Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Fizik (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=139)
-   -   Bilimin Kanunlari (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36160)

evrensel-insan 20-11-2014 16:40

Bilimin Kanunlari
 
Bilimin kanunlari ya da bilimsel kanunlar, cesitlilik iceren fenomenlerin, tabiatta nasil bir davranis gostererek bulunduklarini, aciklayan, tanimlayan, tahmin eden,ve belkide nedenini aciklayan raporlardir.

"Kanun" terimi, bir suru alanlarda, kullanilan, takriben tam; genis ya da daraltilmis teoriler, ve tum tabi bilimsel (fizik, kimya, bioloji, jeoloji, astronomi v.s.) disiplinlerdir.

Bilimsel kanunlara benzer terim, prensiptir.

Bilimsel kanunlar;

1- genis kapsam olarak toplanmis olgularin, tek bir rapora ozetlenmesidir.

2- Genelde,uzerinde calisilmakta olanin, bir deneyin, bir tahmin ortaya cikarabilmesi adina; daha onceden verilen sinirlari, ve digger fiziksel durumlari bir kac raporun veya esitligin matematiksel olarak formule edilmis hali veye en azindan bir cumle ile bildirimidir.

3- Deneysel ispatlarla desteklenmistir- Bunlar bilimsel bilgi birikimi olarak hic yanlislanamamis ve daima deney ile saglanmistir. Bu saglanmislik, yeni ortaya cikarilan teoriler ile degisime ugramaz. Yani yeni esitlemeler ya da formuller bu saglanmisligi degistimez. Baska bir bilimsel bilgi birikimi temelinde,matematik teorem ve belirlemeler gibi, mutlak bir kesinlik tasimaz ve bu kanunun ilerideki deney ve gozlemler ile yanlislanabilmesi, her zaman mumkundur.

4- Gozlem olgusu ile degil, daha onceki bir kanun Adina belirtilir. Ornek " Hareket kanunlari ...."

Kanunlar, bir bilimsel calismada gozlemlenmeden ve deneyi saglanmadan once one surulen hipotezlerden ve dogru Kabul edilenlerden (postulat) farklilasir.

Bunlar genel bazi kanunlarin formulasyonlarini saglamaya yonelik olsalar bile, tam olarak saglayamadiklarindan ve gozlem ve deney ile kanitlanamadigindan dolayi kanunlar degildir. Kanun, tekrarlanan deneyden damitilmis, daha cok pekistirilmis/saglamlastirilmis resmi rapordur.

Bilimsel kanunlarin tabiati, felsefi bir sorgulama ve tabiati matematiksel olarak tariff etse bile, bilimsel kanunlar, bilimsel metodun pratik sonuclari ile elde edilmistir.

Bilimsel kanunlar, ne varliksal bagimlilik/sorumluluk yuklulugune, ne de mantiksal mutlakligin bildirdiklerinin yuklulugune yonelik degildir.

Bilimin birligi tezine gore, butun bilimsel kanunlar, esasen/temelde fizigi takip eder. Diger bilimlerde olan kanunlar, sonucta fiziksel kanunlardan takiple olusur.

Genelde, matematiksel esas/temel bakis acilari evrensel sabit degerler bilimsel kanunlardan ortaya cikar.

Fiziksel kanunlar, fenomenlerin sinifini ya da grubunu tanimlamak icin, muracaat edilen belirli olgulardan, sonuc cikarilmis, teorik prensiplerdir.

Eger kesinlesmis bir durum ortada ise belirli bir fenomenin olusmasi ifade edilebilir raporudur.

Fiziksel kanunlar, tekrarlanan sekilde bilimsel denemelerin ve gozlemlerin seneler boyunca bilimsel alanda evrensel olarak kabul edilmisligini temel alan tipik sonuclardir.

Politik-kanunu algidaki tabi kanunlar ile, bilimsel algidaki tabiatin kanunlari veya fiziksel kanunlarin farklilasmasi modern bir durumdur. Her iki kavram da esit olarak fizikten elde edilmis Yunanca kelimedeki doga/tabiattir.

Kisaca fiziksel kanunlar, Tabiatin/doganin kanunlaridir.

Goruldugu gibi fizigin ya da tabiatin kanunlarinin ne oldugunu bilmek ve bildirmek; insanoglu fenomeninin ozellikleri oznelligi soyutlamasi ve zihin yetileri olmadan mumkun degildir.

Insanoglu kendi fenomeni ile ilgili kanunlar da dahil; bu kanunlari yaptigi deneyler ortaya attigi teoriler veriler ve aldigi gozlemler temelinde rapor eder.

Insanoglu fenomeni herzaman hata yapmaya ve yine yaptigi bu hatayi kendisi telaffi etmeye egilimli bir fenomendir.

Zaten boyle olmasa bilim ve her turlu kanunlari zamanla ne yanlislanabilir, ne yenilenebilir, ne gelisebilir ne de degisebilirdi.

Iste bilimi de kanunlarini da dogma kalici mutlak yapmayan bu degisimdir.

Ayrica bu kanunlar bir yerde insanoglu olmayan fenomenleri baglasa bile, insanoglu fenomeninin ozellikleri hem bu kanunlari rapor eden olarak hem de degerlendiren olarak farkli bir konumdadir.

Iste bu farkli konum, insanoglunun kendi Adina ve kendi turu Adina bir secme ve karar verme farkinida getirir.

Bu da insanogluna bu kanunlarin islerligi temelinde belirli bir serbestlik ve ozgurluk secim alani tanir.

Bu alanine olmasi ile bu alani insanoglunun kullanmasi ise farklidir.

Iste bu farka en guzel ornek insanoglunun serbest iradesi serbest secimi serbest karari istemsel hareketi davranisi oznel mudahelesi soyutlama farki ve soyut degerleme farki ve algisi soyut deger algisi farki ortaya attigi ideoloji, inanc, etik, yonlendirim ve yonetim farklari ornektir.

Dolayisi ile fiziksel kanunlardaki her turlu elde edilen sonucun farkliligi da fenomen insanoglu ve onun yassam ve iliskisini iceren bilim dallari olunca degisime ugramaktadir.

Bu bilim dallari tamamen insanoglu ve onun yasami iliskisi duzeni kurumlasmasi v.s. ile ilgili olan sosyoloji, psikoloji, politika, ekonomi, etik yonetim ve yonlendirimli duzen ve sistem kurma, estetik ve felsefeyi ve de bilimi mantik yurutme ya da dogma olan inanc temelinde algilama ve algi paralelinde uygulama dallaridir.

Yıldıztozu 20-11-2014 18:36

Bir de yanlışlanamaz kuramların bilimsel olarak geçerliliği şüphelidir görüşü var.

Mesela tanrı yanlışlanamaz bu yüzden bilimselliği olamaz gibi.

Ama bu durum evrim teorisinin de başını derde sokuyor çünkü ne yaparsak yapalım evrim de yanlışlanamaz çürütülemez.

evrensel-insan 20-11-2014 18:46

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531438)
Bir de yanlışlanamaz kuramların bilimsel olarak geçerliliği şüphelidir görüşü var.

Mesela tanrı yanlışlanamaz bu yüzden bilimselliği olamaz gibi.

Ama bu durum evrim teorisinin de başını derde sokuyor çünkü ne yaparsak yapalım evrim de yanlışlanamaz çürütülemez.

Herhangibir seyin yanlislanabilirligi, yine her hangi bir seyin tartismasiz dogrulanmisligi temelindedir.

Yani ortada olan bilimsel bir dogrulanmisligi saglayan deney ya da gozlem; baska bir deney ya da gozlem ile ancak yanlislanabilir ve bu da tartismasizdir.

Tanri ve de onun dogrulanmasi;

Tartismasiz degildir.

Sadece onu dogrulayanin bir sunumudur.

Gozlemi ve deneyi yoktur.

O yuzden de ne dogrulanmasi bilimseldir, ne de gozlem ya da deney olarak yanlislanabilme olnagi vardir.

Gozleme ve deneye uygulanamadigindan da bilimsel degildir, teolojinin bir konusudur.

Evrimin teorileri yeni buluslar ve gozlemler ile zaten yanlislanabilmektedir.

O acidan evrim hem gozlem verir, hem de deneye tabi tutulabilir.

Yıldıztozu 20-11-2014 18:51

Şu anlamda söylüyorum.

Biz evrimi destekleyen fosiller bulmuş olmasak da veya genlerden evrime delil bulmuş olmasak da evrime inanılabilirdi.
Evrimi çürütmek için ancak 3 milyar yılı gözlemlemek lazım.Bu anlamda çürütülemez.
Ya da türlerin sabitliğini destekleyecek fosiller bulsak bile yine de evrim var olabilir denilebilir.
Sanki evrende herşeyi açıklayınca yine de tanrı var olabilir demek gibi.

Ben zaten evrimi çürütmeye çalışmıyorum, evrim var tabiki ve evrim teorisi gerçek.
Ama işte bilimselliğin yanlışlanamaz krtiterliği açısından sıkıntılı.

xcan 20-11-2014 18:54

Yanlışlanma bilim değildir nedenselliğin ortaya konması bilimdir

evrensel-insan 20-11-2014 18:58

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531441)
Şu anlamda söylüyorum.

Biz evrimi destekleyen fosiller bulmuş olmasak da veya genlerden evrime delil bulmuş olmasak da evrime inanılabilirdi.

Evrim inanca degil bulgu ve olguya dayanir.

Alıntı:

Evrimi çürütmek için ancak 3 milyar yılı gözlemlemek lazım.Bu anlamda çürütülemez.
Evrim bir olgudur, sadece teorileri yeni bulgu deney ve gozlemler ile yanlislanabilir.

Alıntı:

Ya da türlerin sabitliğini destekleyecek fosiller bulsak bile yine de evrim var olabilir denilebilir.
Sanki evrende herşeyi açıklayınca yine de tanrı var olabilir demek gibi.

Ben zaten evrimi çürütmeye çalışmıyorum, evrim var tabiki ve evrim teorisi gerçek.
Ama işte bilimselliğin yanlışlanamaz krtiterliği açısından sıkıntılı.
Tanrinin ne bir fizikselligi ne bir gozlemi ne de deneye tabi tutulurlugu yoktur.

Ustelik tanri nedirin cok cesidi vardir.

Tanri sadece bir ihtiyac olarak insanoglunun kendi icin tanrilastirmasi ve tanrilastirdigina verdigi anlam ve iceriktir.

Fizigin alanine girmez. Bilimin Alani olarak ta, sosyal bilimlerde; bu tanri kavraminin ve tartismasinin insanoglu uzerindeki dusunsel ve davranissal/iliskisel sosyo-psikolojik etkileri incelenir.

Bir seyin yanlislanabilmesi icin, ortada deney ve gozlem ile kanitlanmis fiziksel bilgi olmasi gerekir.

Tanri ile ilgili hic bir fiziksel bilgi yoktur.

xcan 20-11-2014 19:14

Nedensellik neden bilimde olamaz bunu açıkla

''Nedensellik nedenlerin ortayakonması olan bilimde yoktur!!!!!''
Nedebi ise Evrenselin zihni.
Yemede yanında yat.
Ne güzel bilim.
Harun zerzavatı bile böyle bir cümle kurmaz.
Arkadaşım ''bunadım,özür dilerim'' de kurtul çüünki bu cümleni sana yedirene kadar seni rezil edecem.
Açıkla neden böyle söyledin padişahım''


Bu rezil tespitle bilime zarar verdiğini,bilimden bi bok anlamadığını, samimi olmadığını kanıtlamış oldun.
Özür dile bizden ve bilimden.

Rica et yönetimden o kara cümleni silsinler
Değilse kara bir leke olarak sana ilişik kalacak.
''Ben sallamacıyım ,sallıyorum'' de özür dile,''yalancıyım'' de özür dile.

Bir dahada gençlerin zihnini yanlış bilgiyle doldurmayacağına söz ver.
Bilimden anladığın yok derken,birşeyin farkında olduğumuz için öyle diyoruz.
İspatı burada.
Sğrekli bilim başlıkları açma önce bu saçmalığını düzelt.
Bilimin ne olduğunu bilmeyen birinin bilime nasıl olması gerektiğini söyleme hakkı yoktır

evrensel-insan 20-11-2014 19:16

Bilim "neden" sorusuna degil, "nasil" sorusuna yanit verir.

"Neden" sorusu ve yanitlari felsefenin alanidir.

xcan 20-11-2014 19:46

Suyu nasıl lsıtırsan ısıt 100 santigratta kaynar suyun ısıtılmasıdır suyu kaynatan .
Suyun odun ateşindemi kömürdemi ısıtılması şekille alakalıdır.
Bilim nedenlere yanıt arar.
Milyon biçimde öpüşürsün bilim öpüşmenin biçimini değil nedenini arar.
Aptalca çıkışlar üretmeyin iözür dileyin ve beyin ishalinizi tedavi ettirin.

evrensel-insan 20-11-2014 20:07

Yukaridaki aciklamalar n asil sorusunun yanitidir.

Bilim suyun nasil kaynadigini aciklar, neden kaynadigini degil. Cunku suyun bir kaynama amaci, hedefi, v.s. yoktur.

Bilim nasil opusuldugunu aciklar, neden opusuldugunu degil. Opusme bir amac, niyet, hedef v.s. iceriyorsa; buna bilim yanit vermez.

Nasil- Bir yontemin aciklanmasidir. (Ne denli, ne kadar, ne yonde, ne derecede, ne acidan, ne duzeyde v.s.)

Neden- Nedeninin, amacinin aciklanmasidir. Nedenin veya hareketin altindaki niyet/amac/maksat/hedef v.s. nin aciklamasi veya durumun/halin aciklanmasi sorusudur.

Mesela nasil bilindigi bilimin konusudur, neden bilindigi degil. Yani bilinmenin nedeni, amaci, niyeti hedefi v.s. bilimin alaninda degildir.

xcan 20-11-2014 20:20

Beyin ishalin seni öttürüyor yine determinizm (nedensellik)Bilimin merkezindeki şey:Neden ,niçin öze ilişkim sorulardır.
Zorunluluğa dair sorular olmak durumundadırlar.
Nasıl biçimselliğe dairdir.
Biçimi özün önüne koyan salaklar çok diye bilim salakça sorular sormaz.
Ayrıca bilim suya bir iradede yüklemiş olmaz ,bunu zavallılar söyler.

evrensel-insan 20-11-2014 20:31

Suya iradeyi, amaci, gayeyi v.s. yukleyen, neden sorusunu soran suyun kaynamasinda bir nedensellik ya da bir gerekircilik arayandir.

Su neden kayniyor? iradesi, hedefi, amaci oldugu ya da kaynamak zorunda oldugu icin mi kayniyor?

Iste suyun kaynamasinda nedensellik ve gerekircilik aramak, yukaridaki sorulari sormaktir. Yani fenomene soyut yuklemektir.

Konu insanoglu ise her turlu soru sorulabilir her turlu yanit ta alinabilir. Ama sorularin icerigi sorulan sorularin bilimsel ya da felsefi oldugunu belirler.

xcan 20-11-2014 20:40

100 santigrat atmosfer basıncında suyun kaynama noktasıdır.
Kaynamanın nedeni 100 santigrat.
Bunu bilim söylüyor ,
Bir takım salaklar bilimi suya irade yükşemekle suçiayabilir.
Senin bu kategoride olman benim kusurum değil objektif tespittir.
Neye göre:Bilime göre.
Özür dileyeceksin ve hatanı kabul edeceksin yada bu şekilde sürüne sürüne bilime bir takım zırvalar yüklemeye devam edeceksin.
Senin suçun değil elbette ama zır cahilsin.

evrensel-insan 20-11-2014 20:42

O bahsettigin suyun "hangi derecede" kaynadiginin yanitidir. Neden kaynadiginin yaniti degildir. Kaynamasini gerektiren bir gerekirlik/zorunluluk olup olmadiginin yaniti degildir.Yani nasil-ne derecede sorusu.

Su bir fenomen olarak o derecede kaynadiginin gozlemini verir.

xcan 20-11-2014 20:58

Su sebepsizmi kaynıyor?

evrensel-insan 20-11-2014 21:00

Kime neye gore sebep ariyorsun?

Suya gore mi?, yoksa insanogluna gore mi?

Nasil bir sebep ariyorsun?

evrensel-insan 20-11-2014 21:11

Eger bir sebep ariyorsan, bu insanoglunun bilimsel deneyiminde ve gozleminde.

Yani insanoglu her nezaman suyu atmosfer dahilinde 100 dereceye kadar isittiginda, ya da su isindiginda suyun kaynadigini gozlemlemis.

Bugune kadar da kimse bunu yanlislayamamis. O yuzden de "N.S.A. su 100 derecede kaynar" olgusu ortaya cikmis.

Yoksa suyun acisindan boyle bir gozlem de deney de degerlendirme de amac ta gayede niyet de gerekircilikte sebepte v.s. yok.

xcan 20-11-2014 21:24

Zennune sendromu seninkisi, def sesinde debelenme inleme arsızca yerlerde sürünme.
Rezillik gururunu örseleyemiyor.
Bozuk g.. gibi ötmek zorundasın.
Zır cahil ve utanmasız insanımsı.

xcan 20-11-2014 21:33

Bilimde nedensellik

İlk Çağlardan 20. yüzyıl başlarına kadar gelişerek ve derinleşerek gelmiş olan bilim düşüncesinde ve bilim teorisinde geçerli olan nedensellik anlayışı ya da nedensellik kavramının kavranılışı, ünlü bilim insanı Albert Einstein'ın popüler sözü "Tanrı zar atmaz" değişinde ifadesini bulur. Her şeyin birbirine bağıntılılığı, her gelişmenin ya da sonucun bir önceki olayın ya da etkinin ürünü olduğu düşüncesi, geriye doğru gidildikçe sonsuz bir neden-sonuç ilişkisinin var olduğu düşüncesi bu bağlamda değerlendirilir. Bu düşünceye göre bilimin temel sorusu, Neden? sorusudur.

evrensel-insan 20-11-2014 21:54

Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür.

Özel görelilik kuramı

Bu kuram, Newton'un her yerde aynı işleyen, herkes için aynı "mutlak zaman" fikrini yıkıyordu.[21] E=mc² düşüncesinin kökeni bu kuramdır.

Einstein’ın fotoelektrik çalışması, bu gelişmeyi tersine çevirmiş, hem de Planck’ın 1900’de ortaya sürdüğü kuantum teorisini de çarpıcı bir biçimde doğrulamıştır

Kuantum fiziği ve belirsizlik ilkesi

1930 yılında belirlenemezlik ilkesinin zaman ve enerjinin aynı anda ve doğru olarak saptanamayacağı anlamına geldiğini fakat bunun bir deney ile geçersizliğinin gösterilebileceğini açıklıyordu. Bunu dinleyen Bohr, uykusuz bir geceden sonra Einstein’ın düşünüşündeki hataları bularak “belirlenemezlik ilkesinin” yaygın olarak kabulünü sağlıyordu.

Einstein ve Bohr arasında birbirine saygılı bir biçimde, dostça bir tartışma sürdü. Einstein çeşitli düşünce deneyleri ile kuantum kuramının belirlenemezlik ilkesini çürütmeye çalışıyordu fakat Bohr bu eleştirilere tutarlı cevaplar vererek Einstein'ı ve dünyayı ikna ediyordu.[25] Einstein sonradan belirsizlik ilkesini çürütmeye çalışmaktan vazgeçmiş ve kuantum mekaniğinin fiziksel gerçekliği anlatmakta yetersizliği fikrini savunmaya başlamıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein

Kuantum mekaniğinin temelleri 20. yüzyılın ilk yarısında Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, John von Neumann, Paul Dirac, Wolfgang Pauli gibi bilim adamlarınca atılmıştır. Belirsizlik ilkesi, anti madde, Planck sabiti, kara cisim ışınımı, dalga kuramı, alan teorileri gibi kavram ve kuramlar bu alanda geliştirilmiş ve klasik fiziğin sarsılmasına ve değiştirilmesine sebep olmuştur.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuantum_mekani%C4%9Fi

xcan 20-11-2014 21:59

Hani bilimde nedensellik yoktu?
Hani bilim neden sorusu sormazdı?
Evrensel efendilik et ve ''Ben zır cahilin,utanmazın biriyim,bilimden bi b..k anlamam,sizi yanılttım özür dilerim''de ve bitsin bu ahmaklık

evrensel-insan 20-11-2014 22:11

http://www.turandursun.com/forumlar/...1&postcount=20

evrensel-insan 20-11-2014 22:20

1925-1926 yılları arasında Werner Heisenberg, Max Born, Wolfgang Pauli ve Pascual Jordan, matris mekanigi ile kuantum mekaniğinin formal tanımını yaptılar. Ama formalizmlerinde dalga mekaniğine yer vermediler. Benimsedikleri felsefe ise, tamamen pozitivist idi. Yani sedece deneysel olarak gözlenebilen değerleri gözönüne alan bir yaklaşım kullandılar.

1926 yılında Erwin Schrödinger bir dizi denklemle dalga mekaniğini yeniden canlandırdı.

Sonunda kendi dalga mekaniğinden Heisenberg'in matriks mekaniğini de türetip iki formalizmin matematiksel olarak denk olduğunu da gösterdi. Son makalelerinden birinde Schrödinger, relativistik bir dalga denklemi de sunar.

Dirac'a göre tarih biraz daha farklı işlemiştir. Ona göre, Schrödinger önce relativistik dalga denklemini geliştirdi, sonra bunu kullanarak hidrojenin spektrumunu hesapladı ve deneylere uymadığını gördü. Ancak bu denklemin, düşük hızlarda geçerli olan versiyonu aslında çalışıyordu!

Daha sonra relativistik dalga denklemini yayınladığında ise, bu Oskar Klein ve Walter Gordon tarafından yayınlanmıştı ve hâlâ Klein-Gordon denklemi olarak anılır.

Bu noktadan sonra Dirac; teoriye çeki düzen vermiş, özel görelilikle uyumlu hale getirmiş ve bazı deneylerin sonuçlarını teorik olarak üretmiştir. Örneğin pozitron'un varlığının tahmini... 1930'lara gelindiğinde ergenlikten çıkmış bir teori halini almıştır kuantum teorisi. Daha sonra 1940'larda Sin-Itiro Tomonaga, Julian Schwinger ve Richard P. Feynman, Kuantum elektrodinamiği konusunda önemli çalışmalara imza atmış, 1950'li ve 60'lı yıllar Kuantum renk dinamiğinin gelişimine tanık olmuştur.

Gelişmeler
1897: Pieter Zeeman, ışığın bir atom içindeki yüklü parçacıkların hareketi sonucu yayımlandığını buldu; J.J. Thomson da, elektronu keşfetti.
1900: Max Planck, kara cisim ışımasını kuantumlanmış enerji yayımı ile açıkladı, kuantum kuramı böylece doğmuş oldu.
1905: Albert Einstein dalga özellikleri olan ışığın aynı zamanda, daha sonra foton diye adlandırılacak olan, belirli büyüklükte enerji paketlerinden oluştuğu düşüncesini ortaya attı.
1911-1913: Ernest Rutherford, atomun çekirdek modelini oluşturdu. Bohr ise atomu bir gezegen sistemi gibi betimledi.
1923: Arhur Compton, X - ışınlarının elektronlarla etkileşimlerinde minyatür bilardo topları gibi davrandıklarını gözlemledi. Böylece ışığın parçacık davranışı hakkında yeni kanıtlar ortaya koydu.
1923: Louis de Broglie, dalga-parçacık ikiliğini genelleştirdi.
1924: Satyendra Nath Bose-Albert Einstein, kuantum parçacıklarını saymak için, Bose-Einstein istatistiği diye adlandırılan yeni bir yöntem buldular.

Klasik mekanik çok başarılı olmasına karşın, 1800'lü yılların sonlarına doğru, siyah cisim ışıması, tayf çizgileri, fotoelelektrik etki gibi bir takım olayları açıklama da yetersiz kalmıştır. Açıklamaların yanlışlığı bilim adamlarının yetersizliğinden değil aksine klasik mekaniğin yetersizliğinden kaynaklanıyordu. Klasik mekanikteki sorunun ne olduğunu anlatmak aşırı teknik kaçacaktır, ancak en yalın halde klasik mekanik Evren'i sürekli olarak modelliyordu. Bu modelleme yanlıştı çünkü üç konum ve üç momentumla tanımlanan parçacıklar, sonsuz sayıda parametreyle tanımlanmanan alanlarla bir aradaydılar. Eş dağılım kuramınca ("equipartition theorem") sistemin enerjisinin denge durumunda sistem bileşenlerine eş biçimde dağılması gerekir. Alanlar sonsuz bileşene sahip olduğundan bütün enerji alanlara kalır. (Daha teknik daha doğru ifade, sistemin bütün özgürlük derecelerine eş olarak dağılır, alanlar sonsuz özgürülük derecesine sahip olduğu için bütün enerji alanlara akar.) Elbette böyle bir şey gözlenmez.

Kuantum kuramı ise olayı bambaşka bir şekilde ele alır. Parçacıklar artık doğrudan 3 konum ve 3 momentumla tanımlanmak yerine bir "dalga fonksiyonu" ile tanımlanırlar. Bu dalga fonksiyonu parçacığın bütün bilgisini içinde barındırır ve dalga fonksiyonuna uygun "sorular" sorularak gerekli bilgi alınır. Örneğin konum bilgisi için dalga fonksiyonuna "parçacık nerede?" sorusunu sorarsınız, o ise size parçacığın soruyu sorduğunuz anda nerede olabileceğini söyler. Buradaki kritik nokta olabilirliktir. Bu, dalga fonksiyonunun bir de "olasılık fonksiyonu" olarak anılmasina neden olmaktadir. Daha sonra, bu olasılıksal durumu bilincli olup olmama durumuna baglayan Kopenhag Yorumu ortaya atılmıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuantum_mekani%C4%9Fi

xcan 20-11-2014 23:14

Yaptığın ilgili,ilgisiz alıntıları çıkardığıımda söylediklerin anlamsız zırıltılar ve çapsız debelenmeler.
Kophenag yorumunu anlayacak yada eleştirecek yada eleştirisini kavrayacak beyin yok sende.
Daha kötüsü bu konuların seni aştığını görecek bir ahlakada sehip değilsim.
Bilim sindirim sistemiyse bilimle alakan o sistemde Goden bağırsağıındaki bir parazit kadardır,fazlası değil.
Utanmaz hala Kophenag yorumu diyor.
Fizikçimisin a zerzavat?
Sıradan cahil bir gevezeden öte bir fonksiyonun yok.

Yıldıztozu 20-11-2014 23:55

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531448)
Bilim "neden" sorusuna degil, "nasil" sorusuna yanit verir.

"Neden" sorusu ve yanitlari felsefenin alanidir.

Bilim şu anlamdaki neden sorusuna cevap verir.Mesela dünya güneşin etrafında neden dönüyor ? çünkü kütleçekimi var.
Ama buradaki nedensellik amaçsallık anlamında olamaz.Çünkü kütleçekiminin herhangi bir gayesi yoktur.Bu anlamda nedensellik bilimde yoktur.
Ama bazen nasıl sorusunu da neden sorusu gibi kullandığımız için neden sorusunu da cevap veriyormuş gibi görünebilir.Verdiğim örnekteki gibi.

evrensel-insan 21-11-2014 00:14

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531477)
Bilim şu anlamdaki neden sorusuna cevap verir.Mesela dünya güneşin etrafında neden dönüyor ? çünkü kütleçekimi var.
Ama buradaki nedensellik amaçsallık anlamında olamaz.Çünkü kütleçekiminin herhangi bir gayesi yoktur.Bu anlamda nedensellik bilimde yoktur.
Ama bazen nasıl sorusunu da neden sorusu gibi kullandığımız için neden sorusunu da cevap veriyormuş gibi görünebilir.Verdiğim örnekteki gibi.

Bilim dunyanin, gunesin etrafinda dondugunu gozlemler ve bunun nasil dondugunu aciklarken, kutle cekimini de bilimsel bir very olarak kullanir.

Yani sadece ona baglamaz. Bu nasili aciklarken bir yardimci etkendir.

Kutle cekimi de gozlem vermez mi? Yani onun nasili kendinedir ve burada bilimin verdigi yanit kutle cekimini de iceren sekildeki nasillari aciklamasinda kullanilir.

Yani kutlecekimi oldugu icin dunya donmuyor, dunya donerken olan kutle cekimi de gozlem veriyor. Yani dunyanin donmesinde bir baska bilimsel very, kutle cekimi.

Neden sorusuna verilen yanitin, ne anlam ve icerikte verildigi onemlidir. Burada bir nedensel determinizm aciklamasi var midir/yok mudur?

Nedensellik baska turlu olmaz. Yani ortada bir nedensellik varsa, bu ya onu gozlemleyen insanogluna ya da gozlemini aldigi fenomene aittir.

Iste sorunda burada fenomene aitlik, fenomene oznel bir icerik vermek demektir.

Doganin kanunlari yoktur, bu kanunlari dogaya dogayi deneye tabi tutan ve gozlemleyen insanoglu verir. Yani sebep doga degil; onu gozlemleyen insanogludur.

Neva 21-11-2014 00:25

Anladigim kadariyla, bu baslikta da 2. Einstein-Bohr savasi seyretmekte..
Einstein, Bohr'a iliskin, Bohr'un ortaya surdugu gerekcesini cok daginik bulmustur. Daha kisa ve derli toplu tutulmasini onermistir.

Bohr'un gerekcesi neydi hatirlayalim, fizige iliskin; Gozleyen, gozlemlenenin davranislarini degistirir demisti.

Buna karsin Einstein'da, Zar atan tanriniza inanmiyorum bayim, diye cevap vermisti. Sonra da yolunu ayirmisti. Zaten ortaya koydugu formulu ile de bunu acikladi.

Formulunu aldigimiz zaman, gorulebilecegi gibi, madde'yi, degisim, donusum bakimindan enerjiye esitlemistir.Yani fizik sarsilmis filan degildir. Eger Kuantum fizigi,madde'yi ortadan kaldirabilseydi, o zaman klasik fizik sarsilmis olurdu.

Bugun kuantum fizigini de baz alsaniz, yine degisen birsey olmaz. Kuantum fizigi bilimsel sekliyle, gozleyenin, gozleyenin, gozlemlenenin davranislarini degistirdigini filan savunmaz, kuantum sempatizanlari aksine sozde(!) boyle oldugunu savunur.

Yani tanri sorunsali devam eder kafalarinda. Bir baslangicin olmasini zaruret olarak algilarlar.

evrensel-insan 21-11-2014 00:28

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531484)
Anladigim kadariyla, bu baslikta da 2. Einstein-Bohr savasi seyretmekte..
Einstein, Bohr'a iliskin, Bohr'un ortaya surdugu gerekcesini cok daginik bulmustur. Daha kisa ve derli toplu tutulmasini onermistir.

Bohr'un gerekcesi neydi hatirlayalim, fizige iliskin; Gozleyen, gozlemlenenin davranislarini degistirir demisti.

Buna karsin Einstein'da, Zar atan tanriniza inanmiyorum bayim, diye cevap vermisti. Sonra da yolunu ayirmisti. Zaten ortaya koydugu formulu ile de bunu acikladi.

Formulunu aldigimiz zaman, gorulebilecegi gibi, madde'yi, degisim, donusum bakimindan enerjiye esitlemistir.Yani fizik sarsilmis filan degildir. Eger Kuantum fizigi,madde'yi ortadan kaldirabilseydi, o zaman klasik fizik sarsilmis olurdu.

Bugun kuantum fizigini de baz alsaniz, yine degisen birsey olmaz. Kuantum fizigi bilimsel sekliyle, gozleyenin, gozleyenin, gozlemlenenin davranislarini degistirdigini filan savunmaz, kuantum sempatizanlari aksine sozde(!) boyle oldugunu savunur.

Yani tanri sorunsali devam eder kafalarinda. Bir baslangicin olmasini zaruret olarak algilarlar.

Tartisma bu noktadan degil, nedensellik ve gerekircilik ile ilgili olarak basladi.

Dolayisi ile bilimin nasil sorusuna yanit vermesi ve quantumun belirsizlik ilkesi o 20. yuzyil oncesi klasik fizigi, ontolojik temelli bilimi ve felsefenin determinism ve nedenselligini bilim adina cag disi birakmistir.

xcan 21-11-2014 00:31

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531481)
Doganin kanunlari yoktur, bu kanunlari dogaya dogayi deneye tabi tutan ve gozlemleyen insanoglu verir. .

İşte katışıksız bir idealist.
Doğanın kanunları yoktır diyor.
Evrensel yoksa biz yokuz,doğa yok ,doğanın kanunları yok.
Evrensel bu durumda Allah oluyor.
Tedavi ol evrensel.
Sadece zır cahil değil ,ciddi anlamda hastasında.

''Doganin kanunlari yoktur,''
Kültürlü bir imsan bu lafı edermi.
Yav manyaklıktada bir sınır olur,tövbe tövbe...

evrensel-insan 21-11-2014 00:44

Yukaridaki cumle ancak ufku idealizmi karsisina almis ve orada tikanmislar icin, ancak boyle algilanir.

Iki turlu naturalism vardir.

Ilki metafizik/ontolojik/materialist naturalism- ontolojik olarak dogaya kanun yukler ve kanunlari doganin ortaya koydugunu sanir.

Digeri, epistemolojik yontemsel naturalism- Kanunlarin bir insanoglu ortaya atimi oldugunun farkinda ve bilincindedir.

Natüralizm iki farklı felsefî görüşte incelenir:
Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.

Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.

Metafizik natüralizm, (veya ontolojik/materyalist natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır. metafiziki pozisyonuna sahiptir.

xcan 21-11-2014 00:52

İnsan yokken yer çekmiyor ,su kadırmıyormuydu?
Zırva zırva zırva.

evrensel-insan 21-11-2014 01:04

Boyle bir sey diyen mi oldu?

Yerin cekmesi ve suyun kaldirmasi zaten insanoglunun bunlari gozlemleyerek ve deney ile ortaya koyduklaridir.

Bunu insanoglu ortaya koyabildgi icin, ucan bir ucak ve yuzen bir gemi yapabilmis.

Bunu digger canlilar da kendi tecrubeleri ile bilirler, mesela ucamayanlar ya da yuzebilenler.

Evet soru tam da altina yazilan kelimeler gibi olmus

Neva 21-11-2014 01:23

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531486)
Dolayisi ile bilimin nasil sorusuna yanit vermesi ve quantumun belirsizlik ilkesi o 20. yuzyil oncesi klasik fizigi, ontolojik temelli bilimi ve felsefenin determinism ve nedenselligini bilim adina cag disi birakmistir.

Tamamen objektiflikten uzak bir savunu..
Einstein'in, yazili formulunde belirleyicilik mi var ki, belirsizlik ilkesi ile bagdasmasin da, cagdisi biraksin?

Belirsizlik ilkesi nedir?
bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez.

Einstein tam tersini mi iddia etmis ki, kuantum, klasik fizigi cagdisi birakacak?
http://tr.wikipedia.org/wiki/E%3Dmc%C2%B2

xcan 21-11-2014 01:27

Site yönetiminden uyarı almama neden oldun .Gördüğüm kadarıyla herkesin zihnini bulandırman bir şekilde örtülü açık destek buluyor.
Saçmalamalarından yarar umanlar var.
Hiç düşünmüyorlar Turan Dursun sitesinin kıdemli üyesi Evrensel insanın yazdıkları himayeye mahzar abuklukları,bilim düşmanlıkları dışarıdan bir gözlemci nezdinde Turan Dursun sitesinin itibarını nekadar zedeler Akademik kariyerini ve düzeyini nasılda yerle yeksan eder.
Bana kalsa seni kulağından tutar ''Defooollll''diyerek kovardım.
Bu site aydınlık taşıyacaksa sana yer yok.
Onedenle senin olduğun yerdede ışığa yer yok.
Burada insanlık adına faydalı kişiler var diye yazıyorum.Bir Kaosa tahammül edemedi site seni sırtında gururla taşıyor.
Bu sitede Kaoslar Basmagüller çoğalmalı ve dışkılar sifon çekilmek üzre hakettiği yerde yer almalı.
Bir süre seninle muhatap olmıyacak ve saçmalıklarınla engin görüşlü yöneticilerin nasıl baş ettiklerini izliyeceğim.
Sürekli bende yarattığın duyguları baskıladım.
Bunun anlamını içselleştirmen umuduyla.
Umarım bir daha felsefe ve bilim sözlerini ağzına almazsın

Natan 21-11-2014 01:29

Ben bu başlıkta bilimin kanunlarını işlediğini sanmış ve tıklamıştım ilk mesajında.

fakat gördüğüm bilimin kanunları değil, bilimsel deney yapan şeyin kim olduğu ile ilgili.

Bu deneyleri yapan insandır.
Doğaya bakar ve gözlemleyerek, deneyleyerek gördüğünü ifade eder.
Biz buna karşı çıkmıyoruz.
Kendi adıma şahsen.

Fakat gel gör ki, ihtiyar;

sen hemen her şeyde bu "insan türü ve bir'i"nden bahsediyorsun.
Yaklaşımın "kim" üzerine yoğunlaşıyor.
Kimi zaten biliyoruz.
Ortaya koyanın uzaylı yada Alis harikalar dünyasındaki beyaz tavşan olmadığını da. Bu zaten tartışma konusu değil ki.

Bilimde nasılı konuşalım.
Kanunlar nasıl işliyor ve hatta felsefi boyutta neden işliyor da olabilir.

Ayrıca özelden yazdığım mesajda, "insan bilimsel kanunları bilemez" demedim.

Belirlemez dedim.
Bu işleyiş yada oyun devam ediyor.
Biz sadece tanıklarıyız.

Neva 21-11-2014 01:40

Kaldi ki ustte Natan tarafindan bahsedilen ayrac, felsefe bolumumuzde, farkli basliklarda kezlerce kere islendi, basliklar hala acik, ancak fikirsel olarak hiz alinamamis olacak ki, bilim bolumumuzde de ayni tekrarlara yer verilmekte. Bu konu kirligi yaratma sevdasina anlam verebilmis degilim acikcasi.

Bunun bir benzeri su baslikta da yapildi, felsefe bolumunde islenen bir konuya iliskin.
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=35913

Su baslikta da yapildi.

http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=36108

Bir daha soylemekte fayda var, bilim kendi kulvarinda, kimsenin oznel goruslerini, felsefesini vb. kazimaz.

evrensel-insan 21-11-2014 01:42

Alıntı:

rumpel´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531494)
Ben bu başlıkta bilimin kanunlarını işlediğini sanmış ve tıklamıştım ilk mesajında.

fakat gördüğüm bilimin kanunları değil, bilimsel deney yapan şeyin kim olduğu ile ilgili.

Bu deneyleri yapan insandır.
Doğaya bakar ve gözlemleyerek, deneyleyerek gördüğünü ifade eder.
Biz buna karşı çıkmıyoruz.
Kendi adıma şahsen.

Fakat gel gör ki, ihtiyar;

sen hemen her şeyde bu "insan türü ve bir'i"nden bahsediyorsun.
Yaklaşımın "kim" üzerine yoğunlaşıyor.
Kimi zaten biliyoruz.
Ortaya koyanın uzaylı yada Alis harikalar dünyasındaki beyaz tavşan olmadığını da. Bu zaten tartışma konusu değil ki.

Bilimde nasılı konuşalım.
Kanunlar nasıl işliyor ve hatta felsefi boyutta neden işliyor da olabilir.

Ayrıca özelden yazdığım mesajda, "insan bilimsel kanunları bilemez" demedim.

Belirlemez dedim.
Bu işleyiş yada oyun devam ediyor.
Biz sadece tanıklarıyız.

Nedir sence baslikta "noksan" olan. Bilimin kanunlarinin nassil kanunlastigini anlatiyor.

Baska neden bahsedeyim. Ben insanoglu turunun bir uyesiyim.

Olur nasili ve insanoglu eger fenomenal bir gozlem olarak devreye girince de nedeni konusalim.

Bende belirledigini soyluyorum Yani o kanunlari insanoglu icin algilanir ve belirlenir hale getiriyor.

Kendi yetileri ile yine kendi turune acikliyor.

Eger dedigin, "isanoglu yokken, mesela yer cekimi ya da suyun kaldirma gucu yok muydu?" ise, bu soru zaten anlamsizdir. Bunun oldugu algisini insanoglu deney ve gozlemi ile alir ve yine kendi turune bildirir.

Yoksa, dinazorlar havaya ucardi. :)

Burada sorun bunlarin dogada olmasinin yanlis algisidir. Yani doga kendi icin yer cekimini almamistir. Cunku secimi yoktur.

Iste o yuzden metafizik ve epistemolojik naturalism farklilasir hem de biri bilimsel digeri felsefidir.

Cunku felsefe, akli olan hayal gucu olan inanci olan v.s. insanoglunun akil yurutme alanidir.

Ah o ilk peygamber Sokrates yok mu!

Insanoglu ne guzel gozlemden ilerlerken, truth yani gercegin ne oldugu diye bir konu atti ortaya insanoglu hala bu yaratilmis kavramin pesinde kosuyor.

Tum felsefe de bunun uzerinde sekilleniyor.

Neyseki bilim olgu ile bu kavramdan kendini kurtardi.

Zaten gercek ve gercekligin bugun baktiginda her farkli felsefi taban Adina farkli gercekleri var.

O yuzden de felsefenin ontoloji Alani "temellerin/yapitaslarinin gerceklik savasim/tartisma Alani"

Biz sadece tanik degil, dile getireniz de. Ona gore de teknigi gelistiren ve bilimi ilerleteniz de.

evrensel-insan 21-11-2014 01:44

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531496)
Kaldi ki ustte Natan tarafindan bahsedilen ayrac, felsefe bolumumuzde, farkli basliklarda kezlerce kere islendi, basliklar hala acik, ancak fikirsel olarak hiz alinamamis olacak ki, bilim bolumumuzde de ayni tekrarlara yer verilmekte. Bu konu kirligi yaratma sevdasina anlam verebilmis degilim acikcasi.

Bunun bir benzeri su baslikta da yapildi, felsefe bolumunde islenen bir konuya iliskin.
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=35913

Su baslikta da yapildi.

http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=36108

Bir daha soylemekte fayda var, bilim kendi kulvarinda, kimsenin oznel goruslerini, felsefesini vb. kazimaz.

Oznel gorus darken, neyi kastediyorsun?

Neva 21-11-2014 01:49

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531499)
Oznel gorus darken, neyi kastediyorsun?

Biraz dikkatli okursan neyi kastettigimi gayet iyi anlarsin evrensel.

Insan tuvalette diskilama yaparken, zihninden zilyon tane mizansen uretebilir, ancak hersey sifonu cekip, kendi diskinin kokusunu alincaya kadardir.

Bilim ile idealizm arasindaki fark budur.

Haydi benim daha yukaridaki soruma iliskin, nerede cagdisi biraktigini acikla istersen.

evrensel-insan 21-11-2014 01:49

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 531492)
Tamamen objektiflikten uzak bir savunu..
Einstein'in, yazili formulunde belirleyicilik mi var ki, belirsizlik ilkesi ile bagdasmasin da, cagdisi biraksin?

Belirsizlik ilkesi nedir?
bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez.

Einstein tam tersini mi iddia etmis ki, kuantum, klasik fizigi cagdisi birakacak?
http://tr.wikipedia.org/wiki/E%3Dmc%C2%B2

quantumun klasik fizigi cag disi birakmasini ikinci uzun alintida verdim.

Aslinda Einstein, hem klasik fizigi percinlestirdi, hem de golge dusurdu. Sonra da Kabul etmek istemedi, ama bilim kisisi olmak boyle bir sey iste. Bilimsel olarak ikna olmayi bildi. Yani kisisel dusuncelerinde inat etmedi.

Belirsizlik ilkesi bir seyin nerede olacaginin anlik olarak belirlenememesi ilkesidir.

Eger bir belirsizlik varsa, hangi sonuca gore neden belirteceksin?

Ya da gerekirciligi bilimsel olarak nasil aciklayacaksin?

Sonucta gerekircilik ve nedensellik klasik fizikte sonuca gitme Adina bazi on yargilari ve varsayimlari iceriyor.

Yani nedenselligin ve gerekirciligin yer durum ve zamani belirlenemez ise, gecerliligi bilimsel olarak nerdedir?


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:31 .