![]() |
14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
14 nisandaki miting hakkinda ne düsünüyorsunuz *:?:
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
sevgili hokusai
gerçekten güzel bir konuya değinmişsin 14 nisanda irademizi göstermeliyiz katılaabilecek olan dostlarımızın dostlarımızın herşekilde katılması gerekmektedir.çünkü bizi çok büyük bir tehlike beklemektedir.dolayı dinlerden özgürlüğü,çağdaş ve demokratik düzeni savunan herkesin bu müsteci düşünceye karşı kaldırış ve dur deme zamanı gelmiştir.bütün gücümüzle bizler buna dur demeliyiz. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
ülkesini seven her insanın katılması gereken bir yürüyüş
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Alaala *:P
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Gül bakalim bu gidisle belki sen gülersin daha, ama torunlarinindan birinin adi David bin mhmmd oldugu zaman onlarin pek gülebilecegini sanmiyorum. Sonucta sen farkinda ol veya olma ülke tamamen yabanci kültürü ve hegemonyasi altina giriyor.bunsenin görmemen gülmen dalga gecmen hicbirseyi degistirmez *:P
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. hokusai,
Ne güzel imzanız var. Bilimde, aslında hiçbirşeyden tam olarak emin değilizdir. Bildiğimiz tek şey belmediğimizdir. Daha çok öğrendikçe, daha da emin oluruz; ya da daha az. Hatta bir fikrin tamamen yanlış olduğunu da görebiliriz. (Richard Feynman) Bilim gibi ampirik bir konuda dahi emin olamıyoruz ama sosyoloji, siyaset gibi sosyal konularda emin olabiliyorsunuz. Siz batılılaşma karşısındaysanız bir hatırlatmada bulunayım. Batılılaşma, Türkler'de; Orta Asyadan göçlerle başlamıştır. Alpaslan ile sürmüştür. Fatih Sultan Mehmet ile kurumsallaşmıştır. Hayali düşmanlarla, sanal korkularla birilerinin dümeni dönmekte. Belki ben de fark edemiyorumdur lakin sizlerin de çok farkında olduğunu zannetmiyorum. Şu an sular bulandırıldıkça bulandırılmakta. Niçin mi? Hele bir seçimler bitsin konuşuruz inşallah. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
14 Nisan mitinginin amacı Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkışını engellemek.
Dolayısıyla şeriatçi tırmanışın, Türkiye'nin geleceğindeki tehlikenin önünü kesmek. Bu tür mitinglerle Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması engellenebilir belki ama, tehlikenin önü kesilemez. Tersine Tayyip Erdoğanın önünün kesilmesiyle tehlike artacaktır. Zaten Tayyip erdoğan'ın da aday olacağını zannetmiyorum. Keşke olsa. Neden? Çünkü önemli olan cumhurbaşkanlığı ile birlikte iktidarın da tek başına elde olmasıdır. Akp oylarında düşüş vardır. Tayyip Erdoğan'ın cumhurbalkanı olması ile, Akp'ye katmış olduğu en az %10 civarında oyu da serbest bırakmış olacaktır. Ayrıca seçim propagandalarına katılamıyacak, mitinglerde boy gösteremiyecek, tv'lerde konuşamıyacaktır. Boşalan parti liderliği ve başbakanlık için çekişme yaşanacak, cumhurbaşkanlığı adaylıkları nedeniyle umduğunu bulamıyanların çatışması parti içi gerginliğe neden olacak, lider boşluğu yaşanacaktır. Dolayısıyla böyle bir tabloda Akp'nin tek başına iktidarı imkansız hale gelebilecektir. Öte yandan Tayyip Erdoğan zaten aday olmayacaktır çünkü cumhurbaşkanı olduğu takdirde dokunulmazlığı kalkacak ve savcılıklar, anayasa mahkemesi, yargıtay harekete geçecektir. Akp'de seçimden tek başına ya da güçlü bir sayıyla çıkamayınca Tayyip Erdoğan'ı yargılanmaktan kurtaramıyacaklardır. Tayyip Erdoğan bu riske girmez. Demokrat ve laik kesim için en kötü oluşum, Bülent arınç gibi bir katı tutumlu adayın cumhurbaşkanlığı ve Tayyip erdoğan'ın seçimi kazanıp başbakanlığı sürdürmesidir. Ya da katı gibi gözükmeyen ama başbakanın yörüngesinde bir adayın cumhurbaşkanı olmasıdır. Aslında muhalefetin yapması gereken daha bir yıl öncesinden cumhurbaşkanını Fransa'daki gibi bir sistemle halkın seçmesi için girişimlerde bulunmak, halkı da bu yönde hareketlendirmekti. Artık buna da geç kalınmıştır. 14 Nisan mitinginin faydası cumhurbaşkanlığına değil, genel seçimlere olacaktır. Dolayısıyla mitingi Tayyip erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına değil, iktidara karşı bir gösteriye dönüştürmek gerekir. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
"ölülerden medet ummayınız."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * m.kemal atatürk demokratik bir ülkede miting yapanlara karşı çıkmak olmaz. lakin mitingin ana fikrine karşı çıkılır. askerden medet uman kişi solcu değil olsa olsa faşisttir. yeniçağ gibi türkeş'e başbuğ diyen bir gazetede yazarlık yapan sn. hulki cevizoğlu'nun organizasyonuna destek verdiği bir mitinge katılmak hiç bir sosyaliste yaraşmaz. anıtkabir'de ata'ya şikayete gidenler ata'nın şu sözünü öğrensin: ÖLÜLERDEN MEDET UMMAYINIZ |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Demokrasiyi hazmedemeyenler 14 nisan da eyleme.Yürüsünler bakalım nereye kadar yürüyeceklerse.Anıtkabirde son bulacağına göre kısa bir yürüyüş olacak.Bu antidemokratlar o kadar çok tahrik ediyorlarki,inat ettirecekler adamı zorla Cumhurbaşkanı yapacaklar.
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Alıntı:
Çok partili cumhuriyet tarihinin en az miting ve yürüyüş yapıldığı dönemdir bu dönem. Miting ya da yürüyüş yapan nasıl antidemokrat olabilir, demokrasiyi hazmetmeyebilir. Asıl nitingin, yürüyüşün olmadığı ortamlardan korkmalı. Demokrasinin rafa kaldırıldığı, baskıların arttığı dönemlerde muhalefetin sesi kısılır, sivil toplum örgütleri susturulur, medya tehdit altındadır, grevlere, protestolara, boykotlara izin verilmez. Demirel'de "Yürümekle yollar aşınmaz" diyordu ama onun lafında biraz liberallik var. Kaç yıldır ilk defa büyük bir miting yapılacak, tehditlerle, baskılarla katılım engellenmeye çalışılıyor. Zamanında "bir kısım medya" diye tabir edilen kesim de susturulmuş durumda. Ne isteniyor yani, İslamî faşizm mi? Zorla da olsa, sunsalar da olmaz cumhurbaşkanı, olamaz. Mazereti var.. Enkidu; Tam da yobazlar gibi konuşmuşsun yani!!!!! Anıt Kabir ziyaretlerini Atatürk'ten medet ummak olarak görüyorsan çok yanılıyorsun. Mitingin askerden medet umma mitingi olmadığını da biliyorsun. Ayrıca kişiyi yazdığı gazeteye göre değil, yazdıklarına göre değerlendirmelisin. Irkçı söylemlerin de sosyalist düşüncede yeri yoktur. Bu söylemleri ima dahi edenler aslında şovenisttirler. Ölülerden medet umulmaz tabi de. Bu sözü Atatürk'ün söylediğini nereden buldun????? |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Hiramusta abim kusura bakma ama uydu antenin var mi? diye soracagim, eger varsa aksama kadar dost tv hanifdostlar moodundaki kanallari izliyorsun herhalde
Tanri inancinda belki haklisindir. belki kuranda bile haklisindir. ama bu insanlari savunuyorsan senin aklindan süphe etmeye baslarim. benim gibi düsünmediginden degil. sadece körü körüne, sirf senin savundugun fikirleri savunduklari söylüyorlar diye bu insanlarin pisliklerini örtmeye calismamalisin. Atatürk ü sevmeyebilirsin ama eger bu ülkenin bir vatandasi oldugunu düsünüyorsan kamu kurumlarin yabancilara, kendi yandaslarina peskes cekilmesini görmezden gelemezsin. Sonucta senin vergilerini de kötüye kullaniyorlar. Bu eylemin bir amaci da bu bunu unutma... Ayrica demokrasiyi hazmedemek ne yaa, bir hükümet senin 80 küsür yildir kurdugun bütün kurumlara,bütün kazanimlar düsman bir tavir sergiliyor ve sen sirf "demokratik" olmak icin özgürlük naralari okuyacaksin. hey yavrum hey... keske senin tanrşn da bu kadar demokratik olabilse... |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
bu yürüyüş cumhuriyet e sahip çıkmak için önemlidir...ancak yürüyüş tayyip erdoğan ın cumhurbaşkanı olmasını engellemek için yapılıyorsa yazıktır ziyandır...zira sorun tayyip in cumbaba olmasından çok onun zihniyetinin köke taşınmasındadır ha tayyip olmuş ha gül olmuş ha feto olmuş çok bişey farkeder mi?
hiramustanın rahatsız olmasını doğal karşılıyorum da bu "demokrasi düşmanı" nasıl bir tabir *anlamadım...ne yani insanlar "demokratik" hakları olan protesto etme eylemini gerçekleştirmek için sizden icazet mi alacaklar hiramusta...adam rte nin cumhurbaşkanı olmasını istemiyor ve bunun için "aday olma" demek sesini duyurmak için eylem yapıyor...sana ne...bu mu senin demokrasi anlayışın hiramusta... sol görüşlü bir genç olarak özellikle atatürkçü düşünce derneğinin son zamanlarda ülkücü türkçü garip tiplerle dolmuş olmasından tuncay özkan gibi dün aydın doğan ın uşaklığını yapan bugün "sağda mhp de solda chp de birleşiyoruz haberiniz ola gençler" şeklinde saçmalayan sabah yılmaz güney filmi akşam da türkeş e güzellemeleri yayınlayan garip kanalın saihibi bir insanın hükümete muhalefetin en ön safında yer alması toplum önderi konumuna getirilmeye çalışılıyor olması beni çok rahatsız ediyor...hem kemalist yanımı hem sosyalist yanımı yaralıyor... bu eyleme de anıtkabre de gitmeyi şimdilik düşünüyorum ama böyle giderse eylem milli uyanış derneği kuva yi milliye derneği bbp gibi saçma sapan örgütlerin şovuna dönüşürse gitmeyeceğim... ölülerden medet ummak en başta mustafa kemal in yoluna baş koymuş bir kişiye yakışmaz...ama mustafa kemal e sahip çıkmak da onun ışığını yaktığı yolu savunmak da ölülere sığınmak demek değildir zannımca... |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Painkiller de vakti zamaninda bu kafatascilara az küfür etmedim. Onlar yüzünden cok acilar cektik ama biraz ileri görüslü olmak lazim, onlarin senin kadar bilgi birikimi olmayabilir. Senin bildiklerini bilmeyebilirler, ama bir de şöyle düsün M.Kemal bunlar gerizekali bir bok bilmiyorlar deyip sadece kendi basina bir direnis hali gercekleseydi. Sence basarili olabilir miydi? Su an Düsünmemiz gereken su: Dogu Perincek gecmiste bin turlu korkaklik yapmis olabilir, Deniz Baykal i da sevmeyebilirsin, MHP lileri hic sevmiyebilirsin. ama su an birlik zamanidir birlik olamazsan savasi kazanamazsin. egolarini beslersin ben dediydim dersin bu millet,halk salak dersin orada kalirsin bi bok yapamazsin sadece konusursun gecmisten eskiden cumhuriyet vardi Atatürk kurmustu dersin.
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
sınıf bilinçli bir işçi için işvereninin müslüman, şeriatçi, ulusalcı ya da kemalist veya faşist olması farketmez. Sömürü artı deger sömürüsüdür ve ideolojisi farketmez. Sermayenin vatanı olmaz, paranın da.
* * * saygılarımla |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
6.Filo defol dendiği günlerde,Ülkücü,Milliyetçi olma iddiasındaki
insanlar,susturmaya çalışmıştı Devrimci Gençliğin bu sesini. İdealist olma,milliyetçi olma iddiasındaki insanlar,omuz vermemiş bu haykırışa iğrenççe saldırmıştı. Geçmişte onların yaptığı çirkinliği yapmak gibi bir lüksümüz yok, Cumhuriyete sahip çıkmak adına bir eylem yapılacaksa sırf ülkücüler var diye kıyıya çekilmek,en başta yıllardır yürütülmeye çalışılan Aydınlanma Hareketine ve Cumhuriyetin tüm kazanımlarına ihanet etmektir. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Geçmişte onların yaptığı çirkinliği yapmak gibi bir lüksümüz yok,
Cumhuriyete sahip çıkmak adına bir eylem yapılacaksa sırf ülkücüler var diye kıyıya çekilmek,en başta yıllardır yürütülmeye çalışılan Aydınlanma Hareketine ve Cumhuriyetin tüm kazanımlarına ihanet etmektir. bu eylemin amacına devrimci gençlik, devrimci yaşlılık, devrimci orta yaşlılıkta karşı çıkıyor. miting yapmak haktır. amacına karşıyız, eyleme değil. ÖLÜLERDEN MEDET UMMAYINIZ * * * * * * * * * * *M.KEMAL |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
sevgili enkidu
Amac a karşı olmanızı anlıyamadım,Kazanılmış Demokratik hak ve özgürlüklere sahip çıkılmasına niye karşısınız?Miting yapmak haktır diyorsunuz,ancak bu hakkınız elinizden alınabilir!.Bu hakka sahip çıkılmalı bence ! Sonra çok geçte olabilir!. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. Arkadaşlar,
"Cumhurbaskani'nin görev ve yetkileri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi'nin 101, 102, 103, 104, 105, ve 106. maddelerinde belirtilmistir. * A. Nitelikleri ve Tarafsızlığı (Madde 101) Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk Vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür. Bir kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez. Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. * B. Seçimi (Madde 102) Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır. Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin dolmasından otuz gün önce ya da Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama gününden başlayarak otuz gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanı'na bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir. En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır. Bu oylamada da üye tam sayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir. Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanı'nın görevi devam eder. * C. Andiçmesi (Madde 103) Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer : "Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, Milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim." * D. Görev ve Yetkileri (Madde 104) Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder; Anayasa'nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu amaçlarla Anayasa'nın ilgili maddelerinde gösterilen koşullara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır: a) Yasama ile ilgili olanlar : * Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde açılış konuşmasını yapmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni gerektiğinde toplantıya çağırmak, * Yasaları yayımlamak, * Yasaları yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geri göndermek, * Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak, * Yasaların, kanun hükmündeki kararnamelerin,Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün, tümünün ya da belirli kurallarının Anayasa'ya biçim ya da esas yönünden aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açmak, * Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek, b) Yürütme alanına ilişkin olanlar : * Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek, * Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atamak ve görevlerine son vermek, * Gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu'na Başkanlık etmek ya da Bakanlar Kurulu'nu Başkanlığı altında toplantıya çağırmak, * Yabancı devletlere Türk Devleti'nin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyeti'ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek, * Uluslararası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak, * Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanlığını temsil etmek, * Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermek, * Genelkurmay Başkanı'nı atamak, * Milli Güvenlik Kurulu'nu toplantıya çağırmak, * Milli Güvenlik Kurulu'na Başkanlık etmek, * Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak, * Kararnameleri imzalamak, * Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ya da kaldırmak, * Devlet Denetleme Kurulu'nun üyelerini ve Başkanını atamak, * Devlet Denetleme Kurulu'na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak, * Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek, * Üniversite rektörlerini seçmek, c) Yargı ile ilgili olanlar: Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek. Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır. * E. Sorumluluk ve sorumsuzluk hali (Madde 105) Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa ve diğer yasalarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır. Bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur. Cumhurbaşkanı'nın resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz. Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin önerisi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır. * F. Cumhurbaşkanına Vekillik Etme (Madde 106) Cumhurbaşkanı'nın hastalık ve yurt dışına çıkma gibi nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması durumlarında, görevine dönmesine kadar; ölüm, çekilme ya da başka bir nedenle Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması durumunda da yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığı'na vekillik eder ve Cumhurbaşkanı'na ilişkin yetkileri kullanır." Kaynak ( http://www.cankaya.gov.tr/tr_html/gorev.html ) Tartışmanın bu yerinde biraz uzun olmakla birlikte bir alıntı koymak gerekliliğini düşündüm. Tartışan arkadaşlar bi zahmet bu yazıya göz atsın. Bu yazı ve tartışılan konu doğrultusunda yorumlarım olacak. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. Arkadaşlar,
Yazımızın devamında; Cumhurbaşkanlığı görevini sona erdiren halleri açıkça görmemizde de fayda görüyorum. Zira bu düzeyde yetkilerle donatılmış olan bir makamın dengesini!!! kuran sonlar oldukça enteresandır. 1. Sürenin Dolması 2. Çekilme *(İstifa) 3. Ölüm 4. “Başka Bir Sebeple” Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması (Sağlık sorunu gibi) 5. Vatana İhanet ile Suçlandırılma İlk dört neden doğal nedenler olarak kabul edilebilinir. Esaslı incelenmesi gereken başlık ise 5. başlık. Bunu biraz açıyoruz; "Cumhurbaşkanlığı görevini sona erdiren nedenlerden biri de, vatana ihanet ile suçlandırılma olabilir. Anayasamızın 105’inci maddesinin son fıkrası “Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır” demektedir. Bu durumda Cumhurbaşkanını yargılayacak makam, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesidir (Anayasa, m.148/3). Ancak “vatana ihanetten dolayı suçlandırma”nın, yani Yüce Divana sevk kararının, keza, Yüce Divanda Cumhurbaşkanının yargılanmasının ve mahkûm olmasının, Cumhurbaşkanlığı görevini sona erdirip erdirmediği konusunda Anayasada bir hüküm yoktur. Ancak genelde, Meclis tarafından Yüce Divana sevk edilen Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığından düşmüş sayılacağı kabul edilmektedir. Burada genellikle, Cumhurbaşkanının Yüce Divana sevki ile bakanların Yüce Divana sevki arasında benzerlik kurularak sonuç çıkarılmakta ve denmektedir ki, meclis soruşturması sonucunda Yüce Divana sevk edilen bakan, nasıl bakanlıktan düşmüş sayılıyorsa (m.113/3), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından vatana ihanetten dolayı suçlandırılıp Yüce Divana sevk edilen Cumhurbaşkanının da Cumhurbaşkanlığından düştüğü kabul edilmelidir. Kanımızca, burada açıkça “kıyas” yapılmaktadır. Kamu hukukunda kıyas çoğunlukla geçerli değildir. Kamu hukuku yetkileri, verilmiş yetkiler olduğuna göre, bunlar mahiyeti gereği istisnaî yetkilerdir. Böyle yetkiler, kıyas yoluyla genişletilemez. Vatana ihanetten suçlandırılan bir Cumhurbaşkanının Yüce Divana sevk edilmesi durumunda, Cumhurbaşkanının görevinin sona erdiği fikri makul ve mantıklı bir fikirdir. Ancak, bir fikrin “makul ve mantıklı” olmasından bir hukuk kuralı çıkarılamaz. Zira, pozitivist hukuk anlayışında, hukuk kuralları beşerî iradeden kaynaklanır, bir şeyin kendi “rasyonalite”sinden değil. Böyle bir sonucu kabul etmek için, tabiî hukuk anlayışına veya post-pozitivist bir anlayışa sahip olmak gerekir. Sonuç olarak, kanımızca, vatana ihanet suçlandırmasıyla Yüce Divana sevk edilen bir Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığının sona erip ermediği konusunda Türk hukuk düzeninde bir norm yoktur." Kaynak ( http://www.anayasa.gen.tr/cumhurbaskani.htm ) Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Ülkemizin ve ulusumuzun bölünmez bütünlüğü için,
Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti için, Tam bağımsız ve aydınlık bir Türkiye için, Cumhuriyetimizin kazanımlarına ve kurumlarına sahip çıkmak ve "irticaya hayır" demek için, "biz buradayız" demek isteyen herkesin, 14 ve 15 Nisan tarihlerinde, Ankara'da, her iki organizasyona da katılımları ile destek vermeleri ve çevrelerini de bu organizasyonlar hakkında bilgilendirerek katılıma teşvik etmeleri, geleceğimiz ve özgürlüğümüz için hayati önem taşıyan bir milli sorumluluk ve vatani görev niteliğindedir... |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Aydınların, demokratların Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını hazmedemiyecekleri bellidir. Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama Tayyip Erdoğan layık bulunmamakta ve o koltuğun kirletileceği düşünülmektedir.
Halbuki koltuktan daha önemli olan laik demokratik cumhuriyet rejimidir. Eğer aydınlar, demokratlar bu rejimin Tayyip Erdoğan ve aKP nedeniyle tehlike içinde olduğu düşüncesinde iseler ve rejim koltuktan daha önemli ise cumhurbaşkanlığı için en uygun isim Tayyip Erdoğan'dır. Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla ancak AKP seçimleri kaybedebilir. Ama cumhurbaşkanlığına başbakan'ın güdümünde birisi geldiği takdirde, aydınlarımızın, demokratlarımızın korktuğu olabilir. Çünkü Tayyip'li AKP hem seçimi kazanmış, iktidarı yeniden elde etmiş olacaktır hem de cumhurbaşkanı da partiden ve uyumlu biri olacaktır. Tayyip erdoğan'ın cumhurbaşkanlığında ise iktidar olamamış ya da ancak koalisyonla iktidar olmuş bir AKP olacaktır ki, bu durumda bugünkünden çok farklı bir Erdoğan görebiliriz. Erdoğan böyle bir durumda asla kendini riske atmayacak, devlet kurumları ile gayet uyumlu olmaya çalışacak ve koltuğun keyfini çıkaracaktır. Cumhurbaşkanı olma imkanı nasıl reddedilebilir? Çocukluğunda hayal bile edemeyeceği bir ünvan Tayyip Erdoğan'ın avucunun içinde gibidir şu anda. Küçüklüğünde "Doktor olacağım, mühendis olacağım." sözlerine hayal gözüyle bakanlar haklı çıkmıştır ama o şimdi başbakanlıktan sonra, cumhurbaşkanı da olarak onları şaşırtabilme olanağına sahiptir? Böyle şerefli bir mevkiyi kim istemez? Erbakan'ın evinin başköşesini süslemektedir "Başbakan" masa yazısı. Erdoğan şu anda Adalet bakanına ve hukuk müşavirlerine dosyalarının durumunu incelettirmekte ve cumhurbaşkanı olması halinde büyük bir riskin kendisini beklemediğinden emin olmak istemektedir. İncelemelerden kendisini rahatlatacak sonuç geldiği takdirde Erdoğan'ın kararı ülküsü, emeli doğrıltusunda değil, kişisel olacak ve cumhurbaşkanı olmak isteyecektir. Kim istemez ki? |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. Arkadaşlar,
Tartışmaya başlamadan bir şey daha eklemek istiyorum. Bu satırları yazarken TVM de, dünyanın en zeki insanı ile bir konuşma programını dinliyorum (kulak arkasından). Bu bayanın konuşması dikkatimi çekiyor. Ülkemizde yaşayanlar olarak %80 düzeylerde kullandığımız şiveyi, kullanmadan, akıcı bir Türkçe ile konuşuyor. Mantıklı konuşuyor. Çok enteresan şeyler konuşuyor. Konuşmanın bir yerinde, sunucu; -Size, dahi de diyorlar, peki dünyanın en zeki insanı olarak, bir dahi olarak, Atatürk hakkında ne düşünüyorsunuz. -Atatürk bir dahi değildir. Atatürk dahi üstü bir insandır. Bizler çok zeki olabiliriz ve dahi de olabiliriz. *Ancak başarımız bir konuda olur. Oysa Atatürk öyle değil. Atatürk'ün başarı ve üstünlük gösterdiği konuları sayamazsınız. O her bir insan için bir şey yapmıştır. Bizler ise sadece bir şey yapıyoruz. Diyeceksiniz ki; -Bunu bilmek için bir Rus'un mu söylemesi gerekiyordu. Hayır. Ben zaten biliyorum da, yirmili yaşlardaki bir Rus'un (küçümsemek için söylemiyorum) bildiğini, onun kurduğu ülkemizde, bilmeyen zavallı milyonlara şaştığımdan söylüyorum. Konu Cumhurbaşkanlığı olunca, ilk Cumhurbaşkanımız, önderimiz, Mustafa Kemal ATATÜRK'ü anmadan geçemeyiz. Bahsettiğimiz Cumhurbaşkanlığının da, ilk temsilcisine yakışan bir insanımız olmasını diliyorum. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Ülkemizin *ve *ulusumuzun *bölünmez *bütünlüğü *için,
* Demokratik, *laik, *sosyal *hukuk *devleti *için, * Tam *bağımsız *ve *aydınlık *bir *Türkiye *için, * Cumhuriyetimizin *kazanımlarına *ve *kurumlarına *sahip *çıkmak *ve *"irticaya *hayır" *demek *için, ---- Bu dedikleriniz cumhurbaşkanlığıyla olacak iş değil... En basitinden tam bağımsızlık ve sosyal hukuk meselesi... |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Avrupa İnsan Hakları kararı için buna ulemaa karar verir diyen, eşi üstteki açılırsa diye altına 2. bir türban takan birisinin bu gösteri için şamata yapıyorlar diyeceğine eminim.
Oysa onun farkında olmadığı şey bu gösteriye katılacakların şamata için değil Avrupa Birliği yolunda ilerleyen uygar ve laik bir Türkiye için geldiğidir. Bunun bilincinde olan tek ağaçlar bir orman olacaktır 14 Nisanda... |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. Arkadaşlar,
Yanlış yerlere odaklanıyoruz. Gözümüzün önündekini ancak görmeye çalışıyoyuz. Oysa ki geçtiğimiz yolları ve varacağımız yerleri hesaba katmıyoruz. Sığ bir tartışmanın içindeyiz. Bir kişinin, bir makama gelip gelmemesine odaklandık kaldık. Oysa ki; 1. Cumhurbaşkanının 30 a yakın başlıktaki yetkilerini konuşmalıyız. 2. Bu kadar yetkileri olan bir makam için denetim ve kontrol mekanizmalarının yokluğunu konuşmalıyız. 3. Bize, şimdiye kadar, Türkiye Cumhuriyetinin; anayasal bir hukuk devleti olduğunu söylüyorlardı. Buna göre tüm organların ve tüm makamların yetki ve sorumluluklarının dengelendiği bir sistem olması gerekmektedir. Cumhurbaşkanı dahi olsa bu böyle olmalıdır. Kişisel inisiyatiflerin en aza indirildiği bir sistem olmalıydı. Görüyoruz ki bu sistem, bize anlatılan ve öğretilen sistem değildir. Demek ki; Türkiye Cumhuriyeti Anayasal bir hukuk devleti değil, monarşik, hatta biraz daha iyi bir tahmin ile oligarşik bir düzen ile yönetilmektedir. Görüşlerinizi bekliyorum. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. Mhmmd,
Aslında konumuz Cumhurbaşkanının yetkileri vs değil ki. Başlık 14 Nisan'daki miting, Anıtkabir'e yürüyüş. Siz başlık konusunu başka yöne çekmiş oluyorsunuz. Yetkilerin azlığı çokluğu farklı bir şey. Burada konu, özgürlükleri kısma peşinde olan, tarafsız değil de şeriat taraflısı olan, baskıcı, amerikanofil, düşünmeden konuşan sonra da kendisi ve resmi yalancıbaşısı ile bunları yalanlayan, Üniversite talebelerine ve öğretim üyelerine politijka yapmayın deyip politikaya ilköğretim öğrencilerini bulaştıran vs bir kişiye veya benzeri bir kişiye karşı çıkmak veya çıkmamaktır. Ben bu anlayışta herhangi birinin Cumhurbaşkanı olmasını Türkiye'nin yok olması olarak alglıyorum. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn. Burlap,
Meselemiz yetkiler değil kişilerdir diyorsunuz. Ben de tam tersini söylüyorum. Bu kadar patırtı koparmanın bir nedeni olmalı diyorum. Bush gibi akıl yoksunu bir başkanı, ABD senatosu ve halkı seçerken bu kadar zorlanmadı. Biliniyordu ki; mevkisi ne olursa olsun, kullanabileceği inisiyatiflerin ceremesini, eninde sonunda kendisi görecektir. Oysa ki; ülkemizde bu şekilde olmamaktadır. Cumhurbaşkanlığı makamının ayrıcalıkları ve yetkileri, Osmanlı sultanları ile yarışır pozisyondadır. Bu gün, Tayyibi engellersiniz, yarın kimin çıkacağını nasıl garanti edebilirsiniz. Edemezsiniz. Mesele kişiler değildir, olmamalı. Mesele yetki ve sorumlulukların dengeli olmamasıdır, tartışma bu yönde daha yapıcı olacaktır. Ben çıkıp Tayyibi savunabilirim. Karşımda da milyonlarca karşıt kişiyi bulabilirim. R. Tayyip ERDOĞAN Cumhurbaşkanı olmayabilir. Lakin sorun bununla biter mi? Hayır. 1980 döneminin Cumhurbaşkanlığı seçimindeki açmazı bir okuyun. Bu kadar kıyamet kopmasının sebeplerine inmeliyiz diyorum. Veya Tayyibe tu kaka yapabiliriz toptan, ama buna rağmen Cumhurbaşkanı olabilir. Olursa ne olur? Bir kişinin, vesayeti altında mıdır Cumhuriyetin kazanımları? Bir kişi, tüm bürokrasi üzerinde bu kadar etkin midir? Bir kişi, tüm yargı konusunda bu kadar yetkili midir? Bu kişi Cumhurbaşkanı dahi olsa bu doğru mudur? Doğru ise, Anayasal hukuk devletimize, 80 yıl önceden başlayarak Guguk devleti mi diyeceğiz? Doğru değil ise; mesele kişiler değil makamlar ve bu makamların yetkileri olmalıdır diyorum. Biraz daha dikkatli okursanız 14 Nisan hakkındaki görüşlerimi anlayabilirsiniz. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
dostlar
bu yürüyüş avrupa için değil,bu yürüyüş RTE yi engellemek için değil RTE zihniyetine ve mürteci düşünceye dur demek için bağımsız ve önünü görebilen bir türkiye için ve o gün tüm türkiyeliler orada olacak. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
mhmmd e katılıyorum.
* * Mesele RTE meselesi degildir özünde. Demokrasi bir yaz boz tahtasına dönüştürüldügü oranda bu işin sonu gelmeyecektir. 12 Eylül yönetimi Türkiyenin o zamana kadar var olan en demokratik anayasasını degiştirerek yalnızca güç ve sermaye çevrelerinin uaşabilecegi bir yörüngeye oturtmak istedi. Bu yüzden halkın tüm egilimlerinin temsilini engelleyebilecek bir baraj sistemi koydu. O zamana kadar kısıtlı olan cumhurbaşkanı yetkilerini de genişleterek Evren in şahsında somutlaşan bir hale soktu. * * Şimdi yaşanan bu açmazın karın agrılarıdır. Her şeyden evvel aksaklık millet iradesinin matematiksel olarak parlementoya yansımamasından kaynaklanıyor. Bu sorun aşılmadan hiç bir sorunun çözülebilecegine inanmıyorum. Bunun tek nedeni de solun yasal olarak temsiilinin engellenmesiydi. Şimdi gelinen noktada yok edilmiş solun söylemleriyle çogunlugu alan siyasi islamcı partilerin durdurulması ortaya çıktı. * * *12 Eylülden sonra uzlaşamayan güç odakları her ne hikmetse 12 Eylülden sonra uzlaşabildiler, hatta aralarından su sızmadı. Anlaşamayan Ecevit ve Demirel can ciger kuzu sarması oldular. Bunu kişiliklerde aramak ise büyük hatadır. 12 Eylülden evvel yönetme güdüsünü kaybeden egemen sınıflar aralarındaki çelişkiyi de örtbas edemiyorlardı ve yönetemez konuma düşmüşlerdi. 2 Eylül bunun tedavisi idi o kadar. Sonuçta egemenlerin siyasi ifadeleri halka karşı birleşmek suretiyle çelişkilerini uzlaştırdılar ve ilerisi için de baraj sistemini getirdiler. * * * Bilinçli olarak planlanan fakat yan etkileri hesap edilmeyen, ya da hesap edilse bile nasılsa aşarız mantıgı ile gerçekleştirilen bu eylemin mantıgı bugünkü bunalımın temel nedenidir. Öncelikle demokratik kurumlar yerli yerine oturmadan bu tür bunalımların ardı arkası kesilmeyecektir. Ancak bana kalırsa bu tarz da bilinçli bir eylemdir. İnsanlarımız ya turbana, ya cumhurbaşkanlıgına ya da milliyetçilige yöneltilerek sömürü ve yoksulluk gizlenmeye çalışılmaktadır. * * * *Bu sözlerimden Anıtkabir deki eyleme karşı çıktıgım anlaşılmasın ama mesele RTE meselesi degildir, mesele sistem ve kurallar meselesidir. Biraz da suni düşman yaratıp yeldegirmenlerine saldırılmak istenmesidir. Elbette RTE yi Çankaya da görmek ben de istemem ama onun tek başına yapacagı pek bir şey yoktur. 40 senelik Demirel nasıl Çankaya da farklı bir tavır sergilediyse RTE nin de farklı olmayacagını düşünüyorum. * * * * saygılarımla |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Dilaver,
Burada sana katılmıyorum. Bence çok sinsi planın son aşamalarındayız. Demirel ve Ecevit bile bu denli fütursuz olamadı. Yani bir düşün RTE BOP'un eşbaşkanıyım diye hiç çekinmeden övünen bir insandır... RTE veya ekibinden her kim cumhurbaşkanı olursa durum çok farklı olacaktır. 2002'den bu yana Türkiye nasıl yavaş yavaş değişti ise değişmeye devam edecektir. Bu değişimin iyi bir değişim olduğunu düşünmüyorsunuz herhalde. saygılar |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Bu yürüyüşe karşıyım.
Nedenine gelince: Yürüyüşü yapan grupların önemli bir kısmı AKP'den daha gerici, Türkiye'nin geleceği açısından daha tehlikeli kesimler. Bu grupların amacı Türkiye'nin en büyük/en önemli tehlikesinin AKP olduğu görüşündeler. Oysa bugün CHP'nin izlediği çizgi AKP'nin çizgisinden bariz şekilde daha militarist, daha saldırgan, anti-demokratiktir. Laiklik tek başına Türkiye'nin geleceğini kurtarmaya yetmiyor. MHP'nin bile K. Irak'a girme konusunda göstermediği militarist çizgiyi CHP göstermiştir. Gene CHP 301. maddenin düzeltilmesi konusunda AKP kadar istekli olmamıştır. Genelkurmayın bir siyasi parti gibi pek çok konuda nota verir gibi açıklama yapması tavrına CHP hep ses çıkarmamıştır. Bu bakımlardan CHP anti-demokratik bir partidir. Gene AB'ye giriş konusunda CHP köstekçi bir parti durumundadır. Solcu görünüp Alevi oylarına göz dikmektedir ancak Alevi sorununun çözümüne dair bir programı bile yoktur. katılan grupların çoğunluğunun bu çizgide olduğunu sanıyorum. Laiklik için bu gösteriyi hummalı şekilde organize eden kişiler, gruplar, aynı duyarlılığı demokrasi ve özgürlükler için göstermiyor. İnsan Hakları İçin göstermiyor. Göstermemeleri bir yana zaten buna karşı bir duruş sergiliyorlar. Çünkü demokrasi ve insan haklarının gelişimi onlara göre laiklik karşıtları için, Kürtler için, azınlıklar için olanak sağlamaktadır. Bu nedenle baskıcı ve anti-demokratik çizgi izlemektedirler. Türkiye'de dinci bir tehdit vardır ancak bu abartıldığı ölçüde yüksek bir tehdit değildir. En azından henüz uzaktadır. Ancak askerler tarafından demokrasinin kesintiye uğratılması tehlikesi çok daha yüksektir. Bu nedenlerle 14 nisan yürüyüşünü hedef saptırma olarak görüyorum. Şahsen Ankara'da olsam katılmazdım. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn Mhmmd,
Siz de benim iletimi dikkatli okumamışsınız. Ben kişiden söz etmiyorum. Benim bahsettiğim Akape'den birisi. Örnekleme yaparken mecburen RTE'den de örnek verdim, ama İç işleri bakani, milli eğitimbakanı, meclis başkanından da örnek verebiliridim. Ancak Türkiyedeki kötü demokraside biliyorsunuz ki partiler başkanları ile özdeşleştirilirler. Bunda da doğruluk vardır. Çünkü meretler kazık çakıp bir türlü gitmeyi bilmezler. Ama benim bahsettiğim RTE değil, Türkiye'de cumhuriyeti yok edecek olan zihniyet. 14 Nisan mitingi de bu zihniyete karşı yapılıyor. Cumhurbaşkanlığı yetkileri vs mi konuşulacak bunu da başka başlıkta konuşuruz. Ama bu başlıkta sorun Akape'nin şeriatçılığı dolayısıyla mitingdir. Bahsettiğiniz yetkiler de aslında azdır. Örneğin cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek olsa bu yetkilerin kat be kat üstü yetkileri olur. Bu cins seçim yapan ülkelerdeki duruma bakarsanız bu görünür. Ülkemizde de benzeri istekler (örneğin Demirel) çıkmıştır. (O zaman ülkeyde istedikleri gibi at oynatacaklardı) Ama bu, bu başlığın konusu değil. Başka başlık açın konuşalım. Başlığınıza hemen katılacağım. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Demek istediklerimi Sn. Cem özetledi.
İlk okulda bizlere öğretilen; vatandaşlık, demokrasi, hukuk, devlet, yönetim, güçler ayrılığı, seçim sistemi, adaletin bağımsızlığı, yasama-yürütme-yargı kavramlarını tekrar gözden geçirip güncellememiz gerekmektedir. Ya bize yanlış öğretildi ki; o zaman suç öğretmenlerimizde... Ya bize doğru öğretildi ki; o zaman suç bu günlere gelmemize neden olanlarda... Ya biz öğrenemedik ki; o zaman da suç bizdedir. Tüm bunlar olurken, bu sitenin cazibesini bir kez daha algıladım. Tüm kural ve kaidelerin yazılı metinlerle, tarih-yer-içerik-amaç belli edilerek uygulanmaya çalışılmasına rağmen çıkan bu karmaşadan sonra, insan tarihi kadar eski, dinsel öğretilerin karmaşasını varın bi düşünün. İşimiz gerçekten de çok zor. Daha çooooooooook çalışmak lazım. Bu arada; Demirel'in şablon sözünü söylemeden, 14 Nisan da yürüyüş yapan arkadaşlara da kolaylıklar diliyorum. Küçük kafalar kişileri, orta kafalar olayları, büyük kafalar fikirleri tartışır. (Kimin dediğini bilmiyorum ama güzel demiş) Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Alıntı:
sevgili cem bazen sizi anlamakta güçlük çektiğimi söylemek istiyorum.sizce ülkenin şeriatçı mürtecilerin eline geçmek üzere olduğunu göre göre hal demokrasiden bahsetmeniz hala demokrasi havarisi kesilmeniz bence anlamsız.türkiyenin ve türkiyelilerin kollektif çıkarları için RTE ve işbirlikçi ekibine karşı çıkılmalı gerek militarist yöntemlerle gerekse çeşitli kitlesel hareketlerle... türkiye halkı A.B. için o kadar istekli değildir ve türkiyeliler için ab gereklide değildir.siz nerede yaşıyorsunuz dostum yoksa sizin oralarda müslüman yok mu benim gördüğüm ve takip ettiğim kadarıyla yağmur sonrası oratay çıkan mantarlar gibi heryerde islami hareketler fışkırıyor. sevgili cem 14 nisanda iyiki ankarada olmayacaksınız.umarım sizin gibi düşünen azınlıkta orada olmaz. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Mitinge kimler katılıyor?
14 Nisan Mitingine katılacak bazı önemli örgütler şunlar: ADD, Altı Nokta Körler Derneği, Anadolu Kültür Derneği, Ankara Üniversitesi, Ankara Platformu, Ankaralılar Vakfı, Ankara Ticaret Odası, Batı Trakya Türk Birliği Derneği, Büyük Anadolu Kulübü, Çağdaş Eğitimciler Derneği, CUMOK, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Dil Derneği, Emekli Subay Eşleri, Genel-İş, Hacettepe Üniversitesi, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Kırım Geliştirme Vakfı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Müzik Eğitimcileri Derneği, Opera-Bale Vakfı, Nükleer Tehlikelere Karşı Barış Derneği, Ozanlar Birliği Kültür Derneği, CHP, DSP, BCP, SHP, İP, ANAVATAN, Petrol-İş, Tıp Kurumu, Tüketici Hakları Derneği, Tüm Yargı Mensupları Derneği, Türk Kadınlar Birliği, Türk-İş, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Türkiye Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Gençlik Federasyonu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı, Türkiye Muharip Gaziler Derneği, Türkiye Ziraatçiler Derneği, Yol-İş Sendikası, Ziraat Mühendisleri Odası, 27 Mayıs Milli Devrim Derneği. Bunların dışında sivil toplum örgütlerinden mitinge katılacaklarını bildirenlerin sayısının hergün çığ gibi arttığı belirtiliyor. Uygar yaşamın ve onu mümkün kılan Cumhuriyetimizin kimlerden sakınılmak istendiği açıktır. Türkiye'de din temelli bir toplum yaratmak ve bu şekilde akılsızlaştırılmış bir toplum içinde at oynatıp menfaat kazanmak amacıyla büyük ölçüde dış destekli bir zümreyi oluşturmak isteyenlerin en çok korktukları karşıtların başında aydınlık kaynakları olan üniversiteler gelir. Onun için üniversiteyi kendilerinin bir uzantısı haline dönüştürmek istemektedirler. Böyle bir şeye hiçbir uygar toplumda izin verilemez. Böyle bir niyete karşı mücadele, varlık nedeni aklı ve bilimi koruyup geliştirmek olan üniversitenin en önde gelen görevidir. Bu görevi üniversite hocaları, öğrencileriyle paylaşır. Dolayısıyla 14 Nisan'da Ankara'da yapılacak olan ve ulusumuzun yüzakı olacağından hiç kuşku duymadığım bir 'Uygar Cumhuriyeti Koruma ve Kollama Mitingi'ne öğrencilerinin mümkün olan en büyük sayılarda katılmasını sağlamaya çalışan üniversite rektörleri ve yönetim kurulları tarihin kendilerine verdiği çok önemli bir görevi yerine getirmektedirler. Bu açıdan yaptıkları her türlü takdir ve övgünün üzerindedir. Ulusumuz kendilerine teşekkür borçludur. Üniversite kendisine yakışanı ve kendisinden beklenileni yapmaktadır. Yaptıklarının geçmişte hem ülkemizde, hem uygar dünyada pek çok örneği vardır ve bu örnekler ulusumuzu ve insanlığı derin karanlıklara düşmekten kurtarmıştır. Prof. Celal ŞENGÖR |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Dilaver,
Burada sana katılmıyorum. Bence çok sinsi planın son aşamalarındayız. Demirel ve Ecevit bile bu denli fütursuz olamadı. Yani bir düşün RTE BOP'un eşbaşkanıyım diye hiç çekinmeden övünen bir insandır... RTE veya ekibinden her kim cumhurbaşkanı olursa durum çok farklı olacaktır. 2002'den bu yana Türkiye nasıl yavaş yavaş değişti ise değişmeye devam edecektir. Bu değişimin iyi bir değişim olduğunu düşünmüyorsunuz herhalde. * * * *sevgili teoutiucan * * * *öncelikle şunu çok iyi kavramak gerekiyor, Türkiye'yi siyasi partiler ya da hükümetler yönetmez, yönetir gibi görünür. Parlamento'nun da sanki yasa koyucu gibi bir işlevi varmış gibi görünür ancak cami duvarına işediklerinde gecenin bir yarısında dokunulmazlıkları kaldırılır ve seçilmiş üyeleri bir anda seçilmiş cezaevi sakinleri haline gelirler. * * * * Türkiye de yönetim bir sınıf yönetimidir, bu sınıf da esas itibarıyla uluslararası sermaye ile entegre bir biçimde istedigi gibi at oynatmaktadır. Gene yönetim erkinin içinde yer alan militarist ve bürokratik kesimi de unutmamak gerekiyor. Senaryo 12 Eylül den evvel kararlaştırılmıştı ve yükselen devrimin önüne geçmek için İslami söyleme agırlık verildi, işçilerin ellerindeki kaleler tek tek ele geçirildi, tüm tersanelerine girildi ve yeni düzen solun söylemleri ile hayata geçirildi. * * * * *İlk amaç kulluk bilincinin yerleştirilerek özgür emekçilere kul olduklarının hatırlatılarak, gerçek mutlulugu öteki dünyada araması gerektiginin ögretilmesiydi. Bunun için tüm zamanların yasaklısı Necmettin Erbakan ve partisi yükselen deger oldu. * * * * *İkinci olaral ideolojik saldırı gerekliydi. Bir taraftan yoz emperyalist kültür enjekte edildi, buna savunma olarak da İslami kültür yaygınlaştırıldı. İnsanlara başkaca bir seçenek tanınmadı. Farklı bir arayışta olanlara ise cezaevleri ile tecritin rolü gösterildi. * * * * *Üçüncü olarak Türk milliyetçiligi öne çıkarılarak İslam ile sentezlendi. şimdi ise bu son sentez İslami kılıfının ılımlaştırılarak sunulmaya çalışılıyor. * * * * *Üstelik bunların tamamen önde görülen planlayıcısı ve uygulayıcısı TSK dır. Bizzat TSK eliyle gerçekleştirilmiştir bu süreç. Bunları bilince de şeriat naraları bana pek inandırıcı gelmiyor. Merak etmeyin Kurmaylar ın bu seçenege ve ihtimale karşı da her zaman için bir B planı mevcuttur. * * * * *Şunu çok iyi kavramak gerekiyor. Türkiye ekonomisinin içinde bulundugu süreç ve kırılan sınıf ilişkileri Afganistan tipi, Suud tipi bir feodal ekonomiye yer vermez veremez. Ekonomik olarak bu imkansız gözüküyor. Peki üstyapısal olarak mümkün mü, bunun bedeli de çok agır olacagından bana pek gerçekçi gelemiyor. * * * * *Gelelim Laik devlet diye ortalarda dolananlara. Bu söylemi inandırıcı bulabilmem için bunu söyleyen tüm kesimlerin Diyanet İşleri Başkanlıgı gibi bir kurumun ortadan kaldırılmasını istemeleri gerektigini düşünüyorum. Diyanet dini yönlendirmenin bir aygıtıdır. Bu kurum oldugu müddetçe o devletin laik olması mümkün degildir. Buna ayrılan bütçe ise başlıbaşına bir hırsızlıktır. Sömürüdür, depolitizasyon aracıdır. Bunu talep etmiyen hiç bir kurum ve de kişiyi laik olarak görmüyorum, göremiyorum. Bir taraftan bir kesimi dini siyasete alet etmekle suçlayacaksınız, diger taraftan ise bu siyaseti sürdürebilecek bir kurumu kabul edeceksiniz. Dolayısıyla ben bunu kurt masalı olarak görüyorum. Sormak lazım bu şeriatçı denen kesim egitimlerini nerelerde aldılar ve ögretmenleri kimlerdi. Bunları hep taliban mı gönderdi. * * * * *Aslında kuruldugundan beri cumhuriyetin taktigi budur. Devamlı üç adet sacayagı vardır ve her dönem bunlardan biri öndedir. Komünizm, Şeriat ve bölücülük. Devamlı da bu sacayaklar dışarıdan beslenir ve asla kökü kurutulamaz. * * * * *Bu toplumun temel meselesi sınıflar arası dengesizlik ve uçurumdur, sınıf mücadelesidir. Sosyal güvenlikten yoksun olarak çalışan insanların açlık sınırında yaşamaya zorlanarak insanlıgına ve insanlık onuruna yabancılaştırılmaya çalışılmasıdır. İslam ise bu sürecin en son cansimitlerinden biriydi, şimdi yerini Türk milliyetçiliginin alacagı gözüküyor. * * * * *RTE nin ve siyasi İslamın yükselişini ya da iktidarını engellemek isteyen bir yapı eski anayasaya dönerek bunu fevkalade kolaylıkla yapabilirdi. Nispi temsil ile oyların eşit temsilini saglayabilirdi. Bu o kadar zormuydu. Neredeydi 2002 lerden evvel akılları. Neredeydi görüş dikte ettiren MGK. * * * * Olayın havanda su dövmekten farklı olmadıgını düşünüyorum. Tekrar yazıyorum. * * * * Sınıf bilinçli bir işçi için işvereninin Türk, Kürt, *Ermeni, Müslüman ya da gayrımüslim olması hiç önemli degildir. Önemli olan sömürüdür. * * * * *saygılarımla |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Bu mitingle ilgili olarak çok ilginç tartışmalar oluyor. Gayet özgün, bütün dünyayı kucaklayacak veya bütün dünyayı kapsayacak çok güzel kavramlarla niyet ve istekler. Yalnız şu anda Türkiye’de bir gerçek var. Akape’li birinin cumhurbaşkanı olması bu yurt için, bu halk için en kötü şeydir. Bunun dışında her şey daha iyidir. Bunu size aşağıda yaptığım alıntı ile anlatmaya çalışayım. Aşağıdakiler RTE’ye aittir ama Akape’nin büyük çoğunluğunu da bence yansıtır. (Aslında bizim demokrasimizde seçilmişler yok atanmışlar vardır. Bu atanmışlar da parti başkanlarına atanmalarının bedelini baş sallayıp oy kullanarak verirler. )
Ben bu sitenin bilimden yana bir site olduğunu, herkesin hukukun üstünlüğüne inandığını, karşılıklı saygı içinde diyalog taraftarı olduğumuzu kimse yadsımaz sanıyorum. Dolayısıyla bunu aklınızda tutarak hepsini okur musunuz? -------------------------------------------------------------- Elhamdülillah şeriatçıyız, Yılbaşına karşıyım, Ben tekkeye değil dergaha gittim, İçki yasaklansın, İstanbul’u Medine yapacağız, Bütün okullar İmam Hatip yapılacak, Sadece imamlar resmi nikah kıysın, Ben İstanbul İmamıyım, Mayo reklamı şehvet sömürüsüdür, Milli piyango zulümdür, Demokrasi bizim için amaç değil araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız. Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz. Türkiye’yi eyaletlere bölmek lazım. Merkezi yönetim bir takım yetkileri bunlara vermelidir. Belediye Başkanları bu konuda en yetkili olmalıdır. O bölgedeki her türlü eğitim bunlara bırakılmalıdır. (PKK benzeri söylen) Referansımız İslamdır. Tek hedefimiz İslam devletidir. Oğlunun nikah davetiyesindeki tarih: 29 Zilkade 1421. 1.5 Milyarlık İslam alemi, Müslüman milletimizin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak. Işıkları göründü. Allah’ın izniyle kıyam başlayacak. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan, egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır. Anayasayı sarhoşlar hazırladı. Kaptı kaçtı, maptı kaçtı (Orhan Aldıkaçtı’yı ima ediyor) anayasa hazırlıyorlar. Adamlar ayık kafa ile hazırlamıyor bunu. Yahu milletin bütünlüğü ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ ile sağlanır mı? Osmanlı 30’u aşkın milleti ümmet düşüncesi ile bir arada tuttu. Biz de öyle yapacağız. Bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabi gidecek be! Biz hazmettire hazmettire geliyoruz., Allah’ın izniyle!.. Bu çalışmalarımız senaryoyu değiştirme çalışmalarıdır. Biz onun için geliyoruz. Biz Kemalist düzenin koruyucusu olamayız, bu mümkün değil. Sayın Öcalan düşüncelerinin hesabını değil, aldığı kellelerin hesabını veriyor. Türkiye’yi pazarlıyorum. Bizim için verilecek para önemlidir. Her şeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar. (Almanya başbakanına) Bana verilen para çok düşük, sen ne kadar maaş alıyorsun? PKK’nın cenaze töreninde bayrağı açması da , F16’ların alçaktan uçuş yapması da yanlış. İki tarafın yaptığı da yanlış. Suriye’yi Lübnan’dan çıkarttıkları gibi bizi de Kıbrıs’tan çıkarırlar. Birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız. Dur dinle be!.. Dur dinle! 9 Ay 10 gün be!... (AİHM’ye) Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. Ulema ne derse o olur. (Danıştay’a) Efendi sen kim oluyorsun, buna Mecelle karar verir. (Mesaj alınmıştır, birkaç hafta sonra şeriatçı terörist Danıştay üyelerini tarar, şans eseri sadece bir hakim ölür) Ulan terbiyesizlik yapma!... Artistlik yapma ulan! Hadi, ananı da al git buradan!... (Cumhurbaşkanı Sezer’e atamaları onamadığı için) Biz hukuka aykırı bir şey yapmıyoruz. Mecelle’de böyle bir kaide var. Askerlik yan gelip yatma yeri değildir. (Şehit annesi için) Ne konuşacağım ben o kadınla yahu! Almanya’da büyükelçilikte büyük elçiyi yuhalatır. Vatandaş için de) Söyleyin şu sahtekar ne istiyormuş… (YÖK başkanına) Burası (başını gösterir) basmıyor. Hayatında 2 koyun güdemediği için bunu kavrayamıyor…. (BM *tafından terörist ilan edilen El-Kadı için) Kendisine kefilim. Babam kadar güvenirim. Ona kendime inandığım kadar inanıyorum. (PKK ateşkes ilan eder, buna jest yapar) Biz de durduk yerde onlara operasyon yapmayız. Cumhuriyetmiş, laiklikmiş, bunlar karın doyurmaz. (Cumhurbaşkanı Sezer’e) Hayatında 2 koyun güdemeyenler çıkmışlar seçim hakkında konuşuyorlar. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. Haremimize bile girdiler be! Sen git kendi haremine sahip çık!.. Bizi bırak kendi haremimize inancımızın gereğini yapalım. (Türbanlı eş ve kızların yurtdışı resmi toplantılara gitmesini eleştiren muhalefet milletvekillerine) (Muhalefet partisi başkanına) Densiz!.. Şuursuz!.. Nasipsiz!.. Allah denilen şey vardır be!.. İz’ansız!.. - Şerefsizler - Bizim çocuklar aç mı kalsın be! - Kes ulan sesini! - Sana üç nokta koya rim - Otur ulan oturduğun yerde, her şeye burnunu sokma!... ------------------------------------------------- Şimdi yukarıda hep RTE’yi verdim ama, aslında bu Akape’nin hemen hepsinde yaygın bir durumdur. Diğer bakanlar ve milletvekillerinin söylediklerini ve icraatı anlatmak çok uzar. Ayrıca bunların demokrasi, insanlık, özgürlük, bağımsızlık vs hakkında yaptıkları Cumhuriyete anlatılamaz zarar vermiştir, hepimiz köle olmak yolundayız; ama sadece Milli Eğitim’de yaptıklarından birkaç tanesini aktarayım. Dini eğitimi ilköğretim okullarına yaydılar. Tevhidi tedrisat yasası bitti. Daha erkek nedir, kadın nedir bilmeyen çocukları ayrı oturtup, uygulamalı abdest aldırma, camide ibadet etme gibi dersler koyuyorlar. Önümüzdeki sene bu seneyi de aratacak. Yatılı kuran kursları (Milli Eğitim destekli) bile açıldı. Tatilde bile rahat bırakmıyorlar. Evrim teorisine karşıt olarak ‘Yaratılış’ı da teori olarak tedrisata aldılar. Çocuklar artık masallarla yetişecek. Çocukları ‘Ol’ deyince oluverecek şeylerle inanarak yetiştirirsek gelecekte onlardan ne beklenebilir? Bunun daha çok örneği var ama *uzatmıyorum. Yalnız önemli bir noktaya da değinmek istiyorum. Bunlar bu sitede dinlerin olumsuzluğu hakkında ne yazılmışsa onları yapıyorlar ve yapacaklar. Bu sitede örneklerle anlatılan hadisler ve kuran ayetleri, bunların nedeni, haksızlıklar, işkenceler, öldürmeler, kadınların ezilmesi, Müslüman olmayanların cihatla yok edilmesi hepsinin olması yakındır. Kara köktendincilik kadar vahşi bir şeyin eşi yoktur. Peki, şimdi durum bu. Ne yapalım? A – Susup oturalım. Cumhurbaşkanlığının yetkilerini, anayasayı tartışalım. Bu işlerden bir şey çıkmaz, dünyayı zaten zenginler vs idare ediyor. Ne yapsan boşuna, oyun oynamak olur. *Zaten yobazlar hakkında söylenenler abartı. B - Akape ile ortak hareket edelim, bu militarist Kemalistlere zaten bu yakışır. Bunlar daha zararlı. Bir süre sonra zaten Akape tepe taklak olur. Bu sırada herkes fakirleşir, sınıf farkı kalmaz, halkımız bilinçlenir. Hem yobazlardan hem de bu militaristlerden kurtulmuş oluruz. Ne olacak bir kaç sene dışarı çıkıp camiye gitmem, karıma kızıma, kızkardeşime çarşaf giydiriveririm. C – Akape’nin canına yanalım, Orduya darbe yaptıralım. Terör vs yapalım. D – Tepki gösterelim. Protesto edelim. Demokratik haklarımız var. Dolayısıyla ben protesto edeceğim. Tabii herkes istediğini yapar. |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
demokrasinin kötü tarafı, kendi düşmanlarına bile sayısız şans vermesidir, *irtica
demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yıkmaya çalışıyor. rte nin hamlesi yıllardır inşa edilmeye çalışılan irtica kalesinin ilk taşını yerine oturmaktır, rte mevki makam peşinde değil var olan bir geleneği sona erdirmek peşindedir. amaç cumhuriyet'in en tepesine turbanlı birini çıkarıp geleneği bozmaktır. amaç tepeden göz yumarak kadrolaşmayı hızlandırmaktır, çünkü kadrolaşma en iyi çankaya tepesinden görünür, çünkü tüm önemli mevkiler çankaya nın onayı alınmadan atama yapılamaz, rte genç bir siyasetçi, bu yaşta cumhur'a reislik merakı düzeni yıkmak içindir, çankayadan gerekli alt yapıyı hazırladıktan sonra yine siyasete dönecektir, rte ne bu günlerde sivil kuruluşların değil ordu nun nabzını tutmaktadır durup dururken darbe günlüklerinin ortaya çıkmasının sebebi ordunun bu gün itibarı ile darbeye bakış açısının öğrenmek içindir. bu gün gelinen noktada chp ve deniz baykal ın büyük katkısı vardır, doğru bir siyaset yapmak yerine, doğru bir muhalefet yapmak yerine, demokrasiyi savunmak yerine deniz baykal açıktan olmasada darbe çığırtkanlığı yapmaktadır, kendi beceriksizliğini ordu ya havale peşindedir. deniz baykalın militarist bir politika takınması siyasi hayatının koca bir fos olduğunun açık örneğidir, evet ülkede milliyetçilik yükselmektedir, ancak bu yükseliş mhp yi meclise sokacak kadardır dahada fazla değildir, deniz baykal ın bundan medet umut chp ye kuruluşundan beri gözü kapalı oy veren alevi leri kaybetmesi, kendisinin değil parti başkanı, bakkal dükkanı bile işletemeyeceğinin göstergesidir. bu yürüyüş çanak bir yürüyüştür, anti demokratik bir yürüyüştür, rte bile olsa herkesin o makama aday olmaya hakkı vardır, sözün özü bu, saatten sonra............................ davası olmaz, bu noktaya getirenler utansın, en baştada chp . |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Bunların korkusu laiklik,rejim falan değil.Bunların korkusu kaymakların elden gitmesi,hortumlarının kesilmesi.Ama emin olun bu hortumlar mutlaka kesilecek.
http://www.yenisafak.com.tr/politika...nkarayı/sarstı |
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
İyi ki Gazi M.Kemal Cem gibi düsünmüyormus... *:(
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:47 . |