şeylere kanalize etsekte, hayat kaçtığımız şeyi allem kullem edip karşımıza illaki dikecektir. Hayat bu konuda oldukça inatçıdır... Oysa o kaçtığımız şeyi kabullensek, ona saygı duysak, sevsek, artık KAÇMAK için bir sebebimiz otomatikman PUF olacaktır. PUF olan bir şeyde problem olmaktan çıkacaktır. Bu tıpkı asansör korkusunu onu severek aşanın durumu gibidir. Özetle kurtulmak gibi bir düşünceye sahipsek, hayat bize o kurtulmak istediğimiz şeyi, inatla, ısrarla, defaetle, tekrar tekrar, sürekli ama sürekli çıkartacaktır. Bundan döngüden "tamamen" kurtulmanın tek yolu üste dediğim gibi kısaca sevgidir. Eheh, seveceksem o zaman niye bıraktım veya kurtulmaya çalışıyorum da denilebilir. Kişisel deneyimin bir tarifi yoktur, insan sırlarla dolu zor bir varlıktır, anlayan aşk olsun :) |
Alıntı:
Alıntı:
Ben bunu detayli olarak "evrensel-insan zihniyeti" basliginda aciklamistim. http://www.turandursun.com/forumlar/...postcount=1189 Yalniz zihinsel olarak gelen rahatsizliklarin farkindaligi birey bilinci ile farkindaligin bilinci ve kisinin bu rahatsizligi sorgulamasidir. Cunku bundan kurtulus mumkundur. Zaten beyinde yer edeni de beynine veren kisinin kendisidir, ama bilincsiz ve otomatik kayit ile hafizaya ekl |
Alıntı:
Sevgiler |
Alıntı:
Burada notrluk ve disaridan bakis acisi gerekir. Cunku amac "kacmak/kucaklamak" tan ziyade, onun ne oldugunun farkindaligi bilinci ve algisidir. Iste kisinin ne yapacagi bundan sonra belirlenir. |
Biz teşekkür ederiz.Aklımıza takılan sorulara yanıt bulmak ve gerçekleri öğrenmek için buradayız hepimiz ve elimizden geldiği kadarıylada birbirimize yardım ederiz.
|
Toplumdaki gelenekler de, başlı başına bir din gibidir. Sadece dinleri değil, topluma ait tüm öğretileri sorgulamak, doğruyu yanlışı analiz etmek gerekiyor.
Mesela başlıktaki mini etek örneğinden gidecek olursak, kendinize şunları sormanız faydalı olabilir; Bir insanın ahlakı, veya erdemi, elbisesinin boyutuna endeksli olabilir mi? Kadının ferah giyinmesi ve güzel olması bir hata mıdır, yoksa benim ona bakış tarzımda mı bir hata vardır? Güzellikten etkileniyorsam, zaten kişilik gelişimi için, etkilendiğim halde doğru düşünmeyi öğrenmem gerekmiyor mu...? ...gibi sorular üzerinde düşünebilirsiniz. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:02 . |