![]() |
Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
"Lumpenproletaryayla devrim yapacaklarını sanan zavallı Türk solcuları hakkında belki yüz kere yazdığım için, konuya dönmeyecektim... Marx’a ve Engels’e nasıl hakaret ettiklerinin farkında değiller gariplerim (Buyur? Engels kim ağabey? Schalke 04’te mi oynuyor?)
Ancak bugün İstanbul’da, Caddebostan’da bir `don eylemi’ var, kayıtsız kalamadım. Don konusu da bıktırdı ama fırlamalığı severim. Donla denize girecekler. Elbette katılacak olanların sayısı kısıtlıdır ve elbette eylem yeri de koskoca Türkiye’nin koskoca İstanbul’unun küçücük bir köşesidir... Üstelik havada yağmur sıkıntısı var, sağanak bekleniyor, eylem hepten de yatabilir. Zarar yok, oradan da akşam `rock’ konserine gideceklermiş. (Buyur? Ne konseri ağabey? Müslüm mü?) Eylemi şu ünlü Leman Dergisi düzenliyor. Her yıl en kötü karneyi getiren öğrenciye de bisiklet alırlar. Bunları `fazla çiğ’ bulan bir kesim arkadaşları da ayrılıp Penguen Dergisi’ni kurmuşlardı, belki bilirsiniz. Onlar da solcu ama daha bir `çelebice’ yazıp çiziyorlar. Leman, azıcık komünistlik, azıcık Kürtçülük, azıcık marjinallik eden bir dergi. Birinci Körfez Savaşı sırasında Saddam’ı tutmuşlardı. Bir ara `Apoculuk’ da ettiler, adam Marksist-Leninist olduğunu söylüyordu ya... İşe bakın, bizim Nihat Genç de orada yazıyor. Yani modern milliyetçi-muhafazakâr ve `punk ülkücü’ bir yanı da var. Eskiden bu ekipte `metalciler’ falan da yer alırlardı. Cinsellik anlayışları ve yaklaşımları da `geneleve gitmiş sivilceli ortaokul öğrencisi’ düzeyindedir. Ben de bu çorbayı her hafta hiç kaçırmam, mutlaka okurum. Hem kızarım, hem severim. Derginin yöneticileri, bugün koyacakları eylemin `pijamalı piknik gibi bir şey’ olacağını açıklamışlar. Amaçları elbette donla denize girilmesini savunmak değilmiş! Öp babanın elini... Peki neymiş öyleyse? `Halkın aşağılanmasına’ tepkiymiş. Çünkü kıyılar çok pismiş (uzaylılar kirletiyorlar) ve medya da bunu bırakıp halkın donuyla uğraşıyormuş. Uzaylılar kıyılara naylon poşet, pet şişe, terlik teki, kokmuş çorap falan atıyorlar, pirzola kemiği, yeşil biber sapı, domates çekirdeği, kavun kabuğu falan bırakıyorlar, aşağılık medya da tutuyor soylu gecekondu halkını suçluyor. Bu don hareketinin sloganı da, `donuna sahip çık’. Ula ula ula ula! Çıkın anuğa koyum. Suya girince `aburruuu böbürrüüü’ diye sesler de çıkarın. Ben denedim, başaramadım, az kalsın boğuluyordum, siz yaparsınız. Hatta suda uzun eşek de oynayın ve birbinize pandik de atın. Pis burjuvalara kıllı apışaranızı gösterin, karıları krize girsin! Halkın gücünü görsünler. Çünkü halkın gücü, burjuvazinin villasını arabasını yerle bir eder. Emperyalizm dediğin de kâğıttan mayodur alt tarafı. Vencereeemos! Vencereeemos! (Engin Abi gene gâvurca bir laf etti, anlayamadık.) Benim asıl merak ettiğim, bu eyleme Kozalak da katılacak mıdır? Şambrelle dalyaprak denize girip bira şişeleriyle kendinden geçen ve pis burjuva karılarına orasını burasını gösteren Kozzi’yle dalga geçilen karikatürlerin yer aldığı bir derginin eylemine onun da katılması, Türkiye’ye yakışır bir çelişki olurdu... `Lumpenleri eskiden severdim, çünkü eziliyorlardı, artık nefret ediyorum, çünkü saldırganlaştılar’ diye demeç veren dergi yöneticisinin donla denize girme eylemi düzenlemesi ve bunu `pijamayla piknik yapmaya’ benzetmesi yeterli bir çelişki değil çünkü... Aldırmayın çocuklar, kafası karışık olan bir tek siz değilsiniz. Koyun eyleminizi, fakat `zabıtaya’ dikkat edin, sizi götürmesinler. Kamu düzenini bozmak ve başkalarını rahatsız etmek suçtur, hele komünist düzende daha da bir suçtu eskiden." Eski mizah dergilerini alan patronlari bu dergileri kisa zamanda porno dergilere donusturduler. Bu akimdan kurtulan birtek limon oldu. Bu halk lemani tanidigi icin cok sansli aslinda. Leman herkese hitap eden acik sol bir platform gibi. Yillarca Turkiye'nin argosuna yon verdi. Kimdir bu ya, sanki insanlar Leman'i tanimiyo gibi Leman'i anlatiyo. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
evet
* * *yaratılışçıların biz nasıl maymundan geldik mantıgıyla yazılmış sap ile samanı karıştıran bir yazı. * * *Marksizmi sevmeyebilirsiniz ama nefretiniz niye acaba onu anlayamıyorum. Eleştiredebilirsiniz ama ekonomik ve felsefi temelleri ile. * * *Ama maalesef o kıllılar Atatürk ün köylü milletin efendisidir dedigi kesim oluyor. * * *Atatürk milliyetçiligine örnek yukarıdaki yazı oluyor herhalde. İyi ki degilim. * * *saygılarımla |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Ben Leman'ı severek okurum kardeşim. Mok atıyolar hepsi bu.
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Marksist Lemanist bile demişti bu dallamalar bize.
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
Yukarıdaki yazıyı yazan kişi Engin Ardıç'tır. Atatürk milliyetçiliği ile yukarıdaki yazının da Engin Ardıç'ın da bir bağlantısını kuramadım. Bir yanlışı eleştirirken başka bir yanlış yapmamak daha uygun olmaz mı? Saygılar. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
zavallı yakıştırması çok ağırdır sevgili dostum böyle bir itham özrü gerektirir.Ve bizler müslümanlarla gibi değiliz önderlerimizi eleştirebilriz.Bizim için önemli olan onlar değil ortaya koyduklarıdır.Zavallı kelimesi için özür talep ediyorum ilgili şahıstan |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
--------------------------------------------------------------------------------
Alıntı:
Yahu bu adamdan Atatürkçü olur mu? Engin Ardıç gibi bir adam rezil eder Atatürkçülüğü. Atatürkçüler mutlu olmalılar. İyi ki Engin Ardıç Atatürkçü değil. Commandante, Engin Ardıç'tan mı özür bekliyorsun? Özür beklediğin insan da biraz değer verdiğin bir yan olmalı. Bu adam özür dilese ne olur, dilemese ne olur? Eğer Respendial'den bekliyorsan özürü, bu yazıyı buraya astığı için haklı olabilirsin. Respendial'dan özür beklenir.. Yazıda ele alınan konuya gelince, birçoğumuz bu konuda yazarla aynı düşüncede olabiliriz. Ama *bu yazarın özelliği, bir konuyu işlerken ilgili-ilgisiz saldırmak istediği her kesime hakaretler yağdırıp, karalamasıdır. O nedenle de hiçbir yazdığı konu değerlendirmeyi haketmiyor diye düşünüyorum. Onun ağzından bir konuyu ele almak onu ödüllendirmek olur. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
tabiiki bu yazıyı buraya asan arkadaştan bekliyorum bu özrü
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Ne alakasi var Ataturk milliyetciligi ile. Bu adam aklinda kalan kelimelerle konusuyor, birkac tanesini solcu idealist gazetecilerden duymus, geri kalanini yagli plaza patronlarindan duymus, aklinca bir karisim yapmis sunuyor. Lakin proleterya, lumpen, vs gibi kelimeleri cok sevipte dilinden dusurmemeye calisan 80 donemi solcularidir.
Ataturk milliyetciligine gelince, Ataturk'un yaptiklarini takdir etmemek imkansiz, cunku yerine koyulacak baska bir alternatif yok. Sevr antlasmasindan baska. Ikinci en onemli husus, Ataturkun kurdugu laik demokratik hukuk devletinin teoride en ufak bir hatasi yok. Bugun varolan hatalar bile liberal hain devlet adamlarimiz tarafindan sokulmustur yasaya. Teoride bir hata yoksa pratige bakmak gerek, benim sahsi gorusum; Eger aydinlarimiz bu kadar bencil, kibirli ve tembel olmasalardi, bu liberal hainler meydani bos bulamazdi. Ne oldu, vatandas solcuya gitti, "Meraba ben vatandasim" dedi, bunun uzerine solcu aydinlar basladi "Hayir sen proleteryasin, bak bu lumpen proleterya,". As isteyen, is isteyen umutsuz insanlara, devrim icin olmenin ne kadar serefli oldugunu anlattilar. Bu sirada liberal partiler gani gani vaadlerde bulundular, halka halktan daha basit konustular. Bizim solcularimiz adam olsaydi boyle olmazdi, Engin Ardic gibi basiretsiz adamlar boyle yazilar yazamazlardi. Solcularimiz kendini dinletmeyi ogrenmeliydi! |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Bu liberal dusmanligi nedir ya. Agzini acan onun bunun ihanetinden bahsediyor, Turkiye'nin duzeyi bu hain edebiyatinin sahipleri sayesinde iyice dusmus durumda. Su hain edebiyatini bu siteden artik uzaklastirmayi oneriyorum. Ona buna hain yaftasi yapistiran once bir kendine baksin. Hain edebiyati yapan zihniyet baskici, despot, yobaz bir zihniyettir. Kendisini kahraman digerlerini kolayca hain ilan eder. Ister laik yada kemalist, ister solcu ister dinci olsun. Bu lafi zirt pirt oraya buraya yazanlari asil ben hain edecegim artik.
Not: Liberal degilim, ama durduk yere hakaret sitemizin kurallarina da uymuyor. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
commandante: "zavallı *yakıştırması *çok *ağırdır *sevgili *dostum *böyle *bir *itham *özrü *gerektirir."
pante: " Eğer *Respendial'den *bekliyorsan *özürü, *bu *yazıyı *buraya *astığı *için *haklı *olabilirsin. * Respendial'dan *özür *beklenir.. " commandante: "tabiiki *bu *yazıyı *buraya *asan *arkadaştan *bekliyorum *bu *özrü" Benden ozur beklemek nasil bir patavatsizlik, sebep ne? ikinci sorum, commandante; neden lafi degistiriyorsun, ilk once zavalli solcular yakistirmasi icin ozur bekliyorum diyosun (yani engin ardic) sonra pante'nin destegi uzerine "tabiki aslinda yaziyi asandan ozur bekliyorum" diye kiviriyosun. Yanlis miyim? |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Sevgili sargon,
"Ona *buna *hain *yaftasi *yapistiran *once *bir *kendine *baksin. " Peki bakiyorum hmm... durust, fikri neyse zikri o olan vatansever akilli bir adam goruyorum. Demekki liberalligin ihaneti uzerine konusmaya devam edebilirim. Liberallik tabiki gucunu yobazliktan alir, diktatorlukten alir. Liberal ekonomi tipki Islam gibi celiskili bir sistemdir. Celiskiyi destekleyen insan olamaz, ancak celiskiden menfaat saglayan insanlar olabilir, oda diger fertlerin sirtindan saglanan bir menfaattir. Bu sebeple liberal dusunceye sicak bakan iki tip insan vardir, cahil insan yiginlari, ve liberal ekonominin varligindan menfaati olan sermaye sahipleri. Demokrasi bunlarin disindadir. Serbest ekonominin neden celiski oldugunu sevgili spartacus biryerlerde cok guzel anlatmisti. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Kardes, sen bunlari nerden uyduruyorsun ya. Liberalizm oldukca uzun gecmisi olan ve bir suru dusunurun gelistirdigi bir akimdir. Ama herhalde simdiye kadar kimse liberalizmin gucunu yobazliktan, diktatorlukten aldigini iddia etmemistir. Hic bisey yapamiyosan bir iki sozluge bak bakalim, neymis bu liberalizm denen sey. Ondan sonra belki bir daha kendine bakarsin.
Saga sola tukurerek dolasmayalim lutfen. Ornek olsun: http://tr.wikipedia.org/wiki/Liberalizm |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
Alıntı:
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
dostum sargon kime düşman olalım yurdumuzu bu hale sokan insanlara olmayalımda |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
sevgili sargon
haine hain,kahramana kahraman denir.Bugün aşağılanmışlığız ismi lazım olmayan o şahıslar yüzündendir |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
sevgili respendial
pantenin desteği ile senden özür istemem söz konusu olmadı.ben zaten o özrü senden istemiştim.dostum kıvırdığım falan yok,ayrıca patavatsızlık yaptığımıda sanmıyorum.Bu yazıyı asıl yazanla buraya asan aynı kefededir. benim için tekrar tekrar özür borçlanmakta ve son derece aşağı kullanımlarla yani argolarla yaklaşmak yakışık almıyor. sevgili sargon liberal düşünce kendi içinde köklü ve kayda değer bir çok bilim insanı yetiştirmiş bir akımdır. ancak şuda var ki liberalizm ve kapitalizm *cehaleti ve muhafazarlığı kendi lehine çok ii kullanır. dostlar yazılarımızda seviyeyi kaybettiğimizi görüyorum buda hoş bir durum olmasa gerek. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Sevgili sargon,
" Not: *Liberal *degilim, *ama *durduk *yere *hakaret *sitemizin *kurallarina *da *uymuyor." "Turkiye'nin *duzeyi *bu *hain *edebiyatinin *sahipleri *sayesinde *iyice *dusmus *durumda." " Liberalizm *oldukca *uzun *gecmisi *olan *ve *bir *suru *dusunurun *gelistirdigi *bir *akimdir." "Saga *sola *tukurerek *dolasmayalim *lutfen." Camur atmak, tukurerek dolasmak, bunlar asil hakaret kokan ithamlar. Lakin ihanet denilen sey belgeli ise onu yapan kisi sifaten haindir. Benim Ozal'a Demirel'e ve Menderes'e hain demem mi hakaret? Bu bir tespit olamaz mi? Benim liberalizm hakkinda fazla bilgi sahibi olmadigimi soylemissiniz, benim hangi tespitim liberalizm hakkinda bilinen gerceklerle cakisiyor? Liberalizmin hakkinda cok yayin var diye basit olan ozunu gormezden mi geleyim? Gordugunuz gibi yazilarinizda bol bol saldiri ve az aciklama var. Eger bildigim birsey yanlissa dogrusunu yazin ogreneyim. Ama benim zaman verip kelimelere doktugum dusunceleri saga sola tukurmek, hain edebiyati, vs vs diye gorurseniz, bendende dusuncelerinizi dikkate alip saymami beklemeyin. Sevgili commandante, "Bu *yazıyı *asıl *yazanla *buraya *asan *aynı *kefededir. " Bu eger patavatsizlik degilse saka olmali. Ben senin egonu, gururunu oksamak zorunda degilim. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
SEVGİLİ RESPENDIAL
BEN SENDEN EGOMU TATMİN ETMENİ İSTEMEDİM İMA DAHİ ETMEDİM BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ OLAN İDEOLOJİME BİR SATAŞMA MEVCUT DURUMDA BUNUN İÇİN BİR ÇZÜR İSTEDİM.RİCA CİHETİNDE.YAPIP YAPMAMAK İRADESİNE SAHİPSİN.AMA BEN PATAVATSIZLIK YAPMADIM SAYGI HUDUTLARI İÇİNDE KALALIM LÜTFEN. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Yahu ne liberali?
Bu adam mı liberal? Güldürmeyin beni.. Ya liberali tanımıyorsunuz ya Engin Ardıç'ı. Son 10 yıldır yakından takip etmiyorum, yoksa değişti mi? :) Olur olmadık hain ya da ihanet sözünü kullanmak doğru değildir tabi. Ondan sonra gerçekten hainliği hakeden biri olup ta söylediğinizde lafınızın kıymeti kalmaz. Ucuza harcamayın böyle kavramları, sonra gerçekten gerektiğinde millet bu lafa alıştığından önemsemiyor. Commandante, Respensial arkadaşımız yazar hakkında olumsuz görüşlerini belirttikten sonra bir de özür beklemiyorsun sanırım. Yazarı savunmuş olsa, haklı olabilirdin. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Sevgili pante,
burada hain denilen kisiler, Demirel, Ozal, Menderes gibileri. Engin Ardic (sanirim seninde demek istedigin bu) gibi bir komedyene hain kavrami buyuk gelir. Benim gozumde basit bir tellal. Bu gunlerde ABD Turkiyede bu sekil bir kamuoyu yaratmak isterdi diye dusunuyorum, bi bakiyorum hemen Engin Ardic yazisini yazmis. Yani tesaduf degilde, bu adamin Turkiyede kamuoyunun vicdanini kontrol etmek gibi bi derdi var. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
arkadaşlar engin abimiz hiç kimseye minnet etmez kendi çizgisindedir o ...
çok da seveni vardır... 9 köyden kovulduguda bellidir.... |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Engin Ardıç 'ın Atatürk milliyetçisi oldugunu düşüünmüştüm, yanıldıysam özürlerimin kabulunu dilerim.
* * Zatı şahane için Pante ile aynı düşüncelerim var. * * Pante eldeki bir kuş * daha iyidir damdaki baykuştan. *:lol: * * Respendial en son Mustafa Kemal eleştirimi Cem'in açtıgı Çanakkale başlıgında yapmıştım, ama Esat Paşa ile devam ettircegim iletilerimi menfi bir söylem görmedigim için devam ettirememiştim daha dogrusu devam ettirmemiştim. * * Her zaman bir eleştirimiz vardır 1919 senesine kadar askerligi ile ilgili. Putları yıktıgımıza göre istersen o başlıktan ben devam edebilirim. * * *saygılarımla |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Yahu seytan gorsun Engin Ardic'in yuzunu. Bu adamin her makalesi ayri alay konusu. Inanmakta gucluk cekiyorum.
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Yahu respendial, inatta niye ısrar ediyorsun. Ortaya çıkıp herkesi hain ilan etmişsin. Bir kere sen "hain liberaller" dedin mi, dedin. Sana diyorum ki, bu sağa sola tükürerek dolaşmaktır. İyi o zaman, sağcılar solculara, solcular sağcılara, islamcılar Kemalistlere, herkes birbirine hain damgası yapıştırsın kolayından. İstediğin böyle bir ülke sanırım. Bunun devamı da hainlere ölüm fetvaları çıkarmaktır. Gün oraya da gelir elbet.
Ayrıca saydığın kişileri liberal torbasına doldurarak aslında liberalizmden birşey anlamadığını da birkez daha göstermiş oldun. Uzun uzun açıklama istemeni anlamıyorum. Çok basit birşey söylüyorum. Tartışmaları terörize ediyorsun. Biz burda Muhammed için durup duruken "hain" dense ceza veriyoruz. Kurumlara ya da anlayışlara da aynı şekilde mesnetsiz saldıya ve hakarete ceza veriyoruz. Sen anlayışımızı ihlal ediyorsun. Sevgili Commandante, kime düşman olacağız demende sanki ille birilerine düşman olma ihtiyacı duyuyormuşsun gibi anlaşılıyor. Ben anlamıyorum bu solculara ne oldu böyle, haine hain kahramana kahraman denirmiş. Yahu kardeşim bu hainler, kahramanlar edebiyatı artık fazlasıyla gına vermedi mi. İyi ve kötünün, siyahla beyazın içiçe olduğunu ne zaman öğreneceğiz. Diyalektiğin temel ilkelerinden biri değil midir: "Zıtların çelişmesi ve birliği" Bu düşman, hain, kahraman edebiyatı çok fazla despotizm kokuyor. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Valla ben,Engin Ardıç'ın yazılarını beğenerek okuyorum.Beni hem düşündürüyor hem de güldürüyor.Adam herkese ve herşeye muhalif ama yazdıkları da yanlış ve yabana atılır şeyler değil.(tabi bana göre)
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
:) hiramusta dostum gerçekten öyle mi düşünüyorsun ? şaşarım sana
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Türkiye'de liberalizm hemen daima muhafazakarlığın gölgesinde kaldı. Türkçü, islamcı, gelenekçi sağdan tam bir kopuş yaşayamadı. Oysa gerçek liberalizm dincilikten ve şoven milliyetçilikten, militarizmden uzak bir ideolojidir. Türkiye'de bildiğim kadarıyla sadece Cem Boyner tarafından 10-15 yıl evvel yaratılmaya çalışıldı ama olmadı.
Günümüzün liberalizmi 19.yy liberalizminden farklıdır. O da evrim geçirmiştir. "Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" türü liberalizm ideolojik olarak tarihte kalmıştır. Günümüzün sosyal devlet ilkesi liberalizmde kabul görmüştür. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
sevgili cem
bir düşünce ne kadar zamana göre evrilirse evrilsin özünü kaybetmez liberalizm sosyalizm korkusundan bugün kendini biraz daha evcilleştirebilmiştir. ancak özündeki laissers passer laisseres fairs (doğru yazdım mı bilmiyorum)ilkesinini kaybetmemiştir.Liberaller her zaman olduğu gibi bugün de hakim düşüncelerini korumaktadırlar ve muhafazakar,cahil ve teistleri alabildiğince kullanma isteğindeler bunu göz ardı edemezsiniz. onlarf gölgede kalmadılar sadece öyle görünsün istiyorlar o kadar |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
Ayrıca en az liberallerin sosyalleştiği kadar sosoyalistlerin de daha liberal olduğu çok belirgin gözlenen bir durum. Örneğin bugün çoğu ML tek parti hegemonyasına dayanan parlamenter rejimi savunmuyor, savunamıyor. Gerçek anlamdaki çoğulcu demokrasiyi artık marxistlerimiz de kabul etti, onlar da evcilleşti diyebiliriz :) |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Atatürk Solcu muydu?(Bir Engin Ardıç Yazısı)
Öyle olduğunu sananlar da var, öyle olmasını isteyenler de... Oysa uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ölçü kaçınca, saçmalıklar da başlıyor. Geçen gün Mustafa Sarıgül, “kanlısı” Deniz Baykal için “CHP liderliği, Atatürk’ün koltuğuna yan gelip yatma yeri değildir” demiş. Başbakan da başbakanlık için aynı şeyi söylüyor. Bir de bize tembel derler! (Laf aramızda, Mustafa Sarıgül yeni bir parti kuracakmış ama kendisi başkan olmayacakmış... Şişli belediye sınırları içinde yayınlanan bir gazetenin bir yöneticisini aday gösterse de eğlensek.) Yani ne yapılacakmış? Atatürk’ün koltuğunda, CHP başkanlığında solculuk yapılacakmış. (Ana muhalefet liderinden herhalde “icraat” beklenemez, ancak “proje” ve “vaat” beklenebilir, değil mi?) Atatürk solcu molcu değildi. Atatürk’ün yaptığı bir “uygarlık değiştirme” girişimidir, çok radikal bir eylemdir, toplumun derinlerine kök salmasa bile üst düzeyde tutmuştur. Bu aynı zamanda bir “bilim ve çağdaş yaşam” projesidir. Zor kullanarak gerçekleştirilmiştir. Ama şapka giymenin, soyadı almanın, tatil gününü değiştirmenin, Latin alfabesi kullanmanın solla molla ilgisi yoktur. İran Komünist Partisi TUDEH, bildirilerini hangi alfabeyle yazıyordu? “Ey dünyanın fukara-i kâsibesi, ittihad ediniz” deyince sağcı mı oluruz? Atatürk, cumhuriyetin ilk döneminde (yirmili yıllarda), İzmir İktisat Kongresi kararları doğrultusunda serbest piyasa ekonomisini ve “milli iktisadı”, yani ekonominin yabancıların ve gayrımüslimlerin elinden alınıp yerli kapitaliste verilmesi, daha doğrusu yerli kapitalistin yoktan yaratılması politikasını izlemiştir. Cumhuriyetin ikinci döneminde, otuzlu yıllarda da bu politika “devlet kapitalizmine” dönmüştür. Atatürk döneminde sol partiler kapatılmışlardır. Grev yasaktır. İşçi hakkı falan yoktur. Bu durumda Atatürk’ü solcu sanmak için ahmak olmak gerekir ki, ülkemizde bol miktarda vardır onlardan! İşte bu yüzden, Baykal’ın Mercedes marka makam arabasıyla gezmesi bile eleştiriliyor. Neye binecekti, Anadol’a mı? Varsa dişe dokunur bir yerli arabanız, verin adama da binsin... Atatürk de meclise gidip gelmek için Ulus-Çankaya belediye otobüsünü mü kullanıyordu acaba? Araştırın bakalım, makam arabasının markası neymiş? Deniz Baykal, CHP başkanlığında, yalnızca ve yalnızca devrimleri, laikliği, cumhuriyetin temel ilkelerini savunuyor, bu arada orduya da sık sık göz kırpıyor (ki yakışır), başka da hiçbir şey yapmıyor! Deniz Baykal’ın solculukla uzaktan yakından ilgisi yok. CHP’nin de yok. Çünkü eskiden de yoktu. Ecevit’in genel sekreterliği döneminde ortaya atılan “ortanın solu” politikası yalnızca gelişmekte olan Türkiye İşçi Partisi’nin önünü kesmek, ondan oy aktarmak için tasarlanmıştı (ki bu da başarıldı)... Ecevit’in genel başkanlık ve iktidar döneminde de dişe dokunur bir solculuk sergilenmedi, yalnızca bol bol lafı edildi. (Sahi, bir de Altan Öymen’in genel başkanlık dönemi vardı yahu, siyasi tarihçiler bile unuttular!...) CHP’nin hiçbir zaman solcu olmadığını ve olamayacağını bir anlasalar arkadaşlar, hem kendileri rahat edecekler, hem de Baykal’a haksızlık etmekten vazgeçecekler. Deniz Baykal, CHP liderliğine pekâlâ da yakışmaktadır! Fakat asla iktidara gelemeyecektir, bunu zaten kendisi de istemiyor! Ana muhalefet liderliği koltuğunda çok mutlu. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Sn Hiramusta; Tek Soru: Sence Türkiye'yi kim yönetmeli ? (yani bu secimlerde kime oy vermeyi düsünüyorsun veya oy vermeyi dsünüyor musun?)
|
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Sevgili sargon,
Aslinda gereken herseyi son yazimda acikca belirtmisim. Ama sormussunuz " Ortaya *çıkıp *herkesi *hain *ilan *etmişsin. *Bir *kere *sen *"hain *liberaller" *dedin *mi, *dedin. ", bende o zaman once soylediklerimi hatirlatayim; "Bugun *varolan *hatalar *bile *liberal *hain *devlet *adamlarimiz *tarafindan *sokulmustur *yasaya." (Bazi isimler saydim, Ozal, Demirel, Menderes dedim, simdi genisleteyim. Boyner, Erbakan, El Kadi, Evren, ...,) "Eger *aydinlarimiz *bu *kadar *bencil, *kibirli *ve *tembel *olmasalardi, *bu *liberal *hainler *meydani *bos *bulamazdi." (Turk solunda hizip, cok lazimmis gibi Maoculuk, Trockistlik, hatta Anarsistlik gibi tiyatrolarin baslamasi, solun bir populer kimlik haline gelmesi) Buradan itibaren, benim soylediklerime karsi sizin iddialariniz basliyor; "Liberalizm *oldukca *uzun *gecmisi *olan *ve *bir *suru *dusunurun *gelistirdigi *bir *akimdir." (Ben Liberalizmi Hayek ve onun yorungesindeki birtakim yazarlardan okudugum kadari ile biliyorum, cok ilgimi cekmedi. Eger onereceginiz sozluk disinda bir kaynak varsa sevinirim. Islam'in da uzun gecmisi var, milyarlarca insan yaniliyor olamaz diyorlar ama beni alakadar etmiyor, Liberalizm'de boyle birsey benim icin) "Ortaya *çıkıp *herkesi *hain *ilan *etmişsin. *Bir *kere *sen *"hain *liberaller" *dedin *mi, *dedin. *Sana *diyorum *ki, *bu *sağa *sola *tükürerek *dolaşmaktır." (Liberallerin hain olanlari, bu neden herkes, saga sola tukurme diye anlasiliyor? Sevgili habilis, o hain liberal devlet adamlari olmasaydi daha cok yag kuyrugunda beklerdik diyerek benim kimden bahsettigimi anlamis. Diger arkadaslar da bunu anlamis ve pozitif yada negatif yorumlarda bulunmuslar. *Siz neden anlayamadiniz?) "İstediğin *böyle *bir *ülke *sanırım. *Bunun *devamı *da *hainlere *ölüm *fetvaları *çıkarmaktır. " (Ne munasebet! Benim istedigim ulke siddetin olmadigi, aydin, egitimli, mutlu bir toplum. Ne yedi kitada hukumdarlik kursun, ne super guc olsun. Bu sozunuz benim gozumde hakaret derecesinde.) "Ayrıca *saydığın *kişileri *liberal *torbasına *doldurarak *aslında *liberalizmden *birşey *anlamadığını *da *birkez *daha *göstermiş *oldun. " (Dedigim gibi bilgilerinizden faidelenmek nasip olur insallah) " Tartışmaları *terörize *ediyorsun. *Biz *burda *Muhammed *için *durup *duruken *"hain" *dense *ceza *veriyoruz. *Kurumlara *ya *da *anlayışlara *da *aynı *şekilde *mesnetsiz *saldıya *ve *hakarete *ceza *veriyoruz. *Sen *anlayışımızı *ihlal *ediyorsun. " Bu milletin icinden cikip, ceklerle bilmemnelerle yasa degistirmek fiilen ihanettir, bu fiili gerceklestiren kisi haindir. O zaman hain edebiyatini degil, bu fiillerin gercekligini tartisalim. Ha yok ben tukurdugumu yalamam, munazara etmek stiyorum derseniz ben yokum. Sevgili Cem demis ki; "Türkiye'de *liberalizm *hemen *daima *muhafazakarlığın *gölgesinde *kaldı. *Türkçü, *islamcı, *gelenekçi *sağdan *tam *bir *kopuş *yaşayamadı. *Oysa *gerçek *liberalizm *dincilikten *ve *şoven *milliyetçilikten, *militarizmden *uzak *bir *ideolojidir." Simdi bu tahlil disardan bakildiginda dogru geliyor, ama herseyi basitlestirip bakalim. Daha once turban konusunda tartismalar oldu, turbanin bir ozgurluk olup olmadigi tartisildi. Ozgurluk derken karsimiza bir paradoks cikti, demokrasinin icabi nedir bu durumda tartisildi. Iste Liberal politika gucunu bu ozgurluk denen kavramin muglakligindan alir. Bu karmasikligi uluslararasi platformda insanlarin dusuncelerini ve eylemlerini yonetmek icin kullanir. Yukarida birtakim isimler saydim, sevgili sargon bu insanlari liberal olarak nitelendirme diyerek hasbel kader dogru bir kelam etmis. Benim gozumde, alacagi ihale icin, yetki icin, cek icin imza atmis, darbe yapmis, karar vermis devlet adamlari, nabza gore serbet veren, iletisimden cok propaganda haline donmus medya haindir, diger batili yasama ozenen, sig yazarlarimiz, popcular, mankenler, televoleciler Tutsilerdir. Butun bu politikalara ait olan somurulen halkta Hutu'dur. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Respendial, anlaşılan derdimi anlatamayacağım. Benden liberalizm hakkında bilgi talep ediyorsun, buna ne gerek var ki, biraz araştırma yaparsan bulursun. Tabii türkçe sitelerde Enver kafalı bir yığın Kemalistin yazdığı çarpuk çurpuk, islamcıların kelamlarından farksız despotizm soslu yazılardan da çok sayıda var. Ancak ingilizce, almanca gibi dillerde aratırsan karşına "vatan haini liberaller" değil de John Locke, Adam Smith, John Stuart Mill gibi düşünürlerle başlayan Bentham, Dewey, Adler gibi birçok isimle devam eden, hatta Voltaire, Diderot, Rosseau, David Hume, Immanuel Kant'a kadar uzanan koca bir listeyle karşılaşırsın. Avrupa aydınlanma mirasının en önemli yanlarından biridir liberalizmdir. *Sonraki yıllarda gelişen Marksizm gibi diğer bir takım akımların gelişmesinde de büyük bir etkisi vardır.
Hain liberal politikacılar! İnternette biraz dolaştım, birçok Kemalist sitede senin gibi hatta çok daha ağır hakaret ve küfürlerle liberal ihanet edebiyatı yapıldığını gördüm. Onlardaki amaç senin kastettiğin şeyden farklı. Onlar "liberal aydınlar" diye bir kategori oluşturmuş ve aslında aydın düşmanlığı, düşünce özgürlüğü eleştirisi yapıyorlar. Despotizm gösterisine girişilmiş. Önce Demirel, Menderes, Özal, Boyner, Erbakan, El Kadı, Evren listene geleyim. Bu listedeki Erbakan, El Kadı ve Evren'in liberalizmini anlamak mümkün değil. Sen aslında sağcılar demek istiyorsun bana kalırsa. Yani sağcıların hepsi liberaldir diyorsun. Bu arada El Kadı'nın ne anlamı var bu listede. Her halde Recep Tayyip Erdoğan için de onu uygun gördün. Halbuki bunların içinde bir Boyner bir de Özal politik liberalizme uygun isimler. Neden Türkeş bu listede yok? O da sağcı, liberalleri sağcılardan nasıl ayırıyorsun? Onların içinden hain olanlarını nasıl ayırıyorsun belli değil. Bu isimlerin hainliği ise tamamen senin subjektif değerlendirmen. Hainlik zaten çoğu zaman subjektif bir değerlendirmedir. Türkiye nüfusunun yüzde 65'i sağ partilere oy verir. Saydığın isimlerden Evren dışındakiler yani Demirel, Menderes, Özal da seçimle iktidara geldiler. Halkın yüzde 65'i ihanet içinde mi yani? Hain liberal aydınlar! Hainlik edebiyatı despotizmin klasik edebiyatlarından birisi. Despotizme meraklı her akımın sarıldığı şeylerden biri budur. Bugün bazı Kemalistler yada böyle iddia edenler, gerçekte Kemalizm savunusu değil, despotizm savunusu yapmaya çalışıyorlar. Bu yüzden liberal hainler edebiyatı yapıyorlar. Üzücü olan şu ki, İslami gericiliğe karşı çıkıyormuş gibi bir de görüntüleri var. Bir despot anlayışın başka bir despot anlayışa karşı çıkıyor görünmesi tamamen sahtedir. Her despotizm yanlısı hareketin ilk çıkış noktalarından biri budur: "Önce içindeki hainleri yokedeceksin." İşte yapılmaya çalışılan şey budur. Aydın, yazar çizer takımı için liboş kampanyası, hain kampanyası düzenliyorlar. Bazıları işi yılın hainini seçmeye kadar ileri götürmüş durumda. Aşağıdaki listenin hepsi hain bunlara göre: Hrant Dink, Murat Belge, İsmet Berkan, Baskın Oran, Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Oral Çalışlar, Fatih Altaylı, Mehmet Ali Birand, Taha Akyol, Ahmet Kekeç, Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Engin Ardıç, Hadi Uluengin, Neşe Düzel, Perihan Mağden, Hasan Cemal, Kürşat Bumin. http://www.turksolu.org/112/index.htm Kısacası önüne geleni hain ilan etmek despotizmdir benim için. Düşüncelere karşı düşünce ile, politikalara karşı politika ile çıkmak yerine hainler, faşistler bilmemneler diye duygulara seslenip despotça bir baskıya gidiliyor. Bunun adını evirip çevirip değiştirmeye gerek yok. Bu Kemalizm falan değil düpedüz despotizmdir. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Alıntı:
* Demokrasi anlayisi benim bile tuhafima gidiyor bu ulkenin; su anda muhafazakarlar azinlik hukumetini, Quebec'i Kanada'dan bolmeye calisan bolucu partinin destegiyle yurutuluyor. Bu durumu Turkiye'yle mukayese edecek olursak Kurdistani Turkiyeden ayirmak isteyen bir partinin, herhangi sagci bir partiyle anlasmasi olarak bakabiliriz. Akil almaz bir senaryo degil mi? |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
[quote="Cem";p="71631O halde bugün dünyada sosyalizm diye birşey hemen hemen kalmadığına göre liberallerin de totaliterleşmesi gerekirdi. Oysa böyle bir değişim olmadığı gibi, sosyal devleti batıda kaldırmak diye bir durum da söz konusu değil.
Ayrıca en az liberallerin sosyalleştiği kadar sosoyalistlerin de daha liberal olduğu çok belirgin gözlenen bir durum. Örneğin bugün çoğu ML tek parti hegemonyasına dayanan parlamenter rejimi savunmuyor, savunamıyor. Gerçek anlamdaki çoğulcu demokrasiyi artık marxistlerimiz de kabul etti, onlar da evcilleşti diyebiliriz :)[/quote] sevgili cem sosyalizmin bitmesini avını bekleyen yırtıcılar gibi bekleyenler var ama sosyalizm bitmemiştir.bitmeyecektir.liberaller sosyal devleti bitirmeye cesart edemiyorlar çalışma saatlerinin uzatılması,emeklilik yaşının büyümesi bunlar hep sosyal adaleti deforme edici emek sınıfı hareketlerdir.son girişimlerse emekliliğin oratadan kaldırılması cihet,ndedir. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Sevgili sargon,
Hain edebiyati dediginiz sey aslinda, ortada insanliga karsi islenmis bir suc var. Suclu belli degil, deliller karambole getirilmis. Insanlarda eksik yerleri teorilerle doldurmaya calisiyor. Bundan daha akla yatkin bir davranis var mi? Oy, secim, demokrasi gibi kavramlarin varligindan bahsetmek icin bir ulkede politika yapilmis olmasi gerekir. Insanlar yapilan propagandalari analiz edip, kendine bir hukumet secer. Turkiye'de neredeyse 50-60 yil politika yapilmadi. 68 kusagindan sonra hele hemen hemen hic politika yapilmadi. Taraflar kalmadi cunku, butun siyasi partiler ayni tarafa gecti. En akla gelmeyecek koalisyonlar yasanmadi mi? Insanlarimizda politik bilinc kalmadi, bugun satilmis gazetelerde cikan gulunc yazilari bir gun sonra insanlarin agzindan duyar oldum. TV'ye cikip yorum yapan insanlari bir dinleyin, hepsi nutuk atmayi iyi bilir, ama sozlerinin icinde bir parilti, fikir yoktur. Bu insanlar politikacilardan sadece nutuk atmayi ogrendiler. Kuran'in anlatimi ile Ozal'in su dolma kalemi insanin gozune basa basa (adini hatirlayamadim programin) attigi nutuklari bir kiyaslayin. Kuran'dan suphesiz sunu yapariz boyle gucluyuz kisimlarini atin, bu nutuktanda "Buyuk Turkiye bu isin altindan kalkacaktir" gibi yuvarlak laflari atin. Kurandan suphesiz onlari yakariz oyariz vs gibi tehditleri cikartin, buna karsilik Ozal Turkiyesinden derin devleti ve mafyayi cikartin. Ne kaldi geriye? 0 Ikisininde ortak ozelligi insanlari ilgilendiren bir cikar uzerine kurulmus olmamalari, bu sebeple cogunluga kabul ettirecek gercek bir felsefenin olmayisi. Iste liberalizm budur, sermaye'nin cikarlarini savunmak ici vardir. Sermayenin cikarlari insanlari baglamaz, sermaye firsatlarin oldugu bir dunya ister. Hareket ister, dalgalanmalar ister, hirsli ucuz caliskan isciler ister. Insan ise huzur ister, duraganlik ister, rahatlik ister, rahat bir is sosyal guvence ister. Insanin istekleri ile sermayenin istekleri zittir. Diger bir deyisle insanin menfaatleri sermayeyi baglamaz, sermaye olusan her ortama uyum saglar, kar edecek birsey bulur. Liberalizm iste bugun dunyadaki sermayenin politik yuzudur. Bu dedigimden sermayenin fikren liberalizmi savundugunu sanmayin, belirttigim gibi sermayenin halkin menfaatini savunan bir felsefesi yoktur. Bu birliktelik organik bir bagdir, sermayenin istedigi piyasa dalgalanmalarini yaratmak icindir. O zaman akla su geliyor, neden liberalizm? Liberalizmin kokeni fransizca liberté kelimesinden geliyor diye baslamiyacagim. Simdi dusundumde emin degilim ingilizcede olabilir. Sozluge bakmam(!) gerekebilir. Liberalizmin en onemli uzuvlari olan ozgurluk ve bu ozgurlugu mesrulastirmak icin kullanilan baski araci demokrasi, liberal dusunce sinirlari icerisinde heryere uzanabilir. Ozgurluk cok muglak bir kavramdir, bircok tartisma ozgurlugun nerede basladigi ve nerede bittigi uzerinedir. Soyle bahcemde bir mangal yapmak hakkim mi, Yoksa komsunun is bulasmamis temiz camli bir evde yasamak mi hakki, hangisi ozgurluk? Bu haklarin ikisi birden verilemeyecegi icin demokrasi ve hukuk vardir. Bu sebeple ozgurluk insanin gunluk hayatinda karsilastigi bircok soruna cevap verebilen, belirsiz bir kavramdir, degisen piyasa sartlarina gore manipule edilebilir. Idealist partilerin ise sabit bir politikalari ve tavirlari vardir. Bunlar birgun sermayenin aleyhine donebilir, liberal parilerin boyle bir sorunu yoktur, yuvarlak laflarla gittigi kadar gotur, gitmedigi yerde bir kriz yarat insanlar bir dilim ekmege sukretsin. |
Re: Ey Türk lumpeni! Titre ve donunu giy!
Engin Ardıç yazılarına devam;
Sevgili dostumuz Zülfü Livaneli genellikle çarçur yazılar yazar ve kendi reklamını yapar... Konserim var, beklerim... Yeni romanım çıktı, aman okuyun... Belediye reisi olacağım, oy verin... Geçen gün Avrupa’ya gittim, şu şu şu kişilerle görüştüm, falan... Fakat arada çok iyi, çok önemli yazılar yazdığı da olur. Bunların kimisinde yanılır, kimisinde haklıdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin patırtısı gürültüsü arasında kaynadı gitti, geçenlerde tarikatları yazdı Livaneli. Bu konuya daha önce de değinmişti. Bir memur çocuğu olarak (ben de öyleyim) ilkgençliğinde Türkiye’nin “derinlerinde” neler olup bittiğini, “sahne gerisindeki ilişkileri” kavrayamamış olmaktan yakınıyor. Tarikat dünyasını, bu ilişkilerin siyaseti ve ticareti nasıl belirlediğini görememiş. Çünkü cumhuriyet rejimi, daha doğrusu “devrim kültürü” ona bu dünyayı göstermemiş. Çünkü yoksayılıyordu... Artık ortadan kalkmış olduğu kabul ediliyordu... Livaneli’nin dediği gibi, “toplumun hafızası sıfırlanmak” istenmiş ve bunda başarılı olunduğu da sanılmıştı! Çünkü ülkeyi kurtarıp cumhuriyeti kuranlar da bürokratlardı ve sosyoloji bilmiyorlardı. (Ekonomi biliyorlar mıydı? İnönü, anılarında, “enflasyon” kelimesini ilk kez başbakan olduktan sonra duyduğunu itiraf eder.) Yeni kuşaklara, yalnız Osmanlı gerçekleri değil, hemen yakın tarihimiz bile unutturuldu. Herşeyin gökten zembille indiği yanılgısı aşılandı. Cumhuriyet yönetimi tam da bu amaçla ekonomik kalkınmayı arka plana itmiş, eğitimi herşeyin üstünde tutmuş, zavallı köy öğretmenleri bile kendilerini birdenbire hem devrim kahramanı hem de süper entellektüel sanmaya başlamışlardı!... (Altmışlı yıllarda sergiledikleri kasıntılı havaları da, sonra içine düştükleri umarsızlığı da Livaneli çok iyi gözlemiş olmalıdır.) O kadar ki, kurtuluş savaşımız bile ancak ve yalnız Atatürk’ün gözünden öğretildi. Bizzat Atatürk büyük nutkunu 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktığı günden başlatmamış, ondan öncesini silip atmamış mıydı? Yeni kuşaklar, onun Samsun kıyılarına azgın dalgalarla boğuşarak ve neredeyse düşman mermileri altında Normandiya çıkartması gibi bir tür çıkartma yaptığını sanıyorlardı!... Birinci Dünya Savaşı da öğretildi öğretilmesine ama, yalnızca Çanakkale... Türkiye’de iyi kötü mürekkep yalamış hemen hiçkimsenin ne Süveyş Kanalı seferlerimizden haberi vardı, ne Mezopotamya cephemizden, ne Galiçya cephesinden ne de Baku’ya girmemizden... Kemal Tahir yazmasaydı yanmıştık vallahi. Bugün bile, Atatürk’ün ordudan istifa ettiği 1919 yılına kadar bir “Osmanlı subayı” olduğunu hatırlatmak birçok çemiş tarafından neredeyse suç sayılıyor! Livaneli’nin deyimiyle “Ortadoğu bağlantılarımız” da göze görünmüyordu çünkü sırtımızı dönmüş, orayı da yok saymıştık. Şimdi bu konuda da, Ermeni meselesinde de, Kürt meselesinde de apışıp kalmamız bundandır. Durduk yerde nereden çıkıyordu bu sorunlar yahu? “Toplum mühendisliği” yapılarak bir tür “tabula rasa” yani boş defter, beyaz sayfa yaratılabileceği sanıldı. Cumhuriyet yönetimi, tekke ve zaviyeleri kapatıp (tekkeyi anladık da, şu “zaviyenin” ne olduğunu bir çırpıda söyleyebilecek Kemalist var mı aranızda?) din işlerini de başbakanlığa bağlı bir yüksek bürokratın emrine verince, toplumun diplerini temizlemiş olacağını sandı. İşte bu nedenle memurlar, Adnan Menderes de seçimleri kazanınca çok şaşırdılar, Süleyman Demirel de, Turgut Özal da, Recep Tayyip Erdoğan da... Ve bunu “karşıdevrim” olarak algılamakta ısrar ettiler. (Üstüne üstlük, birçok saftırık, bu köylü kitlesiyle sosyalist devrim yapacağını da sanmadı mı? Birçok çocuk bu aymazlık uğruna bok yoluna gitmedi mi?) Aslında halk, kendi gerçeklerini yoksaymış, bastırmış olan bürokrasiye tepki gösteriyordu. Bu bir Osmanlı tepkisiydi. Çünkü halk iliklerine kadar Müslüman ve iliklerine kadar Osmanlı’ydı. Aydınlar da, artık bürokrasinin kanatları altında “fevkalade iltifata mazhar” olamadıkları, olamayacakları için ağlıyorlardı. Bugün de darbe isteyen bazı Ankara çemişlerinin öfkesinin temelinde bu yatar. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:06 . |