![]() |
Cumhuriyet Tarihinde Türk Irkçılığı
Sevgili arkadaşlar,
Konuya girmeden önce yararlandığım kaynakları vereyim. 1- TÜRKİYE'DE ULUS İNŞASI VE DİL DEVRİMİ (1839-1936) Mehmet ÖZDOĞAN 2- İsmail Beşikçi - Türk Tarih Tezi, Güneş-Dil Teorisi ve Kürt Sorunu 3- Wiki'den İttihat ve Terakki, Mahmut Esat Bozkurt, İzmir İktisat Kongresi, Türk Tarih Tezi, Güneş-Dil Teorisi, Mu kıtası 4- Avrupa Demokratik Halklar Konfederasyonu (AHDK) Ne Mutlu Irkçıyım Diyene 5- İsmail Beşikçi - Cumhuriyet Halk Fırkasının programı ve Kürt Sorunu 6- Sait Yılmaz (21.yy Enstitüsü) Kürtlerin Kökeni ve Kürtçülük --/-- 1. kaynakta, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ve hemen öncesinde Avrupa'daki ulus devlet ve milliyetçilik akımları hakkında genel bilgiler/anlayışlar verilmiş. Buna göre Avrupa'da, özellikle Sosyal Darwinizmin etkisi altında (güçlü olan ırkların ayakta kaldığı, diğer aşağı ırkları domine ettiği tezi) olan "üstün beyaz ırk" düşüncesi hakim. Türkleri sarı (aşağı) ırktan gösteren çeşitli İngiliz/Fransız yayınları çıkmış. Osmanlı'ya tabi Avrupa'da milliyetçilik akımları baş göstermiş. Osmanlı Devleti, İttihat-ı Anasır projesiyle bu ayrılıkçı milliyetçileri birleştirerek devlet anlayışını eşitlikçi/laik yeni bir düzeye çıkarmak istiyor ama başaramıyor. İttihat Terakki, İttihat-Anasır projesini baltalayan Osmanlı kökenli bir milliyetçi akım olarak ortaya çıkıyor. Babıali baskınıyla darbe yapıyor ve hükümeti ele geçiriyor. Türkçü Turancı bir çizgide olan İttihat Terakki, gerek Ermeni - Rum katliamlarında, gerekse Türkçü Turancı politikaları sebebiyle milyonlarca Anadolu Halkının ölümüne sebep oluyor. Alman/Fransız/İngiliz çıkarları için Rusya içindeki Ermenileri kışkırtması, Rusya'nın karşılık olarak Anadolu içindeki Ermenileri kışkırtması sonucu Anadolu'da 2.5 milyondan fazla Ermeni/Rum/Türk/Ezidi/Süryani/Kürt ölüyor. Türkçü Turancı politikaları gereği Almanya'nın yanında Osmanlıyı 1. Dünya Savaşına sokuyor, ağır bir yenilgiyle sonuçlanıyor. Osmanlı parçalanıyor. İttihat Terakki kendisini feshediyor. Cumhuriyetin kuruluşu sırasında İttihat Terakki'nin kurucuları ve örgütü Kurtuluş Savaşında yer alıyorlar ve kurulduktan sonra ilk milletvekilleri ve bürokratlar içinde oluyorlar. İttihat Terakki'nin kurucularından biri olan Ziya Gökalp, Türkiye Cumhuriyetinin Türk Milliyetçiliğiinin esaslarının kurucu babası oluyor. Öyle ki, Atatürk: "Benim biyolojik babam Ali Rıza Efendi'dir, ama fikirlerimin babası Ziya Gökalp'tir." diyor. Atatürk'ün bir Fransız okulunda okumakta olan manevi kızı Afet (İnan) babasına bir Fransız kitabından; Türklerin sarı (aşağı) ırktan olduğunu yazan bir paragrafı gösteriyor. Atatürk bunun üzerine gerek meclistekilere, gerek bürokratlara, gerekse tarih akademisyenlerine durumu araştırmalarını söylüyor. 1. ve 2. kaynağa göre, sarı ırktan sayılmak Cumhuriyetin kurucularının oldukça ağırına gitmiş olmalı ki, hemen bir Türk Tarih Tezi, ve bu oluşturulan tezi dayanak göstererek Güneş-Dil Teorisi oluşturuluyor. Canhıraş bir şekilde Avrupa'ya Türklerin sarı ırktan olmadığı ispatlanmaya çalışılıyor. Kaynaklara göre, bu tezlere/teorilere (?) epey mesai ve para harcanıyor. Türk Tarih Tezi'ne göre, tüm Avrupa, Çin, Hindistan, İran, Anadolu (Ermeni-Rum-Kürt-Hitit-Eti-Roma), Afrika ülkelerinin ataları Türktür, medeniyetlerini Türklere borçlulardır. Bu iddia kanıt olarak gösterilerek Güneş-Dil Teorisinde de tüm dillerin kökeni Türk dilidir deniyor. Dönemin koca koca profesörleri, ordinaryusları konuya memur ediliyor ve bilimsel antropolojik (?) çalışmalar yapıyorlar. Örneğin, 64.000 mezar kazılıyor, kafatasları çıkarılarak çevresi, burun uzunluğu vesaire ölçülüyor. Anadolu'nun her yanına araştrıma ekipleri gönderiliyor, insanların kafa çevreleri, burunları, boyları ölçülüyor, kan grupları tespit ediliyor. Türk Tarih Kongreleri ve Türk Dil Kongreleri düzenlenerek bulgular konferans düzeninde paylaşılıyor. Önce Türk ırkının brakisefal (beyaz ırk) olduğu ispatlanarak (?) Avrupa'lı cahillere hadleri bildiriliyor, sonra Avrupalılığın kökeninin Türkler olduğu ispatlanarak (?) üste çıkılıyor, daha da sonra Avrupa dillerinin kökeninin Türkçe olduğu da ispatlanarak (?) üstünde zıplanıyor. Bu kongrelere katılan tüm akademisyenler, ellerinde/dillerinde yağdanlıkla gelip Atatürk'e methiyeler düzüyorlar. Konuşmanın %70'ini methiye düzmek, %29'unu Türkü övmek, %1'ini bilimsel (?) bulguları anlatmak oluşturuyor. Günümüzde hem Türk Tarih Tezi, hem Güneş-Dil Teorisi "bilimsel olmaktan uzak romantik girişimler" olarak değerlendiriliyor. Kaynaklardan alıntı yaparak, yorumlanarak devam edecek. Sevgiler |
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ulus devlet ve Türk Milliyetçiliğinin inşasında ortaya bir Türk Tarihi, Türk Dili, Türk insanı prototipi çıkarmak zorunlu olarak görülmüş.
İzmir İktisat Kongresinde hedeflenen Türk prototipinin genel çizgileri belirleniyor. Alıntı:
Alıntı:
Devam edecek. Sevgiler |
Ne mutlu Irkçıyım diyene!
Alıntı:
|
Nasıl ki; Kürtlere "dağda kart, kurt, Kürt" oldu demişler, ve Kürtler de bu yalana karşı kendilerini savunma ihtiyacı gütmüşler. Türkler de Avrupalıların uydurdukları "sarı ırk" yalanına karşı kendilerini savunma ihtiyacı gütmüşler.
Paylaştığınız wikipedia başlağında da yazıyor. Türk Tarih Tezinde Avrupalıların yaptığı gibi, bir ırkı aşağı görme durumu yoktu diye. Onun için Türk Tarih Tezi'ni Avrupalarınınki gibi siyasal Irkçılık kategorisi altında değerlendirmek, objektif bir bakış açısı olmaz kanaatimce. Avrupalılar Türkleri aşağılamasalar belki böyle bir çalışma yapılmayacaktı bile. Türklerin Avrupalara karşı biz aşağı ırk değiliz düşüncesiyle oluşturdukları, saçma sapan bir bilimsel bir çalışma bu. (Siyasal Irkçılık diye bir şey de var elbet bundan ayrı olarak) İnsanlar arasında ırk diye bir sınıflandırmanın yapılamayacağını, sadece Fenotip'lerin olduğunu bilim adamları bağırıp duruyor. Bizim Irkçı'lar okumadıkları için... Türk Irkının olduğunu, damarlarda özel kanların dolaştığını sanıyorlar. Ben şuna eminim ki; Türkiye'de (devlette, uygulanan politika bazında) bir Almanya gibi Irkçı ideoloji hiç olmamış. Öyle olsa Kürtleri direkt Türklerden ayırırlardı. Kürtleri Dil ve Kültür anlamında Türkleştirmeye çalışmaları bile, Irkçı olmadıklarını gösteriyor aslında. |
Sevgili arkadaşlar,
Türk Tarih Tezi ve Güneş-Dil Teorisi günümüzde "bilimsel olmaktan uzak, romantik düşünceler" olarak değerlendiriliyor" demiştim. Atatürkçü çevreler durumu; "yeni ulus-devlet oluşturma sürecinde halkın kendine güveninin/inancının oluşturulması adına yapılması zorunlu bir iş" olarak görüyor ve bu tutumun ırkçılıkla ilgisi olmadığını söylüyorlar. Onlara göre o yıllarda Sosyal Darwinist Avrupa, "üstün beyaz ırk" olmanın verdiği ruhsatla çok daha acımasız katliamlara imza atmıştı. Türkiye Cumhuriyetinde bu güdüyle bir katliam olmadığı için yeni ulus-devlet oluşturma sürecinde Türkleştirme normaldir ve ırkçılık değildir. 1. kaynak, bu görüşe paralel bir sonuçla konuyu bağlamaktadır. --/-- Türk Tarih Tezi'nin 2. ve sonraki kongrelerinde antropolojik incelemeler kanıt olarak gösterilmiş, Anadolu'da tüm bölgelerde yapılan incelemelerde kafatası biçiminin, çevresinin, burun büyüklüğünün arasında önemli farklar olmadığı, hatta Avrupa'dan gelen bazı kafataslarıyla karşılaştırıldığında da fark görünmediğinden hareketle, Anadolu'da yaşayan Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin Türk olduklarına, Avrupa'nın da Türk ırkından olduğuna, Türkçe konuşmayanların geçmişini unutan Türk olduklarına hükmedilmiştir. Bu hüküm gereği, Kürt diye bir ırkın olmadığına, Kürtçe'nin bozuk bir Farsça olduğuna yönelik beyanlar verilmeye başlanmıştır. Bazı söylemler o kadar saçmadır ki, Kürt sözünün arpa yiyen atın ağzından çıkan "kırt kırt" seslerinden türediğini (günümüzde bir paşanın karda yürüyen kişinin duyduğu kart kurt sesinden türediğini iddia etmesi gibi) söyleyen bile çıkmıştır. --/-- İsmail Beşikçi ve eserleri üzerinde biraz durmak istiyorum. İsmail Beşikçi komünist bir yazar/toplumbilimci/düşünürdür. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk solcularının da Türkçülük akımına kapıldıklarını söyler ve şiddetle eleştirir. Türk Tarih Tezini ve Güneş-Dil Teorisini bilimsel olup olmaması yönüyle inceler, eleştirir. Bu tezlerin savunulmasındaki tutarsızlıkları "bilim etiği" ile ele alır, tezlerin içindeki gizli sosyal adaletsizliği, baskıyı, ırkçılığı, asimilasyonu ve süreci sosyal yönüyle ele alır. İyi bir araştırmacıdır. Kitaplarındaki tüm alıntılar resmi tarih kaynaklıdır. Resmi ideolojiyi eleştirdiği için hayatının 17 yılını hapiste geçirmiştir. İsmail Beşikçi, "Türk Tarih Tezi, Güneş-Dil Teorisi ve Kürt Sorunu" kitabının 226. sayfasından itibaren Dr. Engin Arın'ın Türkleştirme önerilerine yer verir. Alıntı:
Has Türk Dr. Engin Arın ve azınlık ırkçılığı ile İngiliz browny usulü mücadelesi... Sevgiler |
Alıntı:
İngiltere'de okulda çocuklara İngilizlerin "Oath of Allegiance" dedikleri ve tarihi 1500'lere kadar giden geleneksel yeminin oyununu yaptırmışlar. (Çocuklara Şehzadenin, kılıç kuşanma yemininin yaptırılması gibi) https://en.wikipedia.org/wiki/Oath_o...United_Kingdom) Bu yemini edenler; 1. Kamu hizmetçileri. 2. Vatadaşlığa geçenler. Öğrenciler değil. Dr. Engin Arın döneminde yeminin şekli; "I, (Insert full name), do swear that I will be faithful and bear true allegiance to Her Majesty Queen Elizabeth, her heirs and successors, according to law. So help me God." 1978'den sonra ise "help me God" kısmı yeminden kaldırılmış. Burada üzerinde düşünülmesi gereken şey, Ulusalcılığa, Irkçılık denebilir mi? Ben ulusalcı değilim fakat bence denemez. Bunun değerlendirilmesi lazım. |
Türk ırkçılığı şu an gereklidir ve akılcı yöntemdir.İslamcılığa karşı da en büyük silahtır.
|
Alıntı:
Şeriatçılık bir, ırkçılık iki dünyanın başına bela bunlar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Sayın Şüpheci Dinsiz'in yazdıklarında birçok yanlı ve yanlış bölüm var. Hepsini tek tek düzeltmeye gerek de zaman da yok. Belli başlılarını düzeltelim, mesela Güneş Dil Teorisini ortaya atan kişi Barenton adında Fransız bir dilbilimcidir, yani bu teoriyi Atatürk ya da Cumhuriyeti kuran kadro ortaya atmamıştır. Barenton, dünya üzerindeki tüm dillerin Orta Asyadaki bir ata dilden doğduğunu ve bu dilin eklemeli bir dil olduğunu söylemiştir. Bizimkiler de "Ee, Orta Asya?, ee, eklemeli dil? Hah, bu olsa olsa Proto-Turkic olmalıdır" deyip bu tezi kullanmışlar. Ayrıca bu tez biraz da batıdaki o yıllarda okul kitaplarında bile okutulan "Dünyadaki tüm dillerin Aryan dilinden geldiği" tezine bir yanıt niteliğindedir. Ama Sayın Şüpheci Dinsiz ve benzeri düşüncedekiler batılıların "Aryan Güneşi" tezini yıllarca okullarda okutulmasına rağmen hiç gündeme getirmezler, ancak bugün bir tek savunucusu dahi olmayan ve aslen bize de ait olmayan bir tezi, bir ara kullanıldı diye dillerine pelesenk ederler. Bu tutumda kuşkusuz ki iyi niyet ve samimiyet yoktur.
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dünyadaki mevcut durum, zamanın ruhu ırkçı/nationalist bir ortamdı, bugün nasıl ki batıdan etkileniyoruz, demokrasi diyoruz, insan hakları diyoruz vb. o devirde de batı örnek alınınca ve batıya karşı savunma refleksi geliştirince ortaya o çıkmış. Çünkü o devirde batılılar kendilerini "üstün ırk", diğerlerini "aşağı ırk" diye adlandırıyorlar ve Türklerin adı da aşağı ırklar listesinde geçmekte ancak sizler bu duruma yanıt niteliğinde olan ve döneminin şartlarındaki bir cevabı eleştirip, batıya toz kondurmuyorsanız, burada iyi niyet yoktur. Sayın Boolean'ın da değindiği gibi Cumhuriyeti kuran kadro ırkçı mırkçı da değildi, ırkçı olsa dediği gibi Kürtleri, Lazları vb. Türk "sayma" eğiliminde olmazdı. Çünkü ırkçılıkta aşağı kabul ettiğin adamı kendinden saymama eğilimi vardır, tam tersi yani... Yıl olmuş 2015, bugün hâlâ yok Güneş Dil Teorisi'ni yok bilmem neyi, bugün kimsenin savunmadığı şeyleri ısıtıp ısıtıp günmede getirmenin anlamı ve amacı nedir? Madem gündeme getiriyorsunuz batınınkileri de getirin ki bir anlamı olsun. Çünkü Türk tezlerinin hiçbir durduk yere ortaya atılmış tezler değil, batılı diyor ki "tüm diller bizim ata dilimizden geldi", buna karşılık olarak bizimkiler de (kendilerine de ait olmayan) bir tezi yanıt olarak sunuyorlar. Batılı diyor ki "en sütün ırk biziz, sarı ırk, siyah ırk vb. aşağıdır" bizimkiler de diyor ki "biz aşağı ırk değiliz" vb. Burada kimi suçlamanız ya da eleştirmeniz gerekir? Ben bu tür kişilerin bir türlü Anadolu'da barış olmasın, sürekli Türk-Kürt gerilimi sürsün isteyen kişiler olduklarını düşünmeye başladım. Mesela facebook'ta da arada Edip Yüksel'in sayfasına bakarım, durup durup geçmişi kaşıyan bir tavrı var, sürekli bir Türk-Kürt kışkırtması içinde, utangaç Kürtçülük yapıyor. Sayın Şüpheci Dinsiz'de de aynı tavır var. Görünüşte asla Kürtçü değil, asla Türk düşmanı değil, ama tavırları sürekli kışkırtıcı, geçmişi kaşıyıcı tarzda. Bu tarzınız Türk milliyetçiliğiyle alakası olmayaları bile Türk milliyetçisi haline getirir, sizi uyarayım. Bu yazdığınız yazı samimi olsaydı, aynı dönemdeki batıdaki tezleri ve teorileri de yazar, onları da eleştiri ve "yav baksanıza geçmişte dünya ne kadar ilkel bir haldeymiş" tarzı bir yorumla bu bilgilendirme yazısını bitirirdiniz. |
Alıntı:
Japon Sosyalist Mizuho Fukushima da, Kürtçü zaten. "biji kurdistan" diye bağırırken çekilmiş bir resim. :) http://jto.s3.amazonaws.com/wp-conte...0090917f2b.jpg |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kürdistan adı üzerinde Türkiye gibi ulusal bir devlet ismidir. PKK da "Kürdistan işçi partisi" adıyla kurulmuş bir örgüttür. Türk ulusalcısı olmayacağız da, Kürt ulusalcısı mı olacağız? Sosyalizm ayrı, ulusalcılık ayrıdır. Bireylere bakarak ideoloji değerlendirilmez. Bence siz de sosyalizmi ayrı, bu insanları ayrı değerlendirin. |
Alıntı:
Bu konuda Lenin'in Sol yayınları tarafından derlenen Ulusal Sorun üzerine yazılarını veya İbrahim Kaypakkaya'nın Kürt özgürlüğü özelinde ele aldığı ''Türkiye'de Milli Mesele'' isimli yazısını okuyabilirsin. |
Alıntı:
Hemen geldiniz olayı İbrahim Kaypakkaya ile Deniz gezmiş olayına getirdiniz. :D Biliyorsunuz sosyalistlerin bundan bölündüğünü tabi. :D İlla gelip karıştıracaksınız yani. :D |
Alıntı:
|
Alıntı:
İlericiliği de İkinci Dünya Savaşına kadar. Türk ulusçuluğu daha sonra zarar vermeye başlamış Türkiye'ye. Çünkü tek uluslu devlet modeli, imparatorluktan kopan çok etnisiteli bir ülkeye tam oturmamış. Bu modelin Türkiye gibi demografik özellikleri olan ülkelerde sorun çıkardığı PKK gibi unsurlardan görülüyor. Bir Japonya veya Kore olsaydı Türkiye. Yani nüfusun tamamına yakını tek etnisiteli olsaydı, problemsiz işe yarardı. Türkiye'ye Japonya modelinden ziyade, Brezilya modeli uyuyor. (Şahsi kanaatim) |
Alıntı:
Ne diyeceksiniz, ''Atalarımız çok iyi çadır kurar, çok iyi koyun sağardı''mı? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Arapçı olduğunuz belli işte. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Eğer uygulanıyor olsaydı, misalen gayrimüslimlerin cizye vermeleri, devlet yönetiminde herhangi bir yer ve görevlerinin bulunmaması gerekirdi.Halbuki 2. Meşrutiyet sürecinde Ermeni, Rum ve hatta Yahudi bakanların dahi kabinede yer aldıklarını bilmekteyiz. |
Alıntı:
Dur makaleyi ve haritasını bir daha paylaşayım > makale Sizin çadır sakini yağmacılar mor bölgedeler, Türkler Karasuk (Karasu) bölgesinde. https://upload.wikimedia.org/wikiped...d_1000_BCE.png |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Brezilya, tüm nüfusu toplama olan (kimi zamanında Afrika'dan getirilmiş kölelerin torunları siyahi, kimi Avrupa kökenli, kimi ise yerli Kızılderili kökenli) bir halk. Dil olarak da Portekizce ülkede hakim olmuş, kendi anadillerini unutan Afrikalısı, yerlisi de o dili benimsemiş olmuş bitmiş... Amerika da Brezilya gibi. Bizdeki durum bunlardaki gibi değil. Bizde herkesin kendi dili var, kimse dilinden vazgeçmeyi de düşünmüyor ve herkes yaşadığı bölgenin yerlisi. Yani saydığın ülkelerdeki federasyon doğal olarak oluştu, başka çare yok, bizde ise federasyonu neye göre kuracağzı? Ya dil ya dine göre olur bizde o da uzun vadede bölünme getirir. Brezilyalıların bölünme ihtimali yok, çünkü yerliler kendi dillerini unutmuş, bırakmış, Afrikalılar da öyle, bölünse ne olacak? Yine Portekizce konuşacak :) |
Alıntı:
Eğer Kürt halkı, Türkler ile birlikte yaşamak istemiyor, kendi geleceklerini ellerine almak istiyorlarsa bir Sosyalistin bu konudaki tutumu, söz konusu halkın iradesine saygı duymak olmalıdır ki aksine bir tutum Kürt halkının iradesi üzerinde bir ipotek koyma anlamına gelecektir ki bu da açık bir şekilde gerici bir ezen ulus milliyetçiliğine tekabül etmektedir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Mesela Kürtler Türkiye'ye sonradan gelmiş olsalardı, kuralları ve yasaları önceden kabul edip gelmiş olacaklarından, karşı çıktıklarında onlara "zaten sen bilerek geldin" derdik belki; Fakat durum öyle değil. Bu insanlar yaşarken üzerlerine devlet kurulmuş. Onun için Türkiye'yi bölgelere göre ayırıp, her bölgeye kendi mahalli idaresini vermek haksızca görünmüyor bana. Burada Kürtler kilit unsurlar. Yani "biz Türkiye'den ayrılmak istiyoruz" derler mi? Siz bunun kaçınılmaz bir sonuç olduğunu düşünüyorsunuz. Ben ise Türkiye zaten Kürtlerle iç-içe geçmiş olduğundan. Onların Batı bölgelerini bırakabileceklerini sanmıyorum. Ya da Türkiye'de vatandaşlık hakları geliştirip. Suriye topraklarında bir Kürt devleti kurmalarına yardım edilmelidir ki; Ermenistan kuruldu, Yunanistan kuruldu, Bulgaristan kuruldu Kürtler bir devlet kuramadılar biliyorsunuz. Psikolojik anlamdaki "bizim bir devletimiz yok" anlayışı ortadan kalksın. |
Alıntı:
O yıllarda Türk antropologların düştüğü hataya başta İngiltere/Fransa/Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesi de düşmüş çünkü Türk antropologlar zaten bu ülkelerde okumuşlardı. Günümüzdeki anlayışta; - "Beyaz ırkın üstün olduğu, diğer ırkların aşağı olduğu" fikri ilkeldir. - Sarı ırk olmakla suçlanan bir grubun bundan utanç duyarak canhıraş bir şekilde kendisinin de beyaz ırktan olduğunu ispata çalışması iki kez ilkeldir. "Sarı ırk değiliz ama sarı ırkın aşağılanmasına sonuna kadar karşıyız" demek daha onurlu olurdu. - Zaman bağımsız olarak; belli etnik grupların diğerlerinden üstün olduğunu savunmak ilkelliktir. --/-- Konuyu açarken kaynakları verdim, kaynakları seçerken farklı görüşleri de seçmeye çalıştım, kendimce önemli gördüğüm kısımları kısa alıntılarla vermeye/yorumlamaya çalışıyorum. Konu uzun, tüm kaynakları buraya aktaramam, dileyen arkadaşlar kaynaklardan daha ayrıntılı inceleyebilirler. --/-- Kut, Forumlarda fikirlerdir tartışılması gereken, kişiler değil. Örneğin başlığın amacı Şüpheci Dinsiz'in samimiyetini ölçmek değil, Cumhuriyetin kurucularının ve süregelen devletin ırkçı olup olmadığını tartışmaktır. Bunun için, devletin ortaya ne koyduğu, uygulamalarının ve sonuçlarının ne olduğunun iyi irdelenmesi gerekir. Bu konuya yapıcı bir katkınız varsa, beklerim. Ama önce safsata konusunu okuyun ki sizi muhatap almaya devam edeyim. Bana taktığınız yaftalardan gına geldi çünkü. |
Türkiye'de bence bu saatten sonra kurulacak bir federasyon uzun vadede kesinlikle bölünmeyle sonuçlanır. Çünkü federasyon, zaten önceden ayrı devletler olan yapıların, gönüllü olarak birleşerek tek bir devlet yapısında olmayı denemeleri/istemeleridir. Mesela Çekler ile Slovaklar önceden zaten ayrı iki devletti, soyları ve dilleri çok çok yakın olduğundan "dur bakalım ya, birlikte yaşayabiliriz o zaman" dediler, ama baktılar ki olmadı yeniden ayrıldırlar. Yoguslavya da benzer bir örnketir, Sırbistan, Hırvatisyan vb. zaten önceden de vardı.
Almanya'da da bir sürü krallık vb. vardı onlar devletleşti ve birleşti, Bavyera ayrıdır, Saksonya ayrıdır vb. dilleri bile hayli farklı aslında, ortak/üst Almanca denen dille anlaşırlar yoksa Bavyeralı kendi dilini konuşsa Berlinli zor anlar. İtalya'da da bir sürü presnlik, krallık vardıi savaşığ duruyorlar, "dur ya ne savaşıyoruz, birleşelim" dediler. Mesela Venedikçe diye bir dil hala vardır ve farklı bir dildir... Kısacası bizde böyle bir durum yok, o nedenle keyfimize göre federasyon olamayız. Ha, zamanında Osmanlı canavar gibi genişleyerek, beylikleri işgal etmeseydi, mesela Saruhanoğulları, Karamanoğulları, Mengücekoğulları, Aydınoğulları vb. bugüne dek tıpkı Alman ve İtalyan örneklerinde gibi gelseydi, bugün aramızda az çok şive-lehçe farkı da olacaktı doğal olarak, yani birden fazla Türk lehçesi olacaktı Anadolu'da. Her beylik, kendi delet yapısını, kültürel yapısını sürdüregelseydi, zaten ister istemez biz de federasyon olurduk/olacaktık. Fakat bu saatten sonra neye göre bölüneceğiz? Elde kala kala dil ve mezhep kalıyor. Bir ülkeyi dil ve mezhebe göre bölerek federasyon olmak, bölünmeye davetiye çıkarır. Belki mevcut coğrafi bölgelere göre federatif "sancak"lar kurulabilir. Ege Sancağı, Marmara Sancağı vb. 7 tane. Bunların üzerinde İstanbul da "bağımsız" bir sancak olur, aynı zamanda payitaht/başkent olur, 8 bölgeli bir yapı olabilir. Yani bölünmeyi ırka, dile, soya sopa ya da dine göre yaparsak sıkıntılı olur, yönetim kolaylığı olması için, yerel yönetimleri güçlendirmek için, halkın yönetime katılmasını kolaylaştırmak için böyle, "bölgeyi" baz alan bir federasyon "belki" olabilir. Ama bu bile bence sakıncalı, mesela Ege-Marmara sancakları kendi aralarında "seküler" bir ittifak, İç Anadolu ve Batı-Doğu Karadeniz sancakları ise "muhafazakar" birlikler kurup uzun vadede ayrılıkçı eğilimler gösterebilirler. Ki şimdiden bile şaka yollu bu tür yazılar ekşi sözlükte vb. yazlmaya başlandı bile. Yok Ege Kıyı Cumhuriyeti yok Trakya Bölgesi vb. diye... Bugün şaka olan yarın ciddiye dönüşebilir, şaka deyip geçmemek gerek... |
Bunların ama... Türk Kürt, beraber konuşulması lazım. Yani Türklerdeki "bizim elimizde sizin kaderiniz" yaklaşımı da doğru değil.
O nedenle zaten Türk ve Kürt bir sosyal demokrat partinin ülkede güçlenip beraber olması lazım. "Kürtler biz ne istersek yaparız" da dememeliler. "Türkler biz karar veririz" de dememeliler. Hepimizi ilgilendiren şeyler bunlar. Ben ülkede önce vatandaşlık haklarının ilerletilmesinden yanayım. İkinci Dünya Savaşından sonra bu olsaydı, şimdi belki bunları tartışmıyor olacaktık bile. |
Alıntı:
İletinizdeki altını çizdiğim kısımları, ilk iletiye de yazsaydınız zaten benim itiraz etmeme gerek kalmayacaktı. |
Alıntı:
Fakat yine de; Suriye'de Kürtlerin bağımsız bir devlet kurmasına yardım edilmeli Talep olan okullara seçmeli Kürtçe dersi konulmalı. Kürtlere ister Ordu içinde dahi ayrımcılık yapılmamalıdır. Kürt bir vatandaş da rahatlıkla General olabilmelidir. vs. gibi İnsan haklarının gerekleri neyse, hepsi Türkiye'de uygulanmalıdır. Federasyon için kesin konuşamıyorum ben de. "Sanıyorum" kelimesini kullandım o yüzden. Tahminlerime göre HDP gibi partiler Türkiye partisi olurlarsa, böyle şeylerin konuşulmasına da gerek kalmaz gelecekte. |
Ben bir Zaza olarak bölünme taraftarı değilim ama bir bölünmede ne yapacağımı da bilmiyorum.
En iyi 10 arkadaşını say deseniz, 10 u da Türk çıkar. Ama dilime ve kültürüme de bağlıyım. Bizim gibi arada kalanlar için en iyi çözüm, Türkiye vatandaşlığının üst kimlik olması. Başka da birleştirici bir şey yok. Ama bunun gerçekleşmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum. |
Alıntı:
Türkiye'dekiler geçmişe çok takılıyorlar. Sadece Türkler değil, Kürtler de öyle, Ermeniler de öyle. Tabi kafaları Osmanlı'da, Dersim'de, Malazgirt'te olunca sanki hala o yıllardayız gibi bir davranış ve psikoloji içinde bulunuyorlar. Yoksa ne yani; Yapay zeka robotlar ürettiğimiz bir çağdayız artık. Böyle nasyonalizmin falan bir önemi kalmadı ki; Ortak projeler üretiyoruz milletlerarası. Bir sorun başka bir sorunu doğuruyor; Bakın Türkiye'de İslamcılık var diye, MHP hafiften İslamcı gruba yakın durunca, yeni bir grup çıkmış ortaya. Ateist, Türk Irkçıları. :) Ülkenin kurtuluşunu "gök tanrı" ya inanmakta görüyorlar. :D Bunun imkanı ve ihtimali var mı yani? :) Yunanlıların tekrar Zeus'a tapmaya başlaması gibi bir şey bu. Türkiye dünyadaki en ilginç ülkelerden bir tanesi. İnsanlar da ilginç. |
Alıntı:
|
diken.com.tr
Murat Sevinç - Türkiyelilik, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı… Yazı dizisi - 1 Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:41 . |