![]() |
Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik!
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (sav), "din, samimiyettir; din, samimiyettir; din, samimiyettir" diye buyurmuştu.
O yüzden "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" âyetinin kendilerini ihtiyarlattığını söyleyecekti. Rahmet Peygamberi'nin gösterebileceği, bizim de aynı samimiyeti gösterdiğimiz zaman, bizi, hakikatten süt emen, hakikat'in hakikatli çocuklarını hiç bir gücün dize getiremeyeceğini gösteren Nebevî şuur ve hayat şartı bu. DİN, SAMİMİYETTİR Samimiyet, hakikate sadakat göstermek, her hâl ve şartta, hiç bir kınayıcının kınamasına aldırmadan, hakikat'in izini sürmek demek. Bu satırları şunun için yazıyorum: Son yıllarda, sekülerleşmenin en sefih örnekleri İslâmî kesimleri kasıp kavuruyor. Samimiyetlerini yerle bir ediyor. Samimiyetin yerini, dünyanın ayartıcı aygıtları almaya başladı: İnsanlar, kariyeri, başarıyı, parayı-pulu, makamı-mevkiyi kutsamaya başladılar. Hakikat'in hayat bulması, hayat olması ve hakikat susuzluğu çeken, manevî boşluğun pençesinde kıvrandığı için hızın, haz'ın ve ayartının kuluna, kölesine dönüşen bütün insanlığa hayat sunması için nefes alıp vermemiz, insanlığın nefes'i, nefes borusu olmamız gerekiyor oysa. SEFİH SEKÜLERLEŞME, BİZİ DE SEFİHLEŞTİRİYOR! Sekülerleştikçe, bütün kutsallarımızı yitiriyoruz; sahte, ayartıcı, dünyevî, sahte kutsallar icat ediyoruz. Müslüman olmakla Müslüman olmamak arasındaki fark ortadan kalkıyor, makas kapanıyor. Böylelikle Müslümanlar, rotalarını buluyor ama istikametlerini yitiriyorlar. Yön'lerini buluyor ama kıblelerini kaybediyorlar. Artık herkesin, kıblem neresi benim, diye sorması gereken zorlu bir süreçten geçiyoruz. Unutulmaması gereken ilke şu tam bu noktada: İhlâsın ve samimiyetin olmadığı hiç bir işten hayır gelmez. TESETTÜRÜ MODAYA KURBAN ETMEK! Buradan geleceğim nokta hayatî: Bu hafta İstanbul'da "Muhafazakâr Moda Haftası" diye bir etkinlik başladı! Bu olmaz işte! Biz, 30 küsur yıllık başörtüsü mücadelesini hakikati kapitalizme kurban eden bu tür soytarılıklar için mi verdik? Moda, örtü'yü teşhir nesnesine dönüştürür ve yok eder; kadını ise, kapitalizmin ayartıcı kölesine dönüştürür, izzetini ve şahsiyetini çarmıha gerer. Moda, kadını da erkeği de korumaz, ayartıcı bir tüketim nesnesine dönüştürmek için kullanır ve soytarılaştırır sadece! Tesettür modası, örtünün kalkmasıdır. Örtü gidince, mahremiyet biter. Mahremiyet bitince de insan ruhsuz bir robota döner. SEN, ÂYET TAŞIYORSUN BAŞINDA, UNUTMA! Kapitalizm, modayla, medyayla, reklamla kadının dişiliğini sömürür ve kişiliğini öldürür. Kadının dişiliğini değil, kişiliğini ortaya koyan örtünmenin adıdır tesettür. Tesettür, kadına da erkeğe de kişilik kazandırır. Sen, âyet taşıyorsun başında, unutma bunu aslâ! Ve sor kendine: Bu âyeti yaşıyor musun, satıyor musun diye! Hâsılı kelâm, bu gidiş, gidiş değil, başaşağı gidiştir: Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik. Yusuf Kaplan http://www.yenisafak.com/yazarlar/yu...bettik-2029048 |
Alıntı:
http://i.imgsafe.org/cd22b0c.jpg |
Alıntı:
Pyyrhon Nirvana'dan bildiriyor ... |
Tesettür çok önemlidir gerçekten. Olmazsa olmazdır.
Erkeğe de kadına kişilik kazandırır. Pornografiyi ve ahlaksızlığı; çaktırmadan, el altından yaşamak için birebirdir. Ama arada bir yakalanırlar da :) |
Yani sorgulamadığınız zaman birebir kabul görmüş inançları farkında olmadan benimseyen birçok insan var. Ancak bu gibi sitelerle insanlar birbirleriyle diyalog halinde olduğu sürece gayet iyi öğrenebiliyor her insan kendi fikrini ortaya koyduğu sürece. Yani birazda öğrenmeyle alakalı. Doğuştan getirilen gelenekçi bakış açısında bulunan kişilerin bu şekilde öğrenmiş ve değişmemiş olmaları da tabiki onların yanlış yaşadığı anlamına gelmez. Fikirler çarpıştıkça değiştirilebilir hal alıyor.
|
Bu ve benzeri yazılar.. Modern , reformist müslümanların durup düşünmesi gerekiyor.. Bu barzolar ateistlerden, sekülerlerden çok kendilerini tehdit ediyor, haberleri yok!!
|
Oldukca komik bir yazi icerigi, yazar, bunlari yazarken kendi sekuler kravatini nereye koydu acaba?? Once o kose resmindeki kravatini cikarmali ki yazdiklariyla icerik bakimindan celismesin..
|
Alıntı:
Öncelikle ne kadar anlamsız, boş hamaset söylemi değil mi? Abisi samimiyet, insanın davranış, tutum, düşünsel, fikirsel alanda gösterdiği bir duruş değil mi? Bir insan bir yazıya, gerçekten aklı-mantığı azıcık yerinde olan bir insanın, mantık süzgecinde sınıfta kalacak, gerçekten anlamsız cümlelerle başlıyorsa ? Alıntı:
Alıntı:
Sekülerleşme nedir yahu? Bu insanlarda kuş kadar osun beyin mi yok, yoksa ben acaba Mars'tan filan, ötelerden filan mı geldim bu Dünyaya anlamıyorum... Bu kadar boş-kof sözlerle şu toplumu yiyip bitirmeleri yetmedi mi? Muğlak, muğlak.... Dünya ülkelerine baktığımızda;
Peki sorun nerede? Sorun bu yazıdan belli değil mi? Daha en başında... İnsani, sosyal, siyasal ilişkilerin merkezine, sembolik, subjekif keliemeler konulursa olacağı bu... Arkadaş yaşadığın çevreye, doğaya, coğrafyaya, sosyal hayata bir bak. Çık ANALİZ yap, insanalr nasıl yaşıyor, hangi koşulalrda yaşıyor, sorunları nedir, çözümleri nedir, neden bir Avrupa'da, japonya da SAMİMİYETSİZLİK ÖDÜLLENDİRİLMİYOR, neden oralarda DİNİN DEĞİLDE İNSANIN SAMİMİYETİ önemseniyor, yani bu mudur sekülerleşme denen ileltin getirip, götürdüğü? Ne alaka? Yazarın MANTIĞI(mantık varsa o ayrı) VE AÇISIYLA BAKIYORUM İZLEYİN; Din TECAVÜZDÜR(çünkü dinliler tecavüzde lider) Din SOYGUNDUR (çünkü dinliler tepeden, ayağa kadar her an din ile alavere yapıyorlar, hemde her alanda) Din İNANÇ SİMSARLIĞIDIR (din zırhına bürünen, diğerlerine her haltı yaptırabiliyor) Din TİCARETTİR (Siyasetten, ticarete alet edilmişliktir) Din SERMAYEDİR (Kullanan ve aet edenin elinde paraya, altın yumurtlayan tavuğa döner) Din NAMUSSUZLUKTUR(Ri,yadır, çıkarları uğruna her kılığa girmeyi erdem saymaktır, Allah diye inandığına dahi rol yapmaktır, oyun oynayıp gözüne girmek,kandırma arzusudur) Din ENSESTİR (Ensest ilişkielrin en çok yaşandığı ülkeler müslüman ülkelerdir, Türkiye de dahi milyon çocuk bu dertlerden muzdarip ve genelde tutucu(aslında cahil) kesimlerde Din KAPIMIN KOLUDUR(Öyle düşündüm bir an, samimiyet olabiliyorsa kapı koluda olabilir, zira kapıları açıyor) Din PATLAYAN AMPULDÜR (ya da her patlak ampül bir dindir, hani etrafını aydınlatıyor ayağına karartıyor ya) Din YALANCIDIR (Takiyyedir, her alanda kıstası olmayan ve bir ayarı olmayan, kişilerin nalına, mıhına muğlak bir alaveredir) Din HIRSIZDIR(geçen gördüm din komşumun evine girip hırsızlık yapıyordu) Din HİZMETTİR(geçen gördüm din sokaktaydı, bir yaşlı teyzeyi karşıdan akrşıya geçiriyordu) Başörtüsü KİŞİLİKTİR(Monitörüme baş örtüsü geçirdim artık kişilikli bir monitörüm var) Sonuç olarak HALA BU TÜR BOŞ EDEBİYATLA KAVAL DİNLEMEKTEN BIKMADINIZ MI? Hiç mi düşünmüyorsunuz bu adam bunca şey yazmış hepside BOŞ, EDEBİYATI bile kötü... Ne denebilir ki? Herif başörtüsü olmayınca insanın KİŞİLİKSİZ olduğunu iddia edecek, DİN SAMİMİYETTİR diyecek kadar subjektif zırvalıklarda, kafaları hep belaltı çalışıyor... Haysiyetsiz, samimiyet, kişilik, haysiyet nedir, kime aittir kandırmaya çalışıyor, bel altından siğiyor... Avrupa da, japonya da adi suçlar, soygun, yalan, talan dinleri olmadığı veya siyasete alet edilmediği için mi bu kadar az? yani mesele nerede, kimin başını örttüğü, kimin dinci olup olmadığında mı? Gerçekten öyle mi? Alayı böyle, suç kimsede değil, ne yazık ki bizim insanımızda, bizde... Her bir şeyi, böyle hamaset ve haramilere teslim etmişiz, onlarda gece, gündüz bizi düdüklüyor, ellerinde bir kaval çalıp duruyorlar-PEKİ BU ÇILGINLIK NEREYE KADAR GİDECEK?... İnsan sembolle, subjektif, cansız şeylerle samimiyet, kişilik, haysiyet, dürüstlük, onur, namus, ar vakar kazanır mı yahu? Samsung S6 aldım, artık bir kişiliğim var(kapitalist-paracı-kakalayıcı reklamlardaki ölçüsüz alçaklık-istismar)... Başıma örtü çektim, artık kişilikliyim(ama her Zeus'un günü Zeus sizi inandırsın milyonlarca insanın kanına giriyorum, 40 takla atıyorum, her tür kişiliksizlik, alavere, dalavere bende ama sorun yok başıma örtü taktım, samimiyim çünkü ben DİN'im(? nasıl oluyorsa bende bilmiyorum ama samimiyetmişim)) Zeus aşkına Ne olur azıcık gerçek hayat ve insana dair şeyleri yazın, çizin, azıcık samimi olun.. İnsan hakları Evrensel Beyannamesi Neden bunca sorun karşısında buna benzer konuları, çözümü işlemiyorsunuz da, sorunları çözümsüzlüğe boyun eğişi daha da arttırmak için çalışıyorsunuz? Her yazınız hamaset, her yazınız süreğen biz ve öteki, ama öteki adına da sizin konuştuğunuz ortada, ne idüğü belirsiz bir dolu saçma-ahmak edebiyatla, amacınız ne? Kardeşim; Bu ülkede 10.000.000 İşsiz var, bir dolu emekli var ki, ölüme kapı aralamışken dahi kaygı, acıyla geçiyor günleri... Bu ülkede milyon insan bankalara borçlanmış ödeyemiyor Bu ülkede EĞİTİM yerlerde geziyor Bu ülkede her sokakta Cami var, mümin başına cami düşüyor, insaf, her caminin kökeninde de birilerinin ya tüccar-ticaret adı yürüsün istismarı ya da para topla felekten geçin sorunları da var. Bu ülkede okullarda öğretmen yok, yıllarca atanamayıp aç kalıp intihar eden öğretmenler var, okul mu önemli her adımda 1 adet olan Cami mi? (yazık değil mi, boş camiler, işlevsiz onca cami...) Bu ülkede sömürü had safhada, KUL HAKKI SALİSELERLE YENİYOR. Bu ülkede, yalan, dolan işbaşında... Bu ülkede namussuzluk, haysiyetsizlik, din, milel, şu ya da bu KILIFIYLA arz-ı endam ediyor. Bu ülkede habercisi yalan, siyasetçisi yalan, entrikalar çeviriyor. Bu ülkede çocuklar mutsuz, ebeveynler kaygılı, aileler perişen, cehaletten ne yapacağını şaşırıp birbirini öldürüyor. Bu ülkede 1 ekmek için başını öğen milyonalr var Bu ülkede 3 kuruş için gelene ağam, gidene paşam, önüne gelene yalaklanan MİLYONALR var. Bu ülkede açlık var, yoksulluk var, cehalet var, İSTİSMAR var(her alanda, inançlı, çocuk, cinsiyet, sosyal-kültürel zenginlik istismarları-> gider tecavüze varır, bu ülkede her iktidar TECAVÜZ-İSTİSMAR iktidarı konumunda, artık yetmedi mi?) Eyyy milyonlar bırakın bu haysiyetsiz türden maval okuyan koyun çobanlarını, damarlarınıza sağladıkalrı şırıngayı sökün atın, kendinize gelin, görün, hayat ne alemde? Dünya ne alemde bir kez olsun bakın... Güzel yaşamak mi istiyorsunuz? Samimi, onurlu, namuslu, dürüst, kimseye boyun eğmeden; 2.000 yıldır aynı masalları okuyorsunuz, bunlar kendi masallarında dahi, çıkarları uğruna peygamberin torunlarını dahi öldüren, zehirleyen, hançerleyen insanlar, size mi acıyacak? Hem acınmaya ihtiyacınız mı var, kim kimin ağası?... Toplum ve sosyal hayattan bahsedeceksek FİİL DE FAİLDE insanda-insandır ne dindir ne sekülerliktir ne bilmem nedir, beyniniz büyük, beyinleriniz büyük, nohut beyini taşımıyorsunuz, artık anlayın, görün... Yalan yazan gazeteyi okumayın, sizi kandıranlara itimat etmeyin, size ağalık taslayanları sırtınızdan atın, size din satanlara tükürün, sizi kandıranlara aldanmayın, sizin kimselerin kahramanlığına ihtiyacı ve muhtaçlığınız yok, nasıl yaşamak istersiniz, neyi yaşıyorsunuz, neden yaşıyor-yaşamıyorsunuz, bırakın bu 6 yaş mantığında kamplaşıp, kamplaşıp subjektif saçmalıklarla boğuşmayı birbirinizi yemeyi... kardeşim inancın mı var, yaşa, kim sana engel ki, gerçekte nedir dertlerin, sorunların dön, ilkin bir kendine bak... Nesin sen? Ekmeği üreten sensin, suyu dağdan indiren sen, giyeceği, yiyeceği, çorabı, arabayı, kalemi, defteri üreten sen Ama nedir bilinmez, tepene haramileri koyup, dağdan suyu indiren sen, hayatına çeki düzen vermekten aciz-misin bırakılıyorsun, işe bak ki, bunca şeyi yapıp, allayıp, pulladığın haramileri de üreten, oralarda tutan yine sensin, aciz değilsin belli ki, bırak hayatı çevirmeyi, hayatı mundar ettirecek kadar gücün var ve yapıyorsun, lakin belliki bu konuda sorun başka yerde, kafanın içinde bir yerlerde, ne kimin ne giydiğinde ne kimin hangi rengi sevdiğidne, ne kimin kadın mı, erkek mi olduğunda, ne tutuğun futbol takımı kavgası zırvalığında ne de tepene ağa diye dizip önünde eğildikelrinin milyonluk giysileri, hanları, yalıları, emeksiz krallık sürmelerinde, büün mesele sende ve seni bir şekilde uyutan iksirlerde... iyi sen hayatı üret ama ona çeki düzen vermeye gelince çaresiz kal ama o hayatın tepesine de haramileri, çoban kavalcılarını geçir, eften püften beş para etmez sembolleştirmelere yenil, bir kez bile düşünme sembolün, logonun senin yerine geçmeyeceğini, bunalrın insani hiç bir yeti, özellik, vasıf alamayacağını, olacak şey mi? Madem bu kadar gücün var, sbjektif siyaseti bırak, bak ekmeğe her gün muhtaçsın ve o bir sembol değil, belkiher şeyden önemli, ama sembol değil, sembolleri, subjektif siyaset, bunun gibi maval okuup sizleri kandıran herifleri önemseme, asalakları çıkart aradan, ekmeği üretmek, suyu getirmek, hayat gibi... Bak Ortaç görmüş Avrupa'ya, onalrda zamanında hepi topu hac işaretine köle edilmişti, nedir bu işaret, ekmek mi, su mu, hayat mı, insan mı? O işaretin aklı, mantığı, izanı, vasfı, yetisi mi var, iyi ya da kötü olabilir mi, samimi ya da samimiyetsiz? Kendine yabancılaşmışsın, insana dair ne varsa kaldırıp atmışsın, şimdi ceremesini çekiyorsun,ama yine de kafanın içinde bir yerlerde kocaman bir beyine sahipken, papağandan daha fazlasını kullan-a-mıyorsun. Din samimiyetmiş, hac işaretide namustur, efendim başörtüsü kişilikmiş, bunlar basit örnekler, bu zombileştirici zırvadurlar(ilgili yazar gibiler) sizleri süreğen böyle muğlak, alakasız, anlamsız hamasetle, zerre anlamı-bağlamı olmayan bu türden pespaye(edebiyat, laf ola) otlarla nereye kadar uyutacak? Koyunlarını ağıla sokamayan çoban, lider koyuna ot uzatırmış, böylece sorgulayamayan diğerleri lider koyunun yanılgısı ardına sürüler halinde gidermiş... Bu yazar sürüsü işte o çobana benzer, otu verir, ümüğünüzü sıkar, amacına ermiştir, ya siz?... Hadi başlatalım Hac namus mudur, samimiyet midir, kişilik midir, şeref midir, haysiyet midir, zenginlik midir, karın tokluğu mudur, ekmek midir, üretim midir, nedir Hac? Başörtüsü nasıl olurda kadının kişiliği olur? bu kadar mı salak, putçu, tabucu, koyun oldunuz? Bu şeref-haysiyet bilmez samimiyetsizleri birde adam diye buralara getirip asıyorsunuz, tuttuğunuz takımın adını anınca ne dese yiyecek, ne buyursa yapacak, önlerine mi yatacaksınız, sizleri ayakları altında sakızlar gibi çiğnediği, kandırdığı, kendinize YABANCILAŞTIRDIĞI halde cennet mi süreceksiniz?... Ulan gerizekalılar, kadının kişiliği diye bir tabir bile yanlış, insanın kişiliği olur ve o insanın kendinde aranır, insan ve kişilik denecekse başka hiç bir yerde anlamı yoktur ve kıyası insanın fiiliyle yapılır, subjektif ne idüğü belirsiz 3 harflik kelimelere yıkılamaz... Başımda örtü yok, kişiliksiz miyim şimdi? Din samimiyet ise samiminiyeti mi nasıl göstermeliyim? (lütfen aklı başında birisi bana bunu izah etsin) Bu tür şerefsizler böylesine zomcileştirici yazıp bu toplumu hipnotize ediyor ya, artık bir şey demiyorum, adamın işi belli, BİZLERİN PARASIYLA YAPILAN SOYGULARLA oluşan havuzlarda PAYLARINA DÜŞEN BUTLARI YALIYORLAR, görevleri ise HALKI andırmak, OYALAMAK, sürekli subjektif gündemler altında meşgul etmek, hep almak, almak, almak, vermeden almak.... Yenigercek yazarı (ki gazete makaleleri böyle değil, önceden düşünülmüş, akıcı) Abdulcabbar bin Spartacus el Hakki ve el Baki ve el Lutfi el Nakafir el Gaffar el Cabbar... |
http://odatv.com/isidin-kolesi-olan-...605161200.html
Kızılhan'ın emin olduğu konu, yardım etmeye çalıştıkları kadınların çoğunun kocaları, kardeşleri ya da babalarının alınıp götürüldüğünü ya da oracıkta öldürülüşlerini izlemek zorunda kaldıkları yönünde. Bazıları ise annelerinin ellerinden alınarak Musul ve Rakka'da bulunan IŞİD militanlarına köle olarak satılmışlardı. Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu Kızılhan'ın en genç hastası. Söylediğine göre küçük kız en az yedi defa IŞİD'in köle marketlerinde tekrar tekrar satılmış ve kendisini satın alanlar tarafından defalarca tecavüze uğramış. Kızılhan şu sözler ile devam ediyor; ''Küçük kızın bana defalarca sorduğu soru 'neden insanlar bunu yapıyorlar?' oldu. Açık sözlü olmak gerekirse buna verilebilecek bir yanıtım yoktu. Bir bilim insanı olarak bu soruyu yanıtlamak için akademik yollara başvurabilirim, fakat nasıl olur da sekiz yaşındaki küçük bir kıza neden insanların kötü olabildiklerini açıklayabilirim?'' örtünsün erkeklerin malı olsun hele sizden olmayanlar... beyinleri boşaltıp onlar adına karar verip her türlü sapkın emelleri için kullanmak isteyenlerin sözcülüğü yapılmış. vicdanları olmadığı için ne desek boş. yazarı tebrik ederim islam adına çok ulvi görev yapıyor. harcanan hayatlar yıkılan yaşamlar hiç önemli değil önemli olan hizmet.(allahım kibarlıktan öleceğim) |
iranda yeni trend kadınların saçlarını kazıtıp kapanmaktan kurtulmaları.
|
yeni şafak gazetesi ve yazarları bilinçli olarak tayyibin tebasını güçlendirmek ve iktidarda kalmasını sağlamak için halkın (ona inananların)nabzına göre haber yapıyorlar israille ilişkilerde türkiyenin parçalanmasında en iyi eleman tayyip sonuçta. sağ gösterip sol vurmak. ve tayyipte görevini çok iyi ifa ediyor.
vikipedia 11 Kasım 2014 tarihinde, Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, Erasmus programı karşıtı 'Erasmus değil, "Orgasmus" projesi!' başlıklı bir yazı kaleme almıştır.[40] Daha sonra, Yusuf Kaplan’un kızının Erasmus programıyla Paris’e gittiği ortaya çıkmıştır.[41] |
Arkadaşım yazının bir bölümüne hak verdim ama burada zikrettiğin tüm olumsuz örneklerin tamamı insan tarafından yapılan şeyler ve bunlar sadece islam ülkelerinde değil dünyadaki bütün ülkelerin tamamında var istisna olanlar hariç mesela ensest dediğin olay en çok japonya cin ve kore ülkelerinde var.
hiç bir din ve din kitabında yukarıda yazdığın olumsuzlukları onaylayan bir beyanat gördüğünü söyleyebilirmisin yada bundan cok değil elli yıl önce ülkemizde bunlar varmıydı ve bu kadar çokmuydu osmanlı zamanında varmıydı mesela ülkemizde ahlak ne zaman bozulmaya başladı bunu bir araştır istersen dini bilmeyen okumayan bireyler ve toplumlar işte böyle sacmalıklar yaparlar yoksa din onlara böyle yapın dememiştir . Ne islam dini ne kitabında nede peygamberinden böyle bir beyan duyulmamıştır bu tamamen beyinsiz insanların kendine uyarlayıp yaşadığı şeydir. Daha kötüsü kuranda gecen ahir zamanın yaklaştığının işareti olabilir orada bu gün toplumların yaşadığı faiz zina haksızlıklar savaşlar mazlumların ezilmesi vb sebeplerden bahsediliyor. ayrıca bu tür aklaksızlıkların nereden ülkemize geldiğini araştırmak lazım cünkü yakın tarihimizde osmanlı da bu tür adaletsizlikler ve olaylar yoktu ve bunu bütün dünya doğrulamıştır yani sözün özü yukarıda islamı kullanarak saydığınız bütün o olumsuzlukların hiç birinin yapılmasını islam emretmemiş hatta yasaklamış ve tenkit etmiştir bunlar sadece münafıkların özellikleridir kuranda onlardan bahsedilmiştir onlar inandık der fakat halen cahiliye devrindeki adetleri sürdürürler ALLAH ın emirlerine uymaz ve uyanlarıda saptırmaya çalışırlar onlar şeytanın yardımcılarıdır ve apacık cehennemliktirler. Kuranda münafıklar ile alakali tahmini 111 ayet geçiyor 2:8 - İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derler. 2:9 - Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar. 2:10 - Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır. 2:11 - Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." denildiğinde: "Biz ancak ıslah edicileriz." derler. 2:12 - İyi bilin ki, onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar. 2:13 - Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. 2:14 - Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler. |
Osmanlı da yoktu demek TAKINTIDIR.
Osmanlı hanedan olmaktan ibaret bir durumdur. Sarayın içinde , dışarı sızan kadarını biliyoruz. Oğlancılık , harem , zorla yaşam haklarına el koyarak kadınları cariye yapmak , hizmetleri görülsün diye erkekleri igdiş etmek falan filan işte. Sarayın dışında ki halk ne yapardı tam bilinmez . Kayıda alınmış pek fazla olayda yok. Osmanlı denilen aile ile halkı bir tutup çıkarım yapmak da olmaz. Günümüzde ise , hemen hemen her gün sapkın olaylar ve sözlerin ortaya çıktığı yerler ise TARIKAT ve bunlara bağlı vakıflar denilen ucube yerlerde meydana geliyor. Tanrı emri ile gelinine yürümek , subyanlara cinsel arzu duyanlara yol vermek ise aklı başında olan hiç bir insana uygulanır gelmez. Kadının başını örtmek gibi zalimce bir uygulamanın ahlak diye ortaya atılıp her tür sapkınlığında kadının başını öretmeye uğraşanlardan gelmeside manidar. Çine falan gitmeye gerek yok. Islami bir vakıfta erkek subyanlara cinsel temesta bulunan yerlere bakmalıyız. |
İnsanlığa inmiş ve dinleri anlatan hangi kitapta yukarıda zikrettiğiniz olayları tasdik eden veya onaylayan bir yazı yada cümleye denk geldiniz.
Bilinan dört büyük dinin kitabına bakın ama kuran hariç diğer kitapların orjinallerini bulmak zorundasınız hangisinde böylesi aşağılık suçları onaylayan bir yazı veya metin bulamazsınız din önce kaynağından öğrenilir yani kitabından kıtabı okumayıp kendini alim sanleden zirzopların ardına takılıp din öğrenmeye kalkarsak işde bu zikrettiğiniz aşağılık olaylar yaşanır. eğer yazılan kitap söylenen söz iyiliği tavsiye etmiyorsa aklı olan insanlar için hiç bir anlam ifade etmemeli ve dikkate alınmamalıdır. burada asıl mesele din yada tanrı değil asıl mesele insandır. bütün bu suçları işleyen veya işlemeyen insan insanın iradesi sınırlıdır yani yeryüzünde her şeyi yapmaya gücü yetmez ama yinede bir iradesi vardır o iradeyi ister iyilikte ister kötülükte kullanabilir. islam inancına göre Allah ın kullarına verdiği bu cuzi irade onları hayvanlardan ayıran en büyük özelliktir. onlar bu iradelerini kullanarak işledikleri ameller (iyi veya kötü işler) sayesinde cennet yada cehenneme gideceklerdir. Dünyadaki imtihanın amacı budur ve bu imtihan sadece insanlara verilmiştir. İslam inancına göre insan yaradılmışların en şereflisidir. düşününki melekler bile ona secde etmişlerdir. Şimdi diyeceksinizki bu kadar değerli insan bunca sucu neden işliyor tanrı buna neden izin veriyor işte buradada imtihan mevzusu devreye giriyor işin özü şu: İki çeşme düşünün birinden temiz berrak doğal su akıyor diğerinden kirli ve mikroplu su birinden içersen bedenin şifa bulacak diğerinden içersen hasta olacaksın tercih senin İşte ALLAH ın insanlara verdiği irade de bu kadar sectiğin yola göre ya hayır işleyip iyilik yapıp cenneti kazanacaksın ya da şer işleyip kötülük yapıp cehennemi secim senin ALLAH ın seni kainattaki en şerefli varlık olarak yarattığına dair delil ise sana akıl fikir mantık vermesi sana iyiyi ve kötüyü ayırt etme bilinci vermesi yeterli delildir bence cünkü akıl ve mantığı omayanlara (zihinsel özürlülere)ALLAHkatında azap olunmayacaktır. birde olaylara bu acıdan bakmanızı temenni ederim SAYGILAR |
Tanrı ne diye sorduk !!! Cevap ise inançalrından başkası değil. Neyse
Bu mudur tanrın . ******************** Din insanlar için çok önemli bir şey değildir. Hatta gereksizdir. Faydasızdır. Zararlıdır. Hal böyle iken öğrenilmesine gerekte yoktur. İŞTE O ZIRZOPLAR gereksiz faydasız olan ve hatta çok basit , alalade olan bu din içinde herhangi üstün bir oźellik göremiyorlar. Gerçektende içinde kayda değer, faydalı bir bilgi yok. Boş ve alalade. Neden insanlar bu alalade kitabı dillerinden düşürmüyorlar. Cünkü IÇINDE NE YAZIYOR BILMIYORLAR. Bu kitabı , içinde ne yazdığını bilmeyenlerden ve bu bilmeyenleri GÜTMEKTEN başka amacı olmayanlardan başkada öven yok. Ne yazıyor kuranda Ben tanrıyım Eeeee Sizi haşlayarak yakıcam ..... Burdan sonrası ise Ey elçim gelinine yürüyebilirsin Doğa olayları hakkında ise Her insanın gözüyle gördüğünü insanlara sanki onlar hiç görmuyor gibi bir anlatım tarzı. Ay , güneşi kovalıyor Güneş balçığa batıyor Yıldızlar dökülecekmiş !!! Gerisini yazmaya bile gerek yok. UYDURUP UYDURUP birde tanrı UYDURUP öldüğü güne kadar işine bakmış. Digerleri değişmişte , bu degişmemiş !!!! Gülsek mi ? Düşünsenize bir tanrı varmış ve bu tanrı - kadınların başı - subyanların orası ilgelenip durmuş. Buna inanmıyorum diyenleride yakacakmış. İnanlara ise cennetinde körpe körpe huriler bağışlayacakmış...... Gerçektwn kitabınızda kayda değer bir tek şey yok. Varsa buyurun yazın.. İnsanlara da verimsiz kitabınızda ki yazıları bilmiyor da konuşuyor demeyiniz. Bana göre zirzop gelinine yürüyendir.. ve yıldızların döküleceğini sanandır. Tarikat kafalı insanlara bu durumu izah etmek güç ama ediyoruz işte. |
Şöyle bir söylenti var.
Kuran ı hiç okumayıp inanlar Müslüman. Okuyup anlamayanlar İslam. Okuyup ta anlayanlar (ateist) Allahsız. Acaba insanlara kuranı okumayın demekten çok onu okuyun ve anlayın mı demeli. Ben din de dahil her şeyin iyi veya kötü olabileceğini düşünüyorum ve İnsan her şeyin üstündedir diyorum. Yani dini kötü veya iyi yapanda İnsandır. İnsan dini ağırlıklı olarak vermek üzerine yapılandırırsa zararsız. Sadece almak üzerine yapılandırırsa zararlı olabileceğini düşünüyorum. Her şey insanla başlıyor insanla bitiyor. Tanrı da Şeytan da İnsan dır. Bu söz bana çok anlamlı geliyor. |
ALAK SURESİ ( Resmi Mushaf : 96 / İniş Sırası : 1)
ALAK SURESİ ( Resmi Mushaf : 96 / İniş Sırası : 1) Meali Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla… 1. Yaratan Rabbinin adıyla oku! 2. İnsanı embriyodan / ilişip yapışan bir sudan / sevgi ve ilgiden yarattı. 3. Oku! Rabbin en büyük cömertliğin sahibidir. 4. O’dur kalemle öğreten. 5. İnsana bilmediğini öğretti. 6. İş sanıldığı gibi değil. İnsan gerçekten azar: 7. Kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görmüştür. 8. Oysa ki, dönüş yalnız Rabbinedir. 9. Gördün mü o yasaklayanı, 10. Bir kulu namaz kılarken. 11. Gördün mü! Ya o iyilik ve doğruluk üzere ise?! 12. Ya o, takvayı emrediyorsa. 13. Gördün mü! Ya şu yalanlamış, sırt dönmüşse. 14. Bilmedi mi ki Allah gerçekten görür! 15. İş, sandığı gibi değil. Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz. 16. O yalancı, o günahkar alnı. 17. Hadi çağırsın meclisini / kurultayını! 18. Biz de çağıracağız zebanileri! 19. Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş. NİSA SÜRESİ oldukça uzun bir süredir okumanızı tavsiye ederim içinden bazı ayetlerin meallerini ekledim yazıma bakın bakalım tanrı ona yakıştırdığınız bunca kötü şeyleri onaylamışmı yoksa yasaklamışmı hatta o saydığınız şeyleri işleyenleri elim ve vahim bir azap görecekleri konusunda uyarmamışmı 20. Eğer bir eşinizi boşayıp yerine başka bir eş almak istiyorsanız, önceki eşinize yüklerle mehir vermiş olsanız bile içinden hiçbir şey geri almayın. Ne diye alacaksınız, bir iftira ederek ve açık günah yüklenerek mi? 21. Nasıl alırsınız ki, birbirinize karıştınız ve onlar sizden sağlam bir söz almışlardı. 22. Bir de babalarınızın evlenmiş olduğu kadınlarla evlenmeyin! Geçen geçti. Şüphesiz o, pek çirkin, pek iğrenç idi ve ne kötü bir adetti! 23. Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidir. daha fazlasını merak ediyorsanız bi zahmet okuyun araştırın O ALLAH ki aile kurmanın temelinde nikah ahtini ve eşlerin rızasını gözetmeyi emretmiş nikah ahti olmayan birleşmeleri haram ve günah saymıştır . lütfen araştırmadan konuşmayalım Hayata at gözlükleri ile bakan ancak burnunun ucunu görür başka bir şey görmesi mümkün değildir |
Şu üstte yazdığın ve ayet dediğiniz sözlerin tamamı bir insana ait. Dahada ötesi yazan kişinin keyfine göre söylenmiş sözler.
Bir çok islam mensubu bunları bilmiyor. Bilseler eminimki insan sözü derler. Ve ne kadar anlamsız olduğunu görürler. İnandığım Tanrıya bak işi gücü bırakmış kadınların orasıyla burasıyla uğraşıyor. Kesin bir insan yazmış ve bu insanda kadına zaafı olan bir erkek derlerdi. |
TEŞEKKÜRLER bu açıklama oldukça yeterli epey bir şeyler anlattınız
size nasıl bir cevap vereyim ki bilemedim eğer dediğiniz gibi ALLAH yada TANRI yok ise şu soruma bir cevap verebilirmisiniz lütfen ilk defa anne olacak bir hayvanı ele alalım mesela bir koyun o hayvan yavrusu dünyaya gelince onu temizleyip emziriyor bakıp büyütüyor onu koruyup gözetiyor o diğer kuzuların arasına karışsa annesi onu o kadar kuzunun arasından ayırt edebiliyor bütün bu işleri annelik hissi ve iş güdüsü ile yapıyor bildiğim Şimdi mesele şu diyorsunuzki ilk canlı buna insan ve hayvanlarda dahil enerji hareketleri sayesinde varolmuştur .Bu bağlamda ismini zikrettiğiniz hareketler uygun ortamda bu canlıları oluştururken nasıl olduda bir anneye bu içgüdüselliği öğretebildiler bu işn sırrı ne aksi taktirde yeryüzünde hiç bir canlı coğalamazdı nasıl oluyorda bir dişi aslan başka hayvanların yavrularını parcalarken kendi yavrusuna merhamet ediyor onu ağzında taşırken o kadar hassas olmayı nasıl başarıyor.ona bu acıma merhamet hissini veren o enerjilermi bir arkadaş yazısında beyindeki neronlardan yani sinirsel hücrelerden bahsediyor bu hücreler nasıl bir canlının ruh halini düzenleyebiliyor ağlama ve gülme hissi nasıl gelişti biz canlılarda sevinç ve hüzün yani kısacası hisler nasıl gelişti?= HA UNUTMADAN ÜSTAT konuyu anlayarak ve saptırmadan okuyalım lütfen bir küçük soru daha insanlarda ve canlılarda merhamet hissi varmı varsa bunu beyin nasıl sağlıyor? SAYGILAR NOT : ayrıca lütfen biraz mantıklı ve tutarlı şeyler yazalım |
Bilim , tanrı var diyormu ? Hayır ( umurunda değil)
Din , tanrı var diyormu ? Evet ( tek yaşam gayesi) Tanrı vardır diyorsunuz ya ! Tek kanıtınız kutsal dediğiniz kitabı önümüze koyuyorsunuz. Burada tanrı vardır dediği için var ! Diyorsunuz. Bizlerde doğal olarak soruyoruz. Bu kitapta tanrı vardır iddiasına neden inanalım diyoruz Sizin cevabınız ise, tanrının sözünü onun elçisi bize söyledi diye diyorsunuz. Ve yine soruyoruz bu elçi dediğinize neden inanalım diyoruz . Sizin cevabınız ise tanrı söyledi oluyor. Bakın buradaki kısır döngüyü anlayın . Gelelelim sizin şu anne davanıza , yukarıda tanrı dediğinize ispat olsun diye verdiğiniz örneğin cevabını kitabınızda bulduysanız bizimle paylaşın. Yok ise şayet anlamsız mantıksız tutarsız sorular sormayınız. Kendinizde şu çok övdüğünüz kitapta , kafanıza takılan sorulara cevap bulamayınca ve İNATLA sürdürdüğünüz tanrı ispatlama yolunuz gülünç oluyor. Neden ossuruyoruz Neden sıçıyoruz Neden kusuyoruz Neden emziriyoruz Neden doguruyoruz Neden seviyoruz Neden kızıyoruz Neden neden neden neden nedenn.. Bunun SIRRİ neden dediğiniz anda zaten maksadınız ortaya çıkıyor . Bakın NEDEN diye sorarken bile merakınızdan değil , sırf tanrı uydurmanıza kapı aralamak için bunu yapıyorsunuz. Neden diye soru sormak yerine NASIL oluyor diyerek insanlığın elde ettigi imkanlar dahilinde NASIL SIÇTIĞIMIZI anlamaya çalışsanız. Tanrı saçmalığından da kurtulmuş olursunuz. Sıçıyorsam ! Sebebi tanrıdır diyerek neyin önünü kesiyorsunuz. Şu mükemmeliyetci iddialarınız ise kendinizle çelişiyor. Dişi aslan neden yavrusuna merhamet edermiş . Tanrı mı yaptırıyor bunu ? Mükemmel bir durummu diyorsunuz yani ? Tanrı mükemmel mi yaratmış ? Mantıklı arkadaş bende sorarım o zaman ! Baba aslan neden yavrusunu parçalamaya kalkıyor. Yada diger aslanlar yada diger hayvanlar. Tanrın bu işin kıvamını mı tutturamamış. Sakın imtihandı carttı curttu demeyiiniz. Tadı kaçıyor. Tanrı saçmalığını ıspat için böyle ahmakca yöntemleri önümüze koyup durmayınız. Dikkat ederseniz , tanrı dediğinizi ispat etmek için elinizde bir tek kanıt var . Bu kanıtınızda kitaplar. Ve siz de anladığım kadarı ile müslümansınız. Bu haliniz size sizin kitabınızdan önce ki kitapları güya değişmesi sebebi ile yok saydırıyor. Yani tek dayanağınız kuran denilen kitap. Diger kitaplardan kendinize bir ispat bulamazssınız. Hal böyle iken kurandan da bir şeyler çıkmıyor. Ne yapmanız gerekli ? ŞİDDET Bilimin ortaya koydukları ile değil kitabınızın ortaya koydukları ile konuşun dememin sebebi budur.. Tanrınız bir kitabın içine sıkışmış diyebiliriz. Bak samimi olarak soruyorum. Tanrını ispat edecek bir tek yol bulursan buyur al getir forumun üyelerinin karşısına getir koy. Dediğim gibi NEDEN sıçıyoruz. Bunun sebebi tanrıdır diye gelme. Kalkar biride zeus sıçırtıyor bizi der ve çıkar işin içinden. Tanrı dediğine ihtiyaç yok . Sıçmak için. Diyende olabilir. |
Alıntı:
ilk canlı gibi bir ele alma da problem var bence, evren diyoruz. bence evrenini geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir başka evren. bu bir kısır döngüdür. gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz. yine gelişti diyorsunuz.. evren ya da gerçeklik'in olmadığı ya da materyalize gerçekliğin de sürekli devinimde olmadığı bir zaman birimi ve geçmiş (Varlık denilen de ve Varlık olarak ortaya koyulan da) işaretlenemez..oluşlar hep vardı hep sürecek. işin aslı oluşlarıyla var varlık. bu onun devinimi.. bizim çözümümüz bu/bizim işaretlememiz bu.bizim referansımız.. saygılar. oluşsuz varlık yok. bir şeylerin oluşmamış olduğu/olacağı zamanlar ve yerler de yok.. oluşlar denilen başlamadı sadece.bu bu bir devinimdi... oluşlar denilen zamanla sınırlanamıyor ve başlatılamıyor.. kelimelerle bunlar yeterince ifade edilemiyor-zaman kavramı üzerine düşünmek gerekiyor. başlama kavramını iyi ele almak ve yapılandırmak gerekiyor sadece.. oluşlar olmaya başlamadı ve gerçeklikten (ve sürekli oluşlardan) yoksun bir varlık ve evren hiç -bir zaman- yoktu/olmadı... Varlık hep -sonsuz- iç gerçekleri ve evrenleri devimi ile birlikte kurulu vardı aslında bu ifade bile bozuk-..zaman bakın... zaman öyle araya katılmadığında hiç bir ifadeye gerek kalmıyor... olmamış oluşlar yoktu...oluşlar şimdidir... geçmiş diye bir şey yok ne yazık ki! önce diye de... şimdi diye birşeyimiz var ve oluyor ve olmaya devam ediyor diye birşeyimiz var hep oluyor... şimdi.baştan sona bütün zamanlar şimdi.sadece şimdi var...durum hep bir biçimde materyalize oluşlar ve gerçeklikler ifade edecek. materyalize oluşsuzluk ve gerçeksizlikte bulamasınız... öyle değil böyle materyalize/de-materyalize/farklı materyalize bulunabilir başka oluşlarda ve gerçeklerde böyle anlatabiliyoruz varlığını buhar gibi hissetmek gibi diye bir şey tanımlayabilir misin örneğin. sonsuz düşünebilirsin... Varlkın bütün zamanları baştan sona şimdidir.Şimdi olarak işaretlenebilir. Onun üzerinde oluş noktaları ve başlangıç işaretlemeleri bunları değiştirmeyecek.. Oluşsuz, gerçekliksiz (öyle ya da böyle bir gerçeklikten yoksun bir zaman yeri) devinimsiz varlık zamanı ve yeri işaretleyemesiniz.. Varlıkta gerçekliksiz bir an bile yok. Varlıkta gerçeklikten ve sürekli içeçe oluşlardan eksik an yok ki bayım! Zaman içinde ne kadar gezerseniz gezin, yine varlık-evrenler ve varoluşlar -hep- bulacaksınız. Bu bizi sonsuzluğu ve şimdi dediğimizi de kavramaya ve anlamaya ve bunları kabul etmeye ,sindirmeye yapılandırmaya götürecektir.. olmanın doğası bu diyoruz/diyebiliyoruz.. ne yani bunu yadsıyalım mı! |
ÜSTAT tamam sizin yolunuzdan gidelim boş verin tanrıyı öyle bir şey yok farz edelim .
Beni de hiç bir şey bilmeyen bir öğrenci olarak kabul edin. ve bana bu evrenin oluşunumunu acıklayın ama mantıklı bir tarafı olsun evrenin içinde dünyanın oluşumunu ve onun içinde ilk canlıların oluşumunu acıklayın bunu acıklarken kalkıp bana ( küvet usta : İlk canlı için gerekli olan şey termodinamik+kinetik ve atom düzeyindeki ısıl titreşimler. bu sözünüzü acıklarmısınız . nasıl bu bileşenler bir canlıyı oluşturdu diyelimki bu bileşenler doğada var fakat mesele şu) kinetix enerji termodinamik ve atomik enerji demeyin inanmam bu bileşenler nasıl ortaya çıktı mesela bu enerji yada bileşenler ilk canlıları nasıl ve hangi ortamlarda üretti örnegin ilk kedi yada köpeği ve onun karşı cinsini nasıl ürettiler Ayrıca yer yüzündeki bulunan bütün canlıların beyin mekanizmasını nasıl tasarladılar nasıl bir köpek bulunduğu kapıyı ve orda yaşayan insanları tanır ve savunur bu canlılarda nasıl olurda annelik babalık koruma iç güdülerini kazandılar Yukarıda saydığımız ilk canlıları üreten bileşenler nasıl bu kadar farklı türlere farklı beyin ve akıl his duygu iç güdü tasarlayabildiler burada mühendislik olay var sanki bu mühendis kim |
Tanrını kenara koyduk tamam.
Tasarım , mühendislik takıntına ( çıkarımına ) sebep mi var ? Neden tasarımcı olsun ki ? Duyumsadığın her şey sana tasarım gibi geliyorsa , tasarımcın pek iyi bir mühendis değil farkındaysan. Şayet sana senin bakış açından her şey mükemmel gibi geliyorsa , başkalarının bakış açısından berbat olabilir. Öz diyorduk ya hani ! Sen de soruyorsun bu işin özü ne ? Bu şartlarda bilinemez ancak bilim evrim ile açıklamaya çalışmış , çalışmış ancak ILK dememiş sizin gibi . Ilk takıntınız sizi yiyip bitiriyor. Yanlış yola savruluyorsunuz. O yolun adı da din . Varlığının başı falanda yok sürekli varoluş var . Bunun adıda evrim . Kafadan kırıkların ortaya attığı ilk insan , ilk evren gibi atmasyonların hiç bir degeri yok. Bu ilk insan ilk evren gibi saçmalıkları ortaya koyan kafadan kırıkların şöyle bir iddiası da var TANRIYLA GÖRÜŞTÜM !!!!! Bak bu sözü söyleyen hasta kişilikli insanların iddiasıdır ilk ilk ilk . Sorularının cevabı bilim tarafından araştırılıyor ancak ilki değil nasıl olduğu ile alakalı yürüyor. Kafadan kırık dediğimiz insanlar da elbette sorguluyordu , kimisi cevabı bulamayınca olsa olsa tanrı yada tanrılar diyordu. Kimisi de ben onu gördüm elçisiyim diye ortay atlıyordu. İkisininde ortaya koyduğu tek şey IDEALIST FIKIR KITAPLARI VE UYDURMA TANRI DEDIKLERI SÖZ KITAPLARI. hani nerede tanrın dendiğinde ise apışıp kalıyorlar ve gökte diyorlar . Zamandan mekandan münezzeh diyorlar. Bak mesela zamanda da mekanda insanların kendi uydurduğu soyutlamalardır . Zaman diye bir şey yok iken varlık muamelesi yapıyorlar . Mekan derken bile evreni limitliyorlar. Evreni limitlerken . Tanrılarına sınır çekiyorlar Zamanı sınırlarkende . Tanrılarına zaman sınırı çekiyorlar. Ne diyorlar? Zaman ve mekandan ÖNCESI. evet evet bunu onlar söyluyorlar. Hem söyluyorlar hemde fiziki iletişim kanalları açıyorlar melek ve peygamber dedikleri ile. Olmayan! Mekan ve olmayan zaman ile kendi olan zaman mekanı ne ile BİRLEŞTİRİYORLAR soran sorgulayan bir tek allahcı yok. Düşünsene olmayan mekan ve zamandan , olan mekan zamana geçis yapan MELEKLER. İşte bu melek ilk olanı gelip söyluyormuş. Ilk insanı falan filan.. İlk milk yok değişim dönüşüm var ve gözünün önünde ve yaşadığın bedende her AN oluyor. Biz insanlar her şeyi kategorilere ayırmışız ve onlar üzerinden bilgi üretiyoruz. Bunlardan biriside ilk kategorisi ve son kategorisi. Değiştiğini fark etmemişiz. İlki de yok sonuda yok.. Hala NEDEN sıçıyoruz diyorsan yapacak bir şey yok. |
(bak mesela zamanda da mekanda insanların kendi uydurduğu soyutlamalardır .
Zaman diye bir şey yok iken varlık muamelesi yapıyorlar ) Buradan şunumu anlamalıyız zaman yok mekan da yok eğer öyle ise bu içinde yaşadığımız döngü ne neden bilim adamları dünya güneşin etrafında bir senede yani 365 gün 6 saatte dönüyor ve bu dönüş mevsimleri tamamlar diyorlar günleri nasıl hesaplıyorlar burada zaman kavramı devreye girmiyormu girmiyorsa sorun yok Ama zaman kavramı varsa bunun bir başlangıcı olmalı başlangıcı olanın bir de sonu olmalı insanlar gibi (Varlığının başı falanda yok sürekli varoluş var ) Bu şu anlamamı geliyor bir başlangıç yok dünya hep vardı ve bunun üzerinde yaşam hep vardı yaşayan canlılar değişime uğraya uğraya bu güne geldiler bunumu anlamalıyız? (En güncel ve hassas hesaplamalara göre Evren'imizin yaşı 13.798 milyar yıldır ve bunun üzerinde 37 milyon yılı hata payı vardır. Yani %95'ten yüksek bir ihtimalle Evren'in yaşı en az 13.761, en fazla 13.835 milyar yıldır. Ancak Gözlenebilir Evren'in yarıçapı 46.5 milyar ışık yılı, çapı ise 93 milyar ışık yılıdır! )O zaman bilim adamlarının bu teorileri yanlıştır. (Büyük Patlama'da bir noktadan başladıktan sonra 46.5 milyar ışık yılı mesafeyi kat edebilmiştir?)burada sormak istediğim büyük patlama nerede nasıl gercekleşmiştir ? asıl konu ise evren bu şekilde var oldu ise bu denli patlamanın sonucunda yaşamsal fonksiyonların olmayacağını göz önünde bulundurursak daha sonra yaşam ve ekoloji nasıl başladı sayın hocam Tutupta bana İlk milk yok değişim dönüşüm var ve gözünün önünde ve yaşadığın bedende her AN oluyor derseniz bende size evren bu kadar yıl önce var olmuşsa ilk değişim ve dönüşümün nasıl başladığını sorarım doğal olarak bana dersenizki bu bilgi yanlış o zaman bilim adamları yalan konuşuyor demektir Eğer doğru ise bir başlangıç var başlangıç varsa ilk değişim ve dönüşüm nasıl başladı ilk canlı metebolizması ne şekilde üredi burda binlerce farklı canlıdan bahsediyoruz Yani sayın hocam onüç milyar küsür yıl önce var olan evrende dünyamız ise araştırmacılara göre 4.54 milyar yıl önce ortaya cıkmış ise ilk yaşamsal döngüler ve değişimler nasıl başlamıştır hangi materyaller yada enerji karışımı ilk canlıları oluşturmuş ve onları oluştururken onlara düşünebilen ve hissedebilen bir beyin tasarlamıştır. burada ilk sözcüğünü kullanabilirim cünkü bir başlangıç var yine başlangıç yok derseniz aşağıdaki bilgilerde yanlış o zaman DÜNYANIN YAŞI KAÇ? Dünyamı bilim insanlarına göre 4,54 milyar yaşında. Araştırmacılar bu veriye fosiller üzerinde çalışmalar yaparak ulaşmıştır. Bir başka araştırma ekibi ise bilinen en eski dünya kabuğuna ait minerallerin yaşı (Batı Avustralya’nın Jack Hills bölgesinde bulunan küçük zirkon kristalleri ve Güneş Sistemi’nin yaşı, meteor parçacıkları ve Ay’dan gelen örnekler) üzerinde jeologların yaptığı radyometrik yaş tayini ölçümleri sonucunda ortaya çıkartılmıştır. Dünyanın yaşını ilk olarak en yakın tahmin eden ise 20. yüzyılda yaşayan Clair Patterson isimli bir araştırmacıdır. Patterson Zirkon krsitallerindeki Uranyum miktarından yaklaşık “4.40” milyar olarak hesaplamıştır ben size beni bir öğrenci olarak kabul edin demiştim şimdi benim sorularıma bilimsel acıdan verebieceğiniz cevapları bekliyorum affınıza binayen konu işeme sıçma mevzusundan biraz daha büyük ve ciddi galiba Unutmadan birazcık ciddiyet ve bilimsellik lütfen felsefe boş laf kalabalığı yapmayalım lütfen ayrıca ben ilk yazımda tanrıyı unuttuk demiştim siz hala tanrı ile uğraşıyorsunuz sabit fikirleri bırakın bu yazımdada tanrıdasn bahsetmedim sadece kafama takılan bu sorulara cevap arıyorum yukarıda evren ve dünya ile ilgili paylaştığım bilgiler doğrumu eğer doğru ise başlangıç var demektir başlangıçı olanın birde sonu var demektir Ayrıca dünyanın bir başlangıcı varsa içinde ki yaşamın ve ekolojininde bir başlangıcı vardır . İşte ben o başlangıcın nasıl başladığını yani ilk çanlıların nasıl ve ne şekilde ürediğini öğrenmek istiyorum |
Yazdıklarımın, dediklerimin benle ve söylediklerimle de alakası yoktur...
Kendimin benle ilgisi hiç yoktur.. UYDURTU rumuzlu üyenin yazısının altında gördüğüm bir yazı Bununla ilgili güzel bir söz geldi aklıma (Al sana bir kaya nereye dayarsan daya) bu yazıdaki mana ne anlayan anlatsın insan yaptığından söylediğinden yazdığından baktığından yükümlü değil midir . insan kendinden ve cevresinden çocuğundan evinden mesul değil midir bu ne alakaya maydonoz bir yazıdır direk işlediği fiillerin yükümlülüğünden kurtulmak için üretilmiş bir laf işte (Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı Ben annemi çok severim yaşasın mayıs ayı ) gibi bir şey hakim karşısında bu şekilde savunma yapsan suçun olmasa bile direk tutuklanma sebebi |
İlkci arkadaş
Big bang bir teoridir. Bu teori üzerinden yapılan her gözlem YANLIŞLANABİLİR. Bilimin bilim olabilmesi için YANLIŞLANABİLİR olması gereklidir. Bilgi ye GERÇEK bilgiye ancak bu şekilde ulaşılabilir . Artık ne kadar ulaşılabilirse. İnsanlığın evreni gözlem yapabildiği yer kadardır. Ufuk çizgin neyse o ! Vermiş olduğun tüm rakamsal bilgiler gözlemleyebildiğin kadarıdır. Nasıl yani dersen . Tarihteki astronomi gözlemleri samanyolu galaksisinde ki çıplak gözle yapılan tesbitler kadardı. Bir kaç gezegen ve çok parlak yıldızlar kadarı. Galaksilerini bilmiyorlardı. Gördükleri kadarına evren diyorlardı. O dönem ki bilgi ve bilim buydu . Bu bilgi o dönem için geçerliydi ve yanlışlanabilir bir bilgi içeriyordu. Bu anda da durum aynıdır. Gözlemin yanlışlanabilir hal içeriyor. Yani bilim yanlış değil yanlışlanabilir bilgileri insanların önüne koyuyor. Siz isterseniz bunu kesin bilgi olarak beyninize kazıyabilirsiniz. Muhakkak yanlışlanacaktır. Diger yazdıklarınız ilk diye tekrar ettiği için ve Yine TANRI takıntına kapı araladığından hiç bir anlam ifade etmiyor. İlk diye bir şey yok. İlk diye bir şeye ulaşamazssın. Çırpınma derim Sıçmak çok önemlidir. Nasıl göz ardı edip küçümsersiniz. Sıçmak ile alakalı nasıl gerçekleştiği bilimsel bir alandır. Bilimin bir kapısı olan laboratuvarlarda tonlarca BOK inceleniyor . Nasıl bilemezssiniz . |
ÜSTAT UYDURTU
lk canlı gibi bir ele alma da problem var bence, evren diyoruz. bence evrenini geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir başka evren. bu bir kısır döngüdür. gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz. yine gelişti diyorsunuz.. evren ya da gerçeklik'in olmadığı ya da materyalize gerçekliğin de sürekli devinimde olmadığı bir zaman birimi ve geçmiş (Varlık denilen de ve Varlık olarak ortaya koyulan da) işaretlenemez..oluşlar hep vardı hep sürecek. işin aslı oluşlarıyla var varlık. bu onun devinimi.. bizim çözümümüz bu/bizim işaretlememiz bu.bizim referansımız.. saygılar. oluşsuz varlık yok. bir şeylerin oluşmamış olduğu/olacağı zamanlar ve yerler de yok.. oluşlar denilen başlamadı sadece.bu bu bir devinimdi... oluşlar denilen zamanla sınırlanamıyor ve başlatılamıyor Yani size göre evren başka bir evrendenmi geldi yada evren ı oluştumu oluşmadımı buradan ne anlamalıyım Yine oluşlar hep vardı derken burada bir zaman sınırlaması yokmu eğer yoksa evren ve dünyanın yaşı ile ilgili yapılan ve bilim adamlarının ortaya koyduğu veriler yalanmı devinim ne kelime manası hareket değilmi hareket hep vardı diyorsunuz ama bilim adamları evren onüç milyar küsür yıl önce oluştu diyor buna ne gibi bir cözümlemeniz var ve dünya yasklaşık beş milyar yıl önce oluşmuş evet burada bir hareket var ama o hareketi ne başlattı Ayrıca dünya oluştuktan sonra içindeki oluşumlar nasıl başladı ilk canlıları oluşturan devinim yani hareket ne ve bu harekat bunu nasıl başlattı mesela bir insanı nasıl üretti bu hareket yada bileşen bu bilgiye nereden sahip oldu ve bu bildikleri ile bir insan bedeni ruhu beyni oluşturdu ve o beynin içine nasıl akıl his ve duyguları yerleştirdi birazcık mantıklı düşünelim nereden bakarsanız bakın bu kadar oluşumu ve hareketi sağlayan bir mekanizma var ve o mekanizmayı tasarlayan harekete geçiren yani kısacası bu dünyayı ve canlıları dizayn eden bir mühendis bir tasarımcı var bunu kabul etmek lazım |
fabula hoca teşekkürler güldüm bu akşam sayende
yani senin dediğin şu bu gün dünyanın ve evrenin yaşı ile ilgili bilgiler yanlış bu tezin doğru olabilir.ama yanlışta olabilir Ya seninbu tezinin aksine bilim adamları doğru söylüyorsa ya sana sunduğum bilgiler yaklaşık olarak doğruysa o zaman savunman ne diğer bir konuda dünya üzerindeki bu değişimler seni düşündürmüyormu hiç insan denen canlıların doğaya ve dünyaya verdiği zararlar sonucunda buzul kütlelerinin hızla erimesi ve denizlereki su seviyelerinin yükselmesi yanardağların oluşması ve dünyanın başka bir bölümünde kuraklıkların hızla artması dünyanın sonunun yaklaştığının bir habercisi olabilirmi mesela buda müslümanların kitabında gecen kıyamet alametlerine ne kadar cok benziyor değilmi Ne kadar inkar etseniz de beklenilen son kacınılmaz gibi görünüyor dünyamız hızla tükeniyor ve onu bizler yok ediyoruz Ac gözünü biraz bak cevrene neler oluyor insan aklın var ise sorgula bu dünya ilelebet sonsuza dek yaşarmı yoksa bir gün tarumar olurmu üzerindeki bunca canlı bir gün helak olurmu birazcık bak cevrene bakki neler oluyor bak ki tarihler öncesinden nesilleri dahi yeryüzünde kalmamış ne canlılar ve ne kavimler var hepsi helak olmuş mantığın dışında yapılan sorgulama ve araştırma gözleri hiç görmeyen birinin savaş yerinde kılıç sallamasına benzer kimi keseceği belli olmaz akıl sorgular mantık kabul yada red eder hepsi bu temelden bir şeyi araştırıp gerçek kaynağından öğrenmezsen red edrsin cünkü öğrendiklerin hakikatten uzak şeylerdir sana tek tavsiyem araştırma yaparken gerceği kaynağından öğren ve tarafsızca sorgula kitabın tek yüzünü okursan hiç bir şey anlamazsın duran saat bile günde bir kez doğruyu gösterir ama yanlış ayarlanmış calışan saat hiç bir zaman doğruyu göstermez |
Hacı bak şimdi
Senin verdiğin rakamlar gözlemlenebilen uzaklığın rakamları. Patlama dediğin hikaye masal , onlar teori diyor. Teori teori teori... Gün gelir rakamlar farklılaşır yada kırmızıya kayma yöntemi ile alınan sonuçların yanılgı olduğu söylenebilir. Sana bir soru yöneltmiştim . Cevap VEREMEDİN. Varsa şu çift taraflı bilgi kitabından bilimin ortaya koyduklarını kullanmadan şu kesin dediğin mühendisi bize açıkla . Koy önümüze. Mesela GÖKTEN HELVA NASIL YAĞARDAN BAŞLAYABİLİRSİN. Big bangdan sonra helva uzayda nasıl oluşmuşta sağnak şeklinde yağmış. De hadi. Bak ben bu gòkten helva yağması olayını okudukca bir gülme tutuyor beni... yorum dahi yapamıyorum. Bıldırcın yağmasını tarif dahi edemiyorum. Mesela İLK HELVA NASIL OLDU? Sen bana GÜLÜYORSUN BEN ise TANRINA |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:49 . |