![]() |
Nasıl başladı
İlk şüphem muhammedin evi ve misafirleriyle ilgili ayeti okumamla başladı. Ancak sorgulamak günaha girmek demek olduğundan
beni sıkıntıya sokuyordu.Ama şüphelendim bir kere işte sürekli lazımmış gibi "Hiç şüphesiz" deyip duran kitaptan. ve sonra şüphe ettiğim halde günah diye sorgulayamamaktan kurtulmak ne kadar da rahatlatıcıymış anladım :) Bu sadece zaman meselesiydi. Tüm dinlerin sonunun çözümü zaman. Tarihe bakınca bunu görüyor insan. Yunanın zeusu varsa arabın allahı var :) |
Bende din felsefesini sorgulayarak başladı.
Ahiretteki cezalandırmanın mantığını yanlış buldum. Kanıt olmadan ceza neden var? milyonlarca insan suçsuz yere sonsuz cezaya nasıl çarptırılabilir? Diğer bir sorun da herkesin din seçiminin kültürden etkilenmesiyle ilgili. Okyanusun ortasındaki küçük bir adada doğsam Kurandan haberim olmayacaktı bile. Ya da farklı bir dine inanacaktım. Başlangıç kısmı buralardı |
Alıntı:
|
Ben sonsuz azabı hiçbir zaman kabullenemedim. Hadi kanıt olmadan bizi inanmaya zorluyor diyelim. Böyle bir imtihandan da başarısız olduğumuzu kabul edelim. Bunun karşılığı cehennemde ebedi azap görmek mi olmalı? Bana ödüllendirme de cezalandırma da hiçbir zaman mantıklı gelmedi. Cezalandırma çok acımasızca ve hiç adil değil. Ödüllendirme de inandırıcılıktan çok uzak. Başkaları cehennemde cayır cayır yanarken ben cennette hurilerle nasıl gönül eğlendirebilirim ki? Müslümanların bu hususu düşünmemesi ya da dert edinmemesi gerçekten ilginç..
|
Sanırım çoğu insanın ortak noktasından biride cehennem ve korkutma konusu. Bu dünyada iki dakikalık yakarak öldürme vahşetine gerçek islam bu değil diyenler cehennemde ebedi yananlar varken bencilce cennette takılmaya razılar galiba.
|
İslam dışındaki tüm dinler insan ürünü veya Allah göndermiş olsa bile bozulmuş. İslam neden farklı olsun ki ?
İlk sorgulamam bu soru ile başladı. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Hoşgeldiniz sevgili uguler. :)
|
Hoşbulduk :)
|
Alıntı:
İnsan ancak sorgu ile düşünebilir. Bu nedenle islam da felsefe yasaktır, özünde bilimde yasaktır. Çünkü soru sormak=düşünmek->felsefe->sorgulamak=bilimdir. Asla tartışılamaz kurallar koymak, insana dönüp ey insan sen bir hiçsin demekten başka bir şey değildir. Bu birilerinin de işine geliyor, düşünsenize , bir şey buyuracaksınız, kimse sorgulayamayacak, çıkıp kişiye desenki sen bir kayasın, emrediyorum şu dağın başında kaya ol, sorgulamazsa elinde kalan tek seçenek kendisini kaya ilan etmektir... Dinler özünde genişletilmiş, meşrulaştırılmış, resmi mafya örgütlenmeleridir, daha doğrusu daha kitlesel zemine, daha bir sistematik olarak nüfuz ettirilmiş, hatta emir-komuta zinicirinide barındıran, belirli bir azınlık örgütünün tepesini temsil ettiği(ki ayetleride onlar üfürmüştü zaten) bir mafya örgütü.. Siz düşünmeyin, bezirganlar-özür mafya babaları- sizin ne düşüneceğinize, ne yiyeceğinize, kimle evleneceğinize hatta yatak odanızı kaç kişiyle pay edeceğinize kadar, karar verirler.. Eee bezirganlar her şeye sizler adına karar veriyorsa, siz neden düşüensiniz=> sorgulayasınız ki! => DİN BU. Ortaçağ ve evvelde bir kural var Ortadoğu dinlerinde, düşünmek yalnızca Allah'a mahsustur, yönetmekte. Allah kim? İşte iktidarda olan hangi kral, bey, efendi şu ya da bu ise, düşüğsnenize insanın yasa yapamayacağının iddia edildiği dönemler, sebep, ancak Tanrı düşünebilir ve yönetebilir, iyide tanrı kim? oturup tartışsak, şu yasaları bir gözden geçirsek, zinharrr, bunu alın direğe bağlayın yakın! :) |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Utanarak insanların yüzüne doğrudan söylemeyeceği bir şeyi allahın ağzından söylemiş olabilir diye başladı.
|
Sadece o ayet mi? Ahzap suresinin elle tutulur bir tarafı yok ki...
|
Kuranı baştan sona türkçe okumadım sadece ilk ona denk geldim.
|
Alıntı:
|
Benim sorgulama sürecim çok erken yaşlarda başladı aslında. 10-12 yaş aralığındaydım ve sonsuz cehennemde yanacakları için müslüman olmayanlara acıyor, onların yerine tasalanıyordum. ben eninde sonunda cennete gidecektim o konuda bir sıkıntı yoktu. anlamaya çalıştığım şey farklıydı.
Sırf inanmadıkları için milyarlarca insanı sonsuza dek ateşle işkenceye tabi tutacak olan tanrı vicdanlı bir tanrı olabilir miydi? o zaman biz niye melekler gibi saf temiz yaratılmamıştık, onlar torpilli miydi? Bu ve benzeri sorularla geçen yılların ardından 30 yaşıma kadar sabredebildim din denen şeye.. ve bu süreçte hiçbir ibadet yapmadım desem yeridir. sadece bazı geceler dua ediyordum hepsi bu. Kuranı baştan sona onlarca kez okumuştum. hiçbir şekilde beni etkilemiyor,çarpmıyor, hayranlığımı kazanmıyordu.. vay be ne söz söylemiş tanrı helal olsun. demiyordum :) ayetler arası çelişkileri tespit ediyordum ama üzerine gidemiyordum çoğu zaman.. üzerine gittiğimde ise kafamdan bahaneler ve savunmalar üretip kuranı haklı çıkarmaya çalışıyordum. ama çoğunlukla haklı çıkaramıyordum. çünkü vicdan ve mantıkla çelişen sözler o kadar fazlaydı ki, başa çıkmak mümkün değildi. Sonra tevrat ve incile taktım kafayı. belki onlar tanrı sözü olabilirdi, düştüğüm bu boşluktan beni çekip çıkartabilirlerdi. uzun uzun onları da inceledim. fakat sonuç gene hayal kırklığı oldu. Peki bir tanrının var olmasını ister miydim? tahmin edemeyeceğiniz kadar çok isterdim... :) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kur'an âyetlerini okuyup feyz almam gerekirken, kimi çelişkileri hazmetmek ve inancıma uydurmak için çaba sarf etmekteydim. Bu çabanın temel kaynağı da Kur'an İlah'ının sürekli tehditleri idi. Ebedi olarak Cehennem'e gitme korkusu, okuduğum her şeyi kabûle zorlamaktaydı beni. Alıntı:
Doğrusu; İncil'i - Matta/Markos/Luka/Yuhanna - okuduğumda ayaklarım yerden kesildi âdetâ. Ben, Tanrı inancı olmadan yaşayamam. Zihnimde oluşturduğum Tanrı algısı, MESİH'in öğretişlerindeki Tanrı idi. Ama; o zamana kadar İncil okumadığım için - Müslümanlarca 'muharref' kabul edilir ya - bunun farkında değilmişim. Tevrat ve Kur'an biribirine daha çok benizyor sanki. Yasalar, şeriat, katı kurallar vs. Fakat İncil çok farklı. İncilde daha ziyade bir ilkesellik gözlemledim ben. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu kitaplar içinde incil en elle tutulur olanı, buna katılıyorum :) |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:40 . |