![]() |
Kozmolojik doğal seleksiyon teorisi
İnsandaki karmaşık sistemi açıklayan Darwin'in evrim teorisini, evrenin karmaşıklığını açıklayacak şekilde kullanabilir miyiz ?
Bu teoriye göre evrenin bebekleri vardır ve bunlar karadeliklerdir.Her karadelik, doğduğu evrenin faydalı özelliklerini alır ve böylece doğal seçilim başlar.Karadeliklerle oluşan her yeni evrenin de karadelikleri vardır ve onlar da evrenler yaratır.Sanki ortak bir atadan gelmiş gibi her seferinde biraz daha ince ayarlı olmaya devam eder ve sonunda bizim evrenimiz kadar ince ayarlara sahip olabilir. |
Bizim gibi düz insanların bu tür teorileri olabilir mi olamaz mı kabilinden değerlendirmesi mümkün değil. Ciddi ciddi oturup kuantum fiziği ve problemleri üzerine kafa yormuş olmak gerekiyor. Ki kuantum fiziğiyle ilgili mevzuları o işle uğraşan baba akademisyenler dahi yeni yeni anlıyorlar vs. Hoş, sitemizde Newton fiziğinin en basit teorilerini bile adam akıllı anlayan birileri var mıdır bilmiyorum ya neyse...
Senin yazdığın paragrafa sıfır bilgimle diyeceğim tek şey: "çok saçma sapan bir teoriymiş kardeş, ama repini verdim..." olurdu. |
Güzel saçmalamışsın.
|
Teori bana ait değil. Amerikalı bir profesöre ait ve üzerinde tartışılan bir teori.
İlkel insanlar gibi düşünüyorsunuz ha yaratıcılık sıfır.Sizin kafanizla bilim ilerlemez. |
Evrenle ilgili çok araştırma yaptım ancak böyle bir teoriye hiç rastlamadım. O kadar iyi bir teori değilmiş demek ki.
|
Forumda konu açarak bilim yapılmıyor neyseki :)
|
Alıntı:
Oradan bağlantı kurularak oluşturulmuş bir teori. Teoriyi isim olarak duymamana bişey demiyorum olabilir normal ama karadeliklerle ilgili durumu biliyor olman gerekirdi. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Açıklayamayız, çünkü evvela yaklaşımınız biçime dönük, biçimsel. Boşverin evrim teorisini, evrene bakın, doğal seleksiyon mümkün mü? Evren adına değilde, geçerken evrendeki türler adına olabilir diyeyim yinede. Zira doğal seleksiyon organizma-koşul temelli, salt fizik yasaları değil burada, organizmanın da etkileşimi, tepsiki ve etki oluşturmasıda var ve tabi organize olmak gibi bir durumda... Kaba geçiyorum, haliyle bu süreci olumlu çerçevede atlatanlar, yeni koşullarda varlığına devam ediyor ve tabi yeni koşullara uyumda, koşula elverişli hareketden, değişimden vs geçiyor. Bu geçişi başaramayan sınıfta kalıyor, yani elenmiş oluyor. Umarım kaba tabirimle, en azından şu konuda açıklayamayız dememi ifade edebildim. |
Alıntı:
İşte senin gibi tipler, herşeyi böyle laylay taytay yaparak anlayabileceğini ve üstelik küstahça bunu forumlarda falan tartışabileceğini sanıyor. Kuantum fiziği hakkında bir teoriyi kavramak ne demek bunu anlayabiliyor musun ki güzel lafzını yapıştırıveriyorsun? Ta en başta dedim ki Newton fiziğinin basit denklemlerini içeren basit problemleri bile çözecek çapta adam yok burada. Sen kalkmışsın Einstein gibi adamların bile belli bir dönem kafasının almadığı bir fizik çeşidinden türetilmiş bir teoriye güzel diyorsun. Hayat sizin gibilere güzel, ne de olsa herşey bir tık uzağınızda, yaşasın cahiller için internet! |
Alıntı:
Başka evrenle ilgili bağlantıları biliyorum da sen tam olarak anlatamadın galiba. Bunlar 2 cümleyle anlatılacak ve kavranacak şeyler değil. |
Alıntı:
Teori tamamen hatalı bile olabilir.Önemli olan bu fikri ortaya atabilmek.Bilimin metodlarından zerre kadar haberin yok. |
Alıntı:
Bu ince ayarlı evrene çözüm getirebilmek için çoklu evren teorileri var.Ya da bunun gibi daha hayalgücüne açık teoriler de var.Tabi ispatlanması çok zor teoriler bunlar.Ama hayalgücünü kullanmadan gerçeklere ulaşamayız.Gerçeğe ulaşmak için ise böyle yaratıcı teorilere ihtiyacımız var.Yanlış ya da saçma olabilir.Ama bilimselliğe aykırı değil ve gayet yaratıcı.Önemli olan da bu. |
Alıntı:
Yani diyelim ki ruh var? Ruh dediğin nedir? Ruh görür mü, düşünür mü, duyar mı? Görmek için belli dalga boylarını elektriksel sinyale çeviren gözlere ve beyne ihtiyacın var, duymak için belli frekansları algılayabilen kulaklara ve beyne ihtiyacın var, dokunmak için deriye düşünmek için beyne, vs. Peki beyinsiz, gözsüz, kulaksız ruh duyar mı, düşünür mü, görür mü? Yani "ruh" dediğin kendi başına tanımsız, anlamsız, amaçsız. O ruh dediğinin harekete geçmesi için madde lazım. Madde olmadan varsa da eğer şayet ruhun bir işlevi yok. Yani buradan maddenin ve evrenin bir zorunluluk olduğu çıkarımına kadar gidebiliriz. Bu Nietsche'ye bazıları çok değer veriyor. Özellikle bengi dönüş teorisine, kâinatın kendisini sonsuz defa tekrar edip durduğu teorisine. Sonsuz defa kendini tekrar edip duran bir kâinat zorunluluktan başka birşey değildir... |
Alıntı:
dünya gezegeninde de ince ayarlar var fakat bu gezegen için zorunluluk değil, onun yerine milyarlarca gezegen olduğu için bazılarında bu ayarın olması normaldir diye açıklanır. evrende de benzer durum olması muhtemel.. ama dediğin gibi bir ihtimal de var tabi |
Alıntı:
Ayrıca kendiliğinden bir düzen zaten özünde düzensizliktir, düzensizlikte düzen ise, bizlerin gözlemiyle, az çok yapımıza, konumlanmamıza uygun düşen normlarda ve formlardalığa göre ve en temelde gelişigüzel ilişkilere ve hasbel kader bu ilişkilerde denge unsuru gördüğümüz olasılıklı hallere, bu haller dışında ise kaos ve bu hal-duruma bakarak ifade ediyoruz, o halde düzensizlik ne? İlişkilerin düzenli, ya da planlı olduğunu kim neye göre belirledi, gözlemledi? İnsan ise ifade etmek bakımından bu soyutlamaları yapıp, kullanıyor, insan düzen gibi düzensizliğide evrenden(tüm içiyle düşünün) soyutlamıştır, neden illa düzen kısmını esas almaya meyillisiniz?? İdeolojik olabilir.. Yine insan harekete bakarak düzen ayar, kararlı, kararsız, düzenli, düzensiz gibi ifadeler kullanır, aslında bu ifadeler yine insanın farklı hal, durum, hareketleri referans edip kıyaslamasıyla ilgili, yani özünde kararlı, kararsız, düzenli, düzensiz bir durum yok. Örneğin bir suyun akışı için kararlı, kararsız denebilir, ama aslında o su'da öyle bir karar da yok, kararlılıkta, kararsızlıkta, öyle bir mekanizmayı işletecek hal durumda, dik yerde hızlı akar, biz kararsız deriz belki, ya da düzensiz, daha sakin hallerine ise kararlı-düzenli deriz belki, ama bizim dememizle(referansı salt özneyi almakla, heleki kaynağı hiçe saymakla-öznelcilik) ne ortada düzen olur, ne karar ne de ayar, biz bu soyutlamaları, nesnenin hallerine göre kıyasla yaptık, hızlı akarken düzensiz dedik, yavaş akarken düzenli. neye göre yaptık, akışın hallerine bakarak... farklı şeyler, karıştırmayalım derim, bir örnek daha korkuluğun kendinde korkutmak gibi bir amacı olur mu? bence yok sizce? Ama korkutuyor! Demek ki korkan kuş ile korkutma amacı güden insanı toplasan, çarpsan, kare kökünüde alsan o korkuluğa öyle bir amaç giydiremezsin, bu amaç size aittir, o korkuda kuşa :) Neyse.. Konu bilimsel değil, fikri olarak ise, ancak felsefik çerçevede tartışabiliriz, bende öyle yaklaştım. İlk mesajımda doğal seleksiyonum organizmalar açısından geçerli bir ifade olduğunu dile getirmiştim, bu açıdan fikri bakımdan farklı bir ifade bulmanız gerekir. |
Spartacus felsefeyi seviyorsun anladım ve bilimi pek sevmiyorsun gibi:)
çünkü hep karşı çıkıyorsun. ince ayar sorunu fizikte kabul edilmiş bir problemdir. Bu ayarlar nelerdir bakalım. Evrende 4 temel kuvvet var, bunlarda en ufak bir değişiklik olsaydı yıldızlar ve gezegenler oluşamıyordu. Bigbang anındaki genişleme hızı azıcık değişseydi evren var olamıyordu gibi. Burada azıcıktan kastım baya azıcık yani 10 üzeri trilyonda birden bile az. Neyse işte bunlar neden böyle bizi var edecek şekilde ayarlanmıştır.Kimileri tanrı ayarladı diyebilir ama bilimsel cevabını da aramak gerekiyor. Belki de bu ayarlar zorunluluktu ve başka seçeneği yoktu evrenin. |
Alıntı:
Alıntı:
Korkulukta korkutmak gibi bir amaç olabilir mi? Sizce olabiliyor işte, bilimide kelime bazlı okuduğunuz için. Kaldı ki Big-Bang ve ince ayar diye bu yazdıklarınızı hele bir kaynak olarak sunun bakalım.. Korkulukta korkutmak gibi bir amaç yok, bu amaç insan ait doğru mu? Korku da kuşa ait bu da doğru mu? Şimdi korkuluk üzerine amaç çerçevesinde teoriler ortaya atacaksanız, gerisini düşünün. Evrende(irademiz dışıyla, genel anlamıyla evren kastıyla) düzen filan yok, karar da yok, kararsızlıkta, ayar da ayarsızlıkta, ayarlayan da yok ayarlanan da, bu ifademi ise bu terimlerin neye göre kullanıldığı çerçevesinde önceki yazımda açıklamıştım. yani ifademi, düşüncemn kaynağıyla açıklıyorum, kural değil kanun değil, alır eleştirisiniz, ama böyle 4 kuvvet var, ince ayar var çerçevesi ile gelirseniz, ben size, ifadenize de anlam veremem, belki de kimbilir, aslında bu tür ayar, düzen gibi terimler özneye insana göredir, evrene bunu indirgeme, ikame ederseniz korkuluğa kuşları korkutma amacı ikame etmiş ve bu amacında korkuluğa ait olduğunu bana söylemiş olursunuz ki ben anlayamam sizi, belkide kapasitem yoktur kimbilir... Kozmolojik doğal seleksiyon, siz zaten evren dahili kuvvetlerden bahsediyorsunuz, hangi seleksiyondan bahsediyorsunuz, bahsettiğiniz kuvvetler zaten evrende, yani harici değil ki dahili. Doğal seleksiyon dikkat ederseniz bir çevre, ortam dahilinde anlamlı ve ayrıca organizma etken burada, siz olmayan evreni, etken yapamazsınız, o halde elenen ne? henüz size göre ortada olmayan evren mi elendi? İyi düşünün, ortada pıtır, pıtır pıtırcık bir dolu veren olmalı, sonra bunalrdan bazıları değişime ayak uyduramadığı için elenmeli... Baştan eleştirimi yaptıım, önerimi de bu seleksiyon ifadesi yerien başka ifade bulmanız daha yerli yerinde olara yaptım :) Birde akademik dil kullanmamak namına bende zorlanıyorum desemde inanma, yoksa bilimden de hiç anlamam ama böyle kendimi perdeliyorum, zira sizin biliminize, her türlü fikrinizin bilim olmasına da benim aklım ermiyor. |
Alıntı:
Hatta gören, duyan, düşünen beyin de değildir dersem, itiraz dahada büyüyecektir. Ama soru buysa ve bilemiyorsak, cevapta zaten BİLİNDİK bir cevap olmayacaktır, ters bir cevap olacaktır. Bu soru/cevap 'ın yapısından kaynaklanır. Birde eğer biz her soruda BEYİNE destek ararsak, veya inandığımız her neyse ona ararsak, sorularımız soru olmaz, bildiğimiz bir şeye TASDİK aramış oluruz ki buda zaten soru/cevap yerine CEVAP/CEVAP şeklinde olur. Ben bu konuda çok şeyler yazdım, yazıyorumda şu mesajda bu sorulara genel cevap olur. Alıntı:
Yani mikrorganizma veya mini yaşam şekline dönüp, doğaya karışıp gidiyor. Aslında ölen bir şey yok, sadece beden parçalanıyor, ufalanıyor. Özetle burada sadece ruh bir deneyim değil madde de bir deneyim yaşıyor, yaşamış oluyor. Yaşamıda yaşam yapan zaten bu minik canlılar, yoksa ruh tek başına yaşam değil, buraya yaşamda getirmişler değil, ama heyecan getirdikleri kesindir. Bir gün tüm insanlar ölse, onlar burada gene aynen devam edecekler, tıpkı önceden de devam ettikleri gibi. Bir nevi karşılıklı çıkar ilişkisi gibide diyebiliriz, ortadaki bu duruma. Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:46 . |