![]() |
Şeriat ve Evrensellik
Şura/7. Böylece şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer.
Kur’an bu ayetiyle Araplara gönderildiğini ifade ediyor. Bu ayetten yola çıkarak İslam’ın tüm insanlar için değil Araplar’a has bir din olduğu ileri sürülebilir. [color=blue]Ancak sonradan gelen ayetlerde insanlara hitap edildiğini ve Mekke çevresinin genişletildiğini görmekteyiz. Sebe/ 28. Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir; fakat insanların çoğu bilmez. Görüldüğü gibi bu ayette Muhammed’in bütün insanlar için bir uyarıcı olduğu ifade ediliyor. Dolayısıyla tüm dünyaya hitap etmiş oluyor. Ama bununla da kalınmıyor.İslam öncesi Kureyş halkının inançlarından olan cinler var sırada. Çember büyüyor ve içine cinleri de alıyor. En'am/ 130. "Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahitlik ettiler. Kur’an, önce Mekke ve çevresinden başlıyor, sonra tüm insanları ve cinleri de Muhammed’e görev alanı olarak sunuyor ama Kur’an’ı yeterli bulmayarak onu hadislerle Kainat’ın efendisi yapıyorlar. Varsa evrendeki milyarlarca galakside, ketrilyonlarca gezegende başka hayatlar, oradakilerin de efendisi Muhammed’dir İslam’a göre. Sesini duymadılarsa, haberi gitmediyse suç onların. Duysalardı… |
Re: Şeriat ve Evrensellik
İslam’a göre Muhammed kainatın efendisidir ve Kur’an’da evrenseldir.
Evrenselliğin bir boyutu alan diğer boyutu ise zamandır. Alan anlamında tüm insanlığa hitap ettiği için Kur’an’ı evrensel bulan İslamcılar, zaman anlamında farklı görüşler öne sürerler. Kimi İslamcılar Kur’an ayetlerinin tümüyle evrensel olduğu ve her çağda, her topluma uygun olduğu iddiasındadırlar. Kimi İslamcılar ise Kur’an’ın tümüyle evrensel olmadığı, bir takım ayetlerinin Muhammed’e özel, bir takım ayetlerinin Araplara özel, bir takım ayetlerinin ise o döneme özel olduğu fikrindedirler. Örneğin; 1- Kuran’ın iman esasları evrenseldir. 2- Kuran’ın ahlaki esasları evrenseldir. 3- İbadet esasları evrenseldir. 4-) Şeriat/hukuk evresel değildir, onu insanlar yaşadıkları toplumun özelliklerine göre, Kuran’dan ilham alarak düzenleyip, geliştirebilirler. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
İslamcılar olarak adlandıramıyacağımız Müslümanların bir kesimi ise Kur’an’ın sadece iman esaslarını evrensel olarak kabul eder. Ahlak olarak toplumsal değerleri esas alır. İbadeti ise kısmen yapar. Genelde 5 vakit namaz yerine Cuma namazlarını kılar. Bir kısmı 5 vakit de kılar, kimisi hiç kılmaz. Oruç tutar ya da kısmen tutar. Hac ve zekatı ise gönlüne göre yapar.
Çağdaş yönetimlerden, medeni hukuktan yanadır. Bu kesime ılımlı dindarları, laiklikten, demokrasiden yana Müslümanları katabiliriz. Bu durumda Kur’an’ın evrenselliği konusunda 3 ana düşünce şekli olduğunu söyleyebiliriz. 1. gruba dahil olup Kur’an’ın tümüyle evrensel olduğunu iddia edenler daha ziyade Sünni kesim içinde yer alan şeriatçilerdir. Onlara göre mutlak olan Allah’ın mutlak kelâmıdır. O’nun zatı ile kaim ezeli sıfatları olan ilim, irade ve kelâm sıfatlarının bir tecellisidir. Bundan dolayı “Kelâm-ı Kadîm”dir. Yaratılmamıştır. “Kelâm-ı Nefî” olarak yani mana olarak Allah ile birlikte ezelidir. “Kelâm-ı Lafzi” olarak yani Arapça olarak Hz. Muhammed’e 7. yüzyılda indirilmiştir. Hitabı ve hükümleri evrenseldir. Yani bütün insanlaradır. Hükümleri itibariyle tarih üstü, toplum dışı sabit ve mutlaktır. Bu grup içinde elbette şeriat düzeninden yana olmayanlar da çoktur. Ama bilinçli olarak Kur’an’ın tüm ayetlerinin evrensel olduğunu iddia eden bir müslümanın şeriat düzeninden başka bir alternatifi olması mümkün değildir. İstisna olarak Kur’an’ı farklı yorumlayan, ayetleri çağdaşlaştırma gayretkeşliği ile kelimeleri tahrif ederek kabul edilebilir hale getirmeye çalışanlar evrenselliği kabul eder ama şeriat düzenini tasvip etmezler. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
2. gruba dahil olanlar Muhammed İkbal, Fazlurrahman, H. Hanefi, M. Abid el-Cabiri, Roger Garaudy, Ali Şeriatî, Abdülkerim Suruş, Mehmed S. Aydın, Mehmet Hatiboğlu gibi Müslüman entelektüeller tarafından savunulmaktadır. *
Bu düşünce akımının ortak paydasını şöyle özetleyebiliriz: Mutezile’nin savunduğu gibi Kur’ân, Allah’ın fiil sıfatlarından olan irade ve kelâm sıfatının ürünüdür. Yani ezeli değildir, yaratılmıştır. Mutlak olan Allah rölatif olan varlıkla ilişkiye girdiği zaman, çıkan ürün rölatiftir, mutlak değildir. Çünkü, Kur’ân’ı oluşturan dil Arapça, Hz. Muhammed bir insan ve Arap toplumu görecelidir. Vahiy ilişkisi bir zamanda -7.yüzyılda ve bir mekanda - Arap yarımadasında vuku bulmuştur ve Kur’ân, ilahi olduğu kadar insanidir. Allah insan aklı ve insan diliyle insana hitap etmiştir. Vahiy ile insan aklı arasında mahiyet farkı değil, derece farkı vardır. Vahyin fikri muhtevası Arap kültürünün ve Arap zihin dünyasının içindedir. Tevrattan, İncilden dini fikirler içerdiği gibi, Arap cahiliye döneminin doğru fikir ve fillerini de içerir. Başta Hz. Ömer olmak üzere Hz. Muhammed ve arkadaşlarının doğru görüp uyguladıkları fikir ve fiiller vahiy tarafından onanır. Kur’ân sadece gökten inmemiştir, aynı zamanda yerden bitmiştir. Yerle gök arasında diyalektik bir ilişki söz konusudur. Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya insanın hakkı insana verilmiştir.(Esbab-ı Nuzul, Nesih-Mensuh, Mekki-Medeni.) Allah, Araplara hitap etmiştir. Arapça ile bütün insanlığa hitap etmemiştir. O günkü iletişim imkânlarını ve yabancı dil bilme oranını göz önünde tutarsak bu son derece doğaldır. Bu akıma göre Kur’ân güneşe benzer. Güneş sıcaktır, dinamiktir varlık olarak sınırları belli olsa da ışıma yoluyla görülmez. Işıma yoluyla kendinden bir şeyler kaybeder. Kur’ân’ın ışıması Müslüman entelektüelin kalbi (aklı ve sezgisi) vasıtasıyla olur. Kur’ân’ı okuyan mümin entelektüel, ondan kimliğini, kişiliğini, benliğini, karakterini ve bilincini oluşturur ve dünyevi olgular, olaylar, fenomenler dünyasına dalar ve sorun çözer. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Bu başlıkta bizim için önemli olan ilk 2 gruptur. Çünkü 3. grup zaten evrensellik iddiasında değildir.
Kur'an'ın tümüyle evrensel olduğunu ve her ayetinin, her hükmünün kıyamete kadar geçerli olduğunu savunan ve şeriatçi düzeni savunanların başını çektiği ve genelde sünnilerin oluşturduğu grup ile, Kur'an'ın tümüyle evrensel olmadığını, zamana ve mekana göre hükümlerinde değişiklik yapılabileceğini, özellikle hukusal hükümlerinin çağa göre değiştirilerek uygulanabileceğini söyleyen yeni Mutezileci akımı ele alacağız. Konunun biraz daha aydınlatıcı olması açısından Mustafa Akyol'un bu konudaki yazısını alıntılıyorum: Kur'an'ın Tümü Evrensel midir? Dikkatimi çekiyor; site içinde yürüyen tartışmalarda Kur'an'ın evrensel bir kitap olup olmadığı konusu da arada bir gündeme geliyor. Bu, zaten uzun zamandır İslam dünyasında ve hatta Batı'da tartışılan bir konu. Müslümanların çoğu, İlahi mesajın evrenselliğine inandıkları için, Kuran'ın tümünün tüm çağlar için geçerliği olduğunu savunuyor. Buna karşılık İslam'a eleştirel yaklaşanlar, cariyelik, kölelik hukuku gibi konulara dair ayetleri göstererek, bunların o devre ait hükümler olduğunu belirtip, buradan hareketle de "Kur'an bu devre bakmaz" diyorlar. Oysa üçüncü bir yorum tarzı da mümkün: Kur'an ayetlerinin çoğunun evrensel olduğu, buna karşılık bazı ayetlerin o dönemin şartlarına göre hükümler getirdiği söylenebilir. Elbette bugün kölelik yok ve kölelere iyi davranmakla ilgili bir Kuran ayetinin uygulama alanı yok. Elbette bugün İslam peygamberi yaşamıyor ve dolayısıyla ona veya ev halkına nasıl davranılacağını anlatan ayetlerin uygulanması mümkün değil. Bu ayetler bizlere İslam ahlakı ile ilgili bazı temel ilkeler öğretebilir, ama bire bir hayata geçirilemez. Bu yorum biçimini Kuran'ın hukukla ilgili diğer bazı ayetlerine uygulayan bazı Müslüman ilahiyatçılar, söz konusu ayetlerde verilen ilkelerin, içinde yaşadığımız çağın şartlarına göre yeniden yorumlanması gerektiğini düşünüyorlar. Bu gerekliliğin çok açıkça gözüktüğü ayetler var. Örneğin bir ayette (8/60) Müslümanların düşmanlarına karşı "besili atlar" hazırlamaları emrediliyor; bu çağda bu ifadenin sembolik şekilde anlaşılması gerektiği, "at" yerine modern araç ve gereçlerin tercih edileceği açık. Kur'an'daki bu gibi "tarihsel" ifadelerin sembolik anlamda anlaşılmasını ve ayetteki amaç ve hikmete uygun yeni yorumlar yapılmasını savunan ilahiyat ekolüne ise "tarihselcilik" deniyor. Tarihselcilik tartışmalı bir konu. Bu tartışmada benim vardığım kesin bir sonuç yok, ancak tartışmanın kendisini önemli buluyorum. Özellikle de bir kaç "tarihsel" ayeti gösterip, oradan hareketle "Kur'an sadece yedinci yüzyıl Arap toplumuna hitap etmiştir" sonucuna varan seküleristleri yanlışlaması açısından... |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Şimdi öncelikle 1. gruptan, yani Kur'an'ın tüm ayet ve hükümlerinin her mekan ve zaman ortamında evrensel olduğunu iddia edenlerden bunu ispatlamaya davet ediyorum.
Şeriatçilerden, sünni İslamcılardan, vahhabilerden, Nakşibendilerden, nurculardan ya da bu görüşte olan başka bir akımdan bunu savunabilecek bir arkadaş delilleriyle gelsin, ikna etsin bizi. Ümidim yok bunu savunabilecek birine. Çünkü bunlar kendi İslami sitelerinde atar tutar, farklı fikre söz hakkı tanımazlar, Kur'an tüm dünyada ve her zaman evrenseldir diye yutturur ama evrensel olmayan ayetleri tartışmaya açmazlar. Şeriat düzenini savunur, cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, Atatürk'e küfür yağdırırlar. Böyle özgür tartışma ortamlarında ise tümüyle evrenselliği ispatlayamıyacakları için ortaya çıkmaz, daha ziyade 2. gruptanmış gibi, yani bir kısmının evrensel olduğunu savunur gözükürler. Ortaya çıkanları ise sadece abuk sabuk laf eder, uzun alıntılar yaparak tartışmadan kaçar ya da hakaretlere başvururlar. Bakalım samimi bir şeriatçi çıkabilecek mi? |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Kırbaç cezası evrensel midir?
Kırbaç kaç cm olmalı?(cgs birim sistemi o zaman yoktu.) Kırbacın ölçütü ne olmalı daha doğrusu? Kırbaç hangi malzemelerden yapılmalı? Kırbaçla cezalandırma kaç N/m'2 basınçla yapılmalı? Sorular komik olabilir ama gayet ciddiyim. :) |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Evet, tahmin ettiğim gibi "Kur'an tüm ayetleriyle evrenseldir" diyebilen bir İslamcı çıkmadı. Çıkamayacağının nedenini bir önceki mesajımda belirtmiştim.
Bu durumda demek ki sitemizdeki İslamcı arkadaşlarımız 2.grubun düşüncesindeler. Yani "Kur'an'ın bir kısım ayetleri evrensel bir kısım ayetleri döneme ve mekana aittir" Bu sadece Kur'an'a değil, Tevrat ve İncil'e de ait özelliklerdir. Hatta Hammurabi kanunları dahi öyle nitelendirilebilir. Yani bunda bir anormallik yok. Tabi evrensel olarak hangi ayetleri gördüklerine bağlı. Biz önce 1. grubun düşüncesini çürütecek birkaç ayeti örnekleyelim; Ahzab/53. Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o size bunu söylemekten utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. Enfal/ 60. Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız. Hac/ 27. İnsanlar içinde haccı ilan et; yaya olarak veya uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama tek bir örnek dahi Kur'an'ın tümüyle evrensel olmadığının kanıtıdır. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
İşte evrensel olduğu iddia edilen Kuran'dan tam evrensel bir ayet :
Bakara 104. Ey iman edenler! "Raina" demeyin, "unzurna" deyin. (Söylenenleri) dinleyin. Kafirler için elem verici bir azap vardır. Tefsiri: *Yahudiler ne zaman Hz. Peygamber'i (s.a.) görmeye gelseler, dış görünüşte O'na her tür saygıyı gösteriyorlar; fakat, O'na gizlice zarar vermek ve safdışı bırakmak için ellerinden geleni de yapıyorlardı. Kaypak sözler kullanıyorlar veya sözü hakaret anlamı taşıyacak şekilde yanlış telaffuz ederek anlamını değiştiriyorlardı. Örneğin O'nun dikkatini bir şeye çekmek istediklerinde "Lütfen bir dakika bakar mısın?" anlamına gelen, fakat başka anlamlara da gelebilen "Ra-ina" kelimesini kullanırlardı. İbranice'de buna benzer "Dinle, işitmez olasıca!" anlamına gelen bir kelime vardır. Ayrıca Arapça'da aynı kelime "kibirli ve cahil insan" anlamına geliyordu. Bundan başka, konuşma dilinde "Sen bizi dinlersen, biz de seni dinleriz" anlamına da gelebiliyordu. Yine ufak bir dil sürçmesi ile "Bizim çobanımız" anlamına gelen "Ra'ine'na"ya da dönüştürülebiliyordu. Övme niteliğinde olan; fakat, bazı insanlar tarafından kötü anlamlara çekilebilen kaypak kelimeleri kullanmamaları için, müminlere, "Bize bak" anlanıma gelen ve "ra-ina" gibi ikinci ve kötü bir anlama sahip olmayan "unzurna" kelimesini kullanmaları tavsiye ediliyor. Aynı zamanda onlara Hz. Peygamber'i (s.a.) dikkatle dinlemeleri ve bu şekilde O'nun dikkatini bir tarafa çekmeye gerek duymamaları öğütleniyor. -------------- Ey, boyundan büyük laflar edip de Kuran bütün zamanlara şamildir ve evrenseldir diyen mümin kardeşlerim: Sakın raina demeyin uzurna deyin haa ! Neymiş neymiş? İnsanları en çok kendi sözleri aldatırmış. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Bu da ilavesi:
Nisa 46. Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) "İşittik ve karşı geldik", "dinle, dinlemez olası", "raina" derler. Eğer onlar "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Artık pek az inanırlar. ------------- Sakın sakın sakın "raina" demeyin e mi? Sakın. Kuran'a a göre bu kelimeyi kullanmak "haram"dır. Bunu iyi bilesiniz ve bir daha da "raina" demeyesiniz... |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Sevgili Pante tebrik ederim.
Yıllardır aklımda olan, ama araştırmak için fırsat yaratamadığım çok güzel bir çalışmayı yürütüyorsun. Kırıcı olmadan,araştırıcı olarak yürüteceğini ve inanç sahibi arkadaşlarımızın da katkılarını koyacağı bir çalışma olur umarım. Önemli olan doğruları yakalayabilmek. Tabii ki idrakimiz çerçevesinde.. " Enfal/ *60. *Onlara *karşı *gücünüzün *yettiği *kadar *kuvvet *ve *besili *atlar *hazırlayın. *Bununla, *Allah'ın *düşmanı *ve *sizin *düşmanınızı *ve *bunların *dışında *sizin *bilmeyip *Allah'ın *bildiği *diğer *(düşmanları) *korkutup-caydırasınız. *Allah *yolunda *her *ne *infak *ederseniz, *size *'eksiksiz *olarak *ödenir' *ve *siz *haksızlığa *uğratılmazsınız. * Burada kastedilen ana amaç nedir? Yaratanın/Allahın düşmanı olabilir mi? Yaratılan yaratana düşman olabilir mi? Olsa ne olur ki.. Ruzgara karşı üfürsen ne olur.. Sırtını dönüp aynı yönde üflesen ne farkeder? Burada; kainatın çok farklı bir yaradılışına işaret olabilir mi? Evrende birden fazla yaratan olabilir mi? Farklı yaratıcılar tarafından yaratılanlar, diğer yaratıcıların düşmanı olabilir mi? Kuran böyle bir yaratılış zincirini işaret ediyor olabilir mi? Farklı tanrılar kavramı, nasıl bir düşünme zinciri yaratır? Evrende, ana tanrı ve alt tanrılar olabilir mi? Alt tanrılar birbiri ile çekişir mi? Bu sorular başlangıçta çok saçma geliyor. İçinde gerçek olur mu? Ben tek bir yaratıcı fikrine inanıyorum, ama alternatif sorgulamaları da açmak gerek. Sen bunu becerirsin. Sevgilerimle.. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Alıntı:
Muhammed, çok Tanrılı bir toplumun içinden geliyor. O toplumun inançlarının izlerini taşıyor. Alışkanlıkları terkedebilmek süreç ister. Tek tanrılı bir dini benimsemiş olsa da, inandığı tanrıdan aldığı ilhamları (vahyi) aktarırken ifadeleri hala yaşanmakta olan çok tanrılılığın etkisiyle böyle sunmuş olabilir. :) Bu dindar bir ailenin, çevrenin içinde yetişmiş ama sonradan dini inançları değişmiş bir insanın hala konuşmalarında, davranışlarında dinsel izler taşımasına benzer. Ya da krallıktan, diktatörlükten cumhuriyete geçildikten sonra bir müddet daha diktatörvari yönetimin sürmesine benzer. Bu konu biraz farklı olduğu için bu başlık altında sadece birkaç ayet örnek vereceğim: Müminun/ 14. Sonra spermi empriyo haline getirdik. empriyoyu et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir. Saffat/ 125. Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l’e mi yalvarıyorsunuz? Muhammed/ 7. Ey iman edenler! Siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve sebat verir. * * Zariyat/ 47. Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz. İslamcılar yaratmak sözcüğünün diğer konularda kullanılmasına karşıdırlar. Yaratmaktan söz edince "Yaratmak Allah'a mahsustur" diye tavır alırlar. Ama yukarıdaki ayetlerde yaratıcıların olduğu ama en güzelinin Allah olduğu ifade ediliyor. *:roll: Bunun yanında Kur'an'da "Biz" kelimesinin kullanılması Allah'ın mütevaziliğine, kibarlığına yorumlanıyor. Öyle saçmalık olur mu? Allah, insan mı ki bu tür bir yapıda hareket etsin? Resmen bir çokluk ifadesidir ve yaratmada yardımcı tanrılara sahiptir onlar da meleklerdir ama melekleri de yaratan Allah'tır Kur'an'a göre. Allah'ın düşmanları: Rahman/ 33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz. Hicr/ 16-18. Gerçekten biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik.Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar. Mülk/ 5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. * Bu arada bizim bilmediğimiz Allah'ın başka düşmanları da vardır tabi. Örneğin İran'da demokrasi için gösteri yapanlar da " Allah düşmanları" olarak ifade edilmişti. *:) |
Re: Şeriat ve Evrensellik
2. grubun Kur’an’ın tümüyle evrensel olmadığı, bir takım ayetlerinin Muhammed’e özel, bir takım ayetlerinin Araplara özel, bir takım ayetlerinin ise o döneme özel olduğu fikrinde olduğunu belirtmiştik.
Bunlar genelde aşağıdaki maddeler çerçevesinde düşünüyorlar demiştik. 1- Kuran’ın iman esasları evrenseldir. 2- Kuran’ın ahlaki esasları evrenseldir. 3- İbadet esasları evrenseldir. 4-) Şeriat/hukuk evresel değildir, onu insanlar yaşadıkları toplumun özelliklerine göre, Kuran’dan ilham alarak düzenleyip, geliştirebilirler. Böyle düşünen arkadaşımız var mı ya da farklı düşünen bir müslüman arkadaşımız? |
Re: Şeriat ve Evrensellik
selam
1 2 3 e katılıyorum ancak 4 e şer koyarak şöyle düşünüyorum. hukuksal konularda evrenseldir. ancak gündem oluşturduğu takdir de . yani savaş ile ilgili ayetler savaş hali olduğu zaman geçerlidir. şu anda savaş hali olmadığı için bire bir uygulama alanı yoktur. o yüzden o ayetlerden bu gün dolaylı öğütleri alabiliriz. mesela " zor zamanlar da sabretme, mücadeleyi bırakmama, azimli olma gibi. dolayısı ile uygulama alanı olmayan o ayetlerden bile güncel öğüt çıkarılabilir. ancak kalkıp ta ben şimdi mesela spartaküs ü köşede sıkıştırıp kafasına taş *ekleştiremem. :) syg |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Hoara kardeşim sana bir soru:
3 yaşında bir erkek çocuğu karıkoca evlat edinmiş olsanız, onu nüfusunuza geçirip soyadınızı da verseniz, okutsanız, büyütseniz ve sonunda evlendirseniz mümkün mü? Mümkün tabi, hayatta neler olmaz. Senin için mümkün olmasa çok örneği var. Birkaç yıl sonra evlatlığınız gelininizle anlaşmazlık yaşasa ve ayrılsa; Siz de gelinden hoşlanıyor ama bunu gizliyor olmuş olsanız; Evlatlığınızın boşandığı karısıyla imam nikahı yapıp evlenir miydiniz? Samimi olarak buna yanıt bekliyorum. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
kuran hükümlerini birebir alıp uygulamaya koyar toplumsal kural olarak sunmaya kalkarsanız evrensel değil kuransal olursunuz,üstelik bir de kural haline getirdiğiniz hükümlerin takipçisi olur ve uygulamadan sapanları kuran hükümleriyle cezalandırmaya başlarsanız hem kuransal hemde dayatmacısınız demektir.
evlatlığımızın eski karısıyla evlenmek....? insan olmak üst kümedir.dini görüşlerimiz alt kümedir.önce insanlığımıza sorulması gereken soruların yanıtlarını önce vicdanımızda aramak yerine *dini inançlarımızın oluşturduğu nasıl oluştuğu belirsiz kurallar yığının da aramaya başlarsak vicdanımızın ve insanlığımızın özgür sesini susturur onu başka bir sesin kölesi haline getiririz.soru bana sorulmadı ama bende yanıtlıyorum.duygularımızdan sorumlu tutulamayız kimi sevdiğimizden kimi sevmediğimizden ama davranışlarımızın sorumluluğunu her zaman taşırız.sorumlu olmadığımız duygularımızın sonucunda doğabilecek davranışlarımızın sorumluluğu bize aittir.bu sorumluluğu da başka yerlere yıkarsak insanlığımızı nerede ararız acaba? |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Bu yukarıdaki yazııya aynen katılıyorum.
|
Re: Şeriat ve Evrensellik
Tebenni olarak adlandırılan ve Ahzap 37'de açıklanan Muhammed'in evlatlığının karısıyla evlenme olayı açısından baktığımızda Kur'an'ın ahlaki esaslarının evrensel olduğunu söylemek mümkün değildir. Evrensel olabilmesi için hiç kimsenin yüzü kızarmadan bu tür bir evliliği yapabilmesi gerekir. Toplumuzda böyle bir olayda adamın yüzüne tükürürler, dışlarlar, lanetlerler. Kaldı ki o dönemin Kureyş toplumu açısından da bu ayet ve getirdiği hüküm evrensel değildir. Çünkü Kureyş, evlatlık alma işlemine bir yeminle müsaade ederdi. Bu yemine göre evlatlık öz evlat sayılır ve ona kendi soyadları verilirdi. Nitekim Zeyd'de Muhammed'in evlatlığı olduktan sonra artık Zeyd Bin Muhammed diye çağrılıyordu. Yani bir anlamda Muhammed'e öz oğlunun karısıyla evlenmiş gözüyle bakıldı. Muhammed bunu Ahzap-40 ile " Ben içinizdeki hiçbir erkeğin babası değilim" diyerek reddetti. Böylece Kureyş'deki ahlaki bir tabuyu aşkı uğruna yıkmıştı. Tabi Allah'ının emriyle.
Dolayısıyla 2. maddede yer alan Ahlaki esasların evrenselliği de mümkün değildir. Çünkü uygulanması mümkün olmayan hükümler içermektedir. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Peygamberlerimize pek yüklenmeyin..
Ben hepsini sever ve takdir ederim. Arada insan olarak hata yapmış olabilirler.. O kadarcık da olur. Ne kadar karizmatik olurlarsa olsunlar; neticede insandırlar. Hepsi toplumu etkilemiş,belli şeyler vermiş insanlardır. Tenkid edenler, onların karşı çıkıp da yıktıkları tabuların binde birini yapamazlar. Bu gün daha ateistliğini açıklamaya çekinenler, düşünün ki, tenkit ettiklerimiz bir inanç sistemini yerle bir etmişlerdir. Özellikle *hükümdar peygamber olanların işleri daha zordu. Mecburen savaştılar, kan döktüler. Bir tarafdan tanrı-sevgi-kardeşlik anlatımları, diğer tarafdan iktidarı koruyup kollamak için savaşma gereği. Savaşılıyorsa kan dökülecektir. Bir de karizmatik insanların, kendilerine ait, enerji topladıkları, stres attıkları bazı yolları olmalıdır. ATATÜRK' ün de içki ve güzel kadın merakı, onun bu yönü ile ilgilidir ve bence asla tenkide müstahak değildir. Peygamber tenkidi, denize taş fırlatmak gibidir. Bir iki kayar,vurur, sonra deniz onu da yutar. Denizler taş atmakla doldurulamaz. Denize küfretmektense, ondan istifade etmek daha faydalı olur.. :D |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Sevgili Aldostu;
Peygamberleri değil, bu devirde hala onların dönemi için yazılmış olanları evrenseldir diye kakalamaya *çalışanları eleştiriyoruz. Kakalamaya çalışanlar da tabi inananlar değil din bezirganları, şeriatçiler. Evrensellik şeriatçiliğin turnusol kağıdı gibidir. Birisi Kur'an evrenseldir diyorsa bilin ki o şeriat düzeninden yanadır. Bir siyasiyi de bu soruyla sınayabilirsiniz. Evrensel olduğu iddia edilen bir kitapta tek bir kelime dahi olmamalı evrensel olmayan. Ama Kur'an'ın tamamına yakını evrensellikten uzaktır. Her namazda okunan Leheb suresi bunun en iyi örneğidir. Ayet değil hem de sure. İşte bir sure daha. Tahkim suresi: 1. * Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah'ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor, kendini onlardan mahrum bırakıyorsun? Bilirsin ki Allah gafûrdur, rahîmdir 2. Allah gerektiğinde yeminlerinizi çözmek için keffaret yolunu göstermiştir. Allah sizin yardımcınızdır, sahibinizdir. O her şeyi mükemmelen bilen, tam hüküm ve hikmet sahibidir. 3. Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o, bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber, o eşine bu durumu anlatınca o hayret ederek: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber de: "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi." diye cevap verdi. 4. Şimdi ikiniz de ey Peygamber eşleri, eğer kalplerinizin matlup olan durumdan kayması sebebiyle Allah'a tövbe ederseniz ne âla! Yok eğer hislerinize mağlub olup Peygambere karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah da onun yardımcısıdır. Cebrail de, salih müminler ve melâikeler de ayrıca onun yardımcılarıdır. 5. Eğer o sizi boşayacak olursa Rabbi ona, sizden daha hayırlı, Allah'a teslimiyet gösteren, mümin, gönülden itaat eden, tövbe eden, ibadete düşkün, oruca düşkün dul veya bâkireler olarak başka eşler nasib edebilir. 6. Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun. Onun başında kaba yapılı, sert ve şiddetli melekler olup onlar asla Allah'a isyan etmez ve kendilerine verilen bütün emirleri tam yerine getirirler. 7. Ey kâfirler! Siz ise bugün boşuna mazeret ileri sürmeyin. Siz ne yaptıysanız onun cezasını çekeceksiniz. 8. Ey iman edenler! Samimî ve kesin bir dönüşle Allah'a tövbe ediniz! Böyle yaparsanız Rabbinizin sizin günahlarınızı affedeceğini, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğini umabilirsiniz. O gün Allah, Peygamberini ve onun beraberindeki müminleri utandırmaz. Onların nûru, önlerinden ve sağ taraflarından sür'atle ilerler.Şöyle derler onlar: "Ey Kerim Rabbimiz! Nûrumuzu daha da artır, tamamına erdir, kusurlarımızı affet, çünkü Sen her şeye kadirsin." 9. Ey Peygamber! Kâfirler ve münafıklarla mücahede et ve onlara sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Gidilecek yer olarak ne fena yerdir orası! 10. Allah, kâfirlere Nûh'un eşi ile Lût'un eşini misal getirir. Her ikisi de iki iyi kulumuzun mahremi idiler. Ama inkâr tarafına giderek eşleri olan peygamberlere hıyanet ettiler, kocaları da Allah'tan gelen cezadan eşlerini asla kurtaramadılar. Onlara (ölürken veya kıyamet günü): "Haydi, cehenneme girenlerle beraber siz de girin!" denilir. 11. İman edenlere ise Allah, Firavun'un eşini misal getirir. O vakit bu Hatun şöyle niyaz etmişti: "Ya Rabbî! Sen kendi nezdinde, cennette benim için bir konak yaptır, beni Firavun'dan ve onun kötü işinden kurtar, beni bu zalimler gürûhundan halas eyle!" 12. Bir de İmran'ın kızı Meryem'i misal getirir. Meryem, iffet ve namusunu korudu. Biz ona Ruhumuzdan üfledik. O da Rabbisinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden itaat edenlerden oldu. Eşleriyle yaşadığı bir problemi halletme konusu nasıl evrensel olabilir. Hafsa'nın evinde Mariya ile beraber olunca, bunu gören Hafsa'ya bir daha Mariya ile olmayacağı yemini ediyor. Ama bu eksiklikten rahatsız oluyor ve yeminini bozuyor. Ayaklanan diğer eşlerini de bu sure vasıtasıyla tehdit ediyor, susturuyor. Şimdi bu sure bugünün insanları için geçerli olabilir mi? Bu surenin evrenselliğinden bahsedilebilir mi? İyilik, kardeşlik, barış, doğru yolda olmak, kötülüklerden kaçınmak, kul hakkı yememek, adaletli olmak vs. bunlar tabi ki evrensel. Bunlar çağdaş hukukta da var zaten. Ama şeriat getireceğim diye 1400 sene öncesinin kuralları dayatılırsa insanlara, bunu tartışmak durumundayız. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Bu haliyle Kuran evrensel olamayacağı gibi "yerel" bile değildir.
O Muhammed'e özeldir. Muhammed onu kendisi için yazmıştır ve hiçte amacı "insanlığa" mesaj vermek falan değidir zaten insanlık Muhammed'in umrunda bile değildir. O Tahrim 1-5 ayetlerinde cariyesi Marya ile olan cinsel münasebetinde basılmasında olduğu gibi kendisini kurtarmak için koyduğu ayetlerden oluşur. Bakın hemen hemen bütün ayetleri ya kendisini peygamber olarak kabul ettirip toplumsal liderlik statüsü alma isteği ya savaşlarda birliklerini ajite etme isteği ya da savaş ganimetlerin kendi *hesabına geçirilmesi ya da kendisine teyze kızı-amca kızı-hala kızı-cariye ve dahi kendisi ile göç eden bütün kadınların helal kılınması vb. hep kendi işine gelen ayetleri koymuştur. Kuran Muhammedin günlük siyasetinin kitabıdır. O sadece günü düşünür ve günü kurtarır. Kendisinden başka kimseyi de düşünmez, zerre kadar da umrunda değildir ama işte liderliğe soyunan herkes bir nebze "popülizm" yapmak zorunda kalır ya işte o da bir nebze halkın hoşuna gidecek şeyler yazmıştır kuran'a. Daha köleliği bile kaldıramamış, bırakın uhrevi olmayı dünyevi anlamda bile bir "devrimci" yönü olmamıştır. Daha da ötesi onun dini tarih boyunca insanlığı kan ve gözyaşından başka birşey de getirmemiştir. İnsanlar onu seviyormuş... İşte cennete gitme arzusu. Belki şefaat verir onlara da onlar da bu sevginin karşılığında cenneti hakederler. Çıkar güdüsünden başka birşey değil...Ben de beni cennete sokacak olan adamı severdim doğrusu ama Muhammed'in beni cennete sokacağını bilsem bile onu sevemezdim. O durumda bile sevilecek adam değildir Muhammed bana göre. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
pante arkadaşım
önce kestirmeden cevabımı vereyim. ben evlenebileceğimi zannetmiyorum. ama evleneni de kınamam. çünkü evlatlığın eşi ile evlenmek evlatlık hukukunun öz evlat hukuku ile bir tutulmaması için uygulanmıştır. kaldı ki günümüzde bu hoş karşılanmaz derken aslında o günlerde de *hoş karşılanmıyordu ki muhammed tepkiden çekindiği için bunu içinde gizli tutuyordu. evlatlığın karısına göz koymuştu gibi yorumlar bazılarının kurgusudur. syg |
Re: Şeriat ve Evrensellik
evlatlığın karısına göz koymuştu gibi yorumlar bazılarının kurgusudur.
Ama ortada olanda yaşanmış gerçeğin olgusudur. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Alıntı:
Sizin kendinizin asla yapmayacağı önemlidir zaten. Başkasının yapmasına nasıl baktığınız değil. Evlatlığının karısına göz koyduğu iddiaları ise bakış açınıza bağlı. Hadisleri kabullenmeyebilirsiniz. Ama Ahzap-37'deki *" Eşini yanında tut derken Allah'ın açığa vuracağı duygunu gizliyor, insanların ne düşüneceğinden çekiniyordun" ayeti açıkça durumu ortaya koymaktadır. İnsanların tamamına yakınının kabulleneceği, reddedemeyeceği hükümlerdir evrensel olan. Hiç dinle, Kur'an'la ilişkilendirmeden örneğin "Kul hakkı yemenin doğru olmadığını" insanlara sorduğunuzda ittifakla kabul görecektir. Kul hakkı yiyenler dahi bunu savunamıyacak, bir takım sebepler, bahaneler ileri sürecektir. Demek ki evrenseldir. Örneğin halkımız Kur'an'daki Tebenni olayını bilmez. Bilenler çok azdır. Hiç İslam'ı-Kur'an'ı karıştırmadan, dinden söz etmeden toplumun tümüne anket olarak sorulsa; " Evlatlığınızın boşandığı eşiyle evlenmeniz doğru olur mu?" diye. Bunun yanıtı kesin olarak ittifakla "Doğru olmaz" çıkacaktır. Böyle bir konuda ancak çok büyük bir istisna, çok büyük bir zorunluluk gerekir ki kabul görsün. Böyle bir istisnanın da evrensellikte yeri yoktur. Dolayısıyla 2. madde de geçersizdir. Kur'an'ın ahlak esasları da evrensel değildir. Kaldı ki tek konuya değindik. Çok eşlilik, cariye, talak vb. konularda da benzer sonuca varabiliriz. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
pante
ahlak değerlerinin zaman içinde algılanmasının değişebileceğini kabul edersin sanırım. örneğin bundan 70 yıl önce kız çocukların flörtüne farklı bakılırken bugün farklı bakılabiliniyor. veya 150 yıl önce başörtüsüz dışarı çıkamaz iken kadınlarımız bu gün mini eteklerle dolaşabiliyor ve genelde kimse fahişe demiyor. kuranın evrenselliğinden kastımı gündem oluşursa diye söylemiştim. konu ile ilgili biraz açmaya çalışayım. bu gün evlatlığın eski eşi ile evlilik yadırganabilir. ama öyle şartlar oluşabilir , öyle toplumsal algı değişebilir ki bu tip evlilikler yadırganmamaya başlayabilir. işte o şartlar içende bualgıyada kuranın oluru bu ayet ile verilmiş olur ve her şartta her zaman değerlerine göre kuranın söyleyeceği bir şey olur. işte buda evrenselliğidir. mesela kölelik. bu gün kölelik sistemi yoktur. sanayi devrimi, üretim enerji araçları felan derken insanlar ücretli çalışan konumuna geçmiştir. bu gün kalkıpta kimse kurana dayanarak ben köle sahibi olmam gerek diyemez, demez de zaten. ( şimdi birileri ama bazı şartlarda köle azat etmen gerek onları nasıl yaparsın diyebilir. ama bilinki ayetlerde bulamayan diyerek başka seçeneklerde verilmiştir) çünkü böyle bir ihtiyaç daha dogrusu sosyal bir düzen mecburiyet oluşturmuşsa bu düzen tekrar gündeme gelirse kuranın önceden söylediği gibi yine kölelik ile söyleyecek sözü vardır ve o zaman o sözler gündem oluşturur. işte evrensellikten kastım budur. syg |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Gelelim Kur'an'ın iman esaslarının evrensel olup olmadığına..
İslam'ın Amentüsü iman esaslarını oluşturur. Allaha, meleklere, kitaplara, resullere, ahirete, kadere ve iyilikle kötülüğün Allah'tan geldiğine inanmak imanın 6 temel şartıdır. Bu 6 şarta da dikkat edilirse tümünün gayb olduğu yani bilimsel olarak kanıtlanamayan, ispatı, belgesi olmayan şartlar olduğu ve insanın inancına bağlı olduğu görülecektir. Dolayısıyla iman esaslarının evrenselliği toplumun tümü için değil sadece inananlar için geçerli olabilir. Bu durumda da insanların büyük çoğunluğunu kapsamayan bir inancın evrensel olduğundan sözedilemez. Bu 6 şarta iman dünya nüfusunun yaklaşık 1/5'ini kapsamaktadır. Yani 5 insandan 4'ü bu inançtan değildir. Öyleyse bu inanç evrenseldir denemez. İslam aleminde ise iman esasları konusunda farklı inanışlar ve ayrılıklar sözkonusudur. Allah'a iman konusunda en önemli ayrılık İslam'da önemli sayıda bir güce sahip olan Tasavvuftaki Vahdet-i vücud inancıdır. Melek ve resuller konusunda inancını sadece Kur'an'a dayandıranlarla, Kuran ve sünnete dayandıranlar arasında bir anlayış farkı olmakla beraber "Sadece Kur'an" diyenlerin azlığı nedeniyle bu fark gözardı edilebilir. Kitaplara iman konusunda, Kur'an'a imanda bir bütünlük olmakla birlikte Tevrat, Zebur ve İncil'in tahrifat edildiği iddiası doğrultusunda farklı anlayışlar vardır. Kitaplara iman'da, bu 4 kitabın Allah'tan gönderildiği ama Kur'an dışındakilerin tahrif edildiği inancı genel kanıdır. Dolayısıyla *müslümanlar için Kur'an'ın her ayetinin geçerliliği olmasına rağmen, diğerlerinin Kur'an'a ters olan ayetlerinin tümü tahrif edilmiş sayılarak inanılmamaktadır. Ahiret inancı konusunda ise cennet ve cehennemle ilgili farklı inanışlar mevcuttur. Örneğin Kur'an'da olmamasına rağmen, *imanı olan günahkarların günahlarının cezasını çektikten sonra cennete gireceklerine inanılır. Bu inanış, İslam'da genel kanı olup Kur'an'a terstir. Kur'an günahları sevaplarından fazla olanların ebedi cehennemlik olduğunu bildirir. Kader ve hayırla şerrin Allah'tan olduğu konusunda ise ihtilaflar çoktur. İslam'ın en çok tartışılan ve üzerinde ortak görüşün sağlanamadığı konudur. Genelde kader konusu müslümanlarca anlaşılmaz. Kader konusunun tartışılmasından uzak kalınmaya çalışılır. Bu konuda mezhepler ve akımlar arasında derin ayrılıklar mevcuttur. Görüldüğü gibi iman esaslarında İslam'ın kendi içinde dahi birlik, bütünlük yoktur. Bu konularda birbirlerini tekfir eder, kafirlik ve müşriklikle suçlarlar. Kendi içinde birliği olmayan imanın evrenselliğinden ne derece söz edilebileceğini varın siz düşünün. İman esaslarında evrensellik iddiasında bulunamasa da evrensellik umudu ve özlemi taşınabilir. Nitekim İslam'ın nurunu tamamlayacağına, tüm insanlarca benimsenip kabul göreceğine inanılır. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Kur'an'a göre ibadet esasları İslam'ın şartları olarak bilinir. Bunlar;
1- Kelime-i şahadet getirmek 2- Namaz kılmak 3- Oruç tutmak 4- Hacca gitmek 5- Zekat vermektir. *Bunlardan ik 3'ü her müslümana farz olup, hacca gitmek gücü ve sağlığı olana, zekat ise zenginliği nispetinde farzdır. Bunların tümü de evrensel değildir. Açıklayalım; Kelime-i şahadet'in anlamı; şahitlik ederim ki Allah'tan başka tanrı yoktur. Yine şahitlik ederim ki Muhammed onun kulu ve resulüdür. Birincisi böyle bir şahitliği yapacak şekilde kimsenin elinde bir kanıtı yoktur. Bu sadece bir inançtır. "Şahitlik ederim ki" değil *"İnanırım ki" olmalıydı. Ama Araplardaki adet buydu. Birşeye inandılar mı ona şahadet ederlerdi. İnandırmak isteyen de şahadet beklerdi. İslam öncesinde de putperestler Lat'a, Uzza'ya, Menat'a vs. şahadet ederlerdi. Kelime-i Şahadette bir başka evrensellik dışı olan ise anadilde söylenmesinin kabul görmeyişidir. Arapça söylenmesi şart görüldüğü için de evrenselliğinden söz edilemez. Namaz ve oruç güneşin doğuş ve batışına göre vakitlendirildiği için evrensel değildir. Örneğin Kuzey'e doğru gidildikçe günlerin, gecelerin uzunluğu değişir. Kutuplarda ise 6 ay gündüz, 6 ay gece olduğundan Kur'an'da bildirilen vakitler, bu bölgelerde yaşayanlara uymaz. Bunun yanında namaz konusunda da anadil sorunu vardır. İslam mezhepleri anadilde ibadeti kabul etmez. Kur'an'da da ana dilde ibadet edilebileceğini belirten bir ayet olmadığından evrensellik iddiası geçerli değildir. Hac ise putperestlerden kalma bir tapınak ve asıl amacı bölgeye gelir sağlama olduğundan bunun bir evrensel ibadet şekli olduğunu öne sürmek mümkün değildir. Hacda yapılan ritüellerin putperestliği çağrıştırması da evrensellikten öte tevhid inancına ters düşen bir durumdur. Ayrıca varlıklı olmayanların yapabileceği bir ibadet şekli değildir. Örneğin Brezilya'dan kalkıp ta Arabistan'a hacca gitmek normal düzeyde bir insanın yapabileceği bir ibadet değildir. Zenginler için ya da yakın bölgeler için düzenlenmiş bir ibadet ise evrensel olamaz. Zekat, o dönem için evrensel olabilirdi. Ancak Kur'an'da zekatın ölçüsü belirtilmediğinden hadis desteği ile evrensel olabilir. Günümüzde ise zekatın evrenselliğinden sözedilemez. Çünkü zekatın yerini vergiler almıştır. Vergilerin dışında bir fakire-yoksula-muhtaça yardımın ise bir ölçüsü olamaz. Gönlünden koptuğu şekilde yardım yapılır. Bu tür yardımlar zaten bir insanlık görevidir ve tüm dinlerde olduğu gibi, din dışı olarak da yapılır. Sonuç olarak görüldüğü gibi Kur'an'ın evrenselliği iddiası geçersizdir. Kur'an'da bulunan ve evrensel olan birtakım insani konular ise tüm dinli veya dinsiz toplumlarda geçerlidir. Kur'an hükümlerine göre bir şeriat düzeninin savunulabilmesi için bu hükümlerin evrensel olması gerekirdi. Evrensel olmayan 1400 yıl öncesi hükümlere göre yönetilme isteği ise gericiliktir. |
Re: Şeriat ve Evrensellik
Kur'an'ın evrensel olmadığını kanıtlayan ayetlerden biri de Nisa-59'dur.
Bu ayet, Kur'an'ın Muhammed dönemi bölge insanları için olduğunu açıkça ortaya koyar. Nisa/ 59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. Günümüz müslümanlarının herhangi bir konuda anlaşmazlığa düştüğünde başvuracakları bir peygamberleri olmadığına göre, bu durumda sadece Allah'la yetinecek. İşimiz Allah'a kaldıysa yandık demektir. *:) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:52 . |